Eşitlik

81 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Terapatik rekreasyonel aktivitelere katılımın yaşlıların algıladıkları boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışmada ülkemizdeki yaşlıların terapi niteliğindeki boş zaman aktivitelerine katılımları sonucu algıladıkları boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ilişkisi ve algılanan yaşam tatmininin de yaşam kalitesi ile olan ilişkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca yaşlılara yönelik boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini ve yaşam kalitesi ile ilgili alt boyutların ortaya konulması hedeflenmiştir. Bu amaçlara ilave olarak çalışmaya katılım gösteren yaşlıların demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Eskişehir ilinde yaşayan 60 yaş ve üstü yaş gruplarında yer alan 608 katılımcıya Boş Zaman Katılımı, Boş Zaman Tatmini, Yaşam Tatmini ve Yaşam Kalitesi Ölçekleri kullanılarak oluşturulan anket uygulanmıştır. Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile faktörler belirlenmiş, yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile de araştırma modeli ortaya konulmuştur. Elde edilen model ile terapatik nitelikte boş zaman aktivitelerine katılımın boş zaman tatmini ile, algılanan boş zaman tatmininin yaşam tatmini ile ve algılanan yaşam tatmininin yaşam kalitesi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Boş zaman katılımı ile yaşam kalitesi arasında direkt bir ilişki bulunamadığından dolaylı bir ilişkinin olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca demografik ve sosyo- ekonomik özelliklere göre tatmin algılamalarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak ülkemizdeki yaşlıların yaşam kalitelerini iyileştirmeye yönelik terapatik programların oluşturulması ve yaşlıların tatmin algılarını yükseltecek faktörlerin incelenmesi ile ilgili araştırma önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: terapatik rekreasyon, yaşlı, boş zaman katılımı, boş zaman tatmini, yaşam tatmini, yaşam kalitesi, yapısal eşitlik modeli.

Boş zamanları değerlendirmeEşitlikRekreasyon+6
Tuba Sevil
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Nizam-ı Cedid'ten Tanzimat'a Osmanlı zihniyet yapısının çözümlenmesi bağlamında Batı'nın siyaset bilimi kavramlarının (Özgürlük, eşitlik, vatan ve millet) dönüşümü

Osmanlı Modernleşme Tarihinin başlangıcı meselesi üzerine yapılan çalışmalar, ekseriyetle Sultan III. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedid dönemi ile Sultan II. Mahmud saltanatının sonlarında ortaya çıkan Tanzimat dönemi arasında değişkenlik göstermektedir. Osmanlı Devleti'nin modernleşme serüveninin teşekkülü ile alakalı cevapların farklı olmasının nedeni, araştırmacıların meseleyi hangi bağlam üzerinden değerlendirdikleri ile yakından alakalıdır. Biz çalışmamızda meseleye, Osmanlı'nın siyasi zihin yapısı üzerinden cevap aramaya çalıştık. Fransız İhtilali ile sonrasında ortaya çıkan özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramları, Avrupa siyasi söylemini belirleyen kavramlar olarak ortaya çıkmıştır. Avrupa'nın bu siyasi dönüşümü karşısında Sultan III. Selim'in Osmanlı Devleti'ni muhafaza edebilmek için Avrupa'da ilk ikamet sefirlikleri açması, iki farklı zihniyetin karşılaşması bağlamında önemlidir. Özellikle sefirlerin Avrupa'da siyasi söylem anlamında karşılaştıkları özgürlük, eşitlik, millet ve vatan kavramlarını nasıl idrak ettikleri ve tanımladıkları, Osmanlı siyasi düşüncesini anlamak için kıymetlidir. Özellikle Nizam-ı Cedid ile birlikte Osmanlı Devleti'nde gerçekleştirilen köklü ıslahatların gayesinin Avrupa siyasi düşüncesi ile eklemleme mi yoksa kendi fikri mirası üzerinden kendini tanımlama mı olduğu soruları çalışmamızın yanıtlamaya çalıştığı konulardan birisidir. Dolayısıyla Osmanlı siyasi düşünce mirasını besleyen bir takım ahlaknameler, söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır. Böylece ahlaknamelerin siyasi teklifinin, esasında nasıl bir varlık anlayışına sahip olduğu ortaya çıkacaktır. Sultan II. Mahmud'un saltanatı ile birlikte değişen siyasi ve sosyal şartlar karşısında Avrupa'ya sefir olarak giden Mustafa Reşid ve Sadık Rıfat Paşalar, Osmanlı Devleti'nin muhafazası için devletin Avrupa siyasi uyumuna katılmasını önermişlerdir. Bu doğrultuda söz konusu ettiğimiz kavramlar bağlamında köklü ıslahatlara girişerek, Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesine neden olmuşlardır. Nitekim bu durum Tanzimat'ın, Osmanlı siyasi düşüncesinden kopuşu mu temsil edip etmediğini ortaya çıkaracaktır.

EşitlikMilletNizam-ı Cedid+7
Mustafa Enes Aktürkoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağımızın teorisyeni Jürgen Habermas'ın iletişim, siyaset ve modernlik anlayışı

İnsan tarihsel süreç içerisinde kendi varlığını ve sosyal birlikteliğini açıklamak adına, içinde yaşadığı sosyal dünya üzerine, süreç içerisinde elde ettiği deneyimlerden hareketle sosyal teoriler üretmiştir.Günümüz sosyal dünyasında insanın bu bilme etkinliği halen devam etmektedir. Sosyal bilim alanında insanın bu etkinliğine önemli katkılarda bulunan teorisyenlerden birisi de hiç kuşku yok ki Jürgen Habermas'tır.Habermas, son dönemde ortaya attığı İletişimsel Eylem Kuramı'yla, sosyal dünyanın merkezine insanın temel etkinliği olan dilden hareketle kavramsallaştırdığı rasyonel özneleri yerleştirir. Rasyonel özneler, onun iletişim, siyaset, modernlik kavramlarının da baş aktörleridir. Habermas, iletişim, siyaset, modernlik kavramlarıyla son derece tutarlı ve süreklilik arz eden teorik bir yapı oluşturmayı başarmıştır. Habermas'ın bu teorik yaklaşımının en önemli yönü ise, aktörleri ve onların rasyonel eylemlerini sosyal dünyanın üretiminde ve yeniden üretiminde temel güç olarak kavramsallaştırma eğilimidir. Habermas, bu teorik kurgusu ile aktörlere ve onların rasyonel eylemlerine yaptığı vurguyla, günümüz sosyal dünyasına ışık tutmayı başarmıştır.

