Theses supervised by Prof. Dr. Gülsen Demir

11 theses · Aydın Adnan Menderes University

Master'sOpen AccessTR

Aydın örneğinden hareketle göç ve kentle bütünleşme: Kemer ve Osman Yozgatlı mahalleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Türkiye'de 1950'li yıllarla birlikte başlayan büyük kentlere yönelik göç dalgaları, bu kentlerde büyük sorunların yaşanmasını da beraberinde getirmiştir. En önde gelen sorunlar ise özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirler başta olmak üzere kent yapısı, kentsel yaşam düzeyi ve kentle bütünleşememiş kenar mahalleler gerçeğidir. Bu durum bugün Türkiye'de kentte yaşayan ama kentli olmayan kitlelerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.Yaşanan yoğun göçlerin neticesinde, bugün Türkiye'de çokça tartışılan bir konu haline gelen ?göçmenlerin içe kapanan gruplar haline geldiği? tezi çokça tartışılacaktır. ?Kentlerimiz kutuplaşmaların yaşandığı yerler mi yoksa kurumsal yapılar üzerine örülmüş, uluslaşmış kominal yaşam alanları mı olacak??Bu araştırmada amaçlanan, göç eden kitlelerin kentle bütünleşen ve bütünleşemeyen bireylerini karşılaştırarak aralarında sosyal, ekonomik, kültürel vb. konularda farklılıkların neler olduğunu belirlemeye çalışmaktır. Kentle bütünleşen bireylerin bütünleşme sürecinde hangi aşamalardan geçtiği, bütünleşemeyen kitlelerin bu aşamaları neden geçemediği; belirlenmiş olan iki ayrı örneklem grubundan hareketle ortaya konmaya çalışılmıştır.ANAHTAR SÖZCÜKLER:Göç, kentleşme, bütünleşme, kentle bütünleşme/bütünleş(e)meme, kentsel ayrışma, getto.

Kadir Şahin
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bütünleşme ve kimlik bağlamında Türkiye'deki balkan göçmenleri üzerine bir değerlendirme (İzmir'den bir örneklem)

Türkiye iç ve dış göç süreçleri bakımından değerlendirildiğinde hem tarihsel hem de sosyal ve kültürel bir tecrübeye sahip bir ülke durumunda olduğu görülecektir. Bu tezde odaklanılan gruplar Türkiye'ye çeşitli dönemlerde `Balkan ülkelerinden göç etmiş' olan gruplardır. İçinde yaşadıkları ülkeye beraberlerinde getirdikleri ve aynı zamanda yeniden ürettikleri kültür, gelenek, örf-adet ve dil (şive farklılığı) gibi değerlerinden dolayı göçmenler göze çarpmakta, bu yönde kimlik ve aidiyet çatışması, kuşaklararası değer çatışması vb. şeklinde kendini gösteren birtakım sorunların yaşanıp yaşanmadığı veya hangi boyutlarda olduğu ilgi konusu olmaktadır. Dolayısıyla, bu mesele `göç, bütünleşme, kimlik, aidiyet' bağlamında irdelenmiştir.Bu noktadan hareketle, araştırmaya, Balkan ülkelerinden Türkiye'ye çeşitli göç dalgalarıyla farklı tarihlerde göç etmiş olanların yoğun olarak yerleştirildikleri (yerleştikleri) bölgelerden biri olan İzmir-Bornova'daki (Altındağ, Yeşilova ve Çamdibi bölgelerindeki) Balkan göçmenleri esas alınmıştır. Kısaca, araştırma Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya'dan (Boşnak) Türkiye'ye gelmiş olan ve Altındağ, Yeşilova ve Çamdibi bölgelerinde yaşayan göçmenleri kapsamaktadır. Alan çalışması sonucunda, göçmenlerin kimlik algısı, aidiyet oluşumları ve bunlara ilişkin söylem biçimleri; yaşadıkları deneyimler; topluma katılma ve bütünleşme düzeyleri; ekonomik, sosyal ve kültürel özellikleri konusunda tespitler yapılmıştır.Araştırma sonuçları ortaya çıkarmaktadır ki, Balkan göçmenleri, yerli grup ve diğer göçmen gruplarından farklı bazı sosyo-kültürel dokular taşımalarına rağmen Türk toplumuna uyum sağlama ve bütünleşme açısından fazla bir güçlük yaşamamaktadırlar. Bunda, dil, din, kültürel değerler gibi sosyo-kültürel örüntülerde çok temel bir farklılığın olmaması önemli bir etken olarak ortaya çıkmaktadır. Balkanlar'dan gelen Türk ve Müslüman göçmenler Türkiye'ye göç etmelerinin esası olarak Türk ve Müslüman olmalarını ve Türkiye'nin gerçek `anavatan'ları olmasını göstermektedirler. Bu anlamda, Balkan göçmenlerini tam bir dış-göç hareketi kapsamında değerlendirmek veya yabancı göçmen kategorisine sokmak mümkün değildir. Elde edilen veriler, göç edenlerin Türkiye'de görece hem ekonomik hem de manevi yönden tatmin olduklarını ve beklentilerinin karşılandığını ortaya koymaktadır. Buna ek olarak, ortak bir kültürel kökenin de varoluşu göçmenlerin Türk toplumuna uyumunu/bütünleşmesini kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye'nin Balkan göçmenleri açısından çift yönlü bir doyum sağladığını söylemek mümkündür.ANAHTAR SÖZCÜKLER:Göç, Sosyal Bütünleşme, Kimlik, Aidiyet

Serdar Ünal
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Göç sürecinde kadın: Aile içi konumu üzerine bir araştırma

Türkiye'de özellikle 1950li yılların sonunda büyük kentlere başlayan göç dalgaları, kentlerde pek çok karmaşık sorunlar yaşanmasını da beraberinde getirmiştir. Kentlerde özellikle kentsel yaşam, kent yapısı ve kentlerle bütünleşememiş kenar mahallelerin büyük kentler için büyük sorun olarak ortaya çıkması hızla artan göçlerin en önemli sonuçlarındandır.Bu araştırmada amaçlanan özellikle göç sürecinde kadının aile içindeki statüsünde değişiklik olup olmadığı, eğer bir değişiklik varsa hangi yönde olduğunun ortaya konması amaçlanmıştır. Günümüz Türkiye'sinde en çok ilgisini çeken konulardan `kadın ve göç' araştırmamızda incelenecek ve kadının göç sürecinde statü değişikliği yaşayıp yaşamadığı ve kadının aile içindeki konumu Diyarbakır'dan iki ayrı örneklem grubundan hareketle ortaya konmaya çalışılacaktır.

Arife Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın'ın Çeştepe ve Tepecik yerleşimlerinde yaşayan göçmenlerin uyum süreci üzerine bir değerlendirme

Göç insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Toplumların hayatında her dönemde yer almış ve buna bağlı olarak toplumların kültürlerini de yakından etkilemektedir. Çünkü göç hareketleri, toplumların sosyal yapılarının önemli ölçüde değişmesine ve yeniden inşa edilmesine yol açmaktadır.?Aydın'ın Çeştepe ve Tepecik yerleşimlerinde yaşayan göçmenlerin uyum süreci üzerine bir değerlendirme? konulu tez çalışmasında karma göçün oluşturduğu yerleşimler ele alınmıştır.Göç etmeye karar veren göçmenler kendilerine uygun yeni yerler aramaya başlarlar. Göç eden insanların çoğunluğu, var olan kent merkezlerinin etrafında yeni yerleşim bölgeleri oluşturmuşlardır. Göç hareketlerinin toplumların yapılarını etkilemesi, sosyal bütünleşme sorununu ortaya çıkarmaktadır. Farklı kültürlere mensup topluluklar, göç sonucunda bir araya geldikleri zaman bütünleşerek yeni bir kültür ortaya çıkarırlar.Kentleşme, uygarlığın gelişiminde en önemli süreçlerden biridir. Bu süreç sadece nüfus birikimi değil aynı zamanda, ekonomik, sosyal ve siyasal dönüşümleri de içeren bir olgudur. Kentleşme Türkiye gibi ülkelerde neden-sonuç ilişkisi içerisinde gerçekleşen bir değişimi de ifade eder. Kırsal kaynakların sosyo-ekonomik ve psikolojik açıdan yeterli olmaması, bu değişim sürecinin hızını artırmaktadır.Bu araştırmada Aydın'ın Çeştepe ve Tepecik beldelerinde yer alan kır kökenli bireylerin kentlilik bilinci düzeyleri ve kentlilik bilincine etki eden demografik, sosyal ve ekonomik faktörlerin etkisinin öğrenilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yas, cinsiyet, medeni durum, meslek, eğitim ve gelir düzeyi, kentte kalış süresi ile ilgili değişkenlerin kentlilik bilinci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Mevlana Mahallesi bireylerinden seçilen 200 kişilik örneklem grubu üzerinde 89 soruluk anket formu yüz yüze görüşme tekniği ile uygulanmıştır.

AydınGöçlerGöçmenler+7
Hülya Karakaş Yalap
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimin sosyal işlevleri bağlamında dershaneler (İzmir'den bir örneklem)

Bu araştırmanın konusu, eğitimin sosyal işlevleri bağlamında dershanelerdir. Araştırmanın amacı; değişen eğitim sistemi, sosyoekonomik koşullar, okur-yazar oranının ve yükseköğrenime devam eden kişi sayısının artması sonucunda ortaya çıkan dershanelerin öğrencilerin eğitimi açısından hangi konumda olduğunu irdelemektir. Bu bağlamda şu sorulara cevap aranmıştır: `Öğrencilerin dershane ve okula bakışları nasıldır?', `Dershaneye ve okula bakışları arasında fark var mıdır? Eğer fark varsa hangi noktalarda farklılık oluşmaktadır?'Araştırma iki bölümden oluşmaktadır: İlk bölümde kavramsal açıklamalar ve eğitim tarihi, dershanelerin ortaya çıkışı, dershaneler ile ilgili bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde ise yapılan araştırma sonuçları ve yorumlar yer almaktadır.

EğitimKurslarOkullar+6
Özge Acar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk modernleşmesi sürecinde değişen kadın kimliği: Muhafazakâr kadınların kamusal alandaki görünürlüğü üzerine sosyolojik bir değerlendirme

19.yy.'da Osmanlı İmparatorluğu, Batı'da yaşanan düşünsel, siyasal, ekonomik, sosyal ve teknolojik alandaki gelişmelerin etkisi altında, Tanzimat Fermanının ilanı ile birçok alanda yapısal dönüşümler geçirerek, o dönemde Batı-dışı toplumları için kaçınılmaz hale gelen bir modernleşme sürecine dahil olmuş, böylelikle Türk modernleşmesi denen olgu ortaya çıkmıştır. Bu süreç imparatorluk döneminden sonra kurulan Cumhuriyet dönemi ile devam etmiştir. Toplumsal hayatın birçok alanında yaşanan bu değişim ve dönüşümler kadınları da bu sürece dahil etmiş, daha önce eş ve anne rolleriyle sınırlandırılmış olan kadın, modernleşme ile birlikte bulunduğu konumu sorgulayarak toplumsal hayatta farklı bir statü edinmek amacıyla taleplerde bulunmaya başlamıştır. Modernleşme sürecinin Osmanlı döneminde kadın kimliğinin sorgulanması, Cumhuriyet döneminde ise, kadınlara tanınan haklar kadın kimliğinin de bir dönüşüm geçirmesi ile sonuçlanmıştır. Böylelikle kadın ve onun kimliği Türk modernleşmesinin ?temsili? olarak ortaya çıkmış, Türk modernleşmesine özgünlüğünü armağan etmiştir.Cumhuriyet döneminde modernleşme çabaları doğrultusunda yönetici elit tarafından modernleşmenin temsili/göstergesi olacak bir kadın profili çizilmiştir. Cumhuriyet elitinin kadınları bu profilde bir görünüm sergilerken kadınların büyük çoğunluğu bu profilin dışında kalarak modernleşme sürecine dahil olamamıştır. Fakat 1980'ler ile birlikte modernleşme sürecinin dışında kalan kadın grupları, özelde ise çalışmamızın konusu olan muhafazakâr kadınlar, kimliklerini ifade etme hususunda hak taleplerinde bulunmaya başlayarak modern sisteme dahil olmak istemişler, modernliğin yeni bir yorumuna kapı aralamışlardır. Bu yorum bazında kamusal alanda görünürlük kazanmaya başlamışlar, gerek söylem, gerekse de örgütlenme noktasında aktif hale gelmişlerdir.

Kadın imajıKadınlarKamusal alan+3
Fazilet Dalfidan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenen kentler dönüşen kentliler: İstanbul Zeytinburnu örneği

İstanbul Türkiye'de konumu itibariyle birçok medeniyete beşiklik etmiş bir şehir olmasının yanı sıra, kurulduğu günden bu yana kültürel etkileşim ve bütünleşmenin de sergilendiği özel bir şehirdir. İstanbul'un Zeytinburnu İlçesi de göçlerle oluşması, en eski gecekondu bölgesi olma özelliği taşıyan bir yer olması ve aynı zamanda kültürel çeşitliliği de beraberinde getirmesi nedeni ile farklı bir yapı sunmaktadır. Öte yandan kentsel yenilenmeye konu olan "dönüşüm" faaliyetlerinin ilk örneklerinin yaşandığı yer özelliğini de taşımaktadır. Bu nedenlerle Zeytinburnu, "Yenilenen Kentler Dönüşen Kentliler" olarak incelenmeye en uygun örneği teşkil etmektedir. Bu araştırmanın amacı kent yapısındaki dönüşümün, kentte yaşayan bireylerin hayatına etkilerini irdelemektir. Bu nedenle İstanbul Zeytinburnu'ndan anket yoluyla elde edilen veriler ışığında, yaşanan dönüşüm, bireylerin kentsel yaşama uyumu, kentten beklentileri, yerel yönetim hizmetlerinin yeterliliği ve dönüşüme ilişkin yaklaşımları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kentleşme sürecinin hemen hemen tamamlandığı ve "yeniden kentleşme" sürecinin yaşandığı günümüzde, kentsel dönüşüm projelerinin kentler ve insanlar üzerinde oluşturduğu etkiler, farklı bir anlam taşımakta, çalışmanın "kentleşme" adına literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Göç, Kent, Kentleşme, Kentlileşme, Sosyal Değişme, Yerel Yönetimler, Kentsel Dönüşüm, Kentsel Yenilenme

GöçlerKentleşmeKentlileşme+4
Mehmet Atik
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın'ın üç çerkez yerleşiminde etnik kimlik araştırması

İnsanlık tarihinin var olmasından bu yana süregelen göç olgusu, toplumsal değişmelerin ve kültürel etkileşimin en önemli unsurlarından bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı'dan bu yana Anadolu toprakları birçok ülkeden göç alan bir ülke konumuna gelmiştir. 1864 Kafkas Sürgünü ile birlikte Kafkaslardan Osmanlı'ya göç etmek zorunda kalan Çerkezler, bugün hala Türkiye'deki etnik çeşitliliğin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Türkiye'ye 1800'lü yıllardan itibaren çeşitli aralıklarla göç eden Çerkezler, birçok kaynakta Türkümsü Yabancılar olarak tanımlanmaktadır. Osmanlı döneminden Cumhuriyet'e kadar verilen kurtuluş mücadelelerinde Türklerle beraber mücadele veren Çerkezlerin hem Anadolu topraklarına hem de milli mücadeleye verdikleri destek tarih kaynaklarında yer almıştır. Günümüzde ise "etnik grupların" kimlik arayışları gerek toplumsal gerekse siyasal platformda gündemin en tartışılır konularından bir tanesi haline gelmiştir. Böyle bir durumda Çerkezlerin nasıl bir kimlik formu oluşturdukları bir diğer merak edilen konu olmuştur. Alan çalışması sonucunda Çerkezlerin "etnik kimlik algısı", yaşadıkları bölgede ve diğer etnik gruplar içerisinde kendilerini daha çok "Çerkezim" ifadesini kullanarak tanımladıklarını göstermektedir. Kültürel ve dilsel farklılıklarına rağmen Çerkezler, Türk toplumuna entegre olma noktasında fazla bir güçlük yaşamamaktadırlar. Çerkezlerin Türklerle uzun yıllardır bir arada yaşamaları ve ortak bir tarihi paylaşıyor olmaları, sığındıkları toprakları kendi vatanları olarak kabul etmelerinin önemli gerekçeler olduğunu söylemek mümkündür.

AydınEtnik kimlikKimlik+3
Semra Bolat
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kimliğin siyasallaşması: Tunceli örneği

Dersim coğrafyası sahip olduğu mekânsal koşullar ve kültürel özgünlüklerinden ötürü iktidarlarla arasında mesafeli bir ilişki kurmuş, bu durum Türk ulusalcılığın tesis edilmeye başlandığı 20. yüzyıılın başlarına kadar devam etmiştir. Dersim halklarının büyük bir çoğunluğunun Kürt/Zaza etnik kimliğine sahip olması, halkın anadolu aleviliğinin özgün örneklerinden olan kızılbaş alevileğe sahip olması ve Dersim'in geleneksel toplum yapısı Türk ulusalcılığı açısından bölgenin sorunlu bulunmasına sebebiyet vermiştir. Türk ulusalcılığın etnik anlamda Türklüğü merkeze alan üst/ulusal/tek kimlik, örtük bir biçimde sünni hanefi islamını içermesi, ulus devletin Dersim'e temas tarzını yoğunluğunu önemli ölçüde şekillendirmiş, coğrafyada yoğunluğuna çok rastlanılmayacak düzeyde siyasal, toplumsal ve militarist şiddetin vuku bulmasına sebebiyet vermiştir. Katliam, sürgün ve asimilasyon süreçleri refkelsif sonuçlar üretmiş, Kürt ulusalcılığı ve Kürt siyasal hareketinin bölgede ve Tunceli'de karşı poltik bir güç olarak yer alacağı vegüçlenebileceği geniş bir alan açmıştır. Siyasal şiddetin ve mücadelenin etnik, dinsel ve kültürel temelde vucut bulması kimliğin siyasal bir özne olarak merkeze alınmasına, siyasallaşmasına ve bağlantılı olarak kimlik temelli sorunların siyasal alanın söylem ve eylem pratiklerini dönüştürmesine sebebiyet vermiştir. Bu durum tabi bir sonuç olarak Tunceli'yi iki farklı siyasal gücün-bir açıdan milliyetçiliğin- mücadele alanına dönüştürmüştür. Tunceli kent merkezinde kimliğin siyasallaşma tarzını, kimlik temelli çatışmanın doğasını algılamak adına, kimlik, siysal tutum, hafıza ve siyasal iklim bağlamlarında gerçekleştirdiğimiz entelektüel arayış, iki yönlü kutuplaşmanın izini sürmemizi olanaklı kılmıştır. Farklı politik tutumlara sahip olan bireylerin kimliklerini tanımlama ve anlamlandırma biçimlerinden, yaşadıkları coğrafyayı adlandırma ve anlamlandırma biçimlerine, bireylerin kolektif hafızalarını inşa etme ve kurgulama biçimlerinden politik eyleyiclerin tavır, tutum, söylem pıratiklerinin şekillendirdiği siyasal iklimin etki tarzına kadar birçok gösterge kimlik ve kültür temelli çatışma ve kutuplaşmayı gösterir niteliktedir.

KimlikKürtlerMilli kimlik+3
Mehmet Edip Yıldız
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmirlilerin mültecilere bakışı üzerine bir alan araştırması

Geçtiğimiz yıllar içerisinde özellikle 2011 yılından itibaren Suriyeli mültecilerin kitlesel akını, göç alanına olan ilgiyi ve akademik çalışmaları artırmıştır. Göç alanında yürütülen çalışmalarda genel eğilim, ulus-devletin üzerine inşa edildiği unsurların; ulusal, toplumsal ve kültürel homojenliğinin göçmenler/mülteciler/sığınmacılar bir nevi "Yeni Ötekiler" tarafından tehdit edildiğine yönelik bilgiyi yoğunlukla üretmektedir. Göç çalışmalarından siyasete, medyadan STK'lara neredeyse göç üzerine üretilen birçok bilgi türünün göç konusunu ele alışı esasında bu sorunun yeniden üretimine katkı sağlamaktadır. Bu yaygın eğilimin aksine kapitalist/ulus devletler için göçmen/sığınmacı/mültecilerin hiç olmadığı kadar işlevsel ve faydalı olduğu vurgusu ön planda olan araştırmada, ayrıca dünyanın "yeni ötekileri" vasıtasıyla ulus devletin yurttaşları için milli kimliğin ve ortak hikâyenin nasıl yeniden üretildiği ve kapitalist ideolojinin yeni ötekiler sayesinde esas failleri gizleyerek, yarattıkları "günah keçileri" üzerinden sömürü düzenini nasıl sürdürdüğü irdelenmektedir. Yukarıdaki sıraladığımız unsurlar ekseninde araştırmanın temel amacı ise 2011 senesinde Suriye'de yaşanan şiddet kasırgasından kaçıp Türkiye'ye sığınan mültecilere dair İzmir'deki yerel halkın bakış açısını anlama ve bu bakış açısını şekillendiren unsurları analiz etmektir. Bu doğrultuda yersiz yurtsuz, devletsiz, köksüzleştirilmiş kılınan mülteciye bakış üzerinden ulus devleti, sınırları, vatandaşlığı, neoliberal politikaları, uyum ve entegrasyonu ve genel anlamda mültecilere yönelik üretilen söylemleri, politikaları irdelemektedir. Ayrıca yerli halkın mülteciyi görme biçimine etki eden dinamikler irdelenmekte ve esas faillerin konuşulması ve gündeme gelmesi için çaba gösterilmektedir. Mültecilerin ağırlıklı olarak istatistikler üzerinden ve güvenlik perspektifinden düşünülmesi ve değerlendirmesine karşın meseleyi derinlemesine ele almaya çalıştığımız araştırmanın saha çalışması, yurt içi ve yurt dışından gelen göçleri anlama noktasında özgün bir konuma sahip olan İzmir'de gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerini tercih ettiğimiz araştırmada, 64 İzmirli yurttaş ile "derinlemesine görüşme tekniği" kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiş ve alanın ışığında beliren temalar aracılığıyla bulgular analiz edilmiştir. Son olarak, nitel araştırmaya uygun şekilde araştırmada büyük ölçekli genellemeler yapmak yerine İzmirlilerin mültecilerle ilişkilerini ve onlara dair bakış açılarını öğrenme hedeflenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Göç, Mülteci, İnsan Hakları, Algı, İzmir.

AlgıBakış açısıGöçler+5
Osman Şimşek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal dönüşümler-kentleşen köyler iki örnek üzerinden karşılaştırmalı bir analiz: Aydın-Kardeşköy ve Muğla-Ortaköy mahalleleri

Bu çalışma, sanayi devrimi ve üretim ilişkilerinin değişmesi sonucu kentlerin yakın çevrelerinde yer alan kırsal alanlarda meydana gelen dönüşüm sürecine odaklanmıştır. Sanayi devriminden, günümüzdeki küreselleşme ve modernleşme dönemine kadar kır ve kent ilişkisi farklı dönemlerden geçmiştir. Bu ilişki, dönemlerin politik ve ekonomik ortamı içerisinde de farklılaşma eğilimi göstermiştir. Kırsal alan üzerinde daima baskın olan kent, onu sürekli dönüştürmüş ve sömürmüştür. Bu sömürü ve dönüşüm ekseninde devam eden kır ve kent mücadelesi, küreselleşme ve modernleşme ile birlikte yeni bir ilişki halini almıştır. Günümüzde kır ve kent konusunda gelinen son noktada ise, kırsal alanlardaki geleneksel örüntülerin ne derecede devam ettiği, bu alanlarda yaşayanların modernleşme ile birlikte hayatlarında ne gibi değişikliklerin yaşandığı ve ayrıca bu kişilerin yaşadıkları bölgelerin geçirdiği değişimi kentleşme noktasında nasıl algıladıkları ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın alan araştırmasında nitel yöntem tekniklerinden derinlemesine görüşme kullanılmıştır. Ege Bölgesi'nde yer alan Kardeşköy (Aydın) ve Ortaköy (Muğla-Milas)'deki farklı niteliklere sahip köylülerden elde edilen verilerle farklı bakış açıları bir araya getirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, Kardeşköy (22 kişi) ve Ortaköy'de (23 kişi) gerçekleştirilen saha çalışmasından elde edilen verilerin analizi için ise betimsel analiz kullanılmıştır. Çalışmanın seyri, sanayi öncesi dönemden başlayıp günümüz modern dönemine kadarki geçen süreçte kır-kent-kentleşme konularında yaşanan dönüşümü ortaya koyma-tartışma şeklinde ilerlemektedir. Kentlerin giderek daha fazla genişlemesi sonucu kentleşme baskısı altında kalan kırsal alanların bu süreçte geçirdiği değişim, çalışmanın odağını oluşturmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Kırsal Dönüşüm, Kentleşme Baskısı, Küreselleşme, Modernleşme.

Gülşen Gürgen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors