Theses supervised by Prof. Dr. Halil Sarıaslan

15 theses · Başkent University

Master'sOpen AccessTR

İhracat kontrol ve lisanslarının küresel savunma sanayii endüstrisine etkileri

Soğuk Savaş ile başlayan savunma sanayi ürün ve teknolojilerinin transfer sürecine yönelik denetim ihtiyacı küreselleşmenin etkisiyle ortadan kalkan fiziki sınırlar sebebiyle günümüz dünyasında bu kontrollerin etkin bir şekilde uygulanmasını tehdit etmektedir. Rekabetçi piyasa ve arz kaynakları çeşitliliğinin bir sonucu olarak, ihracat kontrolleri geçmişte yıkıcı etkilere sahipken, günümüzde bu etkiler görece azalmıştır. İhracat kontrollerinin çıkış amacı olan konvansiyonel silahların, yüksek teknolojinin, enformasyon, gizli belge, akademik araştırma ve projelerin ülke dışına çıkışının kontrolü ve olası ihlallere yönelik hapis ve para cezası ilkesi günümüzde gelişmiş ülkeler tarafından dış politika aracı olarak kullanılmaktadır. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, uygulamakta olduğu Silahların Uluslararası Trafiği (ITAR), İhracat İdaresi Yönetmelikleri (EAR) ve Dış Kaynaklı Varlıkları Denetleme Ofisi (OFAC) birimleri ile bu kapsamda geçmişte Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını uygulamıştır. Bu yaptırımlara benzer uygulamalar Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkelere Amerikan dış politikası doğrultusunda uygulanmıştır. Özellikle savunma sanayii ürünlerinde kullandıkları ABD menşeili ürünleri tedarik etmelerini engelleyerek bu sektördeki egemenliğini sürdürmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, ihracat kontrolleri kavramı detaylı bir şekilde anlatılmış, ülke bazında kontrol hedefleri, araçları ve yetki alanları tanımlanmakta ve ihracat kontrollerinin Savunma Sanayi sektöründeki önemi, ihracat kontrollerinin mali boyutu, büyüklüğü ve pazar özellikleri değerlendirilmektedir. Bu araştırma tezi kapsamında, ihracat kontrolleri aracılığıyla başta ABD tarafından uygulanan ambargo ve yaptırımlar olmak üzere tüm bu kapsamdaki uygulamaların küresel ticaret sistemi boyutu, mali, ticari ve rekabet alanlarındaki etkileri değerlendirilmiş ve ülkelerin savunma sanayi yatırımları ve tedarik kaynakları örneklerle ele alınmıştır.

DenetimEkonomik yaptırımlarKüreselleşme+5
Muhammed İlkay Uzuner
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizlerin değerlendirmeleri ve analizleri Türkiye örneği

Bu çalışmada ekonomik kriz nedir, hangi durumlarda ekonomik krizler ortaya çıkar ve bu tip ekonomik krizler nasıl küresel boyutlara ulaşarak ekonomik küresel krizlere dönüştüğü incelenmek maksadıyla geçmişte yaşanmış büyük önem arz eden ekonomik krizlerin nedenleri, ortaya çıkış noktaları ve sonuçları ile birlikte dış ticaret faaliyetleri üzerinde net tür etkiler yarattığı ve Türkiye'nin nasıl etkilendiği incelenmek amaçlanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda geçmişte yaşanan krizlerden ders alınarak hangi politika ve uygulamaları izleyerek günümüzde nasıl adımlar atılacağına dair bir takım genel değerlendirme ve öneri belirlenmek hedeflenmeketdir. Anahtar kelimeler : Kriz, Küresel Kriz, Uluslararası Ticaret,

Ekonomik etkiEkonomik krizFinansal kriz+3
Cem Ekici
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı portföy yatırımlarının hisse senedi fiyatına etkisi: BİST-30 analizi

Cari açık bir ülkenin tüm döviz çıkışlarının tüm döviz girişlerinden fazla olmasına denir. Cari açık finansmanı ve sorunları üzerine birçok çalışma yapılmış ve bunların ülkelerin finansal gelişmişlik düzeylerine etkileri irdelenmiştir. Gelişmekte olan ülkeler içinde yer alan Türkiye de küçülme dönemleri dışında cari açık veren bir ülkedir. Büyümek için dönem dönem ortalamalarından daha fazla cari açık vermekte olan Türkiye ve benzer ülkelerde portföy yatırımları finansman kaynağı sağlamak için önem arz eder. Yabancı portföy yatırımları, sermaye fazlası olan ülkelerde bulunan sermayedarların sermaye açığı olan ülkelere menkul kıymet yatırımı yapmasını ifade etmektedir. Yabancı portföy yatırımlarını konu alan araştırmalar incelendiğinde bu çalışmaların çoğunlukla yabancı portföy yatırımlarını etkileyen etmenleri ele aldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı ise 2008 krizi sonrası BIST-30 endeksinde işlem gören şirketlerdeki yabancı portföy yatırımlarının şirketlerin piyasa değeri, hisse senedi kapanış fiyatı ve hisse senedi getirisi üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmanın bir diğer amacı ise, reel efektif döviz kuru, TÜFE endeksi ve cari açık gibi makroekonomik değişkenlerin etkilerini araştırmaktır. Çalışmada 6 farklı model test edilmiştir. İlk modelde yabancı payı ve piyasa değeri arasındaki ilişki incelenmiştir. Regresyon analizi sonucunda yabancı payı ve piyasa değeri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. İkinci modelde yabancı payı ve kapanış fiyatı arasındaki ilişki irdelenmiştir. Buna göre, yabancı payı ile kapanış fiyatı arasında anlamlı ve pozitif yönde düşük bir ilişki bulunmuştur. Üçüncü modelde logaritmik getiri ve yabancı payı arasındaki ilişki test edilmiştir. İki değişken arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenmemiştir. Dördüncü modelde piyasa değeri ile yabancı payı, reel efektif döviz kuru, TÜFE ve cari açık incelenmiştir. Çoklu regresyon analizinin sonuçlarına göre tüm değişkenler piyasa değerini anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Beşinci modelde yabancı payı, reel efektif döviz kuru, TÜFE, cari açık ve kapanış fiyatı arasında anlamlı ilişki olduğu öne sürülmüş ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Bu analizin sonuçlarına göre reel efektif döviz kuru, TÜFE ve cari açık, kapanış fiyatını anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Yabancı payı ise bu modelde sonuç değişkenini anlamlı bir şekilde yordamamıştır. Altıncı ve son modelde ise yabancı payı, reel efektif döviz kuru, TÜFE,cari açık ve hisse senedi getirisi arasında anlamlı ilişki olduğu öne sürülmüş ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Bu analizin sonuçlarına göre reel efektif döviz kuru, TÜFE ve cari açık hisse senedi getirisini anlamlı ve pozitif yönde etkilemektedir. Yabancı payı ise hisse senedi getirisini negatif yönde etkilemektedir. Araştırmanın bulguları modelden modele farklılıklar göstermekle birlikte yabancıların genel eğilimleri hakkında bilgi sunmaktadır. Elde edilen bulgular, yatırımcılara ve araştırmacılara portföy yatırımlarının şirketlerin piyasa değeri üzerine etkileri konusunda ışık tutmaktadır.

Hisse senedi değeriHisse senedi getirileriHisse senetleri+3
Kenan Orta
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaret: Türkiye'nin ihracatı açısından değerlendirilmesi

Son yirmi sene içerisinde bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmelerin sonucunda filizlenen elektronik ticaret; ticarete konu olan ürün (mal), hizmet ve bilgilerin değişiminin ve ödemelerin elektronik ortamda gerçekleşmesi olarak tanımlanmaktadır. Özellikle çağımızda yaşanan bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, rekabetin sürdürülebilirliği dikkate alınarak birçok alanda faaliyet gösteren ticari kurum ve kuruluşlar tarafından bir değişim süreci başlatmıştır. Bu değişim süreci iş hayatında bilgisayar ve internet kullanımını zaruri hale getirirken, elektronik ticaretin gelişmesinde de önemli rol oynamıştır. Elektronik ticaret ile birlikte klasik ticaret anlayışı ve rekabet ortamı değişmiş, işletmeler yeniliklere ayak uydurmak zorunda bırakılmıştır. Çevreye uyum sağlayarak elektronik ticareti benimseyen firmalar rekabet avantajı elde etmekteyken çevre koşullarına cevap veremeyen firmalar ise bir süre sonra faaliyetlerini devam ettiremeyecek duruma gelmişlerdir. Elektronik ticaret ve uygulamalarında bir takım teknik, sosyal, hukuki, finansal sorun ve engellerle karşılaşılmıştır. Bu engel ve sorunların çözümüne yönelik, Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Oranization-WTO), Avrupa Birliği (AB), İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), Birleşmiş Milletler (UN) gibi uluslararası kuruluşlar tarafından çalışmalar yürütülmektedir. Türkiye Avrupa Birliğine giriş sürecinde bir ülke olduğu için sorun ve engellerin düzeltilmesine yönelik yasaları AB'nin 2000/31/EC sayılı Elektronik Ticaret direktifleri doğrultusunda düzenlemektedir. Türkiye'de bu çerçevede yapılan ilk uyum yasası 6563 Sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanundur. Ancak bu kanun, AB'nin 2000/31/EC sayılı Elektronik Ticaret direktifleri ile ilgili düzenlemeleri bir metinde tamamen toplayamamış ve sınırlı kalmıştır. Anahtar Kelimeler: Elektronik Ticaret, Türkiye'nin İhracatı, Elektronik İhracat

Elektronik ticaretUluslararası ticaretİhracat
Caner Delitay
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımlarda Türkiye'de uygulanan teşvik politikalarının değerlendirilmesi

Ülkeler değişik sosyo-ekonomik yapılara sahip olmalarına karşın, temel hedefleri arasında ekonomik büyüme gelmektedir. Bir ülkenin iktisadi olarak büyümesinin ve kalkınmasının en önemli unsurlarından biri ülkedeki yatırımlardır. Gelişmekte olan ülkeler ve az gelişmiş ülkeler ekonomik gelişmeyi sağlayabilmek için birtakım politikalar uygularlar. Doğrudan yabancı yatırımlar, değişen dünyayla birlikte, ülkelerin ekonomileri üzerinde önemli bir paya sahip olmuştur. Gelişmekte olan ülkeler, ekonomik sorunlarının başında gelen sermaye yetersizliğine, yabancı yatırımlar aracılığıyla çözüm bulma arayışına yönelmişlerdir. Bu durumda uluslararası yatırımlar gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin gelişimine ivme kazandırmıştır. Dünya'da 1980 yılı sonrasında yoğun bir rekabet ortamının oluştuğu doğrudan yabancı yatırımlar alanında Türkiye'nin yatırım ortamının güçlendirilmesi amacıyla bir dizi çalışmalar yapılmıştır. Türkiye, 1980 sonrasında dünyadaki liberal eğilimlerden de etkilenerek, serbest piyasa ekonomisini benimsemiştir. Ardından da Türkiye'deki yatırım ortamının iyileştirilmesi ve doğrudan yabancı yatırımları özendirici bir takım düzenlemelere gidilmiştir. 2000'li yıllar itibariyle DYY'ın artması yönünde stratejiler geliştirilmiştir. Bu stratejik yaklaşım içinde sektörel ve bölgesel öncelikler belirlenerek yeni yatırım teşvik sistemi oluşturulup, aktif politikalar uygulamaktadır. Türkiye bu amaçla doğrudan yabancı yatırımlar için geniş içerikli bir yatırım teşvik programına sahiptir. Uygulanan bu yatırım teşvik programı, hem sıfırdan başlayacak yatırımları desteklemekte hem de büyüme amaçlı yatırımlar için başlama maliyetlerinin en düşük seviyelere indirilmesini sağlamayı hedeflemektedir. Uygulanan bu teşvik politikaları ile DYY getirilerini hızlandırmak amaçlanmaktadır. Bu tez kapsamında; doğrudan yabancı yatırımları çekebilmek için Türkiye'de uygulanan politikalar kapsamındaki teşvik politikaları incelenecektir. Bu incelemeler sonunda, sosyal bilimlerde yapılacak gelecek araştırmalar açısından literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır. Tezin Birinci Bölümü'nde, doğrudan yabancı yatırım kavramının kapsamı, temelleri ve sınıflandırılması ele alınacaktır. Ayrıca DYY'ın Dünya üzerindeki ülke ve sektörel bazlı dağılımı incelenecektir. İkinci Bölüm'de; Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımlar yer alacaktır. Tezin Üçüncü Bölümü'nde; Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımlar için uygulanan teşvik politikaları hukuki, idari ve ekonomi alanlarında incelenecek olup ekonomik teşvikler, türleri ve unsurlarıyla birlikte ele alınacaktır. Bu bölümde ayrıca Türkiye'de Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Avantajları da incelenecektir. Dördüncü Bölüm'de genel bir değerlendirme yapılacaktır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıTeşvik politikalarıTeşvikler+1
Devrim Çağdaş
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kur riski ve uluslararsı ticarette önemi

Bretton- Woods sisteminin çöküşüyle sabit kur sistemi terk edilip esnek kur sistemine geçilmiştir. Esnek kur sistemine geçilmesiyle birlikte, döviz kuralarında meydana gelen dalgalanmalar döviz kuru riski kavramını ortaya çıkarmıştır. Küreselleşme ile sayıca artan uluslararası ticaret yapan firmalar açısından döviz kuru riski oldukça önem taşımaktadır. Bu bağlamda firmalar için ortaya çıkan riskin yönetimi zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı dış ticarette ortaya çıkan kur risklerini tanımlamak ve bu risklerden korunmak için kullanılan yöntemler hakkında bilgi verilmesidir. Çalışmada öncelikle döviz kurları hakkında bilgi verilmiştir. Kur riskinin ortaya çıkışı ve ortaya çıkmasına neden olan faktörler açıklanmıştır. Son olarak firmaların döviz kuru yönetiminde izlemesi gereken yöntemler belirtilmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru riskiKur riski+3
Sezen Toptaş
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants of export performance in Somalia

Somalia's economy categorized by the old-style sector and the little modern urban industry generates its trade flow. Agriculture is an important sector of the economy. It contributes more than 65 per cent of the national GDP and creates many employees in the workforce. However, Somalia's export sector is very fragile and not functioning well. The general objective of the study is to discover the determinants of export performance in Somalia. This paper summarizes the determinants of export performance in Somalia by using secondary time series data in a range of periods from 1991 to 2020 for different sources such as world development indicators and SESRIC. This study applied an econometric model through multiple regression analysis based on Ordinary Least Square method (OLS). Simultaneously, to test a long-term relationship, we used the cointegration test. Conversely, the Augmented Dickey-Fuller (ADF) and Phillip-Perron (PP) tests used to check the stationarity of the data. The results show the significant and positive effect of foreign direct investment (FDI) on export performance; similarly official development assistance (ODA) and gross domestic product (GDP) have a positive impact on export performance. In contrast, the inflation rate and labor force variables have a negligible and negative impact on export performance in Somalia. Keywords: FDI, GDP, Export, Agriculture, Somalia

Foreign direct investmentsGross domestic productSomalia+3
Abdırahman Hassan Ismaıl
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ticarette döviz kuru riski ve yönetimi

Döviz kurlarındaki beklenmedik dalgalanmalar, döviz kuru riski bağlamında işletmeler üzerinde olumsuz etki yaratabilmektedir. Döviz kuru riski; belirli bir dönemde ve belirli bir döviz cinsinde beklenen nakit girişlerinin, beklenen nakit çıkışlarından farklı olması durumunu ifade etmektedir. Döviz kuru riski türlerinin bilinmesi, işletmelerin döviz kuru değişimlerinde maruz kalabilecekleri zararlara karşı önlemin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Bununla birlikte işletmeler, döviz kuru riskinden korunmak amacıyla farklı yöntemler kullanabilmektedirler. Anahtar Sözcükler: Döviz Kuru, Döviz Kuru Sistemleri, Döviz Kuru Riski, Döviz Kuru Riski Türleri, Döviz Kuru Riskinden Korunma Yöntemleri.

DövizDöviz kuruUluslararası ticaret
Elif Akgün
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Konut finansmanında ipoteğe dayalı ve ipotek teminatlı menkul kıymetler ve Türkiye uygulaması

Konut finansman sistemi birincil piyasada kredi verenler ile bu kredilerin mevduatlarla veya menkul kıymetleştirilerek ipoteğe dayalı veya ipotek teminatlı menkul kıymetler yoluyla sermaye piyasalarından fonlandığı ikinci piyasaları kapsamaktadır. İpoteğe dayalı menkul kıymetler ABD'de gelişmiş ve tüm dünyaya yayılmıştır. İpotek teminatlı menkul kıymetler ise Avrupa'da yaygın olarak kullanılan bir araçtır.Etkin işleyen bir konut finansman sistemi kişilerin konut sahibi olmaları için gereken kaynakları uzun vadeli ve düşük maliyetlerle yaratan kurum, araç ve süreçlerden oluşmaktadır. Sistemin kişilerin bu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için öncelikle makul enflasyon ve faiz oranları ile istikrarlı bir ekonomik yapıya ihtiyacı bulunmaktadır. Bu ekonomik ve finansal önceliklerin sağlanmasından sonra, kredi verenler mevduat yanında ipoteğe dayalı ve ipotek teminatlı menkul kıymetler ile kaynak yapılarını çeşitlendirmekte ve yeni kaynaklara kavuşmuş olmaktadır.Ülkemizde uzun yıllar süren yüksek enflasyon ve bunun sonucu olan yüksek faiz düzeylerinde sağlıklı bir konut finansman sistemi geliştirilememiştir. Ancak bu göstergelerde olumlu gelişmeler ve istikrar kazanan bir ekonomik yapı ile kişilerin konut edinimi için gereken kaynakları finansal sistemden sağlamalarının yolu açılmıştır. Bu noktadan hareketle konut finansman sistemine ilişkin bir dizi düzenleme yapılmış ve gereken altyapı kurulmuştur. Yapılan düzenlemelerle ipoteğe dayalı ve ipotek teminatlı menkul kıymetler ihraç etmenin altyapısı da oluşturulmuştur. Henüz yapılan bir ihraç olmamakla birlikte, sistemin büyümesi ve ekonomideki istikrarın sürmesi halinde finansal sistemimiz bu yeni araçlara kavuşacaktır.Anahtar Kelimeler: Türkiye'de Konut Finansmanı. Menkul Kıymetleştirme. İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler. İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler.

Konut finansmanıKonut kredisiMenkul kıymetleştirme+2
İbrahim Dönmez
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık işletmelerinde finansal riskin ölçülmesi ve değerlendirilmesi

Sağlık sisteminin yapı taşı olan hastanelerin finansal açıdan etkin yönetimi sağlık reformlarının da etkisiyle günümüzde daha fazla önem kazanmıştır. Finansal yönetimin önemli bir fonksiyonu olan finansal risk yönetimi hastanelerin finansal varlıklarının sürdürülmesinin sağlanmasında hayati bir öneme sahiptir. Hastanelerin gerek sağlık hizmetleri maliyetlerindeki artışlar gerekse ödeme sistemlerindeki değişimlerle giderek daha fazla finansal riske maruz kalması buna karşın sektör genelinde ve kurumsal anlamda risk yönetim çalışmalarına ağırlık verilmemesi bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde önemli bir etken olmuştur. Çalışmanın amacı Türkiye'de faaliyet gösteren kamu ve özel sağlık işletmelerinin finansal risk analizlerini gerçekleştirerek finansal risk profillerini oluşturmak ve bu doğrultuda sağlık kurumlarına teorik ve pratik önerilerde bulunmaktır. Araştırmanın örneğini 2004?2008 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösteren Sağlık Bakanlığı'na bağlı döner sermaye işletmesi olan 3272 hastane ile T.C. Merkez Bankası veritabanında kayıtlı 208 hastane oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında, sağlık işletmelerinin finansal risk analizinde finansal tablolardan elde edilen finansal oranlar kullanılmıştır. Ancak finansal oranların birbirleri ile ilişkileri ve tüm finansal oranların kullanılmasının analiz sonuçlarını yorumlamayı zorlaştıracağı dikkate alınarak faktör analizi ile değişken indirgemesine gidilmiş, finansal risk gösterge seti oluşturulmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında finansal risk gösterge setine dayalı sağlık işletmelerinin finansal risk düzeylerinin belirlenmesi amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen finansal risk derecelendirme modeli kullanılmıştır. Çalışmanın son aşamasında gizli sınıf regresyon analizi ile tüm hastaneleri içeren tek bir regresyon modeli yerine her bir finansal risk düzeyi için ayrı ayrı model geliştirilerek, finansal risk göstergelerinin finansal risk düzeyleri üzerinde yarattığı benzer ve farklı etkiler belirlenebilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda gerek kamu gerekse özel sağlık işletmelerine finansal yönetim ve finansal risk yönetimi ile ilişkili öneriler sunulmuştur.

Finansal riskRiskRisk analizi+4
Fikriye Yılmaz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticarette milletlerarası ticaret odası uygulama kurallarının yeri ve önemi

Tez çalışmasında ticaret, dış ticaret ve dış ticaretin tanımları, ve dış ticaretin uygulamasında doğrudan etkili olan bazı ICC yayınlarının tanıtılması, dış ticaret katkıları ve uygulamadaki kullanılış şekillerinin açıklanması amaçlanmaktadır.Dış ticaretin yapılması esnasında ICC yayınlarının alıcı ve satıcı ile bunların bankaları arasında oluşan ilişkiye, nasıl şekil verdiği ve nasıl katkı sağladığı üzerinde durulmaktadır. ICC'nin üye ülkeler ile içinde bulundukları ilişkiler ve üye ülkelerin ICC ile olan ilişkilerinden bahsedilmektedir.ICC'nin Türkiye bağlantısını sağlayan MTO Türkiye Milli Komitesi'nin ortaya çıkışı, işlev ve görevleri üzerinde durulmaktadır. Dış ticarette ICC yayınlarına rağmen yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri üzerinde durulmaktadır.

DergilerTicaretUluslararası Ticaret Odası+2
Ökkeş Homak
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) yönelik danışmanlık sistemleri ve Türkiye için bir model önerisi

Bütün ekonomilerin temel bileşenlerinden olan KOBİ'ler, ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmalarında önemli bir yere sahiptir. Ancak, küresel rekabet ortamı KOBİ'leri ekonomik şartlara uyum sağlamaya ve standartlarını yükseltmeye zorlamaktadır. Bu durum, KOBİ'lerin profesyonel danışmanlık hizmetlerine olan ihtiyaçlarını artırmaktadır. Dünyada pek çok ülkede KOBİ'lerin rekabet güçlerini yükseltmek amacıyla bu işletmelere yönelik danışmanlık sistemleri geliştirilmiştir. Ülkemizde de KOBİ'lere yönelik danışmanlık faaliyetlerinde bulunan kurumlar olmakla birlikte henüz sistemleşmiş bir yapı bulunmamaktadır.Bu çalışmada, çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren KOBİ'lere yönelik danışmanlık sistemleri yapıları örneklerinden faydalanarak ülkemizdeki KOBİ'lerin beklenti ve ihtiyaçlarıyla uyumlu olacak bir KOBİ danışmanlık sistemi yapısı önerilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, ABD, Almanya, Birleşik Krallık ve Japonya'da uygulanan KOBİ danışmanlık sistemleri verilen hizmetler, devlet destekleri ve standardizasyon uygulamaları itibariyle incelenmiş; ardından, Türkiye'de KOBİ'lere yönelik danışmanlık sektöründeki kurum ve kuruluşlar ortaya konulmuştur. Son olarak, Türkiye çapında imalat sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'ler üzerinde yapılan anket çalışması ile KOBİ'lerin danışmanlık sektörüyle ilgili deneyim ve tercihleri araştırılmıştır.Bu incelemelerden yola çıkarak, danışmanlık hizmetini KOBİ'lere ulaştıracak yapılar, KOBİ danışmanı sertifikasyon sistemi, danışmanlık hizmetlerinin ve danışmanlık şirketlerinin standardizasyonu ve KOBİ'lerin alacağı danışmanlık hizmeti ücretinin finansmanı konuları temel alınarak Türkiye'de oluşturulacak bir danışmanlık sistemi için öneriler sunulmaya çalışılmıştır.

DanışmanlıkDanışmanlık hizmetleriKOBİ+2
Tuğçe Ersan
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Şirket birleşmeleri ve performans ölçümü: Türkiye'de halka açık şirket birleşmelerinin faaliyet performansı ölçümü üzerine bir uygulama

Bu çalışma ile, ülkemizde hisseleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören şirketler tarafından 2004-2008 yılları arasındaki beş yıllık dönemde gerçekleştirilen birleşmelerin faaliyet performansının karlılık, nakit yaratma, mali yapı, büyüme ve etkinlik açısından ölçülmesi ve faaliyet gösterilen sektörün, birleşme türünün (yatay-dikey-karma), devrolan ve devralan şirketin göreli büyüklüğünün ve devralınan şirketin niteliğinin (halka açık olup olmama durumunun) birleşme performansına etkisinin analiz edilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, 2004-2008 yılları arasındaki beş yıllık dönemde gerçekleşen 26 birleşmenin performansına birleşme öncesi bir ve birleşme sonrası üç (-1/+3) yıllık bir pencereden bakılmıştır. Bu kapsamda, bu çalışmada iki temel soruya cevap aranmıştır: (i) Birleşme sonrası faaliyet performansı (karlılık, nakit yaratma, mali yapı, büyüme ve etkinlik oranları bakımından) birleşme öncesi göstergelere göre olumlu yönde gelişme göstermiş midir? (ii) Devralan şirketin faaliyet gösterdiği sektörün, birleşme türünün (yatay-dikey-karma), devrolan ve devralan şirketin göreli büyüklüğünün ve devralınan şirketin niteliğinin (halka açık olup olmama durumunun) birleşme sonrası faaliyet göstergeleri üzerinde olumlu etkisi var mıdır? Bu bağlamda, birleşen şirketler yukarıda sayılan performans göstergeleri açısından birleşme öncesi ile birleşme sonrasına göre kendi içinde ve kontrol grubu şirket ile karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda, nakit yaratma gücünün (faaliyet nakit akış oranının) istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan, istatistiksel olarak anlamlı bulunmasa da, birleşme sonrasında, karlılığın arttığı, mali yapının güçlendiği ve etkinlik oranlarının iyileşme gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Son olarak istatistiksel anlamlılığı tespit edilememekle birlikte, karlılık, mali yapı ve etkinlik oranları açısından yatay birleşmelerin yatay olmayanlara göre daha başarılı olduğu, bunun yanında sadece mali yapı ve etkinlik oranları açısından büyük birleşmelerin küçüklere göre ve borsa şirketlerinin devralındığı birleşmelerin kapalı şirketlerin devralındığı birleşmelere göre daha başarılı olduğu bulguları edinilmiştir.

Halka açık ortaklıklarPerformansPerformans ölçümleri+2
Nuray Sezer
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerin yatırım kararları ile finansman kararları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi: Türkiye imalat sektörü işletmeleri üzerine bir dinamik panel veri analizi

İşletmeler yatırım, finansman ve kâr üzerine optimizasyonu amaçlayan kurumlardır. İşletme değerini maksimum yapma amacıyla yatırım yaparlar ve bu yatırımların finansmanını en az maliyetle gerçekleştirmek isterler. Bu bağlamda tam etkin olmayan piyasalar ve bilgi sürtünmeleri nedeniyle ortaya çıkan yatırımlar ve finansman arasındaki ilişkiyi ampirik olarak tespit etmek işletmelerin finansal yönetiminde önem arz etmektedir. Özellikle de yatırımların daha maliyetli ve uzun dönem odaklı olduğu imalat sektöründe yatırım finansman kaynaklarının daha etkili yönetilebilmesi zorunlu hale gelmeye başlamaktadır. Sonuçta da günümüzde yatırım için gerekli kıt finansman kaynaklarının daha dikkatli yönetilmesi ve yatırım finansman kararlarının daha dikkatli verilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada 2005 – 2012 yılları arasında Türk İmalat Sektöründe yatırım kararları ile finansman kararları arasındaki ilişki ve hangi yatırımın hangi kaynak bileşkesi ile finanse edildiği araştırılmış, temel makroekonomik değişken risksiz faiz oranının yatırım finansmanına etkisine bakılmıştır. Aynı zamanda temel olarak Türk imalat sektörünün finansman yönetiminin nasıl gerçekleştiği sorusuna cevap aranmaktadır. Sonuçlar göstermektedir ki yatırım kararları, temettü ve kâr finansman kararlarında etkili olmaktadır. Geçmiş yıllardaki finansman kararları öz kaynak haricinde borçlarda ve nakit ve nakit benzerleri üzerinde etkilidir. Çalışma sermayesi; nakit, kısa vadeli borçlar ve öz kaynaklar ile finanse edilirken, yatırımlar; nakit, uzun vadeli borçlar ve öz kaynaklar ile finanse edilmektedir. Risksiz faiz oranı ise finansman kaynakları ile ters orantılı ilişkili gerçekleşmektedir ancak işletmeye özgü faktörler olan yatırımların, çalışma sermayesinin, kârın ve temettünün finansman kararları üzerindeki etkisinin yönünü ve anlamlığını değiştirecek etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla istikrar ortamında işletmeye özgü faktörler yatırım finansman kararlarında en önemli faktörler olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Finansman Kararları, Yatırım Kararları, Kâr, Temettü, Risksiz Faiz Oranı

Faiz oranlarıFinansmanKar+7
Hakan Gülaç
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Temettü duyurularının hisse senedi getirilerine olan etkilerinin analizi:Borsa İstanbul şirketlerinde bir uygulama

Finans literatüründe, şirketlerin temettü politikalarına açıklama getirmeye çalışan pek çok teoriler ve ampirik modeller ortaya çıkmıştır. Literatürdeki bu yoğun çalışmalara rağmen, henüz bu konuda akademik çevrelerde bir görüş birliğine de varılamamıştır. Diğer bir deyişle "Temettü Bilmecesi" henüz çözülebilmiş değildir. Temettü dağıtım politikalarının şirket hisse senetlerine olan etkisini inceleyen çalışmalara bakıldığında temel olarak iki yaklaşımın olduğu görülmektedir. Birinci yaklaşım temettü dağıtım politikaları ile şirketin piyasa değeri arasında bir ilişki olmadığını ileri sürerken diğer yaklaşım ise temettü dağıtım politikaları ile şirketin piyasa değeri arasında bir ilişki kurulabileceğini savunur. Bu tezin amacı, BIST'da işlem gören şirketlere ait verileri kullanarak temettü duyurularının hisse senedi getirilerine olan etkilerini incelemektir. Bu amaçla 2009-2014 yılları arasında toplamda 136 şirketin 548 temettü duyurusu kullanılmıştır. Bu duyuruların duyuru günü civarında oluşturulan olay pencereleri vasıtasıyla hisse senedi getirilerine olan etkisi regresyon analizi ile test edilmiştir. Çalışmada, nakit temettü, hisse temetü ve melez temettü dağıtım biçimleri için ayrı analizler yapılmıştır. Nakit temettü analizinden elde edilen bulgulara göre, nakit temettü duyurusunun yapıldığı gün ve sonrasındaki günlerde temettü verimi ile anormal getiriler arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişki, duyuru gününde başlamakta ve ilk iki gün içerisinde en anlamlı seviyesine ulaşmakta ve bu bilginin fiyata dönüşme sürece anlamlı bir şekilde en az 15 gün süresince devam etmektedir. Temettünün nominal büyüklüğünden ziyade temettü verimliliği yatırımcı için önemli bir göstergedir. Yatırımcılar, temettü verimi yüksek olan hisseleri tercih etmektedirler. Bunun sonucu olarak da bu hisselerin getirileri piyasa getirisinin göstergesi olan BIST 100 endeksine göre fazla olmaktadır. Hisse temettü ve melez temettü için yapılan analizlerde anlamlı sonuçlara ulaşılamamıştır. Yatırımcılar, duyuru günü ve çevresindeki günlerde hisse senedi ve melez temettü duyurularına karşı kayıtsızdırlar. Bütün analizlerde duyuru günü öncesinde anlamlı ilişkiler kurulamamıştır. Dolayısıyla, fiyatları etki edebilecek önemli bir bilgi olan temettü bilgisinin şirket içerisinden piyasaya önceden sızdırılmadığı ve içerden öğrenenler ticaretinin (insider trading) olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Temettü, Temettü Politikaları, Temettü Verimi, Açıklama Etkisi, BIST

Fiyat hareketiHisse senedi değeriHisse senetleri+4
Ayhan Kırbaş
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Other supervisors