Theses supervised by Prof. Dr. Aylin Görgün Baran

10 theses · Hacettepe University

Master'sOpen AccessTR

Eski paradigma ile yüzyüze gelmek: Türkiye'de Neo-spiritüalizm ve yeni sosyal hareketler

Bu çalışmada, Teosofizm hareketleri kapsamında Türkiye'de giderek yaygınlaşan ve ilgi gören neo-spiritüalist pratiklere yönelim merkeze alınmıştır. Bu yaygınlaşan eğilimlerin toplumsal dinamikler üzerindeki etkisi; yeni mesleklerin doğuşu, farklılaşan toplumsal örgütlenmeler, alternative tedavi yöntemlerine artan talep ile birlikte toplumun pek çok farklı kesimine yayılan yaşam stilleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, sözü edilen bu eğilimler sosyal bilimler literatürü içerisinde daha çok inanç temelleri ve sekülerleşme tartışmaları çerçevesinde değerlendirildiğinden ötürü bu yönelimlerin tüm yapısal toplumsal süreçler dahilinde nedensel bir açıklamasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu bağlamda toplumda yaygınlaşan spiritüalizm ile bağlantılı gündelik yaşam pratiklerine yönelimin temelinde yatan bireysel/toplumsal/kamusal sorunlar irdelenerek bu pratiklerin yeni sosyal hareketler ile ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında yorumcu/inşacı ve eleştirel perspektiften nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Bu sayede Neo-spiritüalist yaşam tarzını öznelerin anlamlandırma biçimleri ortaya koyulmaya çalışılmış, diğer taraftan bu eğilimlerin ve dolayısıyla günümüz insanının yaşadığı kimlik bunalımının kaynağı olan yapısal sistemlerin eleştirel bir analizi yapılmıştır. Araştırma verilerinin toplanıp değerlendirilmesi sonucunda Neo-spiritüel yaşam tarzına sahip bireylerin sosyo-demografik yapısı ile ilgili bilgilere, yönelim ve arayışlarının altındaki motivasyonlarına ve yeni sosyal hareketler ile ilişkilerine dair bulgulara ulaşılmıştır. Buna göre; bu pratiklere yönelim çoğunlukla kentli, eğitimli, orta veya orta-üst sınıfa mensup kadınlar arasında yaygınlaşmıştır. Bir yaşam tarzı haline dönüşen pratiklerin temelinde; alternatif terapi ve tedavi yöntemlerine alan açması, bilimsel ve dogmatik bilgi sistemlerinin arasında köprü oluşturan üçüncü bir yol olarak karşımıza çıkması yatmaktadır. Ayrıca bunlara ek olarak, araçsal akılcılaşmanın beraberinde getirdiği doğaya, bedene ve duygulara yabancılaşma olgusuna karşılık bir arayıştır. Dolayısıyla bu öğretiler yalnızca yeni bir inanç sistemleri veya yeni bir tüketim aracı olarak değerlendirilmemekte modern paradigmanın şekillendirdiği ilerleme anlayışına, uzmanlaşmaya ve modern demokrasilerin ideallerine inancın azalması sonucu ortaya çıkan öznel konumlanışlar olarak değerlendirilmektedir. Özne sosyolojisi kapsamında neo-spiritüalistlerin toplumsal değişmeye yönelik bir beklentisinin olduğu ancak bu anlamdaki toplumsal aktivizmlerinin; lokal ve kesintili katılımla beraber şiddet dili barındırmayan pasif/ öznel bir direniş şeklinde olduğu görülmüştür.

KüreselleşmeModernleşmeNeo-spiritüalizm+4
Seçil Büşra Başcı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk edebiyatındaki kadın yazarların romanlarında annelik temsillerinin feminist kuramlarla analizi: Aysel Özakın, Erendiz Atasü, Peride Celal, Sevgi Soysal

Bu araştırmada, Aysel Özakın, Erendiz Atasü, Peride Celal ve Sevgi Soysal'ın romanlarındaki annelik temsillerinin nasıl işlendiği konu edilmiş ve bu temsillerin feminist kuramlarca analizi yapılmıştır. Bu kapsamda her yazarın ikişer romanı ele alınarak, romanlar nitel içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Bu romanlar: Tante Rosa, Yürümek, Genç Kız ve Ölüm, Alnında Mavi Kuşlar, Üç Yirmidört Saat, Güz Şarkısı, Bir Yaşdönümü Rüyası ve Güneş Saygılı'nın Gerçek Yaşamı'dır. Bu çalışmanın amacı, tartışmalı bir mesele olan annelik olgusunun feminist kuramlarla birlikte edebi metinler üzerinden nasıl işlendiğinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu şekilde incelenen yazarların feminist kuramlardan (liberal, varoluşçu, radikal) ne şekilde etkilendiği tespit edilmiştir. Aynı zamanda ilgili literatürde annelik kavramının gelişimi, tarihçesi ve yapılan araştırmalarla feminist kuramların bu konuya yönelik tartışmaları yer almıştır. Tematik analiz birimlerinin tespitiyle birlikte araştırma verileri altı temaya ayrılmıştır. Bu temalar; Ataerkiyi Sorgulayan Annelik, Ataerkiyi Pekiştiren Annelik başlığı altında Annelik ve Kadınlıkla İlgili Kalıp Yargılar, Anne-Çocuk (Kız) İlişkileri, Hamilelik ve Doğum, Doğum Kontrolü ve Kürtaj ve Üvey Anneliktir. Araştırmanın sonucunda belirlenen yazarların romanlarında en çok varoluşçu ve radikal feminizmin etkileri görülürken liberal feminizmin etkisinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir.

AnnelikAtasü, ErendizCelal, Peride+7
Ekin Köklü
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyetin öznellik inşası: Cinsel pratikler ve iktidar ilişkisi

Bu araştırmada, Kate Millett cinsel politika, Foucault'un özne ve iktidar kuramı ve Butler'in kuir ve performativite kuramları temel alınarak kuir ve heteroseksüel öznelerin cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimleri üzerinden nasıl bir öznellik inşası oluşturdukları ve aşk, cinsellik ve gücü anlamlandırma ile ataerkil düzeninin iktidar ilişkilerinin öznelerin cinsel pratiklerine yansıma biçimleri ortaya çıkartılmak amaçlanmıştır. Feminist ve kuir metodoloji benimsenen bu çalışmada, nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Atanmış cinsiyeti kadın olan kuir (10) ve heteroseksüel (5) öznelerden oluşan toplamda 15 kişi ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler sağlanmıştır. Sahadan elde edilen veriler InqScribe programı aracılığıyla deşifre edildi. MAXQDA 2018 programı üzerinden ise veriler kodlara ayrıştırılarak tematik çözümleme yapıldı. Bu bağlamda araştırma üç tematik bölüme ayrılmıştır. Bunlar; Cinsiyet Kimliğinin Öznellik Süreçleri, Cinsel Yönelimin Öznellik Süreçleri ve Cinsel Pratikler ve İktidar İlişkisi'nden oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, atanmış cinsiyeti kadın olan kuir ve heteroseksüellerin özneleşme süreçlerinin Foucault'ın imlediği biçimde normal ve anormal ayrımı üzerinden farklılaştığı görülmektedir. Normal/anormal ayrımı üzerinden ayrımcılık ve şiddetin boyutu da farklılaşmaktadır. Cinsel pratiklerdeki iktidar ilişkilerine baktığımızda ise iktidar ilişkilerinin hem kuir hem heteroseksüel özne deneyimlerinde var olduğu görülmektedir. Atanmış cinsiyeti kadın olan kuir ve heteroseksüel öznelerin natrans heteroseksüel erkeklerle olan cinsel deneyimlerinde cinselliğin çoğunlukla iktidara boyun eğme üzerinden biçim aldığı görülürken; özellikle kendilerini feminist olarak tanımlayan kuir öznelerin, natrans kadın ve trans erkekle olan cinsel pratiklerinde ise iktidar ilişkilerinin daha fazla belirsizleştiği ve bu bağlamda iktidara direndikleri görülmektedir.

Cinsel politikaCinsellikCinsiyet+7
Esra Erkmen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel ve sosyal sermayenin kaynağı ve taşıyıcısı olarak dil: Eklemeli iki dillilik

Bu tez çalışması, bir etkileşim aracı olan dil ile bu etkileşimin sebebi ve sonucu olarak değerlendirilen sosyal ve kültürel sermaye kavramlarının eklemeli iki dillilik üzerinden bir analizini yapmayı amaçlamıştır. Bu bağlamda tez, Türkiye'de doğup büyümüş non-native ebeveynlerin erken yaştan itibaren çocuklarını iki dilli yetiştirme gayretlerini, bireysel bağlamda dil ideolojilerini, dile dair yaklaşım ve fikirlerini konu edinmiştir. Bu eylem ve yaklaşımların ebeveynlerin sahip olduğu sosyal ve kültürel sermaye ile ilişkisine ve çocuklarına vermek istedikleri sosyal kazanımlara etkisinin ne olduğuna odaklanmıştır. Türkiye'de iki ve çok dillilik üzerine yapılan çalışmaların temel odağı azınlık dilleri ve bu dilleri konuşan aile ve çocukların okuldaki başarıları, toplumla ilişkilerinin etnisite bağlamında ele alınmasıdır. Yurtdışında ise Türkiye'deki çalışmalara benzer araştırmaların yanı sıra iki dilliliğin birey açısından ne türden kazanımlar getirdiğine, ülkelerin bu durum karşısındaki politikalarının nasıl şekillendiğine, küreselleşme ve çok dillilik arasındaki ilişkiye odaklanan çalışmalar mevcuttur. Tez, Türkiye özelinde bu bağlamda bir başlangıç çalışması olarak önem arz etmektedir. Tezin dil bilim ve sosyoloji literatüründen ileri gelen iki ana kuramsal çerçevesi bulunmaktadır. Dil bilim bağlamında Steve McCarty, Hamzeh Moradi and Annick De Houwer'in görüşlerine yer verilirken sosyolojik çerçeve Pierre Bourdieu, James Coleman ve Robert Putnam'ın görüşlerinden faydalanarak sınırlandırılmıştır. Çalışma, nitel bir yaklaşım benimsemiştir. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış mülâkat formu kullanılarak toplanmıştır. Veriler, MaxQda programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonunda elde edilen sonuçların kuram ile büyük oranda paralellik gösterdiği görülmüştür. Katılımcıların iki dilliliği artı bir değer olarak gördükleri ve kültürel ve sosyal kazanımlarının bir aracı ve bir sermaye biçimi olarak değerlendirdikleri sonucuna varılmıştır. Bu değer ve kazanımların çocuklarına aktarımı bir mirası aktarmak gibidir ve önemlidir. Çalışma sonunda aile sermayesinin önemi ve kullanımı; ilk habitusun gelişimi; dilin bireyin hayatındaki yeri ve görünümlerine yönelik tespitler elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: iki dillilik, sosyal sermaye, kültürel sermaye, aile dil politikası, etki inancı.

DilKültürel sermayeSosyal sermaye+2
Hale Pehlivan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel heterotopya ve müşterekler siyaseti: Müşterekleştirme pratikleri üzerine nitel bir araştırma

İçinde bulunduğumuz geç kapitalizm döneminde, modern iktidar ve neoliberal kentsel politikalar eşliğinde kentte yapılan düzenlemeler, bireylerin gündelik yaşamlarını, kent deneyimlerini ve kent mekanında bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini etkilemektedir. Kentler, farklılıkların gündelik hayatta yollarının kesiştiği müşterek mekanlardır ancak nüfusun denetiminin yanı sıra sermaye dolaşımını sağlamak adına kent mekanında yapılan tektipleştirici ve kısıtlayıcı müdahaleler, farklı kimliklerin bir arada bulunmasını giderek zorlaştırmakta; müşterek mekanların kullanımının, paylaşımının ve inşasının önünde engel oluşturmaktadır. Heterotopik mekanlar yaratmanın önemi de burada yatmaktadır. Heterotopyalar, farklı kimliklerin bir arada varolabildiği ve piyasa düzenininden kopabilmiş "öteki" mekanlardır. Alternatif bir mekan yaratma potansiyelini içlerinde barındıran heterotopyalar, yeni bir kent siyasetini tartışmaya açmak adına önem taşır. Bu bağlamda heterotopik mekanlar yaratabilmenin yolunun müşterekleştirici pratiklerden ve müşterekler siyasetinden geçtiği düşünülmektedir. Yapılan bu çalışmada neoliberal kent politikaları ve piyasanın kent mekanını düzenlemesine karşı 21. Yüzyılın alternatif düzen arayışında yaratılan heterotopik mekanlar ve buna bağlı olarak geliştirilen müşterekleştirme pratikleri tezin konusudur ve son dönemlerde sıkça dile getirilen müşterekler siyasetini Türkiye bağlamında ele almak, müşterekleştirme sürecine dahil olan aktörlerin, bakış açılarının ve motivasyonlarının ne olduğunu ortaya koymak tezin amacıdır. Bu amaç doğrultusunda tez kapsamında Bursa, İstanbul ve Ankara illerinde, kentte ortak yaşam üzerine düşünen ve müşterekleştirme pratikleri icra eden inisiyatifler, kent konseyleri, semt meclisleri, semt dernekleri, kent ve ekoloji savunmaları gibi topluluklardan 15 görüşmeci ile nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Görüşmecilerin kent ve topluluk deneyimleri, müşterekleştirme pratikleri ve kent tahayyüllerine ilişkin sahadan elde edilen veriler eşliğinde bu toplulukların, heterotopik mekanlar yaratma potansiyeli olduğu görülmüştür.

HeterotopiKentsel mekanMekan+1
Meltem Bayrak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel heterotopya ve müşterekler siyaseti: Müşterekleştirme pratikleri üzerine nitel bir araştırma

İçinde bulunduğumuz geç kapitalizm döneminde, modern iktidar ve neoliberal kentsel politikalar eşliğinde kentte yapılan düzenlemeler, bireylerin gündelik yaşamlarını, kent deneyimlerini ve kent mekanında bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini etkilemektedir. Kentler, farklılıkların gündelik hayatta yollarının kesiştiği müşterek mekanlardır ancak nüfusun denetiminin yanı sıra sermaye dolaşımını sağlamak adına kent mekanında yapılan tektipleştirici ve kısıtlayıcı müdahaleler, farklı kimliklerin bir arada bulunmasını giderek zorlaştırmakta; müşterek mekanların kullanımının, paylaşımının ve inşasının önünde engel oluşturmaktadır. Heterotopik mekanlar yaratmanın önemi de burada yatmaktadır. Heterotopyalar, farklı kimliklerin bir arada varolabildiği ve piyasa düzenininden kopabilmiş "öteki" mekanlardır. Alternatif bir mekan yaratma potansiyelini içlerinde barındıran heterotopyalar, yeni bir kent siyasetini tartışmaya açmak adına önem taşır. Bu bağlamda heterotopik mekanlar yaratabilmenin yolunun müşterekleştirici pratiklerden ve müşterekler siyasetinden geçtiği düşünülmektedir. Yapılan bu çalışmada neoliberal kent politikaları ve piyasanın kent mekanını düzenlemesine karşı 21. Yüzyılın alternatif düzen arayışında yaratılan heterotopik mekanlar ve buna bağlı olarak geliştirilen müşterekleştirme pratikleri tezin konusudur ve son dönemlerde sıkça dile getirilen müşterekler siyasetini Türkiye bağlamında ele almak, müşterekleştirme sürecine dahil olan aktörlerin, bakış açılarının ve motivasyonlarının ne olduğunu ortaya koymak tezin amacıdır. Bu amaç doğrultusunda tez kapsamında Bursa, İstanbul ve Ankara illerinde, kentte ortak yaşam üzerine düşünen ve müşterekleştirme pratikleri icra eden inisiyatifler, kent konseyleri, semt meclisleri, semt dernekleri, kent ve ekoloji savunmaları gibi topluluklardan 15 görüşmeci ile nitel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Görüşmecilerin kent ve topluluk deneyimleri, müşterekleştirme pratikleri ve kent tahayyüllerine ilişkin sahadan elde edilen veriler eşliğinde bu toplulukların, heterotopik mekanlar yaratma potansiyeli olduğu görülmüştür.

HeterotopiKentsel mekanMekan+1
Meltem Bayrak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da çalışan kadınlarda kadın ve annelik algısının tezahürleri

Kadınların da erkekler gibi çalışma hayatında aktif olarak rol almasının toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından olumlu bir adım olduğu düşünülmüştür. Ancak kadınların gündelik hayatlarındaki deneyimlerini göz önünde bulundurduğumuz zaman eşitliğin ötesinde çifte sömürüye maruz kaldıkları anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı; kadınların çalışma hayatına dahil olmaları bağlamında kadın olmayı nasıl deneyimledikleri ve bunun üzerinden özel alan – kamusal alan ayrımı yahut anneliğe dair kendilerini bu tanımlamalarla ilişkilendirip ilişkilendirmediklerini tespit etmektir. Postmodernizm etkisinde gelişen günümüz koşulları bakımından, kadın algısının değişip değişmediği ve bir değişimin söz konusu gibi göründüğü durumlarda içkin olarak geleneksel ataerkil savunmanın hala taşınıp taşınmadığı araştırılmıştır. Bu bağlamda araştırma kapsamında farklı mesleklerden 22 kadın ile yarı yapılandırılmış sorular eşliğinde yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve derinlemesine mülakat tekniği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilmiş olan bulgular tematik analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bu tez çalışması neticesinde kadınların çalışma hayatına katılım ve annelik ile ilgili bakış açılarının, kadının kaçınılmaz bir şekilde kendini annelik üzerinden kabul etmesiyle pratiğe geçirdiği ve böylelikle ataerkinin yeniden üretiminde rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AnkaraAnnelikAnnelik temsilleri+4
Mine Öztekin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarsus Arap Alevilerinin sekülerleşme eğilimleri

Anadolu ve Levant'ın kadim halklarından olan Arap Aleviler, etno-dinsel örgütlenme biçimleriyle özgün niteliklere sahiptirler. Mistisizmi içeriğinde barındıran dinsellikleriyle azınlık konumlarını sürdüren Arap Aleviler, Türkiye'nin batılılaşma ve modernleşme serüveniyle birlikte seküler üst yapı kurumlarıyla karşılaşmış ve kültürlerini yeni bağdaştırma biçimleriyle güncellemiştir. Bu araştırma, "sekülerleşmek için önce kültürün dinsellikle eşlenimi" gerekliliğini göz önünde bulundurarak Tarsus Arap Alevilerinin dünyevileşen eğilimlerini çözümlemeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla önceki kuşaklarda ilişkisel bütünlüğü korunmuş mitsel tasarımlarla dünyayı anlamlandıranların hangi eklemlemelerle ve eksiltilerle çağa ayak uydurduğu ve faillerin Aleviliğe atfettikleri güncel anlamlar bu tezi içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Arap Alevileri, Sekülerleşme, Etno-dinsel kimlik

AlevilerAraplarMersin-Tarsus+2
Berk Bağ
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve tüketim kültürü perspektifiyle Instagram ve Youtube üzerine netnografik bir çalışma

İnternet teknolojisi gün geçtikçe gelişen ve etkisini artıran bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. İnternet teknolojisinin gelişmesiyle sosyal medyada da yeni uygulamalar ortaya çıkmakta ve gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelerden birisi de tüketim öğelerinin sosyal medya platformlarında sunulması ve görünürlüğünün artırılmasıdır. Günümüzde sosyal medya kullanıcıları gündelik hayatlarını bu platformlarda sergilemektedir. Kullanıcılar çevrim içi ortamlardaki paylaşımlarla hem takipçi sayısını artırmakta hem de çeşitli markalar ve firmalarla işbirliği yaparak tüketim nesnelerini fotoğraflar ve videolar aracılığıyla sosyal medya platformlarında sunmaktadır. Hem Instagram hem YouTube'da aktif olarak paylaşımlarda bulunan bu kullanıcılar içerik üreticiler olarak adlandırılarak araştırma tasarlanmıştır. İçerik üretenlerin paylaşımları ve bu içerik üreticilerini takip eden takipçilerin yorumları da tüketim boyutuyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla çalışmada amaç, sosyal medya kullanıcılarının paylaşımları üzerinden hem içerik üreten tüketicilerin hem de bu içerikleri tüketenlerin tüketim pazarına yapmış oldukları etkilerin neler olduğunu tespit etmektir. Tüketim açısından görsellerin ve metinlerin neyi imlediğini yorumlayarak ortaya koymaktır. Bu araştırma, netnografi bağlamında görsel ve metinsel bir analiz kullanılacağı için nitel bir çalışmadır. Kullanıcıların paylaşmış oldukları fotoğraf, video, resim gibi multimedya araçlarının hipergerçekliği nasıl temsil ettiği, gösterişçi tüketime ilişkin neleri nasıl sunduğu ve tüketim ürünleri açısından tektipleşmeyi oluşturup oluşturmadığı yorumu üzerinden ele alınmaya çalışılmıştır. Araştırmanın literatür taraması ve kuramsal çerçevesinden hareketle tüketim unsurlarının sosyal medya platformlarındaki sunuluş biçimine odaklanılmıştır. Sonuç olarak araştırma kapsamında sosyal medyanın tüketim kültürünün taşıyıcılığını yaptığı ve tüketim nesnelerinin paylaşılmasıyla kültürün yeniden üretildiği tespit edilmiştir.

HipergerçeklikNetnografiSosyal medya+4
Canan Aydın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve tüketim kültürü perspektifiyle Instagram ve Youtube üzerine netnografik bir çalışma

İnternet teknolojisi gün geçtikçe gelişen ve etkisini artıran bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. İnternet teknolojisinin gelişmesiyle sosyal medyada da yeni uygulamalar ortaya çıkmakta ve gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelerden birisi de tüketim öğelerinin sosyal medya platformlarında sunulması ve görünürlüğünün artırılmasıdır. Günümüzde sosyal medya kullanıcıları gündelik hayatlarını bu platformlarda sergilemektedir. Kullanıcılar çevrim içi ortamlardaki paylaşımlarla hem takipçi sayısını artırmakta hem de çeşitli markalar ve firmalarla işbirliği yaparak tüketim nesnelerini fotoğraflar ve videolar aracılığıyla sosyal medya platformlarında sunmaktadır. Hem Instagram hem YouTube'da aktif olarak paylaşımlarda bulunan bu kullanıcılar içerik üreticiler olarak adlandırılarak araştırma tasarlanmıştır. İçerik üretenlerin paylaşımları ve bu içerik üreticilerini takip eden takipçilerin yorumları da tüketim boyutuyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla çalışmada amaç, sosyal medya kullanıcılarının paylaşımları üzerinden hem içerik üreten tüketicilerin hem de bu içerikleri tüketenlerin tüketim pazarına yapmış oldukları etkilerin neler olduğunu tespit etmektir. Tüketim açısından görsellerin ve metinlerin neyi imlediğini yorumlayarak ortaya koymaktır. Bu araştırma, netnografi bağlamında görsel ve metinsel bir analiz kullanılacağı için nitel bir çalışmadır. Kullanıcıların paylaşmış oldukları fotoğraf, video, resim gibi multimedya araçlarının hipergerçekliği nasıl temsil ettiği, gösterişçi tüketime ilişkin neleri nasıl sunduğu ve tüketim ürünleri açısından tektipleşmeyi oluşturup oluşturmadığı yorumu üzerinden ele alınmaya çalışılmıştır. Araştırmanın literatür taraması ve kuramsal çerçevesinden hareketle tüketim unsurlarının sosyal medya platformlarındaki sunuluş biçimine odaklanılmıştır. Sonuç olarak araştırma kapsamında sosyal medyanın tüketim kültürünün taşıyıcılığını yaptığı ve tüketim nesnelerinin paylaşılmasıyla kültürün yeniden üretildiği tespit edilmiştir.

HipergerçeklikNetnografiSosyal medya+4
Canan Aydın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors