Theses supervised by Prof. Dr. Recep Güneş

15 theses · İnönü University, Fırat University

DoctorateOpen AccessTR

Krizlerin imalat sektörü üzerindeki etkilerinin finansal rasyolarla analiz edilebilirliği ve 2008 örneği

1990'lı yıllarda, dünyada yaşanan küreselleşme sürecinin etkisiyle ortaya çıkan neoliberal ekonomik sistem, ekonomi tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen sıklıkta finansal krizlerin oluşmasına neden olmuş ve bu krizlerin yarattığı olumsuzluklar da işletmelerin faaliyetleri üzerinde etkisini göstermiştir.?Krizlerin İmalat Sektörü Üzerindeki Etkilerinin Finansal Rasyolarla Analiz Edilebilirliği? başlığını taşıyan bu doktora tezi, bir üçüncü nesil finansal kriz modeli olan 2008 krizinin, imalat sanayi alt sektörleri itibari ile işletmelerin finansal göstergeleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaç ile hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören imalat sanayi işletmelerinin kriz öncesi, kriz süreci ve kriz sonrası dönemleri de kapsayacak şekilde, 2006-2010 yılları arası mali tablolarından, işletmelerin likidite, mali yapı, faaliyet etkinliği, karlılık ve büyüme oranlarına ilişkin 18 finansal rasyo ile 2008 krizinde Türkiye için belirlenen 5 kriz göstergesi araştırma değişkenleri olarak kabul edilmiştir. Değişken sayısının fazlalığı ve değişkenlerden hangilerinin, hangi alt sektörlerde etkili olduğunun belirlenmesi amacı ile araştırmada faktör analizi yöntemi uygulanmıştır.Araştırmada, bir üçüncü nesil kriz modeli olan 2008 krizinin, Türkiye'de imalat sanayi alt sektörleri itibari ile özellikle likidite oranlarını, faaliyet etkinliği oranlarını ve karlılık oranlarını olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.Bu tez ile imalat sanayide faaliyet gösteren işletmelerin, kriz riskini minimize edecek finansal politikalar geliştirebilmeleri için gerekli veriler elde edilmiş olmakta ve bu bulgular, tezin orijinal yönünü oluşturması yanında kriz riski karşısında uygulanması gereken finansal politikaların oluşturulmasına da katkı sunmaktadır.

Ekonomik etkiEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+2
Günay Deniz Dursun
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Değer hükümlerinin bağımsız denetçilerin denetim sürecindeki tutum ve davranışlarına etkisi: Yeminli mali müşavirler üzerinde bir araştırma