EkonomiEşitlikKüreselleşme+2
Abdulkadir Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde nepotizmin örgütsel adalet algısı ile ilişkisinin tespitine yönelik bir araştırma

Kayırmacılık türlerinden biri olan ve bireylerin akrabalık ilişkisi içinde oldukları diğer kişileri kayırmasını ifade eden nepotizme örgütlerde sıkça rastlanmaktadır. Nepotizmin örgüt ve nepotizmden faydalanan bireyler için bazı olumlu etkileri olsa da, yine örgüt üzerinde ve örgütün nepotizmden faydalanmayan diğer bireyleri üzerinde olumsuz etkileri de bulunmaktadır. Dolayısıyla oldukça yaygın olan nepotizmin örgüte olan faydalarını arttırıp, olası zararlarını kontrol edebilmek için nepotizmin yönetilmesine gereksinim duyulmaktadır. Nepotizmi yönetebilmek içinse, öncelikle bu olgunun iyi anlaşılması ve örgüt ve çalışanları üzerindeki etkilerinin tam olarak bilinmesi gerekmektedir. Bu bağlamda nepotizmin örgütte çalışanların örgütsel adalet algısı üzerinde önemli etkileri olduğu düşünülmektedir. Örgütsel adalet algısının ise çalışanların işle ilgili pek çok diğer tutum ve davranışını etkilediği bilinmektedir. Bu çalışmada örgütlerde nepotizm ile örgütsel adalet algısı arasındaki ilişki incelenmeye çalışılmıştır.Nepotizm kavramı ve örgüte olan etkileri üzerine yabancı literatürde çalışmalara rastlanmakla birlikte, yerli literatürde bu konudaki çalışmaların oldukça kısıtlı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte örgüt üzerinde önemli etkileri olan bu kavram üzerine daha çok araştırma yapılmasına gereksinim duyulmaktadır. Bu çalışmada nepotizmin örgütsel adalet algısına olan etkileri, İSO'nun hazırladığı ''Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması''na göre listeye giren bir tekstil işletmesinde anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonuçlarının literatüre katkı sağlaması umut edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Nepotizm, Örgütsel Adalet, Örgütsel Adalet Algısı.

AdaletEşitlikHimaye+1
Gülçin Polat
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

ILO ve ILO normları açısından göçmen işçilerin ayrımcılığa karşı korunması

İnsanlık tarihi ile bağlayan göç hareketleri günümüzde de varlığını sürdürmekte, yaşanan küreselleşme ile beraber giderek de artış göstermektedir. Küreselleşme sadece göç hareketlerini arttırmakla kalmamış, bunun yanında göç nedenleri ve türlerinin de çeşitlenmesine neden olmuştur. Bununla birlikte artan göç hareketliliğine paralel olarak, dünya genelinde göçmen sayısında da artış yaşanmış ve göçmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar da giderek artmıştır. Bu yüzden göç olgusu, dünyada önemli bir sosyal politika sorunu olarak görülmeye başlanmış ve tüm dünya ülkelerinde en önemli gündem konularından biri haline dönüşmüştür. Artan göç hareketliliği ile göç alan ülkelerde göçmen işçilerin ayrımcılığa maruz kaldığı ve yerel işçiler ile eşit hak ve fırsatlarla çalıştırılmadıkları göç gündem maddelerinin başında gelmektedir. Bu sebeplerin yanında göçmen işçilerin, göç alan ülkelerin çalışma mevzuatları tarafından yeterli korunmaması da onların uluslararası düzeyde geçerliliği ve bağlayıcılığı olan kurallarla korunması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Göçmen işçilerin maruz kaldıkları ayrımcı uygulama ve politikalara karşı, ILO'nun geliştirmiş olduğu koruma yöntemleri ve kabul etmiş olduğu uluslararası düzeydeki normatif düzenlemelerinin incelendiği bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde göç ve göçmen işçi ile ilgili kavramsal çerçeveye yer verilmiş, bunun yanında göçün nedenleri, göçün türleri de başlıklar halinde incelenmiştir. İkinci bölümde ILO'nun göçmen işçilere ve onların maruz kaldıkları ayrımcılığı engellemeye yönelik kabul ettiği normlar başlıklar halinde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise ILO'nun göçmen işçilere yönelik politikalarına yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Göç, ILO Normları, Eşitlik, Adalet, Ayrımcılık, Temel İnsan Hakları

AdaletAyrımcılıkEşitlik+6
Bilgehan Gökinci
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the impact of civil society organizations on gender equality and women empowerment advocacy in Ghana

Gender equality and women empowerment (GEWE) are important issues that require the support of governments all over the world. Inequalities in gender in any society lead to the lack of developmental growth. With the strong linkage of GEWE and development, developing countries need to give more attention and support to issues pertaining to GEWE to attain the Millennium Development Goals (MDG) on gender equality. The MDG on gender equality which is to ensure equal access to education, health care, descent life and political representation has not yet been achieved by Ghana, as government and governmental agencies have not enacted effective laws nor undertaken enough programs and projects that are geared towards gender equality and women empowerment. The lack of effective programs by government and its agencies require that civil society organizations (CSOs); which are non-governmental and non-profit organizations established for the good of the citizenry take up more roles to ensure the attainment of gender equality and women empowerment. Though CSOs in Ghana have carried out a lot of activities, programs and advocacies for gender equality and women empowerment, their efforts have not yielded the expected results. One of the main factors that account for this is the lack of effective studies to measure and evaluate the impact of their activities. CSOs can improve on their activities and make a tremendous impact if they are able to asses through a scientific way the impact of their programs and activities. This thesis therefore examines the contributions of civil society groups and their impact from the perspective of the general populace toward GEWE in Ghana. The study begins with a historical overview and nature of civil societies in Ghana. Through research survey, the evaluation of the impact of activities of civil society organizations is carried out. The activities of the Civil Society Organizations were assessed critically and comprehensively considering the view or understanding of the people concerning gender equality and women empowerment. The opinion of the general public was gathered across three geo-political zones of Ghana with the aid of questionnaires that were physically administered on one on one and face to face. The results were rated descriptively on the basis of frequency and percentage. The outcome of the empirical survey depicts that, the majority of the populace have a full view and understanding of the operations and programs of the CSOs and are very familiar with the activities and programs of CSOs that are involved in gender equality advocacy. It was also revealed that, most of the respondents believe that government policies do not have adverse effect on the activities on CSOs in GEWE. One of the important findings is that compared to government and governmental agencies, there are enough CSOs in Ghana which are perceived to have achieved proven results in terms of advocacy for economic independence, violence control, development and protection of children. This accounts for the fact that CSOs are generally seen to be more trustworthy and have a higher public participation than governmental agencies in gender equality advocacy. This does not underestimate the fact that there is the comparative advantage that exists between the CSOs and governmental agencies on gender equality and women empowerment as acknowledged in the studies. Aggregately, the study revealed that the Ghanaian people have an adequate understanding of the impact of the activities of CSOs', except in few cases where the respondents exhibited some level of little disagreement and indecision; but the respondents have a better view about CSOs' programs. Although the general findings from the studies alluded to the fact that CSOs in Ghana have made great impact in gender equality advocacy and women empowerment, they are faced with a lot of challenges such as the strong competition for funds and visibility, short duration of activities, lack of collaboration among CSO and lack of sufficient funds. To overcome the challenges identified and make CSOs have a better impact on gender advocacy and women empowerment, solutions such as monitoring the activities of CSOs, better funding methods, detailed and properly planned programs, collaboration among CSOs, Increase in gender-based CSOs, intensive publicity of activities, recruitment of dedicated volunteers and the effective management of state-CSOs interaction were recommended in this theses. Keywords: Gender Equality, Civil Society Organizations, Ghana, Women Empowerment

GenderEqualityGhana+3
Vıvıan Boadu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir mahallede yaşayan roman kadınlar ile roman olmayan kadınların gebelik, doğum öncesi bakım, doğum sonrası bakım alma özellikleri ve etkileyen etmenler

Giriş ve Amaç: Roman kadınlar üreme sağlığının önemli bileşenlerinden biri olan anne sağlığı düzeyi ve sağlık hizmetlerine erişim bakımından dezavantajlı bir konumdadır. Bu araştırmanın amacı, bir mahallede yaşayan Roman ve Roman olmayan kadınların, gebelik öncesi, gebelik, doğum ve doğum sonrası sağlık hizmetlerinden yararlanma durumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma kesitsel tipte bir saha araştırmasıdır. Bir mahallede araştırma tarihinden önceki 2 yıl içinde canlı doğum yapmış olan Roman ve Roman olmayan kadınlar araştırma evrenini oluşturmaktadır. Örneklem seçilmeyip tüm evrene ulaşım hedeflenmiştir. Mahallede bulunan tüm hanelere temas edilip araştırmaya dâhil edilmeye uygun kişiler tespit edilerek yüz yüze görüşme metoduyla anket yapılmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler ile analiz edilerek sunulmuştur. Bulgular: Araştırmaya katılan 80 kadının 36'sı Roman (%45), 44'ü (%55) Roman olmayan kadından oluşmaktadır. Roman kadınların %80,6'sı ilkokul ve altı eğitim düzeyindeyken, Roman olmayan kadınlarda bu oran %36,4'tür. Roman kadınların sahip olduğu çocuk sayısı, Roman olmayan kadınlar ile benzer olup tüm kadınlarda eğitim düzeyinin artışı ile çocuk sayısı azalmaktadır. Doğurganlığın daha erken yaşlarda başladığı Roman kadınlarda eğitim düzeyi artışının ilk gebelik yaşına etkisi bulunamamışken, Roman olmayan kadınlarda eğitim düzeyi artışı ile ilk gebelik yaşı yükselmektedir. Araştırma tarihinden önceki son iki gebelik arası süre, Roman ve Roman olmayan kadınlar arasında benzer olup daha kısa aralıklarla gebelik yaşayan Roman olmayan kadınların eğitim düzeyi daha yüksektir. Kadınların %74'ü gebelik öncesinde sağlık kontrolüne gitmemiştir. Planlı gebelik yaşayan kadınlar, gebelik öncesi sağlık kontrollerini yaptırma ve destek vitamin kullanımı açısından daha iyi durumdadır. Kadınların tümü gebelikleri boyunca en az bir kez, bir sağlık personelinden DÖB hizmeti almıştır. Roman kadınlar, erken gebelik haftalarında gebeliği tespit edilmesine rağmen daha geç ve daha az sayıda DÖB almışlardır. Doğumların sonlanma şekli benzer olmakla birlikte, Roman kadınlarda sezaryan doğum oranı daha azdır. Normal doğumun hekim yardımı ile gerçekleşme ihtimali Roman kadınlarda daha düşüktür. Kadınların %70'i hastaneden taburcu olduktan sonra bir sağlık kurumunda DSB hizmeti almıştır. Meydana gelen doğumların %75'i Devlet Hastanesinde gerçekleşmekle birlikte DSB için Roman kadınlar Devlet Hastanelerini daha fazla tercih etmektedir. Sonuç: Roman kadınlar DÖB hizmetlerini Roman olmayanlardan daha geç ve az sayıda almışlardır. Eğitim ve sosyoekonomik düzeylerindeki düşüklüğe rağmen Roman kadınlar, anne sağlığı hizmetlerinden önerilen düzeyde yararlanma bakımından Roman olmayan kadınlar ile benzer durumdadır. Roman kadınların bulunduğu toplumda, anne sağlığı hizmetlerinin niteliğini de değerlendiren temsil gücü yüksek araştırmaların yapılması faydalı olacaktır.

Etnik azınlıkEtnik gruplarEşitlik+4
Büşra Sandıklı
Bezmialem Vakıf University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın haklarında geleneksel bakış aşısının etkinliğinin Yargıtay'ın bir kısım boşanma kararlarındaki kadın olgusuna yansıması

Tez konusu problemin sınırlarının belirlenebilmesi için; öncelikle ataerkil (geleneksel) bakış açışım oluşturan ve karşıtı eşitlikçi haklan hazırladığı düşünülen olgular kısaca ele alınmış ve bu kapsamda; Kadım erkeğe bağımlı kılan ataerkil bakış açısının oluşumu ve devamında etken olan, tarım toplumu yaşam koşullan, din öğesi ve Tek Tann'lı üç dinin şeriat kurallarındaki erkek lıakimiyeti ve kadının ikinciliği olgusu vurgulanmıştır. Sanayi toplumu yaşam biçimine geçişle; kadınların ücret karşılığı üretime kaülmalannın, kamusal alanda çalışmalarının getirdiği özgürleşme sonucu eşitlikçi haklara kavuşmalarının, geleneksel rollerin değişimindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Türkiye yönünden tarihsel sürece bakıldığında: Hukuk normlanyla kadın haklan arasındaki bire bir bağlantı nedeniyle, Osmanlı Dönemi teokratik hukuk sistemi içerisinde kalan kadın ve aile ilişkileri ele alınarak n.Meşrutiyet sonrası kadınlara tanınan haklar belirtilmiştir. Ardından geleneksel bakış açısmda köktenci değişimi sağlayan Atatürk îlke ve Devrimleri içinde son derece önem taşıyan ve eşitlikçi haklan içeren kanunlara değinilmiştir. Laik Pozitif Hukuk Sistemi'nin, kadının özgürleşmesinde ve sosyo-ekonomik hayata katılımındaki etkisinin geleneksel bakış açısının değişimindeki önemi vurgulanmıştır. n.Dünya Savaşı'nda yaşananlar sonucu; İHEB'in düzenlendiği ancak; buna rağmen fiili eşitliğin sağlanamaması üzerine BM'ce KKHAÖS'nin oluşturulduğu, Türkiye'nin de kabul ettiği bu sözleşme gereği, geleneksel rollerdeki değişim için ulusal mahkeme kararlan da içinde olmak koşuluyla, her türlü önlemin alınması yolundaki yükümlülükler üzerinde durulmuştur. VIAncak eşitlikçi haklara bu konudaki taahhütlere karşın, halen Yargıtay'ın bir kısım boşanma kararlarına yansıyan geleneksel bakış açısının, fiili eşitliğin önünde duran hukuksal engeller içinde olduğu düşünüldüğünden bu bağlamda, tez konusuna ilişkin kararlardaki geleneksel bakış açısını içeren gerekçeler; eşitlikçi ve kadın lehine pozitif haklar kapsamında irdelenmiştir. Sonuç olarak; toplum yaşamında fiili eşitliğin uygulanırlığını sağladığı düşünülen eşitlikçi ve kadın lehine pozitif haklar doğrultusunda verilecek Yargı Kararlarının, geleneksel rollerin değişiminde en az eşitlikçi haklar kadar önemli olabileceği hususu vurgulanmaya çalışılmıştır. vn

Atatürk DönemiBoşanmaDeğişim+7
Saliha Esen
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Polis Teşkilatında kurumsal kültür ve alt-kültürler üzerine bir araştırma

Bu çalışmada örgütlerde kurumsal değer, norm ve uygulamaların yanında farklı alt kültürlerin de ortaya çıkabileceği görüşüne dayanarak, Türk Polis Teşkilatındaki kurumsal kültür ve alt kültürler tanımlanmaya çalışılmaktadır. Çalışmada Türk Polis Teşkilatında yasal mevzuat, söylem ve uygulamalarda güven, mesleki sorumluluk, işkence ve kötü muameleden kaçınma, mesleki profesyonellik, sevgi, hoşgörü, işine politika karıştırmamak, insana saygı, kişi hak ve özgürlüklerine saygı, özel hayata saygı, eşitlik, tarafsızlık, ayırım yapmamak, dürüstlük ve doğruluk gibi değer ve normların kurumsal kültürün yansıması olarak ön plana çıktığı belirlenmiştir. Adana ilinde 369 emniyet mensubu üzerinde hiyerarşi eğilimi, profesyonellik, şiddet eğilimi, proaktiflik, hizmet odaklılık, kayırmacılık ve şeffaflık olmak üzere yedi kültürel boyut kullanılarak yapılan kümeleme analizi sonucunda beş alt kültür tespit edilmiştir. Bu alt kültürler, profesyonel kültür, şiddet kültürü, kayırmacılık kültürü, pasif kültür ve tanımsız grup şeklinde ifade edilmiştir. Araştırma sonuçları, örgütsel alt kültür yazını ve alt kültürlerin Türk Polis Teşkilatı açısından önemi üzerinde durularak tartışılmaktadır.

AltkültürDoğrulukEşitlik+8
Mehmet Ali Tekiner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ütopyalarda devlet tasarımı: Platon, More, Campanella

İnsanların varoluşundan beri ideal arayışı da vardır. Özellikle devlet rejimleri söz konusu olunca bu ideal arayışı, içinde bulunulan kültüre, toplumsal ve ideolojik yapıya göre çeşitlilik kazanmıştır. Kimileri bu ideali totaliter rejimlerde bulurken kimileri de hukuk kurallarında bulmuştur. Bu çalışmanın amacı da günümüzde ?en ideal? olarak düşünülen ?hukuk devleti? modelinden yola çıkarak Platon'un Devlet, T. More'un Ütopya, T. Campanella'nın Güneş Ülkesi örneklerinde eşitlik, özgürlük, adalet ve birey kavramları çerçevesinde devlet tasarımında hukukun rolünü incelemektir.

AdaletCampanella, TommasoDevlet+8
Zuhal Şan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimi: Sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalık ile problem kurma becerisi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması

Araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf düzeyinde sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin gelişimine etkisini incelemek, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunları belirlemek, belirlenen sorunlara çözüm yolları üretmek, üretilen çözümleri uygulayarak değerlendirmektir. Bu amaca yönelik, bu çalışma eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların seçiminde ölçüt olarak orta-sosyoekonomik bölgede yer alan bir devlet okulunda yedinci sınıf düzeyinde matematik uygulamaları dersini alıyor olmaları, belirlenen problem durumuna yönelik sınıfta sorun yaşanıyor olması göz önünde bulundurulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın katılımcılarını, Adana ili Yüreğir ilçesinde, orta sosyoekonomik bir bölgede yer alan bir devlet okulunda 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde matematik uygulamaları dersini alan 17 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada, on haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu ve Problem Kurma Beceri Testi ile toplanmıştır ve bu iki ölçme aracı uygulama öncesi ve sonrası olarak iki kez uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, hem uygulama öncesinde hem de sonrasında yapılan sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerisine yönelik görüşlerini belirlemeye ilişkin yarı-yapılandırılmış görüşmeler, uygulama sürecine yönelik ders video kayıtları, her derse yönelik öğrenci öz-değerlendirmeleri, her döngü sonunda belirli öğrencilerin uygulama sürecine yönelik görüşlerini belirlemeye yönelik yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi kapsamında, nicel verilere yönelik, bağımlı örneklemler için t-testi kullanılırken, nitel verilere yönelik içerik analizi yaklaşımı doğrultusunda tümevarımsal analiz, tümdengelimsel analiz ile betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları kapsamında, nitel verilere yönelik çeşitleme, uzman incelemesi, uzun süreli etkileşim, ayrıntılı betimleme ve raporlaştırma, temsil edilebilirliği kontrol etme ve örneklem seçimi, araştırmacı etkilerini kontrol etme, kayıtların teknik kalitesi ve transkriptlerin niteliği durumları göz önünde bulundurulurken, nicel verilere yönelik Kendall'ın Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen mevcut durum değerlendirmesi bulgularına göre, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıklarının ve problem kurma becerilerinin yeterli olmayıp, geliştirilmesi gerektiği düşüncesiyle eylem araştırması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması sürecinde daha çok, problem kurmada zorlanma ve dil-anlatım eksiklikleri, dışarıdan gelenlerin dersi bölmeleri, temel dört işlem becerilerinde ve büyük sayılarla işlem yapmada zorlanma, işlenen konuya yönelik önbilgi eksikliği, problem çözmede zorlanmaya yönelik sorunların olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu'na yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu durum, nitel bulgularla da desteklenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Problem Kurma Beceri Testi'ne yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin anlamlı bir şekilde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun, nitel bulgularla da desteklendiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerini arttırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Öğretimin değerlendirilmesine yönelik bulgular doğrultusunda ise, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimine yönelik öğrencilerin görüşlerinin genel anlamda olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

EşitlikFarkındalıkMatematik+6
Buket Turhan Türkkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirilme korkusu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliğinin, toplumsal cinsiyet rolü stresini ve olumsuz değerlendirilme korkusunu yordayıp yormadığını açıklamaktır. İlişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilen araştırmanın evrenini İstanbul ve Adana illerinde devlet üniversitesine devam eden üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul'da ve Adana'da farklı üniversitelerde öğrenim gören toplam 598 kadın üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak kişilerin toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesini ölçen; Gözütok, Toraman ve Acar-Erdol (2017) tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeği (TCEÖ), kadınların toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan stres düzeylerini ölçen; Koç, Haskan-Avcı ve Bayar (2017) tarafından geliştirilen Kadın Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi Ölçeği (KTCRSÖ) vebireyin başkaları tarafından olumsuz ya da düşmanca değerlendirilmeye karşı toleransını ölçen, Türkçe'ye uyarlaması Çetin, Doğan ve Sapmaz(2010) tarafından yapılmış olan Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği Kısa Formu (ODKÖ) ve araştırmacı tarafından literatür ışığında oluşturulan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizinde süreksiz değişkenlerin iki kategorili olduğu durumlarda Bağımsız Gruplar T-Testi, üç kategorili ve üstü olduğu durumlarda One Way ANOVA Testi yapılmıştır. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirme korkusu arasındaki ilişkinin anlamlılığını test etmek için Pearson Momentler Çarpım Kolerasyonu ve doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirme korkusu öğrencilerin yaş, sınıf düzeyi ve baba eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Bunun yanı sıra her üç değişken de öğrencilerin anne eğitim duruma göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre, kadın üniversite öğrencilerinin anne eğitim durumu yükseldikçe toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesinin de arttığı; annesi lise mezunu kadın üniversite öğrencilerinin, ilkokul ve ortaokul mezunu olanlara göre daha fazla toplumsal cinsiyet rolü stresi yaşadığı ve annesi ilkokul mezunu olanların ortaokul mezunu olanlara göre olumsuz değerlendirilme korkusunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki, toplumsal cinsiyet eşitliği ile olumsuz değerlendirilme korkusu arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet rol stresini önemli derecede yordamaktayken iken olumsuz değerlendirme korkusunu düşük düzeyde yordamaktadır. Bu durumda toplumsal cinsiyet eşitliği olumsuz değerlendirme korkusunu yordamakta önemli bir etkiye sahip olmadığı düşünülmektedir. Elde edilen bulgular literatür neticesinde tartışılmış ve çeşitli öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi, Olumsuz Değerlendirilme Korkusu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Cinsel kimlikCinsiyetEşitlik+7
Emin Kurtuluş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik insan kaynakları yönetiminde eşit davranma ilkesi: 2019 sonrası iş ilanlarında ayrımcılık boyutları üzerine bir araştırma

Çalışmanın temel amacı, stratejik insan kaynakları yönetimi bakış açısıyla insan kaynakları yöneticileri ve insan kaynakları uzmanları için yayınlanan iş ilanlarının incelenerek, işe alım sürecinde ve çalışma hayatında eşitsizliğin ve ayrımcılığın olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde araştırılacak konu doğrultusunda öncelikle eşit davranma ilkesinin temelini oluşturan ''eşitlik'' kavramı, sonrasında ''eşitlik ilkesi'' ve bu ilkenin çalışma hayatına yansımasıyla birlikte ortaya çıkan ''eşit davranma ilkesi'' açıklanmıştır. Eşit davranma ilkesinin uluslararası boyuttaki hukuki dayanaklarına yer verilmiştir. Eşit davranma ilkesinin ihlal edilmesiyle birlikte ortaya çıkan ayrımcılık kavramı üzerinde durulmuştur. Çalışma hayatına yansımaları ve eşit davranma ilkesi ile aralarındaki bağlantı incelenmiştir. İkinci bölümde, ayrımcılık ve eşitlik kavramları, stratejik insan kaynakları yönetimi bakış açısıyla incelenmiştir. İşe alım sürecinin ilk basamağını oluşturan iş ilanlarına ve iş ilanlarında ayrımcılık konusuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırma modeline, değişkenlerine, yöntemine, elde edilen verilerin analizine ve bulgularına yer verilmiştir. Sonuç olarak, iş ilanları hazırlanırken işin gerekleriyle ilişkisi olan ifadelerin kullanılarak bu kriterlere yer verilmesi gerekmektedir. Sadece işin gerektirdiği niteliklerin adaydan istenmesi bu şekilde doğru kişilere ulaşılmaya çalışılması, dikkat edilmesi gereken durumlar olarak ortaya çıkmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi, Eşit Davranma İlkesi, Ayrımcılık, İş İlanları, İşe Alım Süreci.

AyrımcılıkEşitlikStratejik yönetim+3
Ezgi Özdemir
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mary Wollstonecraft'ta kadın hakları üzerine bir inceleme

Mary Wollstonecraft günümüzden 230 yıl öncesinde kadınların erkek egemen toplum düzeni tarafından bilinçli bir şekilde eğitimsiz bırakılmasını ve onların toplumsal alandan koparılarak eve hapsedilmesini kaleme alarak, yüksek sesle eleştiren ilk İngiliz feminist yazardır. Wollstonecraft kadınların eğitim sayesinde ufkunu genişleterek onlara uygun fiziksel ve zihinsel eğitim verildiğinde bu kör itaatten kurtulacaklarını savunmuştur. Wollstonecraft siyasi düşünce tarihinde büyük bir ses olmuş ve bu tezin yazılma amacını oluşturan kadın haklarının önemli bir parçası olarak gördüğü eğitim hakkının öneminden bahsetmiştir. 17. ve 18. yüzyıl filozoflarından Rousseau ve Locke'un erkeklere yönelik taraflı eğitim felsefelerini de inceleyerek; doğa, kadın ve erkeğe eşit davranırken sizler neden bu ayrımı yaratıyorsunuz diyerek onları eleştirmiştir. Wollstonecraft tüm çalışmalarında 'Özel olan siyasaldır.' görüşünü savunarak geleneksel aile ve cinsiyet rollerini sorgulamıştır. Kadınlara eşit eğitim fırsatları sağlandığında onlardan daha iyi eşler, yurttaşlar ve daha iyi anneler olabileceği sonucuna varmıştır.

EğitimEğitim felsefesiEğitim sosyolojisi+5
Gözde Kumcular
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

16-19 yaş arası adölesan kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran 16-19 yaşları arasındaki evli ve/veya gebe olan ve olmayan adölesan kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırma nitel modeli esas alan, betimleyici yapıda bir çalışmadır. Veriler araştırmacının katılımcılarla yaptığı yüz yüze derinlemesine görüşmeler sonucunda toplanarak yazılı metin haline getirilmiş ve Maxqda Programı'na aktarılmıştır. Bu veriler, tezin kuramsal yapısına uygun ve araştırma sorusunu yanıtlayacak biçimde benzerlik, farklılık temelinde kodlanarak kategorilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bulgular: Katılımcılar toplumsal cinsiyet eşitliği belirleyicileri açısından değerlendirildiğinde, evli veya gebe olmayanların evli veya gebe olanlara göre eğitim durumu, ekonomik düzeyi, sahip oldukları aile yapıları açısından daha iyi konumda oldukları anlaşılmıştır. Benzer durum suça sürüklenme ve madde bağımlılığı konusunda görülmüştür. Katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliği göstergelerine bakıldığında evli veya gebe olmayanların evli veya gebe olanlardan daha eşitlikçi toplumsal cinsiyet tutumuna sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu bize toplumsal cinsiyet eşitliği belirleyicilerinin, toplumsal cinsiyet eşitliği göstergelerinin üzerindeki etkisini göstermektedir. Sonuç: Erken dönemde evlenen adölesan kadın gerek toplumsal beklentiler nedeniyle gerekse kendisinde oluşan "evli kadın rolü" nün yarattığı düşünce yapısı nedeni ile toplumsal cinsiyet eşitlikçi tutum geliştirememektedir. Eğitim yaşının yükseltilmesi ve erken evliliğin engellenmesi adölesan kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği tutumlarını da değiştirecektir. Bu nedenle erken evliliği önlemek amaçlı alınacak önlemler oldukça önemlidir.

Cinsel kimlikErgenlerEvlilik+4
Sakine Karabulut Gençay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif ayrımcılık ilkesi ışığında engelli istihdamı ve engellilerin hakları

Pozitif Ayrımcılık İlkesi Işığında Engelli İstihdamı ve Engellilerin Hakları isimli yüksek lisans tez çalışmam giriş, üç bölüm ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Söz konusu çalışmam kamuda engelli istihdamının hangi ilkeler ışığında, hangi usul ve esaslar çerçevesinde yapıldığı ve istihdam sonrasında ki engelli kamu çalışanlarının özlük haklarının neler olduğu konuları incelenmiştir. Bu doğrultuda; birinci bölümde engelli kavramının tespiti ve engelli haklarının tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Yine aynı bölüm içerisinde eşitlik kavramı ve pozitif ayrımcılık kavramları ayrıntılı şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, Ülkemizin hukuk sisteminde engelli istihdamına ilişkin mevzuat ve ülkemizde kamuda engelli istihdamının gerçekleşme biçimleri ayrıntılı şekilde izah edilmiştir. Üçüncü bölümde kamuda istihdam edilmekte olan engelli bireylerin ve ailelerinin pozitif ayrımcılık ilkesi ışığında hangi haklara sahip oldukları hususlarına yer verilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Engelli Kavramı, Eşitlik, Pozitif Ayrımcılık, İstihdam, Engelli İstihdamı

Engelli haklarıEngelli istihdamıEşitlik+5
Mehmet Metin Budak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde fırsat eşitliği konusunda yapılan çalışmaların sistematik derleme yoluyla incelenmesi: Yurt içi ve yurt dışı çalışmalara ilişkin bir karşılaştırma

Geçmişte insanlar arasında etnik köken, din, dil ve renk gibi birtakım sınıfsal ayrışmalar söz konusuydu ancak modern dünyada meydana gelen değişimler, sanayileşme, teknolojik gelişmeler ve özellikle insana verilen değerin artması sonucu hak, hukuk, adalet, demokrasi ve eşitlik gibi temel kavramlar önem kazanmaya başlamıştır. Bunlara bağlı olarak bir ülkenin gelişimi için hayati önem taşıyan eğitim alanında da birtakım köklü değişiklikler yapma zorunluluğu hissedilmiştir. Bu önemli değişikler arasında sayılan ve eğitimin en önemli faktörlerinden biri de eğitimde fırsat eşitliği kavramıdır. Eğitimde fırsat eşitliği, bireylerin tamamına kaynak ve imkanların eşit sunulması, bireylerin var olan potansiyellerinin ortaya çıkarılarak eğitimde eşitliğin sağlanmasıdır. Bu araştırmanın amacı eğitimde fırsat eşitliği konusunda yurt içi ve yurt dışında yapılan araştırmaların sistematik olarak incelenmesidir. Bu araştırmada Google Akademik, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi, Proquest Veri Tabanı ve Ulakbim üzerinden eğitim, adalet, eşitlik, eşitlik teorileri ve eğitimde fırsat eşitliği kavramları taranmıştır. Tarama sonucunda bu araştırmaya katkısı olacağı düşünülen eğitimde fırsat eşitliği konusunda yurt içi ve yurt dışı yaklaşık 250 araştırma derinlemesine incelenmiştir. Bu incelemenin sonucunda amaca daha iyi bir şekilde hizmet edeceği düşünülen yurt içinde yapılan 78 araştırma ve yurt dışında yapılan 60 araştırma olmak üzere toplamda 138 araştırmanın bulgular kısmında içerik yönünden betimsel analizi yapılmasına ve geriye kalanların ise bu araştırmanın farklı bölümlerinde kullanılmasına karar verilmiştir. Bu araştırmanın bulgularına göre eğitimde fırsat eşitliğinin en önemli sorunları sosyo ekonomik durum, cinsiyet eşitsizliği ve bölgeler arası farklılıklardır. Araştırmanın sonucunda bu araştırmanın temel ve alt amaçları kapsamında eğitimde fırsat eşitliği konusundaki yurt içi ve yurt dışı araştırmaların benzerlikleri ve farklılıkları eğitim sistemindeki yürürlükte olan politikalar göz önünde bulundurularak tartışılmış ve elde edilen bulgular ışığında eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için uygulayıcılara ve araştırıcılara önemli önerilerde bulunulmuştur.

Bilimsel araştırmalarEğitimEğitim sistemi+3
Hüseyin Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk İş Hukukunda kadın çalışanlara yönelik ayrımcılık kaynaklı uyuşmazlıklar

Kadın ve erkek arasındaki eşitlik anlayışı kadın ve erkeğin fiziksel ve biyolojik özelliklerine göre şekillenerek, zamanla toplumsal farklılığa dönüşmüş ve cinsiyetler arasında eşitsizliğin meşru bir sebebi hâline gelmiştir. Kadınların çalışma hayatında aktif olarak rol almaya başlamaları ile birlikte kadın ve erkek çalışanlar arasında eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı uygulamalar çalışma hayatına da sirayet etmiştir. Kadın çalışanlara ilişkin olumsuz uygulamalar dünya devletlerinin birçoğunda da sorun olmakla, uluslararası hukukta da kadın çalışanları koruyucu düzenlemelerin yapılmasını gerekli kılmıştır. AB uyum sürecinde olan ülkemizde de yasal mevzuatımızda uluslararası sözleşmelere paralel olarak bu yönde değişikler olmuştur. Çalışma hakkı temel insan haklarından olup, anayasal bir haktır. Kadın çalışanlar; biyolojik özelikleri, gebelik-analık ya da cinsiyet sebebiyle çalışma hayatında birçok sorunla karşılaşmaktadır. Kadın çalışanların da çalıştıkları işte aynı kıdem ve görevde çalışan erkeklere göre daha az ücretle çalışmasının önlenmesi, kadın çalışanlara istihdam alanın sağlanması, kadınların çalışma koşullarına yönelik koruyucu ve kollayıcı önlemlerin alınması sosyal devlet ilkesinin de gereğidir. Uluslararası düzenlemeler ile kadın çalışanlar yönünden yapılan düzenlemelere paralel olarak ülkemizde de bu yönde yasal düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle Anayasa'nın 10'ncu maddesinde kadınlar lehine pozitif ayrımcılığın kabul edilmesi, İş Kanunu'nda kadın çalışanları koruyucu düzenlenmelerin yapılması kadın çalışanlar yönünden önemli bir gelişmedir. Bu çalışmada kadın çalışanlara ilişkin uluslararası antlaşmalardaki düzenlemeler ile 4857 sayılı İş Kanunu'ndaki düzenlemeler birlikte değerlendirilerek; yasal düzenlemelerin çalışma hayatındaki olumlu ve olumsuz yönleri incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet Ayrımcılığı, Çalışma Hakkı, Eşitlik, Pozitif Ayrımcılık

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkEşitlik+7
Eda Karabulut
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İsrail devletinin vatandaşlık sorunsalı: Hiyerarşik kimlikler ve eşitlik talepleri

Kimlik meseleleri daha önce hiç olmadığı kadar karmaşık bir yapı arz etmeye başlamaktadır. İnsan hakları, eşitlik, adalet ve özgürlük gibi evrensel değerlerin neden olduğu kimliksel uyanış karşısında ise devletlerin belirli taleplere cevap verebilme kabiliyetlerinin, demokrasinin içselleştirilmesi ile yakından ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Devlet ile halk arasında bir mekanizma işlevi gören vatandaşlığın ehemmiyeti de böylece net bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede İsrail'de vuku bulan kimlik çatışmalarını konu alan bu çalışma vatandaşlık zemini üzerinde değerlendirilmektedir. İsrail Devleti'nin demokrasi karşıtı uygulamaları ile beraber parçalı ve hiyerarşik bir toplumsal yapının belirdiği hususu ise çalışmanın ana argümanını oluşturmaktadır. Nitekim siyasi, hukuki, dinî, ekonomik, kültürel ve sosyal pek çok parametre göz önünde bulundurulduğunda üç boyutlu çatışma profilinin toplumda mevcut olduğu görülmektedir: 1) Aşkenazi- Mizrahi bölünmesi, 2) Seküler- Haredi ayrışması, 3) Arap- Yahudi çatışması. İsrail'in, vatandaşları arasında ayrım gözeten ve bir tarafı avantajlı kılmaya yönelik politikaları dolayısıyla etnik bir devlet niteliği taşıdığı yönündeki sav ise çalışmanın sonunda sabitleşmektedir. Anahtar Sözcükler: 1) İsrail Devleti 2) Vatandaşlık 3) Aşkenazi- Mizrahi Bölünmesi 4) Seküler- Haredi Ayrışması 5) Arap- Yahudi Çatışması

Arap-İsrail çatışmasıEşitlikHiyerarşi+6
Hamza Yavuz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The socio-political status of Muslim Swahili minority in Burundi

The pattern of discrimination began before 1962-the year which Burundi achieved its independence from the Belgian colonizers. According to many historians, Prince Louis Rwagasore, the hero of independence, with the help of Muslim Swahili Minority freed Burundi from colonizers. Today, this minority group is discriminated by the non-Muslim Burundian majority. The Government of Burundi has defined them as "detached" from other Burundian population. Therefore, the overall aim of this research is to better analyze the roots and effects of scapegoating and Islamophobia in Burundi. It also explores different strategies used by Muslim Swahilis to remain neutral in the Burundian ethnic crises and what specific measures are to be taken to change the adverse situation. This qualitative research is designed in line with online surveys and semi-structured interviews held with 30 participants, and the content analysis of their social platform accounts. The results show how colonial masters' "divide and rule" strategies, subpar governance after independence, and sociocultural disparities contributed to a number of issues facing Muslim Swahilis up to this day. Also, the results demonstrate that this situation causes "brain drain" and divides the nation in two blocks. Furthermore, Swahilis identified themselves more as Muslims than as Hutus or Tutsis. Eventually, it is important to note that since the arrival of President Evariste Ndayishimiye, a new path of democratization has been taken in Burundi. Finally, among the measures which they believe can change the current situation, they cited the insertion of the role of Muslim Swahilis in the history of Burundi's official documents and an inclusive interpretation of the constitution or even changes to make it more equal and non-discriminative to all Burundians. Keywords: Muslim Swahili Minority, Discrimination, Neutrality Burundian Government, Equality

MinoritiesBurundiEquality+4
Mossı Bıgırımana
Ankara Social Science University · Bölge Çalışmaları Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçede benzerlik, eşitlik ifade eden isimden isim yapma ekleri

Bu çalışmada benzerlik, eşitlik ifade eden isimden isim yapma ekleri incelenmiştir. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kök, ek kavramı ve kelime türetimi hakkında genel olarak bilgi verilmiş; ikinci bölümde ise Türkçede eşitlik, benzerlik ifâde eden isimden isim yapma ekleri art zamanlı ve eş zamanlı olarak incelenmiştir. Adı geçen yapım ekleri tarihî ve çağdaş lehçelerden verilen örneklerle açıklanmıştır. Ayrıca, Derleme ve Köken Bilgisi Sözlükleri taranarak söz konusu yapım eklerinin geçtiği kelimeler morfolojik yönden incelenmiştir. Çalışmamızın son kısmını ise çalışmamız boyunca yararlanılan eserlerin künyelerinin yer aldığı Kaynaklar kısmı oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler1. yapım ekleri2. Türk lehçeleri3. benzerlik4. eşitlik.

AğızlarBenzerlikDil bilgisi-ekler+5
Gamze Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İşçinin kişisel özellikleri bakımından işverenin eşit davranma borcu

Bu çalışmanın konusu, işçilerin cinsiyet, ırk, din ve mezhep, dil, siyasi görüş, felsefi düşünce ve benzeri nedenlere dayalı olarak ayrımcılığa tabi tutulamaması üzerinedir. Başka bir deyişle hukukun her alanında gözetilmesi gereken ?eşitlik ilkesi?nin İş Hukukundaki görünümü olan ?işverenin eşit davranma borcu? ilkesi çalışmamızda bu yönüyle ayrıntılı olarak incelenecektir.Türk Hukukunda iş ilişkisinde cinsiyet, ırk, din ve mezhep, dil, siyasal görüş ve benzeri nedenlere dayalı olarak ayrımcılılık yapılamaması ile ilgili doğrudan bir kural ve yaptırımı ilk defa 4857 sayılı İş Kanunumuzda bulunmaktadır. Dolayısıyla Türk hukuku bakımından 4857 sayılı İş Kanunu ile beraber eşit davranma ilkesinin, işverenin borçlarından biri olmanın ötesinde Türk İş Hukuku'nun temel ilkelerinden biri haline geldiği söylenebilir. Ancak bu konunun Türk Hukukunda gündeme gelişi oldukça yenidir. Dolayısıyla çalışmamızda yalnız ulusal hukukun verileri değil, aynı zamanda uluslararası hukuk bağlamında işyerinde yapılan ayrımcılıklara ilişkin düzenlemeler de incelenmeye çalışılmıştır. Tez çalışmamızda konu ile ilgili temel kavramlar üzerinde durulmuş, ardından hangi davranışların veya uygulamaların işyerinde ayrımcılık yaratabileceği tartışılmıştır. Bunun yanında işverenin eşit davranma borcunu ihlalinin yaptırımı olan ?ayrımcılık tazminatı? ve bu konudaki ispat yükü hususları da incelenecektir.

AyrımcılıkDilDin+14
Ertuğrul Yuvalı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dini temelleri açısından eşitlik

İnsanlık tarihi boyunca çeşitli din ve milletlere mensup insanlar içerisinde ırkçılık halkçılık gibi ayrımcılığa dayalı eğilimler olagelmiştir. Bunların bazıları Yahudilik ve Hristiyanlıkta olduğu gibi dine, bazıları ise Hint ve Mecusilerde olduğu gibi yaratılışın aslına dayandırılmıştır. İslam'ın sosyo-kültürel tarihi incelendiğinde buna benzer eğilimler hemen her dönem vuku bulmuştur. Buna bağlı olarak başta Araplar olmak üzere çeşitli milletler bu savlarını desteklemek amacıyla naslar oluşturmuş ve dini, bu amaçlarına referans olarak kullanmak istemişlerdir.Anahtar Kelimeler: Eşitlik, İnsan, Asabiyet, Mevâli, Şuûbiye, İslam, Nass, Kelam

DinDini değerlerEşitlik+2
Sait Bosat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın sporcuların toplumsal cinsiyet eşitliği görüşleri ile olumsuz değerlendirilme korkusu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma kadın sporcuların toplumsal cinsiyet eşitliği görüşleri ile olumsuz değerlendirilme korkusu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma, ilişkisel analiz tekniğine dayalı betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Akdeniz bölgesinde (Antalya-Burdur) yaşayan 313 elit kadın sporcu oluşturmaktadır. Araştırma grubuna ulaşmak için olasılığa dayalı örneklem seçim yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeği" ile "Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği" ayrı formlar halinde uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için Statistical Packadge for Social Sciences (SPSS) 17.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan normallik testleri (Kolmogorov- Smirnov ve Shapiro Wilk) sonucunda ölçeklerden elde edilen puanların normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Bu sebeple çalışmada parametrik olmayan testlerden Spearman Korelasyon Analizi, Mann Whitney-U testi ve Kruskal Wallis testi; çözümleme sonucunda gruplar arasında bulunan anlamlı farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek içim ise, Post Hoc testlerinden Bonferroni Testi uygulanmıştır. Ayrıca verilerin analizinde frekans, yüzde, Minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise p<0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, yaş, eğitim durumu, medeni durum, değişkenlerine ve daha önce toplumsal cinsiyet kavramını duydunuz mu sorusuna verilen yanıtlar ile toplumsal cinsiyet eşitliği ölçeği alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar saptanmış; olumsuz değerlendirilme korkusu ölçeği ile arasında anlamlı farklılıklar saptanmamıştır. Gelir durumu, yetiştiği yerleşim yeri değişkenleri ve spor ortamında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine maruz kaldınız mı sorusuna verdikleri yanıtlar ile toplumsal cinsiyet eşitliği görüşleri ve olumsuz değerlendirilme korkusu ölçeği arasında anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Ayrıca yapılan Spearman Korelasyon Analizi sonuçlarına göre Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği (ODKO) ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeğinin alt boyutlarından Erkeği Üstün gören Anlayış (EÜGA) ile pozitif yönlü anlamlı (r=,123; p<0,05); ODKO ile Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeğinin alt boyutlarından Kadını Erkeğe Bağımlı Kılan Anlayış (KEBKA) arasında pozitif yönlü ve anlamsız (r=,074; p>0,05); EÜGA ile KEBKA arasında pozitif yönlü ve anlamlı (r=,5333; p<0,05) bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ilgili çalışmaya göre yaş, eğitim durumu, medeni durum ve toplumsal cinsiyet kavramını daha önce duyup duymama değişkenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği görüşleri ile ilişkili olduğu; gelir durumu, yetiştiği yerleşim yeri ve spor ortamında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine maruz kalıp-kalmama değişkenlerinin ise hem toplumsal cinsiyet eşitliği görüşleri hem de olumsuz değerlendirilme düzeyleri ile ilişkili olmadığı söylenebilir.

EşitlikKadın-erkek eşitliğiKadınlar+3
Aysel Bozca
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects