Theses supervised by Prof. Dr. Erhan Eroğlu
23 theses · Anadolu University, Maltepe University
Sosyal medyada kurum kimliği yönetimi: Türkiye'nin en büyük 500 şirketi üzerine bir araştırma
Sosyal medya hem bireyler hem de kurumlar açısından günümüzün en önemli iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. İşletmeler, organizasyonlar ve kuruluşlar sosyal medyayı hedef kitleleri ile iletişim kurmada önemli bir araç olarak görmeye başlamıştır. Yapılan araştırmalar, kurumsal sosyal medya kullanımının her sene artmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, sosyal medyada yer almaktan daha önemli olan bu ortamın nasıl kullanıldığıdır. Sosyal medyanın sağladığı avantajlardan faydalanmak ve kurum imajını artırmak amacıyla kurumların kendilerini, diğer bir ifade ile kurumsal kimliklerini sosyal medyada doğru bir şekilde temsil etmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, kurumların sosyal medyada kimliklerini nasıl yansıttıklarını ve yönettiklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, 2013 yılında Fortune tarafından belirlenen Türkiye'nin en büyük 500 şirketi içerisinden alınan örneklemin resmi Facebook hesabı, içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir.
Örgütlerde sosyal medya kullanımı: Sosyal medya algıları, amaçları ve kullanım alışkanlıkları
Bu çalışma örgütlerin sosyal medya algılarının, kullanım amaçlarının ve kullanım alışkanlıklarının belirlenmesine yöneliktir. Bu kapsamda Eskişehir'de faaliyet gösteren 138 işletmeden elektronik anket yoluyla elde edilen veriler araştırma amaçları doğrultusunda değerlendirilmiştir.
Kabin ekiplerinde iş doyumu ve tükenmişlik sendromu
Kabin ekipleri, gösterdikleri iş performansı ölçüsünde yolcu memnuniyetini, kârlılığı ve dolayısıyla sürdürülebilirliği etkileyen konumlarıyla havayolu şirketlerinin en önemli müşteri temsilcileridir. Bu araştırmanın amacı, yolculara tatmin edici düzeyde hizmet sunması beklenen, yoğun ve stresli bir iş ortamında çalışan kabin ekiplerinde iş doyumu ve tükenmişlik duygusu düzeylerini ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek, elde edilen sonuçları demografik faktörlere göre değerlendirmek, havayolu şirket yöneticilerine ve kabin ekiplerine öneriler sunmaktır. İsminin gizli kalmasını isteyen bir havayolu şirketinin 237 kabin memuruna demografik özellikler, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği sorularından oluşan toplam 48 soruluk bir anket uygulanmıştır. SPSS 20 programı kullanılarak güvenirlik, dağılım ve frekans analizleri ile birlikte iş doyumu ve tükenmişlik anketlerinin alt boyutları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre toplam tükenmişlik ve iş doyumu düzeylerinin "orta" seviyede; tükenmişliğin alt boyutlarından duygusal tükenmişlik ve kişisel başarısızlık hissinin "orta", duyarsızlaşmanın ise "düşük" seviyede; iş doyumunun alt boyutlarından örgütsel iş doyumunun "orta", bireysel iş doyumunun ise "yüksek" düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Toplam iş doyumu ve toplam tükenmişlik arasında anlamlı ve ters yönlü bir ilişki; benzer şekilde alt boyutlarının da birbirleriyle aralarında anlamlı ilişkiler olduğu ortaya konmuştur. Demografik faktörler ile iş doyumu ve tükenmişlik arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Kabin ekibi, iş doyumu, tükenmişlik.
Kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi: Eskişehir ilinde bir özel okulda uygulama
Günümüz dünyasında her şey hızlı bir değişim yaşamaktadır. Bu değişim teknolojiden toplumsal hayata her alanda kendini göstermektedir. Özellikle küreselleşmenin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi yönetim sektöründe de yeni bakış açılarının gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Kurumların bu yeni dönemdeki yönetim anlayışlarının çekirdeğini "önce insan" felsefesi oluşturmuştur. Kurumlarına yüksek düzeyde bağlılık duyan çalışanlar kurumun işleyişine olumlu yönde katkıda bulunmaktadırlar. Bu bağlılığın yaratılmasında en önemli faktörlerden biri de kurum kültürünün çalışanlarca benimsenmesidir. Bu noktadan hareketle çalışmanın ilk bölümünde kurum kültürü ve örgütsel bağlılık kavramlarının derinlemesine incelenmesini içeren bir alanyazın taraması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi amacıyla Eskişehir ilinde bir özel okulda çalışan 56 katılımcı ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kurum kültürü benimsenme düzeyi arttıkça örgütsel bağlılık düzeyinde de artış olacağı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra uygulama yapılan kurumdaki kurum kültürü benimsenme düzeyi yüksek, örgütsel bağlılık düzeyleri ise ılımlı düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
Çalışma ortamındaki ilişkilerde mobbing ve Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü'nde bir uygulama örneği
Bu araştırmanın amacı, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü çalışanlarının mobbing davranışlarına maruz kalma düzeyini belirlemekle birlikte, mobbing davranışına maruz kalma durumunun çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin tespit edilmesidir. Araştırma, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü'nde görev yapan 78 çalışana uygulanan anket sonuçlarına dayanmaktadır.Araştırmadaki verilerin istatistiksel analizinde tanımlayıcı istatistiksel metodların yanı sıra bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve Lsd testlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular için tablolar oluşturulmuş ve yorumlanmıştır.Araştırmayla elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü çalışanlarının mobbing davranışlarını orta altı düzeyde algıladığı görülmüştür. Ancak çalışanlarda cinsiyet değişkeninin; mobbingin ?kendini gösterme ve iletişim oluşumuna etkisi? ve ?yaşam kalitesi ve mesleki duruma saldırı? boyutları üzerinde, öğrenim durumu değişkeninin; ?sağlığa doğrudan saldırı?, ?yaşam kalitesi ve mesleki duruma saldırı? boyutları üzerindeki etkisi anlamlı bulunmuştur. Çalışanların en çok maruz kaldığı mobbing davranışı, işyerlerinde arkalarından kötü konuşulmasıdır.
İş doyumu ile tükenmişlik sendromu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü'nde bir uygulama örneği
Bu araştırmanın amacı, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü personelinin; iş doyumu ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi ve bu düzeylerin belirli demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini saptamaktır. Ayrıca, iş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişki saptanmaya çalışılmıştır. Tarama modelinde yapılan araştırmada, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü'nde çalışan 80 kişiye anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistiksel metodlar (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma), t testi, tek yönlü varyans analizi, LSD testi ve korelasyon analizi kullanılmış, anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; öğrenim durumu ile dışsal doyum alt boyutunda, yaş, öğrenim durumu, kurumdaki hizmet yılı, toplam mesleki tecrübe ile duygusal tükenme alt boyutu arasında, , kurumdaki hizmet yılı, toplam mesleki tecrübe ile duyarsızlaşma alt boyutunda ve öğrenim durumu ile kişisel başarı alt boyutundan anlamlı farklılıklar bulunmuştur. İş doyumu ve tükenmişlik arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda da, iş doyumu ile tükenmişlik arasında orta düzey negatif bir ilişki bulunmuştur. Tükenmişlik arttıkça iş doyumu azalmaktadır.
Perakende sektöründe hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti: Eskişehir'de teknoloji marketinde bir pilot araştırması
Günümüzde rekabetin de artması ile birlikte perakendeci mağazaların sayısı her geçen gün artmakta ve buna bağlı olarak mağazalarda müşteri memnuniyetinin sağlanması ön plana çıkmaktadır. Müşteri memnuniyeti sağlamanın en etkili yolu ise kaliteli bir hizmet sunmaktan geçmektedir. Bu nedenle müşteriyi hizmet kalitesi konusunda tatmin etmek perakendeci mağazaların en önemli hedefi haline gelmiştir.Somut ürünlerin kalitesi örgütler tarafından tanımlanabilir ve ölçülebilirken, hizmetlerin kalitesinin ölçülmesi daha zordur. Rekabette öne geçmenin anahtarı sayılan kaliteli üretim için yapılan çalışmaların nasıl bir sonuç verdiğini anlamak ve değerlendirmek için kalitenin ölçülebilir olması gerekmektedir.Bu çalışmada, perakende mağazalarında müşterilerin algıladıkları hizmet kalitesi yargıları ölçümlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada perakendeci mağazasının hizmet kalitesini ölçmek amacıyla DTR modeli kullanılmıştır. Uygulama ise uluslararası alanda hizmet veren elektronik perakende firmasının Eskişehir şubesinde yapılmıştır. Araştırma sonuçları işletmenin sunduğu hizmetin müşterilerce nasıl algılandığını gösterirken, işletmenin artan rekabet koşulları çerçevesinde kendi politikaları ve uygulamalarında yapması gerekenler hakkında da yol gösterme niteliğinde olmaktadır.
Suç önleme stratejisi kapsamında kadın acil destek uygulamasının incelenmesi ve Tekirdağ ili örneği
Türkiye'de temel bir sorun haline gelen kadına şiddet konusuyla alakalı olarak yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş bir yazılım olan KADES uygulaması aile içi şiddet, kadına şiddet ve çocukların korunması kapsamında projelendirilmiş, suçun önlenmesi açısından sadece kadınların kullanımına sunulmuştur. Şiddet mağduru ya da şiddet durumuyla karşı karşıya kalan kullanıcıların uygulama aracılığıyla ihbarda bulunması sonucunda, kişinin korunması maksadıyla kolluk kuvvetleri olaya doğrudan müdahale etmektedir. Bu durumda panik butonu gibi bir güvenceye sahip olan KADES uygulaması, kadınların yardım talebine cevap vermektedir. Bu çalışmada, Tekirdağ ilinde aile içi şiddet mağduru olan 100 kadının KADES uygulaması hakkındaki kullanıcı deneyimi ve programın etkinliği ölçümlenmiştir. Şiddet mağduru olan kullanıcılar ile anket yapılarak elde edilen veriler SPSS (Ki Kare/ Fisher's Exact) ile analiz edilmiştir. Katılımcılarla yapılan çalışma sonucuna göre, kendilerine güven sağlayan uygulamayı başarılı buldukları ve programın iyi olduğu yönünde genel bir tespit yapılmıştır. Uygulamanın bilgilendirme ve eğitim faaliyetleriyle toplumda bilinirliğinin sağlanması, hem aile içi iletişime yardımcı olacak hem de kadına karşı şiddet olaylarının azalmasına katkı sağlayacaktır.
Üniversite öğrencilerinin çevrimiçi paylaşım platformlarına katılım nedenlerinin belirlenmesi
Günümüzde mal ve hizmet sağlayıcılar ile bu ürün veya hizmetlerin alıcıları arasında iletişim, etkileşim ve alışveriş olanağı sağlayan platformlara, uygulamalara her yerde rastlamak mümkün hale gelmiştir. Başta bilgi ve iletişim teknolojilerini daha etkin kullanan gençler olmak üzere son yıllarda, tüm tüketiciler söz konusu çevrimiçi paylaşım platformlarına ilgi göstermeye başlamışlardır. Özellikle gençlerin bu platformları hızlı bir şekilde benimsemesi, platformlara yapılan finansal yatırımların artması, sahip olunan yenilik ve büyüme potansiyeli, konuyu, araştırılması gereken bir hale getirmektedir. Ancak konuyla ilgili yapılacak diğer araştırmalara da temel olacağı düşünülen katılım nedenlerine ilişkin nitel ve nicel çalışmalar yeterli düzeyde değildir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin çevrimiçi paylaşım platformlarına katılım nedenlerini belirlemek, söz konusu nedenler ile katılım niyeti arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Çalışmadan elde edilecek verilerin daha katılımcı dostu platformların ortaya çıkmasına katkı sağlaması umulmaktadır. Çalışmada öncelikle katılım nedenlerinin ortaya çıkarılmasına yönelik nitel bir araştırma gerçekleştirilmiş, nitel araştırma sonucunda katılım niyetine etki ettiği düşünülen faktörler belirlenmiş ve bu faktörlerden yararlanılarak bir model önerisinde bulunulmuştur. Model ve araştırma hipotezlerinin test edilmesinde Yapısal Eşitlik Modellemesi analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda model ve örneklemin uyumlu olduğu ortaya çıkmış, ileri sürülen hipotezlerin büyük bir kısmı doğrulanmıştır. Maddi fayda, sosyal etkileşim, yorum ve derecelendirmelere duyulan güven ile sürdürülebilirlik algısının katılım niyetini olumlu bir biçimde etkilediği bulunmuştur. Ayrıca katılım niyetini etkileyen faktörlerin cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, internet ve sosyal medya kullanımı gibi demografik değişkenler açısından anlamlı bir fark taşıyıp taşımadığı da araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Çevrimiçi paylaşım platformları, Paylaşım ekonomisi, Katılım niyeti, Motivasyon
Haber yayılımı ekseninde dijital melezlerin dijital yurttaşlık düzeylerinin incelenmesi
Dijital yurttaşlık olgusu özellikle son on yıldır alanyazında yer almaktadır. Tartışmalar dijital yurttaşın nitelikleri, özyeterliliklerinin belirlenmesi, eğitimi gibi temelde eğitim alanına özgü çalışmalardır. İletişim alanındaki az sayıda çalışmadan biri olan bu çalışmanın amacı, haber yayılımı ekseninde dijital melezlerin dijital yurttaşlık düzeylerini belirlemek ve dijital yurttaşlık olgusunun haber yayılımı (haber güvenilirliği ve paylaşımı) ile ilişkilerini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda 500 dijital meleze iki ayrı anket uygulanmıştır. İlk anket "dijital yurttaşlık ölçeği"dir. İkincisi ise "haber yayılımı ölçeği"dir. Ölçeklerin uygulanması sonucunda yapılan kümeleme analizi, korelasyon, regresyon ve ANOVA analizlerinin sonucunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Dijital yurttaşlığın 9 boyutunun yapılan faktör analizi sonrasında 8 boyut olarak algılandığı ortaya çıkmıştır. Dijital erişim ve okuryazarlık boyutları tek faktör altında birleşmiştir. Dijital melezlerin en yüksek düzeyde oldukları boyutlar; dijital ticaret, dijital iletişim, dijital erişim ve okuryazarlık, dijital etik, dijital hak ve sorumluluklar düzeyleriyken; en düşük düzeyler sırasıyla dijital hukuk, dijital sağlık ve dijital güvenliktir. Dijital hukuk düzeyi yükseldikçe habere olan güven azalmaktadır. Dijital iletişim ve dijital sağlık düzeyleri artan dijital melezlerin haber yayılımı da artmaktadır. Sonuç olarak dijital yurttaşlık düzeylerinin haber yayılımı ile ilişkilerinin analiz edildiği bu çalışmada; habere güvenin dijital yurttaşlık düzeyinin yüksekliği ile ilişkisinin olmadığı paylaşımın da dijital yurttaşlık düzeyi yükseldikçe düşük bir oranda yükseldiği belirlenmiştir. Dijital yurttaşlık düzeyi artan dijital melezler; haberin güvenilir olup olmadığını sorgulayan, kaynağını araştıran, teyit eden, önyargısız olmaya çalışan nitelikler göstermektedir.
Personelin yöneticilere dair güven düzeyleri ile iletişim doyum düzeylerinin değerlendirilmesi: Dumlupınar Üniversitesi'nde bir uygulama
Bu çalışmada insan ilişkileri açısından önemli olduğu düşünülen iletişim ve güven konuları ele alınmıştır. Özellikle yönetici pozisyonundaki bireylerin vakitlerinin çoğunu geçirdikleri iş yerlerindeki personeli ile kurdukları ilişkilerin sağlıklı yürümesinin hem bireysel hem kurumsal fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bu sebeple yönetici ile çalışan arasındaki ilişkiler güven ve iletişim perspektifinde araştırılmaya değer görülmüştür. Yapılan çalışmanın temel amacı akademik bir kurumda görev yapmakta olan personelin iletişim doyumu ile güven düzeylerinin incelenmesi ve personelin güven düzeyi ile iletişim doyum düzeyleri arasında ilişkinin varlığının ve yönünün tespitidir. Araştırmanın ilk kısmında personelin iletişim doyum düzeyleri örgütsel algı, iletişim iklimi, örgütsel bütünleşme, medya kalitesi, bireysel geribildirim, yatay iletişim ve üstlerle iletişim boyutlarıyla ele alınmış; iletişim doyum düzeyi en yüksek olan boyutun örgütsel bütünleşme olduğu görülmüştür. Ayrıca personelin en düşük doyum elde ettiği boyut ise bireysel geribildirimdir. Dumlupınar üniversitesi personelinin genel iletişim doyum düzeyine bakıldığında 3,66 puan orta seviye bir doyuma sahip olduğu görülmektedir. Araştırmanın ikinci kısmında yöneticilere duyulan güven düzeyi incelenmiştir. Personelin yöneticilere duyduğu güven düzeyini arttıran en önemli kriterin yöneticinin dürüstlüğü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uyum sağlama boyutunun ise güven düzeyini en az etkilen boyut olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın son kısmında İletişim doyum düzeyi ile güven düzeyi arasındaki ilişkiye bakılmış ve aralarında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Güven, İletişim Doyumu, Yönetici personel ilişkisi
Sosyal medyadaki yanlış bilgiye yönelik kullanıcı doğrulama davranışlarının incelenmesi
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler bilginin üretim, dağıtım ve tüketim biçimlerinde değişikliklere yol açmıştır. Bu değişikliklerin olumlu etkileri kadar olumsuz sonuçları da söz konusudur. Sosyal medyanın bilgi ve haber tüketiminde ilk sıralara yükselmesi, bu ortamda yer alan bilginin doğruluğu konusunda endişelere yol açmıştır. Bu nedenle hem bireysel hem de toplumsal bağlamda etkileri görülmeye başlanan yanlış bilgi problemi, araştırılması gereken bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada sosyal medyadaki yanlış veya şüpheli bilgilere yönelik doğrulama davranışları karma yöntem kullanılarak incelenmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde betimsel analizlerin yanı sıra demografik değişkenler ile anket soruları arasında t-testi, ve MANOVA analizleri ile karşılaştırmalar yapılmıştır. Ayrıca, Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli ve Planlı Davranış Teorisi çerçevesinde oluşturulan model ile doğruluk kontrol davranışını etkileyen faktörler Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda merkezi yollar olan sistematik bilgi işleme ve bilgi kalitesi faktörlerinin tutum üzerindeki etkisine yönelik hipotezler kabul edilmiştir. Çevresel faktör olarak belirlenen kaynak güvenilirliği ve mesaj etkileşim düzeyinin tutum üzerindeki etkisine yönelik geliştirilen hipotezler kabul edilirken, diğer çevresel faktör olan homofilinin tutum üzerindeki etkisine yönelik hipotez ise reddedilmiştir. Ayrıca, tutum ve algılanan davranışsal kontrol ile doğrulama niyeti arasında olumlu bir ilişki varken, öznel normların niyet üzerinde bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise 15 katılımcı ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek elde edilen bulgular belirlenen temalar altında aktarılmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal medya, Yanlış bilgi, Doğrulama davranışı
Kurumsal iletişim deneyiminde etkileşimsel adalet söylemi: Tarihsel açıdan değerlendirme
Bu araştırmanın temel konusu; adalet kavramının sosyal yönünü içeren, etkileşimsel adalet söylemdir. Araştırmada; adalet, iletişim ve yönetim kavramlarının teorik yönlerinin tespit edilmesi; bu kavramların tarihsel inşasını ve değişimini farklı dönem düşünürlerinin örneğinde göstererek, sosyal ve kurumsal yapı içerisinde oynadığı rolleri; geçmiş ve günümüz arasında bağlantı kurarak, bu kavramların değerlendirilmesi, kıyaslanması ve ortaya çıkan etkisini ortaya koyarak; kurumsal yaşamın belirleyicisi konumunda olan etkileşimsel adalet kavramına ulaşılması ve teorik analizinin yapılması amaçlanmaktadır. Tarihsel bellekte tüm insanların ortak çabası; yaşamlarını adil, mutlu ve refaha ulaştırma idealine yöneliktir. Bu ortak yaşamda ortaya çıkan her tür adaletsizlik ve iletişimsizlik sorunları, düzeni bozmakta ve insanların davranışlarında değişikliklere neden olduğu gibi, adaletsizlik algısına da yol açmaktadır. Bu bakımdan, adalet ve iletişim olguları, kurumsal yaşamın belirleyicileri olmakla birlikte, bireysel ve kurumsal gücünü de ortaya koymaktadır. Tarihsel deneyimde; tüm kurumların devamlılığını sağlayan ve aynı zamanda etkileyen insan unsurudur. İnsan unsurunun uyguladığı adalet biçimi ve kullandığı iletişim şekli hem insanlar arası ilişkinin kalitesini hem de yönetim biçimini etkilemektedir. Bu nedenle tarihsel deneyimde, yöneticilerin önem vermesi gereken; insan, adalet ve iletişimdir. Zira, adalet, insan ile başlamakta ve kişiler arası etkileşim sürecinde ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte iletişim etiği ile eşitlik algısı prensipleri temelinde insanların eylemlerine yansımaktadır. Bunun için, tarihsel deneyimin ortak vurgusu; insanların içsel doğası/hijyeni, dışsal eylemlerini belirlediği yönündedir. Bu eylemler, kuruma ve insanlara yansımaktadır. Bu nedenle erdemli insanlardan oluşan topluluk meydana getirmek için, öncelikle insanın adil bir birey olarak yetişmesini sağlamak gerekmektedir. Zira, tarihsel bellekte adaletin; kurumsal dengeyi, düzeni, birleşimi ve eşitliği sağlayan bir güç olmasını belirleyen, insandır. Anahtar Kelimeler: Adalet, Yönetim, Kurumsal iletişim, Etkileşimsel adalet, İletişim etiği,
İletişim iklimi ve işyeri yalnızlığı ilişkisinde temel psikolojik ihtiyaçların aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı, örgüt içerisinde örgüt kültürü başta olmak üzere birçok değişkenle etkileşim halinde olan örgütsel iletişim ikliminin çalışanların işyerinde yaşadığı yalnızlık durumlarıyla olan ilişkisine temel psikolojik ihtiyaçların ne ölçüde ve ne yönde etki ettiğini belirlemektir. Araştırmada, nicel paradigma kapsamında, betimsel araştırma modeli, ilişkisel model ve karşılaştırmalı modeli içeren karma bir yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması bir devlet ve bir vakıf üniversitesinde yapılmıştır. Veri toplama sürecinde; Demografik Bilgi Formu, İletişim İklimi Envanteri, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini Ölçeği ve İşyeri Yalnızlığı Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma kapsamında toplam 255 öğretim elemanından elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda oluşturulan model bir devlet ve bir vakıf üniversitesi için ayrı ayrı olmak üzere ve kıdemli ve kıdemsiz akademisyen örneklemleri için ayrı ayrı olmak üzere test edilmiştir. Buna göre hem devlet hem de vakıf üniversitesinde destekleyici iletişim ikliminin temel ihtiyaç tatminini artırarak duygusal yoksunluğu ve sosyal izolasyonu azalttığı, savunmacı iletişim ikliminin ise hem devlet hem de vakıf üniversitesinde duygusal yoksunluğu ve sosyal izolasyonu artırdığı tespit edilmiştir. Kıdemli akademisyen örnekleminde destekleyici ve savunmacı iletişim iklimi ile duygusal yoksunluk ve sosyal izolasyon arasındaki dolaylı etkinin anlamsız olduğu görülmüştür. Kıdemsiz akademisyen örnekleminde ise destekleyici iletişim ikliminin temel ihtiyaç tatminini artırarak duygusal yoksunluğu ve sosyal izolasyonu azalttığı, savunmacı iletişim ikliminin ise duygusal yoksunluğu ve sosyal izolasyonu artırdığı tespit edilmiştir.
Sağlık iletişiminde kriz yönetimi: Pandemi döneminde özel hastanelerin sosyal medya kullanım pratikleri
Teknolojik gelişmeler ile sosyal medya bireyler ve kurumlar açısından son derece önemli hale gelmiştir. COVID-19 gibi küresel kriz ortamında hem kamu kurumları hem de özel kuruluşlarının iletişim faaliyetleri geleneksel medya yerine sosyal medya araçlarıyla sağlanmıştır. Sosyal medyanın hızlı ve kolay erişilir olması çoğu zaman avantaj kabul edilirken bu tür kriz dönemlerinde panik ortamının da etkisiyle kontrolsüz bilgi paylaşımı olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle T.C. Sağlık Bakanlığı'na bağlı kurum ve kuruluşlar, üniversite hastaneleri ile özel sağlık kuruluşları gibi sağlık profesyonellerinin kaynak durumunda bulunduğu sağlık iletişimi süreçleriyle; toplumsal anlamda sağlık hizmetlerinin ilerlemesi, toplumsal farkındalığın oluşması ve bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma, pandemi döneminde özel hastanelerin sosyal medyayı hangi amaç ve stratejiler için kullandıklarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, 2020 yılında Capital Dergisi tarafından yapılan araştırmada Türkiye'nin En iyi 500 şirketi arasına giren özel hastanelerin resmi Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarından yaptıkları paylaşımlar içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.
Sosyotelizm ile dijital tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Anadolu Üniversitesi örneği
Yüz yüze iletişim sırasında telefona ile meşgul olmak olarak tanımlanan sosyotelizm davranışı akıllı telefonların yaygınlaşması ile ortaya çıkan problemlerden biridir. Farklı sosyal ortamlarda karşılaşılan ve sosyolojik bir boyutu da olan bu davranış çeşitli bağımlılık türleri ile ilişkilidir. Dijital tükenmişlik ise teknolojiye fazla maruz kalma sonucu ortaya çıkan yorgunluk ve bitkinlik hali olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı sosyotelizm davranışının ilişkili olduğu bağımlılık faktörlerini ve dijital tükenmişlik ile olan ilişkisini incelemektir. Nicel veri toplama yöntemi ile desenlenen çalışmada, 1050 öğrenciden veri toplanmış ve veriler Genel Doğrussal Model, regresyon ve MANOVA gibi tekniklerle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; akıllı telefon bağımlılığı, internet bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, SMS bağımlılığı sosyotelizm davranışı ile ilişkilidir. Oyun bağımlılığının ise sosyotelizm ile arasındaki ilişkili olumsuzdur. Sosyotelizm davranışının ortaya çıkmasına etki eden en önemli faktörün akıllı telefon bağımlılığı olduğu görülmektedir. Sosyotelizm davranışı dijital tükenmişlik ile anlamlı ve olumlu bir ilişkiye sahiptir. Sosyotelizm; dijital tükenmişliğin alt boyutları olan dijital tükenme, dijital yoksunluk ve dijital yıpranma boyutlarının her birinde olumlu bir etkiye sahiptir. Bu değişkenlerin ve araştırma hipotezlerinde yer alan diğer değişkenlerin ilişkileri incelendiğinde değişik düzeylerde anlamlı sonuçlar bulunmuştur.
Kargo firmalarına ilişkin algılanan hizmet kalitesi ve itibarın ölçümlenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, kargo firmalarına ilişkin algılanan hizmet kalitesi ve kurumsal itibar ilişkisini belirlemeye yöneliktir. Genel tarama deseninde yürütülen araştırmanın verileri çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı; üç bölüm içermektedir. Birinci bölüm, demografik özellikleri belirlemeye yönelik sorulardan, ikinci ve üçüncü bölüm algılanan hizmet kalitesini ve kurumsal itibarı belirlemeye yönelik Likert ölçeklerinden oluşmaktadır. Algılanan hizmet kalitesini ölçmek için SERVQUAL ölçeği, kurumsal itibarı ölçmek için İtibar Katsayısı Ölçeği kullanılmıştır. Hazırlanan veri toplama aracı, pandemi sürecinde kargo hizmeti almış ve almakta olan 2581 bireysel kullanıcıya uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS istatistik paket programı ve Amos 23.0 programı aracılığıyla gerçekleşmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kargo hizmeti alanların algılanan hizmet kalitesi puanları ile kurumsal itibar algıları arasında güçlü bir ilişki vardır. İtibar ve kalite hizmet algısı kargo hizmeti sektöründe birbiriyle ilişkili iki önemli değişkendir. Kullanıcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu ve kargo kullanma sıklıkları da bu değişkenleri algılayışlarını etkilemektedir. Hizmet algısı ve itibar stratejileri için kargo şirketlerinin bu özelliklere ilişkin stratejiler geliştirmesi gerekmektedir.
Instagram kullanıcılarının gösterişçi tüketim eğilimleri: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde kayıtlı öğrencilerin bir sosyal medya platformu olarak Instagram'da gösterişçi tüketim eğilimleri; sosyal kabul ihtiyacı, hedonik tüketim ve marka bilinci değişkenleri açısından incelenmiştir. Nicel araştırma yönteminin ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada, gösterişçi tüketim eğiliminin marka bilinci ve hedonik tüketim üzerindeki etkisinde sosyal kabul ihtiyacının aracı rolünün olup olmadığı test edilmiştir. Öte yandan, gösterişçi tüketim eğiliminin marka bilinci üzerindeki etkisinde hedonik tüketimin bir aracı rolünün olup olmadığı da irdelenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin demografik özelliklerinin bu değişkenler üzerinde bir rolünün olup olmadığı mercek altına alınmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2021-2022 öğretim yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde kayıtlı ve araştırma anketine gönüllü olarak katılan öğrencilerdir. 396 öğrencinin verisiyle gerçekleştirilen analizler neticesinde bulgular, öğrencilerin en çok paylaşım memnuniyeti için Instagram'da paylaşım yaptıklarını gösterirken gerçekleştirilen paylaşımlarda sosyal kabul ihtiyacı ile hedonik tüketimin yüksek olduğu dikkat çekmiştir. Bununla birlikte; gösterişçi tüketim eğiliminin sosyal kabul ihtiyacı, hedonik tüketim ve marka bilinci üzerinde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, sosyal kabul ihtiyacının hedonik tüketim ve marka bilinci üzerinde bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bulgulara göre; sosyal kabul ihtiyacı, gösterişçi tüketim eğiliminin hedonik tüketim ile marka bilinci üzerindeki etkisinde aracı bir role sahip iken hedonik tüketim ise gösterişçi tüketim eğiliminin marka bilinci üzerindeki etkisinde aracı bir role sahiptir. Araştırmaya ilişkin bulgular tartışılmış ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Instagram, Gösterişçi tüketim, Sosyal kabul ihtiyacı, Marka bilinci, Hedonik tüketim
Yönetici iletişim yeterliliği ve iletişim kaygısının örgütsel sessizlik ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, yönetici iletişim yeterliliği ve iletişim kaygısının örgütsel sessizlik ile ilişkisinin incelenmesi, var olan durumun ortaya konulması ve yönetici iletişim yeterliliği, iletişim kaygısı ve örgütsel sessizlik arasında ilişki olup olmadığının değerlendirilmesidir. Çalışmanın literatür bölümünde iletişim yeterliliği, iletişim kaygısı ve örgütsel sessizlik kavramları teoriler, sınıflandırmalar, boyutları, etkileri ve taşıdıkları önem gibi konularla ele alınarak açıklanmış ve değerlendirilmiştir. Çalışma nicel bir çalışma olup, var olan durumu uygulanacak bir anket ile ortaya koymaya ve değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olduğundan ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemini Bursa Uludağ Üniversitesi'nde (2021- 2022 eğitim öğretim döneminde) görev yapmakta olan tüm akademik personel ile idari personel oluşturmaktadır. Çalışmada 769 katılımcıdan veri elde edilmiş, elde edilen verilerin analizi YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) çerçevesinde AMOS 28 ve SPSS28 programları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler ile yapılan analizler neticesinde yöneticilerin iletişim yeterliliği ile örgütsel sessizlik arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İletişim kaygısı ile örgütsel sessizlik arasında ise anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Sözcükler: İletişim, İletişim yeterliliği, İletişim kaygısı, Örgütsel sessizlik.
Pozitif psikolojik sermayenin örgütsel bağlılığa etkisi: Kamu kurumlarında bir uygulama
Bu çalışmanın temel amacı, örgütlerde çalışanların sahip oldukları pozitif psikolojik sermaye ile örgüte olan bağlılıklarını incelemek ve pozitif psikolojik sermaye bileşenlerinden olan umut, öz yeterlik, psikolojik dayanıklılık ve iyimserlik ile örgütsel bağlılık ilişkisini ve yönünü ortaya koymaktır. Bu amaçla birinci bölümde pozitif psikoloji, pozitif düşünce okulu, pozitif örgütsel davranış ve son olarak da pozitif psikolojik sermaye ve bileşenleri olan umut, öz yeterlik, psikolojik dayanıklılık, iyimserlik ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde örgütsel bağlılık tanımı ve önemi, örgütsel bağlılık ile ilgili yaklaşımlar, örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler, örgütsel bağlılığın sonuçları, pozitif psikolojik sermaye ile örgütsel bağlılık ilişkisi ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde pozitif psikolojik sermaye ile örgütsel bağlılık ilişkisini ortaya koymak için kamu kurumlarındaki 385 adet çalışana anket uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda pozitif psikolojik sermaye bileşenlerinden umut, özyeterlilik, dayanıklılık ve iyimserlik boyutlarının çalışanların duygusal bağlılıklarını ve normatif bağlılıklarını olumlu yönde etkilediği görülürken, devam bağlılığını ise kısmen etkilediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pozitif Psikolojik Sermaye, Umut, Öz Yeterlik, Psikolojik Dayanıklılık, İyimserlik, Örgütsel Bağlılık
Kemal Sunal filmlerinde anne ve baba temsili
Toplumsal düzen içinde kadın ve erkek, toplumsal düzen belirleyicileri tarafından oluşturulmuş bir takım roller üstlenmektedir. Toplumsal yaşamda bir kadının statüsü erkeğin bağlamında şekillenmektedir. Egemenliğini cinsiyet rolleri üzerinden kuran ataerkil ideoloji erkeğin ve kadının konumunu, tutumunu, görevini ve sahip olması gereken eril ya da dişil özelliklerini belirlemektedir. Egemen güçlerce toplumun inşasında kullanılan kitle iletişim araçlarından sinema ile cinsiyet rolleri topluma gösterilmektedir. Kemal Sunal'ın çocuk sahibi olarak oynadığı filmlerinde betimsel analiz yapılmış ve bu sinema filmlerinde sunulan cinsiyet rollerinin liberal, radikal ve Marksist Feminizm düşünce akımları açısından değerlendirmesi ortaya konulmuştur.
Üniversite araştırma ve seçim sürecinde sosyal medyanın etkisi: Maltepe Üniversitesi örneği
Bu araştırma, aday öğrencilerin üniversite tercih süreçlerinde sosyal medyanın rolünü analiz etmeyi amaçlayarak gerçekleştirilmiştir. Vaka çalışması yapılan bu araştırmada 153 anket katılımcısı, 30 derinlemesine görüşme katılımcısı ve üniversitenin sosyal medya ekibinin yer aldığı odak grup bulunmaktadır. Bulgular, sosyal medyanın aday öğrencilerin üniversite araştırmalarını şekillendirmede önemli bir araç olarak işlev gördüğünü göstermiştir. Üniversitelerin resmi hesaplarının, kampüs olanakları, akademik kadro ve öğrenci etkinlikleri hakkında paylaşımları, aday öğrencilerin tercihlerinde etkili olmuştur. Akranlarının deneyimlerini yansıtan paylaşımlar da tercihlerde belirleyici bir etken olarak görülmüştür. Bununla birlikte, olumsuz yanları da göz ardı edilmemelidir. Yüzeysel ve reklam amaçlı içeriklerin etkisi, dikkate alınması gereken bir konudur. Diğer taraftan ebeveynlerin de sosyal medyayı tercih sürecine entegre ettiği gözlenmiştir. Üniversitelerin öğrenci odaklı sosyal medya hesapları oluşturması, akranların daha objektif ve kapsamlı paylaşımlar yapması, ebeveynlerin bilinçli bir şekilde rehber materyallerden yararlanması, rektörün aktif sosyal medya kullanımı, sanal kampüs turlarının gerekliliği belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırma, sosyal medyanın üniversite tercih süreçlerindeki rolünün anlaşılmasına katkı sağlamış, üniversite seçim sürecine ve gelecekteki çalışmalara ilham kaynağı olabilecek önemli bulgular sunmuştur.
Üniversitelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin örgütsel bağlılığa etkisinin değerlendirilmesi
Örgütsel çalışmalar strateji ve politikaların çalışanlar tarafından benimsenmesi, aidiyet, kuruma duyulan güven ve yöneticilerle iletişim kurmalarının verimliliği ve iş doyumunu arttırdığına sıklıkla vurgu yapmaktadır. Çalışanların örgüt kültürü ve örgüt ikliminden beslenmesi kurumlar için etkili iyi niyet elçileri olmasını sağlamaktadır. Çalışanların kurumsal imaja olan katkısı göz önünde bulundurulduğunda örgütsel bağlılığın kilit rol oynadığı gözlenmektedir. Örgütsel bağlılığı yüksek olan çalışanlar kurumun tüm paydaşlarıyla iyi ilişkiler geliştirmesine, topluma sunacağı katkının en üst düzeye çıkarılmasına ve dolaylı olarak rekabet avantajı kazanmasına olanak sağlayacaktır. Kuruluşların çalışanları ile kurduğu ilişkinin geliştirilmesi ve düzenlenmesinde kurum içi halkla ilişkiler çalışmalarının önemi vardır. Bu çalışmada yüksek öğretim kurumlarında kurum içi halkla ilişkiler etkinlikleri ve örgütsel bağlılık ilişkisi akademik personel nezdinde irdelenmiştir. Bu amaçla bir devlet ve bir vakıf üniversitesi akademik personelinin görüşlerine başvurulmuş ve 470 anket formundan elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. SPSS 25 paket programında çeşitli analizler gerçekleştirilmiş olup kurum içi halkla ilişkiler etkinliklerinin nasıl değerlendirildiği ile örgütsel bağlılık düzeyleri ilişkisi ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Kurum içi Halkla İlişkiler, Halkla İlişkiler Faaliyetleri, Örgütsel Bağlılık