Theses supervised by Prof. Dr. Kemalettin Yılmaz
12 theses · Sakarya University
Yüksek fırın cürufu ve çelikhane cürufunun farklı kompozisyonlarda beton üretiminde kullanımının araştırılması
Çelik üretimi esnasında oluşan cüruf ve diğer atık malzemeleri zamanla atık sahalarında birikerek çevre ve insan sağlığı açısından tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Bu çevresel problemi ortadan kaldırabilmek ve ekonomik kazanımlar sağlayabilmek amacıyla beton içerisinde cürufun farklı şekillerde değerlendirilmesine yönelik pek çok çalışma yapılmaktadır. İki seri halinde beton üretimi yapılan bu çalışmada, birinci seride tamamen doğal agrega kullanılırken ikinci seride ise ince agrega yerine granüle yüksek fırın cürufu (GYFC), kaba agrega yerine çelikhane cürufu (ÇC) doğal agrega ile tamamen yer değiştirmiştir. Bununla birlikte her iki seride çimento yerine %0, %10, %20, %30, %40 oranlarında öğütülmüş yüksek fırın cürufu (ÖYFC) ikame edilerek toplamda 10 farklı beton karışımı hazırlanmıştır. Üretilen beton numuneler 28 gün standart kürde bekletildikten sonra 90 gün boyunca ayrı ayrı olmak üzere %5 magnezyum sülfat ve %5 sodyum sülfat konsantrasyonlu çözeltilere maruz bırakılarak dayanım ve durabilite özellikleri incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca kıyaslama yapabilmek için her bir karışımdan elde edilen beton numuneler birer grup halinde deney süresi boyunca standart kürde bırakılmıştır. Beton numuneler üzerinde ultrasonik ses hızı, beton test çekici ve basınç dayanımı deneyleri ile mikroyapısal özelliklerini incelemek için SEM-EDS ve XRD analizleri yapılmıştır. Deney sonuçlarına göre, betonda agrega olarak %100 GYFC ve ÇC kullanımının betonun mekanik ve fiziksel özelliklerini olumsuz anlamda etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşılık çimento içerisinde ÖYFC ikame oranı arttıkça hem cüruf agregalı hem de doğal agregalı betonların performansında genel olarak artışlar görülmüştür. Sülfat etkisine maruz bırakılan numuneler ile aynı süre zarfında standart kürde bekletilen numunelerin mekanik özellikleri kıyaslandığında, cüruf agregalı numunelerde doğal agregalı numunelere göre daha fazla kısmi dayanım artışı görülmüştür.
Elektriksel iletken betonlarda piroliz yöntemi ile elde edilen nano karbon siyahının değerlendirilmesi
Bu çalışmada geniş kullanım alanına sahip olan elektriksel iletken betonların üretilmesi ve incelenmesi amaçlanmıştır. Karışımlarda elektriksel direnci çok düşük olarak kullanılan karbon fiberi atık lastiklerden elde edilen nano karbon siyahı ile birlikte kullanarak maliyetin azaltılması hedeflenmiştir. Bunun için farklı miktarlarda nano karbon siyahı, karbon fiber ve çelik fiber içeren karışımlardan oluşan 36 sayıda elektriksel iletken beton üretilmiştir. Elektriksel iletken betonların Mekaniksel, elektriksel ve çarpma deneyleri yapılarak sonuçları incelenmiştir. Yapılan deney sonuçlarına göre farklı fonksiyonlardaki nano karbon siyahı, karbon fiber ve çelik fiber içeren numunelerin mekaniksel özellikleri gelişmiştir. Bütün karbon fiber katkılı elektriksel iletken beton numunelerin elektriksel dirençleri kontrol numuneye kıyasla azalmıştır ve karbon fiber içerik oranı arttıkça bu özellik daha net olarak ortaya çıkmıştır. Karışımlarda sadece piroliz yöntemi ile elde edilen nano karbon siyahı tek başına kullanıldığı zaman elektriksel direncin azalmasında olumlu bir sonuç elde edilmemiştir, ancak karbon fiber ve çelik fiber içeren iletken betonlara nano karbon siyahı ilave edildiğinde karbon fiber ve çelik fiberin direnç azaltma kabiliyeti önemli derecede artmıştır. Çalışmada incelenen elektriksel direnç, mekaniksel ve çarpma özellikleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Sonuçlara göre üç farklı yöntem ile ölçülen direnç değerleri arasında doğrusal, ve direnç değerleri ile mekaniksel dayanımları ve çarpma enerjisi aralarında doğrusal olmayan bir bağlantı olduğu tesbit edilmiştir.
Havalimanı pistlerinde donmayı engellemek amacıyla elektrotermal özelliklere sahip betonların üretimi ve incelenmesi
Havalimanı pistlerinde kar ve buz birikmesi sonrası betonu tehdit eden faktör donma-çözülme olayıdır. Betonda hasara yol açan donma-çözülme etkisinin azaltılması için ya daha yoğun ve gözeneksiz yapıya sahip betonlar veya hava sürekleyici kimyasal katkılarla kapalı gözenekliğe sahip betonların üretilmesi önerilmektedir. Bu klasik yöntemlerde amaç, kar ve buzun birikmesini kabul ederek, donma-çözülmeye karşı daha dayanaklı betonların üretilmesidir. Dolayısıyla bu yöntem donma çözülme döngülerinin artması durumda meydana gelecek hasarı önleyen bir yöntem değildir. Son yıllarda havalimanı pistlerinde kar ve buz birikmesini önlemek için modern bir yöntem olarak elektriksel iletken betonların uygulanması önerilmektedir. Mevcut çalışmada, havalimanı pistlerinde kullanılmak amacıyla üretilen elektriksel iletken betonlarda atık lastiklerden piroliz yöntemi ile elde edilen nano karbon siyahı ve kesme işlemlerinden elde edilen atık tel erezyonun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için, 36 farklı karışım dizaynlarında elektriksel iletkenliğe sahip betonların öncelikle laboratuvar ortamında genel mekaniksel ve elektriksel iletkenlik özellikleri incelenmiştir. Genel özelliklerinin sonucu ortaya çıktıktan sonra, 3D modelleme yönteminden de faydalanarak 10 adet farklı karışıma sahip beton plakalar üretilmiştir. İletken beton plakaların elektrotermal deneyleri -10 oC'de bir soğutucu içerisinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan deney sonuçlarına göre farklı karışımlardaki nano karbon siyahı, karbon fiber ve tel erezyon içeren numunelerin mekaniksel ve elektriksel özellikleri gelişmiştir. Farklı karışımlardan elde edilen elektriksel iletken beton plakaların farklı sıcaklık/h hızıyla ısınabilmeleri için 180-1315 W/m2 gücün gerekli olduğu anlaşılmıştır. Literatüre göre soğuk havalarda kar ve buzun erimesi için 300-550 W/m2 gücün yeterli olduğu belirtilmiştir, bu çalışmada da tüketilen 300-550 W/m2 arasında güç değerlerine göre karışım optimizasyonu yapılmıştır.
Çelik lifli betonlarda geri dönüştürülmüş nano karbon siyahı ve kandıra taşı tozunun değerlendirilmesi
Beton atmosfere salınan karbondioksit miktarı ve enerji tüketimi açısından diğer yapı malzemelerine kıyasla daha sürdürülebilir olmasına rağmen ana bileşeni olan portland çimentosunun üretimi sırasında atmosfere salınan karbondioksit miktarı sebebiyle çevresel kirliliğe neden olarak doğal kaynaklara zarar vermektedir. Bu kapsamda beton üretiminde doğal kaynakları koruyan ve çevre kirliliğini minimize eden bir yaklaşım gerekmektedir. Bu amaçla depolama sorunlarına ve çevresel kirliğe sebep olan katı atıkların beton içerisinde kullanılmasıyla hem ekonomik hem de çevresel kazanımlar sağlanmasına ve betonun daha sürdürülebilir olmasına yönelik birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışma kapsamında da çevresel kirlilik ve ekonomik kayıp oluşturan atık lastiklerin ve Kandıra Taşı tozunun beton içerisinde kullanılarak hem atıkların geri kazanılması hem de beton üretimi için daha sürdürülebilir bir yaklaşım elde etmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında atık lastiklerin piroliz yöntemiyle geri dönüştürülmesinden elde edilen nano karbon siyahı ve Kandıra Taşının kesilmesi sırasında açığa çıkan atık çamurların kurutulmasıyla elde edilen Kandıra Taşı tozu çelik lifsiz ve hacimce %0.5 ve %1 oranlarında çelik lif içeren beton üretiminde çimento yerine %5, %10 ve %15 oranlarında kullanılmış ve daha sonra üretilen bu numuneler üzerinde taze halde çökme tayini ve birim hacim ağırlık deneyi; sertleşmiş halde ise birim hacim ağırlık, ultrases geçiş hızı, basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, su emme, kapiler su emme, görünen porozite ve eğilme dayanımı deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca eğilme dayanımı deneyindeki veriler yardımıyla üretilen tüm numunelerin eğilme toklukları hesaplanmıştır. Deney sonuçlarına göre, çimento yerine ağırlıkça farklı oranlarda kullanılan Kandıra Taşı tozu ve nano karbon siyahı ile üretilen numunelerin tümünde hedef basınç dayanımına ulaşılmış ve bu iki numune ile taşıyıcı niteliğe sahip beton üretilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Özellikle çelik lifsiz ve hacimce %0.5 çelik lifli Kandıra Taşı tozu ve nano karbon siyahı içeren numunelerin referans numuneye göre eğilme tokluğu değerlerinin önemli derecede arttığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca çelik lif içeriğinin artmasıyla yarmada çekme dayanımı, eğilme dayanımı ve eğilme tokluğu önemli derecede iyileşme göstermiştir. Kandıra Taşı tozunun ve nano karbon siyahının çimento yerine kullanılabileceği ve böylelikle hem atık malzemelerin hem de çimentonun sebep olduğu çevresel kirliliğinin önüne geçilerek doğal kaynakların korunmasına yönelik katkı sağlanacağı sonucuna varılmıştır.
Çok katlı betonarme binaların kiriş ve kolonlarında CFRP donatı davranışlarının modelsel olarak incelenmesi
Anahtar kelimeler: Performans, periyot, eğilme, dayanıklılık, CFRP, çelik donatı, kiriş ve kolon Son zamanlarda meydana gelen depremler, yangınlar ve doğa afetleri mevcut yapıların bu tür problemlere karşı güvenli olmadığını ve bu afetlere karşı daha da geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu sebepten dolayı can ve mal kayıplarını en aza indirilebilmek için tehlike altındaki çok sayıda yapının kısa sürede güçlendirilebilmesi veya yeni malzeme ve metodların kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle etkili ve hızlı uygulanabilir yöntemlere ihtiyaç vardır. Bunun yanı sıra, betonarme binalarında çelik donatıların korozyonu betonarme elemanlarının dayanım kaybına yol açmaktadır. Çelik donatıların korozyonu sebebiyle betonarme yapıların güvenirliliğini azaltmaktadır. Bu nedenle çelik yerine kullanılabilecek yeni malzemeye ihtiyaç duyulmuştur CRFP'nin kullanılmasındaki amaç; oluşacak olan afetin büyüklüğü göz önüne alınarak, mevcut binaların deprem esnasında ve sonrasında oluşacak can ve mal kayıplarının en aza indirmek. Bu çalışmada SAP2000 programını kullanarak 18 katlı ticari bir binayı CFRP ve çelik donatı takviyeli olarak modellenmesi ve aralarındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmıştır. Farklı kiriş-kolon kesitleri ve yük kombinasyonları tanımlayarak modellerin kritik durumları incelenmiştir. Sonuçlara göre: kesit alanı olarak, CFRP kullanılan modelde Çelik donatı 'ya kıyasla %10 daha az donatıya ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte Kiriş boyutlarında %10 ve kolon boyutlarında %5 azalma gözlenmiştir. CRFP'nin çeliğe göre kıyaslandığında boyut azalması çok fazla olmadığından dolayı çok önem göstermiyor. CRFP donatının çelik donatıya göre mukavemeti yüksektir. Ama CRFP'nin akma dayanımı olmadığından dolayı kopma gerilmesine kadar şekil değiştirmeye devam eder ve bir anda kopar. CRFP'nin bir anda kopması sonucunda binanın yıkılmasına sebep olacaktır. Tasarım yapılmadan önce dikkat edilmesi gereken konulardan birisidir. Bununla birlikte CFRP kütle ağırlığı binada Çelik donatı 'ya kıyasla %20 daha azaldığı hesaplanmıştır.
Mineral katkılar kullanılarak üretilen kendiliğinden yerleşen betonların mekanik özeliklerinin ve dayanıklılığının incelenmesi
Bu çalışma, mineral katkıların çimento ile değişik ikame oranlarında kullanılmasıyla üretilen KYB'lerin taze haldeki işlenebilirlik, sertleşmiş halde ise mekanik ve dayanıklılık özelliklerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu sebeple ilk olarak uçucu kül, yüksek fırın cürufu (YFC), doğal zeolit, kalker tozu, bazalt tozu ve mermer tozunun farklı yer değiştirme oranlarında kullanılması ile üretilen betonların taze beton deneyleri ile kendiliğinden yerleşebilirlik özelliklerini sağlayıp sağlamadıklarına bakılmış ve bu özelliği sağlamayan mineral katkıların değişik ikame oranlarındaki karışımları elenerek bu özelliği sağlayan betonların ise mekanik ve dayanıklılık özellikleri incelenmiştir.Taze beton deneyleri olarak çökme-yayılma (slump-flow), T50 süresi, V hunisi ve L kutusu deneyleri yapılarak mineral katkıların çimento ile farklı ikame oranlarındaki karışımlarının ?kendiliğinden yerleşebilirlik? özellikleri araştırılmıştır. Mekanik özellikler ise, basınç dayanımı, ultrases geçiş hızı ve elastisite modülü deneyleri ile belirlenmeye çalışılmıştır. Laboratuvar ortamından çıkarak sahada bu betonların ?kendiliğinden yerleşebilirlik? özelliklerini incelemek amacıyla farklı karışımlarda, büyük boyutlu (300x150x20cm), L şekilli ve sıkı donatılı yapısal perde elemanları üretilmiştir. Bu elemanların değişik bölgelerinden karot numuneler alınarak, yatayda ve düşeyde kendi ağırlığı ile herhangi bir sıkıştırma uygulanmadan sıkı donatılı kalıbına yerleşen betonların döküm noktası uzaklığına göre dayanım değişimleri, birim ağırlıkları ve su emme oranları incelenmiştir. Ayrıca bu perde elemanlara Schmidt çekici uygulanarak yatay ve düşeyde dayanımın üniformluluğu belirlenmeye çalışılmıştır.Dayanıklılık deneyleri olarak su emme, hızlı klorür geçirgenliği, basınçlı su derinliği (impermeabilite), yüksek sıcaklık etkisi ve sülfat direnci deneyleri gerçekleştirilmiştir.Deney sonucu elde edilen veriler değerlendirildiğinde, YFC'nin çimento ile % 60 oranında ikame edilmesiyle üretilen karışım işlenebilirlik deneylerinde en yüksek işlenebilirlik değerleri vermiştir. Erken yaş dayanımı olarak (7. gün) en yüksek dayanımı çimentonun mermer tozu ile % 10 oranında ikame edilmesiyle üretilen karışım, 400 günlük numuneler üzerinde yapılan basınç dayanımı sonucunda ise en yüksek dayanımı uçucu külün çimento ile % 25 oranında ikame edilmesiyle üretilen karışım vermiştir. Farklı bileşimde üretilip perde elemanlarına yerleştirilen KYB'lerin dar ve sıkı donatılı kalıplar içerisinde homojen olarak yayıldığı görülmüştür. Durabilite deneyleri sonucunda, uçucu kül ve YFC ikameli karışımların diğer karışımlara göre daha iyi performans sergilediği gözlemlenmiştir.
Farklı kompozisyonlardaki zararlı kimyasal ortamlara maruz kalan betonlar için uygun çimento seçimi
Deney programında agrega tipleri ve miktarları, su/çimento oranları sabit tutulan, değişken olarak sadece CEM I, CEM II,CEM IV ve SDÇ 42,5 olmak üzere dört tip çimentoyla kübik beton numuneler hazırlanmıştır. Üretilen beton sınıfları C20 ve C30 olmak üzere iki tiptir. Her bir beton sınıfı için 72 taneden toplam 144 tane; yani her bir çimento sınıfıyla 36 adet numune hazırlanmıştır. Daha sonra bu numuneler biri temiz su, ikisi farklı kompozisyonlardaki atık suyla dolu havuzlarda bekletilmiş, 28 ve 180 günlük kırım sonuçları irdelenmiştir.Sonuçta, farklı çimento tipleriyle hazırlanan betonların atık su içerisindeki davranışları karşılaştırılmış ve bunun durabiliteye etkisi araştırılmıştır.
Çatı kaplama malzemesi olarak kiremitlerin diğer kaplama malzemeleri ile karşılaştırılması
Çatı kiremitleri çoğunlukla yağmuru dışarıda bırakmak için tasarlanmış geleneksel kil veya kayrak gibi mevcut yerel malzemelerden yapılır. Antik çağlardan beri, mimari yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. Bu tezde çatı kaplama malzemeleri olarak kiremitlerin fiziksel ve kimyasal özellikleri, çeşitleri, hammadde hazırlanmasından malzemenin sevkine kadar olan üretim süreci ve yerinde uygulaması incelenmiştir. Bunun yanı sıra literatür araştırması yapılmış daha önce hazırlanmış tezlerden de yararlanılarak kiremit malzemesinin gelişim süreci izlenmiş ve maliyet analizi yapılarak diğer kaplama malzemeleri ile karşılaştırma yapılmıştır.
Kaplama malzemesi olarak seramik üretiminin bölgesel dağılımına etki eden parametrelerin araştırılması
Metal ve organik malzemeler dışında kalan tüm malzemeler seramik malzeme kapsamı içinde düşünülebilir. Dolayısıyla seramik zengin bir dünyadır ve zamanla kendini geliştiren bir sektördür. Seramik; seramik malzemeyi oluşturan iç yapıyı, iç yapı ile malzemenin özelliği arasındaki ilişkileri ve bu ilişkileri düzenleyen tüm süreç ve dizaynları inceleyen ve öğreten bilim dalıdır.Bu çalışmada seramiğin zengin dünyasından seramiğin tanımı ve üretimi, karakteristik özellikleri, çeşitleri, yapıda kullanım alanları, yapıda uygulama biçimleri, seramiğin potansiyeli ve dünden bugüne seramiğin gelişimi hakkında bilgiler sunulmuştur. En son aşamada ise, kuruluş aşamasında dikkat edilecek noktalar belirtilerek incelenmiştir.
Sakarya bölgesinde üretilen kırmataş agregalarının alkali-agrega reaktivitelerinin belirlenmesi
Anahtar kelimeler: Alkali agrega reaksiyonu, Agrega, ASR deney yöntemleri Bu araştırmanın amacı Sakarya bölgesindeki bazı agrega taş ocaklarından alınan kırma taş ve kırma kum agrega örneklerinin alkali silika reaktivitesine ilişkin özelliklerini belirlemektir. Bu ocaklardan alınan agrega numuneleri üzerinde ASTM C289 kimyasal metot, ASTM C1260 Hızlandırılmış yöntem, ASTM C227 uzun süreli yöntem, ASTM C1293 beton prizma, deneyleri gerçekleştirilmiştir. Bu deney sonuçlarına göre; Kimyasal analiz, hızlandırılmış harç çubukları metodu, uzun süreli harç çubuk metodu deney sonuçlarına göre Sakarya ilinde beton yapımında agrega temin edilen, Pamukova, Geyve, Akpınar taş ocağı Geyve, Ferizli, Taşkısığı agrega ocaklarının alkali silika reaktivitesi açısından sakıncalı olmadığı söylenebilir. Bu bölgelerde üretilen agregalarda sert alkali ortamlarda bile kayda değer bir genleşme göstermemiştir. Beton prizma deneyi sonucunda; ikizce genç osmanlı, Geyve, Pamukova, öztaş pamukova, Akpınar taşocağı Geyve, Taşkısığı agrega ocaklarına ait örneklerde alkali silika reaktivitesinden kaynaklanan genleşme, % 0,04'lük genleşme sınırının altında kaldığı için agregaların alkali agrega reaktivitesi açısından zararsız olduğu görülmüştür.
Adapazarı bölgesindeki agregaların alkali agrega reaksiyonu bakımından incelenmesi
Anahtar kelimeler: Alkali agrega reaksiyonu, agrega Beton endüstrisinde son yıllarda önemli bir araştırma konusu olan alkali-agrega reaksiyonu beton agregasında bulunan reaktif silisin beton içerisindeki nemi bünyesine alarak uzun yıllar sonra ortaya çıkan bir reaksiyondur. Betonun bileşenlerinin mineralojik yapısından kaynaklanan bu reaksiyon sonucu betonun içerisinde jelleşen silis betonda çatlamalara, çekme ve eğilmede çekme dayanımının azalmasına neden olmaktadır. Bu araştırmanın amacı Adapazarı bölgesindeki bazı agrega ocaklarının alkali silika reaktivitesine ilişkin özelliklerinin belirlenmesidir. Beton üretimi için büyük ölçüde agrega temin edilen Sakarya Nehri'nden malzeme alan agrega ocaklarından örnekler alınmış ve alınan bu agrega örnekleri üzerinde ASTM C 289 kimyasal metot, ASTM C 1293 beton prizma deneyi, ASTM C 1260 hızlandırılmış harç çubuğu deneyi ve ASTM C 227 uzun süreli harç çubuğu deneyleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar yorumlanarak alınan agrega numunelerindeki ASR beton için değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, uzun süreli harç çubuk deneyine göre Sakarya Adliye bölgesinden alınan agregalar ASR yönünden zararlı, Mollaköy mevkii, Hendek, Ferizli, Akçay dağ malzemesi, Adliye Kalealtından alından numuneler zararsız bulunmuştur. Hızlandırılmış harç çubuğu deneyine göre Sakarya Adliye, Mollaköy mevkii, Ferizli, Akçay dağ malzemesi, Adliye Kalealtından alınan numuneler ASR yönünden zararlı, Hendek bölgesinden alınan numuneler zararsız bulunmuştur. Beton prizma deneyine göre Hendek ve Akçay dağ malzemesinden alınan numuneler ASR yönünden zararsız çıkmıştır. Kimyasal metoda göre Sakarya Adliye, Mollaköy mevkii, Ferizli, Akçay dağ malzemesi, Adliye Kalealtından alınan numuneler ASR yönünden zararlı, Hendek bölgesinden alınan numuneler zararlı olması ihtimal olarak bulunmuştur.
Kendiliğinden yerleşen betonların özellikleri ve uygulamaları
Kendiliğinden yerleşen beton (KYB) özellikle hazır beton sektörü, onarım güçlendirme işleri ve prefabrik inşaat sektörü başta olmak üzere yapıların beton ile ilgili tüm dallarında giderek daha fazla uygulama alanı bulmaktadır. Vibratör gerektirmeden yerleşmesi, yüksek segregasyona sahip oluşu, yüksek dayanım özelliği gibi nedenlerle yüksek performanslı beton üretimine olanak vermektedir.Kendiliğinden yerleşen beton (KYB) kendi ağırlığı ile döküldüğü kalıba yerleşen ve vibratör kullanılmasına gerek duyulmaksızın en sık donatılı bölgelerde ve en dar kesitlerde bile hava boşluğunu dışarı atarak ve sıkışarak istenilen yüzeyde kalıptan çıkan, oldukça akıcı kıvamlı bir betondur. Kendi kendine sıkışma yeteneği sayesinde vibrasyon gerektirmez ve işçilikten ve zamandan tasarruf sağlar. Ayrıca gürültü probleminin ortadan kalkması, şehir merkezlerinde ve özellikle gece beton dökümlerinde üstünlük sağlar. Bu çalışmada, kendiliğinden yerleşen betonun özellikleri, deney yöntemleri ve incelenmiş olup, bazı uygulama örnekleri sunulmaktadır.