Theses supervised by Prof. Dr. Özgür Önder

10 theses · Kütahya Dumlupınar University

Master'sOpen AccessTR

Siyasetin iki yüzü: Popülizm ve demokrasi dikotomisi

1980‟lerde Avrupa‟da başlayıp, 2000‟li yıllarda yoğun olarak hissedilen popülist siyaset ögeleri, demokrasi kavramının ve ilkelerinin önemini yitirmesine yol açmaktadır. Hükümetler tarafından uygulanan popülist politikalar demokratik olarak algılanabilmekte ve demokrasi kusurlu bir hale gelebilmektedir. Demokrasinin sürekli sekteye uğra(tıl)dığı, henüz sivil toplum alanının oluşamadığı ülkelerde popülist siyaset, demokrasinin gerekliliklerine zarar vermektedir. Antik Dönemden Modern Döneme demokrasi sürekli tartışılmış ve yönetim biçimi olarak daha iyi nasıl olabilir sorusuna cevap aranmıştır. Özellikle 20. yüzyılda farklı birçok demokrasi teorisinin tartışılması demokrasiyi daha tartışmalı bir hale getirmiştir. Demokrasinin bu çeşitliliği olumlu olduğu kadar olumsuz sonuçlara da zemin hazırlamıştır. Öyle ki demokrasinin boşluk ve çatışmalarından yararlanarak tıpkı onun gibi görünen popülizmin ortaya çıkması modern dönemin kaçınılmaz bir sonucu olmuştur. Bu çalışma da demokrasinin bir gereğiymiş gibi ortaya koyulan uygulama veya söylemlerin, aslında popülist siyaset mantığını hakim kıldığı ve demokrasinin yerleşikleşmesini güçleştirip kusurlu hale getirdiği ortaya koyulmaya çalışılmış ve bir karşılaştırma yapılarak çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Popülizm, Demokrasi, Söylem, Popülist Strateji

DemokrasiDikotomiPopülizm+4
Kerem Barış Altıntaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat Dönemi iktisat-yönetim ilişkisinin siyaset ve idari reform düşüncesi bağlamında değerlendirilmesi (1839-1876)

Kamu yönetimi disiplininin en temel meselelerinden birini teşkil eden idari reform; yönetim düşüncesinde, toplumsal yapı ve ilişkiler ile çevresel etkenlerdeki değişime bağlı olarak idari mekanizmada yaşanan dönüşümü ifade eder. Üretim, bölüşüm ve mülkiyete dair hususları ihtiva eden iktisat, anılan etkenler üzerinde tayin edici bir işleve sahiptir. Feodalizmden kapitalizme geçiş, iktisadın devlet yapılanmasına tesir eden esas faktör olmasını sağlamıştır. Önceleri idarenin tamamlayıcı bir yönünü oluşturan bu alan yapısal ve fonksiyonel açıdan değişime uğrayarak belirleyici konuma gelmiştir. Şöyle ki merkantilizmle birlikte iktisadi düşünce merkezî bir konum elde etmiş, kameralizm yönetim biliminin iktisatsız gelişemeyeceğine dair bir yaklaşım ortaya koymuş, iktisadi liberalizm de "politik iktisat" nitelemesiyle yönetim üzerindeki belirleyiciliğe vurgu yapmıştır. Tüm bu yaklaşımlar iktisadın adeta yeni bir yönetim düşüncesi şeklinde belirlenerek iktisat-yönetim ilişkisinin yeniden düzenlendiğini göstermektedir. İktisada dayalı fikrî temeller üzerine tesis edilen ilişkilerle kapitalist üretim modelinin yaygınlaşması, kapitalist dünya ekonomisi ve modern dünya sistemini meydana getirmiştir. Yayılmacı tavrın sonuçları olan bu yapılar, geleneksel üretim ilişkileri üzerinde örgütlenmiş devletlerin sistemle zorunlu bütünleşmelerini gerektirerek idari ve siyasi dönüşümlerinde başrol oynamıştır. Bu çalışmada modern iktisat-yönetim ilişkisinin iktisadın belirleyici olduğu şekliyle yeniden dizayn edildiği ve modern iktisadi düşüncenin esas itibariyle bir yönetim yaklaşımı ortaya koyduğu varsayımları ışığında Klasik Dönem'de kapitalist üretim ilişkilerinin tam zıddı bir anlayışa sahip Osmanlı'nın söz konusu gelişmelerin etkisiyle yaşadığı dönüşüm ele alınmıştır. Kapsam ve sınırlılıklar itibariyle çalışmada reform konusunda sembolleşen Tanzimat Dönemi'nde gerçekleştirilen idari reformlarda etkili olan iktisadi düşünce, olay ve unsurlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada genel olarak dönem reformlarının modern dünya sistemi ve kapitalist dünya ekonomisiyle bütünleşme sürecinde oluşan zorunlu bağımlılık ilişkileri çerçevesinde liberal bir iktisadi sistemi tesis etme temelinde gerçekleşmesi, bu durumun reformlardaki nakilci tavrın esas sebebi olması, iktisadın da bir devlet yönetme bilgisi olarak bürokrat aydınlarca kabul edilmeye ve temel bir mesele olarak görülmeye başlanması çalışmanın dikkat çekici bulguları olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanzimat Dönemi reformlarının düşünce ve kurumlarıyla Cumhuriyet Dönemi'ne tevarüs etmesi ve reform sorunsalının iktisadi sebepler üzerinden açıklanması günümüz idari reform düşüncesi ve sorunlarına ışık tutması açısından elzem bir noktada olması da çalışmanın ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İdari Reform Düşüncesi, İktisadi Düşünce, Kapitalizm, Modern Dünya Sistemi, Osmanlı, Tanzimat, Yönetim Düşüncesi

Ekonomi tarihiEkonomik yapıOsmanlı Devleti+7
Sinan Sunar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İdare tarihinin inşasında bürokrat biyografileri: İbnülemin bakışı ile bürokratik yönetim geleneği

Bir insanın bugünkü hayatını anlamlandırma kabiliyeti büyük oranda geçmişini anlamış ve biliyor olmasıyla kazanılacaktır. Çünkü orada tek başına hayatı yaşayarak elde edemeyeceği kadar tecrübe onu bekler vaziyettedir. Bu hususta yapılabilecek ilk iş ise kaynak teşkil eden malzemelerin tespiti ve titizlikle incelenmesidir. Doğrusuyla yanlışıyla tarihte var olmuş bir insanın hayatının inşası olan biyografik metinler bize bu yolda kaynak teşkil etmektedir. Bu husus yönetim için de geçerlidir. Bugün kurumsal bir devlet yönetimine sahip olmak geçmişteki idari yapılarımızı, yönetim geleneklerimizi, yöneticilerimizi tanıyıp bilmekten ve yapılmış yanlışlardan ders çıkarmaktan geçmektedir. Bir devlet geleneğinin temsilcisi olan İbnülemin de ömrünün uzun bir bölümünü devlet hizmetinde geçirmiş, entelektüel bir şahsiyet olarak karşımıza çıkarmaktadır. Ortaya koyduğu Son Sadrazamlar eseri içerdiği biyografik malzemelerle bugünün yönetimine rehber olmaktadır. Tezimiz de de bu biyografik malzemeler bir yöntem ve bilgi edinme aracı olarak kullanılarak belli kavram setleri oluşturulmuştur. Bu kavramlar liyâkat ve adalet, kıdem ve tecrübe, memuriyet, devlet ricali kaht-ı rical, kamu yararı, hikmet-i hükümet şeklinde ayrı başlıklarda incelenmiştir. Sonuçta da İbnülemin 'in bürokrat biyografilerinin Türk idare tarihi disiplininde yeri ve önemi ortaya konulmuştur.

Gülsüm Dinçer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bir Türk münevveri, Galip Erdem'de milliyetçilik ve siyaset meselesi

Milliyetçilik mefhumu eski ve modern dünyada karşılık bulan bir ifade olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu mefhum sosyal ve siyasal zeminde tartışmalara sebep olmaktadır. Milliyetçilik müsbet bir anlam içerisinde değerlendirildiği gibi pejoratif manalar verildiğini de söylemek mümkündür. Fransız İhtilâli sonrası bir bakıma ulus kavramı ile monark düzenin yıkıldığını ve ulusal devlet formuna evrildiğini görmekteyiz. Müşterek görüş milliyetçiliğin 1789 Fransız İhtilâli'nin ardından meydana geldiğini kabul etmektedir. Milliyetçilik kavramı 19. Yüzyılda yaşanan küresel cereyanlar sonucunda ortaya sistemli bir düşünce biçimi olarak siyasi literatürde yer almaktadır. Türk Milliyetçiliği içerisinde Galip Erdem ön plana çıkan bir isimdir. Ülkücü/Milliyetçi zümrenin bir bakıma kilometre taşları arasında ifade edilmektedir Türk milliyetçiliği fikir sistemi içerisinde millet, tarih, kültür, gibi unsurlar üzerinden değişen ve dönüşen tanımlara yanıt vermektedir. Erdem, ilim ve dava adamı kimliği ile birçok sosyal ve siyasal meseleye üzerinde düşünmüş ve bu meselelere farklı bakış açıları getirmiştir. Onun tetkik ettiği sosyal meselelerden en önemlisi de milliyetçiliktir. Erdem, milliyetçilik savında bulunanların temelde bir diskur probleminin olmadığını fakat başlıca problemin "sevgi" olduğunu düşünmektedir. Çünkü Ona göre Milliyetçiliğin esas kaynağı ilk önce mensubu olduğun milleti sevmekle başlar.

BiyografiErdem, GalipMilliyetçilik+2
Safa Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir Türk aydını olarak Ziya Gökalp'in devlet-siyaset düşüncesi

Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyıl ile birlikte siyasal ve toplumsal dönüşümler yaşamaya başlamıştır. Din, dil ve etnisite çeşitliliğine sahip bir imparatorluktan ulus-devlet yapısına geçiş aşamasında çeşitli siyasal akımlardan etkilenen Osmanlı aydınları devleti kurtarmaya çalışmışlardır. Ziya Gökalp, bu çalkantılı süreçte yaşamış ve fikirleri ile döneme damgasını vurmuş önemli bir Türk aydını olmuştur. O, devrinin modern ve pozitif bilgilerini bilimsel bir yol ile okumuş, incelemiş ve ardından bunu Türk toplumuna uyarlamış bir fikir insanıdır. Aynı zamanda Türk sosyolojisinin kurucusu ve kültür-medeniyet tarihinin öncüsüdür. Gökalp'i diğer aydınlardan ayıran en temel özelliklerden biri, siyasal akımları üçlü sentez (Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak) haline getirerek toplumsal dayanışmaya dayalı bir ulus-devlet devlet teorisi geliştirmesidir. Bu teori mesleki teşkilatlanmaya dayalı devletçi ve cumhuriyetçi bir temele dayanmaktadır. Devleti, toplumu ve mesleki kuruluşları kendi siyaset teorisi içerisinde incelemiş ve modern Türk devlet yapısının ideolojisini ortaya koymuştur. Gökalp'in toplumsal, siyasal ve birçok fikirleri yeni kurulan Türkiye Devleti'ne sirayet etmiştir. O, Türkiye Cumhuriyeti'nin fikren kuruluşunda Atatürk'e fikir önderliği yapmıştır. Onun düşünceleri dönemdeki birçok aydına yol gösterici olmuş ve günümüzde de geçerliliğini korumaya devam etmektedir.

DevletGökalp, ZiyaSiyaset+3
Fatma Övüç Çatal
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde etik sorunsalı: Düşünsel, tarihsel ve hukuki kaynaklar

Etik kavramı, bireylerin, toplumların ve devlet yönetimlerinin geleceği için önemli bir husustur. Etik bilinç, bireyde başlar, bireyler aracılığıyla topluma ve devlet yönetimine sirayet eder. Etik düzen, insanlık tarihi boyunca ulaşılması gereken bir yapı olarak karşımıza çıkmakla beraber etik düzenin sağlanamaması ise insanlık adına yaşanan en büyük problemlerin sebebini teşkil etmiştir. Kamu yönetiminde, şeffaf, adil ve hukuki bir yönetimin sağlanabilmesinin yegâne şartı etik ilkelere bireyler ve kamu görevlileri tarafından gösterilecek hassasiyettir. Zira ahlaklı insanın ahlaklı toplumu, ahlaklı toplumların da insanlığı geliştireceği aşikârdır. Etik ihlallerin küresel çapta artış göstermesi ve neden olduğu yıkıcı etkileri, etik yapıların kurulması ve güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yürüten uluslararası kuruluşların varlığını gerekli kılmıştır. Etik ilkelere riayet göstermeyen kamu yönetimleri, toplumların kamu yönetimine olan güveninin yitirilmesine rüşvet ve yolsuzluk gibi etik ihlallerin düzenin olağan bir parçası olduğu kanısının yaygınlaşmasına sebep olacaktır. Türk yönetim geleneği, başta Türk yurduna ardından dünyaya adalet, ahlak ve eşitlik yaymak amacıyla etik bir yönetim anlayışını şiar edinmiştir. Günümüzde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye nezdinde de büyük bir problem teşkil eden etik ihlallerle mücadele edilmektedir. Türkiye'de, etik yönetim yapılarının sağlanması ve etik ihlallerin en aza indirgenmesi amacıyla hukuki düzenlemeler ve denetleyici kurumlar aracılığıyla gerekli işleyiş gerçekleştirilmektedir. Etik bilincin yükseltilmesine yönelik eğitimler verilerek bireylerin, kurumların ve tüm toplumun güven içerisinde yaşaması adına politikalar yürütülmektedir. Anahtar Kelimeler: Etik, Etik Dışı Davranışlar, Kamu Görevlileri, Kamu Yönetiminde Etiğin Önemi, Türk Kamu Yönetiminde Etik

EtikEtik kültürKamu yönetimi+2
İrem Nur Yanar
Kütahya Dumlupınar University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu yönetimi ve teknoloji bağlamında dijital kamu hizmetlerinin geleceği

Kamu hizmetlerinin geleceğini en fazla etkileyecek hususlardan biri dijitalleşmedir. Dijitalleşmenin ortaya çıkardığı birtakım dijital kamu hizmetleri vardır ve bu hizmetler geleneksel kamu hizmetleri sunumunda olduğu gibi kağıt tabanlı manuel sistemlerden artık nesnelerin interneti, bulut bilişim, blok Zincir, büyük veri, yapay zeka gibi yeni nesil dijital araçlarla sunulmaktadır. Araştırmanın amacı teknoloji/dijitalleşme konusu ele alınırken bunun kamu hizmetleri üzerindeki etkisini açıklamaktır. Kamu yönetiminde ve hizmet sunumunda dijital bir dönüşüm yaşanmaktadır. Araştırmada dijital dönüşümün kamu hizmeti sunumunu nasıl değiştirdiği ve bu değişimin kamu hizmetlerinin geleceğine olan etkisi incelenmiştir. İncelenen tezde, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Dijital araçları kullanan iyi uygulama örnek ülkelerinden Güney Kore, Finlandiya ve Gürcistan örneklerine yer verilmiştir. Türkiye'de Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından yürütülen projeler, dijital kamu hizmetlerine yönelik politika belgeleri ve tematik belgeler incelenmiş yerli ve milli teknoloji üretimi ile teknolojide tam bağımsızlık ve sürdürülebilirlik hedefinin önemli mihenk taşlarından olan Milli Teknoloji Hamlesi çalışmanın önemli veri kaynaklarını oluşturmaktır.

Merve Çiçek Gezer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk aydınında devlet, siyaset ve demokrasi problemi: Erol Güngör'ün düşünceleri ekseninde bir inceleme

Kadim ve aktüel toplumsal/siyasal konularda sıkça tartışılan meselelerden birisi de aydınlardır. "Aydın" olarak ifade ettiğimiz kişilerin, tarihsel süreç boyunca, isimleri, konumları, statüleri değişse de toplumsal ve siyasal hayattaki rolleri daima önemli olmuştur. Özellikle Batı'da Aydınlanma ve bizde de Türk Modernleşmesi'yle birlikte aydınların toplumsal ve siyasal alandaki rolleri, konumları değişmiş, aydınlar en önemli öznelerden biri olmaya başlamıştır. Türk aydınlarının devlet ve siyaset gibi konular için tarihin her döneminde fikirler ürettiği ve icra noktasında da önemli girişimlerde bulundukları bilinmektedir. Erol Güngör de bu aydınlardan biridir. Güngör, sosyolog, sosyal psikolog, ilim ve dava adamı hüviyetiyle pek çok sosyal meseleye yaklaşmış ve bu meselelere ilmi metotlarla farklı bakış açıları getirmiştir. Onun tetkik yaptığı sosyal meselelerden birisi de aydınlardır. Erol Güngör, Türk aydınının, Türk Modernleşmesi ile birlikte yönünü batıya döndüğü, zamanla halka ve halkın değer sistemlerine yabancılaştığı, bu durumun toplumda bir halk-aydın düalitesi yarattığı görüşündedir. Güngör aydınların bu elitist, anti-demokratik tavırlarının milli bütünlüğe ve demokrasiye zarar verdiğini hatta siyasal düzeni (devletin bütünlüğünü) de sarsacak mahiyette olduğunu belirtir. Bu bağlamda Güngör özellikle Batıcı- İnkılâpçı olarak nitelendirdiği Türk aydınlarının milli varlığın önünde tehdit oluşturduğu düşüncesindedir. Anahtar Kelimeler: Siyaset, Devlet, Demokrasi Problemi, Türk Aydını, Erol Güngör

AydınlarDemokrasiDevlet+2
Rabia Aslıhan Türkmen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır'da modern bürokrasinin dönüşümü: Erken döneme bakış

"Yasal-ussal" veya "İdeal tip" bürokrasi kavramı düşünüldüğünde akla öncelikli olarak modernleşme kavramı gelmektedir. Modernleşmenin Osmanlı İmparatorluğu ve Mısır'ın bürokrasilerinin teşekkül etme sürecinde önemli rol oynadığı genel olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla modernleşme ekseninde bir bürokraside yaşanan değişim ve dönüşümü açıklamak önem arz etmektedir. Mısır'da modernleşme hamlesinin, Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın Osmanlı İmparatorluğundan ayrı bir nüfuz alanı oluşturma isteğinin sonucunda, ortaya çıktığı söylenebilir. Bu modernleşme hamlesini Osmanlı-Mısır olarak bilinen yeni bir elitin doğuşu izlemiştir. Fakat bu elit zamanla hâkimiyetini kaybetmiş ve yerini milliyetçi bir elit almıştır. Böylece hem bürokrasinin hem de elitlerinin dönüşümünü incelemek, Mısır idari geleneğini anlamak açısından özel bir önemi haizdir. Bu tez çalışması, Mısır'ın 19'uncu yüzyılındaki bürokrasinin inşa ve dönüşüm süreçlerini açıklamayı amaçlamaktadır. Bu dönüşümün, siyasal, sosyal, ekonomik, hukuki, ideolojik ve bürokratik yönlerini nitel araştırma yöntemini kullanarak incelemiştir. Sonuç olarak, Mısır'daki dönüşümün bürokrasi eliyle gerçekleştirildiği ve bu dönüşümle beraber Osmanlı-Mısır elitinin yerel bir elite dönüştüğü tespit edilmiştir.

BürokrasiDönüşümMehmed Ali Paşa+7
Muhanned Ömer Salihoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet sonrası taşranın idari dönüşümü: Kütahya örneği

Taşra idare tarihi çalışmaları özellikle kamu yönetimi literatürü açısından çok fazla çalışılmış konulardan değildir. Taşra idareleri, kamu yönetimi disiplini literatüründe genellikle merkezi devlet ve siyasi başkentlerin bakış açısıyla çalışılmıştır. Çalışmanın da konusunu oluşturan II. Meşrutiyet ve onun politik/yönetsel sonuçlarına taşradan ziyade payitahttan bakılmıştır. Tarihte önemli bir idari merkez olmuş olan Kütahya ili özelinde kamu yönetimi ve idare tarihi açısından bir inceleme ya da araştırmaya rastlanılmamıştır. Dolayısıyla bu çalışmada II. Meşrutiyet sonrasında imparatorlukta ortaya çıkan zengin bir siyasi iklim çerçevesinde taşrayı ilgilendiren idari düzenlemelerin, gelişmelerin ve değişimlerin birinci el belgeler üzerinden incelemesi yapılacaktır. Elde edilen bulgularla 1908 sonrasından savaş yıllarına kadarki dönemde Kütahya'daki idari gelişme ve süreçler analiz edilecek, yorumlanacak ve değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet, Taşra İdaresi, İdari Dönüşüm, Kütahya

DönüşümKamu hukukuKütahya+4
Rakip Yalçın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors