Theses supervised by Prof. Dr. Serap Ünsar

16 theses · Trakya University

Master'sOpen AccessTR

İmplante edilebilen kardiyoverter defibrilatörü (ICD) olan hastaların şok anksiyetesi ve yaşam kalitesinin belirlenmesi

ÖZET "İmplante Edilebilen Kardiyoverter Defibrilatörü (ICD) Olan Hastaların Şok Anksiyetesi ve Yaşam Kalitesinin Belirlenmesi", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2024. Giriş ve Amaç: İmplante Edilebilen Kardiyoverter Defibrilatörü (ICD) olan hastalarda şok anksiyetesi, günlük yaşam aktivitelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu kesitsel araştırma, İmplante Edilebilen Kardiyoverter Defibrilatörü (ICD) olan hastaların şok anksiyetesi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi belirlemek ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma 30.09.2022-30.03.2023 tarihleri arasında Edirne'de bir üniversite hastanesinde Kardiyoloji Kliniği ve Kardiyoloji Polikliniği'ne başvuran hastalar üzerinde yürütüldü. Araştırmanın verileri "Hasta Bilgi Formu", "Floride Şok Anksiyete Ölçeği (FŞAÖ)" ve "Notthingham Genişletilmiş Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (NGYA)" kullanılarak toplandı. Veriler SPSS 18.0 programında tanımlayıcı istatistik yöntemler (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Student t Testi, Anova, Kruskal Wallis Testi, Mann-Whitney U Testi, Spearman Korelasyon Analizi) kullanılarak değerlendirildi. P<0.05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: ICD'li hastaların yaş ortalaması %63,5±12,7 olup %61,5'i erkekti. Katılımcıların %57,3'ünün miyokard infarktüsü (MI) geçirdiği, %54,2'sinin kalp yetersizliği nedeniyle ICD takıldığı, %41,7'sinin ICD cihazının şoklamasını hissettiği/deneyimlediği bulundu. ICD'li hastaların FŞAÖ ile NGYA arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Hastaların şok anksiyetesi arttıkça günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılığın arttığı bulundu. Kadınların erkeklere göre şoklama deneyimi yaşayan hastaların yaşamayanlara göre şok anksiyetesi anlamlı düzeyde daha yüksek bulundu (p<0.05). Erkeklerin kadınlara göre, bekarların evli ve dullara göre, ortaokul ve üzeri mezunların ilkokul mezunlarına göre, çalışanların çalışmayan ve emeklilere göre günlük yaşam aktivite düzeyleri daha yüksek bulundu (p<0.05). Aritmisi olan ICD'li hastaların diğerlerine göre New York Kalp Derneği (NHYA) Fonsiyonel Sınıf I olan hastaların diğerlerine göre (Sınıf II,III ve IV) eşlik eden kronik hastalığı olmayanların olanlara göre günlük yaşam aktivite düzeyleri daha yüksek bulundu (p<0.05). Sonuç: Sonuç olarak; ICD'li hastaların şok anksiyetesi orta düzeyde, günlük yaşam aktiviteleri iyi düzeyde bulundu. ICD'li hastaların şok anksiyetesi arttıkça günlük yaşam aktiviteleri de kötüleşti. Hemşirelerin, ICD'li hastaların şok anksiyetesi deneyimlerini değerlendirmesi bu deneyimleri değerlendirirken hastaların kişisel (cinsiyet, çalışma durumu vb.) ve hastalığa ilişkin özelliklerini (klinik tanı vb.) göz önünde bulundurmalıdır. Hemşirelerin ICD'li hastaların şok anksiyetesini azaltmaya ve günlük yaşam aktivitelerini iyileştirmeye yönelik uygun hemşirelik girişimleri planlanmalıdır. Kardiyoloji hemşirelerinin ICD'li hastaların şok anksiyetesini ve günlük yaşam aktivite düzeylerini geçerli ve güvenilir ölçeklerle değerlendirmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: İmplante Edilebilen Kardiyoverter Defibrilatörü (ICD), şok anksiyetesi, yaşam kalitesi, hemşire.

