Din-siyaset ilişkileri

105 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecinde Türkiye'de din-devlet ilişkileri

Bu araştırma, Türkiye'de din-devlet ilişkilerinin siyasal, toplumsal ve ekonomik değişim sürecindeki bir çözümleme ve değerlendirmesini içermektedir. Ülkemizde din-devlet ilişkilerinin gelişim ve değişimi batıdan tamamen farklı olarak ortaya çıkmıştır. Kilise (din), Batıda yaşanan toplumsal ve ekonomik değişim sonucunda, devlet üzerindeki yüzyıllar süren egemenliğini kaybetmiştir. İslamiyette, Hıristiyanlıktaki gibi bir ruhban sınıfını bulunmamaktadır. Ayrıca din-devlet ilişkileri konusunda Batıda yaşanan ekonomik ve toplumsal süreç ülkemizde yaşanmamıştır. Bu nedenlerle ülkemizde din-devlet ilişkileri yukarıdan aşağıya doğru yapılan düzenlemelerle biçimlendirilmeye çalışılmıştır.Araştırmada, tarihsel süreçte yaşanan din-devlet ilişkilerindeki değişim incelenmiş, Türklerde ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki din-devlet ilişkileri dönemler halinde açıklanmış, yönetsel ve hukuksal düzenlemelerdeki din-devlet ilişkisi ortaya konmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde din-devlet ilişkilerinin çözümlenmesi yapılırken dönemlerin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapıları da göz önüne alınmıştır.Günümüzde küreselleşme süreci ile toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlarda büyük bir değişim yaşanmakta ve bu değişim din-devlet ilişkilerini de etkilemektedir. Bu ortamda ülkemizde toplumsal bütünleşmenin sağlanması için din, siyasi çekişmelerin kaynağı olmak yerine, toplumu birleştirmenin araçlarından birisi olmalıdır.

DeğişimDin hizmetleriDin politikası+7
Hüseyin Kara
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İslami siyasetin seyri bağlamında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının İslami tonu

Bu çalışmada çağa uyum ve yenileşme girişimlerine karşı gelişen, tepkiden talebe dönüşen İslami refleksin izi sürülecek; Müslüman hassasiyetlerinin tarihsel seyri izlenerek AK Parti'nin bu hassasiyetler ikliminde biçimlendiği ve muhtevasındaki İslami tonun görünürlüğünün, iktidarının muhkemliğiyle doğru orantılı olarak arttığı tezi ileri sürülecektir. Tanzimat'la başlayan hayatın her alanındaki dönüşümün beraberinde getirdiği yeni düzenlemeler ve yenileşme girişimleri, "Müslüman hassasiyetleri" biçiminde görünür olan bir tepkiye de neden olmuştur. Bu durumun yarattığı tepki; ekonomik, siyasi, askeri alanlarda devletin bedbahtlığıyla da iyice derinleşmiştir. Şeriata göre Milleti Hâkime olan Müslümanların toplumdaki "üstün" pozisyonlarını yitirmiş olmalarının yanı sıra idarecilerin devleti tadil etmek için batıdan aldıkları kaide ve kurumların İslamiyet'i gerilettiği ve Müslümanlığı bozduğu düşüncesi güç kazanmış, yenileşme faaliyetlerine karşıtlık artmıştır. Bu faaliyetlere karşı tepkisini İslami hassasiyetler temelinde ortaya koyan Said Halim Paşa, gerilemenin nedeni olarak Müslümanların İslam'dan uzaklaşmalarını ve "Batı taklitçiliğini" göstermiştir. Cumhuriyet Devrimleri ise Tanzimat'la başlayan çağa uyum sürecinin doruk noktası olmuştur. Müslüman hassasiyetleri ve bunun üzerinden yükselen tepki bu dönemde de devam etmiştir. Batı taklitçiliğini ve "hak-batıl" mücadelesini siyasi söyleminin merkezine alan siyasal örgütlülükle ortaya çıkan İslami tepki, Milli Görüş adıyla kurumsal bir niteliğe bürünmüştür. Milli Görüş adıyla özgün bir karakterde var olan İslami örgütlülük, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni var eden zihinleri şekillendirmiştir. Sonrasında her ne kadar İslami gelenekten ayrışmış olsa da AK Parti'nin siyasetindeki İslami tonlar mevcudiyetini muhafaza etmiştir. İktidarını muhkem hale getirdikten sonra da özellikle eğitim alanında yürütülen politikalar ve bir zaman sonra partinin karar alıcı tek aktörü haline gelen Recep Tayyip Erdoğan'ın "dindar nesil" tasavvurları; İslami yaklaşım temelinde bir toplumsal inşa niyetiyle girişilen edimleri görünür kılmıştır. Anahtar Kavramlar: İslamlaşma, Milli Görüş, Muhafazakâr Demokrasi, AK Parti.

Adalet ve Kalkınma PartisiDin-siyaset ilişkileriMilli görüş+5
Mustafa Yaşar Rüzgar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 sonrası İslamcı dergilerde kadının dini politik dönüşümü

"1980 Sonrasında İslamcı Dergilerde Kadının Dini Politik Dönüşümü" başlıklı tezimiz, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Tezimizin giriş kısmında, araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi kavramsal çerçevesi, kapsam ve sınırlılıkları hakkında bilgiler bulunmaktadır. Tezimizin ana konusu İslamcılık düşüncesinin kadın meselesine yaklaşımını İslamcı dergiler üzerinden inceleyerek, bu yaklaşıma karşı oluşan yeni mütedeyyin kadın kimliğinin analizini yapmaktır. Çalışmamızın ortaya koymaya çalıştığı temel problem, dini politik olarak İslamcılığın kadın meselesine yaklaşımının altında yatan temel dinamikleri ve aynı zamanda mütedeyyin kadınların İslamcı hareket tarafından bu konumlandırılışlarına karşı oluşturdukları yeni söylem dilinin muhtevasını tespit etmektir. Varsayımımız ise 1980 sonrasında mütedeyyin kadınların "Türk Modernleşmesi" bağlamında yeni bir kadın kimliği inşa ettikleridir. Mütedeyyin kadınların kendi değerleri doğrultusunda moderni dönüştürerek oluşturdukları bu yeni kimlik aynı zamanda "nesne" konumundan "özne" konumuna evrilmelerinin en önemli göstergesi sayılabilir. Bu varsayıma göre dini ve politik kaygılarla toplumsal, siyasal ve ekonomik rol ve görevleri belirlenen mütedeyyin kadınlara dair düşüncelerin bu yeni oluşan söylem dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğidir. Tezdeki temel amacımız ise, temel problem ve varsayımımızı İslamcı dergiler ekseninde temellendirmektir. İslamcı dergiler ve dönemlerin İslamcı aktörlerinin kitap ve köşe yazılarıyla sınırlı tuttuğumuz çalışmamızda mütedeyyin kadınlar için belirlenen rol ve görevlerin dönüşümünü ortaya koymak için dönemsel analiz yöntemini kullandık. Bu analizi gerçekleştirirken Türkiye'de 1980 sonrasında oluşmaya başlayan mütedeyyin kadınların birey olma mücadelelerini incelemeye çalıştık. Bu tez birkaç sonuç ortaya koymaktadır. İlk olarak, İslamcılık düşüncesi tarafından esas rolü "anne", "eş" ve "davaya hizmet", mekânı da "ev" olarak belirlenen mütedeyyin kadınların toplumsal alanda rol ve görevlerini yeniden belirleyerek yeni bir mütedeyyin kadın kimliği oluşturmuş oldukları sonucuna vardık. İkinci olarak ulaştığımız sonuç ise, çoklu modernite teorisi bağlamında moderni içselleştirip kendi temel değerleriyle dönüştürerek oluşturduğu bu modern kimliğin özgül, özgür ve entelektüel bir yapıya sahip olduğudur.

1980 sonrasıDergilerDin-siyaset ilişkileri+5
Emine Yiğit
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Din ve siyaset ilişkisi bağlamında Millî Görüş Hareketi

Millî Görüş Hareketi (MGH)'nin din ve siyaset ilişkisi bağlamında ele alındığı bu araştırmanın temel amacı; MGH'nin ortaya çıkışında, düşünce ve pratiklerinde İslam dininin mensuplarına bir zihniyet kazandırma, onların dünya görüşü ve yaşam tarzını belirleme fonksiyonunun rolünün tespit edilmesidir. Bu çalışmanın konu, zaman ve yer bakımından üç temel sınırlılığı bulunmaktadır. MGH, konu bakımından tüm boyutlarıyla değil din ve siyaset ilişkisi bağlamında sosyolojik bir bakış açısı ile ele alınmıştır. Zaman bakımından ise konu, MGH içerisinde Saadet Partisi (SP) ile Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti) ayrılığının yaşandığı 2001 yılının ikinci yarısı itibari ile sonlandırılarak, ilerleyen dönem bir başka çalışmaya bırakılmıştır. Yer bakımından ise MGH, başta Avrupa olmak üzere birçok ülkede de teşkilatlanması ve faaliyetleri bulunmasına rağmen Türkiye'deki çalışmaları üzerinden bir değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Yorumsamacı (idealist) sosyal bilim paradigmasından hareketle gerçekleştirilen bu araştırmada; araştırmanın benimsediği felsefe bakımından temel araştırma deseni, araştırmanın amacı bakımından tanımlayıcı (descriptive) araştırma deseni, araştırmanın yöntemi bakımından nitel (qualitative) araştırma deseni ve nitel araştırma desenleri içerisinde de nedennasılcı tarihsel araştırma deseni benimsenmiştir. Verilerin toplanmasında kendilerine başvurulan tekniklerin gözlem, yapılandırılmamış mülakât ve yazılı doküman ve belgelerin incelenmesi olduğu bu araştırmada, veri analizi tekniği olarak ise genel itibariyle betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda MGH'nin, dinin mensuplarına kendine özgü bir zihniyet ve dünya görüşü kazandırma fonksiyonun bir neticesi olarak ortaya çıktığı, MGH siyasetini Ehl-i Sünnet İslam siyaset ahlakının belirlediği ve yönlendirdiği ve MGH'nin Osmanlı siyasal tecrübesinden yararlanmış olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kavramlar: Din, Siyaset, İslamcılık, Türk Siyasal Hayatı, Necmettin Erbakan, Millî Görüş Hareketi.

Din-siyaset ilişkileriErbakan, NecmettinMilli Görüş Hareketi
Halil İbrahim Aşgın
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ammâr B. Yâsir'in hayatı ve siyasi hadiselerdeki rolü

"Ammâr b. Yâsir'in Hayatı ve Siyasi Hadiselerdeki Rolü" konulu tez çalışmasında Ammâr b. Yâsir'in hayatı ve mücadelesi ilk kaynaklar ışığında ele alınmıştır. Kronolojik sıralama dikkate alınarak hazırlanan bu çalışmada, Ammâr b. Yâsir'in özellikle Fitne Dönemi'ndeki tavırlarının sebepleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Tezimiz dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan Risalet Dönemi'nde; Ammâr b. Yâsir'in soyu, Müslüman olduktan sonraki hayatının Mekke- Medine'deki yılları ve Hz. Peygamber ile olan yakın ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde; Ammâr b. Yâsir'in ilk üç halife dönemindeki hayatı ele alınmış, Hz. Ali taraftarlığının belirginleşmesinin seyri aktarılmıştır. Üçüncü bölümde; Hz. Ali'nin halifeliğinde Ammâr'ın aktif görev alışı ve Hz. Ali'ye olan desteği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise; Ammâr b. Yâsir'in kişiliği, hakkında söylenenler ve siyasi fikirleri tahlil edilmeye çalışılmıştır. Hz. Peygamber'in vefatından kısa bir süre sonra Müslümanlar siyasi anlaşmazlığa düşerek birbirleri ile mücadele etmek durumunda kalmışlardı. Bu siyasi anlaşmazlık sonraki yıllarda siyasi ayrılıklara ve itikadi kamplaşmalara dönüşerek günümüze kadar Müslümanları etkilemeye devam etmiştir. Bu çalışmada, siyasi mücadelenin aktörlerinden biri olan Ammâr b. Yâsir'in hayatı incelenerek bu ayrışmanın nedenleri bulunmak hedeflenmiştir. Anahtar Kavramlar: Ammâr b. Yâsir, sahabi, Hz. Ali, siyaset, hilafet

Ammar bin YasirDin-siyaset ilişkileriHadis+5
Ömer İslam
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Politik teoloji kavramı üzerinden Amerika Birleşik Devletleri'nin tarihsel sürecine dair genel bir inceleme

Din ve siyaset kavramlarının her ne kadar modern devlet anlayışı sonucunda ayrı kaldığı öne sürülse bile bu durumun imkânsızlığı, politik teoloji kavramı üzerinden siyasi alanda dinin dönüşümü ile ifade edilmektedir. Politik teoloji bağlamında dinin araç haline getirilmesi, politika içerisinde kutsal olanın yerini değiştirmede büyük rol oynamıştır. Kutsal olana atfedilen yücelik zamanla kendini iktidara bırakarak, iktidarın eylemlerini sorgulanamaz bir şekilde meşru zemine oturtmuştur. Böylece modern devlet anlayışında yer alan kavramlar, içi boşaltılmış ve sekülerleştirilmiş teolojik kavramlar olarak yerini almaktadır. Dinin tamamen yok olmadığı siyasi alanda ortaya çıkan kavramlar, politik teoloji bağlamında din ve siyasetin karşılıklı olarak ifade edilişinde farklı formlara dönüşerek, toplumsal ve siyasi değişimlere sebebiyet veren hareketlerin dini barındıran ideolojiler haline gelmesine yardımcı olmaktadır. Dinin toplumların geleneksel teolojik yapısı ile dönüşümü sonrası sivil din, dini milliyetçilik gibi kavramlar o toplumun özelliklerini barındırarak ortaya çıkmıştır. Böylece, politik teoloji üzerinden ele alınan bu kavramlar hem siyasi altyapının hem de toplumun yönlendirilmesinde etkili olmuştur. Farklı formlarda da olsa kendini belli ettiği güncel siyaseti analiz etmede bize yardımcı olmaktadır. Din ve siyasetin politik teoloji açısından dönüşümünü ABD'nin tarihsel sürecinde ve ABD başkanlarının söylem ve politik kararlarında görmek mümkündür. Özellikle kilise ve devlet arasında ortaya çıkan çatışmaların Anayasal Dönem'le beraber dinin hangi formlarda kendini gösterdiği politik teoloji açısından önem arz etmektedir. Tanrı'nın kutsallığı ve dokunulmazlığı zamanla iktidara atfedilerek ona kutsallık ve meşruiyet alanı sağlamaktadır. Yapılan bu çalışmada, ABD tarihi, politik teoloji bağlamında incelenerek dinin siyaset üzerindeki dönüşümü açıklanmıştır. Dönemsel olarak değerlendirilen din, toplumda yer alan geleneksel teolojik kavramlarla etkileşim halinde varlığını korumaya devam etmiştir. Böylece politik teoloji bu dönüşümü ve etkileşimi analiz etmede bizlere yardımcı olmaktadır. ABD başkanlarının açılış konuşmalarında ve aldıkları politik kararlarda politik teoloji bağlamında dinin siyaset üzerindeki etkileşimi, dini motiflerin ve kutsala yapılan atıfların kullanımı bu çalışmada analiz edilmiştir. Böylelikle, başkanların söylemlerinde yer alan dini argümanların hem ulusu hem de siyasi yapıyı yönlendirmede etkili olduğu birçok konuşma örnekleriyle ele alınmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriDinDin-siyaset ilişkileri+3
Büşra Kabil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de siyasal İslamcılık, kimlik siyaseti ve muhafazakar demokrasinin toplumsal temelleri: AKP Hükümeti ve kimlik politikalarının değerlendirilmesi

Kimlik, yirminci yüzyılın son çeyreğinden beri sıklıkla tartışılan önemli konulardan biridir. Kimliğin diğer alanlardan ziyade siyasal alanda görünürlüğünü arttırması, kimlik siyaseti denilen bir olguyu ortaya çıkarmış. Böylelikle sınıf siyasetine dayanan bir siyasal anlayıştan kimlik siyasetine dayanan bir siyaset anlayışına geçilmiştir. Türkiye'de kimlik siyasetinin ciddi bir sorun olarak algılanması 1980'li yıllara denk gelmiş ve bu olgu, dinsel bağlamda ortaya çıkan "İslamcı kimlik siyaseti" başlığı altında siyasal tartışma alanını kimlikler alanına hapsetmiştir. Kimlik siyasetinde, "farklılık" üzerine yapılan vurgu, kimlik siyaseti olgusunun daha da pekişmesine yol açmıştır. Bunun yanı sıra dini kimliği ön plana çıkaran İslamcı siyaset, toplumsal ve siyasal bütünleşmeyi de zorlamaya başlamıştır.Osmanlı Devleti ile başlayan dinsel kimlik siyaseti, Milli Görüş Hareketi ve sonrasında, her ne kadar 28 Şubat süreciyle (1997) kesintiye uğrasa da, AKP'nin 2002'de elde etmiş olduğu oy oranıyla farklı boyutlara ulaşmıştır. Kendisini "muhafazakar demokrat" olarak ilan eden AKP, dinsel sembolizmi açıktan, kabaca kullanmaktan kaçınmış ve kendisini demokrat sıfatı ile ön plana çıkarmıştır. Bu çalışmada, 1980 sonrası Türkiye'de daha da belirginlik kazanan kimlik siyaseti ve Siyasal İslam meselelerinin toplumsal temellerini tartışmak ve Siyasal İslam'ın git gide azaldığı yönündeki düşüncelere karşı olarak aslında Siyasal İslam'daki artışını ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bunu yaparken de 2002'den bu yana kendisini muhafazakar demokrat olarak tanımlayarak diğer İslamcı partilerden farklılığını öne süren AK Parti'nin siyasal arenada nerede durduğu ve seçmenleri tarafından nasıl algılanıp değerlendirildiği ve ayrıca günümüzde gelinen nokta da ortaya konmaya çalışılacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Siyasal İslam, Kimlik siyaseti, Muhafazakar demokrasi, farklılık, AKP.

Adalet ve Kalkınma PartisiDemokrasiDin-siyaset ilişkileri+7
Gülşen Ataş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de İslamcılık

İslamcılık düşüncesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı karşısında gerilemeye başladığı bir dönemde, imparatorluğu yeniden eski gücüne kavuşturmak ve Müslümanlara yeniden eski dinamizmini kazandırmak için geliştirilmiş bir düşünce hareketidir. Bu düşünce hareketi, ana referans kaynağı olarak İslam'ı kabul etmektedir. Modern dönemde ortaya çıkmış olan İslamcılık düşüncesi, İslam'ı ana referans kaynağı olarak kabul etmiş; fakat modern düşünceden etkilenmesiyle yeni bir dini yorumu da beraberinde getirmiştir. İslam dinine yeni bir yorum getiren İslamcılık düşüncesi, Türk siyasal hayatı içinde kendisine yer açma çabası içine girmiş ve bunu büyük ölçüde başarmış bir harekettir. Bu çalışma, Türkiye İslamcılığının 1980 sonrası ve günümüze kadar gelen siyasal alan içindeki yerini incelemektedir. 1970 sonrasında Milli Görüş Hareketi ile birlikte siyasal alanda önemli bir ivme kazanan İslamcılık, erken gelen askeri darbe ile birlikte bir sarsılma sürecine girmiştir. 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı siyasal boşluğu, Anavatan Partisi ile Özal doldurmuştur. Özal'ın uyguladığı liberal-muhafazakâr politikalar ve Türk-İslam sentezi düşüncesi, İslami kesim üzerinde bir değişim ve dönüşüm yaratmıştır. Bu süreçte İslamcılığın önü kısmen de olsa açılmıştır. Bu süreçte bazı İslamcı gruplar milliyetçi refleksler göstererek sisteme eklemlenirken; bazı İslamcı gruplar ise, İran'dan gelen bir İslamcı dalga ile yeni arayışlar içine girmiştir. Bir kitle partisi olma yolunda önemli adımlar atan Refah Partisi, bu İslamcı grupları kendisine takviye ederek sistemin merkezine taşıma çabası içine girmiştir. Ancak 28 Şubat post-modern darbesi, İslamcıların Özal ve Erbakan ile elde ettikleri kazanımları yok ederken diğer yandan da kısmen de olsa oluşan İslamcı bilinci akamete uğratmıştır. Akamete uğrayan bu yaralı bilinç, daha sonraki dönemlerde bir melezleşme ve sekülerleşme sürecini de beraberinde getirmiştir. AK Parti iktidarı döneminde İslamcılarda meydana gelen bu melezleşme ve sekülerleşme durumu, İslamcıların bir "rahatlama" ve "sığınma" arayışı olduğunu söyleyebiliriz. AK Parti iktidarı ile yeni bir evrilme sürecine giren İslamcılık, sistemin merkezine taşınmak suretiyle devlet ile bütünleşmiştir. İslamcılık devlet ile bütünleşirken; İslamcılar ise, devlet kadrolarında kendilerine yer bulma arayışına girmiştir. Özellikle son dönemlerde aktüel bir tartışmaya dönüşen İslamcılık düşüncesi; Türkiye İslamcılığını ve onun durduğu yeri anlama çabası olduğunu ifade edebiliriz. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Liberal-muhafazakârlık, Milliyetçilik, Değişim, Sekülerleşme

1980 sonrasıDin-siyaset ilişkileriMilliyetçilik+3
Mustafa Kaplan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaya çıkışları, inançları ve Yemen siyasetine etkileri açısından Hûsîler

Bu tez çalışmasında 2014 yılında Yemen'de darbe yaparak yönetimi ele geçiren Hûsî hareketinin ortaya çıkışı, inançları ve Yemen siyasetine etkileri ele alınmıştır. Tezin amacı, Hûsî örneğinden yola çıkarak mezhepsel farklılıkların bir ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik hayatına etkilerini ortaya koymaktır. Özelde Yemen, genelde ise Ortadoğu'nun diğer ülkelerinde yönetimden çarşı-pazara varıncaya dek, toplumu en çok etkileyen faktörlerden birisi de dini/mezhepsel farklılıklardır. Ortadoğu'nun siyaset ve toplum yapılanmalarında bariz bir şekilde belirleyici olan mezhep-iktidar ilişkilerine en güzel örneklerden birisi de Hûsî hareketidir. Ortaya çıktığı ilk dönemlerden beri bazı medya ve akademi çevrelerince Şiî-Sünnî mücadelesi olarak tanımlanan Yemen savaşını ve bu savaşın en önemli aktörlerinden birisi olan Hûsîleri anlamak, mezhepsel farklılıkların Ortadoğu coğrafyasında etkilerinin hangi boyutlarda olduğunu anlamak açısından önemlidir. Ayrıca tezimizde küresel ve bölgesel güçlerin, Ortadoğu'da mezhep kartını kullanmak suretiyle, nasıl bir vekâlet savaşı yürüttükleri de Hûsî örneği üzerinden ortaya konmaya çalışılmıştır.

Din-siyaset ilişkileriDini hareketlerHusiler+4
Bayram Keklik
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm siyaset felsefesi açısından devlet yönetimi üzerine bir değerlendirme

İnsanlığın başlangıcından bugüne kadar, tüm dönemler, kendi politik yapıları içerisinde hükümdarlarına ve yöneticilerine sahip olmuştur. Bu yönetim anlayışı dolayısıyla, bu bağlamda, devletlerin nasıl yönetmesi gerektiği ve din ile devlet arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğinin açıklanması gerekmektedir. Bu anlayışa istinaden, Kur'an'da ve hadiste hüküm bulunmadığı zaman, kararların, hükümdarların rasyonel yönetimlerine ilişkin olarak alındığı ve dinî yönetimin bu biçimde uygulandığı görülmektedir. Bu kararlar alınırken, hilâfet ve zıllullâh gibi bazı politik terminolojinin dikkate alınması çok önemli olacaktır. Yönetimsel zorlukları ve yükleri hafifletmek için, vezirlik makamına ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Bu çalışmada, hükümdarlar, halife ve vezirler için ahlakî davranışların ne olması gerektiği tartışılmakta ve açıklanmaktadır. Dinî yönetime ilişkin bu hususlar bağlamında meşveretin önemi araştırılmakta ve değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hilâfet, dinî siyaset, vezirlik, yönetim, ahlâkî davranışlar.

AhlakDevlet idaresiDin-siyaset ilişkileri+7
Mustafa Ünal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İran İslam Devrimi'nin Türkiye'deki siyasal İslam düşüncesi üzerindeki etkisi

İran İslam Devrimi'nin Türkiye'deki Siyasal İslam düşüncesi üzerindeki etkilerini siyasal ve sosyolojik yönleriyle ortaya koymayı amaçlayan bu tez, iki ülke arasındaki siyasal ve sosyolojik yapıyı ilgili literatür taranarak karşılaştırmalı analiz yöntemiyle incelemeye çalışmıştır. Ortaya çıkan siyasal gelişmeler ise tarihsel bir çerçeve içerisinde sosyal koşullar ve değişim süreçleri dikkate alınarak yorumlanmıştır. Bu çerçevede Türkiye'deki Siyasal İslam'ın fikirsel altyapısı ve buna bağlı olarak faaliyetlerinin 1980'li yıllardan itibaren küresel ekonomi politikalarıyla buluştuğu ve zaman içerisinde sisteme entegre olduğu görülmektedir. Sisteme giderek eklemlenen Siyasal İslam; ekonomik, sosyal, kültürel ve politik alanlarda İslam'ı referans aldığı kadar, çağın gerekliliklerini de dikkate alan bir yaklaşımla faaliyetlerini sürdürmeye çalışmıştır. Buna bağlı olarak Türkiye'de Siyasal İslam düşüncesi demokrasi, çoğulculuk, küreselleşme ve modernleşme süreçleriyle barışık bir yaklaşımı benimserken; İran ise Şiiliğe dayalı, dışa kapalı, radikal bir İslami söylem ve faaliyetleri içeren İslam Devleti modeliyle farklı bir yapı ve yaklaşımı benimsemiştir. Sonuç olarak İran İslam Devrimi İslam ülkeleri için siyasal, toplumsal, ekonomik, hukuksal ve dinsel anlamda ihtiyaç duyulan bir rejim modeli olamamış, Türkiye'deki Siyasal İslamcılar açısından ise bir ütopyadan ibaret kalmıştır. Çünkü Türkiye'deki toplumsal yapı ve değişimin parametreleri sosyolojik ve siyasal anlamda farklı dinamiklere dayanmaktadır.

Din sosyolojisiDin-siyaset ilişkileriRefah Partisi+6
Derya Kahraman
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Din ve siyaset ilişkileri bağlamında Afganistan'da rejim değişiklikleri (1973 – 2001)

Son yıllarda hem akademik literatürde, hem de uluslararası alanda din ve siyaset bağlamında dini hareketlerin ortaya çıkışı, iktidar ve din arasındaki uyuşmazlıklar sıklıkla tartışılan bir konu konumuna gelmiştir. Bu çalışmanın amacı literatür alandaki bu boşluğu doldurmak ve Afgan siyasetini dinin etkisine yönelik bir analizle sunmaktadır. Özellikle son yıllarda Afgan siyasetinde dinin etkisinin artması üzerinde sıklıkla durulan bir konu olup bunun etkisiyle ortaya çıkan rejim değişikleri ele alınmıştır. Dolayısıyla dini hareketlerin çıkış noktasından başlayarak radikalleşme sürecine kadar, dönemler üzerinde durularak bu dönemlerde dinin hangi amaçla kullanıldığı ve ayrıca dış ülkelerin müdahaleleri üzerinde dinin etkisi ele alınmıştır. Afgan siyasetinde din 1973'lerden sonra çok etkin olmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu dönemlerden sonra dini hareketler birer siyasi aktör olarak Afgan siyasetinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Ayrıca bu dönemlerde yaşanan Soğuk Savaş ve İran İslam devrimi gibi olaylar, Afganistan'daki dini hareketleri etkileyerek dinin siyasetteki etkisini artırmaktaydı. Dolayısıyla bu dönemlerde bölgesel ve küresel aktörler din üzerinden siyaset yapmaya çok özen göstermiştir. 1973-2001 yılları arasında Afganistan'da din ve siyaset birbirine bağlı ve birbirini oldukça etkilemiş kavramlar olarak ortaya çıkmaktaydı. Oldukça önem teşkil eden bu dönemin analizi tezin ana temasını oluşturmaktadır. Anahtar kelimeler: Din ve siyaset, dini hareketler, rejim değişiklikleri, Afganistan.

AfganistanDin-siyaset ilişkileriDini hareketler+4
Jamshid Burhanı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Değişim ve süreklilik bakımından Balkan İslamı: Aliya İzzetbegoviç üzerine bir çalışma

Bu çalışmanın konusu yirminci yüzyıl Bosna-Hersek tarihinde entelektüel ve politik bir figür olarak yer alan Aliya İzzetbegoviç'in İslam ve Müslümanlara bakışını değişim ve süreklilik bağlamında tespit etmektir. Bu çerçevede onun İslamî düzen ve çağdaş Müslüman kimliğin oluşum sürecine nasıl bir katkıda bulunduğunu eserlerinden hareketle ortaya koymak istiyoruz. Nitel bir desen kullanılan bu araştırmada veriler, İzzetbegoviç'in yayınlanmış eserleri ile ulaşabildiğimiz kadarıyla onun hakkında yazılmış lisans üstü tezler, kitaplar, makaleler ve sempozyum bildirilerinden toplanmıştır. Verilerin çözümlenip yorumlanmasında anlayıcı geleneğe bağlı olarak hermenötik çözümlemeden faydalanılmıştır. Bu süreçte "Sosyal Kimlik Kuramı" ve "Gerçekçi Çatışma Kuramı"ndan ziyadesiyle destek alınmıştır. Çalışma "Giriş" hariç "Kuramsal ve Tarihsel Çerçeve", "İzzetbegoviç'in Hayatı ve Eserleri" ve "İzzetbegoviç'te Birey, Toplum ve Din" temel başlıklarından oluşmaktadır. Bosna-Herkes'in tarihsel serüveninin incelenmesi özellikle oradaki etnik ve dini mücadeler İzzetbegoviç'i anlama açısından işlevseldir. Bu çalışmada İzzetbegoviç'in düşünce dünyasını oluşturan ve biçimlendiren faktörler, onun hem İslam toplumu ve İslamî düzen kavramlarını hem de Müslüman bilinci yeniden inşa etme çabalarını açıklayıcı mahiyettedir. İzzetbegoviç tevhit temelli İslamî bir bilinç üzerinden dünya-ahiret, bilim-din, fizik- metafizik, uygarlık-kültür, nefs-ruh, şekil-öz vahdetini ısrarla önemsemektedir. Müslüman toplumun dinî-sosyal kimliklerini koruyarak yaşayabilmesi için İslam'ın özü (süreklilik) ile modern dünyanın bu öze aykırı olmayan taleplerini kaynaştırarak (değişim) üçüncü yolun açılması gerektiği kanaatindedir. Anahtar Sözcükler: Aliya İzzetbegoviç, İslam, Balkan İslamı, Din, Dindarlık, Medeniyet.

BalkanlarBosna-HersekDin+6
Mehmet Özcan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki mevcut siyasi partilerin milliyetçilik anlayışlarında dinin yeri

Tez çalışmasında Türkiye'deki mevcut siyasi partilerin milliyetçilik anlayışlarında dinin yerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Günümüzde milliyetçi söylemi oluşturan yedi siyasi partinin tüzüklerinin, ideolojik kısımlarının seçilmesi yoluyla araştırma yapılmıştır. Milliyetçilik kuramları doğrultusunda, Türkiye'deki milliyetçilik anlayışlarının siyasi parti tüzükleri yoluyla çözümlenmesi çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Milliyetçiliğin ne olduğu, tarih içerisinde ne zaman ortaya çıktığı, nasıl gelişim gösterdiği, ne zaman sosyal bilimlere konu olduğu, üzerine yapılan tartışmaların ve araştırmaların neler olduğu, Türkiye'ye nasıl ve ne zaman girdiği ile milliyetçiliğin Türkiye'deki tarihsel dönüşümü çalışmanın konusu olacaktır. Milliyetçiliğin gerek Dünyada gerekse Türkiye'de tarihsel, siyasal ve toplumsal olarak yaratmış olduğu dönüşümlerden ötürü, sosyal bilimcilerin araştırma konusu olmuştur. Türkiye'de de milliyetçilik, milliyetçilik ve din üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak sosyal bilimlerin güncelliğini koruması ve ülkemizde milliyetçiliğin yeni evrelere girmesinden ötürü, güncel çalışmalara her zaman ihtiyaç olduğu söylenebilir. Ayrıca bu çalışma, Türkiye'de mevcut olan milliyetçi görüşleri, siyasi partilerin tüzüklerinde, milliyetçi kuramlar doğrultusunda inceleyeceğinden, milliyetçi olarak değerlendirilen görüşlerin, ne olduğuna dair de yeni bir fikir sağlayacaktır

Din sosyolojisiDin-siyaset ilişkileriMilliyetçilik+2
Harun Saygı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet dönemi şeyhülislamlarının siyasetle ilişkileri

Osmanlı Devleti'nin klasik döneminde şeyhülislamlar, devlet yönetimi içinde doğrudan bulunmamalarına rağmen önemli konularda kendilerine danışılmak amacıyla Divan-ı Hümâyûna çağrılırlardı. Özellikle şeyhülislamların verdiği fetvâların devlet yönetiminde ve siyasi alanda büyük bir etkisi bulunmaktadır. Ayrıca şeyhülislamların, padişahların aldığı kararlara karşı görüş bildirebilmeleri, kararlarını eleştirmeleri, padişahların tahttan indirilmelerine ve katledilmelerine kadar çeşitli konularda fetvâ vermeleri onların siyasi alandaki önemini ve gücünü göstermektedir. Bu çalışmada II. Meşrutiyet döneminde görev yapan şeyhülislamların siyasetle ilişkileri ele alınıp incelenmiştir. II. Meşrutiyet döneminde yönetime karşı ortaya çıkan askeri ve siyasi olaylar padişahları zor durumda bırakmıştır. Bu bağlamda padişahlar, devleti daha kolay yönetmek için, şeyhülislamların verecekleri fetvâlara ihtiyaç duymuştur. Bundan dolayı şeyhülislâmların, devlet yönetim sistemi içindeki etkileri daha da artmıştır. II. Meşrutiyetin tekrar ilan edilmesi için kurulan partilere başta şeyhülislâmlar olmak üzere birçok ilmiye mensubu ve ulema katılmış veya destek vermiştir. Böylece şeyhülislamların aktif bir şekilde siyasî hayatın içinde yer almaya başladığı söylenebilir. Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nin son dönemine ışık tutan şeyhülislamların, siyasi alana dönük müdahaleleri ele alınmıştır.

Din-siyaset ilişkileriMeşrutiyetMeşrutiyet II+5
Şule Özğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi partilerin demokrasi ve katılım anlayışı bağlamında engelliliğe bakış açısı üzerine bir inceleme

Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye'deki genel ve yerel seçimler öncesinde, TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin seçim beyannamelerinde engelli bireylere yönelik vaatlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Demokratik değerler bağlamında engellilik kavramına yaklaşımları değerlendiren araştırma, bu vaatlerin erişilebilirlik, toluma entegrasyon, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, psikolojik, yardımcı ve ekonomik destekler, eşitlik ve ulaşılabilirlik gibi unsurları ne ölçüde içerdiğini incelemektedir. Çalışmanın varsayımı, engelli bireylere yönelik vaatlerin niteliksel ve niceliksel açıdan yetersiz olduğu ve bu durumun temel nedeninin demokratik katılım mekanizmalarındaki sınırlılıklar ile toplumsal ve kurumsal eksiklikler olduğudur. Nitel içerik analizi yöntemiyle yürütülen araştırmada, 2000-2019 yılları arasında seçimlere katılmış siyasi partilerin seçim beyannameleri, "Erişilebilirlik/Ulaşılabilirlik", "Topluma Entegrasyon", "Eğitim", "Rehabilitasyon", "İstihdam", "Sosyal Destek", "Kadın Engelli İstihdamı", "Yardımcı Hizmetler", "Psikolojik Destek", "Ekonomik Destek", "Önlenebilir Engellilik" kategorileri çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışma, literatürdeki bu alandaki sınırlı çalışmalara katkı sunarak, engelli bireylerin toplumsal yaşamdaki yerinin güçlendirilmesine yönelik politika önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir.

Din-siyaset ilişkileri
Eylül Güneş Meral
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of religious education policies on university students' perception of religiosity during the AK Party period

Religious education policies are among the hottest topics in our country. In line with the needs of the society and that of the state, the education of individuals via schooling is generally determined through religious education policies. There is no doubt that states demand to raise individuals they like to mould, and they implement education policies to that end. Accordingly, religion and state relations are regarded as inseparable. In this study, firstly, in order to understand the concepts and end the confusion, the conceptual framework will be mentioned, and then the history of the religious education policies will be discussed. In this context, the religious education policies during the Ottoman and Republican period will be briefly examined. Then, the religious education policies of the AK Party period will be examined. Social change reports and religiosity studies prepared by research companies have led us to conduct the research on the effects of religious education policies on religiosity. As a matter of fact, it was expected that the religious propaganda and education carried out by the state would affect the religiosity of the citizens in the desired way. For example, with the 4 + 4 + 4 education system implemented in 2012, the number of secondary religous schools increased significantly. However, many studies have revealed that the situation proves to be the opposite and directed us to study this area. Within the scope of our study, 12 region-based interviews were conducted across Turkey and in line with Level 1 of Statistical Region Units (SRU). In this context, open-ended questions were asked to the participants. In addition, the process tracing method was used in this study. In this method, periods were written in the number line column, signifying a historical process. Presidents, prime ministers, and the religious education policies in practice were placed in the number line column. Finally, the religiousness graph was compared with these periods. This made it possible to comment on how religionization differs according to the president, prime minister, government of the period and the policies implemented. This research aims to answer such questions as: Do religious education policies affect religiosity? Have people questioned their religious beliefs more in recent years? Can religious education policies direct the rate of the increase and decrease in religiosity? Do religious discourses increase devotion, or drive people away from religion or lead to the corruption of the sacred? Have the policies implemented by the AK Party has increased or decreased religiosity? If so, is the policy problem implemented, or is a rapidly decreasing religiosity decreasing with these policies? Do the changing perceptions on religiosity reflect global changes in our country or is it due to the developments in Turkey?

Adalet ve Kalkınma PartyReligious educationReligion-state relationship+5
Ceyhan Erener
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Din ile siyasal eğilimler arasındaki ilişki (Elâzığ ili örneği)

Din ve siyaset kurumları, bireysel ve toplumsal yaşamı farklı şekillerde etkilese de bu iki kurumun ortak amacı insanlar üzerinden güç kazanmaktır. Sosyolojik gerçekleri tartışılmayacak din ve siyaset kurumları, toplumsal ve bireysel yaşam üzerinde söz sahibidir. İktidar mücadelesinin olduğu siyasal ortamların önemli tartışma ve fikir ayrılığı konularından birisi de din-siyaset ilişkisidir. Bu fikir ayrılıklarının temelini siyaset ve dinin toplum üzerindeki etkisi oluşturur. Dinin, seçmenlerin oy verme davranışına etki eden bir olgu olması, siyasal partiler tarafından bir argüman olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Yöneten ve yönetilenler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi çerçevesinde, modernleşme ile gelenekselliğin çatıştığı her alanda dinin farklı etkilerinin olması, bu tartışmayı her geçen gün biraz daha alevlendirmektedir. Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte oluşan yeni yapılanmanın yeni oluşumları ortaya çıkarmasıyla din; din-devlet, iktidar-muhalefet ilişkilerinde sürekli karşı olunan veya benimsenen öznelerden bir tanesi olmuştur. Çok partili yaşamla beraber din, tartışma konusu olmanın yanında, siyasal partilerin görünümünü veya imajını ortaya koyan bir kurum olarak da siyasette yerini almıştır. Bu süreçle beraber din, bazı siyasal taraflara göre bir irtica ve laiklik karşıtı bir unsur olarak görülürken, bazı siyasal kesimlere göre ise toplumun mayası ve en üst değeri olarak görülmektedir. Seçmenler siyasal eylemlerde bulunurken siyasal partilerin ortaya koyduğu dini argümanların destekleyicisi ya da eleştireni olurlar. Seçmenlerin siyasal kimliğini oluşturan etmenlerin başında yer alan dinin, siyasi partilerin politikalarını belirlenmesinde de önemli bir role sahip olması, bu araştırmanın konusunu teşkil etmektedir. Din bireylerin yaşam tarzlarından toplumsal birlikteliklerine kadar birçok alanda güçlü bir etkiye sahiptir. Bu etki ayrıca bireyin siyasal tercihlerinin de belirleyicilerinden birisidir. Din kurumunun bu gücünün ortaya konulması çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Seçmen, aday, lider üçgeninde şekillenen siyasal mücadele hiçbir zaman dinden bağımsız olmamıştır. Dini aidiyet, seçmen ve siyasal partilerin kimliklerinin oluşturulmasını da beraberinde getirir. Seçmen davranışlarında ve siyasal partilerin politikalarında dinin etkisinin araştırılması araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Hedeflenen amaçla bu çalışmada siyasal partilerin ortaya koyduğu dini politikalar göz önünde bulundurularak Elâzığ ili örneğinde seçmenlerin oy verme davranışında dinin etkisi araştırılmıştır. Alan araştırması yönteminin uygulandığı çalışmada veriler yüz yüze anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucunda bireylerin siyasal parti liderlerini dini lider olarak görme eğiliminde oldukları anlaşılmıştır. Dini aidiyet hisseden bireylerin siyasal parti ve aday tercihinde dini politikalardan bağımsız hareket etmedikleri görülmüştür. Ayrıca seçmenlerin oy verme davranışında parti politikaları ve liderin dini söylemleri dışında adayların da dini söylemlerinin etkili olduğu anlaşılmıştır.

DinDin-siyaset ilişkileriElazığ+4
Mehmet Fatih Çakar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihsel süreçte Cemâat-i İslâmî

Cemâat-i İslâmî, Güney Asya'da ortaya çıkan en etkili ve en önde gelen İslâmî hareketlerden biri olarak, Ağustos 1941'de, Hint alt kıtasında, Seyyid Ebu'l-A'lâ el-Mevdûdî'nin daveti üzerine yetmiş beş delege tarafından İslâmî dirilişi başlatmak üzere Pakistan'ın Lahor şehrinde kuruldu. Bu çalışmada, Cemâat-i İslâmî'yi oluşturan amilleri, Cemaat-i İslâmî'nin teşekkül sürecini, oluşumunun hangi koşullar altında şekillendiğini, teşkilat yapısını, taraftarlarının fikirlerini, Müslüman dünyasındaki yerini, mezheplere bakışını, Mevdûdî ve ondan sonra başa gelen liderlerini ve Cemâat-i İslâmî'nin diğer organizasyonlarını ele alarak İslami ihyâ hareketleri içerisinde Cemâat-i İslâmî'nin tesirini ortaya koymaya çalıştık. Ayrıca Cemâat-i İslâmî'nin Pakistan siyasetine iştiraki, etkileri, diğer siyasi partilere karşı rekabeti, devlete karşı politikası, devletin Cemâat'e yaklaşımı da üzerinde durulması gereken önemli konular arasında yer almaktadır. Bütün bu tarihi süreç incelenirken öcelikle Cemâat-i İslâmî'nin çağdaş dini bir akım olarak yerini belirlemede şu noktalara dikkat ettik: Onun din ve siyasete yaklaşımı, din ve siyaset ilişkisini nasıl ortaya koyduğu, idealleri ile onu gerçek hayata yansıtma şekli, diğer çağdaş dini akımlar arasındaki yeri, kendi ideolojisiyle çeliştiği konuların tespiti ve Cemâat'in gelişen olaylarla birlikte değişim ve dönüşümünün belirlenmesi.

Cemaat-i İslamiDin-siyaset ilişkileriİslamcılık+2
Gülşen Yağır Ahmetoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Şeriati'nin dini ve siyasi görüşleri

Ali Şeriati, İranlı Müslüman sosyolog, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiş bir kişidir. Biz bu çalışmamızda Ali Şeriati'nin dini ve siyasi görüşlerini ortaya koyarken içinde bulunduğu ortamın dini, siyasi sosyal ve kültürel farklılıklarını da göz önüne alarak hareket etmeye çalıştık.Çalışmamızda Şeriati'nin dini ve siyasi görüşlerini ortaya koyabilmek için öncelikle onun itikadi, fıkhi, dini ve siyasi görüşlerini ortaya koyarak incelemeye çalıştık. Onun görüşleri arasındaki, Allah, ibadet, tevhit, Kur'an, nübüvvet, içtihat, İran dinleri ve İslam hakkındaki düşüncesini ortaya koymaya çalıştık.Şeriati'nin mezhep anlayışında ise öncelikle Şiiliğe ve Sünniliğe bakış acısını ortaya koymaya çalıştık. Daha sonra ise Şiiliği, Ali Şiası ve Savefi Şiası ayırımına tabi tutarak aralarındaki farkları incelemeye çalıştık. Şeriati hareketinin özelliklerini ortaya koyarak, bu hareketin öze dönüş çağrısını incelemeye çalıştık. Ayrıca onun İslam düşüncesindeki yerini ve Şeriati'nin İslam dünyasına etkilerini ele alarak çalışmamızı tamamladık.Anahtar kelimeler: Din, Siyaset, Ali Şiası, Safevi Şiası, Kur'an, İçtihat.

Din anlayışıDin sosyolojisiDin-siyaset ilişkileri+5
Kaya Oflaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Osmalıdan Cumhuriyete geçişte siyasal islam

İslam, toplum ilişkilerini ilâhi bir mesajın ışığında değerlendiren ve toplumu yüce değerlerle ilahi ideale yaklaştırmaya çalışan bir dindir. Bu yüzden İslamcılığı bir üst yapı kurumu olarak değil, temel şekillendirici olarak ele alıp incelemek gerekir.Tezimizin ?İslam ve Siyaset? başlıklı birinci bölümünde genel olarak din, dinin siyaset ve ideoloji bağlamında ele alınması ve diğer koşullarla birleşerek insanlar üzerindeki etkisi üzerine genel değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bununla birlikte yapılan tespitler ışığında siyasal İslam'ın bir ideoloji olarak ortaya çıkışı ele alınmıştır.İkinci bölümde, Osmanlı İmparatorluğunun en zor ve meşakkatli dönemi olan son yüzyılı İslam ve siyaset çizgisinde incelmiştir. Siyasal İslam Osmanlının son yüz yılında etkili olmaya başlayan ve günümüze kadar süregelen bir akımdır. Osmanlı siyasi hayatında `İslamcılık' ise Sultan Abdülaziz'in son zamanlarında kullanılmaya başlandı. Sultan Abdülaziz'in İslamcılık siyaseti, 1860'lardan itibaren, İmparatorluğun merkezindeki ulema sınıfınca da benimsenmiştir. Bu tarihten sonra ise Tanzimatçıların batıyı ve batı düşüncesini öne çıkaran tutumları, birtakım Osmanlı aydınlarınca eleştirilmeye başlanmıştır. 1870'lerden sonra II. Abdülhamit zamanında `Batıcılık' yerine `İslamcılık', yeni bir model olarak ortaya çıkmıştır. İslamcılığın başlı başına bir politika olarak II. Abdülhamit zamanında benimsendiği ve savunulmaya başlandığı görülür. Bu dönemde İslamcılığın bir devlet politikası haline getirildiğine dair şüphe yoktur. 1908 yılına kadar bu fikirlere basında ancak satır aralarında rastlıyoruz. 1908 sonrasında Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad, Beyan-ül hak, Volkan gibi dergilerde kümelenen kişilerin önderliğinde İslamcılık çerçevesinde yayınlar yapılmaya başlanmıştır. Bu dönemde İttihad-ı Muhammedi fırkasını kuran ve Volkan dergisinde yayınlar yapan muhafazakar İslamcı grup, 31 Mart vakasına kadar etkili olmuştur.Osmanlı Devleti'ndeki İslamcılık hareketini bir kalkınma ve kurtuluş ideolojisi olarak Osmanlıcılık hareketinin devamı, Milliyetçilik ve Türkçülük cereyanının öncesi şeklinde ele almak gerekir. Bu düşünce akımına göre; İmparatorluğun parçalanmasını önlemek ve eski güçlü dönemlere dönmek için yapılması gereken tek şey bir an önce terk edilen İslam'a geri dönüşün sağlanmasıydı.Cumhuriyetin kuruluşunun ilk bir kaç yılında etkili olan İslamcılar, yeni kurulan siyasi rejimde, artık yavaş yavaş geri plana itilmeye başlanmış ve şeriat olgusu resmi ideolojinin uzaklaşması gereken önemli bir problem olarak algılanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından 1945'e kadar olan bu dönem İslami hareketin durağan dönemi başlığıyla üçüncü bölümün başlarında incelenmiştir.Yine üçüncü bölümde İslami hareketin durağan dönemi, çok partili hayata geçişin siyasal İslam'a etkisi ve Türkiye'de Siyasal İslam'ın gelişmesinin sebepleri anlatılmaya çalışılmıştır.

Din-devlet ilişkileriDin-siyaset ilişkileriOsmanlı Devleti+5
Bekir Çelik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sezai Karakoç`un diriliş düşüncesinde medeniyet anlayışı

Hızla globalleşen dünyamızda devletlerin kendi kültür ve inançlarına yakın devletlerle diyaloga girmekte olduğu, ideolojik kamplaşma ve ayrışmaların yerini yavaş yavaş ortak kültür ve geleneklerden beslenen birlikteliklerin aldığı, hem reel açıdan hem de teorik temellendirmeler açısından müşahede edilen bir durumdur. Biz bu çalışmamızda "medeniyet" olgusunun toplum ve devletler üzerinde nasıl etkili olduğunun ve medeniyetin dünyanın geleceğinde ne gibi bir rol üstlenebileceğinin değerlendirmesini düşüncesinin eksenine koymuş bir düşünür olan Sezai Karakoç'u incelemeye çalıştık. Bunu yaparken salt onun medeniyet yaklaşımını vermekten ziyade, medeniyete çeşitli yaklaşımlar, medeniyet tarihi ile ilgili farklı yorumlar ve medeniyet olgusunun özellikle de Batı uy garlığının Osmanlı Devleti ve devamında da Modern Türkiye'nin oluşumundaki fonksiyonlarını karşılaştırmalı ve çözümleyici bir yöntemle göstermeyi amaçladık. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Sezai Karakoç'un hayat hikayesiyle sanatı ve kişiliği ele alınmıştır. İkinci bölümde Karakoç'un söyleminde ekolleşen "Diriliş" düşüncesi ve bu düşüncenin ana hatlarını oluşturan; din, İslam, metafizik, toplum, devlet, millet, Doğu ve Batı gibi kavram ve kurumlara yaklaşımlar incelenmiştir. Üçüncü bölüme ise, medeniyet ve modernleşmenin bir sorunsal olarak ele alınmasının tarihi, dîni ve sosyolojik nedenlerini de içeren, Batı ve İslam (özellikle de Osmanlı Devleti) uygarlığı arasındaki ilişkiye yer verilerek başlanmış, Toynbee,Fourier, Spengler, Guenon, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Ağaoğlu, Ziya Gökalp gibi Doğulu ve Batılı düşünürlerin medeniyete ilişkin yaklaşımları ortaya konulmuştur.Kültür ve Medeniyet dualizminin arka planında yatan zihinsel yaklaşımın tartışılmasıyla devam ettiğimiz bu bölümde, Sezai Karakoç'un medeniyet tezi ve bu tezin temellendiği öğeler diğer düşünürlerin yaklaşımlarıyla karşılaştırılarak ele alınmıştır. Daha sonra Fukuyama'nın "Tarihin Sonu" ve Huntington'un "Medeniyetler Çatışması" makalelerinin irdelendiği bu bölüm, Karakoç'un zikredilen makalelerle ilintisi ve Genel olarak İslam medeniyetinin özel olarak da Osmanlı'nın irdelendiği "medeniyetimizin büyük krizi" adlı geniş incelemesiyle son bulmuştur. Sonuç olarak, toplumsal olayları ve olguları anlama ve açıklamada temel çerçeve olarak gördüğü "Medeniyet"i hem kav ramsal hem de tarihi-sosyolojik cepheleriyle ele alan Sezai Karakoç'un, oldukça hacim tutan bu görüşlerinin irdelenmesinin, düşünce hayatımıza katkıda bulunacağı umulmaktadır.

Din-siyaset ilişkileriDirilişKarakoç, Sezai+2
Muhittin Bilge
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu'da siyasal İslam'ın gelişimi ve Türkiye'nin siyasal hayatına yansımaları(1979-2018)

Bu çalışmanın amacı; 1979 yılında Ortadoğu'da gerçekleşen olaylar ışığında Ortadoğu'da Siyasal İslam'ın günümüze kadar gelişimini ve Türkiye'nin siyasal hayatına etkilerini açığa çıkarmaya çalışmaktır. Bu çalışma hazırlanırken; nitel araştırma yöntemlerinden, literatür taramasından, konu ile ilgili yurt içinde ve yurt dışında yayınlanmış kitaplar ve makaleler ile gazete haberlerinden faydalanılmış, çalışma ile ilgili birincil kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır. Tez, 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; kavramsal çerçeve, ikinci bölümde; Ortadoğu'da İslam'ın doğuşu, İslam devleti deneyimleri ve siyaset ilişkisi, üçüncü bölümde; 1979-2018 yılları arasında Ortadoğu'da Siyasal İslam ile ilgili gelişmeler ve dördüncü bölümde; Siyasal İslam'ın Türkiye siyasal hayatına yansımaları ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Siyasal İslam, Ortadoğu, Siyasal Partiler, İslami Hareketler, Türkiye Siyasal Hayatı, İslamcılık.

Din-siyaset ilişkileriOrtadoğuSiyasi hayat+4
Zerin Türk
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İslamcı devletlerde siyasi partilerin hukuki rejimi

Din ve devlet arasındaki ilişkinin niteliği, öteden beri hem siyaset bilimcilerin hem de din adamlarının ilgisini çeken tartışmalı bir konu olmuştur. 21.yüzyılın ilk çeyreğinde, bu kadim tartışma özellikle İslam dünyasında 11 Eylül Saldırısı ve Arap Baharı'nın etkisiyle yeniden canlanmış bulunmaktadır. Tartışmaların odak noktasında İslamcılık ve demokrasi kavramları bulunmaktadır. Demokrasi kavramı ile İslam arasındaki ilişki nedir? Demokrasinin tarihi gelişim serüveninde halkın siyasi hayata katılımını sağlamak için üretilen başlıca araç olan siyasi partilerin İslamcı ideolojiyi benimsemiş ülkelerdeki fonksiyonunu incelemenin ön şartı bu soruya anlamlı bir cevap bulabilmektir. Bu çalışmamızın amacı da yeniden doğuşunu yaşayan bir ideoloji olan İslamcılığı tanımlamak, İslamcılığın türlerini ve genel ilkelerini tarafsız bir şekilde açıklamak, bu bağlamda İslam ve demokrasi arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışmak, ardından İslamcı ideolojiyi benimsemiş ülkelerdeki siyasi partilerin konumunu hukuki düzenlemeler üzerinden değerlendirmektir. Sonuç olarak, İslamcılığın fikri kökleri İslam'a yayılmış ve bozuk olan mevcut düzenlerin ancak İslami prensiplere göre şekillendirilmesiyle ideal düzenin sağlanacağı iddiasındaki bir modern dönem ideolojisi olduğu belirlenmiştir. İslam ve demokrasi arasındaki ilişkinin İslamcı ideolojiyi benimsemiş İran, Malezya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin tevhid anlayışına göre şekillendiği ve tevhid anlayışının siyasi partilere ilişkin düzenlemeler üzerinde doğrudan etkili olduğu sonucuna varılmıştır.

DemokrasiDin-devlet ilişkileriDin-siyaset ilişkileri+7
Fırat Yılmaz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects