Exhibitions
58 theses under this subject heading
"Sahne yazım" kavramının müze sergi tasarımlarında incelenmesi
Müzelerde gelişen "Sahne Yazım", sergileme stratejilerini mekânsal deneyim ve kalıcı deneyim sağlamak üzerine kurar. Müze mekanında sanatçılar ve izleyenler arasında kırılgan, dinamik, hissel ilişkiler geliştiren "Sahne Yazım", sergilemede hikaye anlatımı ve dramaturjiyi izleyen ve nesne arasında işleyen bir süreç olarak ele alarak katmanlı bir anlatım oluşturmayı amaçlar. "Sahne Yazım" yeni sergileme teknolojilerini kullanarak müzeyi beden odaklı etkileşimli çoklu medya anlatı mekanlarına dönüştürür. Böylece ziyaretçiyi yoğun bir anlama durumuna teşvik ederken daha derin ve kalıcı çok yönlü duyusal deneyimler sağlar. Tezle, müzelerde gelişen "Sahne Yazım"ın kavramının anlaşılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. "Sahne Yazım" kavram olara ele alınmış kapsam ve ögelerine yer verilmiştir. Bu bağlamda günümüz müzeciliğinde değişen sergi tasarım stratejelerinde yeni bir yaklaşım olan ve içerikten doğan biçimi amaçlayan "Sahne Yazım"ın etkilediği sergileme örnekleri incelenmiştir.
Sergilerde ziyaretçi dolaşımının düzenlenmesine yönelik bir android uygulaması önerisi
Sergi tasarımı pek çok farklı değişkenin bir arada yorumlanmasını gerektiren, çok bilinmeyenli bir problem çözme sürecidir. Sergi tasarımı sürecinde ziyaretçilerin dolaşım davranışlarının anlaşılması ve bu bilginin tasarım kararlarını yönlendirmesi sonucunda ziyaretçi memnuniyeti artırılabilir. Bu çalışma kapsamında sergi düzenlenmesinde tasarımcıya karar verme sürecinde destek olması amacıyla Google Android Platformu üzerinde taşınabilir aygıtlarda çalışacak bir uygulama geliştirilmiştir. Söz konusu uygulama literatür taraması sonucunda oluşturulmuş 20 tasarım kriteri ve bu kriterler için geri bildirim aracı olarak geliştirilmiş 33 görseli kapsamaktadır. Kullanıcı tasarım sürecinin çeşitli aşamalarında uygulama ara yüzü ile bu görsellere ulaşabilir ve üzerinde çalıştığı sergi düzenlemesinin hata ve eksikliklerini giderebilir. Söz konusu 20 tasarım kriteri şu 7 ana başlığı kapsamaktadır: (1) serginin hedef kitlesini anlamak; (2) sergi alanının planlanması; (3) sergi elemanları arasındaki ilişkiler; (4) ziyaretçi dolaşımının planlanması; (5) ziyaretçi dolaşımının sürekliliği; (6) ziyaretçilerin zaman ve dikkat sınırlılıkları; (7) çıkış ve geri dönüş davranışları. Bu tez çalışmasında geliştirilen bu uygulamanın etkinliği farklı tasarım branşlarından 48 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen bir deney ile irdelenmiştir. Örneklem, deney ve kontrol gruplarına bölünmüş ve her bir katılımcıdan verilen sergi alanını planlanması istenmiştir. Bu süreçte deney grubu geliştirilmiş olan android uygulamasını kullanırken kontrol grubu ise yazılı tasarım kriterlerinden faydalanmıştır. Bulgular, tez kapsamında geliştirilmiş olan android uygulamasının tasarımcıya, sergi düzenlenmesi sürecinde pek çok konuda fayda sağladığına işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Google Android, Mobil Uygulamalar, Sergi Tasarımı, Ziyaretçi Davranışları.
Sanal portfolyo uygulamalarının incelenmesi ve bir uygulama örneği: DPÜ GSF Online Portfolyo Sitesi
Bu araştırma, portfolyo sitelerindeki grafiksel yapıyı incelemek ve elde edilen bulgulara göre bir web sitesi yapabilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında bir sanal portfolyo web sitesinin nasıl yapılacağı ve birden fazla kullanıcının eş zamanlı kullanımına olanak tanıyabilmesi için neler gerektiği gibi sorunlar çözülmeye çalışılmıştır. Portfolyo, tasarımcısıyla birlikte gelişen ve büyüyen, tasarımcısının zihnine açılan bir sergidir. Bu sergiyi teknolojiyle harmanlamak hem gelişimine katkı sağlayacak, hem de sergiye daha geniş kitlelerin her zaman kolaylıkla erişebilmesine imkân tanımış olacaktır. Yapılan araştırmalar ve elde edilen bilgiler yardımıyla, Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi için böyle bir hizmeti hayata geçirebilecek bir web sitesi uygulaması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Online, Sanal Portfolyo, Web Tasarım, Sosyal Portfolyo Ağı
Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân
İnsanlığın misyonlarından biri olarak düşünülmesi gereken "kuşaktan kuşağa aktarım" olgusu, müzelerin ortaya çıkmasında etken bir rol oynamaktadır. Müze nedir? Müzeler; içerisinde eserlerin konulduğu birkaç vitrinden mi ibarettir? Gelecek kuşaklara bu aktarım nasıl verimli bir şekilde yapılabilir sorularının cevabını da "Çağdaş Müzecilik" kavramı vermektedir. Her müzenin bir hikâyesi vardır. Bir müze ilk kurgu aşamasındayken öncelikle bu hikâyenin ortaya çıkarılması gerekir. Bu hikâye; ziyaretçiyi, sıkıcı, rutin müze gezisinden çıkarıp, ziyaretçinin o müzenin hikâyesinin içerisine girmesini, "öz" ünü almasını sağlamaktadır. İşte tam bu esnada işin içine çağdaş müzecilik kavramı girmektedir ki bu kavram müzelere özgünlük, anlaşılabilirlik, erişilebilirlik katmaktadır. Hikâye ile birlikte mekân ve tasarım kavramları işin içine girmektedir. Mekân ve tasarım ile birlikte, hikâye birleştiğinde kuşaktan kuşağa aktarım konusunda başarılı olunacağı gibi, müzeleri artık sıkıcı mekânlar kategorisinden de çıkarmak mümkün olacaktır. Çağdaş müzecilik kavramında sadece vitrinlere yer verilmemektedir. Vitrinler ile birlikte, vitrinlerin içindeki nesneler ile paralel birçok unsur müzeler içerisinde yer almaktadır. Bunların arasında interaktif uygulamalar, grafik uygulamaları, diaromalar, maketler, realistik silikon heykeller ile yapılan canlandırmalar, ses sistemleri, günümüz bilgisayar teknolojisinin sunduğu hemen hemen tüm imkânlar sayesinde günümüz müzeciliğine yeni bir soluk getirilmeye çalışılmaktadır. Çağdaş müzecilikte teşhir ve mekân konulu bu tezde yukarıda anılan unsurların nasıl ve ne şekilde olması gerektiğini tarif ederek, yapılacak bu işlerin güvenlik boyutunun da sorgulanarak, engelli ziyaretçiler de dâhil olmak üzere toplumun her kesimine hitap edebilecek bir müzenin nasıl olması gerektiği anlatılmaktadır.
Posta sanatı ve 1970 sonrası sergileme yöntemleri
Bu tezin amacı Posta Sanatı ve 1970 sonrası sergileme yöntemlerini incelemek ve bu sergileme yöntemlerini posta sanatının düşünce tarzı doğrultusunda farklı mekânlarda tasarlayarak kurulumunu sağlamaktır. Bu amaç doğrultusunda posta sanatı tarihi, posta sanatının ortaya çıkmasında etkili sanat akımları ve 1970'ten sonra posta sanatının sergileme yöntemleri araştırılmıştır. Posta sanatının etkileyici ve ilgi çekici unsurlarını vurgulayarak, sergileme ve kurulum süreçlerinde posta sanatının özgürlükçü ve dışavurumcu doğasını yansıtan farklı iç mekân, dış mekân ve sanal mekânlarda sergilemeler yapılmıştır. Böylece, izleyiciye ilginç bir deneyim sunmak ve posta sanatının potansiyelini genişletmek amaçlanmıştır. Bu tezde, nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması yeğlenmiştir. Evren olarak oluşturulan "Emailart2022 Uluslararası Posta Sanatı Çevrimiçi Sergisi" kapsamında yirmi iki ülke örneklem ise sergiye katılan 232 katılımcıdır. Nitel araştırmada veri toplama tekniği olarak katılımcı gözlemci ve doküman belge incelemesi yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile betimsel çözümleme yapılmıştır. Betimsel çözümleme yöntemi ile alanyazın taraması, veriler, internet kaynakları, kitaplar, dergiler, broşür ve kataloglar ve üniversitelerin internet bağlantılı ve fiziki kütüphanelerinden yararlanılmıştır. Ayrıca araştırmacı, katılımcı gözlemci olarak süreçte yer almıştır. Uygulama kısmında, bir dijital posta sanatı sergisi düzenlenmiştir. Bu serginin verileri internet ortamında oluşturulan bir sanal galeride ve çeşitli iç ve dış mekânlarda kullanılarak sergilemelere gidilmiş ve sergileme yöntemlerine örnekler oluşturulmuştur. Sonuç kısmında posta sanatından 1970 sonrası sergileme yöntemleri üzerinde durulmuştur. Yapılan posta sanatı sergisi sonucunda alternatif sergileme yöntemleriyle çözümler sunulmuştur.
Türkiye`de bir kadın müzesi için program oluşturma
Türkiye'de bir kadjn müzesi kurulması için koleksiyon ve sergileme programı sunan bu çalışmanın birinci bölümünde, Türk kadınının tarih öncesi çağlardan başlayarak, İslamiyet öncesi ve sonrası ile Cumhuriyet öncesi dönemlerdeki konumu ele alınmış, Cumhuriyet döneminde eşit eğitim ve eşit hukuksal hakların elde edilmesiye birlikte oluşmaya başlayan çağdaş Türk kadını kimli ğininin gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde, çağdaş Türk kadını kimliğinin korunacağı, sergileneceği ve geliştirileceği bir mekan olacak olan kadın müzesinin koleksiyonunun belirlenmesi ve sergilenmesi ile ilgili öneriler getirilmiştir. Bu çerçevede, koleksiyonun oluşturulması için örnek olarak yüz Cumhuriyet kadınının yaşamları ile çalışma ve eserleri değerlendirilmeye alınmış, bu değerlendirmeden yola çıkılarak sergi tasarımı için model önerileri ve ileriye yönelik çalışma programı sunulmuştur. Üçüncü bölüm, Türkiye'de kadın kültürü ve Türkiye'nin kadın politikası üzerine kısa bir değerlendirme yapılarak sonuçlandırılmıştır.
Müzelerde kentsel kültür tarihinin sergilenmesinde Antalya örneği
Çalışmada, 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan ilk kent müzelerine, 21. yüzyılda artık ülkemizde de ihtiyaç duyulmaya başlanmasının ardında ne tür gereksinimlerin olduğu, Kasım 2006-Temmuz 2009 tarihleri arasında Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Tarih Vakfı danışmanlığında projelendirilmiş olan Antalya Kent Müzesi'nin ana hatlarıyla hangi noktalardan hareket ettiği ve Türkiye genelinden Antalya özeline müzelerin hangi işlevlere sahip olması gerektiği ele alınmıştır. Yaklaşık iki yüzyıllık bir oluşum olmalarına rağmen kent müzeciliği konusundaki literatürün genel müzecilik literatürü alanına göre yok denecek kadar az olması bu tez çalışmasında Dünya ve Türkiye müzecilik literatürünün ancak bir bölümünün kullanılabilmesine olanak vermiştir. Antalya Kent Müzesi temelli metinlerin bu genel literatür bilgisi aracılığıyla sağlanması gerekmekte, kentin ve projenin özgünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.Antalya kent kültürü, ana başlıkları itibarıyla diğer kentlerden farklı olmamakla birlikte kent müzesi kapsamında ele alınan sergilerin içeriği tamamen kent Antalya temellidir. Konuyla ilgili bilgi ve malzeme bulunamadığı takdirde merkezden çevreye bir açılım gerçekleştirilmektedir. Söz konusu tarihler arasında Antalya Kent Müzesi Projesi, sergilerinin yanı sıra, açıkhava konserleri ve sergileri, eğitim çalışmaları, konferansları, panelleri, uluslararası sempozyumları, kent kültür gezileri, kent-müze-tarih söyleşileri, çalışma grubu ve basın toplantıları, atölye, panel ve seminer çalışmaları, dans gösterileri ve sinema gösterimleri aracılığıyla da Antalya'nın kentsel kültür tarihini kentliyle ve ziyaretçileriyle paylaşmıştır. Antalya Kent Müzesi Projesi kentsel kültür tarihini sergileyebilmek için sürekli sergiler, geçici ve konuk sergiler olmak üzere iki tür sergileme yöntemi seçmiş ve aşağıda bu sergiler ana hatlarıyla belirtilmiştir.1-Sürekli Sergiler:-Antalya Mutfak Kültürü Sergisi-Çağlar Boyunca Antalya' da Aile ve Evlilik Tarihi Sergisi-Antalya'nın Doğası Sergisi-Antalya'yı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor? Sergisi-Karain'den Günümüze Antalya ve Antalyalılar Sergisi2-Geçici ve Konuk Sergiler: Antalya tarihi, kültürü ve doğasına ilişkin ulusal veya uluslararası araştırmacıların ve/veya sanatçıların çalışmalarını ve uluslararası nitelik ve bilinirlik sağlamış eserlerin sergilenmesi amaçlanmaktadır.
Osmanlı Devleti'nin yurtdışında katıldığı sergiler
Sergi olarak isimlendirdiğimiz ticari, sanayi, zirai ve kültürel unsurların tanıtımı amacıyla yapılan organizasyonların tarihi oldukça eskidir. Sanayileşmenin ve ticari faaliyetlerin gelişerek yoğunlaştığı 18.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa Devletleri'nde üretimin artması, yeni Pazar ve hammadde ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Bu ihtiyacın giderilebilmesi için, sanayi ürünlerinin ve üretim araçlarının tanıtılması amacı ile uluslararası sergiler düzenlenmeye başlamıştır. Ayrıca bu sergilerde ülkelerin sanayi, teknoloji, bilim ve tarım alanındaki gelişme ve yeniliklerin tüm milletlere duyurularak çok daha geniş bir alana hitap edilmesi amaçlanmıştır. İlk ulusal nitelikli sanayi sergisi 1789'da Fransa'da düzenlenmiştir. 1849'a kadar bu ülkede çok sayıda sergiler düzenlenmiştir. Avrupa'da 19.yüzyıl boyunca açılan sanayi sergileri milyonlarca insan tarafından ziyaret edilmiştir. Osmanlı Devleti'nde ise çeşitli ürünlerin sergilendiği ve eğlence niteliğinde olan geleneksel panayırlar eskiden beri kurulmuştur. Ancak 1851'e kadar Osmanlı Devleti'nin uluslararası sergiler hakkında genel bir fikri olmamıştır. 1851 I.Londra Sergisi Osmanlı Devleti'nin katıldığı ilk sergi olmuştur. Ardından 1855 Uluslararası Paris Sergisine katılmıştır. Osmanlı Devleti, 18. yüzyıl'da içte ve dışta bir takım sıkıntılarla karşı karşıya kalmış olmasına karşın, uluslararası sergilere yoğun bir şekilde ilgi göstermiş, ülkesine ait her biri kendine has özellikler taşıyan ürünlerini sergilere göndererek tüm dünya'ya tanıtmayı hedeflemiştir. Osmanlı Devleti'nde 1862 sergisinden sonra II. Uluslararası Londra Sergisinden sonra en çok ülke içerisinde yankı uyandıran 1867 II. Uluslararası Paris Sergisi olmuştur. Çünkü ilk defa bir Osmanlı Padişahı kendi ülkesinin sınırları dışında bir Avrupa ülkesini görmek arzusuyla Avrupa Seyahatine çıkmıştır. III. Napolyon'nun daveti ile seyahat hazırlıkları başlamıştır. Sultan Abdülaziz bu seyahati ilk başta razı olmamış fakat Ali ve Fuat Paşaların ısrarıyla bu sergiye katılma kararı almıştır. Osmanlı Devleti'nin bu sergiye katılmaktaki amacı ise; kendi ülkesinde bulunan kaynakları sergi yoluyla tanıtmak, ülkesi üzerine ilgi toplamak, Avrupa Devletleri olan problemlerini çözmek ve destek sağlamaktır. 1867 II. Uluslararası Paris Sergisi'nden sonra 1873 Viyana Uluslararası Sergisi'ne katılan Osmanlı Devleti, tahıl ürünlerinin yerini alan mimari eserleri, dünya şartlarının gereği olarak ön plana çıkarmıştır. Sergide özellikle III. Ahmet Çeşmesi'nin minyatürü sergilenmiştir. Ayrıca bu sergide resim sergileri de açılmıştır Osmanlı Devleti bu sergilerden sonra Fransız Devrimi'nin 100.yılına rastlayan 1889 Paris Sergisi'ne katılmak içinde 1888'de resmen müracaat etmiştir. Amerika'nın keşfini anmak adına düzenlenen 1889 Şikago (Chicago) Sergisi'ne de katılmıştır. Bu sergi ticaret odası açısından büyük bir başarı olmuştur. Osmanlı Devleti'nin katıldığı son Uluslararası sergi 1990 Paris Uluslararası Sergi'si olmuştur. Anahtar Kelime: Sanayi Devrimi, Osmanlı Devleti, Uluslararası Sergiler, Sultan Abdülaziz, III. Napolyon.
Türkiye'deki arkeoloji müzelerinde yeni çağdaş yaklaşımlar
Günümüzde müzeler, kültür nesnelerinin korunduğu ve vitrinlerde sergilendiği yerlerin ötesinde izleyiciyi meraklandıracak daha çok görme ve öğrenme isteğini heveslendirecek nesnenin kendisi kadar sunumunu da ilginç kılan tasarım ve gösterim teknikleri ile sergileme sistemlerine ve mekânlarına gereksinim duymaya başlamışlardır. Buna bağlı olarak dünyada ve ülkemizde son yıllarda hızlı bir değişim ve gelişim yaşanmakta olup, ziyaretçinin istekleri göz önünde bulundurularak müzelerde yeni teknikler, sergilemeler ve mekân kavramları ortaya çıkmıştır. Ülkemiz de de bu hızlı gelişme ve değişmeye ayak uydurulmuş olup, insan odaklı, iletişimin ön plandı olduğu ziyaretçinin pasif konumdan aktif duruma geçtiği çağdaş müze uygulamaları hayata geçirilmiştir. Türkiye'de ki arkeoloji müzelerinde yeni çağdaş yaklaşımların ne olduğu hususunun incelendiği bu çalışma da müze ve müzeciliğin tanımı yapılarak dünya da ve Türkiye'de müzeciliğin gelişimine yer verilmiştir. Modern müzecilik anlamında müze mimarisi, sergileme tipi depolama ve güvenlik sistemleri ile müze eğitiminin nasıl olması gerektiği hususlarının belirlenmesinin ardından ülkemizde yer alan ve modern müzeciliğin gereği olan, insan odaklı arkeoloji müzeleri ile arkeoparklar ve örenyerlerinin uygulama örnekleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: müze, çağdaş müzecilik, interaktif müze, sergi tasarımı
Kamusal alanda reklam aparatlarının sanatsal sunum için kullanımı
Yirminci yüzyıl sonu sanat pratigini `beyaz kutu'nun dışına çıkış ve `izleyici'nin keşfiyle tanimlamak mümkündür. Sanat, iletişim ve geçerlilik gibi terimlerinin değiştiği, çok katmanlı toplumsal bir dünya anlayışında varlık bulmaktadır. Buna bağlı olarak da; beyaz kutu ve kamusal alan arasında, geleneksel izleyici ve yeni kamular arasında, toplumsal olan ve sanatın özerkliği arasında kutuplaşmalar oluşagelmiştir. Bu kutuplaşmalar, kentsel sosyoloji ve siyaset çalışmalrı alanlarında, kamusal mekan ve kamusal alan kavramları üzerinde yoğunlaşma sürecini doğurmuştur.Bu tez çalışmasının amacı; resim sergileme mekanlarına yeni bir bakış açısı kazandırmanın yolunu açmaktır. ?Kamusal Alanda, Reklam Aparatlarının Sanatsal Sunum İçin Kullanımı? projesiyle; sanatın mekanla ve izleyicisiyle ilişkisini sorunsallaştıran yeni sanat pratikleri ve pozisyonları üzerine bir tartışma açmak hedeflenmiştir.Bu bağlamda sanatsal çalışmalarımızı elimize alıyor ve kamusal alana çıkıyoruz. Kimi zaman eserler seçilen alanda oluşturulurken, kimi zaman da orjinal eserlerin kopyaları, dijital çoğaltım sistemiyle kamuya ulaşmaktadır.Burada asıl sorunsal; üslup ve teknikten öte, eserlerin izleyicisiyle raslantısal karşılaşmasını sağlarken, sanat-izleyici ilişkisini tüm varlığıyla kamunun yaşamsal dinamiğinin orta yerine yerleştirebilmektir. Bu akademik çalışmanın kapsamında, merkezde kamusal alan olmak üzere; sanatçı-eser, eser-izleyici, sanat-politika ilişkilerinin yanı sıra, kamu ve kamusal alana hizmet eden dinamikler bulunmaktadır.Bu çalışmanın uygulama projesi olan, `bir reklam aparatı olan bilboardlarda resim sergisi' ; Ankara kentinde, Çankaya va Altındağ bölgesinde toplam 14 adet resmin bir hafta boyunca sergilenmesiyle gerçekleştirilmiştir.Habermas, Arendt, Negt ve Kluge gibi teorisyenlerin yaklaşımlarının temelini oluşturduğu, kamusal alan problematiğini merkeze alan bu çalışmanın oluşumunda, yakın tarihlerde kamusal alanda çalışmalar yapan sanatçı ve akademisyenlerin görsel ve yazınsal eserlerinden de faydalanılmıştır.Tüm bu bilgilerin ışığında, sanat eserlerinin sergilenmesinin ve sanat tartışmalarının sterilize edilmiş, duvarlarla çevrilmiş, belirlenmiş tabela ve adresler altında gerçekleştirilmesinin eyleme yenilikçi bir katkı sağlayamayacağı sonucuna varmaktayız. Sanatı kamuya ve kamusal alana açmanın zamanıdır.Anahtar SözcüklerKamusal Alan, Kamusal Mekan, Billboard, Beyaz Küp, Sosyo-kültürel
Devlet Resim ve Heykel Sergilerinin sanat eğitimine katkısı, sergiler ile ilgili görüşler ve karşılaşılan sorunlar
Bu araştırma, ilk olarak 1939 yılından başlayarak günümüze kadar devlet eliyle gerçekleşen, kapsamlı ve organize bir etkinlik olan, Devlet Resim ve Heykel Sergilerini oluşturmaktadır. Devlet Resim ve Heykel Sergilerinin düzenlenmesinin olumlu ve olumsuz yönlerinin belirlenmesini, sanat eğitimine katkısının olup olmadığını, öneriler getirerek ileride yapılacak sergi ve çalışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.Bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Tarama modeline göre nitel veriler toplanmış, betimsel analizi yapılmış ve elde edilen veriler bir sonuç olarak ortaya konulmuştur.Araştırma, yazın taraması, doküman ve belge incelemesinin yanı sıra görüşme yapılarak gerçekleştirilmiştir. Devlet Resim ve Heykel Sergilerinde jüri üyeliği yapmış, Gazi Üniversitesinde öğretim üyeliği yapmış veya yapmakta olan, kırk yaş üstü altı sanat eğitimcisinden oluşan bir çalışma grubu üzerinde yürütülmüştür.Veriler, literatür taramasıyla elde edilen kaynaklar, Devlet Resim ve Heykel Sergileri ile ilgili belgeler, sergi için hazırlanmış kataloglar, sanat eğitimcileriyle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Sergi ile ilgili bilgiler bulunan kitap, dergi, gazete, katalog, tez, resmi belge, vs. ulaşılabildiği kadarıyla bütün kaynaklar incelenmiş, faydalı görülen bilgiler derlenerek, uygun bir sistem içerisinde kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Kavramsal çerçeveyi oluşturan veriler ışığında, problem ve alt problemleri tanımlayacak bilgilere ulaşacak sorular hazırlanmıştır. Görüşme formu oluşturacak şekilde düzenlenen bu sorular, altı sanat eğitimcisinin görüşlerini almak üzere kendilerine yöneltilmiştir. Bu görüşmelerden beş âdeti, bizzat görüşmeci tarafından sanat eğitimcilerine sorulmuş ve yanıtlar sesli ve görüntülü olmak üzere kayıt altına alınmıştır. Daha sonra bu görüşmeler yazılı metine dönüştürülerek araştırmanın bulgular ve yorumlar kısmında değerlendirilmiştir. Bir sanat eğitimcisi ile bire bir görüşme imkânı sağlanamamıştır. Sorular, araştırmacı tarafından elden görüşmeciye ulaştırılmış ve görüşmecinin görüşme formu ışığında yanıtları e-mail yolu ile araştırmacıya ulaştırılmıştır. Elde edilen bu veride diğerleriyle aynı uygulamaya tabi tutularak bulgular ve yorumlar kısmında değerlendirilmiştir.Ortaya çıkan bulgular ışığında, Devlet Resim ve Heykel Sergilerinin başlangıcından günümüze kadar Türk sanatı, sanatçısı, sanat öğrencisi, sanat izleyicisi ve sanat eğitimi için çok önemli bir kaynak özelliği taşıdığını göstermektedir. Gelenekselleşmiş bu sergiler Türk sanatının gelişiminin göstergesi olarak günümüzde çeşitli sebeplerden dolayı aksaklıklar ile gerilemektedir. Bu bulgular ışığında sergilerin amacını tekrar kazanmasına yönelik ve ileride yapılacak çalışmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: sanat, sanat eğitimi, sanat eğitimcisi, Devlet Resim ve Heykel Sergileri
Modern Avrupa düşüncesinde estetiğin siyasallaşma problemi
Modern Avrupa düşüncesinde estetiğin ideolojisi ve siyasallaşması denildiğinde pekala kaygan bir zeminde en karmaşık ve en tartışmalı bir yere işaret ettiğimizi kabul etmemiz gerekir. Tarihi çok eskilere dayanan estetik, bir güzellik bilimi olarak değerlendirilmesinden bu güne kadar farklı algılama biçimleriyle karşımıza çıkmıştır. Belirsiz bir yerde duran estetik terimi, her yüzyılda kullanıldığı her alanda farklı formlarda, yeni algılama biçimleriyle kendini göstermektedir.Bu bağlamda biz, üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde, estetik ve sanat teriminin hem bir birleriyle ilişkisini hem de tarihsel görüngüsünü genel algılama biçimini ortaya koymaya çalıştık. Çalışmanın ikinci bölümünde, esas tartışma konumuz olan 18. ve 19. yüzyıllarda, modern Avrupa düşüncesinde estetik ve siyasetin nasılda iç içe geçtiğini ve estetiğin siyasallaşma eğilimini genel bir düşünce algısını karşılaştırdık. Modernliğin estetik ve siyaset algısının yanı sıra toplumsal bağlamda siyaset ve estetiğin konumunu, yine iktidar ve estetik ilişkisini inceleme konusu yaptık.Çalışmamızın son bölümünde ise, modern sanatların estetik ve siyasetle oluşturduğu bağlamı tartışmaya çalıştık. Bu bağlamda estetik ve siyaset ilişkisini genel bakış açısı içinde plastik sanatlardan, sinemaya, müzikten kültür ve edebiyata kadar kısmen estetik ve siyaset algısına dair tartışmaları karşılaştırdık. Yine uluslararası sergiler ve bu sergilerin milliyetçilik, ulus, faşizm gibi kavramlarla olan ilişkisini estetik ve siyaset bağlamında ela alarak bir dizi saptamalar ortaya koyduk. Çalışmanın sonuç bölümünde ise incelemenin vardığı yargıları tartışmaya çalıştık.
Yüksek ziraat enstitüsü dönemine ait tekstil koleksiyonu'nun çevrim içi sergiye dönüştürülmesi
Türkiye'de geleneksel el sanatları eğitimi üzerine uzmanlaşan akademik kurumların başında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi gelmektedir. İlk adıyla Yüksek Ziraat Enstitüsü (YZE) 1933 yılında kurulmuş, 1946 yılında Ankara Üniversitesi bünyesine dâhil olmuştur. Enstitü; Tabii İlimler, Ziraat, Baytar ve Ziraat Sanatları adlı dört fakülteden oluşmuştur. 1930'larda Ziraat Sanatları Fakültesi'nde yürütülen çalışmalar ile Türkiye'nin çeşitli yörelerinden tekstil ürünleri temin edilmiş, bu ürünler fakültede ders materyali olarak kullanılmış ve ürünlerin hammadde bilgileri, dokuları, içerik ve şekil bilgileri kayıt altına alınarak ilk akademik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu döneme ait etnografik eserler aynı zamanda kültürel miras unsurlarıdır. Yurtiçinde ve yurtdışında birçok üniversite tekstil koleksiyonuna sahip olup koleksiyonlarında yer alan eserleri tema odaklı, dinamik, sade ve anlaşılır uygulamaları hayata geçirmeye çalışmaktadır. Günümüzde koleksiyon içeriklerine göre nesnelerinin sınıflandırılması, etiket bilgilerinin ve nesne görsellerinin eksiksiz biçimde web tabanlı platformlara aktarılması halkın koleksiyona ulaşılabilirliği açısından önemlidir. Dijitalleşen eserler çeşitli temalar doğrultusunda çevrim içi sergilere dönüştürülmektedir. Bu sergiler kapsamında temalara ilişkin videolar, canlı yayınlar ve sanal geziler hazırlanmakta ve temalar öğretim programlarıyla ilişkilendirilerek eğitim etkinlikleri hazırlanmaktadır. Kısacası web tabanlı platformlar nesnenin ve bilginin korunduğu ortamlar olmaktan ziyade, bilginin çoklu kaynaklarla çoklu ortamlarda paylaşıldığı forumlar haline gelmiştir. Dijital gelişmelerle koleksiyonların tanıtımı teknolojik alt yapının kullanılması yoluyla izleyiciye ulaştırılmaktadır. Tüm bu gelişmeler sonucu Yüksek Ziraat Enstitüsü dönemine ait koleksiyonunda izleyici ile buluşturulması hedeflenmiştir. Çalışmada koleksiyon, sergileme, çevrim içi sergileme, dijital kültürel miras kavramları betimsel tarama yöntemi ile incelenmiştir. Dünya ve Türkiye online tekstil koleksiyonlarına örnekler verilerek, Yüksek Ziraat Enstitüsü dönemine ait etnografik ürün ve dokumalar dijitalleştirilerek web ortamına aktarılmıştır. Tasarlanan web portalında ürünler hakkında detaylı bilgiler, fotoğrafları ve künye bilgilerine yer verilmiştir. Aynı zamanda kültürel mirasa yönelik eğitim paketleri önerilmiştir. Böylelikle Türkiye'de köklü bir geçmişe sahip olan Yüksek Ziraat Enstitüsü'ne ait tekstil, dokuma ve örme ürünlerden oluşan üniversite koleksiyonu öğrenciler dışında birçok hedef kitleye sunulması amaçlanmıştır.
Uluslararası İzmir Fuarı'nın kuruluşu ve ilk sergiler
1923 İzmir İktisat Kongresi'nde oluşturulan sergi, İzmir Fuarı'nın doğuşunun başlangıcı olmuştur. Sergiden panayıra, panayırdan fuara doğru giden süreç ticari hayatı son derece etkilemiştir.Fuar, uluslar arası ilişkilerin kaynaşmasını, ticari bağların kurulup, güçlendirilmesini sağlamıştır. Bu ticari ortamda tüccarlar diğer tüccarlarla birebir görüşme, mallarını birebir görme olanağı bulurlar. İç ve dış ticareti yakından ilgilendiren fuarla ülkenin ürünleri, malları teşhir edilir. Ülkenin henüz tanınmamış tarafları aydınlatılır, hammaddeleri diğer ülkeler tarafından daha aranır hale gelir. Yerli müteşebbis artarak yerli sanayi gelişir. Fuarda direk bir etkileşim söz konusudur. Bir ülkenin sanayide gerçekleştirmiş olduğu bir yenilik diğer ülkelerin de bundan yararlanmasını sağlayacak, ufkunu genişletecek ve diğer ülkelerin teknik, sanayi alanındaki durumlarını gözden geçirip geliştirmelerine yardımcı olacaktır.Bu tezde de ekonomi politikasının saptandığı 1923 İzmir İktisat Kongresi'yle başlayan ekonomiyi ileriye götürme süreci, İktisat Kongresi'ndeki numune sergisi, 1927 ve 1928 Sergileri, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve bunun sergilere etkisi, devletçilik ile devletçiliğin fuarla ilişkisi, 1933 ? 1934 ? 1935 yıllarında gerçekleşen panayırlar, 1936 İzmir Enternasyonal Fuarı'nın doğuşu ve fuarın içinde bulunduğu Kültürpark'ın oluşturulması üzerinde durulmuş; bunun hem İzmir'e hem de tüm Türkiye'ye yansıyan faydaları analiz edilmiştir.Anahtar kelimeler: Sergi, Panayır, Teşhir, Enternasyonal İzmir Fuarı, Kültürpark.
Uluslararası pazarlamada bir tutundurma aracı olarak fuar ve sergilere katılımın dış ticaret şirketleri açısından önemi
Bu tez çalışması üç ana bölüm olarak planlanmış ve konu bu bölümlerdeki alt başlıklarda detaylandırılarak ele alınmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde pazarlamanın genel kavramları üzerinde durulmuş ve gerekli tanımlamalar yapılmıştır. Konu gereği uluslararası pazarlama konusuna da değinilmiş, uluslararası pazarlama stratejileri ve uluslararası pazarlamada dağıtım kanalları açıklanmaya çalışılmıştır.İkinci bölümde asıl çalışma alanını oluşturan fuar ve sergilerin detaylı tanımlamaları yapılmıştır. Fuar ve sergilerin Türkiye'deki durumu diğer ülkelerle karşılaştırmalı olarak anlatılmıştır. Dış ticaret şirketleri açısından fuar ve sergilerin önemi üzerinde durulmuştur.Üçüncü ve son bölümde ise, bu konu ile ilgili daha önce yapılmış çalışmalara ve istatistiksel analizlere yer verilerek dış ticaret şirketleri açısından fuar ve sergilerin önemi vurgulanmıştır.
Bir iletişim biçimi olarak askeri müzelerin iç mekân sergilemelerinde grafik tasarımın işlevi
Grafik tasarım, kavram olarak tam karşılığını bulduğu ilk dönemlerden itibaren içeriğini sürekli genişleterek bu günkü kapsamına ulaşmıştır. Ancak sürekli artmaya devam ederek günümüze kadar gelen bu kapsam artışı sona ermemiş ve her geçen gün grafik tasarım disiplinine yeni içerikler eklenmiştir. Son dönemde yeni isimlerle, farklı yeni başka alanlara bölünerek bir anlamda yükü hafifletilse bile ortaya çıkan birçok uygulama alanı da yine bir alışkanlık biçiminde grafik tasarım içinde sınıflandırılmıştır.Teknolojik gelişmeler ve çağın gerekleri ile ortaya çıkan yeni iletişim kanalları ve son dönemde kullanılır olan her türlü medyada da, grafik tasarımın konusu içinde kalan, bir ya da birden fazla uygulama alanı bulunabilmektedir.Bazen tasarımcılar öyle konularla karşılaşabilmektedirler ki, o alana egemen grafik üretimler gerçekleştirebilmeleri için, konuya ilişkin bilgiyi alabilmeleri, yorumlayabilmeleri ve özümseyebilmeleri gerekir. Zamanla yarışılan tasarım süreçlerinde bu durum her zaman söz konusu olamayabilmektedir. Ancak bir anlamda zamanın şartları; tasarımcının günümüzde uzmanlaşmış olduğu konularda tasarım üretir hale gelmesini gereklilik haline sokmuştur.Bu çalışma, tasarımcının üretimlerini gerçekleştirirken konuya dair uzmanlığın zorunlu olduğu alanlarından biri sayılan, sosyal bilgilendirme işlevini varlık nedeni diye nitelendirebileceğimiz müzelerle ilgilidir. Grafik tasarımcı, müzeye özel tasarımlar üretecekse, kamuya açık bir hizmet birimi olan müzenin genel yapısını, çalışma alanlarını ve her şeyden önce genel sistematiğini bilmek durumundadır. Çalışma konusu olan müzenin ana özelliklerine dayalı olan ziyaretçi profili, tasarımcının hedef kitlesine denk düşer. Müzenin türü ve alanı da, tasarımcının uzmanlığı ile ilintili olarak yaratım süreci içerisinde önemli yer tutar.Son dönemlerde; müze sergilemeleri gerçekleştiren profesyonel müze tasarım ekiplerinde, grafik tasarım disiplininden gelen tasarımcıların bulunması gerektiği fikri tartışılmayan ortak bir yargıya dönüşmüştür. Bu açıdan bakıldığında ülkemizde mevcut ya da yeni yapılandırılacak müzelerde, konuya dair formasyon taşıması beklenen, grafik tasarım alanına ilişkin önemli sayıda tasarımcı gereksinimi bulunmaktadır.Özgün araştırmalarla geliştirilmeye çalışılan bu tez araştırması, ülkemizde ilgili konuda pratik uygulamalar yapması beklenen tasarımcılara, Askeri Müze özelinde, müzelerde grafik tasarım konusunda bir bakış açısı, yeni deneyimler ve öneriler sunabilirse amacına ulaşmış sayılacaktır.
Sosyal ve kültürel odaklı sergilemelerde tasarımcının rolünün incelenmesi
"Sosyal Ve Kültürel Odaklı Sergilemelerde Tasarımcının Rolünün İncelenmesi" başlıklı tez çalışmasında, sergi kavramı ve sergileme tasarımına dair bilgiler verilerek sergileme tasarımcısının yaratıcı süreç ve uygulama aşamalarında, tasarımcının sergileme tasarımındaki konumu irdelenmiş, grafik tasarım bağlamında ele alınıp araştırılmıştır. Sergileme tasarımının önde gelen isimleri ve sergi ekiplerine değinilerek, ortaya konmuş çalışmalar incelenmiştir. Araştırma, sergileme tasarımcısının kim olduğu, sergi sürecinin hangi aşamalarında yer aldığı, kimlerle iş birliği içinde çalıştığını gözler önüne sermeyi hedeflemiştir. Tez kapsamında sosyal ve kültürel sergilemelere odaklanılarak, sergileme tasarımlarının konusu ve içeriğine göre tasarımcının sergiyi ele alış biçimleri ve çözüm yöntemlerini ortaya konulması amaçlanmıştır. Ulusal ve uluslararası örnekler üzerinden tasarımlar incelenmiş olup süreci etkileyen ziyaretçi, mekan, aydınlatma, sergileme yöntemleri gibi pek çok başlık üzerinde durulmuştur. Araştırma, birincil ve ikincil kaynaklardan literatür taraması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin bir kısmı, röportaj kayıtları ve birebir görüşmeler ışığında toplanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde kısaca sergi kavramına ve sergileme tasarımından bahsedilerek tasarımcının çalışma alanlarına değinilmiştir. İkinci bölümde, sergileme tasarımının yaratıcı sürecinin organizasyon aşamaları ele alınmıştır. Son olarak üçüncü bölümde ise tasarım aşamalarını temel alarak tasarımcı ekseninde sürecin nasıl sonuçlandırılması ve nelere dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu araştırmaların sonucunda bir sergi projesi hazırlanarak süreç birebir deneyimlenmiştir.
Kültür endüstrisi bağlamında çağdaş moda fotoğrafında yaygınlaşan deadpan estetiği
Bu çalışmada kültür endüstrisi kuramı çerçevesinde moda fotoğrafında kullanılan deadpan estetiği kavramı incelenmiştir. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan Deadpan kavramı, ifadesiz, donuk yüz anlamına gelmektedir. İnsanın duygularını karşı tarafa gösterebilecek herhangi bir mimikten arınmış haliyle açıklanan Deadpan, 1990'lı yıllardan itibaren fotoğraf sanatında sıkça görülen estetik biçimi olarak kabul edilmiştir. Fotoğraf alanında bu estetik biçiminden birçok fotoğraf sanatçısı faydalanmış ve moda fotoğrafı çalışmalarında da deadpan estetiği sıklıkla görülmüştür. Bu çalışmada çağdaş moda fotoğrafında deadpan estetiğinin kullanım yerleri incelenmiş, geçmişten bugüne moda fotoğrafının tarihsel süreci açıklanmıştır. Geçmişte yer alan ve güncel moda fotoğrafı örneklerinin incelendiği bu çalışma ile Deadpan estetiğinin tarihsel seyri açıklanmış ve gerçekleştirilen moda çekimleri ile bu estetiğin kullanım şekli örneklendirilmiştir. Bu çalışma kapsamında gerçekleşen moda fotoğrafları, Deadpan adlı sanal fotoğraf sergisinde 19 Mayıs 2022 – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında çevrimiçi olarak yayınlanmıştır. Toplamda 50 adet moda fotoğrafının bulunduğu proje kapsamında beş adet model yer almış ve toplamda on yedi farklı kıyafet kombini gerçekleştirilmiştir.
Katılımcı mimarlığı değerlendirme modeli: Dayanışma Mimarlığı Sergisi grupları örneği
The relationship between participation and architecture has been discussed for more than fifty years, along with human-oriented design approaches. Scientists from the field of architecture and other related disciplines have been tackling the concept of participatory architecture and its various aspects through several methods and theories. This thesis aims to present a model by setting forth multiple dimensions of participatory architecture. The purpose of this model is to evaluate participatory architecture, making use of a multi-dimensional perspective to participatory architecture practices. Individuals need to have a certain level of say in the emergence of the place where they spend their daily lives, state their ideas and requests, and experience the space they use to take ownership of the area and establish a bond. It is an accepted fact that the user exists not as a subject but as an object within the architectural product produced in conventional architecture and construction processes. However, architectural figures, groups, and collectives also produce products applying alternative models contrary to these processes. Architectural forms that offer examples by adopting understandings that incorporate users through various tactics, methods and designs can be seen in different geographies. This thesis study focuses on the projects that incorporate users in processes through alternative architectural products. The thesis study model searches for the potentials, opportunities, and threats in participatory architecture. In this context, the theoretical and practical background of the literature research was carried out primarily to understand the concept of participation and its dimensions related to architecture. The inferences made here reveal the multiple dimensions of participatory architecture. These dimensions are levels and processes, players and participation techniques. The study addresses the applied processes conducted by the Solidarity Architecture Exhibition Groups (SAEx) that have compiled alternative architecture practices employed in Turkey in recent years. Conducted by quantitative techniques, the thesis uses a summative evaluation methodology. It builds a three-stage model for method of analysis. Participation ladder analysis (1), stakeholder typology analysis (2) and participatory techniques analysis (3) have helped interpret the architecture activities carried out with participants. In light of the evaluation, this thesis discusses the issue of participatory architecture using various observations made in the processes. This discussion describes a guiding method for participatory architecture. Data collected from primary and secondary sources are tested using a structured evaluation form to carry out the analysis. The structured evaluation form is a systematic examination that questions the existence of the specified parameters. The resulting findings provide information about the strengths and weaknesses of participatory architecture and its place in the Turkish world of architecture. The participant discusses architecture in the light of various inferences observed in the evaluation processes. This discussion describes a guiding participatory method of architecture. Chapter 1 provides detailed information on the problems, hypothesis, research questions, aims of the research, the scope of the research, and the methods used to conduct the research. Chapter 2 describes the concept of participation and its relations with architecture as a profession based on theoretical and practical studies. Chapter 3 describes the methodology of the study, the level and process relationship, players and participation methods described as multiple dimensions of participation are classified based on references from the literature. A new analysis model is introduced according to this classification. In line with the parameters determined by the three-stage analysis method, data collection criteria from primary and secondary sources related to the production of SAEx groups determined as case studies are specified within the scope of the study. Chapter 4 focuses on the data collected in 28 projects of the SAEx groups in line with the parameters determined in the previous chapter and various findings collected applying the three-stage analysis method. The results obtained are based on these findings. The last chapter discusses the relationship between participation and architecture, first in SAEx and then in Turkey and the global context, in the light of findings and results.
Sosyal bilgiler dersinde yerel toplum çalışmalarından yararlanma: Bir eylem araştırması
Sosyal Bilgiler, ?toplumsal gerçekle kanıtlamaya dayalı bağ kurma süreci ve bunun sonunda elde edilen dirik bilgiler? olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda Sosyal Bilgiler dersiyle yaşamı bütünleştirmek, öğrenilenlerin gerçek yaşamda uygulanmasını sağlamak için öğrenme-öğretme sürecinde, toplumdan yararlanmak bir zorunluluk haline gelmektedir. Sosyal Bilgiler dersinde öğrenci yaşamın kendisiyle karşı karşıya gelmelidir. Öğrenciler yaşamda karşı karşıya kaldığı durum için çok yönlü alternatif çözümler üretmeli ve en iyi çözümü gerekçeleriyle ortaya koyabilmelidir. Sözü edilen bu gerekçelerden yola çıkılarak, Sosyal Bilgiler dersinde topluma ve yakın çevreye ilişkin konu ve çalışmalara yer verilmesinin Sosyal Bilgiler öğretiminin etkililiğini artırdığı söylenebilir. İyi bir planlama ile Sosyal Bilgiler programı ile ilişkilendirilen yerel toplum çalışmaları, öğrencilerin ilgisini çekebilir ve kalıcı öğrenmeler gerçekleştirilebilir. Bu bağlamda yaşamın kendisini yansıtan Sosyal Bilgiler dersinde öğretmenlerin yerel toplum çalışmalarından yararlanmaları gerekmektedir.Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim okullarındaki Sosyal Bilgiler dersinde uygulanacak olan yerel toplum çalışmalarının nasıl uygulanacağını belirlemeye çalışmaktır. Belirlenen bu temel amaca bağlı olarak, aşağıdaki sorulara yanıt aranacaktır:1. Yerel toplum çalışmalarıyla işlenen Sosyal Bilgiler dersinin uygulama sürecinde gerçekleştirilen;?yerel toplumda yer alan kurum ve kuruluşlardan yararlanma,?yerel toplumda yer alan kişilerden yararlanma,?internet ve kütüphane kaynaklarından yararlanma,?özel günler ve güncel olaylardan yararlanmaetkinlikleri ne şekilde düzenlenebilir?2. Yerel toplum çalışmaları öğrencilerin, yaşadıkları çevredeki sorunları belirlemelerine ve bu sorunlara çözüm bulma girişiminde bulunmalarına yardım etmekte midir?3. Öğrencilerin yerel toplum çalışmalarıyla işlenen Sosyal Bilgiler dersine ilişkin görüşleri nelerdir?4. Yerel toplum çalışmalarıyla işlenen Sosyal Bilgiler dersi, öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutumlarında bir değişim oluşturmakta mıdır?Araştırmanın uygulaması 2008-2009 öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir ili Alpu İlçesi merkezi Ertuğrulgazi İlköğretim Okulu'nda 5/A sınıfına devam eden öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Öğretim boyutu 5/A sınıfında yer alan 13 öğrencinin tümü üzerinde uygulanmış; ancak, araştırmanın katılımcıları olarak üç odak öğrenci belirlenmiştir. Araştırmada yerel toplum çalışmaları 23/03/2009- 03/06/2009 tarihleri arasındaki Sosyal Bilgiler dersinde ?Toplum için Çalışanlar? ve ?Bir Ülke Bir Bayrak? ünitelerinde 11 hafta süre ile uygulanmıştır. Araştırmanın verileri kişisel bilgi formu, video kayıtları, yarı-yapılandırılmış görüşme, öğrenci günlükleri, araştırmacı günlüğü ve tutum ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın verilerinden yarı yapılandırılmış görüşmeler, araştırmacı ve öğrenci günlükleri betimsel analiz yolu ile çözümlenmiş, video kayıtları ise makro ve mikro analizler yoluyla çözümlenmiştir.Araştırma bulguları araştırma sorularına bağlı kalınarak yorumlanmış, sonuç ve öneriler yazılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak belirlenen sonuçlar ve sonuçlar ışığında geliştirilen öneriler şu şekildedir:Yerel toplumda yer alan kurum ve kuruluşlardan yararlanma, yerel toplumda yer alan kişilerden yararlanma, internet ve kütüphane kaynaklarından yararlanma, özel günler ve güncel olaylardan yararlanma kapsamında etkinlikler geliştirilmeli, öğrencilerin yerel toplum çalışmalarına katılımı sistematik biçimde sağlanmalıdır. Yerel toplumda yer alan kurum ve kuruluşlardan yararlanmaya yönelik olarak alan gezileri düzenlenme ya da yerel yöneticileri, kurum ve kuruluşların yöneticilerini sınıfa davet etme gibi etkinlikler gerçekleştirilebilir. Öğretmenler öğrencilerin yerel toplumda yer alan kişilerden yararlanmalarını sağlamak için kaynak kişi davet etme, sözlü tarih, tarih sergisi düzenleme, ailelerle birlikte yapılacak etkinlikler düzenleme gibi çalışmalar gerçekleştirebilir. Öğrencilerin internetten ve kütüphanelerden yararlanmalarına yönelik etkinlikler geliştirilmelidir. Halk kütüphaneleri, okul ve sınıf kitaplıkları zenginleştirilmeli, bilişim teknolojileri sınıflarının donanım eksiklikleri giderilmelidir. Milli bayramlar, yerel kurtuluş günleri gibi özel günlerden yararlanılmalıdır. Öğrencilerin güncel olaylarla Sosyal Bilgiler dersi arasında bağ kurmalarına olanak sağlanmalıdır. Öğrenciler yaşadıkları çevrede sorun belirlemeleri ve çözmeleri için cesaretlendirilmelidir. Öğretmenin öğretim sürecindeki rolü rehberlik olmalıdır. Bunun yanı sıra öğretmenin öğretim sürecindeki rolü etkinlik öncesinde kaynak kişilerle iletişim kurma, çalışmanın amacına ilişkin kaynak kişileri bilgilendirme, öğrencilere rehberlik etme, öğrencileri cesaretlendirme biçiminde özetlenebilir.Bunun yanı sıra öğrencilere uygulanan ?Sosyal Bilgiler dersi tutum ölçeği? nden elde edilen verilere göre öğrencilerin tutumları yerel toplum çalışmalarıyla işlenen Sosyal Bilgiler dersi sonunda olumlu yönde değişmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Yerel Toplum Çalışmaları, Eylem Araştırması
Doğa sanatında geçicilik olgusu ve bir sergi
Bu çalışmada, 1960'lı yıllarda Batı'da ortaya çıkan Arazi Sanatı, Yeryüzü Sanatı, Çevre Sanatı, Toprak Sanatı ve Ekolojik Sanat'ın etkisiyle 1980'lerde Güney Kore'de doğmuş, proje ve grup çalışmalarıyla yaygınlaşmaya başlamış olan Doğa Sanatı'ndaki geçicilik olgusu araştırılmış, doğada üretilen Doğa Sanatı uygulama çalışmaları bir kişisel sergiyle sunulmuştur. Yapılan literatür taraması sırasında Doğa Sanatı ile ilgili doğrudan bağlantılı az sayıda Türkçe kaynağa rastlanmıştır. Bu alanda, dünyada ve ülkemizde çalışmalarını sürdüren sanatçılar olmasına karşın, kuramsal açıdan eksiklikler olduğu saptanmıştır. Bu çalışmayla, Doğa Sanatı ve Geçicilik Olgusu bağlamında yapılan araştırma ve uygulama çalışmalarını kapsayan analizler sonucunda verilerin kayıt altına alınmasıyla, özgün bir içerik sunmak amaçlanmıştır. Çalışmanın odak noktası 1980 sonrası Doğu'da ortaya çıkan "Doğa Sanatı'ndaki Geçicilik Olgusu"dur. Doğu anlayışına sahip Doğa Sanatı hareketinin anlaşılabilmesi için Doğu sanat tarihinde sanatçıların doğaya yaklaşımı araştırılmıştır. Batı anlayışını benimseyen sanatçıların doğa üzerinde hakimiyet kurma yaklaşımına karşı, Doğu anlayışını benimseyen sanatçıların kendilerini doğanın bir parçası olarak gördükleri ve doğayla bütünleştikleri gözlemlenmiştir. Batı ve Doğu algısının sanata ve doğaya yaklaşımındaki en temel farkın bu olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, Batı anlayışı sanat eserini metalaştırarak kalıcılığı ve ölümsüzlüğü hedeflerken, Doğu anlayışından doğan Doğa Sanatı'nda ölümlülük kabulüyle geçiciliğin vurgulandığı ve doğadan alınanın yeniden doğaya verildiği tespit edilmiştir.
Deneyı̇m tasarımının sunum ve sergı̇leme ortamlarında kullanımı
Sergileme ortamları birçok açıdan potansiyeli oldukça yüksek, güçlü iletişim platformlarıdır. Farklı düzeylerde tasarım girdisine izin veren bu mekânlar tasarımcıya, ziyaretçinin algı deneyimini tümüyle etkileme fırsatı sunar. Ziyaretçinin tüm duyularının harekete geçirilmesi olağanüstü deneyim fırsatlarını da beraberinde getirir. Bu özellik sergilemelerin eğlendiren, öğreten ve yeni fikirleri ortaya çıkaran deneyim ortamları olarak görülmesini sağlamıştır. Bu çalışma, farklı alanlarda yapılan deneyim odaklı çalışmaları inceleyerek sergileme mekânları içerisinde bütüncül bir deneyim tasarlamanın yollarını aramaktadır. Bu noktada çalışmanın, esnek bir ifade alanı sunan sergi mekânları ve deneyim tasarımı konusunda ışık tutucu nitelikte olması hedeflenmiştir. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, sergileme kavramının tarihi ve günümüzdeki yeri incelenmiştir. İkinci bölümde, deneyim kavramına odaklanılarak kavramın farklı alanlardaki yansımaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ziyaretçinin deneyim düzeyleri ve sergileme unsurları incelenerek bunların birbirleri arasındaki ilişkilerine dikkat çekilmiştir. Son bölümde ise araştırmalar ışığında elde edilen bilgiler doğrultusunda bir proje önerisi sunulmuştur.
Kavramsal sanatta fotoğraf ve küratörlük stratejileri (Bir sergi projesi)
Bu tez ''Kavramsal Sanatta Fotoğraf ve Küratörlük Stratejileri (Bir Sergi Projesi)'' başlığı altında fotoğraf alanının ifade biçimleri olarak kullanılmasını, aynı zamanda sergileme biçimlerinin çeşitliliğini ele almaktadır. Farklı disiplinlerde üreten sanatçıların yapıtlarında fotoğrafın olanaklarından yararlanmaları örneklendirilerek ele alınmıştır. Fotoğraf alanının yapıtlarda ifade biçimi olarak kullanılması, alan olarak fotoğrafın var olması ve sergileme biçimi açısından Müze, Galeri ve Kamusal Alanlar da olduğu konumun çeşitliliği incelenmektedir. Sergi mekanlarında bağlı veya bağımsız olarak yer alan küratörlerin kişisel veya koleksiyon sergi örneklerine yer verilmektedir. Bu tezin kapsamında gerçekleştirilen Yasak Bölge projesi ve deneyimlenen Lens19 sergisi teknik, sergileme, küratör ve mekân ilişkisi bağlamındaki aşamalarından bahsedilerek, küratör ile yapılan röportajdan alıntılara yer verilmektedir.
Kültürel miras yönetimi kapsamında müze ziyaretçilerinin tarihi mekân algısının incelenmesi
Kültürel miras yönetimi kapsamında tarihi yapıların yeniden işlevlendirilerek müze olarak kullanımı, ülkemizde oldukça yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihi yapıların yeniden işlevlendirilmesiyle elde edilen müze yapılarında sergileme tasarımı sürecinde, yapının barındırdığı mimari potansiyel değerlendirilirken; mimariyle uyumlu bir bütün oluşturacak şekilde sergileme ve sunum tekniklerinin, koleksiyona dair eserler ile belirlenmesi ve aynı zamanda, kendisi de sergilenecek bir eser olan tarihî binanın taşıdığı anlamların da göz önünde bulundurularak müzenin bir bağlam içerisinde ziyaretçilere sunulması, kültürel mirasın doğru aktarılabilmesi ve korunması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı; İzmir ilinde yer alan, kültürel miras yönetimi kapsamında yeniden işlevlendirilerek müze olarak kullanılan tarihi yapıların kent, bina, koleksiyon ve sergi tasarımı açısından uyumumun incelenmesi ve müzelerin sundukları hizmetlerin kalitesini artırmaya yönelik olarak araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Müzelerde Mekânsal Organizasyon Algısı" adlı ölçek ile müze ziyaretçilerinin tarihi mekân algısının belirlenmesi ve sonuçlarının ortaya konmasıdır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilen ölçek, Haziran-Ağustos 2020 tarihleri arasında İzmir Atatürk Müzesi ve İzmir Tarih ve Sanat Müzesi ziyaretçilerine uygulanmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde kavramsal-kuramsal çerçeveye yer verilmiştir. İkinci bölümünde kavramsal çerçeve ile ilgili yapılan literatür araştırmaları yer almaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi yer almaktadır. Araştırma kapsamında uygulanan ölçekten elde edilen verilerin analizinde parametrik hipotez testlerinden bağımsız çift örneklem t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada çok değişkenli istatistik analiz tekniklerinden biri olan faktör analizi kullanılmıştır. Yapılan analizlerin sonuçları, belirlenen müzeleri ziyaret eden ziyaretçilerin tarihi mekân algıları üzerinden müzelerin hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler ile birlikte araştırma kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kültürel Miras, Kültürel Miras Yönetimi, Müze, Sergileme, Kent, Tarihi Yapılar, Yeniden İşlevlendirme, Mekânsal Organizasyon, Müze Ziyaretçileri