Theses supervised by Prof. Dr. İlyas Şıklar

20 theses · Anadolu University, Kütahya Dumlupınar University

Master'sOpen AccessEN

Foreign direct investment and macroeconomic stability: The Turkish case

This study investigates the relationship between foreign direct investment (FDI) and macroeconomic stability for Turkey. To represent the macroeconomic stability, two main variables are examined. The first of these is inflation rate that represents the economic stability in real sector and the second one is real exchange rate representing the stability in the financial sector. In addition to these variables; market size, openess to trade and financial development variables are used as control-transmission variables. Used data are mothly and include the term from 2003 January to 2015 April. Emprical methods used in the study are unit root tests, cointegration analyses, VECM model and Granger causalitytest. Obtained emprical results show that fluctuations in inflation and real exchange rate have a negative and permanent effect on FDI which means that instabilities occured in real and financial markets negatively affect the inward FDI. Therefore, Turkey which has enough potential to attract FDI, has to provide stabilitiy in its macroeconomic indicators to attract more amount of FDI.

Foreign direct investmentsEconomic stabilityMacro stability+6
Merve Altın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal krizler ve erken uyarı sistemleri: Türkiye uygulaması (1988-2012)

Bu çalışmanın amacı, finansal krizlerin öncü göstergeler ile önceden tahmin edilebilirliğinin analiz edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle finansal krizlere dair finansal kriz kavramı, nedenleri ve türleri detaylarıyla ele alınmış, finansal krizlere öncü olabilecek göstergeler incelenmiştir. Finansal krizleri önceden tahmin etmeye yardımcı olan erken uyarı sistemlerinde kullanılan yöntemler açıklanmıştır. Çalışma 1988-2012 dönemini kapsamaktadır. Kriz tahmininde kullanılacak olan göstergeler sinyal alma yöntemi ile incelenmiştir. Sinyal dağılımı açısından anlamlı olan göstergeler bir araya getirilerek etkin çalışan bir bileşik gösterge modeli oluşturulmuştur. Elde edilen bu bileşik öncü gösterge modelinde anlamlı göstergeler; reel döviz kuru, uluslar arası rezervler, M2 para çarpanı, yurtiçi kredi hacmi, reel faiz oranı ve kredi faiz oranı/mevduat faiz oranı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda çalışmada ortaya çıkan sonuçta, modelin krizi öngörme gücü bir erken uyarı özelliği gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Finansal Krizler, Erken Uyarı Sistemleri, Öncü Göstergeler, Sinyal Yaklaşımı

Erken uyarı sistemleriFinansal krizÖncü göstergeler
Fulya Seyrek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim açığının tahmini ve para politikalarında kullanımı: Türkiye 2002-2014

Gerçekleşen çıktının potansiyel çıktıdan farkını ifade eden üretim açığı kavramı, enflasyonist baskının ölçülmesi açısından önem arz etmektedir. Merkez Bankasının temel hedefi fiyat istikrarının sağlanması olduğundan, üretim açığının asgari hata payı ile tahmin edilmesi, uygulanacak para politikasının etkinliği açısından kritiktir. Çalışmamızda üretim açığı hesaplanmıştır. Bu doğrultuda yapılan hesaplamalar 4 farklı yöntem ile Türkiye özelinde 2002-2014 dönemi için gerçekleştirilmiştir. Bu hesaplamalardan ikisi istatistiksel tekniklerden Doğrusal Trend Modeli ve Hodrick-Presscot (HP) Filtresi iken diğer ikisi yapısal yöntemlerden Çok Değişkenli Yapısal Model ve Yapısal Otoregresyon (SVAR) modeli olarak seçilmiştir. Hesaplamaların sonucunda enflasyonu en iyi açıklayan üretim açığının, SVAR modeli ile tahmin edilen üretim açığı tahmini olduğu sonucuna varılmıştır. HP filtreleme tekniği ise SVAR modelini izleyen en iyi ikinci teknik olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimler: Üretim Açığı, Çıktı Açığı, Potansiyel GSYİH, HP Filtresi, SVAR Modeli, Doğrusal Trend Modeli, Çok Değişkenli Yapısal Model

EnflasyonGayri safi yurtiçi hasılaPara politikaları+1
Suzan Şahin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de optimal para politikası ve makro ihtiyati politikalar

2008 Küresel Finansal Krizi finansal istikrar ve makroekonomik istikrar üzerinde önemli sorunlar ortaya çıkarmıştır. Geleneksel para politikalarının tek başına bu sorunların üstesinden gelememesi alternatif politika araçlarının kullanılmasını beraberinde getirmiştir. Bu çerçevede kriz sonrası makro ihtiyati politikaların kullanılması makroekonomi politikaları açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Makroekonomi politikalarındaki böylesi bir dönüşümden yola çıkarak bu çalışma kriz sonrasında birçok ülkede sıklıkla kullanılan makro ihtiyati politikaların Türkiye'de finansal ve makroekonomik istikrarı sağlamadaki etkinliğini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda bir makro ihtiyati politika aracını içerecek şekilde tasarlanan Yeni Keynesyen DSGD modeli Türkiye ekonomisi için Bayesian yöntemler kullanılarak tahmin edilmektedir. Çalışmada kullanılan yedi adet değişkene ait çeyrek dönemlik veriler 2003 ve 2015 yılları arasını kapsamaktadır. Çalışmanın genel bulguları makro ihtiyati politikaların özellikle finansal dalgalanmaları azaltmada etkili olduğu yönündedir. Diğer önemli bir sonuç ise para politikasının kredi genişlemesine tepki vermesi ve beraberinde makro ihtiyati politikaların kullanılması birçok ekonomik koşul altında makroekonomik istikrarı artırmakta ve dolayısıyla refah artışı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler : Finansal İstikrar, Makro İhtiyati Politikalar, DSGD Modelleri,Optimal Politika Kuralları

Dinamik stokastik genel denge modeliFinansal istikrarMakro ihtiyati politikalar+1
Taner Sekmen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Makro ihtiyati politikalar ve finansal istikrar: Türkiye deneyimi

Bu çalışmada vektör hata düzeltme modeli (VECM) kullanılarak Türkiye'de finansal istikrar ve makro ihtiyati politikalar arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve makro ihtiyati politikaların finansal istikrar üzerindeki etkinliği araştırılmıştır. Tahminler 2010- 2017 yılları arasında aylık frekanstaki verilerin kullanılması ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla öncelikle finansal sistemin sağlık durumunu ifade eden bileşik bir finansal istikrar göstergesi (FSI) oluşturulmuş, daha sonra da tahmin modeli geliştirilmiştir. FSI değerlerinin hesaplanmasında bankacılık sektörü aktif karlılık oranı, bir yıl vadeli tüketici kredisi faiz oranı, bankacılık sektörü yurt içi kredi hacmi ve sepet kur göstergeleri kullanılarak bir ağırlık vektörü elde edilmiştir. Makro ihtiyati politika göstergesi olarak bankacılık sektörü kredi yoğunlaşması, bankalararası para piyasası net pozisyonu, kaldıraç oranı, sermaye tamponları, zorunlu rezervler ve yabancı para borç sınırları kullanılmıştır. Elde edilen VECM modeli sonuçlarına göre kredi yoğunlaşması ve sermaye tamponunu temsil eden oranlar finansal istikrara olumlu katkı sağlamaktadır. Kaldıraç oranı ve para piyasası net pozisyonunu temsil eden değişkenler ise finansal istikrarı olumsuz etkilemektedir. Çalışma sonucunda makro ihtiyati politika kullanımının finansal istikrara pozitif katkı sağladığı sonucuna varılmıştır ve para politikası makro ihtiyati politika araçlarıyla desteklenmelidir. Anahtar Sözcükler: Makro İhtiyati Politika, Finansal İstikrar, VECM Modeli.

Ekonomi politikalarıFinansal istikrarMakro ihtiyati politikalar+4
Ayşegül Akça
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Parasal aktarım mekanizması içerisinde varlık fiyatları kanalının işleyişi:Türkiye uygulaması

Bu çalışmanın ana amacı parasal aktarım mekanizması içerisinde varlık fiyatları kanalının Türkiye'de teori ile eş değer ilerleyip ilerlemediğini incelemektedir. Çalışmanın ikinci kısmında parasal aktarım mekanizması kanalları incelenmiştir. Mekanizmayı daha iyi incelemek amacıyla faiz kanalı, varlık fiyatları kanalı, döviz kuru kanalı, kredi kanalı ve beklentiler kanalı açıklanmıştır. Çalışmanın asıl amacını oluşturan varlık fiyatları kanalı üçüncü kısımda açıklanmıştır. Dördüncü kısımda ise varlık fiyatları kanalının Türkiye'deki tarihsel gelişimi ve Türkiye verileri aracılığı ile gerçekleştirilen ekonometrik analiz yer almaktadır. Bu anlamda 2002: Ocak – 2016: Ekim dönemine ilişkin Türkiye verilerini kullanarak tahmin edilen modelde Johensan eş bütünleşme testi ve Vektör Hata Düzeltme Modeli kullanılmıştır. Para arzı, faiz oranı, hisse senedi fiyatları, yatırım hacmi ve üretim hacmi gibi değişkenler kullanılarak bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu anlamda etki-tepki fonksiyonlarından elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de modelin teori ile eş değer bir şekilde işlediği gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Parasal Aktarım Mekanizması Kanalları, Varlık Fiyatları Kanalı, Vektör Hata Düzeltme Modeli

EşbütünleşmeJohansen yöntemiPara politikaları+3
Gözde Işkın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Verimlilik artışları ve büyümeye etkileri: Toplam faktör verimliliğiyle Türkiye analizi (1972-2007)

Bu çalışmada; verimlilik kavramına kısaca değinilmiş, devamında TFV kavramı üzerine odaklanılmıştır. TFV kavramının arkaplanında bulunan, sermaye stokunda içerilmiş teknoloji etkileri ile daha çok emek faktörüyle bütünleşmiş beşeri sermaye etkilerine (eğitim, ar-ge, yaparak öğrenme ve uzmanlaşma) değinilmiştir. Daha sonra bir ekonomi için genel olarak büyüme ile verimlilik artışları arasındaki bağlantılar ortaya konulmuştur. Uygulama bölümünde ise Neo-Klasik yaklaşım temel alınarak Türkiye için TFV hesaplanmasına dönük aritmetik ve ekonometrik bir hesaplama yöntemi oluşturulmuştur. Bu kapsamda Türkiye geneli ve ana sektörleri için TFV artışları ve büyüme arasındaki ilişkiler grafik, tablo, korelasyon analizi ve zaman serileri analizi ile değerlendirilmiştir. Son olarak genel büyümeyi etkileyen TFV etkilerinin hangi ana sektörde daha çok oluştuğu araştırılmıştır.

BüyümeBüyüme kaynaklarıBüyüme modelleri+6
Ahmet Ünlü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiyatlara döviz kuru geçiş etkisi: Türkiye örneği

Bretton Woods sisteminin çökmesinin ardından dalgalı döviz kuru sisteminin uygulanmaya başlaması, döviz kurundan fiyatlara geçiş etkisinin hem teorik hem de ampirik literatürde önemli bir araştırma konusu haline gelmesini sağlamıştır. Bu çalışmada, döviz kuru geçiş etkisinin Türkiye'nin yurtiçi, ihracat ve ithalat fiyatları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla, literatürde öne çıkan modellerden hareketle döviz kuru olarak euro ve doları ayrı ayrı kullanarak analizler yapılmıştır. Analizlerde yer alan değişkenler için 1989:08-2010:11 dönemini kapsayan aylık veriler kullanılmıştır. Ayrıca analizlerde alt dönem ayrımlarına da yer verilmiştir. Serilerin durağanlık analizi için ADF ve PP testleri, seriler arasındaki eş bütünleşik vektör ilişkisinin varlığını belirlemek için ise Johansen eş bütünleşme testi kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda; yurtiçi fiyatlara döviz kuru geçiş etkisinin dalgalı döviz kuruna geçilen 2001:03 döneminden sonra azaldığı, bu dönemde euronun dolara oranla daha yüksek bir etkiye sahip olduğu, uzun dönemde ithalatta geçiş etkisinin düşük olduğu ve ihracatta dolardaki geçiş etkisinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kısa dönem analizlerinde beklenen etkilerin tersi sonuçlarla karşılaşılmıştır. Bu durum döviz kurunda meydana gelen değişmenin fiyatlara geçmesinde yaşanan şokların firmalar tarafından kalıcı veya geçici olmasına bakıldığı ve kısa dönemde etkinin geçmesini bekledikleri için fiyat ayarlaması yapmadıkları şeklinde yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Geçiş Etkisi, VAR Analizi, Etki Tepki Analizi, Vektör Hata Düzeltme Mekanizması.

Döviz kuruFiyatGeçiş etkisi+1
Hüseyin Önder
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Parasal aktarım mekanizması ve Türkiye ekonomisi için banka kredi kanalının etkinliği üzerine bir inceleme: Teori ve uygulama

Yakın geçmişte yaşanan küresel kriz finansal sistemin özellikle de bankacılık sisteminin ekonomik dalgalanmaların önemli bir belirleyicisi olduğunu göstermiştir. Finansal aracı kuruluşların özellikle de bankacılık sektörünün aracılık işlevini etkin bir şekilde yerine getirememesi reel sektörün fonlara erişim imkanlarını kısıtlamış ve finansal krizin reel piyasalara da yansımasına yol açmıştır. Söz konusu gelişmelere yönelik olarak merkez bankaları toplam talebi ve kredi arzını desteklemeye yönelik para politikaları ile reel ekonomiyi canlandırmaya çalışmıştırlar. Bütün bu gelişmeler para politikası uygulamaları, bankacılık sistemi ve reel ekonomi arasındaki ilişkinin ve para politikasının aktarımında kredi kanallarının rolünün önemini ortaya koymuştur.Banka kredi kanalı ve bilanço kanalı olmak üzere iki alt başlıkta incelenen kredi kanalı para politikasının reel ekonomiye aktarımında banka kredilerinin önemine vurgu yapmaktadır. Buna göre özellikle özel sektörün finansman kaynağı olarak ağırlıklı şekilde banka kredilerini kullandığı ekonomilerde bankaların kredi arzını ve/veya hane halkı ve firmaların krediye ulaşabilme kabiliyetlerini etkilemeye yönelik olarak uygulanan para politikaları, yatırım ve tüketim kararları üzerinde etkili olmakta ve reel ekonominin yönünü belirlemektedir.Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinde para politikası uygulamaları ile banka kredileri ve reel sektör arasındaki ilişki hem teorik hem de ampirik açıdan araştırılmıştır. Teorik incelemede banka kredi kanalının işleyişi için gerekli koşullar çerçevesinde Türkiye ekonomisin 1995:1 - 2009:12 dönemine ait makro veriler yorumlanmış ve ardından aynı dönem için etkin bir banka kredi kanalının varlığı VECM yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Çalışmadan edilen bulgular ışığında Türkiye'de etkin bir banka kredi kanalının olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar kelimeler: Parasal Aktarım Mekanizması, Kredi Kanalı, Banka Kredi Kanalı, Bilanço Kanalı, Asimetrik Enformasyon.

Asimetrik enformasyonBanka kredi kanalıBanka kredileri+10
Emine Variçli
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel krizin (2008-09) Türkiye'de istihdam ve ücretler üzerine etkileri

Bu çalışmada, 2008 yılında ABD finans piyasasında başlayarak 2009 yılında küresel bir nitelik kazanan ve genel olarak Türkiye?de reel sektör üzerinde etkili olan krizin, işgücü-istihdam yapı ve bileşenleri ile çalışanların reel ücretleri üzerindeki etkileri araştırılmaktadır. Türkiye gibi, döviz biçiminde sermaye ve üretim için nitelikli ithal girdiye bağımlı, cari açık ve dış borç göstergeleri açısından son derece duyarlı bir ülkenin, ekonomik yapı-ilişkiler üzerinde dünya ölçeğinde etkili olan 2008-09 krizinden etkilenmediği düşünülemez. Bu yapısal özelliklerden dolayı Türkiye?de, krizin esas etkisi üretim sektörü üzerinde ortaya çıkmış; emek piyasaları üzerindeki olumsuz etki ise çok daha şiddetli olmuştur. Bu çalışmada, üretimde gerileme ile birlikte artan istihdam kayıpları, yaygınlaşan işsizlik ve düşen reel ücretlerle birlikte Türkiye?de geniş toplumsal kesimler üzerinde etkili olan küresel krizin, i) tüm istihdam, ii) ücretli emek ve iii) reel ücretler üzerindeki etkileri araştırılmakta, bu etkilerin işgücü-istihdamı oluşturan kesimler ve sektörler arasında nasıl farklılaştığı, çeşitli boyutlarıyla ortaya konulmaktadır. Çalışmanın sonucundan, krizin Türkiye?de işgücü-istihdam yapı ve kompozisyonunda önemli değişimleri beraberinde getirdiği ya da kriz öncesinde başlayan kimi eğilimleri şiddetlendirdiği görülmektedir. Krizle birlikte, işsizlikte ortaya çıkan yüksek artışın, krizin esas etkilerine maruz kalan ücretli emek kompozisyonunda önemli bir yeniden yapılandırmayı mümkün kıldığını ve Türkiye emek piyasasının bu noktada oldukça esnek bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Krizin, reel ücretler üzerindeki etkilerinin araştırılması ise, tüm sektörlerde, ücretli emek kesiminin reel ücret değişimi üzerinde, krizin etkisinin negatif olduğunu ve bu etkinin istatistiki olarak anlamlı olduğunu göstermektedir.

Ekonomik etkiEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+6
Rana Gürbüz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Keynesyen modelde optimum para politikası: Türkiye için dinamik stokastik genel denge modeli tahmini

Son yıllarda Dinamik stokastik genel denge modelleri para politikası analizlerinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bununla birlikte merkez bankaları da kendi DSGD modellerini geliştirmektedirler. DSGD modellerinin en önemli avantajı mikrotemellere dayalı olarak oluşturuldukları için veri ile uyum sağlamalarıdır. Bu çalışmada dışa açık küçük ekonomi DSGD modeli Türkiye için tahmin edilmektedir. Öncelikle Yeni Keynesyen modelin ayrıntılı bir şekilde elde edilişi sunulmaktadır. Model nominal ve reel katılıklar, eksik rekabet ve tüketicinin fayda fonksiyonunda alışkanlık oluşturma özelliklerine sahiptir. Daha sonra Yeni Keynesyen makroekonomik çerçeve kapsamında optimum para politikası ele alınmaktadır. Model 2002:Q1 - 2012:Q4 dönemi için Bayesci yöntem kullanılarak tahmin edilmektedir. Bu yöntemde önsel ve olabilirlik fonksiyonu yapısal parametrelerin sonsal dağılımlarını elde etmek için birlikte kullanılmaktadır. Parametrelerin olabilirlik fonksiyonları modelin logaritmik-doğrusal yaklaşımının Kalman filtresi kullanılarak ölçülmektedir. Sonsal dağılımları yakınlaştırmak için Metropolis-Hastings algoritması kullanılmaktadır. Sonuçlar parasal otoritenin enflasyona güçlü bir şekilde tepki verirken çıktı açığına zayıf tepki verdiğini göstermektedir.

Dinamik stokastik genel denge modeliEkonometrik tahminMakroekonomik modeller+4
Bilgin Bari
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kredi döngüleri, finansal istikrar ve makro ihtiyati politikalar arasındaki etkileşim

2008 küresel finansal krizi öncesinde var olan düşük faiz oranları aşırı kredi kullanımını beraberinde getirmiş ve gittikçe düşen kredi standartları ile izlenemeyen krediler bankaları kredi riskine maruz bırakmıştır. Bu durum bankacılık sektöründeki sistemik riskleri artırarak finansal krizle sonuçlanmıştır. Krizin ardından fiyat istikrarına odaklanmanın finansal istikrarı sağlamaya yetmediği anlaşılmış ve merkez bankaları politika değişikliğine giderek finansal istikrarı da politika amacı olarak kabul etmiştir. Kredi döngüleri ve sistemik riskler karşısında finansal istikrarın bozulabilme riskini engellemek ve finansal istikrarın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla ise makro ihtiyati politika araçları kullanılmaktadır. Bu çalışmada doğrusal projeksiyonlar yöntemi kullanılarak Türkiye'de kredi döngüleri, finansal istikrar ve makro ihtiyati politikalar arasındaki etkileşim 2008:01-2023:12 yılları arasındaki aylık frekanstaki verilerle araştırılmıştır. Bu doğrultuda öncelikle Türkiye'deki finansal sistemin özelliklerini ve farklı bileşenlerini göz önünde bulunduran finansal istikrar göstergesi (FSI) oluşturulmuş, daha sonra çeşitli filtreleme yöntemleri kullanılarak kredi döngüsü (CYCLE) elde edilmiştir. Ardından değişkenler arasındaki ilişkinin fonksiyonel formu, yönü ve aktarma mekanizması tam olarak bilinmediği durumlarda son dönemlerde tercih edilmeye başlanan doğrusal projeksiyonlar yöntemi ile analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, sermaye tamponları, kredi yoğunlaşması, finansal kaldıraç, zorunlu rezerv oranı ve para piyasası pozisyonunda oluşacak pozitif bir şok finansal istikrarı ve kredi döngüsü beklendiği gibi etkilerken, döviz pozisyon riskinde oluşacak pozitif bir şok kredi döngüsünü etkilememektedir.

Ayşegül Özkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal istikrar ile bankacılık sistemi arasındaki ilişki: Türkiye için analiz

Finansal sistem, bir takım kurallar ve düzenlemler altında her türlü alım satım işleminin gerçekleş- tiği piyasaların tümünü kapsamaktadır. Finansal sistemin gelişmiş olması ülke ekonomileri açısından oldukça önemlidir. Finansal sistemde meydana gelen şok dalgaları neticesinde reel ekonomide ciddi bozulmalar meydana gelebilmektedir. Risklerin önceden tespit edilmesi ve müdehale edilmesi finansal istikrarın sağlanması açısından oldukça önemli hale gelmiştir. Finansal sistemi oluşturan en büyük unsur ise bankacılık sistemidir. Bankalar uygulanan para politikası doğrultusunda, parasal aktarım mekanizmaları açısından hayati öneme sahiptir. Bankacılık sisteminin maruz kalabileceği risklerin önceden gözlemlenebilmesi bankacılık performansı açısından oldukça önemlidir.Bankacılık sisteminin performansının iyi olması, fonların verimli kullanılması sonucu yatırımlar kanalıyla GSYİH ve finansal istikrar üzerinde pozitif etki göstermektedir. Bu çalışmada, Türkiye için finansal istikrar göstergesi ile bankacılık performans göstergesi arasındaki nedensellik ilişkisi 2006-2023 yılları arasındaki dönem için Granger nedensellik testi aracılığıyla incelenmiştir. Analizin bulgularına göre, nedenselliğin yönünün bankacılık performans göstergesinden, finansal istikrara doğru olduğu tespit edilmiştir. Yani bankacılık performans göstergesinde meydana gelecek pozitif şoklar, finansal istikrar göstergelerinde pozitif etki yaratmaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular çalışmanın ana hipotezini desteklemiş, finansal istikrar açısından en önemli içsel değişkenin bankacılık performans göstergesi olduğu sonucuna varılmıştır.

Berkan Sekban
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Reel döviz kurunda yanlış dengelenme ve finansal istikrar: Türkiye'de sermaye hareketlerinin rolü

Küreselleşmenin sonucu olarak dış ticaretin gelişmesi, döviz kurunu ekonomilerin dış piyasalardaki rekabet gücünü yansıtan en önemli göstergelerden biri haline getirmiştir. Son yıllarda, döviz kurundaki değerlendirmelerin sadece fiili döviz kuruna göre değil, döviz kurunun denge düzeyi ile uyumsuzluğunun da ölçülerek değerlendirilmesi gerekliliğini savunan yaygın bir görüş vardır. Reel döviz kurunun aşırı değerlenmesi söz konusu ülkenin uluslararası piyasalarda rekabet gücünü zayıflatabilmektedir ve dış ticaret dengesini olumsuz etkileyebilmektedir. Döviz kurundaki yanlış dengelenme olarak bilinen fiili döviz kurunun denge değerinden sapmasının kalıcı bir hal alması ekonomiler için ciddi sorunlara yol açabilmekte, finansal istikrarı ve sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyerek finansal krizlere neden olabilmektedir. Finansal sistemin çeşitli risklere ve şoklara karşı dayanıklılığını ifade eden finansal istikrar, ülke ekonomileri ve toplumsal refah açısından son derece önemli bir kavramdır. Finansal serbestleşmeyle birlikte, gelişmekte olan ülkelere yönelik kısa vadeli sermaye hareketleri hızlı bir artış göstermiştir. Yüksek getiri arayışı ile hareket eden ve faiz-kur değişimlerine karşı oldukça hassas olan kısa vadeli sermaye hareketlerinin bir ülkeye ani giriş ve çıkışlar yapması, döviz kurlarında aşırı dalgalanmalara neden olmanın yanında özellikle finansal sistemin sağlam olmadığı ülkelerde finansal sistem üzerinde belirsizlikler ve dalgalanmalar yaratarak finansal krizlere zemin hazırlayabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisi için döviz kurundaki yanlış dengelenme, finansal istikrar ve kısa vadeli sermaye hareketleri arasındaki dinamik ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın amacı çerçevesinde, Türkiye için 2006:01 – 2024:05 dönemini kapsayan öncelikle finansal istikrar kavramının geniş kapsamlı tanımını içerecek şekilde finansal gelişme göstergesi, finansal kırılganlık göstergesi, finansal sağlamlık göstergesi ve dünya ekonomik gidişat göstergesi olarak dört alt göstergeden oluşan bir makro-finansal istikrar göstergesi oluşturulmuştur. Her birinin beş bileşenden oluştuğu alt göstergelerin hesaplanmasında eşit ağırlıklandırma yöntemi kullanılmıştır. Makro-finansal istikrar göstergesinin oluşturulmasında kullanılan alt göstergelerin ağırlıkları ise ampirik olarak belirlenmiştir. Çalışmanın bir diğer ayağını oluşturan reel döviz kurundaki yanlış dengelenme yüzdesinin ölçülebilmesi için denge döviz kuru faiz paritesi modeli, Balassa – Samuelson modeli, davranışsal denge döviz kuru (BEER) modeli ve pür istatistik model olmak üzere dört farklı model yardımı ile hesaplanmıştır. Bu bağlamda, söz konusu değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için dört farklı model çerçevesinde ölçülen her bir döviz kurundaki yanlış dengelenme yüzdesi için dört farklı model kurulmuştur ve ölçülen bu yanlış dengelenme yüzdeleri ile oluşturulan makro-finansal istikrar göstergesi ve kısa vadeli sermaye hareketleri arasındaki ilişki VAR modeli aracılığı ile araştırılmıştır. Tahmin sonuçları, kısa vadeli sermaye hareketleri karşısında pür istatistik model hariç diğer modeller için döviz kurundaki yanlış dengelenmenin istatistiki ve teorik olarak beklentilere uygun tepkiler verdiğini göstermektedir. Kısa vadeli sermaye girişindeki bir standart sapmalık pozitif bir şok reel döviz kurunda yanlış dengelenmeye ve reel kurun aşırı değerlenmesine yol açmaktadır. Bu çalışmadan elde edilen nihai sonuca göre, kısa vadeli sermaye hareketleri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan döviz kurundaki aşırı değerlenme uluslararası rekabet gücü, cari işlemler dengesi ve finansal istikrar üzerindeki etkileri nedeniyle Türkiye'de mutlaka göz önüne alınması gereken bir olgudur.

Merve Ünlüoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de risk alma kanalı ve para politikasının etkinliği

Küresel Finansal Kriz, finansal piyasalardaki başarısızlıkların yalnızca az gelişmiş ekonomilerde değil, aynı zamanda gelişmiş ekonomilerde de önemli sorunlar yaratabileceğini göstermiştir. ABD'de varlık fiyatlarında oluşan balon ve aşırı kredi genişlemesi sonucu başlayan kriz, tüm dünya ekonomilerinde finansal istikrarın bozulmasına neden olmuştur. Yaşanan bu krizin sebeplerinden biri olarak uzun süre düşük düzeyde seyreden faiz oranları gösterilmiş, yaşanan likidite bolluğunun bankaların risk alma iştahını arttırdığı savunulmuştur. Risk alma kanalı, genişlemeci para politikasının bankaların risk algısını etkilediğini ve bankaları portföylerinde daha fazla risk almaya yönlendirdiğini ifade etmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de 2003 – 2021 dönemi için para politikasında risk alma kanalının varlığı ve gücü incelenmektedir. Bu amaçla, dışa kapalı ve devletin yer almadığı Yeni Keynesyen temellere dayanan bir dinamik stokastik denge modeli geliştirilmiştir. Bu süreçte temsili hanehalkı, firma, banka ve merkez bankasının kısıtlı maksimizasyon koşulları altındaki davranışları çerçevesinde fon akımlarının modellenmiştir. Bu modelin tam rekabet koşulları altında denge çözümlemesi yapılarak elde edilen banka risk alma göstergelerinin para politikası değişiklikleri karşısındaki teorik tepkileri incelenmiştir. Denge çözümü gerçekleştirilen model Bayesyen VAR yöntemi ile tahmin edilerek söz konusu risk alma göstergelerinin teorik beklentilere uygun ve istatistiki olarak anlamlı tepkiler verdiği belirlenmiştir. Tahmin sonuçlarına göre Türkiye'de banka risk alma kanalının varlığı doğrulanmakta ve politika faiz oranında gerçekleştirilen düşüş, bankacılık sistemini daha fazla risk üstlenmeye yönlendirmektedir. Risk alma kanalının kredi faiz oranı şoku karşısındaki tepkisi, politika faiz oranı şokuna göre daha güçlüdür. Bu çalışmanın nihai sonucu, Türkiye ekonomisinde düşük faiz oranlarının bankaların risk alma davranışlarını güçlendirdiği şeklinde ifade edilebilir.

Banka kredileriBankalarKredi riski+5
Ayşegül Şahin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal yenilikler ve para talebi ilişkisi: Türkiye örneği

1970'li yıllarda yaşanan küreselleşme süreciyle birlikte dünya ekonomilerinde başlayan yeniden yapılandırma süreci 1980'li yıllarda finansal liberalizasyon uygulamaları, bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler ile birlikte hız kazanarak günümüze kadar devam etmiş ve devam edecektir. Bu gelişmeler artan rekabet ile birçok belirsizlik ve riskleri de beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla finansal yeniliklerin oluşumu kaçınılmaz olmuştur. Bu çalışmada vektör hata düzeltme modeli (VECM) kullanılarak Türkiye'de finansal yenilik ve para talebi arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve finansal yeniliklerin para talebi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Tahminler 2003:01-2019:03 yıllarını arasında aylık frekanstaki verilerin kullanılması ile gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda öncelikle Türkiye'deki finansal yeniliklerin özelliklerini ve farklı bileşenlerini göz önünde bulunduran bir finansal yenilik endeksi (yenind) oluşturulmuş, daha sonra da tahmin modeli geliştirilmiştir. Elde edilen VECM sonuçlarına göre gelir, faiz, döviz kuru ve finansal yenilik değişkenlerinde meydana gelecek şoklar karşısında para talebinin gösterdiği tepki teorik beklentilerimize uygunken; tepkilerin büyüklüğü istenilen düzeyde değildir. Finansal yeniliklerle para talebi arasındaki nedensellik ilişkisi de teorik beklentilerimize uygun olarak finansal yeniliklerden para talebine doğru tek yönlü olarak çalışmaktadır. Çalışma sonucunda finansal yeniliklerin para talebini azalttığı; ancak para talebi değişikliklerinde finansal yeniliklerin katkısının kısa dönemde nispeten düşük kaldığı sonucuna varılmıştır.

Ekonomi politikalarıFinansal yeniliklerPara talebi+4
Ayşegül Özkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde lojistik sektörünün gelişimi ve lojistik sektörünün Türkiye ekonomisindeki yeri

Dünya ticaretinin gelişimi ile globalleşen yapı içinde sınırların kalkmasıyla beraber ticaretin ulaşım şekilleri değişmiştir. Bu değişikliğin en önemli oyuncularından olan Lojistik çok önemli ve değerli bir alan haline gelmiştir. A noktasından B noktasına ürünün taşınması olarak algılanan Lojistik, gelinen noktada tedarik zincirinin vazgeçilmez bir halkası olmuştur. Lojistik, ürünün üretiminin başlaması için gereken tedarikten ürünün son kullanıcıya ulaştırılması sürecinin her noktasında aktif olarak yer almaktadır. Tarladaki ürünün toplanmasından hatta tarladaki ürüne tohumların ulaştırılmasından masamıza yemek olarak gelmesi sürecinin tamamı tedarik zinciri ve lojistik ile tamamlanmaktadır. Lojistik kavramının açılımı, tarihçesi ve süreçlerini inceledikten sonra dünya litarütüründe Lojistik ve ekonomilerine yansıması ve son olarakta Türkiye'de lojistik ve Türkiye ekonomisinde yeri ve yansımaları değerlendirilerek, gelecek için öngörüler sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Lojistik, Dünya ve Lojistik, Türkiye ve Lojistik

Ekonomi politikalarıEkonomik etkiKüreselleşme+4
Banu Çatıkkaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde finansal krizler ve erken uyarı sistemleri: Markov geçiş modellemesi

Gelişmekte olan ekonomilerde son yıllarda gerçekleşen finansal krizler ve sebep oldukları ağır sonuçlar, finansal krizlere ilişkin erken uyarı sistemleri tasarımı konusunu araştırmacıların ve ulusal ve uluslararası finans otoritelerin önemle üzerinde durduğu bir konu haline getirmiştir. Bu çalışmada, alternatif bir erken uyarı sistemi kurulması amacıyla rejim değişimi modeli olarak da bilinen, Markov Geçiş modellemesi kullanılmıştır. Çalışma, Latin Amerika'dan; Meksika, Arjantin ve Brezilya, Güneydoğu Asya'dan; Tayland, Malezya ve Güney Kore, Güney ve Doğu Avrupa'dan ise Bulgaristan, Rusya, Ukrayna ve Türkiye ekonomilerini, 1990:1-2006:12 dönemi için incelemektedir. Finansal krizlerin ampirik tanımının elde edilmesi ve oluşumunda rol oynayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla teorik finansal kriz literatürü kapsamlı bir şekilde analiz edilmiş ardından, ampirik finansal kriz literatüründe yer bulmuş olan çeşitli erken uyarı sistemleri; standart yaklaşımlar ve yeni yaklaşımlar başlıkları altında incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar değerlendirildiğinde, Markov geçiş modellemesinin finansal krizlere yönelik bir erken uyarı sistemi kurulması amacına uygun bir araç olduğu söylenebilir. Tahmin sonuçlarına göre, reel efektif döviz kurunda trenden sapmalar göstergesinin, en etkin erken uyarı göstergesi olduğu ve bu göstergeyi bankacılık kırılganlık endeksi ve LIBOR (Londra bankalar arası piyasa üçer aylık faiz oranları) göstergelerinin izlediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen başka bir önemli sonuç, gelişmekte olan ülkeler arasındaki heterojen yapıya bağlı olarak, finansal krizlerin öngörülmesi amacıyla kullanılacak bir erken uyarı sisteminin etkinliğinin arttırılması için ülke özelinde farklı öncü göstergelerin kullanılması gerektiğidir.

Erken uyarı sistemleriFinansal krizGelişmekte olan piyasalar+1
Bilge Kağan Özdemir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Merkez bankası para politikası tepki fonksiyonu: Türkiye uygulaması (1990-2003)

Bir para politikası kuralı, para politikasını yürütenlerin istikrarlı bir enflasyon düzeyinisağlamak gibi nihai amaçlarına ulaşmak için para politikası araçlarını ne şekilde ayarlamalarıgerektiği konusunda yol gösterici niteliktedir. Bu bağlamda, bir politika kuralı merkezbankasının tepki fonksiyonu oluşturması şeklinde görülebilir.Optimal bir politika kuralı karmaşık modellere dayalı olabilmektedir. Fakat karmaşıkmodeller, duruma göre politikaların neden olduğu problemleri çözemeyecektir. Çünkükarmaşık kurallar için ihtiyaç duyulan tüm bilgi halk tarafından takip edilemeyecektir. Taylorkuralı gibi basit kurallar ise daha kolay anlaşılabilmekte ve uygulanabilmektedir. Fakat, halktarafından yoğun olarak gözlenen Taylor kuralı içinde döviz kuru yer almamaktadır. Buçalışmada, Taylor kuralı döviz kurunu da içerecek şekilde genişletilmiştir.Bu çalışmanın amacı, Genişletilmiş Taylor kuralı çerçevesinde Türkiye CumhuriyetiMerkez Bankası para politikası tepki fonksiyonu, geliştirilen VAR modeli aracılığıyla 1990:1-2003:4 dönemi için incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, merkez bankası para politikasıtepki fonksiyonu, para politikasının performansını ölçmek ve para politikası vemakroekonomik değişkenler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için tahmin edilmiştir. Tahminsonuçlarına göre, üretim açığı, enflasyon açığı, döviz kuru veya gecikmeli gecelik faiz oranınagelen bir şoka gecelik faiz oranının tepkisi negatif ve anlamsızdır. Elde edilen bu sonuçlaragöre, bir para politikası aracı olarak kısa dönemli faiz oranının, kronik enflasyon yaşananTürkiye'de fiyat istikrarının sağlanmasında ve istikrarlı bir üretim düzeyinin oluşturulmasındatek başına yeterince etkili olması beklenmemektedir. Bu yüzden, para politikası amaçlarınaulaşmak ve kısa dönemli faiz oranlarının politika aracı olarak kullanılabilmesi için, kamukesimi borç düzeyi ve borçlanma gereksinimi azaltılmalı, finansal sistem geliştirilmeli veenflasyon ılımlı düzeylere getirilmelidir.

Bengül Gülümser Kaytancı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Makro ekonomik tüketim fonksiyonu ve Türkiye için bir uygulama

11 DOKTORA TEZ ÖZÜ MAKRO EKONOMİK TÜKETİM FONKSİYONU VE TÜRKİYE İÇİN BİR UYGULAMA İlkay ÖNER B ADURLAR İktisat Politikası Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kasım 2004 Danışman: Prof.Dr. İlyas ŞIKLAR Bu çalışmada, 1987-2003 dönemi verileri kullanılarak Türkiye için bir tüketim fonksiyonu tahmini yapılmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde tüketim davranışı, tüketim fonksiyonu ve türleri, tüketimi etkileyen faktörler, makro ekonomik tüketim teorileri ve bu teorilere yöneltilen eleştiriler ile yeni geliştirilen tüketim teorileri ve bunlara ilişkin literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, ilk olarak söz konusu dönemde Türkiye ekonomisinde, tüketim harcamalarında, gelir dağılımında, faiz oranlarında ve tüketici güveninde meydana gelen değişmelere yer verilmiştir. Daha sonra ise 1987-2003 dönemi verileri ve Hendry ve Diğerleri (1978) tarafından geliştirilen Hata Düzeltme Yöntemi (Error Correction Model-ECM) kullanılarak Türkiye için tüketim fonksiyonu tahmini yapılmıştır. Uygulamada ilk olarak, En Küçük Kareler Yöntemi (Ordinary Least Squares) kullanılarak statik tüketim fonksiyonu tahmini yapılmış, daha sonra ise tüketim fonksiyonu Hata Düzeltme Modeli kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlan karşılaştırıldığında; hata düzeltme modeli ile elde edilen tahmin sonuçları statik tüketim fonksiyonu tahmin sonuçlarına göre belirgin bir üstünlük taşımaktadır. Bir sonraki aşamada ise hata düzeltme modeli ile tahmin edilen tüketim fonksiyonuna servet değişkeni ilave edilerek model tekrar tahmin edilmiştir. Servetin modele dahil edilmesi, modelin açıklayıcılık gücünü az da olsa artırmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'de gelir düzeyinde meydana gelen değişmeler tüketimi etkilemektedir. Kullanılan model açısından bakıldığında; servetin de tüketim harcamaları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ancak, hanehalklanna ait servete ilişkin daha gerçekçi ölçütlerin oluşturulması gerekmektedir.

İlkay Öner Badurlar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors