Theses supervised by Prof. Dr. Özlem Çakır
10 theses · Dokuz Eylül University
Dağlık alanlarda yangın güvenliği ve toplumsal dirençlilik: 2021 yılı Manavgat yangını örneği
Dağlık alanlar ulaşılması zor bölgelerdir. Bu durum dağlık alanları, orman varlığının, yabani hayatın ve temiz su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilirliğinin açısından korunaklı hale getirmektedir. Ancak bu avantajlı durum orman ve dağlık alanların iç içe veya sınır olması, dağlık alan yerleşiklerinin itfaiye ekiplerine olan mesafesi, eğim ve yol şartlarının zorluğu sebebiyle olası yangınlarda dirençsizliğe neden olmaktadır. Bu araştırma; dağlık alan yerleşiklerindeki yangın güvenliğinin ne durumda olduğunu ortaya koymak, yaşanan yangın anı ve sonrasındaki sorunları belirlemek ve bu yerleşikleri yaşanabilecek yangınlara karşı daha dirençli hale getirebilmek için çözüm önerileri sunmak amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda Antalya Manavgat'ta yaşanan ve Türkiye'nin en büyük yangın afeti olarak kabul edilen orman yangınında etkilenen dağlık alan mahalleleri ile 03.08.2021-09.08.2021 tarihleri arasında araştırma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler yapılmış, yapılan görüşmeler kayıt altına alınmış ve görüşme yapılan kişilerden yazılı ve sözlü izinleri alınmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA20 paket programı ile nitel analiz yöntemleri kullanılarak çözümlenmiştir. Görüşme verilerinin yanı sıra araştırmacı yangınların aktif olduğu dönemde bölgede müdahale çalışmalarında yer almış, gözlemler gerçekleştirmiş ve olayı yaşayarak veri toplamıştır. Araştırma, bu şekilde hem bir fenomenoloji hem de durum çalışması olarak oldukça güçlenmektedir. Dağlık alan yerleşikleri yangınlara hazırlıklı değildir. Erken uyarı ve tahliye konusunda eksikliklerin olduğu, su sorunları sebebiyle müdahale edemedikleri tespit edilmiştir. Yerleşiklere yangın güvenliği eğitimi verilerek ve müdahale ekipmanı sağlanarak, "Gönüllü Kendi Kendine Yardım Organizasyonu" oluşturulmalıdır. Yangın yönetim süreçlerinde daha güçlü bir koordinasyon ve organizasyonun oluşturulması için, yerleşikler, kurumlar ve STK' lar arasında iletişim ve iş birliği güçlendirilmeli, bunun için "Yangın Güvenliği Yönetişimi" süreci oluşturularak sürdürülebilirliği sağlanmalıdır.
Duygusal emek davranışları ve tükenmişlik düzeyleri ile emeklilik kararı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bağımsız çalışanlar üzerine bir araştırma
Bağımsız çalışanların duygusal emek davranışları ve tükenmişlik düzeyleri ile emeklilik kararı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacını taşıyan tez çalışmasında, öncelikle bu kavramlar açıklanmaktadır. Özellikle müşteri memnuniyeti ön planda olan bağımsız çalışanların, duygularını düzenleyerek kendilerinden istenilen veya beklenilen davranışları sergilemesi gerekmektedir. Duygusal emek davranışları ise örgütün çalışanlardan beklediği davranışları sergilemesi anlamına gelmektedir. Çalışma hayatı boyunca bu davranışları sergileyen çalışanların tükenmişlik düzeylerinin farklılık göstermesi beklenmektedir. Tükenmişlik kavramı, yoğun etkileşim halinde olan çalışanlarda ortaya çıkan psikolojik bir sendrom olarak tanımlanmaktadır. Özellikle emekli olmayı düşünen çalışanların emeklilik kararı almasında duygusal emek davranışları ve tükenmişlik düzeyleri arasında ilişki olacağı düşünülmektedir. Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisine ilişkin anket formunda yer alan sorular ile bağımsız çalışanlar üzerindeki etkisine de değinilmiştir. Araştırmada nicel veri toplama araçlarından anket kullanılmıştır. Araştırmanın evreni, Muğla ilinde yaşayan bağımsız çalışanlar olarak belirlenmiştir. Basit tesadüfi örneklem tekniği ile ulaşılan 431 katılımcıdan uygun olmayan anketlerin çalışma dışarısında bırakılmasıyla 397 bağımsız çalışan ile çalışma yürütülmüştür. Analiz sonuçları incelendiğinde, bağımsız çalışanların demografik özelliklerine göre duygusal emek davranışları ile cinsiyet, yaş, eğitim düzeyleri ve gelir düzeyleri arasında farklılık olduğu tespit edilmiştir. Tükenmişlik düzeylerine bakıldığında ise, yaş, eğitim düzeyleri, gelir düzeyleri ve çalışma süreleri bakımından anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Duygusal emek davranışları ile emeklilik kararı arasındaki ilişki incelendiğinde, derinden rol yapma davranışı ve doğal duygular ile emeklilik kararı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilirken, yüzeysel rol yapma davranışıyla negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, tükenmişlik düzeyleri, duygusal, zihinsel ve fiziksel tükenme düzeyleri ile emeklilik kararı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Emek, Tükenmişlik, Emeklilik Kararı
Kamu görevinden emeklilerin girişimcilik deneyimlerinin İzmir ili örneğinde analizi
Yaşlanan nüfus, içinde bulunduğumuz yüzyılın öne çıkan önemli demografik olaylarının başında bulunmaktadır. Tıp alanındaki gelişmeler ile birlikte yaşadığımız yüzyılda insan ömrü uzamasına rağmen, doğum oranları azalmakta ve bunun sonucu olarak genel nüfusa oranla yaşlı nüfusun oranı giderek artmaktadır. Yaşlı nüfus oranının artması, özellikle sağlık alanı başta olmak üzere, sosyal güvenlik alanını, çalışma hayatını, eğitim ve çevre konularından sosyo-kültürel yapı ile aile yaşamını kısacası toplumun farklı kesimlerinin tamamını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. Emeklilik dönemi de çoğunlukla yaşlanma dönemi içerisinde bulunan bir süreçtir. Bu çalışmada, öncelikle kamu görevlileri, girişimcilik ve emekliliğin tanımı, unsurları ve boyutları kavramsal olarak açıklanmıştır. Kamu görevinden emekli olan kişilerin emeklilik kararını etkileyen faktörler, emekli olmaya karar verme süreçleri, emeklilik döneminin özellikleri ile emeklilik dönemi uyum sorunları incelenmiştir. Araştırmanın temelini 5510 Sayılı Kanun'un 4C kapsamında bulunan kamu görevlilerinin emeklilerinin girişimcilik davranışları İzmir ili özelinde mercek altına alınmıştır. Öncelikle bu kişilerden emeklilik döneminde kendine ait bir işyeri açan ve sonrasında başarısız olarak işyerini kapatmak ya da devretmek zorunda kalanların girişimcilik deneyimleri nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji deseninde toplanmıştır. Yüz yüze görüşme ve görüşülen konuların görüşme formuna kaydedilmesi ile toplanan verilerin analizinde içerik analizi tekniklerinden tipolojik analiz tekniği kullanılarak açıklanmıştır. Çalışmamızın son bölümünde, İzmir ili özelinde, uyguladığımız emeklilik anketi verilerinin SPSS Programı ile analiz edilmesi ve ulaşılan sonuçların yorumlanması ile ortaya çıkan görüş ve önerilere yer verilmiştir. Çalışmamızda kamu görevinden emekli olan kişilerin girişimciliğinin başarı ve başarısızlık nedenlerinin açığa çıkarılması ile kamu görevinden emekli olduktan sonra kendi işini kuran kişilerin karşılaştıkları güçlüklerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulardan yola çıkarak ülkemizde özellikle girişimcilik potansiyeli taşıyan kamu emeklileri ve diğer statülerdeki emeklilere ışık tutmak ve yol göstermek amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Emeklilik, Yaşlanma, Girişimcilik, Deneyim, Kamu Görevi.
