Theses supervised by Prof. Dr. Ali Erdoğan

11 theses · Akdeniz University

DoctorateOpen AccessTR

Antalya/Boğazkent mahmuzlu kızkuşu (Vanellus spinosus L. 1758) populasyonunun göç fenolojisi ve kuluçka biyolojisi üzerine araştırmalar

Bu tez kapsamında Antalya/Boğazkent Mahmuzlu Kızkuşu populasyonunun göç fenolojisi ve kuluçka biyolojisi incelenmiştir. Bu doğrultuda; türün göç takvimi, alandaki birey sayısı, yuva sayısı, bırakılan yumurta sayısı, uçurulan yavru sayısı belirlenmiştir. Yuvaların koordinatları alınarak haritalara işlenmiştir. Yumurta ve yavrulara ait morfometrik ölçümler alınmıştır. Ergin bireyler tel kapanlarla yakalanmış, metal ve renkli halkalarla halkalanmıştır. Alanda türün üreme başarısını etkileyen faktörler tespit edilmiştir.Çalışma kapsamında, türe ait bireylerin Mart ayının ilk haftasında alana geldiği ve ekim ortalarında alandan ayrıldıkları tespit edilmiştir. 2010'da 60, 2011'de 72 birey alanda tespit edilmiş ve bu bireylerden 2010'da 13, 2011'de ise 22 olmak üzere toplam 35 bireye halka takılmıştır. 2010'da 27, 2011'de ise 2'si 2. kuluçka olmak üzere toplam 38 yuva tespit edilmiştir. 2010'da toplam 93 yumurta bırakılmış ve 43 yavru uçurulmuş, 2011'de ise toplam 130 yumurta bırakılmış ve 54 yavru uçurulmuştur. Türün üreme başarısı, açılan yumurta sayısına göre 2010'da %58.1, 2011'de %62.3, uçan yavru sayısına göre 2010'da %79.6, 2011'de %66.7 ve juvenil yavru sayısına göre 2010'da % 44.2 ve 2011'de % 42.6'tür.Bölge'de türün üreme başarısını etkileyen pek çok faktör tespit edilmiştir. Türün doğal predatörü olan karga (Corvus corone), tilki (Vulpes vulpes) gibi türlerin yanı sıra alanda yoğun olan köpekler yumurta ve yavruların zarar görmesine ve yuva terklerine neden olarak, üreme başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. Aynı zamanda üreme alanlarının insanlar tarafından işgal edilmesi, yapılaşma, tarla sürülmesi ve sulanması gibi faaliyetler üreme başarısının olumsuz yönde etkilemektedir.Türkiye'de Mahmuzlu Kızkuşu ile ilgili yapılmış çalışmalar oldukça sınırlıdır. Ülkemizde türü ele alarak yapılmış herhangi bir tez çalışması bulunmamaktadır. Gerçekleştirilen bu çalışmayla ülkemizdeki konuyla ilgili boşluk doldurulmaya çalışılmıştır.

Leyla Özkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya Boğazkent'te kuyrukkakan türlerinin (Oenanthe spp.) konaklama ekolojisi ve göç stratejilerinin araştırılması

Türkiye'de ötücü kuşlar ve göç hareketleri ile ilgili çalışmalar son yıllarda artmaya başlamıştır. Türkiye üç kıtayı birleştiren coğrafi konumu ve iki önemli göç yolunun üzerinden geçmesi nedeniyle kuş göçü açısından son derece önemli olmasına karşın türlerin konaklama ekolojileri ile ilgili sınırlı bilgiler mevcuttur. Dünyada da gerek göç davranışlarının anlaşılması gerekse alanların koruma statülerinin belirlenmesi amacıyla göçmen türlerin konaklama ekolojilerinin araştırılmasına yönelik çalışmalar her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma, Kuyrukkakan (Oenanthe spp.) türlerinin konaklama ekolojileri ve göç stratejilerini araştırmak amacıyla 2009 ve 2010 yılları ilkbahar (Mart-Mayıs) ve sonbahar (Ağustos- Ekim) dönemlerinde Boğazkent'te (Serik/ Antalya) gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kuşların yakalanmasında kapanlar kullanılmış, yakalanan kuşlar aluminyum ve renkli plastik halkalarla halkalanmış, konaklama sürelerinin ve ağırlık değişimlerinin tespit edilebilmesi amacıyla doğal ortamda terazi üzerine bir kefe içinde canlı Unkurdu (Tenebrio molitor) larvaları kullanılarak kuşların tekrar yakalanmasına gerek kalmaksızın ağırlık değişimleri kaydedilmiştir. Yakalanan kuşların kanat ve el uçma tüy uzunlukları ölçülmüş, ağırlıkları tartılmış ve yağ-kas miktarları belirlendikten sonra serbest bırakılmıştır. Araştırmada Kuyrukkakan türlerinden Kuyrukkakan (Oenanthe oenanthe), boz kuyrukkakan (O. isabellina), Karakulaklı kuyrukkakan (O. melanoleuca), Çöl kuyrukkakanı (O. deserti) ve Aksırtlı kuyrukkakan (O. finschii) gözlenmiş ve yakalanmıştır. Bunlardan kuyrukkakan, Boz kuyrukkakan ve Karakulaklı kuyrukkakan türlerinin ilkbahar ve sonbahar göç fenolojileri hesaplanmıştır. Buna göre, kuyrukkakanlar Mart başlarında bölgeye gelmeye başlayarak Nisan sonunda ilkbahar, eylül başlarında bölgeye gelmeye başlayarak Ekim sonunda sonbahar göç hareketlerini bölgede tamamlamaktadır. Aynı türlerin 2009 ve 2010 yılları konaklama süreleri ve ortalamaları hesaplanmıştır. İlkbaharda Kuyrukkakan ort 1.80 gün, Boz kuyrukkakan ort 2.31 gün ve Karakulaklı kuyrukkakan ort 2.14 gün konaklamış ve Kuyrukkakan ort 0.040, Boz kuyrukkakan ort 0.025 ve Karakulaklı kuyrukkakan ort 0.031 yakıt yükü artışı olmuştur. Sonbaharda ise Kuyrukkakan ort 3.88 gün, Boz kuyrukkakan ort 4.67 gün ve Karakulaklı kuyrukkakan ort 2.56 gün konaklamış ve Kuyrukkakan ort 0.071, Boz kuyrukkakan ort 0.079 ve Karakulaklı kuyrukkakan ort 0.03 yakıt yükü artışı olmuştur. Çalışmada ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde konaklama süreleri ve yakıt yükü artışları açısından türler arası önemli bir farklılık olmamasına karşın, ilkbahardaki konaklama süreleri ve yakıt yükü ile sonbahar dönemindeki konaklama süreleri ve yakıt yükü arasında farklılık vardır. Bu nedenle, Türkiye'de öncelikle Akdeniz kıyı şeridinde yer alan ve kuşlar için beslenme ve konaklama alanları ile diğer bölgelerde yer alan ve yine başta göçmen kuşların göç dönemlerinde yoğun olarak kullandıkları önemli sulak alanların büyük hassasiyetle korunması gerekmektedir.ANAHTAR KELİMELER: Ekoloji, göç, konaklama, kuyrukkakan, Oenanthe spp.

Hakan Karaardıç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya/Boğazkent'te acrocephalus cinsine ait kuş türlerinin göç fenolojilerinin araştırılması

Türkiye önemli kuş göç yollarının geçtiği bir bölge olmasına karşın göç hareketleri ile ilgili yapılan çalışmalar son derece sınırlıdır. Türkiye?de halkalama çalışmalarının yaygınlaşmasıyla birlikte son yıllarda ötücü kuş türlerinin göçleriyle ilgili akademik çalışmalar ve farklı araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, Acrocephalus cinsine ait dört farklı kuş türünün, Antalya/Boğazkent?teki 2011 yılı sonbahar (15 Ağustos-8 Ekim) ve 2012 ilkbahar (15 Mart-19 Nisan) dönemlerindeki göç hareketleri araştırılmıştır. Araştırmada kuşların yakalanmasında Japon (sis) ağları kullanılmış, yakalanan kuşlar bacak kalınlıklarına göre uygun alüminyum halkalarla halkalanmış; kanat uzunluğu, 3. el uçma tüyü uzunluğu ölçümünde metal cetvel, ağırlık tartımında 0,1 gr hassasiyette Tangent marka elektronik terazi kullanılmıştır, yağ ve kas miktarı da belirlenen kuşlar daha sonra doğaya serbest bırakılmışlardır. Araştırmada, Acrocephalus cinsine ait Büyük kamışçın (Acrocephalus arundinaceus), Çalı kamışçını (A. palustris), Kındıra kamışçını (A. schoenobaenus), Saz kamışçını (A. scirpaceus) türleri yakalanıp halkalanmıştır. Türlerin sonbahar ve ilkbahar göç zamanları belirlenmiş, tür içi eşeysel farklılıkları olup olmadığını belirlemek amacıyla morfometrik ölçümler de (kanat uzunluğu ve 3. el uçma tüyü uzunluğu) alınmış, ağırlık, yağ ve kas durumları ile birlikte göç takvimleri belirlenmiştir. Buna göre; Büyük kamışçın ve Saz kamışçınının Ağustos sonu sonbahar göçlerine başlayıp, Büyük kamışçın Eylül ortasında göçünü sonlandırırken Saz kamışçınının Eylül sonunda göçünü sonlandırdığı tespit edilmiş, Kındıra kamışçınının Ağustos sonu ve Çalı kamışçınının ise Eylül başı göçüne başlayıp, her iki türün de Eylül sonu göçünü sonlandırdığı bulunmuştur. İlkbahar göçünde ise Büyük kamışçın Nisan ayı başında göçüne başlarken Saz kamışçını Mart ayı sonuna doğru başlamakta olup her iki tür Nisan ayı ortalarında göçünü tamamlamaktadır. Ayrıca Büyük kamışçın ve Saz kamışçınında sonbahar ve ilkbahar göç döneminde ağırlıkları bakımından istatistiksel anlamda farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Sonbahar döneminde halkalanan bireylerin ağırlık, yağ ve kas durumlarının ilkbahara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Çalışma süresince Acrocephalus cinsine ait türlerle birlikte toplamda 35 farklı türden 627 bireye `Turkey? halkası takılmıştır.

Hatice Öznur Solak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay, Belen boğazı'nda bulunan belen rüzgar enerjisi santralinin süzülerek göç eden kuşlara etkileri

Türkiye, Palearktiğin en önemli göç yollarından birisi olarak sonbahar göç dönemlerinde hem Kafkasya‟dan, hem de Avrupa‟dan Afrika‟ya; ilkbahar göç dönemlerinde ise tam tersi istikamette göç eden binlerce kuĢun kullandığı birçok geçide sahiptir. Bunlardan birisi de Hatay‟da bulunan Belen Geçidi‟dir. Belen Geçidi yapı olarak kuĢlar için bir dar boğaz olup 2010‟dan beri Rüzgar Enerji Santralleri‟ne (RES) ev sahipliği yapmaktadır. Bu çalıĢmada Belen RES‟in, Belen Geçidi‟ni kullanan ve süzülerek uçan kuĢlara genel etkileri "Habitat Kaybı", "Rahatsızlık", "Bariyer Etkisi" ve "ÇarpıĢma Sonucu Ölüm" baĢlıkları üzerinden değerlendirilmiĢtir. Sonuçlar göstermektedir ki, bölgeyi uzun süreli kullanan türlerin 2010-2012 yılları arasında sayıları düĢmüĢ, RES sahasında uzaklaĢtıkları görülmüĢtür. Ancak, bu durum 2013‟te değiĢerek sayı tekrar yükselmeye baĢlamıĢtır. Yine, Belen RES sahasının bölgedeki konumu gereği 2011 ve 2012 yıllarında bölgeyi transit geçiĢlerde kullanan kuĢları çevredeki geçiĢ rotalarına doğru sıkıĢtırmıĢtır. Belen RES sahası kuĢlarca yoğun Ģekilde kullanılan bir bölgede olmasına rağmen hiçbir ölüm vakasına rastlanmamıĢtır.

Özgür Can Sönmez
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ve Midilli Adası'ndaki Anadolu sıvacısı (Sitta krueperi) populasyonunun çeşitliliği, yayılışı ve habitat seçiminin belirlenmesi

Bu çalışma, Anadolu sıvacısının populasyon çeşitliliğinin, güncel yayılışının ve habitat tercihininin belirlenmesi amacıyla 2005 ? 2007 yılları arasında Türkiye ve Yunanistan'ın Midilli ile Sakız Adalarında 20.980 km yol kat edilerek, ibreli ormanlarda belirlenen 1465 sayım noktasında ve Hatay, Aladağlar, Antalya, Kazdağları, Kartalkaya, Şavşat ve Midilli Adası olmak üzere 7 pilot yakalama alanında gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmalarında, yoğunluk, habitat, morfometrik ve yol kayıt formları doldurulmuş ve elde edilen veriler daha sonra geliştirilen Anadolu sıvacısı Veri Tabanı Programına (ASVT) aktarılmıştır. Arazi çalışmalarının gerçekleştirildiği tüm yollar ve noktalar Uydu Konumlama Sistemleri (GPS) ile kaydedildikten sonra Coğrafi Bilgi Sisteminde (CBS) değerlendirilmek üzere bilgisayar programına aktarılmıştır. ASVT'deki tüm kayıtlar CBS programı ile ilişkilendirilmiş ve kayıtlara ilişkin sorgular, yayılım haritaları ve analizler CBS programı üzerinden yapılmıştır.Aladağlar, Antalya, Kazdağları ve Kartalkaya pilot bölgelerinden yakalanan 65 örnek vücut özellikleri değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda; türün vücut kütlesi 13,23±0,1 g, kanat uzunluğu 75,22±0,22 mm, 8. el uçma telek uzunluğu 57,79±0,20 mm, kuyruk uzunluğu 37,73±0,21 mm, gaga uzunluğu 17,61±0,11 mm, gaga eni 4,59±0,04 mm, gaga yüksekliği 3,86±0,02 mm, Burun-alın siyahlığı 14,01±0,3 mm, alula uzunluğu 18,85±0,21 mm ve tarsometatarsusu 19,00±0,09 mm olarak tespit edilmiştir.Kanadın en dışında yer alan 10. el uçma teleği en kısa uçma teleği (18,75±0,24 mm) olup, en uzun uçma teleği ise 6. el uçma teleği (59,98±0,25 mm)'dir. Arka tırnak 6,51±0,05 mm ile en uzun tırnak, içte kalan sağ tırnak ise 3,76±0,05 mm ile en kısa tırnak olarak tespit edilmiştir. Beşinci kuyruk teleği en uzun (38,53±0,55 mm), 1. kuyruk teleği (36,29±0,39 mm) ise en kısa olarak bulunmuştur. Onuncu el uçma teleği ile 3. ve 2. el uçma telekleri haricindeki el uçma telekleri arasında pozitif bir korelasyon vardır (p<0,01).Anadolu sıvacısının; genel iletişim, savunma, üreme dönemi ötüşü, teritoryum belirleme ve memnuniyet sesi olmak üzere 5 farklı ses tipine sahiptir. Tek hece, tek kelime ve tek cümleden oluşan genel iletişim sesi, ortalama 217,32±5,55 milisaniye (ms) uzunluğunda olup maksimum frekans ortalaması 6783±58,98 Hertz (Hz)'dır. Tek hece ve ortalama 23,86±1,4 kelimeden oluşan savunma sesinin maksimum frekansı ortalama 6310,29±81,51 Hz, üreme dönemi ötüşü cümlesi ortalama 2341,69±173,21 ms uzunlukta olup iki heceli ve ortalama 10,83±1,05 kelimeden oluşmaktadır. Teritoryum belirleme sesi tek heceli olup ortalama 25,65±1,33 kelimeden oluşmakta ve ortalama 2667,76±100,55 ms uzunluğundadır. Memnuniyet ses cümlesi ise tek heceli ve tek kelimeli olmasına karşın, 4 farklı frekansta aynı anda ses çıkarabilmekte ve ortalama süresi 274,88±20,45 ms olarak saptanmıştır.Morfometrik ölçümlerin yapıldığı Aladağlar, Lütfi Büyükyıldırım araştırma Ormanı (BUK, Antalya), Kazdağları ve Kartalkaya populasyonları arasındaki populasyon çeşitliliğinin saptanması amacıyla 41 morfometrik karakter ölçülmüş; ANOVA testi ile karşılaştırılmış ve bunun sonucunda vücut kütlesi; burun ? alın siyahlığı; el uçma teleklerinin 10., 9., 8., 6., 2., 1., 7. kol uçma teleği; arka tırnak ve sol tırnak uzunlukları açısından populasyonlar arasında anlamlı bir fark (p<0.05) olduğu bulunmuştur. Midilli Adası populasyonu da dahil olmak üzere 5 alanda kaydedilen Anadolu sıvacısı sesleri arasında da sesin uzunluğu, kelime tekrar sayısı ve maksimum frekansı açısından da anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır (p<0,05).Sayım yapılan ibreli ormanlardaki 1465 noktanın % 47,1'ine karşılık gelen 690 noktada 1022 birey sayılarak türün varlığı tespit edilmiştir. Tüm noktaların % 52,9'unda (775 nokta) ise türe rastlanmamıştır. Türün varlığının tespit edildiği alanlarda yapılan yoğunluk hesaplamalarında; her noktada ortalama 0,71±0,2 birey bulunurken, yoğunluğu 10,05±0,32 birey/km2 olarak hesaplanmıştır. Tür; Bursa (21,94 birey/km2), Karaman (18,54 birey/km2), Kastamonu (15,71 birey/km2), Antalya (15,43 birey/km2), Karabük (15,29 birey/km2) ibreli ormanlarında en yoğun olarak bulunmuştur.Türün habitat tercihinin belirlenmesi amacıyla yoğunluk hesaplamaları yapılmış ve elde edilen yoğunluklar habitatlar arasında karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda habitatlar arasında yoğunluk bakımından anlamlı bir farklılık (p<0,001) olduğu saptanmıştır. Tür en yoğun populasyonuna Sedir habitatında 15,26±2,17 birey/km2 (n=51) ulaşmış ve bunu sırasıyla Göknar habitatı (14,57±1,04 birey/km2, n=136), Karaçam habitatı (14,12±0,58 birey/km2, n=438), Kızılçam habitatı (10,65±0,42 birey/km2, n=873), Sarıçam habitatı (7,36±1,00 birey/km2, n=100) Ardıç habitatı (1,57±1,15 birey/km2, n=27), Fıstık çamı habitatı (0,62±0,62 birey/km2, n=23) ve Ladin habitatının (0,37±0,37 birey/km2, n=38) izlediği bulunmuştur. Anadolu sıvacısı yoğunluğu ile ağaç taç üstü ve taç altı yüksekliği, kalınlığı ve örtü yüzdesi bakımından da pozitif bir korelasyon (p<0,01) olduğunun saptanmış olması, çalışma başlangıcında belirlediğimiz türün doğal yaşlı ormanları kullandığı varsayımını desteklemektedir. Bu veriler, Anadolu sıvacısının, doğal yaşlı ve sağlıklı ibreli ormanların bir indikatörü olarak kullanılabileceğini kanıtlamaktadır.Türün Türkiye ve Midilli Adası için 378 adet 100 binlik harita pafta sınırları kullanılarak CBS programında yayılış modellemesi yapılmıştır. Paftaların %20,11'i olan 76 paftadaki nokta sayımları sonucu, %29,1'i olan 110 paftada habitat derecesi verilerek yayılış modellemesi CBS programında yapılmıştır. Nokta sayımları yapılan paftaların en yoğun ilk 10'u sırasıyla H21 paftası (28,31 birey/km2) H22 paftası (23,64 birey/km2), O27 paftası (23,64 birey/km2), J18 paftası (23,21 birey/km2), O29 paftası (22,65 birey/km2), P24 paftası (20,95 birey/km2), K22 paftası (20,67 birey/km2), I22 paftası (18,83 birey/km2), O24 paftası (18,68 birey/km2) ve F31 paftası (18,26 birey/km2) dır.

Coğrafi bilgi sistemleriEkolojiOrnitoloji+1
Tamer Albayrak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Güneş enerji santrallerinin kuşlara olan etkisinin fernas-4 güneş enerji santrali üzerinden araştırılması

Doğal yaşam alanlarının içerisine veya yakınına inşa edilen her türlü yapının -özellikle de belirli standartlara uyulmadığı taktirde- yaban hayatına etki etmesi olasıdır. Son senelerde güneş enerji santrallerine yapılan yatırımlardaki büyük artış, güneş enerji santrallerinin çevresel etkilerinin araştırılmasını zorunlu kılmıştır. Omurgalı hayvanların gelişmiş bir sınıfı olan kuşlar da yaban hayatının önemli bir ögesi olarak bu etkilere maruz kalabilmektedir. Yapılan araştırmalar incelendiğinde, güneş enerji santrallerinin kuşlar üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Güneş enerji santrallerinin kuşlar üzerindeki etkileri temel olarak (i) habitat kaybı, (ii) rahatsız olma ve yer değiştirme, (iii) ölüm etkisi ve (iv) bariyer etkisidir. Bu çalışmada Fotovoltaik (PV) bir güneş enerji santrali olan FERNAS-4 Güneş Enerji Santrali'nin inşaat ve işletim aşamalarını da kapsayan bir sene boyunca izlenerek edilen verilerin değerlendirilmesiyle bu santralin kuşlara olan etkileri kareleme yöntemi yardımıyla araştırılmıştır. Etki analizi için 2020 Eylül-2022 Şubat tarihleri arasında farklı mevsimlerde seçilen 37 gün boyunca gözlemler yürütülmüştür. FERNAS-4 Güneş Enerji Santrali, yakın çevresi ve Bayır Baraj Göleti bölgesinde yapılan gözlemler sonucunda 17 takımdan 38 aileye mensup toplam 105 adet tür tespit edilmiştir. İzleme çalışmaları sırasında tespit edilen türlerden 38 tanesi bölgede yerli (Y), 20 tanesi kış ziyaretçisi (KZ), 26 tanesi transit göçer (T) ve 21 tanesi yaz ziyaretçisi (YZ) statüsünde bulunmaktadır. Araştırmalar sırasında tespit edilen toplam 105 türün 17 tanesi yalnızca Bayır Baraj Göleti bölgesinde tespit edilen su kuşlarıdır. Geri kalan 88 türden 51'i santral sahası sınırları içinde de görülebilirken, 37 türe yalnızca santral sahasının yakın çevresindeki dönüştürülmemiş alanda rastlanmıştır. FERNAS-4 Güneş Enerji Santrali, yakın çevresi ve Bayır Baraj Göleti bölgesinde gözlemler boyunca toplam 8869 birey tespit edilmiştir. Bu bireylerden 771 tanesi yalnızca Bayır Baraj Göleti bölgesinde kaydedilmiştir. Santral sahası ve yakın çevresinde ise 8089 birey kaydedilmiştir. Bu bireylerin 1264 tanesi santral sahası içerisinde veya saha sınırları üzerinden geçerken görülmüştür. İzleme çalışmaları boyunca araştırma alanında karkas tarama faaliyetleri yürütülmüş, fakat herhangi bir kuş türüne ait ölü veya yaralı bireye rastlanmamıştır. Gözlem yapılan tarihlerde FERNAS-4 Güneş Enerji santralinin kuşlar üzerinde ölüm etkisine sebep olduğuna dair bir bulgu mevcut değildir. Dolayısıyla, Göl Etkisi Hipotezi'ni doğrulayacak bir bulgu elde edilememiştir. Ancak ornitofauna bakımından santral sahası içerisi ve yakın çevresindeki anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. İnşaat çalışmalarının sona ermesiyle işletim dönemine giren santralde bir sene süreyle gerçekleştirilen gözlemlerde santral sahası ve yakın çevresinde tespit edilen 88 türden yalnızca 42'sine santral sahası sınırları içerisinde rastlanmıştır. Yine çalışmalar boyunca kaydedilen bu 88 türe ait 5665 bireyin yalnızca 932'si saha sınırları içerisinde kaydedilmiştir. Bu farklılık, santralin habitat kaybına sebep olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bazı türlerin sahaya yaklaşırken yön değiştirerek saha üzerinden geçmekten kaçındıkları görülmüştür. Bu gözlemler, rahatsızlık ve yer değiştirme etkisinin bir kanıtı niteliğindedir.

Güneş enerjisi santraliOrnitolojiYenilenebilir enerji
Umut Özten
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ Balabanlı rüzgar enerji santrali ve çevresinde süzülen göçmen kuş türlerinin göç hareketlerinin belirlenmesi

Bu tez çalışmasının amacı Tekirdağ ilinin Çorlu ilçesinde bulunan Balabanlı Rüzgâr Enerji Santralinin süzülerek geçiş yapan kuş hareketliliği üzerine etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Balabanlı RES sahası ve çevresinde 2019 sonbahar ve 2020 ilkbahar göç dönemlerinde toplam 36 günlük izleme çalışması yürütülmüştür. Bu çalışma sonucunda 15 takımdan 37 familyaya ait toplam 118 kuş türü tespit edilmiştir. Bu türlerden 20 tanesi süzülerek göç eden kuş türüdür. Yapılan çalışma sonucunda 20 süzülen kuş türüne ait toplamda 1048 birey ve bunlara ait 269 geçiş tespit edilmiştir. Bu türlerin alandan geçişleri esnasında yerden ortalama uçuş yüksekliği 105 m (0-500) olup, en yakın türbin noktasına ise ortalama 214 m (10-1500) geçiş yaptığı gözlenmiştir. Çalışma sahasında süzülen kuş türlerinden kızıl akbaba sadece sonbahar göç döneminde 1 geçişte 5 bireyi kaydedilmiştir. Çalışma süresi boyunca akleylek 9 geçişte 722 bireyi ile en çok gözlenen tür olurken gökçe delice, delice doğan ve arı şahini tek geçişte birer bireyi gözlenmiştir. Çalışma sahası ve çevresinde yapılmış olan izlemeler sonucunda süzülen kuş türlerinin daha yoğun olarak türbin noktalarında ve yakınlarında olduğu tespit edilmiştir. RES sahasındaki 269 geçişin 11'i (%4) kanat süpürme bölgesinden gerçekleşmiş olup 258'i (%96) riskli olmayan bölgelerden gerçekleşmiştir. Proje sahasında 5 termal nokta ve 4 farklı geçiş rotası tespit edilmiştir. Arazi çalışmaları esnasında yapılan türbin altı karkas tarama faaliyetleri sonucunda türbin kanat hareketlerinden kaynaklı ölü veya yaralı bireylere rastlanılmamıştır.

Aykut Doğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya ili küçük kumru (Spilopelia senegalensis) populasyonunun davranış ve biyo-ekolojisi üzerine araştırmalar

Bu çalışmada Antalya ili Küçük kumru (Spilopelia senegalensis) populasyonunun davranış ve biyo-ekolojisi incelenmiştir. Antalya genelindeki yayılış alanları, yayılışa etkili olan faktörler, yayılış alanlarındaki populasyon büyüklüğü, tercih ettiği yaşam alanları ve bölgesel yer değiştirme hareketleri araştırılmıştır. Küçük kumruların kuluçka, beslenme ve davranış biyolojileri gözlenmiştir. Davranış biyolojileri iki başlık altında incelenmiştir. Tür içi (duruş şekilleri, öğrenme, toplumsal davranışlar), ve türler arası sergilemiş oldukları davranışlar olarak ortaya konulmuştur. Çalışma Aralık 2017–Aralık 2019 tarihleri arasında Antalya ilinin 19 ilçe merkezinde yürütülmüştür. Her ilçeden örnekleme alanları belirlenmiş ve mevsimsel olarak takipleri yapılmıştır. Türün varlığı birinci yılın sonunda 4 ilçe hariç (Gündoğmuş, İbradı, Elmalı, Kaş) bütün ilçelerde belirlenmiştir. İkinci yıl sonunda sadece İbradı ilçesinde gözlenmemiştir. Tüm örnekleme alanlarında birinci yıl sonu küçük kumru sayısı ortalama 39,54 ± 94,91 birey, ikinci yıl sonunda 52,86 ± 95,78 birey olarak tespit edilmiştir. İnsana yakın yaşam alanlarını tercih eden küçük kumruların kuluçka faaliyetleri yıl boyu devam etmektedir. Ancak en yoğun olduğu aylar, şubat ayı ile başlamakta ekim sonuna kadar sürebilmektedir. Çalışma süresince takip edilen ve yavru çıkışı gözlenen 90 yuvadaki ortalama yumurta küme büyüklüğü 1,55 ± 0,42 yumurta olarak hesaplanmıştır. İki yıl süresince kuluçka başarısı toplam yumurtaya ve açılan yumurtaya göre sırasıyla % 89,55 ve % 94,14 olarak bulunmuştur. Ortalama 14,39 ± 0,56 gün olan kuluçka süresinden sonra yavruların ortalama 6,25 ± 1,63 günden itibaren yuvada yalnız kalmaya başladıkları, ortalama 15,73 ± 3,19 günden sonrada yuva dışına çıktıkları görülmüştür. Bir küçük kumru çiftinin yavrularını yetişkin bir birey haline getirmek için yaklaşık 5 haftalık bir süre harcadıkları tespit edilmiştir. Yavruların günlük gelişimlerini belirlemek için gün aşırı ağırlık, gaga, kanat, kuyruk ve tarsometatarsus ölçümleri alınmıştır. Yuva dışına çıkmaya hazır hale gelmiş bir yavrunun ortalama ağırlığı (13.-14. gün) 68,76 ± 9,16 g olarak ölçülmüştür. Küçük kumru yumurtasının kantitatif özellikleri hakkında bilgi edinmek için yumurta ölçümleri de yapılmıştır. Ortalama yumurta ağırlığı 5,37 ± 1,03 g; yumurta eni 20,46 ± 1,34 mm; yumurta uzunluğu 26,56 ± 1,52 mm; şekil indeksi % 77 ± 2,93 olarak hesaplanmıştır. Türün beslenme biyolojisi kapsamında yapılan gözlemlere göre sekiz çeşit besin arasından buğday (% 24,4) ve kedi mamasına (% 22,5) öncelik verdikleri gözlenmiştir. Ayrıca koyu renkli (%58,5) besinleri açık renklilere (%41,5) tercih ettikleri belirlenmiştir.

Nilgün Yapıcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bergama'da yer alan bergres rüzgar enerji santrali veçevresindeki kuş göç hareketliliğinin araştırılması

Bu çalışma İzmir İli Bergama İlçesi'nde yer alan BERGRES rüzgâr santrali çevresindeki kuş göç hareketliliğinin gözlenmesi ve bölgede yayılış gösteren diğer kuş türlerinin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. BERGRES santrali ve yakın çevresinde toplam 45 günlük izleme çalışması yürütülmüştür. Gözlem, inceleme ve değerlendirme çalışmaları sonuçlarına göre, araştırma alanı ve yakın çevresinde 18 takımdan 39 familyaya ait 90 kuş türü saptanmıştır. Bu türlerden 36'sı yerli (Y), 25'i yaz ziyaretçisi (YZ), 17'si kış ziyaretçisi (KZ) ve 12'si transit göçer (T)'dir. Proje sahasında yapılan izleme faaliyetlerinde türbinlerin kanat hareketlerinden etkilenebilecek ve kanat seviyesinin üstünde uçuş yapan kuşlar hedef kuş türleri olarak ayrıntılı izlenmiştir. Bu kapsamda 21 hedef kuş türüne ait toplam 1083 birey gözlenmiştir. Bölgede yerli olan ve 56 uçuşta 235 bireyi ile en fazla gözlenen türün gümüşi martı (Larus michahellis) olduğu saptanmıştır. Bölgedeki gözlemlerde en az gözlenen kuş türlerinin ise 1 uçuşta 1 birey ile ada doğanı (Falco eleonorae), tepeli pelikan (Pelecanus crispus), delice doğan (Falco subbuteo) ve angıt (Tadorna ferruginea) olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında hedef türlerin tamamının yerden uçuş yükseklikleri ve türbinlere göre yatay uçuş mesafeleride ayrı ayrı kaydedilmiştir. Yerden ortalama uçuş yüksekliği ve ortalama yatay uzaklıkları değerlendirildiğinde yerden uçuş yüksekliği en düşük olan tür 1 m ile küçük batağan ve yerden uçuş yüksekliği en fazla olan türün ise 200 m ile tepeli pelikan olduğu görülmüştür. Ayrıca yatay uçuş mesafesine göre türbinlere en yakın geçiş yapan tür ise ada doğanı (Falco eleonorae)'dır. Türbinlere göre ortalama en uzak mesafede geçiş yapan tür ise 1000 m ile tepeli pelikandır. İzlemeler boyunca türbinlerin yakın çevresinden geçiş yapan 371 uçuşta (geçiş) 934 kuş bireyi kayıt altına alınmıştır. Bu 371 uçuşun (%13) 48'i kanat süpürme alanı içinde olup (%87) 323'ü ise süpürme alanı dışında gerçekleşmiştir. Toplam 934 bireyin ise (%14) 134'ü süpürme alanı içinde geri kalan (%86) 800 birey türbin süpürme alanı dışında tespit edilmiştir. Karkas tarama çalışmalarında çarpışmaya bağlı ölü veya yaralı kuş türlerine rastlanılmamıştır

Cem Fındık
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dinar İncesu rüzgâr enerji santrali ve çevresindeki kuş göç hareketliliğinin araştırılması

Bu çalışmada su kuşları ve süzülerek göç eden kuşlar için beslenme, dinlenme, konaklama ve geçiş bölgesi olan Göller Yöresinde kurulu olan İncesu Rüzgâr Enerji Santralinin (RES) kuşlara ve yaban hayatına olan etkileri araştırılmıştır. Buna göre; bölgede yaşayan ve geçiş yapan kuş türlerinin bölgesel statüleri, göçmen türlerin geçiş rotaları, görülme sıklıkları, yerden uçuş yükseklikleri, en yakın türbine göre yatay uçuş mesafeleri, türbin çevresinde yuvalanan kuş türlerin tespiti ve türbinlerle olan etkileşimleri incelenmiştir. Ayrıca türbin altı karkas tarama çalışmaları yapılarak ölü ya da yaralı kuşlara bakılmıştır. Bununla birlikte İncesu RES'in 'habitat kaybı, rahatsızlık etkisi, bariyer etkisi, çarpışma sonucu ölüm ve yaralanma gibi kuşlara olan potansiyel etkileri değerlendirilmiştir. RES sahası ve çevresi ile Karakuyu Sazlıklarını kapsayan yaklaşık 5 kilometrelik alanda 2017 yılında gerçekleştirilen toplam 63 günlük ornitolojik izleme çalışmasında 17 takımdan 33 familyaya ait toplam 108 kuş türü saptanmıştır. Bu türlerden 49'u yerli (Y), 25'i yaz ziyaretçisi (YZ), 17'si kış ziyaretçisi (KZ) ve 17'si de transit göçer (T)'dir. Tespit edilen kuşların 1.574 defada toplam 13.170 bireyi kaydedilmiştir. En fazla tür sayısına mayıs (62 tür) ve ekim (58 tür) aylarında rastlanılmıştır. En az tür de kasım (26 tür) ve aralık (30 tür) aylarında gözlenmiştir. RES sahası içinde gözlenen kuş türlerinin üreme bilgilerine bakılmıştır. Bu türlerden 13'ünün (%16,9) kesin ürediği, 7'sinin (%9,1) kuvvetle olası, 25'inin (%32,5) olası ve 32 (%41,6) kuş türünün de üremediği kaydedilmiştir. Yerden uçuş yükseklikleri ve en yakın türbine olan yatay uzaklıklarına dikkate alınarak bu alan içinde 13 hedef kuş türü belirlenmiş ve detaylı izlenmiştir. Buna göre kuzgun ve kerkenez 56'şar defa ile en fazla gözlem sıklığına sahipken birey sayısı açısından da 172 birey ile en fazla kızılgagalı dağ kargasının izlendiği tespit edilmiştir. Tespit edilen 13 hedef kuş türünden 9'unun çarpışma alanına girdiği belirlenmiştir. Gözlenen hedef türlerinden 237 uçuştan 40'nın (%16,8) ve 537 bireyden 56 (%10,4) bireyinin türbin çarpışma alanına girdiği saptanmıştır. Türbinlere göre en fazla çarpışma riski T1 nolu türbin bölgesinde gözlenmiştir. Aylara göre de 7 birey ile en fazla çarpışma risk bölgesine ağustos ayında kuzgunun girdiği tespit edilmiştir. Her iki türbin modeli için rotor süpürme alanından en fazla geçiş yapan kerkenez olduğu hesaplanmıştır. Rotor süpürme alanından geçiş yaparken çarpışma olasılığı en yüksek türün de model 1 için %15,62 iken, model 2 için de bu olasılık %15,73 olduğu saptanmıştır. Hedef türlerin kaçınma davranışı göstermediğinde türbin model 1'e göre 0,38 kuş/yıl ve türbin model 2'ye ise 0,047 kuş/yıl çarparak öleceği teorik olarak hesaplanmıştır. Diğer taraftan, RES sahası içinde uçan hedef türlerin kaçınma davranışı gösterdikleri durumda türbin model 1'e 0,021 kuş/yıl ve türbin model 2'ye ise 0,023 kuş/yıl çarparak öleceği hesaplanmıştır. Türbin altlarında yapılan karkas tarama çalışmalarında ölü ya da yaralı kuşlara rastlanılmamıştır.

Hakan Simsar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Arap bülbülünde (Pycnonotus xanthopygos) eşeysel seçilim

Arap bülbülü (Pycnonotus xanthopygos) küresel ölçekteki yayılış alanının kuzey sınırı ülkemiz olan ve yayılışını kuzeye doğru genişleten bir ötücü kuş türüdür. Sosyal nomogam olan türün eş beraberliği bir üreme dönemini kapsayabildiği gibi uzun yıllar da devam edebilmektedir. Üreme dönemi dışında ise 5 ile 50 bireye kadar ulaşan sosyal gruplar oluşturabilmektedirler. Türün erkek ve dişileri benzer renklenme göstermekte ve kuyruk altı sarı bölge karakteri eş tercihi ve diğer sosyal davranışlarda rol oynamaktadır. Bu çalışmada, arap bülbülününde eşeysel boyut, dimorfizm, eş ve sosyal tercih, savunak ve eş bağımlılığı, eş dışı çiftleşme, eşeysel ve sosyal davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, arazi gözlemleri ve kontrollü denemeler gerçekleştirilmiştir. Doğada üreyen çiftlerin incelenmesi için 2013-2014 yılları üreme dönemlerinde birliktelik oluşturan arap bülbülleri takip edierek yavru içeren yuvaları tespit edilmiş ve yetişkin bireyler aliminyum ve renkli plastik halkalar ile işaretlenmiştir. Ayrıca eş dışı çiftleşme analizi için yetişkinler ve yavrularda kan örnekleri alınmıştır. Bununla birlikte, arap bülbülünün eş tercihinin ve sosyal tercihinin belirlenmesi için kafes ortamında kontrollü eş tercihi denemeleri gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda, erkek ve dişilerin kuyruk altı sarı bölge karakteri toksik olmayan boyalar ile daha sarı ve daha az sarı yapılarak manipüle edilmiştir. Ayrıca, tanınırlık olgusunun eş ve sosyal tercihlerde rol oynayıp oynamadığı incelenmiştir. Bu kapsamda artırılmış sarı tanıdık, azaltılmış sarı tanıdık, azaltılmış sarı yabancı ve artırılmış sarı yabancı olmak üzere 4 parametre test, eşeysel ve sosyal anlamda, edilmiştir. Erkek ve dişi arap bülbülleri taşıdıkları renk karakterleri bakımından farklılık göstermemekte ve benzer renklenme gösterseler de boyut olarak erkeklerin daha büyük olduğu istatistiki olarak kanıtlamıştır. Değerlendirilen 13 morfometrik karakterden sadece üçü (gaga uzunluğu, genişliği ve yüksekliği) dışındaki tüm karakterler bakımından erkeklerin daha ağır, büyük ve uzun oldukları ve bu bakımdan eşeysel boyut dimorfizmi gösterdikleri tespit edilmiştir. Bununla birlikte, erkek ve dişilerin rastgele eşleşmediği ve daha uzun kanat ve kuyruk karakterlerine sahip eşeylerin üreme döneminde eşleşdikleri belirlenmiştir. Arap bülbüllerinin tanıdık/yabancı bireyleri ayırbildikleri gibi kuyruk altı sarı bölge ton farklılığını algılayabildikleri belirlenmiştir. Eş tercihi denemeleri sonucunda, dişilerin kuyruk altı sarı bölgesi daha sarı olan yabancı erkekleri tercih ettikleri belirlenirken, erkeklerin sarı bölge ya da tanınırlık bakımından belirgin bir tercihleri olmadığı belirlenmiştir. Sosyal tercih denemelerinde ise, dişilerin tanıdık dişiler ile sosyal olarak tercih etmişlerdir. Erkekler de sosyal olarak tanıdık erkekleri tercih ederken, daha soluk bireyleri tercih etmişlerdir. Elde edilen sonuçlar arap bülbülünde kuyruk altı sarı bölge renklenmesinin ve tanınırlığın önemli özellikler olduğunu, erkeklerde ve dişilerde hem sosyal hem de eşeysel tercih süreçlerinde farklı roller oynadığını göstermektedir. Bu bağldam, eş tercihi için uygulanan yaklaşım ve yöntem sosyal tercihler açısından bilgi verici olmuştur. Bulgular, arap bülbülünde kuyruk altı sarı bölge karakterinin ve tanınırlığın hem eşeysel seçilim hem de sosyal seçilim süreçlerinde rol oynadığını göstermiştir. Arap bülbülünde savunak ve eş bağımlılığı olgularının varlığı tespit edilmiştir. Birliktelik oluşturan çiftlerin bazıları, sonraki yıllarda da aynı savunakta üremektedir. Ancak, eş birlikteliği sonraki yıllarda devam etse de erkeklerin farklı dişilerle çiftleştiği ve farklı yuvalarda da yavrularının olduğu da görülmüştür. Ancak uzun dönem monogam çiftlerin uzun dönem aynı savunağı üreme amaçlı kullandıkları gözlenirken, ikinci kuluçka sadece uzun dönem monogam bir çiftte görülmüştür. Bu anlamda uzun dönem monogami arap bülbülünde savunak tanınırlığı ve ikinci kuluçkayı yapma bakımından doğrudan üreme kazancı sağlamaktadır. Bulgular, ayrıca, arap büllerinin uzun dönem eş birlikteliği gösteren sosyal monogam bir tür olduğunu desteklemektedir. Arapbülbülünde eş dışı çiftleşmenin varlığı ilk kez bu çalışma ile belirlenmiş olup izlenen 26 yuvadaki yavrulardan yaklaşık %23'ünün babasının birliktelik oluşturulan erkekten farklı bir babadan olduğu belirlenmiştir. Birliktelik oluşturup yavru meydana getiren babalardan 4'ünün de kendi yuvasından farklı yuvalarda yavrularının olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, eş dışı yavruların %66'sının erkek olduğu belirlenmiş ve eş dışı çiftleşme gözlenen yuvaların bir kısmında erkek yavruların sayısının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, kaliteli dişilerin daha çok erkek yavru üretme eğilimde olduğu tespit edilmiştir. Bu bakımdan, dişilerin eş dışı çiftleşme yoluyla daha fazla erkek yavru üreterek üreme başarılarını artırabilecekleri gözlenmiştir.

Biyolojik evrimEş seçimi
Bekir Kabasakal
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00

Other supervisors