Theses supervised by Prof. Dr. Erhan Eser
15 theses · Manisa Celal Bayar University
Yaşlı bireylerde aachen düşme riski değerlendirme gerecinin Türkçe sürümünün geçerliliği ve güvenilirliği
Amaç: Bu araştırmanın amacı Aachen Düşme Riski Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe sürümünün oluşturulması ve Türkçe sürümün psikometrik özelliklerinin (güvenilirlik ve geçerliliğinin) ortaya konmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Manisa'da seçilmiş olan Aile Sağlığı Merkezlerine ayaktan tanı ve tedavi amacıyla başvuran 65 yaş ve üstü; son bir yıl içinde en bir kere düşmüş olan 100 ve düşmemiş olan 100 kişide yapılmış olan metodolojik bir araştırmadır. Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin dağılımını, güvenilirlik ve geçerlilik bulgularını göstermek için psikometrik analizlerde ardışık üç adım izlendi. Birinci adımda ölçeğin dağılım özellikleri ve madde analizleri yapıldı. İkinci adımda güvenilirlik analizleri ve son adımda da geçerlilik analizleri yapıldı.Güvenilirlik analizleri için ölçüt ve yapı geçerliliği; yapı geçerliliği için ise doğrulayıcı faktör analizi, bilinen gruplar geçerliliği ve paralel form geçerliliği kullanıldı. Bulgular: Bu çalışmada Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin Türkçe sürümünün birinci bölümü (indeks skor) için duyarlılık %71.0, seçicilik %75.0; üçüncü bölüm (algılanan düşme riski) için duyarlılık %75.0, seçicilik %55.0 bulunmuştur. Birinci bölüm tek boyut için yapılan doğrulayıcı faktör analizinde kikare/serbestlik derecesi 1.13, karşılaştırmalı uyum indeksi (CFI) 0.939 ve RMSEA ( Root Mean Square Error of Approximation ) 0.025 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin birinci ve üçüncü bölümleri ile cinsiyet, vücut kitle indeksi, kişilerin yalnızlık algısı, kullandıkları ilaç sayısı, sahip oldukları kronik hastalık sayısı, kırılganlık durumu ve fiziksel bağımlılık düzeyini gösteren EQ5-D ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur. Aachen indesk skoru (birinci bölüm) için etki büyüklük değerleri cinsiyet, kişilerin yalnızlık algısı, kırılganlık durumu ve EQ5-D genel yaşam kalitesi düzeyi için büyük; kullanılan ilaç sayısı için orta; vücut kitle indeksi ve kronik hastalık sayısı için zayıf (0.2 ve çevresindeki değerler) olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Aachen Düşme Riski Değerlendirme ölçeğinin Türkçe sürümümünün üç ayrı bölümünün geçerlilik ve güvenilirlik analiz sonuçları ölçeğin birinci ve üçüncü bölümlerini oluşturan düşme değerlendirme indeksinin orta düzeyde duyarlı ve seçici olduğunu ve her iki gösterge açısından da hatalı pozitif ve negatif değerlendirme olasılığının % 25-45'i bulduğunu göstermektedir. Düşme riski indeksi (birinci bölüm) madde yapısı Türkçe sürümde de olduğu gibi korunmuştur ve ölçek bütünüyle kullanılabilir durumdadır birinci basamak sağlık hizmetlerinde yukarıda sözü edilen durum dikkate alınarak kullanılabilir.
Kronik hastalık bakımını değerlendirme anketi hizmet sunucu (KBDhs) sürümünün (assessment of chronic illness care-acic) Türkçe geçerliliği ve güvenilirliği
Amaç: Çalışmamızın iki temel amacı: (1) Kronik Hastalık Bakımını Değerlendirme Anketi, Hizmet Sunucu (KBDhs) sürümünün Türkçeye uyarlanması ve ölçeğin Türkçe sürümünün, Türkiye'de aile hekimliği birimleri örneğinde geçerliliği ve güvenilirliğinin değerlendirilmesi; (2) Bölge düzeyinde birinci basamak sağlık hizmetlerinde kronik hastalık bakım/hizmetlerinin tanımlanması ve aile hekimliği birimlerinde kronik hastalık bakım/hizmetlerinin niteliğini etkileyen değişkenleri ortaya konmasıdır. Gereç-Yöntem: Bu araştırma geçerlilik ve güvenilirlik ve kesitsel olmak üzere 2 ayrı yaklaşımla yürütülmüştür. Geçerlilik ve güvenilirlik bölümünde KBDhs ölçeğinin her bir maddesi için en az 5 katılımcı alınmıştır (n=169); kesitsel bölüm için iki merkez ilçedeki tüm aile hekimlerine (n=126) ulaşım hedeflenmiştir. Geçerlilik ve güvenilirlik bölümünde KBDhs ölçeğinin taban/tavan özellikleri, çarpıklık ve basıklık özellikleri tanımlanmış, iç tutarlılık (Cronbach's Alfa ile değerlendirilmiştir) ve yapı geçerliliği (Doğrulayıcı FA, bilinen gruplar geçerliliği) test edilmiştir. DFA için ki-kare/serbestlik derecesi, RMSEA, SRMR, CFI ve NFI kullanılmıştır. Çözümleyici analizlerde tip 1 hata 0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmanın geçerlilik ve güvenilirlik bölümünde, ölçeğin tavan ve taban yüzdeleri %0.0, çarpıklık değeri 0.244 ve basıklık değeri 0.138 olarak bulunmuştur. Tüm maddeler için korelasyon katsayısı (r)> 0.30'dur ve maddeler çıkarıldıklarında Cronbach's Alfa değerleri boyut değerinden küçüktür. KBDhs ölçeği alt boyutlarının iç tutarlılık katsayıları (Cronbach's Alfa) 0.703 - 0.897 aralığındadır. DFA'da ki-kare/serbestlik derecesi 2.018, RMSEA 0.078, SRMR 0.06, CFI 0.967 ve NFI 0.938 olarak bulunmuştur. Kesitsel çalışmada, AHB bağlı toplam nüfus ortalaması 3389.56 ± 536.04'tür. Aile hekimlerinin %38.2'si HYP'de en az bir hastalığa (ya da duruma) yönelik tarama/izlem yaptığını belirtmiştir. HYP kapsamında olan sorunlar için tarama ve izlem oranları –yaşlı tarama ve izlemleri dışarıda tutulduğunda- oranlar (Sağlık Bakanlığı hedeflerine göre %40-%50 üzerindeki asgari kapsayıcılık yüzdeleri) taramalar için %23.4 - %32.4 aralığında, takipler için ise %9.1 - %18.9 133 aralığındadır. Aile hekimlerinin son bir yılda kayıtlı nüfuslarında yaklaşık olarak yaptıkları kanser taramaları serviks, kolorektal ve meme kanseri için asgari başarı yüzdesi ve üzerinde tarama yapanlar sırasıyla %18.9, %25.2 ve %29.7 olarak saptanmıştır. Aile hekimlerinin HYP kullanarak kayıtlı nüfusta tarama/izlem yapmama nedenleri sorgulandığında, en sık ifade edilen neden, %88.4'ü iş yükü ve %69.5 ile nüfus fazlalığıdır. Aile hekimlerinin KBDhs toplam puanı 3.95 ± 1.49 ve ölçeğin alt boyut puanları 3.33 – 4.74 aralığındadır. Aile hekimlerinin öz bildirimlerine göre, birinci basamak sağlık hizmetlerinde ulaşılabilirlik ve süreklilik kısmen yeterliyken toplumun öncelikli sorunlarını kapsama düzeyi ve hastanelerle olan eşgüdüm yetersiz düzeydedir. Bu çalışmanın çok değişkenli bulguları, sağlık çalışanlarının sürekli eğitimi, HYP ve kanser tarama faaliyetlerini gerçekleştirme, AHB'nin kayıtlı kişiler tarafından artan kullanımı, diğer basamaklarla eşgüdüm ve toplum yönelimli hizmet uygulamasının KBDhs toplam ölçek puanını artırdığını, yani kronik hastalık bakım/hizmet niteliğini artırdığını göstermiştir. Sonuç ve öneriler: KBDhs ölçeğinin Türkçe sürümü birinci basamak kronik hastalık bakım/hizmet değerlendirmesinde kullanılabilir. Kesitsel çalışmamızda kronik hastalık bakım/hizmet niteliğinin "Sınırlı destek düzeyinde – C Düzeyinde" olduğu ve diğer ülke çalışmalarından çok daha yetersiz düzeyde olduğu saptanmıştır. Aile hekimlerinin %62.2'si HYP uygulamasını hiç kullanmamaktadır, HYP uygulayanlarda ise uygulama başarısı çok yetersiz düzeydedir. Kronik hastalık yönetimi için var olan temel hizmet altyapısı olan HYP uygulamasının önündeki en büyük engel olan AHB nüfus ve iş yükü fazlalığının azaltılması için önlemler alınmalıdır. AH uygulama modelinin tekil (solo) uygulamadan grup uygulamasına evrilmesi çözüm olabilir. Ayrıca Aile hekimlerinin iş yükünün azaltılması, aile sağlığı çalışanlarının da başta yaşlı izlemleri olmak üzere HYP kapsam içindeki sorumlulukları artırılabilir. Kronik hastalık yönetimi diğer hizmet basamaklarıyla "eşgüdüm olmadan sağlanamaz". Bunu sağlamak için yapılacak düzenlemeler mutlaka diğer hizmet basamaklarıyla entegre çözümler içermelidir. Hekimlerin sürekli ve hizmet içi eğitimlerinin ve motivasyon eksikliğinin giderilmesi uygun olur.
