Theses supervised by Prof. Dr. Özcan Karahan

10 theses · Bandırma Onyedi Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de cari açığın dinamikleri (2003-2019)

Cari işlemler hesabındaki açıklar bir ekonomide üretimden daha çok harcama yapıldığını göstermenin yanında ekonominin dışa bağımlılığını dolayısı ile dış şoklara karşı kırılganı artırır. Bu nedenle cari işlemler hesabında açık oluşturan nedenleri ortadan kaldıracak politikaların uygulanması makroekonomik dengenin ve istikrarlı büyümenin sağlanması için zorunludur. Buradan hareketle bu tez çalışmasında Türkiye'de cari işlemler hesabında açık oluşturan faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Böylece cari işlemler dengesinin sağlanmasına yönelik olarak uygulanacak politikaların tasarım sürecine katkı sunulması hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında, kamu bütçe açığı, tasarruf yatırım açığı, döviz kuru, milli gelir, dış borç ve üretim girdisi ithalatının cari işlemler hesabındaki açıklara etkisi ayrı ayrı altı farklı modelde araştırılmıştır. Bunun için değişkenlere ait 2003 ile 2019 yılları arasındaki çeyrek dönemlik veriler Johansen Eşbütünleşme ve Granger Nedensellik Testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Ekonometrik sonuçlar kamu bütçe açığı ile döviz kurunun cari işlemler hesabı üzerinde bir etki yaratmadığını göstermiştir. Öte yandan, tasarruf yatırım açığı, dış borç ve üretim girdisi ithalatından cari işlemler hesabındaki açığa doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca mili gelir ve dış borç ile cari işlemler hesabındaki açık arasında çift yönlü bir nedensellik bulunmuştur. Ampirik bulgular Türkiye'de özel kesimin cari açığa yol açacak şekilde, yatırımları gerçekleştirirken üretim girdilerini ithal ettiğini ve finansman kaynaklarını da dış borç ile yurt dışından sağladığını ortaya koymaktadır. Buna göre Türkiye'de cari açıklar yabancı finansmanla yapılan girdi ithalatı ile gerçekleştirilen yatırım harcamalarından kaynaklanmaktadır. Bu durum aynı zamanda üretim ve büyüme sürecinin cari açığa dayalı olarak gerçekleştiğini göstermektedir. Cari açık ile milli gelir arasındaki çift yönlü nedensellik ilişkisi bu durumu teyit etmiştir. Böylece Türkiye'de cari açıkları kapatmak ve sağlıklı bir büyüme stratejisi oluşturmak için yurt içinde girdi ithalatını ikame edecek yeni sektörlerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Anahtar Sözcük: Cari Açık, Tasarruf Açığı, Girdi İthalatı, Dış Borç, Milli Gelir

Cari açıkCari işlemlerCari işlemler dengesi+7
Kevser Akçaçakır
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de paranın aktarım mekanizmaları (2005-2019)

Günümüzde, çok geniş kapsamlı çalışmalar yapılmasına rağmen, parasal aktarım mekanizmasının işleyişine ilişkin iktisatçılar arasında tam bir fikir birliği yoktur. Bu durum merkez bankalarını politika tasarım sürecinde önemli bir "seçim riski" ile karşı karşıya bırakmaktadır. Öyle ki, ekonominin işleyiş sürecini temsil etmeyen aktarım mekanizması çerçevesinde politikaların tasarlanması çok büyük sorunlara yol açmaktadır. Dolayısıyla politika tasarım sürecinde parasal aktarım mekanizmasına ilişkin bilgi birikimi çok önemlidir. Buradan hareketle çalışmamız Türkiye'de parasal aktarım mekanizmasının işleyiş sürecine ilişkin bilgi birikimine katkı sunmayı amaçlamıştır. Bunun için Türkiye'de parasal aktarım mekanizmasının işleyiş kanalları 2005-2019 dönemine ait veriler üzerinden Etki-Tepki Fonksiyonu ve Varyans Ayrıştırması teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Ampirik bulgular Türkiye'de sadece banka kredi kanalının etkin bir biçimde çalıştığını belirlemiştir. Türkiye'de var olan yapısal kısıtlar nedeni ile yüksek seviyede seyreden ülke risk primi faizlerin düşmesini engelleyerek faiz kanalının işleyişini bozmaktadır. Ayrıca likidite kısıtı altında olan özel sektör yatırım kararı alırken faizden daha çok banka kredilerinin miktarına duyarlıdır. Türkiye'de finansal sistemin bankacılık ağırlıklı bir yapıya sahip olması varlık fiyatları kanalının etkinliğini azaltmaktadır. Üretim yapısının ithal girdiye bağımlılığının yüksek olması ise ithalatın kur seviyesine duyarlığını düşürerek döviz kuru kanalının işlemesini engellemektedir. Politika çıkarımı açısından elde edilen ampirik bulgular Türkiye'de merkez bankasının para politikası uygulamalarının reel ekonomi üzerine etkilerini banka kredi kanalı üzerinden tasarlaması gerektiğini göstermiştir. Şüphesiz bu durum Türkiye'de merkez bankası politikaları için önemli bir kısıt doğurmaktadır. Ancak ülkenin yapısal özellikleri nedeni ile etkin işlemeyen diğer aktarım kanalları çerçevesinde uygulamalar yapmak önemli para politikası başarısızlıklarına yol açar. Bu durum merkez bankasına güveni azaltarak etkin işleyen kredi kanalının kullanımını da ileriki süreçte zorlaştırabilir. Bunun için Türkiye'de merkez bankası için para politika stratejisini kredi kanalı üzerinden kurgulamak en etkili yöntem olarak görülmektedir.

Banka kredi kanalıBeklentilerDöviz kuru+5
Fehime Günbegi
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de finansal sermaye hareketleri ve döviz kuru ilişkisi

Uluslararası sermaye hareketleri günümüzde ulaştığı geniş hacim nedeni ile ulusal ekonomilerdeki göstergeleri etkileyen temel bir dinamik haline gelmiştir. Bu bağlamda özellikle döviz piyasasında yarattığı etkiler çerçevesinde finansal sermaye hareketlerinin ekonomilerde yarattığı dalgalanmalar önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Söz konusu bu sorunun çözümü için ülkeye yönelik sermaye hareketlerinin etkin bir biçimde yönetilmesi gerekmektedir. Buradan hareketle çalışmada Türkiye'ye yönelik finansal sermaye hareketlerinin döviz kuru üzerinde yarattığı etkiler analiz edilmiştir. Böylece yabancı finansal sermayenin döviz piyasası kanalı ile oluşturduğu etkilere ilişkin bilgi birikiminin artırılması sonucu sermaye hareketlerinin yönetimi politikalarının tasarım sürecine katkı sunulması amaçlanmıştır. Türkiye'ye yönelik finansal sermaye girişlerinin döviz kuru üzerine yarattığı etkiler 2009-2019 dönemine ait çeyreklik veriler üzerinden ARDL yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Ampirik bulgular finansal sermaye hareketlerinin döviz piyasasında kur seviyesinin belirlenme sürecinde, uluslararası ticari işlemlere kıyasla, çok daha baskın bir rol oynadığını göstermektedir. Ayrıca finansal sermaye hareketleri kısa dönemde kurları düşürürken, yerli paranın değer kazanması sonucunda ortaya çıkan riskler nedeniyle, uzun dönemde kur seviyesini artırmaktadır. Finansal sermaye hareketleri içinde ise diğer yatırımlar portföy yatırımlarına oranla daha büyük bir rol oynamaktadır. Ampirik bulgular politika çıkarımı açısından değerlendirildiğinde, Türkiye'de döviz piyasasında baskın role sahip olan finansal sermaye hareketlerinin yönetimine yönelik uygulamaların, kur istikrarı açısından büyük bir zorunluluk olduğu ortaya çıkmaktadır. Buna göre, finansal sermaye hareketleri yerine, daha istikrarlı olan fiziki sermaye hareketlerinin teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca Türkiye'ye yönelik finansal sermaye hareketleri içinde, portföy yatırımlarının artırılması yolu ile, diğer yatırımların sahip olduğu büyük payın azaltılması da önemli bir politika seçeneği olmaktadır.

