Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Sevgi Yıldız
11 theses · Ordu University
Okul müdürlerinin liderlik stilleri ve öğretmenlerin üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkide çeşitli değişkenlerin düzenleyicilik rolü
Bu araştırma, okul müdürlerinin liderlik stillerinin öğretmenlerin üretkenlik karşıtı davranışları ile ilişkisini ve bu ilişkide demografik değişkenlerin düzenleyici rolünü incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ordu ilinde görev yapan 405 öğretmenden elde edilen veriler, SPSS 26.0 ve JAMOVI programları kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), düzenleyicilik analizi ve yol analizi yöntemleri kullanılarak anlamlı farklılıklar ve ilişkiler test edilmiştir. Araştırma bulguları, okul müdürlerine yönelik dönüşümcü liderliğin öğretmenler arasında yüksek algılanmasına karşın, serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik algılarının daha düşük seviyelerde olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerde üretkenlik karşıtı iş davranışları genel olarak düşük düzeyde gözlemlenirken, bazı demografik değişkenlerin bu davranışları etkilediği tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin dönüşümcü liderlik algısı erkek öğretmenlerden anlamlı şekilde yüksek bulunurken, erkek öğretmenlerin serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik algıları daha yüksek seviyede ölçülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, çalma alt boyutunda yüksek lisans mezunu öğretmenlerin lisans mezunlarına kıyasla daha yüksek puan bildirdiği tespit edilmiştir. Okul müdürünün atanma şekline göre yapılan analizlerde, çalma ve geri çekilme alt boyutlarında asaleten atanmış müdürlerin puanlarının vekaleten atanmış müdürlerden anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Okul müdürünün cinsiyeti değişkeni açısından dönüşümcü liderlik kadın müdürler tarafından daha yüksek algılanırken, serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik erkek müdürler tarafından daha yüksek bildirilmiştir. Görev yapılan kademe değişkenine göre, dönüşümcü liderlik algısının ilkokulda görev yapan öğretmenler arasında daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Üretkenlik karşıtı iş davranışları açısından ise, okul öncesi ve ilkokul kademesinde çalışan öğretmenlerin, ortaöğretimde çalışan öğretmenlere kıyasla daha düşük düzeyde kötüye kullanma, çalma ve geri çekilme davranışı sergiledikleri belirlenmiştir. Yol analizi bulgularına göre, dönüşümcü liderliğin doğrudan üretkenlik karşıtı iş davranışlarını azalttığı, serbest bırakıcı liderliğin ise bu tür olumsuz davranışları artırdığı belirlenmiştir. Sürdürümcü liderlik ile üretkenlik karşıtı iş davranışları ilişkisinin ise sınırlı olduğu görülmüştür. Düzenleyicilik analizi sonuçları, dönüşümcü liderliğin çalma alt boyutu üzerindeki etkisinin cinsiyete bağlı olarak değiştiğini ortaya koymuştur. Kadın öğretmenler için dönüşümcü liderlik çalma davranışını anlamlı şekilde azaltırken, erkek öğretmenler için bu etkinin anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Serbest bırakıcı liderliğin erkek öğretmenler için çalma davranışını artırdığı da tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, okul müdürlerinin liderlik stillerinin öğretmenlerin iş davranışlarını şekillendirmede önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
Öğretmenlerin Mesleklerine Yönelik Duyguları ve Öğretmen Duygularının Öğretim Yaklaşımlarına Etkisi
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin mesleklerine yönelik duygularının öğretmenlerin kullandıkları öğretim yaklaşımlarına etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak öğretmenlerin mesleklerine yönelik duyguları belirlenmiş ve bu duygularının cinsiyet, görev yapılan kademe, kıdem, görev yapılan yerleşim birimi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre değişip değişmediği incelenmiştir. Sonraki aşamada öğretmenlerin öğretim yaklaşımlarını kullanma düzeyleri belirlenmiş ve bu yaklaşımları kullanım düzeylerinin öğretmenlerin cinsiyet, kademe, kıdem, görev yapılan yerleşim birimi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Nihai olarak öğretmenlerin mesleklerine yönelik duygularının öğretim yaklaşımlarına etkisi belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Giresun ilinde resmi anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise kurumlarında görev yapmakta olan 300 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler "Öğretim Yaklaşımları Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Mesleklerine Yönelik Duyguları Envanteri"dir. Analiz aşamasında betimsel analizler, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre Türk kültüründe öğretmenlerin mesleklerine yönelik duyguları kaygı, mutluluk, üzüntü, umut, öfke, gurur, sevgi, sabır, sorumluluk, hayal kırıklığı ve utanç olarak belirlenmiştir. Envanterde yer alan kaygı, üzüntü, öfke, hayal kırıklığı ve utanç duyguları kendi aralarında; mutluluk, gurur, umut, sevgi, sabır ve sorumluluk duyguları kendi aralarında pozitif yönde anlamlı ilişkiler oluşturmuştur. Demografik değişkenler açısından, öğretmenlerin mesleklerine yönelik üzüntü, gurur ve sorumluluk duygularında kadın ve erkek öğretmenler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuş, kadın öğretmenlerin ortalama puanın daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Diğer duygular için iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Tüm duygu ölçekleri için öğrenim durumuna göre öğretmenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Farklı kademelerde görev yapan öğretmenler arasında sevgi ve sorumluluk duyguları dışında anlamlı istatistiksel fark bulunamamış; sevgi ve sorumluluk duygularında okul öncesi öğretmenleri ilkokul ve ortaokul öğretmenlerine göre anlamlı derecede daha yüksek düzeyler bildirmişlerdir. Diğer yandan öğretmenlerin hem öğretmen merkezli hem de öğrenci merkezli öğretim yaklaşımlarını yüksek düzeyde kullandıkları belirlenmiştir. Öğretim yaklaşımları düzeylerinde öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumu, kademe değişkenlerine göre anlamlı bir istatistiksel fark bulunamamıştır. Son olarak öğretim yaklaşımları ile kaygı, hayal kırıklığı ve utanç ölçekleri arasında anlamlı ilişki bulunamamış; anlamlı ilişkisi olan duygular ile öğretim yaklaşımları arasında yapısal eşitlik modeli uygulanmıştır. Analiz sonucuna göre mutluluk, sorumluluk, sevgi, üzüntü ve öfke duyguları öğrenci merkezli öğretim boyutuyla; umut, gurur ve sabır duyguları öğretmen ve öğrenci merkezli öğretim boyutlarıyla model oluşturmuştur. Buna göre öğretmenlerin mesleklerine yönelik umut, gurur ve sabır duyguları her iki öğretim yaklaşımını da etkilerken, mutluluk, sorumluluk, sevgi, üzüntü ve öfke duyguları ise öğrenci merkezli öğretim yaklaşımlarını etkilemektedir.
İlkokullarda aile eğitimi uygulamalarının etkililiğine yönelik çok aşamalı bir değerlendirme: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda yürütülen aile eğitimi uygulamalarını; veliler ve eğitimcilerin (eğiticiler, öğretmenler ve okul yöneticileri) görüşleri doğrultusunda bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmektir. Bu kapsamda, mevcut aile eğitimi uygulamaları içerik, uygulama süreci, okullarda aile katılımına etkisi ve genel etkililik düzeyi açısından incelenmiştir. Araştırmada karma yöntem ve çok aşamalı desen bir arada kullanılmış olup, çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, Türkiye genelinde ailelere yönelik yürütülen aile eğitimi programlarının etkililiği; okul yöneticileri, öğretmenler, programlarda görev alan eğiticiler ve bu programlara katılan velilerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. İkinci aşamada, söz konusu aile eğitimlerine katılan veliler, öğretmenler, okul yöneticileri ve eğiticiler aracılığıyla programın uygulanışına, içeriğine, işleyişine ve okul-aile etkileşimine katkısına ilişkin derinlemesine veriler elde edilmiştir. Üçüncü aşamada ise her iki aşamadan elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak analiz edilerek yorumlanmış; uygulamaların güçlü ve gelişime açık yönleri belirlenmiş, geliştirilmesine yönelik somut öneriler sunulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Ordu ilindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan eğitimciler ile bu kurumlarda düzenlenen aile eğitimlerine katılan veliler oluşturmaktadır. Nicel veriler 106 veli ve 112 eğitimciden; nitel veriler ise 10 veli ile 10 eğitimciden elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme araçları kullanılmış; analiz sürecinde betimsel istatistikler ve tümevarımsal analiz yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular; aile eğitimlerine tüm bireylerin katılımının önemli olduğunu, bu eğitimlerin çocukların gelişimini desteklediğini, tanıtım faaliyetlerinin yetersiz kaldığını ve çok amaçlı aile eğitim merkezlerine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, eğitim içeriklerinin güncellenmesi, eğiticilerin özel bir eğitim sürecinden geçirilmesi, materyallerin zamanında ve eksiksiz sağlanması, programların esnek yapıda tasarlanması ve uygulamalı örneklere daha fazla yer verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eğiticiler ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında köprü görevi üstlenecek bir koordinatör ihtiyacı ve eğitimlerin ailelerin okul etkinliklerine katılımını artırıcı etkisi dikkat çekici diğer bulgular arasında yer almıştır. Sonuç olarak, çok aşamalı desen ve karma yöntem yaklaşımıyla yürütülen bu araştırmanın, ilkokul düzeyindeki aile eğitimi uygulamalarını çok boyutlu ve kapsamlı bir şekilde ele alarak mevcut uygulamaların geliştirilmesine katkı sunması ve bu yönüyle alanyazına özgün bir katkı sağlaması beklenmektedir.
Denetleyen ve denetlenen gözüyle ders denetimi: Okul müdürleri ve öğretmenlerin değerlendirme ve görüş farklılıkları
Bu araştırmada, okul müdürleri ile öğretmenlerin ders denetimine ilişkin algı ve beklentilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, ders denetimlerinin gerekliliği, odaklandığı boyutlar, işlevi, denetimi gerçekleştiren kişilere yönelik tercih ve yeterlik algıları, denetimlerin sıklığı, kullanılan denetim teknikleri, sürecin sınırlılıkları ve denetimlerin öğretmenlerin mesleki gelişimine katkısı gibi boyutları kapsamaktadır. Araştırma, nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı betimsel bir desenle yürütülmüştür. Nicel veriler, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı kamu okullarında görev yapan 50 okul müdürü ve 133 öğretmenden elde edilen anketlerle toplanmış; bulgular betimsel istatistikler ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise 8 öğretmen ve 8 okul müdürleriyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiş ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bulgular, hem öğretmenlerin (%70) hem de okul müdürlerinin (%82) çoğunluğunun ders denetimlerini gerekli gördüğünü, ancak mevcut denetimlerin odağına ilişkin algıların önemli ölçüde farklılaştığını göstermektedir. Okul müdürleri denetimi ağırlıklı olarak rehberlik temelli bir süreç olarak tanımlarken, öğretmenler büyük oranda denetimi kontrol odaklı ve baskı unsuru taşıyan bir uygulama olarak görmektedir. Hem müdürler hem öğretmenler ideal ders denetimlerinin odağında "rehberlik" ve "personeli geliştirme" boyutlarının yer alması gerektiği konusunda büyük ölçüde uzlaşmakta; buna karşın mevcut uygulamaların bu idealden uzak, daha çok biçimsel ve evrak ağırlıklı yürütüldüğünü ifade etmektedir. Araştırma sonuçları, ders denetimini kimin yapması gerektiği konusunda da farklılaşan algılar olduğunu ortaya koymaktadır. Okul müdürleri denetimi kendi görev ve sorumluluk alanlarının doğal bir parçası olarak görürken; öğretmenler daha çok özdenetim, branş bazlı denetim ve alan uzmanlarının sürece dâhil olduğu modelleri tercih etmektedir. Okul müdürleri kendi denetim yeterliklerine ilişkin algılarında görece iyimser bir tutum sergilerken, öğretmenler müdürleri branş bilgisi, nesnellik ve rehberlik yeterlikleri açısından çoğunlukla yetersiz bulmaktadır. Öğretmenlerin önemli bir kısmı ders denetim sürecini stresli, sınırlı ölçüde geliştirici ve çoğu zaman mesleki gelişime katkı sağlamayan bir süreç olarak değerlendirmektedir. Genel olarak bulgular, Türkiye'de ders denetimi uygulamalarında mevcut durum ile ideal olarak arzu edilen rehberlik ve gelişim temelli model arasında belirgin bir uçurum bulunduğunu göstermektedir. Çalışma, denetim süreçlerinde standartların netleştirilmesi, denetleyicilere yönelik hizmet içi eğitimlerin güçlendirilmesi, branş temelli ve geri bildirim odaklı denetim modellerinin geliştirilmesi ve öğretmenlerin mesleki gelişimini önceleyen daha katılımcı denetim yaklaşımlarına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.
Öğretmenlerin iş yaşam kalitelerine yönelik ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin iş yaşam kalitelerini belirlemeye yönelik Türk kültürüne ve öğretmenlik mesleğinin özgün yapısına uygun, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırma, ölçek geliştirme yaklaşımı çerçevesinde karma yöntem kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın birinci aşamasında, öğretmenlerin iş yaşam kalitesine ilişkin algılarını ortaya koymak amacıyla 20 öğretmenle çevrim içi senaryo çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nitel veriler betimsel analizle çözümlenmiş ve öğretmen görüşlerinin örgütsel, mesleki ve kişisel unsurlar olmak üzere üç ana tema altında toplandığı belirlenmiştir. İkinci aşamada, iş yaşam kalitesine ilişkin algıların derinlemesine incelenmesi amacıyla 10 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme bulguları, örgütsel süreçlerin (yönetici desteği, iletişim, fiziki koşullar ve stres) öğretmenlerin iş yaşam kalitesini belirlemede merkezi bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Üçüncü aşamada, nitel bulgular ve alanyazın doğrultusunda 97 maddelik bir madde havuzu oluşturulmuş; uzman görüşleri ve önem sıralaması çalışmaları sonucunda ölçek 62 maddelik hâle getirilmiştir. Dördüncü aşamada ölçeğin yapı geçerliğini incelemek amacıyla Açımlayıcı Faktör Analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda geliştirilen Öğretmen İş Yaşam Kalitesi Ölçeği, öğretmenlerin iş yaşamına ilişkin algılarını örgütsel ve yönetsel deneyimler odağında bütüncül biçimde ölçebilen, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak ortaya koyulmuştur. Ölçeğin, öğretmenlerin iş yaşam kalitesine yönelik akademik araştırmalarda ve uygulamaya dönük çalışmalarda kullanılabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmektedir.
Öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşlerine göre öğretmen rotasyonu
Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ile ortaöğretim kademelerinde görev yapan öğretmen ve okul yöneticilerinin öğretmen rotasyonu ile ilgili görüşlerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırmada katılımcıların duygu ve düşünceleri olduğu gibi yansıtılmaya çalışıldığından nitel araştırma yöntemi ve temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Ordu il millî eğitim müdürlüğüne bağlı resmî bağımsız anaokulu, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kademelerindeki okullarda görev yapan, her kademeden üç öğretmen ve üç yönetici olacak şekilde amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitleme örneklemesiyle belirlenmiş 12 öğretmen ve 12 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu aracılığıyla, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiş ve beş tema olacak şekilde kategorileştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre öğretmen ve okul yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu aynı okulda beş yıl ve daha fazla süre çalışmayı uzun süreli bir çalışma olarak nitelendirilebileceğini, bu nedenle öğretmenlere yönelik getirilmesi planlanan öğretmen rotasyon uygulamasına mevcut düzenlerinin bozulmasına neden olmayacak şekilde rotasyon bölgesi oluşturularak ilçe içerisinde ya da yakın ilçelerde olacak şekilde yapılması halinde olumlu baktıklarını, rotasyonun sadece hizmet puanına dayanarak yapılmasının adaletsizliklere yol açabileceğini, dolayısıyla akademik, mesleki ve sosyal faaliyetler vb. gibi herkes tarafından kabul görülebilecek kriterlerin dikkate alınıp hizmet puanına eklenerek bir "rotasyon puanı" hesaplamasının gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar çerçevesinde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlere yönelik uygulanması planlanan öğretmen rotasyonu ile ilgili öğretmenlerinde fikirleri alınarak mevcut yönetmelikte gerekli düzenlemelerin yapılması ve adil, şeffaf ve liyakatli bir rotasyon uygulamasının planlanması önerilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı ödül sistemine ilişkin taşra teşkilatı çalışanlarının görüşleri
Ödüllendirme, diğer örgütlerde olduğu gibi eğitim örgütlerinde de çalışanların motivasyonu, verimlilik ve başarı açısından kritik bir öneme sahiptir. Millî Eğitim Bakanlığı ödül sistemi, başarı belgesi, üstün başarı belgesi ve ödül (maaş ödülü) olmak üzere üç aşamalı bir süreçten oluşmaktadır. Bu araştırmayla Millî Eğitim Bakanlığı taşra teşkilatı çalışanlarından öğretmenlerin, okul müdürlerinin, şube müdürlerinin ve ilçe milli eğitim müdürlerinin mevcut ödül sistemi hakkındaki görüşlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden temel nitel araştırma deseniyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Ordu İlinde görev yapmakta olan altı öğretmen, altı okul müdürü, beş şube müdürü ile üç ilçe milli eğitim müdürü olmak üzere toplamda 20 katılımcı oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu aracılığıyla, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan eğitimciler amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemine uygun olarak belirlenmiş ve veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırmada, Millî Eğitim Bakanlığı ödüllendirme sisteminin çalışanların motivasyonunu olumlu yönde etkilediği, değerlendirmelerin adaletli olduğu ile ilgili yöneticiler ve öğretmenler arasında görüş farklılıkları bulunduğu, alınan belgelerin hak ederek alınmış olması kaydı ile çeşitli durumlarda ek puan getirisinin olması gerektiği belirlenmiştir. Mevcut ödül sisteminin yöneticiler tarafından amacına uygun bulunurken öğretmenler tarafından amacına uygun bulunmadığı, personellerin başarı belgesinin objektif kriterlere göre verilmediğini düşündüğü, başarı belgesi verilmesinde okul ya da ilçe yönetiminin etkisinin arttırılmasının daha uygun olduğu, başarı belgesi ve ödülde farklı il ve ilçeler arasında farklı uygulamaların olduğu ve bu duruma standart getirilmesi gerektiği bulunmuştur. Ayrıca ödülün herhangi bir kotaya tabi tutulmadan hak edenlere verilmesi ve ödenen miktarın günümüz koşullarına uygun hale getirilmesi gerektiği, değerlendirme ve puanlamaların objektif, şeffaf ve konunun uzmanlarından oluşan komisyonlar vasıtasıyla yapılması gerektiği, ödüllerin çeşitlendirilebileceği, maddi ödüllerin yanında manevi ödüllerinde verilmesi gerektiği, aynı kişilere verilmesinin önüne geçilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçta, ödül sisteminin amacına ve Millî Eğitim Bakanlığı personeline uygun hale getirilmesi, sürecin objektif, adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesiyle ilgili karşılaşılan olumsuzluklara yönelik çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
Okul müdürlerinin liderlik stilleri ve öğretmenlerin üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkide çeşitli değişkenlerin düzenleyicilik rolü
Bu araştırma, okul müdürlerinin liderlik stillerinin öğretmenlerin üretkenlik karşıtı davranışları ile ilişkisini ve bu ilişkide demografik değişkenlerin düzenleyici rolünü incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ordu ilinde görev yapan 405 öğretmenden elde edilen veriler, SPSS 26.0 ve JAMOVI programları kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, betimsel istatistikler, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), düzenleyicilik analizi ve yol analizi yöntemleri kullanılarak anlamlı farklılıklar ve ilişkiler test edilmiştir. Araştırma bulguları, okul müdürlerine yönelik dönüşümcü liderliğin öğretmenler arasında yüksek algılanmasına karşın, serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik algılarının daha düşük seviyelerde olduğunu göstermektedir. Öğretmenlerde üretkenlik karşıtı iş davranışları genel olarak düşük düzeyde gözlemlenirken, bazı demografik değişkenlerin bu davranışları etkilediği tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin dönüşümcü liderlik algısı erkek öğretmenlerden anlamlı şekilde yüksek bulunurken, erkek öğretmenlerin serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik algıları daha yüksek seviyede ölçülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, çalma alt boyutunda yüksek lisans mezunu öğretmenlerin lisans mezunlarına kıyasla daha yüksek puan bildirdiği tespit edilmiştir. Okul müdürünün atanma şekline göre yapılan analizlerde, çalma ve geri çekilme alt boyutlarında asaleten atanmış müdürlerin puanlarının vekaleten atanmış müdürlerden anlamlı şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Okul müdürünün cinsiyeti değişkeni açısından dönüşümcü liderlik kadın müdürler tarafından daha yüksek algılanırken, serbest bırakıcı ve sürdürümcü liderlik erkek müdürler tarafından daha yüksek bildirilmiştir. Görev yapılan kademe değişkenine göre, dönüşümcü liderlik algısının ilkokulda görev yapan öğretmenler arasında daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Üretkenlik karşıtı iş davranışları açısından ise, okul öncesi ve ilkokul kademesinde çalışan öğretmenlerin, ortaöğretimde çalışan öğretmenlere kıyasla daha düşük düzeyde kötüye kullanma, çalma ve geri çekilme davranışı sergiledikleri belirlenmiştir. Yol analizi bulgularına göre, dönüşümcü liderliğin doğrudan üretkenlik karşıtı iş davranışlarını azalttığı, serbest bırakıcı liderliğin ise bu tür olumsuz davranışları artırdığı belirlenmiştir. Sürdürümcü liderlik ile üretkenlik karşıtı iş davranışları ilişkisinin ise sınırlı olduğu görülmüştür. Düzenleyicilik analizi sonuçları, dönüşümcü liderliğin çalma alt boyutu üzerindeki etkisinin cinsiyete bağlı olarak değiştiğini ortaya koymuştur. Kadın öğretmenler için dönüşümcü liderlik çalma davranışını anlamlı şekilde azaltırken, erkek öğretmenler için bu etkinin anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Serbest bırakıcı liderliğin erkek öğretmenler için çalma davranışını artırdığı da tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, okul müdürlerinin liderlik stillerinin öğretmenlerin iş davranışlarını şekillendirmede önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
Denetleyen ve denetlenen gözüyle ders denetimi: Okul müdürleri ve öğretmenlerin değerlendirme ve görüş farklılıkları
Bu araştırmada, okul müdürleri ile öğretmenlerin ders denetimine ilişkin algı ve beklentilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, ders denetimlerinin gerekliliği, odaklandığı boyutlar, işlevi, denetimi gerçekleştiren kişilere yönelik tercih ve yeterlik algıları, denetimlerin sıklığı, kullanılan denetim teknikleri, sürecin sınırlılıkları ve denetimlerin öğretmenlerin mesleki gelişimine katkısı gibi boyutları kapsamaktadır. Araştırma, nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı betimsel bir desenle yürütülmüştür. Nicel veriler, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı kamu okullarında görev yapan 50 okul müdürü ve 133 öğretmenden elde edilen anketlerle toplanmış; bulgular betimsel istatistikler ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise 8 öğretmen ve 8 okul müdürleriyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla elde edilmiş ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bulgular, hem öğretmenlerin (%70) hem de okul müdürlerinin (%82) çoğunluğunun ders denetimlerini gerekli gördüğünü, ancak mevcut denetimlerin odağına ilişkin algıların önemli ölçüde farklılaştığını göstermektedir. Okul müdürleri denetimi ağırlıklı olarak rehberlik temelli bir süreç olarak tanımlarken, öğretmenler büyük oranda denetimi kontrol odaklı ve baskı unsuru taşıyan bir uygulama olarak görmektedir. Hem müdürler hem öğretmenler ideal ders denetimlerinin odağında "rehberlik" ve "personeli geliştirme" boyutlarının yer alması gerektiği konusunda büyük ölçüde uzlaşmakta; buna karşın mevcut uygulamaların bu idealden uzak, daha çok biçimsel ve evrak ağırlıklı yürütüldüğünü ifade etmektedir. Araştırma sonuçları, ders denetimini kimin yapması gerektiği konusunda da farklılaşan algılar olduğunu ortaya koymaktadır. Okul müdürleri denetimi kendi görev ve sorumluluk alanlarının doğal bir parçası olarak görürken; öğretmenler daha çok özdenetim, branş bazlı denetim ve alan uzmanlarının sürece dâhil olduğu modelleri tercih etmektedir. Okul müdürleri kendi denetim yeterliklerine ilişkin algılarında görece iyimser bir tutum sergilerken, öğretmenler müdürleri branş bilgisi, nesnellik ve rehberlik yeterlikleri açısından çoğunlukla yetersiz bulmaktadır. Öğretmenlerin önemli bir kısmı ders denetim sürecini stresli, sınırlı ölçüde geliştirici ve çoğu zaman mesleki gelişime katkı sağlamayan bir süreç olarak değerlendirmektedir. Genel olarak bulgular, Türkiye'de ders denetimi uygulamalarında mevcut durum ile ideal olarak arzu edilen rehberlik ve gelişim temelli model arasında belirgin bir uçurum bulunduğunu göstermektedir. Çalışma, denetim süreçlerinde standartların netleştirilmesi, denetleyicilere yönelik hizmet içi eğitimlerin güçlendirilmesi, branş temelli ve geri bildirim odaklı denetim modellerinin geliştirilmesi ve öğretmenlerin mesleki gelişimini önceleyen daha katılımcı denetim yaklaşımlarına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.
İlkokullarda aile eğitimi uygulamalarının etkililiğine yönelik çok aşamalı bir değerlendirme: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda yürütülen aile eğitimi uygulamalarını; veliler ve eğitimcilerin (eğiticiler, öğretmenler ve okul yöneticileri) görüşleri doğrultusunda bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmektir. Bu kapsamda, mevcut aile eğitimi uygulamaları içerik, uygulama süreci, okullarda aile katılımına etkisi ve genel etkililik düzeyi açısından incelenmiştir. Araştırmada karma yöntem ve çok aşamalı desen bir arada kullanılmış olup, çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, Türkiye genelinde ailelere yönelik yürütülen aile eğitimi programlarının etkililiği; okul yöneticileri, öğretmenler, programlarda görev alan eğiticiler ve bu programlara katılan velilerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. İkinci aşamada, söz konusu aile eğitimlerine katılan veliler, öğretmenler, okul yöneticileri ve eğiticiler aracılığıyla programın uygulanışına, içeriğine, işleyişine ve okul-aile etkileşimine katkısına ilişkin derinlemesine veriler elde edilmiştir. Üçüncü aşamada ise her iki aşamadan elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak analiz edilerek yorumlanmış; uygulamaların güçlü ve gelişime açık yönleri belirlenmiş, geliştirilmesine yönelik somut öneriler sunulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Ordu ilindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan eğitimciler ile bu kurumlarda düzenlenen aile eğitimlerine katılan veliler oluşturmaktadır. Nicel veriler 106 veli ve 112 eğitimciden; nitel veriler ise 10 veli ile 10 eğitimciden elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme araçları kullanılmış; analiz sürecinde betimsel istatistikler ve tümevarımsal analiz yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular; aile eğitimlerine tüm bireylerin katılımının önemli olduğunu, bu eğitimlerin çocukların gelişimini desteklediğini, tanıtım faaliyetlerinin yetersiz kaldığını ve çok amaçlı aile eğitim merkezlerine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, eğitim içeriklerinin güncellenmesi, eğiticilerin özel bir eğitim sürecinden geçirilmesi, materyallerin zamanında ve eksiksiz sağlanması, programların esnek yapıda tasarlanması ve uygulamalı örneklere daha fazla yer verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eğiticiler ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında köprü görevi üstlenecek bir koordinatör ihtiyacı ve eğitimlerin ailelerin okul etkinliklerine katılımını artırıcı etkisi dikkat çekici diğer bulgular arasında yer almıştır. Sonuç olarak, çok aşamalı desen ve karma yöntem yaklaşımıyla yürütülen bu araştırmanın, ilkokul düzeyindeki aile eğitimi uygulamalarını çok boyutlu ve kapsamlı bir şekilde ele alarak mevcut uygulamaların geliştirilmesine katkı sunması ve bu yönüyle alanyazına özgün bir katkı sağlaması beklenmektedir.
Öğretmenlerin Mesleklerine Yönelik Duyguları ve Öğretmen Duygularının Öğretim Yaklaşımlarına Etkisi
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin mesleklerine yönelik duygularının öğretmenlerin kullandıkları öğretim yaklaşımlarına etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak öğretmenlerin mesleklerine yönelik duyguları belirlenmiş ve bu duygularının cinsiyet, görev yapılan kademe, kıdem, görev yapılan yerleşim birimi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre değişip değişmediği incelenmiştir. Sonraki aşamada öğretmenlerin öğretim yaklaşımlarını kullanma düzeyleri belirlenmiş ve bu yaklaşımları kullanım düzeylerinin öğretmenlerin cinsiyet, kademe, kıdem, görev yapılan yerleşim birimi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Nihai olarak öğretmenlerin mesleklerine yönelik duygularının öğretim yaklaşımlarına etkisi belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Giresun ilinde resmi anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise kurumlarında görev yapmakta olan 300 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler "Öğretim Yaklaşımları Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Mesleklerine Yönelik Duyguları Envanteri"dir. Analiz aşamasında betimsel analizler, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre Türk kültüründe öğretmenlerin mesleklerine yönelik duyguları kaygı, mutluluk, üzüntü, umut, öfke, gurur, sevgi, sabır, sorumluluk, hayal kırıklığı ve utanç olarak belirlenmiştir. Envanterde yer alan kaygı, üzüntü, öfke, hayal kırıklığı ve utanç duyguları kendi aralarında; mutluluk, gurur, umut, sevgi, sabır ve sorumluluk duyguları kendi aralarında pozitif yönde anlamlı ilişkiler oluşturmuştur. Demografik değişkenler açısından, öğretmenlerin mesleklerine yönelik üzüntü, gurur ve sorumluluk duygularında kadın ve erkek öğretmenler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuş, kadın öğretmenlerin ortalama puanın daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Diğer duygular için iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Tüm duygu ölçekleri için öğrenim durumuna göre öğretmenler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Farklı kademelerde görev yapan öğretmenler arasında sevgi ve sorumluluk duyguları dışında anlamlı istatistiksel fark bulunamamış; sevgi ve sorumluluk duygularında okul öncesi öğretmenleri ilkokul ve ortaokul öğretmenlerine göre anlamlı derecede daha yüksek düzeyler bildirmişlerdir. Diğer yandan öğretmenlerin hem öğretmen merkezli hem de öğrenci merkezli öğretim yaklaşımlarını yüksek düzeyde kullandıkları belirlenmiştir. Öğretim yaklaşımları düzeylerinde öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumu, kademe değişkenlerine göre anlamlı bir istatistiksel fark bulunamamıştır. Son olarak öğretim yaklaşımları ile kaygı, hayal kırıklığı ve utanç ölçekleri arasında anlamlı ilişki bulunamamış; anlamlı ilişkisi olan duygular ile öğretim yaklaşımları arasında yapısal eşitlik modeli uygulanmıştır. Analiz sonucuna göre mutluluk, sorumluluk, sevgi, üzüntü ve öfke duyguları öğrenci merkezli öğretim boyutuyla; umut, gurur ve sabır duyguları öğretmen ve öğrenci merkezli öğretim boyutlarıyla model oluşturmuştur. Buna göre öğretmenlerin mesleklerine yönelik umut, gurur ve sabır duyguları her iki öğretim yaklaşımını da etkilerken, mutluluk, sorumluluk, sevgi, üzüntü ve öfke duyguları ise öğrenci merkezli öğretim yaklaşımlarını etkilemektedir.