Cognitive functions

190 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden yavaş bilişsel tempo kliniği olan çocuklarda duygu düzenleme güçlüklerinin araştırılması

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'na veya Yavaş Bilişsel Tempo kliniğine sahip çocuklarda sosyal işlevsellikte bozulmalar ve bunun bir aracısı olabilecek duygu düzenlemede problemler yaşanabilmektedir. Çalışmamızda, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısına eşlik eden Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin duygu düzenlemede rolü olan duygu tanıma/anlama,duygusal reaktivite/olumsuzluk/değişkenlik, duyguayarlama,empati/katı-duygusuz özellikler açısından incelenmesi ve ileride tedavi planlamasına yol gösterebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Çocuk Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvuran olgular arasında içleme ve dışlama kriterlerini karşılayan, 8-12 yaş aralığında olan, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı 30 çocuk ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'na Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin eşlik ettiği 20 çocuk olmak üzere iki farklı grup şeklinde dizayn edilmiştir. Kullanılan psikiyatrik değerlendirme ve ölçüm araçları; Barkley Çocuk Dikkat Anketi, Duygu Ayarlama Ölçeği, Çocuk ve Ergenler için Empati Ölçeği Türkiye Formu, Hollinngshead-Redich Ölçeği, Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Formu-Şimdi ve Yaşam boyu Şekli DSM-5 - Türkçe Uyarlaması, Klinik Global İzlenim Ölçeği, Sözel Olmayan İpuçlarını Algılama Becerilerini Değerlendirme Aracı-Yüz ifadeleri alt alanı, Çocuk ve Ergenlerde Yıkıcı Davranım Bozuklukları İçin DSM-IVe Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği – Turgay, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu ve Sosyodemografik Veri Formu'ndan oluşmaktadır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'na Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin eşlik ettiği grubun, sadece Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan gruba göre, duygu düzenlemenin duygu ayarlama ölçeği duygu ayarlama alt ölçeği puanları ve empati ölçeği puanları bakımından ayrıştığı saptanmıştır. Gruplar arasında dikkat eksikliği baskın görünüm DEHB kontrol edildiğinde de, duygu ayarlama ve empati bileşenleri Yavaş Bilişsel Tempo kliniğinin eşlik ettiği grupta anlamlı farklılaşmıştır.

BilişBilişsel işlevlerDuygu düzenleme+2
Meriç Meriçli
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVID-19'u hafif geçirmiş kişilerde bilişsel fonksiyonların serum BDNF düzeyleri ile ilişkisi

Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19) pandemik bir hastalık olup, hastalığın uzun vadeli sonuçları ile ilgili literatür bilgileri halen kısıtlıdır. Son zamanlarda hastalığın uzun vadede bilişsel fonksiyonlara olan etkileri üzerine yapılan çalışmalar artmış, hastalığı hafif geçiren kişilerde bile bu etkilerin ortaya çıkabildiği gösterilmiş, çeşitli mekanizmalar ileri sürülmüş ancak hiçbiri tam olarak kanıtlanamamıştır. Çalışmamızda bu bilişsel etkilerin mekanizmasını aydınlatmak amacıyla Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19)'u hafif geçirmiş kişilerdeki bilişsel fonksiyonların nöropsikiyatrik testlerle değerlendirilmesi, serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeylerinin ölçülmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza, Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19)'u hafif derecede geçirmiş 54 kişi ve yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi (BKİ), eğitim düzeyi ve sigara kullanımı açısından eşleştirilmiş 36 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Her iki gruba da bilişsel fonksiyonların ölçülmesi amacıyla nöropsikiyatrik testler olan Stroop Testi TBAG Formu ve Görsel İşitsel Sayı Dizileri Testi B Formu uygulanmıştır. Tüm katılımcıların Enzyme-Linked Immunosorbent Assay (ELISA) yöntemi ile venöz kandan serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeyleri çalışılmıştır. Vaka grubunda, sağlıklı kontrol grubuna göre nöropsikiyatrik test puanlarının çoğunda anlamlı olarak bilişsel düşüşü ifade eden farklılık saptanmış ve Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19)'u hafif geçiren kişilerde dahi bilişsel bozulmaların olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeyleri vaka grubunda daha düşük bulunsa da her iki grup arasında anlamlı bir farklılık saptanmamış, vaka grubunda Serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeyleri erkek cinsiyette kadın cinsiyete göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuş ve hastalığı geçirmiş özellikle erkek cinsiyetteki kişilerde Serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeylerinin daha geniş popülasyonlarda çalışılması gerektiği düşünülmüştür. Anahtar kelimeler: COVID-19, BDNF, Bilişsel

BilişBilişsel işlevlerCOVID 19+3
Biçem Demir
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ötimik dönemdeki erkek bipolar bozukluk hastalarında serum progesteron ve allopregnanolon düzeylerinin bilişsel işlevler, kaygı düzeyi, uyku kalitesi ve serum bdnf düzeyi ile ilişkisi

Bipolar bozukluk duygudurum atakları ile seyreden, ara dönemlerde de kalıcı semptomları olan kronik gidişli bir psikiyatrik bozukluktur. Bipolar bozukluğun ötimik döneminde bilişsel bozulma, subsendromal anksiyete belirtileri, uyku bozukları gibi kalıntı belirtilerin olduğu bilinmektedir. Bipolar bozukluğun patofizyolojisinde nörosteroidlerin rolünü anlamaya yönelik literatürde yapılmış az sayıda çalışma bulunmaktadır. Çalışmamızda bipolar bozukluğun kendisinin ve kalıntı belirtilerinin serum allopregnanolon, progesteron düzeyi ile olan ilişkisini ve serum allopregnanolon düzeyinin serum Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) düzeyi ile olan ilişkisini incelemeyi amaçladık. Çalışmamıza, bipolar bozukluk tanılı ötimik dönemdeki 41 erkek hasta ile yaş, beden kitle indeksi (BKİ) ve sigara kullanımı açısından eşleştirilmiş 40 erkek sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan tüm bireylere nöropsikiyatrik testler olan Stroop testi, Görsel işitsel sayı dizileri testi B formu, işaretleme testi ve Beck Anksiyete ölçeği, Pittsburgh uyku kalitesi indeksi uygulanmış olup, tüm katılımcılardan 5-7 ml periferik venöz kan alınmıştır. Tüm katılımcıların serum allopregnanolon, progesteron ve BDNF düzeylerinin ölçümü yapılmıştır. Çalışmamızda serum progesteron, allopregnanolon düzeyleri bipolar hastalarda daha düşük görülmüş olup, uzamış hastalık süreleri ile allopregnanolon düzeyinin azaldığı görülmüştür. Tüm katılımcıların nörobilişsel test performanslarının allopregnanolon düzeylerindeki yükselme ile korele olarak daha iyi olduğu sonucu elde edilmiştir. Serum BDNF düzeylerinin gruplar arasında benzer olduğu, bipolar hastalarda hastalık süresiyle progesteron ve BDNF seviyelerinin arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Çalışmamızın sonuçları, allopregnanolonun bipolar bozukluğun etiyolojisinde endojen bir duygudurum düzenleyici olarak görev yaptığı hipotezini desteklemektedir. Ayrıca allopregnanolonun duygudurum bozukluklarının bilişsel bozulmasında önemli bir araştırma alanı olduğu düşünülmüştür. Çalışmamızda allopregnanolon düzeyi ile uyku kalitesi, anksiyete belirtileri ve serum BDNF düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki görmemiş olmamıza rağmen allopregnanolonun bu parametreler ile ilişkisinin ileri araştırmalar için değerli bir alan olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Bipolar bozukluk, Allopregnanolon, Progesteron, BDNF, Biliş, Uyku, Anksiyete

AllopregnanolonAnksiyeteBilişsel işlevler+4
Mihrali Karademir
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ve öz yönetimi etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Multipl Skleroz, merkezi sinir sisteminde demiyelinizasyon ve aksonal hasarla giden, kronik, inflamatuar, otoimmün, nörodejeneratif hastalıktır. Motor, duyusal, görsel, bilişsel, genitoüriner, nöropsikiyatrik semptomatolojiye sahiptir. Bilişsel fonksiyonlarda koruyucu rolü, beyindeki global ve fokal atrofilere olumlu etkileri gösterilen kognitif rezerv, patolojinin etkileriyle başa çıkabilmede alternatif beyin ağları veya kognitif stratejiler kullanabilme yeteneğidir. Kronik hastalık süreçlerindeki stratejilerden öz yönetim; semptomlar, tedavi, fiziksel ve psikososyal sonuçlara uyumlanarak bunların yönetilebilmesini kapsamaktadır. Çalışmamızda multipl skleroz hastalarında hastalık öz yönetimi ile dizabilite, kognisyon, kognitif rezerv, yorgunluk, yaşam kalitesi arasındaki ilişkileri değerlendirmeyi amaçladık. Demiyelinizan hastalıklar polikliniğimizde multiple skleroz tanısı ile takipli, dâhil edilme kriterlerini karşılayan, 79 gönüllü hastada yüz yüze görüşme yöntemi ile yapılan kesitsel tipteki çalışmamızda; Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Bilişsel Rezerv İndeksi Anketi, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği, EuroQol Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Kısa Tekrarlanabilir Batarya uygulandı. Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS), Zamanlı 25 Adım Yürüme Testi, Dokuz delikli PEG testi puanlamaları yapıldı. Olgularımızın %92,4'ünde normal kognisyon saptanırken, kognitif bozukluk görülen %7,6'sının tanı yaşları anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır. Kısa Tekrarlanabilir Batarya kapsamındaki diğer testlerle öz yönetim arasında anlamlı ilişki saptanmamasına karşın SDMT puanları ile pozitif yönlü anlamlı ilişki izlendi. Multipl Skleroz Öz Yönetim Ölçeği'nden aldıkları puanlar ile EDSS puanları, Modifiye Yorgunluk Etki Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve hastalık süreleri arasında negatif yönlü; öz yönetim ve EuroQol skorları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki görüldü. Multipl skleroz hastalarında öz yönetime dair kanıta dayalı yöntemlerin geliştirilmesine yönelik kognitif, fiziksel, psikososyal, demografik parametrelerin ele alındığı, çok merkezli çalışmaların yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Multiple skleroz, hastalık öz yönetimi, kognisyon, kognitif rezerv, yaşam kalitesi

BilişBilişsel işlevlerMultipl skleroz+3
Simge Karadeniz
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkin kistik fibrozisli hastalarda ve sağlıklı bireylerde egzersiz kapasitesi, arteryel sertlik ve bilişsel fonksiyonların karşılaştırılması

Erişkin kistik fibrozisde (KF) egzersiz kapasitesi, kas kuvveti, bilişsel fonksiyon ve arteryel sertlik etkilenebilir. Bu çalışmada, erişkin KF hastaları ve sağlıklı bireylerde solunum fonksiyonu, solunum ve periferal kas kuvveti, egzersiz kapasitesi, egzersiz kas oksijenasyonu, arteryel sertlik, anksiyete, depresyon, bilişsel fonksiyon, uyku ve yaşam kalitesinin karşılaştırılması ve parametreler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlandı. Çalışmaya 24 erişkin KF'li birey ve 22 sağlıklı birey katıldı. Solunum fonksiyonu, solunum ve periferal kas kuvveti, egzersiz kapasitesi (6 dakika yürüme testi [6DYT]), kas oksijenasyonu (SmO2, total hemoglobin), arteryel sertlik, anksiyete ve depresyon (Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği [HADS]), bilişsel fonksiyon (Mini Mental Durum Testi [MMDT] ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Testi [MoCA], fiziksel aktivite, uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi), yaşam kalitesi (Yeniden Düzenlenmiş Kistik Fibrozis Anketi ve Nottingham Sağlık Profili [NSP]) ile değerlendirildi. Erişkin KF'li bireylerde solunum fonksiyonları, quadriseps kas kuvveti, 6DYT mesafesi ve SmO2 değerleri, MoCA ve MMDT puanı sağlıklı bireylerin değerlerinden anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). Erişkin KF'li bireylerin agumentasyon indeksi değeri, NSP fiziksel mobilite puanı, sağlıklı bireylere göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Erişkin KF'de AIx@75 ile toparlanma SmO2 ve yaşam kalitesi ilişkiliydi; PWV ile solunum fonksiyonları ve yaşam kalitesi arasında korelasyon vardı (p<0,05). Erişkin KF'de arteryel sertlik, bilişsel fonksiyon, egzersiz kapasitesi ve kas oksijenasyonu etkilenmektedir. Toparlanmada düşük kas oksijenasyonunda arteryel sertliğin belirleyici bir faktör olabilir. Pulmoner rehabilitasyon programı belirlenirken, kas oksijenasyonu, bilişsel fonksiyon ve arteryel sertlik göz önünde bulundurulmalıdır.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifBilişsel işlevlerEgzersiz testi+3
Zeynep Soyoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Nikotinamid ribozid uygulamasının alzheimer hayvan modelinde bilişsel ve davranışsal belirtilere etkisi ve mitofaji ile ilişkisi

Alzheimer hastalığında (AH) görülen nöropsikiyatrik belirtiler hem hastalar hem de bakımverenler için zorlayıcıdır. AH'nin nöropsikiyatrik belirtilerinden olan depresyon hem klinik özellikleri hem de tedaviye yanıt açısından major depresyondan farklıdır. Antidepresanların Alzheimer hastalarında bilişsel belirtilere eşlik eden depresyonun tedavisinde umulan faydayı göstermemesi, Alzheimer hastalığındaki depresif belirtilerin mekanizmasının diğer depresyon sendromlarından farklı olduğu düşündürmektedir. Alzheimer hastalığının oluşumunda ve sürdürülmesinde mitokondriyal işlevlerde bozulmanın kritik bir rolü olduğu düşünülmektedir. Hasarlı mitokondrilerin seçici olarak ortadan kaldırılması anlamına gelen 'mitofaji'de bozulma görüldüğü bildirilmektedir. Çalışmalar nikotinamid adenin dinükleotid (NAD+)'yı artırarak mitofajiyi indüklemenin amiloid β (Aβ) kümelenmesini azalttığını ve AH hayvan modellerinde bilişsel işlevlerde görülen bozulmayı iyileştirdiğini göstermiştir, ancak NAD+'nın AH'ye eşlik eden depresyonun tedavisinde kullanımına yönelik çalışmaya rastlanmamıştır. Bu amaçla tek doz intraserebroventriküler (ICV) Aβ1-42 enjeksiyonu yapılan sıçan AH modelinde, NAD+ öncülü olan nikotinamid ribozidin (NR) hem bilişsel hem de nöropsikiyatrik belirtilere etkisinin değerlendirildiği bir çalışma yapılması amaçlanmıştır. AH modelinde sıçanlar, bellek işlevlerinde bozulmanın yanı sıra nöropsikiyatrik belirtilere benzer şekilde depresyon benzeri davranış göstermişlerdir. Yirmi üç gün boyunca orogastrik gavaj yoluyla 700 mg/kg NR verilen sıçanlarda tedavi verilmeyen (Aβ+salin) gruba göre bellek işlevlerinin daha iyi olduğu, depresyon benzeri davranışın daha az, agresyon skorlarının daha düşük ve kilo alımının daha yavaş olduğu gösterilmiştir. Bu çalışma Alzheimer hastalığı modelinde görülen nöropsikiyatrik semptomların ve bilişsel kötüleşmenin tedavisinde bir NAD+ öncülü olan NR'nin etkili olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Alzheimer hastalığı, Nöropsikiyatrik belirtiler, Mitofaji, NAD, Nikotinamid ribozid

Alzheimer hastalığıBiliş bozukluklarıBilişsel işlevler+5
Aslı Aytulun
Hacettepe University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sistemik lupus eritematozus hastalarında bilişsel işlevlerin değerlendirilmesi ve bilişsel işlevler ile otoantikorlar ve beyin görüntüleme bulguları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada nöropsikiyatrik sistemik lupus eritematozus (NPSLE) hastalarının bilişsel işlevler açısından değerlendirilmesi ve bilişsel işlevler ile otoantikorlar ve beyin görüntüleme bulguları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 24 NPSLE hastası ve 12 sağlıklı kontrol alınmıştır. Hastalar ve kontroller Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal 5. El Kitabı (DSM-5) için Yapılandırılmış Klinik Görüşme Formu (The Structured Clinical Interview for DSM-5® (SCID-5)) ile değerlendirilmiş, her iki gruba bilişsel test bataryası, volümetrik manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve difüzyon tensör görüntüleme (DTG) uygulanmıştır. Hasta grubundan anti-ribozomal P proteini için kan alınmıştır. Volümetrik MRG için voksel temelli morfometri, DTG için Tract-Based Spatial Statistics (TBSS) yöntemi kullanılmıştır. Uygulanan SCID-5 sonucunda tüm hastalara depresyon tanısı konmuştur. Çalışma sonucunda NPSLE grubunda dikkat, dil becerileri, yürütücü işlevler, görsel-uzamsal beceriler başta olmak üzere birçok bilişsel alanda anlamlı bozukluklar olduğu görülmüştür. Volümetrik ölçümlerde sağ subgenual anterior singulat korteks (sACC) ve serebellum hacimlerinin, DTG açısından karşılaştırıldığında sağ eksternal kapsülün fraksiyonel anizotropi (FA) değerinin hastalarda sağlıklı kontrollere göre anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır. Anti-ribozomal P proteini ve anti-ds DNA düzeyleri ile çalışma belleği, dikkat, yürütücü işlevler arasında negatif bir korelasyon olduğu gösterilmiştir. Kısa süreli belleği, çalışma belleğini, dikkati, bilgi işleme kapasitesini, yürütücü işlevleri değerlendiren bilişsel test sonuçları ile volümetrik MRG ve DTG bulguları arasında korelasyonlar saptanmıştır. Çalışmamız NPSLE'de sağ sACC ve serebellumdaki hacim kaybının ve sağ eksternal kapsülde beyaz cevher bütünlüğündeki bozulmanın bilişsel işlev kayıplarına eşlik ettiğini ve bilişsel işlevlerdeki bozulmanın otoantikor düzeyleri ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

Bilişsel işlevlerGörüntülemeLupus eritematozus-sistemik+1
Tahsin Rollas
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeği'nin sjögren sendromu tanılı bireylerde geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi

Bu çalışma Sjögren Sendromu (SS) tanılı bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği' nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığını belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya 91 birey dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen bireylere geçerliği değerlendirebilmek amacıyla Quality of life questionare for patients with Primary Sjögren's Sydrome (PSSQoL), Health Assessment Questionnaire (HAQ), Short From-36 (SF-36), Hospital Anxiety and Depression Scale (HADS), EULAR Sjogren's Syndrome Patient Reported Index (ESSPRI), EULAR Sjögren's Syndrome Disease Activity Index (ESSDAI) ve Genel Sağlık Anketi (Euro QoL-5D) anketleri uygulandı. İstatistiksel analizler sonucunda BETY Ölçeği ile kullanılan diğer ölçekler arasındaki geçerlik incelendiğinde kolerasyonun r= -0,616 ile 0,766 arasında olduğu saptandı. Ölçeğin güvenirliğini değerlendirmek amacıyla 30 bireye bir hafta sonra aynı ölçekler tekrar uygulandı. Güvenirliği değerlendirmek için test-tekrar test yöntemi kullanıldı ve sınıf içi güvenirlik katsayısı (ICC, %95 güven aralığı) hesaplandı. Spearman kolerasyon analizine göre iki ölçüm arasında (rho=0, 978, p<0,001) güçlü derece kolerasyon bulundu. ICC katsayısı da (0,991, p<0,001) oldukça yüksekti. Bunlara ek olarak iç tutarlık için Cronbach alfa katsayısına (0,913) bakıldı ve ölçeğin iç tutarlılığının yüksek olduğu bulundu. Ölçeğin duyarlılığının belirlenebilmesi için 3 ay sonra bütün ölçekler 30 SS' li bireye tekrar uygulandı. İstatistiksel analiz sonucunda SF-36' nın alt parametresi olan ağrı ile BETY Ölçeği arasında orta derecede anlamlı bir kolerasyon (rho=-0,403, p=0,027) bulunurken diğer ölçeklerle anlamlı düzeyde bir kolerasyon bulunamadı. Bu çalışma sonucunda BETY Ölçeği' nin SS tanılı bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı bir değerlendirme aracı olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Sjögren Sendromu, Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı Ölçeği, geçerlik, güvenirlik, duyarlılık (cevaplılık), romatizmal hastalık

Bilişsel işlevlerDuyarlılıkGüvenilirlik ve geçerlilik+3
Gamze Nur Ahıskalı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alzheimer hastalığı'nın beyin anjiyotensin reseptörleri ile ilişkisi ve anjiyotensin reseptör blokörlerinin bu ilişkiye etkisi

Alzheimer Hastalığı sıklığı giderek artan ve bilişsel işlevlerde azalma ile seyreden etiyolojisi henüz netleşmemiş nörodejeneratif bir hastalıktır. Günümüzde henüz kür sağlayacak bir tedavisi yoktur. Alzheimer Hastalığı (AH) insidansının Anjiyotensin tip 1 reseptör blokör (ARB) kullananlarda daha düşük olduğu çeşitli çalışmalarda gösterildikten sonra, beyin renin-anjiyotensin sistemi (RAS) ve Alzheimer Hastalığı ilişkisi önem kazanmıştır. Beyin renin anjiyotensin sistemi esas olarak üç reseptör alt tipi aracılığıyla hareket eder: AT1R, AT2R ve AT4R. AT1R, inflamasyonu ve oksidatif stresi destekler. AT2R nitrik oksidi arttırır. AT4R, dopamin ve asetilkolin salınımı için önemlidir ve hafıza konsolidasyonuna aracılık ettiği gösterilmiştir. Bu tezde, kognitif olarak normal ve AH olan bireylerin postmortem frontal-korteks beyin örnekleri kullanılarak AH ile ilişkili beyin RAS farklılıklarının incelenmesi, bu farklılıkların beyin oksidatif stresi, inflamasyon, ayrıca amiloid-beta ve tangle patolojileri ile ilişkisi ve son olarak ARB'lerin bu ilişkiye etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Beyin RAS reseptörlerinin gen ve protein ifadeleri, oksidatif stres belirteci olarak protein karbonil seviyeleri ve inflamasyon belirteci olarak IL-6, TNF-α, IFN-γ ve IL-1β seviyeleri ölçülmüştür. Sonuç olarak, Alzheimer hastalarının beyinlerinde AT1R protein seviyeleri daha yüksek bulunmuştur. Beyin AT1R seviyesinin, daha yüksek oksidatif stres ve amiloid-beta skorları ile korele olduğu saptanmıştır. Ayrıca, ARB kullanımı, kognitif olarak normal katılımcılarda daha yüksek AT4R protein seviyeleri ve daha düşük oksidatif stres ve amiloid-beta skorları ile ilişkilendirilmiştir. ARB'lerle tedavi edilen Alzheimer hastalarının beyinlerinde oksidatif stres, inflamasyon veya tangle ve amiloid-beta yükünde anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Bu çalışma, AH ile ilişkili beyin patolojilerinde beyin RAS'ın rolü hakkında literatüre katkı sağlarken, kognitif bozukluğu olmayan bireylerde ARB'lerin olası koruyucu etkilerine AT4R'ün aracılık ediyor olabileceğini göstermiştir.

Alzheimer hastalığıAnjiyotensinlerBeyin+3
Çağlar Coşarderelioğlu Seçer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Multipl skleroz hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin incelenmesi

Multipl Skleroz (MS) hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisini incelemek amacıyla yapılan bu çalışmaya; Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği (EDSS) skoru 0-4 olan, kognitif bozukluğu olmayan, 20-50 yaş arasında 50 MS hastası dahil edildi. Hastalar randomize olarak kontrol ve çalışma grubu olacak şekilde ikiye ayrıldı. Çalışma grubuna 30-45 dakika boyunca kognitif yorgunluğa neden olacak kognitif aktiviteler yaptırılırken, kontrol grubu 30 dakika boyunca dinlendirildi. Her iki gruba da klinik denge değerlendirmeleri, statik postürografi değerlendirmeleri ve kognitif yorgunluk değerlendirmesi uygulamalardan hemen önce ve hemen sonra olmak üzere iki kere uygulandı. Kognitif yorgunluk, Görsel Analog Skala (VAS) ile değerlendirildi. Klinik denge değerlendirmeleri için Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Tek Bacak Üstünde Durma Testi (TBÜDT) kullanıldı. Statik postürografi değerlendirmeleri için ise Modifiye Duyusal İntegrasyon ve Dengenin Klinik Değerlendirilmesi m(CTSIB), Stabilite Sınırları Testi (LOS), Tandem Yürüme (TW), Düz Yürüme (WA), Ritmik Ağırlık Aktarma (RWS) ve Tek Taraflı Duruş (US) kullanıldı. Çalışma grubuna Sözel Akıcılık Testi, MS için Kısa Uluslararası Bilişsel Değerlendirme(BICAMS) ve Paced İşitsel Seri Toplama Testi (PASAT)'ni içeren kognitif aktiviteler uygulandı. Çalışmanın sonunda iki grup karşılaştırıldığında çalışma grubu VAS'a göre kognitif yorgun bulundu (p<0,001). Statik postürografik denge testlerinden m(CTSIB)'de çalışma grubunun ölçümleri sonucunda sert zemin gözler açık, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda postüral salınımın arttığı bulundu (p<0,001, p<0,005, p<0,001). İki grup karşılaştırıldığında ise sert zemin gözler açık, sert zemin gözler kapalı, yumuşak zemin gözler açık ve kompozit skorda farklılık bulundu (p<0,001, p<0,007, p<0,005, p<0,001). LOS'da çalışma grubunun değerlendirmelerinde hareket hızı (MVL) ve son nokta ekskürsiyonda (EPE) artış bulundu (p<0,001, p<0,009). Kontrol grubunun reaksiyon süresi (RT) azalırken, son nokta ekskürsiyonda (EPE) ve maksimum ekskürsiyonda (MXE) artış gözlemlendi (p<0,019, p<0,010, p<0,005). İki grup karşılaştırıldığında ise sadece MXE'de fark gözlendi (p<0,009). TW değerlendirmelerinde hem çalışma grubunda hem de kontrol grubunda sadece hızda artış bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi (p<0,002, p<0,001, p>0,60). WA'da çalışma grubunun adım uzunluğunun arttığı bulundu (p<0,005). Gruplar karşılaştırıldığında sadece adım uzunluğu farklı bulundu (p<0,026). RWS'de kontrol grubunda sadece ön/arka doğrultusundaki on-axis hızında artış bulundu (p<0,012). Gruplar karşılaştırıldığında ise anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). US'de ise kontrol grubunun sağ bacak gözler kapalı pozisyonda fark bulunurken, iki grup karşılaştırıldığında anlamlı bir fark bulunmadı (p≤0,05, p>0,05). Klinik denge değerlendirilmesi için kullanılan FUT'un grup içi değerlendirmesinde çalışma grubunun uzanma mesafesinin azaldığı bulunurken, kontrol grubunun uzanma mesafesi değişmedi (p<0,001, p>0,438). Gruplar karşılaştırıldığında ise fark anlamlıydı (p<0,001). TBÜDT'de çalışma grubunda gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sol bacakta duruş süresinin azalması anlamlı bulundu (p<0,002, p<0,004, p<0,007). Kontrol grubunda, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süresinin artışı istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,02). Gruplar karşılaştırıldığında, gözler açık sol bacakta, gözler açık sağ bacakta, gözler kapalı sol bacakta ve gözler kapalı sağ bacakta duruş süreleri farkı anlamlı bulundu (p<0,001, p<0,001, p<0,004, p<0,001). MS hastalarında kognitif yorgunluğun denge üzerine akut etkisinin ilk defa incelendiği bu çalışma bulguları doğrultusunda, kognitif yorgunluğun kognitif bozukluğu olmayan hastalarda dahi görülebileceği ve dengeyi olumsuz etkilediği gösterildi. Anahtar Kelimeler: Multipl skleroz, kognitif yorgunluk, statik denge, dinamik denge

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel işlevler+3
Kübra Turan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Prematüre bebeklerin gelişimsel sürecinde uyku, duyusal işlemleme ve yürütücü işlevler arasındaki ilişkinin incelenmesi: Düzeltilmiş ilk 1 yaş

Bu çalışmanın amacı (i) prematüre bebeklerde 3. ve 12. aylarda yapılacak değerlendirmelerle gelişimsel süreçlerin parçası olan General Movements (GMs), uyku karakteristikleri, duyusal işlemleme, gelişimsel değerlendirme, yürütücü işlevlerin gelişimini ve farklılıklarını değerlendirmek, (ii) prematüre bebeklerde doğum haftasıyla GMs, uyku, duyusal işlemleme, gelişimsel sonuçlar ve yürütücü işlev ilişkilerini incelemek, (iii) 3. ve 12. ayda uyku ve duyusal işlemleme arasındaki ilişkiyi incelemek, (iv) 12. ayda yürütücü işlevler ve gelişimsel değerlendirmeler arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışma kapsamında 32. hafta öncesi ve sonrası gestasyonel haftaya göre iki gruba ayrılan 81 prematüre bebek, düzeltilmiş 3. aylarında GMs, Genişletilmiş Bebek Kısa Uyku Anketi, Infant Sensory Profile-2 ve Bayley Bebek ve Çocuk Gelişimi Ölçeği – III (Bayley-III) kullanılarak değerlendirildi. Bebeklerin 12. ayda yapılan uzun dönem takiplerinde, yürütücü işlev testi, Genişletilmiş Bebek Kısa Uyku Anketi, Toddler Sensory Profile-2 ve Bayley-III testi uygulanmıştır. 3. ayda yapılan GMs, uyku karakteristikleri, duyusal işlemleme ve gelişimsel değerlendirme sonuçları açısından gruplar arasında fark yoktu (p>0,05). 12.ayda yapılan değerlendirmelerde duyusal işlemleme ve yürütücü işlev değerlendirmeleri arasında fark bulunmazken (p>0,05), grupların uyku karakteristiklerinden gece uyanık kalma süresinin 32 haftanın altında doğan grupta daha yüksek olduğu (p=0,044) ve yine bu grupta Bayley-III kognitif (p= 0,010) ve motor (p=0,006) değerlendirme sonuçlarının anlamlı olarak düşük olduğu bulundu. Erken dönem ayrıntılı GMs analizi sonucunda elde edilen Motor Optimalite Skoru (MOS) ve alt bölümleri, 3. ayda uyku karakteristiklerinden toplam uyku süresi, gece uyanık kalma süresi, uyku pozisyonu ve horlama ile, 3. ve 12. ay Bayley-III motor sonuçlarıyla ve yürütücü işlev değerlendirmelerinden planlama testi sonuçlarıyla ilişkili bulundu (p<0,05). Bebekler 3. ayda duyusal işlemlemelerine göre tipik/atipik olarak ayrıldığında atipik duyusal işlemlemeye sahip bebeklerin gece ve toplam uyku sürelerinin anlamlı olarak kısa olduğu görüldü (p<0,05). Duyusal işlemleme ve uyku değerlendirme sonuçlarının hem 3. ayda hem de 12. ayda birbirleriyle ilişkili olduğu ve 12. ayda gündüz uyku süresinin gece uyanma sayısının, uyku yerinin ve horlama varlığının tipik/atipik duyusal işlemleme süreçleriyle ilişkili olduğu bulundu (p<0,05). Son olarak yürütücü işlev testlerinin Bayley-III kognitif sonuçlarıyla her aşamada olmak üzere, Bayley-III motor ve dil sonuçlarıyla da ilişkili olduğu bulundu (p<0,05). Çalışmamızın sonuçlarıyla birlikte, prematüre bebeklerin erken dönemden itibaren motor gelişiminin yanında uyku, duyusal işlemleme ve yürütücü işlev gelişiminin takibinin önemli olduğu görülmektedir. Erken dönem spontan motor hareketlerin, ileri dönem motor sonuçların yanı sıra kognitif gelişimin ve yüksek kognitif süreçlerin belirleyicisi yürütücü işlevlerin öngörüsünde katkı sağlayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun yanında duyusal işlemleme problemlerine yüksek ihtimalle uyku problemlerinin eşlik edebileceği ve bu problemlerin nörogelişimsel süreçleri olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir.

Bebek-prematürBebeklerBilişsel işlevler+4
Gülsen Sırtbaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demans tanılı bireylerde addenbrooke'un bilişsel değerlendirmesi-III'ün Türkçe kültürel adaptasyonu ile geçerlik ve güvenilirliğinin incelenmesi

Bu çalışma, Addenbrooke'un Bilişsel Değerlendirmesi-III'ün (ACE-III-Tr) demans tanılı bireylerde Türkçe kültürel adaptasyonu ile geçerlilik ve güvenilirliğini incelemek amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 73,89±7,10 olan demans tanısı almış 111 katılımcı dahil edilmiştir. Dahil edilme kriteri olarak Reisberg Global Bozulma Ölçeğine göre en fazla evre 4'te olan demans tanılı bireyler alınmıştır. Ölçeğin yapı geçerliliği Doğrulayıcı Faktör Analizi ve uyum iyiliği indeks değerleri ile incelenmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda faktör yüklerinin istatistiksel anlamlılığı ile uyum iyiliği indekslerinin gösterdiği kabul edilebilir ve iyi uyum düzeyleri ACE-III-Tr ölçeğinin 5 alt boyuttan oluşan faktör modelinin yapısal geçerliliğini desteklemektedir. Mini Mental Durum Testi (MMDT) ve Hızlı Kognitif Değerlendirme Bataryası (Qmci-TR) ölçekleri kullanılarak ölçüt geçerliliği incelenmiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin MMDT ve Qmci-TR ölçekleri ile arasındaki pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki ölçeğin ölçüt geçerliliğine sahip olduğunu göstermiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin güvenilirliği iç tutarlılık ve test-tekrar test güvenilirliği analizleri ile incelenmiştir. ACE-III-Tr ölçeğinin Cronbach Alfa katsayısı 0,884 McDonald's ω katsayısı ise 0,904 bulunmuştur. ACE-III-Tr ölçeğine ait Test-tekrar test güvenilirliği sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) ile değerlendirilmiştir. Ölçek toplamından elde edilen test-tekrar test puan ortalamaları sırasıyla; 51,32±13,94 (22-72) ve 51,08 ± 14,05 (20-71) olarak bulunmuştur. İki farklı zamanda elde edilen ölçek sonuçları arasında korelasyon katsayısının 0,982 (p<0,001) olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar ACE-III-Tr ölçeğinin iç tutarlılık güvenilirliği ve zamana göre değişmezliğinin yüksek olduğunu göstermektedir. Çalışmamızdan elden edilen bilgiler doğrultusunda ACE-III-Tr ölçeğinin demans tanılı bireylerin bilişsel durumlarını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir araç olduğu bulunmuş ve hem klinik hem de araştırma ortamlarında kullanıma uygundur.

BilişBiliş bozukluklarıBilişsel değerlendirme+4
Fatma Nur Kocademir
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yaban mersini meyvesinin bilişsel performans ve ruh hali üzerindeki etkisi: Randomize kontrollü çalışmaların sistematik bir incelemesi

Yaban mersini, bilişsel performans ve ruh hali için faydalı olabilecek polifenoller açısından zengin bir meyvedir. Bu sistematik derleme, yaban mersini tüketiminin insanlarda bilişsel performans ve ruh hali üzerindeki potansiyel etkilerini araştıran randomize kontrollü çalışmalardan elde edilen mevcut kanıtları incelemeyi amaçlamaktadır. Literatür taraması kapsamında 2012 yılı ve sonrasındaki verilere PubMed, Google Scholar, Science Direct gibi arama motorlarından yararlanılarak araştırma yapılmıştır. Çalışmada İngilizce ve Türkçe dilinde yaban mersini, Vaccinium myrtillus L., biliş, bilişsel, nöropsikoloji, demans, Alzheimer, ruh hali, hafıza anahtar kelimeleri kullanılarak randomize kontrollü ve deneysel çalışmalar taranmıştır. Bu sistematik derlemeye yaban mersini tüketiminin biliş ve ruh haline etkisi ile ilgili yapılan ancak randomize-kontrollü olarak yapılmamış, deneysel olmayan ve farklı üzümsü meyve kullanılan makalelerin tamamı dahil edilmemiştir. Sistematik incelemeye dahil etme şartları PICOS (P: Katılımcıların özellikleri, I: Yapılan müdahaleler, C: Kıyaslama grupları, O: Çıktılar, S: Araştırma sonuçları) yardımıyla gerçekleşmiş olup araştırmaya toplam 19 makale tanımlanmıştır. Sistematik derlemeye dahil edilen 10 çalışmada yaban mersini tüketimi yaşlı ve çocuklarda kısa veya uzun süreli hafıza, yürütücü işlev gibi bazı bilişsel performans ölçümlerini iyileştirmede etkili olmuştur. 2 farklı çalışmada genç yetişkin ve ergenlerde yaban mersininin ruh haline olumlu etkisi görülürken; 3 çalışmada katılımcıların (bir çalışma çocuk, 2 çalışma yaşlılar üzerine) duygu durumlarında iyileşme bildirilmemiştir. Bu durum yaban mersininin bilişsel ve ruh hali etki mekanizmasının yeterince bilinmemesinden kaynaklı olabilmektedir. 4 çalışmada ise bireylerde yaban mersini tüketiminin bilişsel gelişmede iyileşme etkisi görülmemiştir. Mevcut kanıtlara dayanarak, yaban mersini meyvesi bazı bilişsel performans ölçümlerini iyileştirebilir. Bununla birlikte çeşitli popülasyonlarda benzer yaban mersini ve tutarlı bir şekilde bildirilen bilişsel performans araçları ile yapılan daha fazla veriye ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Antioksidan, Bilişsel performans, Ruh hali, Yaban mersini.

AntioksidanlarBilişBilişsel işlevler+4
Melis Tokay
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sistemik lupus eritematoz tanılı hastalarda bilişsel egzersiz terapi yaklaşımı ölçeği'nin geçerliği, güvenirliği ve duyarlılığının belirlenmesi

Bu çalışma Sistemik Lupus Eritematoz (SLE) tanılı bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Değerlendirme Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığını incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya dâhil edilen 150 SLE tanılı bireye BETY Ölçeği'nin geçerlik çalışmasında bireyleri değerlendirmek için Lupus Yaşam Kalitesi Ölçeği (Lupus Quality of Life- LupusQoL), Sağlık Değerlendirme Anketi (Health Assessment Questionnaire- HAQ), Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (Hospital Anxiety and Depression Scale- HADS) ve Kısa Form-36 (Short Form 36- SF-36) kullanıldı. BETY Ölçeği'nin diğer ölçekler ile arasındaki korelasyon Spearman's kolerasyon analizi ile incelendi ve r= -0,522 ve 0,735 arasında bulundu (p<0,001). Güvenirlik için test-tekrar test yöntemi ve sınıf içi güvenirlik (Intraclass Correlation Coefficient-ICC) katsayısına bakıldı. Bir hafta aradan sonra 30 bireyin BETY ölçeğine verdikleri yanıtların korelasyonu (r=0,989, p<0,001) ve ICC katsayısı (0,985, p<0,001) oldukça yüksekti. İç tutarlılık için Cronbach's Alpha katsayısına bakıldı ve 0,952 ile ölçeğin iç tutarlılığının da mükemmel olduğu bulundu. Ölçeğin duyarlılığı değerlendirmek amacıyla 3 ay sonra 30 SLE'li hastada BETY ölçeğinin tüm ölçeklerle zamana bağlı değişim korelasyonu incelendiğinde SLE'ye spesifik bir yaşam kalitesi ölçeği olan LupusQoL planlama (rho=-0,529 p=0,003), yakın İlişki (rho=-0,421 p=0,02), vücut imajı parametreleri (r=-0,443 p=0,014) arasında orta düzeyde ilişki bulunurken, diğer parametreleri arasında zayıf ilişki bulundu. Diğer ölçeklerle benzer şekilde orta veya zayıf düzeyde ilişki bulundu. Çalışmamızın sonucunda BETY ölçeğinin SLE'li bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı olduğu sonucuna varıldı. BETY Ölçeği SLE'li bireylerde değerlendirme ve tedaviyi takip aracı olarak tercih edilebilir.

BilişBilişsel gelişimBilişsel işlevler+6
Merve Durmuş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya savaşa ve travmaya maruz kalmış 13-16 yaş aralığındaki 34 mülteci çocuk dahil edildi. Çocuklar rastgele yöntemle müdahale grubu (n=17) ve kontrol grubu (n=17) olarak ikiye ayrıldı. Çocukların bilişsel beceri düzeylerini belirlemek için Loewenstein Ergoterapi Bilişsel Değerlendirme Testi; akademik performanslarını değerlendirmek için Okuma Hızı Testi ve Minnesota Yazı Yazma Testi; yaşam kalitelerini değerlendirmek için Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Her iki gruba yapılan ilk değerlendirme sonucunda müdahale grubuna günde 1 saat olmak üzere, haftada 2 gün toplam 10 hafta bilişsel aktivite eğitimi verildi. İkinci değerlendirmeler müdahale grubu için eğitim seanslarının bitiminde, kontrol grubu için 10. haftanın sonunda tekrarlandı. Çalışmanın sonunda mülteci çocuklara verilen bilişsel aktivite eğitiminin tüm bilişsel beceri parametreleri, akademik performansı yansıtan okuma hızı, yazı yazma becerisi ve yaşam kalitesini pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkilediği bulundu (p<0,05). Bu bulgular ışığında, mülteci çocuklarda bilişsel becerilere yönelik verilen okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesini geliştiren etkili bir ergoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımı olduğu tespit edildi. Bu nedenle mülteci çocuklar için etkili bir rehabilitasyon yaklaşımı olarak ergoterapi programı planlanırken bilişsel becerilerin değerlendirilmesi ve müdahale programına dahil edilmesi oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Mülteciler, Bilişsel İşlev, Bilişsel Terapi, Akademik Performans, Ergoterapi

Akademik başarıBilişBilişsel beceriler+7
Sümeyye Belhan Çelik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 geçiren hastalarda uzun dönemde egzersiz kapasitesi, periferik kas kuvveti, denge, kognitif durum ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Koronavirüs Hastalığı 2019 (COVID-19) enfeksiyonu ile ilgili kanıtlar, şiddetli ve sıklıkla ölümle sonuçlanan multisistemik bir hastalığa işaret etmektedir. COVID-19'da mevcut sınırlı veriler pulmoner ve fiziksel fonksiyonlarda, bilişsel durumda bozulma, düşük yaşam kalitesi ve duygusal problemler olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı; COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş bireyler ile henüz COVID-19 enfeksiyonu geçirmemiş bireylerin egzersiz kapasitesi, periferik kas kuvveti, denge, kognitif durum ve yaşam kalitesini karşılaştırmaktı. Çalışmaya 20 COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş birey ve 20 yaş-cinsiyet olarak uyumlu sağlıklı birey katıldı. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Egzersiz kapasitesi Artan Hızda Mekik Yürüme Testi (AHMYT) ile, denge Zamanlı Kalk Yürü Testi (TUG) ile değerlendirildi. Periferik kas kuvveti için el dinamometresi ile el kavrama kuvveti ölçüldü; quadriceps kas kuvveti değerlendirildi. Katılımcıların yaşam kalitesi SF-36 Kısa Form anketi, kognitif durum Bilişsel Durum Ölçeği (BDÖ), yorgunluk algılaması Yorgunluk Şiddeti Ölçeği (YŞÖ), hareket korkuları Tampa Kinezyofobi Skalası (TKS), ağrı durumları McGill Ağrı Anketi, psikososyal durumları Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HADS) ve nefes darlığı algılaması Modified Medical Research Council dispne skalası (mMRC) ile değerlendirildi. Çalışma sonucunda COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş bireylerin AHMYT mesafesi ve yaşam kalitesi sağlıklı gruba göre daha düşük bulundu (p<0,05). COVID-19 grubunun anksiyete düzeyi, yorgunluk şiddeti, ağrı düzeyi, günlük yaşamdaki nefes darlığı algılaması ve hareket korkusu sağlıklı gruba göre daha fazlaydı (p<0,05). COVID-19 enfeksiyonu geçirmiş bireylerin uzun dönemde bilişsel durumu, periferik kas kuvveti, denge düzeyi sağlıklı grupla benzerdi (p>0,05). COVID-19 enfeksiyonu sonrası uzun dönemde pulmoner rehabilitasyon programları ağrı, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, yorgunluk şiddeti, hareket korkusu ve nefes darlığı algılamasına ve psikososyal durumlarına yönelik multidisipliner bir yaklaşım içinde planlanmalıdır.

Bilişsel işlevlerCOVID 19Denge+7
Melike Şura Öksüz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Alzheimerlı bireylerde bilişsel iletişim bozukluğuna yönelik mobil uyumlu yazılımın geliştirilmesi

Bu çalışmada, Alzheimer hastalığı (AH) olan bireylerde bilişsel iletişim bozukluğuna yönelik yazılımın geliştirilmesi ve bu yazılımın AH'li bireylerin bilişsel iletişim becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışma; uygulamanın geliştirilmesi, bireylerin değerlendirilmesi ve uygulamaya yönelik eğitim verilmesi, evde uygulamanın kullanılması ve tekrar değerlendirilmesi olmak üzere 4 aşamada tamamlanmıştır. Çalışmaya kriterleri sağlayan 32 birey dahil edilmiştir. Randomizasyon ile bu bireyler çalışma ve kontrol gruplarına ayrılmıştır. Her grup; 6 hafif evre, 6 orta evre ve 4 ileri evre olmak üzere toplam 16 katılımcıdan oluşmuştur. Geliştirilen yazılım tabletlere yüklenerek çalışma grubundaki katılımcılara verilmiştir. Kontrol grubundaki katılımcıların sadece farmakolojik tedavilerini almaları; çalışma grubundakilerin ise hem farmakolojik tedavilerini almaları hem de geliştirilen uygulamayı kullanmaları istenmiştir. Uygulama kullanımı öncesi ve sonrası tüm katılımcılar Mini Mental Test (MMT) ve Afazi Dil Değerlendirme Testi (ADD) ile değerlendirilmiştir. Uygulama kullanımı sonrası çalışma grubundaki katılımcıların bakım verenlerine uygulamaya yönelik anket yapılmıştır. Değerlendirme sonuçlarına göre ileri evre bile olsa çalışma grubundaki bireylerin ADD ve MMT sonuçlarına göre bilişsel iletişim becerilerinde olumlu yönde gelişme olmuştur ve anket sonuçları da bu bulguları desteklemiştir. Uygulamanın en fazla fayda sağladığı alanların ADD'de dilbilgisi, MMT'de ise oryantasyon olduğu görülmüştür. Kontrol grubundaki tüm evrelerdeki bireylerde hızlı bilişsel düşüş olmadığı saptanmıştır. Bu çalışma ile Türkçe, AH'nin her evresinde kullanılabilen ve bütüncül bilişsel iletişim müdahale programını içeren, ileri evre AH'li bireyler için alternatif ve destekleyici iletişim sunan yazılım geliştirilmiştir. Geliştirilen yazılımın AH'li bireylerin bilişsel iletişim becerileri üzerindeki etkililiği de gösterilmiştir.

Alzheimer hastalığıBilgisayar yazılımlarıBiliş bozuklukları+4
Mümüne Merve Parlak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Disleksili çocuklarda kaba motor ve bilişsel becerilerin okuduğunu anlamaya etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, disleksili çocuklarda kaba motor becerileri, motor planlama, görsel algı becerileri, reaksiyon hızı, yürütücü işlevlerin okuduğunu anlamaya etkisini incelemektir. Çalışma grubunu 7-12 yaş arasında 64 disleksi tanılı çocuk oluşturmuştur ve Hacettepe Üniversitesi Ergoterapi bölümü, pediatri ünitesine başvuran çocuklar arasından rastgele seçilmiştir. Kontrol grubu (n=64) sosyal medya ilanı yolu ile katılmaya başvuran gönüllü bireyler arasından seçilmiştir. Çocukların kaba motor becerileri için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi-2 Kısa Formun (BOMYT 2-KF) bilateral koordinasyon, denge, hız ve çeviklik maddeleri, motor planlama için Dinamik Ergoterapi Biliş Ölçeği-Çocuk (DEBÖ-Ç) versiyonunun motor taklit, obje kullanımı ve sembolik eylemleri içeren 3 alt parametre, görsel algılama becerileri için Görsel Algı Beceri Testi-3 (GABT-3) görsel ayırt etme ve şekil zemin parametreleri, reaksiyon hızını değerlendirmek için bilgisayar programı, yürütücü işlevlerini değerlendirmek için Yürütücü İşlevler ve Aktivite Rutinleri Ölçeği (YİARÖ) kullanıldı. Bu becerilerin okuduğunu anlamaya etkisini incelemek için Sesli Okuma Becerisi ve Okuduğunu Anlama Testi II (SOBAT II)'nin A formunda bulunan 13 metin kullanıldı. Disleksili çocuklarda yapılan yol modeline göre motor planlama (ß=0,536, p=0,002) ve görsel algı-şekil zemin algısı alt parametresinin (ß=0,380, p=0,002) okuduğunu anlama üzerinde doğrudan etkisi bulundu. Kaba motor beceri (ß=0,942, p=0,002) motor planlama ölçümü üzerinden okuduğunu anlama üzerinde dolaylı bir etkiye sahipti. Tipik gelişim gösteren çocuklarda yapılan yol analizine göre yürütücü işlevler (ß=0,439, p=0,002), görsel algı-görsel ayırt etme alt parametresinin (ß=0,623, p=0,002) okuduğunu anlamaya doğrudan etkisi vardı. Görsel reaksiyon hızı (ß=-0,592; p=0,002), motor planlamanın (ß=0,218; p=0,002) ise yürütücü işlevler üzerinden okuduğunu anlamaya dolaylı olarak etkisi vardı. Okumayı etkileyen faktörler, tipik gelişim gösteren çocuklar ile disleksi olan çocuklar arasında farklıydı. Bu çocuklarla çalışan sağlık profesyonelleri ve öğretmenler bunun farkında olmalıdırlar.

Akademik katılımBilişsel becerilerBilişsel işlevler+7
Melike Dıramsız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Myastenia Gravis'li bireylerde kognitif işlevin basit ve kompleks reaksiyon zamanı yöntemi ile değerlendirilmesi

Myastenia Gravis (MG) nöromüsküler kavşak fonksiyonunda önemli rol oynayan, ağırlıklı olarak postsinaptik proteinleri karşı oluşan antikorların kavşağın fonksiyonunu bozması sonucu oluşan otoimmün bir hastalıktır. Myastenia Gravis motor bulgularla beraber non-motor bulgular da hastaların hayat kalitesini belirgin şekilde etkileyebilmekte olup, özellikle de kognitif etkilenme ile ilgili süreçlerin araştırılmasına ihtiyaç vardır. MG' hastalarından kognitif tutulumla ilgili literatür büyük çoğunlukla nöropsikolojik test bataryaları ve anket çalışmalarından oluşmakta olup sonuçları çelişkilidir. Bu amaçla çalışmamızda MG hastalarında, basit ve kompleks reaksiyon zamanı (KRZ ve BRZ) ölçümü ve BRZ kıyasla KRZ ölçümünde oluşan artışın sağlıklı bireylerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bunun için katılımcılardan ışık uyarısı anında düğmeye basmaları istenmiş ve bu sırada oluşan kas aktivasyonu yüzeyel EMG ile kaydedilmiştir. Elde edilen doğru yanıtlar, yanlış yanıtlar ve düğme basma gerçekleşmemiş kasılmaların latansı, sayı kontrol ve MG grubu arasında karşılaştırılmış, istatiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır.

Bilişsel işlevlerMyasthenia gravisNöromusküler kavşak+2
Ruhid Kerimov
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Multiple skleroz tanısı olan ergenlerin manyetik rezonans görüntülemesinde volümetrik ölçümlerin kognitif fonksiyonlar, anhedoni ve depresyonla ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma çocukluk çağı MS (çMS) tanısı almış olan 12-18 yaş aralığındaki ergenler ve ebeveynleri ile kontrol grubu olarak belirlenen baş ağrısı şikayeti ile kliniğe başvuran 12-18 yaş aralığındaki ergenler ve ebeveynlerindeki psikososyal etkilenmenin karşılaştırıldığı ve ayrıca her iki gruptaki ergenlerde izlenen anhedoni, yorgunluk ve depresyonun beyin volumetrik ölçümleri ile ilişkisinin değerlendirildiği ve çMS tanılı ergen grubunun WISC-IV ile belirlenen kognitif parametreleri ile beyin volumetrik ölçümleri arasındaki ilişkinin araştırıldığı kesitsel bir çalışmadır. Çalışmaya 12-18 yaş aralığında toplam 66 (41'i çMS tanılı, 25'i baş ağrısı şikayeti bulunan) ergen katılmıştır. Her iki gruptaki ergenlere Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam boyu Versiyonu (ÇDŞG-ŞY) psikiyatrik tanı görüşmesi uygulanmıştır. Çalışmaya katılan ergenler Çocuklar için Depresyon Ölçeği, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Snaith-Hamilton Haz Ölçeği, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği Ergen Değerlendirme formu, Anne Baba Tutum Ölçeği, Çocuklar için Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği doldurmuştur. Çalışmaya katılan ergenlerin ebeveynleri Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği Ebeveyn Değerlendirme Formu, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE), SCL-90 Belirti Tarama Listesi doldurmuşlardır. Her iki grupta yer alan ergenlere uygulanan beyin MRI görüntülerinin volümetrik değerlendirmesi yapılmıştır. Beyaz cevher, gri cevher, subkortikal gri cevher, kortikal gri cevher, serebellar gri cevher, serebrum, serebellum, hipokampus, talamus, lateral ventriküller, üçüncü ve dördüncü ventriküller olmak üzere 12 anatomik bölgenin hacimleri ve bu hacimlerin intrakranial kavitelerine oranı ile elde edilen yüzdeleri gruplar arasında değerlendirilmiştir. ÇDŞG-ŞY ile yapılan psikiyatri değerlendirme sonucunda çMS tanılı ergenlerin %14,6'sında MDB, %12,2'sinde distimi, 17,1'inde anksiyete bozuklukları, %17,8'sinde DEHB, %2,4'ünde KOKGB ve yine %2,4'ünde Enüresiz tanısı olduğu tespit edilmiştir. Çocukluk çağı MS grubunda kontrol grubuna göre psikiyatrik tanı sıklığının yüksek olduğu gözlenmiştir. Ergenler depresyon, anhedoni ve yorgunluk belirtileri açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark izlenmemiştir. Ancak çMS grubunda uyku kalitesinin kontrol grubuna göre daha düşük olduğu gözlenmiştir. Depresif ve kaygı belirtilerin, yorgunluğun artışının çMS tanılı ergenlerde uyku kalitesini düşürdüğü tespit edilmiştir. Ebeveynleri değerlendirmek için kullanılan ölçeklerde anne-baba tutumları açısından gruplar arasında fark izlenmediği ancak kontrol grubunda yer alan ebeveynlerin psikopatolojilerinin daha sık olduğu ve çMS tanısı olan ergenlerin ebeveynlerinin sorun odaklı başa çıkma yolunu daha sık kullandıkları dolayısıyla bunun ruhsal hastalık ruhsal hastalık görülme oranını azaltmış olabileceği düşünülmüştür. Çocukluk çağı MS hastaları WISC-IV testiyle kognitif açıdan değerlendirildiğinde; çMS grubundaki ergenlerin Çalışma Belleği Zeka Bölümü, Algısal Akıl Yürütme Zeka Bölümü ve Tüm Zeka Puanlarının evren ortalamasından düşük olduğu bulunmuştur. Gruplar beynin volümetrik ölçümleri ile değerlendirildiğinde subkortikal gri cevher beyin yüzdesi, talamus beyin yüzdesi ve volümü, lateral ventriküller beyin yüzdesi, üçüncü ventrikül beyin yüzdesi ve volümü açısından anlamlı fark saptanmıştır. Beynin volümetrik değerlendirmesinde çMS hastalarının hipokampus ve talamus volümleri ile kognitif parametreler arasında ilişki bulunmuştur. Çocukluk çağı MS tanılı ergenlerin anhedoni, depresif ve yorgunluk belirtileri ile beynin volümetrik ölçümleri arasındaki ilişki gözlenmemiştir. Çocukluk çağı MS hastalarında hastalık süresi, relaps sayısı ve ilk atak yaşı ile değerlendirilen kliniklerinin, yaşam kalitesi, beynin volümetrik ölçümleri ve kognitif fonksiyonlar ile ilişkisi araştırılmıştır. Hastalık süresi, relaps sayısı ve ilk atak yaşı beyin atrofisi ile ilişki olduğu gösterilmiştir. Hastalık süresinin uzamasının Çalışma Belleği Zeka Bölümü, İşleme Hızı Zeka Bölümü ve Tüm Ölçek Zeka puanını düşürdüğü bulunmuştur. Hastalık süresi ve relaps sayısının artışının çMS tanılı ergenlerin yaşam kalitesini düşürdüğü gözlenmiştir. Ayrıca çMS tanılı ergenlerde uyku kalitesinin düşüklüğü, depresif belirtilerin ve yorgunluğun artışının yaşam kalitesini düşürdüğü tespit edilmiştir. Çalışmamızın bulguları değerlendirildiğinde çMS tanılı ergenlerin bilişsel ve etkilenme açısından risk altında olabileceği görülmüştür. Olası bilişsel ve psikososyal etkilenmenin anlaşılması ve daha iyi ele alınabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

AnhedoniBilişsel işlevlerDepresyon+4
Kemal Saruhan
Hacettepe University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek taraflı işitme kaybında bilişsel yükün çoklu duyusal sistem üzerine etkisinin araştırılması

Amaç: Çalışmada, tek taraflı işitme kaybının postural denge üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Statik ve dinamik denge, çeşitli test protokolleri kullanılarak değerlendirilmiş ve işitme kaybı tarafının postural stabilite üzerindeki olası etkilerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Ek olarak, çift görev paradigmasıyla bireylere sağlanan bilişsel yükün postural kontrol üzerinde sağlayacağı potansiyel farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya, sol tek taraflı işitme kaybı olan (n=15, yaş=34,1±14,1), sağ tek taraflı işitme kaybı olan (n=15, yaş=36,1±14,7) ve sağlıklı işiten bireyler (n=15, yaş=28,1±10,2) dahil dilmiştir. Denge değerlendirmesi için tüm bireylere Flamingo Denge Testi (FDT), Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (TUG) ve Bilgisayarlı Dinamik Postürografi (BDP) testi uygulanmıştır. Çalışmada uygulanan çift görev paradigması, gürültü ve sözel akıcılık testi varlığında gerçekleştirilmiştir. BDP testindeki tüm dinamik denge değerlendirmeleri her iki durum için (temel durum ve bilişsel durum) ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. BDP ile kompozit denge parametrelerinin değerlendirilmesine ek olarak aynı zamanda bireylerin vücut yerçekimi merkezi (COG) toplam yer değiştirmesi de ayrı olarak formülize edilip değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmada, tek taraflı işitme kaybı olan bireylerin postural denge performansları normal işiten bireylere kıyasla daha kötü bulunmuştur. Buna göre, sol işitme kaybı olan bireyler daha kötü statik dengeye sahiptir (p<0,05). Dinamik denge bağlamında ise sağ işitme kaybı olan bireyler, ek bilişsel görev olmadığında daha fazla COG salınımı gösterirken (p<0,05), sol işitme kaybı olan bireyler ek bilişsel görev sağlandığında daha fazla COG salınımı göstermiştir (p<0,05). Ek olarak, normal işiten bireyler, ek bilişsel görev sırasında (sabit gürültü kaynağı varlığı dahilinde), tek taraflı işitme kaybı olan bireylere göre anlamlı derecede daha az postural salınım göstermiştir (p<0,05). Sonuç: Çalışmada, tek taraflı işitme kaybının, bireylerin bilişsel performansını ve çoklu duyusal işlemleme gerektiren postural kontrol mekanizmasını etkileyebileceğini göstermiştir. Ayrıca, tek taraflı işitme kaybının postural denge özelinde değerlendirilmesinde, bireylerin COG salınımının incelenmesinin, kompozit denge skorlarına ve performans tabanlı testlere kıyasla daha ayrıntılı veriler sunabileceği gösterilmiştir.

Bilişsel işlevlerDengeVestibüler fonksiyon testleri+2
Kübra Aydın
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İşitme cihazı kullanan yetişkinlerde bilişsel işlevler ve işitsel beceriler arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Giriş: İşitme kaybı, psikofiziksel, psikososyal ve bilişsel etkilere neden olabilir. Müdahale edilmemiş işitme kaybının, hızlanmış bilişsel gerileme, yürütücü işlev ve bellek alanlarında bozulmalar ve artmış demans riski ile ilişkili olabileceği görülmüştür. Literatürde işitme cihazı kullanan bireylerde bilişsel ve işitsel becerileri birlikte inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Amaç: Çalışmamızın amacı, işitme cihazı kullanan yetişkinlerde öğrenme ve bellek işlevlerini değerlendirmek ve bu işlevlerin işitsel becerilerle ilişkisini incelemektir. Yöntem: Araştırmamıza, çalışma grubu olarak 30-59 yaş aralığında, bilateral simetrik sensörinöral tipte işitme kaybına sahip, en az 1 yıldır düzenli bilateral işitme cihazı kullanan 32 birey ve kontrol grubu olarak yaşları eşlenmiş normal işitmeye sahip 32 birey dahil edilmiştir. Katılımcılara İşitsel Sözel Öğrenme Testi (AVLT), Görsel İşitsel Sayı Dizileri Testi B Formu (GİSD-B), Spectral-Temporally Modulated Ripple Test (SMRT), Rastgele Aralık Tespit Etme Testi (RATET), Türkçe Matriks Testi (TMT) ve Konuşma, Uzaysal Algı ve İşitme Kalitesi (KUİK) Ölçeği uygulanmıştır. Gruplar arası farklar ve testler arası ilişkiler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Bulgular: AVLT sonuçlarına göre, gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05).GİSD-B'nin işitsel-sözel, işitsel-yazılı ve işitsel uyarım alt testlerinde, çalışma grubunun puanları anlamlı düzeyde daha düşük elde edilmiştir (p<0,05); ancak görsel-sözel, görsel-yazılı ve görsel uyarım alt testlerinde gruplar arasında anlamlı fark gözlenmemiştir (p>0,05). GİSDB'nin işitsel-sözel, işitsel-yazılı, toplam puanı ile SMRT, RATET, TMT, KUİK arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). AVLT'nin A1-A5 ortalama puanı, A6 puanı ile SMRT, TMT, KUİK-konuşma algısı arasında anlamlı ilişkiler gözlenmiştir (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda, işitme cihazı kullanan yetişkinlerde işitsel beceriler ile bilişsel işlevler arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. İşitme cihazı kullanan bireylerin, normal işiten bireylerle benzer öğrenme, uzun süreli bellek ve görsel kısa süreli bellek performansı gösterdiği; ancak işitsel kısa süreli bellek performanslarının daha zayıf olduğu belirlenmiştir. Düzenli işitme cihazı kullanımının, bilişsel işlevlerin korunmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Bilişsel işlevlerİşitme cihazlarıİşitme kaybı+1
Mert Kılıç
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni tanılı bireylerle yapılan ritm-müzik grubunun umut, kaygı, depresyon, duygu düzenleme, işlevsellik ve bilişsel işlevler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Giriş: Müzik terapi, müziğin ve psikoterapinin içindeki farklı alanların birleştiği ve kendi başına bir terapi yöntemi haline gelmiş, çok çeşitli amaçlarla kullanılan bir yöntemdir. Amaç: Bu tezde, farmakolojik tedavi gören, remisyonda olan ve terapi almayan, şizofreni tanılı bireylerle yapılan orta (16 hafta) süreli ritm-müzik grubunun; umut, kaygı, depresyon, bilişsel işlevler, duygu düzenleme güçlüğü ve genel işlevsellik düzeyleri üzerindeki etkisinin ve grup sürecinde hangi grup sağaltıcı etmenlerinin yararlı olduğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, ön-test son-test randomize kontrol gruplu deneysel bir çalışma olarak, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi (İÜ İTF) Ruh sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı (AD)'nda gerçekleşmiştir. Örneklem, İÜ İTF Ruh sağlığı ve Hastalıkları AD'da farmakolojik tedavi gören, Sanat Psikoterapisi ve Rehabilitasyon Programı (SPR)'na sevk edilen 18-50 yaş arası 16 gönüllü katılımcıdan (8 kişi araştırma grubu, 8 kişi ise kontrol grubuna dahil olmak üzere) oluşmuştur. Ayrıca deney ile kontrol grubu katılımcıları ve deney grubunun bakım verenleriyle ön ve son görüşme yapılmıştır. Bu görüşmelerde deney ve kontrol grubuna uygulanan ölçekler, "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Umut Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği, Nöropsikolojik Test Bataryası (Sayı Menzili, Benton Çizgilerin Yönünü Belirleme, Saat Çizimi, Londra Kulesi ve İz Sürme Testi), Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Global İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği ve Grup Sağaltıcı Etmenler Listesi"dir ve sosyodemografik bilgi için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Deney grubuna dair gözlem verileri her hafta araştırma yürütücüsü tarafından tutulmuştur ve nitel veri olarak araştırmada yer almıştır. Terapi süreci haftada 1 gün, 2 saat içerisinde, yarı yapılandırılmış bir plan çerçevesinde gerçekleşen, toplam 16 haftalık bir çalışmadır. Terapi yaklaşımı olarak psikodinamik temelde, destekleyici ve "şimdi ve burada"ya odaklı ilişkisel, eklektik müzik terapi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler nonparametrik istatistiksel testlerden Wilcoxon İşaretli Sıralar ve Mann Whitney-U testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Deney grubu katılımcıları için, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği (GAF)'ne bakıldığında Belirtiler ve İşlev Kaybı alt boyutlarında işlevsellikte artış; Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ) sonucu Kabul Etmeme ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı azalma görülmüştür. Deney ve kontrol grubunun DDGÖ puanları karşılaştırıldığında Hedefler ve Stratejiler alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmuştur. Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) deney grubu son test puanlarında anlamlı derecede azalma gözlenmiştir. Deney grubu için Grup Sağaltıcı Etmenler'den "İç Boşaltma (Katarsis), Varoluşsal Etmenler, Aile Ortamının Yeniden Sahneye Koyulması, Grup Bağlılığı ve Evrensellik" alt boyutlarından daha fazla yararlandıkları görülmüştür. Sonuç: Eklektik müzik terapinin kullanımı, kaygı düzeyini azaltmış, öz bakım becerisini ve ilişki kurma kapasitesini geliştirmiş, genel ve mesleki işlevsellik düzeylerini artırmış, duygu düzenleme kapasitelerini geliştirmiş, grup bağlılığıyla birlikte müziğin kapsayıcılığında bir araya gelen kişiler güvenli bir alanda kendilerini ifade etme olanağı bulmuştur.

Bilişsel işlevlerDepresyonDuygu düzenleme+7
Ruhicem Yalabık
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Amatör düzeydeki espor ve basketbol oyuncularının üst ekstremitelerindeki görsel ve işitsel reaksiyon sürelerinin karşılaştırılması

Espor'a hem ülkemizde hem de dünyanın genelinde bir önyargı olduğu bilinmektedir, çağın gereklilikleri kısa, orta ve uzun vadelerde olmak üzere sürekli değişmekteyken spor olgusunun da değişmesini görmek artık şaşırtıcı olmaktan çıkma noktasına gelmiştir. Bu temelden hareketle Espor'un, spor olgusunun değişiminin öbeğinde olduğu görülmektedir. Alanı daha iyi anlamak, keşfetmek ve spor vb. bilim dallarındaki bilinmezleri ortaya çıkartmak son derece önemlidir. Çünkü espor'un temelde hareketsiz yapıldığı düşüncesi yalnızca yapılacak çalışmalarla değiştirilebilir. Bu tez çalışma ise tam olarak bunu hedeflemektedir. Spor branşları için bilişsel özelliklerin başarısı ile performans düzeyi arasında bir bağ olduğu düşünüldüğünde, reaksiyon zamanı birçok spor branşı için son derece önemli olarak öne çıkmaktadır. Basketbol branşı son derece hızlı, anlık karar verilmesi gereken pozisyonları barındıran ve bununla birlikte belli bir noktadan sonra ince beceriler ile birlikte esas olan fiziksel ya da zihinsel becerilerin öne çıkması için performansın optimuma gelmesinde her eylemin kusursuza yakın olması gerekmektedir. Reaksiyon zamanı ise saniyenin çok küçük ölçeklerinde gerçekleştiğinden dolayı bu branş için son derece önemlidir. Espor'da ise yine hem görsel hem de işitsel reaksiyon zamanı son derece önemli olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü oyuncular yoğun olarak hem derinlik algılama, anlık karar verme, problem çözme yetenekleriyle birlikte olaylara doğru ve hızlı reaksiyon vermek zorundadırlar. Buradan yola çıkılarak yapılan bu tez çalışmasında görsel reaksiyon (FitLight) ve işitsel reaksiyon ölçümlerinde oturarak iki el (görsel reaksiyon) ile gerçekleştirilen ölçümde espor oyuncularının basketbol oyuncularından daha başarılı olduğu, ayakta ve oturarak yapılan diğer tüm testlerde de iki grup arasında anlamlı farkın olmadığı ortaya çıkmıştır. Kanonik verilerde de yine espor oyunlarının basketbol oyuncularının reaksiyon zamanlarını geliştirmek maksatlı kullanılabileceği öngörüsünde bulunulmuştur.

AntrenmanBasketbolBasketbolcular+7
Tuğberk Evran
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

Related subjects