Theses supervised by Prof. Dr. Suzan Ergün

10 theses · İnönü University

Master'sOpen AccessTR

Gelir dağılımındaki eşitsizliğin yoksulluk üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Tarihin bütün dönemlerinde en önemli problemlerden birisi olarak kabul edilen yoksulluk sorunu, günümüz dünyasında önlenmeye çalışılan problemlerin başında gelmektedir. Herhangi bir ülkede belli bir dönemde elde edilen toplam gelirin kişiler, sektörler, bölgeler arasındaki paylaşımı anlamına gelen gelir dağılımında ortaya çıkacak adaletsiz paylaşım, ülke içerisinde zengin ile yoksul arasındaki farkın daha belirgin bir hal almasına neden olmaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlikler toplumda bireyler, gruplar, bölgeler arasında gerilimlere, çatışmalara neden olabileceği için ekonomik bir problem olmasının yanında sosyal ve siyasal bir problem olarak da kabul edilir. Bu çalışmada, gelir dağılımı ve yoksulluk kavramları farklı yönleri ile ortaya konularak, Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliklerin yoksulluk sorunu üzerindeki etkisi incelenmiştir. TÜİK tarafından yayımlanan gelir dağılımı ve yoksulluk istatistikleri incelenerek, gelirin adaletsiz paylaştırılmasının yoksulluk sorununu üzerinde olumsuz etkide bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk Sorunu, Gelir Dağılımı, Gelir Dağılımı Adaletsizliği, Türkiye'de Gelir Dağılımı, Türkiye İstatistik Kurumu.

Gelir dağılımıGelir dağılımı politikalarıYoksulluk
Mehmet Turan Dal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel olmayan para politikalarının makroekonomik etkileri: Türkiye örneği

2008 yılında, ABD'de başlayan ekonomik bozulmalar dalga dalga ülkelere yayılarak küresel ölçekte finansal krize dönüşmüştür. Krizin ekonomiler üzerinde oluşturduğu etkiyi bertaraf etmek için merkez bankaları tarafından bir dizi önlemler alınmıştır. Alınan bu önlemlerin eksik kalması üzerine merkez bankaları yeni para politikası araçları olan geleneksel olmayan para politikası araçlarını tasarlayıp kullanmaya başlamışlardır. TCMB'de 2010 yılı sonundan itibaren yeni para politikası araçları tasarlayıp uygulamaya başlamıştır. Bu araçlar kapsamında fiyat istikrarının yanı sıra finansal istikrar da gözetlenmiştir. Bu çalışmada TCMB'nin 2010 yılı sonundan itibaren uygulamaya başladığı geleneksel olmayan para politikalarının sonuçları gözleme dayalı olarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda uygulanan politikalardan zaman zaman başarılı sonuçlar elde edildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Küresel Finansal Kriz, Geleneksel olmayan Para Politikası Araçları, Finansal İstikrar.

Finansal istikrarFinansal krizKüresel kriz+3
Emine Ay
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

057 ürün grubunda Türkiye ve seçilmiş ülkelerin endüstri içi ticaretinin ve rekabet gücünün analizi

