Religious life
107 theses under this subject heading
Bir cami cemaatinin anatomisi: Kızılay Hacı Osman Mescidi cemaati üzerine bir inceleme
İnsanın dini hayatını değişim ve etkileşim sürecinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Bu sebeple cami İslam dini açısından bir sosyalleştirme kurumu olarak görülebilir. Camiye devam eden, cami cemaatini meydana getiren fertlerin dini inançlarını, dini ibadetlere olan ilgisini, dini kanaatlerini, dini tutumları ve günlük hayatında diğer toplumsal olaylar karşısında aldığı tutumları ve bunların içinde bulundukları sosyal çevre ile etkileşimi önemlidir. Genel olarak dinle toplumsal bünye arasındaki ilişkiler, toplumsal ve kültürel çevrelerin dini yaşantılarının incelenmesi, toplumsal hayat içindeki dini gerçeğin çeşitli yönleriyle gözler önüne serilmesi Din Sosyolojisinin genel amaçları arasındadır. Buradan hareketle çalışmada Ankara / Çankaya / Kızılay Hacı Osman Mescidi Cemaatinin dini tutum ve davranışları objektif olarak ortaya koymak amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cami, Cemaat, İmam, Kızılay, Hacı Osman
Tüketim ve israf: Ortaköy ilçesi üzerine bir değerlendirme
Ortaköy ilçe halkının tüketim ve israf ile alakalı görüş ve düşüncelerinin ele alındığı bu çalışmanın temel amacı: İlçe halkının gündelik yaşantısında tüketim ve israf yapmalarına sebep olan faktörleri ve ihtiyaç olgusunun bu faktörler içindeki yerini belirlemek ve dinin tüketim ve israf ile olan ilişkisini ele almaktır. Bu çalışmanın konu zaman ve yer bakımından üç temel sınırlılığı vardır. Konu açısından tüketim ve israf genel bir konu olması hasebiyle tüketimi ve sebeplerini; tüketim toplumu ideolojisi, ihtiyaç, marka ve reklam olarak belirlerken tüketimi dini, kültürel ve toplumsal boyutlarıyla ele aldık. Aynı şekilde israfın sebepleri, savurganlık, cimrilik, dünyevileşme, liyakat istismarı ve zaman bilincinin kaybı olarak belirlenmiştir. İsrafı maddi yönüyle gıda ve giyim israfı, manevi (değer) yönüyle de insan ve zaman israfı olarak sınırladık ve israfı dini ve toplumsal boyutlarıyla ele aldık. İkinci sınırlılığımız ise zamandır. Bu kısımda araştırmanın saha çalışması (Aralık 2019) tarihinde yapılmış olup bundan sonraki süreç verilerin analizi ve raporlaştırma süreci olmuştur. Araştırmamızın son sınırlandırması ise yer ile alakalıdır. Araştırmamız Ortaköy ilçe merkezi ile sınırlandırılmıştır. Araştırma sonucunda ihtiyaç olgusu ve dini tutumların tüketim ve israfa dair davranışların belirlenmesinde etkin rol oynadığı tespit edilirken, geçim şartları, sosyokültürel durum ve kapitalizmin de ilçe halkının tüketim ve israf algısını şekillendirdiği görülmüştür.
İskilip ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri
Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan ve zengin bir tarihi kültüre sahip olan İskilip, geleneksel kültürüne olan bağlılığı ve halk inanışlarının devamlılığını sürdürdüğü kadim bir ilçedir. Din sosyolojisinin araştırma konularından olan ve günümüzde etkisini sürdürmeye devam eden ziyaret fenomeninde, İslam öncesi Türk inanç kültürünün yanı sıra İslami motiflerle birleşmiş halk dindarlığının etkileri ve bu etkiler sonucunda yapılan uygulamaların yansımaları görülmeye devam etmektedir. İskilip merkezi ve köyleri ile sınırlandırılan çalışmamız İskilip yöresinde bulunan dini ziyaret yerlerini, halk tarafından ziyaret edilen bu yerlerin kutsalla olan bağlantısını ve ziyaret edilme nedenlerini bunun sonucunda ise İskilip yöresinde bulunan bireylerin sahip olduğu inanç yapısını konu almaktadır. Bu çalışmada, İskilip merkezi ve köylerinde kutsal olduğu düşüncesi ile ziyaret edilen türbe, mezar, ağaç, su, tepe vb. kutsal mekânlar tespit edilmiştir. Kutsal kabul edilen bu yerlerdeki mekânların bazılarının kutsallığı devam etmekte olup ziyaretlerle birlikte çeşitli ritüeller yapılırken bazılarının ise zamanla önemini kaybettiği ve unutulmaya yüz tuttuğu görülmektedir. Çalışmamız giriş kısmıyla devam eden iki bölümden ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Araştırmanın giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amacı, önemi ve metodolojisinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde ziyaret konusunun kutsallığı sebebiyle dinî bir kavram olarak kutsal anlayışı, ziyaret fenomeni ve ziyaret fenomeninde teorik yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde İskilip'in tarihi ve coğrafi durumundan bahsedilerek İskilip merkezi ve köylerinde bulunan dini ziyaret yerleri tespit edilmiş, saha çalışmasının gereği olarak bu ziyaret yerlerine gidilerek bizzat incelenmiş, fotoğraflanmış ve kaynak kişilerle görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler objektif bir şekilde yorumlanmıştır. Türbe, mezar, su, ağaç vb. ziyaret yerlerinin özellikleri ziyaret edilme nedenleriyle anlatılmıştır. Sonuç kısmında ise araştırmalarımız neticesinde ulaşılan bilgilerin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Din sosyolojisi yöntem ve teknikleri esas alınarak yapılan çalışmamız hem kaynaklara dayalı teorik kısımdan hem de saha da incelemeye dayalı alan araştırmasından oluşmaktadır. Çalışmamızın teorik kısmı ile ilgili, kitaplar makaleler, ansiklopediler, yüksek lisans ve doktora tezleri gibi çeşitli kaynaklar incelenmiş olup kütüphaneler ve internetten de yararlanılmıştır. Saha çalışmasına dayalı alan araştırmada yerinde gözlem ve tespit, kaynak kişilerle mülakat, dolaysız gözlem gibi teknikler kullanılmıştır. Son olarak elde edilen bilgiler nesnel bir tutumla değerlendirilmiştir.
Fransız Seyahatnamelerine göre 19. yüzyılda Osmanlı toplumunda dini yaşam
19. yüzyılda yazılan Fransız seyahatnamelerinden yola çıkarak Osmanlı toplumundaki dini yaşantıyı ele alan bu çalışmada sadece Türkler ve Müslümanların değil gayrimüslim olan azınlıkların da dini hayat ve yaşantısı anlatılmaktadır. Farklı meslek gruplarından olup farklı gayelerle Osmanlı topraklarına gelen Fransız seyyahların, Osmanlı toplumundaki dini ve etnik çeşitliliğinin günlük yaşantıya nasıl yansıdığı ele alınmaktadır. Fransız seyyahların genellikle tarih ve kültür merkezi olması nedeniyle İstanbul eksenli bir Osmanlı imajı sundukları da bilinmelidir. Türkleri belli konularda takdir etmiş olsalar da genellikle olumsuz bir tasavvura sahip oldukları görülmektedir. Oryantalist yaklaşımların fazlasıyla bulunduğu bu seyahatnamelerde, Fransız seyyahların düşünce ve gözlemleri, Doğu insanının gizemli yaşantısı incelenmektedir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seyahatnamelerin kaynak değeri ve seyyahların Osmanlı toplumu ile dinlere karşı olan bakış açıları aktarılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Fransız seyahatnamelerine göre 19. yüzyıl özelinde Müslümanların sosyal ve dini yaşantıları incelenmiştir. Burada Müslümanların aile yapısı, dini kurumları, din adamları ve dini yaşantıları aktarılmıştır. Seyyahların bilhassa Ayasofya, dervişler ve mezarlıklar hakkında geniş çaplı detaylar verdikleri görülmektedir. Üçüncü bölümde ise aynı yüzyılda gayrimüslimlerin, bilhassa Hristiyanların Osmanlı coğrafyasındaki dini yaşantıları irdelenmiştir. Buna göre Hristiyanların dinlerini rahat bir ortam içerisinde yaşadıkları seyyahların büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Yahudiler hakkında ise genellikle olumsuz yorum ve değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir.
İslam öncesi İran dinlerinde din adamı ve ruhbanlık
İran gerek kendine has tarihi gerekse edebi yönü ile birçok araştırmacıyı cezbetmeyi başarmış oldukça farklı bir coğrafyadır. Çok kültürlü yapısı ve yakın coğrafyalarla iletişime ve ticarete açık olması çok farklı inanışların bu bölgede filizlenmesinde ve serpilmesinde önemli bir katkıya sahiptir. Zerdüştîlik günümüze kadar ulaşabilen tek İran tandanslı din olsa da Zurvân kültü, Anâhitâ kültü, Mithraizm, Maniheizm ve Mazdekiye İran'da doğan, gelişen ve günümüze bilgileri ulaşan diğer önemli inanışlardır. Şüphesiz bu inanışların büyümesinde ve etrafını domine etmesinde ya da sönüp gitmesinde en önemli paye bu dinlerin ruhbanlarına aittir. Çalışmamız, İslam öncesi İran merkezinde gelişen söz konusu dinler ile sınırlı olup amacımız bu dinleri din adamı kavramı ve ruhban sınıfları arasındaki benzerlik ve farklılıkları ile ele almaktır. Bu sayede eski İran'daki ruhbanlığın mahiyeti ve din adamlarının dinî, siyasi, ekonomik, toplumsal, kültürel, coğrafi vb. faaliyetleri ve etkileri araştırılmak ve elde edilen veriler ışında karşılaştırmalı olarak aktarılmak istenmektedir.
Yunus Emre'de dinî hayatın psikolojisi
Bu araştırma, Türk tasavvufunun önemli şahsiyetlerinden Yunus Emre'nin dinî hayatını psikolojik yönden incelenmeyi amaç edinmektedir. Bu amaçla onun şiirlerinden yola çıkılarak onun dinî hayatına dair psikolojik bulgular elde edilmiştir. Daha sonra onun genelde din olgusu, özelde ise dinî inanç ve ilâhi aşk'a ilişkin şiirleri değerlendirilmiştir. Tasavvufî yaşayış bir çeşit dinî yaşayış şekli olduğundan bu çalışmada Yunus Emre'nin tasavvufî yaşayışına da yer verdik. Bu sebeple biz Yunus'un tasavvufî yaşayışını incelemekle onun dinî hayatına dair ipuçları elde etmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Dinî Hayat, İlahî Aşk, Tanrı, Tasavvuf, Yunus Emre
Edebî bir eserde şairin dini yaşaması -Arif Nihat Asya örneği-
Bu çalışma, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı şairlerinden Arif Nihat Asya'nın şiirlerindeki dinî yaşantısını konu edinmiştir ve konuya imkânlar dâhilinde psikolojik açıdan yaklaşmayı kendisine hedef seçmiş bulunmaktadır. Öncelikle şairin hayatı ve kişiliği hakkında bilgi verilmiş, daha sonra onun şiirlerinde dinî inanca yönelik düşünce ve tasavvurları, dinî inancının uygulamaya dönüşmesi ve dinî yaşayışını besleyen diğer tesirler din psikolojik açıdan analiz edilmiştir.
Necip Fazıl Kısakürek'te dinî yaşayış
Bu çalışma şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek'in yaşamında ve şiirlerinde dinî yaşayışını konu edinmiştir. Kısakürek'in otobiyografilerine ve şiirlerine dayanılarak dinî hayatının psikolojik olarak tahlil edilmesi hedeflenmiştir. İlk olarak din ve dindarlık kavramları hakkında bilgi verilmiş, buna bağlı olarak şairin din ve dindarlık anlayışı araştırılmıştır. Şairin yaşamındaki dinsel değişim tecrübesi ve şiirlerine yansıyan dinî tasavvurlar din psikolojik açıdan analiz edilmiştir.
Hükümlülerde dini yaşayış: Psikolojik bir yaklaşım (Mersin örneği)
Din ve suç kavramlarının her ikisi de sosyal bilimlerin başlangıcından itibaren sosyal bilimciler tarafından pek çok farklı bakış açısıyla çalışılan eski ve önemli kavramlardır. Bununla birlikte, batı ülkelerinde uzun bir süredir din ve dindarlık ile suç ilişkisi sosyal bilimcilerin dikkatini çekmektedir. Bu çerçevede dindarlığın suç davranışını engelleyip engellemediği cevap aranan en önemli sorudur. Ayrıca, suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri de merak edilen konular arasında yer almaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda yapılan çalışmalar farklı sonuçlar bulmuşlarsa da günümüzde genel konsensüs dindarlıkla suç arasında negatif bir ilişki olduğu şeklindedir. Ülkemizde ise suç ve din ilişkisi konusunda az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri incelenmiştir. Araştırma Mersin E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda farklı suçlardan hükümlü 180 kişi üzerinde yürütülmüştür. Sonuç olarak hükümlülerin dindarlık düzeylerinin; suç tiplerine göre, yaşlarına göre, medeni durumlarına göre, hüküm sürelerine göre, daha önce hüküm alıp almadıklarına göre, öznel dindarlık algılarına göre, ailelerinin dindarlık düzeylerine göre ve arkadaşlarının dindarlık düzeylerine göre farklılaştığı bulgulamıştır. Bulgular ilgili kuramlar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Din, Dindarlık, Suç, Cezaevi, Hükümlüler
Aşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerinde din ve dindarlık
Bu çalışma halk şairi Âşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerinde dinî yaşayışı konu edinmiştir. Şatıroğlu'nun biyografilerine ve şiirlerine dayanılarak dinî hayatının psikolojik olarak tahlil edilmesi hedeflenmiştir. İlk olarak din ve dindarlık kavramları açıklanmıştır. Şair şiirlerini sazı ve türküleriyle tanıtan bir halk ozanı olduğu için, musikide din ve dinde musiki konuları da aynı bölümde kısaca ele alınmıştır. Daha sonra şairin tüm hayatı dikkate alınarak kişiliğinin oluşmasında belirleyici faktörler psikolojik olarak değerlendirilmiştir. Şiirlerine yansıyan tasavvufî tecrübeler ve dinî tasavvurlar din psikolojik açıdan analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: ÂşıkVeysel, dindarlık, tasavvuf, din psikolojisi, musiki.
Bozkır kavimlerinde sosyal, dini, askeri, iktisadi, bilimsel ve düşünsel hayat
Orta Asya coğrafyasında yaşayan bozkır kavimlerinin kendilerine has olarak meydana getirdiği bozkır kültürüne dair yazılı ve arkeolojik birçok kaynaktan bilgi edinebilmektedir. Bozkır kavimlerinden kasıt başlangıçtan Uygur dönemi sonuna kadar olan Orta Asya menşeli Türk kavimleridir. Bozkır coğrafyasında kendilerine has üstün Türk kültürünün gelişimini sağlayan ve tarihî süreçte dağıldıkları farklı coğrafyalarda bu kültürü zenginleştirerek yaşatan Bozkır kavimleri, dünya medeniyetinde kalıcı izler bırakmayı başarmıştır. Yaşadıkları coğrafyalarda birçok devlet kurup siyasî anlamda önderlik eden Bozkır kavimlerinin çevre kültürlerle etkileşimi sonucu zenginleştirdiği bu kültürel atmosferde bilimsel katkıları da hem Türk tarihi açıdan hem de dünya tarihi açısından oldukça dikkat çekicidir. Bu çalışmada Bozkır kavimlerinin sosyal, iktisadi, bilim ve düşünce hayatı araştırılmıştır. Çalışmada bozkır kavimlerinin çok güçlü bir kültür ve tarihi geçmişe sahip oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bozkır, Orta Asya,
Didem Madak'ta dinsel hayat
Bu çalışma, Cumhuriyet dönemi kadın şairlerinden Didem Madak'ın eserlerinden hareketle, onun din hakkındaki düşünceleri, Tanrı algısı, inanç dünyası, dinsel dönüşüm süreci ve bunun hayatındaki yansımalarını konu edinmiştir. Özellikle onun dinsel yaşayışına etki eden unsurlar ve nasıl bir dinsel değişim yaşadığı, bunun onun davranışlarına nasıl yansıdığı, çalışmamızın temel problemini oluşturmuştur. Hermeneutik çözümleme yönteminden yararlanılarak şairin eserleri incelenmiş ve şiir dili ile din dili arasında bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgulara göre yaklaşık 26 yaşına kadar seküler bir hayat yaşamayı tercih eden Didem Madak, anlam arayışından beslenen hızlı ve duygusal bir dinî değişim yaşamıştır. Bu süreçte, "yaşamak için Tanrı ile barışmaya karar veren" Madak, dinî ve tasavvufî kitaplardan beslenerek tasavvufa yönelmiştir. Tanrı tasavvurunun odağında çocukluğunun, mesafeli ve soğuk bir baba unsurunun etkili olduğu, Madak'ın Tanrı inancının çocukluk ile yetişkinlik arasında gidip gelen bir istikamette seyrettiği gözlenmiştir. Peygamber inancının da Tanrı inancıyla paralel bir çizgide konumlandığı ve şairin de Peygamberin, dünyadaki yaşam tarzını düzenlemek için gönderilen bir elçi olduğunun bilincinde olduğu görülmüştür. Ayrıca şairin, Peygambere yüklenen vasıflarla anne şefkati arasında ilişki kurması da özellikle dikkat çekicidir. Anlam arayışı noktasında Madak'ın bu süreçte başta çocukluk olmak üzere şiir, umut ve din gibi çeşitli anlam referanslarından faydalandığı açıktır. Ayrıca annesinin ölümü, babanın göreli yoksunluğu, ruhsal tükenmişlik, anlama isteği ve zihinsel tatmin gibi unsurların şairi, dinsel değişime sürüklediği müşahade edilmiştir. Kısaca Madak'ın tecrübe ettiği bu ihtidayla ilgili şunları söyleyebiliriz: Değişim motiflerine göre değerlendirildinde Madak duygusal boyutun etkili olduğu ani bir değişim yaşamıştır. Daha sonra yaptığı okumalarla entelektüel bakımdan da olgunlaşmıştır. Madak'ın dinsel değişimi yönü açısından "içten içe", süreç açısından "aktivist" bir karakter arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Didem Madak, şiir, şair, din, dindarlık, dinsel değişim, Hermeneutik, Aktivist.
Ortaöğretim öğrencilerinde dinî hayat ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Mersin örneği
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinde dinî yaşayış ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Mersin ilinin farklı liselerinde öğrenim gören öğrenciler arasından tesadüfî örneklem yoluyla ulaşılan 204'ü kız; 227'si erkek olmak üzere toplam 431 öğrenciden oluşmaktadır. Uygulama aşamasında anket formları kullanılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Anketi, Dinsel Yaşayış Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda toplanan veriler, korelasyon tekniği, bağımsız gruplar için t Testi, tek yönlü ANOVA ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kaygı ile dindarlık arasındaki ilişki, her zaman pozitif veya negatif yönde değildir. Bazı durumlarda din, kaygıyı azaltırken bazı durumlarda ise kaygıyı artırmakta ya da ona herhangi bir etkide bulunmamaktadır. Dinin kaygı üzerinde pozitif ya da negatif etkide bulunması özellikle bireyin dini nasıl algıladığı ve onu nasıl içselleştirdiği ile ilgili bir durumdur. Zira içe dönük dindarlarda dinin kaygıyı azalttığı tespit edilirken, dışa dönük dindarlarda dinin kaygıyı arttırdığı tespit edilmiştir. Benzer biçimde yalnızlık ile dindarlık arasındaki ilişkiye baktığımızda da, bazen dinin ergen yalnızlığını hafiflettiğini, bazen de onun yalnızlığına herhangi bir etki yapmadığını görmekteyiz. Ergenin içinde yetiştiği çevre, kültür veya onun dini algılayış biçimi gibi faktörler pozitif yönde ise din onun yalnızlığını hafifletmekte, bunun tersi durumunda ise din, onun yalnızlığına nötr ya da negatif yönde etkide bulunmaktadır.
1923-1938 yılları arasında Azerbaycan'da ve Türkiye'de din uygulamaları karşılaştırması
1923 ile 1938 yılları arasında Türkiye'de ve Azerbaycan'da uygulanan din politikaları karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türkiye'de gerçekleşen din alanındaki reformlara değinilmiştir. Dini reformların zaman zaman siyasetle iç içe geçtiği görülmektedir. 1923 yılından itibaren başlayan süreçte, egemenliğin tamamen millete bırakılması, saltanatın ve hilafetin kaldırılması Türkiye'de büyük değişimler yaratmıştır. Halk, dini anlamda özgür kılınmaya çalışılmıştır. 1932 yılından itibaren ise halkın, kendini dinini yine kendi dilinde anlamasını sağlanmak amaçlanmıştır. Bu amaçla çok büyük reformlar gerçekleştirilmiştir. İkinci bölümde ise Azerbaycan'ın üzerindeki hâkimiyet kurma mücadeleleri ve bu mücadelelerin dini hayata yansıması anlatılmak istenmiştir. Siyasi olay ve olgular, halk içinde yaygınlaşan dini belirlemiştir. Sonunda çoğunluğu İslam dinini benimseyen Azerbaycan halkı için gerek Çarlık Rusya'sı gerekse Sovyet Rusya döneminde ibadetlerini yerine getirmek oldukça zor olmuştur. Halk, özellikle Sovyet hükümeti tarafından pek çok işkence ve zulme maruz kalmıştır. Her iki dönemde de ibadetleri konusunda kısıtlama getirilen Azerbaycan halkı İslam dininden asla tamamen kopmamıştır. Üçüncü bölümde ise karşılaştırmaya yer verilmiştir.
Ayşe Şasa'nın eserlerinde din algısı ve dinî yaşantı
Ayşe Şasa, Türk sinema dünyasında senarist olarak tanınan ve önde gelen isimlerden biridir. Ayrıca birden çok edebî tür üzerinde eser vermiştir. Bu çalışmamızda, Ayşe Şasa'nın yaşamından ve eserlerinden hareketle din hakkındaki düşüncelerini, Tanrı algısını, dinsel dönüşümüne neden olan unsurları, dinsel dönüşüm sürecini ve sonrası yaşamını ele aldık. Özellikle Şasa'ya dair otobiyografi ve biyografi niteliğindeki eserler incelenerek dinî yaşamının psikolojik olarak tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Tespit ettiğimiz bilgilere göre, 40 yaşına kadar asrın getirdiği Batılılaşma ve modernleşmeye göre hayatını yaşamıştır. Yaşadığı bunalım ve arayışlar neticesinde 18 yıl boyunca ruhsal rahatsızlıklarının getirdiği hastalıkla mücadele etmiştir. İbn Arabî'nin "Fusûsu'l-Hikem" adlı eserini okumasıyla Şasa'nın dinsel dönüşüm süreci başlamıştır. İslam ile barışan Şasa, İslam'ı tanımak için dâhil olduğu çevre sayesinde yeni bir kimlik ile Ayşe Şasa olarak ortaya çıkmıştır. Çocukluğundan itibaren fıtrî olarak ait olduğu yeri bulmaya çalışan Şasa, gençlik yıllarında anlam arayışını çeşitli ideolojilerle tatmin etmeye çalışmıştır. Truth kelimesinden hakikate uzanan yolda anlam arayışını tasavvuf ile bulmuştur. Ayrıca Şasa'nın dinsel dönüşümüne neden olan faktörleri; mürebbiyelerin yetiştirme tarzı, anne sevgisinden yoksun oluşu, baba ilgisizliği, ölüm korkusu, Batı'dan nefret etmesi, anlam isteği, zihinsel tatmin, yalnızlık, toplumdan ve aileden dışlanma olarak sıralayabiliriz. Yaşamı boyunca anlam arayışını aktif bir şekilde sürdüren Şasa, aklın ve bilimin anlam arayışında sorularına cevap veremediğini ve bu soruların cevabını İslam inancında bularak hayatını anlamlandırmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayşe Şasa, senarist, din, dinî yaşantı, dinsel değişim
Abdurrahim Karakoç'un eserlerinde din ve dindarlık
Bu çalışma, son dönem Türk halk edebiyatının önemli temsilcilerinden birisi olan şair-yazar Abdurrahim Karakoç'un dinî yaşayışını ve dinî anlayışının eserlerindeki tezahürünü konu edinmiştir. Dinî hayatının, şairin kendi eserleri ve hakkında yazılan biyografilere dayanılarak din psikolojisi açısından analiz edilmesi amaçlanmıştır. Kavramsal çerçevede din ve dindarlık hakkında bilgiler verildikten sonra şairin dinî anlayışı araştırılmıştır. Eserlerine yansıyan dinî tasavvurları din psikolojisine göre analize tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Abdurrahim Karakoç, şiir, şair, din, dindarlık, hermeneutik, tasavvur, dinî yaşayış
Anadolu Beyliklerinde dini hayat (Aydınoğulları, Menteşeoğulları ve Saruhanoğulları)
Bu çalışmanın amacı Saruhanoğulları, Aydınoğulları ve Menteşeoğulları Beyliklerindeki dini hayatı incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için beyliklerin idarecilerinin din ve dini hayat ile ilgili siyasetleri ele alınmıştır. Daha sonra her bir bey dönemindeki dini şahsiyetlerin ve zümrelerin dini hayatta üstlendikleri roller incelenmiştir. Genellikle ele aldığımız beylikler dönemde merkezi yerleşim birimlerindeki dini hayatın somut simgeleri; cami, medrese, tekke, zaviye ve benzeri yapılardır. Kırsal da ise büyük ölçüde zaviyeler dini hayatın somut simgeleri olmuşlardır. Bu kurumların temsilcileri genellikle merkezi yerleşim birimlerinde müderris, fıkıh âlimi gibi şahsiyetler olurken; kırsalda ise şeyh, hoca, ahi, seyyid ve benzeri şahsiyetlerdir. Beyler, bu şahsiyetleri İslami hayatı devam ettirmek amacıyla desteklerken bunlar üzerinden iskân politikalarını yürütmeyi amaçlamışlardır. Saruhanoğulları, Aydınoğulları ve Menteşeoğulları Beyliklerinin idarecileri, bulundukları bölgeleri Müslüman toprağı haline getirmek için gayret sarf etmişlerdir. Bu hedeflerini gerçekleştirmek için iskân siyasetini dini şahsiyetler ve zümreler eliyle yürütmüşlerdir. Bu siyasette kullandıkları dini şahsiyetler, genel itibariyle Sünni İslamı temsil edenlerden oluşmaktadır. Sonuç olarak, bu beyliklerin vatan haline getirdikleri toprakları İslamlaştırmaları buraların Türkleşmesini de beraberinde getirmiştir.
Türk kültüründe at (İlk Çağ ve Orta Çağ)
Atın ehlileştirilmesi insanlığın kültür geçmişinde son derece önemli bir vakadır. Bundan dolayı farklı toplumlar, kendilerine daha yüksek bir kültür kökeni sağlamak için atı ilk ehlileştiren toplum olduklarını iddia etmişlerdir. Arkeolojik buluntu ve yabancılara ait farklı vesikalardan anlaşıldığı üzere atı ilk ehlileştiren millet, Türklerdir.Türkler, eski devirlerden beri, sosyal yaşamın bir gereği olarak atla özel bir bağ kurmuştur. Bunun sonucunda hayvancılık konusunda uzman olan Türkler, atı yetiştirmede kendilerine has bir sistem geliştirmişlerdir. Diğer taraftan at ile insanoğlu arasındaki ilişkileri iç içe olmuştur. İnsanoğlunun manevi, kültürel unsurları olarak sayılan destanlarda, resimlerde dini ayinlerde, dil ve edebiyatta at yer almıştır. Bunun yanında atın; giyim, yeme-içme, barınma ve ticarî bir mal olarak kullanılması ayrıca konar-göçerlerin hayatında başrol oynaması, zamanla Türkler arasında, atın bir kült olarak yerleşmesini sağlamıştır.Türkler, atın süratli ve hızlı oluşunu keşfetmelerinin ardından, bozkır coğrafyasında binlerce yüzyıl yaşamlarını devam ettiren Çin, Hint, Akdeniz ve Avrupa toplumları gibi yerleşik kültür kavimlerini, hâkimiyetleri altına almışlardır. At üzerinde kurdukları güçlü Türk devletleri, dönemlerine damgasını vurarak çağ açıp çağ kapatmış, tarihin seyrini değiştirmişlerdir.Anahtar Kelimeler: At, Eski Türk Kültürü, Türk Ordusu
Kırgızların sosyal, kültürel ve dinî hayatında hadis ve sünnetin yeri
Bu çalışma Kırgızların İslamlaşma sürecinden başlayarak, tarihi serüven içinde İslâm'ın değer ve ilkelerinin Kırgızların hayatında nasıl anlam bulduğu ve algılandığını işlemektedir. Birinci bölümde Kırgızlar hakkında genel bilgi vermeyi yani, Kırgızların tarihi, İslâm dininin Kırgız topraklarına gelmesi ve yaşanmasıyla ilgili kısa bilgiler verdik. Bunun yanı sıra Kırgızların ekonomik, coğrafik vd. yapısı hakkında genel çerçeve sunmayı da hedefledik. İkinci ve asıl bölümde ise Kırgızların aile kurumundan, dinî bayramları, kıyafetleri ve dünya görüşüne kadar uzanan kültüründe hadis ve sünnetin hangi konuma sahip olduğunu araştırmaya çalıştık. Aynı şekilde Kırgızların dinî zihniyetini dönüştürmede İslâm'ın özellikle hadis ve sünnetin nasıl etkili olduğunu ortaya çıkarmaya çalıştık. Anahtar kelimeler: Kırgız, İslâm, Kur'an, hadis, sünnet, din, gelenek, örf.
The effect of parental separation on the religious life of children between 10-14 years of age (Kastamonu / Tosya case
The main purpose of this study is the effect of separation of parents on the religious life of children between the ages of 10-14 (Kastamonu / Tosya Case). The participants of the study consisted of 204 students in Tosya District of Kastamonu. 102 student's parents divorced and 102 student's parents live together. Personal information form as data collection tool and Münchner Motivational Religiosity Scale developed by Zwingmann et al. (2004) was used. The validity reliability test of the scale was performed by Uysal, Işık ve Turan (2017). As a result of the research, it was seen that children whose parents were separated differed from the children living with their parents in performing prayers such as praying, fasting, reading of the Qur'an, and the mean scores of religious motivation differed significantly.
Ulupamir Kırgızlarında dini hayat
Zorunlu göç toplumu olarak tarif edebileceğimiz Kırgız Türkleri, tarihsel süreçlerinde birçok defa göç etmiş ve son olarak 1982'de Afganistan'dan Van'a devlet tarafından yerleştirilmiş bir toplumdur. Bahse konu olan topluluğun dini hayat açısından ele alınması çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma Din Sosyolojisi alanında yapılmaktadır. Çalışmada kullanılan yöntem ve teknikler bu alanda yaygın olarak kullanılan yöntem ve tekniklerdir. Ulupamir Kırgızlarının dini hayatlarının daha iyi anlaşılması amacıyla karma yaklaşım kullanılmıştır. Karma yaklaşım çerçevesinde nitel yöntem ve buna bağlı olarak katılımcı gözlem, mülakat teknikleri kullanılmış ayrıca nicel yaklaşıma bağlı olarak da anket tekniği kullanılmıştır. Yöntem ve tekniklerden elde edilen bulgular ise analiz edilip yorumlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dini hayatın kavramsal çerçevesi sunulmuştur. İkinci bölümde çalışmaya konu olan Kırgız Türkleri ve Ulupamir Kırgızları hakkında genel bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın asıl konusu olan Ulupamir Kırgızlarının dini hayatlarına yönelik bulgular ortaya konulmuştur. Sonuç olarak göç toplumu olan ve yerel halktan farklı dil ve kültürel yapıya sahip olduğu tespit edilen Ulupamir Kırgızlarının dini hayatları söz konusu yöntem ve teknikler kullanılarak ortaya konulmuştur.
Bâtıniliğin tarihi serüveni
İnsanlar tarih boyunca hep kendilerinden üstün bir varlığın ya da varlıkların olduğuna inanmışlardır. Çeşitli yollarla o varlıklara ya da varlığa hürmet ve ibadet etmişlerdir. Tüm bu inanç sistemlerine "Din "adı verilmiştir. Ayrıca Din kavramını ortaya koyan insanlar, dinlerinde ikililikler de çıkartmışlardır. Bu sadece farklı inanç esaslarını benimsemelerinden değil seküler yaşam tarzına olan eğilimlerinin zamanla artmasından da kaynaklanabilir. Dinlerde ikililikler ortaya çıkaranlar arasından seçilmiş olduklarını düşünenler, ilahlığını insanlara kabul ettirmeye çalışanlar ve hatta yeni bir dinin kurucuları olduklarını iddia edenler olmuştur. Antik Mısır inancının doyasıya yaşandığı dönemlerde, Firavunların sadece şekil ve zaman değiştirdiğini söylemek mümkündür. Çünkü hem Tanrı hem Kral olmak sadece Firavuna özgü kalmamıştır. Kral olarak nitelendirilmeseler de yeni bir dinin kurucuları da ilahlığını ortaya koyduğunda farklı bir mana çıkarmak çokta olası değildir. Esasen Antik Mısırlıların sadece Hermetik görüşleri değil ilah inançları da daha sonraki nesillerde yer edindiği söylenebilir. Daha sonra anlatılacak olan görüşlere bakıldığında konu daha net bir şekilde anlaşılacaktır. Bu yüzden her inancın bir firavunu muhakkak olmuştur denilebilir. Gizli bir öğreti olan Hermetizm, Ezoterizm veya Bâtıniliğin tarihsel süreçte neler yaptığına ve bu inancın ne denli insanları etkilediği konusu bu tezde ele alınmaya çalışılmıştır.
Kafkas Müslümanları İdaresi'nin Azerbaycan toplumunun dini hayatındaki rolü
Bu araştırmanın amacı Kafkas Müslümanları İdaresi'nin Azerbaycan toplumuna yönelik faaliyetlerini tespit edip cemiyetin dini yaşamındaki rolünü incelemektir. Araştırma girişle birlikte iki bölümden ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde Azerbaycan halkının dini yapısının oluşmasında önemli olan etmenler ve devletin dini alandaki politikasının yürürlüğe girmesi için tesis ettiği kurumlar hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölümde Kafkas Müslümanları İdaresi'nin devletle ilişkisi, Anayasa gereğince hak ve vazifeleri araştırılmıştır. Bunlarla birlikte Azerbaycan devletinin dini topluluklara desteği, din eğitimi ile ilgili konulara vurgu yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise Kafkas Müslümanları İdaresi'nin kuruluş tarihçesi, idari yapısı hakkında bilgi verilmiş ve toplumun dini hayatına katkı sağlamak için gösterdiği hizmetler araştırılmıştır.
Akışkan toplum ve gençlerin dinsel yönelimleri üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın konusunu, akışkan toplumda dinsel tezahürler veya yönelimler oluşturmaktadır. Akışkan toplum kavramsallaştırması Zygmunt Bauman'a aittir. Bauman sosyolojisinde "akışkanlık" merkezi düzeyde bir işleve sahiptir. Akışkanlık yaklaşımına göre toplumdaki tüm katı gerçeklikler, sıvı hale geçmek üzere bir devinim içerisindedir. Bu kapsamda her şeyin sıvılaştığı veya katı ve sabit olmaktan çıktığı bir toplumda dinin nasıl bir forma büründüğünü ortaya koymak son derece önem arz etmektedir. Bu kapsamda sabit inanç gerçekliklerini barındıran dinsel yönelimin, dini kimliğin ve din hayatının akışkan toplumda nasıl şekillendiğini ve akışa geçtiğini incelemek araştırmanın odaklandığı temel konuyu oluşturmaktadır. Bu tezin amacını, akışkan toplumunun yapısını/niteliklerini ve akışkan toplumda dinsel yönelimlerin nasıllığını ortaya koymaktır. Bu çalışma, literatür taramasına dayalı gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında yaşadığımız dünyayı anlamlandırabilmek ve bu yenidünyada dinin konumunu anlamak için akışkan toplum ve din ilişkisi ele alınmıştır. Bu tez çalışmasında akışkan toplumda dinsel ilgi ve yönelim değişerek yeni şekiller alabileceği ileri sürülmüştür. Diğer bir ifade ile akışkan toplumda gençlerin din ile ilişkilerinde radikal değişmeler meydana gelmiştir. Akışkan toplumun dini değer ve kurumları da aşındırması sonucunda toplumdaki istikrarlı ve stabil dinsel yapıların çözülmelerle karşı karşıya gelmesi, dinsel ilgi ve yönelimin azalmasına neden olabilmektedir. Günümüz akışkan toplumunda gençler kalıcı ve uzun süreli ilişkiler, inanç formları ve bağlılıkları sürdürmek yerine sürekli değişkenlik arz eden bir eğilim sergileme olasılıkları artabilmektedir. Bu da dinin uzun süreli varlığı için ciddi bir tehdit oluşturacağı şeklinde düşünülmesine yol açabilmektedir. Sosyal kültürel kurallar ve dini değerlerin belirsizleşmesi, varoluşu ve gündelik hayatı anlamsızlaştıracağı ve bunun da yer yer kimlik krizlerine yol açabileceği bir gerçektir. Ancak akışkanlık özelliği nedeniyle dinsel sabitelerin kayganlaşması ve genel geçer dinsel hakikatlerin uçucu bir nitelik kazanması dinsel formları geçersiz kılmasının yanı sıra insanların genel geçer, stabil hakikat ve anlam arayışlarına olan eğilimi de tetikleyeceği bir gerçektir. Bu anlamda akışkan toplumda oluşan kimlik krizleri dine olan ilgiyi arttırabileceği gibi dinsellikten kaçışı da hızlandırabilmektedir. Bu, akışkan toplumun problemli hale getirdiği yapıların niteliği ve dinin, akışkan gelişmelerden ne düzeyde etkilendiği ve akışkan toplumun yarattığı sorunlara karşı dinin ne düzeyde yanıt verdiği ve oluşturduğu cazip tercihlere göre değişecektir. Anahtar kelimeler: Akışkan Toplum, Din, Genç, Dini Yönelim