Firms
114 theses under this subject heading
Borsa İstanbul'da işlem gören firmaların türev araç kullanımını etkileyen faktörler
Bu çalışmada Türkiye?deki firmaların türev araç kullanımını etkileyen faktörler incelenmiştir. Borsa İstanbul?da işlem gören ve finansal olmayan 150 firmanın 2011 ve 2012 yılı verileri kullanılarak, firmaların türev araç kullanımında etkili olan faktörler Logit modeli ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları ilgili literatürde de görüldüğü gibi firma büyüklüğünün türev araç kullanımındaki pozitif etkisini göstermektedir. Bunun yanı sıra, Borsa İstanbul endekslerinden kurumsal yönetim endeksine dahil olma ve yabancı ortaklık parametreleri de firmaların türev araç kullanımını açıklayan faktörler olarak öne çıkmaktadır. Türk firmalarının türev araç kullanımının analizine yönelik geliştirilen model gelecek çalışmalar için de başlangıç niteliği taşımaktadır. Türkiye için göreceli yeni olan türev araçlarla riskten korunmanın önemi ve sağlayacağı faydaların firmalarca daha iyi anlaşılması ve türev araç kullanımının yaygınlaşması ile modelde farklı parametrelerin de etkili olması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: türev araç kullanımı, risk yönetimi, BİST100
Borsa İstanbul kurumsal yönetim endeksinde yer alan firmaların kurumsal yönetim derecelendirme notunun marka değeri üzerindeki etkisinin analizi
Bu tez çalışması Türkiye'de Ağustos 2007'den bu güne hesaplanmakta olan BİST Kurumsal Yönetim endeksine dâhil şirketlerin kurumsal yönetim performanslarının marka değerleri üzerinde etkisinin olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Kurumsal yönetim başlığı altında hesaplanan pay sahipleri, kamuyu aydınlatma ve şeffaflık, menfaat sahipleri, yönetim kurulu ve bunların genel ortalaması olarak hesaplanan notların her biri için ayrı ayrı analiz yapılmış olup marka değeri ile aralarındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın ilk aşamalarında kurumsal yönetim kavramının dünyada ortaya çıkışı ve gelişimi süreci incelenmiş, bununla ilgili literatürde bulunan kaynaklar araştırılarak derlenmiştir. Daha sonra marka ve marka değerleme kavramları ile ilgili yapılmış araştırmalar incelenerek piyasada kullanılan marka değerleme yöntemlerine literatür araştırmasında yer verilmiştir Yapılan analizler sonucunda kurumsal yönetim ilkelerinden sadece pay sahipleri ve cari dönem kamuyu aydınlatma ve şeffaflık uygulamaları ile marka değeri arasında anlamlı ve olumlu ilişki bulunmuştur. Diğer ilkeler ile ilgili yapılan analiz sonuçları yeterli istatistiki anlamlılık gösterememiştir.
Firma büyümesinde finans dışı etkiler analizi: TOBB Türkiye 100 firmaları üzerine bir çalışma
Ekonomik nedenlerden dolayı firmalar için büyüme önem taşımaktadır. Bu çalışma, TOBB Türkiye 100 programına 2020 ve 2021 dönemi başvuru yapan firmaların net satış geliri büyümesi esas alınarak büyümelerine ve firmaların başarılı olmasına etki eden dinamiklerin incelenmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, büyüme ve başarılı olma durumlarını anlamaya yönelik 2020 ve 2021 için bağımsız değişkenler ile regresyon ve lojistik regresyon modelleri kurulmuştur. Daha sonra 2020 dönemine başvuruda bulunan firmaların verileriyle elde ettiğimiz regresyon ve lojistik regresyon modelleriyle 2021 dönemime başvuruda bulunan firmaların büyüme oranı ve başarı durumu tahmin edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre çalışan sayısındaki değişimin her iki dönemde de ciro artışını pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Firma yaşı arttığında büyüme oranı azalmaktadır. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların diğer sektörlerdeki firmalara oranla daha az büyüdüğü ve başarılı olma olasılığının daha az olduğu görülmüştür. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan firmaların büyüme oranının ve başarılı olma olasılığını İstanbul, Batı Marmara ve Batı-Doğu Karadeniz Bölgelerine göre daha az olduğu tespit edilmiştir. Başarı durumu tahmini için ise oluşturulan 2020 dönemi başarı durumu lojistik regresyon modelinin 2021 dönemi doğru tahmin etme oranı %77 olarak hesaplanmıştır. 2021 döneminde başvuran firmaların verileri ile 2021 yılı başarı durumu lojistik regresyon modelinin doğruluk oranı %81,6 olarak bulunmuştur. Doğruluk oranları kıyaslandığında 2021 dönemi lojistik regresyon modelinin daha iyi bir tahmin modeli olduğu ortaya çıkmaktadır.
KOSGEB desteklerinin firmalar üzerindeki rolü: TRB2 bölgesi üzerine bir araştırma
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler kısa adı ile KOBİ'ler, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye ekonomisi için de önemli birer unsurdur. Türkiye ekonomisinin içerisinde KOBİ'lerin dağılımı incelendiğinde; TÜİK verilerine göre sayısal olarak Türkiye'de bulunan tüm işletmelerin %99,8'i KOBİ statüsündedir. Diğer bir ifade ile Türkiye'deki 1000 işletmeden sadece 2'si KOBİ statüsü dışında, geriye kalan kısım ise KOBİ diye nitelendirilmektedir. Sayısal olarak bu kadar fazla ve önemli olan KOBİ'lerin desteklenmeleri ekonomik kalkınma açısından oldukça önemlidir. Türkiye'deki KOBİ'lerin ekonomi içerisinde hayatta kalma süreleri incelendiğinde ise; TÜİK verileri ve yapılan çalışmalara göre Türkiye'de KOBİ'lerin %95'i en fazla beş yıl ve %60'ı ise en fazla iki yıl ayakta kalma şansına sahiptir. Küresel ticaretin gidişatı değiştikçe işletmelerin, KOBİ'lerin, etkisinde kaldıkları ekonomik koşullarda değişmektedir. KOBİ'ler bu yeni durumlara uyum sağlayabilmek için desteklenmeleri ve bu desteğin sürekliliği önemlidir. KOBİ'lerin desteklenmesi için kurulmuş olan en önemli kuruluş KOSGEB'dir. KOSGEB'in kurulması, gerçek anlamda KOBİ'lerin öneminin anlaşılması ve gereken değerin verilmesi bakımından önemli bir gelişmedir. KOSGEB; küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ekonomi içerisindeki payını, etkinliğini, rekabet etme güçlerini, sanayide entegrasyonlarını arttırmak vb. amaçlarla 3624 sayılı kanun ile 12.04.1990 tarihinde kurulmuş bir kuruluş olup Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlıdır. www.kosgeb.gov.tr adresinde "Desteklenen Sektörler Nelerdir? (NACE)" başlığının içeriğinde on dört farklı sektörde üç bin beş yüz farklı iş kolunun desteklendiği yer almaktadır. Ayrıca KOSGEB tarafından yedi ana başlığın altında on sekiz farklı programda destekler yürütülmektedir. Bu tezde, söz konusu yedi ana başlık altında yer alan ve yürürlükte olan on sekiz program, Van, Hakkâri, Bitlis ve Muş illerini kapsayan TRB2 Bölgesi açısından ele alınıp değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı "bu destek programlarından yararlanan girişimcilerin aldıkları desteğin ne olduğu veya ne kadar olduğu, aldıkları destek ile birlikte firmalarında bir etki oluşup oluşmadığı, etki oluşuyor ise; oluşan etkinin firmanın öncelikle bölge sonrasında ülke pazarı ve son olarak dünya pazarına açılması üzerinde bir rolünün olup olmadığını ve girişimcilerin destek sürecinde KOSGEB kurumuna bakışları ve etkileşimlerini değerlendirmek" olarak belirlenmiştir. Veri toplamak amacıyla literatür ayrıntılı bir şekilde taranarak bir anket oluşturulmuş ve TRB2 bölgesinde desteklerin herhangi birinden yararlanan firmalara uygulanmıştır. Anket verileri ve KOSGEB'den alınan verilerin gerek SPSS programı gerekse bunun dışında ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi sonucunda: KOSGEB tarafından verilen desteklerin; firma istihdamı, firma karlılığı, net satış hâsılatı, firmanın ihracat rakamları, personel verimliliği, finansal sorunların çözümü, ürün yelpazesinin genişlemesi, e ticaret altyapısının oluşturulması üzerinde olumlu rolü olduğu, oluşan bu pozitif etkinin; firmanın bölge, ülke ve dünya pazarına açılması üzerinde rolü olduğu, TRB2 bölgesindeki firmaların; KOSGEB'in önemli bir kuruluş olduğu, iş fikri odaklı projeleri desteklediği, eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının yeterli olduğu, kuruma ulaşmanın kolay olduğu, yöneltilen soru ve sorunlara hızlı ve etkin cevap verdiği, çalışanların yeterli bilgiye sahip olduğu, kamuoyu nezdinde olumlu bir imaja sahip olduğu, kurumun internet sitesinin yeterli olduğu konularında olumlu; destek kalem ve miktarlarının yeterli olması, desteği kısa sürede alma ve destek süreçlerindeki prosedürler konusunda olumsuz görüşlere sahip oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Olumsuz olan bu görüşlerin düzeltilmesi için gerekli çalışmanın kurum tarafından yapılması bu çalışmanın sonucunun en önemli önerisidir.
İhracatın firma istihdamına etkisi: Türkiye imalat sanayii örneği
Bu çalışmada, 2003-2015 döneminde, Türkiye İmalat Sanayii'nde 2003-2015 dönemi için ihracatın firma istihdamı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, örneklem seçimi ve olası içsellik sorunlarını önlemek amacıyla tedavi modelleri (treatment models) oluşturulmuş; bu modeller "Eğilim Skoru Eşleştirme" ve "Fark İçerisinde Fark" metodolojileri kullanılarak tahmin edilmiştir. Bu sayede firmaların ihracat pazarlarına kendi kendilerine seçilmeleri kontrol altına alınmış ve yeni yeni uluslararası ticaret teorilerinin öngördüğü giriş sonrası etkiler hipotezi çerçevesinde ihracatın firma istihdamı üzerindeki etkisi doğru bir şekilde tahmin edilebilmiştir. İhracat yapmanın firma istihdamı üzerindeki etkisi, öncelikle imalat sanayiinin tamamı için bir bütün halinde değerlendirilmiştir. Daha sonra firmalar; teknoloji yoğunluğuna, ücret düzeylerine ve ihracat ürünlerinin karmaşıklık düzeylerine göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın sonuçları, giriş sonrası etkiler hipotezinin Türkiye imalat sanayii firmaları için geçerli olduğunu ve ihracat yapma davranışının istihdamı anlamlı biçimde artırdığını göstermektedir. İhracat yapma davranışının istihdam üzerinde yarattığı olumlu etki, yalnızca firmaların ihracata başladığı dönemde değil daha sonraki dönemlerde de ortaya çıkmakta olup çift yönlü ticaret yapan firmalar için bütün dönemlerde daha belirgindir. İhracatın istihdam üzerindeki olumlu etkileri; nispeten niteliksiz işgücü istihdam eden düşük teknoloji yoğunluklu, emek yoğun ve ücretlerin göreli olarak düşük olduğu firmalarda daha güçlü biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu durum ele alınan analiz dönemi boyunca imalat sanayii ihracatında meydana gelen artışların daha çok niteliksiz işgücü talebini arttırdığına işaret etmektedir.
Analitik ağ prosesi ile tedarikçi seçme, değerlendirme süreci ve Bakü Azerbaycan firması üzerine bir uygulama
Eskiden bir ürün veya hizmet üretmek için ihtiyaç duyulan ürünleri satın alabilmek sanıldığı kadar zor bir işlem olamazdı. İşletmeler karar mekanizması bir ürün veya ürünler üzerinde doğru bir karar verdiği zaman bu kararın geçerliliği uzun süre kendi doğruluk payını korurdu. Sebep olarak da bahsi geçen zamanlarda teknolojik gelişmelerin ve ürün değişimlerinin çok yavaş olmasıydı. Fakat günümüz itibariyle ürün çeşitliliğinin artması, teknolojik gelişmelerin süratle artması ve küresel pazarların çoğalması ve buna bağlı olarak da tedarikçi firmalar sayısının fazlalığı işletmelere bu tedarikçi firmalar arasından amacına en uygununu seçim yapmasını adeta zorunlu kılmıştır. Her bir firma, bünyesinde bulunan departmanların en iyi şekilde yönetilmesini amaçlar. Satın alma departmanı da bu departmanların en başında gelmektedir. Üretim ve ya hizmet üreten işletmelerin maliyet kalemlerin en fazla olduğu kalemler satın alma biriminden oluşmaktadır. İşletmelerin satın alma departmanlarında alınan doğru kararlar, firmanın nihai ürünün müşteriye ulaşmasındaki uygun fiyat ve o üründeki kalite ile müşteri memnuniyeti sağlanacaktır. Bu sebepledir ki, doğru ve uygun bir tedarikçi seçme kriterleri belirlemek ve bundan yola çıkarak da en uygun tedarikçi firmaların bulunması günümüzde kaçınılmaz hal almaktadır. Bu araştırmamda da bu amacımıza uygun olarak Azerbaycan'daki firmaların tedarikçi seçiminde önem verdikleri kriterleri belirleyip ve bundan yola çıkararak, araştırmaya dâhil olan bir firma üzerinde AAP Modülü kullanarak en uygun tedarikçi firma bulunacaktır.
Kurumsal sürdürülebilirliğin kurumsal sosyal sorumluluk bağlamında kurumsal itibar üzerindeki etkisine yönelik algının araştırılması
Küreselleşme ve bilgi teknolojilerindeki hızlı artış, günümüz dünyasında işletmelerin ekonomik başarılı kazanmalarının yanında itibar ve farkındalık yaratmaları gerekliliğini de ortaya koymaktadır. Firmaların varlıklarını sürdürebilmesi ve rekabet avantajı elde ederek rakiplerinden önde olabilmeleri yaşamsal öneme sahiptir. Bu bağlamda çalışmanın amacı ve hedefleri sürdürülebilir büyüme, itibar ve sosyal sorumluluk ile ilgili yönetimsel süreçlerdeki algıların incelenerek özgün yönetim süreçleri ve kararları ile ilgili çözümlemeler sunmaktır. Çalışma kurumsal sürdürülebilirliğin kurumsal sosyal sorumluluk bağlamında kurumsal itibar üzerindeki etkisinin incelenmesine yönelik gerçekleştirilmiştir. Araştırma İstanbul ilinde yer alan kimya firmalarında uygulanmış olup, 430 kişiye ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; Kurumsal sürdürülebilirlik algısının kurumsal itibarı, kurumsal sosyal sorumluluk algısının kurumsal itibarı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Kurumsal sosyal sorumluluğun, Kurumsal Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İtibar değişkenleri arasındaki ilişkinin yönünü etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Kurumsal İtibar
Firmaya özgü ve makro ekonomik faktörlerin firmaların sermaye yapısı kararlarına etkileri: BIST'de bir uygulama
Firma yöneticileri ile pay sahipleri, firmaların sermaye yapılarını oluştururken belli stratejiler izlemekte ve kararlar almaktadırlar. İzlenilen bu stratejilerin temelinde firmanın risklilik seviyesini artırmadan firmanın değerini artıracak borç/özsermaye karmasının belirlenmesi yatmaktadır. Sermaye yapısını etkileyen faktörlerin belirlenmeye çalışıldığı sermaye yapısı literatüründeki önceki çalışmalar, ağırlıklı olarak firmaya özgü faktörler üzerinde durmuşlar ve ilgili teorileri de bu faktörler üzerine inşa etmişlerdir. Bu çalışmada sermaye yapısı üzerindeki firmaya özgü faktörlerin yanı sıra makroekonomik faktörlerin de etkisi incelenmiştir. Tez çalışmasında öncelikle sermaye yapısı yaklaşımları açıklanmış ve daha sonrasında da Türkiye'de ve Dünya'da yapılan çalışmalar incelenmiştir. Çalışma kapsamında Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren BIST Teknoloji, BIST Sınai ve BIST Hizmetler endekslerine kayıtlı firmaların finansal tablo verilerine ulaşılmış ve bu veriler, belirlenen bağımlı, bağımsız ve makro ölçekli değişkenlerle önce Statik Panel Veri daha sonra ise Dinamik Panel Veri yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'deki halka açık firmaların sermaye yapıları, firmanın varlık yapısı, kârlılığı, büyüklüğü, risklilik düzeyi, vergi ödeme düzeyi, borç dışı vergi kalkanı, büyüme olanakları, likiditesi, piyasa faiz oranları, bankacılık sektörünün gelişmişlik düzeyi ve küresel finansal kriz gibi faktörlerden etkilenmektedir. Bu faktörlerin istatistiksel olarak anlamlı işaretleri, sermaye yapısı teorilerinin beklentileri ile kıyaslandığında Türkiye'de halka açık olarak faaliyet gösteren firmaların sermaye yapısı davranışlarında ağırlıklı olarak Finansman Hiyerarşisi Yaklaşımı'nı benimsedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgular önceki birçok çalışmayla tutarlıdır.
Factors influencing the customer purchase decision in B2B markets: A survey
This thesis aims to understand the factors influencing customer purchase decision in B2B markets. Particularly, the mechanisms ensuring the continuity of business relationship between two types of companies namely: the producers of the corrugated box companies and the business buyers will be researched. In this analysis, factors were both investigated in the literature and verified by the authors own expertise in the industrial packaging industry. Three main factors were put into consideration for influencing the customer purchase decision in B2B, namely price, corporation image, and salesperson's commitment and expertise. This exploratory research attempts to find evidence based on a survey analysis conducted on 129 respondents of corrugated box suppliers. The survey has been taking a place within the firms where their headquarters located in the Marmara Region of Turkey. These firms generally, produce and operate on Paper/Wood products, Metal, Electric and Electronic, Energy, Food, Automotive, Chemistry, Petroleum, Rubber and Plastic Industries. Propositions were developed and it was found that price, corporate image, and salesperson commitment are the most important factors that influence customer purchase decisions in B2B markets; besides COVID-19 pandemic is found as an moderating factor in this relationship. The findings demonstrate that salesperson commitment is especially an important factor to ensure the continuity of a business relationship between two companies. Key words: B2B Market, Customer Purchase Decision, Salesperson's Commitment, Corrugated Box, Coronavirus (Covid-19)
Sermaye yapısı belirleyicileri: Katılım 30 Endeksi firmaları üzerine bir uygulama
Sermaye yapısı kararları firmaların finansal durumlarını koruması, sağlamlaştırması ve faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürebilmesi açısından önem arz etmektedir. Firmaların sermaye yapılarını ne kadar borç ne kadar özsermaye ile ile karşılayacağı kararı firma değeri ve sermaye maliyeti üzerinde önemli etkiye sahiptir. Bu kapsamda Katılım 30 Endeksi'nde faaliyet gösteren ve endekste yer alabilmeleri için borçlanma düzeylerinin belirli seviyede tutmaları gereken 17 reel sektör firması için sermaye yapısı belirleyicilerinin 2011-2020 döneminde panel veri analizi ile tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada finansal kaldıraç bağımsız değişken, borç dışı vergi kalkanı, büyüklük, faaliyet kaldıracı, likidite oranı, aktif karlılık ve satışlardaki dalgalanma ise bağımsız değişkenler olarak analize dahil edilmiştir. Analiz sonucunda borç dışı vergi kalkanı ve satışlardaki dalgalanma ile finansal kaldıraç arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Büyüklük ve faaliyet kaldıracı ile finansal kaldıraç arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif ilişki, likidite ve aktif karlılık değişkenleri ile finansal kaldıraç arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve negatif ilişki tespit edilmiştir. Bu kapsamda Katılım 30 Endeksi'nde işlem gören firmaların temsil, işaret etkisi ve finansal hiyerarşi teorilerini dikkate alarak sermaye yapısı kararlarını aldıkları söylenebilmektedir.
Turkey's anti-dumping policy and its impact on firms' behaviors
Dumping is a well-known concept in international economics and has significant consequences on trade patterns and firm imports behavior. The study attempts to make a coherent and comprehensive evaluation of Turkish anti-dumping policy and focuses on empirical aspects with special emphasis on firm behavior under different circumstances. The first chapter is a summary and introduction of basic concepts, historical developments, institutional framework, application procedures and stylized facts of anti-dumping policies. The second chapter explains the determinants of anti-dumping investigations in Turkey, which is one of the most frequent users of such investigations in the world. Additionally, rising global protectionism after 2012 stimulated the implementation of new measures in many countries. Most notable of such measures is the extensive use of Additional Customs Duty in Turkey. The study examines this policy tool for the first time in the literature among anti-dumping determinants. Negative binomial regression models used for 1989-2019 period to illustrate different variables such as retaliation motives, deterioration in trade deficit, productivity of the manufacturing sector and real GDP growth as important factors affecting investigations. The findings indicate that certain protectionist motives matter more in Turkish anti-dumping policy rather than unfair competition dynamics. The last chapter examines the impacts of different stages of anti-dumping investigations over steel industry by using intervention analysis. Turkey is among the major global actors in steel products, and steel imports have always been most important targets of Turkish anti-dumping policy. The study investigates the impacts of different actions of anti-dumping investigations over firms' import decisions in this industry. Different stages of selected investigations are analyzed, and intervention analysis is used for 2009-2021 period. The findings indicate that certain interventions have considerable signaling effects over firms' import decisions.
Comparison of mail and web survey modes on firms in organized industrial zones (OIZs)
Although there are studies on the comparison of mail and web survey modes on different populations in terms of data quality indicators in the literature, it is seen that there are very few studies on comparing these two modes on firms. On the other hand, there is no study to compare mail and web survey modes in national literature. At the same time, no study has been encountered in the international literature to compare these two data collection methods in the context of organized industrial zone (OIZ). The purpose of this study is to compare mail and web survey modes in terms of data quality indicators and response rates on the firms in the production stage in OIZs. The research consists of two stages and two different questionnaires, both of which included partly repetitive questions, were applied in internet and mail mode. The number of firms responding to the 1st stage questionnaire of the survey is 847, while the number of firms answering the 2nd stage questionnaire of the survey is 343. As a result of the analyzes, when web survey mode and mail survey mode are compared in the context of response rates, it is seen that web survey mode had a higher response rate. Primacy effect, although not for all, are higher for some questions in web survey mode. In general, the consistency of the answers to repeated questions is high and does not differ by survey mode. Straightlining does not vary by survey mode in general. On the other hand, item nonresponse in mail questionnaires does not differ according to the survey stages. When the findings were evaluated in a holistic approach, it was observed that survey modes did not show a large difference in terms of data quality on the firms in OIZs in the context of Turkey. The findings obtained from this study are generalizable because firms are determined by random sampling. The results are expected to make a significant contribution to both national and international literature in terms of comparing data quality in OIZs. In addition, this study has a special importance because it carries characteristics of establishment survey. Findings and fieldwork determinations indicate that use of web survey mode will be useful in future research for OIZs in Turkey.
Kurumsal iş süreçleri yönetimi ve bir uygulama
Gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak artan rekabet ortamına uyum sağlayabilmek için organizasyonların sürekli iyileştirme anlayışı benimsemesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, organizasyonun hedef ve amaçlarını gerçekleştirmek üzere, müşteri beklentilerine uygun ürün veya hizmet sunmak için süreçleri nasıl analiz edileceğine yönelik bir araştırma yapılmıştır. İyileştirme yapabilmek için öncelikle mevcut durum, çevre koşulları, iyileştirme alanları bilinmelidir. Karşılaşılan problem veya darboğaz olmasa bile, süreç iyileştirme bakış açısı sürekli olmalıdır ve faaliyetlerin daha iyi nasıl yapılacağı konusunda çalışmalar yapılmalıdır.Süreç yönetimi sistemdeki tüm unsurları göz önünde bulundurarak, organizasyonda yürütülen tüm süreçler arasındaki etkileşimleri görebilmek, süreci bütünleşik bir şekilde ele almak, süreç işletimini standartlaştırmak amacıyla uygulanmalıdır. Bu yöntem, kritik alanları bulabilmek ve başarıya ulaşmak için önemli bir yönetim biçimidir. Çalışmada süreç yönetimi kavramı, işleyişi, uygulaması ve süreç iyileştirme konusu ele alınmıştır. Uygulama kısmında kurumsal bir firmanın hedef bazlı performans yönetimi süreci analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Süreç, Süreç Yönetimi, Süreç İyileştirme.
Dış ticaret firmalarının lojistik performanslarının müşteri memnuniyeti ve firma performansına etkisi: Çerkezköy ve Çorlu firmaları üzerinde bir uygulama
Bu araştırma, dış ticaret firmalarının lojistik performanslarının müşteri memnuniyeti ve firma performansına etkisini incelemektir. Amaç doğrultusunda katılımcıların ve firmaların tanımlayıcı özelliklerini belirleme formu, lojistik performans ölçeği, firma performans ölçeği ve müşteri memnuniyeti ölçeklerinden oluşan çevrimiçi anket; 2022 yılı içerisinde Çerkezköy ve Çorlu'da dış ticaret yapan 406 firma yöneticisine gönüllü olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; korelasyon analizi yapılarak lojistik performans, müşteri memnuniyeti ve firma performansı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu ve regresyon analizi ile firmaların lojistik performanslarının müşteri memnuniyetini %22,7, firma performansını ise %29.6 düzeyinde açıkladığı saptanmıştır. Araştırmaya katılan firma yöneticilerinin cinsiyetlerine, medeni durumlarına, firmanın faaliyet gösterdiği yere, firmalarda çalışan kişi sayısına göre lojistik performans, firma performansı ve müşteri memnuniyet düzeylerinde farklılıkların olmadığı, diğer değişkenler olan yöneticilerin yaşlarına, eğitim düzeylerine, firmanın dış ticaret yapma süresine, faaliyet gösterilen sektöre ve pazar alanlarına göre farklılaşmaların olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik Performansı, Firma Performansı, Müşteri Memnuniyeti
The effects of economic conditions and financial market development on the capital structure of firms
This thesis aims to provide a cross-country comparison of the factors that affect the capital structure decisions of firms. The significance of firm-specific variables, the country-specific variables, and the industry of the firms is investigated by constructing a panel data set from a sample of firms operating in 14 countries. In order to analyze the significance of the country-specific factors which are time-invariant, Hausman-Taylor method of analysis has been implemented together with the fixed-effects model. The analyses of the whole sample, regions, and the countries demonstrate that the firm-specific variables are the right proxies for the parameters set forth in the theoretical framework. The research results suggests that the financing decisions of firms are highly influenced by the features of the banking system and the size of the stock market. In this study, it is demonstrated that well-functioning legal system facilitates borrowing. It is also proved empirically that the increasing transparency of firms leads to more equity financing and less debt usage. The analysis of pooled data with the aggregate tax rate implies that the firms use more debt in order to benefit from tax advantages as trade-off theory predicts. It is suggested that more accurate data and analysis is needed for developing countries. The conflicts between the different theories of capital structure can be resolved with the analysis of samples from countries bearing distinct features. Keywords: Capital structure, leverage, financial distress
Gıda sektöründe finansal oran analizi: Örnek firma uygulamaları
Finansal tablolar işletme faaliyetlerine ilişkin çeşitli konularda işletme paydaşlarına belli aralıklarla bilgi sunan finansal araçlardır. Finansal tablolarda yer alan ham bilgiler farklı finansal analiz teknikleri yardımıyla karar verme sürecinde kullanılabilir hale gelir. Bu finansal analiz tekniklerinden biri de oran analizidir. Oran analizi ile işletmelerin finansal tablo hesap kalemleri birbirine oranlanarak elde edilen sonuçlar önceden belirlenen ölçütlerle (işletme geçmiş oranları, genel kabul görmüş oranlar, rakip firma oranları, sektör ortalamaları) karşılaştırılarak finansal bilgi kullanıcılarının karar alma sürecinde ihtiyaç duydukları bilgiler üretilebilir. Yürütülen tez çalışmasında Borsa İstanbul (BIST)'da gıda, içecek ve tütün imalat alt sektöründe yer alan işletmelerin 2016-2020 yıllarını kapsayan 5 yıllık dönemlerine ait finansal durum tablosu ve kapsamlı gelir tablolarından elde edilen veriler oran analiz tekniği ile incelenerek değerlendirilmesi ve yorumlanması temel amaçtır. Tez çalışmasının örneklemini gıda, içecek ve tütün sektöründe faaliyet 30 firma oluşturmaktadır. Firmalara ilişkin veriler Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP), Veri Analiz Platformu (VAP) ve firmaların resmi web sayfalarından elde edilmiştir. Elde edilen veriler dönemsel olarak oran analizine tabi tutulmuş ve elde edilen sonuçlar VAP'ta yer alan sektör ortalamaları ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında yer alan dönem içerisinde Covid-19 pandemisinin yaygın olduğu dönemini de kapsayan tez çalışmasında, örneklemi oluşturan firmaların, likidite oranları, faaliyet oranları, finansal yapı oranları ve karlılık oranları çerçevesinde genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen oranların sektör ortalamaları ile kıyaslandığında likidite oranları açısından en başarılı ilk üç firmanın Coca Cola, Kristal Kola ve Ülker Bisküvi olduğu görülmüştür. Faaliyet oranları açısından kıyaslandığında en başarılı ilk üç firmanın Banvit Bandırma, Coca Cola ve Kent Gıda, finansal yapı oranları açısından kıyaslandığında ise en başarılı ilk üç firmanın Kristal Kola, Pınar Entegre Et ve Türk Tuborg sıralaması oluşmuştur. Son olarak karlılık açısından en iyi performansı gösteren ilk üç firma Tat Gıda, Türk Tuborg ve Ülker Bisküvi şeklindedir. Tüm oranlar açısından başarı sıralamasına giren bir firma bulunmamaktadır.
Yazılım endüstrisinde faaliyet gösteren firmaların değerini etkileyen faktörlerin tespit edilmesi: NASDAQ'da işlem gören yazılım üreticisi firmalar üzerinde uygulamalı bir yaklaşım
İçerisinde bulunduğumuz bilgi çağında yaşanılan teknolojik gelişmeler hem sosyal hem de kurumsal anlamda bir bilgi toplumu oluşturmuştur. Bilgi çağının oluşmasında en büyük paya sahip olan bilgisayarlar ve onlarla birlikte hayatımıza giren internet yeni bir ekonominin oluşmasında etkili olmuştur. Bu yeni ekonominin geleneksel ekonomiden en önemli farkı ise bilgi temelli endüstrileri içerisinde barındırmasından gelmektedir. Bilgi temelli endüstrilerin hayatımıza girmesi finans alanında yeni sorular doğurmuş ve bu sorulara yanıtlar bulunabilmesi için yeni araştırmaların önünü açmıştır. Geleneksel endüstrilerden farklı varlık yapısına sahip olmaları bilgi temelli endüstrilerde firma değerinin nasıl belirleneceği ve firma değerine etki eden faktörlerin neler olduğu gibi konular yeni bir araştırma alanı olmuştur. Maddi olmayan duran varlıkların ağırlıklı olması, temellerini internet üzerine kurmuş olmaları, ağ etkilerinin fazlaca görülmesi gibi nedenlerle bilgi temelli endüstrilerde faaliyet gösteren firmalar için değerleme konusu önemli bir hal almıştır. Geleneksel yöntemler ile değerleme konusu bu endüstrilerde faaliyet gösteren firmalar için yetersiz kalmaktadır. Bilgi temelli endüstrilerin firma değerine etki ettiği düşünülen birçok faktörü hesaplamalarına dahil etmemesi bu yöntemlerin yeniden gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada bilgi temelli endüstriler içerisinde yer alan yazılım firmalarının değerlemesinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi, bu faktörlerin birbirleri ile ilişkilerinin incelenmesi, firma değerine olan katkılarının tespit edilmesi ve maddi olmayan duran varlıkların ağırlıklı olduğu firmalarda yapılacak olan değerleme analizleri için bir öneride bulunulabilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç kapsamında NASDAQ'da işlem gören ve yazılım endüstrisinde faaliyet gösteren 97 firma üzerinde bir uygulama yapılmıştır. Uygulama için gerekli verilere ulaşılabilmesi amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmış ve bir soru seti hazırlanmıştır. Bu soru setinin cevaplarına örneklemi oluşturan firmaların resmi web siteleri, yayımlamış oldukları faaliyet raporları, finansal raporlar ve sürdürülebilirlik raporlarından ulaşılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Analizlere araştırmanın kavramsal çerçevesini oluşturan değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkileri incelenerek başlanmıştır. Ardından firma değerini etkileyen faktörlerin belirlenebilmesi için çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda bağımlı değişken olarak araştırma örnekleminde yer alan yazılım firmalarının FD/FAVÖK çarpanı ele alınmıştır. Analiz sonuçlarına göre yazılım firmalarının değerini, araştırma kapsamında belirlenen bağımsız değişkenlerden çalışan büyümesi, mühendis sayısı, teknoloji yeteneği, maddi olmayan duran varlıkları, personel geliştirme kalitesi, büyüme stratejisi, risk ve yönetimi hakkında çalışmaları, bağış ve sosyal sorumlulukları, satış büyümesi ve net kar büyümesi etkilediği tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlarla bilgi temelli endüstrilerin değerlemesi konusunda literatüre katkı sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi temelli firmalar, entelektüel sermaye, firma değeri, maddi olmayan duran varlıklar, yazılım endüstrisi, yeni ekonomi
A multi-criteria market entry model for logistics service providers: A study in numerous industries
Logistics service providers have always been part of a company in terms of distribution, warehousing, and inventory management. In today's world, logistics service providers (LSPs) have become more than that. Increasing competition and importance of cost reduction in supply chain and logistics activities increase the prominence of LSPs, thus LSPs have become major elements instead of backup elements. From organizations' point of view, speed, cost, and flexibility became more substantial since the second half of the 20th century. So, for the purpose of better excellence against competitors, using external resources has become increasingly critical. For this reason, LSP selection is one of the most important processes of companies in the light of increase in outsourcing. In cooperation with LSPs, firms can have important opportunities to reduce their costs and focus on their core businesses. These opportunities lead companies to use LSPs extensively, and different models exist for the LSP selection process based on expectations from LSPs. In literature, LSP selection issue is investigated as a multi-criteria decision-making consideration and many researchers have done studies on this area. The purpose of this study is creating an upgradeable model that contains criteria used by companies while selecting LSPs in order to provide knowledge about all global industries for LSPs managers. Findings gathered from literature review are supported with client contracts information from a LSP company and experiences of logistics service providers' managers.
Welfare analysis in an imperfectly competitive electricity market with distributed renewable generation
This thesis aims to analyze the optimal amount of renewable electricity generation using the dominant firm and the fringe model. In this model, the dominant firm(s) produces non-renewable electricity and the fringe produces renewable electricity. The fringe represents the distributed renewable energy generation that has become a phenomenon in Turkey in the last decade. The optimality stems from the trade-off assumption that generating renewable energy is more costly and non-renewable energy causes environmental externalities. Solving the model under fixed and premium tariffs and for different number of oligopoly firms allows examining the differences between the two FiT mechanisms and the effects of market power and marginal costs on the equilibrium outcome. Matlab software is used to simulate the solutions over a set of chosen parameters to show these effects graphically. Shortly, in the concentrated markets, the fixed tariff outperforms the premium tariff in terms of total welfare, however, the premium tariff leads to higher renewable generation which can be preferred as well for environmental purposes. This effect is most evident in the monopoly and the fringe case. As the number of oligopoly firms increases, namely the market becomes less concentrated, the two policy mechanisms approximate each other. When the model is adjusted to the current HHI level of the Turkish electricity market, the two mechanisms generate nearly the same outcomes for the chosen set of parameters. Beyond these theoretical findings, this research proposes a framework to evaluate the optimality of the implemented tariff policies if the cost data is available.
Product differentiation under loss aversion and demand uncertainty
This thesis analyzes, first, the relationship between loss aversion and demand uncertainty for vertical product differentiation, and second, the effect of loss aversion on the degree of horizontal product differentiation. In the vertical product differentiation model, we consider a three-stage duopoly game setting, where we incorporate demand uncertainty. Firms have incomplete information about the buyers' true types and they face demand uncertainty. They announce their qualities before the demand uncertainty is resolved, and they announce their prices after the demand uncertainty is resolved. We find the subgame perfect Nash equilibrium for qualities and prices, and we also calculate the profit of each firm as well as the consumer surplus. We also conduct comparative statics to explain how loss aversion affects the outcomes, including the qualities, prices, profits and consumer surplus. We show that, for a wide variety of utility functions, the high quality firm's equilibrium quality, and the equilibrium prices increase with the degree of loss aversion. Also, both firms benefit from a stronger loss aversion, but consumers are worse off when loss aversion is stronger. For the horizontal product differentiation model, we also consider a three-stage duopoly game setting, where the firms compete in locations in the first stage, before the buyers determine their reference locations, and compete in prices in the third stage, after the buyers determine their reference locations. Assuming that one firm has a cost advantage, we show that for a range of the degree of the cost advantage, the equilibrium exhibits maximal product differentiation under loss aversion, while we get minimal product differentiation when there is no loss aversion.
Yetkilendirilmiş yükümlü statüsünün Türkiye'deki firmaların gümrük işlemleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Küreselleşen dünyayla birlikte firmaların da küreselleşmesi ile ülkeler arasındaki dış ticaret hacmi günden güne artma eğilimindedir. Uluslararası ticaretin daha güvenilir ve hızlı hale getirilebilmesini teminen Dünya Gümrük Örgütü'nün (DGÖ) "Framework of Standards to Secure and Facilitate Global Trade" (SAFE) standartları çerçevesinde "Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü" (YYS) uygulaması geliştirilmiş olup, bu statüye sahip olan firmalara belirli kolaylaştırmalar ve basitleştirmeler sağlanmıştır. Bu çalışma ile Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü uygulaması ve statü sahibi olan firmaların faydalanmış oldukları basitleştirmelerden dolayı gümrük işlemlerinde hizmet verdikleri sektör ve dış ticaret hacimlerine göre süre, maliyet ve dış ticaret hacimleri açısından farklılıkları bağımsız T testleri ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre firmaların dış ticaret hacimlerine göre ihracat, ithalat ve transit işlemlerinde gümrük işlemleri sürelerinde azalma olduğu, hizmet verdiği sektör açısından ithalat ve ihracat işlemleri süresinin yine kısaldığı ancak dış ticaret hacmine göre transit işlemleri süresinde farklılık bulunduğu anlaşılmıştır. Firmaların dış ticaret hacimlerine göre gümrük işlemlerindeki maliyetlerinin ihracat ve ithalat işlemlerinde azaldığı ancak transit işlemi maliyetinin azalması konusunda kararsız kaldıkları, hizmet verdikleri sektör açısından ithalat ve ihracat işlemleri maliyetlerinin yine azaldığı ancak transit işlemleri maliyetinin azalması hususunda kararsız kaldıkları anlaşılmıştır. Firmaların dış ticaret hacimlerine göre ihracat ve ithalat hacimlerinde artış olduğu ancak transit hacimlerindeki artış konusunda kararsız kaldıkları, hizmet verdikleri sektör açısından ithalat ve ihracat hacimlerinde artış olduğu ancak transit hacminde sanayi sektöründe artış olmadığı, hizmet sektöründeki artış konusunda ise kararsız oldukları anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ticaretin Kolaylaştırılması, Gümrük işlemleri, Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü
Yönetim kurulu yapısının firma performansı üzerine etkisi: BİST üzerine bir uygulama
Değişen ve dönüşen dünyada firmaların rekabet edebilme yetenekleri ve yönetim faaliyetlerinin etkinliği birbirine paralel bir şekilde gelişmektedir. Bu nedenle, yönetim kurullarının yapısı, firmaların finansal performanslarına doğrudan etki edebilmektedir. Bu nedenle hissedarların işletmeyi yönetmek adına görevlendirdiği yönetim kurullarının yapısının finansal performans göstergeleri üzerindeki etkisinin ölçülmesi ve ortaya konulması önemli bir husustur. Bu çalışmada, halka açık durumda olan ve payları Borsa İstanbul'da işlem gören işletmelerden, 2019/12 dönem verilerine ulaşılabilen 397 firmanın yönetim kurulunun yapısı ile finansal firma performansı arasındaki ilişki yatay kesit veri analizi (backward metodu) yöntemi ile ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Analizde kullanılan değişkenler; bağımsız değişkenler (yönetim kurulunun yapısı) ve bağımlı (finansal performans ölçütleri) değişkenler olarak iki grupta sınıflandırılmıştır. Yönetim kurulunun yapısı; "yönetim kurulundaki kadın üye sayısı, yönetim kurulu başkanın kadın olması, toplam yönetim kurulu üye sayısı, bağımsız yönetim kurulu üye sayısı, yönetim kurulunda yer alan yabancı üye sayısı, yönetim kurulunda yer alan tüzel kişi üye sayısı, ceo duality (ikilik)", yönetim kurulu başkanın şirketin ortağı olması" bağımsız değişkenler olarak, finansal firma performansını temsilen ise "fiyat kazanç oranı, piyasa değeri defter değeri, hisse başına kazanç, net kar marjı, aktif karlılık, özsermaye karlılığı ve tobin q" ölçütleri bağımlı değişkenler olarak analizde yer almıştır. Yapılan regresyon analizleri sonucunda; yönetim kurulu başkanının kadın olmasıyla TQ, ÖK, AK, HBK ve PD/DD, bağımsız yönetim kurulu sayısının fazla olmasıyla TQ, ÖK, AK ve PD/DD ve yönetim kurulunda yer alan toplam üye sayısının fazla olmasıyla HBK arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca yönetim kurulunda yer alan yabancı üye sayısının fazla olmasıyla HBK ve Ceo Duality (ikilik) ile ÖK arasında negatif ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir.
Uluslararası ticaret yapan firmalarda kurumsal sosyal sorumluluğun şirket performansına etkisi
Çalışmanın amacı işletmelerin yayımlamış oldukları faaliyet raporlarında yer alan Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) açıklamalarının finansal performans ile olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksinde 2015-2019 yılları arasında 5 yıl üst üste yer alan 33 şirketin faaliyet raporları kullanılarak işletmelerin KSS açıklamaları içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. KSS faaliyetleri ile finansal performans arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla şirketlerin finansal performansları bağımlı değişken ve KSS açıklamaları bağımsız değişken olarak kabul edilmiştir. Bağımlı değişken olarak belirlenen finansal performansın ölçümünde hisse başına kazanç oranı kullanılmıştır. Faaliyet raporları üzerinde yapılan içerik analizi sonuçları ve finansal performans göstergesi olarak kabul edilen hisse başına kazanç oranları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla SPSS 15. Programı kullanılarak regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda KSS faaliyetleri ile finansal performans arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki kurumluştur. Çalışmanın sonucunda işletmelerin KSS faaliyerleri arttıkça karlılık oranların da arttığı tespit edilmiştir.
Sermaye yapısı firmanın performansı üzerindeki etkisi
Sermaye yapısı işletmelerin iyi performansa ulaşabilmesi için en önemli konulardan birisidir. Bu çalışmanın amacı sermaye yapısının firma performansı üzerindeki etkisinin araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda, 2008-2013 yılları arasında Borsa İstanbul'da işlem gören 130 imalat şirketinin finansal verileri panel veri analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Öz sermaye karlılığı (ROE), aktif karlılığı (ROA), pay başına kar (EPS) ve Tobin Q oranı çalışmada bağımlı değişkenler olarak ele alınmıştır. Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ve uzun vadeli yabancı kaynakların aktif toplamına oranı (LTDTA) sermaye yapısı ölçütü olarak bağımsız değişken olarak kullanılırken, satışların büyüme oranı ile firma büyüklüğü kontrol değişkenleri olarak seçilmiştir. Çalışmada, Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ile Akif karlılığı (ROA), Pay başına kazanç (EPS) ve Tobin Q oranı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu, ancak Kısa vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (STDTA) ile ROE arasında anlamlı bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Uzun vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (LTDTA) ile ROE, EPS ve Tobin Q oranı arasında anlamlı ve negatif ilişki olduğu görülürken, Uzun vadeli yabancı kaynaklarının aktif toplamına oranı (LTDTA) ile ROA arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, satışların büyüme oranı ve firma büyüklüğü ile firma performansı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmanın bulgularında, genel olarak sermaye yapısı ile firma performansı arasında negatif bir ilişki olduğu gözlenmektedir.