Dünya ticaret hacminin artmasıyla birlikte ülkeler uluslararası rekabette başarılı olabilmek için rekabet güçlerini arttırmayı hedeflemektedir. Uluslararası rekabet gücü kavramı firma, endüstri ve ülke düzeyinde ele alınmaktadır. Tüm ekonomik birimler için önemli hale gelen rekabet gücünün unsurları, belirleyicileri ve ölçüm yöntemleri iktisatçılar tarafından da ele alınmıştır. Mikro ve makro düzeyde ele alınan rekabet gücü kavramı üzerine geliştirilen ölçüm yöntemleri içerisinde Balassa (1965) tarafından ortaya konulan ve Vollrath (1991) tarafından geliştirilen Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler yaklaşımı çalışmalarda araştırmacıların kullandığı ölçüm yöntemlerinden en etkili olanlardır. Bir birine benzer olmayan veya farklı sektörler arasında gerçekleşen dış ticaret olarak tanımlanan endüstriler arası ticaret geleneksel dış ticaret teorilerindendir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri arasındaki fark ne kadar artarsa endüstriler arası ticareti düzeyinin de yükselmesi beklenmektedir. Endüstri içi ticaret ise bir ülkenin aynı endüstriye ait malları hem ihraç ve hem de ithal etmesidir. Aynı endüstri grubunda bulunan ancak dış görünüş, kalite, kullanım özellikleri ve marka açısından bazı farklılıklar gösteren malların aynı zamanda ihraç ve ithaline dayanan bir dış ticaret türüdür. Bu çalışma, Türkiye'nin seçilmiş yirmi dokuz ülke ile SITC Rev. 3 bazında 057 ürün kodu olan taze/kuru meyve ve kabuklu yemişler için 2000-2019 yıllarını kapsayan dönemde Endüstri İçi Ticaret düzeyini ve rekabet üstünlüğüne sahip olup olmadığını Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler (AKÜ) yaklaşımı ve diğer ölçüm yöntemleri yardımıyla ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Uygulama çalışmasında elde edilen sonuçlara göre 2000-2019 yıllarını kapsayan dönemde Türkiye taze/kuru meyve ve kabuklu yemişler ilişkin dış ticaret verilerine göre rekabet avantajına sahiptir. Endüstri içi ticaret düzeyi ise seçilmiş yirmi dokuz ülkenin on dokuzu ile EAT şeklinde gerçekleşmiştir. Kalan on ülkenin üçünde EAT karakterli, yedisinde ise EİT karakterli başlayan ticaret sonrasında değişkenlik göstermiştir. Anahtar Kavramlar: Rekabet gücü, endüstri içi ticaret, açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler, taze/kuru meyve ve kabuklu yemişler.

Endüstri içi ticaretKuru yemişlerMeyveler+5
Ayşegül Işık
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Enerjide dışa bağımlılık ve ekonomik büyümenin enerji verimliliği üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışma enerjide dışa bağımlılık ve ekonomik büyüme ile enerji verimliliği arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Çalışmada, Türkiye için 1980-2020 yılları arasındaki dönem ele alınmıştır. Ekonometrik model olarak, birim kök testleri (ADF, PP, KPSS) ve ARDL Sınır Testi yöntemleri kullanılmıştır. Ampirik bulgularda kısa ve uzun dönem için ayrı sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen bulgular; kısa dönem için, gelirde meydana gelen artışın enerji verimliliğini artırdığını ancak enerjide dışa bağımlılığın enerji verimliliğini azalttığını ortaya koymuştur. Uzun dönemde ise enerjide dışa bağımlılığın anlamsız olduğunu, gelirdeki artışın ise enerji verimliliğini artırdığını göstermiştir. Dışa bağımlılık sadece kısa vadede verimliliği negatif etkilemiştir. Dolayısıyla ekonomik büyümenin sürdürülmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması gerekmektedir.

BağımlılıkDışa bağımlılıkEkonomik büyüme+3
Hatice Kübra Köroğlu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Covid-19 pandemisinin turizm sektörü üzerindeki etkisi: Seçilmiş Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırmalı analizi

Günümüzde artan küreselleşme birlikte turizm sektörü dünyanın en fazla büyüyen ve en dinamik sektörlerinden biri haline gelmiştir. Turizm, insanların yaşadıkları yerlerden yirmi dört saatten fazla ve bir yıldan az olacak şekilde, sağlık, eğlence, iş, boş zamanın değerlendirilmesi ve spor gibi çeşitli amaçlarla yurt içinde ya da yurt dışında gerçekleştirdiği faaliyetlerdir. Turizm sektörünün büyümesi sadece ekonomik gelişmeye neden olmaz aynı zamanda ev sahibi ülke açısından farklı pozitif etkilerde ortaya çıkarır. Zira turizmdeki ilerlemeyle birlikte politik, kültürel ve sosyal çevre de bundan olumlu etkilenir. Turizm aracılığıyla insanlar diğer şehirleri görebilir, boş zamanlarını değerlendirebilir ve diğer alanlarda faaliyetlere katılabilir. Bu sayede ülkeler ekonomik açıdan önemli gelirler elde ettiği için turizm özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınması açısından çok faydalı bir araçtır. Diğer yandan 31 Aralık 2019 tarihinde Çin'in Wuhan eyaletinde ortaya çıkıp daha sonra tüm dünyaya yayılan Covid-19 virüsü diğer sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de olumsuz etkiler ortaya çıkarmıştır. Bu olumsuzlukların başlıca nedenleri ülkelerin kayıplarının yaşanmasını önlemek veya en aza indirebilmek amacıyla ülke içi ve ülke dışına yapılacak seyahatlere sınırlandırmalar getirmesi, restoran, kafe ve pastane gibi işletmelerin kapatılması, havayolu ile seyahatlerin sınırlandırılması, turizm işletmelerinin kapatılması, sokağa çıkma yasaklarının uygulanması, maske ve mesafe zorunlulukları ve Covid-19 virüsünü taşıyanların ve onun temaslılarının karantina altına alınması gibi faktörlerdir. Alınan bu tedbirler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde de turizm faaliyetlerinin gerilemesine neden olmuştur. Bugün pandeminin etkilerinin hafiflemesi ile alınan bu tedbirlerin gevşetilmesiyle turizm sektörü üzerindeki olumsuzluklar azalmış ve turizm sektörü tekrar toparlanma sürecine girmiştir. Bu çalışmada Covid-19 pandemisinin Türkiye ve seçilmiş beş Avrupa Birliği ülkesinin turizm sektörü üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu inceleme yapılırken Türkiye ve seçilmiş beş Avrupa Birliği ülkesinin turizm verilerinin karşılaştırılması yapılmış ve Covid-19 pandemisinin turizm sektörü üzerinde kısa vadede bir büyük olumsuz etkisinin olmadığı ancak uzun vadede önemli ölçüde olumsuzlukların yansıdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turizm, Covid-19, Pandemi, Türkiye.

Avrupa BirliğiCOVID 19Pandemiler+4
Rabia Seçkin
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İstihdam, işsizlik ve açık işlerin analizi: Beveridge Eğrisi

Ekonomik istikrarsızlığın nedenlerinden biri olan işsizlik sorununa daha etkin çözümler geliştirebilmek için düzenli analiz ve yorumlara ihtiyaç duyulmaktadır. İşgücü piyasasının arz ve talep yönleri hakkında bilgi veren "İstihdam, İşsizlik ve Açık İşlerin Analizi: Beveridge Eğrisi" başlıklı bu çalışmanın amacı; işgücü piyasasında yıllar içinde meydana gelen değişiklikleri incelemek, yorumlamak, işsizliğin türünü ve nedenlerini tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirerek akademik çalışmalara ve güncel araştırmalara katkıda bulunmaktır. Bu çalışmada, küreselleşme ile birlikte gelişen teknoloji ve artan nüfusun bir yansıması olarak işgücü piyasasındaki değişimin istihdam, işsizlik ve açık işler üzerindeki etkisi incelenmektedir. Daha sonra Türkiye'de açık iş, işe yerleştirme ve kayıtlı işsiz sayıları arasındaki ilişki zaman serileri ile analiz edilmiştir. ARDL modeli metodoloji olarak kullanılmıştır. Analiz sonucunda uzun dönemde işsiz sayısı ile açık iş sayısı arasında negatif bir ilişkinin saptanması, Türkiye'de Beveridge Eğrisi'nin varlığını doğrulamaktadır. Açık iş sayısı ile işe yerleştirme sayısı arasında uzun vadede pozitif bir ilişkinin varlığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, ekonomik istikrarsızlığın nedenlerinden biri olan işsizlik sorununun çözümünde açık işler aktif bir role sahiptir. Sağlıklı bir işgücü piyasasının oluşmasında, İŞKUR, il istihdam ve mesleki eğitim kurulları, özel istihdam büroları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sendikalar, dernekler vb. aktörlerin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri ve işsizliği azaltacak politikaların geliştirilmesi istihdama katkı sağlayacaktır.

Açık işlerBeveridge eğrisiİstihdam+2
Mehmet Tatar
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de genç işsizliği ve bir alan araştırması

Günümüzde yüksek genç işsizliği sadece gelişmekte olan ülkelerin değil aynı zamanda gelişmiş ülkelerin de temel ekonomik sorunlarından biridir. Bu nedenle genç işsizliği konusu son yıllarda çok fazla dikkatleri üzerine çekmiş ve konuyla ilgili literatür anlamlı bir biçimde artmıştır. Bu çalışmada öncelikle genç işsizliği kavramı teorik olarak açıklanmış ardından Türkiye'de genç işsizliği sorununa değinilmiştir. Gençlerin işsiz kalma nedenlerini ve işsizliğin etkilerini araştırmak amacıyla Malatya ili özelinde 15-29 yaş grubundaki İŞKUR'a kayıtlı olan ve kayıtlı olmayanlardan oluşan genç işsizlere yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS for Windows paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre gençlerin işsizlikten etkilenmeleri cinsiyete ve medeni duruma göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Diğer taraftan yaş grubu ve eğitim durumunun genç işsizliği üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca genç işsizliğinin nedenleri olarak en fazla eğitim sistemindeki yetersizlikler, işverenlerin deneyim şartı, üniversite mezunu sayısının fazla olması, piyasada yeterince açık işin olmaması gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: İşsizlik, İstihdam, Genç İşsizliği, İstihdam Politikası

Gençlerİstihdamİşsizler+2
Merve Altuntaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de katılım bankacılığının gelişimi: Kuveyt Türk üzerine bir inceleme

Bu tez, Türkiye'de katılım bankacılığı sektörünün gelişimini ve performans dinamiklerini Kuveyt Türk Katılım Bankası örneği çerçevesinde incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, katılım bankacılığının finansal sistem içerisindeki konumu, reel ekonomiyle kurduğu ilişki ve sektörel büyümeye katkıları teorik ve uygulamalı bir çerçevede ele alınmıştır. Bankacılık sektörünün temel işlevleri ve katılım bankacılığının faizsiz finans ilkelerine dayalı özgün yapısı değerlendirilerek Türkiye'de bu sistemin oluşum süreci, yasal altyapısı, fon toplama-fon kullandırma yöntemleri ve sektörel dönüşümüne yön veren faktörler ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünde Kuveyt Türk'ün kurumsal gelişimi, finansal büyüme göstergeleri, ürün-hizmet çeşitlendirmesi, dijitalleşme kapasitesi ve ulusal finansal yapıya yaptığı katkılar analiz edilmiştir. Bu kapsamda bankanın şube ve personel sayıları, fon toplama hacmi, fon kullandırma yöntemlerinin kompozisyonu, bireysel bankacılık performansı ve katılım bankacılığı sektörü içindeki konumu karşılaştırmalı veri analizleriyle değerlendirilmiştir. Ayrıca Kuveyt Türk'ün sosyal sorumluluk faaliyetleri, inovasyon çalışmaları, finansal teknoloji yatırımları ve uluslararası iş birlikleri ele alınarak bankanın hem Türkiye ekonomisi hem de küresel katılım finans ekosistemi üzerindeki etkileri ortaya konulmuştur. Bu çalışmada, belge ve doküman analizi yönteminden yararlanılmıştır. Bu yöntemle birlikte konuyla ilgili akademik yayınlar, raporlar, resmi istatistikler ve ilgili kurumlara ait olan veriler sistemli biçimde incelenmiştir. Bu yöntemin seçimindeki amaç, konuyla ilgili bilgi birikiminin bütüncül biçimde değerlendirilmesidir. Çalışmanın bulguları, Kuveyt Türk'ün Türkiye'de katılım bankacılığı sektörünün büyümesine yön veren başlıca kurumlardan biri olduğunu göstermektedir. Bankanın reel sektöre dayalı finansman modellerini etkin bir şekilde uygulaması, risk paylaşımı esaslı yapısı, ürün çeşitliliğini artırması, teknolojik dönüşüme uyum sağlaması ve uluslararası fon kaynaklarına erişim kabiliyeti sektördeki rekabet gücünü önemli ölçüde artırmaktadır. Değerlendirme sonuçları, Kuveyt Türk'ün sektörün kurumsallaşmasına, finansal kapsayıcılığın genişlemesine ve faizsiz finansın yaygınlaşmasına belirgin katkılar sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda çalışma, Türkiye'de katılım bankacılığının yapısal dönüşümünü açıklayan bütüncül bir çerçeve sunmakta ve Kuveyt Türk örneği üzerinden sektörün geleceğine ilişkin önemli çıkarımlar sağlamaktadır.

Elektronik bankacılıkFaizsiz bankacılıkTürk bankacılık sektörü+1
Süleyman Onur Akboğa
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeşil büyümenin ekonomik fırsatları ve kısıtlamaları: Güney Kore büyüme stratejisinin Türkiye için uygulanabilirliği

Son yıllarda birçok ülke, artan çevre sorunları ve iklim değişikliği ile mücadele amacıyla sürdürülebilir ekonomi politikalarına yönelmektedir. Çevresel sorunlarla mücadele politikalarında yeşil büyüme yaklaşımı giderek artan oranda rağbet görmektedir. Güney Kore uyguladığı yeşil büyüme stratejileri ile Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından bir model olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Güney Kore büyüme stratejisinin incelenerek, yeşil büyümeye dayalı bir ekonomik program çerçevesinde Türkiye'de uygulanabilirliğinin araştırılması konusunda gerekli akademik katkıyı sağlamaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Birincil kaynaklardan alınan istatistiksel veriler, betimsel ve karşılaştırmalı analiz yöntemleriyle incelenmiş ve elde edilen bulgular yorumlanarak araştırma sorularına yanıt aranmıştır. Çalışmada yeşil büyümenin Türk Ekonomisinde sağlayacağı fırsatlar ve kısıtlamalar tartışılmış, Türkiye ve Güney Kore'nin ekonomik, ekolojik ve sosyal göstergeleri karşılaştırılmış, Güney Kore modelinin başarılı ve başarısız sonuçları ortaya konulmuştur. Güney Kore Yeşil Büyüme Stratejisi sonuçlarının analizinden elde edilen bulgular Güney Kore'nin sürdürülebilir kalkınmanın üç ana boyutundan ekonomik alanda başarılı, çevresel sürdürülebilirlikte kısmen başarılı, sosyal boyutunda ise başarısız olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Güney Kore tecrübesinin başarılı ve başarısız sonuçları göz önüne alındığında, Türkiye'nin izleyeceği yeşil büyüme modeli kendi koşullarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak kurgulanmalıdır. İzlenecek politikalar, ekonomik büyüme ve çevresel sürdürülebilirlikle birlikte, toplumda eşitsizliklerin giderilmesi ve gelir adaletinin sağlanmasına odaklanmalıdır. Türkiye'nin özgün yeşil büyüme modeli, sürdürülebilir kalkınmanın hiçbir faktörünü göz ardı etmeden hazırlanmalı, içselleştirilmeli ve proaktif biçimde uygulanmalıdır.

Hüseyin Tekin
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00
DoctorateOpen AccessTR

Demografik değişim ve finansal derinlik: Türkiye örneği

Demografik değişim; doğum, ölüm, yaş yapısı ve göç gibi faktörlerle nüfusun zaman içindeki dönüşümünü ifade eder. Bu dönüşümün ekonomik kalkınma ve finansal derinlik üzerindeki etkileri literatürde geniş çapta ele alınmaktadır. Genç ve çalışma çağındaki nüfus kredi ve yatırım talebini artırırken bağımlı nüfusun artması finansal derinliği negatif etkileyebilir. Bu çalışma, Türkiye'de demografik değişim ile finansal derinlik arasındaki ilişkiyi 1986-2023 dönemi için ekonometrik yöntemlerle analiz etmeyi amaçlamaktadır. Finansal derinlik ile demografik ve makroekonomik değişkenler arasındaki ilişkiler, Dünya Bankası'nın yıllık verileri kullanılarak incelenmiştir. Finansal derinlik (FD) bağımlı değişken olarak ele alınırken yaş bağımlılık oranı (DD), mevduat faiz oranı (FAIZ) ve doğrudan yabancı yatırımlar ile portföy yatırımlarının GSYİH'ye oranı (SA) bağımsız değişkenler olarak belirlenmiştir. Serilerin durağanlık mertebeleri Dickey-Fuller (ADF) ve Fourier tabanlı FADF birim kök testleri ile incelenmiş, eşbütünleşme ilişkisi Fourier gecikmesi dağıtılmış (FADL) sınaması ile araştırılmıştır. Uzun dönem katsayı tahmini için Tam Değiştirilmiş En Küçük Kareler (FMOLS) yöntemi kullanılmış, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri ise geleneksel Toda-Yamamoto (1995) ve Fourier Toda-Yamamoto (2016) testleri ile analiz edilmiştir. Uzun dönem tahmin sonuçları, tüm bağımsız değişkenlerin finansal derinlik ile negatif ilişkili olduğunu göstermektedir. Gerçekleştirilen Toda-Yamamoto nedensellik analizi sonuçlarına göre, (DD) değişkeninden (FD) ve (SA) değişkenine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Fourier Toda-Yamamoto nedensellik analizi sonuçlarına göre, demografik değişim değişkeninden finansal derinlik ve faiz değişkenine, finansal derinlik değişkeninden faiz değişkenine ve sermaye akımı değişkeninden faiz değişkenine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Demografik Değişim, Finansal Derinlik, Yaş Bağımlılık Oranı

Emre Değirmenci
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors