Theses supervised by Prof. Dr. Gülveli Kaya

15 theses · Yeditepe University

Master'sOpen AccessTR

Soyut sanatın gelişim evresi içerisindeki geometrik öğelerinin kullanımı

Soyut resim sanatında geometrik öğelerin önemini ele alan bu tezde, ilkel çağlardan günümüze kadar olan tüm evrelerine değinilmekte, Batı ve Türk sanatında oluşumundan bahsedilmektedir. Sanatın en erken örneklerini içeren bir kol olan resim dalı, antik çağlarda insanların çevresinde gördüğü nesne ve canlıları basit geometrik şekiller ile mağara duvarlarına nakşetmesiyle ortaya çıkmıştır. Zamanla gerçekçilik ve birebir resmetmenin yükselişe geçmesi ile birlikte kullanımı azalan geometrik öğeler; 20 yy. başlarında öznel ve düşünsel eserlerin ortaya konulduğu yeni bir akım olan soyut resim alanında yeniden tercih edilmeye başlanmıştır. Non figüratif sanat olarak da adlandırılan geometrik soyut sanat, Türk sanat tarihine de Avrupa ile yakın zamanlarda giriş yapmıştır. Batıdaki soyut resim sanatının gelişiminden ve geometrik öğelerin kullanımlarının anlatımıyla birlikte birçok yabancı sanatçıdan örnekler verilmiş ve beraberinde Türk resim sanat tarihinde ilk soyut eser örneklerinden günümüze kadar olan dönem değerlendirilmiş olup Türk soyut resim sanatçıları ve Türk geometrik soyut resim sanatçılarının eserlerinden örnekler incelenmiştir. Resim sanatının ilk ortaya çıkışında rol oynayan ve binlerce yıllar sonra başlayan soyut resim akımı ile birlikte yeniden bu dala ait eserlerin merkezinde yer alan geometrik öğelerin kullanımı üzerinden yola çıkarak, Refiye Güneş, çalışmalarında geometrik form ve salt renk kullanımları ile geometrik soyut sanata değinmiştir.

GeometriGeometrik biçimlerGeometrik elemanlar+4
Refiye Güneş
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessEN

Metaphor in landscape painting: Reflection of Chinese landscape painting to the romantic landscape painting

In this study, the projection of Chinese landscape painting metaphors on romantic landscape painting was investigated. While conducting the research, first of all, the concept of metaphor, the function of metaphor and the types of metaphors in the conceptual context were emphasized. Tao, Confucianism, Zen, theory of emptiness and New Confucianism movements in Chinese philosophy, which are the starting point of Chinese landscape painting metaphors and directly affecting the Chinese landscape painting tradition, are examined. The belief concerning man like all beings in the universe, is not superior to nature, but an inseparable part of it and that all beings should live in harmony with nature, shed light on the study on metaphors. The history of Chinese landscape painting has been researched in the light of Chinese philosophy and beliefs, while working on painters who are the important representatives of the landscape painting tradition, by means of taken into consideration the conceptual analyzes of the works and metaphor types. The metaphors in Chinese landscape paintings were examined separately through the nature elements frequently used in the compositions, and it was observed that metaphors have an important place in the Chinese landscape painting tradition. Before entering the romantic landscape painting, which is the second main subject of the study, the development of romantic natural philosophy in the West was investigated. The influence of the Naturphilosophie school, in which F. W. J. Schelling dealt with man and nature as a whole, on the landscape painters of the period and the relationship of this new way of thinking with Chinese philosophy were emphasized. This new philosophy of nature, which emerged at the beginning of the 19th century, has fundamentally affected the view of nature and human beings in the West, and the view that the human being is one of the small parts that create nature has gained importance. The historical development process of the pre-Romantic landscape painting in the West has been reviewed on the basis of the examples. In the light of the 19th century romantic nature philosophy, the works of romantic landscape painters living in Germany, England, Norway and America were examined in the context of metaphors. Chinese landscape painting metaphors were traced through these works.

SimulationSimulation techniqueLandscape+6
Filiz Piyale Onat
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğa-resim ilişkisi içerisinde değişen "Figür" kavramı

Bu çalışmada Doğa-Resim ilişkisi içerisinde değişen "figür" kavramı, insan bedenine karşılık gelen "figüratif" den söz edilmektedir. Çalışmada Ortaçağ Avrupa'sından 20. yüzyıla kadar resim sanatında karşılaştığımız insan figürünün değişim süreci örneklerle, karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Doğa kavramı, tarihsel gelişimi sürecinde her zaman metafizik kabullere bağlı olarak değişken bir kavram olduğu için, düşünce sistemi ve inanışlara bağlı olarak değişik anlamlarda ifadedilmiştir. Bu durum toplumların düşünce ve davranışlarına etkilediği gibi o dönemde yapılan sanatsal faaliyetleride etkilediği görülmüştür. Bu nedenle çalışmada bir çağın sanat üslubundan söz ederken o çağın önemli olayları ve o olayların sanata etkileri araştırılmıştır. 15 yüzyıl başlarında Avrupa'da ortaya çıkan Rönesans'ta doğanın incelenmesi ve 17 yüzyıl başlarında ortaya çıkan doğa felsefesi ve hümanist dünya görüşü, Avrupa'da doğaya ve insana bakışı tamamen değiştirmiştir. Bu sebeple batı resim sanatında yüzyıllar boyu başlıca ifade biçimlerinden biri olan insan bedeninin betimlenmesi, çeşitli kültürlerin geleneksel değerlere göre değişim ve dönüşüm yaşamıştır. İnsanın zihinsel süreçleri sonucunda ortaya çıkmış bu figürlere biz, doğrudan o çağ insanının 'doğaya' bakışının kültürel formlarıdır diyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Doğa, resim sanatı, ilişki, insan, figür.

DoğaFigürFigüratif resim+3
Ayla Doğutaş Çakmak
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dışavurumcu otoportre

Yaradılıştan itibaren insan yaşamında dış dünyayla kurulan iletişimin girizgâhı yüzdür. İnsan ruhuna dair ilk izlenimler, hatıralar, sırlar ve elbette ruh yüzün görünüşleri arasında bir yere gizlenmiştir. Sanatçıların ilk evvela anatomik olarak kurcalayıp, çözmeye çalıştığı beden ve yüz sonraları artık ifadenin temsil biçiminin bir enstrümanı haline gelmiştir. Bu tezin konusu, ekspresyonist dönem tezahürü üzerinden Otoportreyi ele almaktadır. Dönemsel gelişim tarihsel aşamalar bazı başat örneklerle incelenmiştir. Ekspresyonist tavır üzerinden yüzün serüvenine genel bir değerlendirme amaçlanmış ve bu bağlamda üretilen işlerle öznel dışavurum ifade edilmeye çalışılmıştır

EkspresyonizmOtoportreResim sanatı
Berrak Küçük
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Exaggeration in art as a tool of interpretation and its reflection in plastic arts

The depiction of peculiar half-human, half-animal creatures on cave walls by early humans signifies diverse interpretations of reality. The emergence of this illusion in drawings by our early ancestors unfamiliar with painting has always piqued curiosity. Motivations behind the use of exaggeration in the creation process remain intriguing. In order to transform reality into a more meaningful form and highlight value, the application of exaggeration, transcending the ordinary flow of life, is evident in daily life and art as an expressive and interpretive tool, spanning from ancient cave walls to today. When artists employ exaggeration to interpret their realities, the resulting fusion of visible and invisible elements reflects in the narration as an expression of the artist's liberated creation. The originality of these narrative modes fosters a diverse understanding of reality. This study analyzes the concept of exaggeration, its theoretical implications, and selected artworks across various disciplines and periods within the context of exaggeration. Considering the interactions among art disciplines, this evaluation extends to the plastic arts, examining the current state of the concept of exaggeration. The rationale for selecting this thesis topic is to provide a new perspective on exaggeration in art and explore how artists use it as a tool of expression and interpretation. As an unexplored subject, it aims to address a significant gap in Turkish literature related to art. Keywords: Art, exaggeration, interpretation, plastic arts.

Nurhan Köksal
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Portre resminde imge'nin varoluşu

Bu çalışma, sanat tarihinde sanatın en önemli türlerinden biri olan portre resmini ele almaktadır. Çalışma, ontolojik yaklaşım ile sınırlandırılmıştır. Sıklıkla "kendi otoportrelerini yapan ressamların, kendi öznesi ve nesnesi olarak aradıkları nedir?" sorusunun bilinmezliğe aralanan imgesi, apaçık bir tuzaktır. Bu çalışma, varoluşu bir kapı olarak ele alan ressamların sanat hayatlarını da içermektedir. "Bu kapı aralığı imge midir?", "İmge nedir?", "İmgenin bize göstermek istediği nelerdir?", "Sanatçının bakışını benzersiz kılan nedir?" gibi çeşitli sorular, bu çalışmanın başlangıç noktasını oluşturmuştur. Çalışma boyunca bu sorulara açıklık getirmeye çalışılmıştır. Sanatçı, bakışı ile içeride/dışarıda var olan, yabancı ve üstün bir gerçeklikle nasıl ilişkiye girebilir? Sanatçı, bakışı ile içinde yaşadığı toplumun, dönemin kendi yaratım pratiklerini doğurur. Modern dünyada insanın toplum içinde yaşadığı psikolojik özellikleri; varoluş, hiçlik, boşluk ve uzaklık kavramları ile Sartre'ın, "Varoluş bir hümanizmadır" aforizması, bireyin özgürleşme hareketi olarak kavranmıştır. Bu sayede toplum da sanatçılar da kendi bakışları ile ifade bulmuştur. Buna Bacon'ın görünmez küvetleri görünür kılınması, Freud'un varlığı kanıtlama çabası, Giacometti'nin hakikat arayışı örnek gösterilebilir. Bu sanatçıların sanat anlayışları, dönemleri açısından bir başkaldırı olarak görülebilir. Felsefe kavram üretir; ancak sanatçı, imge dünyası ile yaratımını gerçekleştirir. Her ikisinin görevi de topluma ışık tutmaktır. Bu gelişmeler, 20. yüzyıl sonrası toplumsal alandaki değişimler ve modern dönem sanatçılarının imge dünyasında kimlik meselesi olarak yabancılaşma konusu, örnekleri ile portre resmi bağlamında ele alınmıştır. Son olarak felsefî düşünce tarihinde, metafiziksel yaklaşımlar, dayatmalar ile kültürel, toplumsal politikalar, ontolojiye karşı çıkış olarak koşullu gelişen sanatı var etmiştir. Modern dönemde bu disiplinlerarasılık, sanatçıların portre sanatıyla benlik, kimlik, yabancılaşma, örnekleri ile belirmiştir. Portre resminde sanatçılar kendine has bakışın izlerini gerçekçi portreler anlayışından farklı olarak kişinin iç dünyasındaki izlenimlerini gösteren portreler yapmışlardır. Sonuç olarak insanın yıllardır cevabını aradığı "Ben kimim?" sorusuna, portre resmi ile bir çıkış yolu bulan sanatçının, resmindeki gerçeklik ve görünenin ardındaki gerçekliğe ilişkindir. Anahtar Sözcükler: Portre, yüz, imge, varoluş.

Otoportre
Hatice Özkan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
DoctorateOpen AccessEN

Understanding of the center in art and analyzing Baksi Museum through the search for the center in today's art

This thesis is based on the understanding of center in art; it examines the displacement of the dominant forces of art along with economic, political or social changes and the reasons for this change. By examining this change from the Renaissance period to the present day, by tracing the similarities and contrasts in the past and present, through the conditions that led to the formation of these centers, their artistic production and consumption between these periods and today, the circulation of artistic productions in the world, museology, and collections, we answer the question of whether we can talk about a center today. It aims to search and adapt these central searches to today and to shed light on the transformations taking place in the art world. It aims to make an analysis by examining where artistic production and consumption has shifted in the world, through the phenomena of globalization and the formation of alternative centers of the West, with the breaking of the Western focus since the 80s. After examining these center changes, we compare the Baksı Museum, which presents itself with a different stance, unlike the models existing in the center, by establishing a relationship with capital or the city in the global art environment where different center definitions are formed and the center is displaced, and reveals its special situation by comparing it with known museology models to put; using keywords such as periphery, production, migration, alienation, cultural democracy, employment, the museum's new definition of center-periphery is tried to be defined.

Ebru Özgüz Çelik
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
DoctorateOpen AccessEN

Saymalıtaş kaya resimlerinin biçimsel ve ikonografik analizi ve sembolik anlamların çağdaş Türk sanatına yansımaları

In this study, petroglyphs and rock paintings, the first visual communication tools of the prehistoric period, were examined. The first section discusses the purpose of the study, while the second section addresses the definition of rock paintings and their place in Turkish culture. Rock paintings are an important form of communication that reflects humanity's struggle with nature, beliefs, and rituals through symbols. Particularly in Turkish culture, rock paintings convey artistic and ritual elements from the past to the present using a symbolic language. The third section introduces Saymalıtaş, one of the richest rock painting sites in the world, and provides a formal and iconographic analysis of the paintings found there. The fourth section presents examples of contemporary Turkish artists whose works feature elements similar to the symbols used in Saymalıtaş. Parallels in language and iconographic expression between these artists and the Saymalıtaş rock paintings are highlighted. In the final section, the researcher shares the process of drawing inspiration from Saymalıtaş rock paintings in their own artwork and includes works created based on these depictions.

Esra Şatıroğlu
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında doku kavramı, kullanım süreci ve anlatım biçimleri

Doku, parmak izi gibi doğada bulunan her varlıkta benzersiz bir yapı gösterir. Dışarıdan herhangi bir etki ile değişikliğe uğrasa dahi bu benzersiz özelliğini yine de korur. Doku ilk resim olgusundan itibaren var olmuştur. Görsellikte önem arz eden doku ile çalışmak için doğayı incelemek, bütünleşme, içselleşmek, maddeyi tanımak gerekir. Doku, tuval resminde hep var olmuş sadece bu süreçte yöntemleri değişmiştir, içerisinde bilinçli ya da bilinçsiz anlamlar yüklemiştir. Tez içerisinde doku tarih akışında nasıl kullanıldığına, hangi dönemlerinde nasıl değişikliklere uğradığına, sanatçılar dokuları tablolarında nasıl kullandığına, mağara döneminden itibaren yer almaktadır. Doku hep resim sanatında olmasına rağmen empresyonizm ile ivme kazanmış, yüzey olarak kendini göstermiştir. Araştırmanın sonuç bölümünde yapılan çalışmalar ile doku kavramı bütünleştirilmiştir. Bu tez çalışması 5 bölümden oluşmaktadır. İlk beş bölüm literatür arama sonucu veriler elde edilmiş, örneklerle genişletilmiş olup, dokunun plastik açıdan tuval üzerinde değişimi, gelişimi, kullanımı incelenmiş ve 4. bölümde deneysel çalışmalar ile elde edilen sonuçlar analiz edilmiştir.

DokuResim sanatıResimler+2
Selin Özmen Yılmaz
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri Devrimi ile birlikte kent kültüründe bireyin modern yaşam algısının resim sanatına yansıması

19. yüzyılda endüstrinin gelişmesiyle birlikte, kentlerin büyümesi, bilim ve teknolojideki büyük gelişmeler, yeni toplumsal sınıfların ortaya çıkması ve yönetim sistemlerinin değişimi toplum hayatının tüm alanlarına etki ettiği gibi resim sanatına da etki etmiştir. Endüstri bir taraftan toplumun kurtarıcısı olarak görünürken diğer bir taraftan toplumu yalnızlaştıran ve bireyi yabancılaştıran bir etken olarak görülmüş, gelişen teknoloji insanların düşünme yetisini ve duyarlılığını etkilemiş, kitle kültürü, moda yabancılaşma, bireyselleşme, mekanikleşme gibi kavramlar 19. yüzyıl sosyolog, düşünür ve sanatçılarının üzerine eğildiği konular olmuştur. Peki tüm bu gelişmelere resim sanatı nasıl bir tepki vermiştir? Bu mekanik yeni düzen içerisinde özgürlüklerini ifade edebilecekleri ne gibi arayışlara yönelmişlerdir? Bu çağ resim sanatına neler katmıştır? "Sanatçılar, insanların mekanikleşmekten ve otomatikleşmekten, aşırı düzenli ve standartlaşmış bir hayata sahip olmalarından ürkmektedirler. Kişisel tuhaflıklara, kaprislere hâlâ izin verilen ve dahası değer verilen tek yer sanat olmasından dolayı da bu duruma karşı çıkışın adresi de burası görülmektedir." (Gombrich, 1997:613) Anahtar Kelimeler: Endüstri devrimi, kitle kültürü, yabancılaşma, moda, bireyselleşme, mekanikleşme, sanat akımları, sanat yansımaları.

BireyselleştirmeBireysellikEndüstri Devrimi+7
Mihriban Mirap
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1980'den sonra Türk resminde soyut dışavurumculuk

İnsanlık tarihinin her döneminde sanatçı, kendisini sürekli yenilemiş, yeni arayışlar içerisinde olmuş ve üslubu ile kendisini ifade edebilmiştir. Endüstrinin gelişmesi toplumsal çevreyi, insan hayatını, dünya politikalarını ve görüşlerini etki-lemiştir. Sanatçının artistik çalışmalarının endüstriyel gelişmelerden etkilenmesi kaçınılmaz olmuştur. Soyut dışavurumculuk (Abstract Expressionism), İkinci Dünya Sava-şı'ndan sonra Amerika'da gelişen sanatsal bir akımdır. Hem ABD'li hem de Avrupa-lı sanatçılar büyük ölçüde bu akımın etkisi altında kalmışlardır. Bu akım, Türki-ye'deki sanatçıları da etkilemiş, soyut dışavurumcu eserler ortaya çıkmıştır ve bu akım Türk çağdaş resmine önemli katkılar sağlamıştır. Soyut dışavurumculuğun Türkiye'ye yansıması 1950'li ve 1960'lı yıllarda gerçekleşmiştir. Türk soyut sanat-çılar eserlerinde Türk kültürüne ait öğelere de yer vermiştir. Anahtar kelimeler : Soyut, Geometrik-soyut, Lirik-soyut, Soyut Ekspresyonizm

1980 sonrasıEkspresyonizmGeometrik soyutlama+5
Işıl Savaşer
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat ve mimari ilişkisinin karşılıklı etkileşimi

Birçok disiplinin birbiriyle iletişim halinde olması gibi sanat ve mimari de birbiriyle ilişki içindedir ve bu ilişkide bilgi gereklidir ancak bilginin gerekliliği kadar sezgi, içgüdü ve arzular da gereklidir. Sanatta dikkat edilmesi gereken asıl olgulardan biri sezgidir. Aynı şekilde mimaride de sezgisel yaklaşım oldukça önemlidir. Bilgi her zaman var olur, ilerler, duruşunu koruyabilir. Çünkü o, mantıklı olandır. Temellendirilebilir, öğrenilebilir, kurulur, düzenlenir ancak bütüne ulaştırmaz. Dolayısıyla mimaride biçimselliğe daha az önem vermek ve sadece işlevlerle ilgilenmek sağaltıcıdır, eksiktir. O eksik; en derinde, en içtedir; içsellik gibi. Onun yerini hiç bir şey dolduramaz. O, öğretilemez olandır. Hiçbir kuralı yoktur, kuraldışıdır. Başlangıcı ve sonu yoktur. Beklenmedik olandır ve sürprizlidir. Sadece gerçek sanatçılar; güçlü içgüdülerle, önceden uygulanmış olandan ve katı kurallardan sıyrılarak, araştırmalarını kendi birikim süzgeçlerinden geçirerek henüz bilinmeyen bir çeşitlilik bulabilirler. Sanatçının hayal gücü ve içgüdüleri bizi öyle görüntülere ulaştırır ki; bu zamana kadar öğrendiğimiz, bildiğimiz şeylerin ötesinde bir yaratıcılığa iter. Sanat, erişilemeyecek olanla bilinçsizce oynar ama yine de ona erişir. Bu, örtülerden sıyrılmaktan ve bakış açısını değiştirmekten geçer. Çünkü insan ancak bu sayede başka bir dünyada kendini bulabilir. Bireyin dünyayla yeniden kaynaşması sabitlikler kuran çevrelerden arınarak bireysel olana yönelmesiyle gerçekleşebilir. Özünden uzaklaşmış olan bir birey ancak yapay olandan da uzaklaştığında ve hayal gücüne koştuğunda kozmik bir düzene erişecektir. Bu yüzden yeni olan biçimler, kolay kabul görmezler ama yine de bir süre sonra 'kabullenilmez olan' olarak var olmasıyla duyuları dürterek eninde sonunda kendilerine bir yer edinirler. Sanatçıların çoğunun 'karşı çıkıcı' olmalarının sebebi; onların evrenin derinlerine inerek gerçeği görmelerinden ve o gün hala canlı olan tasarımı yıkmalarından kaynaklıdır. Mimardan da böyle bir sanatçı ediminde olması beklenir. Mimarlık; sanat-bilim, işlev-biçim, gerçek-imaj arasında sürekli gidip gelerek çok sayıda tartışmalara neden olmuştur. Mimarlık tartışırken; biçim, mekan gibi problemler ihmal edilemez ama son çözümlemede biçim ve mekan yine kişisel arzuların, zevklerin alanına kalmalıdır. Bu da sanatsal bir tavır ile mümkündür. Böylece, konulara dil ve mantık açısından tartışılabilir bir ortam yaratıldığında herkes bilgiyi kendi arzu süzgecinden geçirerek yaratmaya çalışacaktır ve kalıplaşmış, standartlaşmış olandan uzak yeni oluşumlar doğacaktır. Mimarlıkta artık doğru ve yanlışların olmadığı, belirsizliklerin, iç tutarlılıkların, içinde insan barındırmayan yapıların da hoş görüldüğü hatta beğeniyle karşılandığı bir çok örnek vardır. Yapılar, işlevselliklerinin ötesinde bu anlamsal değerlerle de öne çıkarak tarihte akımlar yaratırlar. Bu değerler, teknolojinin, ihtiyacın, mühendisliğin ötesinde anlaşılması güç olan bir karmaşıklığı barındırır. Bu da bilginin çok ötesinde bir değerdir. Mimaride sanattan beslenilirken mimarın da bir sanatçı içgüdüsüyle hareket etmesi oldukça önemlidir. Çünkü sanatçı, evreni bir başka görür. Onun görümü, diğer insanların görümünden farklıdır. Sanatçı, evreni keşfederken onda güzel olanı da keşfeder. Sanatçı, doğa biçimlerine körü körüne bağlanmaz. Çünkü ona göre; doğal yaratma sürecinin özü, bitmiş biçimlerde değildir. Sanatçı için biçimleyici güçler, bitmiş biçimlerden daha önemlidir. Onlara göre; dünya -bugünkü biçimiyle- olabilecek tek dünya değildir. Böyle düşünen sanatçı, yaratma etkinliğini daha da ileriye taşımaya çalışarak, oluşumunu devam ettirir ve ona süreklilik sağlar. Çağımızda toplumun yaratma özgürlüğüne kavuşması gerekmektedir. Mimarlar da tasarım süreçlerinde tekniğin tüm olanaklarından faydalanmalı ancak daha da önemlisi bir sanatçı kadar özgür ve yaratıcı olmalılardır. Çünkü; yaratma özgürlüğü, değerler dünyasının en üstündedir. Mimarların da tüm sabitliklerden uzaklaşabilmeleri ve kendi üsluplarını ortaya koyabilmeleri için adeta bir sanatçı gibi düşünebilmeleri ve sanatçı tutumuyla hareket edebilmeleri son derece önemlidir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Mekan, Mimari, Sezgi, Algı

MekanMekansal algıMimari etkileşim+4
Ezgi Dilan Karataş
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Metafizik içerikli resimlerde figür analizi

Bu tez çalışmasında resim sanatında metafiziğin geçmişten günümüze kadar hangi aşamalardan geçerek, sanata nasıl yön verdiği ve etkileri incelenirken, felsefede ve diğer sanat alanlarında ki yansımaları da bir bütün olarak ele alınmıştır. Tarihsel ve sosyal gelişimlerle birlikte başlayan kültürel evrimler, değişimler de sanatı etkilemiş olup, meydana gelen düşünce anlayışları, sanatın birçok alanına yayılmıştır. Edebiyat, müzik, sinema, sahne sanatları gibi alanlardaki değişim ve gelişimi bu sebeple görmekteyiz. İlkel dönemden itibaren başlayan ruh-tin ilişkisi, Rönesans klasik dönem vb. aşamalardan geçerek Fransız devrimi, endüstri devrimi ile birlikte Modern resim anlayışı ve süreciyle metafiziksel bakış açıları da değişmiştir. Metafizik resim anlayışı her dönem ve zamanın içerisinde var olarak etkisini farklılıklarıyla ve dönemin özelliklerini taşıyarak devam ettirmiştir. Varlık kavramı incelenmiş olup, ruh-madde arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Felsefe, edebiyat, müzik, sinema, sahne sanatlarındaki metafizik etkilerine bakılmıştır. Varlık bilim, mimesis ilişkileri ve resim sanatının evreleriyle birlikte sanatçıların eserlerindeki metafiziksel değişimler üzerinde durulmuştur. Toplumsal kültürel sanatsal evrimin metafizik bilinci etkileyip farklı boyut ve gelişimlere yönlendirdiği anlatılmıştır. Bu tez çalışmasıyla Nesrin BİNGÖL' ün resimlerindeki fizik ötesi anlayış üzerinde durulmuştur

FigürFigüratif resimFigüratif sanat+3
Nesrin Bingöl
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz Türk sanatı renk ve figür ilişkisi

Türk resminin geçmiş tarihlerindeki gelişim ve değişim skalasına bakılacak olursak, o dönemlerdeki sosyo-ekonomik alandaki statüden dolayı hep Batı etkisinde kalmıştır. Batıdan alınan tarzlar ve gelişim etkileri azda olsa kendi kültürümüz doğrultusunda uygulanıp yeni sentezler ortaya çıkmıştır. Ama geçmiş dönemlerdeki Batı hayranlığının bir furya haline gelmiş olmasından dolayı kendi gelişimimizi etkilemiştir. Neyse ki günümüz Türk resmi o furyadan sıyrılıp kendi gelenek ve göreneklerimiz doğrultusunda ilerleme göstermiştir. 1990 sonrası sanat camiasında eski olan tarzın ve ideolojinin geride bırakılıp, yeni tarz ve üslup arayışına girilmesi o dönemin bariz özelliğidir. Geçmiş dönemlerde yapılan geleneksel sanat türleri ile modern yaşamın izleri birbiri içinde yoğrularak yeni üsluplar ortaya çıkarılmıştır. Bu tutum amacına olduğundan fazlasıyla ulaşıp çok çeşitlilik olarak nitelendirilmiştir. Teknolojinin getirmiş olduğu yeniliklerin de sanata olduğundan daha fazla katkısı olmuştur. Yabancı dillerde yazılan kitapların Türkçeye çevrilmesi, Bianellerin, Trianellerin eskiye nazaran ülkemizde daha fazla oluşu sanatın dilini geliştirmiştir. Artık sanatçıların çoğu bir araya gelerek ortaklaşa sanat işleri yapmışlar ve resim sergileri açmışlardır. Bu da sanatın en sağlam duruşu niteliğindedir. Türk resim sanatına uluslararası bir dil kazandırılmıştır. 1990 sonrası Türk Sanatında; figüratif eğilimlere, kavramsal soyut eğilimlere, renk ve farklı tekniklerin uygulanmasında üslup ve yeni yaklaşımlara Türk sanatçılardan örnekler ve eserleri hakkında yer verilmiştir.

FigürKavramsal sanatPlastik sanatlar+5
Ali Özhilal
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Interpretation and rearranging of "City sights" by using digital photography and digital visual tools

The people throughout history began to inhabit together because of their variety of needs. Being the first settlements, villages have been transformed into cities by the communities with their ever-increasing populations and needs. Having chosen the cities as their habitats, these communities have revealed the concept of city life. Afterwards, the lives of the urban citizens and rural citizens have been separated. Cities have become the cradle of civilization and art. However, the cities undergoing the predicaments such as domestic migration, planning, development, transportation,etc. in time have got sick. Sick cities have both caused the failure of the cities to fulfil their function like a cancer cell and have adversely affected the other regions by way of expansion. All of these interactions have become a source of inspiration for the artists living in the city and nourishing from their environment. In this sense, a thousand works have emerged in several fields of art that are city oriented, a city inspired and interacted. It has been contributed with 10 works as a result of this study.

PhotographImage processingImage processing methods+5
Mesut Mert Uçkan
Yeditepe University
2018
00

Other supervisors