Manisa'daki ergenlerin fiziksel aktivite davranışlarını etkileyen psikososyal faktörler: Planlanmış davranış teorisi modeli
Manisa'daki Ergenlerin Fiziksel Aktivite Davranışlarını Etkileyen Psikososyal Faktörler: Planlanmış Davranış Teorisi Modeli Amaç: Manisa ili merkezinde eğitim görmekte olan lise öğrencilerinin fiziksel aktivite davranışının sıklığını araştırmak ve fizik aktivite davranışlarının nedenselliğini, yapısal eşitlik modellemesi temelinde, planlanmış davranış teorisi (PDT) modeli kullanarak açıklamaktır. Gereç ve Yöntem: Ergenlerdeki fiziksel aktivite davranışının nedenselliğini hem doğrusal yaklaşım hem de yapısal yaklaşımı gözeterek araştırdık. Çalışmamızın bağımlı değişkeni "Fiziksel Aktivite Anketi (Orta Öğretim) (PAQ-A)" ölçeği ile değerlendirilmiş ve toplam 1003 öğrencinin verileri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı analizler her iki yaklaşım için verilmiş olup "doğrusal yaklaşım" için ayrıca tek değişkenli ve çok değişkenli (lojistik regresyon) analizler; "yapısal yaklaşım" için Planlanmış Davranış Teorisi modeli temek alınarak ve katılımcıların cinsiyet ve ekonomik durumları gözetilerek hazırlanan tabakalı yapısal eşitlik modelleri (toplam 10 model) için yapısal eşitlik modellemeleri kurulmuştur. Çözümleyici analizlerde tip 1 hata değeri 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Manisa'da lise öğrencilerin fiziksel aktivite yapma prevalansı %25,2 (kızlarda %18,3, erkeklerde %34,2) olarak tespit edilmiştir. Bulgularımız; ergenlerin sahip oldukları tutumların - yoksul erkekler hariç - (β min-maks: 0,39-0,46) ve algılanan davranış kontrollerinin (β min-maks: 0,27-0,39) "niyeti"; niyetin ise (β min-maks: 0,39-0,46) fiziksel aktivite "davranışını" öngördüğü hipotezini doğrulamaktadır. Engellerin özellikle varsıl erkek ergenlerde fiziksel aktivite davranışını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalttığını (β: -0,12) ve akran desteğinin ise yoksul kız ergenler hariç tüm modellerde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ergenlerin fiziksel aktivite davranışını arttırdığını (β min-maks: 0,21-0,28) gösterdik. PDT ve SBT (Sosyal Bilişsel Teori) birleşik modeli ile fiziksel aktivite niyetinin yaklaşık %60,0'ını ve fiziksel aktivite davranışının ise yaklaşık %45,0'ini açıklayabildik. Ayrıca, her iki açıklayıcılık yüzdelerinin de en düşük değerlerini (%54,0 ve %28,0) yoksul kızlarda tespit ettik. Sonuç ve Öneriler: Çalışmamız sonuçlarına göre ergenlerde fiziksel aktivite davranışını anlamada planlanmış davranış teorisi uygulanabilir ve hala her dört ergenden üçü yeterli düzeyde fiziksel aktif değildir. Daha önceki çalışmalarda da gösterildiği gibi kız ergenler, sosyoekonomik olarak yoksul grupta yer alanlar ve akran desteğini daha az hissedenler artmış fiziksel inaktivite riski ile karşı karşıyadır. Özellikle, yoksul kız öğrencilerin fiziksel aktivite davranışını hala açıklayamadığımızı gördük. Arkadaş sosyal desteğinin hem lojistik regresyon hem de yapısal eşitlik modellerinde anlamlı çıkması bize ergenlerin fiziksel aktiviteye olan tutumlarını akran desteğini de gözeterek planladığımız çalışmaların başarı oranının daha yüksek olabileceğini düşündürmektedir. Bulgularımıza göre ergenlerin fiziksel aktivite davranışlarını arttırmak için oluşturulacak olan programların büyük harcamalar gerektiren tesisler ve altyapı olanakları yerine açık, geniş alanlar ve ebeveyn ve özellikle akran desteğini gerekli kıldığını göstermektedir. Anahtar kelimeler: ergen sağlığı, fiziksel aktivite, planlanmış davranış teorisi, sosyal bilişsel teori
İzmir Bayraklı Toplum Sağlığı Merkezi bölgesinde bulunan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin tıbbi ve sosyal durumları ve bunları etkileyen değişkenler
Amaç: Bu araştırmayla İzmir'in Bayraklı ilçesinde İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin demografik özelliklerinin saptanması, adolesan dönem sorunlarının ortaya konması, riskli sağlık davranışlarının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma kesitsel bir çalışmadır. Araştırmanın evreni, Bayraklı ilçesinde ilköğretim ikinci kademe okullarındaki toplam 11548 öğrenci olup minimum örneklem büyüklüğü 805 olarak hesaplanmıştır. Toplam 875 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmaya alınacak okullar tabakalı-rastgele örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Kullanılan Okul Çağı Çocukları Sağlık Davranışı 2009/10 anket formu araştırmacının gözetmenliğinde doldurulmuş ve öğrencilerin boy-kiloları araştırmacı tarafından sınıfta ölçülmüştür. Bulgular: Araştırmaya katılan 875 öğrencinin %51'i erkek, %49'u kızdır. Çalışmamızda sedanter yaşam oranı %85,5'dir. Öğrencilerin %22,2'si fazla kilolu, %17,3'ü obezdir. Öğrencilerin %7,1'inin sigara, %8'inin alkol kullanımı olduğu görülmüştür. Obezite, sedanter yaşam, düzensiz diş fırçalama, zararlı madde kullanımı, yaralanma, zorbalık yapma erkeklerde anlamlı olarak yüksek görülürken; zayıflık, düzensiz fiziksel aktivite ise kızlarda anlamlı olarak yüksek görülmüştür. Yarı kentsel bölgede düzensiz fiziksel aktivite, kentsel bölgede sedanterlik fazladır. Erkek olma, yaşı büyük olma, sosyal medya kullanımı zararlı madde kullanımını anlamlı olarak arttırmaktadır (Negelkerke R²= 0,186). Sonuçlar ve Öneriler: Çalışmamızda obezite ve sedanter yaşam prevalansı yüksek bulunmuştur. Sosyal medya kullanımının sedanterliği etkileyen en önemli faktör olduğu görülmektedir. Çalışmamızda şiddet oranları önlem almayı gerektirecek düzeydedir. Beslenmeyle ilgili olumlu davranışların desteklenmesi, aile bireylerine eğitim verilmesi ve çocukların hareketli yaşama geçiş yapmaları için yönlendirilmeleri gerekmektedir. Şiddetle mücadelede öğretmenler, rehberlik öğretmenleri, okul yönetimi ve aile iş birliği sağlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Okul Sağlığı, Sağlığı Geliştirme Davranışı, Ergenler, HBSC
Bir kırsal bölgede yaşayan kadınlarda obezite ile mücadelede lider kadın müdahalesinin etkililiği
Amaç: Bu çalışmanın amacı; akran yardımcıları (lider kadınlar) müdahale modeliyle, beslenmenin düzenlenmesi ve fizik aktivitenin arttırılması yoluyla, fazla kilolu ve obez kadınların kilo vermesini sağlamak, BKİ'yi, vücut yağ oranını ve yağ ağırlığını azaltmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Manisa'da kırsal bir ASM Bölgesi'nde Nisan 2018- Nisan 2019 tarihleri arasında, 18-64 yaş arası fazla kilolu ve obez kadınlar üzerinde yürütülen yarı deneysel bir müdahale çalışmasıdır. Çalışmanın başlangıcında fazla kilolu veya obez olduğu belirlenen ve müdahaleye davet edilen 322 kadının 137'si (% 42.5) müdahaleye katılmayı kabul etmişler; müdahaleye katılmaya kabul edenlerin ise %86.9'u ilk üç aylık dönemde; %78.1'i ise müdahalenin altı aylık hedefini tamamlamışlardır. Kullanılan müdahale yöntemi, kaynakçada "akran liderli eğitim" olarak bilinen bir modelin özel bir biçimi olan "Lider Kadın" modelidir. Müdahaleye katılan kadınların 11'i lider kadın (n:12, bir kadın fazla kilolu veya obez değil) olarak belirlenmiş ve her lider kadın kendi hedef grubunu oluşturmuştur. Müdahalenin başında lider kadınlara dengeli beslenme ve egzersiz konularında eğitim verilmiş; lider kadınlar aldıkları bu eğitimi gruplarındaki kadınlara aktarmış ve grubundaki kadınlarla sık sık görüşmeler yaparak diyet ve egzersiz yapma ile ilgili kadınları motive etmiştir. Tüm kadınlara başlangıç değerlendirme anketi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ), Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği (HADÖ) depresyon alt boyutu ve Obez Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği (OBYTÖ) uygulanmış; boy ölçümü, bel ve kalça çevresi ölçümü ve Biyoelektrik İmpedans Analiz (BİA ) yöntemi ile vücut analizi yapılmış, diyet ve değişim listeleri verilmiş ve adımsayar dağıtılmıştır. Vücut analizi, bel ve kalça çevresi ölçümleri, ayrıca IPAQ ve HADÖ depresyon alt boyutu üçüncü ve altıncı ayın sonunda tekrarlanmıştır. Hedef kadınlara ve lider kadınlara periyodik veri toplama formları dağıtılmıştır. Tek değişkenli çözümleyici analizlerde dağılıma göre uygun olan durumlarda, Ki-kare, Fisher'in kesinlik testi, McNemar testi, Cochran's Q testi, Paired t testi, Wilcoxon işaretli sıra testi, tekrarlayan ölçümlerde varyans analizi, Friedman testi, Mann Whitney U testi, Kruskal-Wallis varyans analizi uygulanmış, Post hoc karşılaştırmalarda ise Bonferroni testi ile yapılmıştır. Çok değişkenli çözümlemelerde Doğrusal ve Lojistik regresyon uygulanmıştır. Bulgular: İlk üç ayda başlangıca göre ortalama olarak ağırlık 1.25 kg, bel çevresi 1.01 cm, kalça çevresi 1.33 cm azalmıştır (p<0.05). Müdahale boyunca (0-6 ay) ise; ağırlık 1.13 kg, bel çevresi 1.30 cm, kalça 1.96 cm, vücut yağ ağırlığı 1.73kg, vücut yağ oranı %1.76, gövde yağ ağırlığı 0.69 kg, gövde yağ oranı %1.46 azalmış, vücut kas ağırlığı ise ortalama 0.47 kg artmıştır (p<0.05). Başlangıçtan ara ölçüme kadar geçen sürede BKİ kategorisi iyileşen kadın yüzdesi %8.4, tüm müdahale boyunca ise %11.2'dir. Müdahale sonunda her 5 kadından birisi en az % 5 kilo kaybetmiştir. Müdahale boyunca depresyon riski olan kadın sayısı anlamlı olarak azalmış; müdahalenin ilk periyodunda kadınların Fiziksel Aktivite (MET) skoru ortalamaları anlamlı olarak artmış, ancak bu artış sürdürülememiştir. Sağlık sigortası, yükseköğrenim ve obeziteye karşı olumlu tutum, çok değişkenli analizlerde müdahale başarısında etkili değişkenlerdir (p<0.05). Sonuç: Topluma dayalı bu obezite müdahalesi genel olarak başarılı bir müdahaledir, ancak sürdürülebilirlik sorununa çözüm bulmak için daha fazla müdahaleye ihtiyaç vardır. Toplum temelli obezite müdahale programlarında obeziteye karşı olumlu tutum gösterenlere öncelik verilebilir. Anahtar Kelimeler: obezite, obezite koruma ve kontrol, kadın sağlığı, akran
