Theses supervised by Prof. Dr. Nurettin Gülmez

12 theses · Manisa Celal Bayar University

Master'sOpen AccessTR

Hatay sorununun İzmir basınında yansımaları (1936-1939)

"Hatay Sorununun İzmir Basınında Yansımaları (1936-1939)" adlı tez çalışmasında uluslararası platformlarda Sancak, Atatürk'ün deyimiyle Hatay olarak adlandırılan bölgenin uzun yıllar süren mücadeleler sonrasında anavatana katılma serüveninin İzmir basınında nasıl ele alındığı anlatılmıştır. Hatay Sorunu, 1936 yılında uluslararası bir mesele olarak ortaya çıkmış ve 1939 yılında bölgenin Türkiye'ye kesin bir şekilde katılmasıyla sona ermiştir. Bundan dolayı bu çalışmada zaman aralığı olarak 1936-1939 arası alınmıştır. Eski ve yeni başkentlerimiz olan İstanbul ve Ankara gazeteleriyle kıyaslanabilecek derecede İzmir gazeteleri Hatay Sorunu'nu sahiplenmiştir. Gazetelerde konuyla ilgili yapılan haberlerde yansıtılan bakış açılarını, makalelerde gelişmelerin ele alınış biçimlerini, gazetelerin kamuoyunun dikkatini bölgeye çekme konusundaki gücü, sorunun hem ulusal hem de Avrupa basınını kapsayacak boyutta takip edilip edilmediğinin saptanması başlıca hedefler olmuştur. Yöntem olarak 1936-1939 yılları arasında İzmir'de çıkan Anadolu, Yeni Asır ve Halkın Sesi gazeteleri taranmış, bunların bir bölümü dijital ortama aktarıldığından bazı makalelerin incelenmesinde güçlük yaşanmıştır. Bazı haberler sayfalar yıpranmış olduğu için okunamamıştır. Giriş bölümünde; Birinci Dünya Savaşı'nda kaybedilen ve 1921 yılında imzalanan Ankara Antlaşması'yla bu onaylanan kayıp Sancak bölgesinin, 1936 yılında atılan diplomatik adımlar sonucunda uluslararası bir mesele haline getirilmesine kadar geçen sürede yaşanan olaylara değinilmiştir. Birinci bölümde; Fransa'nın 1936 yılında Suriye ile imzaladığı antlaşmanın ardından Sancak'ın Suriye'ye verilmesine karşı çıkan ve Avrupa'da artan gerginliklerden yararlanmak isteyen Türkiye'nin konuyu Milletler Cemiyeti'ne götürüp oradan Hatay'la ilgili "ayrı bir varlık" şeklinde ifade edilen müstakil bir idare kararı çıkarması ele alınmıştır. İkinci bölümde; müstakil bir devlet yaratılması için yapılan çalışmalar ve Fransa'nın çeşitli yollarla bunu sabote etme girişimleri incelenmişti. Üçüncü bölümde ise; Fransa'nın gittikçe artan Alman tehdidi karşısında Türkiye ile ilişkilerini düzeltme kararı alması ve bu kapsamda hem Hatay Devleti'nin kurulması hem de ikili antlaşmalar eşliğinde Hatay'ın anavatana katılma süreci İzmir basınının penceresinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Hatay, Sancak, Fransa, Ankara, Manda, Suriye, Türkiye.

BasınBasın tarihiCumhuriyet tarihi+6
Adem Budak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilk yıllarında Demirci Kazası (1923-1933)

Bu tez çalışması ile Demirci ilçesinin Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki idari ve nüfus yapısı, sosyal, kültürel, iktisadi ve ticari hayatı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Böylece hem yerel tarih anlayışı içinde yaşadığımız yerin daha iyi tanınması sağlanmış, hem de Cumhuriyet ile birlikte yeni yaşam şeklinin ve inkılapların, ülkede nasıl algılanıp uygulandığı izlenmeye çalışılmıştır. Demirci'nin mevcut konumu ortaya konulduktan sonra çalışma, Demirci'nin geçirdiği acılı yıllar olan Milli Mücadele'deki yeri ile sürdürülmüştür. Özellikle, bu tezde ayrıntılı bir şekilde, Osmanlı Devleti'nin son yılları, Milli Mücadele Dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yılları ele alınmıştır. Demirci'nin idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında meydana gelen değişim, yerel ve genel hatları ile incelenmiş ve bu çalışma içerisinde aktarılmaya çalışılmıştır. İncelenen dönemin öncesi ve sonrası ile nüfus ve idari gelişim yansıtılmış, Demirci'nin nasıl bir büyüme gerçekleştirdiği ifade edilmiştir. Belediye hizmetleri, imar ve bayındırlık faaliyetleri, Cumhuriyetin ilk on yılında Demirci'deki gelişmeler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrı bir bölümde ele aldığımız sosyal ve kültürel faaliyetler arasında yer alan eğitim, spor, sağlık konuları ile kazanın yeni bir yaşama nasıl ayak uydurduğu, bugünkü kültürel seviyesine nasıl ulaştığı ele alınmıştır. Demirci kazasında bayındırlık ve imar faaliyetleri, belediye hizmetleri ile ulaşımda yaşanan değişimler de işlenmiştir. Kazanın iktisadi yapısında yaşanan değişimler, gelişmeler farklı kaynaklar ve istatistikler analiz edilerek verilmiştir. Son olarak da Cumhuriyetin ilanı ile birlikte iktisadi ve ticari alanda gelen gelişme ve değişimlerin Demirci'deki yansıması tespit edilmiştir.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiKent tarihi+2
Ferhat Parlak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ethem Menderes yaşamı ve siyasi faaliyetleri

Ethem Menderes Türk siyasi yaşamının en çalkantılı yıllarında önemli vazifelerde bulunmuş kilit isimlerden biri olmuştur. Ethem Menderes'in yaşamı ile ilgili araştırma yaparken, hakkında edindiğim bilgiler sayesinde bir döneme farklı açıdan bakma imkânına sahip oldum. Adnan Menderes'e olan yakınlığı, Ethem Menderes'in yaşamını araştırma konusunda en ilgi çekici yanlardan biri olmuştur. Ethem Menderes ve Adnan Menderes'in yakınlıkları, Aydın'ın siyasi ve sosyo-ekonomik hayatındaki yeri, Aydın ilinde 15 yıl bilfiil CHP Belediye Başkanlığı, Parti İl Başkanlığı şeklindedir. Ethem Menderes Aydın'nın şekillenmesinde önemli bir yer edinmiş, aynı zamanda Adnan Menderes'in de içinde bulunduğu muhalif grubun kurduğu DP'nin 1946'dan itibaren Aydın örgütlenmesini sağlayan kişi olmuştur. 4 Mayıs 1950'de DP'nin iktidara gelmesi ile Ethem Menderes içinde daha radikal değişiklikler yaşandığı bir dönem olmuştur. 1950 yılında parlamentoya girmiş, ilk olarak 1952 yılında İçişleri Bakanlığı yapmış daha sonra Milli Savunma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı yapmış, farklı dönemlerde tekrar bu bakanlıklara getirilmiştir. Özellikle ülke gündemi için zor dönemlerde kritik görevlere getirilmiştir. Ethem Menderes'in siyasi arenada daha çok akılda kalması 1960 askeri darbesinde Milli Savunma Bakanı olması ile olmuştur. Milli Savunma Bakanlığı sırasında ülkede ve ordu içerisinde yaşanan gerginliklerin sonucunda Ethem Menderes hakkında bazı spekülasyonlar ortaya çıkmasına neden olmuştur. 27 Mayıs darbesinden sonra Yassıada'da yargılanmış hatıra defteri pek çok davada sanıklar hakkındaki iddianamelerde yer almıştır. Bu durum DP'lilerin pek çoğunun kendisine karşı tutumunu değiştirmiştir. Yargılamalar sonucunda on yıl ceza almış, 1964 yılında cumhurbaşkanlığının af kararı ile cezası son bulmuştur. Hayatının bundan sonrası için hakkında daha fazla bilgiye rastlayamıyoruz. Pek çok DP'li gibi o da bir çeşit inziva hayatı yaşamış olduğunu görüyoruz. Siyasi tarihimizin aktörlerinden biri olan Ethem Menderes'in hayatını ve siyasi faaliyetlerini tarafsız bir şekilde değerlendirmeye çalıştım. Yaptığım bu çalışmanın tarihimizin bir bölümüne az da olsa ışık tutabilmiş olması oldukça önemlidir.

AydınBiyografiCumhuriyet Dönemi+5
Bervin Abdüsselamoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

II. Dünya Savaşı'nın izmir basınına yansımaları

İkinci Dünya Savaşı'ndan önce Avrupa'da yaşanan gerilim ve İkinci Dünya Savaşı ile ortaya çıkan gelişmeler tüm dünyada önemle takip edilmiştir. Bu çalışmada ise İkinci Dünya Savaşı, İzmir basını ışığında incelenerek aktarılmaya çalışılmıştır. Dönemin İzmir gazetelerinin olaylar karşısındaki bakış açısı ve yorumları değerlendirilmiştir. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'nın dışında kalabilmek için değişken politikalar uygulamıştır. Bu politikalar basına yön vermiştir. Ancak, İzmir basını en başından beri olayları değerlendirirken müttefik yanlısı tutum sergilemiştir. Mihver eleştirilirken, müttefikler övülmüştür.

BasınCumhuriyet DönemiCumhuriyet sonrası+4
Birsen Hamurlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk siyasi tarihinde milli selamet partisi (1972-1981)

Türk Siyasi Tarihinde Milli Selamet Partisi (1972-1981) Milli Selamet Partisi (MSP), 1970'li yılların Türk siyasetinde önemli bir yer oluşturmuştur. 1969 yılında Necmettin Erbakan siyasete başlamış, ardından arkadaşlarıyla birlikte 1970 yılında Milli Nizam Partisi'ni kurmuştur. Fakat daha sonra Milli Nizam Partisi, 1971 Askeri Muhtırası sebebiyle kapatılmıştır. Yoğun ısrarlar üzerine parti kurma çalışmaları tekrar başlamış ve 11 Ekim 1972'de Milli Selamet Partisi kurulmuştur. Parti, Necmettin Erbakan'ın desteğiyle teşkilatlanarak 1973 seçimlerine katılmış ve bu seçimlerde başarılı bir sonuç elde etmiştir. Seçim sonrasında koalisyon görüşmeleri başlamıştır. 26 Ocak 1974'te CHP-MSP Koalisyonu'nda anlaşma sağlanmıştır. Bu dönemde genel af, haşhaş ekimi, Kıbrıs Barış Harekâtı gibi birtakım önemli olaylar yaşanmıştır. Ancak 18 Eylül 1974'te Bülent Ecevit'in istifa etmesiyle koalisyon sona ermiştir. Uzun süren hükümet bunalımı yaşanmış ve 31 Mart 1975'te Adalet Partisi-Milli Selamet Partisi-Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyetçi Güven Partisi'nden oluşan Birinci Milliyetçi Cephe kurulmuştur. Birinci Milliyetçi Cephe döneminde Amerika'nın Türkiye'ye ambargosu, Ege ve Kıbrıs sorunu, ekonomik bunalımlar ve anarşinin artması gibi konular gündeme gelmiştir. 5 Haziran 1977'de yapılan erken seçimde AP ve CHP oyları artarken MSP'nin oylarında düşüş yaşanmıştır. 1977 seçiminin ardından Bülent Ecevit hükümet kurmasına rağmen güvenoyu alamamıştır. 21 Temmuz 1977'de AP-MSP ve MHP'den oluşan İkinci Milliyetçi Cephe kurulmuştur. Ancak ülkede yaşanılan problemlerin bir türlü çözülememesi nedeniyle 31 Aralık 1977'de gensoru ile hükümet düşürülmüştür. Hükümetin düşürülmesinin ardından 5 Ocak 1978'de Bülent Ecevit, hükümeti kurdu. 1979'da yapılan seçimin ardından bu kez Demirel Azınlık Hükümeti kurulmuş ve bu hükümet 12 Eylül Askeri Darbesi'ne kadar görevde kalmıştır. Bu hükümeti Milli Selamet Partisi, kerhen (istemeyerek) desteklemiştir. Bu dönemde 24 Ocak Kararları, cumhurbaşkanlığı seçimi, ekonomik bunalımlar, anarşi gündemde olmuştur. 1980 yılında İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etmesi üzerine MSP, 6 Eylül 1980 tarihinde Konya'da Kudüs Mitingi gerçekleştirmiştir. Bu mitingde yaşanan olaylar nedeniyle dava açılmış ve altı gün sonra da Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştur. Milli Selamet Partisi'nden bazı milletvekilleri ve Necmettin Erbakan yargılanmış ve tutuklanmışlardır. Davaları 1985 yılına kadar sürmüştür. Ayrıca Milli Selamet Partisi ve diğer partiler 16 Ekim 1981'de feshedilmiştir. Sonuç olarak, Milli Selamet Partisi, Millî Görüş çizgisinde kongreleriyle, söylemleriyle ve çalışmalarıyla Türk siyasetinde varlığını göstermiş ve ardından gelen partilere ilham kaynağı olmuştur.

1. Milliyetçi Cephe Hükümeti12 Eylül 1980 Dönemi12 Eylül müdahalesi+7
Beliz Bayar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan Barış Gönüllüleri'nin İzmir'deki faaliyetleri (1962-1971)

1960'larda Sovyet komünizmine duyulan sempati ve Amerikan karşıtlığı dünyada gittikçe artmıştır. Bu durumların önüne geçebilmek, devletlerin Amerikan sempatisi kazanması, Amerikan toplum yapısını ve Hıristiyanlık anlayışını tanımaları ve Amerikan pazarı oluşturulması gibi doğrudan ve dolaylı birçok sebep ABD'yi yeni bir kurumun oluşumuna sevk etmiştir. 1960 yılında J.F. Kennedy, seçim kampanyası sırasında Amerikan Barış Gönüllüleri Örgütü'nün oluşumu düşüncesini ortaya atmıştır. 1961 yılında kurulan Amerikan Barış Gönüllüleri, dünyanın birçok noktasında görev almıştır. 1962 yılında Türkiye'ye gelen Amerikan Barış Gönüllüleri, yaklaşık on sene boyunca sağlık, eğitim, toplumsal kalkınma ve turizm gibi birçok alanda Türkiye'de çalışmışlardır. Amerikan Barış Gönüllüleri Örgütü'nün faaliyetlerinin olumsuz bulunması, ülkede çıkan Amerikan karşıtı tepkiler dolayısı ile çalışmaları durdurulmuş ve 1972 yılında Türkiye'yi terk etmişlerdir. Hazırlanan bu çalışmada, Amerikan Barış Gönüllüleri Örgütü'nün kuruluşu, amaç ve çalışmalarının yanında İzmir ili özelindeki faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Halkın hafızasında bıraktıkları detaylar incelenmiştir.

Sena Cesur
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki darbelerin Amerikan basınına yansımaları

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli konuların başında askeri darbeler gelmektedir. Yakın tarihimizi ilgilendiren bu konu ile alakalı çalışmalar her geçen gün artmakla beraber, darbelerde ismi geçen ABD'nin muazzam bir güce sahip olan basınının Türkiye'deki darbeleri, öncesi ve sonrası ile nasıl gördüğü önemli bir soru olmuştur. Cumhuriyet tarihinde 27 Mayıs 1960'ta başlayan askeri darbeler serüveni 2016 yılına kadar devam etmiştir. Türkiye'nin önüne sürekli bir engel olarak çıkan askeri müdahalelerin en son örneğinde de ABD'nin rolü konuşulurken, yaşanan olaylarda basının nasıl bir tavır ve görev aldığı bilinmemektedir. Zira özellikle 20. yüzyılla beraber basın; olayların gelişiminde, kamuoyu oluşturmada ve insanları bilgilendirmede en önemli güç haline gelmiştir. ABD basını da sahip olduğu büyük ve güçlü yayın organları ile dünyada büyük bir etkiye sahiptir. Türkiye'deki darbe süreçlerini ABD basınından takip etmek, hem darbeleri hem de o dönemin Türk toplumunu her yönüyle anlamamız açısından büyük önem taşımaktadır. Bunun için ABD basını geniş bir zaman aralığı içerisinde gün gün takip edilmiş ve önemli veriler elde edilmiştir. ABD basını, Türk toplumunu Türk basınından daha yakından takip edip toplumun nabzını çok başarılı bir şekilde tutabilmiştir. ABD basını aynı zamanda darbelerden önce darbenin geleceğini haber vermiş ve yapılan askeri darbeleri olumlu karşılamıştır. ABD basını, Türkiye'deki gelişmeleri sürekli ABD politikaları ekseninde değerlendirirken, aynı zamanda, gelecekte Türkiye'nin takip etmesi gereken politikaları, yine ABD çıkarları ekseninde ele almıştır. 1960-2007 tarihleri arasında Türkiye'deki askeri darbelerin ABD basınından okunması çalışmanın temel çerçevesini oluşturmaktadır.

Amerika Birleşik DevletleriAskeri müdahaleBasın+2
Abdullah Tok
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok partili hayata geçiş sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi (1945-1950)

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarihi, Türk siyasî tarihinin ayrılmaz, önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Özellikle çok partili rejimin kurulduğu 1945-1950 yılları hem CHP tarihi hem de Türk demokrasi tarihi açısından ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye'de çok partili bir siyasal rejimin kurulması, II. Dünya Savaşı'nın sona erdiği 1945 yılı itibariyle yönetici kadronun öncelikli amaçlardan biri olmuştur. Geçmişten gelen dinamiklerin yanı sıra iç ve dış politik gelişmelerin etkisiyle yeni siyasî partiler politik yaşamda yerlerini almışlardır. Yine aynı süreçte iktidar partisi CHP, özellikle 1946 ve 1947 yıllarında gerçekleştirdiği kurultaylarda aldığı kararlarla, önceki yıllardaki politikalarını büyük ölçüde değiştirerek çok partili rejimle uyumlu politikalara yönelmiştir. 1948 ve 1949 yılları ise CHP'nin liberalleşme çabalarının devam ettiği ve bu doğrultuda yaşadığı değişimin etkisiyle, muhalefetin gelişme imkanı bulduğu bir dönemdir. Tüm bu gelişmelerin bir sonucu olarak; 1950 yılında gerçekleşen seçimlerse Türk demokrasi tarihinde bir dönüm noktası olmuş ve ilk kez CHP dışında bir parti iktidara gelebilmiştir. Çok partili rejime geçişin başarıya ulaştığı bu seçimlerle de artık Türk siyasî tarihinde yeni bir dönem başlamıştır.

Cumhuriyet Halk PartisiKurultaySeçimler+4
İbrahim Şahin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuvâ-yı Milliyecilikten valiliğe: İbrahim Ethem Akıncı

Çalışmada bir Kuva-yı Milliyecinin Batı Anadolu'daki faaliyetlerini ortaya çıkarmak; Demirci Akıncıları'nın etkinlik ve faaliyetlerini ortaya koymak; Türkiye Devleti'nin ilk kaymakam ve valilerinden olan İbrahim Ethem'in şahsında 1923-1950 dönemini incelemek; Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet döneminde önemli bir isim olan İbrahim Ethem Akıncı üzerine bir biyografi çalışması yapmak amaçlanmıştır. Hukukçu, idareci ve Kuva-yı Milliye önderlerinden olan İbrahim Ethem Akıncı üzerine bir biyografi çalışmasıdır. Vilayet memurluğundan başlayıp, öğretmenlik, gazete muhabirliği, nahiye müdürlüğü, avukatlık, kaymakamlık, valilik ve milletvekili aday adaylığı ile sona eren altmış bir yıllık bir hayat incelenmiştir. Çalışmada bir Kuva-yı Milliyecinin Batı Anadolu'da Demirci Akıncıları adı altındaki etkinlik ve faaliyetleri ortaya konulmuştur. İbrahim Ethem Akıncı modern bir eğitim almış ve eğitim hayatını oldukça başarılı bir biçimde tamamlamıştır. Bir dönemin kapanıp yeni bir dönemin açıldığı bir zamanda siyasal, sosyal ve kültürel etkenleri doğru ve başarılı bir biçimde yönetmiştir. Milli mücadelede vatan savunmasında sivil bir kaymakam olarak korkusuzca görev almış ve öncülük yapmıştır. Batı Anadolu bütünüyle teslim olup işgal altına girerken o, yanındakilerle teslim olmayı düşünmemiştir. Zorlu koşullar karşısında takip ettiği strateji ile mücadele ruhunu inançla sürdürmüştür. İşgal ordusu çekilirken Balıkesir ve ilçelerinin yağmalanmamasını ve yakılmamasını ustaca bir taktik ile sağlamıştır. Görev yaptığı yerlerde bir idareci olarak; halkla iç içe olmuş; sorumluluk bölgesini yakından tanımak, sorunları yerinde görmek ve yönetim ile halk arasında güçlü bir bağı kurmak için yaptığı çalışmalarla sorunların üstesinden gelmeyi bilmiş, sorunların kalıcı bir şekilde çözülmesi yolunda adımlar atmıştır. İdareciliği bir yaşam biçimi olarak görmüştür. Anahtar Sözcükler: İbrahim Ethem Akıncı, Kuva-yı Milliye, Milli Mücadele, Demirci Akıncıları, Kaymakam, Vali.

Akıncı, İbrahim EthemAkıncılarBiyografi+5
İsmail Oğuz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
10
DoctorateOpen AccessTR

1930'dan Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne girişine kadar Batı Trakya Türkleri: 1930 - 1981

Bu çalışmanın ana hedefi, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları dışında uluslararası anlaşma ile tanınmış bir azınlık olarak bıraktığı tek Türk topluluğu olan Batı Trakya Türklerinin yakın tarihlerine bir nebze de olsun ışık tutabilmektir. Batı Trakya Türkleri, bugün Yunanistan sınırları içerisinde ve Yunan vatandaşı olarak yaşamlarını sürdüren bir Türk topluluğudur. Onları özel kılan ise uluslararası bir anlaşma çerçevesinde tanınmış azınlık statüsünde yaşamlarını sürdüren tek Türk azınlığı olmalarıdır. Balkanlardaki fetih hareketlerini takip eden iskân sürecinde bu coğrafyaya gelen ve halen burada yerleşik bulunan Batı Trakya Türklerinin yakın dönemde yaşadıkları gelişmeler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Batı Trakya Türklerinin, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi'nin dışında tutulmaları ile başlayan azınlık hayatı, yine bu iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin durumu ile doğru orantılı olarak oldukça hareketli bir seyir takip etmiştir. 1930'lu yıllarda Türkiye ile Yunanistan arasında iyileşme gösteren ilişkiler, takip eden dönemde, gerek iki ülke arasında gerekse dünyada yaşanan bir takım gelişmelerin sonucunda inişli çıkışlı bir hal almıştır. Ancak özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemdeki gelişmeler ve Kıbrıs sorunu ile başlayan süreç, Türkiye'deki Rum azınlığın büyük ölçüde Yunanistan'a göç etmesine sebep olmuştur. Bu yüzden, Batı Trakya Türklerinin statüsü için oldukça önemli yeri olan "karşılıklılık" ilkesi önemini yitirmiştir. Çalışmanın temel çerçevesini de Batı Trakya Türklerinin yaklaşık 50 yıllık bu süreçte yaşadıkları gelişmeler oluşturmaktadır.

Avrupa BirliğiBatı TrakyaMübadele+5
Melih Akdeniz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Milli Mücadele'de Magrip'in yeri (1919-1922)

Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Moritanya'nın bulunduğu Kuzey Afrika coğrafyasına atfen Magrip tanımı kullanılmaktadır. Bu coğrafyada yaşayan ulusların Osmanlı yönetimine girmeleri, nüfuzundan çıkmaları ve sonra Anadolu'da gelişen Milli Mücadele'ye yaklaşımları ele alınmıştır. Bu ülkelerden Libya ve Fas; Anadolu'da, 1918 yılının sonlarına doğru başlayan Milli Mücadele ile aynı dönemde emperyalist güçlere karşı mücadele vermekte, kendi ulusal direnişlerini yer yer ve aralıklarla sürdürmekteydiler. Cezayir, Moritanya ve Tunus ise o dönemde, Fransa'nın himaye ve sömürge yönetimleri altındaydılar. Söz konusu bütün bu coğrafyada özellikle İtalya ve Fransa'nın nüfuzuna karşı direnme arzuları devam ederken; o ülkeler halklarının kısmen İtalyan ordusunda, önemli bir miktarda ise Fransız ordusunda asker olarak görev yapmaları nasıl mümkün olmuş ve Türk Milli Mücadelesi'ne nasıl bir etkisi olmuş, gibi hususlar çalışmada analiz edilmiştir.

CezayirFasFransa+7
Faruk Türközü
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Bir Kuvay-i Milliyeci: Parti Pehlivan

The purpose of this study reveals Parti Pehlivan's life and his services to National Struggle in Demirci Raiders and National forces, Portable Forces. Our work consists of five main sections. At the begining of work, the invasion of Manisa and its environs, the birth of the National forces, structure and general aims of the Kuva-yı Milliye and the benefits of national structure is examined. In the first section, Parti Pehlivan's life, joining National forces and services of the suppression process of the rebellions aganist the Turkish Grand National Assembly is dealed. In the second part, Parti Pehlivan's Demirci battling, the actions of the Gediz Attack and processing closure of National forces; attitude of Parti Pehlivan in battle of Regular Army Portable Forces, and seperation of Parti Pehlivan from Çerkez Ethem is treated. In the third part, participating Parti Pehlivan in Demirci Raiders and given heroic struggle aganist the Greeks in Demirci Raiders, the activities of Greeks in Demirci Raiders Area and intelligence is studied. In forth section, internal arrengement of raiders, betrayers of raiders and raiders' family is emphasized. Great Turkish Attack, Raiders and the next life of Parti Pehlivan's victory, confiscation of his family's goods and Pehlivan's daughters of litigation aganist TRT take part. In research, ATASE and MSB archive documents and first-hand sources, memoirs, articles related to Parti Pehlivan is used. In research, foreign sources is reviewed and interviewed with Parti Pehlivan's relations too. The key point of the research consists of seperation Parti Pehlivan from Çerkez Ethem and continuing National Struggle by joining Demirci Raiders. In military resourse takes part information of Parti Pehlivan, like Simav, Demirci, Sındırgı, Bigadiç, Kula, Selendi, Salihli and Akhisar has been operating as a very large area. Pehlivan Battalion explode Greece train loaded ammo in the east of the town of Alaşehir Killik. With this activity, a very important service has been found for the Turkish army and it has gained time.Name of the Parti Pehlivan is mentioned a film 'Refugee' that made in Greece and also in Turkey in series of Küçük Ağa. Parti Pehlivan was given National medal with red stripe after victory by TBMM and he has been retired with rank of Milis Miralayı (Colonel of Militia), In history of National Struggle, Parti Pehlivan's name ramains one of epic veterans.

AkıncılarBaskak, MehmetBiography+3
Bünyamin As
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors