Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Erol
25 theses · Manisa Celal Bayar University, Afyon Kocatepe University
Katılım bankalarının pazar hâkimiyeti, sorunları ve talep yapısının analizi: Ege bölgesi örneği
Son 20-30 yıldır ülkeler arasındaki fiziki ve teknolojik sınırların kalkması, ülkelerin siyasi işbirlikleri ile birlikte ekonomik işbirliklerinin de artmasını beraberinde getirmiştir. Ekonominin temel aktörlerinden bankacılık sektörü de bu olumlu süreçten faydalanmış, dünyada ve Türkiye'de bankacılık sektörü hızla büyümüştür. Bu büyümenin sonuçlarından biri olan ve faize duyarlı Müslümanların ellerindeki fonları piyasaya kazandırmak amacıyla dünyada 1970'lerde ortaya çıkan, Türkiye'de ise 1980'li yıllarda şekillenmeye başlayan İslami bankacılık sisteminin rakamsal ve hacimsel boyutları günümüzde gittikçe büyümektedir. İslami bankacılık sistemi her ne kadar konvansiyonel bankacılık sisteminde olduğu gibi topladığı fonları kredi olarak kullandırıp kâr elde etme amacına dayansa da konvansiyonel bankalardan farklı bazı araçlar ve yöntemlerle çalışmaktadır. Çalışmanın amacı gittikçe büyüyen İslami bankacılık alanında katılım bankalarının sorunlarının, sektördeki pazar payının incelenmesi ve Türkiye'nin en önemli bölgelerinden biri olan Ege Bölgesi'ndeki katılım bankası müşterilerinin katılım bankalarına olan talep yapısının analizini gerçekleştirmektir. Çalışmanın bu alana yönelmesindeki en önemli etkenlerden biri, dünyada farklı ülkelerde katılım bankası müşterilerinin talep yapısının araştırılması ve analiz edilmesi noktasında farklı akademik çalışmalar gerçekleştirilmişken, ülkemizde bu alan üzerinde yeteri kadar makro bazda çalışmalar yapılmamış olmasıdır. Aynı zamanda Türkiye'de katılım bankalarının talep yapısının belirlenmesine yönelik yapısal eşitlik modellemesi çerçevesinde doğrulayıcı faktör analizi yardımıyla bir modelin oluşturulmaması da gerçekleştirdiğimiz doktora çalışmasına dayanak teşkil eden bir diğer temel faktördür. Dolayısıyla çalışmada "Katılım Bankaları Tercih Sebepleri" adıyla 4 boyut altında yer alan 21 madde aracılığıyla ölçülebilen yeni bir ölçek modeli doğrulanarak; bu konuda araştırmacılara, akademisyenlere ve genel olarak faizsiz bankacılığa yönelik yeni bir model kazandırılmış, aynı zamanda da pratiğe yönelik olarak katılım bankalarının da kendi müşteri ve ürün politikalarını belirlerken faydalanacakları yeni bir kaynak oluşturulmuştur. Çalışmada katılım bankalarının tercih edilmesinde etkili olan faktörler ulusal ve uluslararası literatür çerçevesinde incelenmiş, Ege Bölgesi'ndeki katılım bankası müşterileri üzerinde uygulanan ölçek sonucunda katılım bankaları talep nedenlerinin tespit edilmesi için istatistiksel programlarla yapısal eşitlik modeli çerçevesinde doğrulayıcı faktör analizi ile birlikte cronbach's alpha, t-test, varyans ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir.
Cari açık ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye ve Brezilya örneği (1980-2015)
Birbiriyle ilişkili olan, cari açık ve ekonomik büyüme kavramları, bir ülkenin ekonomik yapısı hakkında bilgi veren en önemli makroekonomik göstergeler arasında sayılır. Küreselleşme süreci ile beraber özellikle son yıllarda oluşan yüksek büyüme oranları, üretimde ara mallarına olan ihtiyacı arttırarak, bunların ithalat yolu karşılanmasına böylece, cari işlemler hesabında açık oluşmasına neden olmaktadır. Artan cari açıklar ise, ülke riskini çoğaltarak büyüme sürecini negatif etkilemekte, krizlerin çıkabileceğini işaret etmekte, ayrıca yerli ve yabancı yatırımcıların, gelecekle ilgili kısa ve uzun vadeli planlarını etkilemektedir. Çalışmanın amacı, cari açık ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi Türkiye ve Brezilya için araştırmaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; ödemeler bilançosu, cari açık ve ekonomik büyüme kavramları ile ilgili teorik bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde; Türkiye ve Brezilya ekonomisinde cari açık ve ekonomik büyümenin 1980-2015 dönemindeki gelişimi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise; Türkiye ve Brezilya ekonomisinde cari açık ve ekonomik büyümenin ekonometrik analizi yapılmıştır. Uygulamada, 1980-2015 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak, hem Türkiye hem de Brezilya ekonomisi için; ekonomik büyüme, cari açık, döviz kuru ve enerji ithalatı değişkenleri arasındaki ilişkiler incelenmiş ve iki ülkenin sonuçları karşılaştırılmıştır. Bu değişkenlere uygulanan Johansen Eştümleşme Testi sonucunda, değişkenlerin eştümleşik oldukları bulunmuştur. Değişkenler arasında nedensellik ilişkisini belirleyebilmek için, Granger Nedensellik Testi uygulanmış ve çalışmanın sonucunda, değişkenler birbiriyle ilişkili çıkmış ayrıca, ekonomik büyüme ile cari açık arasında, hem Türkiye hem de Brezilya için çift yönlü ilişki bulunmuştur. Yapılan VAR Analizi de çıkan bu sonucu desteklemiştir. Çalışmanın literatüre katkısı; cari açık, ekonomik büyüme, döviz kuru ve enerji ithalatı değişkenlerinin birbiriyle olan ilişkilerini hem Türkiye hem de Brezilya için, ayrı ayrı analiz etmesi ve ülkeleri karşılaştırması açısından, ilk çalışma olmasıdır.
Dijital dönüşümün ekonomik büyümeye etkisi: Türkiye örneği
Bilim ve yeniliğin, büyüme ve ekonomik gelişmenin ana etkenleri olduğu bilinmektedir. İktisadi kalkınma ve refah seviyesini artırmada rol oynayan ana etkenlerin başında ise dijital ve mobil ekosistemler gelmektedir. Bu çalışma öncelikle ekonomik kalkınmanın tarihsel yapısını incelemenin yanısıra, ana bilgi ve iletişim teknolojileri(ICT) değişkenlerinden olan dijital gelişim ve bilgi toplumu süreçlerine odaklanmaktadır. Sonrasında odağını "Ekonomik Karmaşıklığın Atlası", "Ekonomik Giriftlik Yapı Göstergesi (ECI)" gibi daha güncel, sistematik ve karmaşık yaklaşımlara daraltmakta ve temel bilgi ve iletişim teknolojileri(ICT) değişkenlerinin, 2000 – 2014 yılları arasında, Türkiye'deki makroekonomik gelişim göstergeleri üzerindeki etkilerini kontrol etmektedir. Sonuç olarak, bu tez gelişmiş ekonomilerin yurt genelinde yaptıkları bilgi ve iletişim teknolojileri(ICT) altyapısı yatırımlarının etkileri ve bunun sektörel ekosistemler aracılığıyla ülkenin altyapısını değerlendirebilme yeteneğine katkısı hakkında analizler üretmektedir.
Türkiye'nin dış borç analizi (1980-2006) ve gelişmekte olan ülkeler açısından değerlendirilmesi
Dış borç olgusunun bir ekonomi üzerinde istikrar bozucu veya istikrar pekiştirici etki yaratıp yaratmadığı literatürde hep tartışma konusu olmuştur. Bir ülkedeki İç tasarruf oranlarının yetersiz ve artan nüfus artış hızının yüksek oluşu ilave finansman ihtiyacım hep gündemde tutmuştur. îlave finansman ihtiyacı ekonomideki yatırımların hızlanmasını sağlayacak, üretim artışıyla birlikte işsizlik sorununun çözümü kolaylaştıracak ve toplumun refah düzeyi de artacaktır. Bu ilave finansman ihtiyacı da genelde dış borçlanma yoluyla sağlanmaktadır. Teorik bazda temeli sağlam olan literatürdeki kısır döngünün dış borç alarak kırılması tezi, uygulamada tam ters yönde gelişen etkiler doğurmuştur. Türkiye de dahil tüm gelişmekte olan ülkelerde alman borçlar verimli alanlara yönlendirilememiş ve ekonomide artı değer yaratılamamıştır. Türkiye'de dış borç sorununu giderek büyüyen boyutlarda yaşanmaktadır. Son yıllarda dış borç rasyolarının yüksek değerler alması, Türkiye'nin yüksek borçlu ülkeler kategorisinde yer almasına neden olmuştur. Dış borçlann ana para ve faiz ödemelerinin yüksek değerler taşıması, uygulanması gereken ekonomi politikalarım da zorlamaktadır. Dış borç ve faiz ödemelerindeki zorlanma para ve maliye politikalarını etkilemekte, piyasalarda olumsuz etkilerin oluşmasına yol açmaktadır.
Uluslararası sermaye akımlarının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri
Gelişmekte olan ülkelerde yetersiz olan yurtiçi tasarruf oranları istenilen büyüme oranlarına ulaşılmasının önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu engeli aşmak için bu ülkeler yabancı yatırımları ülkelerine çekmek istemektedirler. Türkiye'de benzer bir yol izleyerek yabancı sermaye yatırımlarının yetersiz yurtiçi tasarruflara eklenerek yatırımları ve buna bağlı olarak da büyüme oranlarını hızlandıracağı umulmaktadır. Bu amaçla Türkiye, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek için yabancı yatırımlar üzerindeki engelleri kaldırmakta ve teşvikler vermektedir. Fakat bugüne kadar olan tecrübeler, bu sürecin istenildiği ölçüde istikrarlı bir büyüme yaratmadığını göstermektedir.Çalışmamızın birinci bölümünde, doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve portfolyo yatırımları açıklanacaktır. Çalışmamızın ikinci bölümünde de, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye açısından uluslararası sermaye akımları değerlendirilecektir.Çalışmamızın son bölümünde ise, ülkemize gelen yabancı sermayenin ülke ekonomisi üzerindeki etkileri incelenecek ve yabancı sermayenin ülkemize giriş ve çıkışlarında ekonomi üzerinde yarattığı etkiler değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu bölümün sonunda ise, yabancı sermayeyi ülkemize çekmek istememizin altında yatan tasarruf-yatırım-büyüme ilişkisinin beklenen ölçüde büyüme oranları üzerinde etkisi olup olmadığı ekonometrik analiz yöntemiyle araştırılacaktır.
Ülkelerin ihracat performanslarının belirlenmesinde açıklanmış karşılaştırmalı üstünlüklerinin kullanılması: Yükselen ekonomiler örneği
Karşılaştırmalı üstünlüklerin ölçümü amacıyla Liesner (1958) tarafından ortaya atılan, Balassa (1965) tarafından işlevsel hale getirilen ?açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük (RCA) katsayıları?, ülkenin belli bir sektör ihracatının toplam ihracatına oranının, aynı sektörün dünyadaki ihracatının dünya toplam ihracatına oranı şeklinde hesaplanmaktadır.Balassa İndeksi şeklinde de ifade edilebilen RCA katsayıları; ülkenin bir sektördeki yurtiçi uzmanlaşmasını, dünyanın uzmanlaşmasıyla karşılaştırır. Katsayının 1'den büyük olması; söz konusu sektörde ülkenin açıklanmış karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğunu ve uzmanlaştığını, 1'den küçük olması ise, açıklanmış karşılaştırmalı dezavantaja sahip olduğunu ve uzmanlaşmadığını gösterir.Çalışmada, 1993-2005 yılları arasında Türkiye'nin ve diğer yükselen ekonomilerin karşılaştırmalı üstünlüklerinin belirlenmesi amacıyla SITC Rev 3, 4 haneli bazda açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük katsayıları hesaplanmış; ülkelerin hem dünya çapında, hem de birbirlerine karşı üstünlük ve dezavantajları ortaya koyulmuştur. Söz konusu üstünlük ve dezavantaj durumu, SITC teknoloji sınıflandırmasına göre de ortaya koyulmuştur.Çalışmada ayrıca, Türkiye' nin yükselen ekonomiler ile ihracat benzerlik indeksi hesaplanarak Türkiye ile dünya piyasalarında nispi olarak benzer ürünleri ihraç eden ülkeler tespit edilmiştir.Türkiye'nin ihracatındaki karşılaştırmalı üstünlükler sadece emek donanımıyla değil, sermaye donanımıyla da gerçekleşmektedir. Bununla birlikte, ihracatın dünya ihracatı içindeki payının artmasında en yüksek etkiyi sermaye yoğun mallar sağlamaktadır. Araştırma bazlı malların ihracatında karşılaştırmalı dezavantaj durumu söz konusu ise de, RCA katsayıları son yıllarda artmakta ve Türkiye'nin ihracatının dünya ihracatındaki payının artmasında etkili olmaktadır.1993 yılından 2005'e gelindiğinde; Türkiye'nin meyve ve sebze, hazır giyim ve tekstil iplikleri, kumaşlar grubu ihracatının toplam ihracat içindeki payı azalmasına rağmen, dünya ülkeleri karşısındaki avantajlı durumu genel olarak devam etmektedir.
Türkiye ekonomisinde bankacılık sektörünün verimlilik sorunları ve çözüm önerileri
Bir ekonominin merkezini oluşturan bankalar, temelde fon fazlası olanlardan fon açığı olanlar arasında aracılık görevini yerine getiren en önemli finansal kurumlardır. Bu nedenle bankacılık sektöründe karşılaşılabilecek bir sorun, ekonominin tümünü olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu açıdan bakıldığında, geçmişte önemli krizler atlatmış olan bankacılık sektörünün hem genel olarak, hem de banka bazında etkinliğinin ve verimliliğinin ölçülmesinin finansal sistemin sağlıklı olup olmadığının anlaşılması bakımından önemli olduğu tartışmasızdır. Son yıllarda bir yandan artan rekabet koşulları ve diğer yandan yabancı bankaların yoğun bir şekilde sektöre girişleri nedeniyle verimlilik ve etkinlik araştırmaları da daha fazla gündeme gelmeye başlamıştır.Bu çalışmada; Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların karşılaştığı sorunların yanı sıra bankaların verimlilikleri ve etkinlikleri incelenerek etkinlik dereceleri ve verimsizliklerinin kaynakları üzerinde durulmuştur.2001-2008 yılları arasında ülkemizdeki ticari bankaların verimliliklerinin incelenmesi sonucunda, genel olarak kamusal sermayeli ve büyük ölçekli bankaların diğer bankalara göre teknik etkinlik açısından daha verimli oldukları, ölçek büyüdükçe banka etkinliğinin arttığı ortaya konulmuştur. Bu durumda küçük ölçekli bankaların ölçek sorunu ile karşı karşıya kaldıkları anlaşılmaktadır.Bankaların verimliliklerinde meydana gelen değişimi ve bu değişimin kaynaklarını araştırmak amacıyla uygulanan Malmquist toplam faktör verimliliği endeksi analizi, banka verimliliklerinin özellikle 2005 yılından sonra attığını ve bunda da teknolojik gelişmenin belirleyici olduğunu göstermektedir.Çalışmada ayrıca birden çok bağımlı ve birden çok bağımsız değişken arasındaki ilişkinin yapısını ortaya koymak amacıyla kanonik korelasyon analizi de yapılmıştır.
Gümrük Birliği'nin, ihracata yönelik sanayileşme stratejisi açısından Türkiye'nin ekonomik kalkınmasına etkisi
Gümrük birlikleri (ekonomik entegrasyonlar) ile ilgili temel çalışmalar 1950'lerde yayınlandı. Buna ek olarak, 1950'lerin ortalarına gelindiğinde sanayileşme gelişme ile aynı anlama sahipti. Gümrük Birliği Üyeliği ve bunu takip eden sanayileşme stratejisi sadece dış ticareti değil aynı zamanda ekonomik gelişmeyi de etkilemektedir.1957 yılında Roma Anlaşması'na imza atarak altı Avrupa Devletinin (Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya) katılımıyla kurulmuş olan Avrupa Ekonomik Birliği halen gümrük birliğini oluşturmuş olan dünyadaki en büyük ekonomik bütünleşmedir.Türkiye ve AB arasında gümrük birliği temelli bir ilişki inşa etmiş olan Ankara Anlaşması 1963 yılında, Türk ekonomisini iyileştirmek ve Türkiye'de yaşayan insanların yaşam standartlarını yükseltmek üzere imzalandı.1970'lerin sonuna gelindiğinde ise Ankara Anlaşması'nın şartları ve açık ekonominin (serbest ticaret) bir zorunluluk haline gelmesi, ekonomik istikrarını sağlamak için Türkiye'yi sanayileşme stratejisini değiştirmeye zorladı. Bunun üzerine 1980 yılında İhracata Yönelik Sanayileşme uygulamaya konuldu.İhracata Yönelik Sanayileşme uygulaması sırasında Türkiye ihracatı sürdürmesi için gerekli olan üretim patlamasına ulaşamadı. Türk ekonomisinin üretim yapısı ithal ikamesi sanayileşme stratejisi üzerine kurulu idi. Üretim alanında teknoloji, araştırma, kalkınma ve teknik eğitim açısından eksikler mevcuttu. Bütün bu engellere rağmen, İhracata Yönelik Sanayileşmenin sonucunda ihracatımız 2.9 milyar dolardan (1980) 18 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde ayrıca sektörel dağılımda da önemli yapısal değişiklikler yaşandı. Ülke ekonomisinde ihracatın önemini gösteren ihracat - gayrisafi milli hasıla oranı 1980 yılında yüzde 5 iken, 1994'e gelindiğinde yüzde 14'lere yükseldi.Gümrük Birliği, Türkiye ve AB arasında 31.12.1995 tarihinden itibaren uygulamaya konuldu. Bu birlik endüstriyel ürünleri ihtiva etmektedir. Gümrük Birliği ile Türk sanayisi dış rekabet ile yüzleşmektedir. Gümrük Birliği, yatırım ve üretim yapımızın yönünü dış pazarlara çevirmeye zorlayacaktır. Kaliteyi yükseltmek ve maliyetleri düşürmek için araştırma, geliştirme ve teknik eğitime önem vermemiz gerekmektedir. İhracat miktarlarımızdaki artış, ekonomimizin dünya ekonomisi ile uyumlu hale geldiğinin bir işaretidir.Bu araştırmada kullanılan temel yöntem özellikle Dış Ticaret ve Gayrisafi Milli Hasıla ile ilgili çeşitli göstergelerin neden sonuç ilişkisi içinde kullanılması ve yorumlanmasını temel almaktadır. Ayrıca yapılan yorumlar, istatistiksel analiz yöntemi ile de kanıtlanmaya çalışılmıştır.
Dış ticarette rekabetçilik: Türkiye ekonomisinin Avrupa Birliği ülkeleri karşısındaki rekabet gücü
Mutlak üstünlükler ve karşılaştırmalı üstünlükler teorilerinin günümüze uyarlanmış şekli B.BALASSA tarafından geliştirilen açıklanmış karşılaştırmalı üstünlüklerdir. Ülkelerarası rekabetin ölçülmesinde kullanılan en önemli endeks açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler endeksidir. Bu endeksin hesaplanmasında ülkelerarası ihracat ve ithalat değerleri kullanılmaktadır. Çıkan sonuç söz konusu ülkenin diğer ülkeye göre rekabetçi avantajı veya dezavantajı olduğunu belirtir.Çalışmada Türkiye ve Avrupa Birliği'nin ilk 12 üye ülkesinin birbirleri arasındaki rekabetçi yapıları incelenecek ve özellikle ara malı ve sermaye malı kalemlerinde Türkiye'nin nispeten rekabetçi dezavantaja sahip olduğu sınanacaktır. Bunun yanı sıra Türkiye'nin ihracatta dışa bağımlılığı sorunu uygulama bölümünde rekabet endekslerine dayalı olarak ele alınacak ve rekabetçi açıdan avantaja sahip olunsa bile Türkiye'nin ara ve sermaye malı ithalatına devam edeceği konusu araştırılacaktır.
Türkiye'nin dış borçlarının analizi ve ekonomik büyüme üzerine etkileri
Özellikle ikinci dünya savaşı sonrasında oluşan savaş ve savaş öncesi yıllara kıyasla daha güvenli ve istikrarlı ortamda az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler hızlı kalkınma arayışlarına başlamışlardır. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortak sorunlarından biri olan iç kaynakların yetersizliği bu çabaları engelleyen bir neden olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ülkeler bu sorunu aşmak için dış kaynaklardan yararlanma yoluna gitmiştir. Dış kaynaklar yolu ile ülkelerin yetersiz iç kaynak sorununu çözmeleri ve kalkınma hedeflerine ulaşmaları amaçlanmıştır. Ancak elde edilen bu ek kaynakların etkin şekilde kullanılarak yatırımlara ve yatırımlar yolu ile de ekonomik kalkınmaya yönlendirilememesi ve ilerleyen dönemlerde dış borç yükünün aşırı artması ülkelerden dışarıya bir kaynak akımının oluşmasına sebep olmuştur. Bu negatif gelişme de yatırımları dolayısı ile ekonomik büyümeyi engelleyici olumsuz etkiler yaratmıştır. Türkiye de gelişmekte olan bir ülke olarak dış kaynaklardan yararlanma yoluna gitmiştir. Çalışmada Osmanlı'dan günümüze kadar Türkiye ekonomisinde dış borçların gelişimi analiz edilmiştir. 1980-2010 dönemleri arasında da dış borçların ekonomik büyüme üzerindeki etkileri araştırılmıştır.Çalışmada Türkiye'de özellikle 1980-2010 yıllarında dış borçların toplam yatırımlar üzerinde olumsuz bir etki yarattığı ve toplam yatırımlar üzerindeki bu olumsuz etkinin büyümeyi engellediği sonucuna varılmıştır.
Hidrotermal yöntemle metakrilat bazlı polimer nanokompozitlerin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada metakrilat bazlı yeni bir sentetik polimer olan poli(2-(3,5-dikloroanilino)-2-oksoetil 2-metilprop-2-enoat) (PDCOEMA) sentezlendi ve karakterize edildi. PDCOEMA'nın kitosan (CS) ile karışımı hidrotermal yöntemle hazırlandı ve DSC tekniği bunun oluşumunu doğruladı. PDCOEMA'nın CS'nin termal stabilitesini ve cam geçiş sıcaklığını (Tg) arttırdığı gözlendi. PDCOEMA-CS karışımının Tg değeri en yüksek ZnO NP katkı oranıyla yaklaşık 7 oC artırıldı. Yeşilsentezle üretilen ZnO NP'lerin farklı ağırlık oranlarında hidrotermal yöntemle PDCOEMA-CS karışımına eklenmesiyle PDCOEMA-CS/ZnO nanokompozitleri hazırlandı. TGA ile belirlenen nanokompozitlerin termal kararlılıklarının CS'ye göre önemli ölçüde arttığı gözlenmiştir. CS'nin başlangıç bozunma sıcaklığı 270 oC iken DCOEMA ile harmanlandıktan sonra bu değer 293 oC'ye, %7 ZnO NP ilavesi ile ise 317 oC'ye çıkmıştır. PDCOEMA, CS, PDCOEMA-CS karışımı ve nanokompozitlerin antimikrobiyal, antikanser, sitotoksik, antioksidan ve yara iyileştirici özellikleri de belirlendi. Elde edilen sonuçlar CS'ye göre PDCOEMA-CS ve nanokompozitlerin oksidan ve antimikrobiyal etkinliğinin arttığını göstermektedir. Ayrıca PDCOEMA-CS kompozitinin yara iyileştirici etkisi ve etkinliği olduğu belirlendi. Sonuçlar, üretilen malzemelerin CS bazlı yeni ürün geliştirilmesine katkı sunabileceğini göstermektedir.
Polivinil alkol bazlı yeni nanokompozitlerin hazırlanması ve özelliklerinin belirlenmesi
Polimerlerin harmanlanması, yeni ve/veya secici olarak geliştirilmiş özelliklere sahip yeni polimerik malzemelerin geliştirilmesi acısından birçok avantaj sunar. Bir polimer karışımının nihai özellikleri, doğru bileşenleri seçerek, bileşenlerin bileşimini ve faz morfolojisini değiştirerek hassas bir şekilde ayarlanabilir. Bu nedenle, literatürde, birçok araştırmacı, belirli uygulamalar için belirli bir özelliğe sahip yeni polimerik karışımların geliştirilmesi, belirli bir polimer karışımının nihai özellikleri, değişen bileşim ile optimize edilmesi, harman bileşenlerinin bir uyumlaştırıcı veya diğer kimyasal tekniklerle uyumlu hale getirilmesi ve belirli uygulamalar için belirli faz morfolojileri literatürde geniş çapta araştırılmıştır. Bu tez çalışmasında bir biyopolimer olan polivinil alkol (PVA)'nın sentetik bir polimerle blendi hidrotermal yöntemle hazırlanacaktır. Elde edilen blende biyosentezlenmiş metal/metal oksit partikülleri farklı ağırlık oranlarında katılarak yeni nanokomozitlere dönüştürülecektir. Nanokompozitlerin antimikrobiyal, antioksidant ve sitotoksisite gibi biyolojik ve termal özellikleri incelenerek PVA bazlı kompozitlerin alternatif kullanım alanları araştırılacaktır.
Kitosan bazlı yeni bionanokompozitlerin hazırlanması ve biyolojik özelliklerinin belirlenmesi
Bu tezde, biyolojik uyumluluğu ve antimikrobiyal etkinliği ile bilinen kitosan (CS), yeni sentezlenen bir biyopolimer olan POTFAMA ve biyosentezlenmiş çinko oksit nanoparçacıkları (ZnONP) bir araya getirilerek çeşitli biyonanokompozitler hazırlanmıştır. Hidrotermal yöntemle sentezlenen bu nanomalzemeler, yapısal, morfolojik ve biyolojik özellikleri bakımından detaylı şekilde analiz edilmiştir. ZnO nanoparçacıkları, %3, %5 ve %7 oranlarında POTFAMA–CS matrisine entegre edilerek antimikrobiyal ve antioksidan aktiviteleri, sitotoksik etkileri ve yara iyileştirici potansiyelleri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, POTFAMA–CS yapısının özellikle Candida albicans üzerinde güçlü antifungal etki gösterdiğini ve DPPH radikali giderme kapasitesini arttığını ortaya koymuştur. İn vitro yara modelinde, POTFAMA (%17,51) ve POTFAMA–CS (%15,51) örneklerinin saf CS'ye (%13,61) göre daha yüksek yara kapanma oranları sağladığı gözlenmiştir. Özellikle %3 ZnO içeren kompozit, biyolojik performans açısından oldukça etkili bulunmuştur. Bu sonuçlar, CS–POTFAMA–ZnO esaslı nanokompozitlerin çevre dostu yapıları ve biyolojik aktiviteleri sayesinde yara iyileştirme ve biyomedikal kaplama gibi alanlarda umut vadeden malzemeler olduğunu göstermektedir.
Synthesis and investigation of copolymerization behaviour of new methacrylate copolymers having nitro substitüed aryl ketones
In this thesis; firstly, 2-(4-nitrofenil)-2-oksomethyl-2-methylprop-2-enoat(NFM) monomer was synthesized from the nucleofilic reaction of 2-bromo-4-nitroacetophenon with sodiummethacrylate in acetonitrile solution at 70-80 0C and characterized. Afterwards homopolymer of NFM was synthesized in 1,4-diooxone solvent by using azobisisobutyronitrile(AIBN) as an initiator at 65 0C and under nitrogen atmosphere in the flask glass. Copolymers of NFM with glycidylmethacrylate(GMA) were prepared in 1,4-dioxane solution by using AIBN as an initiator at 65 0C. Monomer, homopolymer and copolymer structures were characterized by using IR, 1H-NMR ve 13C-NMR spectroscopic techniques. Copolymer counpositions were determined by elementel analysis. The thermal behaviours of homopolymers and copolymers were investigated by using thermogravimetric analysis(TGA). The glass transition temparatures(Tg) of the synthesized polymers were determined by differential scanning calorimetry(DSC).
Klor sübstitüe arilamit ve keton yan gruplu bir metakrilat polimerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmanın ilk basamağında 4-Amino-3,5-Dikloro Asetofenon, sodyum metakrilat varlığında, asetonitril çözücüsünde, 70-80 ˚C' de etkileştirilerek yer değiştirme tepkimeleri yardımıyla 2-[(4-asetil-2,6-diklorofenil)amino]-2-oksoetil-2-metil-prop-2-enoat (KFAOMA) monomeri sentezlendi ve karakterize edildi. Daha sonra KFAOMA monomerinin homopolimeri, cam ampul içerisinde, azot atmosferi altında, benzoilperoksit (BPO) başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65 ˚C sıcaklıkta sentezlendi. Glisidilmetakriklat (GMA) ve KFAOMA monomerlerinin BPO başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsü varlığında 65 ˚C sıcaklıkta kopolimerleri sentezlendi. Monomerin, homopolimerin ve kopolimerlerin yapıları, IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Kopolimerdeki monomer bileşimi 1H-NMR analiz ile belirlendi. Homopolimer ve kopolimerlerin termal davranışları, termogravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) yöntemleri kullanılarak belirlendi.
Flor ve arilamit yan gruplu bir metakrilat polimerinin sentezi ve kopoli-merizasyonu
Bu çalışmanın ilk basamağında 2-kloro-N-(2,4,6-triflorofenil) asetamid, sodyum metakrilat varlığında, asetonitril çözücüsünde, 70-80 0C' de etkileştirilerek yer değiştirme tepkimeleri yardımıyla 2-okso-2-[(2,4,6-triflorofenil) amino] etil 2-metilprop-2-etonat (TFOMMA) monomeri sentezlendi ve karakterize edildi. Daha sonra TFOMMA monomerinin homopolimeri, cam ampul içerisinde, azot atmosferi altında, azobisizobütironitril (AIBN) başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65 0C sıcaklıkta sentezlendi. Glisidilmetakriklat (GMA) TFOMMA monomerlerinin AIBN başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsü varlığında 65 0C sıcaklıkta kopolimerleri sentezlendi. Monomerin, homopolimerin ve kopolimerlerin yapıları, IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Kopolimerdeki monomer bileşimi 1H-NMR analiz ile belirlendi. Homopolimer ve kopolimerlerin termal davranışları, termogravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) yöntemleri kullanılarak belirlendi. ra doldurulacaktır
Yan dalda ester taşıyan bir metakrilat polimerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmanın ilk basamağında metil-4-hidroksi benzoat bileşiği, kloroasetil klorür ile potasyum karbonat varlığında CH3CN çözücüsünde, 70-80°C'de etkileştirilerek Metil 4-(2-kloroasetoksi) benzoat elde edildi. Daha sonra bu bileşik sodyum metakrilat ile asetonitril çözücüsünde 80°C'de etkileştirilerek yer değiştirme tepkimeleri yardımıyla Metil-4-{[(metakriloiloksi)asetil]oksi}benzoat (MMOAB) monomeri sentezlendi ve karakterize edildi. Daha sonra MMOAB monomerinin homopolimeri, cam ampul içerisinde, azot atmosferi altında, azobisizobütironitril (AIBN) başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65°C sıcaklıkta sentezlendi. Glisidil metakriklat (GMA) ve MMOAB monomerleri, AIBN başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsü varlığında 65°C sıcaklıkta kopolimerleri sentezlendi. Monomerin, homopolimerin ve kopolimerlerin yapıları, IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Kopolimerdeki monomer bileşimi 1H-NMR analiz ile belirlendi. Homopolimer ve kopolimerlerin termal davranışları, termogravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) yöntemleri kullanılarak belirlendi.
Piperonil grubu ihtiva eden yeni bir metakrilat monomerinin sentezi , karakterizasyonu ve kopolimerizasyonu
Bu çalışmanın ilk basamağında 1,3-benzodioksol-5-metanamin, bileşiği kloroasetil klorür ile, diklorometan çözücüsünde, oda sıcaklığında etkileştirilerek yerdeğiştirme tepkimeleri yardımıyla ara ürün elde edildi. Daha sonra elde edilen ara ürüne sodyum metakrilat ile asetonitril çözücüsünde 70-80ºC de etkileştirilerek yer değiştirme tepkimeleri yardımıyla monomer sentezlendi ve karakterize edildi. Daha sonra MBAOM monomerinin homopolimeri, cam ampul içerisinde, azot atmosferi altında, azobisizobütironitril (AIBN) başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65ºC sıcaklıkta sentezlendi. Glisidil metakriklat (GMA) ve 2-[(metoksi-1,3-benzodioksol-5-il) metanamin]-metakrilat (MBAOM) monomerlerinin AIBN başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsü varlığında 65ºC sıcaklıkta kopolimerleri sentezlendi. Monomerin, homopolimerin ve kopolimerlerin yapıları, IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Kopolimerdeki monomer bileşimi 1H-NMR analiz ile belirlendi. Homopolimer ve kopolimerlerin termal davranışları, termogravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) yöntemleri kullanılarak belirlendi.
Yan dalda flor içeren metakrilat polimerlerinin hidrotermal yöntemle nanokompozitlerinin hazırlanması
Bu tez çalışmasında, yeni sentezlenen bir metakrilat polimeri (PFAEMA) ve bir biyopolimer olan sodyum karboksilmetil selüloz karışımı hidrotermal yöntemle hazırlanmıştır. Hypericum perforatum ekstraktından farklı ağırlık oranlarında (%3, %5 ve %7) biyosentezlenmiş gümüş nanopartikülleri (Ag NP) hidrotermal yöntemle PFAEMA-NaCMC karışımına eklenerek üç yeni PFAEMA-NaCMC/Ag biyonanokompoziti üretilmiştir. PFAEMA monomeri ve homopolimeri FTIR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri ile karakterize edilmiştir. Nanokompozitlerin yüzey morfolojileri XRD, SEM ve EDX analizleri ile belirlenmiştir. Termogravimetrik analiz (TGA) ile hazırlanan malzemelerin termal özellikleri incelenmiştir. Sentezelenen malzemelerin camsı geçiş sıcaklıkları (Tg) diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) cihazı ile belirlenmiştir. PFAEMA-NaCMC, Ag NP'lerin ve nanokompozitlerin E. coli, S. Aureus ve K. pneumoniae bakterileri ve C. albicans mayasına karşı antimikrobiyal etkisi araştırılmıştır. Ayrıca PFAEMA-NaCMC/Ag nanokompozitlerin toplam antioksidan ve oksidan kapasitelerinin Ag NP dozuna bağlı artışı belirlenmiştir.
Yan dalda naftalin halkası içeren yeni metakrilat ve stiren türevlerinin sentezi ve kopolimerizasyonu
Bu çalışmanın ilk basamağında, 6-brom-2-naftolün, 4-vinil benzil klorür ile potasyum karbonat varlığında, asetonitril çözücüsünde, 60 oC'de yerdeğiştirme tepkimeleri yardımıyla 6-bromo-2-naftil-4-vinil benzil eter bileşiği, metil metakrilat ile potasyum karbonat varlığında, asetonitril çözücüsünde, 0 oC'de yerdeğiştirme tepkimeleri yardımıyla 6-bromo-2-naftil metakrilat bileşiği sentezlendi. İkinci basamakta NMA ve NST homopolimerleri, cam ampullerde, azot atmosferi altında, azobisizobütironitril(AIBN) başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65 oC sıcaklıkta sentezlendi. NST ve NMA monomerlerinin AIBN başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65 oC sıcaklıkta kopolimerleri sentezlendi. Monomerlerin, homopolimerlerin ve kopolimerlerin yapıları, IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Kopolimerdeki monomer bileşimi 1H NMR analizi ile belirlendi. Homopolimer ve kopolimerlerin termal davranışları, termogravimetrik analiz(TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetre(DSC) yöntemleri kullanılarak belirlendi. Kopolimersazyondaki monomerlerin reaktiflik oranları Kelen-Tüdos(K-T) ve Fineman-Ross(F-R) metotları kullanılarak hesaplandı.2012, X + 58 sayfaAnahtar Kelimeler: 6-bromo-2-naftil-4-vinil benzil eter (NST), 6-bromo-2-naftil metakrilat (NMA), Monomer reaktivite oranları, Termal kararlılık; Yumuşama sıcaklığı
Yan dalda tiyofen içeren metakrilat ve stiren bazlı monomerlerin sentezi ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında önce 2-Tiyenilmetil kloroasetat (TMK) bileşiği sentezlendi ve sodyum metakrilat ile tepkimesiyle 2-okso-2-(2-tiyenilmetoksi)etil-2-metakrilat(OTEM) monomeri sentezlendi ve karakterize edildi. Bu monomerle 2-tiyenilmetil-4-vinilbenzil eter(VBMT) monomerinin 1,4 dioksan çözücüsünde AIBN başlatıcısı ile 60±1 0C sıcaklıkta kopolimerizasyonu gerçekleştirildi. Kopolimerler IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri ile karakterize edildi. Elementelanaliz ile kopolimerdeki OTEM ve VBMT bileşimi belirlendi. Monomer reaktivite oranları, Kelen-Tüdos (K-T) ve Fineman Ross (F-R) metodları kullanılarak hesaplandı. Kopolimerlerin termal davranışları, diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ve termogravimetrik analiz (TGA) ile incelendi.
Yan dalda keton içeren yeni stiren türevlerinin sentezi ve polimerizasyonu
Bu çalışmada 4-hidroksiaseteofenon bileşiği potasyum karbonat varlığında asetonitril çözücüsünde ve 70 oC'de 4 vinil benzil klorür ile etkileştirilerek 1-{4-[(4-ethenylbenzyl)oxy]phenyl}ethanone (EBOPE) monomeri sentezlendi. Daha sonra EBOPE monomerinin oksim ve sülfonilhidrazon türevleri sentezlendi. Bu monomerler AIBN başlatıcısıyla 1,4-dioksan çözücüsü içinde 65oC'de radikalik çözelti polimerizasyonu ile polimerleştirildi.. Monomer ve homopolimerin yapıları IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Poli(EBOPE) ile oksim ve sülfonil hidrazon türevlerinin polimerlerinin termal davranışları termogravimetrik analiz (TGA) yöntemi, yumuşama sıcaklıkları ise diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) kullanılarak belirlendi.
Tersiyer amin grubu içeren metakrilat monomer ve polimerlerin sentezi ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında öncelikle iki yeni metakrilat monomeri elde edilmiştir. Bunlardan birincisi 2-{[4-(dimetillamino)fenill]amino}-2-oxoetil-2 metakrilat (DMPAMA) monomeri ikincisi ise 1-[4-(prop-2-in-1-iloxy)fenil]etanone-O metakrilokisime metakrilat(POEMO) dır. Daha sonra her iki monomer cam ampullerde, azot atmosferi altında azobisizobütironitril(AIBN) başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65 oC sıcaklıkta polimerleştirildi. . DMPAMA monomerinin AIBN başlatıcısı ile 1,4-dioksan çözücüsünde 65 oC sıcaklıkta POEMO monomeri ile kopolimerleri sentezlendi. Monomerlerin, homopolimerin ve kopolimerin yapıları, IR, 1H-NMR ve 13C-NMR teknikleri kullanılarak karakterize edildi. Kopolimerdeki monomer bileşimi elementel analiz ile belirlendi. Kopolimersazyondaki monomerlerin reaktiflik oranları Kelen-Tüdos(K-T) ve Fineman-Ross(F-R) metotları kullanılarak hesaplandı.
Synthesis of a new styrenic monomer with fluorine atom side chain and its copolymerization with N,N-dimethylaminoethly metacrylate
Bu tez çalışmasında öncelikle yan zincirde pentaflorofenol sübstitüe benzen halkası içeren benzilik eter türündeki yeni bir stiren monomeri olan 1-[(4-etilbenzil)oksi]-2,3,4,5,6-pentaflorobenzen (EBOPFB) sentezlendi. Daha sonra elde edilen monomer(EBOPFB) ile N,N-(dimetilaminoetil)metakrilat (DMAEMA) 1,4-dioksan çözücüsü eklenerek 650C de 2,2-azobisizobütironitril (AIBN) başlatıcısı eklenerek radikalik çözelti polimerizasyonu yoluyla polimerleştirildi ve kopolimerleri elde edildi. Monomer ve homopolimerin karakterizasyonu FTIR, 1H-NMR ve 13C-NMR gibi spektroskopik yöntemlerle yapıldı. Daha sonra kopolimerizasyona ait monomer reaktivite oranları da Finemann-Ross ve Kelen-Tudos yöntemleriyle belirlendi.