Theses supervised by Prof. Dr. Ali Fuat Ersoy
11 theses · Gazi University
Tüketim kültürünün kız meslek lisesi öğrencilerinin üzerindeki etkisinin belirlenmesi: Bağcılar örneği
Bu araştırmanın amacı, tüketim kültürünün kız meslek lisesi öğrencilerini üzerindeki etkisinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaçla, kız meslek lisesi öğrencilerinin tüketim kültürü etkileyen etmenlerin; harçlık miktarı, promosyon, indirim, ailenin gelir düzeyi, reklamlar ve alışveriş merkezlerinin olduğu saptanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Bağcılar ilçesi Alaattin Nilüfer Kadayıfçıoğlu Kız Teknik ve Meslek Lisesinde 2011-2012 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 367 kız öğrenci oluşturmuştur. Demografik bilgiler, aile geliri ve tüketim kültürün davranışlarına yönelik tutum ölçeğinden oluşan anket formu 57 sorudan oluşmaktadır. Verilerin analizinde, t- testi,Anova testi, Tukeypost hoc testi istatistikleri kullanışmış ve yanılma düzeyi P < 0,05 alınmıştır. Elde edilen bilgiler tablolaştırılarak sonuca gidilmiştir. Araştırma sonucunda; araştırmaya katılan öğrencilerin, % 55,6'sı 751-1250 TL, % 16,3'ü 1251-1750TL, % 14'7 si 750 TL'den az, % 13,4''ünün 1751 TL ve üzerinde aile gelirine sahip olduğu belirlenmiştir. Yine bu araştırmada öğrencilerin, % 63,2'sinin aylık 100 TL ve altında harçlık aldığı, 12. sınıfa giden öğrencilerin markalı ürün satın alma tercihlerinin 10. Sınıf öğrencilerinden daha fazla olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, aile gelir miktarı ve öğrencilerin aylık harçlık miktarının düşük olması; tüketim kültürünü oluşturan tercihlerinde indirim ve promosyonları önemli hale getirmiştir. Kıt kaynakların verimli kullanılması ve bilinçli tüketim kültürü oluşabilmesi için özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ve sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir. Anahtar Kelimeler:Tüketim, kültür, gençlik, tüketim kültürü
İlköğretim öğrencilerine verilen tüketici eğitiminin gösterişçi tüketimi önlemedeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarının II. kademesinde eğitim gören öğrencilere verilen tüketici eğitiminin gösterişçi tüketimi önlemedeki etkililiğini saptamaktır.Araştırma, deneysel desenli olup örneklemini, Ankara İli Altındağ İlçesi Nihat Başakar İlköğretim Okulu 6/A-B-C 7/A-B-C-D ve 8/A-B-C-D sınıflarında 2009?2010 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören iki yüz on sekiz (n=218) öğrenci oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Hazırlanan anket formu, dört bölüm ve 44 sorudan oluşmuştur. Anket formunun birinci bölümünde bireylerin kişisel niteliklerini tanımlayıcı sorulara, ikinci bölümünde tüketici eğitimi ile ilgili konuları bilme durumlarına yönelik sorulara, üçüncü bölümde tüketici eğitimi alma ve tüketim durumlarına yönelik sorulara, dördüncü bölümde ise 24 alt maddeden oluşan, bireylerin tüketim tutumlarına özellikle de gösterişçi tüketime ilişkin düşüncelerinin yer aldığı ve katılıyorum, bazen katılıyorum/bazen katılmıyorum ve katılmıyorum şeklinde üç değerlendirme ölçütünden birinin seçimine yönelik sorulara yer verilmiştir. Anket formu, aynı okulda örneklem dışında yer alan 5. sınıflarda ön çalışma yapılarak gözden geçirilmiştir.Gözden geçirilmiş anket formu verilecek eğitim öncesi örneklemi oluşturan sınıflarda ön test olarak araştırmacı eşliğinde öğrencilere Mart ayının son haftasında uygulanmıştır. Ön testler uygulandıktan sonra Nisan ve Mayıs aylarında beş hafta Çoklu Zekâ Kuramının altı zekâ alanını içeren etkinlikler doğrultusunda örneklem grubuna tüketici eğitimi başlığı altında eğitim verilmiştir. Öğrencilere verilen eğitim konuları; tüketici eğitimi ile ilgili temel kavramlar, tüketicinin satın alma karar süreci, tüketici eğitimi, tüketici hakları ve gösterişçi tüketim başlıkları ile uygulanacak öğretim yaklaşımı ise Çoklu Zekâ Kuramı ile sınırlıdır. Eğitim tamamlandıktan sonra Haziran ayının ilk haftasında örneklemi oluşturan öğrencilere son test uygulanmıştır.Örneklem kapsamında yer alan öğrencilerin ön test ve son test olarak uygulanan anket formundaki sorulara verdikleri cevaplar, SPSS 17.0 kullanılarak analiz edilmiştir.Öğrencilere verilen tüketici eğitimi sonrasında ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı bağımlı gruplarda t testi ile kontrol edildiğinde elde edilen t değeri, ön test ve son test ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğunu ortaya koymuştur (p < .001). Bu sonuç verilen tüketici eğitiminin, öğrencilerin gösterişçi tüketime yönelik bilgileri üzerinde olumlu değişiklikler yarattığını ortaya koymuştur.Elde edilen bulgular ışığında tüketicilerin eğitilmesine yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Tüketici eğitimi, gösterişçi tüketim, Çoklu Zekâ Kuramı.
Mesleki eğitim merkezinde kalfalık ustalık eğitimine devam eden işçilerin beslenme durumları ve çalışma koşullarının performanslarına ilişkin görüşleri
Bu araştırma; işçilerin beslenme durumlarının ve çalıştıkları iş yeri çalışma koşullarının incelenerek, bu etmenlerin işçilerin performanslarını etkileme durumuna ilişkin görüşlerini saptamak amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, Çankırı ilinde Gürhan Titrek Mesleki Eğitim Merkezi'ne ustalık ve kalfalık eğitimine devam eden 167 işçi oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen soru formu, fiziksel aktivite kayıt formu ve besin tüketimi kayıt formu ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde; Chi-Square testi, Student's t testi, varyans analizi, bazı değişkeler için risk faktörlerinin belirlenmesi amacıyla lojistik regresyon analizi kullanılmıştır.Araştırma kapsamına alınan işçilerin % 89.8'i erkek, % 10.2'si kadın; yaş ortalaması ise 21.51±8.25'dir. İşçilerin % 79.6'sının günde 8 saatten fazla çalıştığı; % 58.7'sinde yaptıkları işten kaynaklanan algılanan sağlık sorunu olduğu; günlük çalışma süresinin artmasıyla algılanan sağlık sorunlarının da arttığı tespit edilmiştir. İşçilerin % 58.1'inin son bir yılda çeşitli iş kazalarına maruz kaldığı saptanmıştır.İş yerlerindeki çalışma koşulları incelendiğinde; % 46.7'sinde lokal aydınlatma olmadığı, % 85.0'inde yapılan aydınlatmanın göz kamaşmasına neden olduğu, % 27.5'inde gün ışığından faydalanabilecekleri yeterli pencere bulunmadığı, % 58.1'inde çalışma alanında ısıtma/soğutma sistemi olmadığı, % 37.1'inde havalandırma için yeterli pencere olmadığı, % 37.1'inde çalışma alanında zehirli buhar, patlayıcı gaz vb. bulunduğu, % 44.3'ünde iletişimi engelleyecek düzeyde gürültü olduğu, % 35.3'ünde gürültünün sürekli aynı düzeyde olduğu belirlenmiştir. İşçilerin % 33.5'i yorucu işlerden sonra veya belirli saatlerde mola verilmediğini, % 44.9'u molalarda dinlenmek için uygun dinlenme yerinin olmadığını, % 58.1'i ortamdaki zararlı madde/gaz, toz, duman vb. durumlara karşı koruyucu önlemlerin alınmadığını, % 64.7'si düzenli olarak sağlık kontrollerinin yapılmadığını belirtmiştir.Fiziksel aktivite düzeyine göre hafif, orta ve ağır aktiviteli olan işçilerin günlük ortalama enerji alımları sırasıyla 2481.07±418.24 kkal, 2557.89±404.59 kkal, 2686.46±410.90 kkal iken; harcadıkları enerji sırasıyla 2594.14±389.55 kkal, 3135.75±300.66 kkal, 3851.74±411.22 kkal'dir. İşçilerin fiziksel aktivite düzeyine göre enerji alımları ile harcamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır . Orta aktiviteli olanların % 9.1'inin, ağır aktiviteli olanların % 34.1'inin enerji alımları yetersizdir . Tüm işçilerin % 74.9'unun protein; % 100'ünün karbonhidrat tüketiminin fazla olduğu saptanmıştır. İşçilerin öğün atlama durumu ile algılanan sağlık sorunu olması durumu ve iş kazasına maruz kalma durumu arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu saptanmıştır .İşçiler beslenme durumları ile ilgili; iş yerindeki yemeklerin kalitesiz ve dengesiz olmasının, sık öğün atlamanın, doyurucu yemekler yememenin, iş yerindeki yemek yeme alanının kötü olmasının, çalışma saatlerinde çay vb. içememenin, evde yenilen yemeklerin kalitesiz ve dengesiz olmasının performanslarını düşürdüğünü belirtmişlerdir. İşçilerin iş yeri çalışma koşullarından performanslarını etkilediğini düşündükleri önemli faktörlerin sırasıyla; ortamın sıcak veya soğuk olması, molaların yetersiz olmasından dolayı yeterince dinlenememe, çalışma ortamında toz, duman, kimyasal madde vb. olması, ortamın gürültülü olması, duvarların ve makinelerin yerleştirilmesinde renk uyumunun olmaması, iş yerinin havasız olması, yetersiz aydınlatma, çalışma ortamının düzensiz ve karmaşık olması, zeminin düz olmaması, kaygan veya yumuşak olması, makinelerin iş akışına uygun yerleştirilmemesi, kullanılan alet ve makinelerin uygun büyüklük ve ağırlıkta olmaması, çalışma ortamında sigara içilmesi, kullanılan makinelerden kaynaklanan titreşim, çalışma yerinin genişlik ve yüksekliğinin uygun olmaması olduğunu belirtmişlerdir.İşçilerin çalıştıkları iş yeri çalışma koşullarının özellikleri ile iş kazasına maruz kalma durumu arasındaki ilişki incelendiğinde; lokal aydınlatma yapılmaması, doğal aydınlatmayı ve havalandırmayı sağlayan pencerelerin olmaması, alet, makine vb. bakımının rutin olarak yapılmamasının iş kazasına maruz kalma riskini farklı düzeylerde arttırdığı tespit edilmiştir . İş yeri çalışma koşullarının özellikleri ile işçilerin algılanan sağlık sorunu olması durumu arasındaki ilişki incelendiğinde ise; lokal aydınlatma yapılmaması, çalışma ortamının iletişimi engelleyecek düzeyde gürültülü olması, yorucu işlerden sonra veya belirli saatlerde mola verilmemesi, molalarda dinlenmek için uygun dinlenme yeri olmaması, uygun olmayan masa, sandalye ve ekipmanlarla çalışılması ve alet, makine vb. bakımının rutin olarak yapılmaması ile işçilerin algılanan sağlık sorunu olması durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ; bu olumsuz koşulların algılanan sağlık sorunu görülme riskini farklı düzeylerde arttırdığı tespit edilmiştir. Aynı iş yerinde çalışma süresi ve toplam iş deneyimlerinin artmasıyla aynı iş yerinde çalışmayı isteyenlerin ortalamasının azaldığı ; ayrıca çalışma koşullarının uygun olmamasının aynı iş yerinde çalışmayı istememeleri üzerinde önemli bir etken olduğu tespit edilmiştir.İşçilerin beslenme durumlarının ve çalışma ortamının ergonomik açıdan uyumluluğunun biyolojik ve psikolojik sağlıklarına, dolayısıyla çalışma performansına olan etkisi düşünüldüğünde, işçilerin beslenme durumlarının düzenlenmesi, iş yerlerindeki mevcut çalışma koşullarının iyileştirilmesi, işçi ve işverenlerin bu konuda aydınlatılması önem kazanmaktadır. Ancak bu gereksinimler karşılandığı sürece işçi sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak, en yüksek performansı ve verimi elde etmek mümkün olacaktır.Anahtar Kelimeler: İşçi, işçi sağlığı, iş güvenliği, işçi beslenmesi, çalışma koşulları, işçi performansı.
Şehirlerarası karayollarında hizmet veren dinlenme tesislerinde tüketici memnuniyeti
Bu araştırma, tüketicilerin dinlenme tesisleri hakkındaki düşüncelerini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda değişik yol güzergâhlarında bulunan dinlenme tesislerini kullanan 237 tüketici, araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma kapsamında, yolculuk yapanların büyük bir çoğunluğu 36 yaş ve altındadır. Araştırmada memur ve yüksek öğretim mezunlarının daha fazla seyahat ettiği görülmektedir. Tüketicilerin önemli bir bölümünün fast food bölümündeki yiyecekleri tercih ettikleri belirlenmiştir, bu durumun ortaya çıkmasında mola süresinin kısıtlı olması etkilidir. Tüketiciler fast food daki yiyecekleri tercih etmekle birlikte fast food fiyatlarını pahalı bulmaktadır.Geleneksel tatlardan dolayı sulu yemek bölümünü tercih eden tüketicilerde bulunmaktadır. Bu bölümde uygulanan self servis yöntemi tüketiciler tarafından olumlu fakat yemek fiyatları pahalı bulunmaktadır.İstediği ürünü dinlenme tesislerinin marketlerinde rahatlıkla bulabilen tüketiciler, fiyatları yüksek bulmaktadır.Tüketicilerin büyük bir çoğunluğu dinlenme tesislerine iletmek istedikleri istek ve şikâyetleri rahatlıkla ilgili birime bildirirken, bunların yerine getirildiği konusunda kararsızdır.Tüketicilerin dinlenme tesislerinde en fazla sıkıntı çektiği konuların başında yüksek fiyatlar gelmektedir. Bu durumun ortaya çıkmasında otobüs firmalarının dinlenme tesislerinden aldığı promosyon ücretlerinin etkisi büyüktür. Dinlenme tesisleri bunu dengelemek için yüksek fiyatlar uygulamaktadır. Bunun sonucu olarak da tüketiciler olumsuz etkilenmektedir. Dinlenme tesislerinin tüketici merkezli hizmet anlayışını benimsemeleri önemlidir. Dinlenme tesisleri hakkında tüketicilerde mevcut olan olumsuz düşünceler ancak bu şekilde ortadan kalkacaktır. Bunun sonucu olarak dinlenme tesisleri gelirlerini arttırdığı gibi tüketicilerin güvendiği müesseseler haline gelecektir.
Tüketicilerin kapıdan satın alma ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, tüketicilerin kapıdan satın alma ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını saptamak, bu bilgi, tutum ve davranışların tüketicilerin cinsiyetleri ve eğitim durumlarına göre farklılık gösterme durumlarını belirlemek ve tüketicilerin kapıdan satın alma konusunda bilgi ihtiyacını saptamaktır.Araştırmanın örneklemini Ankara ili merkez ilçelerinde yaşayan kapıdan satın alma işlemi yapmış tüketiciler arasından tesadüfî örneklem yöntemi ile seçilen gönüllü 319 yetişkin tüketici oluşturmuştur. Demografik bilgilerin, tüketicilerin kapıdan satın almadaki davranışlarının tespit edilmesine yönelik sorular ve tutum ölçeğinden oluşan anket formu 52 sorudan oluşmaktadır. İlk olarak 20 tüketiciye uygulanarak ön denemesi yapılmış ve uygulamada karşılaşılabilecek aksaklıklar belirlenmiştir. İşlemeyen ya da araştırılmak istenen davranışı açıklamayan sorular, yeniden gözden geçirilerek düzeltilmiştir. Verilerin analiz edilmesinde frekans (f), yüzde (%) değerleri kullanılıp, gerekli görülen bulgularda Khi-Kare (X)², t-testi ve tek yönlü varyans analizi (Anova) istatistikleri kullanmış ve yanılma düzeyi P<0,05 alınmıştır. Elde edilen sonuçlar tablolaştırılarak sonuca gidilmiştir.Araştırma sonucunda; örneklemi oluşturan tüketicilerin %51.1' i kadın ; %48,9'u erkektir. Çoğunluğu 30-40 yas grubunda olan tüketiciler kapıdan satın almayı genellikle fiyatı uygun olduğu için (%47.3), ikinci sırada satıcı ikna ettiği için (%38.6) tercih etmektedirler. Tüketicilerin kapıdan satın aldıkları ürün gruplarında ise ilk sırada %30.4 ile elektrikli ev eşyaları, ikinci olarak %26.3 ile kişisel bakım veya ıtriyat ürünleri (kozmetik), üçüncü sırada %22.6 ile yiyecek, içecek, gıda yer almaktadır. Tüketicilerin kapıdan satın aldıkları mal veya hizmetten memnun kalmama nedenleri arasında ilk sırada mal veya hizmetin kalitesinin düşük olması yer almaktadır (%33,4). Tüketicilerin tutum ve davranışlarında eğitim düzeylerine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Tüketicilerin eğitim düzeyi yükseldikçe kapıdan satın alma ile ilgili olumlu tutum cümlelerine katılımları da yükselmektedir.Bu sonuçlar doğrultusunda, tüketicilerin yasa kapsamına alınmamış olmasına rağmen gıda, içecek ve halkın günlük tüketimine yönelik ürün gruplarını kapıdan satın almaktan kaçınmaları, yasal haklardan yararlanabilmek ve mağdur olmamak açısından kapıdan alışverişi yalnızca kapıdan satış yetki belgesi olan satıcılardan yapmaları, kırsal kesimlerde yapılabilecek daha kapsamlı çalışmalar yapılması ve bu doğrultuda tüketicilerin eğitilmeleri gerekmektedir. Tüketicilerin eğitimi konusunda özellikle Milli Eğitim Bakanlığı gerekli çalışmaları yapmalıdır.Anahtar Kelimeler: Tüketici, Kapıdan Satış, Tutum, Tüketici Davranışı
Yeni konutlardaki mutfak tasarımının tüketicilere ergonomik açıdan uygunluğu ve tüketicilerin mutfaklarına ilişkin görüşleri
Araştırmada, yeni konutlardaki mutfak tasarımlarının tüketicilere ergonomik açıdan uygunluğu incelenmiş ve bu konutlarda yaşayan tüketicilerin konut mutfakları ile ilgili görüşleri değerlendirilmiştir.Araştırma evrenini, Altındağ, Keçiören ve Çankaya ilçelerinde 2003 - 2007 yıllarında yapılan konutlarda yaşayan tüketiciler oluşturmaktadır. Belirtilen ilçelerde yapılan konut sayılarına göre tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemi ile toplam 300 örneklem alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler tüketicilere uygulanan anket, mutfağa ilişkin ölçülerin ve tüketicilerin antropometrik ölçülerinin alınması ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 13.0 (Windows'a uygun) paket yazılımından yararlanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya alınan tüketicilere ilişkin demografik özelliklerin, konuta ve mutfağa ilişkin genel bilgilerin mutlak ve yüzde değerlerini gösteren tabloları oluşturulmuş, varyans analizi (One-Way ANOVA), Scheffe testi ve t testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki anlamlı farklılık 0.05 ve 0.01 düzeyinde yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda; Ankara'da son beş yılda yapılan konutlardaki mutfaklarda genellikle duvar dolabı yüksekliği, tezgah yüksekliği, tezgah uzunluğu ve mutfak aydınlatmasının ergonomik açıdan tüketicilere uygun olmadığı belirlenmiştir. Buna rağmen, tüketiciler mutfakların durumlarından genel olarak memnundurlar. Memnuniyetsizliğin en çok olduğu nokta depolama alanlarının yetersizliğidir. Tüketiciler tarafından, mutfak kullanımında en çok yapılan hatanın lokal aydınlatmanın yetersiz kullanımı, balkonların amaç dışı kullanımı ve mutfakta kazalara neden olabilecek uygulamalar yapılması olduğu belirlenmiştir. İncelenen mutfaklarda gelişen teknolojiye uyum sağlayan fonksiyonel tasarımlara çok az mutfakta rastlanmıştır. Mutfak tasarımının tüketicilere ergonomik açıdan uygun olmasının önemi göz ardı edilemeyecek bir konudur. Bu nedenle bu konu ile ilgili yapılan tüm araştırmaların ışığında ortaya konulan öneriler dikkate alınarak mutfak tasarımları geliştirilmeli ve değişimlerin takip edilmesini sağlayacak yeni çalışmalar sürekli yapılmalıdır.Anahtar Kelimeler: Tüketici, Ergonomi, Mutfak, Antropometri
Ailelerin su tüketimine yönelik tutum ve davranışları ve bunları etkileyen faktörler
Araştırmada; değişik sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin su tüketimine yönelik tutum ve davranışları ve bunları etkileyen faktörler ele alınmıştır.Araştırmanın evrenini, ASKİ'ye bağlı abonmanlar oluşturmuştur. Bu grubun tamamına ulaşma imkanı olmadığından, üç farklı ekonomik düzey kabulü görmüş ilçelerden, bazı semtler tesadüfi olarak seçilmiştir. ASKİ kayıtlarından konut olarak kayıtlı abonman adresleri alınmıştır. Tesadüfi olarak adreslere gidilerek uygulama birebir katılımcılara sorularak gerçekleşmiştir. Toplamda 299 aile örneklemi oluşturmuştur. Bu araştırma kapsamında, ailelere su tüketimlerine yönelik davranış ve tutum ölçekleri uygulanmıştır. Davranış ve tutumlar arasındaki korelasyon ortaya konulmuştur. Su tüketimine yönelik davranış ve tutumların ortalama puanlarına göre korelasyon analizi, t-testi ve varyans (ANOVA) analizleri yapılarak farklılıkların anlamlılık düzeyleri ortaya konulmuştur.Araştırma sonucunda;1) Ailelerin, su tüketimine yönelik davranışlarının olumlu olması su tüketimine yönelik tutumlarını da olumlu etkilemektedir.2) Eğitim, gelir düzeyi, yaş, cinsiyet ölçüt olarak alındığında; su tüketim davranışında anlamlı bir farklılık düzeyi ortaya çıkarmamaktadır.3) Kadınların su tüketim tutumları erkeklere göre daha olumludur.4) Eğitim düzeyinin artması su kullanımıyla ilgili tutumları zayıflatmaktadır.5) Gelir düzeyinin artması su kullanımıyla ilgili tutumları zayıflatmaktadır.Araştırma sonunda ortaya çıkan sorunlara dayalı olarak bazı önerilere yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Su Tüketimi, Tutum ve Davranışlar, Tüketici Eğitimi, Aile Ekonomisi
Huzurevinde ve ailesiyle birlikte yaşayan yaşlıların tüketim davranışları ve tüketici eğitimine ilişkin görüşleri
Bu araştırma, İstanbul ilinde huzurevinde ve ailesiyle birlikte yaşayan yaşlıların tüketim davranışlarını ve tüketici eğitimine ilişkin görüşlerini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Bu amaçla, İstanbul ilinde rasgele seçilen ve ailesiyle birlikte yaşayan 65 yaş ve üzeri 74 yaşlı ile 5 farklı huzurevinde yaşayan 76 yaşlı olmak üzere toplam 150 yaşlı araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma sonucunda huzurevinde yaşayan yaşlıların eğitim durumlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yaşlıların yarıdan çoğu (%63,3) tüketici hak ve sorumlulukları konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı düşüncesini taşımaktadır. Yaşlılar tüketici eğitiminde araç olarak kitapları ve interneti çok fazla kullanmamaktadırlar. Yaşlıların %64,7'si yaşlılar için hazırlanacak tüketici eğitimi programlarına katılmak istemektedir. Yarıdan çoğu (%56,7) bunun alışverişlerde daha bilinçli davranmasına sebep olacağını düşünmektedir. Katılmak istemeyen yaşlıların çoğunluğu (%71,7) tüketici eğitimi programlarını yaşlılar için gereksiz görmektedir. Yaşlıların yarıdan çoğu (%63,9) TV programları aracılığıyla tüketici eğitim almanın kendileri için daha uygun olacağını düşünmektedir. Yaşlıların büyük çoğunluğu mal ve hizmetlerin kendilerine özel bir şekilde sunulmasını istemektedir. Huzurevinde ve ailesiyle birlikte yaşayan yaşlıların çoğunluğu (%82,0) alışveriş sırasında en çok dikkatini çeken ürün grubu olarak gıdayı belirtmektedir. Huzurevinde yaşayan yaşlılarda sağlık (%6,6), giyim (%0,7), elektrik-elektronik (%0,7) ve ulaşımın (%0,7) en çok dikkat çeken ürün grubu arasında yer almadığı görülmektedir. Çünkü yaşlılar ürün seçerken öncelikle ihtiyaçlarına yönelik olan ürünleri (%94,0) tercih ettiklerini ifade etmektedir. Ailesiyle birlikte yaşayan yaşlılar, huzurevinde yaşayan yaşlılara göre taklit ürünleri almayı (p<0,05) ve kapıdan satışlardan alışveriş yapmayı (p<0,05) daha çok tercih etmektedir.Anahtar Kelimeler: Yaşlı, tüketici, yaşlı tüketici, tüketici davranışı, tüketici eğitimi.
İlköğretim öğrencilerine farklı yöntemlerle verilen tüketici eğitiminin etkisinin belirlenmesi
Araştırmada ilköğretim 6.sınıfta okuyan öğrencilere farklı yöntemlerle verilen tüketici eğitiminin öğrencilerin doğru tüketim bilgi ve alışkanlıklarına etkisini saptamak amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini ilköğretim 6.sınıf öğrencileri, örneklemini ise, Ankara İli Altındağ İlçesi Halim Şaşmaz İlköğretim Okulu'na devam eden 6-B ve 6-E sınıfı öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, öğrencilerin bilgi düzeylerini tespit etmek için eğitimden önce kullanılan ?bilgi ve tutum ölçeği anketi formu? kullanılmıştır. Aynı form eğitim sırasında ve sonrasında da gruplara uygulanarak eğitimin etkisi ve kalıcılığına etkisi belirlenmeye başlamıştır. Araştırma sonucunda; Çoklu zeka grubunun ön test puan ortalamasının yüksek olduğu (p<0.05), Her iki grubun da son testte puan ortalamasının yükseldiği, ancak çoklu zeka grubunun son testte puan ortalamasının daha fazla arttığı, ve gruplar arası farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu (p<0.05), Her iki grubun izleme testinde puan ortalamasının yükseldiği, ancak gruplar arasındaki puan farkının çoklu zeka grubu lehine daha yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu, Davranışların testlerdeki seyri incelendiğinde ise çoklu zeka grubunun davranışlarında daha olumlu gelişmeler gözlendiği ayrıca derse karşı tutumlarının da daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonucunda şu öneriler sunulabilir; Eğitim, öğrenci seviyesine uygun yöntemler (hikaye anlatma, demonstrasyon, drama çalışmaları, sunumlar, afişler, slayt gösterisi vb.) kullanılarak zenginleştirilmelidir. Öğrencilerde kalıcı izli davranış değişiklikleri gerçekleştirilmesi için verilen eğitim sık sık tekrarlanmalı ve bunu uygulamaya geçirmesinde örnek davranışlar sergilenmelidir. Okuldaki eğitimde bilinçli tüketim alışkanlıklarının kazandırılmasına önem verilmelidir
İnternet ile tüketici eğitimi
Bu araştırma, Tüketici Eğitimi'nin internet aracılığı ile verilebilirliğini belirlemek vehazırlanan eğitim modelinin etkinliğini saptamak amacı ile planlanıp yürütülmüştür.Araştırmanın örneklemini, internet adresindeki ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?nin yeraldığı internet sayfasını (www.aybala.web.tr) ziyaret eden ve bu araştırmaya katılmayagönüllü olan toplam 320 tüketici oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri deneyseldesenlerden tek grup ön test ve son test modeli, nitel verileri ise grup görüşmesi aracılığıylatoplanmıştır. Tüketicilerin ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?ne katıldıktan sonra ?BaşarıTesti?nde yer alan konularla ilgili bilgisinin anlamlı bir şekilde arttığı belirlenmiştir (p < 0.001). Çalışan ve çalışmayan tüketicilerin ?Başarı Testi?nde yer alan konularla ilgilibilgisinin başarı testi erişi puanları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p <0.001).Eğitime katılan çalışmayan tüketiciler, çalışan tüketicilere göre eğitimden daha fazlayararlanmışlardır. Erkek ve kadın tüketicilerin ?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkinbilgisi başarı testi erişi puanları arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmıştır (p > 0.05).Tüketicilerin yaş gruplarına göre ?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkin bilgisi başarıtesti erişi ortalama puanları arasındaki fark anlamlıdır (p < 0.001). Eğitimden 21 ve dahaküçük yaş grubu diğer yaş grubundaki tüketicilere göre daha fazla, 28 ve daha büyük yaşgrubundaki tüketiciler ise diğerlerine göre daha düşük oranda yararlanmışlardır. Hangigruplar arasında anlamlı farklılık olduğunu belirlemeye yönelik olarak Tukey testiuygulandığında; 21 ve daha küçük yaş grubundaki tüketiciler ile 28 ve daha büyük yaşgrubundaki tüketiciler arasında ve 22-24 yaş grubu ile 28 ve daha büyük yaş grubundakitüketiciler arasında anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Tüketicilerin öğrenim durumlarına göre?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkin bilgisi başarı testi erişi ortalama puanlarıarasındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (p < 0.001). Lise ve daha az eğitim alantüketicilerin diğer tüketicilere oranla ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?nden daha fazlayararlandıklarını söylemek mümkündür. Lise ve daha az eğitim alan tüketiciler ile lisans üstüve lisans mezunu tüketiciler ile yine lisans üstü tüketiciler arasındaki fark anlamlıdır.Tüketicilerin mesleklerine göre ?Başarı Testi?nde yer alan konulara ilişkin bilgisi başarı testierişi ortalama puanları arasındaki farkın anlamlıdır (p < 0.001). Serbest meslek sahibitüketiciler eğitimden daha fazla yararlanırken akademisyenler daha az yararlanmışlardır.Tukey testi, akademisyen tüketiciler ile öğrenciler, yine akademisyen tüketiciler ile serbestmeslek sahipleri; memurlar ile serbest meslek sahibi tüketiciler arasında anlamlı farklılıkolduğunu göstermektedir. Grup görüşmesine katılan tüketiciler, konunun ilgi çekici olması veeğitim içeriğinin günlük hayatta kullanılabilecek bilgiler içermesini bu modelin olumlu yönü;modelin canlılık yönünden eksik olması ve örneklere az yer verilmesini ise, modelinolumsuz yönü olarak belirtmişlerdir. Tüketicilerin ? nternet ile Tüketici Eğitimi Modeli?nekatılmaları, Tüketici Eğitimi'ne duydukları ihtiyacı ve konuya duydukları ilgiyigöstermektedir. Bu sonuç, gelecek uygulamalarda tüketicilerin istekliliğini ve yeniyöntemlere açık olduklarını gösterebilir. Dolayısı ile hazırlanacak internet ile eğitimmodellerine katılacakları sayıltısından hareketle ülkemizde internet ile eğitim veren tüketicieğitimi sitelerine ihtiyaç bulunmaktadır. nternet ile tüketici eğitimi yaygınlaştırılmalı, ayrıcagelecekte tüketici eğitimi geleneksel ve uzaktan eğitim yöntemleri ile verilerek, bu ikiyöntemin başarı açısından karşılaştırılmasını sağlayacak yeni çalışmalar yapılmasıönerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, internet ile eğitim, tüketici eğitimi, internet ile tüketicieğitimi
Tüketici olarak ilköğretim öğrencilerinin tüketim faaliyetlleri sırasındaki çevre bilinci düzeylerinin incelenmesi ve eğitim modelinin uygulanması
TÜKETİCİ OLARAK İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN TÜKETİM FAALİYETLERİ SIRASINDAKİ ÇEVRE BİLİNCİ DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ VE BİR EĞİTİM MODELİNİN UYGULANMASI ÖZ Bu araştırma, ilköğretim öğrencilerinin tüketim Maliyetlerinde çevre bilinci düzeylerinin belirlenmesi ve buna ilişkin bir eğitim modelinin uygulanması amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla; Kırıkkale'de Mehmet Ali Eren İlköğretim Okulu öğrencilerinden yüz yüze eğitim grubu (n=39), el kitabı grubu (n=39) ve kontrol grubu (n=37) olmak üzere toplam 115 öğrenci araştırmaya alınmıştır. Çalışmanın istatistiksel analizleri t testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey testi kullanılarak yapılmıştır. Ön testte gruplar arası farkın kontrol grubu aleyhine olduğu, son testte ise yüz yüze eğitim grubunun lehine olduğu bulunmuştur. Gruplar arası fark çoğunlukla ön testte önemsiz, son testte ise önemli (p<0.05) bulunmuştur. Ön test ve son test puan ortalamaları gruplara göre ayrı ayrı incelendiğinde, son test puan ortalamalarının ön test puan ortalamalarından yüksek olduğu saptanmış ve testler arası fark çoğunlukla yüz yüze eğitim grubunda ortaya çıkmıştır. Tüm gruplardaki öğrenciler, insanları ve çöpleri çevreyi kirleten unsurlar arasında ilk sırada görmüşlerdir. Geri dönüşüm işaretini yüz yüze eğitim grubu öğrencilerinin tamamı eğitim sonunda doğru olarak cevaplandırırken çevre dostu kavramını yüz yüze eğitim grubu ile el kitabı grubu öğrencileri aynı oranda cevaplandırmışlardır. Yüz yüze eğitim grubu öğrencileri eğitim sonunda; bir ürün satın alırken dikkat edilmesi gereken ambalaj malzemesi özelliklerinden ambalajın çevre dostu, geri dönüşümü ve depozitosunun olması gerektiğini öğrenmişlerdir. Öğrenciler, plastikler ile kullanılıp atılan pillerin kullanımda tercih edilmemesinin ve alışverişte satın alınan ürünlerin de plastik poşetle taşınmamasının iyi olacağını belirtmişlerdir. Yüz yüze eğirim grubu öğrencileri, depozitolu ürünlerin yararlarını atık miktarını nazaltması, aile bütçesine katkı sağlaması, doğal kaynaklan koruması ve enerji tasarrufu sağlaması olarak saymışlardır. Bu maddeleri, depozitolu ürünleri kendi tercih etme nedenleri arasında da belirtmişlerdir. Yüksekten düşüğe doğru sıralanmış puan ortalamasına göre yüz yüze eğitim grubu, el kitabı grubu ve kontrol grubu öğrencileri çöplerin türlerine göre bidonlara atılması gerektiğini düşünmüşlerdir. Tüm gruplarda evdeki çöpü atma şeklinde, öğrencilerin yansından fazlası "evdeki çöp bidonunun içine bir poşet yerleştirilmeli, bu çöp bidonu dolunca bidonun içindeki poşetin ağzı sıkıca bağlanmalı, sonra dışarıdaki çöp bidonuna bırakılmalı" cevabını vermiştir. Öğrenciler pencere ve balkon gibi yerlerden halı, kilim, örtü... v.b. şeylerin silkelenmesini dışarısı kirleneceği, komşular kızacağı, elektrik süpürgesiyle de temizlenebileceği, evin balkon ve camı kirleneceği ve çevreye arar vereceği için uygun görmemişlerdir. Öğrenciler son testte evsel katı atıkları azaltmak için yapılabilecek faaliyetleri; kullanılmayan eşya ve giysiler ihtiyacı olanlara verilebilir, bayat ekmekler çorba, köfte, kızartma... v.b.lerinin yapımında kullanılabilir, atık kumaşlar çeşitli ürünlerin yapımında kullanılabilir, bayat ekmekler hayvanlara verilebilir, kullanılmış kağıtlar karalama kağıdı olarak kullanılabilir ve evsel atıklar çöpe atılabilir şeklinde ifade etmişlerdir. Öğrencilerin davranışlarındaki farklılık ise, kullanmadıkları eşya ve giysilerini ihtiyacı olanlara verdikleri, bayat ekmekleri hayvanlara verdikleri, kullanılmış kağıtlan karalama kağıdı olarak kullandıkları, atık kumaşları çeşitli ürünlerin yapımında kullandıkları ve son olarak evsel atıkları çöpe attıktan şeklinde saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre Eğitimi, Atık, Geri dönüşüm. ııı