American cinema

55 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Yeni Türk Sinemasında biçem

Sanat bağlamında düşünüldüğünde biçem; bir sanatçının, bir eserin, bir dönemin, bir ülkenin ya da bir çağın kendine özgü biçimlendirme, söyleyiş, anlayış, anlatış biçimi olarak kabul edilir. Fotoğrafik görüntünün hareket kazanmasıyla doğan sinema, giderek bir öykü anlatma aracına doğru evrilmiş ve öykü anlatımına hareket ve zaman öğesine de ekleyerek, insanoğluna yeni bir anlam yaratma, algılama, ve alımlama biçimi kazandırmıştır. Sinemaya özgü bu biçim, eseri meydana getiren araca özgü bileşenlerin nasıl kullanıldığı, yani biçemin nasıl kurulduğu ile ilgilidir. Türkiye'de 1990'lı yılların ortalarında başlayan ve 2000'li yıllarda uluslararası bir görünürlük kazanan sinema alanındaki dönüşüm; "Yeni Türk Sineması", "Yeni Türkiye Sineması", "Bağımsız Sinema" ya da "Sanat Sineması" olarak kavramsallaştırılmış ve çeşitli boyutlarıyla birçok araştırmacının inceleme konusunu oluşturmuştur. Bu dönemi geçmiş sinema anlayışından ayıran temel belirleyici ise dönemin özellikle sinema dilinin kullanımı açısından geçmiş dönemlerden farklı olarak, özgün bir yaklaşım geliştirebilmiş olmasıdır. Bu çalışmada, Türk sinemasında, yeni bir estetik yaklaşımın ilk yetkin örneklerinin ortaya çıktığı bir dönemin filmleri, biçem yönüyle ele alınmıştır. Bu bağlamda araştırmanın amacı; Türk sinemasında yeni dönemin biçemsel yönelimlerini saptamak ve ortaya çıkan benzerlikleri, farklılıkları biçem yönüyle ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Yeni Türk Sineması, Biçem, Sinema Estetiği

Amerikan sinemasıEstetikSanat sineması+3
Serhat Koca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hollywood sinemasında Türkiye'ye yönelik oryantalist bakışın sosyolojik analizi

Oryantalizm, Batı toplumlarının düşünce sistemini meydana getiren bir tür ötekileştirme biçimidir. Doğunun az gelişmişliğine vurgu yapar. Sistematik bir düşünce üretmekle birlikte kurumsallaşmış yapılara da sahiptir. Batının kendi varlığını inşa etmek için, Batı dışı toplumları tanımladığı din, dil ve etnik temelli ötekileştirici bir söyleme sahiptir. Yedinci sanat dalı olarak kabul edilen sinema, bu söylemin kullanıldığı araçlardan biridir. Sinema, insanların dünyaya bakışını şekillendirmekte, izleyicilerin algılarını değiştirmekte ve düşünce mekanizmalarını etkilemektedir. Bu yönüyle Doğu toplumlarına karşı oryantalizmin kullandığı biz ve öteki algısını oluşturmada oldukça etkili bir sanat olarak kullanılmaktadır. Özellikle Hollywood sineması, oryantalist temsillerin aktarımında önemli rol oynamaktadır. Bu çalışma, Hollywood sinemasının Türkiye ve Türklere yönelik ortaya koyduğu oryantalist bakış açısını inceleyerek, sosyoloji literatürüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışmada, Gece Yarısı Ekspresi, Arabistanlı Lawrence, Dehşete Yolculuk, Takip-2 ve Hapishane Ateşi filmleri ele alınmıştır. Filmlerde sunulan oryantalist ideolojiler ortaya konulmaya çalışılmış ve Hollywood sinemasında oluşturulan hayali Doğu imgesi olarak Türkiye incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hollywood Sineması, Oryantalizm, Öteki, İdeoloji, Türkiye

Amerikan sinemasıHollywoodOryantalizm+4
Sümeyye Söylemez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Feminist film kuramı çerçevesinde süper kahraman dizilerinde hegemonik erkeklik inşası: The Boys dizi örneği

Sinema ve televizyon, çoğu kez gerçekliği yansıtma ve toplumsal unsurları ele alma potansiyeline sahip olan özgün bir sanat diline sahiptir. Bu nedenle, gelenekselleşmiş ataerkil düşünce sistemi ve eril bakış açısının sinema ve televizyon dizilerinde de etkin olduğu iddia edilebilir. Bu noktada, bu çalışmanın amacı, günümüzün dijital televizyon dizilerinde bu ataerkil anlayışın varlığını değerlendirmek ve tahakkümün erkeğe kodlamış olduğu güç ve şiddet değerlerini ele alan süper kahraman dizilerine odaklanmaktır. Ayrıca, süper kahraman dizilerindeki cinsiyetçi ve erkek egemen normları sorgulamak ve alternatif bir bakış açısı sunmak bu tezin bir başka amacı olarak ifade edilebilir. Bu kapsamda, The Boys dizisi örneklem olarak belirlenmiş ve göstergebilim ve feminist eleştirel söylem analizi yöntemleri kullanılarak ilgili yapımın ilk iki sezonu hegemonik erkeklik ve eril nazar kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, sinema ve televizyon dizilerinde yer alan ataerkil anlayışın The Boys dizisi özelinde de görüldüğü ve içerdiği göstergelerin ve temaların hegemonik erkeklik değerlerini pekiştiren güç, şiddet ve baskı gibi eril dinamikler üzerine kurulu olduğu yargısına ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra, bu tespitin kadın karakterleri pasif konumda bırakan ve erkek egemen normları tekrarlayan anlayışlara neden olabileceği düşüncesine ulaşılmıştır.

Amerikan sinemasıDizi filmDiziler+7
Ahmet Can Yazıcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yumuşak güç kullanımında Hollywood filmlerinin rekreatif karate özelinde incelenmesi

Çalışmanın amacı, Amerika Birleşik Devletleri'nin yumuşak gücü Hollywood filmlerini rekreatif etkinlik olarak karate-do sporunun tercih edilmesinde/edilmemesinde bir yumuşak güç unsuru olarak kullanıp kullanmadığının tespiti ve analizidir. Nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseninde tasarlanan bu araştırmada verilerin elde edilmesinde doküman incelemesi, verilerin analiz edilmesinde betimsel analiz yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde yumuşak güç ve sinema arasındaki bağlantıyı temellendirmek amacıyla özellikle Hollywood yapımı, karate-do konulu filmler analiz edilmiştir. Araştırmaya konu olan kitap ve makalelerde esas kaynaklara ulaşılmıştır. Asıl kaynaklar ile birlikte farklı yorumlara sahip eserler de incelenerek tezin oluşmasında bu kaynaklardan yararlanılmıştır. Rekreatif karate-do konulu Hollywood filmlerinin analiz edilmesiyle elde edilen verilere göre 1950 ve 1980 yılları arasında teknolojik ve birçok alanda ABD'yi de geride bırakarak gelişen Japonya'nın ilerlediği ve ABD için tehdit konusu haline geldiği dönemlerde Çin Halk Cumhuriyeti'nin kültürünün bir sanatı olan kung-fu sporu konulu filmlerin Hollywood tarafından yayınlandığı ve mücadele sporları özelinde rekreatif etkinlik olarak kung-fu sporunun çalışılması gerektiği algısının bireyler üzerinde oluşmasında bu filmlerin planlı ve etkili bir şekilde kullanıldığı; bununla birlikte 1984 yılından itibaren giderek gelişen ve ABD için tehdit unsuru haline gelen Çin Halk Cumhuriyeti'nin ilerlediği dönemlerde ise, ABD'nin yumuşak gücünün etkili kullanım alanı olan Hollywood filmlerinde Japonya kültürünün bir sanatı olan karate-do konulu filmlerde kullanılan söylemler, müzikler, kıyafetler ve kung-fu karşısında etkili olduğunu gösteren odyovizüel unsurlar aracılığıyla mücadele sporları özelinde rekreatif etkinlik olarak karate-do sporunun çalışılması gerektiği algısının izleyiciler üzerinde oluşmasında bu filmlerin planlı ve etkili bir şekilde kullanıldığı sonucuna varılmıştır.

Amerikan sinemasıFilmFilm yapımcılığı+5
Fuat Gökdere
Manisa Celal Bayar University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan geçmişini aklayan savaş filmlerinden Amerikan geleceğini inşa eden bilim kurgu filmlerine: Hollywood sinemasının evrimi

Amerika kıtası, Amerika Birleşik Devletleri kurulmadan yüzlerce yıl öncesinde savaşların, çatışmaların ve kıyımların yaşandığı bir kıta olmuştur. ABD'nin kurulmasından sonra da birçok savaş ve anlaşmazlık yaşanmıştır. Yaşanan bu savaşların getirisiyle siyasi, sosyal ve kültürel yaşam alanları da etkilenmiştir. Bu nedenle Amerikan sineması Hollywood'da hatır sayılır bir savaş türü film sayısı oluşmuştur. İkinci Dünya Savaşı ve sonrası dönemde ise Avrupa'da yaşayamayan bilim insanlarının Amerika'ya göç etmiştir. Bu sayede ABD, bilim ve teknolojide de gelişmiş devletler arasına girmiştir. Dolayısıyla bilim kurgu türü sinemada da ciddi bir kültürel birikim oluşmuştur. Çalışmada Amerikan tarihinde yaşanan savaşların konu edildiği filmler ve alternatif geleceklerle ilgili filmler incelenmiştir. Savaş filmleri incelenerek Amerikan savaş tarihinin nasıl gösterildiğine dikkat edilmiştir. Bilim kurgu filmlerinde ise yakın gelecekteki ABD ve Amerikalı imajının nasıl oluşturulduğu üzerinde durulmuştur.

Amerikan kültürüAmerikan sinemasıEgemen ideoloji+2
Muhammet Güney
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme, terörizm ve oryantalizm bağlamında "Yalanlar Üstüne" filmi

Küreselleşme; belirli bir amacı ve aktörleri olan, zaman ve mekân sınırlarının aşılmasıyla dünyayı siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan farklı biçimlerde etkileyen bir süreçtir. Dolayısıyla küreselleşme; terörizm, oryantalizm ve sinemayı da etkilemiştir. Küreselleşme ile birlikte küresel terör ortaya çıkmıştır. Küresel terör örgütleri, küreselleşmenin avantajlarından yararlanarak faaliyetlerini gerçekleştirmişlerdir. 11 Eylül 2001 saldırıları küresel terörizm için dönüm noktası olmuştur. Saldırıları El Kaide'nin üstlenmesi sonucu İslamcı terörizm gündemden düşmemiştir. Bu tarihten sonra Arap Müslümanlara karşı Batı'nın bakış açısı değişmiştir. Bu noktada oryantalizm önemlidir çünkü küreselleşme gibi oryantalizm de Batı merkezli ve Batı'nın kendisini var etmeye çalışmasını içermektedir. Küreselleşmenin, sinema üzerinde önemli etkileri olmuştur; küreselleşme, terörizm ve oryantalizm ilişkisi sinemaya ve "Yalanlar Üstüne" filmine yansımıştır. Bu araştırmada sinemanın bağlı olduğu ideolojiler çerçevesinde toplumsal mühendislik işlevi gördüğüne, Batı'nın özellikle Hollywood sinemasının Amerikan ideolojisi, milli güvenlik ve savunmasıyla ilişkili olarak sinemayı terörizm karşısında bir güvenlik aygıtına dönüştürmesine, günümüzde Batı'nın, iktidarı için Doğu'yu kitle iletişim araçları ve sinema filmleriyle gözetim altında tutmasına ve oryantalist söylemin Yalanlar Üstüne filmiyle ilişkili olarak sinema filmlerindeki devamlılığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Terörizm, Oryantalizm, Yalanlar Üstüne, Toplumsal Mühendislik, Güvenlik Aygıtı

Amerikan sinemasıHollywoodKüreselleşme+5
Dilek Atalan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk Savaş dönemi Hollywood sinemasında başkaldırı figürleri

Sinema; ortaya çıktığı günden itibaren fiziki olmayan, yalnızca ideolojik bir algı aracı olarak kullanılmış; ancak fiziki baskılara göre çok daha büyük sonuçlar elde edilmesine olanak sağlamıştır. İki Dünya Savaşı'nda da iktidar sahiplerinin savaş gerekçelerini toplum nezdinde meşrulaştıran önemli bir araç olarak ön plana çıkmıştır. Çalışma kapsamında sinemanın, ideolojiyi yayma ve kitle kontrolü sağlama üzerindeki etkisi; hegemonya ve kültür endüstrisi gibi kavramlar doğrultusunda analiz edilmiş ve bu etkinin dünya sinemasındaki kullanım örnekleri ele alınmıştır. Çalışmayla varılmak istenen nokta ise özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin, sinemanın bu gücünü Soğuk Savaş döneminde (1947-1957) kullanma yöntemlerinin saptanması ve bu yöntemlere karşı yine Hollywood'da ortaya çıkan başkaldırı temsillerinin sosyal ve siyasal gerekçelerinin belirlenmesidir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda sinemanın, yalnızca egemen güçlerin ideolojik algı yoluyla hegemonya kurmasına hizmet etmediği, aynı zamanda iktidar eleştirisine de imkan veren muhalif bir kitle iletişim aracı olduğu görülmüştür. Çalışmayla; Hollywood'u kendi ideolojisini topluma empoze etmek amacıyla kullanan McCarthy dönemi (1947-1957) faaliyetlerinin, yine Hollywood'un içinden gelen Marlon Brando ve James Dean gibi gençliğin idolleştirdiği başkaldırı figürlerinin ortaya çıkışını engelleyemediği görülmüştür. Bu çerçevede elde edilen çıkarımların, çalışma sonunda örnek olarak seçilen filmlerin sosyolojik ve ideolojik incelemesi neticesinde desteklenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın son bölümünde, bahsi geçen döneme karşı muhalif bir tutum sergilediği düşünülen Laslo Benedek, Elia Kazan ve Nicholas Ray gibi yönetmenlerin Marlon Brando ve James Dean'i döneme karşı birer başkaldırı figürlerine dönüştürdüğü öngörülen ''The Wild One (1953)'', ''On the Waterfront (1954)'' ve ''Rebel Without a Cause (1955)'' filmlerinin sosyolojik ve ideolojik analizlerine yer verilmiştir.

Amerikan sinemasıHollywoodSinema+2
Utku Koçak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan ve Türk sinemasında star olgusunun gelişimi ve değişiminin geçmişten günümüze etkileri "Gündüşteki Simalar"

Sinema, hayal gücünü en iyi yansıtan alanlardan biridir. Bunun sebebi starlar ve onların kişi, stüdyo, medya düzeyinde tekrar düzenlenen kimliklerdir. Sinemaya gizem ve ölümsüzlük kazandıran, onu besleyen öğelerden biri beklide en önemlisi starlardır.Bir film; bir insanı bir noktadan başka bir noktaya götüren zaman makinesi olarak düşünülürse starlar da geçmişten günümüze toplumların yansımalarıdır.Her olgu gibi star olgusu da ekonomik ve toplumsal nedenlerle zamanla değişime uğramıştır. Bu değişim, farklı şekillerde ve alanlarda ortaya çıkmıştır. Bu durum doğal olarak sinemayı da etkilemiştir ve etkilemektedir.Bu çalışmada star olgusunun Amerikan ve Türk sinemasında gelişiminin ve değişiminin etkilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Örnek olay çalışması olarak, filmlerin dünyaya açılan pencereleri afişlerin analizi seçilmiştir.

Amerikan sanatıAmerikan sinemasıDeğişim+6
Günşad Özger
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

11 eylül sonrası Amerikan sinemasında öteki'nin sunumu

1890'lı yıllardan sonra çekilmeye başlanan ilk sessiz filmlerden günümüze kadar sinemanın ekonomik, sosyal, kültürel ve ideolojik bir enstrüman konumunda olduğu görülür. ?Yedi Peçelinin Dansı? (1893), ?Fatıma Dansları? (1896) ve ?Arap? (1897) gibi kısa filmlerle başlayan ilk `oriental' klişeler ve kurgular özellikle de sinemanın ideolojik bir aygıt/güç olarak kullanılmasına tanıklık etmektedir.Amerikan Sineması olarak da bilinen Hollywood, farklı stereotip temsillerinin sıkça tasvir edildiği bir platform olup her dönemde kendi öteki'sini oluşturan/kurgulayan ve tanımlayan bir endüstriyi ifade etmektedir. 1990'lı yıllardan sonra Amerikan sinemasında öteki sunumunun Araplar/Müslümanlar üzerine yoğunlaşıldığını ele alan bu çalışmada, 11 Eylül 2001 sonrası ABD'de yaşanan olaylardan esinlenerek yapılan filmlerdeki ?öteki? sunumlarının incelenmesi amaçlanmış ve ?öteki? kavramından hareketle `Doğulu/Arap/Müslüman' tasvirinin Oryantalizm düşüncesiyle bağlantısı açıklanmaya çalışılmıştır.11 Eylül sonrası (9/11) ?Terörle Savaş? iklimi, Hollywood'un politik-gerilim filmleri aracılığıyla yeni bir kültürel dolaşımı da beraberinde getirmesinden hareketle, The Kingdom (2007) ve The Hurt Locker (2008) politik-gerilim filmlerinde bu dolaşımın yansımaları değerlendirilmiştir. İncelenen bu filmlerde `Doğulu/müslüman/onlar' imgeleri ile `Batılı/kahraman/biz' karşıtlığını içeren imgeler, Söylem Analizi Yöntemine göre çözümlemeye alınmıştır. Çözümleme neticesinde gerek film diyaloglarının ve görüntünün ideolojik boyutunun, gerekse karakter betimlemeleri ve mekân tasvirlerinin ?öteki? sunumunda büyük rol oynadığı gözlenmiştir. Oryantalist söylemdeki klişelerin, örnekleme alınan film yapımlarına açık ya da örtük bir biçimde eklemlendiğine, doğu kurgusunun ve doğulu tiplemelerin ?tehdit ve düşman? metaforlarıyla desteklendiğine ulaşılmıştır.

11 Eylül 2001 olayıAmerikan sinemasıHollywood+6
Yunus Namaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sinema ve mimarlık arakesitinde sinematografik mekânın analizi ve alternatif üretimleri; Hitchcock, Kubrick ve Anderson sineması

Yedinci sanat olarak sinema var olduğu günden bu yana mimarlık ile dinamik bir ilişki halindedir. Çalışmada bu ilişki irdelenirken temel olarak sinema ve mimarlığın ortak paydası olan mekân ele alınmıştır. Bu iki disiplinin ortak temel tasarım araçlarının kullanım biçimleri ve üretim aşamaları örneklerle karşılaştırılarak irdelenmiştir. Öncelikle mekân kavramsal olarak incelenmiş daha sonra gerçek ve kurgusal olmak üzere mekân türleri ve mekânın sinemada kullanım ölçeği; renk, ışık, doku, biçim gibi mekânsal özelliklerin film anlatısına, hikâyenin ve karakterlerin gelişimine katkısı bağlamında incelenmiştir. Filmlerinde mekân tasarımına önem veren film anlatısında mekânı etkili bir biçimde kullanan karakteristik bir sinematografiye sahip üç yönetmen ve her birine ait ikişer film seçilmiştir. Bunlar; Alfred Hitchcock (Rear Window ve Psycho), Stanley Kubrick (2001; A Space Odyssey ve The Shining) ve Wes Anderson (The Grand Budapest Hotel ve The French Dispatch) olmak üzere üç auteur yönetmendir. İlk olarak bu filmlerin zaman akış tabloları detaylı biçimde elde edildikten sonra bu tablolar ek bölümünde verilmiştir. Daha sonra yönetmenlerin sinematografileri aktarılmış daha sonra seçilen filmler sosyolojik açıdan incelenmiş ve detaylı mekân analizleri filmlerde kullanılan renk, ışık-gölge, doku-biçim, hareket-deneyim, zaman mekân, montaj-kurgu, kadraj-çerçeve ve senaryo-storyboard başlıkları altında filmlerden alınan görseller üzerinden niteliksel olarak incelenmiştir. Bu analizlerde yönetmenlerin röportajlarından, bu konudaki akademik çalışmalardan ve film okumalarından yararlanılmıştır. Son olarak analizler sonucunda elde edilen verilerle yönetmenlerin mekânsal tasarım karakterlerini yansıtan alternatif mekânlar, Midjourney adlı yapay zekâ programı aracılığıyla deneysel olarak üretilmiştir. Sonuç bölümünde ise analizler sonucu elde edilen veriler üç yönetmenin karşılaştırılabildiği bir tabloya aktarılmıştır. Çalışma, mimarlık ve sinema ile ilgili kişilerin film ve mekân okumalarının becerisini geliştirme ve mimari tasarım sürecine alternatif bir yöntem sunma amacı taşımaktadır.

Amerikan sinemasıMimarlık
Pervim Karabeğ
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tarantino sinemasında kadının sunumu

Bu Tez çalışmasında Tarantino sinemasında kadının eril sunumu ele alınmaktadır. Buna göre,Amerikan sinemasında özellikle sinema alt türlerinin geniş yelpazesinden yararlanan Tarantino'nun sinemasında kadını eril konumlandırması gözlenmektedir.Bundan dolayı kadının teolojik,mitolojik felsefi yaklaşımından yola çıkılarak kadın sıfatları incelenmiştir. Kadın olgusunun din ve mitolojik açıdan genel bakışının Tarantino sineması sınırları içinde ne kadar bağdaştırılabileceği sorgulanmaktadır. Kadının sahip olduğu sıfatlarla birlikte Tarantino sinemasında yer alan kadının eril olarak konumlandırılması açıklanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Amerikan Sineması, Quentin Tarantino, Kadın,Eril Yaklaşım

Amerikan sinemasıKadınlarSinema+1
Seçil Keskin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1950-1990 Döneminde Amerikan sinemasında karaktere göre giysi analizi

Bu çalışmada; Amerikan sinemasında, 1950?1990 yılları arasında yapılan filmler üzerinden, giysinin karakteri yaratması üzerindeki etkileri incelenmiştir. İlk bölümde sinemanın tarihi ve teknolojik gelişmelerle, günümüzdeki haline kadar gelmesindeki önemli aşamalarına değinilmiştir. Sonraki bölümlerde ise sırasıyla; sinemada seyirci algısı ve filmlerin seyirci üzerindeki etkileri incelenip, bir anlatım biçimi olarak karşımıza çıkan; ışık, renk, makyaj ve müziğin önemi belirtilmiştir. Daha sonra; tasarımın önemi ve moda olgusunun sinema ile ilişkisine bağlı olarak; 1920'li ve 1990'lı yıllar arasında, giyim şeklinin toplumsal olaylardan, isteklerden, tepkilerden ve ihtiyaçlarından doğan, moda akımlarına yer verilmiştir. Son iki bölümde ise çalışmanın esas amacı olan; filmlerin modaya, kitlelere nasıl yön verdiği ile ilgili örnekler verilmiş ve en iyi Hollywood yapımı filmlerden yola çıkılarak giysilerin insanlarda oluşturduğu imaj kavramları üzerine analizler yapılmıştır. Bu dönemde, temel değişim, kadın giysileri üzerinde olduğu için, çalışma kadın modası ile sınırlanmıştır.Bu alanda yapılmış kapsamlı bir araştırmanın olmaması ve buna bağlı olarak, kaynakların sınırlı olması, bu çalışmada karşılaşılan en büyük zorluk olmuştur. Sinema tarihi, kostüm tarihi ve seçilen film örnekleri ile ilgili bilgiler çalışmamın ana hatlarını oluşturmamda yardımcı olan kaynaklar olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriAmerikan sinemasıFilm+4
Banu Begüm Bozatlı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bir moda ikonu olarak Marilyn Monroe

Marilyn?in efsanevi hayatı bu araştırmada ilk bölümde Hollywood sinemasının kısa tarihi, Amerikan siyasal yaşamından sinema sektörünün nasıl etkilendiğine ve dünyadaki gelişmeler sayesinde Amerikan sinemasının bunlardan faydalanarak nasıl bir ilerleme kaydettiği irdelendi. Sinemanın önemli bir endüstri haline gelişi sırasında, sinemada anlatım tekniklerinin ne kadar önemli olduğunu, modanın nasıl sinemanın ayrılmaz bir parçası haline geldiği araştırıldı. En önemli bölüm olan Marilyn?ın hayatından fikir sahibi olmak için beşinci bölümde kısaca bir bahsettik. Hayatının nasıl bir çelişkiler yumağı olmasından ve bunun ilerisi için modasini, filmlerini nasıl etkilediğine analiz edildi. Altıncı bölümde Radioplane uçak parçaları cilalama fabrikasında bir tanıtım için çekilen fotoğraf sonrasında nasıl aranan bir yüz olması, zamanla kıvırcık ve kestane rengi olan saçlarının platin sarısı saçlara dönüşmesi ve bunu tamamlayan ve sembolleşen Marilyn makyajıyla Norma Jean?den Marilyn Monroe olma sürecini içermektedir. Yedinci bölümde çalıştığı ünlü modacıların üzerinde nasıl bir eki bıraktığı onları nasıl etkilediğinden kısaca bahsederek makyajındaki ve saçındaki incelikler araştırılmıştır.

Amerikan sinemasıHollywoodModa+3
Nilüfar Moayeri
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Unıversal stüdyoları

Amerikan Sineması'nın kendi içindeki olağanüstü hızlı gelişimi ile başarı grafiğini yükseltmesinde, teknolojik olanaklarını sonuna kadar kullanması, digital efektleri kullanarak üretilen bilgisayar destekli filmlerde ki görsel şovları ve Hollywood'da ki adeta bir şehri andıran dev film stüdyolarının varlığı etkili olmuştur. Tezimde Hollywood'un en büyük stüdyosu olan ve kendi başına adeta bir şehir görünümünde ki Universal Stüdyoları'nı tanıtmak amaçlanmıştır. Yaklaşık yüz yıllık bir geçmişe sahip olan Universal Stüdyoları teknolojinin tüm olanaklarını bünyesinde barındırarak bir filmin yapım süreci için gerekli olan her aracı film ekibine sunmaktadır. Sadece Universal Stüdyoları'nı gezerek bile dünya pazarlarını rakipsiz bir şekilde elinde tutan Amerikan film endüstrisi hakkında fikir sahibi olunabilir. Gerek yüz yıl önce yapılmış filmlerde kullanılan setleri halen muhafaza ederek başka filmlerde de kullanabilen, çağın getirdiği imkanlarla bunlara her geçen gün yenisini ekleyen, gerekse film yapımının başladığı günden günümüze kadar gelişen "film hileleri" teknolojisini bize sunan Universal Stüdyoları bir film endüstrisinin oluşum basamakları için en iyi örneği teşkil etmektedir. Hollywood'un onlarca stüdyosu arasından belgesel için bu stüdyoların seçilme sebepleri bunlardır.

Amerikan sinemasıHollywoodSinema+1
Bahar Tezcan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Racial relations in Spike Lee's four movies: School Daze, Do The Right Thing, Jungle Fever, Get On The Bus

Today, it is a well-known fact that racism does not have a scientific basis. Racism has been a judicial and economic propaganda tool used to keep a race exploited by the dominant ideology or race. As long as racism exists, it will create different traumas in many parts of the society and negatively affect social relations in many ways. This thesis focuses on four films by Spike Lee and aims to show how racism affects social relations in American Society. These movies are School Daze, Do the Right Thing, Jungle Fever, and Get on the Bus. While the thesis demonstrates how the phenomenon of issues such as slavery, racism and colorism affect social and emotional relations among races, it also focuses on social and emotional relations within the same race. In addition it highlights the social challenges experienced by the black community such as, the breakdown of black family structure, prejudice towards whites, police violence and hatred, invisibility of black women, internalized racism, ganging, and propensity for crime, in the light of Critical Race Theory.

United States of AmericaAmerican cinemaRacism+2
Muhammet Şahin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Amerikan film sansür yasası olarak yapım yönetmeliği'nin doğuşu ve 1948 yılına kadar kara film üzerindeki etkisi

Hollywood, sinemanın doğduğu ilk günden itibaren filmlerin içeriğine müdahale ederek sansürleme yoluna gitmiştir. Ticari yapılar olarak Hollywood yapım şirketleri tüm dünya ekonomilerini etkileyen Büyük Buhran döneminde ayakta kalmak adına cinsellik ve şiddete yönelmiş ve bu yapım şirketlerinin bir parçası oldukları MPDDA (ve 1934'ten sonra kurulan PCA) bu yönelimin sebep olabileceği federal sansürü engelleme adına sansür yönetmelikleri çıkarmıştır. Tüm bu kurumlar Hollywood'un iki ayrı yüzünü temsil ederler ve birbirinden ayrılamaz bir bütündürler.1934 yılında Hollywood ülkedeki tutucu grupların devamlı surette talep ettiği federal sansürün önüne geçebilmek için kendi içinde bir uzlaşmaya yönelmiş ve güçlerini giderek arttıran bu gruplarla anlaşma yolunu seçmiştir. Bu anlaşmaya göre Hollywood 1922 yılından beri yaptırım gücü olmayan çeşitli yönetmeliklerle denediği kendi kendini düzenleme / sansürleme pratiğini artık faal olarak hayata geçirecek, bunun karşılığında tutucu gruplar da federal sansür taleplerinden ve filmleri boykot etmekten vazgeçeceklerdir.Yayınlandığı günden tam dört yıl sonra etkin biçimde uygulanmaya başlayan Yapım Yönetmeliği (Hays Yasaları) 1948 yılında sonlanan ve sonucunda büyük yapım şirketlerinin gösterim ağından çekilmek zorunda kaldıkları Paramount Davasına dek tüm Hollywood yapımlarını denetim altına almıştır.1941 yılında ilk örneği görülen kara filmler de bu yönetmelikten bağımsız yapımlar değillerdir. Her ne kadar `yıkıcı', `alt-üst edici', `eleştirel' ve `karamsar' olarak tanımlansalar da tüm kara filmler Yapım Yönetmeliği süzgecinden geçmiş anlatılardır. Bu nedenle kara filmlerin ahlaki öğütlerini incelemek ve `kim için?', `hangi bakımdan?' yıkıcı ve eleştirel olduklarının araştırılması gerekmektedir.Yapılan bu çalışma bağlamında kara filmlerin de geleneksel Hollywood anlatı kalıplarına uygun, kötünün cezalandırıldığı, iyinin ödüllendirildiği ve Yapım Yönetmeliği'nin dikte ettiği biçimde `iyi ahlak' ile bezenmiş yapımlar olduğu görülmektedir. Kara film anlatılarının Yapım Yönetmeliği hiç var olmamışçasına ele alınması bu film türünün yanlış okunmasına ve geleneksel Hollywood yapımlarından farklı biçimde değerlendirilmesine neden olmaktadır. Oysa ki kara film de olsa bir Hollywood yapımı, özellikle 1940'ların sonuna kadar, yine Hollywood'un kendisi tarafından belirlenmiş tutucu ahlaki söylemi iletmek ve egemen ideolojiyi olumlamak zorundadır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Kara Film 2- Sansür 2- 3- Yapım Yönetmeliği 4- Tutucu Söylem5- Cezalandırma

Amerikan sinemasıHollywoodKara film+5
Emrah Suat Onat
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1930-1960 dönemi Amerikan sineması metinlerinde kadınlık ve erkeklik temsilleri

Çalışma kapsamında 1930-1960 dönemi Amerikan sineması metinlerinde yer alan açık ve kapalı toplumsal cinsiyet tanımlamaları incelenerek dil aracılığıyla inşa edilen kadınlık ve erkeklik temsilleri ortaya konmuştur. Çalışmaya dilin ne olduğu üzerinde durularak genel bir çerçeve çizildikten sonra toplumsal cinsiyetle ilişkisi ve toplumsal cinsiyetin inşasındaki rolünün incelenmesiyle başlanmıştır. Dil aracılığıyla oluşturulan sözlü ve yazılı söylemlerin, toplumsal cinsiyete ilişkin inançların, görüşlerin, değer yargılarının toplumların varsayımları biçimine dönüşmesi sürecini gerçekleştirdiği üzerinde durulmuştur. Toplumsal cinsiyetin sürekli olarak yeniden üretilmesini sağlayan sezdirimlerin bir anlamlandırma aracı olarak kullanımı açıklandıktan sonra film metinlerinin dilsel ve dilsel olmayan bileşenleri ele alınmıştır. Dönem filmlerinin metinsel içeriklerinde yer alan kadınlık ve erkeklik temsilleri, kadın ve erkek karakterlerin sözel davranışları, toplumsal cinsiyet karşıtlıklarının inşası sürecinde dilsel ögelerin kullanımı, toplumsal cinsiyet kimliğinin inşası şekillerinin belirlenmesi amacı doğrultusunda incelenmiştir. Metinsel bağlamda gerçekleştirilen çalışmada yöntem olarak içerik çözümlenmesi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan çözümlemeler sonucunda; toplumun kadınlara ve erkeklere yaklaşımını, bireylerin belirli bir cinsiyete aidiyet çerçevesindeki davranışlarını, kadınlık ve erkeklik özellikleriyle ilgili kalıp yargısal düşünceleri belirleyen toplumsal cinsiyet kalıplarının film metinlerini de doğrudan etkilediği ve şekillendirdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Dil, Amerikan Sineması, Kadınlık, Erkeklik, Toplumsal Cinsiyet.

Amerikan sinemasıCinsel kimlikDil+5
Ahmet Elnur
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Dezavantajlı grupların sinemadaki temsillerinde değişim: En popüler yeniden yapılmış Amerikan filmleri üzerinden karşılaştırmalı bir analiz

İnsanların ekrandaki temsilleri, gerçek hayatta nasıl algılandıkları, muamele gördükleri ve davrandıklarına aktif bir şekilde katkıda bulunmaktadır. Film sanatı, bir takım gerçekleri yansıtabildiği kadar inşa edebilme ve yeniden üretilmelerine katkıda bulunabilmektedir. Film metinleri, içinde yapılmış oldukları dönemin koşulları ve zamanın ruhuyla bağlantılı olan yasal, sosyal, kültürel vb. tür kodlanmış bilgiler barındırmakta olarak görülebilmektedirler. Film aracı ayrıca belli gruplara karşı geçmişte nasıl davranıldığı konusunda bir araştırma alanı olarak işlev görebilir. Bu çalışmanın amacı, ABD çapında en iyi tanınan veya en yüksek gişe yapmış yeniden yapılmış filmler ve orijinallerinde, iki dezavantajlı grubun temsilinde zaman içerisinde nasıl bir değişim görülebildiğini belirlemektir. Bu kategorideki başlıca beş film izlenip, dezavantajlı gruplar şöyle belirlenmiştir: görülebilir bedensel farklılıkları olanlar (doğuştan: cücelik, deformasyon; sonradan edinilmiş: engellilik, yara izleri) ve görülebilir ırksal farklılıkları olanlar (siyahi, Çinli, Avrupalı, Hispanik, İranlı, Alman, Hintli, çingene, soluk beyaz). Metin incelemeleri, Teun van Dijk'ın Eleştirel Söylem Çalışmaları çerçevesinde Thomas Huchkin'in modeline göre yapılmıştır. Zaman içerisindeki değişim, belirtilmiş olan dezavantajlı gruplar açısından ortak bir adil ve eşit temsil anlayışı bağlamında not edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeniden Yapılmış Filmler, Temsil, Dezavantajlı Gruplar, İlerleme,Irksal, Bedensel, Eleştirel Söylem Analizi, Huchkin

Amerikan sinemasıDezavantajlı gruplarEleştirel söylem çözümlemesi+2
Aylin Gençtürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Günümüz sinemasında gerçekçiliğin yeniden değerlendirilmesi (Türkiye ve ABD sinemalarının karşılaştırılması)

Sanatlarda gerçekçilik anlayışı bugüne kadar estetik bir kategori olarak tanımlanmıştır. Oysa, temelde, gerçekçilik epistemolojik bir kategoridir. İçinden çıktığı toplum hakkında düşünme biçimidir. Gerçekçilik kavramı, gerçek ve gerçeklik kavramları ile bağlantılı düşünülmelidir. Gerçeklik dediğimiz, fiziksel gerçeklik değil ama toplumsal, kültürel ve zihinsel bir süreçtir. Gerçek ise bu toplumsal gerçekliğe dahil edilemeyen ama onun gene de merkezinde yer alan boşluğa verilen addır. Gerçekçilik ise gerçekliğe, gerçeğin dolayımı ile bir bakıştır. Bu sebeple, aynı zamanda, etik ve siyasal bir edimdir.Günümüz sinemasında, ABD ve Türkiye sineması örneklerinde, bu anlamdaki gerçekçiliğe yakın yapıtlar yapılmaktadır. Ne var ki günümüzde, her iki toplumda da, gerçeklik bir sorun niteliği taşımaktadır. Gerçekçi anlatıların ütopyacı bağlamlarına karşın, günümüz kendi mevcut durumundan başkasını tahayyül edememektedir.

Amerikan sinemasıGerçeklikSinema+2
Burak Bakır
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan sinemasına egemen mutlu son ideolojisi

ÖZETAmerikan Sineması Hollywood demektir. Hollywood da Amerika. Dünya üzerinde sineması ile bu denli bütünleşen başka hiçbir ülke yoktur. Amerikan zihniyeti ile paralel biçimde sineması da hiçbir olgu ya da yargıyı dışlamaz ve işte böyle bir yaklaşım sayesinde, ülkede Hollywood'un yani ABD'nin bakış açısına aykırı izlenimi veren onca bağımsız filme varolma şansı verilmekte, zaten bu sayede de egemen olanın hiçbir zaman yıkılmaması, alaşağı edilmemesi garanti altına alınmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekte egemen olan; kucaklayıcı, bireylerini her koşulda anlayışla karşılayan, onları yücelten, hep ikinci bir şansları olduğuna inandıran ve en önemlisi sürekli umut aşılayan bu ideolojidir. Bu ideolojinin kilitlendiği tek hedef Amerikalı olmanın ve Amerikan yaşam tarzını benimsemenin bir bireyin başına gelebilecek en iyi ve bildiğiniz ulvi şeylerin tümünden daha kutsal olduğuna duyulan inançtır. Ve Hollywood bu yolda olan biten her şeyin meşru kılınması dolayısıyla kitlenin onay verip her şeye rıza göstermesi için bu ideolojiyi büyük bir özen ve ciddiyetle aralıksız yeniden üretmektedir.Amerikan kültürünü diğer bütün araçlardan çok filmler şekillendirmektedir. Kahramanlarının çoğunu onlara filmler kazandırmakta ve Amerikan değerlerinin tanımlanmasında büyük rol oynamaktadır. Aşkı ve hayatı anlamlandırmalarına, iyi çocuklarla kötü çocukları ayırt etmelerine yardımcı olmaktadır. Hollywood filmleri diğer unsurların hepsinden çok Amerikan rüyası yaratmış ve sonra da dünyanın dört bir yanına ihraç etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'nde tüm devlet kurumlarının yöntem ve çalışmaları Amerikan kaderine hizmet etmektedir. Hollywood da bu kurumların içinde Amerikan rüyasını, dünyanın belki de en büyük illüzyonunu, çok başarılı bir şekilde üreten ve hem Amerika'da hem de dünyanın diğer birçok ülkesinde pazarlayan kurumların başında gelmektedir.Bu çalışmada amaçlanan Hollywood'u kötülemek ya da karalamak hatta eleştirmek şeklinde anlaşılmamalıdır. Asıl yapılmak istenen Hollywood üzerinden bir ulusu, bir zihniyeti okuyabilmek ve anlayabilmektir. Bizlere sinemasıyla bu verileri sağlayan ve bu denli kapsamlı bir çözümleme olanağı sunabilen başka bir ülke yoktur. Bu açıdan bakılırsa yapılmak istenenin Amerikan sinemasının, yani Hollywood'un bir ülke sineması olarak incelenmesinden çok, Amerika Birleşik Devletleri'nin tüm kodunun Hollywood üzerinden okunabilecek olmasının ısrarla altının çizilmesidir.

Amerikan sinemasıHollywoodSinema+2
Hilal Süreyya Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sinemada yoksulluğun görünümlerini akılcılaştıran çalışma ideolojisinin eleştirisi

Bu tez, modern toplumların merkezinde yer alan çalışma ideolojisinin özellikle Amerikan Sinemasında söylemsel olarak 'nasıl' kurulduğunu incelemektedir. Bu nedenle tezin ilk bölümü çalışma ideolojisinin kavramsal açıklamasına ayrılmıştır. Bu çerçevede çalışma faaliyetlerinin çeşitli toplumlarda algılanışı diyalektik bir tarihsel incelemeyle verilmiştir. Piyasa ekonomisinin olmadığı ilkel toplumlarda ve Antik Yunan toplumlarında çalışma faaliyetlerinin modern toplumlardan tümüyle farklı bir biçimde anlamlandırıldığı, toplumsal yaşamın merkezinde yer almadığı ortaya konulmuştur. Aynı şekilde feodalizmin egemenliğindeki Avrupa toplumlarında da çalışma faaliyetlerinin dini ve ahlaki gerekçelerle sınırlandırıldığı gösterilmiştir. Ancak XVIII. yüzyıldan itibaren egemen hale gelen piyasa ekonomisinin çalışma faaliyetleriyle ilgili yeni bir düşünce sistemi yarattığı ortaya çıkarılmıştır. İlk bölümün sonunda bu düşünce sisteminin Dünya Sinemasına yansıtılma biçimleri ve Amerikan Sinemasında olumsuz eleştirisinin genel görünümü incelenmiştir. Amerikan Sinemasının kültürü yönlendirme ve endüstri gücü açısından egemen konumda olması nedeniyle, tezin diğer bölümlerinde Amerikan Sineması araştırılmıştır. Tezin ikinci bölümü Amerikan Bağımsız Sinemasının oluşumunda ve örnek filmlerinde çalışma ideolojisinin olumsuz eleştirisine odaklanmıştır. Çalışma ideolojisiyle ilgili olumsuz eleştirinin hem sinemasal yaratıcılık anlamında yeniliklere yol açtığı hem de filmlerde içeriğe ait öğelerin yeni söylemler oluşturduğu ortaya çıkarılmıştır. Ana akım filmlerde çalışma ideolojisi açısından kültür dışına itilmiş konuların ve karakterlerin yeni bir bakış açısıyla değerlendirildiği gösterilmiştir. Tezin üçüncü ve son bölümü ana akım filmlerde çalışma söyleminin kurulmasındaki farklı yaklaşımları incelemektedir. Bu bölümle birlikte tezin geneli Amerikan Sinemasının farklı yönelimlerindeki, çalışma ideolojisine içkin değerlerin algılanmasını, çalışma ideolojisinin temsil edilmesini ve söylem oluşturmasını çok yönlü bir biçimde ortaya koymuştur.

Amerikan sinemasıEmekSinema+3
Özge Nilay Erbalaban Gürbüz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kültür endüstrisi ve ideoloji: Hollywood ve Steven Spielberg sineması örneği

Modernlik, kültür ve ideoloji gibi kimi kavramlar, sosyal bilimlerin ve modern düşünce ve pratiğin büyük bir alanının odak noktasında yer almaktadır. Modernliğin gelişimine koşut olarak kültürün kapitalist üretim tarzı içinde alınıp satılan metaya dönüşmesi, bunun sonucunda kültürün bir endüstri kolunu oluşması ve bu kültürel yapının içinde sinemanın işlevi oldukça önemlidir.Kültür endüstrisi içinde sinemanın ideolojik işlevlinin en açık biçimde görüldüğü ülke Amerika'dır. Amerikan Sineması denildiğinde akla ilk gelen isim Hollywood'dur. Amerikan Sineması'nın en önemli yönetmenlerinden Steven Spielberg'in filmleri bağlamında Kültür Endüstrisi ideoloji ilişkisi ele alınmış ve Spielberg'in varolan sistemi devam ettirme noktasında bir ideolog olarak değerlendirilmiştir.

Amerikan sinemasıHollywoodKültür+5
İhsan Koluaçık
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan sinemasında savaş ve Vietnam filmleri. Sinema toplumbilimi açısından

20 Yüzyılın bitimine 10 yıl kalmışken, insanlık hala evrensel barışın sağlanması noktasından çok uzaktadır. 20 yüzyılın ilk yarısı o tarihe kadar görülmemiş büyüklükte ki savaşların yaşandığı yıllar olmuştur. İnsanlığı derinden etkileyen bu çağın kendine özgü savaşları, yine bu çağın ürünü olan sinemanın belli başlı konularından biri olmuştur. Savaş filmleri bir tür haline gelmiş ve bu türün ürünleri en geniş izleyici yığınlarının severek, haz alarak izlediği bir seyirlik olmuştur. Sinemadaki ilk uzun metrajlı film, 'Bir Ulusun Doğuşu Birth of a Nation' bir savaş filmidir. 1. Dünya Savaşı yıllarında haber iletme aracı olarak kullanılan sine manın kamuoyu oluşturucu etkisi anlaşılınca, fiktif savaş filmlerinin yapımına başlanmıştır. Hollywood' un 1920' lerde en büyük sinema endüstrisi haline gelme siyle, en popüler olan savaş filmleri Hollywood' da yapılmaya başlanmıştır. 2. Dünya Savaşı yıllarında sinema, savaşı yalnızca haber iletme değil aynı za manda bilgilendirme, eğlendirme ve propaganda aracı olarak ele almıştır. Özellikle Amerika' nın savaşa girmesinden sonra savaş filmlerinin yapımına hız verilmiş ve savaş filmleri bu yıllarda toplam film üretiminin yaklaşık % 30' u gibi büyük bir oranı oluşturmuştur. Savaş yıllarından sonra ise, savaştan galip ayrılmanın morali ile, Amerika' nın savaştaki rolü yüceltilmiştir. En etkili ve en popüler savaş filmleri 2. Dünya Savaşı' ndan sonraki yıllarda yapılmıştır. Bu filmler genel olarak, Amerika' nın barışı ve özgürlüğü koruduğunu, gerekirse her zaman savaşabileceği mesajını ver mişlerdir. Böylelikle Amerikan askeri imgesi ve Amerikalı asker kutsanmıştır. Amerika 1965' de tam 10 yıl sürecek Vietnam Savaşı 'm başlatmıştır. Ancak Amerika tarihinde ilk kez, bu savaştan yenik ayrılmıştır. Amerika bu savaş için kendi halkını bile ikna edememiş, politik, askeri ve moral açıdan yenilgiye uğramıştır. Aynı zamanda bu savaş Amerikan yönetiminin hem ülke içinde hem de ülke dışında büyük prestij kaybetmesine yolaçmış ve Amerikan toplumunda derin yaraların açılmasına neden olmuştur. Hollywood ilk kez, Amerika' nın yürüttüğü bir savaşı, Vietnam Savaşı' nı, işlemekte güçlük çekmiştir. Amerika' nm kendini bir türlü haklılaştıramadığı bu savaş yüzünden, Hollywood, John Wayne' nin The Green Berets'i (1968) hariç, 1978' i beklemek zorunda kalmıştır. Yapılan ilk filmler biraz da savaşın yarattığı şok yüzünden tepki filmleri olmuş, Amerikan yönetiminin ve ordusunun Vietnam konu sunda hata yaptığını vurgulamışlardır. 1980' li yıllar, Hollywood' un Vietnam Savaşı ile yoğun hesaplaşmaya girdiği dönem olmuştur. Bunda Ronald Reagan' m temsil ettiği ideolojinin büyük payı vardır. Reagan' ın' Güçlü Amerika - Güçlü Amerikalı' sloganı Vietnam konusunda in tikamcı filmlerin yolunu açmıştır. Hollywood Vietnam Savaşı' yla zedelenen Ameri kan askeri imgesini onarmaya çalışmıştır ve hala da çalışmaktadır.

Amerikan sinemasıSavaşSinema+1
Ertan Yılmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1990
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası ABD sineması ve yeni eğilimler

ÖZET Amerikan Sineması'nın 1980'li yıllarına baktığımızda, eski muhafazakar yapının yeniden canlandığını ve yönetmenin film üzerindeki anlatı gücünü kazanç sağlama amacıyla kullandığını görmekteyiz. Bir çok felsefeci için "postmodern" olarak adlandırılan bu süreci birebir yansıtan filmler yapıldı. Ancak bütün bunlar eskinin bir tür yeniden yaratımıydı. Yeni olan ve eğilim sayılabilecek tek şey yönetmenin 60'larda başlayan ve 70'lerin sonuna kadar süren ve modernist sürecin bir sonucu olan "auteur" ünün artık dönemin kurallarına göre satılışıydı. Kitle iletişim Araçlarının artması, bir çok ülkede siyasi rejimlerin değişmesi gibi pek çok etkenle ortaya çıkan "Yeni Dünya Düzeni", Turgut özal'ın "Küçük Amerika "sı olmaya çalışan Türkiye'yi ele etkiledi. Bu etki sonucu oluşan Toplumsal zihniyet değişimi, sanatı dolayısıyla sinemayı da etkiledi. Bu etkilenme sonucu aydınlar ve bu gruba giren yönetmenler topluma yabancılaşmışlar, onlar da bütün toplum gibi kendilerine sunulan yeni (yükselen) değerlerle birlikte mesleki alanda da paylarına düsen en popüler kavrama "yönetmen sineması" na sarılarak, kendi küçük sınıfları içinde gözlemledikleri toplumu, yaptıkları filmlerde yansıtmışlardır. Bu filmlerden bir kısmı. yansıttıkları dönem ve nicelikleri nedeniyle bazı başlıklar altında sınıflandırılarak incelenmiş ve yönetmenlerin hem toplumu ne ölçüde yansıttıkları hem de "yönetmen sineması "na bakış acıları irdelenmiştir.

1980 sonrasıAmerikan sinemasıSinema+1
Hülya Önal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00

Related subjects