Theses supervised by Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad
10 theses · İnönü University
Öğrencilerin nöbetçi öğretmen algılarının örtük program açısından incelenmesi
Eğitim sisteminin amaçlarının gerçekleştirilmesi açısından kritik bir role sahip olan öğretmenlerin hem sınıf içinde hem de sınıf dışında pek çok sorumluluğu bulunmaktadır. Öğretmenlerin sınıf dışındaki sorumluluklarından biri de ders aralarında koridor, bahçe vb. alanlarda düzeni sağlamak üzere nöbet görevini yürütmektir. Nöbetçi öğretmenler, teneffüslerde ve öğlen aralarında öğrenci davranışlarını gözlemleyerek okul ortamında düzenin sağlanmasına yardımcı olurlar. Bu araştırmada nöbetçi öğretmenlerin ortaokul ve lise öğrencileri tarafından nasıl algılandığının metaforlar yoluyla ortaya konulması ve bu algıların örtük program açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri amaçlı örnekleme yöntemlerinden tipik örnekleme yöntemine uygun olarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Malatya ili merkez ilçe belediye sınırları içerisinde yer alan üç ortaokul ve üç lisede öğrenim gören 286 öğrenciden toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerden açık uçlu bir anket formu yardımıyla "Nöbetçi öğretmen … benzer çünkü …" cümlesindeki boşlukları tamamlamaları istenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin nöbetçi öğretmene ilişkin algılarının örtük program bağlamında ele alındığı güven verme, görev bilinci ve çalışkanlık, yardımseverlik, öğretmene yönelik olumsuz tutum, rehberlik, bilgili olma, okul kurallarını öğrenme, özgürlüğün kısıtlanması, dıştan denetim, adil olma ve duyarsızlık olmak üzere toplam 11 temaya ulaşılmıştır.
Öğretmenlik atamalarında uygulanan sözlü sınavların geçerliliğinin ve güvenilirliğinin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; KPSS sonrasında öğretmen adaylarının girmesi gerektiği sözlü sınavların güvenilirliğini ve geçerliliğini sınava en az bir defa girmiş öğretmen ve öğretmen adaylarının görüşleri doğrultusunda incelemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Buna ek olarak alt problemler doğrultusunda ilişkisel araştırma modellerinden nedensel-karşılaştırma ve korelasyonel desenler de kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde ölçüt örnekleme ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda 160'ı sözlü sınavla atanmış öğretmen ve 189'u da henüz atanmamış mezun öğretmenler olmak üzere toplam 349 kişi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı ve danışmanı tarafından geliştirilen 'Öğretmenlik sözlü sınavının geçerliliği ve güvenilirliği ölçeği'nin Google Formlar üzerinden uygulanmasıyla toplanmış ve IBM SPSS Statistics 25 programı ile analiz edilerek raporlaştırılmıştır. Analizlerde betimsel analizler, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman'ın rho testi kullanılmıştır. Analizler sonucunda katılımcıların genel olarak sözlü sınavın geçerliliğinin düşük olduğunu düşündükleri; güvenilirliğinin ise orta düzeyde olduğunu düşündükleri ortaya çıkarılmıştır. Sözlü sınavla atanmış ve atanmamış öğretmenlerin sözlü sınavların geçerliliğine ilişkin görüşleri arasında orta etki büyüklüğüne yakın istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılırken; güvenilirliğine ilişkin görüşleri arasında küçük etki büyüklüğünde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Atanmamış katılımcılarla karşılaştırıldığında sözlü sınavla ataması yapılmış öğretmenler sözlü sınavların nispeten daha geçerli ve güvenilir olduğunu düşünmektedirler. Devlet okullarında ve özel okullarda çalışan öğretmenlerin sözlü sınavların geçerliliği hakkında görüşlerinin orta etki büyüklüğüne yakın istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak devlet okulunda çalışan ve herhangi bir eğitim kurumunda çalışmayan öğretmenlerin geçerliliğe ilişkin görüşlerinin orta etki büyüklüğüne yakın bir değerde istatistiksel olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca özel okulda çalışan öğretmenlerin sınavın güvenilirliğine ilişkin düşüncelerinin hem devlet okulunda çalışan öğretmenlerin hem de herhangi bir eğitim kurumunda çalışmayan öğretmenlerin düşüncelerinin arasında küçük etki büyüklüğünde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamlı farklara göre özel okullarda görev yapan ve herhangi bir eğitim kurumunda çalışmayan