Her toplum kendine özgü değer ve normlar oluşturmuştur. Bireyler doğduğu toplumun birer üyesi olarak diğer üyelerle etkileşimleri sürecinde bu değer ve normları kazanırlar. Birey değerlerin bir kısmını genetik olarak aileden kazanırken geri kalanı da toplum içerisinde eğitim, iş ve sosyal yaşamındaki etkileşim sürecinde kazanır. Denetçi, birey olarak yaşadığı toplumun değerlerini ve normlarını toplumsal gruplarla etkileşimi sürecinde edinerek bu değerlerin etkisini denetim sürecinin her aşamasındaki tutum ve davranışlarında gösterir. İşletmelere ait mali tablolardaki bilgilerin doğruluk ve güvenilirliği, bu bilgileri çeşitli amaçlarla kullanacak olan tüm ilgili çıkar grupları için son derece önem taşımaktadır. Çıkar gruplarının bilgiye doğrudan ulaşamaması ve güvenilir bilgiye ulaşmadaki diğer zorluklar, bilgilerin güvenilirlik düzeyinin araştırılması ve onaylanmasını gerektirmektedir. Bağımsız denetim, mali tabloların Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığını ve mali tablolardaki bilgilerin gerçeği doğru ve dürüst olarak yansıtıp yansıtmadığını araştıran ve sonuçları raporlayan bir sistem olarak ortaya çıkmıştır. Sistemin etkin ve güvenilir olabilmesi ise, denetim hizmetinin kalitesine bağlıdır. Kaliteli bir denetim hizmeti ancak denetim faaliyetini gerçekleştiren denetçilerin yeterli teknik bilgi ve donanıma sahip olması, Genel Kabul Görmüş Denetim Standartlarına ve diğer yasal yükümlülüklere uygun denetim yapması ve meslek ahlak kurallarına uygun davranış sergilemesi ile mümkündür. Denetim kalitesi denetlenen firmanın muhasebe sistemindeki maddi hataların, yanlışlıkların, eksikliklerin veya düzensizliklerin ortaya çıkarılması ve gerçeğe uygun bir şekilde raporlanması olarak tanımlanır. Kaliteli bir denetim faaliyeti için her ne kadar Genel Kabul Görmüş Denetim standartlarına, meslek ahlak ilkelerine ve diğer yasal yükümlülüklere uygun hareket etmek zorunluluğu olsa da denetim faaliyetini gerçekleştiren denetçinin denetim sürecinin her aşamasındaki öznel yargısı denetim kalitesinin derecesini belirleyecek en önemli unsurdur. Özellikle belirlenen meslek ahlak ilkelerinin uygulanmasında da denetçi sahip olduğu değer yargılarını kullanacak ve meslek ahlak ilkelerinin uygulanması sürecinin önemini bu değer yargılarına göre ortaya koyacaktır. Çünkü denetçi denetim sürecinin her aşamasında sahip olduğu kültür ve değerlerle şekillenen tutum ve davranışlar sergileyecek ve sergilediği bu davranışlar sonucu elde ettiği bilgi ve belgelerle oluşturduğu yargısını denetim sonucu oluşturacağı raporunda açıklayacaktır. Bu çalışmanın amacı, denetçinin gerek kalıtımsal olarak aktarılan gerekse yaşadığı toplum ve çevreden kazandığı değer hükümleri hiyerarşisinin tespit edilmesi ve değer hükümlerinin denetim sürecindeki tutum ve davranışlarına etkisinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda YMM?lerin değer hükümleri hiyerarşisinde ilk üç sırada olan değerlerin ahlaki değer hükümleri siyasi ve sosyal değer hükümleri olduğu tespit edilmiştir. Değer hükümlerinin denetim sürecindeki davranışlarına etkisinin istatistikî olarak p< 0,01 ve p< 0,05 düzeylerinde anlamlı olmadığı, değer hükümlerinin denetim sürecinde denetçinin davranışlarına etkisinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Ancak ahlaki değer hükümlerini değerler hiyerarşilerinin en üst sırasında gören YMM?lerin büyük çoğunluğunun denetim sürecindeki tutum ve davranışlarda genel olarak ahlaki davranışlara uygun hareket ettikleri tespit edilmiştir.

Ahmet Fethi Durmuş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım Kredi Kooperatiflerinde iç kontrol sistemi ve iç denetim: Malatya Bölge Birliği Mdürlüğüne bağlı kooperatiflerde iç kontrol sistemi etkinliğinin araştırması

Dünyada oluşan finansal krizler neticesinde işletmelerin iç kontrol yapılarının ve iç denetim fonksiyonlarının zayıf olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda hükümetler ve mesleki kuruluşlar iç kontrol ve risk kavramlarını ele alan yeni kurumsal yapılar geliştirmeye başlamıştır. Başarılı bir yönetim için, iç kontrol sistemi doğru anlaşılmalı, işletme hedefleri doğrultusunda sağlıklı bir biçimde kurulmalı ve uygulanmalıdır. Başarılı işletmelere bakıldığında işletmedeki problemlerin kısa sürede çözümünde iç kontrol sisteminden yararlandıkları görülmektedir. Bu çalışma kapsamında iç kontrol sistemi ile iç denetim hakkında temel bilgiler verilerek, Tarım Kredi Kooperatifleri Malatya Bölge Birliği Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren 59 birim kooperatifte iç kontrol sisteminin etkinliği araştırılmıştır. Ayrıca Tarım Kredi Kooperatiflerinde uygulanan iç denetime ilişkin olarak bilgiler verilerek, gerek iç kontrol sistemi gerekse iç denetimle ilgili olarak önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İç Kontrol Sistemi, İç Denetim

KooperatiflerTarım kredi kooperatifleriİç denetim sistemi+1
Ramazan Dicle
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Faaliyete dayalı maliyetleme ve hastanelerde uygulanabiliriği: Teorik inceleme

Literatür taramasında maliyet, gider, harcama kavramları ile faaliyet ve faaliyete dayalı maliyetleme kavramı anlatılmaya çalışılmıştır. Bu araştırmanın amacı, çalışma konusu olan Faaliyete Dayalı Maliyet Sistemi'nin diğer literatür kaynaklarla beraber incelenmesidir. Bu amaçla hastanelerde Faaliyete Dayalı Maliyetleme Sistemi'ni ele alan tez ve makalelerin sonuçları incelenmiş ve bu sonuçlar doğrultusunda; Faaliyete Dayalı Maliyetleme Sistemi'nin Geleneksel Maliyetleme Sistemi'nden farklı olduğu, mamul veya hizmetler üretim sırasında, gerçekleştirdiği her bir faaliyete ilişkin ayrı dağıtım anahtarları aracılığı ile yüklendiği için, Geleneksel Maliyet Sistemi'ne göre daha gerçekçi maliyet bilgilerini ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Maliyet, Faaliyet, Faaliyet Dayalı Maliyetleme

Aktiviteye dayalı muhasebeHastane işletmeleriHastaneler+1
Esra Merve Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin muhasebe eğitimine olan ilgilerinin araştırılması: Muş Alparslan Üniversitesi örneği

Küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin etkisi hayatın tüm alanlarında olduğu gibi muhasebe eğitimi alanında da kendini göstermektedir. Muhasebe eğitimi veren kurum ve kuruluşlar, yenilikçi ve nitelikli muhasebe mensubu adayları yetiştirirken yaşanan bu değişimleri göz önünde bulundurmalıdırlar. Muhasebe eğitimi alanında küresel anlamda kabul gören standartlar benimsenip, gerekli çalışmalar zaman kaybetmeksizin yerine getirilmelidir. Gerek herhangi bir işletme açısından olsun gerekse de ülkemiz açısından olsun her alanda olduğu gibi muhasebe alanında da güçlü ve rekabetçi olmayı hedefliyorsak nitelikli insan gücüne ihtiyacımız her zaman olacaktır. Nitelikli muhasebe meslek mensubunun yetiştirilmesi de ancak nitelikli bir muhasebe eğitiminin mevcudiyetiyle mümkün olmaktadır. Yapılan çalışmanın birinci bölümünde muhasebe bilimine ait tanımlamalar yapılarak muhasebenin fonksiyonları, türleri ve temel kavramları hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca muhasebe mesleği hakkında bilgiler verilerek muhasebe meslek mensubunun sahip olması gereken özellikler anlatılmıştır. Bunun yanında muhasebenin ülkemizde ve dünyada gelişiminden bahsedilerek muhasebenin gelişiminde etkili olan faktörlere değinilmiştir. İkinci bölümde ise eğitim hakkında genel bilgiler verildikten sonra muhasebe eğitimi konusunda açıklamalar yapılmıştır. Muhasebe eğitiminin ülkemizde ve dünyada gelişimi konusunda bilgilendirmeler yapılmıştır. Bununla birlikte ülkemizde muhasebe eğitiminin genel yapısı ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümün son kısmında ise muhasebe eğitimi alanında dünya genelinde yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde Muş Alparslan Üniversitesinde muhasebe eğitimi alan lisans ve önlisans öğrencilerinin muhasebe eğitimine olan ilgileri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak maksadıyla anket uygulanmış ve uygulanan anket sonuçları göz önünde bulundurularak değerlendirmeler yapılmıştır. Öğrencilere uygulanan anketlerden geçerli olan 416 adet anket formundan edinilen veriler SPSS yardımıyla analiz edilerek yorumlanmıştır.

MuhasebeMuhasebe eğitimiÜniversite öğrencileri+1
Erdal Işık
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebede meslek ahlakı ve davranışsal muhasebe üzerine bir araştırma: Bingöl, Elâzığ ve Malatya illerinde bir uygulama

Çok eski dönemlerden bu yana uygulamalı bir bilim olarak gelişim kaydeden muhasebe bilimi; insan davranışları ile değişen dünyanın ekonomik varlık ve kaynaklarını ölçmeye, işlemeye, meydana gelen değişimleri raporlamaya ve değerlendirmeye devam etmektedir. Öte yandan psikoloji ve sosyoloji alanlarının ilgili literatüre girmesiyle insanların rasyonel karar verdiklerine ilişkin varsayıma dayanan iktisadi modellerin geçerliliği, günümüzde giderek etkisini kaybetmektedir. Buda muhasebeyi davranışçı bakış açısı ile incelenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Davranışsal muhasebede nitel verilerin karar alma aşamasındaki etkinliğinin nicel verilerden daha fazla etkin olduğu ispat edilmeye çalışılmıştır. Davranışsal muhasebenin alt unsurlarından olan etik ise insani değerleri konu edinir ve bu sebeple insana dair tüm yargılarla ve doğrularla ilgilenir. Evrensel bir ifade olan bu terim; iyi, kötü, doğru, yanlış, adalet, suç, değer, erdem, vicdan, gibi kavramları temel alır. Bu çalışmanın amacı, Malatya, Elâzığ ve Bingöl illerinde faaliyette bulunan muhasebe meslek mensupları üzerinde gerçekleştirilen yüz yüze anket çalışmasıyla muhasebe meslek mensuplarının etik yargı düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını, ayrıca meslek mensuplarının etik ilkelere aykırı davranmaya iten ve bu ilkelere uygun davranmaya sebep olan faktörleri belirlemek ve bu faktörlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmada sosyal bilimlerde sıklıkla kullanılan birincil veri toplama yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Bingöl, Elâzığ ve Malatya illerinde faaliyet gösteren bağımsız muhasebe meslek mensuplarıyla yüz yüze yapılan anket yöntemi aracılığıyla elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Davranışsal Muhasebe, Etik, Ahlak, Muhasebe Meslek Ahlakı, Meslek Etiği

BingölDavranışsal muhasebeElazığ+5
Kamuran Bakabala
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
20
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe standartlarına göre karşılıklar,muhasebeleştirilmesi ve ve Vergi Usul Kanunu ile karşılaştırılması

Uluslararası yatırım yapan ve faaliyet gösteren işletmeler iktisadi kararlar alırken, Dünya'da farklılık ve çeşitlilik gösteren muhasebe sistemlerine uygun hazırlanan finansal tabloları karşılaştırırken güçlükler yaşamaktadırlar. Bu sebeple, ulusal muhasebe sistemleri arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmak için yatırımcılara karşılaştırılabilir, güvenilir ve doğru finansal bilgiler verilebilmesi ülke bazlı uygulanan muhasebe standartlarının uluslararası alanda kabul gören standartlarla uyumunun sağlanmasıyla mümkün olacaktır. Uluslararası muhasebe standartlarına uyum sürecinin ülkemizde de kaçınılmaz bir şekilde yürütülmesi gereği olarak ''Uluslararası Muhasebe Standartları'' (UMS) değiştirilmeden Türkçeye tercüme edilerek "Türkiye Muhasebe Standartları'' (TMS) olarak yürürlüğe girmiş ve yayınlanmıştır. Türkiye'de mevcut muhasebe sisteminde birden fazla kanunun mevcudiyeti nedeniyle tam bir uygulama birliği söz konusu değildir. İşletmeler için genel olarak Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümleri geçerli olup, VUK ile TMS'ler arasında da işletmenin dönem kâr/zararını etkileyecek bir takım farklılıklar görülmektedir. Bu farklılıkların en önemlilerinden biri de karşılıklar konusudur. Karşılıklar, TMS'de; "TMS-37 Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar" standardı çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Muhasebe Standartlarında yer alan karşılıkların Vergi Usul Kanununa göre karşılaştırılması, muhasebeleştirilmesi ve örnek olaylar yardımıyla incelenmesidir.

KarşılıklarMali hukukMuhasebe standartları+4
Rıdvan İnanç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Canlı varlıkların değerlemesi ve tarımsal faaliyetler (TMS 41) standardına göre muhasebeleştirilmesi

Tarım insaların her zaman ihtiyaç duyduğu bir sektör olduğu için ihtiyaca yönelik değişerek ve gelişerek hayatımızdaki yerini korumaktadır. Tarımsal ürünlere olan ihtiyacı karşılayabilmek için tarım alanındaki faaliyetler artan nüfus, kentleşme, küreselleşme ve teknolojik gelişmeler gibi değişikliklere bağlı olarak profesyonelleşerek devam etmektedir. Profesyonelleşen tarım sektöründeki işletme yapılarıda bu gelişmelere göre değişiklik göstermektedir. İşletme yapılarının büyümesi gibi değişiklikler tarımsal faaliyetlere özgü muhasebe standartları ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. 2005 yılında çıkan Türkiye Muhasebe Standartlarından 41 nolu Tarımsal Faaliyetler Standardı Türkiye'de uygulanmaya başlamıştır. 2005 yılı sonrasında TMS 41'de birkaç defa düzenlemeler yapılmıştır. Son düzenleme 15/01/2019 tarihinde gerçekleşmiştir. 2011 yılı itibariyle de zorunlu olarak TMS'ye uygun defter tutulmaya başlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye Muhasebe Standartları ve Vergi Usul Kanunu Kapsamında ele alınan değerleme ölçülerinden bahsedilmiştir. TMS 41'in uygulanma şartlarına değinilmiştir. Tarımsal faaliyetler altında sınıflandırılan bitkisel üretim ve hayvansal üretim çeşitlerinin üretim miktarlarının Türkiye'deki ürün bazlı artış ve azalışları gösterilmiştir. Tarımsal faaliyet çeşitlerinin hepsinin ayrı muhasebe hesapları altında kayda alınması için akademisyenler tarafından tekdüzen hesap planına tarımsal faaliyetlerle ilgili bazı hesaplar eklenmesi önerilmiş ve bu hesaplar altında muhasebeleştirilme işlemleri detaylandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: TMS 41 Tarımsal Faaliyetler Standardı, Canlı Varlıklar, Değerleme, Canlı Varlıkların Muhasebeleştirilmesi, Tarımsal Faaliyet

CanlılarMuhasebeMuhasebe standartları+4
Selda Dolaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iç denetimde merkezi uyumlaştırmanın rolü: Kamu iç denetçileri üzerinde bir araştırma

Ülkemizde kamu mali yönetim sistemimizi düzenlemek amacıyla 2003 yılında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. 5018 sayılı Kanunun getirdiği yeniliklerinden biri de kamu idarelerinde kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik ilkelerine göre yönetilip yönetilmediğini belirlemek amacıyla bağımsız, nesnel güvence sağlama ve danışmanlık faaliyetlerinden oluşan iç denetim faaliyetlerine başlanmasıdır. Ayrıca kamu idarelerinde iç denetim faaliyetlerinin belirli standartlar altında yürütülmesi ve yerine getirilmesi için merkezi uyumlaştırma, bir başka deyişle merkezi idare düzeyinde görevli bir birim olan İç Denetim Koordinasyon Kurulu kurulmuştur. Tarafsız ve bağımsız bir organ olan merkezi uyumlaştırma biriminin kamu kurumlarında iç denetim faaliyetlerini düzenlemek, izlemek, geliştirmek, uyumlaştırmak ve koordine etmek gibi görevleri bulunmaktadır. Yasama organının yürütme organları üzerinde gerçekleştirdiği dış denetim faaliyetlerini, ülkemizde yasama organı adına Sayıştay tarafından yerine getirilmektedir. Bağımsız bir dış denetim kurumu olan Sayıştay, kamu kurumlarının hesap verebilirlik ilkesi doğrultusunda harcama sonrası düzenlilik ve performans denetimi faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Araştırma ile kamu idarelerinde yürütülen iç denetim faaliyetleri incelenerek etkinliğinin artırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında anket yöntemi uygulanmıştır. Çalışma kapsamında kamu idarelerinde çalışan iç denetçiler esas alınmıştır. Ankete 203 iç denetçi katılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre iç denetim faaliyetleri ile merkezi uyumlaştırma birimi arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca iç denetim faaliyetleri ile dış denetim arasında da pozitif yönlü bir ilişki belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda kamu kurumlarından yürütülen iç denetim faaliyetlerinin sorunlarının çözülerek etkinliğinin artırılması ve iç denetim ile dış denetim arasındaki ilişki ve işbirliğinin geliştirilmesi için merkezi uyumlaştırma biriminin kurumsal yapısı ve kapasitesinin artırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: İç Denetim, İç Denetçi, Merkezi Uyumlaştırma, İç Denetim Koordinasyon Kurulu, Dış Denetim

DenetimDenetçilerKamu Denetçiliği Kurumu+6
İlyas Yılmaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İleriye yönelik finansal bilgilerin uluslararası güvence uygulamaları açısından incelenmesi ve Türkiye'de ileriye yönelik finansal bilgi farkındalığının bir firma uygulaması ile ölçümlenmesi

Bu çalışma, ileriye yönelik finansal bilginin hazırlanması ve raporlanması sürecini araştırmaktadır. Buna ek olarak ileriye yönelik finansal bilgi, uluslararası güvence uygulamaları açısından incelenerek, bu finansal bilginin, Türkiye'deki farkındalığının artırılması da amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, çeşitli ülkelerin standartlara yaklaşımları incelenmiş ve ülkemizdeki mevzuatlar açısından bu sürece ilişkin tespitler yapılmıştır. Uygulama örneği olarak seçilen bir işletmenin proforma finansal durumunun analizi için hazırlanan güvence denetim raporu detaylı olarak incelenmiştir. Araştırmada proforma finansal tablo hazırlama yöntemlerinden regresyon analizi yöntemi kullanılarak bir sonraki finansal yılın projeksiyonu yapılmıştır. Araştırma sonucunda, gerçekleşmelerle yapılan karşılaştırmalardan çalışmalarda mümkün olduğunca uzun dönemli verilerin ele alınması ve özellikle denetçi veya ileriye yönelik bilgiyi hazırlayan tarafından işletme ile faaliyet gösterdiği sektör hakkında detaylı bilgi edinilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Buna ek olarak uygulama örneği ve düzenlemeler göz önüne alındığında güvence hizmetlerinin yeni ve gelişime açık bir alan olduğu gözlemlenmiştir. Uygulamanın sonuçlarına bakıldığında; gerek ileriye yönelik finansal bilgi hazırlama yöntemlerinin gerek standartların tek başına gerçeğe yakın sonuçlar ortaya konmasında yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple denetim sürecinde uygulayıcı tarafından işletme ve faaliyet gösterdiği sektöre ait bilgilerin ayrıntılı olarak göz önüne alınması, analizlerini bu çerçevede yapılması önerilmektedir.

DenetimFinansal bilgi düzeyiFinansal bilgi sistemi+6
Gülşen Can
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İç kontrol sisteminin kurumsal yönetim üzerindeki etkileri: BIST Kurumsal Yönetim Endeksi kapsamındaki şirketlerde uygulama

Uluslararası sermaye hareketlerinin hız kazanmaya başlaması, dünya çapında yaşanan finansal krizler ve ardı ardına meydana gelen şirket skandalları gibi pek çok nedenden dolayı Dünya'da finansal istikrarın tekrar sağlanabilmesi ve kamuoyunun piyasalara olan güveninin yeniden inşa edilebilmesi için başta Avrupa olmak üzere Dünya çapında pek çok önlem alma gereği duyulmuştur. Yaşanan gelişmelerle birlikte kurumsal yönetim ve iç kontrol kavramları adından daha fazla söz ettiren kavramlar olmuştur. Kurumsal yönetim adillik, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve sorumluluk sacayakları üzerine kurulu bir yönetim felsefesidir. İç kontrol ise işletmenin amaçlarına ulaşabilmesi, işletme varlıklarının korunması, mevzuata uyum, finansal tabloların doğruluğu ve hata, hile ve usulsüzlüklerin önüne geçilmesi gibi pek çok konuda makul güvence veren bir süreçtir. Etkin işleyen bir iç kontrol sisteminin kurumsal yönetim uygulamalarına hizmet edeceği muhakkaktır. Bu çalışma ile BIST Kurumsal Yönetim Endeksi kapsamındaki şirketlerin iç kontrol sistemleri incelenerek kurumsal yönetim anlayışının başarısında iç kontrol sisteminin yerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu amaçla BIST Kurumsal Yönetim Endeksine dahil şirketlerin Yönetim Kurulu Başkan / Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Müdür / Genel Müdür Yardımcıları, İç Denetçi ve Denetim Komitesi Üyelerine anket çalışması yapılmıştır. Çalışmanın yapıldığı tarihte BIST Kurumsal Yönetim Endeksine dahil 49 şirket bulunmakta olup, 38 şirketten analizde kullanılabilecek veri elde edilmiştir. Yapılan analizler ile iç kontrolün beş bileşeni ve kurumsal yönetim ilkelerine uyum notları arasındaki ilişki test edilmiştir.

Borsa İstanbulDenetimDenetim sistemleri+3
Figen Canbay Çiğdem
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile şirketlerinde kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemi: TRC3 bölgesi uygulaması

Aile şirketleri, ekonomik yapı içerisindeki payları nedeniyle ulusal ve uluslararası alanda önemsenmektedirler. Sürdürülebilir aile şirketi olmanın temeli kurumsallaşmaya dayanmaktadır. Kurumsallaşma, yapılması gereken işlemlerin sistemli hale getirilmesinin kavramsal düzeyde ifadesidir. Kurumsallaşma çabalarının yürütülmesi süreci ise kurumsal yönetim olarak ifade edilebilir. Kurumsal yönetimin başarısı, menfaat sahiplerinin haklarını gözetmesini sağlayan kurumsal yönetim ilkeleri ile bu süreci destekleyen kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemlerine dayanmaktadır. Çalışmanın amacı, aile şirketlerinde kurumsal yönetim ilkeleri ile kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemi arasındaki ilişkilerin tespit edilmesidir. Çalışma kapsamında anket yöntemi uygulanmıştır. Anket çalışması için TRC3 bölgesi; "Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak" illerinde konumlanan aile şirketleri esas alınmıştır. Ankete 93 adet şirket sahibi katılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25,0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kurumsal yönetim ilkeleri, kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemleri arasında ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca iç kontrol sisteminin kurumsal risk yönetimi ile kurumsal yönetim ilkeleri arasında aracı rolünün olduğuna dair sonuç elde edilmiştir. Bununla birlikte şirket yapıları ile kurumsal yönetim ilkeleri, kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemi arasındaki farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Ankete katılan şirketlerin kurumsal yönetim ilkeleri uygulama düzeylerinin düşük olduğu, kurumsal risk yönetimi prensiplerini önemsedikleri ve iç kontrol sistemi uygulama düzeylerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında aile şirketlerinin kurumsallaşma çabaları kapsamında kurumsal yönetim ilkeleri, kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sistemi uygulamalarına daha fazla yer vermeleri önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Aile Şirketi, Kurumsal Yönetim İlkeleri, Kurumsal Risk Yönetimi, İç Kontrol Sistemi.

Aile şirketleriKurumsal risk yönetimiKurumsal yönetim+2
Erhan Polat
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağımsız denetçilerin iş yükünün iş performanslarına ve denetim kalitesine etkisi

