Experimental design

56 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Hibrit araçlarda kullanılan tork limitleyici damper sistemi için geliştirilen termoplastik poliester elastomer matrisli kompozit yayların mekanik özelliklerinin belirlenmesi ve sistemin sayısal modellenmesi

CO2 salınım oranlarında yönetmelikler ile belirlenen kısıtlardan dolayı son zamanlarda hibrit araçların daha popüler hale geldiği görülmektedir. Bu sebepten dolayı hibrit araçlar ve onların güç aktarma organları üzerine yapılan araştırmalar son zamanlarda artmaktadır. Hibrit araçlarda çeşitli güç aktarma organı yapıları bulunmaktadır. Bunlardan en bilineni "güç bölünmeli - power split" tipi hibrit güç aktarma yapısıdır. Bu çalışma "power split" tipi hibrit araçlarda kullanılan tork limitleyici sistem için tasarlanmış bir termoplastik elastomer yay üzerine çalışmaları içermektedir. Bu termoplastik elastomer yay, tork limitleyici damperi içindeki metallik komponentlerin tork limitleme fonksiyonu sırasında metalik ve istenmeyen temastan kaynaklı gürültüyü sönümlemesi için tasarlanmıştır. Tamamlanan malzeme geliştirme çalışmaları neticesinde elde edilen malzemeler ile prototip seviyesinde numuneler üretilmiş ve bu numunler ile bası, bası çevrimi ve dinamik ömür deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak boy kaybı performansı ve bası testi performansı bakımından benzer sonucu verebilen, aşınmaya karşı daha iyi performans sağlayan reçeteler elde edilmiştir. Geometrik olarak farklı tiplerde tasarlanan termoplastik elastomer yayların performansları deneysel tasarım yöntemi ile analiz edilmiş ve bunların sonucu olarak bir termoplastik elastomer yay için tasarım kuralları ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar ve tasarım kuralları ile geometrik olarak daha az boy kaybına uğrayan ancak aynı veya daha iyi bası testi sonucu verebilen geometrik modeller elde edilmiştir. Çalışmanın sonucunda termoplastik elastomer yayın aşınma, boy kaybı ve bası çevrimleri altındaki performansları, deneysel ve nümerik olarak incelenmiştir.

Deney tasarımıElastomerlerHibrit araçlar+2
Cihat Gül
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Ultrasound assisted extraction of fish oil from fish waste with and without enzyme

For the purpose of oil extraction from gilthead seabream (Sparus Aurata) by-products, ultrasound-assisted solvent extraction (UASE) and ultrasound-assisted enzymatic extraction (UAEE) were studied. Response surface methodology was applied to the models to optimize the conditions for maximum oil efficiency using five level three factor central composite design for each method. For UASE, chosen factors were time (5–70 min), temperature (25–60℃), and solid-solvent ratio (4–20 mL/g). Optimum conditions were 37.63 min ultrasound time, 42.55⁰C temperature, and 1:15.47 solid-solvent ratio with the desirability of 1.00 where the highest oil efficiency was 38.11%. Factors for UAEE were hydrolysis time (0.5–6h), enzyme concentration (0.10–2.5%), and ultrasound time (1.5–45 min). Optimum conditions were 4.88h hydrolysis time, 0.58% enzyme concentration, and 10.31 min ultrasound time with the desirability of 0.942 where the highest yield was 30.76%. At optimum conditions, oils extracted by UASE showed higher extraction yield, lower acidity value, and better oxidation stability as compared to UAEE. As a result, the physicochemical and oxidation analyses of fish oils confirmed the suitability of both UASE and UAEE for the recovery of high-quality oils from fish processing by-products.

Fish wasteFish oilExperimental design+4
Hakkı Bilgin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı silika kaynaklarından SBA-15 üretimi, karakterizasyonu ve uygulama alanının incelenmesi

Mezogözenekli malzemeler içinde üstün özellik sergilemelerinden dolayı SBA-15, ilaç salım sistemlerinde, adsorpsiyon ve katalizörle ilgili uygulamalarda tercih edilmektedirler. Bu tez çalışması kapsamında farklı silika kaynaklarından SBA-15 üretimi incelenmiştir. Silika kaynağı olarak saf silikalar ile birlikte yüksek silisyum içeriğine sahip altın madeni saflaştırma tesisi atık arıtma çamuru, herhangi bir ön arıtma işlemi uygulanmadan kullanılmıştır. Arıtma çamurundan SBA-15 üretimi için optimum üretim parametreleri fraksiyonel faktöriyel deneysel tasarım yöntemi ile belirlenmiştir. Geliştirilen bu üretim yöntemi ile hem çevreye hem de mezogözenekli malzemenin üretim ekonomisine önemli bir oranda katkı sağlanmıştır. Bununla beraber, farklı saf silika kaynaklarından üretilen SBA-15 numunelerinin ilaç salımında taşıyıcı malzeme olarak kullanımını araştırmak için numuneler, aşılama yöntemi ile fonksiyonelleştirilmişlerdir. Fonksiyonelleştirilen ve fonksiyonelleştirilmeyen SBA-15 numunelerinin model ilaç flurbiprofen salımında kullanımı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

Arıtma çamuruDeney tasarımıTetraetil ortosilikat+1
Müge Sarı Yılmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Pamuk/poliester karışımı OE rotor iplik özelliklerinin tahmin edilmesi ve karışımının optimizasyonu

oz DOKTORA TEZİ PAMUK/POLIESTER KARIŞIMI OE ROTOR İPLİK ÖZELLİKLERİNİN TAHMİN EDİLMESİ VE KARIŞIMIN OPTİMİZASYONU Pınar DURU BAYKAL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ENDÜSTRİ MÜHENDSİLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Osman BABAARSLAN Yıl: 2003, Sayfa: 211 Jüri : Doç. Dr. Osman BABAARSLAN : Prof. Dr. Erhan KIRTAY : Prof. Dr. RTuğrul OĞULATA : Doç. Dr. Rızvan EROL : Yrd. Doç. Dr. S. Noyan OĞULATA Tekstil ürünlerinin estetik özelliklerini geliştirmek ve performanslarım artırmak için farklı türde lifler karıştırılarak kullanılmaktadır. Böylece karışımdaki liflerin arzu edilen özellikleri biraraya getirilebilmektedir. Doğal ve yapay lif karışımları; rahatlık, konfor, kolay bakım özellikleri gibi avantajlara sahiptirler. Ayrıca bu tür karışımlar, ürün çeşitliliği ve rekabet olanakları da sağlamaktadır. Bu çalışmada, tekstilde çok yaygın olarak kullanılan pamuk / poliester karışımları incelenmiş, belirli hammadde özellikleri için lif karışım oranı ve iplik numarası faktörleri ile karışım ipliklerinin kalite özellikleri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Lif karışımlarının oluşturulması ve tasarım noktalarının belirlenebilmesi için deneysel tasarım tekniklerinden simpleks kafes tasarım tekniği kullanılmıştır. Belirlenen oranlarda karışım şeritleri hazırlanmış, bu şeritlerden laboratuvar tipi bir üniteli rotor iplik eğirme makinasmda (quickspin) beş farklı numarada rotor iplikleri üretilmiş ve bu ipliklerin test edilen kalite özellikleri tepki değişkenleri olarak incelenmiştir. Lif karışım oranlan karışım değişkenleri, iplik numarası ise proses değişkeni olarak alınmış ve proses değişkeni içeren karışım problemlerinde tepki değişkenlerinin tahmin edilebilmesi için birleştirilmiş model tekniği kullanılarak, karışım-proses çapraz tasarım yapılmıştır. Design-Expert paket programı kullanılarak, her bir tepki değişkeni için ayrı ayrı regresyon modelleri oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler : Lif Karışımları, OE Rotor İplikleri, Karışım İplik Özellikleri, Karışımın Optimizasyonu, Deneysel Tasarım. j IV

Deney tasarımıLif karışımlarıLifler+3
Pınar Duru Baykal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Kopolimer polyester esaslı yalancı büküm tekstüre prosesinde ürün tasarımı ve optimum üretim şartlarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı; tekstüre prosesinde istatistiksel ve deneysel çalışmalar yapılarak, özel ürün piyasası için yüksek marjine sahip ticari olarak kabul edilebilir katyonik boyanabilir multikanallı tekstüre iplik tasarımını yapmaktır. Araştırmanın ana hedefi, tekstilde katma değeri yüksek ürün tasarımlarında Tepki Yüzeyi Metodolojisinin uygulanarak bilimsel ve optimal çözüme daha kısa sürede ulaşılmasını sağlamak ve gelecek çalışmalara ışık tutmaktır.

Deney tasarımıPoliesterlerTekstüre işlemi+2
Işık İsmail İlbay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Jack Lenor Larsen örneği üzerinden iç mekan tekstil ürünlerinin önemi ve tekstil ürünleri için deneysel tasarım araştırmaları

Geçmişten günümüze kadar insan kendisi için barınma, kendini güvende hissetme gibi yaşamın en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına sınırları olan "boşluk"lar belirlemiştir. Temeli "barınma" olan bu sınırlı alanlar, zaman içerisinde evrilen ve değişim gösteren ekonomik, sosyal, kültürel çevrenin etkisiyle insanın kendi kişisel mekanlarını yaratma amacıyla farklılaşmıştır. Artık mekan, bir sığınaktan çok insanın sosyal statüsünü belirleyen, kimlik arayışlarını yansıtan ve çağın moda eğilimlerine ayak uydurmaya çalışan ya da kendi kimliğini ortaya koyan kişinin "Özel Alan"ı haline dönüşmüştür. İnsanların kendilerini yaşadıkları mekanlarla özdeşleştirmeleri ve bu mekanları fiziksel ve duyusal olarak kavramaları önem kazanmıştır. Özellikle iç mekan bazında özel kullanım alanlarımıza baktığımızda her kültürün oluşturduğu dil farklı olmakla birlikte aynı kültürdeki insanların ihtiyaçları ve istekleri de farklı olabilmektedir. Bireysel tercihler ve kişisel mekan algıları insanları mekanda doğru örgütlenmeyi bulma kaygısıyla yönlendirmektedir. Tekstiller, işlevsel özellikleri ve estetik unsur olarak iç mekanların tamamlayıcı öğelerinden olmakla birlikte, iç mekana duyusal bir nitelik katmak ya da karşıtlık yaratmak için tekstil yüzeylerinden büyük ölçüde yararlanılmaktadır. Doku, renk ve desen bazında oldukça geniş bir yelpazeye sahip olması tekstilleri iç mekan tasarımında hatırısayılır bir konuma getirmiştir. Bu durum ise tekstilleri kişiye özel tasarım açısından öne çıkarırken, tasarımcının iyi bir gözlem yeteneğine, çevresine ve dünyadaki gelişmelere duyarlı olma gibi niteliklere sahip olması beklenmektedir. Bu beklentiler doğrultusunda, tasarım alanında önemli adımların atıldığı tasarım okulu Bauhaus'un etkilediği tasarımcılardan olan Jack Lenor Larsen'in iç mekan tekstilleri ile ilgili yapmış olduğu çalışmalar dikkat çekmektedir. Larsen, 1950'lerdeiç mekan tekstilleriyle ilgili yaptığı çalışmalarıyla çağının iç mimarisi ile tekstilin mükemmel uyumunu yakalamıştır. Yaptığı çalışmalarla avant-garde bir tasarımcı konumundadır. Gelenekselden kopmayarak teknolojik imkanlar ile geliştirdiği yöntemler bugün birçok tasarımcıya ilham kaynağı olmaktadır. İnsan psikolojisini etkileyen faktörleri de ön planda tutan tasarımları, kendisini birçok tasarımcıdan ayırır niteliktedir. Larsen, dokumanın sınırlarını zorlayan tasarımlar yaparak, karşılaştığı sorunlara ürettiği çözümlerle de tekstil alanına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu çalışmada, mekanda bütünselliğe vurgu yapan tekstil tasarımcısı Larsen'in tasarımları ışığında iç mekan tekstillerinin önemi irdelenerek, iç mekan tekstilleri için uygulamalar yapılmıştır. Ayrıca çalışmada bu alanda çalışmak isteyen tasarımcılar için farkındalık yaratmak amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Jack Lenor Larsen, iç mekan, tekstil, tasarım.

Deney tasarımıLarsen, Jack LenorTasarım+3
Hale Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat malzemesi olarak denimin iki ve çok boyutlu deneysel tasarımlarda kullanımı

"Sanat Malzemesi Olarak Denimin İki ve Çok Boyutlu Deneysel Tasarımlarda Kullanımı" başlıklı çalışmada tekstil malzemelerinin arasında yaygın olarak kullanılan malzeme türlerinden biri olan denim kumaşı ele alınmıştır. Fiziksel ve kimyasal yapısı gereği diğer kumaşlardan farkı incelenip, sanat objesi oluşturma aşamasında tek başına ya da destekleyici malzemeler ile birlikte sanatçıya sağlayacağı kazanımları araştırmak adına, deneyler yapılarak hangi işlemler ile nasıl sonuç alınacağı tespit edilip raporlanmıştır. Bu deneyler sonucunda elde edilen verilerden yararlanarak, denim kumaşı ana malzeme olacak şekilde, deneysel tasarımlar oluşturulması hedeflenmiştir. Tez, altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde tezin problemi, amacı ve sınırlılıklarından söz edilmiştir. Uygarlık tarihinde insanlığın temel gereksinimlerine bakıldığında ilk sırada yiyecek ikinci sırada örtünme gelmektedir. Her iki ihtiyacı karşılamak için doğadan yararlanılmıştır. İnsanoğlu avcı toplayıcı dönemde yiyecek olarak tükettiği hayvanların postlarını örtünme amacıyla kullanmış ve daha sonra doğadaki bitkilerden ipler ve yüzeyler oluşturulmasıyla tekstil yüzeyi, insanlık tarihinde yerini almaya başlamıştır. Tezin ikinci bölümünde, tekstil malzemelerinin insanlık tarihindeki yeri ve önemi konusunda yapılan araştırmalar sonucunda, yabancı kaynaklardan doğadaki elyaf oluşumu ve ipliğe dönüşümü, tunç çağının başlangıcı ile tekstil liflerini boyayan ilk boyarmaddelerin keşfi gibi bilgilere rastlanmıştır. Bu bilgiler ışığında çeviri yapılarak literatüre kazandırılmak üzere ikinci bölümde kısaca yer verilmiştir. Deneysel tasarımları oluştururken tekstil yüzey oluşturma ya da biçimlendirme tekniklerinden yararlanılacağı için, geleneksel tekstil biçimlendirme teknikleri ayrı başlıklar altında incelenmiş ve tekstile hammadde yönünden bakılarak elyaf türlerine değinilmiştir. Bu başlıklar altında indigo boyarmaddesinin tarihçesi ve boyama tekniği, tezin ana konusu olan denimle birinci derecede yakınlığı nedeniyle, incelenip aktarılmıştır. Sanat objeleri oluşturma aşamasında ana malzeme denim kumaşıdır. Denimin yapısal ve kimyasal özelliği, tarihsel ve gelişimsel süreci, bu süreçteki işçi giysisi, askeri giysi ve günlük giysi biçiminde modaya yansıması evrelerine geniş yer verilmiştir. Denim kumaşının bu aşamalarda moda piramidinde devrimsel nitelik taşıyan bir özelliği bulunmaktadır. Moda piramidinde yerleşik olan işleyişte; moda ikonu dediğimiz kavram; nesne, giysi, tasarımcı ya da kişi olabilmektedir. Bu kavram ilk ortaya çıktığında moda piramidinin sosyo-ekonomik açıdan en güçlü kesimin bulunduğu tepe noktasında tüketime hazır bir şekilde yerini alır ve zamanla toplumun alt kesimlerinin bulunduğu piramidin en alt katmanlarına doğru yayılarak moda olma özelliğini sürdürmektedir. Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel olarak toplumun alt tabakasından oluşan kitlenin bulunduğu piramidin tabanına indiğinde artık güncelliğini ve değerini yitirmiş olup yok olma evresine geçer. Ancak denim; kumaş olarak, piramidin en alt tabakasında 16.yüzyılda branda bezi olarak kullanılmaya başlanmış olup, daha sonra 1850'li yıllarda işçi giysisi olarak toplumda yerini almıştır. Daha ileri yıllarda piramidin en tepe noktasına kadar tırmanıp haute-couture defilelerde de yerini almış ve 2021 yılında dahi güncelliğini ve moda olma özelliğini koruyan ilk ve tek tekstil ürünü olmuştur. Bu özelliğinden dolayı denimin tekstil ve moda tarihinde devrimsel bir özelliği bulunmaktadır. Kumaş olarak diğer tekstil ürünlerinden farkını, sanatçılar arasında da gösteren denim, dünyanın farklı noktalarında birkaç sanatçının ana malzemesi durumuna gelmiş ve sergi salonlarında yerini almıştır. Bu bağlamda denimin plastik sanat alanındaki yerini incelemek üzere ikinci bölüm oluşturulmuştur. Üçüncü bölüme, plastik sanatlar, tekstil sanatı ve denim başlığı ile başlanmıştır. Tekstil malzemesi olarak denimin, plastik sanatlardaki yeri araştırılırken iki farklı disiplinler olan tekstil sanatları ve plastik sanatlar tarihten günümüze kronolojik olarak incelenmiştir. Modern sanat ile başlayan, post modern sanat anlayışı ile 2021 yılına kadar sanatçıların farklı malzeme ve anlatım arayışlarını kapsayan, tekstilin plastik sanatlarda kullanılmaya başlanması ile ilgili önemli dönemler, sanat hareketleri, akımları ve sanatçılarına değinilmiştir. Disiplinler arası etkileşime örnek olan sanatçıların eser görselleri ile desteklenerek, tekstilin plastik sanatlardaki yeri ve önemi incelenmiştir. Bu araştırmalar sırasında denimi malzeme olarak kullanan sanatçıların özgeçmiş ve eser görsellerine değinilmiştir. Dördüncü bölümde denim kumaşı ele alınarak; yapıştırıcı ve diğer kimyasallar kullanılarak denime; hacim kazandırmak ve dikim- kalıp tekniklerni kullanarak iki ve üç boyut kazandırmak ayrıca iki boyutlu denim yüzeyinde renk denemeleri ile denim malzemesinin tek başına ve yardımcı malzemeler ile form ve yüzey şekillendirme deneyleri rapor biçiminde sunulmuştur. Beşinci bölümde elde edilen bulgular ve yapılan araştırmalardan ilham alınarak, denim kumaşının ana malzeme olarak kullanıldığı deneysel tasarımlara yer verilmiştir. Altıncı ve son bölümde tüm çalışmaları kapsayan sonuç ve öneriler bölümü yer almaktadır. Öneriler kısmında, oluşturulan tasarımların değişik boyutlarda değişik mekânlardaki varsayımsal sunumları dijital ortamda oluşturulmuş görseller şeklinde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tekstil, denim, indigo, lif sanatı, disiplinler arası sanat.

Deney tasarımıDeneysel sanatDisiplinlerarası+7
Hande Bilvar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum alaşımlarının frezelenmesinde kesme parametrelerinin ve soğutma şartlarının işlenebilirliğe etkisinin incelenmesi

İyi korozyon/yorulma direnci, yüksek dayanım/ağırlık oranı ve kolay imalat gibi özelliklere sahip alüminyum alaşımları otomotiv, denizcilik ve havacılık sektörlerinde artan bir popülariteye sahiptir. Bu sebeple bunlara ait işlenebilirlik ve kaynaklanabilirlik çalışmaları önem kazanmaktadır. Bu çalışmada Al 5083-H36 alüminyum alaşımının sementit karbür parmak freze kesici takımla frezelenmesinde vorteks tüp ve normal soğutma şartlarında yüzey pürüzlülüğü ve çapaklanma kalite karakteristikleri Taguchi metodu ile araştırılmıştır. Buna göre kesme hızı, ilerleme oranı, eksenel/radyal talaş derinliği, uç yarıçapı faktörlerinin farklı seviyelerinde L16 Ortogonal dizi esas alınarak gerçekleştirilen deney sonuçları sinyal gürültü oranı, varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, normal ve vorteks tüplü soğutma için faktörlerin yüzey pürüzlülüğü ve çapaklanma üzerindeki etkileri belirlenmiş ve sistemin optimizasyonu başarı ile gerçekleştirilmiştir.

Deney tasarımıDeney tasarımıOptimizasyon+4
Serhat Filiz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kalite iyileştirme ve deney tasarımları

ÖZET Günümüzde rekabet gücünü arttırmak isteyen işletmeler için kalite vazgeçilmez bir silahtır. Bir işletmenin ürettiği hatalı bir ürünün müşterinin eline geçmesinin maliyeti oldukça fazladır. Bu sebepten dolayı ürünlerin kalite karakteristikleri ve üretim prosesleri devamlı olarak kontrol altında tutulmalıdır. İstatistiksel proses kontrol teknikleri, herhangi bir üretim prosesinin kontrol altında olup olmadığının belirlenmesini sağlar. Ancak işletmeler hiçbir zaman ürünlerinin mevcut kalite düzeyleri ile yetinmemelidir. Bu düşünce, sürekli kalite iyileştirme kavramını ortaya çıkarmıştır. Proses kontrolü ile ürünlerin kalitesi izlenip denetim altında tutulurken, kalite karakteristiklerinde iyileştirme sağlamak için tekniklere ihtiyaç duyulur. Bunlardan en önemlisi deney tasarımlarıdır. Deney tasarımları ürün ve proseslerin performansını iyileştirmede kullanılır. Özellikle proses kontrolü sonucu belirlenen problemlerin ana sebeplerinin teşhis edilmesi ve bunların giderilmesi deney tasarımları ile sağlanır. Endüstriyel deneycilikte amaç, bir ürün veya üretim prosesini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin uygun düzeylerinin, belirli tasarım kriteri veya performans ölçüsünün eniyilemesi için bulunmasıdır. En yaygın şekilde kullanılan deney tasarımları iki düzeyli çok faktörlü faktöriyel tasarımlar ve bu tasarımlardan oluşan, Taguchi'nin öne sürdüğü güçlü tasarımlardır. Bu çalışmanın amacı, deney tasarım yöntemlerini inceleyerek bunların kalite iyileştirmede nasıl kullanıldığını göstermektir. Bunun için endüstride en sık kullanılan tasarım çeşitleri incelenmiştir ve veri analizi teknikleri gösterilmiştir. Özellikle 2k faktöriyel ve kesirli faktöriyel tasarımların kurulması, bunların analizi ve bloklanması üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. En son bölümde ise kalite iyileştirme kapsamında deneylerin nasıl düzenlendiğini göstermek üzere bir örnek sunulmuştur. V

Deney tasarımıDeneylerKalite+3
İbrahim Muter
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Sesin görsel algıya etkisi: Sanal gerçeklik alanları üzerinden deneyimsel bir inceleme

Mekân, zamanla iç içe geçmiş bir varoluş alanıdır ve bireyin dünyada varlık bulma biçimi ile doğrudan ilişkilidir. Sadece fiziksel bir ortam yaratmaktan çok, insanın varoluşsal deneyimini şekillendiren bir kurgu planlaması olarak mimarlık ise mekânın ontolojik inşasında önemli bir rol oynar. Mekânın nasıl algılandığı ve bu algının nasıl ifade edildiği, mimarlık disiplini için önemli bir araştırma konusudur. Her ne kadar, görsel duyum algısal süreçte birincil öğe olarak düşünülse de birden fazla duyunun ortaklaştığı bir deneyimde bilişsel sonuçlar farklılaşabilir. Bu bağlamda araştırma, ışık ve sesin ortaklaştığı hacimsel niteliklerin optik ve harmonik bir deneyimle kalıcı hafıza izleri oluşturabileceği öngörüsü ile yola çıkmaktadır. Çalışmanın amacı; görsel ve işitsel uyaranların etkileşimini kullanarak, bireylerin mekânsal algı ve bellek etkileşimlerini anlamaya çalışmaktır. Bu amaçla araştırma, literatürdeki mekân tasvirlerine temellenen bir sanal gerçeklik ortamında interaktif bir deneyimin sonuçlarını tartışmaktadır. Tasarlanan sınırlı, duyusal ve hafızaya dayalı üç temel mekân tipine ait varyasyonlar, kullanıcıların görsel ve işitsel uyaranlara verdikleri tepkileri değerlendirmek amacıyla sanal bir deney düzeneğinde test edilmiştir. 3ds Max ve Rhino Grasshopper ortamlarında modellenen ve Unreal Engine 5.3 yazılımı ile geliştirilen 36 farklı oda, biçimsel çeşitlilik, malzeme farklılıkları ve hacimsel değişkenler esas alınarak tasarlanmış; kullanıcıların mekânsal deneyimleri, alfa, beta ve delta frekanslarında üretilen eşzamanlı tonlarla birlikte kurgulanmıştır. Hesaplanan akustik sönümlenme süreleri doğrultusunda ışıkla eşzamanlı olarak kurgulanan seslerin bir ışık kaynağı gibi davrandığı aydınlatma süreleri, mekân algısının çok duyulu olarak tetiklenmesine imkân tanımıştır. Farklı frekanstaki seslerin, biçim, renk ve konum üzerindeki etkilerini araştıran, toplamda farklı deneyim ve eğitim sürelerine sahip 28 mimar ve mimarlık öğrencisi ile yapılan 25 dakikalık deneyimlerin sonuçları, katılımcıların mekânı ne ölçüde algıladıkları, belleklerinde yer eden öğeler ve bunların ses frekansları ile ilişkisi üzerinden değerlendirilmiştir. Deneyim sonrası yapılan anket sonuçları ile elde edilen bulgular, dinamik seslerin karmaşık geometrilerle ilişkili bilişsel süreçleri güçlendirdiğini, yavaş ritimli seslerin ise daha sade hacimlerde duyusal sakinlik ve algısal netlik sağladığını göstermektedir. Böylece ses, mimarlıkta yönlendirici, bilişsel ve duygusal düzeyde bütüncül bir tasarım bileşeni olarak değerlendirilmiştir. Mekânın tekrarlı seslerle birlikte görsel olarak da deneyimlenmesinin kısa süreli görsel-uzaysal çalışma belleğini ve kortikal bağlantıyı artırdığını gösteren bu çalışma, farklı parametrelerle zenginleştirilerek, daha geniş sanal mekânda algı çalışmalarına veri sağlayabilecek niteliktedir.

Akustik algılamaBellek mekanlarıDeney tasarımı+6
Dila Erdoğdu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe fen ve teknoloji öğretiminde bilimsel süreç becerilerine dayalı ev laboratuarı uygulamaları ve madde konusu ile ilgili örnek etkinlikler

Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademe fen ve teknoloji dersi öğretimi kapsamında, öğrenci merkezli eğitim-öğretim yaklaşımına uygun, öğretmeni daha iyi bir rehber konumuna ve öğrenciyi de daha aktif bir öğrenme sürecine sokacak, bilimsel süreç becerilerine dayalı, okul ortamı dışında uygulanabilecek çeşitli etkinlikler tasarlanmış ve bu etkinliklerden oluşan ?Öğretmen Etkinlik Kılavuzu? ve ?Öğrenci Etkinlik Kılavuzu? oluşturulmuştur. Her etkinlikte, hem deneysel hem de temel süreçlerin tamamına veya tamamına yakın sayıda yer verilmeye çalışılarak, bu becerilerin etkili bir şeklide kazandırılması hedeflenmiştir.

Deney tasarımıFen bilgisi eğitimiLaboratuvar yöntemi
Sadık Çakal
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Deney tasarımı tekniği uygulanmamış optimizasyon çalışmalarının irdelenmesi

ÖZETSanayide ve bilimsel çalışmalarda proses değişkenleri ve proses değişkenlerinin ürüne etkisi önemli bir inceleme alanıdır. Verimi maksimuma çıkaran parametre takımının bulunmasında kullanılan iki yaklaşım Her Seferinde Bir Parametre (OFAT = One Factor At a Time) ve Deney Tasarımı'dır. OFAT'de, diğerleri sabit tutulurken bir parametre, verim maksimuma ulaşana kadar değiştirilir. Bu, bütün parametreler için tekrarlandıktan sonra böyle tek tek maksimizasyonla bulunan parametre takımının verimi maksimum yapan nokta olduğu kabul edilir. Deney Tasarımı yaklaşımında, problemin parametre uzayında bir nokta takımı seçilir. Her noktanın sağladığı verim deneyle bulunduktan sonra bu nokta takımına analitik bir model uygulanır ve eldeki bilgilerden bir cevap yüzeyi (response surface) elde edilir. Bu çok boyutlu cevap yüzeyinin maksimumu analitik olarak hesaplanır. Bu tezde, bazı araştırmacıların yayınlanan OFAT çalışmalarındaki verileri Deney Tasarımı tipi bir cevap yüzeyinin En Küçük Kareler Metodu ile hesaplanmasında kullanılmıştır. Bu tezdeki yaklaşım daha önce rapor edilen OFAT verilerinden % 11'lere varan daha iyi verim elde edildiğini göstermiştir.

Deney tasarımı
Nihat Eğri
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Deney tasarımında karma etkiler modelinin üretim sektöründe uygulanması

Fabrikaların üretim hattında, hammaddeler çeşitli işlemlerden geçirilerek yarı mamul ve son ürün haline getirilmekte ve üretim esnasında, kalite kontrol ve denetim süreçleri ile ürünlerin standartlara uygunluğu amaçlanmaktadır. Üretimin her aşamasında müşteri memnuniyeti, kalite ve yüksek verimlilik hedeflenmektedir. Yüksek verimlilik için üretim hattındaki faktörler ve bu faktörlerin düzeyleri göz gönünde bulundurularak, üretim için en uygun koşul sağlanmaktadır. Üretim sürecinde uygun koşullar elde edilerek üretim yapılması, fabrikanın verimliliği ve ürün kalitesi açısından kritik öneme sahiptir. Yüksek verimlilik ile ürün kalitesinin sağlanması, ortamın sıcaklık, nem ve hijyen koşullarının kontrol edilmesi, makinelerin düzenli bakımı, kalibrasyonlarının yapılması, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyması ile sağlanmaktadır. Böylece, üretim sırasında herhangi bir aksaklık yaşanmadan, yüksek kaliteli ve standartlara uygun ürünlerin elde edilmektedir. Bu çalışmada, bir fabrikadaki çikolata üretim hattında yer alan kalıp ısıtma ve kalıp soğutma kabinlerindeki sıcaklık ve nem oranlarının üretimdeki ıskarta oranına etkileri araştırılmıştır. Veri toplama aracı olarak, sensörlerden elde edilen kalıp ısıtma ve kalıp soğutma kabinlerindeki ortam sıcaklığı ve nem verileri kullanılmıştır. Karma etkiler modeli istatistiksel analiz olarak kullanılmıştır. Bu araştırmanın amacı, üretim hattındaki nem ve sıcaklığın ıskarta oranı üzerine etkilerini belirlemektir. Anahtar Sözcükler: Deney tasarımı, Üretim, Çok faktörlü deneyler, Karma etkiler modeli

Deney tasarımıFaktöriyel tasarımÇok faktörlü model+1
Mukaddes Şimşek
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Deneysel tasarımlar ve istatistiksel analiz yöntemleri

"Deneysel Tasarımlar ve İstatistiksel Analiz Yöntemleri" adlı bu çalışma dört bölümden meydana gelmiştir. Diğer bölümlere hazırlık niteliğinde olan birinci bölümde Deneysel Tasarımların özellikleri hakkında bazı tanım ve özellikler verilmiştir. İkinci bölümde uygulamalı istatistikte oldukça yoğun kullanım alanı olan, varyans analizi, örnek verilerek açıklanmaya çalışılmıştır, özellikle varyans analizinin kullanımında temel teşkil eden varsayımlar anlatılarak, matematiksel model varsayımları kavram olarak incelenmiştir Üçüncü bölümde, özellikle bilgisayar paket programlarının kullanım sıklığının artması nedeniyle, araştırmacılara yararlar sağlayacağını düşünerek, deneysel çalışmaların matematiksel model denklemlerini ele aldık. Bu nedenle uygulamalı istatistikçilerin kullanmış oldukları deneysel tasarımların özellikleri incelenerek, matematiksel model denklem parametrelerinin elde edilişleri, kullanım durumları ve istatistiksel değerlendirme yöntemleri hakkında açıklamalar yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise, Sağlık ve Tarımsal çalışma alanlarında ki örnekler üzerinde, istatistiksel yorumlamalar yapılmıştır.

Deney tasarımıVaryans analiziİstatistiksel analiz
Ersin Uysal
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalite geliştirme sürecinde eniyileme problemlerine deney tasarımı yönteminin uygulanması

Bu çalışmada, öncelikle optimizasyon problemlerinde başarılarını kanıtlayan ve kalite geliştirmenin yanı sıra ürünün kalitesini tasarım aşamasında sağlayan deney tasarımı metodu incelenmiştir. Ortogonal dizileri kullanarak deney sayısını büyük ölçüde azaltılmaya ve kalite kayıplarına neden olan faktörleri belirleyerek kontrol edilemeyen faktörlerin etkilerini en küçüklemeye çalışan aynı zamanda da bir deney tasarımı tekniği olan Taguchi Yöntemi çalışmanın büyük kısmını oluşturmaktadır.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kalite ile ilgili temel kavramlar ve deney tasarımı ile deney tasarımı esaslı eniyileme yöntemleri açıklanmaktadır.İkinci bölümde, Taguchi yöntemi hakkında genel bilgi verilmektedir. Yöntemin sınırlılıkları, uygulama adımları ve veri analiz yöntemleri tanıtılmaktadır. Bunlara ek olarak bu bölümde yöntem hakkında önceden yapılmış çalışmalara ve yönteme olan eleştirilere yer verilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde yöntemin uygulanacağı endüstri dalı hakkında genel bilgi verilmiştir. Ayrıca çok yanıtlı problemler ve bunların en iyilenmesi hakkında bir prosedür açıklanmaktadır. Çalışmanın sonunda da robotik gazaltı kaynak işlemine Taguchi yöntemi uygulanmış ve modelden elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Deney Tasarımı, Taguchi Yöntemi, Robotik Gazaltı Kaynağı

Deney tasarımıGazaltı kaynağıKalite geliştirme+3
Ayşe Gamze Çiftçi Aytekin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Six sigma and an application in construction sector

Six Sigma is known as one of the quality control principles and a lot of studies have been done about Six Sigma until today. These studies were related to improvement of processes, customer satisfaction, reducing cost, production time etc. In this thesis, implementation of DMAIC (Define-Measure-Analyze-Improve-Control), known as Six Sigma methodology is studied in a construction sector company.Firstly, the problem is defined according to DMAIC methodology. Then, the necessary measurements are done and analyzed by using statistical techniques. After that, necessary improvements are determined by factorial experiment method and results of executed improvement are controlled.

Six sigma methodExperimental design
Onur Serin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kalite iyileştirme ve geliştirme tekniklerinden olan deney tasarımında istatistiksel modelleme tekniklerinin uygulanması üzerine bir araştırma

ÖZET Kalite iyileştirme ve geliştirme tekniklerinden olan deney tasarımı, son zamanlarda endüstri alanında oldukça yoğun bir ilgiyle karşılanmıştır. Deney tasarımında, bir ürünün seçilen kalite karakteristiği olan yanıt değişkeni üzerinde önemli etkiye sahip faktörler belirlenir ve bu kalite karakteristiğinin istenilen değerde elde edilebilmesi için söz konusu faktörlerin hangi seviyelerde belirleneceği araştırılır. Bu faktörlerden bazıları kontrol edilebilir (xl,x2,...,xp) olmasına karşın bazıları kontrol edilememektedir (zt,z2,...,Zq ). Kontrol edilemeyen faktörlerden bazılarını deneyin amacına ve fabrika yeteneklerine bağlı olarak kontrol altında tutmak mümkündür. Dışsal değişkenlik kaynaklarından ( z'lerden ) minumum seviyede etkilenen bir süreç geliştirmek amacıyla deney tasarım metodları uygulanmaktadır. Ürün veya süreç kalite karakteristiklerinin ortalama ve varyansının ayn ayrı modellenmesi üzerine yoğunlaşılan bu çalışmada birçok bilim adamının önerdiği modelleme teknikleri üzerine odaklanılmıştır. Yanıt değişkeninin performans ölçütleri olan ortalama ve varyans ile bunlara etki eden tasarım ve gürültü faktörlerinin modellenmesinde çok farklı yaklaşımlar olduğu ortaya çıkmıştır. Modelleme için yapılan bu yaklaşımlara ek olarak burada, yeni bir modelleme yaklaşımı getirilmeye çalışılmıştır. Bu yaklaşımda, a = y0 + yxZı modeli ile gürültü faktörlerinin varyans üzerinde doğrusal bir etkiye sahip olduğu varsayılmış ve Y = Xtfi +cre modeli baz alınarak yeni bir model elde edilmiştir. Ayrıca, oluşturulan yeni modeldeki yanıt değişkeni için ortalama ve varyansın modellenmesinde Pledger'ın uyguladığı yöntem temel alınmıştır. Bu yöntemde, Özellikle varyansın modellenmesinde kullanılan teorem dikkat çekicidir. vı

Deney tasarımıFaktör analiziKalite+4
Çiğdem Demir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Cevap yüzeyi yöntemlerinin süreç iyileştirme amacı ile kullanılması üzerine bir araştırma

ÖZET Cevap yüzeyi yöntembilimi, bir kaç girdi değişkeninin bir ürün veya sürecin cevabını etkilediği durumlarda ve amaç, bu cevabın optimizasyonu olduğunda, kullanılan matematiksel ve istatistiksel tekniklerin bütünüdür. Cevap yüzeyi yöntembiliminde kullanılan teknikler ise aşağıdakileri kapsamaktadır: ' 1. Söz konusu cevabın ölçülmesini sağlayacak uygun deneylerin tasarlanması; 2. (l)'de seçilen tasarımdan toplanan verilere en iyi uyumu sağlayacak modelin bulunması; 3. Optimum cevap değerini veren koşulların (faktör seviyelerinin) seçimi. Bu çalışmada; cevap yüzeyi yöntembiliminde kullanılan deney tasarımları olan birinci ve ikinci derece modeller için cevap yüzeyi tasarımları; cevap yüzeylerinin analizinde kullanılan en hızlı artış, kanonik analiz ve sırt (ridge) analizi yöntemleri; çok cevaplı deneylerin analizinde kullanılan yöntemler (uyum yetersizliği testi, dual cevap teknikleri, çekicilik fonksiyonu, genelleştirilmiş uzaklık fonksiyonu) ve Taguchi'nin parametre tasarımına alternatif olarak kullanılan cevap yüzeyi yöntemleri incelenmiştir. Çok cevaplı süreçlerin optimizasyonunda kullanılmak üzere bir göreli uzaklık fonksiyonu önerilmiştir. Çok cevaplı süreçlerin optimizasyonunda kullanılması önerilen bu yaklaşımın Taguchi'nin parametre tasannu problemlerinde de kullanılabileceği gösterilmiştir. Ayrıca, çok cevaplı süreçlerin optimizasyonunda kullanılan yaklaşımlar olan çekicilik fonksiyonu ve genelleştirilmiş uzaklık yaklaşımlarının parametre tasarımı problemlerinde kullanılabileceği gösterilmiştir. Son olarak, çok cevaplı süreçler için parametre tasannu problemlerinde, çok değişkenli beklenen kayıp fonksiyonunun kullanılması önerilmiştir. Bu çalışmada önerilen prosedürler için bir kaç örnek, uygulama bölümünde verilmiştir.

Cevap yüzeyleriDeney tasarımıEkonometri+2
Cenk Özler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
11
DoctorateOpen AccessTR

Doygun olmayan siltli zeminlere oturan yüzeysel temellerin taşıma gücü

Genel olarak, doygun olmayan zeminler üzerinde yer alan yüzeysel temellerin nihai taşıma gücü, doygun zemin mekniği teorilerinin uygulandığı geleneksel kayma direnci parametreleri ile karakterize edilmektedir. Ancak bu durumda doygun durumda elde edilen zemin parameterleri kullanılarak tasarlanan temellerin ekonomik olmaktan uzak olacağı açıktır. Son yıllarda, drenajlı ve drenajsız yükleme koşullarını dikkate alarak doygun olmayan zeminler üzerinde yer alan temellerin taşıma kapasitesini tahmin etmek için prosedürler geliştirilmiştir. Ancak bu çalışmalar genellikle kumlu zeminlerde yoğunlaşmaktadır. Literatürde önerilen sonuçların diğer zemin cinsleri için de geçerliliğinin test edilmesi gerekliliği açıktır. Bu çalışma, doygun olmayan siltli zemin üzerine yerleştirilen sığ temellerin taşıma gücü değerinin incelenmesine odaklanmıştır. Bu kapsamda siltli zeminin, boşluk oranı, doygunluk derecesi ve kılcal gerilme büyüklüğünün etkisi incelenmiştir. Zemin-su karakteristik eğrileri, basınç plakası ve filtre kağıdı yöntemleri kullanılarak oluşturulmuştur. Ayrıca, baskın boşluk boyutunun doygun olmayan zeminlerin davranışı üzerindeki etkisi, kılcal gerilme ve boşluk boyutu arasındaki ilişkinin analizi yoluyla incelenmiştir. Doygun olmayan siltli zeminlerin kayma direnci literatürde önerilen geleneksel kesme kutusu deneyi ve su muhtevası-kılcal gerilme eğrilerinden (zemin-su karakteristik eğrisi) tahmin edilen kılcal gerilme değerleri yardımıyla belirlenmiştir. Basit bir deneysel prosedürüne sahip ve hemen hemen her zemin laboratuvarında gerçekleştirilebilecek olan bu yöntemin güvenilir sonuçlar verdiği gösterilmiştir Deneyler sonucunda doygun olmayan koşullardaki silt zemin davranışının diğer zeminlere göre farklı olduğu ve doygun kabuluyle yapılan hesaplamaların gerçek zemin davranışına kısayla kabul edilemez düzeyde hatalı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Doygun olmayan silt zeminlere olturan yüzeysel temellerin taşıma kapasitesi ve davranışının belirlenmesine yönelik yapılan model deneylerinde doygun ve doygun olmayan koşullar oluşturulmuştur. Drenajsız yükleme koşulları altında 1.15 mm/dak' lık bir yükleme oranı kullanılarak model temel testleri gerçekleştirilmiştir. Model temel boyut ve şekillerinin etkisini araştırmak için 50 mm daire, 50 mm x 50 mm kare, 42.3 mm daire ve 37.5 mm x 37.5 mm kare model temellerin taşıma gücü değerleri ölçülmüştür. Model deneylerden elde edilen sonuçları, Skempton (1948) tarafından doygun zeminler için önerilen taşıma kapasitesi teorisi uyarlanarak yorumlanmıştır. Ayrıca çalışmada, doygun olmayan zemin numuneleri üzerinde ölçülen serbest basma testleri ile doygunluk derecesine bağlı uydurma parametresi (𝑆𝛹) kullanılarak doygun olmayan silt zeminlere oturan yüzeysel temellerin taşıma güçü değerinin tahmini için yeni bir eşitlik önerilmiştir.

Deney tasarımıKayma dayanımıSilt+2
Mehmet Uğur Yılmazoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Valorisation of grape juice wastes to produce citric acid by Aspergillus niger

Citric acid, which is used as an additive in many industries, including food, beverage, and pharmaceutical, is commercially produced from microorganisms by fermentation. Although many types of bacteria, yeast, and fungi are used in the production of citric acid, the most preferred species in industrial production are Aspergillus niger species, also known as the black mold. Carbon sources with high sugar content are preferred in fermentation in the production of citric acid. Therefore, especially fruit wastes are suitable substrates for fermentation. Grape pomace, which is an important waste of wine and fruit juice factories, has a sugar content of 50-80%. For this reason, dried and ground grape pomace was chosen as the substrate in this study. In order to obtain citric acid in high yield, the fermentation parameters must be optimized. However, testing all parameters is a negative situation in terms of time and cost. For this reason, the optimum conditions of the parameters can be determined by some statistical methods. In this study, the optimum conditions of substrate concentration, initial pH, fermentation temperature, and time were investigated using the Response Surface Methodology Box Behnken Design. 30-120 g/L for substrate concentration, 2-8 for pH, 25-35⁰C for fermentation temperature, and 48-168 hours for fermentation time were determined for minimum and maximum values. Optimum conditions for substrate concentration, initial pH, fermentation temperature, and time were determined as 120 g/L, 5, 30⁰C, and 168 hours respectively, and the citric acid concentration was found to be 7.57 g/L. The statistical analysis showed that the created model was significant and the R2 was found to be 0.936. Keywords: Aspergillus niger, Box Behnken Design, citric acid optimization, grape pomace

Aspergillus nigerExperimental designMicrobial fermentation+2
Ece Kaya
Adana Alparslan Türkeş University of Science and Technology · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Biyomimikri yaklaşımına dayalı öğretim uygulamalarının ilkokul öğrencilerinin bilişsel ve duyuşsal özellikleri bağlamında değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı ilkokul Hayat Bilgisi dersi öğretim programı kazanımlarının farklılaştırılarak biyomimikri yaklaşımına uygun öğretim uygulamalarının oluşturulması, geliştirilen öğretim uygulamalarının uygulanarak ilkokul üçüncü sınıf düzeyindeki öğrencilerin öğrenme özellikleri üzerindeki bilişsel ve duyuşsal etkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmada nitel verilerin gömülü olduğu nicel deneysel modelin benimsendiği gömülü karma araştırma deseni kullanılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme, odak grup görüşmesi, bilgi testi ve yarı yapılandırılmış gözlemler aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın gereksinim belirleme aşamasında çalışma grubunu, altı öğretim elemanı ile 11 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Deneysel uygulama, deney grubunda 31, kontrol grubunda 26 olmak üzere 57 öğrenci ile 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde gerçekleştirilmiştir. Uygulama öğretmeni görüşleri doğrultusunda elde edilen bulgular, biyomimikri yaklaşımına dayalı öğretim uygulamalarının öğrenciler için hem ilgi çekici hem de etkili olduğunu, ayrıca bilişsel ve duyuşsal gelişimlerine olumlu katkılar sağladığını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, deney ve kontrol gruplarının başlangıçta bilgi düzeyleri açısından benzer olduğunu, ancak deneysel uygulama sonrasında deney grubunun bilgi düzeyinde anlamlı bir artış yaşandığını göstermektedir. Araştırma sonuçları doğrultusunda deney grubundaki öğrencilerde bilgi kazanımı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve etkili bir değişim gözlemlenirken, kontrol grubunda bu yönde bir değişim gözlemlenmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Deney tasarımıEğitimEğitim bilimleri+7
Sibel Küçükkayhan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Pasif ev standartları doğrultusunda mevcut binaların iyileştirilmesi amaçlı bir istatistiksel yaklaşım önerisi

Kaynakların hızla tükenmesi, ekonomik krizler, iklim değişikliği gibi pek çok sorun; enerjinin verimli kullanılmasına yönelik çözümler geliştirilmesine neden olmuştur. Bina sektöründe, yasal düzenlemeler sertifikasyon sistemleri, akademik çalışmalar, teşvik programları gibi çalışmalarla enerji tüketiminin azaltılmasına yönelik gelişmeler olduğu görülmektedir. Avrupa'da, Binalarda Enerji Performansı Direktifi ile birlikte, üye devletlerin kendi Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (NZEB) hedeflerini belirlemesi yoluyla yasal zorunluluklar getirilmiştir. Bu süreçte bazı üye devletlerin NZEB hedeflerinin Pasif Ev Sisteminin sınır değerlerini karşıladığı görülmektedir. Pasif Ev sertifika sistemi, yeni binalara yönelik olduğu gibi, EnerPHit adı ile mevcut binalara uygun versiyonu da bulunmaktadır. Türkiye'deki mevcut yapı stokunun belirli sınır değerler çerçevesinde iyileştirilmesi, hem enerji kaynaklarının verimli kullanılması, hem kullanıcı ısıl konforu, hem de kullanım maliyeti açısından uzun dönemde büyük katkı sağlayacaktır. Bu sebeple bu çalışmada, EnerPHit sertifika sistemi sınır değerleri doğrultusunda bir binanın iyileştirilmesinin enerji ihtiyacı, geri dönüş süresi gibi farklı kriterler açısından değerlendirilmesine ve en uygun seçimin yapılmasına yönelik bir yaklaşım önerilmektedir. Çalışmada önerilen yaklaşım adım adım tariflenmiş, ardından İzmir ilinde mevcut bir bina üzerinde uygulanmış ve elde edilen sonuçlar tek kriterli ve çok kriterli olarak değerlendirilmiştir.

Deney tasarımıPasif evTOPSIS
Ahunur Aşıkoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sergileme tasarımı bağlamında küratör olarak grafik tasarımcı

"Sergileme Tasarımı Bağlamında Küratör Olarak Grafik Tasarımcı" başlıklı tez çalışmasında, grafik tasarım alanına daha önce bakılmamış açılardan yaklaşılarak sürecin 21. yüzyıl tasarım dünyasındaki yeri ve grafik tasarımın genişleyen anlamları irdelenmiştir. Araştırmada, grafik tasarımcının, tasarım içerikli sergilerde küratörlük ve sergi ile kurduğu bağı incelenmiş, alana yenilikçi bir yaklaşım kazandırmaya çalışılmıştır. Tezde sergilerin değerini ve geçmişten gelen sergileme politikası, grafik tasarım disiplini içerisinde yeniden düşünülerek, küratörlük, arabuluculuk, üretim ve uygulamaya olan yansımaları vurgulanmıştır. Tezin birinci bölümünde, grafik tasarım süreci metodoloji ve terminoloji ekseninde ortaya koyulmuş; olası teorilerin çıkışına zemin hazırlanması amaçlanmıştır. İkinci bölümde grafik tasarımcıların yer aldığı sergiler ele alınmış, grafik tasarımın sergilenmesini uluslararası örnekler üzerinden aktarılmış; tasarımı ortaya çıkaran sergileri, mekânları ve temaları derinlemesine bir anlayışla detaylandırılmıştır. Üçüncü bölümde sergi yapımı ve küratör olarak grafik tasarımcının potansiyellerine değinilmiş, küratöryel yetilerinin gözler önüne serilmesi hedeflenmiştir. Tez çalışması birincil ve ikincil kaynaklardan literatür taraması yöntemi ile gerçekleştirilmiş, ek olarak araştırmaya ulusal ve uluslararası önemli isimler ile yapılan röportajlar eşlik etmiştir. Tasarımcının küratörlük rollerini araştıran ve sorgulayan girişimlere ve örneklere yer veren araştırmayla, son yıllarda grafik tasarımcıların sergileme ve küratörlük tutumuna yönelik bakış açılarının değiştiğini gösteren işaretleri ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

Deney tasarımıGrafik tasarımıGörsel iletişim tasarımı+3
Dicle Yıldırım Ceviz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Argümantasyon tekniklerinden deney tasarlama ve TGA ile işlenen fen derslerinin öğrencilerin argümantasyon becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, ortaokul 8. sınıf öğrencileri için argümantasyon uygulamalarından olan Deney tasarlama ve TGA tekniklerine göre hazırlanmış ders planlarına uygun olarak işlenen fen derslerinin öğrencilerin argümantasyon becerilerine etkisinin incelenmesi ve kıyaslanmasıdır. Çalışmanın uygulama grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İzmir ilinin Aliağa ilçesinde bir devlet okulunun 3 şubesindeki 8.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Kontrol gurubunda 26, deney gruplarından TGA grubunda 28, Deney Tasarlama grubunda ise 28 öğrenci ile iki haftalık süre içerisinde çalışma yapılmıştır. Her grup ile 10 ders saati çalışma yapılmıştır. Çalışma, deneysel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desenlerin ön test son test eşitlenmemiş kontrol gruplu modeli kullanılarak yapılmıştır. Kontrol ve Deney gruplarına "Bilimsel Argümantasyon Testi" ön test ve son test olarak uygulanmış, öğrencilerin bu testlerden aldıkları puanlara göre kontrol ve deney gruplarının uygulama öncesinde ve sonrasında argümantasyon becerileri arasında anlamlı bir fark olup olmadığına bakılmıştır. Sonuç olarak öğrencilerin bu testlerden aldıkları puanlara göre kontrol ve TGA gruplarının uygulamadan önce ve uygulamadan sonra argümantasyon becerileri bakımından anlamlı bir fark görülmemiş ancak Deney Tasarlama grubunda bulunan öğrencilerin ön test ve son test sonuçları arasında sınır değere yakın olmakla birlikte anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ArgümantasyonArgümantasyon tabanlı bilim öğrenmeDeney tasarımı+5
Cemal Önder
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2022
00

Related subjects