Kardiyovasküler hemşirelik
Kübra Karakoç
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kalp yetersizliği olan bireylerde bakım bağımlılığı ve öz bakım davranışlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu kesitsel araştırma, Kalp Yetersizliği (KY) olan hastaların bakım bağımlılığı ve öz bakım davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma 20.05.2024 – 20.03.2025 tarihleri arasında Tekirdağ'da bir şehir hastanesinde Kardiyoloji Kliniği ve Kardiyoloji Polikliniği'ne başvuran 102 hasta ile yüz yüze görüşme metodu ile gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri "Anket Formu", "Bakım Bağımlılığı Ölçeği (BBÖ)" ve "Avrupa Kalp Yetersizliği Öz Bakım Davranış Ölçeği (AKYÖBDÖ)" kullanılarak toplandı. Bulgular: KY'li hastaların yaş ortalaması 69,39±12,00 yıl olup %64,7'si erkekti. Hastaların %42,2'si öz bakımını kendi başına yapabildiği, %38,2'si destekle yapabildiği, %19,6'sı ise öz bakımını gerçekleştiremediği bulundu. Hastaların eğitim düzeyi yükseldikçe, evli olan, çalışan ve eşiyle birlikte yaşayanların bakım bağımlılığının daha iyi düzeyde olduğu belirlendi (p<0.05). Öz bakım becerilerini yapamayan ve kalp yetersizliği nedeniyle daha önce hastaneye yatma öyküsü bulunan hastaların bakım bağımlılığı düzeyinin daha kötü olduğu bulundu (p<0.05). Hastaların AKYÖBDÖ ile BBÖ arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olup KY'li hastaların öz bakım becerileri arttıkça BBÖ puanlarının yükseldiğini ve dolayısıyla bakım bağımlılığının azaldığı bulundu (p<0.05). Sonuç: KY'li hastaların öz bakım davranışlarının orta düzeyde olduğu, hastaların bakım gereksinimi karşılamada kısmen bağımlı olduğu belirlendi. Hemşirelerin KY'li hastaların bakım bağımlılığı ve öz bakım davranışlarını değerlendirirken kişisel (eğitim durumu, medeni durum vb.) ve hastalığa ilişkin özelliklerini (hastane kontrolüne gelme durumu, NYHA evresi vb.) göz önünde bulundurmalıdır. Hemşireler KY'li bireylerin öz bakım davranışlarını arttırmaya ve bakım bağımlılığı düzeylerini iyileştirmeye yönelik uygun hemşirelik girişimleri planlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Kalp Yetersizliği, bakım bağımlılığı, öz bakım davranışı, hemşire

Selda Uzun
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski ilişkisi

Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski ilişkisi", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2025. Giriş ve Amaç: Yaşlılık dönemiyle birlikte kronik hastalıkların görülme sıklığı artmakta ve bu hastalıkların tedavisinde çoklu ilaç kullanımı(polifarmasi) yaygınlaşmaktadır. Polifarmasi, yaşlı bireylerde düşme riskini artıran önemli bir faktördür. Düşmeler ise yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına ve yaşam kalitesinde azalmaya yol açmaktadır. Bu çalışma, kronik hastalığı olan yaşlı bireylerin çoklu ilaç kullanım durumunu değerlendirmek ve polifarmasi ile düşme riski arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, 12.05.2024–18.02.2025 tarihleri arasında Edirne'de bir devlet hastanesinde kronik hastalığı olan yaşlı bireylerle yüz yüze görüşme yöntemiyle gerçekleştirildi. Çalışmaya gönüllü olarak katılan 169 bireye, sosyodemografik özellikler, düşme öyküsü, ilaç kullanımı ve Yaşlılar İçin Düşme Davranışları Ölçeği (FaB) uygulandı. Veriler, IBM SPSS 25.0 programında, tanımlayıcı istatistikler (sayı (n), yüzde (%) ve ortalama±Ss), bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grup Tek Yönlü ANOVA ve sürekli değişkenler arası ilişki Pearson korelasyon testi, kategorik değişkenler Pearson ki-kare testi ile incelendi. Düşme öyküsünü etkileyen faktörler ikili lojistik regresyon ile analiz edildi. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan 169 yaşlı bireyin yaş ortalaması 72,19±7,79 idi. Yaşlı bireylerin çoğunluğu kadın (%75,1), ilköğretim mezunu (%70,4) idi. Bireylerin %55,6'sı son bir yıl içinde en az bir kez düşme yaşadığını bildirdi. Yaşlılar İçin Düşme Davranışları Ölçeği (YDDÖ) toplam puanı 3,01±0,37 olup yaşlıların kendilerini düşmelerden koruma davranışlarının orta-iyi seviyede olduğu belirlendi. Düşme ile anlamlı ilişkili bulunan faktörler arasında yürüme (%66,0) ve denge problemi (%62,9) bulundu (p<0,05). Yaşlı bireylerin eğitim düzeyi ve BKİ arttıkça düşme riski azaldığı, normal kilolu yaşlı bireylerin kilolu ve obez bireylere göre, yalnız yaşayan bireylerin düşme riskinin arttığı belirlendi (p<0,05). BKİ, eğitim düzeyi ve yürüme problemi yaşama, düşme riskini artıran bağımsız faktörler olarak belirlendi (p<0,05). Yardımcı araç kullanan yaşlı bireylerin son bir yıldaki düşme oranları kullanmayanlara göre daha yüksek bulundu (p<0,05). Medeni durumu bekar olan, sosyal güvencesi olmayan yaşlı bireylerin düşmeye karşı koruyucu davranışları daha iyi bulundu (p<0,05). Yaşlı bireylerin kullandığı ilaç sayısı arttıkça düşme riski de arttı (p<0,05). Sonuç: Bu çalışma polifarmasinin yaşlı bireylerde düşme riskini arttırdığı ve düşme davranışları üzerinde etkili olabileceğini gösterdi. Hemşirelerin yaşlı bireylerde düşmelerin önlenmesi için polifarmasiye dikkat etmesi, ilaç yönetimini dikkatle planlaması ve yaşlı bireylerin düşme öyküsünü değerlendirmesi, polifarmasi ve düşme riskini önlemeye yönelik uygun hemşirelik girişimleri planlaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Düşme, düşme riski, yaşlı, polifarmasi, hemşire, kronik hastalık.

Selime Yürük
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski ilişkisi

Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski ilişkisi", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2025. Giriş ve Amaç: Yaşlılık dönemiyle birlikte kronik hastalıkların görülme sıklığı artmakta ve bu hastalıkların tedavisinde çoklu ilaç kullanımı(polifarmasi) yaygınlaşmaktadır. Polifarmasi, yaşlı bireylerde düşme riskini artıran önemli bir faktördür. Düşmeler ise yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına ve yaşam kalitesinde azalmaya yol açmaktadır. Bu çalışma, kronik hastalığı olan yaşlı bireylerin çoklu ilaç kullanım durumunu değerlendirmek ve polifarmasi ile düşme riski arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, 12.05.2024–18.02.2025 tarihleri arasında Edirne'de bir devlet hastanesinde kronik hastalığı olan yaşlı bireylerle yüz yüze görüşme yöntemiyle gerçekleştirildi. Çalışmaya gönüllü olarak katılan 169 bireye, sosyodemografik özellikler, düşme öyküsü, ilaç kullanımı ve Yaşlılar İçin Düşme Davranışları Ölçeği (FaB) uygulandı. Veriler, IBM SPSS 25.0 programında, tanımlayıcı istatistikler (sayı (n), yüzde (%) ve ortalama±Ss), bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grup Tek Yönlü ANOVA ve sürekli değişkenler arası ilişki Pearson korelasyon testi, kategorik değişkenler Pearson ki-kare testi ile incelendi. Düşme öyküsünü etkileyen faktörler ikili lojistik regresyon ile analiz edildi. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan 169 yaşlı bireyin yaş ortalaması 72,19±7,79 idi. Yaşlı bireylerin çoğunluğu kadın (%75,1), ilköğretim mezunu (%70,4) idi. Bireylerin %55,6'sı son bir yıl içinde en az bir kez düşme yaşadığını bildirdi. Yaşlılar İçin Düşme Davranışları Ölçeği (YDDÖ) toplam puanı 3,01±0,37 olup yaşlıların kendilerini düşmelerden koruma davranışlarının orta-iyi seviyede olduğu belirlendi. Düşme ile anlamlı ilişkili bulunan faktörler arasında yürüme (%66,0) ve denge problemi (%62,9) bulundu (p<0,05). Yaşlı bireylerin eğitim düzeyi ve BKİ arttıkça düşme riski azaldığı, normal kilolu yaşlı bireylerin kilolu ve obez bireylere göre, yalnız yaşayan bireylerin düşme riskinin arttığı belirlendi (p<0,05). BKİ, eğitim düzeyi ve yürüme problemi yaşama, düşme riskini artıran bağımsız faktörler olarak belirlendi (p<0,05). Yardımcı araç kullanan yaşlı bireylerin son bir yıldaki düşme oranları kullanmayanlara göre daha yüksek bulundu (p<0,05). Medeni durumu bekar olan, sosyal güvencesi olmayan yaşlı bireylerin düşmeye karşı koruyucu davranışları daha iyi bulundu (p<0,05). Yaşlı bireylerin kullandığı ilaç sayısı arttıkça düşme riski de arttı (p<0,05). Sonuç: Bu çalışma polifarmasinin yaşlı bireylerde düşme riskini arttırdığı ve düşme davranışları üzerinde etkili olabileceğini gösterdi. Hemşirelerin yaşlı bireylerde düşmelerin önlenmesi için polifarmasiye dikkat etmesi, ilaç yönetimini dikkatle planlaması ve yaşlı bireylerin düşme öyküsünü değerlendirmesi, polifarmasi ve düşme riskini önlemeye yönelik uygun hemşirelik girişimleri planlaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Düşme, düşme riski, yaşlı, polifarmasi, hemşire, kronik hastalık.

Selime Yürük
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski ilişkisi

Kronik hastalığı olan yaşlı bireylerde çoklu ilaç kullanımı ve düşme riski ilişkisi", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2025. Giriş ve Amaç: Yaşlılık dönemiyle birlikte kronik hastalıkların görülme sıklığı artmakta ve bu hastalıkların tedavisinde çoklu ilaç kullanımı(polifarmasi) yaygınlaşmaktadır. Polifarmasi, yaşlı bireylerde düşme riskini artıran önemli bir faktördür. Düşmeler ise yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına ve yaşam kalitesinde azalmaya yol açmaktadır. Bu çalışma, kronik hastalığı olan yaşlı bireylerin çoklu ilaç kullanım durumunu değerlendirmek ve polifarmasi ile düşme riski arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, 12.05.2024–18.02.2025 tarihleri arasında Edirne'de bir devlet hastanesinde kronik hastalığı olan yaşlı bireylerle yüz yüze görüşme yöntemiyle gerçekleştirildi. Çalışmaya gönüllü olarak katılan 169 bireye, sosyodemografik özellikler, düşme öyküsü, ilaç kullanımı ve Yaşlılar İçin Düşme Davranışları Ölçeği (FaB) uygulandı. Veriler, IBM SPSS 25.0 programında, tanımlayıcı istatistikler (sayı (n), yüzde (%) ve ortalama±Ss), bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla grup Tek Yönlü ANOVA ve sürekli değişkenler arası ilişki Pearson korelasyon testi, kategorik değişkenler Pearson ki-kare testi ile incelendi. Düşme öyküsünü etkileyen faktörler ikili lojistik regresyon ile analiz edildi. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan 169 yaşlı bireyin yaş ortalaması 72,19±7,79 idi. Yaşlı bireylerin çoğunluğu kadın (%75,1), ilköğretim mezunu (%70,4) idi. Bireylerin %55,6'sı son bir yıl içinde en az bir kez düşme yaşadığını bildirdi. Yaşlılar İçin Düşme Davranışları Ölçeği (YDDÖ) toplam puanı 3,01±0,37 olup yaşlıların kendilerini düşmelerden koruma davranışlarının orta-iyi seviyede olduğu belirlendi. Düşme ile anlamlı ilişkili bulunan faktörler arasında yürüme (%66,0) ve denge problemi (%62,9) bulundu (p<0,05). Yaşlı bireylerin eğitim düzeyi ve BKİ arttıkça düşme riski azaldığı, normal kilolu yaşlı bireylerin kilolu ve obez bireylere göre, yalnız yaşayan bireylerin düşme riskinin arttığı belirlendi (p<0,05). BKİ, eğitim düzeyi ve yürüme problemi yaşama, düşme riskini artıran bağımsız faktörler olarak belirlendi (p<0,05). Yardımcı araç kullanan yaşlı bireylerin son bir yıldaki düşme oranları kullanmayanlara göre daha yüksek bulundu (p<0,05). Medeni durumu bekar olan, sosyal güvencesi olmayan yaşlı bireylerin düşmeye karşı koruyucu davranışları daha iyi bulundu (p<0,05). Yaşlı bireylerin kullandığı ilaç sayısı arttıkça düşme riski de arttı (p<0,05). Sonuç: Bu çalışma polifarmasinin yaşlı bireylerde düşme riskini arttırdığı ve düşme davranışları üzerinde etkili olabileceğini gösterdi. Hemşirelerin yaşlı bireylerde düşmelerin önlenmesi için polifarmasiye dikkat etmesi, ilaç yönetimini dikkatle planlaması ve yaşlı bireylerin düşme öyküsünü değerlendirmesi, polifarmasi ve düşme riskini önlemeye yönelik uygun hemşirelik girişimleri planlaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Düşme, düşme riski, yaşlı, polifarmasi, hemşire, kronik hastalık.

Selime Yürük
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kalp yetersizliği olan bireylerde bakım bağımlılığı ve öz bakım davranışlarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Bu kesitsel araştırma, Kalp Yetersizliği (KY) olan hastaların bakım bağımlılığı ve öz bakım davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma 20.05.2024 – 20.03.2025 tarihleri arasında Tekirdağ'da bir şehir hastanesinde Kardiyoloji Kliniği ve Kardiyoloji Polikliniği'ne başvuran 102 hasta ile yüz yüze görüşme metodu ile gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri "Anket Formu", "Bakım Bağımlılığı Ölçeği (BBÖ)" ve "Avrupa Kalp Yetersizliği Öz Bakım Davranış Ölçeği (AKYÖBDÖ)" kullanılarak toplandı. Bulgular: KY'li hastaların yaş ortalaması 69,39±12,00 yıl olup %64,7'si erkekti. Hastaların %42,2'si öz bakımını kendi başına yapabildiği, %38,2'si destekle yapabildiği, %19,6'sı ise öz bakımını gerçekleştiremediği bulundu. Hastaların eğitim düzeyi yükseldikçe, evli olan, çalışan ve eşiyle birlikte yaşayanların bakım bağımlılığının daha iyi düzeyde olduğu belirlendi (p<0.05). Öz bakım becerilerini yapamayan ve kalp yetersizliği nedeniyle daha önce hastaneye yatma öyküsü bulunan hastaların bakım bağımlılığı düzeyinin daha kötü olduğu bulundu (p<0.05). Hastaların AKYÖBDÖ ile BBÖ arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olup KY'li hastaların öz bakım becerileri arttıkça BBÖ puanlarının yükseldiğini ve dolayısıyla bakım bağımlılığının azaldığı bulundu (p<0.05). Sonuç: KY'li hastaların öz bakım davranışlarının orta düzeyde olduğu, hastaların bakım gereksinimi karşılamada kısmen bağımlı olduğu belirlendi. Hemşirelerin KY'li hastaların bakım bağımlılığı ve öz bakım davranışlarını değerlendirirken kişisel (eğitim durumu, medeni durum vb.) ve hastalığa ilişkin özelliklerini (hastane kontrolüne gelme durumu, NYHA evresi vb.) göz önünde bulundurmalıdır. Hemşireler KY'li bireylerin öz bakım davranışlarını arttırmaya ve bakım bağımlılığı düzeylerini iyileştirmeye yönelik uygun hemşirelik girişimleri planlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Kalp Yetersizliği, bakım bağımlılığı, öz bakım davranışı, hemşire

Selda Uzun
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan bireylerde öz etkililik ve algılanan sosyal destek düzeylerinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: KOAH uzun süre devam eden, genellikle geri dönüşü olmayan ve ilerleyici bir hastalıktır. Bu çalışma KOAH' lı bireylerde öz etkililik ve algılanan sosyal destek düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlandı. Araştırma bir devlet hastanesinin 15.07.2023 – 15.01.2024 tarihleri arasında Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne başvuran 82 KOAH' lı hastayla yüz yüze görüşme metoduyla yürütüldü. Veriler anket formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve KOAH Öz Etkililik Ölçeği (KÖEÖ) ile toplandı. Veriler IBM SPSS Statistics 28 paket programında; İki bağımsız sayısal değişken arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon katsayısı ile, iki bağımsız grup arasındaki farklılıklar Bağımsız Örneklem t Testi ile, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki farklılıklar ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edildi. p<0,05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: KOAH' lı bireylerin yaş ortalaması 66,66±9,55 yıldı ve %63,4'ü erkekti. Hastaların ÇBASDÖ Aile Desteği alt boyutu puanları arttıkça Olumsuz Etki puanları ve Duygusal Durum puanlarında artış bulundu (p<0,05). Hastaların aile desteği arttıkça öz etkililik düzeyleri de arttı. Yaş arttıkça KÖEÖ Duygusal Durum ve Davranışsal Risk Faktörü alt boyut puanları da arttı (p<0,05). Hastalık evresi arttıkça KOAH Öz-Etkililik Ölçeği Toplam, Olumsuz Etki, Duygusal Durum, Fiziksel Çaba, Hava/Çevre Etkisi ve Davranışsal Risk Faktörü alt boyut puanları azaldı (p<0,05). Evlilerin bekar/dul olanlardan, eş ve çocuğu ile yaşayan kişilerin diğer kişiler ile yaşayanlardan, gelir gider dengeli/fazla olan kişilerin geliri giderden az olan kişilere göre ÇBSDÖ Aile Desteği puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p<0,05). Sigara kullanmayan hastaların ÇBSDÖ Arkadaş Desteği alt boyut puan ortalaması sigara kullananlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p<0,05). Gelir gider dengeli/fazla olanların gelir giderden az olanlara, öğrenim durumu ilkokul olanların okur-yazar olmayanlara, erkeklerin kadınlara göre KOAH Öz Etkililik Ölçeği puan ortalaması daha yüksek bulundu (p<0,05). KOAH tanı süresi ve hastalık evresi ilerledikçe, son 1 yıl içerisinde KOAH nedeniyle acile başvuran ve evde yardımcı cihaz kullanan bireylerin KOAH Öz-Etkililik Ölçeği puan ortalaması daha düşük bulundu (p<0,05). Sonuç: Bu araştırmada; KOAH' lı bireylerin sosyal desteği iyi düzeyde, öz etkililiği orta düzeyde bulundu. KOAH' lı bireylerin sosyal destek sistemlerinin iyileştirilmesi, öz etkililik düzeylerinin arttırılması için uygun hemşirelik bakımı planlaması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: KOAH, öz etkililik, sosyal destek, hemşirelik

İç hastalıkları
Elif Gönül Van
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan bireylerde öz etkililik ve algılanan sosyal destek düzeylerinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: KOAH uzun süre devam eden, genellikle geri dönüşü olmayan ve ilerleyici bir hastalıktır. Bu çalışma KOAH' lı bireylerde öz etkililik ve algılanan sosyal destek düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlandı. Araştırma bir devlet hastanesinin 15.07.2023 – 15.01.2024 tarihleri arasında Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne başvuran 82 KOAH' lı hastayla yüz yüze görüşme metoduyla yürütüldü. Veriler anket formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve KOAH Öz Etkililik Ölçeği (KÖEÖ) ile toplandı. Veriler IBM SPSS Statistics 28 paket programında; İki bağımsız sayısal değişken arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon katsayısı ile, iki bağımsız grup arasındaki farklılıklar Bağımsız Örneklem t Testi ile, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki farklılıklar ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edildi. p<0,05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: KOAH' lı bireylerin yaş ortalaması 66,66±9,55 yıldı ve %63,4'ü erkekti. Hastaların ÇBASDÖ Aile Desteği alt boyutu puanları arttıkça Olumsuz Etki puanları ve Duygusal Durum puanlarında artış bulundu (p<0,05). Hastaların aile desteği arttıkça öz etkililik düzeyleri de arttı. Yaş arttıkça KÖEÖ Duygusal Durum ve Davranışsal Risk Faktörü alt boyut puanları da arttı (p<0,05). Hastalık evresi arttıkça KOAH Öz-Etkililik Ölçeği Toplam, Olumsuz Etki, Duygusal Durum, Fiziksel Çaba, Hava/Çevre Etkisi ve Davranışsal Risk Faktörü alt boyut puanları azaldı (p<0,05). Evlilerin bekar/dul olanlardan, eş ve çocuğu ile yaşayan kişilerin diğer kişiler ile yaşayanlardan, gelir gider dengeli/fazla olan kişilerin geliri giderden az olan kişilere göre ÇBSDÖ Aile Desteği puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p<0,05). Sigara kullanmayan hastaların ÇBSDÖ Arkadaş Desteği alt boyut puan ortalaması sigara kullananlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p<0,05). Gelir gider dengeli/fazla olanların gelir giderden az olanlara, öğrenim durumu ilkokul olanların okur-yazar olmayanlara, erkeklerin kadınlara göre KOAH Öz Etkililik Ölçeği puan ortalaması daha yüksek bulundu (p<0,05). KOAH tanı süresi ve hastalık evresi ilerledikçe, son 1 yıl içerisinde KOAH nedeniyle acile başvuran ve evde yardımcı cihaz kullanan bireylerin KOAH Öz-Etkililik Ölçeği puan ortalaması daha düşük bulundu (p<0,05). Sonuç: Bu araştırmada; KOAH' lı bireylerin sosyal desteği iyi düzeyde, öz etkililiği orta düzeyde bulundu. KOAH' lı bireylerin sosyal destek sistemlerinin iyileştirilmesi, öz etkililik düzeylerinin arttırılması için uygun hemşirelik bakımı planlaması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: KOAH, öz etkililik, sosyal destek, hemşirelik

İç hastalıkları
Elif Gönül Van
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan bireylerde öz etkililik ve algılanan sosyal destek düzeylerinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: KOAH uzun süre devam eden, genellikle geri dönüşü olmayan ve ilerleyici bir hastalıktır. Bu çalışma KOAH' lı bireylerde öz etkililik ve algılanan sosyal destek düzeylerinin belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlandı. Araştırma bir devlet hastanesinin 15.07.2023 – 15.01.2024 tarihleri arasında Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne başvuran 82 KOAH' lı hastayla yüz yüze görüşme metoduyla yürütüldü. Veriler anket formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve KOAH Öz Etkililik Ölçeği (KÖEÖ) ile toplandı. Veriler IBM SPSS Statistics 28 paket programında; İki bağımsız sayısal değişken arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon katsayısı ile, iki bağımsız grup arasındaki farklılıklar Bağımsız Örneklem t Testi ile, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki farklılıklar ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edildi. p<0,05 olan değerler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: KOAH' lı bireylerin yaş ortalaması 66,66±9,55 yıldı ve %63,4'ü erkekti. Hastaların ÇBASDÖ Aile Desteği alt boyutu puanları arttıkça Olumsuz Etki puanları ve Duygusal Durum puanlarında artış bulundu (p<0,05). Hastaların aile desteği arttıkça öz etkililik düzeyleri de arttı. Yaş arttıkça KÖEÖ Duygusal Durum ve Davranışsal Risk Faktörü alt boyut puanları da arttı (p<0,05). Hastalık evresi arttıkça KOAH Öz-Etkililik Ölçeği Toplam, Olumsuz Etki, Duygusal Durum, Fiziksel Çaba, Hava/Çevre Etkisi ve Davranışsal Risk Faktörü alt boyut puanları azaldı (p<0,05). Evlilerin bekar/dul olanlardan, eş ve çocuğu ile yaşayan kişilerin diğer kişiler ile yaşayanlardan, gelir gider dengeli/fazla olan kişilerin geliri giderden az olan kişilere göre ÇBSDÖ Aile Desteği puan ortalaması istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p<0,05). Sigara kullanmayan hastaların ÇBSDÖ Arkadaş Desteği alt boyut puan ortalaması sigara kullananlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulundu (p<0,05). Gelir gider dengeli/fazla olanların gelir giderden az olanlara, öğrenim durumu ilkokul olanların okur-yazar olmayanlara, erkeklerin kadınlara göre KOAH Öz Etkililik Ölçeği puan ortalaması daha yüksek bulundu (p<0,05). KOAH tanı süresi ve hastalık evresi ilerledikçe, son 1 yıl içerisinde KOAH nedeniyle acile başvuran ve evde yardımcı cihaz kullanan bireylerin KOAH Öz-Etkililik Ölçeği puan ortalaması daha düşük bulundu (p<0,05). Sonuç: Bu araştırmada; KOAH' lı bireylerin sosyal desteği iyi düzeyde, öz etkililiği orta düzeyde bulundu. KOAH' lı bireylerin sosyal destek sistemlerinin iyileştirilmesi, öz etkililik düzeylerinin arttırılması için uygun hemşirelik bakımı planlaması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: KOAH, öz etkililik, sosyal destek, hemşirelik

İç hastalıkları
Elif Gönül Van
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda müziğin semptom yönetimi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Daha sonra doldurulacaktır

İrem Yıldız Çilengiroğlu
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda müziğin semptom yönetimi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Daha sonra doldurulacaktır

İrem Yıldız Çilengiroğlu
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Romatoid artritli hastalarda müziğin semptom yönetimi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Daha sonra doldurulacaktır

İrem Yıldız Çilengiroğlu
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner anjiografi olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu riskinin belirlenmesi

Koroner anjiyografiye alınan hastaların pahalı olmayan yöntemlerle öncelikle OUAS risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ve daha sonra OUAS tanısı için altın standart olarak kabul edilen polisomnografiye yönlendirilmeleri kardiyovasküler hastalıklara bağlı gelişebilecek komplikasyonları önlemede, kardiyovasküler hastalıkların etkin yönetiminde önemli olacaktır. Hastaların ve toplumdaki bireylerin birçok hastalığın risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ise multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. OUAS'a bağlı gelişebilecek sorunların önlenebilmesi için sağlık ekibinin bir üyesi olan hemşirelerin OUAS'a bağlı gelişen komplikasyonları kavraması, OUAS'lı hastaların değerlendirilmesinin yapılmasına katkı sağlaması gerekmektedir. Bu nedenle bu çalışma koroner anjiografi yapılan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS) risk faktörlerini belirlemek ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı.

Mehmet Çopur
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner anjiografi olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu riskinin belirlenmesi

Koroner anjiyografiye alınan hastaların pahalı olmayan yöntemlerle öncelikle OUAS risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ve daha sonra OUAS tanısı için altın standart olarak kabul edilen polisomnografiye yönlendirilmeleri kardiyovasküler hastalıklara bağlı gelişebilecek komplikasyonları önlemede, kardiyovasküler hastalıkların etkin yönetiminde önemli olacaktır. Hastaların ve toplumdaki bireylerin birçok hastalığın risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ise multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. OUAS'a bağlı gelişebilecek sorunların önlenebilmesi için sağlık ekibinin bir üyesi olan hemşirelerin OUAS'a bağlı gelişen komplikasyonları kavraması, OUAS'lı hastaların değerlendirilmesinin yapılmasına katkı sağlaması gerekmektedir. Bu nedenle bu çalışma koroner anjiografi yapılan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS) risk faktörlerini belirlemek ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı.

Mehmet Çopur
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner anjiografi olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu riskinin belirlenmesi

Koroner anjiyografiye alınan hastaların pahalı olmayan yöntemlerle öncelikle OUAS risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ve daha sonra OUAS tanısı için altın standart olarak kabul edilen polisomnografiye yönlendirilmeleri kardiyovasküler hastalıklara bağlı gelişebilecek komplikasyonları önlemede, kardiyovasküler hastalıkların etkin yönetiminde önemli olacaktır. Hastaların ve toplumdaki bireylerin birçok hastalığın risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ise multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. OUAS'a bağlı gelişebilecek sorunların önlenebilmesi için sağlık ekibinin bir üyesi olan hemşirelerin OUAS'a bağlı gelişen komplikasyonları kavraması, OUAS'lı hastaların değerlendirilmesinin yapılmasına katkı sağlaması gerekmektedir. Bu nedenle bu çalışma koroner anjiografi yapılan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS) risk faktörlerini belirlemek ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı.

Mehmet Çopur
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner anjiografi olan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu riskinin belirlenmesi

Koroner anjiyografiye alınan hastaların pahalı olmayan yöntemlerle öncelikle OUAS risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ve daha sonra OUAS tanısı için altın standart olarak kabul edilen polisomnografiye yönlendirilmeleri kardiyovasküler hastalıklara bağlı gelişebilecek komplikasyonları önlemede, kardiyovasküler hastalıkların etkin yönetiminde önemli olacaktır. Hastaların ve toplumdaki bireylerin birçok hastalığın risk faktörleri açısından değerlendirilmesi ise multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. OUAS'a bağlı gelişebilecek sorunların önlenebilmesi için sağlık ekibinin bir üyesi olan hemşirelerin OUAS'a bağlı gelişen komplikasyonları kavraması, OUAS'lı hastaların değerlendirilmesinin yapılmasına katkı sağlaması gerekmektedir. Bu nedenle bu çalışma koroner anjiografi yapılan hastalarda obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS) risk faktörlerini belirlemek ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla planlandı.

Mehmet Çopur
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00

Other supervisors