Küreselleşme süreci; ekonomik, sosyal ve iş yaşamında önemli değişimlerin yaşanmasına neden olmuş, ülkelerin siyasi sınırları korunurken, uluslararası anlaşmalar ekonomik sınırları kaldırmıştır. Küreselleşme sürecinin yoğun olarak yaşandığı 21. yüzyıl küresel pazarında sürdürülebilir bir rekabet ve rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için günümüz şirketlerinin etkin bir finansal yapı oluşturmaları gerekmektedir. Etkin bir finansal yapı ise ancak küresel pazarda faaliyet gösteren yatırımcılardan kaynak temini sayesinde mümkün olacaktır. Kaynak arayışındaki şirketlerin finansal tablolarının şeffaf, doğru ve tarafsız bir biçimde sunulması, küresel yatırımcıların vereceği kararlarda önemli bir rol oynamaktadır. Finansal tabloların şeffaf, doğru ve tarafsız biçimde sunulması bağımsız denetim ile mümkün olmakla birlikte, 2000'li yıllarda meydana gelen muhasebe skandalları sonucu yaşanan şirket iflasları bağımsız denetim raporlarının güvenirliğini tartışılır hale getirmiş olup, bu durum bağımsız denetimde kalite kavramının önemini artırmıştır. Çalışanların günlük çalışma süreleri ve sorumlulukları 21 yüzyılda azalmış olmasına karşın, işletmelerin maliyetleri düşürme, kısa zamanda birçok faaliyeti sürdürme çabaları çalışanların iş yüklerini artırıcı etkisi olmaktadır. Yapılan araştırmalar, iş yükü fazla olan işlerde çalışan kişilerin, iş yükü az olan işler bulduklarında mevcut işlerinden ayrıldıklarını göstermektedir. İş yükü fazla olan işlerde, işten ayrılmaların fazla olması personel devir hızının yüksek olmasına ve kalifiye eleman yetersizliğinin görülmesine neden olmaktadır. Ayrıca iş yükü bağımsız denetimde de önemli bir sorun teşkil etmektedir. Ülkemizde bağımsız denetçilerin iş yükünü tespit etmeye, bunun bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim üzerine etkisini belirlemeye yönelik çalışma olmamasına karşın, özellikle Amerika ve Avrupa'da bu konu ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda, bağımsız denetçinin iş yükünün denetim faaliyetini ve denetim kalitesini doğrudan etkilediği tespit edilmiştir. Ülkemizde bağımsız denetim firmalarının, yılsonu denetimi için anlaşma yaptıkları şirketlerin bağımsız denetim raporlarını Mart ayında yapılması zorunlu olan genel kurullarına yetiştirmeleri istenmektedir. Bu nedenle bağımsız denetçilerin günlük iş yükleri oldukça artmaktadır. Çalışanların verilen görevlerini zamanında ve etkin bir biçimde yerine getirmesi olarak tanımlanan iş performansını, şirketler, çalışanlarının ödüllendirilmesinde, terfi ettirilmesinde ve ücret politikalarının belirlenmesinde önemli bir kriter olarak kullanmaktadır. Bağımsız denetçilerin iş performansı, denetim performansını dolayısı ile de denetim kalitesini etkileyecektir. Bağımsız denetçinin günlük iş yükünün fazla olması planlanan denetim hedeflerine ulaşmasını zorlaştırarak iş performansını olumsuz yönde etkileyecektir. Çalışmanın birinci bölümünde iş yükü ve iş performansı kavramları tanımlanmış ve, bağımsız denetçinin iş yükü ve iş performansı kavramları teorik olarak açıklanarak bağımsız denetçinin iş yükünü oluşturan faktörler sıralanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde bağımsız denetim, denetim türleri, bağımsız denetçi ve denetçi türleri, bağımsız denetim kalitesi, bağımsız denetim standartları ve bağımsız denetim kalite standartları kavramları açıklanarak bağımsız denetçinin iş yükünün bağımsız denetim kalitesine etkisi açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde çalışmaya ilişkin anket verileri analiz edilerek analiz sonuçları tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ayrıca; frekans analizi ve sonuçlarının yorumlanması, faktör analizi ve sonuçlarının yorumlanması, regresyon analizi ve sonuçlarının yorumlanması, güvenilirlik analizleri ve sonuçlarının yorumlanması ve tezin hipotezlerinin test edildiği yapısal eşitlik modeli ve sonuçların yorumlanması yapılmıştır. Çalışma sonuç ve öneriler ile bitirilmiştir.

Bağımsız denetimBağımsız denetim kuruluşlarıDenetçiler+6
Bilal Solak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Genel üretim giderlerinin dağıtım problemleri ve faaliyete dayalı maliyet yönetimi uygulamaları

Aktiviteye dayalı muhasebeDağıtımDağıtım maliyetleri+5
Ahmet Uğur
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Bankaların risk derecelendirmesi ve basel II kriterlerinin Türk bankacılık sistemine maliyeti

2004 yılında Basel II uzlaşısının yayınlanmasıyla birlikte finansa yazınını en popüler konularından birisi bankaların risk derecelendirmeleri ve bankaların içsel derecelendirme sistemleri olmuştur. Bağımsız kredi derecelendirme kuruluşları yaklaşık 100 yıldır risk derecelendirmesi yaparken bu konu özellikle gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren bankalar için oldukça yeni bir kavramdır. Buna rağmen her geçen gün daha fazla banka maruz kaldıkları riskleri ölçmek ve yönetmek için müşterilerine verdikleri kredileri derecelendirmektedirler. Uluslar arası faaliyet gösteren bankalar müşterileri için risk dereceleri tahsis ederken özellikle gelişmekte olan bankalar ve küçük bankaların çalışması hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Basel II' nin uygulamaya geçmesi ile birlikte bankaların kredi risklerinin ölçmek ve yönetmek için içsel derecelendirme sistemlerini kullanmaları beklenmektedir. Bu çalışmada derecelendirme faaliyetine ilk önce bağımsız derecelendirme kuruluşları cephesinden bakılmış, Basel II uzlaşısı incelenerek bankaların kurmaları gereken içsel derecelendirme sistemine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümü ise mevcut finansal kriz ve Basel II çerçevesinde derecelendirme faaliyetinin bankacılık sektörüne olası etkileri ile ilgilidir.Anahtar Kelimeler: Risk Derecelendirmesi, Basel II, Subprime Mortgage Krizi

Bankacılık sistemiBankalarBasel II+4
Ali Bakır
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Other supervisors