Kentsel bir bölgede 18-64 yaş arasındaki erişkinlerde sigara kullanımı ve pasif sigara maruziyetinin nedenselliği ve yaşam kalitesi ile ilişkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Manisa Şehzadeler ilçesinde kentsel bir Aile Sağlığı Merkezi (ASM) bölgesinde 18-64 yaş arası yetişkinlerde sigara kullanımı, pasif sigara maruziyetinin nedenselliği ve yaşam kalitesi ile ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Toplum tabanlı kesitsel bir çalışma olan bu araştırma Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde kentsel bir ASM bölgesine kayıtlı 18-64 yaş arası yetişkinlerde yapılmıştır. Araştırma evrenini kentsel bir ASM bölgesine kayıtlı 18-64 yaş arası 6574 kişi oluşturmaktadır. Örnek büyüklüğü %95 güven düzeyi %5 sapma ve %31 prevalans ile 434 olarak hesaplanmıştır. Çalışmaya katılım oranı %83.3'tür. Araştırmanın bağımlı değişkenleri sigara kullanımı, pasif sigara dumanı maruziyeti, yaşam kalitesi ve sigara kullanma tutum ve bırakma davranışıdır. Bağımsız değişkenleri sosyodemografik değişkenler, sağlık riskleri ve antropometrik göstergeler, sosyal ilişkiler, ruhsal durum değerlendirmesi, sigara bağımlılık düzeyi ve sigara kullanımı ile ilgili diğer tanımlayıcı değişkenlerdir. Bulgular: Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 39.0±11.8, %67.7'si kadındır. Çalışmamızda katılımcıların %35.3'ü sigara kullanmaktadır. Erkeklerin %47.9'u, kadınların ise %29.3'ü sigara kullanmaktadır. Çok değişkenli analizlerde erkekler 1.88 kat (%95GA:1.08-3.29), çalışan bireyler 1.92 (%95GA:1.12-3.30) kat, alt sosyal sınıftakiler 2.28 kat (%95GA:1.19-4.37) ve alkol kullananlar 11.21 kat (%95GA:5.43-23.11) daha fazla sigara kullanmaktadır. Bu araştırmada kişilerin %43.5'i evde, %29.6'sı işyerinde ve %68.9'u dışarıda sigara dumanına maruz kaldığını belirtmişlerdir. Bu çalışmada aktif olarak çalışan yetişkinler 2.06 kat (%95GA:1.25-3.39), alt sosyal sınıftakiler 1.85 kat (%95GA:1.14-3.00), alkol kullananlar 2.57 kat (%95GA:1.15-5.74) daha fazla pasif sigara dumanına maruz kalmaktadır. Çalışmamızda sigara kullanımı (OR:1.14 %95GA:0.65-1.97) ve pasif sigara dumanı maruziyeti (OR:0.52 %95GA:0.04-6.73) ile yaşam kalitesi arasında bir ilişki bulunmamıştır. Yaşam kalitesi uyku problemi olanlarda 3.94 kat (%95GA:1.56-9.94) ve depresif duyguduruma sahip bireylerde 9.20 kat (%95GA:3.32-25.51) daha kötü bulunmuştur. Sonuçlar: Sigara kullanımını ve pasif sigara dumanı maruziyetini etkileyen ortak değişkenler gelir getiren bir işte çalışmak ve alkol kullanımıdır. Sigara kullanımı ve pasif sigara dumanı maruziyetini azaltmak için sigara denetimleri daha efektif yapılmalı, Yeşilay gibi kuruluşlarla beraber çalışılmalı ve iş sağlığı güvenliği birimleri ile ortak hareket edilmelidir. Sigara kullanımı veya pasif sigara dumanı ile yaşam kalitesi ilişkisini göstermek için daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: sigara kullanımı, pasif sigara maruziyeti, yaşam kalitesi
Balıkesir il merkezinde yaşayan yaşlıların tıbbi ve sosyal sorunları, yaşam kalitesi düzeyi ve etkileyen faktörler
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Balıkesir ilk merkezinde yaşayan yaşlıların tıbbi ve sosyal sorunlarını ortaya çıkarmak, yaşam kalitesi düzeylerini saptamak ve bireylerin yaşam kalitelerine etki eden faktörleri ortaya çıkarmaktır. Gereç-Yöntem: Bu çalışma toplum tabanlı kesitsel bir çalışmadır. Çalışma evrenini Balıkesir'in il merkezinde yer alan iki ilçeden birisi olan Altıeylül 'de ikamet eden 65 yaş ve üzeri 14.137 yaşlı birey oluşturmaktadır. %20.6'lık prevalans, %4 düzeyinde sapma, 1.4'lük desen etkisi ve %5 hata payı ile minimum 535 yaşlı bireye ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmada çok aşamalı olasılıklı örnekleme kullanılmıştır. Veriler anket aracılığı ile yz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Ankette, yaşlılara yönelik sosyodemografik bilgiler, sağlık durumları ve sağlık hizmet kullanımları, alışkanlıklar, ilişkiler ve şiddet görme durumları, geriatrik sendromlar ve yaşam kalitesi değişkenleri yer almıştır. Yaşam kalitesini ölçmek için WHOQOL-AGE ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkenleri yaşam kalitesi toplam puanı ve iki alt boyutudur. Tek değişkenli analizlerde Ki-kare testi, çok değişkenli analizlerde lojistik regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza katılan bireylerin yaş ortalaması 71.57±6.02 olup %51.4'ü kadındır. Katılımcıların %25.9'u örgün eğitim görmemiş olmakla birlikte %17.6'sı gelirinin giderinden az olduğunu belirtmiştir. Araştırma grubumuzun %85.1'inin en az bir kronik hastalığı, %42.7'sinin hekim tavsiyesi olmadan ilaç kullanma durumu, %61.0'ının genel sağlığını takip eden bir doktorunun olmama durumu, %34.4'ünün acil olmayan bir sağlık sorununda ilk olarak ASM'ye başvurma durumu, %39.9'unda inkontinans, %33.1'inde son bir yıl içerisinde düşme öyküsü, %19.6'sında şiddete maruz kalma, %41.0'ında depresif duygudurum ve %14.0'ında günlk işlerinde bağımlılık saptanmıştır. Çalışmamızda yaşam kalitesi toplam puanı 70.92 ± 13.94 bulunmuştur. Çalışmamızda düşük yaşam kalitesi, kentsel bölgede yaşayanlarda 2.28 kat (%95 G.A=1.38±3.78), bekâr ya da eşinden ayrılmış olanlarda 3.96 kat (%95 G.A=1.49±10.51), herhangi bir okul bitirmeyenlerde 1.90 kat (%95 G.A=1.06±3.40), geliri giderinden az olanlarda 4.48 kat (%95 G.A=1.85±10.88), evinde alafranga tip tuvalet bulunmayanlarda 3.02 kat (%95 G.A=1.62±5.64), herhangi bir kronik hastalığı olanlarda 2.02 kat (%95 G.A=1.01±4.06), görme ya da işitme durumu kötü olanlarda 2.76 kat (%95 G.A=1.32±5.76), egzersiz yapmayanlarda 2.37 kat (%95 G.A=1.31±7.28), günlük ilişkilerinden memnun olmayanlarda 4.57 kat (%95 G.A=2.50±8.36), günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı olanlarda 9.33 kat (%95 G.A=3.18±27.46) ve depresif duygudurum içerisinde bulunanlarda 5.20 kat (%95 G.A=3.09±8.76) riskli bulunmuştur. Sonuç ve Öneriler: Araştırma grubumuzda kronik hastalık varlığı, günlük temel işlerinde bağımsızlık, yardımcı araç kullanımı, akılcı olmayan ilaç kullanımı yüksek düzeyde saptanmıştır. Yaşlıların birinci basamak kullanımları, sağlık durumlarını takip eden doktor varlığı, düşmelere karşı önlem alma durumları düşük düzeyde saptanmıştır. Sosyo-ekonomik ve fiziksel sağlık açısından bağımlı olan yaşlılar ile egzersiz yapmayan ve sosyal çevresi ile ilişkileri kötü olan yaşlıların yaşam kaliteleri 113 düşük saptanmıştır. Sağlık sistemi içerisinde yer alan zorunlu hizmet grupları arasına, ülkemizde en azından yaşlı şehirler için yaşlılar da dâhil edilmelidir. Toplumun kendine ait olmayan ilacı kullanmama bilinci oluşturulmalıdır. İlaç kullanımı bilincinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Yaşlıların aktif zaman geçirebileceği ve katılım sağlayabilecekleri sosyal ve çevresel imkânlar oluşturulmalıdır. Bu bağlamda erişilebilir güvenli yürüyüş ve egzersiz alanları, sosyal olabilecekleri ve iyi ilişkiler kurabilecekleri sosyal ortamların oluşturulmalıdır. Anahtar kelimeler: yaşam kalitesi, depresyon, düşme
Bir kentsel bölge örneğinde bulaşıcı olmayan hastalığı olan erişkinlerin COVID-19 pandemisi döneminde kronik hastalık izlem niteliğinde ve tedavi uyumundaki değişiklikler
Amaç: Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisi etkisinde geçen iki yılda bulaşıcı olmayan hastalığa (BOH) sahip bireylerde, kronik hastalık izlem/bakım niteliğinin ve sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinin, kronik hastalık risk faktörlerindeki değişimin, ilaç tedavisine uyumun, algılanan sağlık ve ruh sağlığı değişiminin ve kronik hastalık yakınmalarındaki değişimin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma Manisa ili merkez ilçelerden seçilen on ASM'ye başvuran kronik hastalığı olan bireylerde yürütülmüş; toplamda 500 kişiye ulaşılmıştır. Çalışmada Kronik Hastalık Bakımını Değerlendirme Ölçeği-hasta sürümü (KBDh/PACIC), Morisky Tedavi Uyum Ölçeği-8 (MTUÖ-8) ve yapılandırılmış soru formu kullanılmıştır. İstatistiksel analizler için SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin analizinde Ki-kare ve Fisher'ın kesinlik testi, sürekli verilerin analizinde dağılıma uygunluk durumuna göre Student's t testi veya Mann Whitney U testi; tek yönlü varyans analizi veya Kruskal Wallis varyans analizi kullanılmıştır. Çok değişkenli analizlerde lojistik regresyon kullanılmıştır. Çözümleyici analizlerde tip 1 hata 0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada, katılımcıların %51.8'inin COVID-19 pandemisi döneminde kronik hastalığı ile ilgili semptom ve yakınmalarında artış ve/veya yeni yakınmaları olmuştur. Pandemi döneminde sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliğin kötü olması (OR: 2.05, %95GA: 1.40-2.99), kronik hastalık izlem/bakım niteliğinin kötü olması (OR:1.49, %95GA: 1.01-2.23), ilaç tedavisine uyumlu olmak (OR:1.48, %95GA: 1.02-2.16) ve kronik hastalık risk faktörlerinin olumsuz yönde değişmesi (OR:1.72, %95GA: 1.11-2.70) kronik hastalıkla ile ilgili semptom ve yakınmalarında artış ve/veya yeni yakınma olma riskini artırmaktadır. Katılımcıların %37.2'sinin algılanan sağlık durumu pandemi öncesine göre daha kötüdür. Pandemi döneminde sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliğin kötü olması (OR: 2.01, %95GA: 1.37- 2.95) ve uyku düzeninin kötü etkilenmesi (OR: 2.14, %95GA: 1.34-3.42) algılanan genel sağlık değişiminin kötü olması riskini artırmaktadır. Pandemi döneminde algılanan ruh sağlığı durumunun öncesine göre daha kötü olma sıklığı %23.2'dir. Kadınlarda (OR: 2.46, %95GA: 1.18-5.10), pandemi döneminde uyku kalitesi kötü etkilenenlerde (OR: 8.25 %95GA: 4.66-14.60) ve bu dönemde aile içi (OR: 4.21, %95GA: 2.46-7.21) ve sosyal ilişkilerinden (OR: 2.69, %95GA: 1.58-4.57) daha az hoşnut olanlarda algılanan ruh sağlığı değişiminin kötü olması riski artmıştır. Katılımcıların %47.6'sı pandemi döneminde kronik hastalık izlem/kontrolleriyle ilgili aksaklık yaşadığını belirtmiştir. 65 ve üzeri yaş grubunda olmak (OR: 4.15, %95 GA:2.39-7.21) ve algılanan gelirin giderden az olması (OR: 3.19, %95 GA:1.58-6.45) pandemi döneminde sağlık hizmetlerine ulaşamama riskini artırmaktadır. Pandemi döneminde katılımcıların kronik hastalıklar açısından riskli davranışları olumsuz etkilenmiştir. Katılımcıların %15.6'sı pandemi döneminde kilo almış; %22.0'si pandemi döneminde, daha az yürüyüş/egzersiz yaptığını belirtmiştir. Bu çalışmada, KBDh ölçeğinden alınan toplam puan 2.43±0.24'tür. 65 ve üzeri yaş grubunda (OR: 17.38, %95GA:7.68-39.33), kadınlarda (OR: 2.63, %95GA:1.46-4.75), algılanan gelirin giderden az olanlarda (OR: 2.71, %95GA:1.19-6.15) ve kronik hastalığı takip eden bir doktorun olmayanlarda (OR: 22.61, %95GA: 6.35-80.49) COVID-19 pandemisi döneminde kronik hastalık bakım niteliği kötüleşmektedir. Katılımcıların %43.4'ü ilaç tedavisine düşük uyum göstermektedir. Algılanan geliri gidere eşit olması (OR: 1.88, %95GA: 1.25-2.81), algılanan gelirin giderden fazla olması (OR: 1.93, %95GA: 1.04-3.60) ve yalnızca bir kronik hastalığın olması (OR: 2.16, %95GA: 1.41-3.30) ilaç tedavisine uyumsuz olma riskini artırmaktadır. Sonuç: COVID-19 pandemisiyle geçen iki yılda, kronik hastalığı olan bireylerin yaklaşık yarısının rutin kontrolleri aksamış; kronik hastalık izlem/bakım niteliği kötüleşmiştir. COVID-19 pandemisi, kronik hastalığı olan bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkilemiştir.
Manisa kent merkezinde yaşayan diyabetli hastalarda izlem ve bakım niteliğinin değerlendirilmesi
Amaç: Manisa merkez ilçede yaşayan tip 2 diyabetlilerde izlem ve bakım hizmetlerinin niceliksel ve niteliksel açıdan değerlendirmesidir. Gereç ve yöntem: Bu kesitsel tipteki araştırmanın evrenini Manisa merkez ilçede yaşayan, toplam 98 aile hekimliği birimine (AHB) kayıtlı 20 yaş üstü 30.518 tip 2 diyabetli hasta oluşturmaktadır. Bu evren büyüklüğü, bölgede ikamet eden 222.766 kişiden yaklaşık olarak diyabetli olması beklenen (Tip 2 Diabetes Mellitus'un Türk toplumundaki 20 yaş üstü beklenen) %13.7 standardize prevalans hızına göre belirlenmiştir. Minimum örnek büyüklüğü, %95 güven, %35 kötü metabolik kontrol (HbA1c>6.5) prevalansı ve %5 sapma 384 olarak hesaplanmıştır. Örnek seçimi 98 Aile Sağlığı Birimi (58'i kentsel; 28'i yarı-kentsel; ve 12'si kırsal) için çok aşamalı, tabakalı, basit rasgele örnekleme yöntemi ile yapılmıştır. 98 Aile Hekimliği Birimi (AHB) içinden 24 AHB rasgele seçilmiş, her bir AHB 'den yine basit rasgele yöntemle 20'şer hasta seçilmiştir. Örneğe seçilecek bu 24 AHB, Manisa merkez ilçenin kensel, yarı-kentsel ve kırsal nüfus tabakalarının ilçe nüfusu içindeki payına orantılı olarak seçilmişlerdir. Buna göre çalışmaya 24 AHB'den (14 kentsel, 7 yarı kentsel, 3 kır) oluşan ve her bir AHB'ne kayıtlı 20 diyabetliden oluşan 480 diyabetli çalışmaya alınmıştır. Sahada anket uygulamayı reddetme, adreste bulunmama, ölüm vb. gibi nedenlerle katılmama olasılığı göz önüne alınarak örneğe çıkan ASB'lerine orantılı olarak %50 oranında (n=240) yedek hasta daha seçilmiştir. Niceliksel değerlendirme, diyabetin glisemik kontrol göstergesi olan (HbA1c ); niteliksel değerlendirme ise daha önceden Türk topluma uyarlanmış ve geçerliliği gösterilmiş olan Kronik Hastalık Bakımı Değerlendirme Ölçeğinin (Patient Assessment of Chronic Illness Care- PACIC) hastalar için Türkçe sürümü (KBDh ) kullanılarak yapılmıştır. KBDh, sosyodemografik veriler ile risk faktörlerine ait bulgular ve risk grubuna ait biyokimyasal parametrelerden oluşan anket formu yüz yüze uygulanarak veri toplanmıştır. Bağımlı değişken olan KBDh 'nin toplam skor ve alt boyut puanları dağılımın ortanca değerinden kesilerek iki gruba kategorize edilmiş, ardından (eksiltmeli - backward) lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Lojistik regresyon modelinde HbA1c 7.0 mg/dl kesme değeri ile dikotomize edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 15.0 programı kullanılmıştır. Parametrik dağılımlarda Student's t-testi ve tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA ), non parametrik dağılımlarda ise Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testi, oranlar arası farklılıkları ölçmede Ki kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılanların % 56.4'ü kentsel bölgede, % 30.9'u yarı kentsel bölgede, % 12.7'si kırsal bölgede yaşamaktadır. Araştırmaya katılanların %34.3' ü erkek % 65.7' si kadın, yaş ortalaması 57.9±12.3'dür. Diyabet süresi ortalaması 7.9±6.7'yıldır. Diyabetlilerin ilk tanı aldıkları yaş ortalaması 49.9±12.0 yıldır. Katılımcıların % 84.6'sı fazla kiloludur veya obezdir. Hastaların HbA1c değeri ortalaması 6.94±1.76 mg/dl'dır. %56.8'inin herhangi bir HbA1c değerine ulaşılmıştır bu olguların %61,7'sinde diyabetin kontrol altındadır (HbA1c ≤ 6.9). Hastaların %86.5'i diyabetlerini izleyen bir hekimleri olduğunu; % 65.8'i diyabet hekimine 3 ayda bir düzenli olarak başvurduklarını; % 15.8'i bir yıldan daha uzun süredir hekime başvurmadıklarını belirtmişlerdir. Diyabetlilerin % 73.9'u hekime ihtiyaç duyduğu her zaman ulaşabilmesine rağmen % 7,9'u ise hiçbir zaman ulaşamamıştır. Hastaların %43.6'ı haftada 7 gün sebze ve meyve tüketmekte, %80.4'ünün günlük öğün sayısı 3 ve daha fazladır. Araştırma grubundaki diyabetlilerin %35.6'sı sadece tanı konulduğunda, %11.9'u ise doktora gittiğinde birden fazla kez özel eğitim almıştır. Araştırma grubunun % 69.5 evde kendi kendine kan şeker ölçümlerini yapmaktadır. Katılımcıların her yıl düzenli %13.9'u grip aşısı ile korunurken; %76.8'i hiç grip aşısı, %93.1'i yaşamında hiç grip aşısı olmamıştır. EKG çektirme oranı % 63.8, göz dibi bakısı %58.4, nörolojik muayene oranı %21.3, idrarda şeker bakısı oranı %67.9, idrarda keton bakısı oranı % 32.5'dır. Hastaların %14.1'inde mikroalbüminüri bakısı yapılmıştır. Hastaların %51.5'inde hipertansiyon, %12.1'inde kalp hastalığı, %27.5'inde retinopati, katarakt oranı %18.8, ayakta duyu kaybı oranı %29.5, ayakta yara oranı %9.7, %1.2'sinde ayak veya parmak kesilmesi, %2.4'ünde böbrek yetmezliği, %41.0'inde yüksek kolesterol vardır. Diyabetlilerin %49.7'sinde en az bir komplikasyon bulunmuştur. KBDh boyut skorları: Hasta katılımı (1–3.maddeler) alt boyutunun ortalaması 2.60±0.89, karar verme (4–6.maddeler) alt boyutunun ortalaması 2.58±0.91, amaç belirleme (7–11.maddeler) alt boyutunun ortalaması 2.59±0.77, problem çözme (12–15.maddeler) alt boyutunun ortalaması 2.58±0.75, izlem\koordinasyon (16–20.maddeler) alt boyutunun ortalaması 2.59±0.77 ve toplam ölçek puan ortalaması 2.59±0.62 olup minimum puan:1.24 ve maximum puan:4.36'dır. KBDh boyutlarının tavan ve taban yüzdeleri değerlendirildiğinde, taban yüzdesi (%0.2 – %8.1) ve tavan yüzdesi (%0.0 -% 1.2) olup tüm alt boyutlar ve toplam ölçek için çok iyi olarak gözlenmiştir. Toplam KBDh üzerinde etkili olan değişkenler; yaş, öğün sayısı, diyabet eğitimi alma, eğitim düzeyi, diyabet hekimine ihtiyaç duyduğu zamanlarda ulaşabilme, her yıl grip aşısı olmadır. Hba1c üzerinde etkili olan değişkenler; gelir, EKŞİ, İnsulin kullanımı (riski ++) , KBDh ölçeğinin karar verme ve problem çözme alt boyut skorlarıdır. Sonuç: Manisa merkez ilçede yaşayan erişkinlerin diyabet farkındalığı Batı bölgeleri düzeyindedir ve henüz daha istenilen düzeyde değildir. Tanı almış olan Tip 2 diyabetlilerin önemli bir çoğunluğu sürekli bir hekim izlemi altındadır. Birinci basamağın diyabet izleminde yerinin çok sınırlı kaldığı söylenebilir. Türkiye için en gelişmiş bölgelerden biri olan Manisa kent merkezi için metabolik kontrol düzeyi (HbA1c açısından) yetersizdir. Tip 2 diyabet izlem ve kontrol rehberlerinde önerilen düzenli izlem oranları hastaların çoğunluğu için son derecede yetersiz düzeydedir. Kendi kendine evde düzenli kan şekeri izlemi (EKŞİ) HbA1c düzeyini etileyen temel değişkenlerden biri olduğu ortaya çıkmıştır. Metabolik kontrol değişkenlerinden HbA1c ve KBDh ile elde edilen bulgular; sağlık hizmetine daha fazla ulaşan ve hastalık yönetimlerine daha fazla katılanların genel olarak toplumun daha avantajlı kesimleri olduğunu ortaya koymuştur. Hasta izleminde hastaların "karar verme" ve "problem çözme" becerilerinin geliştirilmesi hastaların izlem ve sağaltıma uyum sağlamalarına katkıda bulunabilir. KBDh (PACİC) ölçeği ile ülkemizde kronik hastalıklara yönelik verilen bakımı ve sağlık hizmetini değerlendirmede yardımcı bir araç olarak kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Diyabet, Kronik hastalık bakım modeli, Metabolik kontrol
Birinci basamak sağlık hizmetlerinde kurum düzeyinde kişiye yönelik hizmet kapsayıcılığının değerlendirme ölçeği
Amaç: Ülkemiz genelinde kişiye yönelik birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulduğu Aile Hekimliği Birimleri (AHB)'nin sağlık hizmeti sunucu düzeyinde kapsayıcılık özelliklerini değerlendirebilecek yeni bir ölçeğin geliştirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu yöntemsel araştırmanın evrenini Manisa İl Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne bağlı 162 Aile Sağlığı Merkezinde (ASM) görevli 400 Aile Hekimliği Birimi (AHB) (n=400) oluşturmaktadır. Bir AHB; bir aile hekimi ve yanında görevli bir aile sağlığı elemanından oluşmaktadır. Örnek seçiminde herhangi bir örnekleme yöntemi kullanılmamış olup tüm evrene (bütün AHB' lere) ulaşmak hedeflenmiştir. Önceden yapılandırılmış anket formunun aile hekimlerine ulaştırılabilmesi için iki aşamalı bir yol izlenmiştir. Birinci aşamada oluşturulan anket web tabanlı bir site yardımıyla (surveey.com) online anket haline dönüştürülmüş ve daha sonra Manisa İl Halk Sağlığı Müdürlüğü'nden gerekli izinlerin alınması ile birlikte Manisa İli genelinde AHB'lerce kullanılan Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS) üzerinden (01.10.2014-01.12.2014 tarihlerinde 2 ay süreyle ve 2 kez duyuru yapılarak) yayımlanmıştır. Ayrıca ikinci aşamada aile hekimleri tek tek aranarak katılımlarının sağlanması istenmiştir. Çalışmamıza birinci aşamada 2 kez duyuru yapılması sonucunda 180 aile hekimi sonrasında ikinci aşamada da 81 aile hekimi olmak üzere toplamda 261 aile hekimi katılmıştır ve katılım oranı % 65.25'dir. Ölçeğin geçerliliğinin değerlendirilmesinde ilk olarak kapsam (içerik) geçerliliğinin sağlanması amaçlanmıştır. Bu aşamada ilk olarak birinci basamak sağlık hizmetleri içerisinde kapsayıcılığın hem yapı bileşeni olan ''geniş hizmet yelpazesi'' hemde faaliyet bileşeni olan ''toplumun hizmet gereksinimlerinin farkındalığı'' kısımlarının ayrı ayrı yapılandırılmasına karar verilmiştir. Literatür değerlendirmesi sonrasında geniş hizmet yelpazesi altında 6 ayrı alt boyut kuramsal olarak oluşturulmuştur. Bu boyutlar (Rutin risk grubu izlemleri, sağlığı geliştirme hizmetleri, sağlık taramaları hizmetleri, rehabilite edici hizmetler, tanı ve tedavide kullanılan teknik donanım ve akut ve kronik hastalıkların yönetimi) aslında sağlık sistemlerinin bilinen 3 özelliği temel alınarak (koruyucu hizmetler, tedavi edici hizmetler ve esenlendirici hizmetler) oluşturulmuştur. Bu boyutlara ait soru havuzu kapsamlı bir literatür taraması sonrasında 169 sorudan oluşturulmuştur. Ölçeğin içerik geçerliliğinin değerlendirilmesi için uzman görüşlerine başvurulmuştur. Ülke genelinde akademik olarak birinci basamak sağlık hizmetleriyle ilgilenen uzmanlar ve sahada birinci basamakta görevli uzmanlardan oluşan 25 uzman bu amaçla belirlenmiştir. Uzmanlardan 18'i çalışmamıza geri dönüş yapmıştır (katılım oranı:%72). İçerik geçerliliği Davis yöntemiyle incelenmiştir. Bu amaçla sorulara ait kapsam geçerlilik indeksleri hesaplanmış ve 0,80'in altındaki sorular uygunsuz olarak belirlenmiştir. Ölçek içerisindeki soruların anlaşılabilirliğinin değerlendirilmesi ve daha da yükseltilmesi amacıyla Manisa ilinde görevli 7 aile hekiminden oluşan bir grup üzerinde pilot değerlendirme yapılmıştır. Ölçeğin yapıgeçerliliğinin değerlendirilmesinde ilk olarak açıklayıcı faktör analizi uygulanmış ve 261 aile hekiminin verisi bu analizlere alınmıştır. Açıklayıcı faktör analizi sayesinde maddelerin (soruların) faktör yüklerini belirleyerek ölçeğin ana boyutlarını alt boyutlarına ayırmak boyutları ayrıntılandırmak amaçlanmıştır. Bu analiz neticesinde faktör yüklerine göre soru eksiltilmesi yapılmamıştır. Açıklayıcı faktör analizi sonrasında belirlenen nihai alt boyutların güvenilirliklerinin belirlenmesinde soruların %27'lik alt üst grup karşılaştırması, boyut iç tutarlılıklarının belirlenmesinde cronbach α katsayısı, soru çıkarıldığında Cronbach α değişimi, soru ile toplam boyut korelasyonu, sorular arası korelasyonlar ve doğrusal regresyon β değerleri hesaplanmıştır. Çalışmamızda ölçeğin yapı geçerliliğinin değerlendirilmesi amacıyla ayrıca 252 aile hekimine ait veriler kullanılarak ayrıca doğrulayıcı faktör analizi 'de (DFA) yapılmıştır. Bu aşamada teorik bir temele dayanan örtük değişkenler ile bir model oluşturulmuştur. Bizim çalışmamızda oluşturulacak model için 6 örtük değişken (Rurin risk grubu izlemleri, sağlığı geliştirme hizmetleri, sağlık taramaları hizmetleri, rehabilite edici hizmetler, tanı ve tedavide kullanılan teknik donanım ve akut ve kronik hastalıkların yönetimi) ve bu değişkenleri etkileyen 120 gözlenen değişken kullanılmıştır. Bu analizler için SPSS 15 ve AMOS 22. İstatistik paket programları kullanılmıştır. Bulgular: Uzman değerlendirmesi sonucunda 31 sorunun kapsam geçerlilik indekslerinin düşüklüğü nedeniyle ölçekten çıkarılmasına karar verilmiştir. 5 boyuttan (Rutin risk grubu izlemleri, sağlığı geliştirme hizmetleri, sağlık taramaları hizmetleri, rehabilite edici hizmetler ve akut ve kronik hastalıkların yönetimi ) oluşturduğumuz son modelin doğrulayıcı faktör analizi sonrasında uyum indeks değerleri incelendiğinde x2/df değeri;1,716, RMSEA %90 Güven Aralığı (yaklaşık hataların ortalama karekökü) değerinin 0,052-0,057 arasında olduğu, CFI (karşılaştırmalı uygunluk indeksi)=0,885 ve SRMR değeri=0,068 olduğu görülmüş ve kurgulanan modelin iyi uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca gözlenen değişkenlerin örtük değişkenleri temsiliyet düzeyleri standardize regresyon katsayıları da, 692 ile 930 arasında değişmektedir. Sonuç: Ülkemiz birinci basamak sağlık hizmetlerinin kapsayıcılık düzeyini değerlendirmesi amacıyla geliştirdiğimiz kapsayıcılık ölçeğinin yapılan geçerlilik ve güvenilirlik analizleri sonrasında yeterli bir ölçek olduğu görülmüştür. Çalışmamızda ölçek puanlama metodolojisi olarak genel olarak kabul gören boyut ve alt boyut ortalamaları kullanılmıştır. Fakat ölçek boyutlarının ve alt boyutlarının farklı puan ağırlıklandırılması olabileceği bundan sonra ki geliştirilecek çalışmalarda dikkate alınmalıdır. Ölçek içerisinden yapılan analizler sonrasında tanı ve tedavi hizmetlerinde kullanılan teknik donanım boyutu çıkarılmıştır. Yine de laborutuvar ve görüntüleme hizmetlerine erişimi ve yeterliliğini değerlendirecek sorulara geliştirilecek çalışmalarda yer verilmelidir.
Birinci basamakta sunulması planlanan yaşlı sağlığı izlem modeli ile ilgili olarak hizmeti alanların ve sunanların görüş, beklenti ve önerileri
Amacı: Bu çalışmanın amacı birinci basamakta Sağlık Bakanlığı tarafından sunulması planlanan yaşlı sağlığı izlem modeli ile ilgili olarak hizmeti alacak olan yaşlılar ile yaşlılara bakım verenlerin ve hizmeti sunacak olan sağlık profesyonellerinin bu izlem modeli hakkında görüş, beklenti ve önerilerini ortaya koymak ve bu izlem modeli için artalan bilgisi oluşturarak Sağlık Bakanlığı'nın izlem planlamasına yardımcı olmaktır. Gereç yöntem: Bu çalışmada niteliksel araştırma yöntemlerinden 65 yaş üstü kişilerle odak grup görüşmesi, bakım veren ve sağlık profesyonelleri ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemi kullanılmıştır. Sağlık profesyonellerinden 22 kişi, bakım verenlerden 6 kişi ve yaşlılardan 34 kişi ile görüşülmüştür. Toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Analizler sonucunda yaşlılık, yaşlılık sorunları, sağlık hizmeti ve yaşlıların risk grubu kapsamı içine alınması başlıkları altından 4 ana tema elde edilmiştir. Yaşlılık temasında, katılımcıların yaşlılık algısı, yaşlılığı etkileyen başlıca etmenler ve sağlıklı yaşlanma konularından bahsedilmiştir. Yaşlılık sorunları temasında sosyal destek ve sosyal sermaye, yaşlıların medikososyal sorunları ve hizmette yaşanabilecek sorunlardan bahsedilmiştir. Sağlık hizmeti temasında ise mevcut sağlık hizmetlerinin özellikleri, yaşlılar için nasıl bir sağlık hizmet modeli olması gerektiği ve bakım verenlerin özelliklerinden bahsedilmiştir. Son olarak yaşlıların risk grubu izlemi içine alınmasında tüm katılımcılar bu konudaki fikirlerini ortaya koymuştur. Sonuç: Yaşlılar, sağlık profesyonelleri ve bakım verenler tarafından bir risk grubu olarak tanımlanmışlar ve yaşlıların risk grubu olarak izlenmeleri konusunda bir konsensüs vardır. Sağlık profesyonelleri hizmetin birinci basamakta ASM ağırlıklı olarak yapılması, aile hekimleri hizmetin mutlaka hekim tarafından verilmesi, hekim dışı sağlık profesyonelleri ise bu hizmetin bir ekip tarafından verilmesi gerektiğini söylediler. Son olarak yaşlıların risk grubu olarak tanımlanmasından önce hekimler, yaşlı sağlığı konusunda müfredatta eğitimin yer alması gerektiği vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Yaşlılar, Sağlık profesyonelleri, bakım verenler, niteliksel çalışma, izlem modeli
Türkiye'de yerleşim yeri bazlı sağlık belirleyicilerinin bazı sağlık göstergeleri ile ilişkisi
Giris: Sağlık düzeyi göstergelerinde, sağlık hizmetlerine ulasmada, hizmetlerin kullanımında ve sunulanhizmetin kalitesinde bölgeler arasında ve toplumsal sınıflarda, sosyoekonomik gruplar arasında esitsizliklerbulunmaktadır.Amaç: Bu arastırma, Türkiye'de kamu kurum ve kurulusları tarafından üretilen ilçe bazlı sağlık düzeyigöstergeleri ile sağlık belirleyicilerinin iliskisini ve sağlıkta bölgesel esitsizliklerin arastırılmasını amaçlamaktadır.Arastırmanın hipotezleri kanıtlanabildiği ölçüde ilçe bazlı kamu kurumları verilerinin yararlanılabilirliği vegüvenilirliği de gösterilmis olacaktır.Gereç ve Yöntem: Bu çalısma ekolojik tipte olup, arastırmanın evrenini ilçe merkezli sağlık belirleyicideğiskenlerinin elde edildiği DPT 2004 ilçelerin sosyo-ekonomik gelismislik seviyesi arastırmasındaki ilçe sayısıolusturmaktadır (872 ilçe). Arastırmada 533 ilçeye ulasılmıstır (%61,1). Arastırmanın bağımlı değiskenleriölümlülük, doğurganlık ve sağlık hizmetlerine ulasılabilirliktir. Bu arastırmada 4 temel bağımsız değisken grubukullanılmıstır. Bunlar, eğitim, doğurganlık, coğrafi ve demografik gelismislik, sağlık hizmetlerinin niceliği veniteliğidir.Tek değiskenli (bağımsız gruplarda t testi ve Pearson korelasyon) ve çok değiskenli (çoklu doğrusalregresyon) analizleri SPSS 10.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıstır.Arastırmanın bağımlı değiskenleri ölümlülük, doğurganlık ve sağlık hizmetlerine ulasılabilirliktir. Buarastırmada 4 temel bağımsız değisken grubu kullanılmıstır. Bunlar, eğitim, doğurganlık, coğrafi ve demografikgelismislik, sağlık hizmetlerinin niceliği ve niteliğidir.Veri kaynakları: TÜ?K, DPT, Sağlık Bakanlığı'dır.Bulgular: ?lçe temelli ulusal veri kaynaklarının verinin kaynağına göre değisiklikler gösterdiği, SağlıkBakanlığı kaynaklı bazı verilerin tutarsız olduğu bulunmustur. Bu arastırmada farklı kaynaklardan elde edilenveriler bir araya getirilmistir ve bu verilerin doğruluk düzeyi hakkındaki belirsizlik bu arastırmanın en önemlisorunudur.Hem tek değiskenli hem de çok değiskenli analizlerde eğitim, gelir, yerlesim yeri gibi bağımsız değiskenlerinölümlülük, doğurganlık ve sağlık hizmetleri gibi bağımlı değiskenleri etkiledikleri bulunmustur.Bulgular ekolojik arastırmalarda neden sonuç iliskisini kanıtlayamasa da alt grup farklılıkları anlamında birfikir vermektedir. Bu arastırmada 4 temel bağımsız değisken grubu ile bazı sağlık düzeyi göstergeleri arasındakiiliskiler değerlendirildiğinde elde edilen bulgular söyle özetlenebilir· Türkiye' de sağlık göstergeleri açısından bölgelerarası farklılıklar mevcuttur. Doğu bölgesinde ölümhızları daha yüksekken hastanede doğum yapma oranı, bebek izlem sayısının yüksek olması, yöntemkullanma oranları gibi veriler Batı' da daha yüksektir. Ası devamsızlık hızları ve sağlık personeliyardımı olmadan yapılan doğumların oranı ise Doğu bölgesinde yüksektir. Doğu bölgelerinde Batıbölgelerine nazaran kaba doğum hızı, genel doğurganlık hızı, çocuk-kadın oranı daha yüksekbulunmustur.· Eğitimli nüfus oranı arttıkça bebek ölüm hızı, ası devamsızlık hızı azalmıs, sağlık hizmetlerininkullanımını da artmıstır.· Gelir arttıkça doğurganlık hızı düsmüstür.· Sağlık hizmeti ile ilgili göstergeler Sağlık Bakanlığı kaynaklı göstergeleridir ve ilçe temelli olan buveri grubunda da geçerliliği konusunda sorunlu olan bazı değiskenler saptanmıstır ve bu değiskenler,tek değiskenli analizler ve faktör analizlerinde anlamsız çıktığı için çoklu analizlere alınmamıstır.· Kentsel ve gelismis toplum göstergeleri arttıkça postneonatal ölüm hızı düsük bulunmustur.Sonuç:Türkiye'de Sağlık ve sağlığı belirleyen göstergeler açısından bölgesel ve sosyoekonomik alt gruplar arasındabeklenen esitsizlikler bir kez daha ortaya konmustur: ölümlülük,doğurganlık,sağlık hizmetleri gibi bağımlıdeğiskenler üzerinde en belirleyici bağımsız değiskenler gelir ve eğitimdir.?lçe temeline dayalı kamu kaynaklı sağlık ve sağlılığı belirleyen değisken verilerinde nitelik açısından bazısorunlar bulunmakla birlikte bu veriler önemli ölçüde kullanılır ve geçerli verilerdir. Ancak sağlıkta esitsizlikarastırmalarında ilçe temelli verilere kıyasla il temelli verilerin daha güvenilir olduğu, Devlet Planlama Teskilatıverilerine göre Sağlık Bakanlığı kaynaklı ilçe temelli verilerin daha az güvenilir olduğu söylenebilir.Anahtar kelimeler : Sağlıkta esitsizlikler, sağlık hizmet kullanımı, ölümlülük, doğurganlık, ekolojik çalısma
Türkiye'de sağlık alanında kullanılmak üzere bir sosyoekonomik indeks denemesi
AmaçBu çalışmanın amacı sağlıkta eşitsizlik ve nedensellik araştırmalarındakullanılabilecek hane temelli kolay sorgulanabilir geçerli sosyoekonomikdurum (SED) değişkenlerini veya değişken gruplarını (indeksler)oluşturmaktır.Gereç ve YöntemBu yöntemsel (metodolojik) araştırmada 1999 ve 2005 Manisa Nüfusve Sağlık Araştırması (MNSA) 0-59 ay çocuk, 15-49 yaş kadın, hane vekonut veri setleri kullanılmıştır.Bu çalışmada beş basamak izlenmiştir:1-Kaynakça araştırması ile potansiyel bağımsız ve bağımlıdeğişkenlerin belirlenmesi;2-Bağımsız (SED) değişkenler ile bağımlı değişkenler arasındaki tekdeğişkenli ilişkilerin gösterilmesi;3-Bağımsız (SED) değişkenler ile bağımlı değişkenler arasındaki çokdeğişkenli ilişkilerin gösterilmesi;4-SED değişken gruplarının (indeks) oluşturulması;5-Oluşturulmuş olan indekslerin bilinen gruplar yöntemi ile (bağımlıdeğişkelerdeki ilişkiler) MNSA veri setlerinde sınanmasıdır.Kaynakça araştırmasında SED değişkenleri temel ve dolaylıdeğişkenler olarak sınıflandırılmıştır. İndekslerde yer alması olası temelpotansiyel bağımsız değişkenler ,hane reisinin iş/mesleğine dayalı sosyalsınıfı, kadının sosyal sınıfı, hanenin en iyi sosyal sınıfı, kadın ve erkek eğitimiolarak belirlenmiştir. Dolaylı değişkenlerden ise sosyal sigorta, yaşamıkolaylaştırıcı değişkenler (dayanıklı tüketim malları) analizlere dahil edilmiştir.112Bu değişkenlerle önceden belirlenmiş olan bağımlı değişkenler (hanedeçocuk ölümü, doğumun yapıldığı yer ve 15-49 yaş grubundaki kadınınalgıladığı sağlık) arasındaki istatistiksel ilişkiyi ortaya koyabilmek ve bağımsızdeğişken sayısını azaltabilmek amacıyla, tek değişkenli analizler yapılmıştır.Tek değişkenli analizlerden sonra çok değişkenli (Lojistik Regresyon)modeller oluşturulmuştur.Tek değişkenli analizler ve çoklu analizler sonucunda çocuk ölümü,doğumun yapıldığı yer ve 15-49 yaş grubundaki kadının algıladığı sağlıküzerinde etkili en önemli değişkenin kadın eğitimi olduğu sonucunavarılmıştır. Bu nedenle oluşturulan tüm indekslerde kadın eğitimikullanılmıştır. Bunun yanında gerek kaynakça araştırmasında gerekse teklive çoklu çözümlemelerde hane reisinin mesleği/işi temelinde oluşturulansosyal sınıfın da indekslerde yer alması gerektiği ortaya çıkmıştır. İndekslerinoluşturulmasında Boratav'ın kentsel sosyal sınıf profili ve diğer bazı uluslararasıSED göstergelerinden yararlanılmıştır.Kadın eğitimi ve hane reisinin sosyal sınıfı değişkenlerindenyararlanarak eşit, eğitim ve sosyal sınıf ağırlıklı üç farklı indeks modeligeliştirdik. Eşit Ağırlıklı Sosyoekonomik İndeks A ve Sosyal Sınıf AğırlıklıSosyoekonomik İndeks A'da kaynakçayı, Eğitim Ağırlıklı Sosyoekonomikİndeks A'da ise bulgularımızı ön planda tuttuk: Eşit ağırlıkta ülkemizde dekullanılan VERİ Sosyo-Ekonomik Statü İndeksi, sosyal sınıf ağırlıktaHollingshead Sosyal Durum ve Sadeleştirilmiş Barratt Sosyal Statüİndeksleri, eğitim ağırlıkta ise bizim çalışmamızın analizlerinin sonucunda,kadın eğitiminin en önemli değişken olması göz önüne alınmıştır. Ayrıca,hane reisinin sosyal sınıfı yerine hanenin en iyi sosyal sınıfını kullanarak aynıformatta üç farklı indeks daha oluşturduk.Çalışmanın son aşamasında, geliştirilen indeksler ile belirlenmişbağımlı değişkenler arasında beklenen açıklayıcı ilişkilerin sınanması içinbilinen gruplar geçerliliği (kriter geçerliliği) (Foundations of Clinical Research)olarak ifade edilen yaklaşım kullanılmıştır (Eğimde Ki kare ve Mann Whitey Utestleri).Bulgular ve SonuçSED içinden kadın eğitimi ve hane reisinin iş/mesleğine dayalı sosyalsınıf değişkenlerinin, kadın ve çocuk sağlığı ile ilgili bağımlı değişkenlereduyarlı değişkenler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu iki temel değişkendenoluşturulan indekslerin sınayıcı (bağımlı) değişkenlerin alt kategorilerineduyarlı olduğu gösterilmiştir.Epidemiyolojik ifade ile bu araştırmada oluşturulan SED indekslerikadın ve çocuk sağlığı göstergeleri ile ?doz-yanıt? ilişkisini vermiştir. Buindeksler bu özellikleri ile söz konusu araştırmalarda tek başına bir SEDdeğişkeni olarak kullanılabilir. Araştırmada oluşturulan indeksleri sınayan(bağımlı) değişkenler (kadın ve çocuk sağlığı göstergeleri) nedeniyle buradaönerilen sosyoekonomik durum indekslerinin de kadın ve çocuk sağlığıalanında yapılan araştırmalar için geçerli olduğunu, diğer sağlık göstergeleriile bu indekslerin kullanımında bu durumun göz önüne alınması gerektiğiniözellikle belirtmek gerekir.Anahtar Sözcükler: Sağlık araştırmaları, sosyoekonomik indeks,sosyoekonomik değişkenler, sosyoekonomik durum, sosyal sınıf.
Yaşlıların yaşlılık algısı ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesini etkileyen faktörler
Yaşlılık, süregen hastalıkların artışı ve bunun yol açtığı sağlık sorunları, aktivite azalması ve artan bağımlılık; yaşlılın çevresindekiler ile olan iletişimin çeşitli nedenlerle kısıtlanması; bizzat yaşlanmanın yol açtığı psikolojik sorunlar ve yaşamın sonuna yaklaşma duygusu nedeniyle Algılanan Sağlığın ilgi alanına girmektedir.AMAÇ:Bu çalışmanın amacı Manisa'nın seçilmiş kentsel, kırsal ve yarı kentsel bölgelerinde (Muradiye Sağlık Ocağı Bölgesi ,Manisa merkez 10 nolu Sağlık Ocağı Bölgesi, Barbaros Sağlık Ocağı Bölgesi) yaşayan yaşlıların özelliklerini ve sağlık algılarını, yaşlılıkla ilgili algı ve tutumlarını tanımlamak ve yaşlılık algısını ve yaşlıların yaşam kalitelerini etkileyen değişkenleri ortaya koymaktır.GEREÇ-YÖNTEM:Bu araştırma kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırmanın merkez ilçedeki değişik sosyoekonomik özelliklere sahip olan Muradiye Sağlık Ocağı (kırsal), bölge olarak Barbaros Sağlık ocağı (yarı kentsel) 10 nolu sağlık ocağı (kentsel) bölgelerinde yürütülmüştür. Araştırma evrenini 2596 yaşlı oluşturmuştur. Örnek büyüklüğü hesabı ve örnek seçiminde basit rasgele küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örnek büyüklüğü 510, araştırmaya katılım oranı % 69.6 olmuştur. Araştırmanın verileri 12.2007-2.2008 tarihleri arasında, oluşturulan anket formu aracılığıyla, yaşlıların evlerinde yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır.Araştırmanın bağımlı değişkenleri:Dünya Sağlık Örgütü Genel Yaşam Kalitesi Anketi Kısa Form (WHOQOL-Bref) ve WHOQOL Genel Sağlık ve Yaşam Kalitesi boyutu; Dünya Sağlık Örgütü Yaşlılarda Yaşam Kalitesi Modülü (WHOQOL-OLD), ve DSÖ-Avrupa Yaşlanma Tutumu Anketi (AYTA) dır.Sosyodemografik özellikler, konut özellikleri, alışkanlıklar, olanaklar ve sosyal ilişkiler, Sağlık durumu ve hastalanma (halen ve geçen yılsa göre sağlık durumu değişimi, eşlik eden hastalık vb.) ve Sağlık kurumuna Başvuruyla ilgili Değişkenler, günlük yaşam aktivitesi (Katz indekis ile) aşatırmanın bağımsız değişkenleridir.Tek değişkenli çözümlemelerde Student's t testi ve Etki büyüklüğü (Effect Size) , parametrik test varsayımlarını karşılayamayanlarda Wilcoxon İşaret Sıra testi (Mann Whitney U, parametrik varsayımlarının karşılandığı değişkenlerde- ANOVA ve Post Hoc Tukey B, parametrik varsayımlarının karşılandığı değişkenlerde- non parametrik ANOVA (Kruskall Wallis ANOVA); kategorik değişkenlerde ki kare önemlilik testleri,Çok değişkenli çözümlemelerde Doğrusal ve Lojistik Regresyon yaklaşımları kullanılmıştır. Veriler SPSS 10.0 paket programı ile işlenmiş ve çözümlenmiştir.BULGULAR:Yaşlıların yaş ortalaması 73.00±6.38(min:65, max:98) ; %67.2 si kadın, 38.2 si erkektir. %52'si herhangi bir okuldan mezun olmamış, % 34.4 ü okuma yazma bilmemektedir. %21'inin sosyal güvencesi, %10'unun sağlık güvencesi yoktur. %41'i kendini yoksul olarak algılamaktadır. Yaşlıların %20'si yalnız, %75'i kentte, yaklaşık %10 u gecekonduda yaşamaktadır. %74'ü haftada en az bir kez çocuk veya torunuyla %53'ü de akrabalarıyla görüşebilmektedir. %94'ü ailesinin kendine karşı davranışından hoşnuttur. %6'sı evde yakınlarından kötü muamele görmektedir. Yaşlıların ancak %12 si en az hafta bir düzenli yürüyüş yapmaktadırlar. Yalnızca %18'inin bir kronik hastalığı yoktur., %19'u son bir yıl içinde hastanede yatarak tedavi görmüştür. % 34 ü bir önceki yıla göre sağlığının daha kötü olduğu, %11'i daha iyi olduğunu bildirmiştir. Yalnızca %34'ü sürekli sağlık hizmeti alabildiğini belirmiştir. Yaşlıların %77'si evdeki bakımlarını yeterli bulmaktadır.Çözümleyici Bulgular değerlendirildiğinde:AYTA Psikolojik Kayıp alanı ile yaş, yaşanılan bölge, aile bireyleri ile ilişkilerin sıklığı, yaşamda bağımsız ve aktif olabilmek, sağlık algısı ve sağlık hizmetine ulaşabilirlik arasında doğrusal bir ilişki vardır. Yaş ve aktif ve bağımsız olabilmek, psikolojik kayıptan etkilenirken psikolojik gelişmeden etkilenmemektedir. Sağlık hizmetine ulaşabilirlik ve sağlık hizmet sürekliliği Psikolojik Gelişme alanından daha da çok etkilenmektedir. Bedensel değişim alanında ise erkeklerin skorları kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Arkadaşlarla görüşme yalnızca Psikolojik Gelişmeden, yani olumlu algıdan etkilenirken, Akrabalarla görüşme, gerek Psikolojik gerekse Bedensel değişim algısını etkileyen en önemli değişken olmuştur. Katz ölçeği bedensel değişim ve psikolojik kayıp boyutundan etkilenmektedir. AYTA Bedensel değişim boyut skoru analizlerde hemen hemen tüm sosyoekonomik, sosyal yaşam ve sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik ile ilgili değişkenlerle istatistiksel açıdan anlamlı sonuçlar vermiştir.GSYK bağımlı değişken olarak alındığında yaş ve cinsiyet dışındaki hemen tüm değişkenlerle anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Kronik hastalığı olmayanların yaşam kalitesi daha yüksektirWHOQOL-Bref ?Bedensel alan?a en fazla etkili olan değişkenler, ileri yaşta olmamak, erkek olmak, eğitimli, üst sosyoekonomik düzeyde yer almak, yerleşik yaşam düzeni olamak, yürüyüş yapmak, çocuk torunla görüşmek, evde bakımını yeterli bulmak, sağlık hizmetine ulaşabilmek ve sürekli sağlık hizmeti alabilmek, kronik hastalığı az veya hiç olmamak, son bir ay yatarak tedavi görmemektir. Psikolojik alan üzerine hemen tüm değişkenler etkilidir ancak çoklu analizlerde sosyoekonomik düzey, iyi bir ev ortamı, hasta olmamak ve sağlık hizmetinden yararlanmak bu alanı etkilemektedir. Sosyal ilişkiler alanını diğer WHOQOL alanlarından ayıran temel özellik sosyal ilişkilerin yaşlılarda cinsiyet, gelir durumu ve sağlık hizmetlerinden, diğer alan skorları kadar etkilenmemiş olmasıdır. Çevre alanı, başta sosyoekonomik değişkenler olmak üzere, günlük yaşam aktiviteleri ve sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik ve hizmet sürekliliği değişkenleri ile anlamlı sonuçlar vermiştir.Sosyoekonomik değişkenlerine WHOQOL-Old'ün geçmiş,bu gün ve gelecek faaliyetleri alanı dışındaki tüm alanları duyarlıdır. WHOQOL-Old Duyusal yetiler alanı üzerine etkili olan temel değişkenler evde bakım ile ilgili değişkenlerdir. Otonomi alanı üzerine olumlu etkisi olan temel değişkenler hasta veya engelli olmak, kadın cinsiyette olmak, kırsal veya yarı kentsel alanda yaşamaktır. WHOQOL-Old alanları içinde duyusal yetiler, otonomi ve geçmiş,bugün ve gelecek faaliyetleri alanları potansiyel bağımsız değişkenlere, bundan sonra tartışacağımız sosyal katılım, ölüm ve ölmek ve yakınlık alanlarında olduğu kadar yaygın düzeyde duyarlılık göstermemişlerdir. Kırsal alanda yaşamak, eğitimli olmak, müstakil evde olmak, her gün kitle iletişim araç kullanımı, çocuk torunla görüşmek, sağlık hizmetine kolay ulaşabilirlik, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız olmak sosyal katılım skoru ile ilişkili bulunmuştur. WHOQOL-Old?Yakınlık? alan skoru, hastalanma ve engellilik ve sağlık hizmetleri sürekliliği dışındaki tüm değişkenlerle ilişkili çıkmıştır.Bir önceki yıla göre sağlıktaki değişim algısının hemen tüm yaşlılık algı, tutum ve yaşam kalitesi değişkenlerine duyarlı olduğu bulunmuştur.Bu araştırmada varılan temel sonuç, yaşlılarda, algılanan sağlık ve yaşam kalitesinin sosyoekonomik, hastalanma ve sağlık hizmetleri ile ilgili değişkenlere duyarlı olduğudur. Daha alt sosyal sınıfta olmak, sağlık hizmetlerine daha güç ulaşabilmek ve sürekli evde ve sağlık kurumunda bakım ve hizmet alamamak yaşlılık tutumu ve algısı ve algılanan sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkidedir.ÖNERİLERGerek toplum gerekse kurumsal düzeyde, yaşlılarda sağlık düzeyinin izlenmesi ve yaşlılara sunulan bakım ve sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesinde algılanan sağlık ve yaşam kalitesini değerlendiren araçlar diğer nesnel izlem ve değerlendirme kriterlerine ek olarak kullanılmalıdır. Alt sosyoekonomik düzeydeki yaşlılar ve kentlerde yalnız yaşayan yaşlılar özel risk gruplarını oluşturmaktadırlar. Toplum programlarında bu gruplar dikkate alınmalı düzenli izlenmelidirler.
Bir kentsel bölgede bazı yapılandırılmış ölçüm gereçleri ile birinci basamak sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi
Bir Kentsel Bölgede Bazı Yapılandırılmış Ölçüm Gereçleri İle BirinciBasamak Sağlık Hizmetlerinin DeğerlendirilmesiAmaç:Aile Hekimliği Manisa pilot uygulamasının işleyiş özelliklerini PrimaryCare Assessment Survey (PCAS) kullanarak ölçmek ve değerlendirmek ve?Primary Care Assessment Tool (PCAT)? yetişkin sürümünün Manisa ilindeseçilen bir örnek üzerinde geçerlilik ve güvenilirliğinin ortaya konmasıdır.Gereç ve yöntem:Bu yöntemsel araştırmanın evrenini Manisa Merkez İlçedebulunan Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) bağlı 79 (yetmiş dokuz) adet AileSağlığı Birimi'ne(ASB) kayıtlı bireyler oluşturmaktadır .(n=279.000) Örnekseçimi çok aşamalı küme örnekleme yöntemi ile yapılmış, toplam 80kümeden oluşan 800(sekizyüz) kişilik bir örnek grubuna ulaşılmıştır. (n=800)Ölçüm araçları olan PCAS(Primary Care Assessment Survey )PCAT(Primary Care Assessment Tool ) yetişkin sürümü , yüz yüzeuygulanarak veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 15.0programı kullanılmıştır. Parametrik dağılımlarda Student's t-testi ve tekyönlü varyans analizi (One Way ANOVA ), non parametrik dağılımlarda iseKruskal Wallis ve Mann Whitney U testi, oranlar arası farklılıkları ölçmede Kikare testi kullanılmıştır. Çok değişkenli analizler için PCAT ve PCAS boyutpuanları medyandan kesilerek kategorize edilmiş ve basamaklı (eksiltmeli -backward) lojistik regresyon analizi uygulanmıştır.PCAT yetişkin Türkçeuyarlama geçerlilik ve güvenilirlik analizlerinde ?Doğrulayıcı yaklaşım ?kullanılmıştır Ölçeğin güvenilirliği için ?İç tutarlılık analizleri? ve ayrıca ?ÖlçekBaşarısı? kullanılmıştır. Geçerlilik analizlerinde ise Doğrulayıcı Faktör Analizi(DFA) (Lisrel 8.05 programı ile) ve Birleşim-Ayrışım geçerliliği çözümlemelerikullanılmıştır.Bulgular : Araştırmaya katılanların %23.3 ü erkek % 76.7 sikadındır.Araştırma grubunun yaş ortalaması 40.33±13.85'dir. PSAC boyutpuanları ortalamalarına bakıldığında: Ulaşılabilirlik boyutu puanlarıerkeklerde, üst sosyal sınıfta ,kendi ve eşi lise üstü eğitim almış olanlarda vesağlık güvencesi olanlarda daha yüksek bulunmuştur.Süreklilik boyutukadınlarda, eğitimsizlerde, sağlık güvencesi olmayanlarda yeşil kart sahibiolanlarda, bölgeye göçle gelmediğini bildirenlerde, yarıkentsel bölgedeyaşayanlarda daha yüksektir.Kapsayıcılık boyutu, kadınlarda, kendi ve eşieğitimsiz olanlarda, sağlık güvencesi yeşil kart olanlarda, beş yaş altı çocukve 0-12 bebek bulunan hanelerde anketi yanıtlayan bireylerde, yarıkentselbölgede yaşayanlarda daha yüksek puanlara sahiptir.Eşgüdüm boyutupuanları; üst sosyal sınıfta, kendisi ve eşi lise ve üstü eğitim almışolanlarda, sağlık güvencesi olmayanlarda ,göçle gelmeyenlerde,beş yaş altıçocuk ve 0-12 aylık bebek bulunan hanelerde ve kentsel bölgede ikametedenlerde daha yüksek bulunmuştur. PCAT ölçeği puanları alt boyutlarşeklinde merkezi dağılım ölçütleri açısından incelendiğinde tüm alt boyutlardaçarpıklık ve basıklık değerlerinin ( -1ile +1) arasında yer aldığı ve bugözlenmektedir. Ölçek başarı oranları sırasıyla (%86.7- %100)arasında yeralmaktadır. Cronbach alfa değerleri?kayıt/bilgi koordinasyonu?,?hizmeteerişim? ve ?hizmetten faydalanma? alt boyutları dışında (0.80-0.90) arasındayer almaktadır. Doğrulayıcı Faktör Analizinde, tüm sorular analize alınmıştır.Ana boyutlar için RMSEA :0.10, CFI:0.84; türetilmiş boyutlar(AileMerkezlilik,Toplumsal kapsayıcılık ve katılım,kültürel uyum) için RMSEA:0.12, CFI: 0.88 `dir.Sonuç: BDÖ (PCAS) ile elde edilen bulgular genel olarak toplumun dahaavantajlı kesimlerinin birinci basamak sağlık hizmetine daha fazla ulaştığınıancak sürekliliğin risk gruplarında daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Süreklilikboyutundaki bu farklılığın olası nedeni aile hekimliği sisteminin öncedenolduğu gibi toplumdaki öncelikli risk gruplarına (doğurgan çağ kadın, gebe,bebek ve çocuk) sürekli izlem hizmeti verilmesidir. BDG (PCAT) ölçeği iseülkemizde birinci basamak sağlık hizmeti başarılabilirliğini değerlendirmedeuygun bir araç olarak kullanılabilir. Ayrıca sağlıkta eşitsizliklerideğerlendirmede iyi bir ölçüm gereci olduğu söylenebilir.Anahtar kelimeler: Birinci basamak, performans değerlendirme, PCAT,PCAS