ARDL Sınır TestiDöviz kuruDöviz piyasası+2
Hüseyin Güvenoğlu
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de cari açığın sürdürülebilirliği: 2003-2019 dönemi analizi

Cari işlemler dengesi bütün ülkeler için makroekonomik istikrarının sağlanması açısından son derece önemlidir. İthalat ve ihracat hareketlerinde yaşanan dalgalanmalar sonucunda cari işlemler hesabında yaşanacak dengesizlikler makroekonomik istikrarı bozan önemli bir faktördür. Ekonomik küreselleşme ile birlikte uluslararası ticari ve finansal hareketlerin artması ile cari işlemler hesabındaki dalgalanmalar daha büyük önem kazanmıştır. Bu süreçte yaşanan cari açıkların önemli bir kriz göstergesi haline gelmesi cari açıkların sürdürülebilirliği olgusunu literatüründe önemli bir tartışma konusu haline getirmiştir. Bu bağlamda, cari açıkların sürdürülebilirliği özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için daha büyük bir önem arz etmiştir. Türkiye'de cari açıkların sürdürülebilirliğine yönelik yapılan bu çalışma çerçevesinde Husted (1992) dönemlerarası bütçe kıstı modeli kullanılarak 2003-2019 yılları arasındaki veriler analiz edilmiştir. Ekonometrik yöntem olarak Johansen eş-bütünleşme ve Granger nedensellik testleri uygulanmıştır. Yapılan ekonometrik analizler neticesinde, Türkiye ekonomisinde ilgili dönemlerde meydana gelen cari açıkların zayıf formda sürdürülebilir olduğu görülmüştür. Ayrıca ithalat ve ihracat arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Çalışma bulguları Türkiye ekonomisinde meydana gelen cari açıkların güçlü bir şekilde sürdürülebilir forma gelebilmesi için üretim yapısındaki ithal girdi bağımlılığının azaltılması gerektiğini göstermiştir. Eğer yüksek katma değer yaratan üretim yapısına kavuşulursa ithalat ve ihracat arasındaki ilişkiler daha etkin bir şekilde yönetilebilir. Bunun için Türkiye'de üretim yapısının ithal girdi bağımlılığını azaltmayı hedefleyen politikalar cari açığın sürdürülebilmesi için çok büyük önem arz etmektedir.

Cari açıkEkonometrik analizGranger Nedensellik Testi+2
Arda Guruş
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'daki ulusal inovasyo sistemlerinin karşılaştırmalı performans analizi

Ulusal İnovasyon Sisteminin etkin işletilmesi için diğer ülkelerle karşılaştırmalı şekilde eksik yönlerin tespiti ve buna uygun politika tasarımı gerekir. Buradan hareketle çalışmamızda Avrupa'daki ülkelerin ulusal inovasyon sistem performanslarının karşılaştırmalı olarak analiz edilmesi amaçlanmıştır.Çalışmada 35 Avrupa ülkesinin 2020-2022 yılı verilerinden hareketle Veri Zarflama Yöntemi ile inovasyon sistemlerinin etkinliği incelenmiştir. İnovasyon sistemleri bilginin üretilmesi ve bilginin ticarileştirilmesi şeklinde iki ayrı alt süreç çerçevesinde analiz edilmiştir. Öncelikle ülke inovasyon sistemlerinin etkinlikleri ölçülerek performanslarına göre sınıflandırılmış daha sonra ise etkin bulunmayan ülkeler için sistem unsurlarına ilişkin potansiyel iyileştirme oranları belirlenmiştir.İnovasyon sistemlerinin etkinlik ölçümüne ilişkin bulgular Birleşik Krallık, Danimarka, İsveç, İsviçre'nin bilgi üretim sürecinde, Avusturya, Danimarka, Estonya, İsveç, Güney Kıbrıs, Lüksemburg ve Malta'nın bilgi ticarileşmesi sürecinde tam etkin olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca ülkeler, bilginin üretilmesi ve ticarileşmesi süreçlerindeki etkinliğe göre de sınıflandırılmıştır. Buna göre 15 ülke "inovasyon liderleri" arasında, Türkiye'nin de içinde bulunduğu, 13 ülke ise "inovasyonda geç kalanlar" sınıfında yer almıştır. Bu sonuçlar inovasyon performansı açısından Avrupa'daki ülkeler arasında önemli bir bölünmüşlük olduğunu göstermiştir. İnovasyon sistemlerinin potansiyel iyileştirme oranlarına ilişkin bulgular politika tasarımı için önemli çıkarımlar sunmuştur. Bilginin üretilme sürecindeki girdiler açısından AB üyesi ülkelerin en çok özel AR-GE harcamalarının artırılmasına, Türkiye'nin de içinde yer aldığı, AB üyesi olmayan ülkelerin ise doktora mezunu sayısında iyileştirme ihtiyacı olduğunu göstermiştir. Bilginin ticarileşmesi açısından ise Avrupa'daki ülkelerin ortak bilimsel yayın sayısı girdisine ilişkin iyileştirmeye ihtiyacı bulunmaktadır. Bu alandaki iyileştirme ihtiyacı AB üyesi olmayan ülkelerde ve özellikle de Türkiye'de çok daha büyük oranda belirlenmiştir.

Avrupa ülkeleriEkonomiPerformans analizi+4
Sümeyra Akdamar
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe kredi hacminin belirleyicileri

Bankacılık sektörüne dayalı bir finansal sisteme sahip olan Türkiye'de banka kredilerini etkileyen faktörlerin araştırılması, ekonomik dinamikleri ortaya koymak açısından büyük önem taşımaktadır. Buradan hareketle tez çalışmasında, Türkiye'de banka kredi hacmini etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'de banka kredilerinin makro ve mikro belirleyicileri iki farklı model çerçevesinde incelenmiştir. Bu çerçevede, 2010Q1-2022Q3 dönemine ait üçer aylık veriler ARDL yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Makro modelde ekonomik büyüme, kamu borçlanması ve hisse senedi fiyatlarının, mikro modelde ise öz sermaye, banka tahvil ve bono ihraçları ile takipteki alacakların krediler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Makro modele ilişkin sonuçlar, göstergeler arasında ekonomik büyüme hızının krediler üzerinde en belirgin pozitif etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Kamu borç miktarı ve hisse senedi fiyatlarının kredilere etkisi ise düşük seviyede kalmıştır. Böylece, büyüme sürecinin banka kredi hacmini önemli ölçüde genişlettiği belirlenmiştir. Mikro modele ilişkin bulgular ise, öz kaynaklar ile banka tahvil ve bono ihraçlarının krediler üzerinde pozitif, tahsili gecikmiş kredilerin ise negatif yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Mikro göstergeler arasında en büyük etkiye öz kaynak değişkeni sahipken, banka tahvil ve bono ihraçları ile takipteki kredilerin krediler üzerindeki etkisi çok daha düşük seviye kalmıştır. Makro ve mikro modellerden elde edilen bulgulara dayanarak, bazı önemli politika çıkarımları yapılabilir. Buna göre, makro düzeyde ekonomik büyüme hızını artırmaya yönelik politikaların Türkiye'deki banka kredi hacminde önemli bir dinamik oluşturacağı görülmektedir. Öte yandan, mikro düzeyde banka öz kaynaklarını iyileştiren uygulamalar, bankacılık sektöründe sunulan kredi hacminin gelişiminde dinamik oluşturacak bir diğer temel politika seçeneğidir.

ARDLBanka kredileriBankacılık sektörü+4
Nurcihan Akşehirli
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye' de yabancı portföy ve diğer yatırımların büyüme üzerine etkisi

Dünya'da finansal serbestleşme hareketlerinin hızlanması ile birlikte uluslararası sermaye hareketleri çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucunda temel ekonomik göstergelerin oluşumunda uluslararası sermaye hareketlerinin önemi giderek artmaya başlamıştır. Birçok ülkede ekonomik büyüme süreçlerinin global sermaye hareketlerinin etkisi altında kaldığı görülmektedir. Öyle ki, günümüzde ekonomik büyüme hedefine ulaşmak için yabancı sermaye girişleri önemli bir kaynak haline gelmiştir. Bu çerçevede uluslararası sermaye hareketleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiler önemli bir araştırma alanı oluşturmuş ve çok değişik boyutlarda analiz edilmeye başlanmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye'ye yönelik portföy ve diğer yatırımlar şeklindeki sermaye girişlerinin ekonomik büyüme üzerine etkileri araştırılmıştır. Hisse senedi ve borç senedi şeklindeki portföy yatırımları ile kısa ve uzun vadeli diğer yatırımların büyüme üzerine etkileri 2003 ile 2022 yılları arasındaki çeyrek dönemlik veriler kullanılarak Johansen Eşbütünleşme ve Granger Nedensellik testleri ile analiz edilmiştir. Ampirik bulgular sadece kısa vadeli diğer yatırımlar şeklindeki sermaye girişlerinden büyümeye doğru nedensellik ilişkisi olduğunu göstermiştir. Türkiye'ye yönelik diğer yabancı finansal sermaye girişlerinin ekonomik büyümeye etkisi belirlenmemiştir. Türkiye'de sadece kısa vadeli yabancı diğer yatırımlardan ekonomik büyümeye doğru nedensellik ilişkisinin bulunması kısa vadeli sermaye hareketleri yönetiminin önemini ortaya koymuştur. Buna göre bir yandan ekonomik büyüme için kısa vadeli sermaye girişleri teşvik edilirken öte yandan bu tür sermaye girişlerinin uzun vadede yaratacağı olumsuzlukların azaltılması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu bağlamda kısa vadeli sermaye girişlerinin yerel paranın aşırı derecede değerlenmesi ve cari açığı büyütmesine karşı politika önlemleri geliştirilmelidir.

Yasemin Şahin
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Neo-klasik iktisattan evrimci iktisada yenilik politikalarındaki dönüşüm ve Türkiye'deki gelişimi

Günümüzde bir ülkenin sürdürülebilir ekonomik büyümesinin ve refah düzeyinin temel belirleyicisi yenilik yapabilme becerisidir. İktisatçılar, verimlilik artışına dayalı ekonomik büyüme sürecinde teknolojik yeniliklerin oynadığı rolü ortaya koymuşlardır. Böylece, ülkelerin yenilik yaratma yeteneğini artırmaya yönelik politikalar büyük önem kazanmıştır. Bunun sonucunda, yenilik politikalarının analizi ve etkin tasarımına yönelik araştırmalar literatürde yaygın hale gelmiştir. Bu araştırma kapsamında, Türkiye'de uygulanan yenilik politikaları neo-klasik ve evrimci yaklaşımların oluşturduğu teorik çerçeveden yararlanılarak analiz edilmiştir. Bu bağlamda, Beş Yıllık Kalkınma Planları ile Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantılarına ilişkin politika belgeleri incelenmiştir. Öncelikle 1963-2028 dönemine ait on iki adet Beş Yıllık Kalkınma Planında Türkiye'nin teknoloji ve yenilik politikası yönelimine ilişkin tespitler yapılmıştır. Daha sonra, yine aynı amaçla, 1989-2016 yılları arasındaki yirmi dokuz adet Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantı kararı gözden geçirilmiştir. Bu analizler sonucunda, Türkiye'de yenilik politikalarının genel anlamda neo-klasik yaklaşıma dayalı olarak tasarlandığı belirlenmiştir. Evrimci yaklaşımının yenilik politikalarına ilişkin ileri sürdüğü görüşler ise, politika belgelerinde oldukça sınırlı bir biçimde yer almıştır. Türkiye'nin günümüzde yenilik kapasitesini yeterince geliştiremediği göz önüne alındığında, önümüzdeki dönem politika tasarımlarında neo-klasik yaklaşımdan ziyade evrimci prensiplere göre hareket edilmesi gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, gelecekte ulusal yenilik sisteminin etkinleştirilmesi, politika karmaları ve misyon odaklı politikalar Türkiye'nin yenilik kapasitesini geliştirmesi açısından önem taşımaktadır. Daha da önemlisi, belirli teknoloji alanlarında yaratılan kamu girişimleri bu sürecin önemli tamamlayıcı unsurları olacaklardır.

Yiğit Kaymak
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de finansal gelişme ve ekonomik büyüme ilişkisi

TÜRKİYE'DE FİNANSAL GELİŞME VE EKONOMİK BÜYÜME İLİŞKİSİ Gülbahar GEDİKOĞLU TAM Finansal sistem, son dönemde geçirdiği önemli dönüşüm neticesinde, günümüzde ekonomik göstergeleri etkileyen önemli bir dinamik haline gelmiştir. Öyle ki, finansal liberalizasyon hareketlerinin yaygınlaşması ve bilgi iletişim teknolojilerindeki gelişmeler finansal faaliyetlerin hem daha çabuk ve hem daha ucuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlayarak hızla gelişmesine imkân vermiştir. Bu şekilde finansal sistemde yaşanan büyük dönüşümler özellikle ekonomik büyüme süreçleri üzerinde önemli etkiler yaratmaya başlamıştır. Bunun sonucunda finansal sistem ile ekonomik büyüme arasındaki etkileşimi analiz etmek önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Buradan hareketle çalışmamızda Türkiye'de finansal gelişme süreci ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Türkiye'de finansal gelişmişlik seviyesi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki 2003 ile 2023 yılının ilk yarısına ait çeyrek dönemlik veriler üzerinden Vektör Hata Düzeltme Modeline dayalı nedensellik yöntemi ile incelenmiştir. Bu kapsamda finansal gelişmişlik göstergesi olarak, parasal derinleşmenin ölçüldüğü M1 ve M2 para arzı miktarı, bankacılık kesimi kredi hacmi ile borsa devir hızındaki değişimlerin ekonomik büyüme ile ilişkisini ele alan dört farklı model tahmin edilmiştir. Bütün modellerde finansal gelişmişlik göstergelerinden ekonomik büyümeye doğru hem kısa hem de uzun dönemde nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Ekonomik büyümeden finansal gelişmişliğe doğru bir nedensellik ilişkisine ise rastlanamamıştır. Böylece, Türkiye'de finansal gelişmişlik ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiye yönelik elde edilen bulgular "Arz Öncülü Hipotez" ile güçlü bir uyum göstermektedir. Politika çıkarımı açısından, Türkiye'de yüksek büyüme oranlarına sürekli biçimde ulaşmak için, parasallaşma sürecinin etkin bir şekilde yönlendirilmesi bağlamında M1 ve M2 para arzı miktarlarının yönetimine özel bir önem verilmelidir. Ayrıca, bankacılık kesimi ile hisse senedi piyasasının güçlendirilmesi için politikaların ayrı ayrı tasarlanarak hayata geçirilmesi Türkiye'de sürdürülebilir yüksek büyüme oranlarına ulaşmak için büyük önem taşımaktadır. Böylece, çalışmadan elde edilen bulgular Türkiye'de finansal sisteme yönelik politikaların ekonomik büyümeyi amaçlayan politika tasarımının önemli bir parçası haline gelmesi gerektiğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Finansal Gelişmişlik, Ekonomik Büyüme, Türkiye.

Gülbahar Gedikoğlu Tam
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki para arzının içsellik analizi

Globalizasyon süreci ile birlikte dışsal dinamiklerin etkisi altında kalan makroekonomik göstergelerde istikrar sağlamak için para politikaları büyük bir önem kazanmıştır. Öte yandan, Post Keynesyen içsel para arzı yaklaşımı ile birlikte para arzının yönetimini esas alan Ortodoks para politikası uygulamaları tartışma konusu olmuştur. Dolayısı ile günümüzde para arzının içselliği üzerine yapılan bu tartışmalar para politikalarının etkinliği açısından büyük önem kazanmıştır. Buradan hareketle çalışmamızda Türkiye'de para arzının içsellik niteliği test edilerek bunun üzerinden Ortodoks para politikaların etkinliği araştırılmıştır. Türkiye'de para arzının içsellik durumu kredi hacmi ile toplam mevduatlar ve çeşitli para arzı göstergeleri arasındaki nedensellik ilişkileri çerçevesinde incelenmiştir. Bunun için 2010:1-2024:4 çeyrek dönemleri arasındaki veriler Vektör Hata Düzeltme Modeline dayalı Granger nedensellik testi ile analiz edilmiştir. Bu kapsamda toplam mevduatlar ve M0, M2, M2Y, M3, M3Y para tanımları ile toplam kredi hacmi arasındaki etkileşim çift yönlü olarak araştırılmıştır. Ampirik sonuçlar ağırlıklı olarak hem kısa hem de uzun dönemde para arzı göstergeleri ve mevduat hacminden toplam kredi hacmine doğru nedensellik ilişkisi olduğunu göstermiştir. Böylece, elde edilen bulgular, Post Keynesyen para arzı içselliği tezinin aksine, Türkiye'de para arzının dışsal olarak belirlendiğine ilişkin güçlü kanıtlar ortaya koymuştur. Türkiye'de para arzının dışsal olarak belirlenmesi, politika çıkarımı açısından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Post Keynesyen okulun içsel para arzı yaklaşımı çerçevesinde geliştirdiği kısıtlar ile sınırlı olmadığı görülmektedir. Bu çerçevede, başta fiyat istikrarı olmak üzere, makroekonomik hedeflere ulaşmak için mevduat hacmi ve para arzı miktarının yönetimine ilişkin uygulamalar tercih edilebilir. Böylece, Ortodoks dışsal para arzı yaklaşımının geliştirdiği ilkeler Türkiye'de Merkez bankasının etkin politikalar tasarlaması adına önemli seçenekler sunmaktadır.

Para arzıPara politikalarıTürkiye+2
Hakkı Albayrak
Bandırma Onyedi Eylül University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors