Bureaucracy
105 theses under this subject heading
XVIII. yüzyıl Osmanlı bürokrasi elitinin servetleri analizi: Merkez ve taşra bürokratlarının terekeleri (Muhallefat) karşılaştırması
Bu doktora tez çalışması, Başkanlık Osmanlı Arşivi'ndeki (BOA) tereke (muhallefat) kayıtlarından hareketle, taşrada (Anadolu, Balkanlar ve Orta Doğu) ve merkezde (İstanbul) 18. yüzyılda görev yapmış bürokratların servetlerini iki grup olarak inceleyerek karşılaştırmak amacıyla kaleme alınmıştır. Çalışmanın ana sorusu, 18. yüzyıl boyunca İstanbul'da ve taşrada görev yapmış bürokratların merkeze (İstanbul) yakın ve uzak olmasının onların servet büyüklüğü ile bu servetin niteliğine ve servetin büyüklüğünün dağılımına etkisi var mıdır şeklinde formüle edilebilir. Bu çalışma üç bölüm şeklinde kaleme alınmıştır. Birinci bölümde, sosyal bilimlerde merkez ve çevre yaklaşımını içeren teorileri ve Osmanlı Devleti'nin bu yaklaşıma bağlı olarak literatürde nasıl yorumlandığı incelenmiş ve Osmanlı Devleti tarihinde merkez ile çevre arasındaki ilişkinin tarihsel süreçte nasıl geliştiği tespit edilmiştir. İkinci bölümde, tereke (muhallefat) defterleri ve müsadere literatürü, tereke defterleri, müsadere, müsadere süreci ve iktisadi mantığı incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, otuzar bürokrat terekesinden oluşan iki örneklem analize tabi tutulmuş ve karşılaştırılmıştır. Terekelerin incelenmesi ve karşılaştırılması üç noktada gerçekleştirilmiştir. Bunlardan ilki merkez ve taşra bürokratların rütbelerinin incelenmesidir. İkincisi taşra ve merkez bürokratlarının servetleri içinde yer alan malların gruplar halinde incelenerek karşılaştırılmasıdır. Üçüncüsü, servetlerin değerleri ve gruplar içinde servetin dağılımının analizidir. Gruplar içinde zenginliğin eşitliğe yakınlığı ya da uzaklığı analiz edilirken Gini Katsayısı esas alınmış ve bu katsayı hem aritmetik hem de geometrik olarak hesaplanmıştır. Tezin sonuç bölümünde ise yapılan analizler ve karşılaştırmalar değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede Osmanlı bürokratlarının merkezde ya da taşrada görev yapmalarının onların zenginlikleri, servetlerini oluşturan malların niteliği ve grupların servetlerinin dağılımına etkisinin nedenleri tartışılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuç, merkez bürokrat servetlerinin taşra bürokratlarına göre küçük olduğu, tüketilen malların genel itibariyle birbirine benzer olduğu ve servetin dağılımının merkez bürokratlarında eşite daha yakın olduğudur.
Sicill-i Ahvâl Defterlerine göre Osmanlı bürokrasisinde görev yapan İşkodralı devlet memurları
Osmanlı Devleti kurumlarında görev yapan ve bürokrasinin temel unsurları olan memurların vazifeleri sırasında haklarında; adları, baba adları, doğum yerleri, gördükleri eğitim, lisan, çalıştıkları kurumlar, aldıkları maaş, nakil, becâyiş, tahvil, terfi, aldıkları ödül ve ceza durumları gibi bilgilerin tutulduğu defterlere Sicill-i Ahvâl denilmektedir. 1879 yılında II. Abdülhamid dönemiyle birlikte sayıları 35.000'e yaklaşan bu memurların tertibini sağlamak ve kayıt altına almak amacıyla Sicill-i Ahvâl Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonca tutulan kayıtlar, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivinde bulunmakta ve 201 defterden oluşmaktadır. Bu değerli arşiv belgelerinde 1879-1909 yılları arasında uygulanan, memur ve ekonomi politikaları ile devlet mekanizmasının işleyiş tarzını aydınlatan bilgiler mevcuttur. 51.652 memur hakkında tutulan Sicill-i Ahvâl Defterlerinde İşkodra doğumlu devlet memurlarına ait 241 kayıt bulunmuş ve bunların transkripsiyonu yapılarak, bu memurların Osmanlı bürokrasinde bulundukları yer, eğitim, ekonomik durumları ile sosyal statüleri hakkındaki bilgiler bu belgelere dayanılarak aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Türkiye'de çok partili dönemde bürokrasinin TBMM'de temsili ekseninde siyasete etkisi
Türkiye'de çok partili dönemde bürokrasinin siyaset kurumuna ciddi biçimde nüfuz ettiği ve demokratik siyaseti şekillendirdiği iddia edilmektedir. Bürokrasinin siyaset kurumuna iddia edildiği gibi ciddi bir şekilde etki edip etmediğini belirlemek amacıyla, bürokrasinin siyasetteki etkisinin TBMM'de temsil oranı ile doğru orantılı olduğu düşüncesinden yola çıkarak, 1946'dan 2015'e kadar geçen süreçte gerçekleştirilen toplam 17 genel milletvekili seçimlerinde seçilen tüm milletvekillerinin mesleki kökenleri incelenmiştir. Bürokrat kökenli milletvekilli, komisyon üyesi, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı oranlarına bakarak bürokrasinin siyasetteki etkinliği araştırılmıştır. 17 dönemin sonuçları birlikte değerlendirildiğinde bürokrat kökenli milletvekillerinin TBMM'deki ve özellikle Bakanlar Kurulu'ndaki temsil oranlarının dikkat çekici bir şekilde yüksek olduğu görülmüştür. 17 dönemin bürokrat kökenli milletvekili ortalaması % 41.3 gibi yüksek bir oranda bulunmuştur. 17 dönemde TBMM'de kurulan tüm komisyonlarda görev yapan milletvekillerinin % 39.8'nin bürokrat kökenli milletvekili olduğu saptanmıştır. 17 dönemde atanan toplam 1181 bakanın 678'inin (% 57.4) bürokrat kökenli milletvekili olduğu anlaşılmıştır.
Osmanlı bürokrasi geleneğinde "Kazâyâ" usulü- II. Bâyezid dönemine ait Kaziyye Defterleri
Bu tezde Osmanlı Devleti'nin bürokrasi geleneklerinin henüz gelişim safhasında olduğu bir dönemde "kazâyâ" usulünün mahiyeti incelenmiştir. İlk kez bir araştırmaya konu olan bu mesele ele alınırken doğrudan birinci elden kaynaklara referans verilmiştir. Bu amaçla yüksek mahkeme niteliği de taşıyan Divân-ı Hümâyûn'a sunulmak üzere bir nevî rapor şeklinde tutulan kazıyye defterleri çalışmanın ana kaynağını oluşturmuştur. Bugüne ulaşan en erken tarihli örnekleri II. Bâyezid (1481-1512) dönemine kadar inen bu defterlerin ışığında, bir taraftan merkezî bürokrasinin taşradaki temsilcileri olan kadıların müfettiş vasfıyla taşra ile merkez irtibatının sağlanmasında oynadığı kilit rolün önemi ortaya konulurken; diğer taraftan da devlet mekanizmasının hukukî, idarî, sosyal ve ekonomik olaylara yaklaşım biçimi değerlendirilmiştir. Merkez tarafından görevlendirilen müfettiş kadıların kendi meslektaşlarını ve ehl-i örf sınıfına mensup görevlileri teftişini içeren kayıtların tahlili çalışmanın bel kemiğini oluşturmuştur. Bu kayıtlar incelenirken gerek kadıların gerekse diğer resmî görevlilerin teftişe konu olan yolsuzluklarına ve suistimallerine de dikkat çekilmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin merkezden uzak mahallerdeki her türlü problemden haberdar olmak için şikâyet mekanizmasını etkin bir şekilde kullandığı, ardından teftiş mekanizmasını harekete geçirerek şikâyet içerikli bilgilerin öncelikle doğruluğunu araştırdığı ve nihayetinde meselelerin çözümüne yönelik girişimlerde bulunduğu saptanmış ve bu konuda devlet mekanizması içerisindeki idarî işleyişin sistematiği anlaşılmaya çalışılmıştır.
Sicill-i Ahvâl kayıtlarına göre Osmanlı bürokrasisinde Halep doğumlu gayrimüslim memurlar
Devletlerin yönetiminde en önemli unsuru insan gücü oluşturur. Hem merkez taşra ilişkilerini güçlendirmek hem de bürokratik işlerin süratli yapılması amaç edinilir. Bunu yaparken halkın yönetimde katkı sağlama ve devletin bir parçası olma gerçekliği söz konusudur. Yönetilenler, sağlanan imkânlar liyakat ve ihtiyaçlar doğrultusunda yönetimde söz sahibi olarak, devletin devamlılığında önemli bir rol oynarlar. Elbette bu tür gelişmelerin sağlanabilmesi için yönetim ve istihdam sistemlerinin uygun hale getirilmesi gereklidir. Osmanlı Devleti'nde bu tür gelişmelerin yaşandığı dönem 19. yüzyıla isabet eder. Çok geniş bir coğrafyaya sahip olan devletin aynı zamanda vatandaş portföyü zengindi. Pek çok kıtada varlık gösterirken güçlü bir merkezi otoriteyle birlikte taşra devlet olmaz hissiyatını önemsemişti. Devlet, bunu yaparken istihdamda çeşitliliği artırmıştır. Tanzimat ve Islahat Fermanları gibi önemli iki hukuki düzenleme bu çeşitliğin zeminini oluşturmuştur. Bu gelişmeyle gayrimüslimlere de devlet yönetiminde yer alma hakkı tanınmıştır. Gayrimüslim unsurun da bürokraside yer almasıyla devletin topraklarında personel çeşitliliği artmıştır. Bu çeşitliliğe devletin pek çok bölgesinden katkılar gerçekleşmiştir. Genellikle kültürel gelişimi yüksek olan vilayetler burada öne çıkmıştır. Halep bu vilayetlerden birisidir. Önemli bir ticaret güzergâhında bulunması, farklı inanç ve dil mensuplarını barındırması bu anlamda etkili olmuştur. Bundan başka eğitim kurumlarındaki üstünlüğü de önemlidir. Bu sebeple çalışmada Osmanlı bürokrasisinde istihdam edilen gayrimüslimler Halep doğumlu olanlar özeline odaklanmıştır. Tezin ana fikri, Osmanlı Devletinde gayrimüslim memurlarının kariyer imkânlarının olduğu ve çoğunun bunda başarılı olduğudur. Tespitler sonunda 25'i Rum, 41'i Ermeni, Yahudi ve diğer gayrimüslim unsura mensup 66 memurun kayıtları incelenmiştir. Çalışma daha çok Osmanlı Arşivlerinde bulunan ve memurların özgeçmişlerinin tutulduğu alındığı Sicill-i Ahval kayıtlarından yararlanılarak üretilmiştir. Bundan başka telif eserlerden yararlanılmıştır. Halep doğumlu gayrimüslim memurların önemli düzeyde eğitim aldıkları, çoğunun birden fazla dile hâkim olduğu, önemli bir kısmının görevlerinde başarılı olduğu, usulsüzlükleri halinde hukuki süreç işletildiği ve başarı durumlarında mükâfatlandırıldıkları çalışmanın önemli bulguları arasındadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Tanzimat Fermanı, Halep, Gayrimüslim, Sicill-i Ahval, Bürokrasi
Bürokrasi ile öğretmen yeterliği arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, okul yöneticilerinin görüşlerine göre bürokrasi ile öğretmen yeterliği arasındaki ilişkiyi incelemektir.Çalışmanın evreni 2007?2008 öğretim yılında Uşak il merkezinde bulunan 61 ilk ve orta dereceli okulda görev yapan 181 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini de evrendeki bütün okul yöneticileri oluşturmaktadır. Bu bakımdan örneklem evrenin tamamını temsil etmektedir. Bu araştırmada kullanılan ölçme araçlarından ?bürokrasiyi tasvip? ile ?bürokratikleşmeyi tasvir? anketleri Yücel (1999)'in geliştirdiği ?bürokratikleşme anketi?nden uyarlanarak geliştirilmiş; ?öğretmen yeterlikleri anketi? ise Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğünün 2006 yılında hazırladığı ?Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri? raporu ile literatürdeki ilgili verilerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Anketlerde beşli Likert tipi ölçek kullanılmıştır.Kullanılabilir olarak geri dönen anket sayısı 129'dur. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Faktör analizi, ortalama, standart sapma, anova, Tukey ve t- testleriyle veriler analiz edilmiştir.Araştırmada öğretmen yeterliği üzerinde bürokratikleşmenin etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Yöneticiler, en çok kuralcılığı ve kuralları önemserken, yaşları ilerledikçe öğretmenleri yeterli görme eğilimleri de artmaktadır. Hiyerarşik otorite kullanımının önemsenmesi, öğretmenlerin iletişim ve etkileşim becerilerini düşürürken, okuldaki bürokratikleşmenin artması öğretmen yeterliğini artırmaktadır.Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, bürokratikleşme, yeterlik, öğretmen yeterliği, öğretmen, yönetici.
İdari reform bağlamında 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisi
Çalışma; küresel ölçekte kamu yönetimi değerler dizisinde gerçekleşen farklılaşmalar çerçevesinde yaşanan gelişmelerin, Türk kamu yönetimine yansımalarını irdelemeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda 'geleneksel kamu yönetiminde' 1970'ler ve özellikle 1980 sonrası yaşanan gelişmeler; başta idari reformlar olmak üzere, 'Türk kamu yönetimi' ekseninde değerlendirilmiştir. Geleneksel kamu yönetimi Weber, Wilson ve Taylor etrafında büyük oranda şekillenmiştir. Büroların yönetimi, kamu yönetimi gibi anlamları karşılayan bürokrasi kavramı üzerinde Weber'in gerçekleştirdiği çalışmalar geleneksel kamu yönetiminde önemli bir yere sahiptir. Özellikle 20.yy son çeyreğinde yaşanan gelişmeler hem Weber bürokrasisinin hantal, verimsiz, kuralcı ve detaycı niteliklerinin hem de refah devleti anlayışının belirgin biçimde eleştirilmesine yol açmıştır. Diğer taraftan 1980 sonrası küreselleşmenin ivmelenen yükselişi ile birlikte ağırlığını giderek hissettiren küresel rekabet; ülke özelinde, başta Türk kamu bürokrasisi olmak üzere farklı başlıklarda reformlara duyulan ihtiyacı arttırmıştır. Zira bürokrasiye yönelik değişim, dönüşüm ve farklılaşmada küresel ve özellikle kapitalist beslenme kanallarının ilgili değişim, dönüşüm ve farklılaşmayı şekillendirebilen bir etkisi söz konusudur. Bu bağlamda 1980 sonrası Türk kamu bürokrasisinde yaşanan gelişmeler ilgili kapsam ve çalışma amacı doğrultusunda analiz edilmiştir. Çalışma bir bütün olarak değerlendirildiğinde küresel anlamda geleneksel kamu yönetiminde yaşanan farklılaşma ve ayrışmanın, ulusal ölçekte Türk kamu yönetimine yansıdığı ve özellikle 1980 sonrası yaşanan çeşitli gelişmeler ve idari reformların yönünün belirlenmesinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
1787-1792 Osmanlı-Rus Harbi'nde şikayet mekanizması
1787-92 Osmanlı-Rus Harbi yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkan eyaletlerinden merkeze aktarılan şikâyetleri temel alan bu çalışma; savaş yıllarında merkez bürokrasisini meşgul eden şikâyetlerin hangi bölgelerde yoğunlaştığı ve çözümünde muhatap alınan görevlilerin kimler olduğunun ortaya çıkarılmasını amaçlar. Şikâyet bürokrasisinin sefer yıllarında ordu ve rikâb olarak ayrılması, bu sayede savaş şartlarında daha fazla başvuru merciinin ortaya çıkması sefer şartlarında şikâyet meselesini ilgi çekici kılar. Ayrıca şikâyet hükümlerinin bulunduğu defterlerin sefer yıllarındaki serencamı da bu bağlamda değerlendirilmiştir. Bu çalışmada şikâyet sonucunda divanlardan çıkan hükümlerin muhatap alındığı görevlilerin ve özellikle 18. yüzyılın en önemli aktörlerinden biri olan âyanların şikâyetlerin çözümünde aldıkları rol incelenmiştir. 1787-92 harbinden kısa süre önce kaldırılan âyanların yerine getirilen şehir kethüdaları ile savaş şartlarında tekrar kucak açılan âyanların şikâyetlerin çözümünde aldıkları rol karşılaştırılmıştır. Çalışma, temelinde bir arşiv çalışmasıdır. İlgili yıllarda şikâyet hükümlerinin yer aldığı atik şikâyet, rikâb, ordu defterleri ve eyalet ahkâm ve rikâb ahkâm defterleri çalışmanın ana kaynak grubunu oluşturur. Buradan elde edilerek tasnif edilen bilgiler harita, grafik ve tablolarla anlamlandırılmıştır. Şikâyet defterlerinin yanı sıra Osmanlı arşivindeki diğer tasnifler ile konuyla ilgili literatür çalışmada kullanılmıştır. İncelenen defterlerdeki 8.800'e yakın hükmün yaklaşık 5.500'ünün Balkan eyaletleri ve Cezayir-i Bahr-ı Sefid eyaletine bağlı kaza ve nahiyelere gönderildiği tesit edilmiştir. Bu eyaletlerden Rumeli'ye 1.911, Özi'ye 1.412, Cezayir-i Bahr-i Sefid'e 1.225 hüküm gönderilmiştir. Bu hükümlerin %66'sı ehl-i şer' olan kadı ve nâibe, %4'ü ehl-i örf olan idarecilere, %30'u ise iki gruba birlikte gönderilmiştir. Ehl-i örfün dahil olduğu %34'lük hüküm grubunun içerisinde âyanlara 94, şehir kethüdalarına ise 54 hüküm gönderilmiştir. Fakat Tepedelenli Ali Paşa, Yenipazar Âyanı Haseki Osman Ağa gibi daha sonra dergâh-ı mualla kapıcıbaşılığı, hasekilik, derbendat nazırlığı, mîr-i mîrânlık elde eden âyanlarda bu tasnife alındığında şikâyetlerin çözümünde bu kişilere 300'e yakın hüküm gönderildiği ortaya çıkmaktadır.
An evaluation of the leadership style and its effect on the employees attitude: A case of Cratos Group Limited, Nigeria
The importance of leadership cannot be overstated, since it has the potential to have an impact on the ecology of an organization, the company, and the workers. Because of this, good leadership may have an impact on subordinates' levels of satisfaction and the extent to which they are absent from their duties. Rather of relying on a single style of leadership, successful leaders use a variety of methods to achieve success. A survey of the literature revealed that the aim of a successful leader is to convert the existing human resource in order to fulfill the organization's immediate as well as longer-range goals, as stated in the research. In order to do this, the leader has an impact on the attitude of workers (job satisfaction), which in turn has an impact on their attitude (absenteeism). The Path-Goal Theory offered the framework that helped explain the perspective of this research that there are certain variables that influence the choice of a leadership style by a leader; nevertheless, there are characteristics that characterize a successful leader, as shown in this study. The research used a survey methodology and relied on a questionnaire to collect the data for analysis. In the study's results, it was shown that leaders that adopt a transformational approach have an impact on their workers' job satisfaction and absenteeism. As a result, a manager's leadership style shapes the environment in which his or her workers operate and has an impact on the attitudes and performance of his or her team.
Franz Kafka'nın "Şato" romanı üzerinden bürokrasi kavramına bir bakış
Giderek karmaşıklaşan idari yapılarda bir örgütlenme biçimi olarak görülen bürokrasinin birçok disiplinde değişik tanımları mevcuttur. Kamu yönetimi alanında olduğu kadar edebi perspektifte de söz konusu kavrama olan ilgi, onun ne derece geniş anlam bağına sahip olduğunu kanıtlar niteliktedir. Edebiyatın sağladığı zengin anlatı olanaklarını yönetim bilimlerine aktarmak sıkça karşılaşılan bir yaklaşım değildir. Bu bağlamda tez çalışmasında Franz Kafka'nın Şato Romanı ve romandan alınan örneklem üzerinden bürokrasi açımlanmıştır. Kafka yaşamının bir döneminde bürokratik aygıtta yer almış ve bürokrasiyi güçlü bir edebiyatçının bakış keskinliğiyle gözlemleme fırsatı bulmuştur. Bu açıdan eserlerindeki izlenimler önemlidir. Yazarın başta Şato olmak üzere pek çok eseri yönetim bilimciler için önemli bir araştırma alanıdır. Şato Romanı aracılığıyla bürokrasinin kötücül özünü anlamlandırmaya çalışmak, romandaki yönetenler ile yönetilenler arasındaki sorunların ne olduğunu Maxqda 2020 Programı ile ortaya çıkarmak çalışmanın amaçlarından olmuştur. Buna uygun olarak Şato Romanı ve romandan seçilen örneklem, MAXQDA 2020 Veri Analiz Programı ile değerlendirilmiş ve bulgular çalışmaya yansıtılmıştır. Buna göre Şato Romanı'ndaki bürokrasi; ulaşılamaz, iletişime geçilemez bir yapıdadır ve halkla arasında travmatik ve anlaşılamaz bir dil vardır. Yönetenlerin büropatolojik davranış biçimlerinin sonuçları yönetilenlerde aidiyetsizlik, korkaklık, itibarsızlaşma, bürokratikleşme vd.faktörlerin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir.Maxqda ilişki ağları çıktılarına dayanılarak memurların en çok yetkiyi kötüye kullanmasından kaynaklı olumsuz sonuçların varlığından bahsedilebilir.Yetkinin kötüye kullanılması neticesinde gelişen olaylar yönetilenlerde güvensizlik, korkaklık, çaresizlik vb. duygu durumlarının oluşmasına sebep olmuştur.Şato'daki yöneten-yönetilen ilişkilerinin 21.yüzyılda halen geçerliliğini koruyor olması düşündürücüdür. Anahtar kelimeler Bürokrasi, kamu yönetimi, Franz Kafka, Şato Romanı
Mehmet Emin Rauf Paşa (1780-1860)
III. Selim, II. Mahmud ve Abdülmecid gibi yenilik yanlısı padişahların saltanatlarını görmüş olan devlet adamı Mehmet Emin Rauf Paşa, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nda büyük değişimlerin yaşandığı bir zamanda, toplamda on beş yıla yaklaşan sadaretlerini ve yine on beş yılı bulan taşra yöneticiliklerini göz önüne aldığımızda Rauf Paşa'nın biyografisi, devre ait siyasetin nasıl şekillendiğini anlamamıza yapacağı katkılar sebebiyle önemlidir. Nitekim Rauf Paşa, Anadolu'daki ve Suriye'deki memuriyetleri sırasında Osmanlı-İran savaşlarına Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılışına, Asakir-i Mansure'nin kuruluşuna ve çıkışından kısa bir süre sonra uluslararası soruna dönüşmüş olan Mısır valisinin isyanına tanıklık etmiştir. Kalem terbiyesi almış olması sayesinde Rauf Paşa, XIX. yüzyılda, Babıali'nin reformları uygulayacak kadrolara ihtiyaç duyduğu bir dönemde seyfiye kökenli bürokratlar yerine kalemiye kökenli bürokratları tercih eden II. Mahmud'a uzun yıllar sadrazamlık yapmış ve onun ilk Başvekil'i olmuştur. Rauf Paşa, ülkede reformların sağlam bir zemine oturması için merkezin eyaletler üzerindeki egemenliğini yeniden tesis etmek amacıyla, taşradaki güç odaklarını ortadan kaldırmayı planlayan II. Mahmud'un siyasi merkeziyetçilik projesini desteklemiştir. Rauf Paşa, II. Mahmud'un vefatına yakın Tanzimat'ın üzerinde yükseleceği kurumsal dönüşümü mümkün kılacak bürokratik reformların hazırlanmasında Mustafa Reşid Paşa ile birlikte çalışarak, yönetimde modernleşmenin önünü açan devlet adamları arasında yer almıştır. Tanzimat'ın ilanından sonraki sadaretlerinde de çizgisini koruyan Rauf Paşa, yenilik yanlılarıyla muhafazakârlar arasında yaşanan mücadelede yeniliklerden yana tavır alarak, imparatorluğun devamını sağlayacak askeri ve mali reformların gerçekleştirilmesinde önemli roller üstlenmiştir. Dolayısıyla Rauf Paşa'nın kişiliğinde karşılığını bulan Osmanlı devlet adamı kimliği Tanzimat öncesi ve sonrası olmak üzere iki zamanın birlikteliği üzerine inşa edilmiş; ancak bu birliktelik Rauf Paşa'nın siyasi hayatında ikiliğe yol açmamış ve çatışmadan varlığını birarada sürdürmeyi başarmıştır.
Türkiye'de vergi ahlakını şekillendiren etkenler
Bu çalışmanın amacı, 22 yıllık bir süreçte, Türkiye'de vergi ahlakının dönüşümünü irdelemektir. İlgili hedef çerçevesinde, Dünya Değerler Anketi'nin 1990, 2007 ve 2012 yılı verilerinden istifade edilmiştir. Sıralı probit modeller aracılığıyla gerçekleştirilen analizler sonucunda, vergi ahlak düzeyinin zaman içerisinde değiştiği gözlemlenmiştir. 2007 ve 2012 yıllarındaki vergi ahlak düzeyi, 1990 yılına nispetle daha düşüktür. Ek olarak, araştırma bulguları, bürokrasiye güvenin ve maddi tatmin düzeyinin vergi ahlakı üzerinde negatif yönlü bir etkisini işaret etmektedir. Tahmin sonuçlarına göre, hükümete güven, dinin önemi ve milli gurur vergi ahlakı üzerinde anlamlı bir pozitif etkiye sahiptir.
Sicill-i Ahval Defterlerine göre Silifkeli devlet adamları
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Dönemi ile birlikte batı dünyası daha yakın bir şekilde takip edilmeye başlamış ve batı tarzı yenilikler hız kazanmıştır. Osmanlı Devleti'nde yapılan yenilikler sonucunda bürokrasi de önem kazanmış bununla birlikte yeni memur alımları artmıştır. Osmanlı Devleti'nde daha önceki yıllarda memurlarla ilgili merkezi idare tarafından bir kayıt sistemi bulunmamaktaydı. II. Abdülhamid dönemiyle birlikte devlette merkezileşme çalışmaları hız kazanmıştır. II. Abdülhamid döneminde devlet memurları ile ilgili bilgilerin kayıt altına alınması, düzenin sağlanması ve memurların takiplerinin yapılabilmesi ihtiyaçları sonucunda Sicill-i Ahval Komisyonu adı verilen bir birim kuruldu. Bu komisyonun görevi memurların kayıtlarının tutulacağı Sicill-i Ahval defterlerinin hazırlanması olmuştur. Sicill-i Ahval defterleri, Osmamlı Devleti'nde devlet memurları ile ilgili bilgilerin yazıldığı defterlerdir. Devlet memurları ile ilgili; doğum yerleri, doğum tarihleri, baba adı, eğitim aldığı yerler, bildiği diller, hangi milletten olduğu, görevine başlama yaşı, görev aldığı yerler, görev süreci içinde aldığı maaşlar, görevinden dolayı aldığı ödül ve cezalar gibi birçok konu hakkında Sicill-i Ahval defterlerinde bilgiler bulunmaktadır. Sicill-i Ahval defterleri yazıldığı dönemin izlerini barındırması açısından günümüzde yapılan tarih araştırmalarına ışık tutmaktadır. Yapılan tez çalışmamızın konusunu Sicill-i Ahval defterlerinde kayıtlı bulunan Silifkeli devlet adamları oluşturmuştur. Silifkeli devlet adamlarının ayrıntılı bilgileri ele alınmıştır. Silifke tarihi ve idari yapısı, tarihi süreç içinde nüfus özellikleri hakkında araştırma da yapılmıştır. Ayrıca Bürokrasi kavramı ve Osmanlı Devleti'nde bürokrasi ile ilgili bilgilere de ulaşmak mümkündür.
The development of Ottoman governments' policies towards Greek associations, 1861-1912
This thesis aims to investigate the policies developed by Ottoman bureaucrats in their relations to Greek associations in the years between 1861 and 1912. These policies were constructed through the various documents the Ottoman bureaucrats produced while they were dealing with Greek associations. This study analyses these Ottoman correspondences focusing on the issues of Ottoman identity and the incorporation of Greek-speaking populations into the Ottoman political system. The focus of the thesis is on educational and philanthropic associations and their relations to the Ottoman bureaucrats. In this thesis Ottoman documents are presented in a way to link them with general developments among the Greek-speaking populations of the Empire and the perception of the Ottoman bureaucracy concerning an Ottoman identity. By focusing on the Ottoman bureaucrats? perceptions and plans in these two fields, this thesis plans to contribute to the challenging of the standard historiography concerning Greek associations which deals with the issue in seclusion without paying attention to Ottoman governments? plans and desires.The main body of sources used for this thesis consists of correspondences prepared by various Ottoman ministries and state departments in their relations to the Greek associations. Also, some legal texts prepared by Ottoman lawyers who lived in the years this thesis is concerned with and compilations of legal codes like Düstur and Mecelle-i Umur-ı Belediye were consulted.
Bürokrasi-siyaset ilişkilerinin parlamenter ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemleri üzerinden değerlendirilmesi (2002-2022)
Kamu yönetimi alanında en önemli ve temel tartışmalardan birini siyaset ve bürokrasi gibi devletin idari olarak işletilmesinde görevli kurumlar arasındaki ilişkilerin ne şekilde olduğu oluşturmaktadır. İlişkilerin boyutu hükümet sistemleri, yönetim biçimleri gibi birçok faktöre göre farklılık arz etse de genel olarak bürokrat ve siyasetçilerin birbirlerine üstünlük kurma ya da idari gücü daha fazla kendi elinde tutmaya dayanmaktadır. Bu iki önemli kurumun görev alanları anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik gibi mevzuatlar çerçevesinde belirlenmiş olsa da işlerlik noktasında keskin sınırlar çizilememektedir. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat dönemine kadar padişah, devletin yönetiminde mutlak iradeye sahip olarak yürütme, yasa koyma ve yargısal görevleri kendisine sadakatle bağlı "kul statüsü" anlayışına dayalı bürokratların yardımıyla üstlenmekteydi. Tanzimat'a kadar padişaha mutlak bağlılık arz eden bürokrasi, devlet idaresinde padişahın yanında ikinci bir güç olarak ortaya çıkamamıştır. Tanzimat Fermanı ile başlayan modernleşme ve sonrasında yürürlüğe giren Meşrutiyet Dönemleri bürokrasiyi ve bürokratları devlet yönetiminde önemli bir konuma getirmiştir. Bu durumun ortaya çıkışında hükümetlerin görev alanlarının artması, bilgi ve uzmanlığın ön plana çıkması, modern devlet yapılarının ortaya çıkışı ve "tekil irade" anlayışına dayalı yönetimlerin yerini demokrasiyle idare edilen yönetimlerin alması gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti birçok alanda olduğu gibi bürokratik anlayışı da Osmanlıdan devralmış ve kamu yönetimine dair birtakım geleneksel uygulamaları devam ettirmiştir. Kuruluş yıllarında tek parti yönetimi ve anlayışıyla birlikte bürokrasinin etkinliği fazlayken, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle bürokratik etkinlik giderek azalmış ve siyasi iradeye bağlı hareket etmeye başlamıştır. Siyasal iradeyi tek partinin elinde tuttuğu dönemlerde bürokrasinin etkinliği azalırken koalisyonlar döneminde ise bürokratik etkinlik artmıştır. 2002 yılında tek başına iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, her zaman bürokrasinin idareyi yönlendiren bir unsur olmaktan ziyade iktidarın verdiği görevleri uygulayan ve kamuya hizmet eden bir araç olması için uğraşmıştır. 2002-2018 yılları arasında parlamenter hükümet sistemi döneminde siyasal iradede tek söz sahibi olan Adalet ve Kalkınma Partisi, bürokrasiyi tam anlamda kendine bağlı kılamasa da 2018 yılında yürürlüğe giren cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi modeliyle cumhurbaşkanının tüm üst düzey yöneticileri atama, görevden alma gibi görev alanlarında tam yetkili kılınması sonrasında bürokrasi siyasal iradeye bağlı bir unsur haline getirilmiştir. Bu çalışma Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Parlamenter ve cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dönemlerinde bürokrasinin ve bürokratik vesayetin siyasi irade eliyle nasıl ve ne şekilde dönüşüme uğradığı, siyasetin bürokrasiyi idari anlamda rakip olan bir konumdan kendisine bağlı hareket eden bir konuma nasıl getirdiğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Siyaset, İktidar, Türkiye'de Yönetim.
Tapu müdürlüklerinde çalışan sokak düzeyi bürokratlarının örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisi: İzmir ili alan araştırması
Bu tezin amacı sokak düzeyi bürokratlarının karakteristik özelliği olan "vatandaşla yüz yüze temas hâlinde olma" ve "takdir yetkisini kullanma" niteliklerine tipik bir örnek olan tapu memurlarının örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda nicel bir araştırma tasarlanarak araştırmanın modeli ve hipotezleri test edilmiştir. Soru formu, İzmir ilindeki 11 Tapu Müdürlüğünde çalışan memurlara elden dağıtıarak 170 gönüllü katılımcıdan veri toplanmıştır. Veriler SPSS 20.0 programıyla analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, tapu memurlarının etkileşimsel adalet algılamalarının yüksek; işlemsel adalet algılamalarının orta ve dağıtım adaleti algılamalarının düşük düzeyde olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca katılımcıların örgütsel bağlılık düzeylerinin de düşük olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizleri tapu memurlarının özellikle dağıtım adaletine ilişkin algılamalarının örgütsel bağlılığın üç boyutunu da pozitif yönde ve anlamlı düzeyde etkilediğini; işlemsel adalet algılamalarının ise sadece duygusal ve normatif bağlılığı etkilediği göstermektedir. Bu sonuçlara dayanarak, kamu yöneticilerinin, tapu memurlarının adalet algısını etkileyen faktörleri dikkatli şekilde tespit ederek gerekli iyileştirmeleri yaptırmaları; böylece kurumlarına olan bağlılıklarını artırmaları önerilebilir. Bu tür girişimlerin hem sokak düzeyi bürokratlarının hem de kamu kurumlarının verimliliğini ve performansını artırmada yaşamsal önemi bulunmaktadır. Tapu memurları özelinde örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık ilişkisini incelemesi açısından özgün olduğu düşünülen bu çalışmanın kamu yönetimi literatürüne katkı sağlaması beklenmektedir. Çalışma aynı zamanda tapu dairelerindeki memurları Türkiye örneğinde tipik sokak bürokratları olarak odaklaması bakımından da benzersizdir. Tezin sonunda geliştirilen önerilerle örgütsel adalet ile örgütsel bağlılık ilişkisini kamusal bir perspektiften sunarak kamu yöneticilerine yol gösterici olması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sokak Düzeyi Bürokratları, Tapu Memurları, Örgütsel Adalet, Örgütsel Bağlılık.
State, bureaucracy and power in the Late Ottoman Empire (1908-1913)
This study explains power relations in the civil bureaucratic apparatus through the controlling mechanisms of appointing and dismissing state cadres. The struggle to control the bureaucratic apparatus during the first five years of the Second Constitutional period suggests an alternative narrative that challenges the existing literature on political history which describes power relations among the political elite only in terms of dominating the government and parliament. Alongside governmental and parliamentary conflicts, this study concerns the extension of power relations to the state apparatus through bureaucratic cadres. This approach is possible if the state is considered as neither a monolithic nor a unitary organization, as functional and institutional approaches to state theory do. Instead, such an approach must break from the modernization paradigm on which the literature of bureaucracy, including the late Ottoman bureaucracy, has long been based. Rather than focusing on grand narratives over long historical periods, this research evaluates short periods of time that were formed by everyday struggles among the actors who comprise history itself. This is evident when the complex struggles among different political and non-political actors to shaping state cadres are considered. For this reason, this dissertation puts to two antithetical practices – appointments and dismissals – under the microscope. Gubernatorial appointments and the mass purges (tensikât) are reviewed from this perspective.
The bureaucratization and modernization of the naib in the Ottoman Empire: 1839-1864
This thesis analyzes the office of naib in the Ottoman Empire during the early Tanzimat era. The aim of the research is to understand the reformation and transformation in the legal domain of the Ottoman Empire during the Tanzimat period. With the spread of tax farming in the Ottoman legal system during the 17th and 18th centuries the naibs became important power holders in the provinces with the total legal and administrative power of the kadıs. With the Tanzimat order, this position became a target of the newly established central government together with the other local power holders. The transformation in the legal domain in this period is analyzed according to the centralization narrative of the Tanzimat era. The thesis argues that the naibs were important local political actors with their legal and administrative capacities, who allied or challenged the other local and central actors and played an essential role in local politics. Lastly, it is claimed that the government created new forms of control over the naibs to increase its control over the judiciary domain. Based on the analysis of the number of dismissed naibs between 1839 and 1864, it is argued that the government used the practice of dismissing naibs with the claims of impropriety, corruption and bribery frequently to establish a power mechanism against the naibs.
Standart maliyet modeli bağlamında e-devlet uygulamalarının yönetimin iyileştirilmesi ve refah üzerindeki etkileri
Vatandaşların ve işletmelerin idareden beklentileri dönem dönem farklılık gösterebilmektedir. Günümüzdeki en önemli beklentiler; idarenin kaynakları etkin ve verimli kullanması, sunduğu hizmetleri ise zamanında ve en kısa sürede yerine getirmesidir. E-devlet uygulamaları bu temel amaca hizmet etmektedir. Bunun yanında e-devletin karar alma süreçlerini hızlandırarak yönetim kademelerinde zaman ve parasal tasarruf sağlaması, hizmet alan vatandaşların memnuniyetlerine katkı sunması söz konusudur. Niceliksel bir yöntem olan standart maliyet modeli ile mevzuat tarafından uygulanan idari yüklerin hesaplanması yapılabilmektedir. Standart maliyet modeli ile hesaplanan idari yüklerin, e-devlet hizmet sunum aşamasında bir veri olarak kullanılması yönetimin iyileştirilmesi ve hizmet süreçlerinin basitleştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Sonuç olarak, idari yüklerin azaltılmasının hem bireysel refahı hem de toplumsal refahı olumlu yönde etkilemesi beklenmektedir. Bu tezde standart maliyet modeli, e-devlet, bürokrasi, idari sadeleştirme/basitleştirme ve idari yük kavramlarının birbirleri ile olan ilişkilerinin tanımlanması, bunun yanı sıra farklı ülke örnekleri ile kıyaslama yapılarak, yönetime sağladığı yararların incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca e-devlet uygulamalarının yönetimin iyileştirilmesi ve refah üzerindeki etkileri de inceleme konusu yapılmıştır. Bu kapsamda Türkiye'de uygulanmış ve uygulanmakta olan idari basitleştirme çalışmaları da ele alınmış ve e-devlet ve refah ilişkisi üzerine ampirik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Bu analiz sonucunda e-devletin ülkelerin refah düzeylerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre 165 ülkenin dâhil edildiği regresyon modelinde e-devlet gelişmişlik düzeyinde meydana gelecek 0.01 birimlik bir artışın refah düzeyini yaklaşık olarak 0.31 puan artırdığı verisi elde edilmiştir.
Devlet bürokrasisinde dine bakış [28 Şubat süreci örneği (1997-2002)]
Tanzimat'tan günümüze devlet bürokrasisinin ve zaman zaman onun güdümüne giren siyaset kurumunun din ile ilişkisi hep var olmuştur. Kurumsal anlamda din, Cumhuriyetin kuruluş sürecinde de yerini almıştır. Bürokratik aktörler toplumu kendi din algılarına göre yönlendirme çabasında olmuşlardır. Geleneksel din algısının dışına çıkan dini grup ve cemaatler çağın dinamiklerine göre takibe alınmış, kontrol edilmeye çalışılmış, işten, görevden veya okuldan uzaklaştırılmışlardır. 28 Şubat sürecinde, askeri vesayetin öncülük ettiği devlet bürokrasisi, siyaset kurumunu da baskı altında tutarak, laikliğin ve rejimin tehlikede olduğu gerekçesiyle kamusal alanda irtica ile mücadele adına başörtüsü ve dini eğitim kurumları gibi dinsel görünümleri ortadan kaldırma, kısıtlama, ötekileştirme, mahrum bırakma icraatlarıyla toplumda büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu süreçte seçilmişler, bürokratik vesayetin anti-demokratik baskı ve uygulamalarına direnç gösterememiş, toplumun önemli bir kesimi bazı temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakılmıştır. 28 Şubat postmodern darbesi eğitim, çalışma hayatı, ekonomi, siyaset kurumu gibi alanlarda toplumun her kesimini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışma 28 Şubat sürecinde bürokrasinin din anlayışını, dine bakışını ve topluma etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Sicill-i ahval defterlerinde kayıtlı Kengırı (Çankırı) doğumlu devlet memurları (1879-1909)
Osmanlı Devleti altı asırdan fazla hüküm sürmüş, bu süreçte güçlü bir ordunun yanında etkili ve büyük bir bürokrasi sistemi de oluşturmuştur. Fakat değişen dünya dengeleri karşısında ihtiyaçlara cevap veremeyen klasik Osmanlı bürokratik yapısı ve memur sisteminde 19. yüzyıldan itibaren köklü reformlara gidilmiştir. Yeni oluşturulan modern memurluk sisteminde memurların mesleki gelişim ve değişim süreçleri II. Abdülhamid dönemi ile birlikte sicill-i ahvâl defterlerine kaydedilmiş ve bir merkezde toplanmıştır. Bu kayıtlarından yararlanmak isteyen tarih araştırmacılarına bilgi kaynağı oluşturmak amacı ile yapılan bu çalışmanın konusunu, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan sicill-i ahvâl defterlerinde kayıtlı Kengırı (Çankırı) doğumlu devlet memurları oluşturmaktadır. Kengırı merkez kazası ile merkeze bağlı Koçhisar ve Tuht nâhiyelerinde dünyaya gelen 138 memurun sicill-i ahval kayıtları ile sınırlandırılan çalışma üç bölüm hâlinde hazırlanmıştır. Birinci bölümde arşiv vesikalarından da yararlanarak Kengırı isminin kökeni, tarihi, idari, coğrafi, ekonomik ve sosyal yapısı ele alınmıştır, Tanzimat Dönemi'nde yaşanan Batı etkisi ve Osmanlı Devleti'nin merkezîleşme çabaları ve bu kapsamda gerçekleşen merkez bürokrasisi ile taşra bürokrasisinde yaşanan değişimler irdelenmiş, değişimler sonucunda ortaya çıkan yeni memur sistemi ve sicill-i ahvâl defterlerinin oluşturulma amacı, gelişimi ve özellikleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, sicil kayıtları kaynak alınarak memurların adları, unvanları, doğum tarihleri, baba adları ve baba meslekleri, eğitim gördükleri okullar, bildikleri yabancı diller, memuriyete başlama yaşları ve tarihleri, çalıştıkları kurumlar, yaptıkları vazifeler, vazifelerinde aldıkları en yüksek maaşlar; memurluk hayatlarında aldıkları nişanlar, madalyalar, rütbeler ve cezalar tablo hâline getirilmiş ve detaylı analizleri yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan sicill-i ahvâl defterlerinde kayıtlı Kengırı (Çankırı) doğumlu 138 memurun sicil kayıtları transkript edilmiştir.
İlköğretim okullarının bürokratik yapıları ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişki: Malatya ili örneği
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin, görev yaptıkları okulların bürokratik yapısına ilişkin algıları ile kendilerinin örgütsel sosyalleşmelerine ilişkin algılarını saptayıp, onların bu algıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını; ayrıca, algılarının cinsiyet, branş, kıdem ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir.Araştırma hem ilişkisel hem de tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Malatya ili merkezinde bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapan 3286 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini tabakalı-rastgele örnekleme yöntemine göre seçilen 398 öğretmen oluşturmuştur. Okullar büyüklüklerine göre (öğrenim gören öğrenci sayısı 1-500, 501-1000, 1001-1500, 1501 ve üstü olan okullar şeklinde) tabakalara ayrılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen ?Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği? ve Hoy ve Sweetland (2000) tarafından geliştirilen ?Okul Yapısının Etkililiği Ölçeği? ile toplanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler analiz edilirken, öncelikle betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır, öğretmenlerin algılarının cinsiyet ve branş değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi, kıdem ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için ANOVA testi yapılmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı farkın belirlendiği durumlarda, farkın hangi grup ya da gruplardan kaynaklandığını belirlemek için Scheffe ve Dunnet C testi uygulanmıştır. Ayrıca anlamlı farklılık bulunan gruplar için etki büyüklüğü eta-kare korelasyon katsayısı (?²) değerleri hesaplanmıştır.Yapılan betimsel istatistikler sonucunda, araştırmaya katılan öğretmenlerin, kendilerinin örgütsel sosyalleşme düzeylerini ?çok? olarak algıladıkları ve görev yaptıkları okulların bürokratik yapısını ?çoğunlukla? kolaylaştırıcı, ?nadiren? engelleyici olarak algıladıkları belirlenmiştir.Bağımsız değişkenler açısından yapılan analizler sonucunda, öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin branş değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği, sınıf öğretmenlerinin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu ve branş değişkeninin örgütsel sosyalleşme üzerinde ?küçük? düzeyde bir etki büyüklüğüne (?²=.03) sahip olduğu bulunmuştur. Kıdem değişkenine göre öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği, kıdemi fazla olan öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerinin daha yüksek olduğu ve kıdem değişkenin örgütsel sosyalleşme üzerinde ?orta? düzeyde etki büyüklüğüne (?²=.10) sahip olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre, öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmelerine ilişkin algılarında anlamlı farklılık görülmemiştir.Öğretmenlerin okullarının bürokratik yapısına ilişkin algılarının, kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği 21 yıl ve üstü kıdeme sahip öğretmenlerin okullarındaki bürokratik yapıyı 11-20 yıl kıdeme sahip öğretmenlerden daha kolaylaştırıcı algıladıkları görülmüştür. Kıdem değişkenin kolaylaştırıcı bürokrasi boyutu üzerinde küçük etki büyüklüğüne (?²=.04) sahip olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, branş ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre öğretmenlerin algılarında hem kolaylaştırıcı hem de engelleyici bürokrasi boyutlarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Örgütsel sosyalleşme ile bürokratik yapı arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, örgütsel sosyalleşme ile kolaylaştırıcı bürokrasi arasında pozitif yönde orta düzeyde, engelleyici bürokrasi ile arasında negatif yönde küçük düzeyde bir ilişki bulunmuştur.
Büyük Selçuklu Devleti bürokrasisinde Nizâmülmülk etkisi
Selçuklular, hânedan adını ordu komutanı olan Oğuzlar'ın kınık boyuna mensup Selçuk Bey'den almıştır. Selçuk Bey yaklaşık 350/961 yıllarında Yenikent'ten yanındakilerle birlikte Cend şehrine göç etmiştir. İleri görüşlü olan Selçuk Bey, bu diyarda azınlık bir şekilde yok olmamak için Müslüman olmaları gerektiğini tefekkür etmiştir. Bunun sonucunda Selçuk Bey ve maiyetindekiler Müslüman olmuşlar ve Cend bölgesini yurt edinmişlerdir. Selçuklular zaman zaman Karahanlılara karşı, Sâmânîlerle iş birliği yapmışlardır. Gazneli Devletine karşı verdikleri mücadelede Dandanakan Savaşının ardından bağımsız bir devlet kurmayı başarmışlardır. Abbasî Halifesi Kâim-Biemrillâh'a küffar için cihat sözü vermişlerdir. Tuğrul Bey devlet bürokrasisinde çalışması için kalem ehlinden (İranlı) adamları Selçuklu Devleti'nde işe almaya başlamıştır. Nizâmülmülk, çok küçük yaştan itibaren babası sayesinde iyi bir eğitim almıştır. Babası ile birlikte Büyük Selçuklu Devleti'nin bürokraside kalem ehli aradıklarını öğrenince Çağrı Bey'in Belh valisi İbn Şâdân'ın yanında kâtiplik göreviyle işe başlamışlardır. Ancak İbn Şâdân'ın Nizâmülmülk'e baskı yapması ve iftira etmesi dolayısıyla, Nizâmülmülk onun yanından gizlice kaçıp Merv'e Çağrı Bey'in yanına gitmiştir. Çağrı Bey de Nizâmülmülk'ü oğlu Alparslan'a vezir tayin etmiştir. Böylelikle Nizâmülmülk'ün yaklaşık otuz yıl süren vezirlik hayatı başlamıştır. Nizâmülmülk, İdarî ve siyasi becerileriyle Alparslan'ın beğenisini kazanmıştır. Alparslan'ın Rumlarla yaptığı Malazgirt Savaşı haricinde bütün savaşlarda ve devlete karşı çıkan isyanlarda yanında yer almıştır. Melikşah'ın rakiplerini bertaraf ederek tahta oturmasında çok büyük yardımı olmuştur. Melikşah, bu sebeple Nizâmülmülk'ü Selçuklularda ilk defa "atabeg" tayin etmiştir. Devlet bekası adına risk teşkil eden Hasan Sabbah'la mücadele etmiştir. Uzun süren vezirlik görevinde devlet kademelerine yakınlarını getirmesi tepki çekmiştir. Melikşah ile arasını açmak adına entrikalar yapılmıştır. Sonunda Hasan Sabbâh tarafından düzenlenen bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. Nizâmülmülk, orduya oldukça çok önem vermiştir. Devlet bürokrasisinin düzenini kurmuştur. Devlet kurumlarına getirdiği nizam ve askeri dehası onun şöhretini gün be gün artırmıştır. Üstün kişiliği sayesinde halk tarafından da sevilen bir insan olmuştur. Şii- Fâtımî tehdidine karşı Ehli-Sünnet akîdesini korumak için Nizamiye Medreselerini inşa ettirmiştir. İslâm eğitimi ve ilim adamlarına değer vermiştir. Devlet teşkilat ve idaresi ile ilgili konulara yer veren Siyâsetnâme adlı bir eser yazmıştır. Bu eser İslâm kültür ve medeniyetine katkı sağlamıştır. Nizâmülmülk çağında devlet nizamına kavuşmuştur. Kılıçla fethedilen devleti kalemle inşa etmiştir. Anahtar Kavramlar: Nizâmülmülk, Selçuklular, Devlet Bürokrasisi, Nizamiye Medreseleri, Siyâsetnâme.
Osmanlı bürokrasisinde bir yönetici sınıf olarak kalemiye: XIX. yüzyılda kalemiye sınıfının hakimiyeti
Osmanlı bürokrasisi; padişah, veziriazam, askeri ve idari işlerden sorumlu seyfiye sınıfı, eğitim, yargı ve din işlerine bakan ilmiye sınıfı ve devletin idari işleri için gerekli yazışmalarını yürüten, arazi kayıtlarını ve mali kayıtları tutan kalemiye sınıfını içine alacak kadar geniş kapsamlı bir kavramdır. Bu çalışmada; kalemiye sınıfının Osmanlı Devleti'nin klasik dönemdeki bürokrasisi içerisindeki konumunun incelenmesi ve bu sınıftan yetişen bürokratların XIX. yüzyılda devlet reformlarının ve siyasetinin yürütücüsü konumuna gelmelerinin çözümlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, bürokrasi kavramı detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. Bürokrasinin gelişimi ve bürokrasi kuramları incelenmiştir. İkinci bölümde Osmanlı Devleti'nin bürokratik yapısı incelenmiş, kalemiye sınıfının Osmanlı bürokrasisi içerisindeki konumu çözümlemiştir. Kalemiye sınıfından yetişen bürokratların seyfiye ve ilmiye kökenli bürokratlara nispeten Osmanlı bürokrasisine ve siyasi iktidara ne denli etki ettiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise XIX. yüzyılda kalemiye sınıfından yetişen bürokratların yükselişine zemin hazırlayan dinamikler üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Osmanlı Bürokrasisi, Kalemiye Sınıfı, Tanzimat Bürokratları