Cone-beam computed tomography

89 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sinus maxillaris tabanının posterior maxillar dişlerle olan ilişkisinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile incelenmesi

Sinus Maxillaris (SM), gelişimini tamamlarken posterior maxillar dişler (PMD) sinus tabanıyla yakın ilişki içerisinde olur. Bu durum PMD ve alveollerine yapılacak herhangi bir müdahale esnasında sinus için perforasyon riski oluşturur. Bu yakın ilişki ve değişkenlik göz önüne alınarak SM ile PMD arasındaki ilişkinin SM morfojisinin incelenmesi amaçlanmıştır. On sekiz yaş üstü hastalara ait KIBT görüntüleri retrospektif olarak Planmeca ProMax 3D Mid cihazı (with Romexia software version 3.2.0) ile incelenmiştir. SM'in yapısını bozan sinus patolojileri olan hastalar ve daha önceden ağız çene bölgesinden cerrahi operasyon hikayesi olan hastalar çalışmaya dâhil edilmedi. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 45±17'idi. Bu görüntüler üzerinde her bireyin sağ ve sol sinus maxillar tabanı ile 2 premolar,3 molar dişin yakınlık ilişkisi kwak ve ark. kullandığı tiplendirmeye göre değerlendirildi. Daha sonra SM'in anterioposterior(APÇ),transvers çap(TÇ) ve vertikal çapları(VÇ) ölçüldü SM tabanında septa varlığı, sayısı, frekansı ve konumu incelendi. Doksan dokuzu kadın 108 erkek 18-92 yaş aralığında 207 bireyin KIBT görüntüleri incelenmiştir. SM'de ölçülen 3 morfolojik ölçümün 2'sinde (APÇ, VÇ) erkeklerin çapının kadınlara oranla istatiksel olarak daha fazla olduğu (p=0.004, p=0.00) ve SM çapları ile yaş arasında anlamlı bir korelasyon olmadığı görülmedi. İki yüz yedi bireye ait herhangi bir perforasyon ve patolojisi olmayan 410 SM incelendiğinde septa bulunan olgularda septa lokalizasyonu % 48.7 oranıyla en fazla media'da (2.molarbölge) olduğu saptanmıştır. SM tabanı ile PMD arasındaki ilişki incelendiğinde molar dişlerin premolar dişlere oranla SM tabanı ile daha yakın ilişki içinde olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın diş hekimleri ve bu bölgede işlem yapacak olan klinisyenler için önemli olacağı düşünülmektedir.

AnatomiDişlerKonik ışınlı bilgisayarlı tomografi+3
Habibe Can
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Fossa olfactoria'nın konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinde morfometrik olarak değerlendirilmesi

Lamina cribrosa'nın lateral lamellası (LCLL), anterior kafa tabanı ameliyatları sırasında sık görülen yaralanma bölgelerinden biridir. Arteria ethmoidalis anterior'un (AEA) görselleştirilmesi, bu ameliyatlarda önemli bir anatomik landmark olarak kabul edilir. Fossa olfactoria'nın morfolojisi ile bu yapıları ilişkilendiren çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) görüntülerinde fossa olfactoria ve çevresindeki kemik yapıların morfolojisini ayrıntılı olarak inceleyerek literatüre katkı sağlamaktır. Bu amaçla 18-85 yaş aralığındaki 300 bireyin KIBT görüntüleri retrospektif olarak değerlendirildi. Koronal kesitte 10, transvers kesitte 1 parametre olmak üzere toplam 11 parametre ölçüldü. Fossa olfactoria, lateral lamella ve lamina cribrosa ile ilgili ölçüm ve tiplendirme yapıldı. Keros, Gera ve Yenigün sınıflandırmaları incelendi. Parametrelerin cinsiyet ve taraflar arasında karşılaştırılması incelendi. Ölçümler sonucunda Keros tip I %18, Keros tip II %62, Keros tip III %20 oranında saptandı. Fossa olfactoria'nın derinliği, LCLL'nin anatomik varyasyonları ve AEA'nın seyri gibi çeşitli faktörler kafa tabanı yaralanmalarında ve cerrahi işlemler sırasında oluşabilecek komplikasyonlarda son derece önemlidir. Fossa olfactoria bölgesinin farklı varyantlarının KIBT ile incelenmesi, os ethmoidale'nin bireysel anatomik-radyolojik risk profilinin geliştirilmesine ve "tehlikeli etmoid''lerin tanımlanmasına olanak vermektedir. KIBT ile yapılan preoperatif görüntüleme, sinüs cerrahisi sırasında fossa olfactoria'ya zarar verme riskinin analizi için kullanılabilmektedir. Bu çalışmada anterior kafa tabanı Keros, Yenigün ve Gera sınıflandırmasına göre incelenerek 3 boyutlu konfigürasyon sağlandı. Parametreler arasında Keros'a göre tip II fossa olfactoria, Yenigün'e göre tip II lamina cribrosa ve Gera'ya göre tip II lateral lamella açısı uyumlu bulundu. Elde edilen fossa olfactoria ve çevre anatomik yapılar hakkındaki bulguların özellikle anterior yaklaşımlı kafa tabanı cerrahilerinde klinisyenlere yol göstereceği düşünülmektedir.

AnatomiFossa olfactoriaKonik ışınlı bilgisayarlı tomografi+1
Hadice Uçar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Processus mastoideus'un konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinde morfometrik olarak değerlendirilmesi

Proc. mastoideus insanların yaş, cinsiyet, beslenme ve etnik köken gibi önemli özellikleri için incelenebilen önemli yapılardan biridir. Proc. mastoideus'un dikkat çekmesinde en önemli etki ise temporal kemiğin bu parçasının dayanıklılığı ve kompakt yapısıdır. Aynı zamanda önemli kas gruplarının yapışma noktasıdır. Orta kulak ameliyatlarında ve bu bölgenin enfeksiyonlarında klinik öneme sahiptir. Radyolojik yöntemler ise güvenilir ve pratik yöntemlerdir. Bu avantajları morfometrik ve morfolojik araştırmalarda kullanılan bir yöntem olmasını sağlamıştır. Bu çalışmanın amacı ise 18-95 yaş arası bireylerde proc. mastoideus'un morfolojisinin ve morfometrisinin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi üzerinde yapılan görüntülemelerde yaş, cinsiyet ve taraflara göre karşılaştırmasını yapmaktır. Çalışmada 247 bireye ait koronal, transvers ve sagittal olmak üzere üç ayrı kesit üzerinde görüntüler incelendi. Bu kesitlerde mastoidale (Ma), porion (Po) ve tegmen mastoideum (TM) olmak üzere 3 landmark belirlendi. Bu landmarklar kullanılarak, koronal kesitte 3, transvers kesitte 5 ve sagittal kesitte 7 ayrı parametre bilateral olarak incelendi. Koronal, transvers ve sagittal kesitlerden alınan ölçümlerin cinsiyete göre karşılaştırılması sonuçlarına göre AIA parametresi dışındaki tüm parametreler de cinsiyetler arası anlamlı bir fark saptandı. AIA parametresi hariç tüm uzunluk ve açılar erkeklerde kadınlardan fazla bulundu.Yaşa göre yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre koronal kesit üzerinde IMMAE parametresinde yaş ile negatif yönde çok zayıf bir ilişki ve transvers kesitte BG2 parametresinde yaş ile pozitif yönde çok zayıf bir ilişki olduğu bulundu. Logistik regresyon ve diskriminant analizi sonuçlarına göre en iyi yüzde her iki analizde de sağ MU parametresinde %74,9 olarak saptandı. ROC eğrisi analizlerine göre AIA parametresi dışındaki tüm parametrelerde ROC eğrisi altında kalan alan anlamlı bulunmuştur. Bu çalışma ile proc. mastoideus'un cinsiyetler arasında anlamlı farklılıklar oluşturmasına karşılık yaş ile bir ilişkisi olmadığı saptanmıştır. Bu çalışmada elde edilen verilerin bölgenin cerrahi işlemlerinde klinisyenlere yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

AnatomiKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiMorfoloji+2
Ayşenur İnceoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Maksilla ve mandibulada yapılan dental implantların çevre anatomik yapılarla ilişkisinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografide retrospektif olarak incelenmesi

Tam veya kısmi diş eksikliği olan bireylerde çiğneme, konuşma estetik, fonetik ve psikolojik problemler ortaya çıkmaktadır. Dental implantlar bu problemlerin çözümünde geleneksel tedavilere göre daha başarılı bir seçenek olarak görülmektedir. Dental implant uygulamalarında implantın uygulanacağı bölgedeki kemiğin özelliklerine dikkat edilmesi gerekir. Bu özellikler kemiğin miktarı, kalitesi, yoğunluğu ve çevre anatomik yapı ve oluşumlarla olan ilişkisidir. Bu çalışmanın amacı, maksilla ve mandibulada yapılan dental implantların konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntülerinde incelenmesi ve çevre anatomik yapılarla ilişkisinin güvenlik marjına göre sınıflandırılarak değerlendirilmesidir. Çalışmada Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı tomografi arşivinde bulunan 2017-2021 yılları arasında Planmeca üç boyutlu Mid (ProMax, Helsinki, Finland) KIBT cihazı ile çekilmiş görüntüler kullanılmıştır. Yaş aralığı 22-91 olan 250 (110 erkek, 140 kadın) hastada 450'si mandibulada 352'si maksillada toplam 802 implantın KIBT görüntüleri multiplanar düzlemlerde çevre anatomik yapılarla ilişkileri tiplendirilerek değerlendirilmiştir. Maksillada tip 1 implant %26.1 oranıyla en çok maksiller sinüs ile, tip 2 implant %7.7 ile en çok nazal kavite ve maksiller sinüs ile, tip 3 implant %29.0 ile en çok nazal kavite ile görülmüştür. Mandibulada tip 1 implant en fazla %12 oranında mental foramen ile izlenmiştir. Cinsiyete göre incelendiğinde maksiller ve mandibular anatomik oluşumlarla tiplendirmeler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p > 0.05). Nazal kavite tabanı ile arasında tip 1 ilişki bulunan olguların yaş ortalaması tip 2 ilişki bulunan olguların yaş ortalamalarından daha yüksektir ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p < 0.05). Lingual foramen ile arasında ilişki bulunmayan olguların yaş ortalaması ile lingual foramenle tip 3 ilişki içerisindeki olguların yaş ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p < 0.05). Sonuç olarak tip 1 implant, maksillada en çok maksiller sinüs ile, mandibulada ise en sık mental foramen ile tespit edilmiştir. Maksillada nazal kavite mandibulada ise mandibular insiziv kanal ile tip 1 ilişkili olguların yaş ortalaması ilişkisiz implant olguların yaş ortalamasından anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. İlerleyen yaşlarda nazal kavite ve mandibular insiziv kanal bölgesine yapılacak implantlarda anestezi veya dizestezi ile sonuçlanabilecek kalıcı sinir hasarı riskinin ve rinosinüzitin önüne geçmek için KIBT ile implant planlaması önerilmektedir.

AnatomiAnatomik etkilerAnatomik özellikler+7
Mehmet Emin Doğan
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Foremen venosum morfolojisinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntülerinde incelenmesi

Foramen venosum (FV), fossa cranii media'da yer alan kraniyal açıklıklar ile olan yakın komşuluğu nedeniyle klinik öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntülerinde FV insidansı, morfolojisi ve varyasyonlarını inceleyerek FV anatomisi hakkında cerrahi planlamalarda da kullanılacak ayrıntılı bilgiler sunmaktır. Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi arşivinden seçilen, yaş ortalaması 43.76±16.31 (yaş aralığı, 18-87) olan 150 erkek ve 100 kadına ait toplam 250 KIBT görüntüsü retrospektif olarak incelendi. Çalışmada ilk olarak FV'nin varlığı veya yokluğu belirlendi ve şekli not edildi. FV uzun (FV-UÇ) ve kısa (FV-KÇ) eksen çapları ölçüldü. Ayrıca FV'nin foramen ovale (FV-FO-M), foramen spinosum (FV-FS-M) ve orta hatta (FV-OH-M) olan uzaklıkları ölçüldü. FV'nin FO, canalis pterygoideus (CP) ve sinus sphenoideus (SS) ile olan ilişkileri incelendi. 250 görüntünün 120'sinde (%48) FV gözlendi. Bunların 77'si (%30.8) unilateral (tek taraflı), 43'ü (%17.2) ise bilateral (çift taraflı) olarak mevcuttu. Unilateral FV'lerden 3 (%1.2) tanesinin çift (dublike) FV olduğu saptandı. Unilateral FV'ler, bilateral FV'lerden anlamlı derecede fazla bulundu (p=0.002). Cinsiyete göre ise, unilateral FV'ler erkeklerde kadınlardan anlamlı derecede daha fazla saptandı (p=0.001). Şekillere göre FV'ler çoktan aza doğru oval (%48.2), yuvarlak (%26.5), düzensiz (%14.5) ve iğne deliği (%10.8) şeklinde gözlendi. FV-UÇ, FV-KÇ, FV-FO-M, FV-FS-M ve FV-OH-M parametrelerinin ortalama değerleri sırayla 1.73±0.81 mm, 1.07±0.45 mm, 1.72±0.77 mm, 10.98±1.60 mm, 19.57±1.81 mm tespit edildi. Bu çalışmada her iki tarafta saptanan toplam 166 FV'den 12'sinin (%7.2) FO, 40'ının (%24.1) CP ve 7'sinin (%4.2) SS ile ilişki kurduğu gözlendi. Bu çalışma FV ile ilgili anatomik bilgilerin yanı sıra cerrahi işlemlerin planlanması için faydalı bilgiler sunmaktadır.

AnatomiForamen vesaliuForemen venosum+2
Ebru Sena Çalışır
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı büyüme tiplerine göre mini vida destekli hızlı palatal genişletme apareyi'nin yerleştirileceği bölgelerdeki kemik kalınlığının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada farklı büyüme tiplerine göre mini vida destekli hızlı palatal genişletme apareyinin (MARPE) yerleştirileceği bölgelerdeki kemik kalınlığının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: KIBT arşivinden dahil edilme kriterlerini karşılayan radyografiler randomize seçildi. Sefalometrik radyografiler dijital olarak analiz edilerek büyüme paternlerine göre üç gruba (düşük, normal ve yüksek açılı) ayrıldı (n=34). KIBT taramaları üzerinden yapılan ölçümler midpalatal düzlemin 3 mm ve 6 mm lateralinde olacak şekilde her iki tarafta yapıldı. Transversal kesitte, ön bölgedeki ölçüm noktaları 1.premoların distalinden, arka bölgedeki ölçüm noktaları 1.moların distalinden geçecek şekilde ayarlandı. Ölçümler sagittal kesitte, ön bölgede 30-45-90º açılarda, arka bölgede dik açıda palatal kortikal kemikten nazal taban kortikal kemiğine kadar 16 noktada yapıldı. Bulgular: Palatal kemik kalınlığı açısından büyüme paternleri arasında anlamlı farklılıklar bulundu (p<0.05). Düşük açılı grubun palatal kemik kalınlığı daha fazlaydı ve her iki tarafta midpalatal düzlemin 3 ve 6 mm lateralinde posterior bölgede 90º açıyla yapılan ölçümlerde anlamlı olarak yüksekti. Sonuç: Palatal kemik kalınlığının cinsiyet, büyüme paterni, yerleştirme açısı gibi birçok değişkenden etkilendiği ve yüksek oranda bireysel farklılıklar gösterdiği düşünüldü. Bu sebeple, MARPE apareyi üretilmeden önce hastanın KIBT görüntüleri üzerinden ölçümler yapılarak hazırlanması tavsiye edilebilir.

Alveolar kenar artırılmasıAnkrajlarCerrahi-diş hekimliği+4
Özgecan Öcal Öztoprak
Gaziantep University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayarlı tomografi görüntülerinde ince bağırsak fantom uzunluklarının otomatik belirlenmesi

Bu çalışmada, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı'nda bilgisayarlı tomografisi çekilen 4 adet farklı renkte ve uzunlukta, ince bağırsak fantomu olarak alınan hortumun görüntüleri üzerinde işlemler yapılmıştır. Kısa bağırsak sendromu, bağırsak yetmezliği gibi çeşitli sebeplerle kısaltılan bağırsak hastalıklarında bağırsak uzunluğu bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır. Literatüre bakıldığında ince bağırsak uzunluğu ile ilgili çalışma bulunmamaktadır. İnce bağırsak bölütleme ile alakalı çok az çalışma yapılmıştır. Farklı bir yön katarak ince bağırsak fantomlarının uzunluğunun bulunması amaçlanmıştır. Önce görüntüye morfolojik işlemler uygulanarak ön işleme yapılmıştır. Eşikleme yöntemleri kullanılarak ikili hale dönüştürülen görüntünün bölge büyütme yöntemi de kullanılarak merkez noktaları tespit edilmiştir. Merkez noktaları ikinci dereceden oluşturulan denkleme yazılarak her döngüde hataların bulunup minimum olanın alınıp sıralanmasıyla merkez noktalarının doğru sıralaması elde edilmiştir. Böylece merkez noktalarının aralarındaki uzaklıkların hesaplanıp toplanması ile ince bağırsak fantomunun uzunluğu bulunmuştur. Bu çalışma önce en kısa uzunlukta olan fantoma uygulanmıştır daha sonra diğer üçüne de uygulanarak yüksek doğrulukta bir sonuç elde edilmiştir. İnsan vücuduna çok fazla müdahale edilmeden bağırsak uzunluğunun otomatik bulunması ve doktorlara kolaylık sağlaması açısından bu tez çalışması önemli bir yere sahiptir. Anahtar Kelimeler: İnce bağırsak bölütleme, kısa bağırsak sendromu, eşikleme, bağırsak yetmezliği, bilgisayarlı tomografi.

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografiSayısal görüntü işleme
Seda Benli
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Orofaringeal hava yolu ölçümünde kullanılan farklı alt referans düzlemlerin tekrar edilebilirliğinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı KHBT üzerinden hacimsel hava yolu ölçümünde kullanılan farklı alt referans düzlemlerin gözlemciler arası ve gözlemci içi güvenilirliğinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmamızda 35 iskeletsel Sınıf I bireye ait (ortalama yaş: 18,9±3,4 yıl) Konik Hüzmeli Bilgisayarlı Tomografi (KHBT) görüntüleri kullanılmıştır. Hacimsel hava yolu ölçümleri Dolphin 3D (Dolphin Imaging and Management Solutions, Chatsworth, California) programı kullanılarak yapılmıştır. Her grafiye ait ölçümler farklı tecrübe düzeylerinde olan üç gözlemci tarafından yapılmış ve iki hafta ara ile ikinci kez tekrarlanmıştır. Orofaringeal hava yolu hacim ölçümünde etki edebilecek diğer tüm değişkenler sabit tutularak ölçümler ikinci servikal vertebranın en alt ve ön noktası(CV2ai), üçüncü servikal vertebranın en alt ve ön noktası(CV3ai), epiglottisin ucu(EP) ve yumuşak damağın en uç noktası (SP) alt sınırları ile tekrarlanmıştır. Gözlemciler arası ve gözlemci içi uyuma sınıf içi korelasyon testi (SKK) ile bakılmıştır. Her dört parametre için tekrarlanabilirlik katsayıları (TEK), tekrarlayan ölçüm tasarımında gözlemci içi, gözlemciler arası ve toplam varyans bileşenleri kullanılarak hesaplanmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda tüm ölçülen değişkenler için güvenilirlik mükemmel (ICC ≥ 0.9) bulunmuştur. Gözlemci içi ve gözlemciler arası en dar güven aralığı ve en yüksek tekrar edilebilirlik CV2, CV3, SP ve EP sırası ile bulunmuştur. Çalışmamızın bulgularına göre incelenen referans düzlemlerin güvenilirliği konusunda herhangi bir fark bulunmamasına karşın, kemiksel referans düzlemler, yumuşak doku referans düzlemlerine kıyasla daha yüksek tekrarlanabilirliğe sahiptir. Havayolu çalışmalarının veri standardizasyonunu sağlayabilmek için, kullanılacak alt referans düzleminin belirlenmesi konusunda görüş birliğine varılması önemlidir. Anahtar Kelimeler: : KHBT, Orofaringeal Havayolu, Güvenilirlik

FarenksKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiKraniyofasiyal yapı+4
Şahin Barış
Çukurova University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Paranazal sinüs patolojilerinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Nazal kavite etrafında yer alan sinüs frontalis, sinüs etmoidalis, sinüs sfenoidalis ve sinüs maksillaris olarak adlandırılan hava boşluğu içeren ve kemikle çevrili yapılar paranazal sinüsler olarak tanımlanır ve fasiyal yapıların, çenelerin ve hava yollarının gelişiminde etkilidirler. Bu yapılar ince kemik laminalarla birbirinden ayrılmakla beraber ostiumlar aracığıyla da birbirilerine bağlıdırlar. Ayrıca paranazal sinüsler internal karotid arter, orbita, kavernöz sinüs, optik sinir gibi birçok önemli anatomik yapıyla ilişkilidir. Paranazal sinüslerin anatomisinin ve varyasyonlarının iyi bilinmesi fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi, maksilla posterior bölgeyi içeren implant cerrahisi gibi uygulamalar ve oluşabilecek komplikasyonlar açısından oldukça önemlidir. Çalışmamızda paranazal sinüslerin tamamını içeren 180 adet konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüsü kullanılarak anatomik varyasyon ve patoloji varlığı açısından retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda en çok rastlanan anatomik varyasyonlar agger nazi hücresi (%80,6), konka bülloza (%65,6) ve septum pnömatizasyonu (%60.3) olurken en az izlenen varyasyonlar sfenomaksiller plate (%2.1), ikinci orta konka (%1.8) ve alt konka bülloza (%1.7) olmuştur. Çalışmamızda en sık rastlanan patolojik bulgu maksiller sinüs mukozal kalınlaşması (%25) olmuştur. Paranazal sinüslerin radyolojik olarak 3 boyutlu incelenmesinde altın standart olan bilgisayarlı tomografiye oranla daha düşük radyasyon dozu ve maliyeti nedeniyle konik ışınlı bilgisayarlı tomografi daha iyi bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.

AnatomiAnatomik özelliklerKonik ışınlı bilgisayarlı tomografi+2
Özge Dönmez Tarakçı
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Maksiller gömülü 3. molar dişlerin maksiller sinüs ve maksiller 2. molar diş ile ilişkisinin, panoramik radyografi ve KIBT ile karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı, maksiller gömülü üçüncü molar dişlerin gömülülük tipi, pozisyonu, kök gelişim aşaması, folikül genişliği, sinüsle vertikal ilişkisi gibi parametrelerin ve maksiller ikinci molar dişlerin distal yüzeyindeki değişiklerin (marjinal kemik kaybı, çürük varlığı, kök yüzeyinde rezorpsiyon) panoramik radyografi ve KIBT yöntemleri ile karşılaştırmalı olarak incelenerek, panoramik radyografların (PR) maksiller gömülü üçüncü molar dişlerin değerlendirilmesindeki etkinliğinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda, 121 hastaya ait 188 adet maksiller gömülü üçüncü molar dişin gömülülük tipi, angulasyon tipi, kök gelişimi, folikül genişliği, maksiller sinüsle ilişkisi ile komşuluğundaki maksiller ikinci molar dişin distalindeki marjinal kemik kaybı, çürük varlığı, distal kökündeki rezorpsiyon seviyesi hem PR hem de KIBT görüntüleri üzerinde değerlendirildi. Bulgular: "Maksiller ikinci molar dişin distal yüzeyindeki çürük varlığı" nın tespit edilmesi, görüntüleme yöntemleri arasında en yüksek uyum gösteren parametre (genel uyum oranı %92,6) olarak bulundu. İki görüntüleme yöntemi arasındaki en az uyum (genel uyum oranı %61,2) ise "maksiller ikinci molar dişin distal kök yüzeyindeki rezorpsiyon seviyesi" parametresinde görüldü. Ayrıca; PR'nin maksiller ikinci molar dişin distalindeki marjinal kemik defektini belirlemede genel doğruluk oranı %71,3, gömülü dişin maksiller sinüsle vertikal ilişkisinin tipini belirlemede genel doğruluk oranı %70,2, örten dokuya göre gömülülük tipini belirlemede genel doğruluk oranı %84,5 olarak bulundu. Sonuç: PR maksiller ikinci molar dişin distal yüzey çürüklerini saptamada güvenilir bir görüntüleme yöntemi iken maksiller ikinci molar dişin distal kök yüzeyindeki rezorpsiyon seviyesini saptamada yeterince güvenilir bir yöntem değildir. Anahtar Kelimeler: Gömülü diş, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, panoramik radyograf

Azı dişi-üçüncüAzı dişleriDiş-gömülü+4
Gülçin Kılcı
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Rinosinüzit ile çeşitli odontojenik ve NON-odontojenik parametreler arasındaki ilişkinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, rinosinüzit (RS) ile çeşitli odontojenik/non-odontojenik parametreler arasındaki ilişkileri konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile değerlendirmektir. Herhangi bir nedenle KIBT taraması yapılan hastalardan, biri burun akıntısı veya burun tıkanıklığı olması gereken iki veya daha fazla semptom (fasiyal ağrı/basınç, koku azalması veya kaybı) ve patolojik KIBT değişiklikleri olan hastalar RS olarak tanımlandı. Odontonjenik/non-odontojenik parametreler ile RS/klinik semptomlar arasındaki ilişkiler ki-kare testi ile analiz edildi. Radyolojik parametrelerin bu değişkenler üzerindeki etkisi ikili lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi. İstatistiksel analiz için IBM SPSS 25.0 (IBM Corp., Armonk, NY) istatistik programı kullanıldı (p<0,05). Bu çalışmaya 211'i (%55,8) kadın, 167'si erkek (%44,2) olmak üzere toplam 378 hasta (yaş ortalaması 38,03±16,09) dahil edildi. 98 (%25,9) hasta RS olarak tanımlandı. Septum deviasyonu, konka bülloza, periapikal lezyon ve oroantral ilişki/fistül; RS ve çeşitli klinik semptomlar için predispozan faktörler olarak belirlendi. Septum deviasyonu; burun tıkanıklığı ve koku azalması/kaybı için, konka bülloza; burun tıkanıklığı ve fasiyal ağrı/basınç hissi için, periapikal lezyonlar; burun tıkanıklığı ve fasiyal ağrı/basınç hissi için, oroantral ilişki/fistül varlığı; burun tıkanıklığı, burun akıntısı, fasiyal ağrı/basınç hissi ve koku azalması/kaybı için predispozan faktörler olarak belirlendi. Hastaların klinik semptomları, hekimler tarafından ayrıntılı değerlendirilmeli ve radyolojik değerlendirme sırasında RS ile ilişkili olabilecek parametreler açısından dikkatli olunmalıdır.

Belirti ve semptomlarKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiParanazal sinüsler+1
Hazal Duyan
Çukurova University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı sagittal iskeletsel paterne sahip hastalarda palatal kemik kalınlığının konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile incelenmesi: mini vida uygulanması açısından bir değerlendirme

Amaç: Çalışmamızın amacı, maksillanın sagittal planda önde, geride ya da normal konumda bulunduğu durumlarda ve maksiller anteroposterior ve mediolateral yönde palatal kemik kalınlığında meydana gelen farklılıkların belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne 2018 ile 2022 yılları arasında başvuran ve yaşları 18-40 arasında değişen 100 hastadan alınan Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi kesitlerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, dâhil edilme kriterlerine uygun olan 100 hastanın maksillasının sagittal plandaki konumunun sefalometrik radyograflar ile değerlendirilmesinde Dolphin Imaging Version 11.8.06.22 (Dolphin Imaging and Management Solutions, Chatsworth, CA, USA) Programı kullanılmıştır. Maksillanın sagittal plandaki konumuna göre 3 gruba ayrılan hasta gruplarının her birinde 14 adet referans noktası kullanılarak Romexis 5.2.0 yazılımı (Planmeca Oy, Helsinki, Finlandiya) ile palatal kemik kalınlığı ölçümleri yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 25.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Maksillası önde olan hastalar maksillası geri ve normal konumda bulunan hastalara göre daha yüksek palatal kemik kalınlığına sahiptir. Maksillası önde ve geride olan hastalar arasında palatal kemik kalınlığında anlamlı derecede değişiklik saptanmıştır (p<0,05). Maksillada palatal kemik kalınlığı anteriordan posteriora ve medialden laterale doğru azalmaktadır. Bu azalma maksillası önde olan hastalarda daha belirgin olarak gözlemlenmektedir (p<0,05). Erkek ve kadın hastalar değerlendirildiğinde palatal kemik kalınlığının erkeklerde kadınlardan daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Erkek hastalardan maksillası önde olanların, geride ve normal konumda olanlara göre daha yüksek palatal kemik kalınlığına sahip olduğu belirtilmiştir. Kadın hastalarda palatal kemik kalınlığının maksillanın sagittal düzlemde önde, geride ya da normal konumda bulunmasından etkilenmediği belirtilmiştir. Palatal kemik kalınlığının incelenen hasta grubunda yaş ilerledikçe değişim göstermediği belirtilmiştir. Sonuç: Çalışmaya göre maksillası önde konumlanan hastaların palatal kemik kalınlığı normal ve geride olan gruplara göre fazla bulunmuştur. Maksillada posterior ve laterale doğru palatal kemik kalınlığı azalmaktadır

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografiMaksillaOrtodonti
İlker Durakçay
Çukurova University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Temporomandibular eklem iç düzensizliği olan hastalar ile olmayan bireylerin morfometrik yapılarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi yöntemi ile değerlendirme

Bu çalışmanın amacı, temporomandibular eklem (TME) iç düzensizliği olan bireyler ile herhangi bir TME patolojisi olmayan bireylerin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntüleri üzerinden elde edilen morfometrik ölçümlerini karşılaştırarak, eklem morfolojisindeki farklılıkları ortaya koymaktır. Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Anabilim Dalı'na 2021-2025 yılları arasında, TME bölgesinde ağrı gibi şikâyetlerle başvuran ve artrosentez uygulanan 144 birey (82 kadın, 62 erkek) ile TME bölgesinde herhangi bir problemi bulunmayan ve artrosentez uygulanmayan 127 bireyin (69 kadın, 58 erkek) KIBT görüntüleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. KIBT görüntüleri üzerinden 13 farklı morfometrik parametre ölçülmüş ve processus condylaris yüzey morfolojisi sınıflandırılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 20.00 programı ile yapılmış ve p<0,05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Elde etiğimiz bulgularda; processus condylaris mediolaeral çapı (MLÇ), glenoid fossa çatı kalınlığı (GFÇK), processus condylaris yüksekliği (PCY), glenoid fossa derinliği (GFD) ve tüm eklem boşlukları erkeklerde kadınlara göre daha yüksek bulunmuştur. Processus condylaris anteroposterior çapı (APÇ) ve processus condylaris uzunluğu (PCU) TME iç düzensizliği olan bireylerde olmayan gruba göre daha düşük olarak, GFÇK, TME'nin ön eklem boşluğu ve glenoid fossa genişliği (GFG) ise aynı grupta daha yüksek olarak hesaplanmıştır (p<0,05). Processus condylaris morfolojisi değerlendirmesinde, TME iç düzensizliği olan bireylerde düz, sivri ve düzensiz processus condylaris tiplerinin görülme oranı TME iç düzensizliği olmayan bireylere göre daha fazla olmasına rağmen bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Ayrıca, kontrol grubunda konveks processus condylaris tipi %83,5 oranında görülürken, bu oran çalışma grubunda %63,9'dur. Bu çalışma, temporomandibular eklem iç düzensizliğinin eklem yapılarında sadece fonksiyonel değil, aynı zamanda morfolojik değişikliklere de yol açtığını ortaya koymaktadır. Çalışmamızdan elde edilen sonuçlar, hem tanı sürecinde hem de tedavi planlamasında TME bozukluklarının erken dönemde tespiti açısından morfometrik analizlerin değerini ön plana çıkarmaktadır.

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografiTemporomandibular eklemTemporomandibular eklem disfonksiyon sendromu+1
Serhan Zorman
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

KOAH hastalarında konik ışınlı bilgisayarlı tomografi kullanılarak maksiller sinüslerin morfometrik ve volümetrik incelenmesi

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) zararlı gaz ve partiküllere karşı oluşan, akciğerlerde hava yollarını, interstisyum ve damar yatağını etkileyen anormal enflamatuar cevapla karakterize sistemik bir hastalıktır. KOAH'lı bireylerde meydana gelen sinonazal değişikliklerin maksiller sinüs morfolojisi ve hacmini etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada KOAH'lı hastalarda konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanılarak 3D Synapse yazılım programı ile maksiller sinüslerin morfometrik ve volümetrik olarak değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmamızda; Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi tomografi arşivindeki, 6'sı kadın 34'ü erkek 40 KOAH'lı hasta ile, 40 sağlıklı birey olmak üzere toplam 80 hastanın KIBT görüntüsü retrospektif olarak incelenmiştir. KOAH ve kontrol grubunda maksiller sinüslerin alan ve hacimleri 3D Synapse (Fujifilm, Tokyo, Japonya) yazılım programında ölçülmüş ve bulgular yaşa, cinsiyete, maksiller sinüs anatomik varyasyonlarına ve patolojilerine, dişsizlik sınıflamasına göre istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; KOAH grubunda maksiller sinüs alanı sağ, sol ve toplamda sırasıyla 582.9 mm2, 578 mm2 ve 1161.08 mm2, kontrol grubunda ise 640.5 mm2, 692 mm2 ve 1332.25 mm2 olarak bulunmuştur. Sağ maksiller sinüs alanı ile gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmemiş, ancak KOAH grubunun sol maksiller sinüs ve toplam sinüs alanı, kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük saptanmıştır (p<0.05). Maksiller sinüslerin ortalama hacimleri ise KOAH grubunda sağ, sol ve toplamda sırasıyla 11.5 cm3, 12.03 cm3 ve 23.53 cm3 iken, kontrol grubunda 15.52 cm3, 15.92 cm3 ve 31.44 cm3 olarak bulunmuştur. Sağ, sol ve toplam maksiller sinüs hacmi ile gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.05). KOAH'lı bireylerde maksiller sinüs hacmi kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur. Sonuç olarak; KIBT, maksiller sinüslerin değerlendirilmesinde pratik ve etkili bir görüntüleme yöntemidir. KOAH gibi sinonazal değişikliklere neden olan enflamatuar hastalıkların maksiller sinüs boyutlarını etkileyebileceği düşünülmektedir

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHacimsel veriler+3
Emine Ararat
Gaziantep University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Türk toplumunda mastoid proçes, artiküler eminens ve glenoid fossa pnömatizasyonlarının konik ışınlı blgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Temporal kemik; küçük bir alanda önemli yapıları barındıran, karmaşık anatomiye sahip, radyolojik olarak görüntülenmesi zor olan bir bölgedir. Mandibular kemik ile birlikte temporomandibular eklemi (TME) oluşturması, temporal kemiği diş hekimleri için önemli kılar. Pnömatizasyon, kemik içindeki hava dolu boşlukları ifade eder. Baş-boyun bölgesindeki en pnömatik bölge temporal kemiğin mastoid proçesidir. Mastoid proçes pnömatizasyonuna (MPP) benzer şekilde, temporal kemiğin glenoid fossa ve artiküler eminensi gibi on farklı bölgesinde daha aksesuar hava hücreleri gelişebileceği bildirilmiştir. Geçmişten günümüze MPP'yi konu alan birçok çalışma yapılmıştır. Ancak pnömatize artiküler eminens (PAT) ve pnömatize glenoid fossa (PGF) hakkındaki çalışmaların sayısı oldukça sınırlıdır. Bu tez çalışmasında, Türk toplumunda MPP, PGF ve PAT'ın prevalans ve tanımlayıcı özelliklerinin araştırılarak, yaş ve cinsiyete göre konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile değerlendirilmesi, ayrıca MPP ile PAT ve PGF arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmamızda, Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı'nda 2015-2018 yılları arasında Planmeca ProMax 3D Mid (Planmeca Oy, Helsinki, Finland) KIBT cihazı ile çeşitli nedenlerle çekilmiş 18-88 yaş arası 739 olgunun (403 erkek, 336 kadın) KIBT görüntüleri incelenmiş ve bulgular yaş ve cinsiyete göre istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Çalışmamızdan elde edilen verilere göre olguların %3'ünün apnömatik tip, %33.6'sının kısmi pnömatik tip, %63.4'ünün pnömatik tip mastoid proçese sahip olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda %40.2 oranında PGF, %32.2 oranında PAT tespit edilmiştir. Mastoid hava hücrelerinin izlenmediği olguların neredeyse tamamında PAT ve PGF de izlenmemiştir. MPP ile PAT ve PGF arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). TME'yi ilgilendiren cerrahi işlemler öncesi bu bölgede izlenebilecek olan pnömatik hücrelerin KIBT ile değerlendirilmesinin faydalıdır. MPP ile PAT ve PGF arasındaki anlamlı ilişkiye dayanarak PAT ve PGF'nin mastoid hava hücrelerinin uzantıları olabileceği sonucuna varılmıştır. Temporal kemiğin farklı bölgelerindeki pnömatizasyonların birbiriyle ilişkisinin araştırılmasının, bu oluşumların fonksiyonları ve patolojik durumlarla ilişkilerinin tanımlanmasına ışık tutacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Mastoid proceş pnömatizasyonu, pnömatize glenoid fossa, pnömatize artiküler tüberkül, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi.

Glenoid fossaKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiMastoid+2
Sedef Akyol
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kraniyovertebral kavşaktaki kemik yapıların konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile incelenmesi

Kraniyovertebral kavşak (KVK) kafatası ile servikal omurga arasında anatomik bir geçiş bölgesidir. Baziler invaginasyon, atlantoaksiyal dislokasyon ve platibazi gibi KVK patolojilerinin değerlendirilmesinde kullanılan birçok kraniyometrik ölçüm tanımlanmıştır. Bu nedenle kraniyometrik ölçümlerin normal sınırlarının saptanması önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Anadolu'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki sağlıklı bireylerin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) görüntülerinde KVK'ya ait kemik yapılarının morfometrik referans değerlerini belirleyerek literatüre katkı sağlamaktır. Bu amaçla 300 sağlıklı bireyin KIBT görüntüleri retrospektif olarak değerlendirildi. Bu görüntüler üzerinde midsagittal kesitte 16, koronal kesitte 2 parametre incelendi. Veriler cinsiyet ve yaşa göre karşılaştırıldı. Apex dentis'in, McGregor, Chamberlain, McRae, Fischgold digastrik, Fischgold bimastoid ve McRae hatlarına uzaklığı sırasıyla 0.31±3.22, 1.06±3.22, 5.30±1.59, 8.70±4.12, -5.15±4.86 ve 35.58±2.52 mm, clivus-kanal açısı 157.62±11.85°, atlantodental aralık 1.28±0.48 mm, posterior atlantodental aralık 19.54±2.24 mm, Welcher bazal açısı 130.83±6.29°, basion-aksiyal mesafe 4.01±1.83 mm, basion-dental mesafe 4.92±1.77 mm, Powers oranı 0.72±0.06, modifiye Ranawat metoduyla ölçülen mesafe 28.66±2.38 mm, Redlund-Johnell metoduyla ölçülen mesafe 35.11±4.09 mm kraniyoservikal tilt açısı 126.98±12.24° saptandı. Apex dentis McGregor ve Chamberlain hatlarına göre sırasıyla 102 (%36)'sinde ve 86 (%26)'sında üstünde, 129 (%46)'unda ve 170 (%57)'inde altında, 52 (%18)'sinde ve 42 (%14)'sindeyse aynı seviyede saptandı. Apex dentis olguların tamamında McRae hattının altında gözlendi. Olguların 284 (%98)'ünde Fischgold digastrik çizgisinin altında, 7 (%2)'sinde bu çizgiyle aynı seviyede, olguların 35 (%12)'inde Fischgold bimastoid çizgisinin altında, 233 (%82)'ünde üstünde, 17 (%6)'sinde bu çizgiyle aynı seviyede saptandı. Literatürde KVK'ya ait patolojilerin kraniyometrik değerleriyle ilgili fikir birliğinin olmadığı görülmektedir. Bu çalışmadaki sonuçların literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Normal değer aralığının belirlenmesi için farklı populasyonlar üzerinde daha fazla çalışma yapılması önerilmektedir.

AnatomiKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiOmurga+1
Sefkan Tanrisever
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Articulatio temporomandibularis'in konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinde morfometrik değerlendirmesi

Articulatio temporomandibularis'in (ATM) morfometrik ölçümleri; patolojilerin tanı ve tedavisinde, ortodontik tedavi aşamalarının değerlendirilmesinde ve yaşa bağlı eklem değişikliklerinin anlaşılmasında önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Güneydoğu Anadolu'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki ATM patalojisi bulunmayan bireylerin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) görüntülerinde ATM'ye ait kemik yapıların morfometrik referans değerlerini belirleyerek literatüre katkı sağlamaktır. 171 bireyin KIBT görüntüleri retrospektif olarak değerlendirildi. Sagittal kesitte 18, koronal kesitte 12 ve transvers kesitte 5 olmak üzere toplam 35 parametre incelendi. Otuz dört parametrede processus condylaris, tuberculum articulare, fossa mandibularis, ramus mandibulae, arcus zygomaticus ve eklem aralığıyla ilgili ölçüm ve bir parametrede tiplendirme yapıldı. 22 parametrede cinsiyetler arasında, 6 parametrede eklem tarafları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı. Parametrelerin yaş ile korelasyonu incelendiğinde; 9 parametrede pozitif yönde çok zayıf bir ilişki, 1 parametrede pozitif yönde zayıf bir ilişki ve 2 parametrede negatif yönde çok zayıf bir ilişki olduğu saptandı. ATM patolojilerinin tanısında; tedavi öncesi ve sonrası ölçümlerin karşılaştırılmasında; ortognatik cerrahi işlemlerinin planlamasında; prostetik cihazların tasarımı ve geliştirilmesinde ATM'nin morfometrik değerlerinin bilinmesi önemlidir. Bu çalışmayla ATM morfometrisi ile ilgili referans değer aralıkları saptanarak literatüre katkı sağlanacağı düşünülmektedir.

AnatomiDiş hekimliğiKonik ışınlı bilgisayarlı tomografi+3
Elif Ayyıldız
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sella Turcıca'nın konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinde morfometrik değerlendirilmesi

Sella turcica corpus ossis sphenoidale'de bulunan içerisinde glandula pituitaria'yı barındıran önemli bir anatomik oluşumdur. Sella turcica'ya Türklerin icat etmiş olduğu eyere benzemesinden dolayı 'Türk eyeri' anlamına gelen bu isim verilmiştir. Çevresinde birçok hayati yapı bulundurması bu yapılarla yakın komşuluğu ve bu bölgeye yapılacak cerrahi girişimler sırasında geçiş noktası olması sebebiyle sella turcica'nın morfometrisinin ve morfolojisinin bilinmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı Anadolu'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki bu bölgede patalojisi bulunmayan bireylerin Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) görüntülerinde sella turcica'ya ait kemik yapıların morfometrik referans değerlerini belirleyerek literatüre katkı sağlamaktır. Bu amaçla 200 kadın 200 erkek olmak üzere 400 bireyin KIBT görüntüleri retrospektif olarak değerlendirildi. Sagittal kesitte 6, transvers kesitte 2 olmak üzere toplam 8 parametre incelendi ve iki farklı kategoride sella turcica morfolojisi değerlendirildi. Sagittal düzlemde sella turcica'nın uzunluğu 10.19±1.77 mm, sella turcica'nın çapı 11.6±1.69 mm, sella turcica'nın anterior yüksekliği 7.88±1.56 mm, sella turcica'nın median yüksekliği 8.18±1.42 mm, sella turcica'nın posterior yüksekliği 6.98±1.31 mm, sella turcica'nın genişliği 11.10±1.6 mm olarak saptandı. Transvers düzlemde processus clinoideus anterior'lar arası mesafe 24.93±2.57 mm, processus clinoideus posterior'lar arası mesafe 14.92±2.46 mm olarak saptandı. Sagittal düzlemde sella turcica morfolojilerinde en sık görülen şekil 'normal sella turcica' (%59) ve bir diğer kategoride ise 'dairesel' (%48.75) olmuştur. Elde edilen bulguların sella turcica ve çevre yapıların incelenmesinde literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografiMorfolojiMorfometri+1
Rümeysa İnce
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ramus mandibulae osteotomilerinde güvenli bölgenin saptanması

Bazı mandibular ve oklüzal patolojiler ortodontik tedavi ile düzeltilebilse bile daha iyi fonksiyonel ve kozmetik sonuçlar için dentofasiyal osteotomilere başvurulur. Ramus mandibulae'ye uygulanacak cerrahi girişimlerde, foramen mandibulae'den geçen damar-sinir yapılarının korunmasına, komplikasyonların azalmasına ve cerrahi işlemin başarı oranının artmasına yardımcı olacak güvenli bölgenin lokalizasyonunun bilinmesi önemlidir. Güvenli bölge, a. /v. /n. alveolaris inferior'a zarar vermeden osteotomi işlemi yapılabilen ramus mandibulae osteotomi alanıdır. Bu çalışmada, Anadolu'da yaşayan 18-65 yaş aralığındaki bireylerin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntülerinde ramus mandibulae'de güvenli bölgeyi saptamak, antilingula ve aksesuar foramen mandibulae varlığını araştırmak amaçlanmıştır. 300 bireyin KIBT görüntülerinde sagittal kesitte 5, transvers kesitte 4 parametre retrospektif olarak incelendi. Bu çalışmada toplam 9 parametre ölçülmüş olup, istatiksel analiz yapılmıştır. Ölçümler sonucu ramus mandibulae'de güvenli bölgenin üst bölümünü saptamak için foramen mandibulae ile incisura mandibulae arasındaki mesafenin incisura mandibulae ile mandibula alt sınırı arasındaki mesafeye oranı, arka bölümünü saptamak için foramen mandibulae ile ramus mandibulae arka kenarları arasındaki mesafenin ramus mandibulae ön ve arka kenarı arasındaki mesafeye oranı hesaplandı. Güvenli bölge, ramus mandibulae'nin %55 üst bölümü ile %49 arka bölümü olarak saptandı. Güvenli bölge sınırlarına dikkat edilerek yapılan ramus mandibulae osteotomilerinde damar-sinir hasarı en aza indirgenecektir. Ramus mandibulae osteotomilerinde her zaman bulunmayan antilingulanın kılavuz nokta olarak kullanımı güvenilir değildir. Elde edilen bulguların ramus mandibulae osteotomilerinde yol gösterici olacağı ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Foramen mandibulae, Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi, Ramus mandibulae osteotomisi

Foramen mandibulaeKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiMandibula+1
Fatma Sevmez
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mental foramen ve mental arterin ultrasonografik değerlendirilmesi

Mental foramen (MF); lokalizasyonu ve içinden geçen nörovasküler yapılar nedeniyle, anatomik ve morfolojik özelliklerinin klinisyenler tarafından tam olarak bilinmesi gereken mandibuladaki önemli bir yapıdır. Mandibulanın ön kısmının beslenmesinden sorumlu olan mental arter ise, inferior alveolar arterin devamı olduğundan, mandibulanın vaskülarizasyonunda önemli yer tutar. Bu çalışmanın amacı; mental foramen morfolojisi ve morfometrisini ultrasonografi (USG) ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) ile karşılaştırmalı olarak incelemek, USG'de mental arter kan akımı parametreleri ile yaş, cinsiyet, dental durum, alveolar kret yüksekliği ve mandibular kortikal indeks (MKİ) arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışmamızda hasta grupları Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı'na çeşitli nedenlerle KIBT çekimi yapılması için başvuran 18 yaş ve üzeri hastalar arasından seçilmiştir. 18-39, 40-59, 60 yaş ve üzeri olmak üzere her bir grupta 20 hasta olacak şekilde toplam 60 (21 erkek 39 kadın) hastanın 120 mental forameni ve mental arteri değerlendirilmiştir. USG ile yapılan ölçümlerde; MF'nin ortalama yatay çapı 4.14±0.86 mm, dikey çapı 2.93±0.82, alveolar krete olan mesafesi 9.53±3.85 mm olarak tespit edilmiştir. KIBT ile yapılan ölçümlerde; MF'nin ortalama yatay çapı 4.62±0.78 mm, dikey çapı 2.88±0.68 mm, alveolar krete olan mesafesi 9.72±3.33 mm olarak bulunmuştur. MF'nin yatay çapı bakımından USG ve KIBT ölçümleri arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Kan akımı kaydedilemeyen mental arterin bulunmadığı, 31 (%25.8)'inin güçlü kan akımına, 89 (%74.2)'unun ise zayıf kan akımına sahip olduğu gözlenmiştir. Mental arterdeki kan akımını gösteren parametrelerin cinsiyet ile ilişkisi değerlendirildiğinde, mental arter ortalama hız (MD) değerinin erkeklerde kadınlardan anlamlı olarak yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Mental arter kan akım parametreleri MKİ skorlamalarına göre karşılaştırılmış ve zaman ortalamalı maksimum hız (TAMAX), zaman ortalamalı ortalama hız (TAMEAN) ve akış hacmi ortalama değerleri C1, C2 ve C3 gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir ve değerler C2 grubunda anlamlı olarak daha yüksek tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, ultrasonografi maksillofasiyal bölgedeki anatomik bir yapı olan mental foramenin ve mental arterin kanlanmasının değerlendirilmesinde etkili bir yöntemdir.

Foramen mentaleKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiMental arter+1
Aslıhan Artaş
Gaziantep University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Diş gelişim bozukluklarının görülme sıklığının ve tiplerinin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi kullanarak belirlenmesi

1. ÖZET Bu çalışmanın amacı, kliniğe belirli tarihler arasında başvurmuş hasta popülasyonundaki dental anomali varlığını konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanarak inceleyip, veri toplamak ve anomalilerin yaygınlığını değerlendirmektir. Fırat Üniversitesi Diş Hekimliğ Fakültesi Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı'na başvuran 1180 hastadan alınmış KIBT görüntüleri kullanıldı. Diş kaybı bulunmayan, protetik veya endodontik işlem uygulanmamış, periapikal lezyonsuz, kök gelişimi tamamlanmış dişlere sahip hastaların KIBT görüntüleri araştırmada kullanıldı. Yaş ve cinsiyet sınırlaması planlanmadı. KIBT görüntüleri sagital, koronal ve aksiyal düzlemlerde tarandı. İncelenen 1180 hastanın 125(80 kadın, 45 erkek)'inde anomali tespit edildi. Anomali görülen 125 hastada toplam 176 dişte anomali saptandı. Dental anomali sıklığı %10,6 olarak tespit edildi. Kadın ve erkeklere göre dağılımı ise: kadın hastalarda %12, erkek hastalarda %8,72 olarak hesaplandı. Radyografik inceleme sonucu, sırasıyla en çok taurodontizm (%4,1), radix molaris (%3,3), dilaserasyon (%3), dens invajinatus (%0,17) ve füzyon (0,08) tespit edildi. Geminasyona rastlanmadı. Diş hekimleri kök kanal tedavisi sırasında karşılaşabilecekleri dental anomaliler ve bu anomalilerin prevalansları ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmalıdır. Kök kanal tedavisi planlanan dental anomaliye sahip bir dişin yanlış tanısı ve tedavisi başarısızlığa neden olabilir. Dental anomali varlığı, dişlerin kök ve kanal yapıları KIBT kullanılarak başarılı bir şekilde tespit edilebilmektedir. Anahtar Kelimeler: dental anomali, endodonti, KIBT

Diş sürmesiDişlerEndodonti+1
Adem Özdemir
Fırat University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Konik ışınlı bilgisayarlı tomografinin kemik dansitesi ölçüm doğruluğunun değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında mezbahaneden elde ettiğimiz taze sığır kostası üzerinde radyografi (bilgisayarlı tomografi –BT ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografi-KIBT) çekerek kemik yoğunluğunu değerlendirmeyi ve elde ettiğimiz verileri mekanik ve manyetik stabilite ölçüm metodları ile karşılaştırmayı amaçladık. Kostalara toplamda 20 adet 4,1 mm çapında 10 mm uzunluğunda dental implant yerleştirildi. İmplant yerleştirmeden önce pilot frezle 10 mm uzunluğunda implant yerleri belirlendi ve bu bölgelerin 4,1 mm genişliğinde 10 mm uzunluğundaki kemik alanının yoğunluğu BT ve KIBT ile HU (Hounsfield Unit) birimlerinde ölçümleri yapıldı. Daha sonra standart frezleme protokolü sonrası implant yuvaları oluşturuldu ve fizyodispenser eşliğinde implantlar yerleştirildi. Primer stabilite mekanik ölçümleri olan yerleştirme ve söküm torkları sayısal değerler olarak kaydedildi. Ardından osstell cihazı ile RFA değerleri ölçüldü. İstatiksel olarak HU değerleri, mekanik ve manyetik primer stabilite ölçümleri arasındaki korelasyon değerlendirildi. Sonuç olarak, taze sığır kostasında konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ve tıbbi bilgisayarlı tomografinin kemik yoğunluğu ölçümü arasındaki ilişkiyi değerlendirdik ve istatiksel olarak aralarında anlamlı bir ilişki bulamadık. Anahtar Kelimeler: Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, yerleştirme torku, osstell RFA, bilgisayarlı tomgrafi, Hounsfield Unit.

Kemik dansitesiKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiTomografi-x ışınlı-bilgisayarlı+1
Mehmet Akgül
Fırat University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Çocuklarda cinsiyet ve yaşa göre mandibular anatomik yapıların retrospektif olarak konik ışınlı bilgisayarlı tomografi ile değerlendirilmesi

Amaç Çalışmamız 7-18 yaş aralığındaki bireylerde cinsiyet ve yaşa göre, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüleri kullanılarak; mandibular kanal, mental ve mandibular foramen lokalizasyon farklılıkları hakkında daha detaylı veri elde edilmesi ile endodontik tedavi, cerrahi işlemler, dental anestezi gibi diş hekimliği uygulamalarında rehber olunması ve komplikasyonların önlenebilmesi amacıyla retrospektif olarak gerçekleştirilmiştir. Gereç ve Yöntem Çalışmamızda, araştırma kriterlerimize uygun 120 bireyin tomografi görüntüsü yaşa göre 6 gruba ayrılmış ve 240 hemi-mandibulada ölçümler gerçekleştirilmiştir. Her grupta cinsiyete göre eşit hasta dağılımı yapılmıştır. Mandibular foramen, mental foramen ve mandibular kanal lokalizasyonu ile ilgili ölçümler; KIBT ve RadiAnt DICOM Viewer programı ile elde edilen 3 boyutlu hacimsel görüntüler üzerinde değerlendirilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken ikili gruplarda Mann Whitney U testinden, ikiden fazla grupta ise Kruskal Wallis-H ve Post-Hoc Çoklu Karşılaştırma testlerinden yararlanılmıştır. Bulgular Mandibular foramen, mental foramen ve mandibular kanal lokalizasyonu ile ilgili ölçümlerde birçok parametrede cinsiyet ve yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlendi (p<0,05). Mandibular kanal çapı ile ilgili ölçümde cinsiyet ve yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmedi (p>0,05). Gerçekleştirdiğimiz tüm ölçümlerde bireyin sağ ve sol tarafı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmedi (p>0,05). Aynı grup içerisinde erkek ve kızlarda anatomik noktaların lokalizasyonu ile ilgili ölçüm değerleri karşılaştırıldığında birçok parametrede cinsiyetler arasında anlamlı farklılıklar bulundu. Sonuç Çalışmamızda, ölçümü yapılan anatomik noktalara ilişkin ortalama değerler tespit edilmiş olup; bu değerlerin çocuk ve genel diş hekimliği uygulamalarında rehber olabileceğini düşünmekteyiz. Cinsel dimorfizm açısından anatomik noktaların lokalizasyonunun farklı kesitlerde ve daha geniş örneklem grubunda incelenmesi gerektiği kanısındayız.

AnatomiCinsiyetForamen mandibulae+6
Hatice Kübra Damaksız
Dicle University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Türk popülasyonunda mandibular molar dişlerde mid mesial kanal görülme sıklığı ve morfolojilerinin KIBT ile retrospektif değerlendirilmesi

Amaç: Başarılı bir endodontik tedavi için tüm kök kanalları eksiksiz saptanmalı, şekillendirilmeli ve tam bir tıkama sağlayarak doldurulmalıdır. Gözden kaçan kanallarda kalan nekrotik doku artıkları endodontik tedavinin başarısız olmasına sebep olabilir. Kök kanal sistemlerinin morfolojileri ırklara göre farklılıklar gösterebilmektedir. Dişler genel olarak ortak özelliklere sahip olsalar da etnik gruplar arasında morfolojik farklılıklar görülebilmektedir. Bu çalışmanın amacı her mandibular molar dişte saptanamayan mesial kökte üçüncü bir kanal olarak karşımıza çıkan mid mesial kanalların Türk popülasyonunda görülme sıklığını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmada Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne 2015-2020 yılları arasında çeşitli sebeplerle başvuran hastalardan elde edilen konik ışınlı bilgisayarlı tomografi görüntüleri kullanıldı. İnceleme kriterlerini sağlayan 637 adet KIBT görüntüsü çalışmaya dahil edildi ve toplamda 2177 adet mandibular molar diş incelendi. Gözlemci içi uyumluluğu belirlemek için incelenen KIBT görüntülerinin %10'u rastgele seçilerek 3 hafta arayla tek bir gözlemci tarafından tekrar değerlendirildi. İncelenen tüm görüntülerde yaş, cinsiyet bilgileri kaydedildi. Yaşa göre ≤20, 21-40, 41-60 ve >60 yaş olmak üzere dört grup belirlendi. Molar dişler birinci, ikinci ve üçüncü molarlar olmak üzere gruplanarak toplam kök sayısı, toplam kök kanal sayısı, mid mesial kanal ve isthmus varlığı, mid mesial kanalın morfolojisi, birleşen tipte bir mid mesial kanal varlığında birleştiği kanal kriterleri açısından değerlendirildi ve birbiri ile kıyaslandı. Her molar grubunda yaş ve cinsiyetin mid mesial kanal görülme sıklığı ile ilişkisi incelendi. Elde edilen veriler IBM SPSS 21 paket programı ile analiz edildi. Nominal değişkenlerin grupları arasındaki ilişkiler incelenirken Ki-Kare analizi uygulandı. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi olarak 0,05 kullanılmış olup p<0,05 olması durumunda anlamlı bir ilişkinin olduğu belirtildi. Gözlemci içi uyum değerlendirilirken Kappa katsayısından yararlanıldı. Bulgular: Çalışmada incelenen tüm mandibular molar dişlerin %90,72'si iki köklü olup %68,72'si toplamda üç kanallıdır. Tüm mandibular molar dişlerin mesial köklerinde mid mesial kanal görülme oranı %8,36, 1. molarlarda %15,58, 2. molarlarda %5,32 ve 3. molarlarda %1,09'dur. Mandibular molar dişlerde yaş ve cinsiyet ile mid mesial kanal varlığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır (p>0,05). Sonuç: Tüm mandibular molar dişler için mesial köklerde mid mesial kanal görülme ihtimali mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Mandibular molar dişlerde mid mesial kanal bulundurma ihtimali en yüksek olan 1. molar dişler, en düşük olan ise 3. molar dişlerdir. Cinsiyet ve yaş faktörleri ile mid mesial kanal görülme sıklığı arasında bir ilişki yoktur.

Azı dişleriKonik ışınlı bilgisayarlı tomografiMandibula+2
Merve Ece Uysal
Dicle University
2021
00

Related subjects