Genç işsizliğinin çalışma değerleri üzerindeki etkisi: Ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) gençler üzerinde bir araştırma
Genç işsizliği, çok yönlü etkileri olan küresel bir sorundur. Ne eğitimde ne istihdamda olma kavramı ise son yıllarda giderek büyüyen ve oldukça heterojen bir grubu ifade etmektedir. Bu iki kavram özellikle gelişmekte olan ekonomiler için yarattığı sorunlar ve çözüm çabalarının başarıya ulaşmada yetersiz kalması yönüyle alanyazında geniş biçimde ele alınmaktadır. Çalışma değerleri kavramı ise bireyin çalışma yaşamına ilişkin bakış açısını ve çalışma yaşamından beklentilerini kapsayan bir kavramdır. Teknolojinin hızı, küreselleşme ve dijital dönüşüm odağında hızla değişen dünyada, bireyin, toplumların ve örgütlerin de yaşayış biçimleri değişmektedir. Bu bağlamda dönüşen çalışma yaşamında gençlerin çalışma değerleri farklı bir önem kazanmaktadır. Bu çalışmada ne eğitimde ne istihdamda olan gençler üzerinde, genç işsizliğinin çalışma değerlerine olan etkisi incelenmektedir. Genç işsizlerin, yaşadıkları işsizlik deneyimlerinin çalışma değerlerinde meydana getirdiği farklılıklar ölçülmüştür. Öncelikle her bir olgu kavramsal olarak ele alınmış, ulusal ve uluslararası durum güncel ve geçmiş göstergelerle ortaya konmuştur. Ayrıca bu kavramlar genç perspektifinden farklı boyutlarda yeni çalışma yaşamı unsurlarıyla değerlendirilmiştir. Ardından genç işsizliği ve çalışma değerleri olguları ilişkilendirilerek tartışılmış, dijitalleşme, esnek çalışma biçimleri ve COVID-19 pandemisi etkisinde çalışma değerleri irdelenmiştir. Araştırma için çalışmanın evreni İzmir ilinde 15-24 yaş arasında ne eğitimde ne istihdamda olan gençler olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda örneklem 384 olarak belirlenmiş ve anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Uygun olmayan anketlerin çalışma dışında bırakılmasıyla 397 soru formu çalışmaya dâhil edilmiştir. Çalışma değerlerini ölçmek için Lyons Çalışma Değerleri Ölçeği (Lyons Work Values Survey - LWVS) kullanılmıştır. Ölçeğe doğrulayıcı faktör analizi uygulanmış ve ölçeğin var olan asıl yapısının örneklemle uyumu gösterilmiştir. İlişkisel analizlerde Tek Yönlü ANOVA ve Bağlantısız Örneklem T-Testi uygulanmıştır. Analizler sonucunda genç işsizlerin eğitim düzeyleri, daha önce çalışma deneyimleri olup olmaması ve işsiz kalma süreleri ile çalışma değerlerinin alt boyutları arasında farklılıklaştığı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizlik, Çalışma Değerleri, NEET
Çalışma ilişkilerinde güven olgusunun incelenmesi
Güven, ortaya konulan olumlu bir davranışın aynı şekilde karşılık bulacağına ya da en azından karşı tarafın zarar vermeyeceğine yönelik olumlu beklenti olmaktadır. Olumlu beklenti üzerine inşa edilen güven ilişkisinin, sosyal hayatta olduğu gibi çalışma hayatında da birçok etkisi ve sonuçları bulunmaktadır. Güven olgusunun çalışma hayatında sebep olduğu etkiler ve ortaya çıkardığı sonuçlar, çalışma ilişkileri aktörleri bağlamında incelenmiştir. İlk olarak, çalışma ilişkilerini oluşturan aktörler olan çalışan, işveren (işyeri/örgüt), sendika ve devletin, kavramsal çerçevede rolleri ve güven ile ilişkisi ele alınmıştır. İkinci olarak, çalışanların, çalışma arkadaşlarına, yönetime ve örgütün kendisine olan güven düzeylerini ölçmek için meta analiz uygulanmıştır. Üçüncü ve son olarak ise, kavramsal çerçeveye uygun olacak şekilde, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak, çalışanların güven olgusunu anlamaya yönelik nitel araştırma yapılmıştır. 2001-2019 yıllarını kapsayan ve örgütsel güven hakkında yazılan 60 adet tezin meta analiz yöntemi ile birleştirilmesiyle elde edilen sonuçlara göre, çalışanların sırasıyla en çok örgütün kendisine, yöneticilere ve çalışma arkadaşlarına güvendiği görülmüştür. Nitel araştırma kapsamında 24 görüşme (20 yüz yüze, 4 e-posta) yapılmış olup, elde edilen veriler nitel araştırma programında analiz edilmiştir. Analiz sonucu 9 tema, 44 ana kod, 101 adet alt kod elde edilmiş, elde edilen kodlara 1553 kodlama yapılmıştır. Nitel araştırmada oluşturulan temalar, güven algısı, güvenin boyutları, güven ilişkileri, güven yaratan etkenler, güvenin sonuçları, güveni bozan ve güvensizlik yaratan etkenler, güvenin bozulması ve güvensizliğin sonuçları, bozulan güvenin onarılması süreci ve güvenin sosyodemografik özelliklerle ilişkisidir. Nitel araştırma sonuçlarına göre çalışanlar, güven ve güvensizlik yaratan etkenlere daha çok vurgu yapmışlardır. Bu durum güven ve güvensizlik olgularının sosyal hayatta ve çalışma hayatında oldukça aktif, dinamik, canlı ve belirgin bir şekilde algılanmasından kaynaklanabilmektedir.
Mali'de insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve iş sözleşmesinin kurulması
"Mali'de İnsan Kaynakları Yönetimi Uygulamaları ve İş Sözleşmesinin Kurulması" isimli bu çalışmanın amacı Mali kamu ve özel örgütlerinde İnsan Kaynakları Yönetiminin tarihsel gelişiminin tespit edilmesi ve İKY temel uygulamalarının incelenmesidir. Bu amaç kapsamında ek olarak Mali Hukukunda iş sözleşmesinin kurulması ile ilgili içerik ve şekil koşulları da ele alınmaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, literatür taraması yöntemi kullanılarak, insan kaynakları yönetimi kavramı, tarihsel gelişimi ve temel uygulamaları ile ilgili bilgiler verilmektedir. Daha sonra, Mali kamu sektörü ve özel işletmelerinde örnek olaylara dayanarak, İnsan Kaynakları Yönetimi gelişimi ve temel uygulamaları incelenmektedir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, Mali hukukuna göre iş sözleşmesinin tanımı, unsurları, kurulmasına ilişkin ehliyeti, iş sözleşmesinin koşulları, iş sözleşmesinin kurulma yasakları ve yükümlülükleri yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları Yönetimi, Personel, İş Sözleşmesi, Mali Hukuku
Maden sektöründe iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları içinde davranışsal güvenliğin rolü
İş sağlığı ve güvenliği tüm mesleklerde çalışanların bedensel, ruhsal, sosyal iyilik durumlarının sağlanması, sürdürülebilir olması ve bu durumu tehlikeye sokabilecek her türlü duruma karşı alınabilecek önlemler üzerindeki sistemli çalışmaların ve uygulamaların bütünüdür. İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları çalışma yaşamının en önemli unsurlarından biridir. İş kazalarının birden fazla sebebi olabilmekte, çalışanlar, güvensiz durum ve/veya davranışlar nedeniyle iş kazası yaşamaktadırlar. İş kazaları güvensiz davranış ve güvensiz çalışma koşullarıyla bağlantılıdır, ancak iş kazalarının büyük bir nedeni güvensiz çalışma koşullarından daha çok güvensiz davranışlar sebebiyle yaşanmaktadır. Bu sebeple güvensiz davranışlardan kaynaklanan iş kazalarının çalışanlar tarafından farkındalığının olması oldukça önemli olmaktadır. Güvenli olmayan davranışların kontrolü, kazaları önlemede anahtar bir role sahiptir. Bu çalışmada davranıştan kaynaklanan iş kazaları ve davranışsal güvenliğin rolü incelemeye alınmış, maden sektöründe çalışmış ve/veya çalışmakta olan kişiler üzerinden maden sektöründe iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları içinde, davranışsal güvenliğin rolünü saptamaya yönelik araştırma gerçekleştirilmiştir.
Afete hazırlık tutumunu etkiyen bireysel değişkenler
Günümüzde afetler sonucunda ortaya çıkan kayıpların önlenebilmesi için birçok eğitim, tanıtım ve bilinçlendirme çalışması yapılsada, insanların afetlere olan hazırlık yaklaşımları tam anlamıyla geliştirilememektedir. Bu durum da insanların afetlere karşı sahip oldukları tutumla yakından ilgilidir. Tutumlar; düşünsel, duygusal ve davranışsal ögelere sahiptir. Bu üç öge üzerinde gerekli etki yapılamadığı sürece bireylerin afete hazırlık seviyeleri olumlu yönde değişiklik göstermemektedir. Bu çalışmanın amacı, afete hazırlık tutumunu etkileyen bireysel değişkenleri belirlemek ve ''afete hazırlık tutumu'' kavramını incelemektir. Bu kapsamda, öncelikli olarak araştırmada kullanılacak teorik ve kavramsal çerçeve belirlenmiştir. Konu ile ilgili literatür araştırmasının ardından veri toplama aracı olarak 58 sorudan oluşan soru formu sahada uygulanmıştır. Soru formunun birinci bölümünde katılımcıların demografik özellikleri, ikinci bölümünde genel afet bilinç ve hazırlık düzeyleri, üçüncü bölümünde ise afetlere hazırlık tutumları ile ilgili sorular yer almaktadır. Araştırmanın evreni Isparta il merkezinde ikamet eden 18-65 yaş arası okur-yazar kişilerdir. Elde edilen veriler SSPS 21 paket programında Ki-Kare, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, bireysel değişkenlerin afete hazırlık tutumunu ve bu durumun da afete hazırlık seviyesini etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Yönetimi, Tutum, Afete Hazırlık Tutumu.
İşçi ve işveren açısından iş güvenliği iklimini etkileyen faktörlerin belirlenmesi: İnşaat sektörü örneği
İş kazalarının önlenmesi, çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak iyi olmalarının sağlanması iş yerlerinde iş güvenliğinin sağlanmasıyla ilgilidir. İş kazalarının önlenmesi açısından çalışanların örgütteki güvenlik iklimini nasıl algıladıklarının ve işverenlerin güvenlik konusuna yaklaşımlarının ve bunlara etki eden faktörlerin neler olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında inşaat sektöründe çalışan işçi ve işverenler açısından iş güvenliği iklimini etkileyen faktörler karma bir yöntem kullanılarak ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Karma yöntemin ilk aşaması olan nicel araştırmada Aydın'da inşaat sektöründe çalışan işçilere survey yöntemi uygulanmıştır. Araştırma bulgularında güvenlik iklimi ile medeni durum, eğitim, yaş değişkenlerinde anlamlı farklılık olmadığı belirlenirlenirken, hizmet süresi, çalışanların çalışma pozisyonları, vardiyalı çalışma, iş kazası geçirmiş olma, çalışılan yerdeki kişi sayısı, çalışanların çalışma durumlarında farklılık olduğu görülmüştür. Nicel araştırmadan elde edilen bulgular ışığında işçiler açısından güvenlik iklimini etkileyen faktörlerin neler olduğu belirlendikten sonra, bu faktörlerin nedenlerini işveren bakış açısıyla ortaya koymak amacıyla yarı yapılandırılmış soru formlarıyla işverenlerle görüşmeler yapılarak çalışmanın nitel kısmı tamamlanmıştır. İşverenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, örgütün büyüklüğünün, işçilerin eğitim düzeylerinin, iş kazası geçirmiş olma durumlarının, yetkili kişiler tarafından denetlenmelerinin, işçilerin güvenlik iklimine yönelik algılarını etkilediği saptanmıştır. İşçi ve işverenlerden elde edilen bulgular ışığında pozitif bir güvenlik kültürü oluşturulmasının gerekliliği vurgulanarak, bu açıdan farklı aktörlere düşen görevler ve öneriler sunularak çalışma sonlandırılmıştır.
Kuşaklararası adaletin bileşenleri ve ölçümü: Bir endeks önerisi
Kuşaklararası adalet, son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen ve tartışılan bir konu haline gelmiştir. Siyaset felsefesi, psikoloji, ekoloji, ekonomi gibi disiplinlerin; farklı yönlerini ele alıp zaman zaman atıf yaptığı bu kavramın içeriği konusunda, uluslararası yazında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Çalışma, kuşaklararası adalet kavramını ve bileşenlerini tanımlamak, ardından bu bileşenlerin ölçümüne ve zaman-mekân bakımından kıyaslanabilir hale getirilmesine yönelik bir endeks oluşturma amacı taşımaktadır. Konuya ilişkin farklı yaklaşımların kökenine inmek için, öncelikle kuşaklararası adalet kavramını oluşturan kuşak ve adalet kavramları ayrı ayrı ele alınmış, kavramların kökeni ve farklı disiplinlerin bu kavramlara yaklaşımları incelenmiştir. Bu amaca yönelik olarak; yazını, ikincil verileri ve uzman görüşmelerini sistematik olarak kullanma imkânı tanıyan gömülü teori yönteminin konstrüktivist versiyonu kullanılarak, kuşaklararası adaletin temel bileşenleri belirlenmiştir. Bu bileşenler Politikalar, Siyasete Katılım, Temsil ve Çocuk Hakları, Demografik Değişim, Sosyal Güvenlik, Ekonomi, Ekoloji, Kuşaklararası Adil Davranış olarak belirlenmiştir. Bunu takiben, belirlenen bileşenlerin ölçülebilir olanları belirlenmiş, yazındaki farklı ölçüm araçlardan da faydalanılarak, bir "kuşaklararası adalet endeksi" oluşturulmuştur. Çalışmanın son kısmında, oluşturulan endeks ile Türkiye'nin durumu tespit edilmiştir. Endeks kullanılarak yapılacak gelecekteki ölçümlerde, Türkiye'nin performansını izlemek ve farklı ülkeler ile kıyaslamak mümkün olacaktır.