Theses supervised by Prof. Dr. Hicran Hanım Halaç
13 theses · Eskişehir Technical Üniversity
Genç sporculara sosyal medya üzerinden video infografiklerle kültürel miras tanıtımına yönelik bir uygulama örneği
Kültürel mirasların korunması ve yaşatılması için tüm öğeleriyle gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Bu aktarım toplumların geçmişleriyle olan bağını güçlendirip o topluma karşı aidiyet duygusunu artırırken aynı zamanda kültürlerin yok olmasını da engellemektedir. Dünyada çağdaşlaşma ve koruma bilinci arasında doğru orantı bulunmaktadır. Kültürel miraslarını koruyan ve bu konuda bilince sahip toplumların çağdaşlaşma yolunda önde; bilim ve sanatta da söz sahibi oldukları görülmektedir. Toplumların kültürel miras bilincinin arttırılmasında toplumda ön planda olan kişilerin görev alması önem arz etmektedir. Medyanın odağında yer alan ünlü kişiler gibi sporcuların da kültürel miras tanıtımında yer almaları toplumun kültürel miras farkındalığının artmasına katkı sağlayacaktır. Sporun sosyal ve kültürel bir etkinlik olduğu durumunun unutulması göz önüne alındığında öncelikle sporcuların kültürel miras bilinçlerinin arttırılmasına katkı sağlayacak çalışmaların yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın amacı; genç sporcuların kültürel miraslar hakkında bilgilenmelerini sağlamaktır. Bu bağlamda çalışma, sporcu gençlerin kültürel miras konusunda farkındalık düzeylerini arttırma sürecinde sosyal medya ve infografik tabanlı bir etkinlik metodolojisi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada ölçüt örnekleme yöntemi kullanılırken ölçüt olarak Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi spor liselerinde kayıtlı öğrenci olmak belirlenmiş ve çalışma 210 sporcu ile yürütülmüştür. Çalışma deneysel desenlerden tek gruplu ön test – son test deseni kullanılarak tasarlanmıştır. Çalışmada öncelikli olarak sporculara ön test uygulanmış olup daha sonra UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Türkiye'deki kültürel mirasların tanıtıldığı infografikler sosyal medyada paylaşılmış ve sonrasında da son test uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS STATISTICS 22.0 hazır istatistik programına aktarılarak frekans, T testi ve ANOVA testi aracılığıyla yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda etkinliğin sporcuların kültürel miras bilgilerinin artmasına katkı sağladığı bilgisine ulaşılmıştır.
Sivrihisar geleneksel evleri çıkma taşıyıcı yapısının tipolojik çözümlemesi
Geleneksel konutların, sokakların ve kentlerin simgesi haline gelmiş çıkmalar yüzyıllardır Anadolu coğrafyasında görülmektedir. Sivil mimarlık örneklerinde kentten kente, yapılardan yapıya değişen birçok özellik bulunmaktadır. Bunlar gibi çıkmanın da pek çok farklı tipi bulunmaktadır. Yörelere göre çıkmanın malzemesi, yapım tekniği, biçimi, açıklık-kapalılığı, süslemeleri ve cephedeki konumlanması değişkenlik göstermektedir. Bu değişkenlik ise yapıların karakterini oluşturup cephedeki etkisini farklılaştırmaktadır. İncelenen birçok eserde çıkmaların biçimi, cephedeki konumu, açıklık-kapalılık durumu gibi konular ele alınsa da çıkmayı taşıyan sistemin detaylı incelenmediği göze çarpmaktadır. Çıkma altı strüktür sisteminin incelenmesi için Eskişehir iline bağlı Sivrihisar ilçesi seçilmiştir. Ulaşım güzergahı üzerinde yer alması nedeniyle eski zamanlardan beri gelişen Güneş Dağı eteklerindeki kentte birçok korunmuş yapı bulunmaktadır. Kentsel sit alanı içindeki 11 mahallenin tescilli yapıları çalışma için incelenmiştir. Çalışma kapsamında incelenen geleneksel Sivrihisar Evlerinin çıkma altı taşıyıcı ve döşeme sistemi ele alınmıştır. Alan çalışmasındaki tescilli yapıların tespiti için Koruma Amaçlı İmar Planından yararlanılmıştır. Sistemin incelenebilmesi için yerinde detaylı belgelenme yapılmış ve çıkmalar envanterlenmiştir. Çıkma altı strüktür sistemlerinin birleşim detayları, taşıyıcı sistem modeli ve döşeme altı tipleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Bulgular değerlendirilirken verilerin korelasyonu yapılmıştır. Çalışma sonucunda Sivrihisar sivil mimarlık örneklerinin çıkma altı taşıyıcı sistemi tipolojisinin nasıl oluştuğu ve tip yoğunluğunun ne olduğu tespit edilmiştir. Çıkma altı taşıyıcı sistem modelinde en çok görülen tip %48,21 oranla bindirme konsol kiriş sistemidir. Döşeme altı modelinde ise %69'luk oranla müdahale görmeyen tip en fazladır.
Taşınmaz kültür varlıkları için alınan onarım kararları üzerinden çatı örtü malzemesi değişim analizi; İnebolu örneği
Tarihi yapılar için alınan onarım kararları, yapı ve kente özgü değerlerle doğrudan ilişkilidir. İnebolu, tarihi önemi ve özgün mimarisiyle ön plana çıkmaktadır. Yöre mimarisinin özgün değerlerden biri de Marla taşıdır. Bahsi geçen taş, sokak ve çatı kaplamalarında kullanılmakta olup bölge için hazırlanan Koruma Amaçlı İmar Planlarında korunması adına çeşitli kısıtlamalar getirilmiştir. Bununla birlikte yerel yönetimler ilçe tanıtımlarında çatılarında Marla taşı kaplı olduğunu vurgulayarak özgünlüklerine değinmektedir. Çalışmada; İnebolu kent kimliğinin önemli parametrelerinden biri olan çatı örtü malzemelerinin, koruma kurulları tarafından alınan onarım kararlarıyla nasıl bir değişim izlediğini belgeler üzerinden saptamak amaçlanmıştır. Tezin birinci bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı, yöntemi ve literatürdeki yerine değinilmiştir. İkinci bölümde kavramsal çerçeveye yer verilerek kültür varlıklarının tescili ve müdahale biçimleri aktarılmıştır. Üçüncü bölümde İnebolu'nun fiziki ve tarihi tanıtımı yapılarak bölgede yapılan planlama ve koruma çalışmalarına değinilmiştir. Dördüncü bölümde araştırma bulgularına yer verilerek tescil fişleri, basit onarım kararları ve esaslı onarım kararlarında karşılaşılan örtü türleri aktarılmıştır. Beşinci bölümde bulgularda saptanan durumlar değerlendirilmiş, tescil fişlerinde karşılaşılan durumlarla basit ve esaslı onarım kararları karşılaştırılmıştır. Altıncı bölümde ise ulaşılan sonuçlara yer verilerek öneriler sunulmuştur.
Tarihi yapı bilgi modellemesi (TYBM) yönteminin taşınmaz kültür varlıklarında belgeleme amaçlı kullanılabilirliğinin araştırılması; Afyonkarahisar Ulu Camii örneklemi
UNESCO Dünya Mirasları olan kültür varlıklarının gelecek nesillere aktarılabilmesi için koruma ve belgeleme çalışmalarında, disiplinlerarası iş birliğiyle müdahale kararlarının hızlı ve doğru alınması, miras yapısının geçmişten günümüze geçirdiği değişimlerin pratik yöntemlerle güncellenmesi, yapının hassas şekilde ölçülüp analiz edilmesi gerekmektedir. Belgeleme çalışmalarında teknoloji ile gelişen ve tercih edilen modern yöntemler, geleneksel belgeleme yöntemlerine alternatif oluşturmakta ve çalışmalara hız kazandırmakta fakat beklenen faydayı sağlayamamaktadır. Bina yaşam döngüsü boyunca fayda sağlayan Yapı Bilgi Modellemesi (YBM), inşası gerçekleşecek yapıya ait verileri tek bir platformda depolayabilen, disiplinlerarası iş birliğini kolaylaştıran, kesintisiz veri akışı sağlayabilen, otomatik revizyon kapasitesine sahip bir ekosistemdir. Yapı Bilgi Modellemesi'nin kültür varlıklarının koruma ve belgeleme çalışmalarına entegrasyonu Tarihi Yapı Bilgi Modellemesi (TYBM) olarak adlandırılmaktadır. TYBM sayesinde kültür varlıklarına ait eski ve güncel veriler tek bir platformda depolanarak veri kayıplarının önüne geçilmekte, yapılan hassas ölçümlerle kültür varlığının detaylı modeli üretilebilmekte ve YBM ekosisteminin sunduğu bütün potansiyeller UNESCO Dünya Mirası yapılarının belgelenme çalışmalarında kullanılabilmektedir. Çalışmada, geleceğin belgeleme yöntemi olması beklenen TYBM yöntemi, UNESCO Dünya Mirası ve Anadolu'nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Direkli ve Kirişli Camilerinden birisi olan Afyonkarahisar Ulu Camisi'nin modern belgeleme yöntemlerinden lazer tarama ile nokta bulutu verileri üretilip otomatik araçlarla tasarım elemanlarına göre sınıflandırılan kafes modeller YBM yazılımlarında akıllı nesne kütüphanelerine dönüştürülerek oluşan sanal modeli ile bütün diğer verileri tek bir dosyada birleştirilerek uygulanmaktadır. Çalışma, TYBM yönteminin ulusal ve uluslararası kültür varlıklarının belgeleme çalışmalarında kullanımını yaygınlaştırarak, koruma uzmanlarına bir kılavuz niteliği taşıyacaktır.
Kültürel ve doğal mirasların korunmasında bütüncül bir yaklaşım olarak hikâye rotaları: Büyükada örneği
Büyükada, kültürel ve doğal miras değerleri bakımından son derece zengin ve çok katmanlı bir kent dokusuna sahiptir. Tarihte yaşanan siyasi olaylar, göçler ve doğal afetler ile yönetim ve planlamadaki eksiklikler, bütüncül bir koruma yaklaşımının olmaması ve bilinçsiz kitlesel turizm; Büyükada'nın kozmopolit dokusunun bozulmasına, kentsel ve kültürel belleğin izlerini taşıyan somut ve somut olmayan değerlerin kaybolmasına veya kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. Bu bağlamda yerin ruhunu, kentsel ve kolektif hafızayı koruyacak, canlandıracak ve yaşatacak bütüncül bir koruma yaklaşımı Büyükada için kritik önem taşımaktadır. Araştırmada; 'kültür rotası' kavramı referans alınarak kurgulanan hikâye rotaları ile Büyükada'nın kültürel ve doğal değerlerini, yerin ruhunu, adanın ve adalının belleğini korumak, canlandırmak ve yaşatmak amaçlanmıştır. Büyükada'nın somut ve somut olmayan kültürel ve doğal mirasları, kentsel ve kolektif bellek üzerinden değerlendirilmiştir. Büyükada'daki mimari yapıların hikâye değeri taşıma durumları literatür eşliğinde araştırmaları yapılmış, sözlü çalışmalar ve saha çalışmaları ile analiz edilmiştir. Hikâye değeri taşıyan mimari yapılar hafıza mekânı olarak tanımlanmıştır. Hafıza mekânları; meydanlar, sokaklar, doğal miras alanları, kentsel ve kültürel bileşenler ve somut olmayan kültürel miraslar ile zenginleştirilmiş ve iki farklı hikâye rotası oluşturulmuştur. Kültürel hafızasının kaybolma tehlikesi olan tarihi kentlerde, önerilecek kültür rotalarının odak noktasında hikâyelerin ve o hikâyelerin somutlaştığı mekânların olması gerektiği fikri savunulmuştur. Önerilen hikâye rotalarının geliştirilmesi ve Büyükada'daki kent dokusunun iyileştirilmesi ve korunması için önerilerde bulunulmuştur.
