Theses supervised by Prof. Dr. Hülya Okumuş
13 theses · Dokuz Eylül University
İnfertilite alanında çalışan hemşirelerin rolleri ve yaşadıkları güçlüklerin incelenmesi
Giriş:Bu araştırma infertilite alanında çalışan hemşirelerin rolleri ve yaşadıkları güçlüklerin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Yöntem: Araştırmanın örneklemini İstanbul Üreme Sağlığı ve İnfertilite Hemşireleri Derneği ve İzmir İnfertilite Hemşireleri Derneği üyeleri ile İstanbul, İzmir ve Ankara illerindeki çeşitli infertilite merkezlerinde çalışmış ve/veya halen çalışmakta olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden toplam 117 hemşire oluşturmuştur. Araştırmanın verileri elektronik ortamda e-posta ve yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırıcı tarafından hazırlanmış anket formu kullanılmıştır. Formda infertilite alanında çalışan hemşirelere ait tanıtıcı bilgiler ile üstlendikleri roller ve yaşadıkları güçlüklerin tanımlanmasına yönelik hazırlanmış sorular yer almaktadır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik ve ortalama gibi tanımlayıcı istatistiksel yöntemler kullanılmıştır.Bulgular: İnfertilite alanında çalışan hemşirelerin rolleri; uygulayıcı, eğitim/danışmanlık ve araştırıcı rolleri olmak üzere üç ana başlık altında işlenmiştir. Hemşirelerin uygulayıcı rollerine ilişkin en fazla gerçekleştirdikleri uygulamaların invaziv işlemler öncesi ve sonrasında hasta hazırlığı/bakımı olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin %80.7'si çalıştığı kurumlarda eğitim/danışmanlık vermektedir. Hemşirelerin en fazla eğitim/danışmanlık verdikleri konunun oral ve/veya subkutan ilaç uygulaması olduğu belirlenmiştir. İnfertilite alanında çalışan hemşirelerin %56'sı kendi başına araştırma yapmamaktadır, hemşirelerin en fazla araştırma yaptıkları konunun ise tedavi sürecinde ortaya çıkan komplikasyonlar ve hemşirelik bakımı olduğu belirlenmiştir. İnfertilite alanında çalışan hemşireler, hastaların maddi ve parasal açıdan sıkıntılar yaşıyor olmaları nedeniyle güçlük yaşamaktadır.Sonuç: İnfertilite alanında çalışan hemşirelerin rol ve sorumluluklarının tanımlanarak merkezlerde sertifika sahibi hemşirelerin çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesinin, hemşirelerin bu alanda yaşadıkları güçlüklerin azaltılmasına ve hastalara daha etkin ve bütüncül bir bakımın sunulmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: İnfertilite, İnfertilite Hemşireliği, İnfertilite Hemşirelerinin Rolleri
Watson'ın bakım kuramına temellendirilmiş hemşirelik girişimlerinin infertil kadınların, infertiliteden etkilenme durumlarına, öz-yeterlik ve uyum düzeylerine etkisinin incelenmesi
Amaç: İnfertilite Öz-Yeterlik Ölçeği Kısa Formu ve İnfertilite Uyum Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirliğini test etmek, Watson'ın İnsan Bakım Kuramına temellendirilmiş hemşirelik bakımının infertil kadınların infertilite öz-yeterliliğine, uyum düzeylerine ve infertiliteden etkilenme düzeylerine etkisini incelemektir.Yöntem: Araştırma, metodolojik ve deneysel bölümlerden oluşmaktadır. Metodolojik olarak; İnfertilite Öz-Yeterlik Ölçeği Kısa Formu ve İnfertilite Uyum Ölçeği'nin geçerlik-güvenirlik çalışması 120 infertil kadın ile yapılmıştır. Deneysel aşama; 52 deney ve 53 kontrol olmak üzere 105 infertil kadınla, öntest-sontest izleme modeli kullanılarak, randomize kontrollü çalışmayla yapılmıştır. Veriler, kişisel bilgi formu, İnfertilite Etkilenme Ölçeği, İnfertilite Öz-Yeterlik Ölçeği Kısa Formu ve İnfertilite Uyum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çalışma, Watson'ın İnsan Bakım Kuramına temellendirilmiş hemşirelik bakım programına temellendirilmiştir. Veriler t-testi, ki-kare, Intention To Treat analizi kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: İnfertilite Öz-Yeterlik Ölçeği Kısa Formu ve İnfertilite Uyum Ölçeği'nin cronbach alfa değerleri sırasıyla 0.78 ve 0.77 olarak bulunmuştur. Randomize kontrollü çalışma sonunda deney ve kontrol grubu kadınların infertilite etkilenme, öz-yeterlik ve uyum düzeyleri arasında fark olduğu saptanmıştır. Girişim sonrası kontrol grubu kadınların infertilite etkilenme puanlarında az oranda bir artış olurken (p:0.31), deney grubu kadınların puanlarında istatistiksel olarak önemli bir düşüş olduğu saptanmıştır (p:0.000). Ayrıca, deney grubunun posttest infertilite etkilenme ve uyum puanları, kontrol grubundan istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur.Sonuç: İnfertilite Öz-Yeterlik Ölçeği Kısa Formu ve İnfertilite Uyum Ölçeği, geçerli ve güvenilir ölçüm araçlarıdır. Watson'ın İnsan Bakım Kuramına dayalı hemşirelik girişimlerinin, infertilite tedavisi gören infertil kadınların infertiliteden olumsuz etkilenmelerini azalttığı, öz-yeterlik ve uyum düzeylerini artırdığı kanıtlanmıştır.Anahtar Sözcükler: İnfertilite, Hemşirelik Bakımı, İnfertilite Öz-yeterlik Ölçeği, İnfertilite Uyum Ölçeği, Watson'ın İnsan Bakım Kuramı
Tilburg gebelik distress ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması
Amaç:?Tilburg Gebelik Distress Ölçeği' ni (Tilburg Pregnancy Distress) Türkçe'ye uyarlamak üzere geçerlik ve güvenirliğini saptamaktır.Yöntem: Metodolojik bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini Temmuz - Eylül 2012 tarihleri arasında gebe polikliniğine gelen, sağlıklı, gebeliğe bağlı komplikasyonu olmayan 214 gebe oluşturmuştur. Veriler; gebelere yönelik sosyo demografik bilgi formu ve Tilburg Gebelik Distress Ölçeği (Tilburg Pregnancy Distress) ile toplanmıştır. Bu ölçek; 2 ana alt boyuttan 4'lü likert tipine göre geliştirilmiş bir ölçektir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı/yüzde analizi, cronbach ? analizi, korelasyon analizi, yarıya bölme analizi, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, kullanılmıştır.Bulgular: Tilburg Gebelik Distress Ölçeği'nin Türkçe versiyonu'nun iç tutarlılık güvenirlik katsayısı .70, olumsuz duygulanım alt boyutu cronbach alfa değeri .66, sosyal(eş katılım) alt boyutu cronbach alfa değeri .71, alt boyut madde puanları-alt boyut toplam puanları arasındaki korelasyon katsayıları .20-.73 arasındadır. Açıklayıcı faktör analizi sonucunda Kaiser-Meyer-Olkin katsayısı (KMO) .718, Barlett testi sonucu X2= 571,981 p=0.000'dır. Doğrulayıcı faktör analizine göre, ölçeğin model uyum indeksleri ?2(102, N=214)=159.15, RMSEA=0.051, GFI=0.91, CFI=0.92 ve NNFI= 0.90 olarak saptanmıştır.Sonuç ve Öneriler: Tilburg Gebelik Distress Ölçeği'nin Türkiye'de gebelerin distresslerini değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir. Bu ölçek, gebelik döneminde yaşanan psikososyal sorunların saptanmasını sağlaması nedeniyle önemli bir ölçektir. Gebe izlemi yapan ebe ve doğum hemşirelerinin gebe kadınlara verecekleri bakımları planlamasında yol gösterici olarak kullanılması önerilmektedir.
Watson'ın insan bakım kuramına temellendirilmiş hemşirelik bakımının infertilite tedavisi gören kadınların, anksiyete, baş etme ve infertilite etkilenme durumlarına etkisi
Amaç: Watson'ın İnsan Bakım Kuramına temellendirilmiş hemşirelik bakımının infertilite tedavisi gören kadınların tedavi sürecinde ve tedavinin başarısızlıkla sonuçlandığı infertil kadınlarda, anksiyete, stresle baş etme ve infertilite etkilenme durumlarına etkisini incelemektir.Yöntem: Deneysel, ön test-son test düzeni kullanılarak yapılan, prospektif, tek körlü, randomize kontrollü bir çalışmadır. Özel bir hastanenin tüp bebek merkezinde yürütülmüştür. Girişim grubuna, Watson'ın İnsan Bakım Kuramına temellendirilmiş hemşirelik bakımı uygulanmıştır. Girişim grubunda 45, kontrol grubunda 41 olmak üzere toplam 86 kadın araştırmaya alınmıştır. Bu grubun içinden girişim grubundan 32, kontrol grubundan 36 kişinin tedavisi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Veriler kişisel bilgi formu, İnfertilite Etkilenme Ölçeği, Spielberger'in Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Watson İyileştirme Süreçlerine Göre Hasta Memnuniyeti Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi t- testi, ki-kare, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi ile yapılmıştır.Bulgular: Girişimin grubunun kontrol grubuna göre, infertilite tedavi sürecindeki kadınların anksiyete, infertilite etkilenme durumlarında istatistiksel olarak anlamlı bir azalış ve stresle baş etmelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanmıştır. Bu gruptaki kadınların içinden girişim grubundaki infertilite tedavisi başarısızlıkla sonuçlanan kadınların da, kontrol grubuna göre, anksiyete, infertilite etkilenme durumlarında azalış ve stresle baş etmelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanmıştır.Sonuç: Watson'ın İnsan Bakım Kuramına temellendirilmiş hemşirelik bakımının infertilite tedavi sürecinde ve tedavi başarısızlıkla sonuçlandığında kadınların, anksiyete, infertilite etkilenmelerinde azalma ve etkili stresle baş etme yöntemlerini kullanmalarında artış saptanmıştır.
Primipar gebelerin doğum şekline karar verme durumlarının incelenmesi
Amaç: Çalışmanın amacı, primipar gebelerin doğum şekline karar verme durumları ve etkileyen etmenleri incelemektir.Yöntem: Bu çalışma, kesitsel ve tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma kapsamına, İzmir ilinde bulunan üç farklı hastaneden sezaryen endikasyonu taşımayan, 18 ile 40 yaş aralığında ve 36-40. gebelik haftasında olan toplam 600 primipar gebe alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan Demografik Özellikler, Gebelik Öyküleri ve Doğum Şekline Karar Verme Durumları Soru Formu ve Melbourne Karar Verme Stilleri Ölçeği-II kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı ölçütler (sayı, yüzde, minumum, maximum v.b.), çok gözlü ki-kare ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Bulgular: Gebelerin %81.3'ünün doğum şekline karar verme aşamasında söz sahibi olmak istediği belirlenmiştir. Gebeler doğum şekli kararları açısından incelendiğinde, %67.2'sinin normal vajinal doğuma ve %13.7'sinin sezaryen doğuma karar verdikleri, %19.2'sinin ise doğum şekli konusunda halen kararsız olduğu saptanmıştır.Gebelerin yaşları, eğitim durumları, çalışma durumu, izlenilen sağlık kuruluşu, gebelik haftaları, doğum şekli tercihleri, doğum şekli tercihlerinin sorulma durumları, doğum şekline karar verme aşamasında söz sahibi olmayı isteme durumları ile doğum şekli kararları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05).Kaçıngan karar verme puanı yüksek olan gebelerin doğum şekli konusunda kararsız olduğu, erteleyici karar verme puanı yüksek olan gebelerin ise normal doğuma karar verdikleri saptanmıştır (p<0.05).Sonuç: Primipar gebeler doğum eylemi konusunda yaşadıkları belirsizlikten dolayı, doğum şekline sağlık personeli ile birlikte karar vermek istemektedirler. Gebelerin doğru doğum şekline karar vermeleri konusunda desteklendiği ve düşüncelerinin önemsendiği eğitim ortamlarına gereksinimlerinin olduğu saptanmıştır. Bu nedenle, gebelerin gereksinimlerini karşılayan doğuma hazırlık yaklaşımlarının uygulanması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Primipar, Doğum şekli tercihi, Karar verme
Ebelik son sınıf öğrencilerinin ebelerin görev tanımları ve yeterlilik alanlarına göre kendilerini değerlendirmeleri
Amaç: Bu araştırma; sağlık yüksekokulları ebelik bölümü son sınıf öğrencilerinin; Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı (T.C. S.B.) Ebelerin Görev Tanımları ve Uluslararası Ebeler Derneği (ICM) Yeterlilik alanlarına ilişkin görüşlerini saptamak amacıyla yapılmıştır.Yöntem: Araştırmanın örneklemini 28 sağlık yüksekokulundaki ebelik bölümü son sınıf öğrencilerinin 1049'unun tamamı oluşturmaktadır. Veri toplama aracının birinci bölümünü ICM Yeterlilik alanlarına ilişkin 15 madde ve ikinci bölüm de SB. Ebelerin Görev Tanımlarını içeren 15 maddelik formlar kullanılmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS 15,0 istatistik paket program kullanılmış, veriler sayı ve yüzde olarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Çalışmadaki öğrencilerin ICM Yeterlilik Alanları Görüşlerine İlişkin bulgularda kendilerini en çok yeterli gördüğü alan % 93.9 ile ?Lohusalık dönemindeki kadınlara nitelikli, kültüre dayalı bakım verebilmek için bilgi, ve beceriye sahip olabilmek? (15.madde), en düşük yeterlilik alanı ise % 44.7 ile ?Evde doğumlarda kadının ve yeni doğanın sağlığını korumak için kültüre duyarlı, nitelikli bakım sağlayıp, temiz ve güvenli doğum yaptırıp acil durumlarda müdahale edebilmek? (5.madde) olarak belirlenmiştir. T.C. SB. Ebelerin Görev Tanımları Görüşlerine ilişkin bulgularda kendilerini en çok yeterli bulduğu alan % 98 ile ?Doğan bebeklerin cinsiyetini, boyunu, baş ve göğüs çevresini, kilosunu kaydetmek? (10.madde), kendilerini daha az yeterli bulduğu en düşük alan ise % 58.2 ile ?Doğumda riskli durumları değerlendirmek ve sevkine karar vermek? (8.madde) olarak belirlenmiştir.Bölgelere göre ICM yeterlilik alanları incelendiğinde, bütün bölgelerde en yüksek yeterlilik alanının ?Lohusalık dönemindeki kadınlara nitelikli, kültüre dayalı bakım verebilmek için bilgi ve beceriye sahip olabilmek? (15.madde) olduğu görülmektedir. En yüksek yeterlilik yüzdesi % 98.4 ile Akdeniz Bölgesidir. Güney Doğu ve Doğu Anadolu, İç Anadolu, Marmara, Akdeniz Bölgelerinde öğrenim gören öğrencilerin kendilerini en düşük yeterli buldukları alan ? Evde doğumlarda kadının ve yeni doğanın sağlığını korumak için kültüre duyarlı, nitelikli bakım sağlayıp, temiz ve güvenli doğum yaptırıp acil durumlarda müdahale edebilmek? (5.madde) olduğu görülmektedir.Bölgelere Göre Sağlık Bakanlığı Ebelerin Görev Tanımlarının yeterlilikleri incelendiğinde bütün bölgelerde en yüksek yeterlilik alanının ?Doğan bebeklerin cinsiyetini, boyunu, baş ve göğüs çevresini, kilosunu kaydetmek? (10.madde) olduğu saptanmıştır.Araştırmanın sonuçları doğrultusunda ebelik eğitimi ve mesleğini güçlendirmeye katkı sağlayacak önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Ebelik, Görev, Yeterlilik
Antenatal dönemde verilen eğitimin emzirme öz-yeterlilik algısına ve emzirme başarısına etkisi
Amaç: Bu çalışmada Antenatal ve Postnatal Emzirme Öz- Yeterlilik ? Kısa Form ölçeklerinin güvenirlik ve geçerliği belirlenmesi ve Antenatal dönemde Dennis ve Pender'e dayalı emzirme eğitiminin annenin emzirme öz-yeterlilik algısına ve emzirme başarısına etkisinin saptanmasıdırYöntem: Çalışma iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşama: Güvenirlik ve geçerlilik çalışmadır. İzmir ilinde bulunan Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler, özel hastane ve kadın-doğum merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Antenatal ölçek 144 gebeye, Postnatal ölçek 150 Postnatal anneye uygulanmıştır. Geçerlilik için dil geçerliliği, bilinen grup analizi ve tahmini geçerlik analizleri kullanılmıştır. Güvenirlik için Cronbach alfa, madde toplam kolerasyonu yöntemleri kullanılmıştır. İkinci aşama: Altındağ 7 No'lu Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezinde gerçekleştirilen emzirme eğitimin etkinliğini değerlendiren yarı-deneysel bir çalışmadır. Toplam 41 deney ve 41 kontrol grubu gebeye emzirme eğitimi verilerek, Postnatal 1. ve 6. haftada emzirme öz-yeterlilik algısı ve emzirme başarısı incelenmiştir. Eğitimin emzirme öz-yeterlilik algısına etkisini değerlendirmek için tekrarlayan ölçümlerde iki yönlü varyans analizi, emzirme başarısını değerlendirmek için iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi ve iki eş arasındaki farkın önemlilik testi kullanılmıştır. Emzirme başarısı ve emzirme öz-yeterlilik algısı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için kolerasyon analizi yapılmıştırBulgular: Birinci aşama: Cronbach alfa değeri antenatal EÖYÖ için 0.87, Postnatal EÖYÖ için 0.86 bulunmuştur. İkinci aşama: Emzirme başarı puanları değerlendirildiğinde deney ve kontrol grubu arasında Postnatal 1. ve 6. haftada istatistiksel olarak anlamlı fark (p=0.00, p=0.036) bulunmuştur. Deney ve kontrol grubunun kendi içerisinde birinci ve altıncı hafta emzirme başarı puanı arasındaki fark istatistiksel olara anlamı bulunmuştur (p=0.004; p=0.00). Emzirme öz-yeterlilik algısı grup, grup*zaman ve zaman yönünden değerlendirilmiş ve üç faktör yönünden de anlamlı fark bulunmuştur. Zaman faktörüne ilişkin yapılan ileri analizde eğitim sonrası ve Postnatal 1. hafta arasında ki fark istatistiksel olarak anlamsız bulunmuşturSonuç: Antenatal ve Postnatal Emzirme Öz- Yeterlilik ? Kısa Form ölçekleri Türk kültürü için geçerli ve güvenilir ölçüm araçlarıdır. Dennis ve Pender'e dayalı emzirme eğitiminin emzirme öz-yeterlilik algısı ve emzirme başarısı artırdığı saptanmıştır. Emzirme başarısı ile emzirme öz-yeterlilik algısı arasında pozitif güçlü ilişki olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: geçerlik, güvenirilik, emzirme başarısı, emzirme öz-yeterlilik algısı
İnfertil kadınların tedavi süreçleri ile ilgili deneyimlerinin ve hemşirelerden beklentilerinin incelenmesi
Amaç: İnfertil kadınların tedavi süreçleri ile ilgili deneyimlerini ve hemşirelerden beklentilerini incelemektir.Yöntem: Araştırma, niteliksel bir çalışmadır. Sağlık bakanlığına bağlı ve özel bir hastanede olmak üzere iki merkezde yürütülmüştür. Ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Primer infertilite tanısı alan ve altı aylık tedavi öyküsü olan 21 infertil kadın bu araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler ?yarı yapılandırılmış görüşme formu? kullanılarak ?derinlemesine görüşme? yöntemiyle toplanmış, her kadın ile bir görüşme yapılmıştır. Görüşmelerin tamamı kadınlardan izin alınarak ses kayıt cihazı ile kayıt edilmiştir. Veriler ?betimsel analiz? yöntemi ile değerlendirilmiştir.Bulgular: İnfertil kadınların tedavi sürecinde yaşadıkları deneyimler ve hemşirelerden beklentileri ile ilgili dokuz ana tema ve alt temalar belirlenmiştir. Bu ana temalar; fiziksel olarak yaşadıkları deneyimler, duygusal olarak yaşadıkları deneyimler, eş ilişkileri ile ilgili yaşadıkları deneyimler, aile ve sosyal çevre ilişkileri ile ilgili yaşadıkları deneyimler, kurum/medikal prosedürler ile ilgili yaşadıkları deneyimler, maddi/parasal açıdan yaşadıkları deneyimler, ulaşım ile ilgili yaşadıkları deneyimler, tamamlayıcı tıp ile ilgili yaşadıkları deneyimler, hemşirelerden beklentiler olarak belirlenmiştir.Sonuç ve Öneriler: Bu araştırmada elde edilen sonuçlara göre; kadınların tedavi süreçlerinin her aşamasında güçlükler yaşadıkları belirlenmiştir. Kadınların tedaviden kaynaklanan güçlüklerin yanı sıra, tedavi sürecinin yaşamlarına olan etkilerinden dolayı aile, sosyal çevre ve iş yaşamlarında da güçlükler yaşadıkları saptanmıştır. Kadınlar bu süreçte hemşirelerden beklentilerinin, etkili ve güler yüzlü bir iletişim, tedavinin her aşamasında danışmanlık, ilgilenildiğini ve önemsendiğini hissetmek, belirli bir hemşireden tedavi görmek ve tedavilerini üstlendikleri hemşirelerine güvenmek istedikleri anlaşılmıştır.Kadınların tedavi süreçlerinde yaşadıkları güçlükler, tanımlama formları oluşturularak tanımlanmalıdır. Kadınların tedavinin her aşamasında bilgilendirilmesi, danışmanlık hizmetleri infertilite alanında uzmanlaşmış hemşireler tarafından sunulması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: İnfertilite, Yardımcı üreme teknikleri, Hemşirelik, Niteliksel çalışma
İnfertil çiftlerin depresyon durumları ve başa çıkma yollarının incelenmesi
Bu araştırma Akdeniz Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Doğum ve Kadın Hastalıkları Ana Bilim Dalı Üremeye Yardımcı Tedavi Ünitesi'nde, infertil çiftlerin depresyon durumları ve başa çıkma yollarının incelenmesi amacıyla ayrıca hemşirelik uygulamalarına katkıda bulunmak üzere, tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 10.3.2000- 10.11.2000 tarihleri arasında, Üremeye Yardımcı Tedavi Ünitesine baş vuran 130 infertil çift oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak sosyo-demografık özellikleri içeren anket formu, Beck Depresyon Envanteri ve Stresle Başa Çıkma Yolları ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları, araştırmacı tarafından, eşlerle ayrı, ayrı görüşülerek uygulanmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde yüzdelik, t- testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan kadınların % 33.10'unda, erkeklerin % 10.00'unda klinik depresyon bulguları olduğu saptanmıştır. Kadınların depresyon puan ortalaması (3c = 12.77) erkeklerin puan ortalamasından (x = 6.73) daha yüksek olup, aralarındaki fark anlamlı bulunmuştur. Kadınların depresyon puanı ile yaş ve eğitim durumu arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur. Kadınların depresyon puanı ile infertilite süresi, tedavi süresi ve yardımcı tedavi tekniği uygulanma sayısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Erkeklerin depresyon puanı ile yaş, eğitim durumu, infertilite süresi, tedavi süresi ve yardımcı tedavi tekniği uygulanma sayısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Kadınların başa çıkma yolu olarak kullandıkları, kendine güvenli ve iyimser yaklaşım puan ortalamaları, erkeklerin kendine güvenli ve iyimser yaklaşım puan ortalamalarından daha düşük olup, aralarındaki fark anlamlı bulunmuştur. Kadınlarınkendine güvensiz ve boyun eğici yaklaşım puan ortalamaları, erkeklerin kendine güvensiz ve boyun eğici yaklaşım puan ortalamalarından daha yüksek olup, aralarındaki fark anlamlı bulunmuştur. Kadınlar ve erkeklerin sosyal destek arama yaklaşımı puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Kadınlar ve erkeklerin kendine güvenli, iyimser, kendine güvensiz, boyun eğici ve sosyal destek arama yaklaşımı ile depresyon puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler. Infertilite, Depresyon, Başa çıkma ve Hemşirelik.
Yaşlı hastalarda postoperatif hipoterminin incelenmesi
Bu araştırma, Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde batın ameliyatı olan yaşlı hastalarda, postoperatif hipotermi oluşmasını ve yeniden ısınma süresini etkileyen etmenleri incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Batın ameliyatı geçirmiş 65 yaş ve üzerinde olan 34 hasta araştırma kapsamına alınmıştır. Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan hasta tanıtım formu kullanılmıştır. Formun ilk bölümü, hasta tanıtım bilgilerini, ikinci bölümü operasyon ve vücut ısısına ilişkin bilgileri, üçüncü bölümü postoperatif dönemde ölçülen ısı değerlerini ve yeniden ısınma değerlerini içermektedir. Ameliyattan bir gün önce batın ameliyatı olacağı belli olan 65 yaş ve üzerindeki 34 hastanın operasyon bitişindeki ve servise gelişteki vücut ısısı değerleri ile yeniden ısınma süreleri bu çalışmanın bağımlı değişkenlerini oluşturmuştur. Elde edilen veriler yüzde ve ortalama hesaplamaları, korelasyon analizi, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Hastaların, operasyon öncesi, operasyon bitişi ve servise gelişteki vücut ısıları arasında istatistiksel olarak oldukça anlamlı farklılıklar bulunmuştur (F=113.97) (p<0.001). Operasyon bitişindeki vücut ısısını etkileyen etmenler incelendiğinde, kronik hastalık süresi ile operasyon bitişi vücut ısısı arasında istatistiksel olarak anlamlı, orta düzeyde korelasyon saptanmıştır (r=0.59; p<0.05). Operasyon bitişindeki vücut ısısı ile, yaş, kronik hastalık süresi, operasyon öncesi vücut ısısı, ameliyathane ısısı, operasyon süresi ve ameliyathanede kalma süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Operasyon bitişindeki vücut ısısı ile servise gelişteki vücut ısısı arasında orta düzeyde, istatistiksel olarak oldukça anlamlı korelasyon saptanmıştır (r=0.70; p<0.05). Yeniden ısınma süresini etkileyen etmenler incelenmiş, operasyon bitişindeki vücut ısısı ile yeniden ısınma süresi arasında düşük düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı negatif korelasyon bulunmuştur (r=0.38; p<0.05). Servise geliş vücut ısısı ile yeniden ısınma süresi arasında da orta düzeyde, istatistiksel olarak oldukça anlamlı negatif korelasyon bulunmuştur (r=0.69; p<0.05). Servisteki oda ısısı ile yeniden ısınma süresi arasında orta düzeyde negatif korelasyon bulunmuştur ve bu sonuç istatistiksel olarak çok anlamlıdır (r=0.58; p<0.05).
İzmir il merkezi Sağlık Bakanlığı'na bağlı devlet hastanelerinde hemşirelere yönelik hizmet içi eğitim programlarının incelenmesi
SUMMARY THE EXAMINATION OF İN- SERVİCE EDUCATİON PROGRAMMES ON NURSES AT STATE HOSPİTALS OF HEALTH MINISTRY İN THE CITY OF İZMİR FİLİZ KANTEK This study has been planned, as a descriptive öne, to examine the current situation of in-service training programmes for nurses at state hospitals of Health Ministry in the city of izmir. The study covers the nurse who work at 6 hospitals of Health Ministry in the city of izmir and who 've participated in education programme at least tvvice. Ali of the education coordinators are included in the research. in order to collect data for the research, 3 data collection forms and observation technique based on related literatüre, have been used..Form 1- The data collection form vvhich includes the information abtained form abservation forms,.Form 2- The In-Service Education evaluation form of In-Service education coordinators,.Form 3- Education programmes evaluation form of the nurse who have participated in the in-service education. in the evaluation of data, frequency analysis has been made by using. BMDP (Bio Medical Data Processing) package programmes. Data have been collected betvveen 5 January- 30 March, 1998. VVhen the in-service education observation forms are examined, it's been found that the aims and methods of education tools and materials and evaluation of the education are not sufficiently defined. It's also been determined that 83.4% of the nurse who--participated in the inT>, service education have been informed about the aims of the programme, 53.8 % of them need the subject of the programme and 70.9 % of them haven't approved the content of the education subject it's been seen that there are deficiencies when the education programme is carried out 71.7% of the nurses have used sbme of the knovvledge they received from in-service education in thein vvorking enviranment52.0% of the in-service education participants have stated that in-service education programmes contribute to the development of Self-confidence, 65.6% of them stated that they contribute to the development of professional knowledge skills and abilities, 55.5% of the participant nurses have stated that those programmes also contribute to the development of communication establishing abilities. 84.0% of the nurses have declared that in-service education programmes do not have any contribution asfor being raised to a higher rank in their programme have said that the same programmes do not contribute for gaining respect in or out of the hospital. Key words:ln-service Education, Nursing
Hemşirelerin otonomi düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi
ÖZET HEMŞİRELERİN OTONOMİ DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ Bu araştırma, Üniversite Hastanesi, Sağlık Bakanlığı Hastanesi ve Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesi'nin dahili klinikleri, cerrahi klinikleri ve yoğun bakım ünitelerindeki tüm hemşirelerin otonomi düzeylerini belirlemek ve otonomi düzeylerini etkileyen faktörleri. incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Dahili kliniklerde, cerrahi kliniklerde ve yoğun bakım ünitelerinde görev yapan Sağlık Meslek Lisesi, Önlisans ve Lisans mezunu hemşireler araştırma kapsamına alınmıştır. Veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Birinci bölümde, hemşirelerde otonomi düzeyini etkileyen faktörler, ikinci bölümde ise, sosyotropi-otonomi ölçeğinin 30 maddelik otonomi alt ölçeği ( kişisel basan, özgürlük, yalnızlıktan hoşlanma ) kısmı yer almaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, hemşirelerin otonomi düzeyleridir. Bağımsız değişkenler ise, otonomiye etki edebileceği düşünülen; çalışılan hastane, yaş, çalışma pozisyonu, çalışma yılı, çalışılan servis, eğitim durumu, daha önce yaşadığı yer, medeni durumu, nöbet durumu ve sayısı, iş doyumudur. Elde edilen veriler yüzde ve ortalama hesaplamaları, yaryans analizi yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Üniversite Hastanesindeki hemşirelerin otonomi puan ortalaması 79.10±15.19, SB. Hastanesi hemşirelerinin 84.80±13.63 ve Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesi hemşirelerinin 83.87±15.61 olarak saptanmıştır. Kurumlardaki hemşireler arasında otonomi düzeyi açısından anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca, kişisel basan ve özgürlük düzeyleri arasındaki fark da anlamlıdır. Yalnızlıktan hoşlanma düzeyleri açısından anlamsız fark saptanmıştır. Sağlık Meslek Lisesi, Önlisans ve Lisans mezunu hemşirelerin otonomi puan ortalaması sırasıyla 85.37±14.68, 82.30114.44 ve 79.38+15. 12'dir. Eğitim durumlarına göre hemşirelerinlotonomi düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak çok anlamlı bulunmuştur. Ancak kişisel basan, özgürlük ve yalnızlıktan hoşlanma alt ölçeklerinden aldıktan puan ortalaması arasındaki fark anlamsızdır. Hemşirelerin çalışma yıllarına göre 5 ve altında çalışma yılı olan hemşirelerin otonomi puan ortalamaları 79.52±15.33, 6 - 10 yıl arasındakilerin 82.89±14.45, 11 yıl ve üzerindekilerin 84.94±14.49 olarak saptanmıştır. Çalışma yılına göre hemşirelerin otonomi düzeyleri arasında çok anlamlı fark bulunmuştur. Kişisel basan düzeyi arasındaki fark çok anlamlı bulunurken, özgürlük ve yalnızlıktan hoşlanma düzeyleri anlamsız olarak saptanmıştır. Daha önce başka bir kurumda çalışmamış olan hemşirelerin otonomi puan ortalamaları 84.04+15.45, daha önce çalışmış olan hemşirelerin ise 80.62±14.32'dir. Buna göre otonomi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. Kişisel basan, özgürlük ve yalnızlıktan hoşlanma düzeyleri de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Hemşirelerin iş doyum düzeylerine göre otonomi puan ortalamaları; iş doyumu ' l' puan olanların 84.01+13.43, '2' puan olanların 83.11±15.75, '3' puan olanların 80.34±15.52, '4' puan olanların 81.22±13.75 ve '5' puan olanların 87.12±14.22 olarak bulunmuştur. İş doyum düzeylerine göre hemşirelerin otonomi düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Kişisel basan ve özgürlük düzeyleri arasındaki fark anlamlıyken, yalnızlıktan hoşlanma düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamsızdır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara yönelik önerilerde bulunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Otonomi, Hemşirelikte Otonomi, Hemşirelikte Karar Verme Süreci, Hemşirelikte Yetkilendirme.
Watson'ın insan bakım kuramına temellendirilmiş emzirme sınıflarının annelerin emzirme öz-yeterlilik algıları, emzirme süre ve şekilleri üzerine etkisi
Amaç: İnsan Bakım Kuramı'na (İBK) temellendirilen emzirme eğitiminin annelerin emzirme öz-yeterlilik algısı, emzirme süresi, emzirme şekli üzerine etkisini ve bu eğitim sürecinden memnuniyetlerini incelemektir. Yöntem: Randomize kontrollü eğitim girişimli deneysel bir çalışmadır. Çalışmanın birinci aşamasında girişim grubundaki gebelere (n:50) İBK'na temellendirilmiş, kontrol grubundakilere (n:50) standart yüz-yüze eğitim verilmiştir. İkinci aşamada girişim grubuna İBK'na temellendirilmiş uzaktan eğitim verilmiştir. Girişim grubuna İBK'na dayalı düzenli, sistematik, sürekli telefonla danışmanlık, kontrol grubuna ihtiyaç duyduklarında telefonla danışmanlık verilmiştir. Annelerin öz-yeterlilik algıları "Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği" ile, bebeğin beslenme durumu "Bebeğin Beslenme Durumunu Değerlendirme Formu" ile, eğitim sürecinden memnuniyet "İBK'nın İyileştirme Süreçlerine İlişkin Memnuniyet Değerlendirme Formu" ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Girişim grubunun öz-yeterlilik algısı kontrol grubuna göre daha fazla artış göstermiştir (p=0.000). Girişim grubunun tamamı postpartum altıncı aya kadar, kontrol grubunun ise üçüncü aya kadar tamamı bebeklerini emzirirken, %96'sı altıncı aya kadar emzirmişlerdir. Girişim grubunun postpartum birinci hafta, birinci üçüncü ve altıncı ayda tam emzirme oranları ve annelerin emzirme öz-yeterlilik algıları kontrol grubuna göre daha yüksektir. Girişim grubunda kontrol grubuna göre emzirme problemi daha az yaşanmış ve bebekleri emzirme sonrası daha huzurlu olmuş, bebeklerini gece/gündüz daha sık aralıklarla emzirmişler. Örneklem gruplarındaki tam emziren annelerin emzirme öz-yeterlilik algılarının diğer emzirme şekillerinde emzirenlere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Uzaktan eğitim sistemindeki videoların tamamını izleyen annelerin, kısmen izleyenlere/hiç izlemeyenlere göre öz-yeterlilik algıları daha yüksek olarak saptanmıştır. Girişim grubundaki annelerin eğitim programından memnuniyet puan ortalaması toplamı 34,69±0,80'dir. Sonuç: İBK'na temellendirilmiş emzirme eğitim programının emzirme sonuçları üzerine olumlu etkisi olduğu belirlenmiş, girişim grubundaki annelerin İBK'na dayalı emzirme eğitim programından memnuniyet düzeyleri yüksek olarak saptanmıştır.