Theses supervised by Prof. Dr. Selim Kapur
15 theses · Çukurova University
Karapınar erozyon koruma alanı topraklarının koruma sonrası toprak gelişiminin incelenmesi
The Karapinar area occupies a desert fringe position in die Great Konya Basin of Central Anatolia. Grazing has been a way of life for centuries and the population gathered wood from the shrubs for fuel. The village has served crusades and hoards moving east west over Anatolia. In the middle of this century, due to rapid increases in animal population, the scanty vegetation was denuded and the land further exposed to the vagaries of climate. By the fifties, wind erosion had noticeably increased and active dune formation could be observed. The General Directorate of Rural Services responded by establishing an Erosion Control Camp. A soil survey was conducted in the early sixties and other management studies were initiated. The initial successes were encouraging and in the seventies an area of 14,000 ha was fenced off and the land set-aside as a wind erosion rehabilitation area. Today, about 40 years later, the site is known as "Köy Hizmetleri Toprak Tali İstasyonu or Soil Conservation Sub-station of the General Directorate of Rural Services" and has become a teaching and demonstration center for managing land prone to wind erosion. It is also fondly referred to as a monument to visionary thinking and good land management science. The purpose of the present study is to observe the major changes in the quality of the land resource. The changes in the four decades are an example of the resilience of the ecosystem. The experiment is also an illustration of how processes of desertification can be thwarted through a managed ecosystem mat ensures a balanced mixture of agricultural land use of ecosystem integrity. Key Words: Karapınar, Dunes, Soil Conservation, Erosion, Genesis. II
Gözlükule (Tarsus) kazısı etüdlük Erken Tunç Çağı seramiklerinin mikromorfolojisi
Bu tez çalışmasında, Adana Etnografya Müzesinin Tarsus Gözlükule Höyüğü etüdlük Erken Tunç Çağı kasalarından seçilen seramiklerin mineralojik, mikromorfolojik ve kimyasal yönden tanımlamaları yapılarak, hammadde kaynaklarının ve teknolojilerinin saptanması amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen tüm analiz sonuçları değerlendirilerek Tarsus Gözlükule Erken Tunç Çağı seramiklerinin yapımında Tarsus ve yakınlarında yer alan metamorfik, çökel ve volkanik hammadde kaynaklan ile birlikte lagünel kil hammaddelerinin kullanıldığı saptanmıştır. Buna karşın IX no'lu örneğin camlaşma düzeyi ile mineralojisi söz konusu örneğin ithal olma olasılığını arttırmıştır. Ayrıca seramikler üzerinde yapılan çalışmalar ile seçilen örneklerin, hamur hammadde ve teknolojik özellikleri ile Goldman'ın (1956) hazırladığı katalogla yapılan karşılaştırmalar değerlendirildiğinde, Erken Tunç Çağı kasalarından seçilen örneklerin hepsinin bu döneme ait olmadığı, bir kısmının daha geç evreler olan Orta ve Geç Tunç çağlarına tarihlendirilebileceği saptanmıştır. Araştırma sonuçlan daha önce bir çok kez olduğu üzere arkeolojik çalışmaların arkeometrik yaklaşımlarla desteklenmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Gözlükule (Tarsus), Arkeometri, Erken Tunç Çağı, Mikromorfoloji, Mineraloji.
İklim değişimi sürecinde aşağı Seyhan ovasında sürdürülebilir arazi ve su yönetimi
Bu çalışmanın amacı, Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan ve Türkiye'nin ilk sulama projelerinden biri olan, büyük ölçekli Aşağı Seyhan Ovası (ASO) sulama alanındaki arazi kullanımı, sulama ve drenaj sistemleri, ve toprak tuzluluğu gibi öğelerin tarihsel gelişim içerisinde gösterdikleri değişimleri, olası iklim değişikliği senaryolarıyla birlikte irdelemektir.Çalışmada, arazi ve laboratuvar ölçümleri ve anket çalışmaları ile elde edilen sonuçlar farklı modellerle yorumlanmış ve değişeceği öngörülen iklim etmenlerinin 2070' li yıllar için projeksiyonları yapılmıştır.Ovada, sulamaya 1960'lı yıllarda başlanmış ve o zamandan günümüze değin sulama sistemlerinin yıpranması, bitki deseninin değişmesi ve su yönetiminin sulama birliklerine devri gibi yapısal değişiklikler sulama randımanının düşmesine neden olmuştur. Sulama sistemlerinin devamlı akış yaklaşımına göre planlanmış olmasına karşın, çiftçilerinin gece sulaması yapmaması, sulama işletmeciliğini yürüten sulama birliklerinin sulama kanallarındaki suyu yeterince kontrol edememeleri gibi nedenlerle de ovada sulama randımanı % 40 gibi düşük bir düzeye ulaşmıştır.nun yıllık dalgalanmasının, geçmişte mevsimsel pikler oluşturmasına karşın son 20 yılda sulamada kullanılan su düzeyinin artması, sulama periyodunun uzaması ve drenaj kanallarının düzeltilmesi-iyileştirilmesi gibi nedenlerle mevsimsel pikler kaybolmuştur. Ayrıca, son 20 yılda tuzluluğundaki azalma da bu durumu doğrulamaktadır. IMPAM modeli kullanılarak yapılan analizde, sulama döneminde kanallardan oluşan sızmaların, topraktaki makro gözenekler yardımı ile derinlere sızarak, nun yükselmesine katkıda bulundukları belirlenmiştir. Bununla birlikte, tabansuyu hareketi üzerinde arazi kullanımının etkisinin, iklim değişikliğinin oluşturduğu etkiden daha fazla olduğu saptanmıştır. Sulamada gereğinden fazla su kullanılması ile toprak profilindeki tuzun yıkanması ve iyi projelendirilmiş drenaj kanalları ile bu tuzun uzaklaştırılmasıyla son 20 yılda kıyı kesimleri de dahil tuzlu alanlarda ovanın topoğrafik eğimene de bağlı olarak sulamanın yapıldığı uzun süreçte tuzlulukta azalma saptanmıştır. Ancak henüz sulama sistemlerinin inşa edilmemiş olan bölümünün kimi kısımlarında yüksek düzeyde tuzluluk saptanmıştır.Yapılan projeksiyonlarda, ovaya düşecek yağış miktarında % 42- 46 oranında bir azalma olacağı ve bu azalmanında kış aylarına rastlayacağı tahmin edilmiştir. Yağışta oluşacak bu önemli düzeydeki azalma sulama suyu gereksinimini arttıracak ve sulama süresinin erken ilkbaharda başlayıp geç sonbahara kadar uzamasına neden olacaktır. Var olan durumda yaklaşık 150 cm çevresinde kalıcı bir düzeyde olduğu saptanan yüksek düzeyi yağışların azalması ile 2070 li yıllarda düşebilecektir.Ancak henüz sulama sistemleri inşa edilmemiş 4. bölümde, etkili bir tarla içi drenaj ağı yapılmazsa, varolan yüksek problemi sulamanın artması ile çok ciddi boyutlara ulaşabilir. Söz konusu alanlar için diğer bir alternatif ise ekonomik değeri yüksek tuzcul (halofit) bitkilerin ekimlerinin ilgili kuruluşlarca desteklenip yaygınlaştırılmasıdır. Bu nedenlerle, gelecekte ovada yapılacak rehabilitasyon çalışmalarında, potansiyel arazi kullanım değişikliğinin dikkate alınması gerekmektedir. Buna bağlı olarak, ovada varolan ve tuzlanmaya neden olan arazi kullanımı ve sulama/ drenaj ağınının gelecekteki sorunları karşılayabilecek düzeye getirilmesi,başka bir deyişle sistemdeki iyileştirme çalışmasının, toprak çeşitleri ve yüzey-yüzey altı topoğrafyalarının da dikkate alınarak ayrıntılı ve daha uzun süreli bir ' Tuz Riski' izleme ve değerlendirme çalışmasıyla birlikte yürütülmesi gerekmektedir. Sonuçta, söz konusu çalışmanın sürdürülebilir arazi ve su yönetim programının tamamlayıcısı olması gerekmektedir.Anahtar kelimeler : Aşağı Seyhan Ovası, Sulama, , Tuzluluk, İklim Değişimi
Zeugma kazılarından elde edilen etüdlük bir grup mühür baskısı (Bulla)'nın arkeometrik yönden incelenmesi
Bu çalışmada Gaziantep ili içerisindeki Fırat Nehri kıyısında yer alan Zeugma Antik Kentine ait arşiv binalarında bulunan ve Gaziantep Müze Müdürlüğü Başkanlığında yapılan kurtarma kazılarında ortaya çıkarılmış mühür baskıları toz haline getirilmiş prepatlarında X Işını Kırınımları, Tarama Elektron Mikroskobu (SEM) ve Kimyasal Analizler yapılmıştır.Arkeometrik ölçümler sonucunda bullaların katkı maddeleri, fırınlanmaları ve yapım teknikleri konusuna yönelik çalışmalar yapılmıştır. İnceleme sonucunda bullaların pişirilme sorunu, katkı maddeleri ve yapım teknikleri değerlendirilerek yorumlandırılmıştır.
Orta Toroslar Artanada antik kenti ve çevresi arazi kullanımı
Orta Toroslar'da Artanada antik kenti ve çevresinde geçmiş dönemlerden günümüze değin, olası arazilerin kullanımı ile bölgedeki tarımsal üretimin arazi kullanımına yönelik sınıflandırılması amaçlanmıştır.Çalışmada, konu ile ilgili bir Coğrafi Bilgi Sistemleri veri tabanı oluşturulmuştur. Bu amaçla, güncel uydu verileri, toprak haritaları ve tapu kayıtları kullanılmıştır.Oluşturulan veri tabanıyla tarihsel ve güncel olarak kullanılan arazilerin. kültürel doku ve doğal zenginliklerinin korunması ve sürdürülebilir kullanımları amacına yönelik öneriler gündeme getirilmeye çalışılmıştır.
Likenlerin Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi bazaltik kayaç eserler üzerindeki ayrışmaya/bozunmaya etkisi
Bu çalışmanın amacı Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesinde eser yapımında kullanılmış bazalt taşlar üzerinde gelişmiş olan likenlerin türlerini tanımlayarak, kayaçlarda oluşan bozunuma etkilerini belirlemektir. Ülkemizin önemli bir arkeolojik zenginliğe sahip olduğu göz önüne alındığında bu bozunumun önemi daha da ortaya çıkmaktadır. Buna karşın arkeolojik eserler üzerinde yer alan likenlerin türleri ve ayrışma etkileri yeterince çalışılmamıştır. Söz konusu çalışma ile Karatepe Aslantaş Hitit Arkeolojik alanında yer alan Bazaltik eserler üzerinde yer alan likenlerin türleri teşhis edilerek ayrışma etkileri saptanmıştır. Mineralojik ve mikromorfolojik çalışmalar bazaltlarda ikincil bir mineral oluşumu olan vavelit gelişimini saptamıştır. Bu da Karatepe bazaltlarında ayrışmanın başladığını ortaya koymuştur.
Aşağı Seyhan ovasının geçmişten günümüze arazi kullanımındaki değişiminin, coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama ile belirlenmesi
Bu çalışmada Aşağı Seyhan Ovasına ait farklı tarihlerde algılanmış uzaktan algılama görüntüleri eğitimli sınıflama tekniği uygulanarak sınıflandırılmış ve farklı tarihlerdeki arazi örtüsü ve bitki yoğunluğu ortaya konulmuştur. Çalışmanın son aşamasında ise, uzaktan algılanmış veriler ile çalışma alanında geçmişte elde edilen araştırma verileri birlikte değerlendirilerek, arazi kullanım durumundaki değişim saptanmaya çalışılmıştır.Yapılan çalışma ile yerleşim alanları, tarım alanlarında ürün desenindeki ve kıyı arazi kullanımındaki değişimler Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama teknikleri kullanılarak incelenmiştir.Kıyı kumullarında, tarıma açma ve orman oluşturulması nedeniyle alansal bir azalma olduğu, bunun yanında, Aşağı Seyhan Ovasında (ASO) sulama ile sosyo-ekonomik ve kültürel gelişme hızlandığından, ürün deseninde değişikliklerin oluştuğu saptanmıştır. ASO'daki ürün deseni içinde, öngörülen yonca ekimi % 20 olarak önerilmesine karşın, bölgede hayvancılığın gelişememesi nedeniyle yem bitkileri üretiminde öngörülen orana ulaşılamamıştır. ASO gibi geniş alana sahip ovalarda arazi kullanımındaki değişimin proje aşamasında öngörüldüğü gibi gerçekleşmediği, bunun nedeninin ise tarımsal desteklemeler, iç göç, kültürel gelişme vb. etkenlere dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kayaçtan yapılmış eski eser koruma çalışmalarına arkeometrik bir yaklaşım: Ayrışma durumu haritası. Türkiye ve Kolombiya'daki anıt eserlerin bozunma analizi
Dünya kültür mirasının önemli bir parçasını temsil eden doğal kayaçtan yapılmış anıt-eserler, çevresel faktörlerin doğrudan veya dolaylı yönden etkilemesi sonucu bozunuma uğrarlar. Ayrışma durum haritası, kayaç eser bozunmasının değerlendirilmesi ve sonrasındaki koruma çalışmalarının belirlenmesinin yanında, uzun süreçte bakımı konusundaki atılması gereken en önemli adım olarak değerlendirilebilir. Anıt haritalama yöntemi, koruma işlemlerinin kontrolu ve ayrışma bozunumunun tekrar değerlendirilmesinde, anıtların uzun vadeli izleme ve bakımıyla ilgili çalışmalar için de öneriler vermektedir. Tez çalışması, yeni geliştirilmiş bir sınıflandırma sistemi kullanılarak kayaç anıtlardaki bozunma biçiminin haritalanması yöntemini sunmaktadır.
Turan Emeksiz kumulu fıstıkçamı (Pinus pinea L.) plantasyonlarının toprak özelliklerindeki değişimlerin irdelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Tarsus - Turan Emeksiz kıyı kumulunun stabilizasyonu için farklı dönemlerde tesis edilen Fıstık çamı (Pinus pinea L.) ağaçlandırmalarının "başlangıç toprak oluşumu" üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu amaçla fıstık çamı meşçereleri altında ölü örtü ve toprak özellikleri araştırılmıştır. Kumulların pH, EC, CaCO3, katyon değişim kapasitesi, organik madde, humin maddeleri, toplam N, yararlı P, yararlı mikro elementler (Fe, Mn, Zn ve Cu) ve mikorizal potansiyel içerikleri incelenmiştir. Kumulda agregatlaşmanın daha iyi incelenebilmesi için horizonlardan alınan agregat örnekleri tarama elektron mikroskobu altında incelenmiş, Elementel-Mikroprob/SEM analizleri yapılmıştır.Fıstık çamı plantasyonları altında saptanan yaprak, çürüntü ve humustan oluşan ölü örtü ağırlık miktarları üstten aşağıya doğru artarken yanabilen organik madde oranları azalmaktadır. En yüksek ölü örtü miktarları en eski dikim sahasında (1961) bulunmuştur. Tüm fıstıkçamı plantasyonları altında, yüzey horizonunda (Ah) organik madde, mikroelement (Cu, Mn ve Zn) ve yararlı P, toplam N içerikleri yüksek bulunmuştur. Bu değerler en eski dikim sahası olan 1961 plantasyonunda en yüksek düzeyde bulunmuşlardır. Humin maddelerinin 1981 yılı fıstık çamı plantasyonunda en yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Yaygın bitkisel materyallerin yerinde (in-situ) humifikasyona uğradıkları ve mineral yüzeylerini saran ve onları birbirine bağlayan mantar hiflerinin yaygın olduğu belirlenmiştir. Rüzgâr erozyonunu durdurmak amacıyla ağaçlandırılan kumulun bugünkü toprak özellikleri ve özellikle organik madde ve humin maddelerinin yüksek düzeylerde saptanması Turan Emeksiz kıyı kumulu plantasyonu altında ?başlangıç toprak oluşumu?nun başladığına işaret etmektedir.
Tarihsel Orta Anadolu arazi kullanım dokusundaki mera bitkilerinin toprak kalitesine etkileri
Bu çalışmanın amacı, tarihsel anadolu arazi kullanım dokusunda, kuraklık ve rüzgar erozyonu tehdidine en çok maruz kalan Karapınar rüzgar erozyonu koruma sahasında günağılı toprak serisi üzerinde bulunan geleneksel mera bitkilerinin kök rizosfer bölgelerinde toprak agregat yapısı oluşumuna ve toprak kalitesine etkisini belirlemektir. Merada bulunan Çoban yastığı (Acanthalimon spp.), Uyuz Otu (Scobiosa. spp.) ve Geven (Astragalus micracophalus) bitkileri incelenerek arazi koruma çalışmalarının etkisi nicel olarak ortaya konulmuştur. Çalışma sonrasında arazi kullanımının toprak kalitesine olan etkisi fiziksel, kimyasal, mineralojik analizlerle analitik olarak ortaya konmuştur. Böylece, İç Anadolu Meraları için uygun bir sürdürülebilir arazi kullanım modeli oluşturulmuştur.Anahtar Kelime: Karapınar, agregat, toprak kalitesi
Konya Şerafeddin Camisi yakınındaki türbenin tuğla duvar malzemesinin arkeometrik yönden araştırılması
Anadolu mimarisinde önemli yer tutan Horasan harcı ile tuğlalarının 13, 16 ve 18. yy'daki özelliklerinin saptanması için Konya Şerafettin Cami (13.yy), Ankara Tacettin Dergahı (16yy) ve Ankara Leblecioğlu (18yy) Caminden örnekler alınmıştır. Örnekler mineralojik, mikromorfolojik, fiziksel ve kimyasal yönden arkeometrik yaklaşımla incelenmiştir. Araştırma sonuçları sonrasında 13. ve 16. yy örnekleri benzerlik gösterirken 18yy örneğinin farklılık gösterdiği saptanmıştır. Bu da zaman içerisinde harç ve tuğla üretiminde değişimlerin olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte bu zamana bağlı değişimin daha ayrıntılı incelenmesi için Horasan harcının kullanıldığı 12 ile 19yy arasında geniş bir araştırma yapılması gerekmektedir.
Köşk Höyük Roma Dönemi toprak dolgu/çökel kesitinin (profilinin) horizonlarında pedojenik oluşum ve arkeometrik olguların araştırılması
Bu çalışmada Niğde İli, Bor İlçesi'ne bağlı Bahçeli Beldesi'nin kuzeydoğusunda yer alan Köşk Höyük'te yapılan kazılarda ortaya çıkarılmış Erken Kalkolitik ve Roma Dönemi Katmanlarından alınan toprak örneklerinde X-ışını Difraksiyonu, Tarama Elektron Mikroskobu (SEM) ve Fiziksel-Kimyasal Analizler yapılmıştır. Köşk Höyük Roma kesitinden alınan örneklerde yapılan arkeometrik ölçümler sonucunda paleo-çevre (insan yaşam katmanı) ve toprak oluşumu ile harç malzemeleri olguları ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışmada izlenen arkeometrik yaklaşımın, Türkiye'de yaygın olan kazı alanlarının çoğunluğunda, güçlü bir araç olarak, uygulanması önerilmektedir.
Doğu Akdeniz'de harnup ve zeytin kök bölgesi topraklarının kimi kalite parametrelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada amaç, maki alanlarında, harnup ve zeytinin kök bölgesi topraklarının fiziksel, kimyasal ve süb-mikroskopik (mikromorfolojik) özelliklerini araştırmaktır.Bu çalışma için koruma altında olan ve ekolojik yapının doğal ortamının bozulmadığı, Tarsus Dedeler Köyü , Eshab-ı Kehf mevkii seçilmiş ve alandaki zeytin ve harnup türlerinin, toprak kalite parametreleri incelenmiştir. Bu amaçla toprakların pH, EC, CaCO3, katyon değişim kapasitesi, organik madde, humin maddeleri, toplam N, yararlı P, yararlı mikro elementler (Fe, Mn, Zn ve Cu) , Agregat stabilitesi (yapı dayanıklılığı indeksi) belirlenmiştir. Topraklarda agregatlaşmanın daha iyi incelenebilmesi için, horizonlardan alınan bozulmamış toprak örnekleri tarama elektron mikroskobu (SEM) altında incelenmiştir.Zeytin ve harnup topraklarının yüzey horizonlarında (A1) organik madde, makro besin elementleri (N,K,P, Ca, Mg) içerikleri ile K.D.K değerleri yüksek bulunmuştur. Mikro besin elementlerinin (Zn, Cu, Fe, Mn) profillerdeki düzeyleri ise organik madde içeriği (ağaçların yaprak ve diğer organları ile yüzey örtüsünün oluşturduğu organik madde) ve ana kayanın özelliğine göre değişim göstermiştir. Çalışma alanı toprakları humus özellikleri bakımından endemik bir form oluşturmuş ve MULL-MODER geçiş formu yapılarının ortaya çıktığı saptanmıştır. Yaygın bitkisel materyallerin yerinde (in-situ) humifikasyona uğradıkları saptanmıştır. Toprakların agregatlaşmasında kil kolloidlerinin yanında mantar hiflerinin/organik filamentlerin de etken olduğu belirlenmiştir. Bu araştırma ile zeytin - harnup alanlarının toprak özelliklerinin, incelenen kalite parametreleri açısından iyi durumda olduğu saptanmıştır. Çalışma, maki alanlarının düşünüldüğü gibi verimsiz topraklar olmadığını ve bu alanlarla ilgili olarak yapılan bilimsel çalışmaların, özellikle organik maddenin huminleşmesi konusunda, arttırılmasının gerekliliğini ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Zeytin-Keçiboynuzu Toprakları, Organik Madde, ToprakÖzellikleri, Humin maddeleri. MULL-MODER
Karapınar rüzgâr erozyonunu önleme alanının sürdürülebilir arazi/toprak yönetimi planının geleneksel yapının persfektifinde geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı, iklim ve doğal koşulları nedeniyle şiddetli kuraklık ve rüzgar erozyonu sorunu olan Karapınar rüzgar erozyonu koruma sahasında halihazırda bulunan bitki örtüsü ve arazi yönetim şeklinin saptanması ve söz konusu alanda sürdürülebilir arazi/toprak yönetimi planlaması amaçlanmıştır. Böylece kısa ve uzun dönemli karbon yönetim planı oluşturulmaya çalışılmıştır.Çalışma, toprak işlemeli tarımın organik karbon için uygun olmadığı; buna karşın göreceli olarak yüksek miktarda toprak organik karbonuna sahip meraların da ıslah edilmesi gerektiğini göstermiştir. Karbon yönetimin başarısı için bütünleşik havza temelinde arazilerin kullanılması gerektiği saptanmıştır. Bunu gerçekleştirmek için ise tarım ve hayvancılık etkinliklerinin insan peyzajı yaklaşımıyla yapılması gerekmektedir.
Adıyaman ilinin tarım dışı alanlarındaki tuğla-seramik hammadde kaynaklarının kullanım potansiyellerinin belirlenmesi
Adıyaman Bölgesindeki, tarım dışı alanlardaki toprak/kil hammadde kaynaklarının tuğla-kiremit-seramik üretimine uygunluğu araştırılmıştır. Bu nedenle, uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri ile Adıyaman-Merkez, Besni, Kahta, Samsat bölgesinde saptanan olası kaynak alanlarında alınan 13 farklı örnekte fiziksel, kimyasal, mineralojik ve sub-mikroskopik analizler yapılmıştır. Örneklerden hazırlanan tuğlalarda geleneksel ve güncel yöntemlerle üretimler gerçekleştirilmiş ve teknolojik deneylerle standartlara uygunluğu saptanmıştır.Ayrıntılı analiz ve üretimler sonrasında, Rzp ve Çmgz hammaddelerinin yüksek oranda kil, Smst-1 örneğinin ise yüksek oranda kireç içerdiği saptanmıştır. Bsn-1 ve Ekosan'nın pH değeri dışındaki diğer tüm örneklerde pH istenilen düzeylerdedir. Tuzluluk değerleri Ekosan ve Egrçy örneklerinin dışında kabul edilebilir değerler arasındadır. Organik madde içeriği tüm örneklerde TSE standartlarına uygun olan sınırlarda, düşük düzeyde saptanmıştır. Örneklerin tamamında baskın birincil mineral kalsitken smektit başat kil mineralidir. 900oC'de fırınlanan tüm örneklerde diyopsit ve gehlenit, 1040oC'de fırınlanan tüm örneklerde ise akermanit, diyopsit ve bredigit en yaygın yüksek sıcaklık mineralleri olarak belirlenmiştir.Tarama Elektron Mikrokobisi analizleri Hsnck-1 ve Kht-1 örneklerinde 1040°C'de ileri düzeyde sinterleşme olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşın 900oC'de sinterleşme düşük kalmıştır. Teknolojik analizler sonrasında örneklerin plastiklik derecesinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Plastisite değerinin en yüksek ve en düşük değerleri arasındaki farkın yüksek oluşunun nedeni olarak örnekler arasındaki kil içeriği farklılığı gösterilebilir. Analizler sonrasında, Bsn-1, Bsn-2, Bsn-3, Smst-1 ve Smst-2 örneklerinin dışında kalan başta Rzp olmak üzere tüm örnekler tuğla ve kiremit üretiminde kullanılabilecek sınırlarda su emme, dayanım ve küçülme davranışları göstermiştir.Sonuç olarak irdelenen Adıyaman Bölgesinde tarım dışı alanlarda yer alan toprak/kil hammaddelerinin uygun karışımlar ile seramik, tuğla ve kiremit endüstrisinde kullanılabileceği ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kil, tuğla, Adıyaman, seramik teknolojisi, tarım dışı alanlar