Diplomacy

167 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Diplomasi gazeteciliğinin uluslararası iletişim işlevleri: Türkiye üzerine bir inceleme

Bireylerin günlük yaşamda haber alma ve haber verme eylemleri farklı uluslar arasında da söz konusudur. Bu enformasyon akışını sağlayan birçok iletişim kanalı vardır. Bunlardan biri de kitle iletişim araçlarında yer alan haberlerdir. Bu haberler birçok konu başlığına ayrılmakta ve ayrımlardan birini de uluslararası haberler oluşturmaktadır. Uluslararası haberlerin önemli bir ayağını oluşturan diplomasi haberleri, farklı ülkelerin dış işlerine ve siyasetine yönelik konuları kapsamaktadır. Uluslararası iletişimde aracılık rolü bulunan diplomasi gazeteciliği çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı diplomasi gazeteciliği alanında tecrübesi olan kişilerin deneyimlerinden hareketle diplomasi gazeteciliğinin uluslararası iletişimdeki işlevlerini tespit etmek; diplomasi gazeteciliğini etkileyen unsurları belirlemektir. Bu amaçla nitel araştırma yöntemi ile tasarlanan çalışmada kartopu örneklem tekniğiyle ulaşılan 21 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Farklı medya mecralarında çeşitli görevlerde bulunan katılımcıların ortak noktası geçmişte ya da hâlihazırda diplomasi muhabirliği yapmış ya da yapıyor olmalarıdır. Çevrimiçi görüntülü görüşme tekniği kullanılarak toplanan verilerin transkripsiyonu neticesinde 324 sayfalık bir doküman elde edilmiştir. Ulaşılan verilerin analiz edilmesinde tematik veri analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; diplomasi gazeteciliğinin uluslararası iletişimde farklı şekilde birçok rol üstlendiğine ulaşılmıştır. Diplomasi muhabirleri uluslararası iletişimin çok önemli bir parçası ve uluslararası iletişim zincirinin en önemli halkası olarak değerlendirilmektedir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuç ise diplomasi muhabirleri ülkelerinin temsilcisi olarak konumlandırılmaktadır. Anahtar kelimeler: Diplomasi Gazeteciliği, Diplomasi Muhabirliği, Uluslararası İletişim, Uluslararası İlişkiler ve Medya.

DiplomasiUluslararası habercilikUluslararası iletişim+2
Fadimana Şahin
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı arşiv belgelerine göre Osmanlı-Napoli Krallığı ilişkileri (1740-1800)

Bu çalışmada, Osmanlı - Napoli Krallığı diplomatik ve siyasî ilişkileri 1740 - 1800 yılları arasındaki zaman dilimi bağlamında incelenmiştir. Napoli Krallığı'nın Bourbon Hanedanı'nın hakimiyetine geçmesi ile birlikte kral olan Carlo'nun Akdeniz'de güvenli bir şekilde ticaret yapma isteği ve Akdeniz ticaretinden payına düşeni almak amacıyla hareket etmesi Osmanlılar ile yakınlaşmasını sağlamıştır. Ayrıca Garp Ocakları'na bağlı olarak faaliyet yürüten korsanların tehditlerinden de kurtulmak isteyen Kral Carlo, Osmanlılar ile 7 Nisan 1740 tarihinde ticaret ve dostluk antlaşması imzalayarak bu isteğini gerçekleştirmek için önemli bir adım atmıştır. Osmanlı Devleti de XVIII. yüzyılın değişen dengleri karşısında Avrupa'da yeni bir müttefik edinmenin faydalı olacağını düşünerek bu yakınlaşmaya sıcak bakmıştır. İki devlet arasındaki münasebetler genel olarak karşılıklı dostluk ilişkileri etrafında başlamıştır. Ancak bu ilişkileri etkileyen önemli bir faktör olarak korsanların meydana getirdiği sorunlar hem Napoli Krallığı yönetici ve elçilerini hem de Osmanlı bürokratlarını zaman zaman sıkıntıya sokmuştur. Bu faaliyetleri engelleyebilmek için gerekli tedbirler alınmaya çalışılmışsa da korsanlık olaylarını tamamen engellemek mümkün olmamıştır. Hatta Napoli Krallığı, Garp Ocakları ile de yakınlaşarak bu sorunu çözmek istemişse de sadece Trablus Ocağı ile 3 Haziran 1741 tarihinde bir antlaşma imzalamayı başarabilmiştir. Ancak bu antlaşma da korsan meselesine tam olarak çözüm olmamıştır. Osmanlı - Napoli Krallığı ilişkileri kültürel açıdan da son derece renkli anlara sahne olmuştur. Karşılıklı hediyeleşmeler ve özellikle de I. Mahmud tarafından Carlo'ya hediye olarak gönderilen fil kral ve halk tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Bu hediye Napoli halkının hafızasında asırlar boyunca yer etmiştir. Bunlarla birlikte Napoli Krallığı'nın Osmanlı toprakları üzerinde kurmaya çalıştığı diplomatik ağ da esasen ticari amaçların bir tezahürü olarak görünmektedir. Selanik'ten Kıbrıs'a kadar uzanan ve Mora ve havalisini kapsayan tüm sahaya yayılmış bir vaziyette bulunan Napoli diplomatik temsilcilikleri Napoli Krallığı'nın Akdeniz ticaretine verdiği önemi göstermektedir. Son olarak, Napoli Krallığı ile Osmanlıların XVIII. yüzyılın sonlarına doğru topraklarını işgal etmek için harekete geçen Fransa'ya karşı 21 Ocak 1799 tarihinde ittifak kurmaları benzer politikalar yürütebildiklerini ortaya koymaktadır.

Deniz korsanlığıDiplomasiKonsolosluklar+1
Muhammed Özler
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu diplomasisi perspektifinden uluslararası yayıncılık: TRT Arabi üzerine bir inceleme

Küresel ölçekte devletlerin dış politikalarını şekillendiren kamu diplomasisi, uluslararası yayıncılık aracılığıyla kültürel ve diplomatik bağların güçlendirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilişkilerini derinleştirme çabaları TRT Arabi'nin Yeni Sabah, Mozaiq ve Kıssa ve mâ fîhâ programları üzerinden nitel içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Çalışma, programların yayın planlarından tematik içeriklerine, görsel ve dilsel anlatılarından kamu diplomasisi hedeflerine kadar uzanan bir çözümleme sunarak, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırma stratejilerini ortaya koymuştur. Bulgular, Yeni Sabah'ın modern yaşam temalarıyla dinamik bir Türkiye imajı oluşturduğunu, Mozaiq'in sanatsal anlatılarla kültürel mirası öne çıkardığını ve Kıssa ve mâ fîhâ'nın tarihî öykülerle Türk-Arap ilişkilerini derinleştirdiğini göstermektedir. Bu programlar, kültürel çeşitlilik, sanatsal ortaklıklar ve tarihî bağlar aracılığıyla kitlelerle güçlü bağlar kurarak Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünü olumlu yönde şekillendirmektedir. Ayrıca, yayın saatlerinin bölgesel alışkanlıklara uyarlanması, içeriklerin teknoloji ve çağdaş iş birlikleriyle zenginleştirilmesi ile dijital platformların daha etkin kullanımı, TRT Arabi'nin etkisini daha da artırabilir. Çalışma, TRT Arabi'nin Türkiye'nin kamu diplomasisi hedeflerine katkıda bulunduğunu kanıtlamış ve bu alandaki stratejilerin başarısını ortaya koymuştur. Gelecekte, bu başarıyı daha da pekiştirmek için dijital entegrasyon ve içerik çeşitliliği üzerine odaklanan yeni araştırmalar yapılabilir.

DiplomasiKamuKamu Diplomasi Enstitüsü+3
Salma Barraq
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ticari liberalizm kuramı çerçevesinde Türk ticaret diplomasisi faaliyetlerinin değerlendirilmesi

Yakın dönemde ortaya konan bazı çalışmalar, ticaret ile barış ve işbirliği arasındaki ilişkiyi ülkelerin siyasi rejimleri ve yönetim tarzları ile ilişkilendirmiş, demokratik rejimlerin ticaretin getirdiği kazançları koruma noktasında otoriter rejimlere göre daha istekli olduğunu ortaya koymuştur. Bu tezde, söz konusu akademik çalışmalardan yola çıkılarak, Türkiye'nin 1999-2019 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İran, İsrail, Mısır, Rusya Federasyonu ve Suudi Arabistan ile siyasi ve ticari ilişkileri incelenmiş, bahse konu dönemde ortaya çıkan siyasi krizlerin ticari ilişkilere ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla sahada yapılan ticaret diplomasisi faaliyetlerine nasıl etki ettiği irdelenmiştir. Tez kapsamında yapılan araştırmalar Türkiye'nin demokratik ülkeler ile yaşadığı krizlerin ticarete ve ticaret diplomasisi faaliyetlerine olumsuz bir etkide bulunmadığını, ancak otoriter ülkelerle yaşanan krizlerin hem ticareti hem de ticaret diplomasisi faaliyetlerini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Çalışmada yer alan tespit ve değerlendirmeler dış ticaret rakamları, yatırımlar ve kişi hareketlerine bakılmak suretiyle oluşturulmuş, kriz dönemlerinde söz konusu ülkelerde görev yapan ticaret diplomatlarının aktardıkları ile doğrulanmıştır.

BarışDiplomasiLiberalizm+4
İnan Yıldırımlıdal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Turkey-Africa relations in the 21st century: Economic diplomacy

Bu tez, özellikle potansiyeller, gelecek perspektifleri ve ilişkilerin sınırları açısından Türkiye'nin Afrika'ya yönelik artan angajmanına yönelik genel bir bakışa odaklanmıştır. Türkiye'nin Afrıka dış politikasının temel özünü inceler ve 21. yüzyılda Afrika ile ilişkilerin arkasındaki temeli analiz eder. Türkiye'nin Afrika'ya neden daha fazla ilgisi var sorusuna cevap vermeye çalışır. Diğer bir deyişle, bu çalışma 21. yüzyılda Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkileri canlandıran ekonomik etkileşimleri (diplomasi) inceler. Aynı zamanda Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkilerin kurulmasında anahtar araç olarak ekonomiyi gösterir. 90'lı yıllarda Afrika olarak bilinen kıta, 21. yüzyıldaki kadar Türkiye'yi ilgilendirmemekteydi; çünkü Türkiye Batı ile Orta Doğu, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya gibi yakın komşularıyla ilişkilerine daha fazla önem vermekteydi. Bu çalışmada 21. yüzyılda Türkiye'nin Afrika'ya ilgisinin arkasındaki temel siyasi, ekonomik dini, kültürel ve stratejik motivasyonlarla birlikte süreçte karşı karşıya kalınan bazı zorluklar tartışılmaktadır. Bu tez üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm tezde kullanılan dış politika, uluslararası ilişkiler, ekonomi, diplomasi, yumuşak güç ve politik ekonomi gibi bazı temel kavramları tanımlar. İkinci bölüm Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkiye ile Afrika arasındaki ilişki, Soğuk Savaş döneminde Afrika'ya yönelik Türk dış politikası, Afrika kavramı, Kamerun kavramı ve Türkiye kavramını sunmaktadır. Türkiye'nin Afrika ile ilişkilerine genel bir bakış sağlar. Aynı zamanda Türkiye'nin Afrika politikasını ve Afrika Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkilerini şekillendiren ana unsurları ortaya koymaktadır. Üçüncü bölüm, 21. yüzyılda Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkilerin sürdürülmesinde temelde ekonomik diplomasi olmak üzere çeşitli yaklaşımları sunar.

21. centuryAfricaDiplomacy+5
Therence Atabong Njuafac
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye ve İran dış politikası üzerinde kamu diplomasisinin etkisi : Irak & Suriye örnekleri (2000 – 2016)

This thesis shall focus on the role of public diplomacy of the Republic of Turkey and the Islamic Republic of Iran to their foreign policy approaches since 2000; a case study largely dwells on the developments in Iraq and Syria. For Turkey, the focal starting point is since the time the Justice and Development Party won the 2002 general election. In case of Iran, this issue will be contemplated by considering the 8th - , 9th- 10th and 11th governments; that is, the government of Seyed Mohammad Khatami (2nd term in office; 2001-2005), Mahmoud Ahmadinejad (2005 - 2013) and the government of Hassan Rouhani since 2013 as the 11th government. Turkey and Iran are effective, influential and powerful countries in the region in the sense that their foreign policy approaches toward each other and with respect to other States is of crucial importance both for the regional stability and for the wider global peace. Seeing that, the aim is to find the answer that to what extent their public diplomacy determines their foreign policy approaches in Syria and Iraq, what are the parameters and the tools of their public diplomacy and what has been or would be the outcome. The objectives that might help to reach the aforementioned aim is to understand what is/are the logic and policy behind their decision and selection of their regional interests considering the developments in Syria and Iraq. I have tried to analyze the paths and approaches they adopted in the application of different tools of public diplomacy by comparison and description. To this aim, in this study, the public diplomacy and foreign policy of Turkey and Iran towards developments in Iraq and Syria illustrated in terms of effectiveness and pro-activism, considering the impacts of their political culture, political structures, historical background, geographical location, ideological intentions and geopolitical position. Among many of these factors that directly affects their stances in various fields, is the characteristic of representing two different sects of religion of Islam, which, by itself, has caused many challenges such as sectarian or religious oriented alliances and conflicts during the ages. This fundamental nature, specially, becomes more subtly evident particularly since 2011 with the start of Syrian crisis. Other global and regional incidents like 9/11, the occupation of Iraq by the U.S. in 2003 and 2010 Arab Spring, each has also distinctly had its own share of its impacts on their stances towards their foreign policy approaches in Syria and Iraq. In the same manner, factors such as their lobbying power and the status of their engagement in the region based on their memberships in regional and international organizations have also relatively affected the framework of the strategic planning for their public diplomacy and foreign policy approaches. Under such circumstances, their political stances revealed and uncovered out of the emergence of new religious based coalitions and alliances and, as a consequence, has aggravated the ongoing crisis in the region. Such a climate became a dangerous incentive for these countries to set out a serious provocative show of power, albeit, not addressing directly to each other. Even if their foreign policy approaches may not be a direct reflection of this characteristic; it has become the root and cause of, at least, many misunderstandings and, as the result, many challenges. Competitive relations made them to utilize relatively similar instruments of public diplomacy; however, they could not stay untouched by the ramifications of the regional and global developments such as 9/11, the U.S. occupation of Iraq in 2003, Arab Spring in 2010 and the start of Syria crisis in 2011. Under the effect of these developments and their ideological and strategic preferences, their public diplomacy initiatives have not been proper for directing their foreign policies for the ultimate benefits of the region. More accurately, although they felt responsible to design new structure to promote their existing norms in public diplomacy either for the sake of success of their own domestic and foreign policy or, perhaps, establishment of sustainable peace in Syria and Iraq, there has not been much " serious will for cooperation" over Syria and Iraq; moreover, Iran and Turkey have been continuously criticizing each other. However, apart from these parameters, Turkey and Iran have been historically as bridges in terms of culture and economy; a characteristics which has not only given their ties a unique status in the region but also determine how these countries relate to each other in the regional developments. On the other side of the coin, the said regional developments provided new climate and opportunity for Turkey and Iran to benefit the power vacuum or lack of domestic authority in Iraq and Syria to promote either their optimal political system, rather than appropriate policies, or in an attempt to prevent any harmful shift of the regional balance of power, which can also be evaluated as their quest for the regional hegemony. So, theories that determined to explore the nature of foreign policy and public diplomacy of Turkey and Iran in Iraq and Syria, should consider the issue of regional hegemony, too. Accordingly, in the process of power employment by these countries in Syria and Iraq, soft instruments such as norms, values and identities are applied. That is, soft power applied besides hard power since the theoretical framework should consider both the hard and soft dimensions of power. Considering the fact that the "Constructivism" regards important places for values, norms and identity and looks at the relationship between the structure and broker and/or agent with interactive manner and as mutually constituted ( Wendt 2000) , it has more potential and capacity in analyzing the foreign policy of Turkey and Iran with regard to developments in Syria and Iraq. This theory pays attention not only to both materialistic and non-materialistic dimensions but also to micro and macro in a dynamic and non- stationary process. That is, it pays attention to those matters related to norms and realities regarding regional structure. In the social science, Structure is the intermittent patterned arrangements, which influence or limit the choices and opportunities available. On the other hand, Agency is the capacity of individuals to act independently and to make their own free choices. Barker (2005, p.448). The structure versus agency debate may be understood as an issue of socialization against autonomy in determining whether an individual acts as a free agent or in a manner dictated by social structure. In such manner, in term of IR theory, this contribution considers the nature of their policies in the context of Constructivism, as it is able to explicate and analyze these two countries behavioral patterns. On the other hand, their relations has been always experiencing ups and downs but at the same time when economic factors and cooperation attain prominence vis-à-vis politics, along with cultural cooperation, it has worked as a core and motor of maintaining warm mutual relations. However, the fact is that this has not been able to help for regional peace because furthering trade and economic cooperation has only eased the path for furthering mutual political willingness. There are various aspects, such as regional and International interests, historical backgrounds, geographical and geopolitical location, memberships in regional and International organizations, which has made them pursuing different approaches in their diplomacies that inescapably affected their selection and preferences of coalition and corporation both in regional and global spheres. In this regard, there are some preliminary questions to ask in order to arrive at proper solid responses. These questions constitute the macro-level part of the present study; 1- What are the public diplomacy tools of Turkey and Iran in Syria and Iraq? 2- How their public diplomacy has managed to a contributive foreign policy for the achievement of peace and stability in Iraq and Syria? The Justice and Development Party has been on power in Turkey since 2002 .In the case of Iran, been different parties have been in power since 2002. That is, during 1997-2005 the reformists (Eslah-talaban) were in power in the 7th and 8th governments. Then Mahmoud Ahmadinejad, the candidate from conservative party (Osool-garayan) won the elections in two consecutive terms as the sixth and seventh President in 9th and 10th governments from 2005 to 2013. Dr.Hassan Rouhani mostly influenced by reformist (Eslah-talaban) and much less affected by the "Moderates" (Eetedal-garayan), won the election in 2013 as the eighth President in the 11th government. The governing political parties in these countries and their political structures have affected the paradigms of their public diplomacy since, by definition, public diplomacy acts with the help of tools such as media and communication; considering that, the application of these tools varies in these countries based on the instructions of constitution law, political culture, political system, geography and historical background; moreover, the preferences of the governing political parties. I will conclude that the foreign policies of Turkey and Iran have been seriously influenced by their public diplomacy approaches in negative manner. This has caused them to become inconsistent albeit proactive under the effect of new developments, both global, regional and the needs of their domestic policies. More accurately, the existing situation has naturally made them more curious, concerned and beware of with regard to their mutual policies and stances as a kind of direct or indirect response.

DiplomacyIraqPublic diplomacy+6
Mojtaba Barghandan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Territorial conflict: Case study of Cameroon and Nigeria over the Bakassi peninsula

Territorial conflict within the context of Africa is a re-occuring situation. The history of these conflicts has struck almost every corner of the African continent. In the case of the Bakassi peninsula between Cameroon and Nigeria, it seem relative to other cases within the continent. As a common phenomenon of these kinds of dispute, the issues are easilly transformed to long wars. However, in the case of Bakassi, it is necessary to appraise the dispute in view of its perculiariaty as these states avoided war regarless of the numerous aggressive confrontations. Territorial conflicts in Africa generally are hereditary in nature due to the continents colonial history. The case of Bakassi like many different cases of territorial conflict in Africa comes from a similar position. Notwithstanding, this study has its variations to typical cases of territorial disputes between states. In this study we will get to see just what makes the Bakassi dispute perculiar from other cases of territorial disputes in Africa.

African countriesDiplomacyCameroon+6
Ibue Nanje Clarıs
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The road to Küçük Kaynarca: Diplomatic negotiations between the Ottoman Empire and Russia in 1772

This study offers a contextual examination of Ottoman political and diplomatic history through an analysis of the diplomatic negotiations between Ottoman-Russian boards in Focşani (Turkish: Fokşan) in 1772, prior to the Treaty of Küçük Kaynarca (1774). The protocols of the negotiations in this city, which is located in eastern Romania today, were recorded by Mehmed Emin Nahîfî Efendi, the ser-halife (chief scribe) of the Grand Vizier Muhsinzâde Mehmet Pasha (d. 1774, Grand Vizier 1765-68 and 1771-74). This study will attempt to reveal the course of diplomatic negotiations through these records, which are known as the "Fokşan Mükâlemeleri" (Focşani Parley). The importance of the records lies in the fact that they show us the political and diplomatic situation of the Ottoman Empire at that time and its changing perception among the European public. They also have particular value in terms of reflecting the demands and expectations of negotiating parties and showing the diplomatic knowledge and skills of the delegations before the Treaty of Küçük Kaynarca.

18. centuryDiplomacyKüçük Kaynarca Trearty+4
Bilal Kaya
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diplomasi tarihi ışığında ilk Türk kadın diplomat: Adile Ayda

Türkiye Cumhuriyeti'nin modernleşme serüvenine şer'i hukukun toplumsal yaşam kuralları üzerindeki etkisinin azaltılmaya çalışılması temel olmuştur. Şer'i hukuk kadını ev içine hapseden, örtünmeyi emreden, kadının asli görevinin ev içi alan olduğunu tebliğ eden kuralları içerir. Dolayısıyla, modernleşme dinin toplumsal yaşam kurallarından uzaklaştırılması olarak tanımlandığından, bu süreçte kadınların toplumsal yaşamında çarpıcı değişikliklerin olması kaçınılmazdı. Cumhuriyet ile birlikte kadınların sosyal alanlarda görünürlülüğü, iş yaşamına katılım oranı artmıştı. Kadınların çoğu meslek alanına ilk adımları Cumhuriyet döneminde atılmıştı. Adile Ayda, 1932 yılında ilk Türk kadın diplomat olarak Hariciye teşkilatına girmişti. Fakat kadın olmasından kaynaklı sebeplerden ötürü Hariciye'den istifa etti ve öğretmenlik mesleğine başladı. 1957 yılında ise yeniden Hariciye teşkilatında döndü. Bu çalışma ilk olarak Adile Ayda biyografisi sunmayı amaçlamaktadır. Adile Ayda'nın biyografisinden yola çıkarak, Türk modernleşmesinin oluşturmaya çalıştığı kadın kimliği ile Adile Ayda'nın kimliğini karşılaştırmayı hedeflemektedir. Ayda'nın biyografisi oluştururken, Hisar, Çınaraltı, Belleten dergilerindeki ve Cumhuriyet gazetesindeki yazılarından, TBMM arşivinden, Ankara Üniversitesi Dil-Tarih Coğrafya Fakültesinde bulunan personel özlük dosyasından, kaleme almış olduğu kitaplarından ve kızları Gülnur Üçok ile Gönül Pultar'dan yararlanılmıştır. Adile Ayda'nın söylemleri, yazıları sonucunda ortaya çıkan kişilik yapısı aslında, Türk modernleşmesinin oluşturmaya çalıştığı kadın imgesinin Adile Ayda ile vücut bulmuş olduğu kanıtlanmıştır.

Ayda, AdileCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+5
Pelin Yoğun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Berlin Büyükelçisi Kemalettin Sami Paşa'nın raporlarından Weimar Cumhuriyeti'ne Bakmak (1925-1933)

Türkiye Cumhuriyeti, 1918'de Birinci Dünya Savaşı'nın bitmesiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun Anadolu topraklarında savaşın galip devletlerine karşı verilen yaklaşık dört yıllık bir bağımsızlık mücadelesinin sonucudur. Türkiye 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması'yla kendisini dünyaya tam bağımsız bir devlet olarak tanıtmıştır. Cumhuriyet pek çok iç ve dış soruna rağmen ortaya çıkmıştı. Sancılı bir doğum süreci geçiriyordu. İçeride ve dışarıda Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalma düzeltilmesi gereken bir imajın yanı sıra isyanlar ve ekonomik sıkıntılarla baş edilmesi gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi bir misyonu vardı: Anadolu topraklarından tam bağımsız Batı'ya entegre olmuş bir demokrasi toplumu yaratmak. Hiç kuşkusuz Cumhuriyet, Mustafa Kemal ve arkadaşları için Batılı değerleri temsil ediyordu; her ne kadar bağımsızlık mücadelesi Batı'ya karşı verilse de Mustafa Kemal Avrupa modeline uygun tam bağımsız bir ulus devlet için çalışmıştı. Bu sebeplerden dolayı Batı dünyasıyla diplomatik temaslar hayati önem arz ediyordu. 1914'ten 1918 yılına geçen sürede Osmanlı İmparatorluğu'nun ilişkileri İtilaf devletleriyle askıya alınmıştı. Savaşın kaybedilmesiyle müttefikleriyle olan ilişkileri de kesintiye uğramıştı. 1924 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti Avrupa'nın Londra, Paris, Berlin, Viyana ve Roma gibi kritik başkentlerine büyükelçiler atamaya başlamıştı. Bu doğrultuda Berlin'e Sinop Milletvekili ve Emekli Orgeneral Kemalettin Sami Paşa atanmıştı. Alman İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşından sonra dağılmasına müteakiben ilan edilen Weimar Cumhuriyeti de kuşkusuz Türkiye'nin büyük önem verdiği devletler arasındaydı. Berlin'e elçi olarak görevlendirilen Kemalettin Sami Paşa'nın görevi yeni cumhuriyeti takip etmek ve hakkında raporlar hazırlamaktı. Weimar Cumhuriyeti ileride Avrupa'nın kaderini belirleyecek seçimlere ev sahipliği yapan Almanya için yeni bir demokrasi deneyiydi. Bu sebeplerden ötürü Kemalettin Sami Paşa'nın Berlin Büyükelçiliği görevi oldukça kritikti. Kemalettin Sami Paşa görev yıllarında Avrupa'nın kaderini çizen pek çok siyasetçiyle görüşmüş ve görüşlerini Türk Dışişleri Bakanlığı'na raporlamıştı. Berlin Büyükelçisi sayesinde Türkiye Cumhuriyeti, Almanya'da kurulan istikrarsız yönetimleri, ekonomik krizleri ve yaklaşan Nazi tehlikesini birinci ağızdan öğrenmiştir. Anahtar Kelimeler: Weimar Cumhuriyeti, Kemalettin Sami Paşa, Diplomatik Rapor.

Almanya-BerlinCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+6
Yunus Koçak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilim diplomasisinde Türkiye ve İngiltere'nin politikaları ve uygulamaları

Gelişen ve küreselleşen dünyada bilimin her alandaki önemi artmaktadır. Son zamanlarda küreselleşen sorunlar, ekonomik ilişkiler ve ticaret gibi durumlar nedeniyle ülkeler arası kurulan ilişkilerin güçlendirilmesi için bilimden ve bilimsel faaliyetlerin yapılabilmesi için diplomasiden faydalanılmaktadır. Bu bağlamda bilim diplomasisi ortaya çıkmaktadır. Bilim diplomasisi Türkiye'de son yirmi yıldır daha fazla ele alınmaktadır. Bu çalışmada Türkiye ve İngiltere yürütülmekte olan bilim diplomasisi faaliyetlerini incelemek amaçlanmıştır. Öncelikle Bilim Diplomasisi ve boyutları hakkında ve ABD, Almanya, Fransa, İtalya'nın bilim diplomasisi politikalar ve yürüttükleri faaliyetler hakkında açıklamalar yapılmıştır. Türkiye ve İngiltere'nin bilim diplomasisi politikaları ve kurumları aracılığıyla yürüttükleri faaliyetler ele alınarak benzer ve farklı yönler ortaya konulmuştur. Bilim diplomasisi faaliyetleri bakımından benzer özellik taşıyan kurumlar tablo halinde sunulmuştur. Çalışma aracılığıyla yapılan bilim diplomasisi faaliyetleri ve ülkelere ait başarılı bulunan faaliyetlerin tanıtılmasına katkı sağlanacaktır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olan doküman tarama yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin birincil kaynaklarına ulaşılarak doğrulukları teyit edilmiştir.

BilimBilim politikasıDiplomasi+5
Emre Konucuk
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde ad hoc diplomasiden sürekli diplomasiye geçiş: Mısır meselesi (1831-1841)

Tezimizde Osmanlı Devleti'nin uluslararası nitelikte bir iç sorunu olan Mısır meselesinin diplomatik yollardan çözümünde sürekli diplomasiye geçiş sürecinin etkileri incelenmiştir. Sürekli diplomasiye geçişte sivil bürokrasinin ortaya çıkışı ve Mısır meselesinin diplomasiyle çözümünde mülkiye memurlarının en etkili iç çevre faktör olmaları, örgütlenme yapısındaki dönüşümle birlikte değerlendirilmiştir. Osmanlı Devleti'nde ad hoc ve sürekli diplomasi gelişim süreci, idari teşkilat yapısındaki değişim ve yenilikler ile karşılıklı etkileşimi içerisinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda kalemiye kültürünün gelişmesinin sürekli diplomasiye geçiş sürecine etkisi araştırılmıştır. Tercüme odasının kurulması, sürekli diplomasiye geçiş ve Hariciye Nezareti'nin kurulması gibi süreçlerle şekillenen mülkiye memur sınıfının Mısır meselesi çözüm sürecindeki etkinliği; düvel-i muazzamanın bu konudaki yaklaşımlarının analiz edilmesi ve mülkiye memurlarının güç dengesi temelinde geliştirdikleri müzakere dinamiklerinin bu yaklaşımlara uygunluğu açısından değerlendirilmiştir. İngiltere'nin 1833 Hünkar İskelesi Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti lehine politika değişikliğiyle; Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığının korunması eğiliminde Boğazlar temelli güç dengesi diplomasisi, ham madde ve pazar ihtiyacı için yapısal yeniliklerle istikrar ve düzenin sağlanması eğiliminde ticari ilişkiler diplomasisi arasında stratejik uyum gözetmesi konusu mülkiye memurlarının Mısır meselesinin çözümüne yönelik tezleriyle uyumu yönünden incelenmiştir. Bütün bu süreçler kronolojik düzen içerisinde, kalemiyenin örgütlenme düzeyi, sürekli diplomasiye geçiş etkenleri, sivil bürokrasinin mülkiye memurları statüsü dönüşümü ve güç dengesi açısından değerlendirilmiştir.

Ad-hoc yaklaşımBürokratlarDiplomasi+4
Celalettin Karakaş
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The role of information technology in international relations' crises: Case study of Iraq

The effectiveness of international relations among states is largely influenced by technological innovation especially when they are developed country. Furthermore the lack of technical growth in some countries may influence on their international diplomacy and that's what happened in Iraq with its relations with other countries. Despite the fact that many technological advancements are not documented in the current regulation and oversight, policy, and legal structure, they also might disrupt the social contract that authorities have established with their citizens on the one hand and bilateral and/or international treaties, as well as among nations on the other. This necessitates agile international cooperation, which means to adapt to a changing, dynamic global environment in order to properly understand the new models to be controlled. The importance of this thesis is that it looks at the relationship between technological and international relations 'crises in the context of global politics, focusing on the relationship between information technologies and Iraqi international relations' crises. Technological change has always had important consequences for political relations and crises between countries. It was instrumental in the formation of the states, and it is crucial in understanding the erosion of the state today. The study plans to conclude the importance of information technology in the context of international relations and crisis resolution. The study also concluded that there is no difference between students and professors at the university, while there is a difference between males and females in their view of the relationship of information technology to solving international crises. Key Words: Information technology, International relations, Diplomacy

Information technologyDiplomacyIraq+1
Murtadha Hanı Yaseen Mamoorı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu Diplomasisi 2.0: Sosyal medya çağında değişen diplomatik iletişim

Bu çalışmada kamu diplomasisi kavramı, geleneksel diplomasi döneminden günümüze kadar, diplomatik iletişimin doğal gelişim süreci içerisinde ele alınmış ve son olarak da web 2.0 teknolojisi ile olan ilişkisi açısından incelenmiştir. Kamu diplomasisinin devlet dışı aktörlerle daha karmaşık bir hal alan uluslararası çevrenin gerekliliklerine uyum sağlama çabası olarak ortaya çıktığı düşüncesi ana çıkış noktası olarak bu çalışmaya yön vermiştir. Kamu diplomasisi ve sosyal medya bütünleşmesi, diplomasinin 21. yüzyıla adaptasyon sürecinin en önemli aşamasını oluşturmaktadır. Bu anlamda sosyal medya, kendine özgü norm ve kurallarıyla ve diyaloğa dayalı olan doğası nedeniyle diplomasi uygulayıcılarını bir hayli zorlamaktadır. Çalışmada Türkiye'de bulunan altı büyükelçiliğin Twitter üzerinden yürüttükleri iletişim faaliyetleri kamu diplomasisi kapsamında, Kent ve Taylor'un diyalogsal iletişim kuramı perspektifinden incelenmiştir. Elde edilen bulgular büyükelçilik sosyal medya hesaplarının diyalogsal iletişim anlayışından uzak, daha çok bilgi vermeye yönelik olarak kullanıldığı yönündedir. Büyükelçilik hesaplarının tümünün diyalogtan kaçınma davranışı sergilediği görülmüş ve bu durumun nedenleri sonuç kısmında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu diplomasisi, diplomatik iletişim, diyalogsal iletişim, Twitter, büyükelçilik

DiplomasiKamu diplomasisiSanal diplomasi+6
Burcu Sezgin
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diplomatik iletişim perspektifinde Türkiye'nin Afrika ülkelerine yönelik dış politikasının analizi

Egemen ulus devlet teorisi 1648 Vestfalya (Westphalia) Anlaşması sonrasında uluslararası ilişkiler disiplinine girmiştir. Bu anlaşma ile uluslararası ilişkilerde anarşi ortamı bir dereceye kadar kontrol altına alınmıştır. Vestfalya Anlaşması ile devletlerin egemenliği, eşitliği ve iç işlerinde bağımsızlığı uluslararası ilişkilerde karşılık bulmuştur. Devletlerin, belirli bir coğrafi alanda, belli bir nüfusa sahip, diğer devletlerce tanınan ve egemenliğe sahip olan siyasi oluşumlar olarak tanımlanması, uluslararası ilişkiler için önemli bir noktadır. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçısı ve siyasal devamlılığı olarak, uluslararası alanda kişilik bulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu'nun mali borçlarının Türkiye tarafından ödenmesi, bu siyasal mirasçılığın ve devamlılığın ispatı durumundadır. Bu açıdan baktığımızda, Türkiye-Afrika ülkeleri arası ilişkilerin uzun bir tarihi geçmişi ve bağları olduğu göz önünde tutulmalıdır. Afrika kıtası kültür, etnik yapı ve dil olarak oldukça zengin bir coğrafyadır. Zengin kaynakları ve sanayileşme devriminden uzak olması nedeniyle batılı medeniyetlerin özellikle 1881-1914 yılları arasında sömürgeleştirilmesine maruz kalmıştır. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında ise dekolonizasyon süreci ile Afrika'nın modern devletleri ortaya çıkmıştır. Afrika genç nüfusu ve var olan maden zenginliğine rağmen en yoksul kıta olarak kabul edilmektedir. Hem maddi hem de insan kaynaklarının zenginliği, Afrika'nın gelişmiş ülkeler tarafından dikkat çeken bir kıta olmasına neden olmaktadır. Türkiye 2000'li yılların başına kadar göz ardı ettiği ilişkilerine özellikle "Afrika Açılım Planı" çerçevesinde önem vermeye başlamış ve Afrika ile ilişkileri farklı bir boyut kazanmaya başlamıştır. Bugün Türkiye'nin, Afrika kıtasındaki ülkelerin yeni stratejik partneri haline geldiğini söylemek mümkündür. 5 Bu çalışmanın amacı; görüşme yöntemi kullanılarak TASAM Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Afrika Dış İşleri Bakanlığı verilerini kullanılarak, gelişmekte olan Afrika – Türkiye ilişkilerini genel olarak değerlendirmek ve Türkiye'nin Afrika ülkelerine yönelik dış politikasını analiz edebilmektir. Bu bağlamda çalışma, Türkiye'nin dış politikadaki duruşu, Türk dış politikasında Afrika açılımı, ekonomi, sağlık ve eğitim boyutunda Afrika ile ilişkiler ve bu ilişkilerin geleceği değerlendirilerek literatüre katkı sağlamak amacındadır.

AfrikaAfrika ülkeleriDiplomasi+7
Fanta Doussou Konare
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1991 sonrası Azerbaycan ile ABD arasında imzalanan diplomatik anlaşmaların stratejik analizi

.

Amerika Birleşik DevletleriAnlaşmalarAzerbaycan+4
Mahir Süleymanov
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyılda elçilerin gözünden Osmanlı Devleti'nde hediyeleşme

Tez çalışmasında, Osmanlı Devleti'nin Erken Modern Dönemi'nde özellikle 16. Yüzyıl da dış dünyayla ilişkilerinde önemli bir rol oynayan elçilik faaliyetlerine değinilmiştir. Bu dönemde Osmanlı Devleti'ne gelen elçiler, ülkelerini ve hükümdarlarını temsil etmekle birlikte, aynı zamanda diplomatik amaçlarla da görev almışlardır. Tezde özellikle, Osmanlı Devleti'ne gelen elçi ve maiyetlerinin yazdığı seyahatnameler üzerinden getirdikleri hediyelere odaklanarak, bu hediyelerin Osmanlı Devleti'nin dış politikası ve kültürel hayatı üzerindeki etkisi incelenmektedir.

16. yüzyılDiplomasiElçiler+6
Demet Hasbay
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu diplomasisinin marka kentlere olan etkisi: Trabzon örneği

Soğuk savaş sonrası olumlu yönde tüm dünyayı etkisi altına alan gelişime ve değişime tanıklık ettiğimiz günümüzde, devletler de diğer devletlerle olan ilişkilerinde sert gücü bir kenara bırakıp yumuşak gücü ve yumuşak güç faaliyetlerini kullanarak karşı tarafı etkileme ve ikna etme yolunu seçmişlerdir. Diplomasi, kullanılan dil, verilen mesaj ve hedef kitleler, devletler arası aktörün değişmesiyle yeniden şekil almıştır. Devletten halka ya da halktan halka uygulanan "karşılıklı" bu yeni siyasal iletişim düzeni, kamu diplomasisinin temelini oluşturmuştur. Günümüzde rekabetin ürünü ve hizmeti yarıştıran markaların yanı sıra kentler de artık kendilerini dünyaya tanıtmaya ve cazibe merkezi haline gelmeyi arzu eder hale gelmiştir. Bunun sonucu olarak köklü bir tarihe, doğal ve yapay güzelliklere sahip olan kentler; kamu diplomasisini kullanarak kentine turist çekmeyi, yatırım almayı ve kent ekonomisine katkı sağlamayı amaçlamıştır. Bu çalışmada; kamu diplomasisi, kamu diplomasisi faaliyet alanları, diğer disiplinlerle olan ilişkisi marka ve marka kent kavramları, Türkiye'den ve dünyadan marka kent örnekleriyle literatür araştırmaları yapılarak marka kent olma yolunda olan Trabzon kentinde bulunan kamu kurumlarının, kamu diplomasisi açısından marka kent algısının dünyadaki uygulamaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Anahtar kelimler; diplomasi, kamu diplomasisi, marka, marka kent, Trabzon.

DiplomasiKamu diplomasisiMarka+4
Zeliha Olgun
Avrasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti ve İtalya Krallığı arasındaki diplomatik ilişkiler (1870-1909)

Osmanlı Tarihi şüphesiz Dünya Tarihi içinde çok önemli bir noktaya sahiptir. Yaşamış olduğu dönemde diğer devletlerle olan ilişkilerini incelemek ise olaylara farklı kaynaklar tarafından bakılarak tarihimizin anlaşılmasına ve yeni bilgilerin dağarcığımıza girmesine vesile olmaktadır. Bu nedenle, bu tez çalışması ile Osmanlı Devleti'nin ilk yıllarından itibaren sürekli iletişim içinde olduğu İtalyan şehir devletleri ile başlanılarak 1870-1909 yılları arasında Osmanlı Devleti ve İtalya Krallığı siyasi ve diplomatik ilişkileri üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Bu konunun seçilmesinin bazı nedenleri bulunmaktadır. Birincisi, İtalya Krallığı'nın 1870 yılında birliğini sağladığı dönemden itibaren Osmanlı Devleti ile siyasi ve diplomatik ilişkilerinin arka planda kalmasıdır. Yaklaşık olarak İtalya'nın birliğini sağladığı dönemden Trablusgarb Savaşına kadar yaşanan bu dönem, hem Osmanlı hem İtalya tarihi için son derece önemli görülmektedir. İkincisi, İtalya Krallığı'nın diğer Avrupa Devletlerine göre biraz geri planda kalması nedeniyle bazı siyasi ve ekonomik düşüncelerle uyguladığı Osmanlı ve doğu politikasına bir açıklık getirilmesi gerekliliğidir. Bu politikalar, bölgesel olarak kronolojik anlamda değerlendirilmiştir. Üçüncüsü, iki ülkenin temsilciliği bulunan şehirlerde yerel otorite ve temsilciler (Konsolos veya Şehbenderler) arasında yaşanan olayların aktarımı ile o dönemki sosyal yapı hakkında bir ipucu yakalamaya çalışmaktır. Dolayısıyla bu çalışmada 1870-1909 yılları arasında Osmanlı Devleti ve İtalya Krallığı arasındaki siyasi ve diplomatik ilişkiler her iki ülkeye ait kaynaklar ışığında değerlendirilmiş ve konuyla ilgili literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır.

DiplomasiDiplomasi temsilcileriOsmanlı Devleti+2
Merve Cemile Sönmez
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Bunka Gaikō (Japan's cultural diplomacy): Re-constructing Japanese identity in France and Turkey (1952-1989)

Japan has evolved into a cultural nation in the aftermath of World War II owing to the promulgation of the Article 9 of the Constitution of Japan. Given its pacifist culture and emerging role as a responsible member of the global society, cultural diplomacy became the primary and immediate foreign policy instrument to reconstruct Japanese identity in international relations long before the theory of Soft Power emerged. The present research unveils Japan's identity reconstruction through cultural diplomacy as a rehabilitative and constructive foreign policy mechanism to heal its image as a peace-loving nation by comparing Japan's cultural diplomacy in France and Turkey between 1952 and 1989 comparatively to discern what kind of perception of Japan has emerged as a product of Japan's international cultural policies in both countries. Ultimately, the thesis reveals that Japan's cultural diplomacy in France has generated an intellectual ecosystem, whereas, in Turkey, the perception of Japan and Japanese culture remains underdeveloped due to the lack of an official culture house—inaugurated by the Government of Japan—which can constitute a legitimate institute or culture house to coordinate international cultural policies.

DiplomacyJapanIdentity construction+4
Semiha Karaoğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan hakları ihlalleri bağlamında Türkiye'nin diplomatik ilişkileri: Çin Halk Cumhuriyeti örneği

İnsan Hakları ve Diplomasi günümüzün en popüler kavramlarındandır. Her ikisinin de tarihi Antik çağlara uzanmakta, insanlığın gelişiminde derin izler bırakmaktadır. Bir zamanlar hükümdarın tebaasına lütfu olarak görülen haklar artık sadece herkesin talep edebildiği değil, bu hakları ihlal eden devletlerin uluslararası sistemde diğer devletler tarafından zorlanabildiği bir düzeye gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin zorda kalan halklara kapısını açtığı, ihtiyacı olan toplumlarla elindekini paylaştığı tarihsel bir vakıadır, uluslararası kuruluşlar tarafından yayınlanan veriler de ülkenin ne kadar cömert olduğunu tasdikler niteliktedir. Türk dış politikasının da, Türk halkının dünyadaki insan hakları ihlalleri karşısındaki hassasiyetini yansıtması beklenmektedir. Girişimci ve İnsani Dış Politika şeklinde formüle edilen dış politika uygulamalarında insan haklarına bağlı olarak politika değişikliğinin olup olmadığı, devletin konuyu diplomatik ilişkilerinde nerede konumlandırdığı önem arz etmektedir. Bu araştırmada özellikle insan haklarına hassasiyetin arttığı 2000'li yıllarda devleti idare edenlerin mazlum halkların acılarına yönelik sarf ettikleri sözleri dış politikada, diplomatik ilişkilerinde de destekleyip desteklemediğine bakılmıştır.

Adalet ve Kalkınma PartisiDiplomasiKamu diplomasisi+5
Hatice Bircan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Olcas Süleymanov (hayatı-edebi kişiliği-diplomasisi)

Olcas Süleymanov edebiyat ve siyaset alanında Kazakistan'a önemli katkılarda bulunmuş, büyük başarılara imza atmış bir şahsiyettir. Aynı zamanda dil incelemeleri ve tespitleri ile bir döneme damga vurmuş, millî bilinci ülkesine yeniden kazandırmıştır. Bu çalışmada kendisini her yönüyle incelemek hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Kazak edebiyatı ele alınmıştır. İkinci bölümde Olcas Süleymanov'un hayatı ve dilbilimi üzerine yazdığı eserlerinden üçü incelenmiştir. Üçüncü bölümde Olcas Süleymanov'un edebî kişiliği incelenmiştir. "İnsanoğluna Eğil Yeryüzü!" isimli şiiri Rusçadan Türkçeye çevrilmiş, söz konusu şiir tematik bakımdan incelenmiştir. Harici on üç şiiri Rusçadan Türkçeye çevrilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise bağımsızlık sonrası Kazakistan siyaseti ve Olcas Süleymanov'un diplomatik başarıları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Olcas Süleymanov, Kazak Edebiyatı, Az i Ya

BiyografiDiplomasiKazak edebiyatı+3
Cemre Sena Yıldız
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit diplomasisi

Diplomasi, milletler arası anlaşmazlıkları, savaşa başvurmadan barışçıl yollarla çözmeyi öngören bir dış politika aracıdır. Diplomasi, tarihin eski devirlerinden günümüze kadar devletlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde birinci dereceden rol oynamaktadır. Bu durum toplumlar arası ilişkilerde, diplomasinin önemini bize göstermektedir. Çalışmamızın amacı, Hititler'in Diplomasi anlayışını tüm yönleri ile ortaya koymaktır. Bu nedenle çalışmada ilk olarak Hitit diplomasisi; birincil filolojik kaynaklar yani Hititçe çivi yazılı belgeler ve bu konu hakkında daha önce çalışmalar yapmış bilim insanlarının araştırmaları yani ikincil kaynaklar ışığında incelenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle diplomasi kavramı tanımlanmış ve tarihsel gelişimi açıklanmıştır. Daha sonra, Hitit Devleti kurulmadan önce Anadolu'da varlığını devam ettirmiş şehir devletleri arasındaki diplomatik ilişkiler, söz konusu döneme ait belgeler ışığında ele alınmıştır. Hitit Devleti'ndeki diplomasi geleneği incelenirken, diplomasi ile ilgili temel kavramlar açıklanmış olup; bu kavramların Hitit Diplomasisi ile ilişkileri incelenmiştir. Hitit diplomasi geleneğinin oluşturulmasında, Hitit kral ve kraliçesi başta olmak üzere çeşitli devlet görevlileri ile dış politikayı yürütmekle görevli olan diplomatların önemli katkıları olmuştur. Çalışmamız kapsamında Hitit Devlet Arşivleri'nde ele geçmiş her türlü yazışma (mektup, genelge, ferman), diplomatik antlaşma metinleri (eşit devlet antlaşmaları ve vassal devlet antlaşmaları) ve mühürler diplomatik açıdan ele alınmıştır. Hitit Devleti, uluslararası alanda diplomatik barışı sağlamak için çeşitli dış politika uygulamaları geliştirmiştir. Söz konusu uygulamalar ise çalışmamızda; adalet ve eşitlik durumu, antlaşmalarda mülkiyet hakkı tanıma, antlaşmalara bağlılık ve devlet itibarını koruma başlıkları altında ele alınmıştır. Ayrıca çalışmamızda diğer önemli dış politika uygulamaları olan diplomatik evlilikler ve din olgusuna da ayrı başlıklar altında ayrıntılı şekilde yer verilmiştir. Hititler, uluslararası ilişkilerde yeni ittifaklar kurmak, mevcut ilişkilerini güçlendirmek ve vassal devletler üzerindeki hâkimiyetlerini artırmak amacıyla evlilik ve din kurumlarını kullanmayı adeta bir gelenek haline getirmişlerdir. Diplomatik evlilikler, Hitit Devleti'nin dış politikada uyguladığı dikkati çeken önemli, siyasi bir stratejidir. Hititler'de, din–devlet ilişkisinin, uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde ve dış politikanın oluşmasındaki etkisi kanıksanamayacak derecede önemlidir. Hitit kralları tarafından yazdırılan siyasi içerikli belgelerde, dinin dış politikadaki etkisi sürekli hissettirilmiştir. Çalışmamız sonucunda, bir Eski Çağ devleti olan Hitit Devleti'nin diplomasiyi etkin ve aktif kullanmış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Hititler'in yaptıkları antlaşmalarda sözleşmenin kutsallığı ilkesini kullandıkları anlaşılmıştır. Gerek kullanılan yöntemler gerekse diplomasinin işlerliğini sağlayan kurum ve görevliler, Hitit Devleti'nin dünya diplomasi tarihine önemli katkılar yaptığını bizlere göstermektedir. Anahtar kelimeler: Hitit Devleti, diplomasi, antlaşma, elçi, diplomatik evlilik.

AntlaşmalarDiplomasiEvlilik+4
Ferda Gökce Turgut
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

Chilean - Turkish relationships, 1926-2016: An account of diplomatic history

Chile and Turkey are two independent states geographically distant from one another. In spite of the long distance between the two countries, they share an important friendship since 1926. After the First World War, Chile was the first country in the Latin American continent to formally recognize the Republic of Turkey, which gained independence following the Turkish War of Independence. In January 1926, the two countries signed a Friendship Agreement and Consular Convention in Rome. As the young Turkish republic entered a challenging period in international relations, she did not forget Chile's decision that led other Latin American countries to sign similar treaties with the Turkish government. The political and social developments that both countries experienced from the beginning to the end of the Cold War reveal great similarities. This thesis follows the diplomatic relations between the two countries through official diplomatic documents that were retrieved from the Chilean and Turkish state archives. Such diplomatic correspondence is important since it reflects the political agenda and zeitgeist of the period. The diplomatic documents studied in the thesis demonstrate that Chile and Turkey are progressing their existing friendly relations to higher levels and are moving towards a strategic partnership.

DiplomacyTurkish foreign policyTurkish-Chile relations+3
Yaman Kepenç
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00

Related subjects