Theses supervised by Prof. Dr. Süleyman Mollaibrahimoğlu
10 theses · Recep Tayyip Erdoğan University
Şiî tefsir geleneğinde Muhammed Hüseyin Fadlallah ve Min Vahyi'l-Kur'ân isimli tefsiri: Dirâyet ve içtimâî yönü
Bu çalışma, Şiî tefsir geleneğinin önemli temsilcilerinden Muhammed Hüseyin Fadlallah ve onun Tefsîru min vahyi'l-Kur'ân isimli tefsirinin içtimâî tefsir ekolü açısından incelenmesini konu edinmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde müellifin hayatı, ilmî kişiliği ve tefsir anlayışı ele alınmış ardından min vahyil-Kur'ân tefsirinin yöntem, içerik ve kaynak kullanımı değerlendirilmiştir. Bu bölümde özellikle tefsirin içtimâî tefsir ekolü ile yöntem ve muhteva açısından benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuştur. Fadlallah, tefsirinde Menâr ekolünün etkisiyle akılcı ve bütüncül bir metodoloji benimsemiş; birey ve toplumun inşası, siyaset, ekonomi, savaş hukuku, kadın hakları, mezhepler arası diyalog gibi pek çok güncel meseleye Kur'ân eksenli çözümler önermiştir. Çalışmada özellikle Fadlallah'ın toplumsal adalet, insan hakları ve dinamik yorum anlayışı öne çıkarılmıştır. İkinci bölümde ise Fadlallah'ın tefsirinde klasik tefsir anlayışı ile ilişkilendirebileceğimiz bazı konular ele alınmış ve Fadlallah'ın bu konudaki yaklaşımı ortaya konulmuştur. Bu bağlamda öncelikle Kur'ân ilimlerine yer verilmiş ve Fadlallah'ın teorik tartışmalardan uzak kalmaya çalıştığı ve bu tür meselelere daha az yer verdiği tespit edilmiştir. Ayrıca bu başlıkla ilgili olduğu düşünülen fıkhî ve kelamî meselelere bakışı da kısaca ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise tefsirin içtimâî tefsir yönüne örnek olarak gösterilebilecek konular güncel meseleler başlığı ile değerlendirilmiştir. Bu çerçevede müellifin toplumsal, siyasî, ekonomik, ahlakî ve akademik konularda tefsir bağlamında ele aldığı konular tahlil edilmiş ve müfessirin pratik hayata yönelik açıklamaları ortaya konulmuştur. Dinamik bir okuma ve yorumlama süreciyle kaleme alınan bu tefsirin okuyucusunu eyleme davet ettiği ve Kur'ân'ın mesajını hayatın içerisindeki tüm alanlarda etkin kılma çabası güttüğü tespit edilmiştir.
Kur'an ilimleri bağlamında Muhammed Suresi
Muhammed suresi Kur'an-ı Kerim'de yer alan 114 sureden biridir ve Medenî sureler arasında yer alır. Hz. Peygamber'in adını taşıması ve ayet sonlarındaki harflerle Muhammed adının ilk harfinin aynı, yani mim harfi olması dikkat çeker. Yapılan tez çalışmasında, önce giriş bölümünde çalışmanın amacı, önemi ve kaynakları konusunda bilgi verilmiş, daha sonra birinci bölümde Muhammed suresindeki otuz sekiz ayetin kısaca dil izahları üzerinde durulmuş ve kısa açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde ise, araştırmanın asıl konusu olan Kur'an ilimleri bağlamında Muhammed suresi ele alınmış, muhtelif Kur'an ilimleri konuları açısından suredeki ayetlere ilişkin gerektiği kadar bilgi verilmiş ve değerlendirmeler yapılmıştır.
Kur'ân'da karye kavramı
Karye kavramı, Kur'ân âyetlerinde yer alan yerleşim yeri manasındaki kavramlardan biridir. Karye kavramının geçtiği âyetlerin daha doğru anlaşılması amacıyla, kavramın vecih ve nezâirleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaca hizmetle yapılan çalışmada, karye kavramının ülke, bölge, şehir, kasaba ve kale gibi çeşitli büyüklük ve nitelikteki yerleşim yerleri manasında kullanıldığı ve mısr, medine, belde ve dâr kavramlarının onunla aynı anlamda olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler; RTEÜ, Kur'ân, karye, yerleşim yeri, ülke, bölge, şehir, kasaba, kale, mısr, medine, belde, dâr.
Ebussuud Efendi'nin İrşâdü'l-Akli's-Selîm adlı tefsirinde kıraat olgusu
Murâd-ı ilâhîyi ortaya koyma gayretinde olan müfessirler, bunun için sahih ve şâz vecihleriyle kıraatlerden istifade etme yoluna gitmişlerdir. Bu araştırmada, sahih kıraatler yanında birçok şâz kıraatten yararlanarak İrşâdü'l-'akli's-selîm'i kaleme alan Ebussuud Efendi'nin, tefsirindeki kıraat olgusu ortaya konacaktır. Girişten sonra üç bölüm ve sonuç kısmından oluşan çalışmanın birinci bölümünde, Ebussuud'un hayatı ve ilmi kişiliği, kıraat ilminin tarihi serecamı ve müellifin kıraatteki kaynakları ile kıraatleri ifadelendirme biçimi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise kıraat-Arap dili ve kıraat-tefsir ilişkisi bağlamında kıraat vecihlerinin sistematik tasnifi yapılmış, konu, Arap lehçeleri ve sarf-nahiv kuralları bağlamında incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise sahih kıraat kriterleri çerçevesinde müellifin kıraat tasavvuru ortaya konmaya çalışılmıştır. Ele alınan örneklerin, konuyu her açıdan temsil etmesine özen gösterilmiş, konular, birçok kaynaktan yararlanmak sûretiyle izah edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebussuud, tefsir, kıraat, sahih, şâz.
Kur'an ilimleri bağlamında Hicr suresi
Bu çalışmada Kur'ân'da yer alan 114 sûreden birisi olan ve Mekkî sûrelerin genel karakteristik özelliklerini taşıyan Hicr sûresini Kur'ân ilimleri bağlamında ele alarak söz konusu sûrenin ulûmu'l-Kur'ân'la olan bağlantısının boyutlarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Tez çalışması giriş, iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Hicr sûresi Garîbu'l-Kur'ân ilmi açısından ele alınmış ve 113 kelimeye temas edilerek gerekli izah ve değerlendirmeler yapılmıştır. Ardından anlam bütünlüğü göz önünde bulundurularak gruplandırılan âyetlerin tefsir ve yorumu sadedinde özlü bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Hicr sûresi Kur'ân ilimleri bağlamında ele alınmış, söz konusu ilmin kapsamına giren Fevâtihu's-Süver, Âyet Bilgileri, Fevâsil, Esmâü's-Süver, Mekkî-Medenî, Tertîbü's-Süver, Esbâbü'n-Nüzûl, Mübhemâtü'l-Kur'ân, Fedâilü'l-Kur'ân, Münâsebâtü'l-Kur'ân, Aksâmu'l-Kur'ân, Müşkilü'l-Kur'ân, Nâsih-Mensûh, Ahkâmü'l-Kur'ân, Kasasu'l-Kur'ân, Vücûh ve Nezâir, Kıraat, Vakf ve İbtidâ, Mecâzü'l-Kur'ân, Bedâiu'l-Kur'ân ve Hazf başlıkları tespit edilmiş ve elde edilen veriler sûre özelinde somutlaştırılarak gerekli izah ve değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç kısmında ise tezde elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.
Kur'ân'da seyyie kavramı
Bu çalışma ile "seyyie" kavramı, Kur'ân bütünlüğü içerisinde ele alınmıştır. Kur'ân'da olumsuz anlamda kullanılan "seyyie" kavramıyla anlatılmak istenen olumsuzlukların, kötülüklerin neler olduğu irdelenmiş; aynı zamanda bu kavramın meşhur tefsirlerde nasıl ele alındığı üzerinde durulmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'in nazil olmaya başladığı ilk dönemlerden itibaren olumsuz mana içeren "seyyie" kavramı, bireysel ve toplumsal anlamda olumsuz eylem ya da eylemler bütününü yansıtmakta, bu olumsuzlukların tüm insanlık tarihi boyunca benzerleriyle var olduğu ortaya konulmakta ve insanlığın bunlara karşı dikkatli olup söz konusu olumsuzluklardan sakınması istenmektedir.
Te'vîlâtü'l-Kur'ân ile Keşşâf tefsirlerinin Ulûmü'l-Kur'ân açısından mukayesesi
Bu çalışmada; Kur'ân'ın daha iyi anlaşılması, tefsir ve tevil edilmesi adına kaleme alınan tefsir külliyatının en özgün eserlerinden olan Mâtürîdî'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân'ı ile Zemahşerî'nin Keşşâf adlı tefsirleri, ulûmü'l-Kur'ân'ın temel başlıkları çerçevesinde ele alınıp mukayese edilmiştir. Çalışmanın başındaki "Kur'ân'ı tefsir etmek isteyen hiçbir müfessir, ulûmü'l-Kur'ân denilen ilmî verilere bigâne kalamaz" şeklindeki ön kabulümüz, çalışmanın sonunda perçinlenmiştir. Bu çalışma ile görülmüştür ki; her bir tefsir, bir taraftan müellifinin içinde bulunduğu dış dünyanın diğer taraftan ise müellifinin iç dünyasının izlerini taşımaktadır. Çalışmaya konu olan her iki tefsirde de, ulûmü'l-Kur'ân kapsamında herhangi bir tanıma, özel konu belirlemesi ve nicel tasniflere neredeyse hiç yer verilmezken, müelliflerinin kendi özgün duruşlarını yansıtan bir üslup hâkimdir. Buna göre Mâtürîdî, daha ziyade anlam ve makasıt eksenli bir bakış açısıyla meseleleri ele alırken Zemahşerî, filolojik tahlillerin yoğunlukta olduğu bir üslup tercih etmiştir. Yine de iki eserde hâkim olan bakış açısı, bir taraftan ulûmü'l-Kur'ân verilerine tamamen teslim olmamak, diğer taraftan ise söz konusu verilerden kendini müstağni saymamak şeklinde belirmektedir.
Çağdaş dönem Sünnî-Şiî tefsir mukayesesi (Menâr ve Mîzân tefsir örneği)
Din, insanlar için vardır. İnananların, dinlerini ve kitaplarını daha iyi daha doğru anlamaları için bazı metotlar geliştirmeleri, böylece murat olunanı tespit etmeleri ve karşılaştıkları problemlere bu yolla çözüm aramaları tabiî bir durumdur. Bu çalışmada; Abduh-Reşid Rızâ'nın Tefsîru'l-menâr ve Tabâtabâî'nin el-Mîzân fî tefsîri'l-Kur'ân adlı tefsirleri 'ulûmü'l-Kur'ân ve bazı tefsir problemleri açısından mukayese edilmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte, çalışmanın amacı, yöntemi ve kapsamı belirtilmiştir. Birinci bölümde, Abduh-Reşid Rızâ ve Tabâtabâî'nin hayatları, Menâr ve Mîzân tefsirleri tanıtılmış ve Mîzân tefsiri daha detaylı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci bölümde, ulûmü'l-Kur'ân konuları ele alınmış, müfessirlerin öncelik verdikleri konular dikkate alınmak suretiyle başlıklar belirlenmiştir. Ele alınan başlıklar/konular İslâm düşüncesinde nasıl tartışıldığına kısaca değinildikten sonra iki tefsirdeki görüşler mukayese yapılmıştır. Üçüncü bölümde, akıl din ilişkisi, mezhep taassubu ve kadın konusunu müfessirlerin tefsirlerinde nasıl izah ettikleri ortaya konulurken; imâmet, nübüvvet, velâyet ve mut'a nikâhı başlıklarında mezhebî tercihlerinin kendilerini nasıl etkilediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağdaş Dönem, Tefsir, Ulûmü'l-Kur'ân, Bazı Tefsir Problemleri, Mukayese, Sünnî, Şiî, Mezhep Farklılığı, Abduh, Reşid Rızâ, Tabâtabâî
Kur'ân ilimleri bağlamında Ahkâf Sûresi
Bu çalışma, yüz on dört sûreyi ihtiva eden Kur‟ân-ı Kerîm‟deki Mekkî sûrelerden biri olan Ahkâf sûresinin Kur‟ân ilimleri ile ilgisinin ne seviyede olduğunun ortaya konması amacına yöneliktir. Ahkâf sûresi, Kur‟ân-ı Kerîm‟in her şeye gücü yeten azîz ve her işi hikmetli olan yüce Allah tarafından indirildiğini vurgulayarak başlayan, inci gibi art arda dizilmiş yedi sûrenin sonuncusudur. Bu yönüyle sûre, önceki sûrelerin içerdiği konuları özet olarak sunması bakımından devamı niteliğindedir. Özellikle Fussılet sûresinde şiddetli bir kasırga ile helâk edildiği ifade edilen Âd kavminin helâk edildiği yerin söz konusu sûre‟de zikredilmesi de dikkat çekicidir. Ayrıca Ahkâf sûresinin hem önceki sûreler (el-Mü‟min, Fussılet, eş-iûrâ, ez-Zuhrûf, ed-Duhân, el-Câsiye) hem de sonraki sûre (Muhammed) ile münâsebeti sebebiyle bir köprü konumunda bulunması dolayısı ile sûrenin Kur‟ân ilimleri yönünden çalışılmasının faydalı olacağı ve böylece "Hâ-mîm" ile başlayan sûreler hakkında da bir fikir edinilmesinin mümkün olacağı düşünülmüştür. Tez çalışması bir giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, önemi, amacı, yöntem ve kaynakları ele alınmıştır. Birinci bölümde Ahkâf sûresinde yer alan bazı kelimeler Garîbu‟l-Kur‟ân ilmi açısından değerlendirilmeye tabi tutulmuş, ardından gruplandırılan âyetlerin sibak ve siyakı göz önünde bulundurularak tefsirlerine yer verilmiştir. ikinci bölümde ise söz konusu sûre ulûmü‟l-Kur‟ân açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda Fevâtihu‟s-Süver, Âyet, Kelime ve Harf Bilgileri, Fâsıla, Esmâu‟s-Süver, Mekkî-Medenî, Tertîbu‟s-Süver, Esbâb-ı Nüzûl, Nâsih ve Mensûh, Vücûh ve Nezâir, Fedâilu‟l-Kur‟ân, Münâsebâtü‟l-Kur‟ân, Ahkâmü‟l-Kur‟ân, Kasasu‟l-Kur‟ân, Kıraat Farklılıkları, Vakf ve ibtidâ, i„câzu‟l-Kur‟ân, Bedâi„u‟l-Kur‟ân, Emsâlü‟l-Kur‟ân ve Hazif başlıkları altında Ahkâf sûresi incelenmiş ve söz konusu ilimlerin sûredeki yoğunluğu azımsanmayacak derecede olduğu tespit edilmiştir.
Memlükler döneminde kıraat ilmi Kahire ve Dımaşk özelinde
Memlükler Devleti İslâm tarihi açısından son derece önemli bir yerde durmaktadır. Moğol saldırılarını durdurmak gibi mühim bir siyasî misyonu olan Memlükler, ilmî ve kültürel olarak kendilerine aktarılan birikimi çok sayıda kurum inşa ederek sistemli hale getirmişlerdir. Bu ilmî mirasın bir parçası da kıraat sahasında yürütülen faaliyetlerdir. Memlükler Şâtıbî ve İbnü'l-Cezerî'ye ait eserler başta olmak üzere çok sayıda telifin sistematik olarak okutulmasını ve bu tedris usulünün sonraya intikalini sağlamışlardır. Elinizdeki çalışmada Memlükler'in bu misyonu âlimler, eserler ve kurumlar bağlamında ele alınmıştır. Dönemin kıraat faaliyetlerinin temeli bölgeye daha önce intikal eden birikime dayanmaktadır. Bunun yanı sıra siyasî, kültürel ve ilmî şartların etkisiyle bu faaliyetler, Memlükler dönemine has özellikler kazanmıştır. Böylelikle onların hâkim olduğu asırlar, Memlükler sonrası kıraat faaliyetleri için bir numune olmuştur. Osmanlı Devleti Memlükler'i mağlup etmesiyle, sadece "topraklarını" değil ilmî birikimini ve tedris sistemini de kendine mal etmiştir. Bu yönüyle günümüz İslâm âleminin hemen her yerindeki kıraat öğretim faaliyetleri, Memlükler döneminden izler taşımaktadır. Kıraat faaliyetleri genel siyasî-ilmî ortamla doğrudan ilintilidir. Bu anlamda dönemin âlim profiline bakıldığında İslâmî ilimlerin hemen her sahasıyla ilgili çok yönlü ansiklopedist âlim modeliyle karşılaşılmaktadır. Bundan dolayı çalışmada dönemin genel siyasî-ilmî ortamı, âlim profili, kurumları ve öğretim modeliyle ana hatlarıyla ilgilenilmiştir. Memlükler dönemi kıraat faaliyetlerinde kurumsal etkilerin, aile katkısının ve ümerânın desteğinin yadsınamaz bir payı vardır. Fakat kıraat faaliyetlerinin ayırt edici yönleri bunlardan ibaret değildir. Çünkü dönemsel olarak belli karizmatik isimlerin ve eserlerin yönlendirici olduğu tarihî bir devre söz konusudur. Çalışmanın ellişer yıllık periyotlarla dikkat çektiği bu dönemlendirme, Memlükler dönemi kıraat faaliyetlerinin hem anlaşılmasını hem de bu faaliyetleri farklı kılan hususuların kavranmasını kolaylaştıracaktır.