Theses supervised by Prof. Dr. Selahattin Gelbal

16 theses · Hacettepe University

DoctorateOpen AccessTR

Çok kategorili puanlanan maddelerde değişen madde ve adım fonksiyonu belirleme yöntemlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı çok kategorili maddelerde değişen madde (DMF) ve adım fonksiyonu (DAF) belirleme yöntemlerini çeşitli koşullarda karşılaştırmaktır. Bu bağlamda PISA 2018 kapsamında öğrencilere yönelik hazırlanan "Bilgi ve İletişim Teknolojilerine Aşinalık Anketi" içerisindeki okulda dijital cihazları kullanma sıklığıyla ilgili maddelerin (IC011) yanıtlandığı Kazakistan, Türkiye ve ABD verileri üzerinde çalışılmıştır. Çok kategorili DMF analizleri için Mantel test, Liu- Agresti istatistiği, Cox β ve poly-SIBTEST yöntemleri; DAF analizleri için ise Ardışık Kategori Log Odds Oranı (AC-LOR) ve Kümülatif Kategori Log Odds Oranı (CU-LOR) yöntemleri kullanılmıştır. İlişkisel tarama modelinde yürütülen bu çalışmada "kategori birleştirme kuralı, odak grup- referans grup, odak grup örneklem büyüklüğü, odak grup:referans grup örneklem oranı, DMF belirleme yöntemi" şeklinde koşullar oluşturulmuştur. Koşulların oluşturulmasında SAS ve R yazılımlarından; analizler için ise poly-SIBTEST yöntemi için SIBTEST; diğer yöntemler için DIFAS programlarından faydalanılmıştır. Analizler sonucunda yüksek düzey DMF/DAF sergileyen madde/adım sayısının; çok kategorili DMF yöntemlerine göre küçük örneklemde, DAF yöntemlerine göre ise büyük örneklemde daha fazla olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte yöntemlerin büyük örneklemde daha tutarlı sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Adımlar boyunca zıt işaretli DAF bulunduran maddelerde DMF değerinin daha düşük olduğu, dolayısıyla DMF sergilemeyen bir maddede DAF analizi yapılmamasının hatalı sonuçlar verebileceği belirtilmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan kategori birleştirme koşullarının sonuçlar üzerinde sistematik bir etkisinin olmadığı görülmekle birlikte birleştirilen kategorilerin işaretlenme sıklığının sonuçları farklılaştığı düşünülerek sonraki çalışmalarda bu durumun incelenmesi önerilmiştir.

Ardışık yaklaşımlarDeğişen adım fonksiyonuDeğişen madde fonksiyonu+3
Yasemin Kuzu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrencilerin PISA matematik başarılarının yordanmasında veri madenciliği yöntemlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, PISA (2012) çalışmasına katılan öğrencileri, çeşitli özellikleri bakımından matematik başarılarına göre sınıflandırmada Naive Bayes, en yakın komşuluk, yapay sinir ağları ve lojistik regresyon analizlerinin sınıflandırma performanslarını örneklem büyüklüğü ve test verisi oranı açısından incelemektir. Araştırmanın evreni PISA (2012) uygulamasına katılan 15 yaş grubundaki öğrencilerdir. Hedef evren OECD ülkelerinden çalışmaya katılan ve ilgili değişkenlere ait kayıp verisi olmayan 62728 öğrencidir. Hedef evrenden yerine koyma yöntemiyle örneklem büyüklüğü için 500 (100 veri seti), 1000 (50 veri seti) ve 5000 (30 veri seti) kişilik 180 dosya oluşturulmuştur. Her bir örneklemden %11, %22, %33, %44 ve %55 oranında veri ile yöntemlerin performansları test edilmiştir. Verinin tek ve çok değişkenli analizlerin varsayımlarının ne düzeyde sağladığı kontrol edilmiştir. Her bir veri seti için test verisinin her defasında rastgele seçildiği 100 analiz gerçekleştirilmiştir. Değerlendirme ölçütleri olarak Kappa hata matrisi uyumu, ROC eğrisinin altında kalan alan ile doğruluk oranları ve standart sapma değerleri kullanırken manidar farklıkları da istatistiksel olarak test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, örneklem büyüklüğü arttıkça yöntemlerin sınıflandırma performansında artış görülürken, test verisi oranının artması yöntemlerin performanslarında farklı etkiler yaratmıştır. Naive Bayes yöntemi küçük örneklemlerde bile yüksek performans göstermiş, analizleri çok kısa sürede gerçekleştirmiş ve test verisi oranının değişiminden önemli düzeyde etkilenmemiştir. Lojistik regresyon analizi büyük örneklemlerde en etkili yöntem iken küçük örneklemlerde düşük performans göstermiştir. Yapay sinir ağları benzer bir eğilim gösterirken, genel olarak Naive Bayes ve lojistik regresyona göre daha düşük performans göstermiştir. Tüm koşullarda en düşük performanslar en yakın komşuluk yöntemi ile elde edilmiştir. Genel olarak, öğrencilerin matematik performanslarına göre sınıflandırılmasında yüksek doğruluk değerleri elde edilmiştir. Araştırmanın sonuç ve öneriler bölümünde bulgular detaylı bir şekilde ele alınarak teori ve uygulamaya yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur.

Lojistik regresyon analiziMatematikMatematik başarısı+5
İlhan Koyuncu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

PISA 2012'de yer alan duyuşsal özelliklerin matematik başarısını sınıflama doğruluğunun incelenmesi: Şangay, İspanya ve Peru örneği

Bu araştırmanın amacı, PISA 2012 matematik okuryazarlığı performansları bakımından katılımcı ülkeler arasında başarı sıralaması ilk sırada yer alan Çin-Şangay, ortada olan İspanya ve son sırada yer alan Peru'daki öğrencilerin duyuşsal özelliklerinin akademik sınıflandırmayı ne derecede desteklediğini belirlemektir. Bunun için lojistik regresyon analizi ve ayırma analizi kullanılıp elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Araştırmada PISA 2012 uygulamasında yer alan Çin-Şangay'da 1615, İspanya'da 7762 ve Peru'da 1349 öğrenciden elde edilen verilerden yararlanılmıştır. Ayırma analizinin varsayımları, lojistik regresyon analizinin varsayımlarını da kapsadığından sadece ayırma analizinin varsayımları incelenmiştir. Her üç ülkede de normal dağılım ve varyans-kovaryans matrislerinin homojenliği varsayımları sağlanmamıştır. Ancak örneklem sayısının büyüklüğü nedeniyle bu varsayımların ihlali, ayırma analizine engel olmadığından analize devam edilmiştir. Araştırma sonucunda her üç ülke için de ayırma analizi ile lojistik regresyon analizinden elde edilen sonuçların oldukça benzer olduğu görülmüştür. Matematiğe yönelik duyuşsal özellikler, bireyleri alt ve üst yeterlik düzeylerine göre Çin-Şangay ve İspanya'da şansın ötesinde doğru sınıflarken, Peru'da şansın ötesinde doğru sınıflayamamıştır. Ayrıca bireyleri alt ve üst yeterlik düzeylerine göre ayırmada en etkili değişkenler sırasıyla Çin-Şangay'da matematik öz yeterliği ve matematik niyetleri; İspanya'da matematik öz yeterliği, matematik benlik kavramı ve matematiğe yönelik araçsal motivasyon düzeyi; Peru'da matematik benlik kavramı ve matematik öz yeterliği olarak bulunmuştur. Ayrıca yeterlik düzeylerindeki faklılaşmanın duyuşsal özelikler tarafından açıklanma oranları incelendiğinde bu oranların Çin-Şangay ve İspanya'da birbirine oldukça yakın ve Peru'dakine göre oldukça yüksek olduğu görülmüştür.

Duyuşsal özelliklerLojistik regresyon analiziMatematik başarısı+6
Eda Özmen
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerine verilen matematik ödevleri hakkında öğrenci, öğretmen ve veli görüşleri

Çalışmada matematik dersi ödev uygulamalarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Ayrıca matematik ev ödevleri ile ilgili öğretmen-veli iletişiminin, öğrencilerin ailelerinin matematik ev ödevlerine katılımının ve ödevlere verilen geri bildirim hakkındaki algılarının araştırılması çalışmanın amaçlarındandır. Bunun yanında çalışma ile öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin matematik ev ödevleri ile ilgili yaşadıkları zorluklar ve karşılaştıkları güçlükler belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma bir çeşitleme karma yöntem çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu, 563 ortaokul öğrencisi, 116 ortaokul matematik öğretmeninden ve 4 öğrenci velisinden oluşmaktadır. Çalışma verileri 2017-2018 eğitim-öğretim yılı ilkbahar döneminde Ankara ilinde farklı sosyoekonomik düzeye sahip ilçelerden toplanmıştır. Öğrencilere ve öğretmenlere anket uygulanmış, 4 öğretmen ve 4 öğrenci velisiyle görüşmeler yapılmıştır. Anketlerdeki maddelerin analizinde betimsel istatistik yöntemlerinden frekans ve yüzde, görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma bulguları öğretmenlerin ödevleri gerekli bulduğunu velilerin ise bu konuda kararsız kaldığını göstermiştir. Öğretmenlerin haftada en az bir kez ödev verdikleri ve ödev vermeyen öğretmenin olmadığı görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin ödev dışında matematik dersine çok zaman ayırmadıkları sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin çoğunlukla öğretimsel amaçlı, alıştırma sorusu ve test çözme türünde ödevler verdikleri, öğrencilerin ödevleri yapıp yapmadıklarını düzenli olarak kontrol ettikleri fakat yazılı geri bildirim vermeyi tercih etmedikleri görülmüştür. Öğretmen ve ailelerin çoğunlukla veli toplantıları yoluyla iletişim kurdukları, ailelerin çocuklarının ödevlerine destek türünde katılım gösterdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin ödev yapmak istememeleri öğretmen ve velilerin ortak sorunudur. Bunun dışında zaman yetersizliğinden dolayı ödevleri doğruluğu açısından kontrol edememek ve ailelerin çocuklarını ödev yaparken yanlış yönlendirmesi öğretmenlerin yaşadığı zorluklardandır.

Aile katılımıEv ödeviMatematik dersi+6
Gözde Kaplan
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

TEOG matematik alt testinde değişen madde fonksiyonunun coğrafi bölgelere göre incelenmesi

Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi olarak bilinen TEOG, ortaokul sekizinci sınıfı tamamlayan öğrencilere 2013-2014 ile 2017-2018 akademik yılları arasında uygulanan merkezi bir sınavdır. Ülke genelinde yürütülen ve yerleştirme amacı olan geniş ölçekli bir testin geçerliğinin ve güvenirliğinin yüksek olması gerekmektedir. Değişen madde fonksiyonu (DMF) bir sistematik hata olduğundan, geçerli ve güvenilir bir test için, test maddelerinin DMF'den arınık olması gerekmektedir. Bu araştırmada 2015-2016 güz ve bahar dönemi TEOG matematik alt testine yönelik coğrafi bölgelere göre MH ve SIBTEST yöntemleriyle DMF incelemesi yürütülmüş ve istatistiksel analiz sonuçlarından bağımsız olarak uzmanlara maddelerin DMF barındırıp barındırmadığı sorulmuştur. İstatistiksel sonuçlara göre test maddelerinin göz ardı edilebilir düzeyde DMF barındırdığı gözlenmiştir. Sadece bahar dönemine ait bir madde SIBTEST yöntemine göre Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile yapılan karşılaştırmada dört bölgede orta düzeyde DMF göstermiştir. Ancak bunun tek yöntemde belirlenmesi nedeniyle test maddelerinin DMF barındırmadığı yorumuna ulaşılmıştır. Ayrıca bazı uzmanların maddelerin DMF barındırması hususunda istatistiksel analiz sonuçlarıyla uyumsuz görüşlerde oldukları gözlenmiştir. Çalışmanın sonucunda TEOG matematik alt testinde coğrafi bölgelere göre DMF içeren madde gözlenmemesinin nedeninin, matematik dersinin doğası nedeniyle kültürden kültüre ya da kişiden kişiye en düşük düzeyde farklılık gösteren bir yapıya ve kendi içinde mantıklı kuralları olmasından kaynaklandığı söylenebilir

Coğrafi bölgeDeğişen madde fonksiyonuMatematik dersi+4
Feride Özyıldırım Gümüş
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Seçme sınavlarının engel durumlarına göre madde yanlılığının incelenmesi

Türkiye'de ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerine yönelik olarak Merkezi Ortak Sınavlar olarak bilinen sınav yapılmaktadır. Bu sınavlar, altı temel ders için sekizinci sınıflara yılda iki defa yapılır. Bu çalışmada seçme sınavının matematik ve fen bilimleri alt testlerinin maddelerinin engelli öğrencilerin engel durumlarına göre madde yanlılığının olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, seçme sınavı maddelerinin değişen madde fonksiyonu (DMF) içerip içermediği Mantel-Haenszel (MH), Lojistik Regresyon (LR) yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma grubu matematik alt testi ve fen bilimleri alt testi için 1753 adaydan oluşmaktadır. Analizler matematik alt testi için 19 madde, fen bilimleri alt testi için 20 madde üzerinden yürütülmüştür. Matematik testinde alt problemlerde toplam 2 maddenin birden fazla karşılaştırmada, 5 farklı maddenin ise alt problemlerin yalnız birinde DMF gösterdiği belirlenmiştir. Fen bilimleri testinde alt problemlerde toplam 9 maddenin birden fazla karşılaştırmada, 5 farklı maddenin ise alt problemlerin yalnız birinde DMF gösterdiği belirlenmiştir. DMF içeren maddelerin yanlı olup olmadıklarına uzman görüşleri alınarak karar verilmiştir. Matematik alt testinde 4 maddede, fen bilimleri alt testinde 8 maddede yanlılık olduğuna dair kanıtlar bulunmuştur.

Fen bilgisiLojistik regresyon yöntemiMadde yanlılığı+5
Gözde Yılmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ile Brezilya'da yükseköğretime geçiş sistemlerinin karşılaştırılması ve Brezilya'da üniversiteye giriş sınavlarında başarıyı etkileyen faktörlerin incelenmesi

Araştırmanın amacı, Türkiye eğitim sistemi ile Brezilya eğitim sisteminini incelemek ve iki eğitim sisteminin benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Aynı zamanda, Brezilya'da yükseköğretime geçiş amacıyla yapılan Ulusal Lise Sınavı (ENEM) verisinden faydalanarak matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve dil derslerindeki akademik başarıya etki eden değişkenlerin modellenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2017 yılında yapılan ENEM'e giren 6731341 kişi oluşturmaktadır. Analiz yapılırken bu evrenden rastgele 10000 kişilik bir örneklem seçilmiş ve kayıp veriler temizlendikten sonra 9336 kişilik bir örneklem elde edilmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan akademik başarı modellerinin incelenmesinde yapısal eşitlik modeli analizi bu modellerin kadın ve erkeklerde benzer şekilde çalışıp çalışmadığını incelemek amacıyla çok gruplu yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Türkiye eğitim sistemi ile Brezilya eğitim sistemin incelenmesi ve eğitim sistemlerindeki benzerlik ve farklılıkların ortaya konulması amacıyla doküman analizi yapılmıştır. Sonuç olarak Brezilya eğitim sisteminde yükseköğretime geçiş için ENEM sınavı ve Türkiye eğitim sisteminde ise YKS sınavı yapılmaktadır ve her ikisi de ulusal düzeydedir. ENEM sınavında çoktan seçmeli soruların yanı sıra öğrencilerin kompozisyon becerilerini belirlemek amacıyla bir açık uçlu soru bulunurken YKS 2019 sınavında ise sadece çoktan seçmeli soruların bulunduğu görülmüştür. Matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve dil derslerindeki akademik başarıyı açıklamak için bu derslerden birinin temel alındığın akademik başarı modeli kurulmuş ve seçilen dersler dışındaki dersler diğer derslerdeki akademik başarı olarak ele alınmıştır. Oluşturulan akademik başarı modellerinde okul teknolojisi, sözel beceri, sosyoekonomik durum değişkenlerinin ilgili başarı modelindeki temel dersi etkilemez iken diğer derslerdeki başarının ilgili başarı modelindeki temel dersi etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca oluşturulan modellerdeki ilişkilerin kadın ve erkeklerde benzer olduğu saptanmıştır.

BrezilyaEğitim sistemiKarşılaştırmalı eğitim+5
Rosemeıre Marıa De Souza
Hacettepe University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şans başarısının test eşitlemeye etkisinin farklı eşitleme teknikleriyle araştırılması

Bu araştırmanın amacı, şans başarısının test eşitlemeye etkisinin olup olmadığını incelemektir. Şanstan arındırılmış veya arındırılmamış ham puanların eşitlenmesinde kullanılan yöntemlerden hangisinin daha az eşitleme hatası içerdiğini bulmak amaçlanmıştır. Araştırmada, tek grup düzeneği ve klasik eşitleme yöntemlerinden, doğrusal eşitleme ve eşit yüzdelikli eşitleme yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada, 2015-2016 eğitim öğretim yılında yapılan Türkiye'den belirli okullarının katıldığı (22 okul) TEOG Değerlendirme sınavı İngilizce I ve II testlerine cevap veren 8. Sınıf ortaokul öğrencileri (N=1681) bu çalışmanın örneklemidir. Verilerin analizi üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, İngilizce I ve II genel değerlendirme alt testlerin eşitleme koşullarına uygunluğu için betimsel istatistikleri hesaplanmıştır. İkinci aşamada, şanstan arındırılmayan ve arındırılan puanlara doğrusal ve eşit yüzdelikli eşitleme yöntemi uygulandıktan sonra eşitlenmiş puanlar bulunmuştur. Son olarak şanstan arındırılmamış ve arındırılmış puanların eşitlenmesinde kullanılan yöntemlere ait Ağırlıklandırılmış Hata Kareleri Ortalaması (WMSE), Kareler Farkının Ortalamasının Kare Kökü (RMSD) ve İşaretli Farkların Ortalaması (MSD) değerlerine bakılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, şanstan arındırılmamış İngilizce test puanlarının eşitlenmesinde eşit yüzdelikli eşitlemenin; şanstan arındırılmış İngilizce alt testlerinin eşitlenmesinde ise doğrusal eşitlemenin uygun yöntem olduğu bulunmuştur.

SınavTEOGTest eşitleme+3
Emine Aytekin Kazanç
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

PISA 2018 okuma becerilerini açıklayan değişkenlerin çok düzeyli yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi

Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) benzeri geniş ölçekli izleme araştırmaları ülkelerin, küresel başarı ligindeki durumlarını görerek eğitim sistemlerinde iyileştirmeler yapmalarına imkân tanımaktadır. Bugün, dünya ekonomisinin %80'ini temsil eden küresel çapta etkiye sahip PISA üzerinde çalışmalar yapılması önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, Türk öğrencilerin PISA 2018 anketlerine verdikleri yanıtlardan üretilen indekslerden okuma becerilerini açıklayan değişkenleri, örneklem ağırlığı ve olası değerlerin de dikkate alındığı Çok Düzeyli Yapısal Eşitlik Modeli ile belirlemek amaçlanmıştır. Kayıp değerlerin temizlenmesi ve analiz varsayımlarının dışında bulunan değerlerin çıkarılması ile kalan 5295 öğrenci ve 182 okul analize dahil edilmiştir. Analiz sonucunda öğrencilerin okuma becerilerindeki değişimin %56'sının okullar arasındaki farklılıklardan, %44'ünün ise bireylerden kaynakladığı görülmüştür. Öğrenci düzeyindeki; ekonomik, sosyal ve kültürel durum, mesleki statü beklentisi, ebeveynlerin duygusal desteği, okumaktan keyif alma, bilgi ve iletişim teknolojilerine (ICT) ilgi, disiplin iklimi, üst bilişsel beceriler değişkenlerinin öğrencilerin okuma becerilerini açıkladığı ancak öğrenme hedefleri ve ICT kaynakları değişkenlerinin okuma becerilerini açıklamada yetersiz kaldığı görülmüştür. Okul düzeyindeyse; materyal eksikliği ile öğrenci ve öğretmenlerin öğrenmeyi engelleyen davranışları okuma becerilerini açıklarken; okul türü ile öğrenci/öğretmen oranı değişkenleri okuma becerilerini açıklamada yetersiz kalmıştır. Öğrenci düzeyinde okuma becerilerinin en güçlü yordayıcısı üst bilişsel becerilerden 'güvenirliği değerlendirme' değişkeni olurken, okul düzeyindeki en güçlü yordayıcı 'öğrencilerin öğrenmeyi engelleyen davranışları' olmuştur. Son durumda grupiçi düzeyde dokuz ve gruplararası düzeyde üç değişkenle yeniden test edilen modelde, belirleme katsayısının (𝑅2) öğrenci düzeyinde .228 ve okul düzeyinde .327 olmak üzere toplamda .555 olduğu görülmüştür. Buna göre, PISA 2018 uygulamasına katılan Türk öğrencilerin okuma becerilerinin %55.5'i bu çalışmada seçilen on iki değişken ile açıklanabilmektedir.

Okuma becerileriUluslararası Öğrenci Değerlendirme ProgramıÇok düzeyli yapısal eşitlik modellemesi
Aybüke Doğaç
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Liselere geçiş sisteminde ilçelerin gelişmişlik düzeyinin ve cinsiyetin değişen çeldirici fonksiyonuna etkisi

Değişen çeldirici fonksiyonu (DÇF) ve değişen madde fonksiyonu (DMF) analizleriyle test adaletine yönelik kanıtlar toplanır. Liselere Geçiş Sistemi (LGS), ortaokuldan ortaöğretime geçişte öğrencileri seçme amacı taşıyan bir başarı testidir. Geniş ölçekli sınavlarda objektif değerlendirme amacıyla çoktan seçmeli maddeler kullanılır. Çoktan seçmeli maddelerin ölçme aracı içerisindeki performansı belirlenirken incelenmesi gereken önemli unsurlardan biri çeldiricilerdir. DÇF analiziyle eşit yeteneklere sahip olan alt gruplardaki bireylerin doğru seçeneğe karşı yanlış seçenekleri seçme olasılığı belirlenir. DMF sadece doğru seçeneğe odaklanırken; DÇF tüm seçeneklere odaklanır ve daha derinlemesine bilgi sağlar. DMF çalışmalarıyla hangi çeldiricinin DÇF gösterdiği tespit edilemez. DÇF çalışmalarıyla da DMF için yeterince kanıt sağlanamaz. Bu nedenle DÇF analizi DMF analizinden bağımsız gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma Türkiye'de yapılan geniş ölçekli bir sınava katılan öğrencilerin cinsiyet ve ilçelerin gelişmişlik düzeyi değişkenlerine göre çeldirici seçimlerini DÇF ile incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla 2018 LGS, DÇF açısından analiz edilmiştir. DÇF analizi için çok kategorili lojistik regresyon yöntemi kullanılmıştır. 90 madde ve 270 çeldiricinin bulunduğu sınavda cinsiyet değişkenine göre yapılan karşılaştırmada 10; ilçe değişkenine göre yapılan karşılaştırmada ise 9 çeldiricide DÇF görülmüştür. Yanlılık gösterme olasılığı yüksek olan çeldiriciler uzman kanısına başvurularak yorumlanmıştır.

CinsiyetDeğişen madde fonksiyonuGelişme+4
Sinem Coşkun
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf düzeyine, bölgelere, okul türü ve ders türüne göre not enflasyonunun incelenmesi

Bu çalışmada 2015-2016, 2016-2017 ve 2017-2018 akademik yıllarında 7 ve 8. sınıf düzeyinde öğrenim görmüş öğrencilerin ulusal ölçekte uygulanan test ortalamalarında sınıf düzeyine, bölgelere, okul türlerine ve belirlenen ders türlerine (Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, T.C. Atatürkçülük ve İnkılap Tarihi, Yabancı dil) göre not enflasyonunun olup olmadığı ve enflasyon görülmesi durumunda bu enflasyonun hangi düzeyde olduğu incelenmiştir. Araştırmada kullanılan veriler Milli Eğitim Bakanlığının ulusal ölçekte gerçekleştirdiği testlere ilişkin raporlardan temin edilmiştir. Öğrencilere ait nominal test ortalamaları Grieves yöntemi ile reel ortalamalara dönüştürülmüştür. Elde edilen nominal ve reel ortalamalar kullanılarak sınıf düzeyine, bölgelere, okul türü ve ders türüne göre not enflasyonu indeksleri hesaplanmıştır. Analizler Microsoft Excel programında yapılmıştır. Not enflasyonu sınıf düzeyine ve bölgelere göre aynı düzeydedir. Özel ortaokullardaki not enflasyonu devlet okullarına, sayısal derslerdeki not enflasyonu ise sözel bölümlerdeki not enflasyonuna göre daha yüksek düzeydedir.

Grieves YöntemiNot enflasyonuOrtaokul öğrencileri+2
Tuğçe Karali
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Başarı puanları üzerine kurulan büyüme modellerinin bayes ve en çok olabilirlik kestirim yöntemleri ile incelenmesi

Bu çalışmada öğrencilerin okul öncesinden beşinci sınıfa kadar toplanan matematik başarı puanları ile kurulan ikinci dereceden büyüme modeli en çok olabilirlik ve Bayes yöntemlerine göre kestirilmiştir. Bu modelde matematik başarısı ile birlikte yordayıcısı olan motivasyon ve dikkat değişkenleri dokuz farklı zaman noktasında, öğrenci düzeyindeki cinsiyet, etnik köken, okula başlama yaşı, sosyoekonomik düzey değişkenleri ile okul düzeyindeki okul türü ve ücretsiz yemek yardımı değişkenleri tek bir noktada yapılmış olan ölçümlerden oluşmaktadır. Analizlerde 2010-2011 eğitim öğretim yılında toplanmaya başlayan ve 2015-2016 yılında sona eren ECLS-K (erken çocukluk boylamsal çalışması – okulöncesi) programına ait veriler kullanılmıştır. Analizlere her boylamsal zaman noktasında başarısı ölçülmüş olan 165 okuldan 2181 öğrenci dahil edilmiştir. Sonuç olarak her iki kestirim yöntemiyle elde edilen bulgularda büyük fark olmamakla birlikte Bayes yöntemleri büyük ve küçük örneklemde daha düşük hatalar hesaplamıştır. Sonuçlar eğitim çıktıları açısından incelendiğinde öğrencilerin matematik başarı puanlarının zamanla arttığı fakat artış hızın ilerleyen yıllarda azaldığı bulunmuştur. Motivasyon, dikkat, okula başlama yaşı ve sosyoekonomik düzey değişkenlerinin matematik başarısını yordadığı ve elde edilen katsayıların pozitif olduğu tespit edilmiştir. Erkek ve kız öğrencilerin matematik başarıları ile arasında başlangıçta manidar bir fark bulunmuyor olsa da erkek öğrencilerin başarılarındaki artış kız öğrencilere göre daha yüksektir. Bununla beraber erkek öğrencilerde büyüme hızının düşüşü kız öğrencilere kıyasla daha erken başlamaktadır. Öğrenciler etnik kökenleri açısından incelediklerinde, Afrika ve Güney Amerika kökenli öğrencilerin okula başlamadaki matematik puanları ve doğrusal büyüme hızları Avrupa ve Asya kökenli öğrencilere göre daha düşüktür. Okul türü değişkeni ise sadece ikinci dereceden büyüme eğrisi üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir.

Bayes analiziBüyüme modelleriEn yüksek olabilirlik+3
Sinan Yavuz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimden ortaöğretime geçiş (TEOG) sisteminde uygulanan sınavların puanları ile diğer puanların karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) Sisteminde 8. sınıf öğrencilerinin merkezi sınava girdikleri 6 dersten (Türkçe, Matematik, T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük, Fen Bilimleri, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi) aldıkları sınav puanları ile aynı derslerden aldıkları diğer puanlar arasında ilişki olup olmadığını, devlet okulları ve özel okulları da karşılaştırarak belirlemektir. Türkçe dersi için TEOG puanları ile diğer puanlar arasında devlet okullarında 0,425 ila 0,782 arasında korelasyonlar varken özel okullarda bu korelasyonlar 0,350 ila 0,744 arasında değişmektedir. Matematik dersi için aynı korelasyonlar devlet okullarında 0,376 ila 0,783 arasında değerler alırken özel okullarda aynı derse ait korelasyonlar -0,044 ila 0,723 arasındadır. T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi için TEOG puanları ile diğer ara sınav puanları arasında devlet okullarında 0,521 ila 0,760 arasında korelasyonlar varken aynı dersin özel okullardaki korelasyonları 0,378 ila 0,802 arasındadır. Fen ve Teknoloji dersinin TEOG puanları ile diğer ara sınav puanları arasında devlet okullarında 0,475 ila 0,753 arasında değişen korelasyonlar varken özel okullarda aynı dersin TEOG puanları ile diğer ara sınav puanları arasında 0,104 ila 0,779 arasında değişen korelasyonlar bulunmaktadır.

Eğitim bilimleriOrtaokullarPuanlama+4
Bülent Sınacı
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sato Test Kuramı'nın Klasik Test Kuramı ve Madde Tepki Kuramı ile psikometrik açıdan karşılaştırılması

Bu araştırmada, Öğrenci Başarılarının Belirlenmesi Sınavına (ÖBBS) katılan öğrencilerin verdikleri yanıtlar üzerinden, Türkçe ve matematik alt testlerinin madde özelliklerinin ve öğrenci başarı puanlarının Sato Test Kuramı (STK),Klasik Test Kuramı (KTK) ve Madde Tepki Kuramı (MTK) ile belirlenmesi ve elde edilen bulguların karşılaştırılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, ÖBBS'ye (2005) katılan 8.sınıf öğrencilerinden oluşan 15461 kişi üzerinde yürütülmüştür. Yapılan analizler sonrasında incelenen STK indekslerinin küçük örneklemlerde dahi istatistiksel tutarlılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. STK ile yapılan ve maddelerin işlerliğiyle ilgili bilgi veren sınıflandırmaların farklı örneklemler arasındaki uyumu incelendiğinde, Türkçe testi maddelerinin 100 ve 200'er kişilik örneklemler arasında tamamına yakınının 600'er kişilik örneklemler arasında ise tümünün yüksek uyum yüzdeleriyle sınıflandırıldığı belirlenmiştir. Matematik testi maddeleri için yapılan sınıflandırmaların ise 600'er kişilik örneklemler arasında yüksek uyum gösterdiği fakat daha küçük örneklemlerde benzer bir sonuca ulaşılamadığı belirlenmiştir. Söz konusu nedenle Türkçe testi maddeleri için yapılan sınıflandırmaların daha kararlı bir duruş sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Birey ve madde özelliklerinin belirlenmesi noktasında ise STK'nın diğer kuramlarla benzer sonuçlar ortaya koyduğu ve sorunlu maddelerin belirlenmesi konusunda KTK ve MTK ile yakın sonuçlar ürettiği görülmüştür. Bu araştırmada ulaşılan sonuçlar STK'nın, psikometrik açıdan kendi içerisinde tutarlı ve diğer test kuramlarıyla çelişmeyen kestirimleriyle geçerli ve güvenilir ölçmeler yapılmasına olanak tanıyabilecek alternatif bir test kuramı olarak değerlendirilebileceği iddiasını desteklemektedir.

Başarı değerlemeKlasik Test KuramıMadde Tepki Kuramı+6
Sait Çüm
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek boyutlu ve çok boyutlu aşamalı tepki modeline göre çok boyutlu yapıların incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çok boyutlu ve çok kategorili madde yapısına sahip verilerin tek boyutlu ve çok boyutlu Aşamalı Tepki Modeli'ne (ATM) dayalı olarak kestirilen madde ve birey parametreleri ile model veri uyum düzeylerini karşılaştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda simülatif ve gerçek veri setleri kullanılmıştır. Tüm veri setleri üç boyutlu basit yapılı olmakla birlikte farklı örneklem büyüklüğü (250, 500, 1500), madde sayısı (15, 30, 60) ve boyutlar arası korelasyon (0.20, 0.50, 0.80) koşulları belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan gerçek veri seti Korku Yaşantıları Ölçeği'ne aittir. Veriler analiz edilirken tek boyutlu modelleme hem tüm maddeleri içeren tek boyutlu ATM (TBATM-t) hem de her bir alt boyutun ayrı olarak ele alındığı (TBATM-a) model ile analiz edilmiş ve çok boyutlu ATM (ÇBATM) kullanılarak elde edilen bulgularla karşılaştırılmıştır. TBATM-t ve ÇBATM arasında a parametreleri arasındaki korelasyonun boyutların birbiri ile ilişkisi arttıkça yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. TBATM-a modeli ise her koşulda ÇBATM ile çok yüksek düzeyde ilişkili a parametreleri üretmiştir. c parametreleri bakımından ise tek ve çok boyutlu modellerin birbirleriyle çok yüksek ve manidar düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Örneklem büyüklüğü arttıkça madde parametrelerine ilişkin hata değerlerinin azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Örneklem büyüklüğü sabit tutulduğunda ise boyutlar arası korelasyon arttıkça hata değerleri azalmıştır. Tüm koşullarda yetenek parametrelerine ait korelasyon bakımından ÇBATM ile TBATM-a modeli arasında çok yüksek ilişki vardır. Yetenek kestirimindeki hata miktarları incelendiğinde madde sayısı örneklem büyüklüğü ile birlikte arttıkça çok boyutlu modelin daha az hata ile kestirim yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Gerçek veri setinden elde edilen bulgular simülatif verilerle benzerdir. Tüm veri yapılarında ÇBATM, veri ile daha iyi uyum göstermiştir.

Çok boyutlu madde tepki kuramı
Elif Kübra Demir
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimden ortaöğretime geçiş sistemi puanlarının Yükseköğretim Kurumları Sınavını yordama gücü

Bu çalışmada, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) alt testlerinin Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) alt testlerini yordama gücüne bakılmıştır. Araştırmanın evrenini Samsun'un Vezirköprü ilçesinde 2013-2014 eğitim-öğretim yılında TEOG'a, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında YKS'ye giren 1149 öğrenci, çalışma grubunu ise 459 öğrenci oluşturmaktadır. Yapılan araştırma için aynı öğrenciye ait TEOG ve YKS alt testi ham puanları kullanılmıştır. Araştırmanın ilk iki alt probleminde sözel ve sayısal alanlardaki TEOG alt testi ham puanları ile sözel ve sayısal alanlardaki YKS alt testi ham puanları arasındaki ilişki düzeyi Pearson korelasyon katsayısıyla hesaplanmıştır. Araştırmanın üçüncü alt probleminde ise YKS'deki yerleştirmeye esas puanları hangi alt testlerin yordadığı çoklu regresyon analiziyle incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre; TEOG sözel alan alt testleri ile YKS sözel alan alt testleri arasındaki korelasyonlar -0,171 ile 0,690 arasında değişmekteyken, TEOG sayısal alan alt testleri ile YKS sayısal alan alt testleri arasındaki korelasyonlar 0,051 ile 0,745 arasında değişmektedir. TEOG alt testleri ile TYT alt testleri arasındaki korelasyonların AYT alt testlerine kıyasla daha yüksektir. TYT puanını en iyi yordayan değişkenler; matematik (2. dönem), tarih (1. dönem), matematik (1. dönem), din kültürü (1. dönem), fen ve teknoloji (2. dönem) TEOG alt testleridir. SAY puanını en iyi yordayan değişkenler; matematik (2. dönem), matematik (1. dönem), tarih (1. dönem) TEOG alt testleridir. EA puanını en iyi yordayan değişkenler; tarih (2. dönem), matematik (2. dönem), İngilizce (1. dönem), Türkçe (2. dönem) TEOG alt testleridir. SÖZ puanını en iyi yordayan değişkenler; Türkçe (2. dönem), tarih (1. dönem), din kültürü (1. dönem), tarih (2. dönem) TEOG alt testleridir.

TEOGTEOG ders puanıYeterlilik sınavı+2
Gözde Köprülü
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00

Other supervisors