Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Süleyman Aydın
13 theses · Fırat University, Ağrı İbrahim Çeçen University, Yalova University
Sitalopram alan psikiyatrik hastalarda grelin, paraoksonaz ve arilesteraz düzeylerinin araştırılması
Grelin hormonu ile düzenlenen enerji dengesi besin, alımını değiştirir ve grelinin artmış kan konsantrasyonları, kilo alımını azaltır. Arilesteraz (ARE) ile tek bir genin ürünü olan paraoksonazın (PON1) lipoproteine bağlı olarak ilişkili olduğu grelinin vücutta kilo alımını indüklediği rapor edilmiştir. Bir antidepresant olan sitalopramın da kilo alımı ile ilişkili olması muhtemeldir. Dolayısıyla biz, bu çalışmada, açile ve des-açile grelin, paraoksonaz ve arilesterazın sitalopram tedavisi öncesi ve sonrasında kan konsantrasyonlarındaki değişikleri ve grelin ile psikiyatrik hastalardaki kilo alımı korelasyonunu belirlemeyi amaçladık.22 sağlıklı kontrol ve 24 psikiyatrik hasta grubundan sitalopram tedavisi öncesi ve sonrası açlık kan örnekleri alındı. Psikiyatrik hastalar üç ay boyunca günde bir kez 40 mg sitalopram aldı. Kan açile ve des-açile grelin konsantrasyonları radyo immunoassay (RIA) metodu ile paraoksonaz ve arilesteraz aktiviteleri ise spektrofotometrik olarak ölçüldü.Sonuçlar psikiyatrik hastalarda açile ve des-açile grelin düzeylerinin bazaldan düşük (p?0,01) ve ARE aktivitesinin ise yüksek (p?0,01) olduğunu, ancak ARE düzeylerinin tedavi ile düzeldiğini ve bu artışın kontrol grubundakine yaklaştığını göstermiştir. Psikiyatrik hastalarda serum grelininin bazal düzeyleri sitalopram tedavisinden sonraki düzeylerinden belirgin derecede yüksekti. Bununla birlikte grelin, paraoksonaz ile arilesteraz konsantrasyonları ve aktiviteleri arasında korelasyon bulunmadı.Değerlendirilen sonuçlara göre azalmış grelin düzeyleri ve artmış arilesteraz aktivitelerinin sitalopram ile tedavi edilen psikiyatrik hastalardaki kilo alımında sorumlu olabileceğini ve grelin ile arilesterazın fizyolojik enerji dengesiyle sağlıklı insanlarda vücut kilosunun düzenlenmesinde önemli rol oynayabileceği söylenebilir.Anahtar kelimeler: Grelin, paraoksonaz, arilesteraz, sitalopram, depresyon
Patolojik ve normal gebeliklerde yenidoğanların umblikal arter, venlerinde leptin ve çinko düzeylerinin araştırılması
Son on yıl içerisinde, etiyolojisi belirsiz patolojik gebelikler üzerinde birçok klinik çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmaların birçoğunda leptin, çinko seviyeleri ile gestasyonel diyabet (GD), hafif preeklampsi (HP), ağır preeklampsi (AP), intaruterin gelişme geriliği (IUGR) ve makrozomik fetus arasında ilişkinin olduğu bildirilmiştir. Bundan dolayı, yaptığımız çalışma patolojik gebeliklerle sağlıklı gebelerin maternal serum leptin, çinko ve yenidoğan venöz-arteryel kord leptin ve çinko arasındaki ilişkinin olup olmadığını belirlemeyi amaçlamıştır. Kan örnekleri patolojik ve sağlıklı 200 gebeden toplanmıştır. Yenidoğanlarm venöz ve arteryel kord kan örnekleri alınmıştır. Leptin ve çinko seviyeleri sırasıyla ELISA ve atomik absorbsiyon spektrofotometresi (AO) ile bakılmıştır. GD, HP, AP, IUGR, MF gebelerde anlamlı yüksek leptin seviyeleri görülürken; GD, HP, AP, IUGR gebelerde çinko seviyeleri kontrole göre anlamlı düşüktü. MF gebelerde ise çinko kontrolden hafif yüksekti. GD, HP, AP, MF yenidoğanlarda venöz-arteryel kord leptin seviyesi kontrole göre anlamlı yüksekti. IUGR gebelerde venöz-arteryel kord leptin seviyesi kontrole göre anlamlı düşüktü. GD, HP, AP, IUGR venöz-arteryel kord çinko seviyesi kontrole göre anlamlı düşüktü. MF gebelerde venöz-arteryel kord çinko seviyesi kontrole göre hafif düşüktü. Bulgularımız, leptin ve çinko konsantrasyonlarının GD, HP, AP, RJGR, ve MF gebelerle ilişkili olduğunu ve bu parametrelerin patolojik gebeliklerin patogenezinde rol oynadığını ileri sürmektedir.Anahtar kelimeler: Leptin, çinko, patolojik gebelikler
Fen bilimleri öğretmen adaylarının üç aşamalı tanı testi ile geometrik optik konusundaki zihinsel modellerinin belirlenmesi
Fizik derslerinde birçok konuda soyut kavramlar ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle kavramları somut hale getirilmesi ve böylece anlamanın kolaylaştırılması gerekmektedir. Bu amaçla derslerde çeşitli görselleştirmeler ve görsellerle birlikte kavramsal metinler kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı literatürden alınan Geometrik Optik ile ilgili üç aşamalı tanı testi kullanılarak fen bilimleri öğretmen adaylarının geometrik optik konusundaki mental modellerini belirlemektir. Çalışmada veri toplama aracı olarak literatürden alınan geometrik optik ile ilgili üç aşamalı tanı testi kullanılmış ve öğretmen adaylarının geometrik optik konusundaki mental modelleme seviyeleri bu üç aşamalı tanı testi ile tespiti tespit edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Erzurum Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi 3.sınıfta öğrenim gören 50 fen bilimleri öğretmen adayı oluşturmuştur. Veriler ön bilgi ve akıl yürütme stratejilerinin her birinin görev içerisinde tanımlandığı, tekrarlayan, doğrusal olmayan sabit karşılaştırma yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda öğretmen adaylarının genel olarak geometrik optik ünitesinin yansıma konusunda kavramsal bilgiyi ifade etmede yeterli seviyede oldukları fakat kavramsal bilgiye ait çizimleri belirleyemedikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının ışığın kırılması konusunda hem kavramsal bilgiyi ifade etmede hem de kavramsal bilgiye ait özel ışınlar ve görüntü oluşumunu çizmede yetersiz oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca örneklemi oluşturan fen bilimleri öğretmen adaylarının ışığın doğası konusunda neden sonuç ilişkisi kuramadıkları üç aşamalı tanı testi ile belirlenmiştir. Öğretiminde güçlük yaşanan Fizik dersi Geometrik Optik konusunda öğrencilerin ön bilgilerini, varsa kavram yanılgılarını ve yanlış anlamalarını belirlemek ve öğretimi bu doğrultuda yapmak önerilmektedir. Öğretmen adaylarının hayal etme becerilerini geliştirmeye ve kavramları şekillerle göstermeye yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
Fen eğitiminde kavramsal ve işlemsel öğrenme üzerine akademisyen görüşleri
Öğretim elemanlarının kavramsal ve işlemsel öğrenmenin dengelenmesinin önemi üzerine görüşleri ve bu görüşler doğrultusunda fizik problemlerinin çözümünde işlem basamaklarının oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklem gurubunu, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi Fen ve Fizik eğitimi alanlarında görev yapan 8 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Bu araştırmada kavramsal ve işlemsel öğrenme tanımlarının ve basamaklarının belirlenmesi amacıyla hazırlanan 12 adet görüşme sorusu yorumlayıcı bir yaklaşım olan fenomenografik yaklaşıma göre gruplandırılmıştır. Gruplandırma sonucunda 4 farklı kategori (A, B, C ve D) ortaya çıkmıştır. A grubunda kavramsal bilgi ile işlemsel bilginin arasındaki ilişkilerin belirlenmesi, B grubunda fen eğitiminde kavramsal bilgi ve işlemsel bilginin öneminin belirlenmesi, C grubunda kavramsal ve işlemsel öğrenmenin anlamlı olması kalıcılık konusunda birbirleri üzerine etkilerinin sorgulaması, D grubunda ise fizik öğrenme ve matematik öğrenmenin birbirleri üzerine etkisini sorgulanması amaçlanmıştır. Görüşmeler sonunda elde edilen verilere göre fen eğitiminde kavramsal öğrenme ve işlemsel öğrenmenin çok önemli olduğu, işlemsel bilginin kavramsal bilgiyi, kavramsal bilginin de işlemsel bilgiyi içerisinde barındırdığı, kavramsal bilginin kazanılmış olmasının işlemsel bilginin kazanılmasına etki edeceği ancak işlemsel bilginin kazanılmış olmasının kavramsal bilgi edinmeye etki etmeyebileceği, kavramsal öğrenme ve işlemsel öğrenmenin dengelenmesi gerektiği, dengenin olduğu öğrenmelerde öğrencilerin anlamlı ve kalıcı öğrenmeleri ile pozitif bir ilişki kurulabileceği, öğrencilerin fizik problemlerini çözerken matematik kullanmada zorluk yaşamalarının nedeni olarak da eğitim sistemi, öğretmen ve öğrenciden kaynaklanan çeşitli faktörlerin etkili olduğu belirtilmiştir. Fen ve matematik eğitiminde kavramsal ve işlemsel bilginin dengeli kullanılması sonucunda öğrenme daha sağlıklı, kalıcı ve anlamlı olacaktır.
Süreç değerlendirme yönteminin 7. sınıf "Güneş Sistemi ve Ötesi: Uzay Bilmecesi" ünitesi üzerinde öğrencinin akademik başarıları ve tutumları üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf Fen ve Teknoloji dersi "Güneş Sistemi Ve Ötesi: Uzay Bilmecesi" ünitesinde süreç değerlendirme yöntemi kullanımının öğrencinin akademik başarısına ve tutumuna etkisini araştırmaktır. Araştırma modeli ise, yarı deneysel olarak gerçekleştirilen ön test son test kontrol gruplu modeldir. Çalışmanın örneklemini Ağrı İli merkez ortaokulunda öğrenim gören 60 tane yedinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın deney grubunu 30 kişilik 7-A, kontrol grubunu 30 kişilik 7-C sınıfı oluşturmaktadır. Uygulama 2014-2015 eğitim ve öğretim yılının ikinci döneminde 3 haftada gerçekleştirilmiştir. Uygulama süresince deney grubunda süreç değerlendirme yöntemi, kontrol grubunda ise geleneksel yöntem ile ders işlenmiştir. Araştırmanın verileri Akademik Başarı Testi (ön-test, son-test) ile fen tutum ön-test, son-test) toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler; Gruplar arasındaki değerlendirmeler için Bağımsız t-testi, gruplar içindeki değerlendirmeler için Bağımlı t-testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre deney grubuna uygulanan süreç değerlendirme etkinliklerinin sonucunda elde edilen ortalama başarının çok çok yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Süreç değerlendirme yönteminin kullanımının öğrencilerin hem akademik başarıları üzerinde hem de tutumları üzerinde olumlu bir etkisi vardır.
Geometrik optik problemlerinin çözümünde problem çözme stratejisinin etkililiği
Bu çalışmada, Ortaöğretim 10. Sınıf Fizik dersi içerisinde yer alan "Optik" ünitesinin öğretiminde geleneksel yöntemle çok sayıda problem çözme yöntemi ve araştırmacı tarafından geliştirilen Problem Çözme Stratejisinin öğrencilerin akademik başarıları ve optik ünitesine yönelik tutumları üzerindeki etkililiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılının bahar döneminde Erzincan Milli Egemenlik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören 95 onuncu sınıf öğrencisinin oluşturduğu üç grup üzerinde yürütülmüştür. Deney 1 grubuna geleneksel yöntemle çok sayıda problem çözme, Deney 2 grubuna problem çözme stratejisi ve Kontrol grubuna ise geleneksel anlatım yöntemi esas alınarak öğretim gerçekleştirilmiştir. Denel işlemlerin öncesinde ve sonrasında her üç gruba Bülbül (2009) tarafından geliştirilen Fizik Akademik Başarı Testi ve K. Şengören (2006) tarafından geliştirilen Optik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 20 paket programı içesinde yer alan bağımsız t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre problem çözme stratejisi ile öğretim yapılan Deney 2 grubu öğrencilerinin çok sayıda problem çözen Deney 1 grubu öğrencileri ve geleneksel anlatım yöntemi ile öğretimin yapıldığı Kontrol grubundaki öğrencilerden istatistiksel olarak daha başarılı oldukları görülmektedir.
Mekkî surelerde sosyal baskı
Yüce Allah tarafından insanlara yol göstermesi için gönderilen Kur'an-ı Kerim'in büyük bölümü Müslümanların baskı altında yaşadığı Mekke döneminde nazil olmuştur. Yaklaşık 13 yıl süren bu baskı döneminde nazil olan sure ve ayetler Medine döneminde inen sure ve ayetlerden şekil ve muhteva açısından önemli farklılıklar göstermektedir. Mekke döneminde inanç ve ahlak üzerine vurgu yapan kısa ve öz ayetler; Medeni dönemde ise ibadet, muamelat ve hukuk kurallarını içeren ayetler daha baskındır. Mekkî surelerde sıklıkla, geçmiş peygamberlerin bozuk inançlı ve adaletsiz toplumlarıyla olan mücadelelerinden bahsedilmekte, böylece Mekke'de benzer baskılar gören Müslümanlara bir taraftan bu baskılarla nasıl mücadele etmeleri gerektiği öğretilirken, diğer taraftan uzun vadede kazananların onlar olacağı haber verilerek iman edenlere moral verilmektedir. Mekkî surelerdeki ayetler sosyal baskının incelenmesi açısından zengin materyal barındırmaktadır. Kur'an-ı Kerim'de sosyal baskı ile alakalı birçok kavram geçmekte, toplum tarafından peygamberlere ve onlara iman edenlere yapılan baskılar ortak noktalara vurgu yapılarak anlatılmaktadır. İnkâr edenlerin sözlerini nakleden Kur'an-ı Kerim ayetlerinden, peygamberlere iman etmelerine engel olan psikolojik, sosyolojik ve ekonomik saikleri tespit etmek mümkündür. "Mele", "mütref", "müstekbir" ve "mustaz'af" kavramları, sosyal baskı söz konusu olduğunda Kur'an-ı Kerim'de geçen en önemli kavramlardandır. "Mele"nin toplumdaki siyasi egemenleri; "mütref"in ekonomik egemenleri ifade ettiğini söylemek mümkündür. "Müstekbir" bu iki toplumsal sınıfı da içine alan çatı kavramdır. Mustaz'aflar ise bu seçkin sınıfların haricindeki yönetilen kesimleri ifade etmektedir. Tarih boyunca iman edenler genellikle mustaz'aflar içinden çıkmakla beraber, mustaz'afların büyük çoğunluğu çeşitli sebeplerle toplumsal egemenlerin yanında yer almış ve onlar tarafından kanalize edilen baskılara aracı olmuşlardır. Bu tez, Mekkî surelerde sosyal baskı ile ilgili geçen kavramları tespit edip tanımlamaya; sosyal baskının sebeplerini ve çeşitlerini deskriptif bir yöntemle açıklamaya; inançlarından dolayı baskı gören insanlara Kur'an-ı Kerim'de tavsiye edilen tutum ve davranışları ortaya çıkarmaya yönelik bir çalışmadır
El-Vakfu ve'l-İbtida fi'l-Kur'ani'l-Kerim Cem'un ve Dirasetün Nakdiyyetün
Since the Quran came for the first time, it became the most interesting subject for the scholars, and it attracted their attention in the ancient and modern time until they got the significance benefit of it in science and art. Even though, they have different point of view in the Quran, that's lead the scholars to have several schools in order to care about the Quran in reading, memorizing and learning the basic principles. Also, they rely on the Quran and teaching it in many differentways that was due to of the first generation who saw the prophet Mohammad and they transferred in trusting and securing as he listen it from Jibril. One of the most important things that took high attention from the scholars think is the (waqf and ibtida) in the Quran. On the account of the fact that I have been chosen this subject due to of his significance also this science rely on many material such as understanding of the Quran, knowing the law and show the meaning of the will of Allah. If we did not know the subject where we should be standing on, it would lead us to conflict between the will of Allah. In this science we acknowledge the differences, similarity, opposed and the judgment. In addition, what make me try to look after the science of (waqf and ibtida) as a science, write it down and it effect in other sciences, and show it essence, judge and context in order to get an abstract about this science also by giving some suitable examples relative to each subject. On the other hand, the difficulties that face me in writing this research is that capacity of it and the richness as science material, because it is general, encompass many things and it connected to the Quran science such as grammar (alnaho and alsarf). Also it mixed with many other science that's what make me writing this abstract on this science and show some trustful source about it and some source from the interpretation of the Quran, alkrat, language, translator and other books. On account of the fact that, the research depend on old source and modern bibliography from specialised researchers on this science. And there is variety in research about (waqf and ibtida). For instance, the book of Abu Amr proximal Othman bin Said bin Othman (d. 444 AH), and his book "Muktafi fe Waqf and Ibtida". And Ashmouni Ahmed bin Abdul Kareem Egyptian Shafi'i (d.: About 1,100 e), and his book "Manar Al-Huda fe Bayan Waqf and Ibtida".And some of the general in the Quran such what Badr al-Din Zarkashi (deceased: 794 e), and his book "Al-Burhan fe Al-Koran" Science, and was written by Al-Suyuti (d: 911 e), and his book "Al-etkanfe alum Al-Koran" and other reliable books.Also some them is relative to reading science, written by Ibn al-Jazari (d. 833), "Al-nasher fe alkaraat Al-asher", as well as what was written Alameddine Sakhaawi (d. 643), "Jamal Al-Kraawa Kamal Aliqra".The research will be abstract on some important aspect of this science.
Çağdaş tartışmalar bağlamında kadınla ilgili ahkam ayetleri
Kadın, yaratılıştan bugüne her dönemde tartışmalara ve açıklamalara konu olmuş, tarihin her döneminde gündemdeki yerini korumuştur. Bu durum vahiy ortamında ve devamında da devam etmiş, bu durum ayetlerde "Sana kadınlar hakkında fetva soruyorlar. De ki "Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor"…"(Nisa 127) şeklinde ifade edilmiştir. Kadın konusunun tartışmalara konu olması yeni olmasa da bugünkü tartışmaların kendine has özellikte olması küreselleşme etkisinde kalan Müslümanların durumuyla yakından alakalıdır. Kadın konusunda bu gün geçerli olan teamüllerin tamamı çoğunlukla son yüzyıllardaki batılılaşma süreci içerisinde Müslüman toplumların geçirmiş olduğu değişim ile doğru orantılıdır. Nitekim elde bulunan uygulamaların batıya karşı tarihi geçmiş uygulamalar şeklinde tarif edilerek batı tarzına uydurulmaya çalışılması veya ayetle sabit olan uygulamaların tarihi geçmiş modeller olarak sunulması, hadislerin varoluşsallığımızı sağlayan ve koruyan yaşantılar şeklinde görülmesi yerine tarihsel kalıplar olarak görülmesi bu durumun birer sonucudur. Modernleşme ve modernleşirken Müslüman kalma mefhumu kadınla ilgili ayetlerle alakalı geçmişte olmayan yeni/çağdaş tartışmaların temel saiki olarak karşımızda durmaktadır. Çalışmamız, çağdaş yorumları yönlendiren bu fikirlerin esasını ve sebebini belirleyerek bu konuda bir farkındalık oluşturma amacına matuf olarak yönlendirilmiş; ancak zamanla kapsamın genişliği dolayısıyla ilgili lireratür taraması ve örneklerden hareketle ayetlerle alakalı çağdaş tartışmalarla ilgili bütüncül bir bakış açısı sunmaya çalışmak düşüncesi hasıl olmuştur. İlgili görülen bütün ayetlerin ve içerdikleri konuların tesbiti, ayrıca bunlarla ilgili tespit edebildiğimiz çalışmaları bir araya getirmeye çalışmakla başlayan çalışmamızı temsil gücü yüksek bir örnek üzerinde uygulama yaparak tamamlanmıştır.. Çalışmada çağdaş görüş ve yorumlar, geçmişteki yorumlarla karşılaştırmalı olarak incelenmiş, çağdaş yorumcuların hataya düştükleri noktalar tesbit edilmeye çalışılmıştır.
Atufi Hayreddin Hızır'a ait ''Hısnü'l-Ayâti'l-izâm fȋ Tefsȋri Evâil-i Sȗreti'l-enȃm'' adlı eserin tahkiki
Religious texts are neither irrelevant from life, the universe and social facts and nor random words. Especially the Quran, in this respect, covers all areas of life, and make references to all facts about the human being and establish principles about it. Yet the aim of the universal message of the Quran is to be understood by humankind, to be lived by it and be illuminated by it. In that case all text that aim to illuminate humankind starting with the Quran have to be in relation with social life and to direct it. Thus each and every verse of Quran is about the probable or real problems of the everyday and social life and dealing with it. Such that when we take a general look at the Quran we can see Abıulds that moral, legal, political and religious principles are built. Eventually the self-explaining concept of the Quran is forcing everyone to interact it to social life. It is obvious that interpreters, the one and only addressee of this call, are influenced by their social life and era. Therefore this work that focuses on the relation between social life and exegesis consists of an introduction and two chapters: In the first chapter we will investigate the influence of politics, art, legal and moral principles on the interpretations by referring to Ibn-i Haldun's words "social life is necessary for humankind" in his book Muqaddima. In addition Qurtubī and his work is investigated on the same topic by making references to previous and later scholars and their works. In the second chapter we try to show the relation between social life and exegesis by focusing on the work of a classical era scholar. This thesis was concluded with the help of Allah, (s.w.t) who is unfettered from all deficiencies. "El-Kemal" (excellence) is un adjective unigveto Allah, while delinquency is of the mankind.
Fâtiha ve Bakara sûrelerindeki kıraat farklılıklarının manaya etkisi
Kur'ân-ı Kerîm'i kelâmların en güzeli olarak inzâl buyuran Allah'a (c.c.) hamd, kitabının ilk muallimi ve tebliğcisi, yaşayan Kur'ân sıfatlı Muhammed Mustafa'ya salât ve selam olsun. İslamî ilimlerin menşei, mûcizü'l-beyan olan Kur'ân, dinî ilimlerin tümünün kaynağı olmakla birlikte, tefsir ve kıraat ilmi kadar hiçbiri, onunla doğrudan ilişkili bulunmamaktadır. Kıraat ilmi, okunuş, edâ, tecvîd ve tashîh-i hurûf gibi yönleri itibariyle Hz. Peygamber'den (s.a.v.) sahâbeye, onlardan da sonraki kuşaklara aktarıldığı için önem arz etmektedir. Edâ-okuyuş ile anlam ilişkisi bakımından iki ana bölümde düşünebileceğimiz kıraat ilminin anlam boyutunun günümüzde ihmal edildiği söylenebilir. Kur'ân kıraatlarının derecesi ne olursa olsun onu anlamada çok önemli bir yere sahip oldukları tartışmasız bir gerçektir. Âlimlerimizin mütevâtir olmayan kıraatları, kıraât-ı tefsîriyye diye isimlendirmeleri bu hususu teyit etmektedir. Bu nedenle tezimizde kıraat ve anlam ilişkisi üzerinde durulacaktır. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, araştırmamızda mütevâtir kıraatlar ekseninde konu incelenecek, diğer kıraat çeşitlerine temas edilmeyecektir. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde Fâtiha sûresi, ikinci bölümde ise, Bakara sûresindeki kıraat farklılıklarının manaya etkisi örnekler ışığında izâh edilecektir. Anahtar Kelime: Kur'ân, Kıraat, Kıraat ilmi, ahruf-u seb'a, Fâtiha ve Bakara sûresi
Beled sûresinin tahlîlî tefsiri
Beled sûresinin tahlîlî tefsirini hazırlamamın amacı, bu sûrenin konularının çok etkileyici ve kapsamlı olmasından dolayıdır. Kur'ân'ı Kerîm'in her bir sûresi kısaltılmış bir Kur'ân'ı Kerîm gibidir. Dolayısıyla her sûre içerdiği genel konular itibariyle Kur'ân'ı Kerîm'in bütün konularına olmasa dahi büyük bir bölümüne işaret eder. Bizim ele aldığımız Beled sûresi de böyledir. Kur'ân'ı Kerîm'in muhtevâsında yer alan konular genel olarak şu şekildedir: Tevhid inancı, iman, ahlak, nübüvvet, ibadetler, insanın yaratılışı, toplumsal düzen, âhiret vb… Beled sûresinin muhtevâsında yer alan konular ise: Mekke şehri, akabe, âhiret, yaratılış, iman-inanç esasları, toplumsal düzen, cennet ve cehennem gibi meselelerdir. Görüldüğü gibi Beled sûresi, Kur'ân-ı Kerîm'in bir özeti niteliğindedir. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde tahlîlî tefsirin mâhiyeti açıklanmış, sûreye giriş yapılarak sûre tanıtılmış ve siyâk-sibâk bağlamında diğer sûrelerle ilişkisi ele alınmıştır. Bundan sonra ikinci bölümde sûredeki her bir kelime ayrı ayrı tahlîl edilmiştir. Üçüncü bölümde ise sûredeki kıraat farklılıkları ile sûrenin önemli bazı meâllerde nasıl ifade edildiği ve alternatif meâl önerisi sunulmuştur. Bu arada şunu ifade etmeliyiz ki Türkiye'de tefsir alanında yapılan akademik çalışmalarda tahlîlî tefsir metodu yeni yeni ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan çalışmamızın birtakım eksikler barındırdığını kabul etmekle beraber bu konudaki kusurlarımızın mazur görülmesini istirham ederiz.
Kur'an'da korku kavramı
Korku ( havf ), insanın Allah katındaki durumu hakkında hissettiği korku ve kaygıları ifade etmek üzere kullanılan bir kavramdır. Bu kavrambirçok kelime ile Kur'ân'da yer verilen ve değişik türleri olan bir konudur. Dünyevî ve uhrevî korkular başta olmak üzere peygamberler de dâhil, beşer olarak insan için söz konusu olan bütün korku türleri Kur'ân'da geniş olarak yer almıştır. Sadece "Havf " kelimesiyle yaklaşık 125 ayette işlenmekte olan bu mevzu, akademik bir çalışmanın konusu olmayı fazlasıyla hak etmektedir. Çalışma konumuz bir kavram olduğu için semantik analiz yöntemiyle korku anlamına gelen havf, haşyet, rehbet, ru'b ve rav' kelimelerinin etimolojik anlamını klasik sözlükler yardımıyla belirlemeye çalıştık. Sonra da aynı yöntemle korku kavramına yakın anlamlı olan işfak, vecel, hazer, huşû, ikşi'rar, inzâr, takva ve şühûs kelimelerinin anlamlarını sözlüklerden araştırdık. Bu kavramlar Kur'ân ayetlerinde şu anlamlarda kullanılmaktadır: İnsanın dünya hayatında karşılaşabileceği korkular; başkasından korkmak, açlık, savaş, sihir, ölüm ve önceki milletlerin başına gelen azaptan korkmak konunun birinci boyutudur. Allah'tan korkup onun dışındaki varlıklar olan şeytan ve dostlarından korkmamak, Allah Teâlâ'nın kâfir, münafık ve Yahudilerin kalbine korku salması konunun bir başka yönüdür. Kıyamet dehşetinin korkusu, ahiret hayatı ve orada hesaba çekilme, cehennemden korkmak konumuzun en çok üzerinde durulması gereken bölümüdür. Güven ve rahatlamak anlamındaki emn, sükûn, itmi'nan, recâ, tama' kavramları da korku kavramının karşıtı olarak ayetlerde yer almaktadır. Korku ve ümit duygusu insanın gelişmesinde, kişilik kazanmasında aynı yönde hareket ederler. Yaratılışı gereği insan ruhu, hem korku hem de ümitle doludur. Bu sebeple korku ve ümit ( havf- recâ ) dengesi, ayet ve hadislerde Müslümanın ahiret hayatı açısından için ideal davranış modeli olarak sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Havf, Haşyet, Rehbet, Feze, İşfak, Vecel, Hazer, Emn, Sükûn