Ear diseases
190 theses under this subject heading
Adölesan koklear implant kullanıcılarında müzikal algının değerlendirilmesi
Koklear implant, ileri/çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı olan bireylere uygulanan elektronik bir sistemdir Koklear implantlı bireyler, konuşmanın zamansal ince yapılarının implant tarafından nasıl iletildiğiyle ilgili bazı sorunlar nedeniyle, özellikle müziği algılamada normal işiten akranlarının gerisinde kalırlar. Birçok araştırma, koklear implantlı bireylerde müziği algılama becerisinin her zaman aynı olmadığını ve her iki alanın daha da geliştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu çalışmanın amacı, adölesan koklear implant kullanıcılarında müzik algısının araştırılmasıdır. Çalışmaya 12-18 yaş aralığında tek taraflı koklear implant kullanıcısı 24 adölesan ve bilateral normal işitmeye sahip 12 adölesan dahil edildi. Katılımcıların müzikal algısını değerlendirmek için Perde Yönü Ayırt Etme ve Melodik Kontur Tanıma testleri sırayla uygulandı. Ayrıca katılımcılara müzik ile ilgili subjektif değerlendirme de yapıldı. Çalışmanın bulguları doğrultusunda, Perde Yönü Ayırt Etme (p = 0.07) ve Melodik Kontur Tanıma Testlerinde (p = 0.001) normal işiten grup ile koklear implant grubunu arasında anlamlı fark elde edildi. İki grup arasında şarkı sözü anlama durumunda anlamlı fark elde edildi (p = 0.001). Perde Yönü Ayırt Etme ve Melodik Kontur Tanıma testleri arasında anlamlı ilişki elde edildi (p < 0.001, r=-0.52). Normal işiten bireyler ile koklear implant yaşı 6 yıldan fazla olan grup arasında Perde Yönü Ayırt Etme (p = 0.028) ve Melodik Kontur Tanıma Testlerinde (p < 0.001) anlamlı fark elde edildi. Koklear implant kullanıcılarının perde yönü ve melodi algısında zorluk yaşadıkları sonucuna varılıp, erken yaşta koklear implant kullanımının müzik algısına katkısı olduğu düşünüldü.
İç kulak malformasyonlu hastalarda anteroposterior grafi ile açısal insersiyon derinliği ölçümü, koklea boyutları ve elektrod uzunluğu ile ilişkisinin incelenmesi
İç kulak malformasyonlu bir hastada ilk defa 1983 yılında koklear implantasyon cerrahisi gerçekleştirildiğinden beri iç kulak malformasyonları koklear implantasyon için kontraendikasyon teşkil etmemektedir. Koklear implantasyon cerrahisinin odyolojik sonuçları biyografik, odyolojik, bilişsel ve elektroda bağlı birçok parametreden etkilenmektedir. Elektroda bağlı parameterlerden açısal insersiyon derinliği (AID) ve odyolojik sonuçlarla ilişkisi son yılların popüler konu başlıklarındandır. Açısal insersiyon derinliği ölçümünde Anteroposterior grafi düşük radyasyon maruziyeti, kısa çekim süresi, uygulama ve yorumlama kolaylığı gibi önemli avantajlara sahiptir. Literatüre bakıldığında normal anatomili koklealarda açısal insersiyon derinliği ile koklea boyutları ve elektrod uzunluğu arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok çalışma mevcuttur. Ancak iç kulak malformasyonlarında açısal insersiyon derinliğini etkileyen parametreler hakkında yapılmış çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Çalışmamızda AID ölçümünde AP grafinin güvenilirliğini saptamak, iç kulak malformasyonlarında kullanılan farklı elektrodların insersiyon açıları hakkında tanımlayıcı bilgi vermek ve insersiyon açısını etkileyen parametreleri incelemek amaçlanmıştır. Klinisyenlere koklear implant elektrodu seçiminde yol göstereceği düşünülmektedir. Çalışmamıza 198 iç kulak malformasyonlu (26 IP-I, 79 IP-II, 9 IP-III, 17 KH-II, 28 KH-III, 6 KH-IV, 15 KAS, 13 GVA ve 5 izole VD) ve 60 sağlıklı koklea dahil edilmiştir. Yüksek çözünürlüklü BT görüntülemesinde aksiyel ve koronal oblik reformat kesitlerde koklea bazal dönüş uzunluğu ölçülmüştür. Post-operatif çekilen anteroposterior kafa grafilerinde, 3 farklı klinisyen tarafından açısal insersiyon derinliği ayrı ayrı ölçülmüş ve sonuçlar kıyaslanmıştır. AP kafa grafisinde açısal insersiyon derinliği ölçümünde araştırmacılar arası iç tutarlılık testinde çok yüksek düzeyde tutarlılık saptanmıştır (R=0,906). AP grafinin açısal insersiyon derinliği ölçümünde güvenilir ve kolay öğrenilebilir bir metod olduğu görülmektedir. Kontrol ve çalışma gruplarında açısal insersiyon derinliği ile koklea bazal dönüş uzunluğu arasında negatif yönde ve elektrod uzunluğu arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. (R=0,947 ve R=0,606) . Inkomplet partisyon tip I ve II malformasyonlarında Med-El Form24 elektrod 1 turdan fazla dönmüş olup, Form19 elektrod 1 turdan az dönmüştür. Gusher gelişen IP-I ve IP-II vakalarında Form24 elektrod seçilmesi yeterli koklear uyarımı sağlamanın yanında BOS kaçağı kontrolünde fayda sağlayacaktır. Gusher gelişmeyen IP-I ve IP-II vakalarında kokleayı daha iyi uyaracak uzun elektrodlar seçilmelidir. IP-III malformasyonunda Med-El Form19 ve Form24 elektrodlarının ikisi de 1 turdan fazla dönmüştür. Hemen her zaman gusher beklenen IP-III vakalarında küçük koklealarda Form19, boyutları normale yakın koklealarda ise Form24 seçilmelidir. Koklear hipoplazilerde Med-El Form19 ve Form24 elektrodlar 1 tam turdan fazla dönmüştür. Koklea boyutlarının normalden küçük olduğu koklear hipoplazilerde gusher gelişen vakalarda koklea boyutlarına göre Med-El Form19 ve Form24 elektrodların seçilmesi uygundur. Gusher gelişmeyen vakalarda intrakoklear hasara yol açmayacak ve yeterli koklear uyarımı sağlayacak uzunlukta farklı elektrodlar seçilebilir. Örneğin lateral duvar elektrodları arasında ortalama uzunluğa sahip Cochlear Slim Straight elektrodun 20 ve 25 mm'yi işaret eden iki indikatörü arasında bir noktada insersiyon tamamlanarak arzu edilen insersiyon açısı elde edilebilir. Koklea boyutlarının normal olduğu GVA, KAS ve izole VD malformasyonlarında gusher beklenmediğinden yeterli koklear uyarımı sağlayacak uzunlukta elektrodların kullanımı mantıklı görünmüktedir. İlerde yapılacak çalışmalarda iç kulak malformasyonlarında optimal odyolojik sonuçlar elde etmek için ideal açısal insersiyon derinliği tespit edilebilmesi durumunda bu çalışmanın verileri klinisiyenlere elektrod seçimi konusunda yardımcı olacaktır.
Unilateral koklear implant kullanıcısı bireylerde dinleme çabasının objektif ve subjektif olarak değerlendirilmesi
Dinleme çabası, belirli bir dinleme görevi sırasında kişiye ve/veya işitsel uyaranın özelliğine bağlı olan zorlukların üstesinden gelebilmek için bilişsel kaynakların kullanılması olarak tanımlanır. Bu çalışmada klinik uygulamada dinleme çabasının objektif ölçümü için oldukça önemli olan pupillometri yönteminin fayda ve limitasyonları buna bağlı olarak işitme kayıplı bireylerin değerlendirilmesinde uygulanabilirliği açıklanmıştır. Bu çalışmanın amacı, tek taraflı koklear implant kullanıcılarının dinleme çabasını objektif ve subjektif olarak değerlendirmek ve normal işiten bireylerden elde edilen değerler ile karşılaştırmaktır. Bu çalışmada anadili Türkçe olan 14 tek taraflı koklear implant kullanıcısı ve 14 normal işitmeye sahip toplam 28 bireyde Türkçe Matris test cümleleri kullanılarak, Matris test içerisindeki gürültüde konuşmayı ayırt etme eşiklerini (KAE) %50 ve %70 ayırt etme seviyelerine göre her bir grubu 2 farklı durumda monaural test edecek şekilde düzenlenmiştir. Çift görev paradigması ile pupil boyutu ve cevap süresi kaydedilmesiyle dinleme çabası değerlendirilmiştir. Çalışmanın birincil görevi işitsel sunulan uyaranların tekrarlanması, ikincil görevi görsel olarak sunulan fonetik dengeli tek heceli kelimeler arasında uyak bulunması şeklinde uygulanmıştır. Çalışma sonucunda cevap süresi ve pupil boyutu ölçümleri arasında anlamlı korelasyon elde edilmiştir (r = ,177, p<.001). Pupil boyutu ölçümlerinde Türkçe Matris testinde konuşma anlaşılırlık eşiği %50'den %70'e çıkarıldığında özellikle tek taraflı implant kullanan grupta anlaşılırlık oranları artsa da pupil boyutunda anlamlı bir değişim gözlenmemiştir. %50 ve %70 anlaşılırlık seviyelerinin değişimi normal grupta anlamlı bir fark yaratmıştır. Cevap süresi ölçümlerinde %70 KAE seviyesinde çalışma grubu ve kontrol grubu arasında anlamlı farklılık edilmiştir. Sonuç olarak anlaşılırlık seviyesi artınca koklear implant kullanan grupta normal işiten gruba göre cevap süresi daha uzun bulunmuş dolayısıyla anlaşılırlık artsa bile tek taraflı implant kullanan grupta dinleme çabası normal işiten bireylere göre daha fazla olarak gözlemlenmiştir.
Koklear implant kullanıcısı genç yetişkinlerin çift görev koşulu altında denge ve bilişsel becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; koklear implantlı genç yetişkinlerin çift görev koşulunda denge becerilerini incelemektir. Bu amaçla, 18 ile 40 yaşları arasında 15 koklear implant kullanıcısı genç yetişkin ve 15 sağlıklı birey çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada denge değerlendirmeleri Bilgisayarlı Dinamik Postürografi aracılığıyla Duyu Organizasyon Testi kullanılarak yapılmıştır. Ek bilişsel görev olarak Geriye Doğru Rakam Hatırlama görevi uygulanmıştır. Koklear implant kullanıcıların görsel (p=0.016), vestibüler (p<0.001) ve birleşik denge skorları (p<0.001) kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının tek görev koşulunda Durum 3 (p=0.003), Durum 4 (p=0.007), ve Durum 6 (p<0.001) denge skorlarının kontrollere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının çift görev koşulunda Durum 3 (p=0.041) ve Durum 6 (p<0.001) denge skoru, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının çift görev koşulunda Durum 1 skoru (p=0.002), tek görev koşulundaki denge skoruna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüş gösterirken, çift görev koşulunda Durum 6 skoru (p=0.011) ise tek görev koşulundaki denge skoruna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek elde edilmiştir. Koklear implantlı bireylerin hem tek görev hem de çift görev koşulundaki denge becerilerine ait bulgulara göre çift görev koşulunun unilateral koklear implantlı bireylerin denge performansının bozulduğu sonucuna varılmıştır. Koklear implant kullanıcılarının çoklu görev koşullarındaki denge becerileri ve düşme riski açısından implantasyon sürecinde Çift görev performanslarının koklear implant kullanıcılarında vestibüler rehabilitasyon sürecine dahil edilmesi önerilebilir.
Assessment of binaural benefits in hearing and hearing impaired listeners
The primary goal of this study was to investigate which speech material is most appropriate as stimulus in head shadow effect (HSE) and binaural squelch (SQ) tests. The most appropriate speech material was then used to obtain normative values of both tests. The second goal was to explore the results of the HSE, SQ, azimuth localization (LOC), and the Speech, Spatial, and Qualities of Hearing (SSQ) scale in bilateral cochlear implant (CI) users. Study participants consisted of 30 normal-hearing (NH) persons and 34 bilateral CI users. In the first phase of the study, six NHs and 11 CI users underwent both HSE and SQ tests. Tests were done twice with three different speech materials: monosyllabic words (NVA), disyllabic words (BLU), and sentences (LiCoS). In both groups (NH and CI) and for both tests (HSE and SQ), the results for the different speech materials were calculated in terms of (a) effect size; (b) test-retest reliability and (c) inter-individual variability. In the second phase, the speech material selected in the first phase was used to test a further 24 NH participants to obtain normative values for both tests. In the third phase, both tests were administered to a further 23 bilateral CI users who had at least six months of binaural listening experience. In addition to the HSE and SQ tests, the LOC test and the SSQ scale were used. The results of the first phase indicated that BLU and LiCoS were better test materials for HSE and SQ tests compared to NVA. Although BLU and LiCoS revealed similar results in terms of effect size and inter-individual variability, LiCoS was preferred over BLU for the subsequent phases of the study due to its higher test-retest reliability, especially in CI users. In the NH group the mean (± standard deviation) HSE and SQ were 58±14% and 22±11%, respectively. In the CI group, the mean HSE was 49±13% and the mean SQ was 13±14%, and both were significantly lower than those of the NH group (p<0.05). There were no statistically significant correlations between the HSE, SQ, LOC, and SSQ results. Further analysis did also not reveal any significant correlations between the test results and demographic variables (p>0.05). Sentence tests are preferred as stimulus material in the binaural HSE and SQ tests. Normative data are given for HSE and SQ with the LiCoS sentence test. HSE benefits are positive for all bilateral CI users, while SQ benefits are positive in approximately seven out of ten cases. Because of the high test-retest variability, these tests do not seem suitable for individual evaluations, but should only be used for group comparisons.
Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi
Uzamsal biliş becerileri işitsel, görsel ve vestibüler girdiler öncelikli olmak üzere tüm duyusal girdilerin entegrasyonuyla gerçekleşir. Duyusal girdilerdeki eksiklikler uzamsal becerilerde etkilenime yol açabilir. Bu çalışmanın amacı ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi ve otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya otolit disfonksiyonu olan 19, otolit disfonksiyonu olmayan 21 koklear implant kullanıcısı ve yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş 20 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcıların uzamsal becerileri üçgen tamamlama görevi (ÜTG), uzamsal oryantasyon testi (UOT) ve 4 dağ testi (4DT) ile değerlendirilmiştir. Çalışmamız sonucunda ÜTG'de otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları otolit disfonksiyonu olmayanlara ve sağlıklı kontrollere kıyasla daha fazla sapma açısı ve sapma mesafesi göstermişlerdir (p<0,001). UOT açı farkı değerlerinde gruplar arası anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,001). Otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları en yüksek açı farkına sahipken sağlıklı kontrollerin en düşük açı farkına sahip olduğu bulunmuştur. 4DT'de ise otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcıları sağlıklı kontrollere kıyasla daha yüksek hata sayısına sahip olduğu görülmüştür (p<0,005). Uzamsal navigasyon becerisinde otolit disfonksiyon etkiliyken, uzamsal hafıza becerisinde işitme kaybının daha fazla etkili olduğu bulunmuştur. Uzamsal oryantasyon becerisini hem otolit disfonksiyonun hem de işitme kaybının etkilediği gözlenmiştir. Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin daha zayıf olduğu ve otolit disfonksiyonu olan kullanıcıların uzamsal bilişin uzamsal navigasyon ve oryantasyon becerilerinde daha düşük performans gösterdiği bulunmuştur. Çalışmamız koklear implantlı bireylerde otolit disfonksiyon göz önünde bulundurularak uzamsal biliş becerilerinin değerlendirildiği ilk çalışmadır.
Koklear implant ile kontralateral işitsel beyin sapı implantı kullanan çocuklarda fonem ayırt etme ve lokalizasyon becerilerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, koklear implant (CI) ile kontralateral işitsel beyin sapı implantı (ABI) kullanıcısı çocuklarda fonem ayırt etme, lokalizasyon ve işitme ile ilgili yaşam kalitesi değerlendirmelerini yaparak kullanılan farklı modalitelerin işitsel performans sonuçları üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmaktır. CI ile kontralateral ABI kullanıcısı, 6-18 yaş aralığındaki 17 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara fonem ayırt etme testi, azimut lokalizasyon testi ve işitme ile ilgili yaşam kalitesi ölçeği uygulanmıştır. Fonem ayırt etme ve azimut lokalizasyon testleri, yalnızca CI, yalnızca ABI ve bilateral olmak üzere 3 farklı koşulda değerlendirilmiştir. Fonem ayırt etme testinde üçlü karşılaştırmalarda anlamlı farklılık gözlenmiştir (p=0,004). İkili karşılaştırmalarda bilateral fonem ayırt etme skoru yalnızca ABI ile dinleme koşuluna kıyasla anlamlı olarak daha yüksek elde edilmiş olup (p=0,003), CI ile bilateral koşul arasında anlamlı fark gözlenmemiştir (p>0,05). Azimut lokalizasyon testinde üçlü karşılaştırmalarda anlamlı farklılık gözlenmemiştir (p>0,05). İşitme ile ilgili yaşam kalitesi ölçek puanları bilateral koşuldaki fonem ayırt etme skorları ile pozitif yönde kuvvetli düzeyde ilişkili bulunmuştur (r=0,873, p=0,001). ABI ile dinleme koşulunda fonem ayırt etme skoru ile azimut lokalizasyonu arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki elde edilmiştir (r=0,525, p=0,030). ABI ile lokalizasyonun bilateral lokalizasyon becerisi, bilateral fonem ayırt etme becerisinin işitme ile ilgili yaşam kalitesi üzerinde yordayıcı faktörler olduğu bulunmuştur. Bu çalışma bildiğimiz kadarıyla, CI ile kontralateral ABI kullanıcısı çocuklarda bütüncül işitsel değerlendirmenin yapılıp, işitsel performans sonuçları üzerinde CI ve ABI'ın katkılarının araştırıldığı, olgu raporları dışındaki ilk çalışmadır.
Koklear implant kullanıcılarında trifazik uyarım ve spektral - temporal rezolüsyonun değerlendirilmesi
Koklear implantlarda (Kİ) kullanılan teknolojilerin sınırlılıkları sebebi ile işitsel uyaranlar içerisinde mevcut olan spektral ve temporal ipuçları sadece sınırlı bir miktarda temsil edilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı yeni geliştirilmiş bir uyarım modu olan trifazik uyarım ile normal iç kulak yapılarına sahip olup fasiyal sinir uyarımı olmayan koklear implant kullanıcılarında spektral ve temporal rezolüsyon becerilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmaya, normal iç kulak yapılarına sahip olup fasiyal sinir uyarımı olmayan, 16-40 yaş aralığında 21 (13 kadın 8 erkek) deneyimli Kİ kullanıcısı dahil edilmiştir. Değerlendirmenin yapılabilmesi için katılımcıların geri bildirimlerine dayanarak trifazik uyarım modu ile bir program oluşturulmuş ve katılımcılara programa aşinalık kazanabilmeleri için 1 saatlik deneme süreci verilmiştir. İlk olarak katılımcılara her iki uyarım modu ile serbest alanda koklear implantlı işitme eşikleri değerlendirmesi yapılmıştır. Daha sonrasında ise Spektral – Temporal Modüle Dalgalanma Testi (SMDT) ve Modülasyon Derinlik Eşiği Testi (MDET) uygulanmıştır. Herbir katılımcı her iki uyarım modu ile değerlendirmelere tabi tutulmuş ve uyarım modlarında elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda trifazik uyarım modu ile bifazik uyarım modu arasında kısa süreli kullanım ile spektral çözünürlük becerilerinde bir farklılık olmadığı (p>0,05), temporal çözünürlük becerilerinde ise trifazik uyarımda daha iyi sonuçlar elde edildiği gözlenmiştir (p<0,05). Elde edilen bulgulara etki edebilecek olan programlama parametreleri her iki uyarım modunda karşılaştırılmış ve rahat dinleme seviyesi, eşik seviye ve elektriksel dinamik aralık parametrelerinde uyarım modları arasında farklılık elde edilmemiş (p>0,05) ancak uyaran hızı ve genişliğinde farklılık elde edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak temporal rezolüsyon becerilerinde trifazik uyarım modu ile daha iyi sonuçlar elde edilmesinde hız ve uyarım genişliği etkisinin yanı sıra trifazik uyarım modunun yapısından kaynaklanan akım yayılımı azalmasının da etkili olabileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Koklear implant, spektral rezolüsyon, temporal rezolüsyon, kanal etkileşimi, trifazik uyarım
İşitme kayıplı yetişkin bireyler için bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi
Bu çalışmanın amacı; işitme kayıplı yetişkin bireylerin işitsel algı ve performansını artıracak bilgisayar tabanlı işitsel eğitim programının geliştirilmesi ve yetişkin normal işiten bireylere ve uzmanlara uygulanarak programın kullanılabilirliğinin değerlendirilmesidir. Geliştirilen işitsel eğitim programı fark etme, ayırt etme, tanıma, işitsel tamamlama, anlama, işitsel sıralama, fonolojik farkındalık, işitsel hafıza ve dikkat olmak üzere 9 modülden oluşmaktadır. Çalışmaya, normal işiten 40 yetişkin birey (25-35, 35-45, 45-55, 55-65 yaş aralığında) ve 9 uzman odyolog,1 yazılım mühendisi dahil edilmiştir. Tüm bireylere Bilgisayar Tabanlı İşitsel Eğitim Programı uygulanmış, programın kullanılabilirliğini ve memnuniyeti ölçmek için değerlendirme formu doldurtulmuş ve bireylerin her modül için ortalama performansları hesaplanmıştır. Değerlendirme formu analizi sonuçlarına göre tüm katılımcılar programın genel kullanılabilirlik düzeyini 5 üzerinden 4,40 olarak değerlendirmiştir. Memnuniyet faktörü katılımcılar tarafından ortalama 4,37 olarak değerlendirilirken; tasarım faktörü ortalama 4,62; kullanım kolaylığı faktörü ortalama 4,56; motivasyon faktörü ortalama 4,45 ve anlaşılabilirlik faktörü 4,67 olarak değerlendirilmiştir. Uzmanlar, genel olarak kullanılabilirliği ortalama 4,44 olarak değerlendirmiştir. Anlaşılabilirlik faktörü uzmanlar tarafından ortalama 4,63 olarak değerlendirilirken; tasarım ortalama 4,67; memnuniyet ortalama 4,00; kullanım kolaylığı ortalama 4,48, motivasyon faktörü ise ortalama 4,60 olarak değerlendirilmiştir. Gruplar arasında modüllerin ortalama performans değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Bireylerin eğitim durumuna göre işitsel sıralama modülü performans ortalamalarında anlamlı fark bulunmuştur(p<0,05). Bireylerin bilgisayar kullanma durumuna göre modül performans ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmamıştır(p>0,05). Bu sonuçlar programda kullanılan yönerge ve bilgilerin açık ve anlaşılır olduğunu, programda kullanılan renkler ve metinlerin rahat okunabildiğini, programın kullanımının kolay olduğunu, bireylerin programda kullanılan seslerden rahatsız olmadığını göstermektedir.
Koklear implant kullanan çocuklarda müzikal duygulanımın değerlendirilmesi
Koklear implant, işitme kayıplıların konuşma algısını ve üretimini geliştirmek üzerine dizayn edilmiş bir işitme aracıdır. Koklear implantasyon sonrası artan beklentiler doğrultusunda koklear implant performansının değerlendirilmesi ve kullanıcıların uygun eğitim programına dahil edilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, koklear implant kullanan çocuklarda müzikal duygulanımın değerlendirilmesi ve müzikal duygulanımla dil gelişimi arasındaki ilişkinin değerlendirilip karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda 6 ile 9 yaş arasında, koklear implant kullanıcısı 26 çocuk araştırma grubu, normal işitmeye sahip 26 çocuk ise kontrol grubu olmak üzere toplam 52 çocuk yer almıştır. Katılımcılara dil gelişimlerini değerlendirmek için " Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi (TODİL)" ve müzikal duygulanımı değerlendirmek için "Montreal Emotion İdentification Test (MEİ)" uygulanmıştır. Değerlendirme kriterlerinde TODİL için tüm alt testlerin indeks ve bileşke performans puanları; MEİ için tüm koşullarda doğruluk yüzdesi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda araştırma grubunun tüm koşullarda müzikal duygulanım doğruluk yüzdesi ve TODİLin tüm alt test indeks ve bileşke performans puanları kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının mutlu melodilerde doğruluk oranı üzgün melodilere kıyasla daha yüksek elde edilmiştir. Müzikal duygulanım ile dil gelişiminin dinleme bileşke performans puanı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ulaştığımız sonuçlar koklear implant performansını değerlendirmesi için kaba motor, ince motor, duyusal entegrasyon, bilişsel durum gibi diğer genel gelişim alanlarıyla birlikte konuşma ve dil gelişiminin yanı sıra müzikal algı ve müzikal duygulanımın da değerlendirilmesinin ve implantasyon sonrası eğitim programlarında müzikal algı ve duygulanıma spesifik gelişim sağlayacak eğitim programlarının da genel eğitim programlarıyla entegre biçimde uygulanmasının yararlı olabileceğini düşündürmüştür. Anahtar Kelimeler: Koklear İmplant, Müzikal Duygulanım, Okul Çağı Dil Gelişimi, MEİ, TODİL
Ani sensörinöral işitme kaybı hastalarında serum prestin düzeyinin değerlendirilmesi
Giriş: Ani sensorinöral işitme kaybı (ASNİK), ani başlayan, tedavi edilmediğinde kalıcı işitme kaybına sebep olan, hastanın sosyal hayatını ve yaşam kalitesini bozan akut bir olaydır. Etyopatogenezde birçok faktör suçlanmış fakat halen tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu yüzden halen kesinleşmiş bir tedavisi yoktur. Muhtemel etyolojiler göz önünde bulundurularak birçok ilacı barındıran kombine tedavi prosedürleri uygulanmaktadır. Erken dönem başlanan tedavinin en önemli prognostik faktörlerden biri olması erken tanıyı çok daha önemli kılmaktadır. Ani sensörinöral işitme kaybı gelişen hastalarda kokleadaki dış tüy hücreleri zarar görmektedir. Bu dış tüy hücrelerinin hareketinden sorumlu motor protein olan prestin molekülünün işitme kaybı ile ilişkisi önem arzetmektedir. Bu çalışmada ani sensorinöral işitme kaybı bulunan hastalarında serum prestin düzeyinin prognozu belirlemedeki değerini saptamak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi K.B.B. Anabilim Dalı Polikliniği'ne başvurmuş ve Ani idiopatik sensorinöral işitme kaybı tanısı konulan 40 hasta birey vaka grubunu ve laboratuvarlara başvuran herhangi bir kalıtsal, edinsel veya kronik hastalığı bulunmayan yaş ve cinsiyetleri benzer 40 sağlıklı birey kontrol grubunu oluşturmak üzere çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen olgulardan açlık kanları, biyokimya tüplerine alındı. Alınan kanlar santrifüj edilerek serumları ayrıldı. Bu serumlardan prestin düzeyi ELISA yöntem ticari kit kullanılarak ölçüldü. Vaka grubuna tedavi öncesi ve tedavi sonrası 1. ayda olmak üzere iki kez, kontrol grubuna başvuru anında olmak üzere bir kez YYU Dursun Odabaş Tıp Merkezi Odyoloji Ünitesi'nde saf ses odyometri testi yapıldı. Bulgular: Vaka grubu ve kontrol grubu arasında yaş ve cinsiyet açısından istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. ( Sırası ile P Değeri) Nötrofil Lenfosit Oranı (NLO) ve Platelet Lenfosit Oranı (PLO) tedavi öncesinde, tedavi sonrası ve kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur. (p). 2. Haftada gelen hastaların serum prestin düzeyi 1. Haftada gelen hastalardan istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p). 2. Hafta gelen hastaların serum prestin düzeyi geç gelen gruptan ve kontrol grubundan yüksek olmasına rağmen bu yükseklik istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). 1. Haftada gelen hastaların serum prestin düzeyi kontrol ve geç gelen hastalardan düşük olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlılık yoktu (p>0.05). Tedavi sonrası Prestin düzeyleri incelendiğinde, en düşük prestin seviyesi iyileşme olmayan grupta tespit edildi ancak diğer gruplarla karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p). En yüksek serum prestin düzeyi ise tam İyileşme olan grupta saptanmasına rağmen diğer gruplar ile karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı fark yoktu(p). Başvuru anında serum prestin düzeyi düşük olan hastalarda iyileşme düzeyi daha yüksek tespit edildi. Ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. (p). Sonuç: Çalışmamız ile ASNİK etyolojisindeki enflamatuar proçesinin varlığı ve NLO ve PLO düzeylerinin prognostik önemi istatiksel olarak tespit edildi. Hastaların tedavi sonrası ölçülen prestin düzeyleri ile tedaviye cevapları arasında korelasyon saptandı. Ayrıca, başvuru anında bakılan serum prestin düzeyinin düşük olması ile iyileşme arasında korelasyon tespit edildi. Bu nedenle, Prestin'in ASNİK için prognostik bir belirteç olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Ani Sensorinöral İşitme Kaybı, Enflamasyon, Prestin, Prognoz
Koklear implant kullanıcısı okul öncesi çocukların fonksiyonel işitme, sosyal uyum ve motor koordinasyon performanslarının incelenmesi
Bu çalışmada koklear implant kullanan okul öncesi çocukların fonksiyonel işitmeleri, dil gelişimleri, sosyal uyum becerileri ve motor koordinasyon performansları incelenmiştir. Birbirine bağlı olarak geliştiği ve değiştiği düşünülen bu alanlara yönelik okul öncesi dönemde yapılacak olan çalışmalar, koklear implant kullanıcılarının ilkokul çağına adaptasyonunu sağlar. Çalışmamıza 4 yaş ile 6 yaş 11 ay arasında koklear implant kullanan, ek engeli bulunmayan, çalışmaya katılmayı kabul eden ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan ailelerden izin alınmak sureti ile 30 gönüllü çocuk katılımcı (14 kız, 16 erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılara ''Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL)'', Koklear İmplant Sonrası İletişim Becerilerinin Değerlendirilmesi (PKİİB)'', ''Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği 4-6 yaş (SBDÖ)'' ve ''Bruininks-Oseretsky Test of Motor Proficiency-2 (BOT-2)'' testine ait Manual Dexterity (manuel el becerisi) ve Bilateral Coordination (ikili koordinasyon) olmak üzere 2 alt test uygulanmıştır. Sonuç olarak; PKİİB ile SBDÖ total puanları arasındaki ilişki, TEDİL ile PKİİB total puanları arasındaki ilişki ve TEDİL alıcı dil alt test puanları ile SBDÖ puanları arasındaki ilişki anlamlı olarak elde edilmiştir (p<0,05). Uygulanan SBDÖ ve BOT-2 alt testleri arasında istatistiksel açıdan bir ilişki saptanmamış olup PKİİB total puanları ile BOT-2 "Manual Dexterity" alt test puanları arasındaki ilişki anlamlı olarak elde edilmiştir (p<0,05). BOT-2 ''Manuel Dexterity'' alt test puanları ile TEDİL alıcı dil, ifade edici dil standart puanları ve bozukluk dereceleri arasındaki ilişki anlamlı olarak elde edilmiştir (P<0,05). Koklear implant kullanıcısı okul öncesi çocuklara yönelik belirlenen alanlar arası etkileşimin aynı anda incelendiği bu tarz geniş kapsamlı araştırmanın benzerine literatürde rastlanmamış olup bu çalışmaya yönelik ilk hedefimiz; etkileşim içerisinde olduğu belirlenen alanlara yönelik eğitim programlarının düzenlenmesi, uygulanması ve bu sayede olası problemlerin en aza indirgenmesidir.
Bilateral koklear implant kulllanan çocuklarda lokalizasyon becerisinin araştırılması
Binaural işitme, ses lokalizasyon becerisini üst düzeye çıkararak işitsel sistemin optimum performans göstermesine izin verir. Bilateral koklear implantasyonun ses lokalizasyon becerisinin gelişimini olumlu etkilediği bilinmektedir. Bu çalışma ile eş zamanlı ve ardışık bilateral koklear implant kullanıcılarında ses lokalizasyon becerisini incelemek ve normal işiten yaşıtlarıyla karşılaştırmak, implantlar arası süresi birbirinden farklı olan ardışık bilateral koklear implant kullanıcılarında implantlar arası sürenin ses lokalizasyon becerisi üzerindeki etkilerini araştırmak amaçlanmıştır. Bu amaçla İşitsel Konuşma Sesleri Değerlendirme (Auditory Speech Sound Evaluation, ASSE) test bataryası aracılığıyla katılımcıların ses lokalizasyon becerileri değerlendirilmiştir. Çalışmaya 4-18 yaş arası bilateral eş zamanlı koklear implant kullanıcısı 19, implantlar arası süre 4 yıldan daha kısa olan bilateral ardışık koklear implant kullanıcısı 21, implantlar arası süre 4 yıl ve daha uzun olan bilateral ardışık koklear implant kullanıcısı 19 ve bilateral normal işitmeye sahip 18 çocuk katılmıştır. Katılımcılara sırasıyla Azimut Lokalizasyon Testi ve Interaural Level Difference (ILD) Lokalizasyon Testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, Azimut Lokalizasyon Testi'nde normal işitmeye sahip grubun ses lokalizasyon becerisi ile diğer gruplar arasında, ILD lokalizasyon testinde ise implantlar arası süresi uzun olan çalışma grubu ile diğer grupların ses lokalizasyon becerisi arasında anlamlı fark elde edilmiştir (p<0.005). Bilateral ardışık koklear implant kullanan bireylerde implantlar arası süre ile ses lokalizasyon becerisi arasında korelasyon bulunmuştur (p=0,003; rho= 0,480). Bilateral koklear implant kullanıcısı çocuklarda implantlar arası süre, kronolojik yaş ve lokalizasyon değerlendirmesinde kullanılan kulaklar arası ipucu türünün, ses lokalizasyon becerisini etkileyen önemli faktörler olduğu sonucuna varılmıştır.
Koklear implant kullanan çocuklarda bilişsel beceriler ile okuduğunu anlama becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, koklear implant kullanan okul çağı çocuklarının okuduğunu anlama becerileri ile bilişsel becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışmaya 7-10 yaş aralığında, düzenli koklear implant kullanan, ek engeli bulunmayan, okumayı öğrenmiş, gönüllü 34 çocuk (20 kız, 14 erkek) dahil edilmiştir. Yaş gruplarına göre 7 yaş, 8 yaş, 9 yaş ve 10 yaş olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Çocukların dil becerilerini değerlendirmek amacıyla Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL), sesletim becerilerini değerlendirmek için Sesletim Ses Bilgisi Testi (SST), bilişsel becerilerini değerlendirmek için Weschler Çocuklar için Zeka Ölçeği-4. sürümü (WÇZÖ-4) ve okuma becerilerini değerlendirmek amacıyla Sesli Okuma Becerisi ve Okuduğunu Anlama Testi (SOBAT) uygulanmıştır. Katılımcıların alıcı ve ifade edici dil becerileri ile doğru okuma (ralıcı dil = 0,62, p = 0,001; rifade edici dil=0,649, p = 0,001), okuduğunu anlama becerileri (ralıcı dil = 0,638, p = 0,001; rifade edici dil=0,631, p = 0,001) arasında ve sesletim becerileri ile okuma hızı (r = 0,696, p = 0,001), doğru okuma (r=0,765, p=0,001), akıcı okuma (r = 0,718, p = 0,01), okuduğunu anlama(r=0,723, p=0,001) ve sesli okuma (r = 0,641, p = 0,001) becerileri arasında pozitif yüksek düzeyde ilişki saptanmıştır. Katılımcıların okuduğunu anlama becerisi ile sözel kavrama(r=0,549, p=0,0) çalışma belleği (r = 0,658, p=0,001) ve genel zeka puanı (r = 496, p = 0,004) arasında pozitif orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Ancak okuduğunu anlama becerisi ile işlemleme hızı (r = -0,063, p = 0,472) ve algısal akıl yürütme(r = 0,280, p = 0,156) becerileri ilişkili bulunmamıştır. Koklear implant olma ve özel eğitime başlama yaşları arasında gruplar arası fark bulunmamıştır. Koklear implant kullanan çocukların okuduğunu anlama becerilerini geliştirebilmek için dil becerileri ve çalışma belleği, sözel kavrama gibi bilişsel becerileri de desteklenmelidir.
Koklear implant kullanıcılarında farklı konuşma işlemci modellerinin lokalizasyon ve gürültüde konuşmayı anlama becerileri üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Yalçınkaya, E.; Koklear İmplant Kullanıcılarında Farklı Konuşma İşlemcisi Modellerinin Lokalizasyon ve Konuşmayı Anlama Becerileri Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Odyoloji Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. İleri/çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı olan ve işitme cihazından yeterli yarar sağlayamayan bireylere uygulanan koklear implant (Kİ) sistemleri iç parça ve dış parça olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. İç parçalar derinin altına yerleşmiş iç alıcı ve kokleayı saran intrakoklear elektrot demetini, dış parçalar ise konuşma işlemcisi, konuşma işlemcisi üzerinde bulunan mikrofon ve iletici bobin bölümünü kapsamaktadır. Konuşma işlemcileri, farklı marka ve modellere göre biçim, boyut, yönsellik gibi birçok açıdan değişiklik göstermektedirler. Kİ sistemlerinde tek seçenek olarak uzun yıllardır kullanılan kulak arkası (behind-the-ear; BTE) konuşma işlemcilerine günümüz teknolojisindeki ilerleme ile kablosuz (off-the-ear; OTE) olarak sunulan farklı bir konuşma işlemcisi seçeneği daha eklenmiştir. Bu işlemciler kullanım amacı olarak benzer özelliklere sahip olsalar da dış parçanın başa yerleşim yeri farklılığı göz önüne alındığında mikrofon pozisyonlarının oldukça farklı olduğu göze çarpmaktadır. Bu çalışmada Kİ kullanıcılarında BTE ve OTE konuşma işlemcilerindeki mikrofon pozisyonu farklılığının lokalizasyon ve gürültüde konuşmayı anlama becerisi üzerine etkisi arasındaki farkın araştırılması amaçlanmıştır. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalında koklear implantasyon cerrahisi geçirmiş olan ve Odyoloji Bölümü'nde rutin kontrolleri için başvuran 20-50 yaş arasındaki tek taraflı koklear implant kullanıcısı bireyler gönüllülük esasına dayalı çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların kullandıkları BTE ve OTE model işlemciler esas alınarak iki araştırma grubu oluşturulmuştur. Katılımcıların hali hazırda kullanmakta oldukları kendi konuşma işlemcileri ile lokalizasyon becerilerinin değerlendirilmesi için Audiqueen programı içerisinde bulunan İşitsel Konuşma Sesleri Değerlendirilmesi test bataryası içerisinden Azimut ve ILD Lokalizasyon testleri, konuşmayı anlama becerisi için Türkçe Gürültüde Konuşmayı Anlama Testi (T-HINT) kullanılmıştır. Lokalizasyon teslerinde iki grup arasında anlamlı farklılık gözlenmezken (p>0.05), HINT bulgurlarında GÖNKÖN (p=0.014) ve GİLKÖN (p=0.005) koşullarında gruplar arası anlamlı farklılık gözlenmiş (p<0.05), BTE model konuşma işlemcisi kullanıcılarının daha iyi performans gösterdiği belirlenmiştir. GKLKÖN koşulunda anlamlı farklılık gözlenmezken (p>0.05) BTE model kullanıcılarının daha iyi performans (p=0.09) gösterdiği sonucuna varılmıştır. Tüm katılımcılarda pre-op işitme kaybı ve işitme cihazı kullanım süresi, Kİ kullanım süresi, Kİ olma yaşı gibi değişkenler incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre mikrofon pozisyonundaki farklılığın lokalizasyon test sonuçlarını etkilemediği ancak HINT sonuçlarına göre BTE kullanıcılarının daha iyi performans gösterdiği sonucuna varılmıştır.
The effects of fine structure strategies on pitch and speech perception by cochlear implant users
Cochlear implant (CI) users show close to normal speech understanding performances in quiet listening conditions. However, skills requiring the better use of Temporal Fine Structure (TFS) cues and low frequency (LF) resolution such as speech understanding in noise, pitch perception and music perception are more challenging. Some CI listeners show better performances in the Disharmonic Intonation (DI) test, which is used for pitch perception evaluation. CI users use two different mechanisms to discriminate pitch: Rate Pitch (RP) which is the ability to discriminate pitch changes within the same intracochlear electrode and Place Pitch (PP) which is to discriminate pitch changes by the change of coding place to an adjacent electrode. Most CI speech processing strategies don't convey TFS information, but Med-El's FS coding strategies provide the listener with the TFS information. Previous studies reported that most CI listeners perform poorly in the DI test, whilst there are also performers with normal/close to normal results. This can be related to speech processing strategies of the CIs. Participants were 15 unilateral and 15 bilateral postlingual adult CI users fitted with FS coding strategies. Pitch and speech perception are evaluated with the DI test, words and sentences recognition in quiet and in noise for +10 and +5 signal noise ratio (SNR) and the Matrix test. Overall group showed an average median just noticeable difference (JND) of 33 Hz in the DI test. RP performers had significantly better DI scores than PP performers, 9 Hz vs 148 Hz, respectively. DI scores within the clinical normal zone are achieved by 33.3% and only by RP performers. Group comparisons for RP/PP performers showed statistically significant differences for word recognition scores in noise and for the Matrix test. With the FS coding strategies, RP ability's positive effect on both pitch and speech perception is observed in this study.
Koklear implant kullanan bireylerde spektral ve temporal çözünürlük becerilerinin araştırılması
Koklear implant kullanıcısı bireylerin günlük yaşamdaki iletişim becerilerini etkileyen işitsel performans, temporal ve spektral bilgiyi kodlama yeteneği ile ilişkilidir. Dil edinimi zamanına göre oluşan işitme kaybı, koklear implant kullanıcılarında konuşma algısını şekillendirirken hangi ipuçlarından daha fazla yararlandığı konusunda fikir birliği yoktur. Mevcut çalışmada, prelingual ve postlingual işitme kayıplı koklear implant kullanıcılarının spektral ve temporal çözünürlük becerileri psikofiziksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve bu testlerin, sessizlik ve gürültü koşullarında konuşma algısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Amaç kapsamında çalışmaya 18-55 yaş aralığında koklear implant kullanan 15 postlingual ve 15 prelingual işitme kayıplı birey ve normal işitmeye sahip, aynı yaş aralığında 30 birey dahil edilmiştir. Dahil etme kriterlerini sağlayan tüm katılımcılara sessizlik ve gürültü koşullarında Türkçe Matriks Test (TMT) uygulanmıştır. Spektral çözünürlüğün değerlendirilmesi için Spectraltemporally Modulated Ripple Test (SMRT) ve Easy Quick Spectral Modulation Detection Test (EasyQSMD) uygulanmıştır. Temporal çözünürlüğün değerlendirilmesi için boşluk tespiti paradigmalarından Random Gap Detection Test (RGDT) ve Gaps In Noise Test (GIN); temporal modülasyon eşiğini değerlendirmek için Easy Modulation Detection Threshold Test (EasyMDT) uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, araştırma grupları arasında tüm konuşma testlerinde ve spektral çözünürlük testlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir (p<0,05). GIN testi, 100Hz ve 200Hz modülasyon frekansındaki MDT'ler araştırma grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gösterirken (p<0,05); RGDT ve 10 Hz modülasyon frekansındaki MDT'ler araştırma grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermemiştir (p>0,05). Prelingual işitme kayıplı grup, tüm psikofiziksel değerlendirmede her iki gruptan daha zayıf performans göstermiştir. Postlingual işitme kayıplı grupta spektral çözünürlük test bulguları, sessizlikte konuşmayı ayırt etme puanlarıyla istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon gösterirken (p<0,05) GIN sonuçları gürültüde konuşmayı ayırt etme puanları ile istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon göstermiştir (p<0,05). Prelingual işitme kayıplı grupta ise, yalnızca GIN sonuçları, sessizlikte ve gürültüde konuşmayı ayırt etme sonuçları ile istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon göstermiştir (p<0,05). Bulgular, spektral çözünürlük ile konuşma testleri arasında önceki çalışmalarda elde edilen yüksek korelasyon katsayısı göstermemiştir. Fakat koklear implant kullanıcılarında dil edinimi zamanına göre oluşan işitme kaybı nedeniyle, konuşma kodlaması sırasında farklı ipuçlarından yararlandığı kabul edilebilir. Bireysel bağımsız değişkenler incelendiğinde, koklear implant kullanım süresinin testler üzerinde etkisinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu çalışma, prelingual ve postlingual koklear implant kullanıcılarının spektral ve temporal çözünürlük değerlendirmelerini psikofiziksel olarak birçok alt test ile değerlendirmiş ve ilişkili olduğu durumları bir arada incelemiştir. Anahtar Kelimeler: Spektral çözünürlük, temporal çözünürlük, koklear implant, gürültüde konuşma algısı
İşitme cihazı kullanan çocuklarda cihaz kullanım sorunları
İşitme cihazının doğru kullanımı işitsel gelişim, dil ve konuşma gelişimi, sosyal ve bilişsel gelişim açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı çocukların işitme cihazı sırasında karşılaştıkları sorunları belirlemek ve ebeveynleri işitme cihazı kullanımı hakkında bilinçlendirmektir. Çocuklarda işitme cihazı kullanımında karşılaşılan teknik, bireysel ve sosyal boyuttaki sorunlara dayalı 20 soruluk anket soruları çalışılmıştır. Anket çalışması Bitlis Zirve İşitme Merkezi ve Bitlis Dideban Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde yapılmıştır. Çalışmaya bilateral işitme cihazı kullanan, ek engeli bulunmayan 3-12 yaş aralığındaki çocuklar dâhil edilmiştir. Sorulara verilen cevaplarda yaşa ve cinsiyete göre karşılaştırma yapılmıştır. Yaşa göre karşılaştırma yapılırken 3-7 ve 8-12 yaş gruplaması yapılmıştır. Çalışmaya 29 'u kız ve 31'i erkek olmak üzere 60 kişi dâhil edilmiştir. Başlangıçta çalışmanın 80 kişiye uygulanacağı planlanmış fakat 20 kişi istenilen şartları taşımadığından çalışmaya dâhil edilmemiştir. Çalışmada istatistiksel analizler için IBM SPSS (IBM Corp. Windows için Versiyon 26.0) kullanılmıştır. Elde edilen kategorik veriler sayı ve yüzde istatistikleri ile özetlenmiştir. Kategorik değişkenler arası ilişkiler ise Ki-kare testi ile çözümlenmiştir. Ki-kare çözümlemesinde exact (kesin) p değerleri hesaplanmıştır. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi % 5 olarak kabul edilmiştir. Çalışmamızın sonucunda yaş gruplarına göre yapılan karşılaştırmada, ' İşitme cihazınızı kendiniz takabiliyor musunuz?' ve 'İşitme cihazınızın pillerini kendiniz değiştirebiliyor musunuz? 'sorunlarına verilen cevapların dağılımında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Yaş gurubu ilerledikçe çocukların cihazlarını ve pillerini kendileri takabildikleri sonucuna varılmıştır. Yaş gruplarına göre yapılan karşılaştırmada 'Okulda veya kreşte cihazınızı düzenli olarak takıyor musunuz?' sorusunda da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu soruya 3-7 yaş grubu çocukların çoğunluğu (yaklaşık %74'ü) evet cevabını verirken yaklaşık %26'sı 'bazen ve hayır' cevabını vermişlerdir. 8-12 yaş grubunda bu soruya 'bazen' cevabı veren yoktur ve yalnızca 4 kişi 'hayır' cevabını vermiştir. Buna dayanarak okul veya kreşte işitme cihazını düzenli kullanma davranışı 8-12 yaş grubu çocuklarda daha iyi bir düzeydedir diyebiliriz. Çalışmamızda cinsiyete göre yapılan karşılaştırma sonuçlarında ise anlamlı farklar bulunamamıştır.
Bimodal koklear implant kullanıcılarında, sinyal işleme zaman senkronizasyonunun gürültüde konuşmayı ayırt etmeye etkisi
İşitme kaybının rehabilite edilmesinde kullanılan işitme cihazı amplifikasyonu ve koklear implant uygulaması geliştirilen yeni teknolojiler sayesinde, kullanıcının işitsel ve konuşmayı algılama performansını artırmaktadır. Bimodal kullanıcıların binaural işitmenin sunduğu avantajlardan yararlandığı yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Bu avantajlar her bireyde farklı olabilmektedir. Bunun nedenlerinden biri implante olmayan kulakta var olan rezidüel işitme miktarı ile açıklanmaktadır. Bimodal kullanımda ortaya çıkan sorunlardan bir tanesi bu iki farklı uygulamadan kaynaklı gecikme uyumsuzluğudur. Bu gecikme uyumsuzluğu süresi 3 ile 11ms arasında değişebilmektedir. MED-EL koklear implant teknolojisi yeni işlemci modellerinde kullandığı Tam Bimodal Senkronizasyon özelliği ile işitme cihazında sinyal işleme gecikme uyumsuzluğundan kaynaklanan probleme çözüm aramaktadır. Çalışmamızda Tam Bimodal Senkronizasyon modunun gürültüde konuşmayı ayırt etmeye etkisi değerlendirilmiştir. Çalışmamızda koklear implantlı, bimodal ve Tam Bimodal Senkronizasyon modunda Türkçe Matriks Testi ile değerlendirme yapıldı. Elde edilen kritik Sinyal Gürültü Oranı(SGO) değerleri karşılaştırıldığında; bimodal uyarım ile koklear implantlı kullanım arasında istatiksel olarak anlamlı fark çıktı (p<0,01). Bu sonuçlar literatür de yapılan çalışmaları desteklemektedir. Bimodal uyarım ile Tam Bimodal Senkronizasyon modunda elde edilen kritik SGO değerleri karşılaştırıldığında ise istatiksel olarak anlamlı fark çıkmadı(p=0,204; p>0,05). Ancak Tam Bimodal Senkronizasyon modundaki kritik SGO değerleri bimodal uyarıma göre düşük elde edildi (Koklear implantlı kritik SGO: 18,14±12,89, Bimodal kritik SGO: 9,49±12,25, Tam Bimodal Senkronizasyon modunda kritik SGO: 6,26±8,45). Tam Bimodal Senkronizasyon modunda serbest alanda sessizlikte yapılan Konuşmayı Ayırtetme(Speech Diskriminasyon=SD) testinden elde edilen skorlar, koklear implantlı ve bimodal uyarımda yapılan SD skorları ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark çıktı (p=0,001; p<0,01). Tam Bimodal Senkronizasyon modunda SD skorlarının yükseldiği gözlendi. Aynı şekilde koklear implantlı ve bimodal uyarımda yapılan SD skorları karşılaştırıldığında istatiksel olarak anlamlı fark çıktı(p=0,001; p<0,01). Çalışmanın sonuçları gürültüde ve sessizlikte Tam Bimodal Senkronizasyon modunun konuşmayı ayırt etme yeteneğini artırdığı yönündedir. Ancak çalışmadaki sınırlılıklar nedeniyle daha fazla araştırmanın yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Koklear implant, işitme cihazı, bimodal uyarım, Tam Bimodal Senkronizasyon, kritik SGO, Türkçe matriks testi
Kronik otitis media hastalarında video head impulse ve suppression head impulse testi
Kulak burun boğaz hastalıkları içerisinde en fazla görülen kulak hastalıklarından birisi olan kronik otitis media (KOM), kronik işitme kayıplarının en önemli sebeplerinden biridir KOM, orta kulak ve temporal kemiğin havalı boşluklarını kaplayan mukozanın 3 aydan uzun süren inflamasyonudur. KOM kokleada yapısal ve fonksiyonel hasarlara sebep olmaktadır. KOM sonucu oluşan enflamatuar mediatörler ve bakteri ürünleri, yuvarlak pencereden yolu ile labirentin içine ilerleyerek korti organına ve kokleadaki işitme ile ilgi yapılara hasarlar verebilmektedir Hastalarda anatomik yakınlığı sebebiyle vestibüler sistem yapılarının etkilenmesi sonucu baş dönmesi ve denge sorunlarıda görülmektedir. KOM hastalarında vestibüler etkilenimi ve hasarı değerlendirmek için videonistagmografi (VNG), kalorik test, vestibüler uyarılmış potansiyeller (VEMP) testleri kullanılmaktadır. Fakat bu testlerin klinik olarak uygulanmasında bazı zorluklar ve kısıtlılıklar mevcuttur. Vestibüler sistem fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılan video head impulse testi (VHIT) kullanım kolaylığı ve vestibüler sistem hakkında verdiği önemli bilgilerden dolayı son yıllarda giderek artan oranlarda kullanılmaktadır. VHIT testi vestibüler sistemde yer alan üç semisirküler kanal (SSK)'ın fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılır. VHIT testi orta kulak patolojilerinden etkilenmediği için KOM hasta grubunda kullanım konusunda diğer testler gibi sınırlılıkları yoktur. Çalışamızda KOM hastalarında VHIT ve SHIMP sonuçlarını değerlendirmeyi ve denge bozuklukları arasındaki korelasyonu araştırmayı amaçladık. Çalışmamızda, beklediğimiz gibi hasta grubundaki olguların sağ ve sol kulak hava yolu 250 Hz, 500 Hz, 1000 Hz, 2000 Hz, 4000 Hz, 6000 Hz ve 8000 Hz değerleri kontrol grubundakilere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (sırasıyla; p=0,001; p=0,001; p=0,001; p=0,001; p=0,001; p=0,001; p=0,001; p<0,01). KOM hastaları ile kontrol grubunda lateral kanalda kazanç kaybı gözlenmedi. Ayrıca gruplara göre olguların Video Head İmpulse testi Gainleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı (p>0,05). Hastaların Sol Lateral Gain ölçüm değerleri ortalaması 0,86±0,06, Sağ Lateral Gain ölçüm değerleri ortalaması ise 0,89±0,06 bulunmuştur. SHIMP testinde hasta grubundaki olguların Sol ve sağ Lateral Gain ölçüm değerleri kontrol grubundakilere göre istatistiksel olarak anlamlı seviyede yüksek saptanmıştır (p=0,001; p=0,007; p<0,01). Çalışmamızda VHIT testinde overt ve covert sakkad görülmemiş olup SHIMP testinde kontrol grubundaki olguların sol ve sağ lateral overt saccade amplitude ölçüm değerleri hasta grubundakilere göre istatistiksel olarak anlamlı seviyede yüksek saptanmıştır (p=0,001; p=0,004; p<0,01). Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz bulgulara göre kronik otit hastalarında kontrol grubuyla karşılaştırıldığında lateral kanal ortalama kazançları anlamlı olarak farklılık oluşturmadı. Hastaların kontrol grubuyla karşılatırıldığında lateral kanal ortalama kazançlarında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmasa da kronik otit hastalarında bu kanalların da etkilenebileceği düşünülmektedir. Kronik otit hastalarında vestibüler kanallar tek tek ve her kanal için VOR kazanç değerlerinin hesaplandığı bu çalışmamızın kronik otitis media tanılı hastalarda v-HIT testinin etkin olarak kullanılması için yol gösterici bir çalışma olduğu düşünülmektedir.
İşitme cihazı kullanan hastaların cihaz memnuniyetinin ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
İşitme kayıpları, insanlarda doğuştan meydana gelebilecek bir durum olmasının yanı sıra yaşamlarında sonradan da ortaya çıkabilen bir durumdur. İşitme kaybı, yaşlılık, gürültüye maruz kalma, çeşitli travmalar sonrasında meydana gelebilmektedir. Her işitme kaybı olan kişi, işitme cihazı kullanma adayıdır. İşitme kaybı hastalarının birçoğu işitme cihazını kullanmazken bir kısmı da işitme cihazı kullanımından oldukça memnun kalarak hayat kalitelerinin yükseldiğini belirtmektedirler. Bu çalışmada ilk olarak işitme olgusu, kulak anatomisi ve fizyolojisi, dış kulak yapısı, orta kulak yapısı, iç kulak yapısı, işitme fizyolojisi, işitme kaybı ve düzeyleri, türleri ele alınmıştır. Ardından işitme kaybı türlerine yönelik bilgiler verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde işitme cihazları kapsamında bilgiler verilmektedir. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 141 kadın 159 erkek olmak üzere toplam 300 katılımcı katılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda katılımcıların İşitme Cihazı Memnuniyet Düzeyleri ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda bireylerin yaşam kaliteleri ile kullandıkları cihaz türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin işitme cihazı deneyim süresi, günlük işitme cihazı kullanım süresi ve işitme kaybı dereceleri ile işitme cihazı memnuniyet düzeyleri ve yaşam kalitesi arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
5– 12 yaş aralığındaki işitme kayıplı çocukların fonolojik ve bellek durumlarının betimlenmesi
ÖZET İşitme kayıplı çocuklar çeşitli nedenlerle, bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen düzeyde anlamlı farklılık gösteren bireylerdir. Rehabilitasyon Merkezinde eğitim alan ve cihaz kullanan işitme kayıplı çocukların, akranlarından yaşadıkları farklılıkları ve maruz kaldıkları sıkıntıları gözler önüne sererek ve öneriler sunarak topluma fayda sağlaması amacı ile bu araştırma yapılmıştır. Bu araştırma 5-12 yaş arasında işitme kayıplı çocukların fonolojik ve bellek durumlarının betimlenmesini araştırmak için gerçekleştirilmiştir. Araştırma İstanbul'un Bağcılar İlçesinde Anaeli Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde eğitim alan 44 işitme kayıplı çocuklar üzerinde yapılmıştır. Veriler elde edilirken 4 değerlendirme testi işitme kayıplı engel grubuna uygulanmıştır. Yapılan araştırmada, niceliksel araştırma yöntemlerinden betimsel yöntem tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubunda yer alan işitme kayıplı çocuklara Ankara Artikülasyon Testi, Peabody Resim-Kelime Testi, ROSS Bilgi İşlemleme ve Değerlendirme Testi ve Raven Renkli Progresif Matrisler Testleri uygulanmıştır. Yapılan Ankara Artikülasyon Testinin sonucuna göre; işitme kayıplı çocukların kronolojik yaşları ile test yaşlarında istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş olduğu saptanmıştır (P<0,05). Yapılan Peabody Resim-Kelime Testinin sonucuna göre; işitme kayıplı çocukların kronolojik yaşları ile alıcı dil yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş olduğu saptanmıştır (P<0,05). Yapılan Ross Bilgi İşlemleme ve Değerlendirme Testinde ve Raven Renkli Progresif Matrisler Testinin sonuçlarına göre; işitme kayıplı çocuklarda cinsiyete göre anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (P<0,05). Sonuç: İşitme kaybının çocuklarda artikülasyon, dil gelişimleri ve alıcı dil becerilerine de olumsuz yansımalarının olduğu saptanmıştır. Bilgi işlemleme, düşünme becerileri ve zeka seviyelerinin işitme kaybına ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Yapılan bu araştırmada işitme kayıplı çocuklarda cinsiyete göre bilgi işlemleme, düşünme becerileri ve zeka seviyelerinde anlamlı bir fark bulunmamış olsa da erkeklerin kadınlara göre daha düşük puanlar olduğu saptanmıştır. İşitme kaybı gibi risk faktörü olan çocuklarda; dil gelişimlerine, artikülasyon bozukluklarına ve alıcı dil gelişimlerine yönelik testler işitme kaybı tanısı konulup işitme cihazı veya cochlear implant kullanılmaya başladığı zaman alanında uzman kişilerce yapılmalıdır. Yapılan tarama ve değerlendirme programının sonuçlarına uygun olarak çocuklar ve ebeveynler doğru bir şekilde bilgilendirilerek ve yönlendirilerek uygun terapi eğitimine en kısa sürede başlamaları sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: İşitme kaybı, bellek durumu, çocuklarda işitme kaybı
Uzaktan eğitimde (EBA VB.) işitme cihazı kullanan çocukların yaşadığı problemler
Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan işitme kaybına ek olarak yaşanılan bir diğer problem ise dil ve konuşma geriliği olabilmektedir. İşitme kaybının ortaya çıktığı döneme bağlı olarak yaşanacak dil gelişimindeki gerilik çocuğun sosyal yaşamında ve eğitim hayatında başarısızlıklara yol açabilmektedir. Prelingual, perilingual ve postlingual dönem olmak üzere bu üç dönemde karşılaşılan işitme kaybının tipi, derecesi ve unilateral/bilateral olması da önem taşımaktadır. Prelingual dönemde ortaya çıkabilecek ve dilin karakteristik özelliklerinin öğrenilmeyecek derecedeki işitme kaybı, perilingual dönemde okadar etkili olmamaktadır. Fakat yine de dil yaşı ile kronolojik yaş arasında bir farka sebep olmaktadır. Postlingual dönemde ortaya çıkan işitme kaybında ise dil ve konuşma gelişimi açısından en az etkilenme olmaktadır. Artikülasyon ve/veya ritim bozuklukları görülebilmektedir. Hangi dönemde ortaya çıktığı fark etmeksizin işitme kaybı olan çocukların erken bir şekilde cihazlandırılmaları gerekmektedir. Kulak gelişimi tamamlanmamış olan pediatrik grup için en uygun cihaz tipi kulak arkası (BTE) işitme cihazlarıdır. Ailenin maddi durumu ve bilinç seviyesine göre bilateral işitme cihazı kullanımı oldukça önemlidir. Sürekli kontroller ile cihaz ayarlaması ve cihazdan aldığı faydanın saptanması gereken pediatrik grupta işitsel rehabilitasyon da büyük önem arz etmektedir. İşitme cihazı veya başka bir yardımcı cihaz kullanan çocuklar için eğitim hayatı diğer çocuklara göre zor iken bide dönem koşullarından dolayı ortaya çıkan uzaktan eğitim faktörü vardır. Amaç: Uzaktan eğitim de çocuklar televizyon, bilgisayar, tablet veya telefon gibi teknolojik aletler vasıtası ile bir eğitime tabii tutulmaktadır. Çalışmamızda ise uzaktan eğitimde işitme kaybına sahip çocukların yaşadığı problemler ele alınmaktadır. Hastalar ve Yöntem: Çalışmaya bilateral sensörinöral işitme kaybı olan ve bilateral işitme cihazı kullanan, 7-14 yaş aralığında 100 çocuk dahil edilmiştir. Son 6 ay içerisinde işitme testi yapılan çocuklara araştırmacının hazırladığı 20 soruluk anket uygulanmıştır. Uygulanan anketten toplanan veriler SPSS (Statistical Program in Social Sciences) 25 programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: İşitme kaybı derecelerine göre derste konuşulanları anlama(p=0,001), öğretmeni görmeme kaynaklı sorun (p=0,001), derste konuşan sayısının etkisi (p=0,001), arkadaş iletişimi (p=0,037), derste soru cevap (p=0,001), derste davranış (p=0,001), derse girme isteği (p=0,001), isteksizlik nedeni (p=0,001), uzaktan eğitim dönemi davranış durumu (p=0,001) dağılımlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. İşitme kaybı başlama zamanı için (prelingual, perilingual, postligual) derste konuşulanları anlama (p=0,027), arkadaş iletişimi (p=0,001), derste davranış (p=0,001), ders başarı değişimi (p=0,001), derse girme isteği (p=0,003), isteksizlik nedeni (p=0,001), uzaktan eğitim dönemi davranış durumu (p=0,001) dağılımlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. İşitme cihazı kullanmaya başlama zamanı için (tanıdan hemen sonra, tanıdan birkaç sene sonra, tanıdan çok sonra) öğretmeni görmeme kaynaklı sorun (p=0,0043), derste konuşulanları anlama (p=0,020), arkadaş iletişimi (p=0,016), derste soru cevap (p=0,001), derste davranış (p=0,001), ders başarı değişimi (p=0,001), derse girme isteği (p=0,001), isteksizlik nedeni (p=0,001) dağılımlarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç: İşitme kaybı derecesi, işitme kaybının başlama zamanı ve işitme cihazının kullanılmaya başlama zamanına göre anlamlı farklılıklar bulunurken yaş ve cinsiyet faktörüne göre anlamlı farklılık bulunamamıştır. Literatürde yüz yüze eğitim ve uzaktan eğitimde işitme kayıplı bireylerin yaşadığı problemlere fazla değinilmediği için literatüre ışık tutmak amaçlanmaktadır.
İşitme cihazı kullanan hastalarda cihaz memnuniyetinin APHAB anketi ile değerlendirilmesi
Amaç: İşitme cihazı kullanan bireyler çoğu zaman kullandıkları cihazdan yeterli verimi alamamaktadırlar. Bu sebeple işitme cihazı kullanan bireylerin kullandıkları cihazdan ne kadar memnun olduklarının araştırılması önemlidir. Bu çalışmanın amacı; farklı düzeylerde işitme kaybı olan ve cihaz kullanan hastaların cihaz kullanımı ve memnuniyetini değerlendirmektir. Yöntem: Bu araştırma içerisinde işitme cihazlarının memnuniyetinin değerlendirilebilmesi adına 24 sorudan meydana gelen Abbreviated Profile of Hearing Aid Benefit (APHAB) anketi uygulanmıştır. Araştırma farklı tiplerde ve derecelerde işitme kayıpları yaşayan 70 kişiye uygulanmıştır. 33 erkek, 37 kadın katılımcının katılmış olduğu bu çalışmada katılımcıların yaşları 18 ve üzeridir. Araştırmaya dâhil olan 30 kişi yalnızca tek kulakta, geri kalan 40 kişi çift kulakta işitme cihazlarını kullanmaktadırlar. Uygulanmış olan anketin sorularına verilmiş olan cevaplar 1-7 puan arası Likert ölçek ile değerlendirilmiş ve yüksek puan alanların cihazdan daha fazla memnuniyet sağladığı görülmüştür. Bulgular: Sağ kulağında işitme cihazı kullanan kişilerin almış oldukları puanların 3.20-4.81 bandında, sol kulağında işitme cihazı kullanan kişilerin almış oldukları puanların ortalaması ise 3.20-4.81 arasında, çift taraflı işitme cihazı kullananların aldıkları puan ortalaması 3.14-6.04 arasındadır. Tek taraflı işitme cihazı kullanılacaksa sağ veya sol kulak olması arasında fark bulunmamaktadır. Çift taraflı işitme cihazı kullanan kişilerin memnuniyet puanları tek taraflı işitme cihazları kullanan kişilere göre daha yüksektir. İşitme kaybı tipleri arasında işitme cihazından sağlanan memnuniyet açısından herhangi bir fark bulunmamıştır. Sonuç: İşitme kaybının derecesi çok hafif dereceden ileri dereceye doğru ilerledikçe memnuniyetin azaldığı görülmektedir. Tek taraflı cihaz kullanılacaksa sağ veya sol kulak olması arasında herhangi bir fark olmadığı görülmektedir. Çift taraflı işitme cihaz kullanımında hasta memnuniyeti daha fazla artmaktadır.