öğretmenlerle karşılaştırıldığında devlet okullarında çalışan öğretmenler sözlü sınavların nispeten daha geçerli olduğunu düşünmektedir. Ayrıca özel okullarda çalışan öğretmenlerle kıyaslandığında devlet okullarında görev yapan öğretmenler ve herhangi bir eğitim kurumunda çalışmayan öğretmen adayları sözlü sınavların nispeten daha güvenilir olduğunu düşünmektedir. Sözlü sınava girme sayısı ve katılımcıların mülakatların geçerliliğine ilişkin düşünceleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılırken; sözlü sınava girme sayısı ve katılımcıların mülakatların güvenilirliğine ilişkin görüşleri arasında bir ilişki olmadığı ortaya konmuştur. Katılımcıların branşlarına göre sözlü sınavların geçerliliğine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öte yandan teknik ve mesleki eğitim branş kategorisinden öğretmen ve öğretmen adaylarının sözlü sınavların güvenilirliğine ilişkin görüşleri ve sosyal bilimler eğitimi branş kategorisinden öğretmen ve öğretmen adaylarının güvenilirliğe ilişkin görüşleri arasında orta etki büyüklüğüne yakın istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Aynı anlamlı fark teknik ve mesleki eğitim branş kategorisinden katılımcıların sözlü sınavların güvenilirliğine ilişkin görüşleri ve Türkçe ve yabancı dil eğitimi branş kategorisinden katılımcıların güvenilirliğe ilişkin görüşleri arasında da bulunmuştur. Bu anlamlı farklara göre teknik ve mesleki eğitim branşından katılımcılarla kıyaslandığında Türkçe ve yabancı dil ve sosyal bilimler eğitimi alanından katılımcıların sözlü sınavların güvenilirliğini nispeten daha yüksek buldukları söylenebilir. Son olarak katılımcıların cinsiyetine göre sözlü sınavların geçerliliği ve güvenilirliğine ilişkin görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.
eTwinning projelerinin öğretmenlerin eleştirel düşünme eğilimlerine etkisinin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı eTwinning projelerinin, öğretmenlerin eleştirel düşünme eğilimlerine etkisini öğretmen görüşlerine göre incelemektir. Bu çalışma, sıralı açıklayıcı karma desende tasarlanmış bir araştırmadır. Araştırmanın nicel boyutunun evrenini Malatya ilinde 2021-2022 Eğitim Öğretim yılında devlet veya özel okullarda çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 158'i eTwinning projelerine katılan öğretmen olmak üzere toplam 340 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunun katılımcılarını ise eTwinning projelerine katılmış 15 gönüllü öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel verileri Marmara Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği ile; nitel verileri ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde bilgisayar destekli programdan ve içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, eTwinning projelerine katılan öğretmenlerle katılmayanların eleştirel düşünme eğilimi puanları arasında, katılanların lehine anlamlı bir fark çıkmıştır. eTwinning projelerine katılan öğretmenlerin eleştirel düşünme eğilimlerinin çok yüksek olduğu görülmüştür. eTwinning projelerine katılan öğretmenlerin eleştirel düşünme eğilimlerinde cinsiyet ve eğitim durumları değişkeni açısından anlamlı farklılık görülmezken, kalite etiketi alma durumuna göre "gerçeği arama" alt boyutunda ödül alanlar lehine anlamlı bir fark çıkmıştır. Branş değişkenine göre ise "akıl yürütme", "yargıya ulaşma", "kanıt arama", "sistematiklik" boyutlarında ve ölçeğin "toplam"ında dil grubu derslerine giren öğretmenler lehine anlamlı farklar gözlemlenmiştir. Yaş ve kıdeme göre anlamlı ilişki bulunmazken; eTwinning projelerine katılım sayısı ile "gerçeği arama" alt boyutu puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. eTwinning projelerinin eleştirel düşünmeye katkısına ilişkin olarak, katılımcılar eTwinning projelerinin "dogmatizmden uzak ve özgün düşünebilmeyi", "sonuç odaklı olmayı, doğru idrak, tahlil ve değerlendirme yapabilmeyi", "bilimsel araştırma becerisi kazanmalarını" sağladıklarını belirtmişlerdir. Elde edilen bulgu ve sonuçlara dayalı olarak eTwinning projelerinin iller bazında teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması, Web-2 araçlarının kullanımı ve derslere entegrasyonuyla ilgili eğitimler verilmesi ve eTwinning projelerinin öğretmenlere yaratıcı düşünme, problem çözme gibi katkılarının da araştırılması önerilmektedir.
Ailede akıllı telefon bağımlılığının öğrenci başarısına ve veli katılımına etkisi
Bu araştırmada ailede (çocukların ve ebeveynlerinin) akıllı telefon bağımlılık düzeyinin veli katılımı ve öğrenci başarısına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı yakınsayan paralel karma desen yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda durum çalışması, nicel boyutta ise betimsel ve ilişkisel tarama desenleri kullanılmıştır. Nitel boyutta amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemine göre 21 öğrenci, 21 veli ve 10 öğretmen araştırmada katılımcı olarak yer almıştır. Nicel boyutun evrenini ise Tunceli merkez ilçesinde bulunan 8 ilkokulun 1., 2., 3. ve 4. sınıflarında öğrenim görmekte olan 1468 öğrenci velisi oluşturmaktadır. Araştırmacının merkez ilçede bulunan tüm ilkokullara erişebilme imkânı bulunduğundan araştırmada örneklem almadan evrenin tamamına ulaşılma yoluna gidilmiştir. Araştırma verileri hem nitel hem de nicel veri toplama araçları/yöntemleri kullanılarak elde edilmiştir. Nitel verilerin elde edilmesi amacıyla; öğretmen, veli ve öğrenciler için yarı yapılandırılmış görüşme formları hazırlanmıştır. Nicel verilerin elde edilmesi amacıyla; ailede akıllı telefon bağımlılığının düzeyini belirlemek için "Ailede Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği" geliştirilmiştir. Ayrıca velilerin eğitim sürecine katılımına dair veli görüşlerini belirlemek amacıyla Gürbüztürk ve Şad (2010a) tarafından geliştirilen "Veli Katılım Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada yapılan görüşmeler sonrası elde edilen nitel verilere içerik analizi uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde ise hangi istatistiksel testlerin kullanılacağını belirlemek amacıyla verilerin normallik varsayımına uygunluğu hesaplanmış ve araştırma "Ailede Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği"nden elde edilen verilerin normal dağılıma uygun olduğu; "Veli Katılım Ölçeği"nden elde edilen verilen ise normal dağılıma uygun olmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle "Ailede Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği"nden elde edilen verilere parametrik istatistik yöntemleri uygulanırken, "Veli Katılım Ölçeği"nden elde edilen verilere ise non-parametrik istatistik yöntemler uygulanmıştır. Araştırmanın nitel ve nicel boyutlarından elde edilen bulgular doğrultusunda; ailelerin akıllı telefonu haberleşme/iletişim, sosyal ağlar ve eğlence (oyun) içeriklerine ulaşmak için günlük ortalama 4 saat 5 dakika kullandıkları ortaya çıkmıştır. Nicel boyuttan elde edilen verilerden hareketle; ailelerin (çocukların ve ebeveynlerinin) akıllı telefonlarını kontrolsüz ve aşırı bir şekilde kullanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan nitel boyutta yapılan görüşmelerde ise; katılımcı velilerin çoğunun ailede akıllı telefon kullanımının gereğinden fazla olduğunu, diğer velilerin ise çoğunluğunun ailede akıllı telefon kullanımının gerektiği kadar olduğu yönünde görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Nicel analizler sonucunda ailede akıllı telefon bağımlılık düzeyinin; velinin cinsiyeti, velinin yaşı, velinin eğitim düzeyi, çocuğun sınıf düzeyi, çocuğun yaşı, ailenin gelir düzeyi ve ailenin çocuk sayısı değişkenleri ile ilişkisinin olmadığı ancak çocuk cinsiyeti değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Ebeveynlerin veli katılım düzeylerinin ise "gönüllü aktif katılım" boyutu dışındaki tüm görevleri yüksek düzeyde yerine getirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Okul içi ve okul dışı faaliyetlere ise nadiren gönüllü olarak aktif katıldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveynlerin veli katılım düzeylerinin; velinin cinsiyeti, velinin yaşı, velinin eğitim düzeyi, çocuğun yaşı ve ailenin gelir düzeyi değişkeni açısından fark olduğu ortaya çıkmıştır. Ailede akıllı telefon bağımlılığı arttıkça velilerin çocuklarının eğitimine katılım düzeylerinin azaldığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra ebeveynlerin akıllı telefon bağımlılıklarının veli katılımlarına etkileri ise; vakit ayıramama/erteleme, rol model olma, çocuğun eğitimini destekleme, çocukla iletişimi engelleme ile çocuğun eğitimine yeterince zaman ayıramama olarak belirlenmiştir. Öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık durumlarının başarılarına etkisine ilişkin analizler sonucunda eğitsel içeriklerle ödev ve çalışmaları destekleme, ödev ve sorumluluklarda aksama, dikkat dağınıklığı/odaklanamama, olumsuz içeriklere maruz kalma ve asosyalleşme temalarına ulaşılmıştır.
İngilizce öğretiminde kesintisiz öğrenme yaklaşımının öğrenci başarısı ve tutumuna etkisi
Yabancı dil öğretiminde mobil araçların kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Mobil araçların öğrenme öğretme süreçlerinde aktif olarak kullanıldığı yöntemlerden biri de Kesintisiz Öğrenme yaklaşımıdır. Kesintisiz öğrenme, bireylerin örgün ve yaygın eğitim ortamlarında çeşitli araçlar yardımıyla zaman ve mekâna bağlı kalmadan kendi istedikleri biçimde sürekli bir öğrenme faaliyeti içinde olmalarıdır. Öğrencilerin okul içinde ve okul dışında kesintisiz bir şekilde öğrenmelerini sağlamak amacıyla farklı mobil ve dijital uygulamalar kullanılmaktadır. Temel işlevi iletişim olan WhatsApp ile oyunlaştırılmış bir öğrenci cevap sistemi olan Kahoot! uygulamaları da kesintisiz öğrenme yaklaşımı için uygun araçlardır. Bu çalışmanın amacı İngilizce dersinde kesintisiz öğrenme yaklaşımının başarı ve tutuma olan etkilerini deneysel bir bakış açısıyla incelemektir. Bu amaç doğrultusunda WhatsApp ve Kahoot! uygulamaları üzerinden yürütülen kesintisiz yabancı dil öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin başarılarına ve İngilizce dersine yönelik tutumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden iç içe karma desen yöntemi kullanılarak deneysel süreçten elde edilen nicel bulgular, odak grup görüşme yöntemi ile elde edilen nitel bulgularla açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İnönü Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu hazırlık programında 2018-2019 akademik eğitim döneminde öğrenim gören 47 öğrenci oluşturmuştur. Veri analizleri sonucunda ulaşılan bulgulara göre deney grubunda uygulanan kesintisiz öğrenme etkinliklerinin kontrol grubuna kıyasla öğrencilerin İngilizce dersine yönelik başarı ve tutumlarına anlamlı düzeyde etki etmediği görülmüştür. Yapılan nitel veri analizleri sonucunda kesintisiz öğrenme etkinliklerinin nasıl daha etkili bir şekilde kullanılabileceğine dair çıkarımlara ulaşılmıştır.
Uzaktan eğitimde oyunlaştırma uygulamalarının üniversite öğrencilerinin İngilizce derslerindeki akademik başarı ve motivasyonlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, uzaktan İngilizce derslerinde kullanılan oyunlaştırma uygulamalarının öğrencilerin akademik başarı ve motivasyonları üzerine etkisinin incelenmesidir. Araştırma iç içe geçmiş karma araştırma desenine göre tasarlanmıştır. Bu amaçla sontest kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülen araştırmanın nicel aşamasından elde edilen bulgular, nitel durum çalışması kapsamında deney grubundaki öğrencilerle yapılan odak grup görüşmeleriyle elde edilen bulgularla desteklenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Havacılık Yönetimi programında öğrenim gören 40 öğrenciden oluşmuştur. Çalışma kapsamında kullanılan veri toplama araçları "İngilizce Başarı Testi", "İngilizce Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği" ve "Odak Grup Görüşme Formu"ndan oluşmaktadır. Yapılan analizler sonucunda sontest puanlarına göre uzaktan İngilizce derslerinde kullanılan oyunlaştırma uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarını istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde artırdığı görülmüştür. Son test puanları itibariyle oyunlaştırma uygulamaları öğrencilerin genel motivasyonlarında anlamlı düzeyde bir fark yaratmazken motivasyon ölçeğinin alt faktörlerinden yetenek faktörü açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark gözlemlenmiştir. Kalıcılık testinden elde edilen sonuçlara göre oyunlaştırma uygulamalarının kullanıldığı deney grubunun akademik başarı ve motivasyon puanları kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, odak grup görüşmelerinden elde edilen bulgulara göre deneysel süreçte kullanılan oyunlaştırmaya dayalı alıştırma ve dönüt uygulamarının öğrenciler üzerinde genel olarak olumlu bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Fakat, oyunlaştırma uygulamalarında yer alan rekabet ortamı ve süre kısıtlaması gibi özelliklerin öğrenciler tarafından olumsuz karşılandığı gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Uzaktan İngilizce eğitim, oyunlaştırma, akademik başarı, motivasyon
Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinin tarihinin ve uygulanan eğitim programların incelenmesi
AKÇADAĞ ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİNİN TARİHİNİN VE UYGULANAN EĞİTİM PROGRAMLARIN İNCELENMESİ KILIÇ, Ali Doktora, İnönü Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Programları ve Öğretim Bilim Dalı Tez danışmanı: Prof. Dr. Süleyman Nihat ŞAD Haziran 2024, Bu araştırmanın amacı, 1989-2014 yılları arasında eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüren ve öğretmen yetiştirme alanında ülkemize kaynaklık eden önemli bir eğitim kurumu olan Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinin (AAÖL) tarihsel gelişimi, uygulanan eğitim programların temel özellikleri ve öğretmen yetiştirme süreçlerine etkilerinin incelenmesidir. Durum çalışması deseninde tasarlanan araştırmanın birinci ve ikinci alt problemleri kapsamında Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesinin tarihi gelişiminin ve uygulanan programların temel özelliklerinin incelenmesi amacıyla Malatya Milli Eğitim Müdürlüğü, Akçadağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Akçadağ Fatih Fen Lisesi bünyesinde arşiv taraması yapılmıştır. Araştırmanın üçüncü alt problemi kapsamında uygulanan programların öğretmen yetiştirme süreçlerine etkilerini incelemek için 1989-2014 yılları arasında AAÖL'de öğrenim görmüş toplam 25 mezun ile görüşülmüştür. Verilerin toplanması amacıyla araştırmanın birinci ve ikinci alt problemleri kapsamında veri kayıt formu oluşturularak doküman inceleme yönteminden yararlanılmıştır. Üçüncü alt probleme cevap bulmak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle mezunlar ile görüşülmüştür. Toplanan verilerin analizi sürecinde birinci ve ikinci alt problem için betimsel analiz, üçüncü alt problem için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle AAÖL'nin eğitim öğretim faaliyetlerini sürdürdüğü 1989-2014 arası dönemde kurumsal kimliğini oluşturmuş bir teşkilat yapısına, insan kaynağına, çok yönlü bir eğitim kampüsüne sahip olduğu, arşivden edinilen belgelerden saptandığı üzere öğrencilerin hem üniversite sınavlarında hem de sosyal kültürel faaliyetlerde başarılı olduğu görülmüştür. Uygulanan eğitim programlarının temel özellikleri incelendiğinde, AAÖL'nin programların temelini Anadolu Öğretmen Liseleri Yönetmeliği ve Milli Eğitim Tebliğler Dergisi'nde yayımlanan eğitim-öğretim ilkelerinin oluşturduğu görülmektedir. Okulun amacının, kuruluş ve görevlerinin çerçevesinin çizildiği yönetmeliğin 5. ve 6. maddeleri ve ilkelerin ilk beş maddesi ile 7., 8., 10., 17. ve 19. maddelerinin uygulanan programın amaçları ile doğrudan ilişkili olduğu görülmüştür. Yönetmeliğin ilgili maddelerinde yıllar içerisinde değişiklik yapıldığı tespit edilmiştir. Programların içeriğinin kapsamı ilk olarak Anadolu Öğretmen Liseleri Yönetmeliğinin 7. maddesinde ve 1990 yılında yayımlanan MEB Tebliğler Dergisindeki Anadolu Öğretmen Liseleri haftalık ders çizelgeleri ve ders uygulama esasları ile belirlenmiştir. Yine aynı yıl MEB Tebliğler Dergisinde yayımlanan eğitim öğretim ilkelerinin 3., 4., 5., 8., 9., 10., 11., 13., 14., 15., 16. ve 17. maddeleri ile içerik belirlenmiş ve dikkat edilecek hususlar açıklığa kavuşturulmuştur. Dersler ve uygulama saatlerinde yıllar içerisinde değişiklikler yapıldığı görülse de uygulanan programların haftalık ders çizelgelerinde zorunlu ve seçmeli öğretmenlik meslek derslerinin ağırlığının yaklaşık %40 olduğu saptanmıştır. Programların eğitim durumlarıyla ilgili açıklamalara eğitim-öğretim ilkelerinin 6., 11., 12., 16., 18. ve 19. maddelerinde yer verildiği tespit edilmiştir. Programın sınama durumları öğesine ilişin açıklamalara ise ilgili yönetmeliğin 18. Maddesinde "Öğrenci Başarısının Tespiti" başlığı altında hazırlık sınıfı ve normal sınıflarda uygulama esasları ve dikkate alınacak mevzuatlar şeklinde yer verildiği saptanmıştır. Araştırmanın üçüncü alt problemi kapsamında elde edilen sonuçlara bakıldığında, AAÖL'de uygulanan programların, mezunların hem mesleki hem de kişisel gelişimleri üzerinde olumlu etkilere sahip olduğuna dair temalara ulaşılmıştır. Bu temalar; mesleki gelişimde öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu tutum, üniversite eğitimini kolaylaştırma, öğrenme ve öğretme süreçlerini yönetebilme; kişisel gelişim kategorisinde ise farlılıklara karşı hoşgörülü olma, erken olgunlaşma ve özgüven, etkili iletişim, objektiflik ve idealist olma şeklindedir. Bu açıdan AAÖL'nin öğretmen yetiştirme sürecine katkısının özellikle MEB'in 2017'de hazırlamış olduğu "Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlilikleri Kılavuzu'ndaki" yeterlilik alanlarıyla örtüştüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Anadolu Öğretmen Lisesi, Akçadağ Anadolu Öğretmen Lisesi, Öğretmen yetiştirme, eğitim programları, tarihi gelişim, Öğretmen yeterlikleri.
Uzman öğretmenlerin öğretmenlik kariyer basamağı uygulamasına ilişkin görüşlerinin öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri çerçevesinde incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri çerçevesinde öğretmenlik kariyer basamağı uygulamasını, sınav öncesinde alınan eğitimlerin niteliği, yapılan sınavın ölçtüğü özellikler ve mesleki gelişime olan katkısı bakımından uzman öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda incelemektir. Araştırmada karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmış ve çalışmanın nicel ve nitel boyutları eş zamanlı olarak yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda ilişkisel-betimsel tarama deseni kullanılmış ve araştırmacı tarafından üç farklı ölçek geliştirilerek uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini Konya ili Selçuklu ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında görev yapan 6095 uzman öğretmen oluştururken, nicel boyuttaki örneklemi, ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilen, uzman öğretmenlik eğitim programına katılmış ve uzman öğretmenlik kariyer basamağı sınavına girerek bu statüyü kazanmış 550 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacının geliştirdiği Uzman Öğretmenlik Kariyer Basamağı Eğitimini Değerlendirme Ölçeği, Uzman Öğretmenlik Kariyer Basamağı Sınavını Değerlendirme Ölçeği ve Uzman Öğretmenlik Unvanını Değerlendirme Ölçeği ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25 programı kullanılarak yapılmıştır. Bu kapsamda, öğretmenlerin kariyer basamağı uygulamasına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla, eğitim, sınav ve unvan değerlendirme puanlarının cinsiyet ve branş değişkenleri ile aralarında anlamlı bir fark olup olmadığı ve sınav puanları ile anlamlı bir ilişki olup olmadığına dair fark analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formu ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Nitel boyuttaki örneklem, seçkisiz olmayan örnekleme yaklaşımlarından amaçsal örneklem yöntemi ile belirlenen ve uzman öğretmenlik kariyer basamağı sınavına girerek uzman öğretmen olmaya hak kazanmış 30 öğretmenden oluşmaktadır. Bu 30 uzman öğretmenin görüşleri Nvivo12 Plus paket programı ile içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre: Uzman öğretmenlerin öğretmenlik kariyer basamağı uygulamasına ilişkin deneyimleri ve görüşleri olumlu ve olumsuz yönleriyle değerlendirilmiştir. Olumlu görüşler arasında kariyer basamağı uygulamasının kişisel gelişim, mesleki beceri artışı ve yenilikçi öğrenme fırsatları sunduğu, öğretmenlerin motivasyonunu ve mesleki prestijini artırdığı anlaşılmıştır. Olumsuz görüşler ise sınavın gereksizliği, sınavın içeriği ve yapısının yetersizliği, maddi kaygılar ve öğretmenlik mesleğinin doğasıyla uyuşmazlık gibi konular etrafında şekillenmiştir. Uygulamanın öğretmenler arasında eşitsizlik ve stres yarattığı, maddi eşitsizlikler doğurduğu ve mesleki dayanışmayı olumsuz etkilediği görülmüştür. Öğretmenler, kariyer basamağı sınavı öncesi alınan eğitimin mevzuat bilgisine orta, diğer mesleki yeterliklere ise az düzeyde katkı sağladığını belirtmişlerdir. Cinsiyete göre erkek öğretmenler eğitimi daha faydalı bulurken, branş farklılıklarının anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Sınav puanları ile eğitim arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Öğretmenler, eğitim materyallerinin genellikle faydalı olmadığını, ancak dijital yetkinlik, çevre eğitimi ve sosyal etkileşim konularından olumlu etkilendiklerini ifade etmişlerdir. Fakat video dersler ise genellikle monoton ve yetersiz bulunmuştur. Öğretmenler kariyer basamağı sınavının mesleki yeterlikleri ölçmede yetersiz olduğunu ve mesleki gelişimlerine katkı sağlamadığını düşünmektedirler. Sınavın içeriği ve zorluk seviyesi yetersiz bulunmuş, çoğu öğretmen sınavı gereksiz görmüştür. Cinsiyet farklılıkları sınav algısını etkilerken, branş değişkeninin bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Uzman öğretmen unvanının mesleki yeterliklere beklenen katkıyı sağlamadığı görülmüştür. Erkek öğretmenler bu unvanın katkısını kadınlardan daha olumlu değerlendirirken, branşlar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sınav puanları ile unvanın mesleki yeterliklere katkısı arasında bir ilişkinin olmadığı fark edilmiştir. Öğretmenler, unvanın mesleki bilgi, beceri ve tutumlara katkısı konusunda farklı görüşler bildirmişlerdir; bazıları olumlu katkılar belirtirken, bazıları katkısının olmadığını düşünmektedir. Bu bulgular uzman öğretmenlik unvanının yeniden değerlendirilmesi ve öğretmenlerin ihtiyaçlarına daha uygun hale getirilmesi gerektiğini göstermektedir. Öğretmenler, performansa dayalı alternatif değerlendirme yöntemlerini önermekte ve mevcut sınav sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Sonuç olarak, öğretmenlik kariyer basamağı uygulamasının yeniden gözden geçirilmesi, sınav merkezli yapının tecrübe ve mesleki kıdem göz önünde bulundurularak daha adil bir sisteme dönüştürülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Öğretmenlik kariyer basamakları, uzman öğretmenlik kariyer basamağı eğitimi, uzman öğretmenlik kariyer basamağı sınavı, uzman öğretmenlik, öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri
Öğretim teknolojileri ders içeriğinin yüksek öğretim kurulunun içerik tanımlamalarına uyumunun incelenmesi (İnönü Üniversitesi örneği)
Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) yayımlamış olduğu 2018 tarihli öğretmen yetiştirme lisans programlarında ve Pedagojik Formasyon Eğitimi Sertifika Programına İlişkin Çerçeve Usul ve Esaslarda Öğretim Teknolojileri dersinin içeriği ortak bir şekilde tanımlanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı Öğretim Teknolojileri ders içeriklerinin Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) kur tanımlamalarıyla uyumunun nasıl olduğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda İnönü Üniversitesinde 2022-2023 bahar yarıyılında öğrenme yönetim sistemi (ÖYS) platformu üzerinden yürütülen Öğretim teknolojileri ders içerikleri incelenmiştir. Durum çalışması desenine göre tasarlanan araştırmada gerekli etik izinler ve kurum onayı alındıktan sonra 7 öğretim elemanına ait ders içerikleri(videolar, slaytlar, ders notları vb.) doküman inceleme yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) Öğretim Teknolojileri dersi kur tanımları dikkate alınarak hazırlanılan 11 tema ile karşılaştırılmış ve betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara bakıldığında öğretim elemanlarının "Araç ve materyal olarak öğretim tasarımı" adlı başlık için en çok öğretim içeriği paylaştığı görülürken YÖK'ün kur tanımlarında yer almasına rağmen "Tematik öğretim materyali tasarlama" adlı başlık için öğretim içeriği paylaşmadıkları görülmektedir. "Öğretim teknolojilerine ilişkin kuramsal yaklaşımlar", "Güncel okuryazarlıklar", "Alana özgü nesne ambarI oluşturma" ve "Öğretim materyali değerlendirme ölçütleri" adlı başlıklar için en az oranda öğretim içeriği paylaşıldığı görülmektedir. Elde edilen sonuçlara bağlı olarak yeni araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin çevrim içi video paylaşım platformlarında ders videosu izleme süreleri ve özerk öğrenme düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin çevrim içi video paylaşım platformlarında ders videosu izleme süreleri ile özerk öğrenme düzeylerini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından betimsel tarama, nedensel-karşılaştırma ve ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezinde üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf ve lise mezunu 493 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin özerk öğrenme düzeylerini belirlemek amacıyla Macaskill ve Taylor (2010) tarafından geliştirilen ve Türkçeye Arslan ve Yurdakul (2015) tarafından uyarlanan Özerk Öğrenme Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca, katılımcıların alan türü, cinsiyeti, mezuniyet durumu, internet erişim biçimi, ders videosu izleme süresi (günlük ortalama dakika), video içerik tercihi ve video izleme hızı gibi özelliklerini belirlemek amacıyla hazırlanmış bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler üzerinde öncelikle betimsel analizler gerçekleştirilmiştir. Normal dağılım gösterdiği belirlenen özerk öğrenme değişkeni ile ilgili karşılaştırmalarda bağımsız örneklemler için t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öte yandan, video izleme süreleri değişkeni normal dağılım göstermediği için bu değişkenle ilgili gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri tercih edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Spearman Brown korelasyon analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öğrencilerin çevrim içi ders videolarını aktif şekilde izledikleri ve özerk öğrenme düzeylerinin genel olarak orta seviyenin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, cinsiyet değişkenine göre özerk öğrenme düzeylerinde anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Ek olarak öğrencilerin matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, felsefe, DKAB derslerinde video izleme süreleri ile özerk öğrenme düzeyleri arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Buna göre, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin çevrim içi platformlarda video izleme süreleri arttıkça özerk öğrenmeleri düşük düzeyde de olsa artmaktadır. Tek başına video izleme süresinin öğrenci özerkliğiyle yüksek düzeyde ilişki göstermemesinden hareketle; çevrim içi eğitim içeriklerinin zenginleştirilmesi, öğrencilere bireysel öğrenme süreçlerinde rehberlik edilmesi ve etkileşim temelli öğrenme ortamlarının teşvik edilmesinin; öğrencilerin öğrenme sorumluluğunu üstlenmelerine ve özerk öğrenme düzeylerinin geliştirmelerine anlamlı katkılar sağlayabileceği önerilmiştir.