Denizli
58 theses under this subject heading
Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Denizli sağlık hizmetleri (1919-1938)
Tarihi süreç içerisinde pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Denizli, Osmanlı Devleti teşkilat yapısı içerisinde Aydın Vilayeti'ne bağlı bir sancak durumunda varlığını sürdürürken, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte il statüsünü kazanmıştır. Yaşanan bu sürecin çeşitli yönleri ve kent tarihine olan etkisi yerel ve ulusal araştırmacılar tarafından birçok kez irdelenmiştir. Pek çok değerli tarihçi tarafından Denizli'nin sosyal, ekonomik, dini, askeri ve kültürel tarihi hakkında belirli dönemleri de içine alan birçok çalışma yapılmasına karşın, "Denizli Sağlık Tarihi/Hizmetleri" özelinde monografik bir çalışma bu güne kadar yapılmamıştır. Bu eksikliği bir ölçüde gidermek amacıyla, "Millî Mücadelede ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Denizli Sağlık Hizmetleri (1919-1938)" konusu tez çalışması olarak seçilmiştir. 1919-1938 dönemini kapsayan çalışmamızda; Denizli'de gerçekleştirilen sağlık hizmetleri, yaşanan bulaşıcı ve salgın vakaları, görev yapan tabip ve diğer sağlık personelleri, hastalıklarla mücadele yöntemleri, Denizli ve kazalarında hizmet veren sağlık kurum ve kuruluşları, Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin bölgedeki faaliyetleri ile sağlık hizmetlerine doğrudan ya da dolaylı yönden etki eden faktörler arşiv belgelerinden de yararlanılarak incelenmiştir. Giriş ile birlikte dört bölüm olan çalışmamızda konunun tarihsel gelişimi, Cumhuriyet yönetiminin Osmanlı'dan devraldığı sağlık kuruluşları ile bulaşıcı hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Denizli, Sağlık Hizmetleri, Denizli Memleket Hastanesi, Salgın Hastalıklar, Cumhuriyet Dönemi.
Türk kültüründe yerel sembolik motifin sanattaki yeri ("Denizli – horoz örneği")
Sanat, mağara duvarlarında çizgi ve renklerle hayat bularak sembol / simgelere kavuşmuştur. Yaşam mücadelesi ile sezgileri gelişen insan, hayvan sembolleri ile en doğal dürtü olan korku, hayvan gücüne ulaşabilme, avlarının bereketli geçmesi isteği gibi çerçevesinde oluşan ritüeller geliştirmiştir. Sanat eserinin oluşumunda, devlet yapısı, dinsel ahlaksal öğeler, coğrafi ve sosyolojik özellikler bulunmaktadır. Toplumlar kültür ve sanat alanında karşılıklı etkileşim ve alış/veriş içerisindedir. Ancak, sanatta özgünlük; kendi özünü koruyup çeşitli unsurlardan beslenerek geleceğe dair ipuçları verecek özgün gelişmeler sonucu taşımakla sağlanmıştır. Türkler tarihi süreç içerisinde kendi özgün anlatım dilini oluşturarak kültür ve sanat dünyasına çok önemli eserler kazandırmıştır. Bu özgün ve yani anlatım biçimi binlerce yıllık zaman dizininde damıtılarak olgunlaştırılmış ve dünya sanatı içinde müstesna bir yerde konumlandırılmıştır. Bu bağlamda Türk kültürü son derece anlamlı ve önemli kabul edilen sembolik, mitolojik ve dinsel motifleri kullanarak özgün ve zengin bir repertuvar oluşturmuşlardır. Toplumun hafızasında yer eden çeşitli görsel ve mitolojik hayvan sembollerinin ayrı bir önemi vardır. Bu motiflerin önemli bir kısmı belirli bir bölge ya da yöre ile ilgili görülmektedir. Türk kültüründe de sembolleştirilmiş birçok hayvan figürü bulunmakla birlikte, bu çalışmada "Horoz" sembolü ele alınmakta ve tüm boyutları ile incelenmektedir. Konu Anadolu coğrafyası kapsamında değerlendirildiğinde horoz kavramının Denizli ili ile özdeş kabul edildiği bilinmektedir. Bu çalışmada yukarda zikredilen konu tüm boyutları ile ele alınarak bir anlamda disiplinler arası değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda sadece görsel sanatlar alanında değil, şiir, edebiyat ve müzik alanlarındaki yansımaları da ele alınarak incelenmiştir. Araştırmada bilimsel yayınlar, kitap ve makaleler yanı sıra yerel basında yer alan husus ile ilgili yayınların da taraması yapılarak konuya özgün bir boyut kazandırılmıştır.
Eski Denizli evleri Denizli geleneksel konut mimarisinin şehrin gelişimi ve değişimiyle oluşan yeni yapısı
Denizli ili mimarisi hakkında yapılan bu araştırma ; bölgedeki yaşam ve mimari olguların M.Ö 2000'li yıllar ve daha gerisine kadar gittiğini göstermiştir. Tarihsel süreçte yaşanan göçler ve akabinde kurulan bir çok medeniyet tüm Anadolu'da olduğu gibi bu bölgeye de çok zengin bir tarihi miras bırakmıştır. İyon medeniyeti ve sonrasında kurulan medeniyetler Milet, HSerapolis ve Laodikia gibi şehirler kurmuşlar ve zamanımız modern kent olgusunun temellerini oluşturmuşlardır. Laodikia bu sürecin önemli örneklerindendir. Laodikia halkının o zaman mesire yeri olarak kullandıkları Denizli şehrinin daha sonra zamanla yerleşimin buraya doğru kayması ile oluştuğunu söyleye biliriz. Daha sonra Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslam Kültürü ile tanışan bölge önce Selçuklu ve sonrasında Osmanlı egemenliği altoda kalmıştır. Fakat o döneme ait birkaç eserin dışında (Akhan Kervansarayı ve Ulu Cami ) bölgede nitelikli eserlere rastlanmamıştır. Var olan eserlerde yıkılmış yada yok olmuştur. 14 yy - 20 yy zaman aralığında konut anlayışında pek fazla değişiklik olmamıştır. Yaşam alanları daha çok bahçe içinde tek katlı ve ahşap yapılar olarak seçilmiştir. Bu mimari tarz 1960'h yıllara kadar özelliğini kaybetmemiştir. Ve bu zamana kadar sıradan bir kent görünümüne sahipken ekonomik ve kültürel gelişimle önemli bir merkez halini almıştır. 1973 yılındaki teşvik uygulamaları sonucunda sanayileşme hızla gelişmiştir. Bunun yanında kent nüfusu artmış ve merkezin yoğunlaşması ile bahçe içinde yer alan tek katlı konutların yerini apartmanlar almaya başlamıştır. Sürekli gelişen kent nüfusu eski kent dokusunu korumaktansa gerek yanlış yapılan 1964 imar planı gerekse bilinçsiz ve duyarsız yapılaşma kentin var olan mimari özelliklerini kayıp etmesine neden olmuştur. Eski mahallelerden sadece Musa ve Göçmenlerin yaşadığı İstiklal mahalleleri o zamana ait yaşantı hakkında azda olsa bir bilgi vermektedir. Daha önce yapılan araştırmalar da incelenerek, yıkılmış ve kaybolmuş binalar hakkında bilgiler toplandı. Eski yerleşim bölgelerindeki mimari nitelik taşıyan eserler fotoğraflarla tespit edilerek rölöveleri çıkartıldı. Ve evlere ait eski yaşantı hakkında ev sahipleri ile yapılan sohbetler de bize o zamana ait yaşam ve mimari hakkında genel olarak bilgi vermiştir. Bu bilgiyi modern mimari ile sentezleyip yeni yapılaşmada yöresel motiflerin de kullanılmasım sağlayarak canlı tutabiliriz. Bu çalışma şehrin gelişimi ve değişiminin sonucu olarak yok olmakta olan kent mimarisinin belge niteliğinde kalmasını sağlamaya yöneliktir. IX
Cumhuriyet Halk Partisi parti müfettişlik raporlarına göre Batı Anadolu Halkevleri
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk partisi ve devrimci bir partidir. Kurulduğu günden itibaren ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel anlamda birçok adım attı. Yeni kurulan devletin toplumsal yapısı bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi ile tam bir bağ kuramadı. Çok partili hayata geçiş denemelerinin başarısız olması, 1929 ekonomik buhranı, dünyadaki siyasi gelişmeler, köy ile kent arasındaki farkın kapanmaması, devrimlerin hala daha toplum tarafından tam olarak benimsenmemesi Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni adımlar atmasına neden oldu. Bu adımlardan biri de Halkevlerinin açılmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi 19 Şubat 1932 tarihinde 9 şubeden oluşan Halkevleri açarak halk ile olan bağını tekrar güçlendirmeyi ve halkın sosyal ve kültürel gelişimini sağlamayı amaçlıyordu. Dil-Edebiyat ve Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri ve Kurslar Şubesi, Kütüphane ve Neşriyat Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesi olmak üzere 9 şubeden oluşan halkevlerine halk hangi ilgi ve yeteneği varsa katılacaktı. Her ilde, ilçede, kasabada, köyde açılacak olan bu kültür kurumunda bazı hususlar ön plana çıkıyordu. Bu hususlar bina, eleman ve para sorunuydu. Öncelikle bu kültür kurumunun açılması için en önemli nokta faaliyetlerin gerçekleşeceği bina durumudur. Bu eksiği gidermek için Türk Ocaklarından kalma binalar kullanılmıştır. Halkevleri bazı bölgelerde parti ile aynı binayı kullanmış ya da belediyenin tahsis ettiği yerlerde faaliyetlerini sürdürme olanağı bulmuştur. Bu kültür kurumu en ücra yerlere kadar ulaştırılmak isteniyordu. Fakat özellikle köylerde, kasabalarda ve hatta bazı il ve ilçelerde dahi halkevlerinin teşkilatlanması için eğitimli, kültürlü insan sayısının varlığına ihtiyaç duyulması faaliyetleri halka öğretecek olan eleman sorununu ve bu kurumun ısınma, aydınlatma, su temel ekonomik giderleri ve şubelerin çalışabilmesi için yapılacak olan masraflar para sorununu ortaya çıkarıyordu. Bunların dışında bazı yerlerde halkevleri teşkilatı oluşturmanın zorlukları bulunuyordu. Bu yüzden bu yerlerde de halkodası kurulma düşüncesi ortaya çıkıyordu. Cumhuriyet Halk Partisi, bu kültür kurumunun çalışmalarını daha yakından takip etmek, halkevinin amaçlarını gerçekleştirme yolunda kat ettiği mesafeleri görmek için teftiş etme gereğine ihtiyaç duymuş ve tüm illeri teftiş bölgelerine ayırarak milletvekillerini kendi seçim bölgeleri dışına göndererek ve il yönetim kurulları aracılığıyla Halkevlerini denetlemiş ve çalışmaları hakkında bilgiler almıştır. Aydın, İzmir ve Denizli illerinde Halkevleri faaliyetleri, Aydın, İzmir ve Denizli Halkevinin kurulmasıyla 19 Şubat 1932'de, Balıkesir, Muğla ve Manisa illerinde ise 24 Şubat 1933'te Balıkesir, Muğla ve Manisa Halkevlerinin kurulmasıyla başlamıştır. Bu Halkevleri içinden Balıkesir Halkevi 7, Muğla Halkevi 8 ve diğer halkevleri 9 şubesinin tamamını açmış, her alanda yıllar boyunca istikrarlı bir şekilde faaliyetlerini yürütmüş ve kendi Halkevi neşriyatlarını ve dergilerini çıkarmış tam teşekküllü Halkevleridir. Batı Anadolu Bölgesinde kültürel kalkınma atılımları Halkevlerinin ilk yıllarında bu illerde başlamıştır. Aynı zamanda bu illerin kazalarında, nahiyelerinde ve köylerinde kısa sürede Halkevi ve Halkodası örgütlenmesi gerçekleştirilmiş, illerin tüm idari bölgelerine bu faaliyetler yayılmıştır. CHP müfettişlik raporları, söz konusu Halkevlerinin eksiklerinin ve ihtiyaçlarının neler olduğunu tespit edip bu noksanlıkları gidermekte önemli birer dokümandır. Bu dokümanlara Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, CHP Fonunda ulaşılmıştır. Teftiş raporlarında Halkevlerinin faaliyetlerinin neler olduğunu, hangi şubelerinin teşkil edildiği, Halkevi binasının faaliyetleri yürütebilmek açısından elverişli olup olmadığı, mali durumunun faaliyetler açısından yeterli olup olmadığı bütüncül bir anlayışla ortaya konmuştur. Esasında bu Halkevleriyle ilgili CHP'nin her sene çıkardığı Halkevi faaliyet raporlarından bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu raporları incelediğimizde genel olarak Halkevlerinin faaliyetlerindeki başarılarından ve istatistiki verilerden bahsedilmiştir. Halkevlerinin eksiklikleri ve gereklilikleri hususunda herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu yönüyle teftiş raporları, Batı Anadolu'da faaliyetlerini yoğun olarak yürüten bu illerdeki Halkevi faaliyetlerinin neler olduğunu, eksikliklerinin ne olduğunu, nasıl bir maddi imkana sahip olduğunu ve binalarının yeterli olup olmadığını, şubelerinin teşkil edilip edilmediğini, faaliyetlerinde ne tür zorluklar yaşadığını ortaya koymak açısından bizlere farklı bir bakış açısı sunmaktadır.
Banka ve sigorta muameleleri vergisi ve bu vergi karşısında mükelleflerin tutum ve davranışları: Denizli ili örneği
Günümüzde devlet, kişilerin toplumsal menfaatlerini sağlamak için vergiye ihtiyaç duymakta ve bu anlamda da vergilerin önemi giderek artmaktadır. Mükellefler içinde yaşadığı toplumun birer zorunluluğu olarak vergi ödemekle yükümlüdürler. Vergi ödemekle yükümlü mükellefler sadece bireyler değil aynı zamanda kurumlarında ödemekle yükümlü oldukları vergiler de bulunmaktadır. Ülkemizdeki bütçenin dengelenmesi ve devletin gerekli duyduğu finansmanın sağlanması açısından nakit paraya olan ihtiyaç giderek artmaktadır. Devlet bu anlamda finansman ihtiyacını daha hızlı ve pratik yoldan karşılayabilmek için dolaylı vergilere yönelmektedir. Ayrıca dolaylı verginin, harcamalar ve işlemler üzerinden alınması verginin geniş tabanlara yayılmasına olanak sağlamakta ve bu sayede kolay bir şekilde birçok bireyden bu vergiyi tahsil edebilmektedir. Bu çalışma da bankaların vergiyle olan ilişkisi ele alınıp aynı zamanda dolaylı bir vergi olan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi ele alınmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde dünyada bankacılık işlemlerine uygulanan vergiler ele alınmış olup Türkiye ve diğer ülkelerde uygulanan finansal işlem vergilerine yer verilmiş ve Türkiye'de finansal işlemlerin uygulanabilirliği hakkında yorumlar yapılmıştır. İkinci bölümde kurumsal yapıya sahip olan bankaların, devlete kendi faaliyetlerinden dolayı ödemiş oldukları vergiler incelenmiş ve aynı zamanda devletin bankalara yüklemiş oldukları sorumluluk sıfatlarıyla ödemiş oldukları vergilerden de bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise, bankaların yükümlü sıfatıyla mükelleflerden tahsil ettiği finansal işlem vergisi olarak ta adlandırılan banka ve sigorta muameleleri vergisi karşısındaki mükelleflerin tutum ve davranışlarının ne yönde oldukları ve vergi hakkındaki bilgisi ölçülmüştür. Mükelleflerin tutum ve davranışlarının ölçümünde anket çalışmasına yer verilmiştir. Yapılan bu anket çalışmasının katılımcıları ise Denizli Merkez İlçedeki Yapı ve Kredi Bankası'nın müşterileri olmuştur. Anket çalışmasından elde edilen veriler istatistiki analiz teknikleri ile bir sonuç elde edilmiştir. Bu anlamda daha önce bir çalışma yapılmadığı için Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi konusunda ülkemizde yapılan ilk anket çalışması olmuştur. Bu çalışma sonucunda vergi mevzuatında yapılacak olan düzenlemelere ışık tutacaktır.
Basel II sürecinde kredi derecelendirme ve KOBİ'lere etkileri ve Denizli'de faaliyet gösteren bir KOBİ'de uygulaması
Uluslar arası finansal sistemde yaşanan gelişmeler doğrultusunda, bir ülke ekonomisinin yapı taşı niteliğinde olan ve çoğunluğunu KOBİ'lerin oluşturduğu reel sektör firmaları ile bankalar arasındaki kredi ilişkileri süreci özellikle 90'lı yıllardan itibaren sürekli olarak değişime uğramıştır.Küreselleşme ve bunun beraberinde getirdiği ekonomik bütünleşme süreci yerel bankaların da uluslar arası standartlarda hizmet sunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu da özellikle kredilendirme sürecinde kullanılan geleneksel değerlendirme yöntemlerinden uzaklaşılmasını ve daha bilimsel, üzerinde uluslar arası bir uzlaşma sağlanmış olan yeni kredi derecelendirme yöntemlerinin kullanılmasını gerekmektedir.2007 yılının başından itibaren G-10 ülkelerinde uygulanmaya başlanan Basel II Sermaye Yeterliliği uzlaşısının 2009 yılından itibaren diğer ülkelerde de uygulanmaya başlanması planlanmaktadır. Bu yüzden yerel bankalar Basel II'ye geçiş sürecine kendilerini hazırlayacak düzenlemeleri hızla hayata geçirmek durumundadırlar. Öncelikle, kredi riskinin hesaplanmasında daha basit bir yaklaşım olan standart yaklaşımın bankalar tarafından uygulanması beklenmektedir. Bankalar alt yapılarını sistemi yürütebilecek seviyeye getirdiklerinde daha gelişmiş derecelendirme yaklaşımları kullanılacaktır.Anahtar Kelimeler: Basel II, KOBİ'ler, Derecelendirme, Tekstil Sanayi,
Denizli ili trafik gürültü kirliliği haritası
Hızlı kentleşme ve endüstrileşme süreci birçok çevre sorununu da beraberinde getirmektedir. Bunlardan biri de gürültüdür. Kentlerdeki gürültünün en önemli kaynağını motorlu taşıtlar ve onun oluşturduğu trafik oluşturmaktadır.Bu çalışmada Denizli ilinde trafiğin yoğun olduğu kavşak ve yollardaki gürültü düzeylerinin saptanması, ilişkili faktörlerin belirlenmesi ve elde edilen veriler ışığında gürültü haritalarının çıkarılması amaçlanmıştır.Bunun için kavşaklar ve ana arterler üzerinde gürültü ölçümü yapılacak 56 ayrı ölçüm noktası belirlenmiştir. Ölçümler 15 Nisan?31 Mayıs.2009 tarihleri arasında hafta içi trafiğin yoğun olduğu saatler olan sabahları 07:45- 09:15 saatleri, öğlenleri 12:00?13:30 saatleri, akşamları 16:45- 18:15 saatleri arasında gerçekleştirilmiştir. Ölçümler gürültü düzeyi ölçülecek yolun veya kavşağın kenarında bulunan kaldırımların yola bakan kenarlarında, yerden 1,5 m yükseklikte yapılmıştır. Elde edilen veriler Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinde (ÇGDYY) belirtilen sınır değerlerle karşılaştırılmıştır. Ayrıca ölçüm noktalarındaki geçen araç sayıları, trafik ışığı durumu, çevre yoğunluk indeksi gibi etkenlerin gürültü düzeyine etkileri de araştırılmıştır.Saptanan ortalama eşdeğer gürültü düzeyleri sabah 70,9 dBA, öğlen 69,0 dBA ve akşam 70,8 dBA'dır. Ölçüm yapılan tüm noktaların sabah % 89,3'ünde, öğlen % 75'inde ve akşam % 87,5'inde ÇGDYY sınır düzeylerinin aşılmış olduğunun gözlenmesi Denizli ilinde trafik gürültü kirliliği sorununun ciddi boyutlarda olduğunu göstermektedir.Ortalama geçen araç sayısının yüksek olduğu noktalarda ve trafik ışıklarının olduğu noktalarda ölçülen gürültü düzeylerinin daha yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Çevre yoğunluk indeksi ile gürültü düzeyi arasındaki anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir.Ölçüm noktalarının koordinatları Magellan Explorist el tipi GPS kullanılarak tespit edilmiştir. Elde edilen veriler için ArcGIS 9.0 yazılımında IDW interpolasyon yöntemi kullanılarak gürültü haritaları oluşturulmuştur.Hazırlanan bu haritalar Denizli Kenti uydu görüntüsü ile örtüştürülerek trafik gürültüsünden etkilenmenin kentin işyeri alanlarında ve ana erişim yollarının bulunduğu hatlarda yoğunlaştığı görülmektedir.Anahtar Kelimeler: gürültü düzeyi, trafik, gürültü haritası
Denizli il merkezinde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ve ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin iş doyumunun incelenmesi
Araştırma, Denizli il merkezinde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ve ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin iş doyum düzeylerinin incelenmesi amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Denizli il merkezinde bulunan okullar oranlı tabakalı örnekleme tekniği uygulanarak 3 tabakaya ayrılmış ve bu okullarda görev yapan 494 öğretmen örneklem kapsamına alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu öğretmene ilişkin demografik özellikler, öğretmenin çalışma koşullarına ilişkin özellikler, öğretmenlik mesleğine ilişkin özellikler ve Minnesota İş Doyum Ölçeği?nin 20 sorudan oluşan kısa formundan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 15.0 (for Windows) paket yazılımından yararlanılarak Ki-kare testi ve Fisher?in Kesin Ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğretmenlerin %52.8?inin kadın, %56.8?inin 36-50 yaş grubunda, %54?ünün ilkokulda görev yapmakta olduğu, %85.6?sının çocuk sahibi olduğu, %34.0?ünün 14-22 yıldır öğretmenlik mesleğini yaptığı, %69.6?sının görev yapmakta olduğu okula kendi isteği ile atandığı, %73.2?sinin seçme şansı olsa tekrar öğretmenlik mesleğini seçmek istediği belirlenmiştir.
Yerel medyanın sorunları ve çalışanlarının yaklaşımı:Denizli alan araştırması
Fonksiyonları itibariyle sosyalleşmeye ve demokratikleşmeye katkı sağlayan yerel medya, toplumun her katmanında ve bilimsel çevrelerde önemi giderek artan şekilde değerlendirmelere ve incelemelere konu olmaktadır. Ancak yerel medya var olduğu günden bu yana hep bir takım sorunlarla boğuşmak zorunda kalmıştır. Oysa demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan medya, özellikle yerel düzeyde yerel unsurları ve sorunları ortaya koyan, gerçekleştirdiği haber ve yorumlarla yerel yönetimlerin dikkatini çeken, yöre halkı ile yerel yöneticiler arasında köprü işlevi gören, katılımcı demokrasinin gelişmesinde önemli katkı sağlayan bir misyona sahiptir. Doğal olarak yerel medyanın sorunlarının tespiti ve çözüm önerileri geliştirilmesi önem ve gereklilik arz etmektedir. Çalışmanın konusu yerel medya kavramı ve Türkiye?deki yerel medya üzerinden hareketle Denizli?de yerel medyanın gelişimi, özellikleri ve sorunları ile çalışanlarının bu sorunlara yaklaşımlarının incelenmesidir. Türkiye?de genel olarak yerel medya kavramı ve sorunları üzerine yapılan araştırmalar artsa da, yerel medya kuruluşlarının bulundukları bölge veya ildeki özel durumları ve sorunları hakkında yeterli araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmada Denizli ilinde görev yapan medya çalışanlarının sosyo-demografik profili tespit edilerek, çalışanların mesleklerine ve meslekteki sorunlara yaklaşımları ortaya konulmuş ve medya kuruluşlarının özellikleri ve yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Çalışmada, medya sektöründe aktif olarak çalışanlara araştırmacı tarafından yapılandırılmış anket tekniği uygulanmış, sonuçlar frekans analiziyle tartışılmış, SPSS İstatistik Paket Programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler: 1. Basın 2. Yerel Medya 3. Medya Sorunları 4. Medya Çalışanları 5. Denizli
Denizli'de İranlı mülteciler: Gündelik yaşam, iletişim ve toplumsal sorunların karşılaştırmalı analizi
21. yüzyılda ortaya çıkan göçler, her ne kadar ulus devlet sınırlarının müphem hale gelmeye başladığını gösterse de, göçlerle birlikte sınırları aşıp gelen ve her geçen gün daha fazla bir arada yaşadığımız ve karşılaştığımız yabancılara karşı, zihinlerimizdeki "biz" algısı daha da belirgin hale gelmektedir. "Biz" algısını oluşturan ve pekiştiren süreçler şüphesiz farklılıklar temelinde "ötekiliğin" meydana gelmesine kaynaklık etmektedir. Dolayısıyla bu çalışma; sınırları aşarak içeri giren yabancının, başka bir deyişle "biz" ve "öteki" arasında yaşanan ilişkilerin ortaya çıkış bağlamlarını ele almaktadır. Bu bilgilerden hareketle çalışmanın temel amacı; İranlı mültecilerin Denizli ili özelinde bir "yabancı" olarak yaşadığı kültürel, dinsel ve cinsel kimliklerin etkisiyle gündelik rutinlerini nasıl sergiledikleri ve bu bağlamda ötekileştirme ve ayrımcılık ile dışlanmanın nasıl zuhur ettiğini, toplumsal aidiyet ve iletişim süreçlerinin nasıl olduğu ile Denizli halkının İranlı mültecilere karşı bakış açıları, gündelik yaşamda kurdukları temaslar, geliştirdikleri davranış düzeyleri ile algı ve tutumlarını anlamaktır. Çalışma kapsamında öncelikle araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme formu ile kartopu, maksimum çeşitlilik ve kuramsal doygunluk örnekleme kullanılarak ulaşılan İranlı mültecilerle görüşme ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Görüşme sürecine gözlem tekniği de dâhil edilerek süreci anlamlandırmaya yönelik girişimlerde bulunulmuştur. Bazı örneklem birimleriyle birden fazla görüşme yapılmış ve nihayetinde kuramsal doygunluk da gözetilerek İranlı örneklem birimleri 30 kişiden oluşturulmuştur. Araştırmanın bir diğer örneklemi olan Denizli halkından veri elde edebilmek ve süreci çift yönlü bir perspektiften okumak amacıyla, İranlı mültecilerin sayıca en yoğun yaşadıkları ilk üç mahallede anket uygulaması yürütülmüştür. Yine araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile temsil düzeyi yüksek 431 kişiye ulaşılmış ve örneklem grubuna dâhil edilmiştir. Araştırma kapsamında İranlı mülteci örneklem birimlerinden elde edilen nitel veriler Gömülü Teoriye (Grounded Theory) göre analiz edilmiş, Denizli halkından elde edilen nicel veriler ise Betimsel Analize göre açıklanmıştır. Bu kapsamda çift yönlü bir perspektifle elde edilen araştırma bulguları; İranlı mültecilerin Denizli'de yabancı olarak adlandırılıp "öteki"ye dönüştüğünü, toplum tarafından ayrımcılılık dışlanma ve damgalanmalara maruz kalarak mekânsal olarak ayrıştırıldığı çalışmanın bulguları arasındadır. İranlı mülteciler ise söz konusu maruz kaldığı durumlar karşısında iletişimsel taktik ve stratejilerini geliştirdikleri ve her iki durum arasında gelgitler yaşadığı araştırma kapsamında edinilen başka bir bulgudur.
Denizli'nin sosyal ve ekonomik yapısı: Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e kadar
XIX. Yüzyılda, Osmanlı Devleti pek çok sahada köklü değişimlere sahne olmaktadır. Özellikle 1839 Tanzimat Fermanı?nın ilanından sonra bu değişim daha da belirginleşmektedir. Bunların Osmanlı taşra teşkilatına yansımasını anlayabilmek, toplumun yaşam biçiminin belirlendiği kaza ve sancaklardaki sosyal ve ekonomik gelişmeleri tespit etmekle mümkündür. Bu düşünceden hareketle tezimizde Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir çeşit geçit niteliği taşıyan Denizli?nin 1839-1908 yılları arasındaki durumunu sosyal ve ekonomik açıdan tahlil ederek, Osmanlı Devleti?nin küçük bir kesitini aydınlatmak suretiyle az da olsa katkıda bulunabilmek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda Denizli?ye ait başta nüfus ve temettuat defterleri olmak üzere Başbakanlık Osmanlı Arşivi?nden temin edilen defter ve belgelerle, Denizli şer?iyye sicilleri, devlet salnameleri ve Aydın vilâyet salnamelerinden yararlanılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Denizli 2. Osmanlı Devleti 3. Sosyal ve Ekonomik Yapı 4. ġehir Tarihi 5. 19. yüzyıl
Büyük alışveriş merkezlerinin ideoloji ve tüketim ilişkisi çerçevesinde incelenmesi: Denizli örneği
Tez kapsamında; genel olarak tüketim toplumunun ideolojisi ve bu ideoloji çerçevesinde yeni bir tüketim mekanı ( aracı) olarak büyük alışveriş merkezlerinde tüketicinin yönlendirilmesi olgusu ve bu olgunun tüketicinin özgürlüğü ve bağımsızlığı açısından ve bir sosyal yönetim unsuru olarak tartışılması amaçlanmıştır.Tüketim ideolojisi temelinde genel olarak tüketimin bir sosyal düzen (yönlendirme, yönetme) işlevi gördüğü ve tüketicinin özgür ve bağımsız tercih yaparak tükettiği düzlemindeki liberal ekonomi temelli tezin aksine, tüketim alanında ve mekânında bir yönlendirme ve tercihlerin yönlendirilmesinin, kısıtlanmasının söz konusu olduğu şeklindeki temel varsayımımız ile ilgili olarak kuramsal zeminde tüketicinin özgürlüğü, seçme özgürlüğü ve yönlendirme kavramları tartışılması yapılmış, yönlendirme konusu, gözetim, zaman, akılcılaştırma, mekan olmak üzere dört baslık altında ele alınmıştır.Çalışmanın üçüncü ve dördüncü bölümlerinde, bir yeni tüketim aracı olarak büyük alışveriş merkezlerinin mekansal yapısı, kurgusu ve yönlendirme araçları derinlemesine incelenmiş, yöntemle ilgili dördüncü bölümde ise konunun çok yönlülüğü ve ampirik açıdan değerlendirme zorluğu nedeniyle iki farklı inceleme yöntemi belirlenmesinin daha uygun olacağı düşünülmüş, seçilen iki büyük alışveriş merkezi örneği üzerinden alışveriş merkezlerindeki yönlendirme konusu; mekan (maddi biçim) ve insan unsuru (deneyim) açısından iki şekilde ele alınmıştır.İlk olarak alışveriş merkezlerinin maddi biçiminin, mekânsal yönünün ve mekansal özelliklerindeki yönlendirme izlerinin tartışılması için toplumsal göstergebilimsel inceleme yöntemi kullanılmış, İkinci olarak alışveriş merkezlerinin kullanıcıları olarak alışveriş deneyimi bağlamında tüketiciler açısından anket yoluyla betimsel bir analiz yapılmıştır.Sonuç olarak, alışveriş merkezleri, içermiş oldukları çeşitli tüketim seçenekleri ile birlikte tüketiciye özgürlük sağlar görünürken, aynı zamanda çeşitli taklitlerle ve oluşturulan eğlence ve büyülü atmosferle onu kendisine bağlayarak; dışarıya çıkmasını önlemekte, mekânsal ve zamansal yönlendirme stratejileri ile tüketicinin talep ve davranışlarını etkilemekte ve böylece tüketiciye verdiği sözde özgürlüğü elinden almaktadır. Bu nedenle gerçek durum bizce bir özgürlük yanılsamasından ibarettir. Bu tez çalışmasında geniş bir şekilde tartışması yapılan; liberal kapitalist ekonomik sistemde tüketimin bir özgürlük alanı, daha çok da bir seçme özgürlüğü alanı olarak kurgulanması, tüketicinin, çıkarlarını en iyi şekilde takip eden, bilgili ve istekleri tüketici talepleri olarak ifa¬de bulan özerk bir eyleyici ve rasyonel aktör olduğu şeklindeki söylemleri ve `tüketici özgürlüğü' kavramının kendisi, liberal-kapitalist ekonomik sistemin tüketimi ve tüketiciyi yönlendirme ve bağımlılaştırma amacıyla ürettiği ideolojik bir söylemdir ve sosyal yönetimin bir aracıdır.
Denizli ve Burdur yörelerindeki sığırlarda bovine respiratory syncytial virus enfeksiyonunun serolojik olarak araştırılması
Bu çalışma, Denizli ve Burdur yörelerindeki sığırlarda Bovine Respiratory Syncytial Virus (BRSV ) enfeksiyonunun varlığının serolojik olarak saptanması ve bu yörelerdeki yaygınlığı hakkında bilgi edinilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada, Ekim 2017- Mart 2018 tarihleri arasında hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı Denizli ilinin Acıpayam, Bozkurt, Çameli, Pamukkale, Serinhisar, Tavas ilçelerinde ve Burdur ilinin Çavdır, Gölhisar, Karamanlı, Tefenni ilçelerinde bulunan küçük aile işletmelerinde yetiştiriciliği yapılan 6 ay yaştan büyük farklı ırk ve cinsiyette toplam 271 adet sığırdan kan serumu örneği alınmıştır. Toplanan serum örneklerinin indirekt ELISA ile analizleri sonucunda BRSV seropozitifliği % 76,38 oranında bulunmuştur. İllere göre de BRSV antikor oranı da Denizli'de %68,38, Burdur'da %84,44 olarak tespit edilmiştir. Numunelerin toplandığı illerde tespit edilen seropozitiflik oranları arasındaki farklılığın istatistiki açıdan karşılaştırıldığında önemli olduğu (P<0.01) belirlenmiştir. Sonuç olarak, Denizli ve Burdur yörelerinde küçük aile işletmelerinde yetiştirilen sığırlarda BRSV enfeksiyonunun yaygın olarak bulunduğu ve bu enfeksiyonun kontrolü/mücadelesi amacıyla ciddi önlemlerin alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Türkiye'de çocuk müzelerinde bulunan oyuncakların tarihsel gelişimi (Denizli Balcı Evi Zeynep Karaaslan Bez Bebek Müzesi örneği)
Bu araştırmanın birinci amacı, Türkiye'de kurulan çocuk müzeleri ve bu müzelerde sergilenen çocuk oyuncaklarının tarihsel gelişimini bilimsel ölçütler çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu vesile ile çocuk oyuncaklarının ortaya çıkış tarihinin eskiçağ toplumlarına kadar uzandığı ve oyuncakların çocuğun eğitiminde önemli bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Nitekim çocukların zihinsel yaratıcılıklarının ve bedensel yetilerinin gelişiminde oyun ve oyuncak aktivitelerinin önemli bir yerinin olduğu modern bilim tarafından da ortaya konulmuştur. Bu araştırmanın ikinci amacı ise, Denizli Balcı Evi Zeynep Karaaslan Bez Bebek Müzesi'nde bulunan oyuncakların Türk kültürü ve Denizli yöresinin kültürel değerlerini ne ölçüde yansıttığı meselesinin çözüme kavuşturulmasıdır. Bu bağlamda söz konusu müzede bulunan 500 civarındaki bez bebek oyuncak içerisinden Denizli yöresinin gündelik hayatına ve kültürel değerlerine örnek teşkil edilenler seçilerek bilimsel ölçütler ışığında değerlendirmeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk Müzeleri, Denizli Balcı Evi Zeynep Karaaslan Bez Bebek Müzesi, Oyuncak.
Geleneksel Denizli yanık kokulu süzme yoğurt üretimi ve kalite özellikleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, geleneksel yöntemle üretilen Denizli Yanık Kokulu süzme yoğurtlarının (1. 7. 14. ve 30. günler) depolama süresindeki kalite özellikleri incelenmiştir. Sütler geleneksel metot kullanılarak önce meşe odunu ateşinde dibi sütle tutturulmuş yanık tencerede 92±2ºC'de 15-20 dakika pastörizasyon işlemi tamamlandıktan sonra oda sıcaklığında 45±2ºC'ye gelene kadar soğutulmuştur. Bu sıcaklıkta daha önceden yapılmış Denizli yanık kokulu süzme yoğurttan mayalanan sütler yaklaşık 2-3 saat fermantasyona bırakılmıştır. Fermantasyon işlemi sonucu yoğurtlar buzdolabında soğutulmuş ve ertesi gün bez keselere dökülerek 24 saat süzülme işlemi gerçekleştirilmiştir. Üretilen yoğurtlarda pH, titrasyon asitliği, toplam kurumadde, yağ, protein, laktoz, kül, mineral madde (Ca, Na ,Mg, K ve P), aroma maddeleri ve amino asit, ve tekstür analizleri yapılmıştır. Yoğurt örneklerinin pH, titrasyon asitliği, kurumadde, yağ, protein, laktoz, kül değerleri sırasıyla 3,68±0,03-3,48±0,01; %1,62±0,01-1,93±0,03; %27,43±0,39-%28,82±0,90; %11,56±0,05-%12,33±0,12; %11,05±0,15-%13,00±0,34; %3,11±1,89-4,54±1,19; %0,64±0,07-%0,76±0,10 arasında değişmiştir. Yoğurt örneklerinin mineral maddeleri içeriklerinde Na, Ca, Mg, K, P değerleri belirlenmiştir. Ca miktarı 574,87±43,50-28,84±88,84 mg/kg, Mg miktarı 91,09±7,78-94,23±7,53 mg/kg, Na miktarı 268,56±8,70-280,47±9,43 mg/kg, P miktarı 1148,00±2,00-1265,14±83,00 mg/kg, K miktarı 1113,50±17,27-1176,92±105,48 mg/kg olarak bulunmuştur. Denizli Yanık Kokulu süzme yoğurtlarına ait aroma maddelerinden asetaldehit 1,40±0,01-1,71±0,01, aseton %8,50±0,57-9,77±0,05, diasetil %0,32±0,03-0,60±0,29, ve asetoin %1,96±0,64-2,54±1,09 olarak tespit edilmiştir. Denizli Yanık Kokulu süzme yoğurtlarında 17 aminoasit tespit edilmiştir. Denizli Yanık Kokulu süzme yoğurtların teskstür analizi sonucunda sertlik 1.546,81-2.375,55g, kıvam 42.162,55-62.428,48g.sn, dış yapışkanlık (-) 2.023,47-3.120,57g, iç yapışkanlık (-) 2.366,30- 4.752,51g.sn aralıklarında tespit edilmiştir. Denizli Yanık Kokulu süzme yoğurdu sarımtırak renkte, isli tat ve kokuya sahip, ekşimtırak, tuzsuz, peynirimsi aromanın hissedildiği sert ve pürüzsüz yapıya sahip olan konsantre bir yoğurt çeşididir. Geleneksel ürün olması nedeniyle ekonomik açıdan bölge ekonomisine yaptığı katkıdan dolayı Cİ ile korunması gerekmektedir.
Aydın ve Denizli camilerinde duvar resimleri
Osmanlının son döneminde batılılaşma etkisiyle ile ortaya çıkan duvar resimleri süsleme sanatında önemli bir yer tutmaktadır. Batılılaşma dönemiyle süslemeye giren yeni olgular ve konular; saray ve konakların duvarlarında görülmeye başlamıştır. Erken ve Klasik Osmanlı dönemlerinde görülen Anadolu'dan batıya ulaşmış süsleme unsurları, batılaşma döneminde yön değiştirerek batıdan ? doğuya doğru bir gelişim izlemiştir. Duvar resimlerinde uygulanan kompozisyon minyatürden oldukça farklı bir üslupla işlenmiştir. Daha sonra tuval resminde görülecek olan üçüncü boyut acemice ifade edilse de ilk olarak duvar resimlerinde görülmektedir.Başkent İstanbul'da yabancı sanatçılarında etkisiyle oluşturulan duvar resimleri, daha sonra Anadolu'daki konak ve camilerde de görülmeye başlanmıştır. Konumuz dâhilinde yer alan Denizli ve Aydın illerindeki camiler gerek işleniş gerekse süsleme bakımından farklılık göstermektedir. Hazırlanan bu tezde Denizli ve Aydın camilerindeki süslemeler gruplandırılarak incelenmiştir. Çalışma daha çok bu iki ilde yer alan süslemelerin değerlendirilmesi ile oluşturulmuştur.XIX. Yüzyılın ilk yarısında İzmir sancağına bağlı olan Aydın ve Denizli ilerindeki camilerin süslemelerinin üslupsal özellikleri incelenmiş ve farklılıkları ortaya konmaya çalışılmış. İnceleme yapılırken önce yapılar tarihlerine göre sıralanmıştır ve katalog oluşturulmuştur. Oluşturulan katalogda yapının mimari tanımından sonra süslemenin yer aldığı duvar üzerindeki örnekler gruplandırılarak anlatılmıştır. Yapıların incelenmesinden sonra süslemelerin kendi içlerinde karşılaştırması yapılarak üslupsal özellik bakımından değerlendirilmiştir.Mimari kuruluş bakımından farklılık gösteren Aydın ve Denizli camilerindeki süslemeler konusu bakımından benzerlik göstermektedir. İncelenen yapılar üzerindeki kompozisyonların değerlendirilmesi ve gruplandırılmasıyla çalışmamız sonlandırılmıştır.Anahtar sözcükler1 ? Osmanlı2 ? Duvar Resmi3 ? Camii4 ? Batılılaşma5 ? Teknikler
16. Yüzyıl sonlarında Kütahya Sancağı vakıfları (Emet, Denizli, Uşak, Burdur)
Örgütsel küçülme (downsizing) ve üst düzey yöneticilerin örgütsel küçülme kararlarına etki eden değişkenlerin tespitine yönelik Ankara ve Denizli illerinde bir alan araştırması
Günümüzde örgüt çevresi hızla değişmekte, rekabet artmakta bunun sonucu olarak örgütlerin yaşamlarını sürdürmeleri ve başarılı olmaları her geçen gün zorlaşmaktadır. Bu sebeple örgütler çevrelerine uyum sağlamaya çalışırken yönetim, iletişim, koordinasyon ve yapılanma şekillerini çeşitli yöntemlerle değiştirmektedirler. Örgüt performansını, etkinliğini, rekabet gücünü ve esnekliğini artırmak amacıyla fiziksel, insan kaynakları ve örgütsel sistemi bir bütün olarak ele alıp bu kaynaklarda planlı bir azaltmayı içeren stratejik bir süreç olan örgütsel küçülme, örgütü değiştirme ve geliştirme çabalarında yaygın olarak kullanılan bir araç haline gelmektedir. Örgütsel küçülmenin daha iyi bilinmesi eksik ve yanlış kullanılmasını engelleyerek bu yöntemden beklenen sonuçların ve hedeflenen amaçların sağlıklı bir şekilde elde edilmesine yardımcı olacaktır. Bu amaçla çalışmanın birinci bölümünde örgütsel küçülme konusunun sebep ve sonuçlarıyla ilişkili olması açısından, örgüt çevresi, yapısı ve tasarımı konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde örgütsel küçülme konusu, örgütsel küçülmeyi gerektiren sebepler örgütsel küçülme amaçları ve örgütsel küçülme yöntemleri tanıtılmıştır. Bu bölümde ayrıca örgütsel küçülme ve insan kaynakları yönetimi konusu birlikte işlenmiştir. Üçüncü bölümde ise yöneticilerin örgütsel küçülme kararlarına etki eden parametrelerin tespiti ana hedef olarak ele alınmış, ayrıca örgütsel küçülmenin organizasyonlarımızca ne şekilde kavrandığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede ileri sürülen hipotezler denenmiştir.148 Çalışmanın amaçları çerçevesinde yapılan alan uygulamasının istatistiki sonuçlan şunlardır - İşletmelerce örgütsel küçülme uygulanmaktadır. Belirli bir örgütsel küçülme yönteminde büyük bir yoğunlaşma olmamakla beraber en sık kullanılan yöntemin dış kaynak kullanımı olduğu, bunu orta düzeyde işgören çıkarmanın izlediği tespit edilmiştir. - Dış kaynak kullanımına maliyet, kalite ve uzmanlık avantajlarının yüksek etkisi olduğu gözlenmiştir. - Yöneticilerin örgütsel kararlarına etki eden parametreler tespit edilmiş, bunların arasında ekonomik daralma, siyasi belirsizlik ve piyasa değişkenliğinin çok yüksek düzeyde, iş gören maliyetlerinin, karlılıkta düşme, yüksek faiz, rekabet edebilme, kredi bulabilme zorluğu ile pazar paylarındaki azalmanın orta derecede etkili olduğu saptanmıştır. - örgütsel küçülme kararının ağırlıklı olarak üst düzey yöneticiler ve işletme sahiplerince tek başlarına verildiği gözlenmiştir. - İşletmelerin gelişmiş bir insan kaynakları bölümüne sahip olmadıkları, yöneticilerin örgütsel küçülme sürecinde işgörenlerle ilgilenmedikleri tespit edilmiştir. - Yöneticilerin örgütsel küçülme sonrası maliyetlerde azalma elde ettikleri ve bu çerçevede örgütsel küçülmeden beklenen yararın elde edilen ile uyumlu olduğu belirlenmiştir. - İşletmelerin gelecek iki yıl içinde örgütsel küçülme yapmaya devam etme isteğinde oldukları tespit edilmiş, bu noktada dış kaynak kullanımının yine en fazla baş vurulacak yöntem olacağı ve diğer yöntemlerin de daha sık kullanılacağı belirlenmiştir.149 - Hipotez testleriyle : - Büyük işletmelerin örgütsel küçülmeden daha fazla haberdar oldukları fakat örgütsel küçülme bilgileri açısından işletmelerin ölçek farkı gözetmeksizin örgütsel küçülmeyi yeterince bilmedikleri anlaşılmıştır. - Genel olarak maliyet unsurunun örgütsel küçülme kararlarında orta derecede bir etki yaptığı tespit edilmiştir. - İş gören çıkarmaların sık baş vurulan bir yöntem olduğu ve örgütsel küçülme sürecinde iş görenlerle ilgilenilmediği anlaşılmıştır. -Yöneticilerin örgütsel küçülmeden bekledikleri fayda ile elde ettikleri faydanın uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Hipotez testlerinin bu sonuçları uygulamanın diğer bulgularıyla desteklenmektedir. Örgüt çevresi çok hızlı değişmekte, rekabet artmaktadır. Organizasyonların bu çevre koşullarına uyum sağlamaları yaşamsal önemdedir. Örgütsel küçülme örgütü bir bütün olarak ele alıp, tüm yönetsel süreçlerde ve örgüt yapılarında değişikliğe giderek, organizasyonların yaşama ve başarılı olma yeteneklerini artırmayı hedefler, örgütsel küçülme fiziksel ve insan kaynaklarında azaltımı beraberinde getirir. Örgütsel küçülme sürecinin iyi planlanıp, iyi yönetildiği ve bu süreçte işgörenlerle ilişkiler tam bir iletişim halinde yürütüldüğü taktirde başarı şansı artmaktadır. İnsan kaynaklarında azaltım olacağı durumlarda iş görene dış işe yerleştirme, maddi yardımlar sağlama ve eğitim çalışmalarıyla yardımcı olunabilir.
Honaz Dağı'nın periglasyal jeomorfolojisi (Denizli)
Çalışma kapsamında, Ege Bölgesi'nin en yüksek kütlesi olan Honaz Dağı'nın zirveler kesiminde, periglasyal süreçler ve şekillerin incelenmesi amaçlanmıştır. Buzulların gelişemediği fakat soğuk iklim şartları ve permafrostun etkili olduğu alanlarda, periglasyal süreçler ve bu süreçler sonucunda oluşan periglasyal şekiller meydana gelmektedir. Honaz Dağı 2571 m yükseltisi ile Geç Pleistosen'de (126-11.7 binyıl) kalıcı kar sınırının ortalama 200 m altında kalmıştır. Bundan dolayı, Honaz Dağı buzullaşmaya uğramamıştır. Bununla birlikte, saha buzul çevresi bölgelerde gözlenen periglasyal süreçlerden şiddetli biçimde etkilenmiştir. Halen aktif olarak yaşanan periglasyal süreçler, sahanın zirveler bölümünü büyük oranda şekillendirmiştir. Çalışma kapsamında, Honaz Dağı'nın zirveler bölümü ilk defa detaylı şekilde araştırılıp, periglasyal şekillerin oluşum mekanizmaları ve sınıflandırılması yapılarak haritalanmıştır. Kütle üzerinde periglasyal bölge sınırları içerisinde çemberler, taş kümeleri, girlandlar, şeritli topraklar, konjelifraksiyon yamaçları ile konjeliturbasyon depolarının varlığı ortaya çıkarılarak, periglasyal şekillerin gelişimi morfometrik yöntemler ile açıklanmıştır. Periglasyal şekiller üzerinde iklim faktörünün etkisini belirtebilmek için, sahanın iklim eğilimleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Mann-Kendall Testi, Mann-Kendall Sıra İlişki Katsayısı ve Sen Eğilim Testi analizleri yapılarak geçmişten günümüze iklimsel süreçlerin değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Yıllık donma-çözülme olayları, fiziksel ufalanma, kar örtüsü ve eğim faktörleri şekillerin oluşmasında en önemli etmenlerdir. Kütle üzerinde oluşan şekillerden, çemberler, taş kümeleri, şeritli topraklar ve konjelifraksiyon yamaçları güncel iklim şartları altında gelişimlerine devam etmektedir. Konjeliturbasyon depoları ise geçmiş iklim koşulları altında oluşmuş ve günümüzde hareketsiz durumdadır.
112 servisi çalışanlarına yönelik şiddet ve sonuçları (Denizli İli örneği)
Şiddet çalışanları olumsuz etkilemektedir. Şiddet mağduru olandan tutunda çalışanlara, kuruma ve topluma kadar bu etkilenme devam etmektedir. Bu etkilenmeleri ortadan kaldırmak için şiddete karşı önlemler alınmalıdır. Önlem alırken de her somut şiddet olayı analiz edilmeli ona göre önlemler alınmalıdır. Şiddetin nedenleri sonuçları ve etkileri somut olaya göre değişmektedir. Bu alınan önlemler şiddet olayının azalmasında etkin rol oynayacaktır. Acil sağlık hizmetlerinde yaşanan şiddet olayları büyük çoğunluğu kayıt edilmemekte çalışan tarafından ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmemekte adeta yok sayılmaktadır. Bu durumda yeni şiddet olaylarını körükleyerek toplum içinde yok sayılarak telafisi mümkün olmayan durumlara sebep olmaktadır. Çalışmanın hem teorik hem de anket yorumlarından bahsedilmiştir. Şiddetten en çok çalışanlar etkilenmektedir. Bu da Ambulans hizmetlerinin verilmesinde bir takım olumsuzluklara sebebiyet vermektedir. İnsanlar için elzem olan bu sağlık hizmetinin etkin ve verimli olması acil müdahale bakımından büyük öneme sahiptir. Şiddetin ambulans hizmetlerinin sekteye uğratmaması için şiddet konusunda toplumun her kesimine bir görev düşmekte bu görevlerin kurum çalışanlarıyla beraber değerlendirerek kamuoyunda şiddete karşı bilinç oluşturulmalıdır.
Toplam kalite yönetimi uygulamalarının ADSH'lerde hasta memnuniyetine etkisi: Denizli örneği
İkinci basamak sağlık kurumları sınıfında yer alan ağız ve diş sağlığı hastaneleri, sağlık bakanlığına bağlı hasta odaklı çalışan tüm sağlık kurumları gibi hasta - sağlık çalışanı memnuniyetini en üst düzeye taşımayı hedeflemektedir. Ulusal ve uluslararası sağlık alanında var olmaya devam etmek için iç ve dış tüm müşterilerin desteğini kazanmak zorundadır. Bu tez çalışmasında diş tedavisini üstlenen kuruluşların bu hedeflerine ulaşmak için izledikleri kalite yönetimi uygulamalarının hasta memnuniyetine etkileri ve bu etkilerdeki demografik farklılaşmalar incelenmiştir. Bu etkileri ölçmek amacıyla Denizli Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine başvuran 360 hastaya 24 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS programı yardımıyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma sonunda, Denizli ADSM hasta anket değerlendirmelerinde hastaların yapılan tedavi hizmetlerinden ve kişisel mahremiyetlerine gösterilen özenden memnuniyet düzeyleri yüksek bulunmuştur. Bu yüksekliğin hizmet sunucuların ve hizmet alıcıların birebir geçirdikleri zamanla bağlantılı olduğu sonucuna varılmıştır.
Sağlık işletmelerinde motivasyonun personel verimliliğine etkileri (Denizli Servergazi Devlet Hastanesi örneği)
Sağlıklı bir toplum oluşturabilmenin temel faktörü, karşılaştığı güçlükleri yenebilme gücüne sahip bireyler ve çalışanlar yetiştirmekten geçmektedir. Bu gücün sınırlarını ise bireylerin motivasyon düzeyleri belirler. Çalışma hayatı açısından günümüzde motivasyonunun çalışma verimliliği üzerindeki etkisi de bu açıdan değerlendirilmelidir. Bu çerçevede sağlık çalışanlarının motivasyon düzeyleri, bu düzeyin yüksek tutulması ve sürdürülebilirliği hem personel verimliliği hem de hasta memnuniyeti önemlidir. Motive olmuş şekilde çalışan sağlık personelinin bu durumu, üst düzey bir performans ortaya koymasına imkan sağlayacaktır. Sağlık çalışanları tarafından verilen hizmetler ise insan hayatının ne kadar değerli olduğunun ve yapılan hatanın telafisi olmayacağının bir delili sayılmalıdır. Bunun için özveriyle çalışan sağlık personelinin öncelikle kendi beden ve ruh sağlığının yerinde olması, verilecek sağlık hizmetinin sunumu ve kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışması; sağlık çalışanlarında motivasyona neden olan faktörleri ortaya koyarak bu faktörlerin verimliliğe yönelik etkilerini incelemek, çalışanların verimliliğini artırmak, çalışanların düşük iş performanslarını artırmaya yönelik olarak motivasyon uygulamalarını belirlemek üzere hazırlanmıştır. Denizli Servergazi Devlet Hastanesi çalışanlarıyla yapılan alan çalışması ve araştırma sonuçları ile bu sonuçlara yönelik olarak çözüm önerileri yer almaktadır.
Tükenmişlik sendromu ve Denizli Devlet Hastanesi hemşireleri örneği
Bu araştırma, tükenmişlik sendromunu ve Denizli Devlet Hastanesi hemşirelerinin tükenmişlik durumlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın kuramsal bölümünde tükenmişlik sendromu için literatür taraması ve değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırmada Denizli Devlet Hastanesindeki 485 hemşireye anket uygulaması yapılmış, sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Araştırma, iki bölüm halinde planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Birinci bölümde tükenmişliğin yapısı ve kuramsal temelleri, tükenmişliğin ortaya çıkışı ve önleme yolları ele alınmıştır. Burada tükenmişliğin kavramsal çerçevesi, tükenmişliğin boyutları ve tükenmişlik modelleri, tükenmişliğin ortaya çıkışına etki eden etkenler, tükenmişliği bireysel ve örgütsel düzeyde önleme yolları analiz edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde tükenmişlik düzeyi ve Denizli Devlet Hastanesi örneği konusu analiz edilmiştir. Varsayımların kabul ve ret durumları sonuç bölümünde yer almaktadır. Araştırmada duyarsızlaşmada orta, duygusal tükenme ve kişisel başarının azalmasında yüksek düzeyde tükenmişlik yaşandığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Tükenmişlik Sendromu, Hemşireler, Duygusal Tükenme,Duyarsızlaşma, Kişisel Başarı.
Sağlık Bakanlığına bağlı dal hastanelerinde birim maliyet analizi: Denizli Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi örneği
Sağlık kurumlarında diş merkezlerinin işleyişi diğer kurumlara göre oldukça farklıdır. Diş hastanesinin yapısı, kullanılan aletler, çalışma düzeni, mali yapısı oldukça özgündür. Kadro unvan yapıları da diğer sağlık kurumlarına göre farklıdır. Bu çalışmada sağlık kavramı, maliyet analizi teorik olarak açıklanmıştır. Diş hastanelerinin yapıları kadro, unvan, kullanılan araç-gereçler tanıtılmıştır. Türkiye'de diş sağlığı hakkında istatistiksel verilerle diş sağlığı ve önemi açıklanmıştır. Denizli Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi 2015 yılı mali verileri incelenmiş maliyet analizi çıkartılmıştır. Bu dağılıma göre hastane maliyet tabloları üç ana dağılıma tabi tutulmuştur. Birinci dağılımda esas gelir getiren birimler olan diş üniteleri incelenmiş, ikinci dağılımda yardımcı üretim merkezleri incelenmiş ve hasta başı maliyetler çıkarılmıştır. Üçüncü dağılım verileri birim zamanda hasta başı maliyet verileri birim zamanda yüklenen mali tablolar klinik başı incelenmiştir. Çalışma donunda Denizli Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nin karlılığı belirlenmiş ve yüklenmiştir. Bu uygulama yapılırken teorik bölümlerinde literatür taraması yapılmıştır. Maliyet analizinin çıkarıldığı bölümde HBYS (Hastane Bilgi Yönetim Sistemi) yazılımından, muhasebe, mutemetlik ve faturalama biriminin verilerinden ve çalışmaların yapıldığı birim çalışanları ile yapılan yazılı başvuru sonunda sözlü görüşmelerden yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler : Sağlık Kurumları, Maliyet Analizi, Diş Hastanesi, Diş Hastaneleri Mali Yapısı