Identity construction

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Göçmen gençlerde kültürel dönüşüm üzerine sosyolojik bir analiz: İnegöl Huzur Mahallesi örneği

Bu çalışma, Doğu ve Güneydoğu'nun kırsal bölgelerinden 1990'lı yıllarda göç ederek, Bursa'nın İnegöl ilçesinde Huzur mahallesine yerleşen Kürt göçmenlerin kültürel dönüşümlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Kürt göçmenlerin ve çocuklarının deneyimledikleri kimlik oluşum süreçleri, kent yaşamına uyumları, toplumsal cinsiyet, geleneksel ve dinsel davranış örüntüleri ve sosyal bütünleşme boyutlarındaki deneyimlerine referansla göçün mekan kaynaklı meydana getirdiği kültürel dönüşümleri ele alacaktır. Kürt göçmenlerin ikinci kuşak gençlerinin yaşadığı kültürel dönüşümler çalışmanın odak noktasını oluşturmaktır. Çalışma sonucunda, ikinci kuşak gençlerin deneyimledikleri kültürel dönüşüme bakıldığında, bu konuda gençlerin tahmin edilenden çok daha güçlü bir rol üstlendikleri gözlenmiştir. Huzur mahallesinde ikamet eden ikinci kuşak gençlerin kendi davranışlarını şekillendirirken, çoğu durumda ebeveynlerinin bilinçli olarak kaçındığı kentin popüler kültürünü örnek aldıkları görülmektedir. Diğer taraftan, ikinci kuşak gençlerin kendi anadillerine hakim olmamaları, tam anlamıyla Türkçeye hakim olmayan ebeveynleri ile aralarındaki iletişimi zorlaştırmaktadır. Bu durum birinci ve ikinci kuşak arasındaki duygusal bağların zayıflamasına ve dolayısıyla zaman zaman evde bir yabancılaşmaya neden olabilmektedir. Ayrıca, ikinci kuşak genç kadın ve erkeklerin geleneksel ilişkilere yönelik tutumlarında bazı durumlarda farklılıklar göze çarpmaktadır. Kadının toplum içindeki geleneksel konumu ikinci kuşak kadınlar tarafından daha fazla eleştirilmektedir. Bunun yanında, çalışmada ikinci kuşak erkeklerin kendi ebeveynleri ile ikinci kuşak kadınlardan daha fazla çatıştıkları gözlenmiştir. Bu çalışma, ikinci kuşak gençlerin her ne kadar ebeveynlerinin bazı kültürel kodlarını ve habituslarını taşıyor olsalar da, karşılaştıkları kent ortamı ve kültürüne uyumları açısından "geçiş kuşağı" özellikleri göstermekte olduklarını öne sürmektedir. Alan araştırmasının verilerine dayanan bu çalışmanın örneklemi, Bursa'nın İnegöl İlçesinin Huzur mahallesinde adrese dayalı nüfus kayıt sisteminden yararlanarak rastgele seçilmiş Doğu ve Güneydoğu'dan göç eden birinci kuşak göçmenler ve onların çocukları olan ikinci kuşaktan oluşan 300 kişidir. Yüz yüze uygulanmış olan anket formu, birinci kuşak göçmenlerin ve ikinci kuşak gençlerin kültürel normlarını ve geleneksel değerlerini şekillendiren temel öğelere, kültürel davranış kalıplarına ve siyasal ilgilerine odaklanan sorulardan oluşmuştur. Ayrıca, birinci kuşak göçmenler ve ikinci kuşak gençlerin içinde yaşadıkları kente uyum süreçlerindeki kültürel ve sosyal koşulların ayrıntılı bilgisine ulaşmak için bu gruplardan seçilmiş 30 kişi ile derinlemesine mülakat ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göçmen Kürtler, Gençlik, Kimlik Oluşumu, Aidiyet, Kültürel Dönüşüm, Kent, Bursa

Ait oluş sorunuGençlerGöçmenler+6
Deniz Aşkın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal paylaşım ağlarında gençlerin sosyalleşme ve kimlik inşası süreçleri: Facebook örneği

Bu çalışmanın amacı, Eskişehir'de yaşayan 15-24 yaşları arasındaki gençlerin Facebook kullanım pratiklerini ortaya koymak; ağ üzerindeki sosyalleşme biçimlerini ve kimlik inşası süreçlerini incelemektir. Karma desenin benimsendiği bu araştırmada, nicel ve nitel veri toplama teknikleri birlikte kullanılmıştır. Böylece, 2013 yılının Ağustos ve Ekim ayları arasında, 402 genç ile anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca 6'sı yüz yüze ve 3'ü çevrimiçi olmak üzere toplam 9 genç ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve 8'inin izinleri alınarak Facebook profilleri incelenmiştir. Nicel veriler, Spss programında frekansları alınarak, Ki-kare, Mann Whitney-U testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Bulgular, bildiğimiz anlamdaki sosyalleşme pratiklerinin dönüşmesinde, küçülen yeni medya araçlarının önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, Facebook kullanımına ilişkin belli pratiklerin cinsiyete ve yaşa göre farklılaştığı bulgulanmıştır. Örneğin, Facebook'u yeni insanlarla tanışma aracı olarak gören erkek kullanıcılar kadın kullanıcılardan, 15-19 yaşları arasındaki kullanıcılar ise 20-24 yaşları arasındaki kullanıcılardan fazladır. İlişki durumu, e-posta, tel numarası ve adres bilgileri gibi daha özel bilgiler erkeklerde ve alt yaş grubunda daha fazla paylaşılmakta; Facebook'taki arkadaş sayısı ise, yine alt yaş grubundaki kullanıcılar için önemli bir kimlik göstergesi olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla, Facebook'taki kimlik inşası ve sosyalleşme süreçlerinde, toplumsal cinsiyete ve yaşa ilişkin farklılıkların belirleyici olduğu söylenebilir. Ayrıca Facebook'ta paylaşılan beğeni alanları da, bireyin kültürel sermayesi ve sosyo-demografik özelliklerine ilişkin önemli işaretler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Paylaşım Ağları, Facebook, Sosyalleşme, Kimlik İnşası.

FacebookGençlerKimlik+3
Tuba Sütlüoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Çanakkale Fevzipaşa Mahallesi'nde Roman kimliğinin oluşumu üzerine bir saha çalışması

'Öteki' ile temasın kaçınılmaz hale geldiği ve ulusal sınırların zorlanmaya başladığı günümüz toplumlarında, kimlik oluşumunun kurgusal arka planının gözler önüne serilme sürecinin hız kazandığı görülmektedir. Kimlik tartışmalarının kendisine bu denli yoğun yer edinebildiği bir süreçte, Çingene/Roman topluluklarının yaşam koşullarının gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Çingene/Roman topluluklarının kendilerini hala çeşitli hak talepleri ile ortaya koymaktan büyük oranda geride duruyor olmasıysa, onların içinden geldiği tarihsel süreci ve bağlamsal yaşam koşullarını dikkate almanın önem ve gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu minvalde, bu araştırmanın, mevcut soru işaretlerine kimlik oluşumu bağlamında bazı yanıtlar sunabilmesi umulmaktadır. Genel olarak Çingene/Roman topluluklarının kimlik oluşumunu konu edinen bu araştırmanın mekânsal çerçevesini Çanakkale'de Roman Mahallesi olarak tanınmakta olan Fevzipaşa Mahallesi oluşturmaktadır. Katılımlı gözlem yönteminin eşlik ettiği alan araştırması neticesinde, mahalle sakinleri içerisinden, amaçlı örneklem yoluyla seçilmiş 54 katılımcıyla görüşülmüş ve grubun kimlik oluşumunu anlamaya dönük birinci elden nitel veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular, mahalle halkının gerek sosyal gerekse ekonomik anlamda dışlanma deneyimleriyle mücadele etmeye devam ettiğini ortaya koymaktadır. Kendisine yöneltilen damga biçimlerini kendi bağlamsal yaşam koşullarının gerektirdiği stratejileri benimseyerek aşma gayretindeki mahallelinin, bir nevi 'mikro kimlik' örneği olarak, 'Fevzipaşalılık' vurgusunu kimlik oluşumunun merkezi bir noktasında konumlandırdığı ve kendisini diğer Çingene/Roman gruplarından bu mekansal kimlik hattı üzerinden ayırma eğiliminde olduğu görülmüştür. Bu araştırma, söz konusu sınırların onları diğerlerinden ne oranda ayırdığı ve hangi konularda kader ortaklığına mahkum ettiğini anlama amacıyla; özelde mahalle içi dinamikler, mekana kazandırılan anlam, öteki ile ilişki, genelde ise medya, eğitim ve istihdam olanakları gibi noktalara odaklanmaktadır. Tüm bu ilişkiler; birey, yapı ve alan arasında süregelen dinamik ve diyalektik ilişkiyi gözden kaçırmamanın en uygun yollarından biri olarak görülen Bourdieu sosyolojisi perspektifinden ve özellikle habitus kavramı çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çingene/Roman, Kimlik, Etnisite, Sosyal Dışlanma, Habitus

DışlanmışlıkEtnik kimlikHabitus+6
Elif Gezgin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği kimlik oluşumuna çözüm olarak Avrupa Birliği anayasası

Kendine özgü yapısı olan Avrupa Birliği, yirminci yüzyılda Avrupa'yı ve tüm dünyayı etkileyen iki dünya savaşının yarattığı felaketlerin bir daha yaşanmaması için düşünülmüş bir Birliktir. Avrupa Birliği zamanla kayda değer bir ilerleme göstererek gerek ulusal gerekse uluslar-üstü alanda etkilidir ve denetim yetkisine sahiptir. Uluslar-üstü güç haline gelen Avrupa Birliği başlangıçta altı kurucu ülkeden oluşurken genişleme süreciyle birlikte artan üye sayısı Birliğin revizyona gitmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu durumda AB'nin kurumsal işleyişinin daha esnek ve şeffaf olmasını ve üye devletlerin Birliğe olan aidiyet duygularının artmasını AB Anayasası gerçekleştirebilecektir. Ancak Avrupa Birliği Anayasası'nın geçerliliği üye devletlerin iradesine dayanmaktadır. Bu çalışmanın amacı AB Anayasası ile AB kimliği arasındaki bağın tartışmaya açılmasıdır. Tarihsel süreç içerisinde edinilen deneyim ve bilgiler AB'nin geleceğini şekillendirmede önemli yer tutar. Bu doğrultuda AB kimlik oluşturma politikalarının tarihsel süreci ve AB Anayasası'nın oluşum sürecinde yaşanılanlar irdelenmektedir. Çalışma konusu olan ?AB kimlik Sorununa Çözüm Olarak AB Anayasası? dört bölümde analiz edilmeye çalışılmıştır. İlk bölümde, genel anlamda kimliğin ne ifade ettiği, nasıl oluştuğu, oluşum sürecinde etken olan unsurlar ile AB ortak kimlik oluşturma ihtiyacının nereden kaynaklandığı açıklanmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise AB kimliği oluşumunda önemli bir yere sahip olan AB Anayasası ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, sosyoloji ve hukuk bağlamında AB'nin AB kimliği oluşumu üzerindeki siyasi etkisi irdelenmektedir. Dördüncü bölümde ise, AB üye ülkelerin ulusal kimliklerinin ortak kimlik oluşturma çabalarında yarattığı sorunlar değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin ardından AB Anayasası'nın Türkiye AB üyelik sürecinde oluşturduğu anayasal sorunlar üzerinde durulmuştur. Çalışma sonuç bölümünde genel bir değerlendirmeyle son bulmuştur.

AnayasaAvrupa BirliğiAvrupa kimliği+2
Özgül Arısoy
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin mesleki kimlik oluşum süreçlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin mesleki kimlik oluşum süreçlerini incelemek ve mesleki kimliklerinin oluşmasında etkili olan etkenleri ortaya koymaktır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmada, bir araştırma aracı olarak, olgubilim deseniyle bütünleşecek şekilde kritik olaylar tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Şanlıurfa ili Birecik ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bulunan 23 resmi okulda görev yapan 23 okul müdürü oluşturmaktadır. Katılımcıların 8'i lise müdürü, 6'sı ortaokul müdürü, 6'sı ilkokul müdürü ve 3'ü anaokulu müdürü olarak görev yapmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış bir açık uçlu görüşme protokolü kullanılarak toplanmıştır. Görüşme verileri nitel bir analiz programı olan Taguette'ye yüklenmiştir. Görüşme dökümlerinin analiz edilmesinde içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada, okul yöneticilerinin mesleki kimlik oluşum süreçlerini birtakım kişisel, sosyal/bağlamsal ve mesleki etmenlerin şekillendirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin karşılaştıkları kritik olaylar, onların mesleki kimliklerinin olumlu veya olumsuz yönde etkilenmesine yol açmıştır.

Eğitim yönetimiKimlik oluşumuKritik olaylar tekniği+2
Serhat Yıldız
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkçe çocuk gazetelerinde Osmanlı kimliği (1869-1908) (Ahlak, ilim, dil, tarih ve coğrafya)

Bu tezde 1869-1908 yılları arasında yayınlanmış 19 Türkçe çocuk gazetesi, Osmanlı kimliği bağlamında incelenmektedir. Tanzimat döneminde yayın hayatına başlayan Türkçe çocuk gazeteleri, Osmanlı kamu eğitiminin önemli bir parçası olmuş, Osmanlı düzenine sadık, makbul bir vatandaş yetiştirmeyi hedeflemiştir. Bu tez, Osmanlı kimliğini oluşturan genel politikalarla birlikte, Osmanlı kimliğinin, ahlak, ilim, dil, tarih ve coğrafya unsurlarını, geleneklerden geniş bir biçimde yararlanan bir kimlik inşası bağlamında, Türkçe çocuk gazeteleri üzerinden okumayı ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Tezin ana kaynakları 1869-1908 yılları arasında yayınlanmış olan 19 Türkçe çocuk gazetesi olmuş, bu ana kaynaklarla birlikte, söz konusu dönemde yayınlanmış gazeteler, kitaplar ve arşiv belgelerinden de yararlanılmıştır. Tanzimat ve II. Abdülhamid dönemlerinde yayınlanan söz konusu gazeteler, tematik olarak süreklilik göstermişlerdir. Gazeteler genellikle kamu okulları aracılığıyla çocuklara ulaşmış, dolayısıyla daha çok Müslüman, erkek, kentli, rüşdiyeli çocuklara seslenmişlerdir. Gazetelerin yayın politikalarına bakıldığında inşa edilmek istenen Osmanlı kimliğinin şu unsurları öne çıkmaktadır: 1. İslam-Osmanlı geleneksel ahlak anlayışına bağlı olunmalıdır. 2. Modern bilimsel gelişmeler takip edilmelidirler. 3. Türkçe ortak ve milli bir dil biçiminde kabul görmeli, kullanılmalıdır. 4. İslam-Türk tarihi, milli bir tarih biçiminde öğrenilmelidir. 5. Osmanlı coğrafyası, tüm farklı etnik ve dini unsurlarıyla bir birlik oluşturmaktadır. Tüm bu unsurlarla birlikte tüm Osmanlı çocukları, Osmanlı toplumsal düzenine, başta Osmanlı hanedanına, ardından idarecilere ve ailesine sadık ve itaatkâr olmalıdır. Anahtar Sözcükler: Osmanlı kimliği, Türkçe çocuk gazeteleri, İslam-Osmanlı ahlak anlayışı, Osmanlı ilim, Osmanlı eğitim tarihi, Osmanlı okullarında tarih ve coğrafya.

AhlakCoğrafyaEğitim+7
Eray Yılmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa kimliği oluşumunda ortak dışişleri ve güvenlik politikasının etkisinin analizi

Bu çalışmada Avrupa'da meydana gelen savaş yıkımlarının ardından Avrupa Birliği (AB)'nin dış politika ve güvenlik konularında ortak bir Avrupa hareketi oluşturup oluşturamayacağı konusunun analizi amaçlanmıştır. Ekonomik olarak ilerleyen AB için siyasi bir gelişim olan Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası (ODGP)'nın bir Avrupa Kimliği oluşumuna etkisi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın teorik alt yapısını oluşturan entegrasyon teorileri ve bu teorilerin AB sürecini nasıl etkilediği irdeleneceği gibi Fonksiyonalizm fikri ile ortaya çıkan teknik konularda sağlanan başarının, siyasi olarak ilerlemeyi hedef edinen bir AB yapısına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda atılan en önemli adım olan ve Soğuk Savaş sonrası dönemde AB'nin nasıl bir yol izleyeceği tartışmaları ile ortaya çıkan Maastricht Antlaşması (AB Kurucu Antlaşması) ve bunun bir sonucu olarak geliştirilen ODGP ile bir Avrupa Kimliği oluşumu değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucunda ekonomik bir adım olarak yola çıkan ve bu konuda başarılı bir organizasyon olan AB, siyasi konuların tartışmaya açık olmaması, bu konuların devletlerin ulusal çıkarları doğrultusunda belirleniyor olması ve özellikle dış politikada devletlerin ulusal yapılarının ön planda olması AB çatısı altında siyasi bir ilerlemeyi engellediğini göstermiştir. Bu doğrultuda her ne kadar AB'yi çok önemli bir siyasal boyuta taşıyacak olsa da ODGP, AB'yi oluşturan devletlerin ulusal kimlik ve çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ve bu doğrultuda ilerlemesi ortak bir dış politika ve ortak bir Avrupa Kimliğinin oluşmasında etkili olmasında başarılı olamadığını göstermiştir. Güvenlik ve dış politika konularının ulusal çıkarların ön planda tutularak ilerlemesi dolayısıyla, ODGP ulusal çıkarların arkasında kalmıştır ve ODGP' nin Avrupa kimliğe de uzun vadede etki edemeyeceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler; Avrupa Entegrasyonu, AB, Maastricht Antlaşması, ODGP, Kimlik

Avrupa BirliğiBütünleşmeGüvenlik politikaları+5
Tuba Atan Sefer
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Co-construction of learner and teacher identities in EFL classroom context

This study aimed to investigate how learners and teachers construct identities in the language classroom, what identities they actively construct in classroom interaction with their instructors and classmates, and the linguistics resources they rely on in constructing these identities. The data were obtained from 6 classroom recordings from Level 2 classes at YADYO School of Foreign Languages, Çukurova University, Adana, Turkey. The data were transcribed, coded, and analyzed using Conversation Analysis (ten Have, 1997) and Frame Analysis (Goffman, 1976; Robeiro, 2006).Findings suggest that second language teacher and second language teacher identities are not single-body identities, but rather, they are composed of sub-identities of ?Classroom Manager,? ?Teach-er,? and ?Friend? for the second language teacher, and ?Student,? ?Learn-er,? and ?Friend? for the second language learner. The processes involving identity co-construction are basically framing (speakers? sending signals to the hearer regarding what he or she thinks they are doing at any point in the interaction), footing, and positioning. The study revealed that second language teacher and second language learners co-construct their identities in five different frames, Conversational Frame, Interpersonal Frame, Classroom Management Frame, Teaching Frame, and Teaching-Conversational Frame. In CF, IF, and TCF, friend identity is co-constructed by the teacher and learner. In CMF, ?classroom manager? and ?student? identities are co-constructed. Finally, in TF, ?teach-er? and ?learn-er? identities are co-constructed. Analysis of footings reveals that asking a question, prompting, acknowledging, giving a command, responding, informing, commenting, and greeting were the most common footings used in constructing language teacher identity. The footings of responding, informing, asking a question, making a suggestion, commenting, and asking for repair were the most prevalent footings used in constructing language learner identity.

Language teachingIdentity constructionIdentification+5
Ali Avşar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernlik ve muhafazakarlık bağlamında kadın kimliği inşası: Gaziantep örneği

Modernliğe getirdiği eleştiri ile modern sonrası olanın bilgisini veren, ama belli bir sistem önerisinde bulunmayan postmodern düşünceye değinilecektir. Çoğulcu ve farklılık temelinde çeşitli özne ve özne grupları arasında diyalogu öneren postmodernizm, bu önerisi ile gündeme gelen, farklı kimlikler arasında kurulan diyalogun, sabitlikten uzak ve oldukça salaş bir iletişim biçimi olduğu tartışılacaktır. Derinliği olmayan postmodern bir dilin dolaşıma girdiği alanda, toplumsal ve kültürel hayatın ise oldukça yüzeysel ve gerçeğin belli dil oyunlarıyla simülasyona uğradığı ifade edilecektir. Ayrıca modern düşüncenin dışarıda bıraktığı dinin postmodernizm tarafından gündelik mikro sosyolojiye bölük pörcük davetinin,"hakikat" olarak dini özüne çağırmaktan öte, bir yanılsama olduğu iddia edilecektir. Ayrıca modern bir ideoloji olarak muhafazakarlığın toplumsal değerleri muhafaza eden retoriğinin modern bir talep olarak belirdiği alanda, kültürel ve dini değerlerin yeni bir yaşam biçimini işaret eden şekliyle yeniden üretildiği ileri sürülecektir. Postmodernizmin "her şey olur" mantığında her şeyin merkezinden sökülerek yüzeyselleştiği dünyada muhafazakarlığın nasıl bir işleve sahip olacağı irdelenirken her iki kavramın modern düşünceyi besleyen büyük anlatılara getirdikleri eleştirinin yanında kapitalist sisteme yönelik herhangi bir eleştirilerinin olmadığı ileri sürülürken toplumsal ve kültürel ögelerin, kadın kimliğine bürünen yüzü değerlendirilecektir. Bu amaçla postmodernlik ve muhafazakarlık bağlamında, yerelde kadın kimliği inşa biçimlerinin analiz edilmesi için araştırma evreni olarak Gaziantep kent örneği incelenmeye değer görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Postmodernlik,muhafazakarlık,din,kadın kimliği, Gaziantep.

GaziantepKadınlarKimlik+5
Hülya Taş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Every voice matters: A case study on the factors affecting the professional development and identity (RE)construction of novice English language teachers

The initial years of teaching are very crucial and challenging for novice teachers fresh from their education programs. It plays a key role in reshaping the meaning of teaching, in reconstructing their professional identities and in promoting their professional development. Novice teacher's identity and future practices are (re)built and (re)constructed by their experiences. Therefore, during their journey of finding meaning in being a language teacher, they fall under the influence of many factors. The present qualitative study aims to explore the factors that affect the professional development and identity formation of four (4) Turkish novice EFL teachers who work at public primary and secondary schools in Gaziantep, a big city in eastern Turkey, as well as to document their voices. The data sources include semi-structured interviews, observations and reflexive autobiographical journaling. The results suggested that teachers' teaching context, their prior and current experiences and biography, their perceptions of job satisfaction, motivation, commitment and self-efficacy are often in interaction with each other and influence the way teachers think and react. In recognition of the struggles that novice EFL teachers inescapably encounter, along with the shock they experience due to the transition from pre-service to real teaching, novice teacher will need some kind of support and more carefully considerate plans and programs that will ease the transition process. Key Words: Novice teachers, language teacher education, professional identity and professional identity, Turkey

Language educationIdentity constructionProfessional development+6
Fadime Zehra Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1968'den günümüze sosyal bilgiler öğretim programlarında kimlik inşası

Kimlik, geçmişten günümüze bireylerin birçok alanda kendisini ifade etmesini sağlayan kavramdır. Bu kavram modern dönem öncesinde gelenek ve din etrafında şekillenirken; modern dönemde liberal ideolojinin ekseninde inşa edilmiştir. Fransız devrimi ile kimlik kavramı belirli kalıplar dâhilin de ulus devletlerin ortaya çıkışını hızlandırmıştır. Kimlik ediminin temelinde iyi bir yurttaş olma ve bu yurttaşlığın görevlerini yerini getirme amacı yatmaktadır. Bu amacı sağlayan en önemli derslerden birisi de Sosyal Bilgilerdir. Sosyal bilgiler dersinin kapsamı kimlik oluşumunu desteklemektedir. Bu durumun en iyi örneğini Sosyal Bilgiler Öğretim Programları oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze kadar oluşturulmak istenilen kimlik profilleri Sosyal Bilgiler Öğretim Programları çerçevesinde siyasal iktidar tarafından bir araç olarak kullanılmaktadır. Araştırmanın amacı 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programları'nda inşa edilmek istenilen kimliği ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra geçen bu süreç içerisindeki ideolojilerden hareketle kimlik inşasında meydana gelen değişim ve sürekliliği ifade etmek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını 1968 (İlkokul 4,5.Sınıf) Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, 1973 (Ortaokul 1,2,3.Sınıf) Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, 1985 (İlkokul) Milli Tarih, Milli Coğrafya ve Milli Vatandaşlık (Ortaokul 8.Sınıf) Öğretim Programları,1998 (İlköğretim 4,5,7.Sınıf) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2005 (İlköğretim 4,5,7.Sınıf) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2010 (İlköğretim 8.Sınıf) Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi Öğretim Programı, 2015 (İlkokul 4.Sınıf ve Ortaokul 5,6,7.Sınıf ) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2015 (İlkokul 4.Sınıf) İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi Öğretim Programı, 2018 (İlkokul 4.Sınıf ve Ortaokul 5,6,7.Sınıf ) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2018 (İlkokul 4.Sınıf) İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Öğretim Programı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırma verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma verileri kodlanarak temalar oluşturulmuştur. Çalışmanın temel çerçevesi "Milli Kimlik", "Toplumsal Kimlik", "Bireysel Kimlik", "Politik Kimlik", "Küresel Kimlik", "Çevreci Kimlik", "Dini Kimlik" ve "Dijital Kimlik" temaları olarak belirlenmiştir. İlkokul ve ortaokul Sosyal Bilgiler ve Vatandaşlık Öğretim Programları verileri ana temalar altında içerik analizi yöntemi ile düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda, 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programlarından elde edilen veriler ışığında oluşturulan sekiz farklı kimlik türünün programlarda yer aldığı tespit edilmiştir. Bu kimlikler arasında ağırlıklı olarak milli, toplumsal ve bireysel kimliklere yer verildiği görülmüştür. 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programları'nda milli kimlik inşası tarih, coğrafya ve milli değerler aracılığıyla ideolojik temelde oluşturulmak istenildiği, toplumsal kimlik için birlikte yaşam vurgusu yapıldığı ve bireysel kimliğin ise 2005 ve sonrası dönemde artış göstererek bireyin hak ve sorumluluklarının bilincinde olması temelinde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca 2005 ve sonrası dönemde; Sosyal Bilgiler Öğretim programlarının küresel ve dijital kimlik oluşumunu desteklediği tespit edilmiştir. Küresel kimlik inşası iktidar ideolojisi kapsamında uluslararası ilişkileri destekleyici olarak şekillendiği; dijital kimlik inşası ise Sosyal Bilgiler eğitiminde dijital okuryazarlık becerisi temelinde şekillenerek dijital çağa uyum sağlama amacı güdüldüğü görülmüştür. İçerisinde yaşadığımız çağın gerekleri ve iktidar ideolojisinin kimlik inşasında Sosyal Bilgiler öğretim programlarında etkin olarak yer aldığı ve dönüşüme açık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kimlik, Kimlik İnşası, Sosyal Bilgiler, Sosyal Bilgiler ve Vatandaşlık Öğretim Programları

Eğitim tarihiKimlik inşasıKimlik oluşumu+5
Büşra Doğu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Postmodernite ve siyasal kimlikler

Postmodernite ve Siyasal Kimlikler adlı bu çalışmada, postmodern dönemin siyasal kimliklerin oluşumu üzerindeki etkileri incelenmeye çalışılmıştır.Siyasal kimlikler bir yandan siyasetten diğer yandan da kimlik oluşum sürecinden etkilenerek şekillenmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, postmodern dönemin hem siyaset hem de kimlik oluşum süreci üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Buradan hareketle de postmodern dönemin siyasal kimlikler üzerindeki etkileri incelenmiştir.Siyaset, kimlik ve siyasal kimlik kavramları bu çalışmada modern dönemden başlayarak irdelenmştir. Bu tercihimizin nedeni, postmodern dönemin analiz edilmesinin, modern dönemin de analiz edilmesini gerektirdiği düşüncesidir. Çünkü postmodernite isimlendirmeden da anlaşılacağı üzere moderniteye ilişkili bir kavramdır.Bu çalışmanın hipotezi ?Postmodern dönemde siyasal kimlikler, modern dönemdeki siyasal kimliklerle kıyaslandıklarında, siyasette ve kimlik oluşumunda meydana gelen değişimlere bağlı olarak farklılıklar arz etmektedir? şeklinde ifade edilebilir. Biraz daha spesifik ifade edecek olursak, bir yandan siyaset bir yandan kimlik oluşumu üzerinden kurulan siyasal kimlikler, postmodern dönemde siyaset bağlamında ?siyaset?in ?siyasal? üzerinde baskın hale gelmesi, kimlik oluşumu bağlamında da kolektif kimlik inşasının zorlaşması neticesinde farklılaşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Modernite, Postmodernite, Kimlik, Kimlik Oluşumu, Siyasal Kimlik

KimlikKimlik oluşumuPostmodernite+2
Oğuzhan Göktolga
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kimlikliklerin inşasında kurumsal dergilerin rolü: Türk Yurdu ve Ülkü

Kimlik konusu sosyal bilimler içerisinde son dönemlerde en çok ilgi çeken konuların başında gelmektedir. Sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi gibi çalışma alanlarının her biri kimliği kendi alanı çerçevesinde değerlendirmektedir. İletişim bilimi açısından kimlik konusu bu çalışmada değerlendirilmektedir.Kimliklerin inşa edilebilir yapısına değinilerek, kimliğin benlik ve kişilik kavramlarından bağımsız düşünülemeyeceği değerlendirilmesi yapılmaktadır. Kimliklerin toplumsal ilişkilerle öğrenilen toplumsal değerler ve kişisel özelliklerin sentezi ile meydana geldiği üzerinde durulmaktadır; bu aynı zamanda tezin kuramsal yapısını oluşturmaktadır. Amacımız Türk Ocakları ve Halkevleri kurumlarının dergileri olan Türk Yurdu ve Ülkü aracılığıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda ve ilk yıllarında halka sunulan kimliğin ne olduğunu ve kurumların kimlikleri hangi söylemlerle nasıl inşa ettiklerini ortaya çıkarmaktır. Nitel analiz yöntemi kullanılarak dergi yazıları belirli başlıklar altında toplanarak, söylemler kimliğin iki önemli kategorisi olan aynılık ve farklılık yaratmaları açısından yorumlanmaktadır. Sonuç olarak denilebilir ki; Cumhuriyet'in ilk yıllarında dergiler kişilere değerleri ve düşünceleri medyatik yolla sunarak, insanların kendilerini neye yakın veya neye uzak olduklarını belirlemelerini sağlamaya çalışmışlardır. Her bir derginin kendi siyasi yapısına uygun kimlikler inşa etmeye çalıştıkları ortaya çıkmaktadır.

DergilerKimlikKimlik oluşumu+3
Ayşe Gül Soncu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik psikoloji bağlamında Ermeni kimliğinin siyasallaştırılması (Haytoug dergisi örneği)

ABD'de yaşayan yaklaşık 1 buçuk milyon Ermeni'nin büyük bir çoğunluğu kimliğini siyasallaştırmıştır. Ermeni kökenli Amerikalıların önemli bir kısmı evlatlarını ?düşman Türk? propagandasına maruz bırakarak ve kimliğindeki mağdur öğeleri nesilden nesile aktararak kindar gençler yetişmesine sebep olmaktadır. Ermeni kimliğinin ve bu kimliğin belkemiğini oluşturan diasporanın temeli 1915 olayları veya Türk-Ermeni ihtilafına dayanmaktadır. Diaspora iki çeşit propaganda etkinliği uygulamaktadır. Birincisi dışarıya yönelik, ülkelerin ve toplumların Ermeni davasını kabul ?soykırım? olarak kabul etmesi çabalar; diğer ise içeriye yönelik yani diasporanın kendi içindeki kimlik propagandasıdır. Kimliklerini mağduriyet psikolojisi temelinde yaşatmaya çalışan diaspora, sahip olduğu örgüt ve medya gücü ile mağdur kimliğini yaymaktadır.Ermeni diaspora medyası grup içi bilgilendirme faaliyetleri yanında bireylerin kimlik inşası ve sosyalleşme işlevlerine de destek vermektedir. Örgütler ve örgütlere bağlı medyalar bireylerin aile içerisinde oluşturdukları kimliğe ek olarak bireylerin siyasallaşmasına katkıda bulunmaktadır. Aile içinde öğrenilen değerler iyi, kötü, dost, düşman, kültür, dil, din ve gelenek gibi bazı kimlik özellikleri bireyin okul, dernek ve örgüt gibi sosyalleşebileceği ortamlarda daha detaylı olarak şekillenmektedir. Yapay bir süreç olan bu propaganda mekanizması ve yeni bir toplumsal bellek inşası gençlerin zihinlerindeki algıları yönlendirmeye devam etmektedir.Bu politik psikoloji çalışmasında Ermeni diaspora kimliği betimsel bir yöntem ve içerik analizi kullanarak psikolojik bir perncereden incelenmiştir. Diaspora kimliğinin incelenmesinde daha önce Ermeni diasporası ile ilgili yayımlanmış çalışmalar incelenerek, AYF'nin (Ermeni Gençlik Federasyonu) Haytoug dergisi ve Sassounian davasının mahkeme tutanakları ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda ise uzman görüşlerine yer verilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Politik psikoloji2.Ermeni diasporası3.Kimlik4.Haytoug dergisi5.Siyasal İletişim

Amerika Birleşik DevletleriDergilerDiaspor+12
Bahar Senem Çevik Ersaydı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Entegrasyon sürecinde medyanın paralel toplum üzerindeki rolü (Almanya özelinde bir araştırma)

Bulundukları ülkede yarım asrı çoktan deviren Almanya'daki Türkler artık Almanya'da dördüncü nesle erişmektedir ve kalıcı oldukları anlaşılan Türkler dört nesil sonra "misafir işçi"likten "göçmen" statüsüne yükselmiş, göçmenlikten de "Avrupalı Türk" statüsüne terfi etmiştir. Ancak bu terfi, onları hala, Almanya'da yabancı (Ausländer),Türkiye'de Al(a)mancı olarak adlandırılmalarından kurtaramamıştır. Yeni kuşaklar geldikçe evlatlarının kendi kültürünü ve kimliğini kaybetmesinden endişe eden Almanyalı Türkler kimliklerini ve kültürlerini koruma çabası içerisine girmekte ancak bu noktada da Almanya'ya hala uyum sağlayamadıkları girdabına takılmaktadır. Tarafların uyumdan ne anladıkları ise hala tartışma konusudur. Almanyalı Türkleri uyum konusunda olumlu ya da olumsuz, bilinçli ya da bilinçsiz yönlendiren pek çok araç bulunmaktadır. Bu araçlardan biri de Almanya'daki Türkler tarafından ilgi ile takip edilen medya organlarıdır. İnsanlar üzerinde etkileri olduğu bilinen ve yönlendirme, eğitme, eğlendirme, bilgilendirme gibi pek çok işlevi yerine getiren kitle iletişim araçlarının Almanya'daki Türkleri entegrasyon konusunda ne şekilde yönlendirdiği ise merak konusudur. Ele alınan çalışmada, Almanya'da yaşayan Türk toplumunun kimlik ve aidiyet duygusu desteklenen bir anket çalışmasıyla birlikte belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Avrupalı Türklerin kitle iletişim araçlarını takip etme sıklığı ölçülmüş ve kitle iletişim araçlarının Almanya'daki Türkleri entegrasyon konusunda ne şekilde yönlendirdiği ele alınmıştır. Araştırmada Avrupalı Türklerin kimliklerini korudukları tespit edilmiş ve kitle iletişim araçlarının katılımcılar tarafından ilgi ile takip edildiği saptanmıştır. Ayrıca kitle iletişim araçlarının, Türkleri uyum konusunda yönlendirme işlevini yetersiz yaptığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Paralel Toplum, Getto, Entegrasyon, Etnik Medya, Avrupalı Türkler.

AlmanyaBütünleşmeDış Türkler+7
Emine Sırmalı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk milliyetçiliğinin sembolik kaynakları (Yeni Osmanlıların siyasal söylemleri: 1860-1876)

Milliyetçilik, 18. yüzyılın sonlarında Batı Avrupa'da ortaya çıkan ve 19. yüzyılda dünyanın muhtelif yerlerinde etkilerini gösteren bir akımdır. Bu akımdan en fazla etkilenen siyasî oluşumların başında çok-uluslu imparatorluklar gelmektedir. 19. yüzyıl'da Osmanlı Devleti, etnik temelli milliyetçilik hareketleri karşısında mevzilenme ihtiyacı duymuş; Osmanlılık kimliği altında bütün etnik ve dinsel toplulukları birleştirmeyi amaçlamıştır. Merkeziyetçi siyaset, yenilikler, halka tesis ettiği modern biçimde ilişki, ulus devlet sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Ancak dinsel farklılığı aşan kimlik tasarımı Müslüman unsurları rahatsız etmiş ve muhalef güçlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni Osmanlılar, bürokrasinin mutlak egemenliğine karşı çıkmış; halk egemenliği, meşveret, meclis, kuvvetler ayrılığı gibi ilkelerle politik kültürün şekillenmesinde önemli rol oynamışlardır. Modernleşme ile birlikte gelişen kimlik tasarımında siyasî, edebî ve kültürel rolleriyle geleneksel sembolleri yeniden yorumlamışlar ve yeni semboller icat ederek kimlikleşmeye katkıda bulunmuşlardır. Bunun yanında diğer islâm ülkeleri ile gelişen ilişkiler ve göçler de bu kimlik tasarımında etkili olmuştur. Türk milliyetçiliğinin doğuşunu öncüleyen bütün bu gelişmelerin modern Türk kimliğinin belirleyicisi olmuştur.

Kimlik oluşumuMilli kimlikMilliyetçilik+7
Yahya Kemal Taştan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kayseri esnafının kent kimliği oluşumuna etkisi

Kayseri'de ticari hayatın kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Türkiye'nin hiçbir yerinde insanlara şehirlerinin adıyla hitap edilmezken ?Kayserili? denildiğinde, ticaretten anlayan kişilik sembolize edilir. Bu da açıkgöz, çıkarını düşünen, işini bilir, atılgan, ikna edici, tuttuğunu koparan anlamında kişilik özelliklerini içerir.Biz de çalışmamızda gerek tarihi, coğrafyası ve kültürel yapısını, gerek Ahilik teşkilatlanmasının etkisi altında gelişen Kayseri esnafının ve Kayseri ticaret hayatının genel özelliklerini ve bunların Kayseri kent kimliği oluşumuna etkisini ortaya koymaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Kayseri, Ticaret, Kent Kimliği, Esnaf, Halkbilimi.

EsnaflarHalk bilimiKayseri+4
Fatma Jale Gül Çoruk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ulusal kimlik-din ilişkisi "AK Parti'nin ulusal kimlik vizyonunda İslam"

Kimlik toplumsal bir kavramdır. Bireyler kimlikle kendi varlıklarının farkına varırlar. Kimlik oluşturulurken tarih, dil ve din gibi unsurlardan yararlanılmıştır. Bireylerin ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesi ile toplum oluşturulur ve toplum ortak bir toprak parçası üzerinde devleti kurarlar. Bu kurulan devlet kendine farklı kimlikler oluşturur. Türkiye'de her dönem farklı bir kimlik arayışı içine girilmiş ve değişik kimlikler oluşturulup kullanılmıştır. Devletler kendilerine ulusal kimlik oluştururlar ve bu kimlik sağlam ve güçlü olmalıdır. Çünkü uluslararası alanda devletin güçlü bir yapısı olmasını sağlar. Osmanlı Devleti'nde ve Türkiye'de farklı kimlikler kullanılmıştır. Din toplumsal bir olgudur. Din olmadan toplum oluşturulamaz. İnsanlar bir dinden vazgeçerlerse yerine kendilerine uygun yeni din seçerler ve onun kurallarına uyarlar. İslam dini Araplara gelmiş ve birçok devlete yayılmıştır. Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti'nde görülmüştür. En parlak dönemi Osmanlı Devleti'nde olmuştur. Türkiye'de din dönemlere göre değişmiştir. Tek partili dönemde laiklik uygulanmış ve din dışlanmıştır. 1950 ve 1980 yıllarından sonra din yükselişe geçmiştir. 2002 yılında din yükselişe geçerek, dini özgürlükler artmıştır. Din ulusal kimlik içinde yer almıştır yani ulusal kimlik olarak kullanılmıştır. AK Parti Fazilet Partisi'nin içinden çıkan kişiler tarafından kurulup 2002 yılında seçimleri kazanmıştır. AK Parti 2002 yılından bu döneme kadar iktidar olmuştur. AK Parti kendine, muhafazakâr demokrat kimliğini oluşturmuş. Bu muhafazakâr demokrat kimliğinin içine İslam'ı alarak tüm halkı bir araya getirmeye çalışmıştır. AK Parti ulusal kimlik oluştururken tarihi, kültürü ve vatan unsurlarını kullanarak yapmış ve bu tarihi kültürel unsurlar yeniden ortaya çıkmıştır. Ulusal kimliği İslam üzerinden oluşturmaya çalışmıştır. AK Parti Osmanlı geçmişini ve İslam'ı ulusal kimlik içine almış ve uygulamaya koymuş. Dış politikada bu kavramları kullanarak ulusal kimlik üzerinden dış politika yürütülmüştür. İslam bu dönemde ulusal kimlik olarak kullanılmıştır. Bu kimlik dış politikada iyi ilişkiler ve ticaret yapmak için kullanılmıştır.

Adalet ve Kalkınma PartisiDini kimlikKimlik oluşumu+5
Demet Esenkar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Muzaffer İzgü'nün MEB tavsiyeli eserlerinin Türkçe eğitimi amaçlarına uygunluğu yönünden değerlendirilmesi

ÖZET Türkçe öğretim süreci içerisinde, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin dil ve kimlik kazanımmda, okutulan eserlerin önemli bir yeri vardır. Bu eserlerin hedef kitlenin dil ve kimlik kazanımmda doğru ve etkili bir rol oynayabilmesi için Türkçe öğretmenlerinin, okutacakları kitaplarda birtakım kriterleri göz önünde bulundurması gerekir. Bu çalışmada Muzaffer İzgü'nün MEB tavsiyeli eserlerinin İlköğretim Okulları Türkçe Eğitim Programı amaçlarına uygunluğu ve öğrencilerin dil ve kimlik kazanımma etkisi yönünden bir değerlendirme yapılmıştır. Yapılan değerlendirmede hikâyelerde dilin kullanımı ve içerik özellikleri esas alınmıştır. İncelenen hikâyelerde Türkçenin kullanımı konusunda şu bulgular elde edilmiştir: - Konuşma dili ve yerel dile ait kelimeler çok kullanılmıştır. - Kullanımı yaygm olmayan kelimeler cümlelerde sıklıkla yer almıştır. - İmlâ ve noktalama hataları oldukça fazladır. - Tekrar hataları yapılmıştır. - Cümlelerde eksiklik ve fazlalıklar vardır. - Sıra yanlışları yapılmıştır. - Cümlelerin çoğu devriktir. - Cümle uzunlukları seviyenin üstündedir. Yukarıdaki bulgulardan, hikâyelerin dilinin Türkçe Eğitimi amaçlanna uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.11 Araştırmada ele alman her beş hikâye kitabında verilen mesajların öğrencilere, olumlu davranış değişikliği yapacağı, kimlik kazanımına katkıda bulunacağı belirlenmiştir. Hikâyelerde örnek alınacak kahramanların ve özendirilen hayat/düşünce tarzının öğrencilerin kültürel kimliğini kazanmasında yeterince etkili olmayacağı kanaatine varılmıştır. Araştırmanın sonunda, ilköğretim ikinci kademe öğrencileri için Muzaffer İzgü'nün MEB tavsiyeli eserleri Türkçe eğitimi amaçlarına uygunluğu yönünden değerlendirilmiş ve elde edilen bulgulardan yola çıkılarak bazı öneriler dile getirilmiştir.

Dil becerileriDil eğitimiDil öğrenimi+6
Ayşe İnanç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türk devlet geleneğinin kimlik inşasına etkisi: Erken Cumhuriyet Dönemi

Bireylerin toplum halinde yaĢamasının bir sonucu olarak iliĢkiler karmaĢıklaĢmıĢ ve toplumsal düzen kavramı ortaya çıkmıĢtır. Toplumda iliĢkileri düzenleyen, denetleyen ve toplumun üzerinde, toplumsal düzeni sağlayan bir otoriteye ihtiyaç duyulmuĢtur. Toplumsal düzeni sağlamak üzere yetkilerle donattığımız ve yaptırım gücü verdiğimiz bu ihtiyaç, devleti ortaya çıkarmıĢtır. Toplumların siyasal kültür ve devlet geleneği, devletin siyasal sistemdeki yerini belirlemiĢtir. Türklerin sert bozkır topraklarında hayatlarını devam ettirme süreçlerinde devlet kutsal bir kimliğe bürünmüĢve bu durum devleti yücelten bir anlayıĢın ortaya çıkmasını sağlamıĢtır. Siyasal kültür etrafında Ģekillenen devlet kimliği, Türklere devlet kurma yeteneği kazandırmıĢtır. Bu yüzden esaret altına giren Türk milleti bu uğurda bağımsızlık mücadelesi verip tekrardan yeni bir devlet kurmak için uğraĢ vermiĢtir. Türk siyasal kültüründe "devlet-i ebed müddet" düĢüncesi her dönemde canlılığını korumuĢ, farklı milletlerin kültürleri benimsenmiĢse de bu kültürler"devlet-i ebed müddet" düĢüncesine uygun olarak kendi kültürleri içinde sindirilmiĢtir. Devlet, milletin refahını sağlamak üzere baba rolü üstlendiğinden, Türk halkı tarihin her döneminde devletin varlığı için mücadele etmiĢtir. Osmanlı Devleti‟nin kuruluĢu ile birlikte Cihan hakimiyeti ve Nizam-Alemi sağlamak üzere mücadele verilmiĢtir. Devletin 18. yüzyıldan itibaren gerilemeye baĢlaması ve Avrupa‟da baĢlayan ulusçuluk hareketleri toplumu harekete geçirmiĢ, devletin varlığının devamı için yeni yollar aranmıĢtır. 20. yüzyılda baĢlayan I. Cihan Harbi ile Türk halkının can güvenliğinin sağlanması ve yeni bir devletin temelini atmak üzere milli mücadele dönemi baĢlamıĢtır. Yeni kurulan Türk devletinde toplumun tarihsel bağları üzerinden yeni bir devlet kimliği oluĢturulmaya baĢlanmıĢ, Türk Tarih Tezi ve GüneĢ Dil Teorisi ile kimlik inĢa sürecine geçilmiĢtir.

Cumhuriyet DönemiDevletDevlet teşkilatı+3
Şafi Tekin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kimlik ve mekan ilişkisi bağlamında Instagram üzerinden kimlik inşası: Bir Starbucks örneği

Yeni medyanın gelişmesi ile birlikte kişiler arasındaki iletişim seçenekleri çok farklı bir boyut kazanmıştır. Özellikle sosyal medyanın gelişimiyle birlikte bireylerin hayatlarında değişimler meydana gelmiştir. Bireyler sosyal medyada farklı bir kişilik inşa etme sürecinin içine girmektedirler. Facebookla başlayan bu süreç şimdilerde ise Instagram ile devam etmektedir. Günümüzde Instagram bireylerin kimlik inşalarında önemli bir etkendir. Bu çalışmanın amacı Instagram kullanıcılarının Instagramda oldukları gibi değil olmak istedikleri kimliğe büründükleri konusunda değerlendirme yapmaktır. Bu çalışmaya hedef kitle olarak 18-24 yaş arası üniversite mezunu ve üniversite öğrencileri seçilmiştir. Uygulama Bahçeşehir Starbucks ve Levent Özdilek Avm Starbucks kafelerde katılımcılarla anket sorularını tabletten cevaplatılarak yüz yüze uygulanmıştır. Bu çalışmaya 112 kadın ve 103 erkek olmak üzere toplam 215 kişi katılmıştır. Çalışmanın sonucunda; katılımcılar sosyal medyada çok yoğun vakit geçirmedikleri tespit edilmiştir. Katılımcılar sosyal medyayı kullanma amaçlarını daha çok bir yere aitlik hissi duymak için ve yeni insanlarla etkileşime girmek için olarak belirtmişlerdir. Instagramda ve genel olarak sosyal medyada insanların farklı bir kimlikleri ve hayatları olduğu, burada mutlu oldukları ve burada özgüvenlerini perçinlediklerini göstermektedir. Bunlara ek olarak katılımcılar Instagramın kendilerine olumlu bir görüntü verdiğini düşünmektedir. Starbucks gibi kafelerin Instagram gibi sosyal bir izolasyon sağlayan, kişilerin kendilerini ayrıcalıklı ve özel, mutlu, huzurlu hissettikleri ortamlar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, Instagram, Kimlik İnşası, Mekan

KimlikKimlik oluşumuMekan+3
Sedat Korkmaz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kimliğinin inşasında Türk sinemasının rolü: Tarihi filmler ve Cüneyt Arkın örneği

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra, oluşan Türk kimliğinin inşasına, Türk sinemasının ve onun özellikle 1960 ve 1980 arasındaki dönemi olarak adlandırılan Yeşilçam dönemindeki tarihi filmlerinin yine tarihsel bir bakış açısı ışığında etkisi ve katkısı önemlidir. 19. yüzyılda milliyetçiliğin keşfi sinemayı da etkilemiş, sinemacılar filmler aracılığıyla toplumsal gerçeklik öğelerini yansıtmaya başlamış ve 'millilik' de yine çekilen bu filmlerde görülmeye başlanmıştır. Ayrıca 19. yüzyılda sinemanın doğuşu ve Osmanlı'ya girişi ile belgegeçer filmlerin çekilmesiyle başlayan sinemacılık faaliyeti Türk sinemasının dönemlere ayrılması ve bu dönemlerde yapılan filmlerle devam etmiştir. Bu dönemler arasında ise özellikle 1960 ve 1980 arası yılları kapsayan popüler ve genel geçer adıyla Yeşilçam Sineması tarihi filmler furyası millilik açısından bize bir prototip sunar. Dolayısıyla bu çalışmada Türk milliliği ve kimliği yönünden önemli bir durum arz eden Yeşilçam dönemi tarihi filmleri, milliyetçi filmleri ve örnek olarak da bu filmlerde en çok rol alan başrol oyuncusu Cüneyt Arkın'ın oynadığı bu dönem tarihi filmleri incelenerek ve yine örnekler aracılığıyla konuya aydınlık getirilmiştir. Yine canlı tanıklar olarak Yeşilçam sineması döneminde yapımcı, senarist ve yönetmen olarak görev yapan ve bu filmlerin çevrilmesinde rol almış sinemacılardan, yapımcı ve yönetmen Yılmaz ATADENİZ, Senarist ve Yönetmen Safa ÖNAL, Yapımcı ve Yönetmen Erdal TUŞUNEL ve yine Yapımcı ve Yönetmen İsmail GÜNEŞ ile yapılan mülakatlara ve araştırma konusu gereği çeşitli makalelerle birlikte görselliğe de yer verilmiştir.

Arkın, CüneytFilmKimlik+6
Mehmet Ali Çelik
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupalı kimliği ve Avrupalılaşma süreci

Bu araştırmanın temel amacı Türkiye'nin Avrupalı mı yoksa "öteki" mi olduğunu araştırmaktır. Bu araştırmada konu kimlik kavramı üzerinden tartışılmıştır. Bu çalışma kapsamında sadece ikincil verilere yer verilmiştir. Bu bağlamda yazın taraması yapılmış ve konu üzerinde oluşmuş olan kitap ve makalelerden faydalanılmıştır. Çıkan sonuçlara göre müzakereler başlamış olsa da tam üyelik halen daha gerçekleşmemiş ve uzunca bir süre daha gerçekleşmesi beklenmemektedir. Bu anlamda konunun aslında üyelik konusu olmadığı bir "kimlik" sorunu olduğu konusunda hemfikir olanların sayısı giderek artmaktadır. Bu bağlamda teorik çerçeve, tarihsel süreç ve siyasal gelişmelerle ilgili yapılan bütün değerlendirmelerde, dört temel bulgu söz konusu olmaktadır. Çoğu AB üyesi ülke ve vatandaşlarının, Türkiye'nin birliğe üyeliğini, Müslüman Türkiye'nin Hristiyan bir birliğe katılımı şeklinde değerlendiriyor olması, bu konuda ortaya çıkan ilk bulgudur. Her ne kadar Türkiye'de son yıllarda yapılan reformlar söz konusu olsa da, uzun zamandır kollektif belleklere yerleşmiş olan Türk imajı ve algısının, müzakere süreçleri sonuçlanmış olsa dahi ulusal onay süreci içinde sorun yaratacağı fikri ise bir diğer bulgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, bu araştırmanın üçüncü bulgusu Türkiye'nin kendi öz kimliğiyle birlikte AB içinde hazmedilmesi gerektiğidir. Son olarak kimlik ve kültür tartışmalarının, AB'de bitmiş bir süreç olmadığına ve halen inşa edildiğine dair bir olgudan bahsedilme edildiğinden bahsedilmektedir. Bu sonuçlara göre "iletişim" faktörünün önemi vurgulanarak üyelik sürecinde Türkiye'nin Avrupa halklarıyla iyi bir iletişime geçmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler : Türkiye, Kimlik, Ötekilik, Avrupalılaşma

Avrupalı kimliğiAvrupalılaşmaKimlik+4
Mehmet Hemşinlioğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel kimlik olgusu ve hemşehri dernekleri:İzmir örneği

Özellikle Sanayi Devrimi ile başlayan dönem ile birlikte toplumsal dönüşüm süreçlerinde artan dinamizm ve bu dinamizmin kendisini gösterdiği mekânlar olarak kentler toplumsal süreçlerin yönünü belirleyen merkezler haline gelmiştir. Kent kimliği, toplumların dünü ile bugünü arasındaki bağı oluşturan temel yapılardan birisi olarak her dönem ve çağda önemini korumuştur. Nüfus hareketliliğinin artması ile birlikte yaşanan dönüşümlerde kentlerin kimliklerini ne kadar koruyabildikleri, sürdürülebilirliğini ne kadar sağlayabildikleri günümüzde üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.Bu çalışmada kent kimliği konusu, temel bileşeni olan kentlilik ve bu bağlamda hemşehri dernekleri özelinde, yönetişim felsefesi doğrultusunda bütünleşik bir yaklaşımla ele alınmıştır. Artan göç hareketleri ile birlikte kentlerin gelen kişileri etkileyebilme düzeyleri kent kimliğinin sürdürülebilirliği açısından önemlidir. Bağlantılı olarak hemşehri derneklerinin üyeleri üzerindeki etkileri, kendisini yaşadığı kente ait hisseden ve bu kentte yaşama hak ve bilincine sahip kişiler oluşturma böylelikle kent kimliğinin sürdürülebilirliliği perspektifinden ele alınmıştır.Hemşehri dernekleri, göç hareketleri sonucunda yaşadıkları mekânı değiştiren kişilerin yeni geldikleri mekânlarda oluşturdukları örgütlü yapılardır. Geleneksel dayanışma ağları perspektifinde şekillenen hemşehri dernekleri, kentsel bütünleşme süreçlerini etkileyebilme kapasitesine sahiptir. Hemşehri derneklerini demokratik örgütlü toplum felsefesi etrafında, kentle bütünleşme süreçlerinde kolaylaştırıcı bir yapı olarak şekillenmesi ve üyelerinin kente ilişkin tutumlarını bu yönde etkilemesi gerektiği yaklaşımıyla ele alan bu çalışmada hemşehrilik ilişkisi ve bu ilişkinin ortaya çıktığı mekânlar İzmir özelinde ele alınmıştır. Bu araştırmada hemşehri dernek federasyon başkanları ile yapılan derinlemesine mülakatlar ve hemşehri dernek üyelerine yapılan anket çalışması ile söz konusu yapıların ve bu yapılar içerinde yer alan kişilerin kente ilişkin algı ve tutumları analiz edilmektedir.Anahtar kelimeler; Kent, Aidiyet, Kentlilik, Kent Kimliği, Hemşehri Dernekleri

DerneklerDernekleşme özgürlüğüHemşehri cemaatleri+6
Gamze Uzun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects