Diplomacy
152 theses under this subject heading
The transparency factor in Turkish foreign policy during the Second World War
Turkey's ability to stay out of the Second World War is one of the most impressive accomplishments in diplomatic history. Pressured for help bythe ?allies? and threatened by the adverseries, Turkey was under constant duress. However Turks escaped from the destruction of the war while receiving credits and supplies from both sides.The consensus is that Turks used their critical geo-political location as a bargaining chip, playing one side against the other. Even though such argument is succesful in many respects, one significant factor deserves more attention. It is the argument of this thesis that transparency (the ability of states to recognize what others are doing) was that factor leaving less room for possible misperceptions and miscalculations.Turkish polity was not faction ridden but stable. Turkish decision makers were few, homogenious, authoritarian and hierarchical bunch. İnönü?s total grip of the country was unchallanged. There was no other centers of power or ideological factions that could be manipulated. Thus Turkish actions and intentions were easier to analyse by foreigners. Turkish polity was transparent.Turkish decision makers also made efforts to be transparent. They affectively comminicated. In addition to official contacts, Turks used strickly controlled media to expose their intentions. During their manevours, they tried to reduce perception of surprize. They were carefull limiting their commitments and took precautions against upsetting any interested powers. At many turning points, Turkish manevours were well expected by their counterparts thus miscalculations and overreactions were prevented.The transparent structure also helped. The decisive victory of Germany in Western Europe or inadequacy of Turkish military capabilities did not leave room for miscalculation. The Turks were also able to read interantional structure correctly. The Impossibility of Balkan solidarity and Soviet intentions were correctly calculated by Turks.Having benign and transparent intentions does not avoid war. If thought to be essential, Turkey could have been attacked by Germany, Russia or even by England. If Turkey did not have an extremely important geopolitical position she could have easily been a bargaining chip that could be sacrificed. Had Turkey not managed to put together a large army or did not have a difficult and costly terrain to invade the outcome could have been very much different. The argument of this thesis does not deny that structural factors are the prime determinants. However reducing the likelyhood of miscalculation, transparency played a major part in the outcome of Turkish Foreign Policy during the Second World War.
Kazakistan'ın Hazar Denizi konusunda enerji diplomasisi
Hazar bölgesi belirli bir coğrafi peyzaj alanına ve büyük maden rezervlerine sahip eşsiz bir su kütlesidir. SSCB'nin çöküşünden sonra denize erişimi olan ülke sayısının ikiden (SSCB ve İran) beşe (Rusya, İran, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan) çıkmasıyla birlikte, Hazar'ın uluslararası hukuki statüsüne dair daha önceki anlaşmalar (Rusya Sosyalist Cumhuriyeti ile İran arasında 1921 ve SSCB ile İran arasında 1940) yeni devletler tarafından sorgulanmaya başlanmıştır. Hazar'ın hukuki statüsünün belirlenmesine ilişkin Hazar devletleri arasındaki anlaşmazlık, bu sorunun çözümüne engel olan birçok nedene dayanmaktadır. Çalışmada Hazar bölgesinin en son hukuki statüsünün pekiştirilmiş olduğu 20. yüzyıldaki tarihi arka planı ve 1991'den sonra ortaya çıkan yeni siyasi durumu incelenmektedir. Çalışmamızın temel konusu olan Kazakistan Cumhuriyeti'nin, ulusal çıkar, komşularla ve dünya güçleriyle iyi ilişkiler, denge ve çok yönlü politika ilkelerine dayalı dış politikası bağlamında, 1991'den itibaren Hazar bölgesi konusunda yürüttüğü diplomasi, aldığı siyasi kararlar, hukuki düzenlemelerin araştırılması neticesinde Kazakistan'ın ekonomi politikası, enerji politikası ve enerji güvenliği politikasının öncelikleri, prensipleri, araçları ve pratikteki sonuçları açıklanmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda genel olarak bölgenin tarihsel arka planı da dikkate alınarak, söz konusu ekonomik ve siyasi çelişkinin temel aktörleri olan beş bölge ülkesinin (Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya, Türkmenistan) Hazar su kütlesi konusunda uyguladıkları diplomasi ve verdikleri kararlar, giriştikleri iktisadi projelerde yaptıkları işbirlikleri de değerlendirilmiştir. Son olarak, Enerji güvenliğinin, Kazakistan devletinin ulusal güvenlik sisteminde önemli bir unsur olduğu, ülke ekonomisinin ağır payını oluşturduğu ve dış politikayı büyük ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır. Araştırma konusu, Kazakistan devletinin Hazar denizi enerji politikası olduğundan yola çıkarak, dış politika kavramının temel aktör sayılan devlet (Kazakistan) ile ilişkin olduğundan dolayı realist Uluslararası Ekonomi Politik teori çerçevesinde analiz edilmiştir.
Türkiye-Somali ilişkilerinde yumuşak güç unsuru olarak Türk kamu diplomasisi
Türkiye ve Somali'nin ikili ilişkileri, 2011 yılında Türkiye'nin en az 260.000 kişinin hayatını kaybettiği kuraklık döneminde Somali'ye kapsamlı insani yardım sağlamasıyla yoğunlaşmaya başlamıştır. Somali'deki güvenlik sorunlarına ve siyasi istikrarsızlığa rağmen, Türkiye'nin insani yardım çabaları gözle görülür bir fark yaratmıştır. Bu gelişme ertesinde iki ülke arasındaki ilişkiler siyasi, ekonomik, sosyal ve güvenlik dâhil olmak üzere çeşitli sektörleri kapsayacak şekilde genişlemiştir. Türkiye'nin Somali'deki faaliyetleri hem Somali halkı hem de uluslararası toplum nezdinde Türkiye'ye güvenilirlik ve olumlu bir imaj kazandırmıştır. Türkiye ayrıca Somali'deki faaliyetlerini, Türk liderlerin Somali'yi uluslararası gündeme taşımaya çalıştığı uluslararası forumlarda Somali meselesine dikkat çekerek desteklemiştir. Türkiye'nin hem Somali'de hem de uluslararası forumlarda Somali'ye yönelik çabaları, Somali halkı arasında Türkiye'ye yönelik olumlu bir imaj ve sempati oluşmasını sağlamıştır. Bu çalışma, Türkiye'nin Somali'deki olumlu imajının ve itibarının geliştirilmesinde Türk kamu diplomasisinin rolünü incelemektedir. Çalışma, Türkiye'nin uyguladığı kapsamlı kamu diplomasisinin, Türkiye–Somali ilişkilerini çok boyutlu hâle getirdiğinin altını çizmektedir. Çalışma ayrıca Türk kamu diplomasisinin Türkiye'ye Somali'de olumlu bir imaj, itibar ve meşruiyet sağlayan başlıca faktör olduğunu savunmaktadır. Bununla beraber çalışma, iki ülke arasındaki tarihsel etkileşimin ve ortak dinin Somali'deki Türk kamu diplomasisi faaliyetlerinin kabul görmesini destekleyen unsurlar olarak rolünü vurgulamaktadır.
İki askeri darbe arası dönemde Türkiye'nin Ortadoğu politikaları (1960-1980)
Bu araştırmada, Türkiye'nin yaşadığı iki askeri darbe ve bir muhtıra döneminde Ortadoğu ülkelerine yönelik dış politikalarının analizi ve bu politikaların siyasi, ekonomik, kültürel sonuçları ele alınmaktadır. Türkiye-Ortadoğu ilişkilerinin tarihi arka planı da göz önünde bulundurularak bütüncül bir çerçeve oluşturmak temel amaçtır. Bu dönemdeki Türkiye'nin Ortadoğu ülkelerine yönelik politikaları iç politika dış politika etkileşimi çerçevesinde ele alınmıştır. Bu dönemde kamuoyunun Türk dış politikası üzerindeki belirleyiciliği göz önünde bulundurulduğunda Türkiye'nin siyasal kültürünün kökleri incelenmeden ve iç politikadaki gelişmeler ele alınmadan bu dönemdeki Türkiye-Ortadoğu ilişkilerini değerlendirmek gerçekçi olmaktan uzak kalacaktır. Atatürk döneminde reform ve inkılaplar yoluyla stratejik bir değişim geçiren Türk dış politikası, daha sonraki dönemlerde ise taktiksel açıdan farklılık göstermiştir. Türkiye, bazen Ortadoğu'dan uzaklaşmakta bazen de Ortadoğu'ya yakınlaşma içine girmektedir. Yani Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik politikaları tutarsız ve çelişkili bir görüntü içindedir. Bu durum dönemin şartları karşısında uygulanan taktiklerden kaynaklanmaktadır. Bu duruma yol açan etkenlerden biri de iç politikada meydana gelen gelişmelerdir. Ülkelerin iç politikalarında yaşanan olaylar dış politikayı da ister istemez etkilemektedir. Hatta bazen dış politikanın yönü iç politik gelişmeler doğrultusunda değişebilmektedir.Anahtar Kelimeler: Diplomasi, Dış Politika, Kimlik, Ortadoğu, Siyasal Kültür.
The soft power strategy and instruments in foreign policy of Turkey (2002 – 2017)
One of the most studied subjects of the international relations discipline is the power concept and all aspects of it. Power concept is considered in two basic approaches as hard power and soft power. Public diplomacy, one of the most important aspects of soft power is turning public and intelligentsia of another country to its advantage and trying to impress them through policies of this nation. From this point of view, it can be seen that public diplomacy and soft power complement each other. Soft power concept taking place in Turkish foreign policy, recently, in discourse and practice, is accepted as an important factor for Turkey to implement its long-term plans. Also, public diplomacy methods are applied in these policies. It is intended by this method to improve prestige of our country at international platform. In this study, the public diplomacy instruments of Turkey as the Coordinating Office of Public Diplomacy, the Turkish Radio and Television Corporation, the Directorate General of Press and Information, the Turkish Cooperation and Coordination Agency, the Presidency for Turks Living Abroad and Related Communities, Yunus Emre Institute and other institutions with similar purposes are described. The level of contribution of these institutions on the image of Turkey and how efficiently soft power is used through these institutions of Turkey are mentioned. Key Words: Soft Power, Turkey, Public Diplomacy
Osmanlı - Safevi ilişkilerinin diplomatik dili
XVI. yüzyılın ilk yarısında başlayan ve iki yüzyıl devam eden Osmanlı-Safevi ilişkilerinin siyasi boyutu kadar diplomatik boyutu da önemlidir. Zira bu iki Türk devleti arasında mücadele savaş meydanları kadar diplomatik yazışmalar üzerinden de yaşanmıştır. Çalışmamızda Osmanlı-Safevi ilişkilerinin diplomatik dilinin oluşumunu ortaya koymaya çalıştık. İki devlet arasındaki yazışmaları inceleyerek bir taraftan elkab ve dua kalıpları üzerinden formal bir dilin oluşup oluşmadığına baktık. Diğer taraftan belgelerin içeriğini tarayarak iki devlet arasında kırmızı çizgilerin olup olmadığını tespit etmeye çalıştık. Çalışmamızın sonunda Osmanlı-Safevi diplomatik ilişkilerinde formal bir dilin oluşmadığı sonucuna vardık. Batılı devletlerle olan diplomatik ilişkilerinin aksine Safevilerle olan yazışmalarında kalıplaşmış bir elkab ve dua formu bulunmamaktadır. Ancak üslup açısından bakıldığında kırmızı çizgileri olan, antlaşma yapmak için olmazsa olmaz şartlar ileri süren tarafın Osmanlı Devleti olduğu görülmektedir.
Türkiye'de kamu diplomasi faaliyetleri bakımından kurumsal ve bürokratik yapılanma
Politika ve bürokrasi bağıntısı geçmişten beri siyaset biliminin yanı sıra kamu yönetimi disiplininin de ana inceleme konularından biri olmuştur. Modernleşme süreciyle beraber "devletler üstü" kuruluşların sayısı artmış ve bu bağlamda konvansiyonel savaşlar azalmıştır. Bunun sonucunda, "kamu diplomasisi" anlayışı modern devletlerde çeşitli araçlarla olgunlaşarak kurumsallaşmıştır. Söz konusu "politika-bürokrasi" ilişkisine "kamu diplomasisi "kavramı eklemlenmiştir. Bu kurumsallaşmadan Türkiye'de etkilenmiş olsa da dünyaya oranla daha geç sayılabilecek bir zaman diliminde kamu diplomasisi kurumlarını oluşturmuştur. Bu kurumsallaşma sürecinde Türk devlet geleneğinin köklü pratikleri önemli bir role sahiptir. Ancak söz konusu geleneksel pratikler, bazı dönemlerde bu süreci kötü yönde etkilemiş, nihayetinde günümüzde bu ilişkilerin daha fazla sorgulanıyor olması ve söz konusu kamu diplomasisi kurumlarının daha hızlı bir şekilde değişime uğrayarak bürokratikleşmesi bu konuyu çalışmaya değer kılmıştır. Bu çerçevede çalışma; siyaset, kamu diplomasisi ve bürokrasi kuramlarının modernleşmeye bağlı gelişimleriyle, imparatorluk tecrübesine sahip Türkiye'de söz konusu gelişimlerin nasıl şekillendiğinin ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda tezin temel hipotezi, Türkiye'de bulunan kamu diplomasisi kurumlarının eksikliğinden yola çıkarak Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı yönetimsel dönüşümün bu eksikliğin giderilmesi hususunda önemli bir kilometre taşı olduğu iddiasını içermektedir. Çalışmada "yorumsamacı" bir yaklaşım kullanılmıştır. Bu çerçevede "eleştirel literatür taraması" yöntemi benimsenmiştir. Tezin ana konusunu oluşturan "kamu diplomasisi kurumlarının bürokratikleşmesi" sürecini açıklamada birincil kaynaklar olarak; kamu diplomasisi kurumlarının politikaları, kurum yöneticilerinin beyanatları, devletin yönetim kademesinde sürece yön verenlerin çalışmaları, kamu diplomasisinin bürokratikleşmesini sağlayan hukuki düzenlemeler, söz konusu süreci yönetme iddiasıyla yola çıkan siyasal partilerin tüzükleri ve beyannamelerinden yararlanılmıştır.
Osmanlı diplomasisinde Madrid Sefâreti
"Osmanlı Diplomasisinde Madrid Sefâreti" adlı doktora tezinin amacı, Osmanlı Devleti'nin Madrid'e gönderdiği dâimî elçileri vasıtasıyla İspanya ile olan diplomatik münasebetlerini ele almaktır. Tez araştırmamız esnasında öncelikle, Osmanlı arşiv vesikalarına dayanarak Madrid Elçiliği'ne tayin edilen sefirleri ve maslahatgüzarları tespit edip bu temsilciler aracılığıyla Madrid'de bir ikamet elçiliğinin kurulmasını ortaya koymak, ikinci olarak, sefirlerin; Madrid'de, hem İspanya devlet idarecileriyle hem de diğer devlet temsilcileriyle gerçekleştirdikleri görüşmelerinin Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyıl diplomasisini nasıl şekillendirdiklerini göstermektir. Son olarak, devrin siyasi olaylarının yanında kültürel ve sosyal hadiselerine kayıtsız kalamayan Osmanlı Devleti, görevlendirdiği elçiler vasıtasıyla bu alanlarda da etkin rol almıştır. "Osmanlı Diplomasisinde Madrid Sefareti" adlı tez çalışmamı hazırlarken Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi'nden elde ettiğimiz arşiv vesikaları tezimizin temelini oluşturmuştur. Bunun dışında diplomasi alanında yayımlanmış olan litaratür çalışmalarıyla da tezimizi desteklemeye çalıştık. Araştırmalarımız esnasında arşiv dışında İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanesi'nden istifade ettik. Anahtar Kelimeler: Madrid, diplomasi, sefâret, elçi.
Kamu diplomasisinde uluslararası insani yardım ve destek kapsamında Türkiye'nin yumuşak güç uygulamaları: Sudan ülke örneği
Diplomasi çok boyutlu bir kavram olup kendi içerisinde çeşitli alt dallara ayrılmaktadır. Devletlerin belli amaca yönelik resmi olarak sürdüğü ve ikna etme sürecini ifade eden diplomasi yaşanan değişimlere paralel olarak dönüşmüş, değişmiş ve gelişmiştir. Bu kapsamda kamu diplomasisi görece etkili bir devletin diğerleri üzerinde resmi olmayan ancak kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde etkileme çaba ve süreci olarak ortaya çıkmıştır. Kamu diplomasisi özünde resmi diplomasisinin desteklenmesinde devlet dışı aktörlerin katılımını ifade etmektedir. Kamu diplomasisi, genel bir yaklaşım tarzı ve soyut bir kavram olup hayata geçirilmesinde yumuşak güç uygulamalarıyla pratik kazanmaktadır. Yumuşak güç uygulamaları ise değişen koşullara göre iki şekilde yorumlanmaktadır. Birincisi kamu diplomasisini amaçlarına hizmet edecek şekilde strateji, program ve projelerin gerçekleştirilmesidir. İkincisi ise herhangi bir amaç gütmeden ve herhangi bir çıkar ilişkisine dayanmadan yumuşak güç uygulamaların gerçekleştirilmesidir. Batı tarzı yumuşak güç uygulamalarında, belli bir amaç (etnik, dini, ideolojik vb.) söz konusu olduğu gibi insani yardımlar dahil olmak üzere gerçekleştirilen faaliyetlerin sonucunda hedef ülkede bağımlılık oluşturma, borçlandırma, vesayet elde etme vb. gibi amaçlar öne çıkmaktadır. Uluslararası belgelerde insani yardımların çıkar ilişkisine dayanamaması, hedef, amaç ve uygulama bakımından ayrım gözetilmemesi gerektiği belirtilmektedir. Bu çalışmada kamu diplomasisi ve yumuşak güç uygulamaları incelenmiştir. Yumuşak güç uygulamalarından uluslararası insani yardım boyutu merkeze alınarak; Türkiye'nin bu alandaki faaliyetleri hakkında açıklamalar yapılmış ve ardından Türkiye'nin Sudan'a yönelik yumuşak güç uygulamaları kapsamında yaptığı insani yardımlar araştırılmıştır. Çalışma sonucunda Türkiye'nin yumuşak güç uygulamaları sürecinde gerçekleştirdiği insani yardım faaliyetlerinde Batı yaklaşımının tersine hedef ülkeye yönelik resmi bir çıkar ilişkisi gözetmeden, herhangi bir ayrım gözetmeden, mümkün olduğunca dengeli ve adil bir şekilde insani yardım faaliyetlerinde bulunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte Türkiye'nin Sudan'a yönelik gerçekleştirdiği insan yardım faaliyetlerinin bu ülkenin kalkınmasına önemli ölçüde yardımcı olduğu, farklı alanlarda çok çeşitli yardımların sağlandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Diplomasisi, Yumuşak Güç, İnsani Yardım, Türkiye, Sudan.
1973'ten günümüze katliama maruz kalan Türk diplomatları ve bu katliamların Türk basınına yansıması
1973'ten başlamak üzere 1994 yılına kadar dünyanın çeşitli ülkelerindeki Türk temsilciliklerine ve diplomatlarına yönelik saldırılar olmuştur. Çoğunluğu Ermeniler tarafından düzenlenen bu saldırılar neticesinde birçok değerli Türk diplomatı hayatını kaybetmiştir. Bu çalışmada, "Ermeni Meselesi"nin Türk diplomatlarının katledilmeleri temelinde gündemde tutulması, şehit diplomatlar ve katliamların Türk basınına yansımaları ele alınmıştır. Araştırmada, saldırıların başladığı 1973'ten sona erdiği 1994 yılı aralığında yayımlanan, döneminin gazeteleri incelenmiş, 1973 saldırısının ilk saldırı olması sebebiyle basında geniş bir şekilde yer aldığı görülmüştür. Türk kamuoyu tarafından ilk kez karşılaşılan bu saldırıya gereken hassasiyet ve tepki gösterilmiş, ancak gösterilen bu hassasiyet ve tepki sonraki süreçte giderek azalmıştır. Türk kamuoyunun bu genel tutumu Türk basınına da yansımış ve Türk basınında da saldırıların olağan bir hale geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1973, Ermeni Meselesi, Diplomat, Katliam, Türk Basını.
XXI.yüzyılda Türk-Rus ilişkileri (2000-2020)
Bu çalışmada 21. Yüzyılda Türk-Rus ilişkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Türk-Rus ilişkilerinin geçmişine baktığımız zaman iki toplum arasındaki ilişkileri VI. asırdan itibaren başlatmak mümkünse de kaynaklar ilk resmi ilişkiyi 1492 yılından itibaren başlatırlar. Türkiye-Rusya ilişkilerinin Soğuk Savaş sonrası 1990'lı yıllarından itibaren daha da önemli hale geldiği görülür. SSCB'nin dağılmasından sonra Türk-Rus ilişkileri yeni bir boyut kazanır. 1990'lı yıllar, iki ülke arasındaki münasebetlerde birçok sorunlarla karşılaşıldığı yıllar olarak da bilinir. Rekabetin de ağır bastığı bu dönemin en önemli alanını ekonomik-ticari ilişkiler oluşturur. 1990'lı yıllardan günümüze kadar olan sürede ekonomik ve ticari ilişkilerin her zaman siyasi ilişkilerini gölgede bıraktığını söylemek yerinde olur. Üç bölüm halinde ele aldığımız bu çalışmanın birinci bölümünde 2000 yılına kadar Türk-Rus ilişkilerinin tarihi gelişimi, ikinci ve üçüncü bölümlerde ise 2000-2020 yılları arasındaki siyasi, diplomatik, askeri ve güvenlik konularındaki ilişkiler ile ekonomik ve ticari ilişkiler detaylı bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Araştırmamızda gördüğümüz kadarıyla ekonomik ve ticari ilişkiler iki ülke arasındaki işbirliğinde lokomotif rolünü üstlenerek siyasi, askeri iv ve güvenlik konuları ile üçüncü ülkelerle olan ilişkilere de farklı bir nitelik kazandırmıştır. Bunun en dikkat çekici göstergesi olarak iki ülke arasında hızla artan dış ticaret cirosunu ve 2000'li yılların başından itibaren günümüze kadar iki ülkenin yönetiminde bulunan liderlerin büyük çabasını belirtmek gerekir. Bu yıllarda ekonomik ortaklık zemininde yeniden şekillenen ikili ilişkiler bağlamında birçok stratejik projeye imza atılıp hayata geçirilmiştir. İki ülke arasındaki ilişkilerinde genel olarak henüz tam anlamıyla stratejik ortaklık seviyesine ulaşmasa da ekonomik-ticari ve enerji gibi alanlarda stratejik boyuta çıktığı görülür. Çalışmamızda şu da görülmüştür ki, Türk-Rus ilişkilerinde yakalanan ivme ve ilişkilerin iyi bir düzeyde olması, bölgesel istikrar ve ortak çıkarlara da hizmet etmektedir. Bu noktadan hareketle yaptığımız araştırmada 2000-2020 yılları arasında Türk-Rus ilişkilerinin nasıl bir seyir izlediği ve iki ülke arasında siyasi-diplomatik, ekonomik-ticari, askeri-güvenlik ve enerji alanındaki ilişkilerin nedenleri ve sonuçları kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.
Türk dış politikası zemininde kültürel diplomasi: Kuram, araç ve uygulama
Ülkelerin dış politikada ortaya çıkan sorunları müzakereler yolu ile barışçıl bir şekilde çözmelerinde Diplomasi bir araç olarak kullanılmaktadır. Günümüzde, Diplomasi çeşitlerinden biri olan Kültürel Diplomasi küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin beraberinde gittikçe önem kazanmıştır. Kültürel Diplomasinin bir Diplomasi anlayışı olarak son dönemlerde geliştiği düşünülse de, ilk örneklerinin Antik Yunan dönemlerine dayandığı ve sonrasında da toplumlar tarafından uygulandığı bilinmektedir. İçerik bakımdan zengin anlamları bulunan kültür kavramı, Kültürel Diplomasi kavramının tanımlanmasında birden fazla görüşün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kültürel Diplomasi aracılığı ile devletler; kültürlerini, geleneklerini ya da dillerini uluslararası politikada kullanarak sorunlarını çözebilmekte ve yumuşak güç uygulayabilmektedir. Devletlerin barış içerisinde yaşamalarında ve sorunların barışçıl bir ortamda çözümünde Kültürel Diplomasi devletler için yumuşak güç uygulanarak çözüm sağlayan ciddi bir fırsattır. Türkiye de geliştirdiği birçok kurum ve kuruluşlar ile Kültürel Diplomasi faaliyetlerinde bulunmuş, kendi kültürünü ve değerlerini uluslararası ortamda tanıtmak ve yaymak için çeşitli adımlar atmıştır. Çalışmada Kültürel Diplomasinin tarihsel gelişimi, kuramsal boyutu ve uygulama alanları incelenmiş olup, ülkemizdeki ve farklı ülkelerdeki faaliyetlere yer verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Politika, Kültürel Diplomasi, Yumuşak Güç
Türkiye'nin kamu diplomasisi ve yumuşak güç uygulamalarında medya aktörü: TRT Avaz örneği
Kamu Diplomasisi, devletlerin Uluslararası İlişkiler alanında düşünce, fikir, hedef ve politikalarını, insan birikimiyle bir başka coğrafyada anlatma gayreti olarak tanımlanmaktadır. Devletler uluslararası arenada; hedeflerini, politikalarını, vermek istedikleri mesajlarını yabancı toplumlara ulaştırarak olumlu imaj sağlamaya çalışmaktadır. Bu amaçların hedef kitle üzerinde başarıyla gerçekleştirilebilmesi için Kamu Diplomasisine ihtiyaç duyulmaktadır. Kamu Diplomasisinde özellikle iletişim ve medya araçlarının aktif olarak kullanılmasıyla, mesajlar hedef kitleye hızlı ve kalıcı bir şekilde ulaştırılarak, dış politika ve uluslararası ilişkilerde başarı amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de Kamu Diplomasisini uygulayan aktörler, resmi ve sivil toplum kuruluşları, bu alanda yapılan çeşitli çalışmalar, medya araçlarının kullanımı ve hedef kitleye ulaşma faaliyetleri incelenmiştir. Türkiye'nin; Orta Asya, Kafkaslar ve Balkan coğrafyası ile tarih, din, dil, ekonomi, kültür başta olmak üzere birçok ortak değeri bulunmaktadır. Bu çalışmada, Kamu Diplomasisi ve medya ilişkisinin yanı sıra; 2009 yılında kurularak, TRT bünyesinde yayın hayatına başlayan TRT AVAZ kanalı incelenmiştir. Kanalın yayın anlayışı, hedefleri, Türkiye'nin olumlu imaj ve tanıtımına katkısı, uluslararası bazı kanallar ile benzerlikleri ele alınmıştır. TRT AVAZ'ın televizyon frekansı dışında hedef kitlesine nasıl ulaştığı, resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları, yayınladığı programlar ile örnek yayın akışı değerlendirilmiştir. TRT AVAZ; Türk kültürün, sanatının, aile ve toplum değerlerinin pekiştirilmesi, ileriye taşınması ve devam ettirilmesi ile ilgili önemli yayınlar yapmaktadır. TRT AVAZ, Türkiye ile Türkçe konuşan devletler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik özel programlar hazırlamaktadır. Kamu Diplomasisi açısından TRT AVAZ'ın etkisi incelenirken, araştırmada birincil ve ikincil kaynaklardan istifade edilmiş, gözlem yöntemlerinden faydalanılmıştır. Türkiye'nin uyguladığı Kamu Diplomasisi faaliyetleri, medya özelinde TRT AVAZ'ın uluslararası yayıncılık, imaj, tanıtım ile bilgilendirme konularındaki faydası ve katkıları açıklanmaya çalışılmıştır.
Bir kültürel diplomasi aracı olarak Erasmus programı: Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi örneği
İçerisinde yaşadığımız 21. yüzyılda, çağın getirdiği teknolojik yenilikler, anlık iletişimin büyük kitlelerce erişilebilir olması, sivil toplumun sahip olduğu gücün artması, insanların demokrasi, insan hakları, özgürlüklere dair bilincinin artması gibi sosyal değişimler uluslararası ilişkileri de büyük ölçüde değişmeye, modern çağa ayak uydurmaya mecbur bırakmıştır. Uluslararası ilişkilerde ve diplomaside, geçmişte daha sıklıkla başvurulan sert gücün, sıcak çatışmaların, mali ve sosyal yaptırımların, baskı, zorlama yöntemlerinin terk edilmekte olduğu görülmektedir. Benzer şekilde ulus- devlet ve ulus-ulus ilişkilerinde otoriter, sert yaklaşımlar gittikçe sonuç vermez hale gelmiştir. Günümüzde uluslararası ilişkiler geçmişe kıyasla daha toplum ve insan merkezli, yumuşak güç, kamu diplomasisi, kültürel diplomasi odaklı yaklaşımlarla yürütülmektedir. Küresel çapta belirli bir ekonomik ve siyasi güce sahip olan Avrupa Birliği de özellikle 2000'li yıllardan sonra kültürel diplomasi ve kamu diplomasisi faaliyetlerine hız vermiştir. Avrupa Birliği'nin eğitim, gençlik, kültür, sanat alanlarında büyük çaplı ve çok uluslu programı Erasmus, kültürel diplomasi uygulamasının başarılı bir örneğidir. Bu çalışmada Avrupa Birliği'nin Erasmus programı yoluyla yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetleri, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nden programa katılan öğrenci ve akademik personelle görüşülerek incelenmiştir. Program katılımcısı öğrenci ve akademik personele, Erasmus programlarına ilişkin açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Yöneltilen sorular ile, Avrupa Birliği'nin program katılımcıları üzerinde olumlu imaj oluşturma amacının ne ölçüde gerçekleştiği anlaşılmaya çalışılmıştır. Örneklem olarak Erasmus programından yararlanmış 10 öğrenci ve 10 akademik personel seçilmiştir.
Dijital diplomasi ve siber güvenlik
Son zamanlarda uluslararası arenada modern kavramlar yaygın olarak ortaya çıkmış olup bu kavramlar haklarında çok konuşulmaya başlanmasının başlıca nedeni yaygın olarak kullanılan Facebook, WhatsApp, Twitter, Instagram gibi modern dijital teknoloji uygulamalarının yaygın olarak kullanılmasıdır. Bu dijital araçların olumsuz etkilerine rağmen, izleyici ile iletişimi kolaylaştırdıkları ve ayrıca dünyayı küçük bir köy haline getirdikleri için olumlu etkileri göz ardı edilemez. Uluslararası diplomasi, özellikle dijital diplomasi alanında yaygın bir şekilde yayılıyor olsa da her durumda geleneksel diplomasinin yerini tutmamaktadır. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: İki kısımdan oluşan birinci bölümde siber güvenlik ve dijital diplomasi kavramlarını ele alınmış, birinci kısımda siber güvenliğin yazılım, bilgisayar donanımı veya ağlara saldırma risklerini azaltacak bir dizi araç da dahil olmak üzere birçok tanımı yapılmış olsa da, yine de kapsamlı bir siber güvenlik tanımı yoktur, ancak bu tanımların çoğu bilgisayar programlarının, sistemlerinin ve ağlarının maruz kaldığı tehlikelere ve bu tehlikelerden korunmalarını sağlayacak araç ve yöntemlerin bulunmasına odaklanmaktadır. Dijital diplomasi, bir kamu diplomasisi biçimi olarak tanımlanmakta ve dijital teknolojinin, medya platformlarının, sosyal medyanın ve halkla ucuz bir şekilde iletişimin kullanılmasını içermektedir. Dijital diplomasinin ulaşmaya çalıştığı pek çok amacı vardır ve bunların en önemlisi izleyicilerle sanal olarak iletişim kurmak ve internet üzerinden devletin resmi araçlarını kullanarak kamuoyuyla iletişim kurmak ve etkilemek için yeni iletişim araçları sağlamaktır. Dijital diplomasinin araçları arasında sosyal medya, sanal elçilikler, web siteleri ve diplomatların çevrimiçi eğitimi bulunmaktadır. İkinci bölüm, dijital diplomasinin yararlarını ve risklerini içermektedir. Bu faydaların en önemlileri arasında; diplomatlar ve hedef kitleler arasındaki uzun mesafeler, düşük maliyeti ve yüksek getirisinin yanı sıra modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla daha az önemli hale gelmesi yer almaktadır. Diplomaside gizlilik unsurunun ortadan kaldırılması da dahil olmak üzere dijital diplomasinin risklerine gelince, web siteleri de kasıtlı olarak bilgiye saldıran ve diplomatik çalışmaları engelleyen bilgisayar korsanlarına maruz kalabilir. Üçüncü bölümde, İngiltere, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Türkiye dahil olmak üzere bazı ülkelerde dijital diplomasinin uygulamaları tartışılmıştır. İngiltere, kamu diplomasisini etkinleştirmek için dünyanın birçok dilinde, mümkün olduğunca çok sayıda web sitesi ve sosyal ağ kullandığından, dijital diplomasiyi en fazla uygulayan ülkelerden biridir. 2016 yılı Dijital Diplomasi Raporuna göre İngiltere, dijital diplomasi bağlamında küresel olarak ilk sırada yer almış ve Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere dijital diplomasi alanında daha fazla ilgi gösteren ülkelerin önüne geçmiştir. Fransa, dijital diplomasi alanında en geniş alanları kaplayan ülkeler arasında yer almakta olup, bu durum ilk sırada yer alan İngiltere'den sonra ikinci sırada yer almasıyla kanıtlanmaktadır. Fransız Dışişleri Bakanlığı 1995 yılından bu yana internet üzerinde web sitesi kuran ilk Fransız kurumu olmakla beraber bu sitenin takipçi ve ziyaretçi sayısı 9,6 milyon ziyaretçiye ulaşmıştır. Dördüncü ve son bölümde Irak siber güvenlik ve dijital diplomasisi ele alınmıştır. Siber güvenlik, çeşitli araçlarla yerel ve küresel güvenlik boyutunun yeniden çizilmesine katkı sağlayan, güvenlik alanı da dahil olmak üzere hayatın çeşitli alanlarında etkisini göstermekte, ülkelerdeki birey ve toplumların siyasi ve güvenlik bilincini ve algısını gerçek dünyada olduğundan daha farklı şekillerde yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Siber savaş, siber terörizm ve siber suçlar güvenlik konusunda en çok konuşulan konular arasındadır. Siber uzayın güvenlik alanında sahip olduğu etki, devletin iç gerçekliği ile sınırlı kalmayıp, uluslararası ortama da uzanmakta ve uluslararası ilişkilerin ve uluslararası güvenliğin doğası gereği uluslararası güvenliğin biçim ve içeriğinin yeniden çizilmesini etkilemektedir. Araştırmanın bulguları: 1- Siber güvenlik, kullanıcılardan para çalmak amacıyla hassas bilgilere erişmeyi, bunları değiştirmeyi veya yok etmeyi amaçlayan dijital saldırılara karşı sistem, ağ ve programların korunması olarak tanımlanırken, dijital diplomasi ise bir kamu diplomasisi biçimi olup dijital diplomasi ile medya ve sosyal medya platformlarının kullanımını içermektedir. 2- Dijital diplomasinin, modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla diplomatlar ve hedef kitle arasındaki uzun mesafelerin öneminin azalması da dahil olmak üzere faydaları olsa da, tehlikelerinden biri de diplomaside gizliliğin ortadan kaldırılması ve bazı durumlarda karar vermenin zorluğudur. 3- Birleşik Krallık, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi birçok ülke dijital diplomasiyi hayata geçirmiş ve uzun mesafeler kat etmiş olsa da hala bu konuda hasret çeken ülkeler vardır. 4- Irak'ta dijital diplomasinin uygulanmasında büyük zorluklar söz konusu olup Irak'ta dijital diplomasinin başarısı için güçlü bir strateji geliştirilmesi gereklidir. Öneriler: 1- Dünyadaki çoğu dışişleri bakanlığında olduğu gibi Irak Dışişleri Bakanlığı'nda dijital diplomasi için özel bir bölüm oluşturulması. 2- Iraklı diplomatların dijital diplomasi eğitimlerine tabi tutulması ve çoğunun Facebook, Twitter ve diğerleri gibi modern teknolojide resmi hesapları olmadığı göz önüne alınarak diplomatik çalışma becerilerininin geliştirilmesi. 3- Diplomatlar ve yurtdışındaki Irak toplumları arasında veya Dışişleri Bakanlığı ile diğer büyükelçilikler arasında iletişim için dijital platformların tasarlanması 4- Diğer ülkelerdeki muhataplarıyla yapılan görüşmelerde Iraklı delegelere hizmet eden ekonomik, endüstriyel ve kalkınma gerçekliği hakkında hassas bilgiler içerdiğinden devlet kurumlarının web sitelerinin güncellenmesi.
Dijital diplomasi ve sosyal medya uygulamalarının uluslararası ilişkilere etkisi
Diplomasinin, toplumlar arası ilişkilerde ortaya çıkan sorunları çözmek, devletlerarasında barışçıl antlaşmaları sağlamak, gerginliklerin ve savaşların ortaya çıkmasını engellemek ve/veya bitirilmesini sağlamak gibi temel amaçları bulunmaktadır. Kitle iletişim araçlarının ortaya çıkması ve hızlı bir şekilde teknolojik olarak gelişmesi, toplumlar ve devletlerarasındaki mesafelerin kısalmasını, iletişimin kolaylaşmasını, insanların ve toplumların birbirlerini daha yakından tanımasını sağlamıştır. Kitle iletişim araçları diplomasinin enstrümanları haline gelmiş, toplum ve devletlerarası ilişkilerde kendisini göstermiştir. Dijital Diplomasi, diplomasinin kalitesi ve ivmesini artırmak, hızlı ve anlık sonuçlar elde edebilmek amacıyla resmi kurum ve kuruluşların, siyasi örgütlerin, devletlerin, uluslararası cemiyet ve yapıların internet ve sosyal medya araçlarını etkin bir biçimde kullanmalarıdır. Sosyal medyada erişilen kişi sayısının yüksek olması, verilen mesajın anlık etkisi ve etkileşim seviyesinin yüksek olması nedeniyle yukarıda bahsi geçen yapılar tıpkı bir kişi gibi sosyal medya hesabı açarak dijital diplomasi faaliyetlerini yürütmektedir. Barışçıl insani ilişkiler kurmak amacıyla gerçekleştirilmesi gereken dijital diplomasinin olumlu ve olumsuz sonuçları bulunmaktadır. İyi niyetli çaba ve çalışmalar, faaliyet ve paylaşımlar istenildiğinde daha olumlu sonuçlar doğurabileceği gibi öngörülmeyen olumsuz sonuçlar da ortaya çıkabilir. Olumsuz sonuçların doğmaması ve dijital diplomasi aygıtlarının profesyonel olarak kullanılması için bazı devletler dijital diplomasi ile ilgili çalışmalar yapmakta ve yalnızca bu alanda faaliyet göstermeleri amacıyla insan yetiştirmektedir. Bazı ülkelerin dijital diplomasi alanında yetiştirdiği kişi sayısı farklı ülkelerin dışişleri merkez teşkilat personel sayısından dahi fazla olabilmektedir. Gelişen teknoloji ve dijital imkânlar, gelecekte dijital diplomasinin etkin kullanımını gerekli kılmaktadır. Küreselleşen ve sınırların kalktığı bir dünyada iletişimin önemi de artmaktadır. Devletler ve uluslararası yapılar, artık dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insanları etkileyebilmekte ve onların gönlünü kazanabilmektedir. Devletlerarası sorunlar olsa bile, sorun bulunan devletlerin halklarını dijital imkânlarla etkileyebilmek, dolayısıyla sempatisi kazanılan halklarının baskısıyla devletlerinin tutumunu da menfi yönde değiştirebilmek mümkündür. Anlık, hızlı, öngörülemez davranış ve tutumların olduğu bu alanda, profesyonel faydaya dönük faaliyetler gerçekleştirilmelidir. Dijital Diplomasi aygıtlarının doğru ve etkin kullanılabilmesi için hedeflenen kitlenin sosyal medya ve internet kullanıcıları üzerinde sosyal, psikolojik, istatistiki, demografik araştırmalar belirli aralıklarla yapılmalı ve sonuçlara uygun diplomatik davranışlar geliştirilmelidir. Bu çalışmanın amacı dünya siyasetinde dijital diplomasinin gelişimini ve etkili kullanımının oluşturduğu etkileri incelemektir.
Gastronomi alanında yeni bir kavram: Gastrodiplomasi
Yiyecekler, insan hayatının devamı için gerekli olan en temel ihtiyaçlardan biridir. Fakat günümüzde sadece hayatta kalmak için tüketilen bir gereksinim olmasının yanı sıra ülkelerin diplomasisinde de önemli bir güç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumun doğal sonucu olarak mutfaklar ülkelere, politikalarının belirlenmesi ve yön verilmesi konusunda yardımcı olmaktadır. Terim olarak ilk defa 2002 yılında Tayland'ın yiyecek ve mutfak sanatını dünyaya tanıtmak için kamu diplomasisi kampanyasının anlatıldığı "food as ambassador" adlı makalede kullanılan gastrodiplomasi uygulamaları ülkelerin mutfakları aracılığıyla uluslararası ilişkilerde kullandığı diplomatik bir silahtır. Günümüzde bu amaçla yola çıkan ülkelerin, tanıtımlarını kendilerine özgü mutfakları ile gerçekleştirme yoluna gittikleri dikkat çekmektedir. Şu ana kadar incelenen çalışmalarda gastrodiplomasi stratejisini uygulayan ülkelerin; diğer kültürlerle iyi ilişkiler kurma olasılıklarının yüksek olduğu, ülke imajlarının iyileştiği, turizm, gastronomi, ekonomi ve politika alanlarında yüksek kazanımların ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin sahip olduğu zengin mutfak ve yemek kültürünü bu kapsamda değerlendirmesinin uluslararası ilişkilerin gelişmesinde ve iyileştirilmesinde katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Konunun öneminden yola çıkarak belirlenen çalışmanın amacı; diplomasinin alt dallarından biri olan gastrodiplomasi kavramını ve önemini turizm ve gastronomi alanında gündeme getirmektir. Ayrıca uluslararası düzeyde yeni bir kavram olması nedeniyle özellikle Türkiye'de akademik alanda farkındalık yaratarak literatürde yerini almasını sağlamaktır. Bu çalışma kapsamında Tayland, Malezya, Peru, Güney Kore, Japonya Tayvan, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Norveç, İsveç, Avustralya ve Türkiye'deki gastrodiplomasi uygulamalarına yer verilmektedir. Gastrodiplomasi kavramı, kapsamı ve dünya genelinde yapılan uygulamaları ikincil veri toplama tekniklerinden olan literatür taraması yapılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda sektöre ve akademiye çeşitli önerilerde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gastronomi, Diplomasi, Gastrodiplomasi
Yeni Türk dış politikası bağlamında Türk kamu diplomasisi: Batı Balkanlar örneği
Kimliklerin, fikirlerin ve kamuoyunun uluslararası ilişkilerde artan özgül ağırlığı teorik ve pratik sahada önemli etkiler doğurmuştur. Kamu diplomasisi ve yumuşak güç yeniden keşfedilmeye başlanmış ve günümüzde daha kurumsal bir veçhe kazanmıştır. Özellikle 2002 sonrası uluslararası ilişkilerinde bir yükseliş trendi yakalayan Türkiye'de yumuşak gücünü yeniden keşfetmeye ve kamu diplomasisi pratiklerine önem vermeye gayret etmektedir. Yeni gelen kadroların ontolojik arka planları ve tahayyülleri çerçevesinde dış politikada ciddi revizyonlara gidilmiş, kronolojik anlamda değil ancak muhteviyat ve kavramsallaşma anlamında 'yeni' olarak addedilecek bir dış politika takip etmeye gayret edilmiştir. Türk kamu diplomasisi uygulama sahası olarak öncelikle kültürel ve tarihsel bağların bulunduğu yakın coğrafyasını hedeflenmiş, Batı Balkan coğrafyası da dış politika yapıcıları tarafından bu anlamda ehemmiyet kazanmıştır. Bu tezde Batı Balkanlarda uygulanan kamu diplomasisinde 'dini diplomasi', 'yerel diplomasisi', 'dijital diplomasi ve medya'nın neden daha fazla önemsenmesi gerektiğinin ortaya koymak amaçlanmıştır.
Abbâsi Devleti ilk döneminde elçilik kurumu (132-247/750-861)
İslam kurumlar tarihinin meydana gelmesinde Abbasiler dönemi büyük bir öneme sahiptir. Bu dönemde İslam kültür ve medeniyetinin gelişmesi hızlanmış ve pek çok kurumun temeli atılmıştır. Devlet kurumları içinde en yetkili makam vezirliktir. Buna takriben gördüğü işlev bakımından elçilik yer almaktadır. Abbasilerin geniş sınır komşularıyla siyasi ve sosyal münasebet kurma ihtiyacı hasıl olmuş ve bu durum elçiliği önemli hale getirmiştir. Görev ve yetkileri zaman zaman değişmiş olsa da elçiler devletin siyasi yapısı içerisinde önemli rol üstlenmiştir. Çalışmamızda Abbasilerin ilk döneminde elçiliğin mahiyeti irdelenmiş ve İslam tarihi kaynaklarından faydalanılarak bu kurumun devlet idaresindeki faaliyetleri ana hatlarıyla incelenmiştir. İslâm tarihini, beş asır boyunca etkilemiş, meydana getirdiği devlet teşkilatlanması ve siyasi faaliyetleri ile ciddi bir öneme haiz Abbasî Devleti'nin gerek dâhili gerekse hârici pek çok hususta, elçilerinin gördükleri vazifeler ve faaliyetleri araştırılmış ve mevzubahis süreç içerisinde elçiliğin devletin siyasi organı olarak bir kuruma dönüşüp dönüşmediği hususu ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Abbasi Devleti, ilk dönem halifeleri, elçilik, diplomasi
Kimlik-dış politika ilişkisi: Türk devlet kimliğinin Türk dış politikası üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı Türk Devlet kimliği minvalinde kimlik-dış politika ilişkisinin ele alınması ve son dönem Türk Dış Politikasına etki eden devlet kimliğinin nasıl inşa edildiğinin ortaya koyulmasıdır. Bu temel amaç çerçevesinde Türk Dış Politikasında etkin olmuş kimlik tahayyüllerinin ve son dönem Türk Dış Politikasının inşasına etki eden enstrümanların açıklanması diğer alt amaçları oluşturmaktadır. Çalışmanın hipotezi; son dönem Türk Dış Politikasına etki eden kimlik tasavvurunun yumuşak güç enstrümanları çeperinde inşa edildiği ve bu kimlik inşası gerçekleştirilirken de herhangi bir eksen kaymasının yaşanmadığı bilakis, Türkiye?nin kendi eksenini kendisi çizdiği varsayımı üzerinedir. Söz konusu yeni kimlik yapısını yani 2002-2012 yılları arasında Türk Dış Politikasında etkin olmuş olan (ve günümüzde de etkin olmaya devam eden) kimlik tasavvuru; gerek yumuşak güç unsurları minvalinde şekillendirilmiş olması gerekse de 5. Büyükelçiler Konferansı?nda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu?nun dış politika vizyonunun dayandığı temel ilke olarak tanımlaması neticesinde ?yumuşak güç? kimliği olarak adlandırılacaktır. Bu bağlamda, çalışmanın ilk kısmında öncelikle kimlik ve dış politika kavramları ayrı ayrı ele alınmış, kavramların epistemolojisine değinildikten sonra temel Uluslararası İlişkiler kuramları bağlamında Kimlik-Dış Politika İlişkisi açıklanmıştır. Çalışmanın ?Türk Dış Politikasında Kimlik Arayışları? isimli ikinci kısmında tarihsel olarak Soğuk Savaş sonrası, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı öncesi dönem yani 1991-2002 yılları arasındaki süre ele alınmıştır. Önce Türk Dış Politikası açısından söz konusu dönemim bilançosu ele alınmış, ardından dış politikaya etki eden/edecek kimliğin nasıl kurgulandığı, nerede üretildiği ve ihtiva ettiği süreklilik bağlamında nasıl bir devlet kimliği haline geldiği, Batıcılık Kimliği başlığında açıklanmaya çalışılmıştır. Ortaya koyulan bilgilerin ışığında, söz konusu zaman dilimi içerisinde, yani 1991-2002 arasında, yukarıdaki satırlarda da değinilen Avrasyacılık, Neo Osmanlıcılık, İslamcılık gibi kimlik tasavvurlarının nasıl ortaya çıktıkları, ne anlam ifade ettikleri ve Türk Dış Politikasına etkileri incelenmiş, bu bağlamda ne kadar etkin olabildikleri ya da olamadıkları, bir tarihsel süreklilik arz etme konusundaki başarıları ve tutarlılık bağlamında ihtiva ettikleri incelenmiştir. Bir diğer deyişle, bu bölüm içerisinde, söz konusu tahayyüllerin bir ?devlet kimliği? olabilecek yeterliliğe sahip olup, olmadıkları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü olacak olan ?11 Eylül Sonrası Dönem? başlıklı bölümde tarihsel olarak 2002-2012 yılları arasındaki dönem inceleme alanı olmuş ve öncelikle söz konusu dönemin, Türk Dış Politikası açısından bilançosu ele alınmıştır. Ardından Türk Dış Politikasında etkili olan yeni söylemler incelenmiş ve dış politikaya olan etkileri ortaya koyulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümü olan ?Türk Dış Politikasında Yumuşak Güç? başlığı altında, son dönemde Türk Dış Politikasında giderek önem kazanan yumuşak güç konsepti derinlemesine ele alınmıştır. Çalışmanın yine dördüncü bölümünde 1991-2002 ve 2002-2012 yılları arasında Türk Dış Politikasındaki yumuşak güç pratiği kurumlar, faaliyetleri ve geri dönüşler minvalinde değerlendirilecektir. Bu pratiği detaylıca incelemedeki amaç 2002-2012 yılları arasında inşa edilen devlet kimliğinin, yumuşak güç temelinde yükseldiği varsayımını doğrulamak adınadır. Sonuç bölümü ile çalışma nihayetlendirilecektir. Çalışmada ?2002-2012 yılları arasında dış politikaya etki eden devlet kimliği hangi enstrümanlar ile nasıl inşa edilmiştir? sorusuna cevap aranacaktır. Çalışmanın temel varsayımları, çalışmanın ilgili bölümlerinde de verildiği üzere kimlik ve dış politika arasında organik bir bağ olduğu yönündedir. Ancak Soğuk Savaş öncesi var olan kimlik yapısı (Batıcılık), Soğuk Savaş?ın ardından sorgulanmış ve alternatifler (Avrasyacılık, Neo-Osmanlıcık ve İslamcılık) ile çeşitlendirilmek istenmiştir. Ancak söz konusu alternatiflerin hiçbiri gerçek anlamda kendisine Türk Dış Politikasında bir uygulama alanı bulamamıştır. Bu varsayımın neden ve sonuçları ilgili bölümlerde detaylıca verilmiştir. Ancak 2002 yılından itibaren inşa edilmeye başlanan kimlik, Soğuk Savaş öncesi kimlik algısına (Batıcılık) alternatif ve/ya çeşitlilik sunmaktan ziyade üzerine eklemlenerek daha etkin bir dış politika izleme gayesinin güdüldüğü de aşikârdır. Bu bağlamda son dönem Türk Dış Politikasında, yumuşak güç kavramı ve bu gücü icra edecek kurumların çoğalması ile söz konusu eklemlemenin gerçekleştirilmeye çalışıldığı, daha doğru bir deyiş ile 2002-2012 arası dönemde öncekilere oranla farklı bir kimlik algısının inşa edilmeye gayret edildiği ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu sayede de bir bakıma, özellikle dış basın tarafından uzun süre dillendirilen ?Türk Dış Politikasında bir eksen kayması var mıdır?? soruna, bilakis, ?Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dış politikasında kendi eksenini çizmeye mi çalışmaktadır?? sorusu ile cevap vermektir. Anahtar Sözcükler: 1. Türk Dış Politikası 2. Kimlik-Dış Politika İlişkisi 3. Yumuşak Güç 4. Kamu Diplomasisi 5. Devlet Kimliği
Kore kamu diplomasisi: Twitter üzerinde bir pandemi analizi
The aim of this thesis is to examine how Korean public diplomacy has employed social media during the COVID-19 pandemic, assessing whether this represents a practical evolution in diplomatic practices and if social media usage extends beyond cultural diplomacy aspects. This thesis investigates how Korean public diplomacy has adapted to the COVID-19 pandemic by using social media for diplomatic activities. It examines whether this shift reflects practical changes or remains theoretical. The research contributes to understanding the role of social media in modern public diplomacy, especially during the pandemic. Utilizing purposive sampling, the research deliberately chooses cases that align with its objectives, thereby enriching the collection of specific and detailed data. Through qualitative content analysis that follows, a deep investigation into textual and visual information takes place, capturing complex phenomena and underlying motivations that quantitative approaches could potentially miss. The incorporation of the Twitter Advanced Search tool further enhances data gathering, assuring congruence with research aims and meticulous curation. Within the scope of this thesis study, for the facilitation of understanding the amassed numerical data, which serves as the cornerstone of the analysis, the method of descriptive statistics was embraced. This entailed the creation of tables and preparation of visual materials to facilitate the subsequent discussion. The research findings in response to the study's questions revealed an increased use of social media during the COVID-19 period. However, a direct link between cases and Twitter activity couldn't be clearly established. Notably, a stronger correlation was noticeable with changes in government. While Twitter was predominantly used for cultural diplomacy, shifts in government led to an increased emphasis on sports diplomacy and humanitarian diplomacy, presenting them as alternatives. In the context of humanitarian diplomacy, the official Korea Public Diplomacy Office's Twitter account displayed discernible selectivity, yet the underlying reasons for this selectiveness remained uncertain and require further investigation. Keywords: Republic of Korea, Public Diplomacy, Digital Diplomacy, COVID-19, Twitter.
Abbâsî Devletinin diplomatik ve kültürel ilişkileri (M. 750-850/ H. 132-235)
Abbasîlerin ilk asrındaki (M.750-850/H.132-235 ) dış ilişkiler, doğu ve batı tarihi bakımından oldukça dikkat çekicidir. İslam devletleri, tarih boyunca büyük devletlerle birçok alanda ilişkiler geliştirdi. Hicretin altıncı yılında Hz. Muhammed (S.A.V), İslam devletine komşu olan devletlerin liderlerine İslam'ı tebliğ etmek ve barış yanlısı olduğunu göstermek amacıyla elçiler gönderdi. Elçilik faaliyetleri Hulefâ-yi Râşidîn, Emeviler ve Abbasilerin ilk dönemlerinde de aynen sürdürüldü. Bu durum neticede Abbasilerî, komşu devletler ve güçler ile sağlıklı ilişkiler kurmaya zorladı. Abbâsî Devletinin kurduğu ilişkilerde hiç şüphesiz en püyük pay, elçilik heyetlerinin oldu. Karşılıklı yazışmalar ve elçilik heyetleri sayesinde, Müslüman elçiler doğu ve batıdaki kralların ve imparatorların saraylarına ulaştılar. Karşılıklı yürütülen siyasi, kültürel, ve bilimsel faaliyetler, tarafların kültür ve düşünce hayatının gelişmesine önemli katkı sağladı. İlk Abbâsî dönemi (H. 132-235/ M. 750-850), İslam devletinin tipik ilmi dönemini temsil etmektedir. Abbâsî devletinin diğer devletlerle kültürel münasebetleri bu dönemde gelişmeye başladı. Özellikle yabancı kültürler, İslam medeniyetini ayağa kaldıracak olan bilimin ilham kaynağı oldu. Abbâsî devletinin siyasi istikrarı sağlaması ile birlikte, bilime olan ilgi artacak ve farklı dillerden birçok eser Arapça'ya tercüme edilecektir.
Hindistan-İran diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkileri (1979-2012)
İki ülke-Hindistan ve İran-dünyanın büyük medeniyetleri arasındadır. İki ülke arasındaki ilişkiler nesillerden nesillere geçen yüzlerce yıllıktır. Hindistan ve İran aralarındaki ilişkilerde birçok iniş ve çıkış yaşadı, bunun sebebi uluslararası ve bölgesel kısıtlamalar ya da iç dinamikler yüzünden olmuştur. Ayrıca Hindistan'ın İngiliz yönetimi, bölünmesi ve Pakistan'ın yaratılmasıyla İran'la olan doğrudan toprak bağlantısını kaybetti. 21.yüzyıla gelindiğinde, Hindistan hızlı büyüyen ekonomiye sahip uluslararası düzeyde umut verici güçlerden biri olarak ortaya çıktıkça ikili ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı. Küresel düzeyde İran, Hindistan için önemli bir ülkedir. Özellikle İran'ın coğrafi konumu, büyük enerji kaynakları ve Orta Asya ülkelerine ve Afganistan açılan bir kapı olarak yer almaktadır. Ayrıca, İran Orta sınıfı için ucuz ve yüksek kaliteli eğitim fırsatları Hindistan'da mevcuttur. Savunma sektöründe İran, modernizasyonunda Hindistan'dan önemli ölçüde yardım alabilir. Bu nedenle, Hindistan ve İran arasındaki ilişki, karşılıklı ve uzun vadeli bir stratejik ilişki geliştirmek için çok güçlü bir temel sağlayabilecek çıkarlara dayanmaktadır. Hem Hindistan hem de İran dünya siyasetinde önemli ve gelişmekte olan bölgesel güçlerdir ve her ikisi de dünya siyasetinde aktif ve baskın bir küresel güç rolünü oynamayı dört gözle bekliyor. Bu çalışma, uluslararası bir sistemin yapısının önemini ve devlet davranışının birincil belirleyicisi olma rolünü vurgulayan neorealizm teorisine göre Hindistan ve İran arasındaki stratejik ilişkilere odaklanmaktadır. Bu tez, stratejik ilişkilerin şekillenmesinde sistem, güvenlik ve ekonomi gibi en önemli etkileyen faktörleri belirleyerek uluslararası sistemde ülkeler arasında stratejik ilişkiler kurmanın çeşitli bileşenlerini incelemektedir. Hindistan ve İran arasındaki ilişkiler, başta güvenlik, enerji ve Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru olmak üzere birçok konuda derinleşiyor. Ancak, stratejik ilişkilere ulaşmak için iki ülkenin önünde uzun bir yol var. Bu tez, Hindistan-İran arasındaki diploması, siyasi ve ekonomik ilişkilerde küresel ve bölgesel aktörlerin nasıl etkili olduğunu sorusunu açıklamaya amaçlamaktadır.
Bir kamu diplomasisi türü olarak şehir diplomasisi: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi örneği
Teknolojinin hızlı gelişimi ve kullanımının artmasıyla diplomasi, kamu diplomasisi faaliyetleri devletten devlete ve devletten halka olarak iletişimin sağlanması ve onların menfaatlerinin korunması olarak ortaya çıkmıştır. Teknolojik gelişmeler küresel dünyanın oluşması sürecini hızlandırmış, böylece diplomatik ilişkiler devletlerin yanı sıra şehirler arasında da yürütülmeye başlanmıştır. Bu süreçte, şehirlerin uluslararası alanlarda ülkenin tanınırlığını arttırmak ve çıkarlarının sağlanması için faaliyetler düzenlemesi şehir diplomasisi olarak tanımlanmaktadır. Şehir diplomasisi yerel yönetimler aracılığıyla yürütülmektedir. Çoğu yerel yönetimler ise belediye kurumlarıyla uluslararası ilişkilerini geliştirmek için çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışma, belediye faaliyetlerini şehirler bağlamında değil ülkelerle birlikte değerlendirmektedir. Bu araştırmanın amacı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği kültür-sanat, turizm, eğitim programları, spor müsabakaları, siyasi görüşmeler ve kardeş şehir ilişkileri, ekonomik iş birliklerini alanında yapılan faaliyetleri, yumuşak güç, kamu diplomasisi ve onun alt başlığı olan şehir diplomasisi bağlamında incelemektir. Araştırmanın teorik kısmı için literatür taraması yapılması, uygulama kısmı içinse Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin web sayfasında yayınlanan haberlerin nitel içerik analizine tabi tutulması benimsenmiştir. Araştırmanın sınırlılıkları dolayısıyla çalışmada Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin kamu diplomasisi çerçevesinde web sitesinde yer alan 2011, 2015 ve 2019 yıllarında kamu diplomasisi çerçevesinde yaptığı belediyecilik faaliyetleri analiz edilmiştir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin nitel içerik analizinden elden edilen sonuca göre, kamu diplomasisi ve şehir diplomasisi alanlarında önemli çalışmalar gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.