Kentsel sitlerdeki sivil mimari miras için önleyici koruma yöntemi önerisi: Kentsel sit sivil mimari miras izleme tekniği (Kesit)
Kentsel sitlerde bulunan sivil mimari miras, sahip olduğu kültürel, estetik, tarihi değerlerinin yanı sıra mimari ve belge değerleriyle korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gereken yapılardan oluşmaktadır. Bu yapılar, doğası gereği yaratıldığı andan itibaren bozulmaya başlamakta ve uygulanan her müdahale ile mirasın özgünlük değeri biraz daha azalmaktadır. Son yıllarda koruma alanındaki uluslararası çalışmalara bakıldığında; miras yapıların özgünlüğünün ve bütünlüğünün korunabilmesi için miras yapıdaki hasar oluşumunu azaltarak yapıya olabildiğince minimum müdahale edilmesini sağlamak için müzecilik ve arkeoloji alanlarında kullanılan "önleyici koruma" yaklaşımının mimari miras alanına adapte edilmeye çalışıldığı görülmüştür. Hasarların oluşumunu engellemeye, önlemeye veya yavaşlatmaya çalışan önleyici koruma yöntemi; sürekli izleme, periyodik bakım ve planlama stratejileri üzerine kurulmuştur. İzleme sistemi ve onu destekleyen miras bilgi sisteminden oluşan bu yöntem, korumayı anlık müdahalelerden döngüsel bir sürece dönüştürmüştür. Koruma alanındaki bu paradigma değişiminin Türkiye'de uygulanabilmesi için çalışma kapsamında öncelikle Türkiye'deki mevcut koruma sürecinin işleyişi sorgulanmıştır. Yürürlükteki koruma mevzuatı incelenerek bu mevzuatın uygulamalara etkisi, Odunpazarı kentsel sit alanı ve koruma aktörleri ile yapılan anket çalışması ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirilerek koruma sürecindeki sorunlar ve ihtiyaçlar tespit edilmiştir. Bu tespitlere yönelik uluslararası ölçekte yapılan uygulamalar ve araştırmalar ile oluşturulan kılavuz ve standartlar incelenerek, Türkiye bağlamında miras bilgi sistemi ile desteklenen, uygulamaya yönelik Kentsel Sit İzleme Tekniği (KeSİT) önerisi hazırlanmıştır. Sürdürülebilirliğin öneminin artmasıyla birlikte bu yöntemin Türkiye'de kentsel sitlerde bulunan sivil mimari mirasın özgünlüğünün ve bütünlüğünün korunmasında etkili olacağı düşünülmektedir.
Bölgesel takip sistemi ile tarihi yapılarda erken müdahale kararlarının alınması
Tarihi yapılar, geçmişin yaşanmışlıklarına kanıt olarak günümüzde varlığını sürdürmektedir. Tarihi yapıların orijinalliklerini yitirmeden geleceğe bırakılması için korunumu önemlidir. Tarihi yapının takibe alınması, belirli periyodlar ile izlenmesi, tarihi yapıdaki bozulmaların tespit edilmesi, müdahale kararlarının alınması ,erken onarımların yapılması sırasıyla gerçekleştirilerek bölgesel takip sistemini oluşturmaktadır. Bölgesel takip sistemi ile tarihi yapılardaki kayıpların en aza indirilmesi tezin amacını oluşturmaktadır. Tez kapsamında, Konya Alaaddin tepesi merkez kabul edilerek 500m alan içerisinde kalan çeşitli işleve sahip tarihi yapıların, Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ve Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü arşivinden yapıların bozulma ve onarım kayıtlarına bakılarak analizleri yapılmıştır. Belirlenen 12 adet tarihi yapının yıllara göre bozulma ve onarım tabloları oluşturulmuş ve analizler sonucunda çıkarımlar yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında, 12 adet takibi yapılan kimi tarihi yapının arşiv verileri kaybolmuş, kimisinde bozulmalara karşı yapılan onarımlar tekrarlanmış, kimisinde ise kararlar alınmasına rağmen uzun yıllar boyu uygulanmamıştır. Bu yüzden tarihi yapıların bölgelere göre ayrılması, bölgelere ayrılan tarihi yapıların belirli periyodlar doğrultusunda izlenmesi ve görülen bozulma sonucunda erken müdahalelerin yapılması tarihi yapının kaybını azaltacaktır. Dünyada farklı isimde bu amaç için oluşturulan kuruluşların olduğu bilinmekle beraber Türkiye'de uygulanması için bu tez, kaynaklık edecektir. Bölgesel takip sisteminin oluşturulması ile tarihi yapılar tükenmeden, üzerinde bulunan izleri ile dönemin en büyük aktarıcısı olacaktır.
Şeriye sicilleri ışığında Gaziantep konut mimarisi (18. yüzyıldan 19. yüzyılın ilk yarısına)
Birçok devletin izlerini barındıran çok katmanlı yapısıyla Gaziantep'in Osmanlı dönemindeki durumunu kavramak, araştırılan döneme ait çeşitli kayıtların irdelenmesiyle mümkün olmaktadır. Osmanlı arşivcilik anlayışı neticesinde günümüze kadar varlığını koruyan belgelerin en önemlilerinden biri de Şeriye sicilleridir. Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nden günümüze ulaşmış ve bir dönemin en önemli belgeleri olan Şeriye sicilleri aracılığıyla o döneme ait kentin kurgusu, mimari özellikleri ve konut tipolojisi üzerinde değerlendirme çalışması yapma problemiyle ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, Osmanlı'nın değerli belgelerinden olan Şeriye sicillerinde bulunan mülk satış belgeleri üzerinden değerlendirme yapmak amaçlanmaktadır. Bu kapsamda örneklem olarak Gaziantep Şeriye sicilleri seçilmiştir. Araştırmanın kapsamını 1696-1831 yılları arasına ait Gaziantep Şeriye sicil transkripsiyonları oluşturmaktadır. Bu kapsamda değerlendirmeye alınan 24 sicil kaydı bulunmaktadır. Bu kayıtlar, menzil sahipleri, menzil bilgileri, mahalle, yol ve komşu ilişkileri, kat dağılımları, yapı şekillenişleri, menzil bileşenleri, satış ücretleri gibi pek çok başlık altında irdelenmiş, tüm bu veriler ışığında konut krokileri oluşturulmuştur. Çalışmanın değerlendirme bölümünde Gaziantep konutuna dair mekan bileşenleri ile bir tipoloji denemesi gerçekleştirilmiş, tartışma bölümünde konutun şekillenişinde kültürel etkileşimin yansımaları tartışılmıştır. Araştırmada incelenen belgelerin kaydedildikleri döneme bir ışık tutar nitelikte olan ve döneme genel bir bakış sergileyen bu çalışma, kente ve döneme ait pek çok konuda fikir oluşturması açısından kıymetlidir.
Tanzimat dönemi (1839-1909) Osmanlı hükümet konaklarında cephe tipolojisi incelemesi: Kastamonu vilayeti örneği
19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde hem devletin gücünü ve görünürlüğünü artırmak hem de modern devletleri takip ederek modern devlet olma adımları atabilmek için çeşitli reformlar yapılmıştır. Devletin taşradan merkeze varlığının görünürlüğü hükümet konakları aracılığıyla sağlanmıştır. Tanzimat Dönemi (1839-1909) yılları arasında inşa edilmiş Kastamonu Vilayeti Hükümet Konakları bu tezin konusudur. Avrupa'da ilk olarak Fransa'da ortaya çıkan ampir üslup, 19. Yüzyıl Osmanlı kamu yapılarının cephelerinde de yer edinmiştir. Özellikle Hükümet Konaklarında ampir üslubun ortaya çıkış amacına benzer olarak devlet temsili için cephe kurgusu kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı Tanzimat Dönemi Kastamonu Hükümet Konaklarının incelenerek devlet temsilinin cephe izlerinde bulunması, ampir üslup etkilerinin araştırılmasıdır. Tez kapsamında Amasra Hükümet Konağı, Cide Hükümet Konağı, Daday Hükümet Konağı, Safranbolu Hükümet Konağı, Göynük Hükümet Konağı, Taşköprü Hükümet Konağı, Çankırı Hükümet Konağı olmak üzere 8 adet hükümet konağı incelenmiştir. Ampir üslubun cephe etkilerini açıklayabilmek için ritim, hiyerarşi, simetri ve bütünlük mimari ilkeleri seçilerek giriş, çıkma, pencere ve süslemeler bu ilkeler üzerinden değerlendirilmiştir. Tez kapsamında belirlenen yöntemle değerlendirilmiş hükümet konakları cephelerinin ampir üslup özellikleri taşıdığı ve baskın olarak cephede pencere ve süsleme ritmi, alınlık vurgusu, merkez aks kurgusu ile simetrik yerleşim ve mimari öğelerde malzeme birliği ile bütünlük sağlandığı tespit edilmiştir. Bu vurguların hükümet konaklarını görünür kılarak devlet temsilini sağladığı söylenebilir.
Tarihi çevrede silüet yönetimi için bir model önerisi: Konuralp örneği
Tarihsel süreçte kentlerin özgün dokularını hiçe sayarak gerçekleşen yeni yapılaşmalar/müdahaleler, kentlerin tarihi silüetlerini bozarak görünürlük kayıpları gibi önemli sorunları ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda; özgün manzara değerlerinin korunması amacıyla Silüet Yönetimi için bir model oluşturmak amaçlanmıştır. Silüet Yönetiminde; görünürlük analizlerine odaklanılarak görünürlük kavramına bakış açısı, sadece insanların görsel olarak algıladığı bir alanın fiziksel boyutunu ifade etmekle kalmayıp insanlara görsel olarak bakış veren alanların dolaylı görünürlük boyutunu da ifade edecek şekilde tekrar ele alınmıştır. Silüet Yönetimi modelinin kapsamı; silüetin belirlenmesi, planlanması ve denetimi aşamalarının gerekliliği üzerinden kurgulanmış olup görünürlük araştırmalarında kullanılan farklı yöntem ve yaklaşımları (Görüş alanı analizi, Lynch'in okunaklılık yaklaşımı ve Mekân Dizimi yöntemi-aksiyel ve segment analizler, görünürlük grafiği ve izovist analizler-) bünyesinde birleştirerek görünürlüğü açıklamak üzere hem mekânsal yapıyı hem de hareket potansiyeli üzerinden çevresel algıyı ölçen metodolojik bir çerçeve üzerinden şekillenmiştir. Çalışmanın bulguları ile doğrudan ve dolaylı görünürlük analizlerinin bütünleşik kullanımının; silüetin belirlenmesinde, planlanmasında ve denetiminde, daha etkin politikalar üretilebilmesine niceliksel ve kanıta dayalı sonuçlar sağladığı ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma, tarihi silüetlerin yönetimi konusunun, analiz yöntemlerinin bağlı bulunduğu disiplin çerçevesinde ele alınma eğilimin dışına çıkma çabasıyla farklı yöntemlerden gelen katkıların holistik bir şekilde ele alınması ve koruma planlaması perspektifine, görünürlük temelli yeni bir bakış açısı kazandırmasıyla sonuçlanmıştır.
Amerikan Board'un Anadolu'daki mimari yapılaşmasına dair envanter çalışması
Amerikan Board kuruluşundan itibaren dünyada çok geniş bir alanda yayılım göstermiştir. 1820 yılından sonra Osmanlı'da da faaliyet gösteren bu örgüt, faaliyet alanlarına dahil ettiği yerlerde amaçlarına yönelik olarak başta eğitim ve sağlık olmak üzere pek çok kurum ve bu kurumlara bağlı yapılar inşa etmiştir. Misyon bölgelerindeki bazı istasyonlarda tekil yapılar bazı istasyonlarda ise bir yerleşke alanı içerisinde birden fazla yapıya rastlanmıştır. Çalışmanın amacı, Amerikan Board tarafından oluşturulan Anadolu'daki yerleşke alanlarının ve bu yerleşke alanlarında ya da haricinde eğitim, kültür ile sağlık işlevleri bağlamında tespit edilen yapıların bir envanterini ortaya koymaktır. Amaç doğrultusunda Anadolu sınırları içerisinde kalan Batı, Doğu ve Merkezi Türkiye Misyonundaki yerleşkeler, yine aynı misyon bölgelerinde belirlenen işlevler bağlamında yerleşkedeki ve yerleşke harici tespit edilen yapılar, çalışma kapsamında ele alınmıştır. Çalışma kapsamında yerleşke alanları; yerleşkeye dair tespit edilen farklı tarihli krokiler, bu krokilerdeki yapı sayısı, yerleşke-topoğrafya ilişkisi, yerleşkede yer alan işlevler analiz edilmiş, yerleşkelerin Protestan kiliseleri ve kent merkezleriyle konumsal ilişkisi ve kendi kendine yetebilme durumları incelenmiştir. Çalışma kapsamındaki yapılar ise; satın alma/inşa edilme tarihi, kent içindeki ve/veya yerleşke içindeki konumu, yapılarda tarihsel süreç içinde yaşanan değişimler, yapı ve boyut bilgisi, yapıların günümüze ulaşma durumu, ulaşan yapıların mevcuttaki işlev bilgileri tespit edilerek derlenmiştir. Yapılar misyon bölgeleri bazında ayrıştırılarak Anadolu'daki Amerikan Board tarafından oluşturulan yapıların genel bir değerlendirilmesi yapılmış ve Anadolu'daki bu yapıların Amerika'daki yapılarla ve yerel mimarideki yapılarla benzerlikleri ortaya konulmuştur.
Ahşap camilerde yangın risklerinin analizi, değerlendirilmesi ve öneriler: Sivrihisar ulu cami
Ülkemizde ve Dünya'da yangın felaketi, can ve mal kayıplarına yol açan ciddi bir afettir. Özellikle tarihi yapılar gibi kültürel mirasımız için birçok tehdit unsuru ve koruma sorunu varken bu tehditlerin başında yangın gelir. Yangın hem fiziksel çevreyi hem de kültürel kimliği yok etme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, tarihi yapıların yangına karşı korunması ve özgün yapılarına zarar vermeden önlemler alınması ve çözümler üretilmesi hayati önem taşır. Türkiye'de bu bilincin bir yansıması olarak, 2002 yılında "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik" çıkarılmış bu yönetmeliğe 2009 yılında "Tarihi Yapılar" bölümü eklenmiştir. Yangından korunma, yalnızca yetkili kurumların değil, tüm toplumun ortak sorumlulukla ve bilinçle kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması için çaba göstermesi gereken bir konudur. Bu bağlamda yapılan araştırmanın amacı, tarihi ahşap yapılarda yangın risklerinin belirlenmesi, analiz edilmesi, risklerin yönetilerek en aza indirgenmesi yoluyla, özellikle ahşap camilerde yangın güvenliğinin sağlanması ve kültürel mirasın korunmasıdır. Tezin kapsamını 2023 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınan Sivrihisar Ulu Cami oluşturmaktadır. Tezin asıl amacı, yapının mevcut durumunu ve yangın risklerini belirlemek ve bu bağlamda yapıda yangın öncesi, sırası ve sonrasında alınmış ve alınabilecek güvenlik önlemlerini ortaya koyarak, yangın riskini en aza indirmektir. Bu amaca ulaşmak için altı aşamalı bir yöntem izlenmiştir. Bu yöntem, tarihi ahşap yapıların yangın risklerini bir araştırma problemi olarak belirlemekle başlar. Ardından, Sivrihisar Ulu Cami'de mevcut durum ve alınan önlemlerin yeterliliği analiz edilerek, yasal düzenlemeler ışığında değerlendirmesi ve öneriler sunulması ile sonuçlanır. Bu araştırma ile Ulu Cami ve benzer yapılar için gelecekte oluşturulabilecek yangın risk yönetim planlarına altlık oluşturmak ve literatüre özgün bir katkı sunmakta hedeflenmektedir.
17. Yüzyıl'da Konya'da mahalle oluşumu ve mülk alanları
İnsanoğlunun yaşamından kesitler sunan olaylar toplumların çeşitli yönleri hakkında bilgi verdikleri için tarih boyunca açığa çıkartılmak istenmiştir. Bu bilgiler farklı arşiv belgelerinden ve tarihsel kaynaklardan elde edilmeye çalışılmaktadır. Söz konusu kaynaklardan biri olan şer'iye sicillerine bakarak bir kentin bilinmeyenlerini ortaya çıkartmak mümkündür. Çalışma kapsamında Osmanlı Devleti'nin Karaman Eyaleti'ne bağlı Konya sancağının sancak merkezi olan Konya şehri ele alınmıştır. Nitekim şuana kadar mimarlık disiplini dâhilinde kadı kayıtları ile yapılan çalışmalarda kentin şehir araştırmaları kapsamında ele alındığı görülmüştür. Araştırma boyunca kentteki mahallelerin; yeşil/boş alanlarının, konutların, dükkânların ve bunların nerede konumlandıklarının, komşuluk ilişkilerinin, ağaç-ürün varlığının, hizmet mekânlarının, etrafında yer alan vakıf mülklerinin, satış profillerinin; konutların kat sayıları ve çeşitlerinin, mekân özelliklerinin, tipolojilerinin; vakıf yapılarının; sokakların ve bu sokakların yerleşim düzeninin; mahalle biçimlenişinin analizlerle ortaya konulması ve elde edilen verilerin tartışılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda kentte yer alan mahalleler saptanmış; yeşil/boş alanlar, konutlar ve dükkânlar kapsamlı bir biçimde analiz edilmiştir. Konutların kat sayıları ve çeşitleri, mekân özellikleri belirlenmiş; konut tipolojileri ortaya konulmuş; vakıf konumlarına dair araştırmalar yapılmış; sokakların yerleşim düzeni oluşturulmuş; mahalle biçimlenişi ifade edilmiş ve elde edilen tüm veriler tartışılmıştır. Böylelikle 17. yüzyıl Konya mahalleleri ile mülk alanları, mahalleyi şekillendiren bütün unsurlarla beraber ele alınıp değerlendirilmiştir.