International competition
107 theses under this subject heading
Dahilde işleme rejiminin Türkiye ekonomisi ve dış ticareti üzerindeki etkilerinin analizi
Günümüz gelişmekte olan ülkeleri ihracatta yaşanan artışın ekonomik büyümeyle doğru orantılı olacağı ve ekonomik büyümede ihracat artışının önemli rol oynayacağı düşüncesinde birleşerek, içe dönük ve kapalı ekonomi politikalarını terk edip dışa dönük ticaret politikaları üretmeye çalışmışlardır. Türkiye de bu konjonktüre ayak uydurarak ithal ikameci politikayı değiştirmiş, 1980 yılından itibaren ekonomik büyümenin motorunu ihracatta görmüş ve ihracatı geliştirip sürdürülebilir hale getirmek için teşvik politikaları geliştirmeyi benimsemiştir. 1980'li yıllarda ihracat teşvikleri genelde parasal teşvikler üzerine planlanırken 1990'lı yılların ortalarında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşması'na taraf olunması ve Gümrük Birliği'ne (GB) dahil olunması, dolayısıyla da anlaşma ve entegrasyon modeli şartlarına uygun hareket etme zorunluluğu nedeniyle doğrudan parasal teşvikler uygulanabilirliğini kaybetmiştir. Bu sebeple Türkiye, ihracatı geliştirmek için yeni programlar üretmeye başlamıştır. Bu programlardan birisi de sektörlerin asıl ihtiyacı olan kaliteli ve ucuz girdiyi temin etmeye yönelik oluşturulan Dahilde İşleme Rejimi (DİR) olmuştur. DİR'in Türkiye Ekonomisi ve Dış Ticareti üzerindeki etkilerinin analizine yönelik yapılan bu çalışmada, öncelikle ihracat ve teşvik kavramlarına değinilmeye çalışılarak ihracat teşvikleri ile ilgili genel bilgiler verilecektir. Türkiye'de uygulanan ve uygulanmaya devam eden ihracat teşvik tedbirleri açıklanacaktır. Ayrıca, Dahilde İşleme Rejimi uygulaması detaylı bir şekilde açıklanmaya ve rejimin işleyişi anlatılmaya çalışılacaktır. Diğer taraftan çalışmanın asıl hedefi olan rejimin Türkiye Ekonomisi'ne ve Dış Ticareti üzerine etkileri çeşitli istatistiki veriler, grafikler, şekiller yardımıyla analiz edilmeye çalışılacaktır. Çalışmanın sonuç ve öneriler bölümünde ise rejimin Türkiye Dış Ticareti'ne ve dolayısıyla da Türkiye Ekonomisi'ne pozitif etkilerinin maksimum seviyeye çıkarılabilmesi için rejimin amacına uygun işlemesine yönelik öneriler aktarılmaya çalışılacaktır.
Rekabetten yaratıcı yıkıma pazar yoğunlaşması ve inovasyon arasındaki ilişkinin G-20 ülkelerinde test edilmesi
Çalışmanın amacı klasik iktisat öğretisi ile şekillenen ve günümüze kadar süren, piyasada rekabetin varlığı veya yokluğunun inovasyonu nasıl etkilediğine ilişkin görüşlerin aktarılması ve sonrasında da ortaya konulan görüşlerin uygunluğunun veriler kapsamında test edilmesidir. Adam Smith ve Joseph A. Schumpeter ile iki ana eksen olarak belirlenen bu görüşlerden Adam Smith'in görüşüne göre rekabet, piyasalar ve ticaret için ilke olarak iyidir, buna karşın tekel hakkı gibi imtiyazlar iyi yönetimin büyük düşmanıdır ve inovasyonu baltalamaktadır. Kapitalizmin merkezine yenilikçiyi ve girişimciyi; gerekli itici güç olarak da sürekli yenilemek, yenilenmek, değiştirmek veya daha doğru bir ifadeyle inovasyonu koyan Schumpeter ise, bu kapsamda büyük firmaya ya da pazarda hâkim olan firmaya, yoğunlaşmaya veya merkezileşmeye karşı değildir, tam tersine bu durumları inovasyon için bir gereklilik olarak görmektedir. Bu kapsamda teorik olarak verilmiş olan Smithyen ve Schumpeteryen görüşlerden hangisinin geçerli olabileceği 2009-2019 yılları arası G-20 ülkelerinin verileri yardımıyla Ar-Ge harcaması, kişi başı GSYH, ticari açıklık oranı, doğrudan yabancı yatırım oranı, Herfindahl-Hirschman endeksi ve piyasada rekabet düzeyi endeksinin patent başvuru sayısına etkisi panel veri analizi ile sınanmış, sınama sonuçlarında piyasadaki rekabet düzeyindeki artışın, Smithyen görüşlerde ifade edildiği gibi inovasyonda pozitif bir değişime (artışa) yol açtığı görülmüştür.
Soğuk savaş sonrası Karadeniz'de ABD-Rusya rekabeti: Çevrelemenin yeniden yaratılması
Soğuk Savaş'ın bitimiyle birlikte ikiye bölünmüş olan dünya yeni bir sürece girmiştir. Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı dağılmış ABD tek başına süper güç olarak kalmıştır. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ve ABD arasındaki mücadele ve ABD'nin sürekli çevreleme politikaları Soğuk Savaş sonrasında belirli bir dönüşüme uğramıştır. Bir yandan işbirliğini öngören ABD bir yandan da Sovyetlerin halefi olarak kurulan Rusya'ya yönelik "çevreleme politikası" gütmüştür. Rusya ise 1990'ların başlarında toparlanma sürecinde ABD ile işbirliğine sıcak bakmış ancak 1990'ların ortalarına doğru ABD'nin çevreleme politikasına karşılık "yakın çevre" politikasını oluşturmuş ve eski Sovyet coğrafyasını kendi çıkar alanı olarak belirlemiştir. Soğuk Savaş sonrası ABD ile Rusya arasındaki ilişkide işbirliği ve mücadele bir arada bulunmaktadır. Bu karmaşık ilişki ağı siyaset, güvenlik, ekonomi gibi alanlara yansımıştır. İki ülke terörizm, insan hakları, demokrasi, kitle imha silahlarının sınırlandırılması gibi konularda işbirliğine açıkken, enerji ve enerji güzergahlarının kontrolü konularında rekabet içerisinde olmuştur. Bu rekabetin en görünür olduğu bölgelerden biri Karadeniz'dir. ABD, NATO aracılığıyla eski Sovyet coğrafyasına yayılmaya çalıştıkça, Rusya daha sert politikalar izlemiş hatta Gürcistan ve Ukrayna krizlerinde olduğu gibi askeri seçeneği bile kullanmıştır.
Stratejik yönetim ve inovasyon ile rekabet üstünlüğü arasındaki ilişkinin incelenmesi ve örnek bir uygulama
Globalleşmenin getirdiği yüksek yenilik, işletmeleri yoğun bir rekabet ortamına sürüklemektedir. Bu nedenle, bilgi teknolojilerini en verimli şekilde kullanmak ve en iyi kaliteyi amaçlayan ürün ve hizmetlerde farklılık yaratabilen işletmeler ayakta kalabilmektedirler.İşletmelerde stratejik yönetim işletmenin genel işleyişinin yönetimi ile ilgili değil, İşletmenin hayat boyu yaşamını sürdürebilmesini sağlayacak ve ona rakiplerine göre rekabet üstünlüğü sağlayacak, İşletmeye, paydaşlara ve işletmeden faydalanan herkese yüksek getiri sağlayabilecek işlerin yönetimi ile ilgilidir. Rekabet üstünlüğünün elde edilmesi bir işin daha iyi yapılması ya da bir organizasyonun daha yüksek verimle çalıştırılması ile ilgilidir. Literatürde rekabet üstünlüğünü, "bir firmanın müşterilerine daha iyi hizmet vermesini ve bu nedenle daha çok müşteri değeri yaratması" şeklinde tanımlamıştır.İnovasyon; yeni fikirlerin, süreçlerin, ürünlerin veya hizmetlerin geliştirilmesi, kabulü ve uygulamasıdır. Diğer bir ifadeyle inovasyon; yeni fikirleri değer yaratan çıktılara dönüştürmeyi içeren bir süreçtir.İnovasyon sürekliliği olan bir faaliyettir. Bu nedenle, ortaya çıkan, geliştirilerek işler hale getirilen ve sonuçta firmaya rekabet üstünlüğü kazandıracak şekilde pazarlanan bu yeni fikirlerin ortaya çıkarılarak yeni getiriler için kullanılması gerekir. Bu çalışmanın amacı; stratejik yönetim ve inovasyon faaliyetlerinin , Rekabet üstünlüğüne etkisinin araştırılmasıdır. Literatür çalışması sonucu hazırlanan anket formları yüzyüze görüşme tekniği ve e mail ortamında küçük ve orta boy işletme olarak bilinen işletmeler üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre stratejik yönetim ve inovasyon bağımsız değişkenleri ile bağımlı değişken olan Rekabet üstünlüğü arasında pozitif yönde , anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Türkiye'de denizyolu konteyner taşımacılığının küresel rekabet gücü açısından incelenmesi
Küreselleşme ile birlikte dünyada artan pazar gereksinimi ile birlikte taşımacılık modlarına olan ihtiyaç günden güne artmıştır. Özellikle ülkemizin stratejik konumu yönünden denizyolu taşımacılığı son derece önemlidir. Konteyner taşımacılığı ve konteyner liman endüstrilerindeki yükseliş denizcilik sektöründe gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Rekabetin artışıyla da konteyner limanlarının veya terminallerinin performans analizleri sektörün geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. Araştırmada Türkiye'de denizyolu konteyner taşımacılığının küresel rekabet gücü açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla denizyolu konteyner taşımacılığının mevcut durum analizi (SWOT) yapılarak neler yapılabileceği üzerinde önerilerde bulunulmuştur. Çalışma sonucunda yapılan SWOT analizi sonucunda ülkemizin denizyolu konteyner taşımacılığındaki konumu belirlenmiştir. Sonrasında ise denizyolu konteyner taşımacılığına yönelik stratejik ve politik önerilerde bulunulmuştur.
Enerji kaynakları kullanımı açısından Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası ve Doğu Akdeniz'deki küresel rekabet
Son yıllarda Doğu Akdeniz bölgesinde keşfedilmiş hidrokarbon rezervleri, bölgedeki ülkeler arasında ekonomi politik açıdan bir mücadeleyi de beraberinde getirmiştir. Bölgedeki kıyıdaş devletler, izledikleri politikalar ile enerji-politik çerçevesinde yeni stratejiler ortaya koyarak bölgedeki nüfuz alanını arttırmak istemektedirler. Bu çerçevede bölgede keşfedilen enerji kaynaklarında da görüldüğü gibi keşiflerin gerçekleştiği bölge ülkelerinin, bölgenin ve küresel güçlerin bölgeye ilişkin ekonomi-politik yapılarını değiştirmektedir. Doğu Akdeniz bölgesinde meydana gelen hidrokarbon rezerv keşiflerinin bölge ülkelerine, bölgesel ve küresel dinamiklere yaptığı ekonomik, politik, hukuki ve diplomatik etkileri inceleyerek, gerçekleştireceği potansiyel değişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunmaktadır. Çalışmada ekonomi-politik eksen bakışı ile Münhasır Ekonomik Bölge antlaşmaları incelenerek bölgedeki siyasi dinamiklere ne tür etkide bulunduğu ortaya konulacaktır. Gerçekleşen keşiflerin bölgesel ve küresel alanda diplomatik ilişkileri üzerinde ne gibi etkisinin olacağı ve Türkiye'nin bu değişimlerdeki potansiyel konumu değerlendirilecektir. Doğu Akdeniz hidrokarbon keşiflerinin gelişimine ilişkin engeller ile keşiflerin gelişimi halinde ortaya çıkacak ekonomik, politik, hukuki ve diplomatik imkânlar ile potansiyel bloklaşma ve işbirlikleri ortaya konulacaktır.
Beyond competition: Hegemonic war between the USA and China in East Asia
This research examines the reason behind the unsettled conflict between the USA and China despite their normalized, profitable bilateral relations. The existing literature from liberal scholars, such as Ikenberry, tends to focus on the maintenance of liberal international order, thus argue that the USA and China are facing not more than a competition in which the liberal international order will secure the victory. Attempting to invalidate Ikenberry's thesis, this research argues that the USA and China are currently in the third phase of the hegemonic war in East Asia. In this study, Robert Gilpin's theory of hegemonic war is tested through a qualitative deductive research design, with content/discourse analysis as the selected data-gathering strategy. The process involves analysing numerous speeches from the leaders, bilateral and multilateral agreements, memorandum of understanding, press releases, as well as important meetings, conferences, and correspondences. The study finds that the USA-China rivalry matches the characteristics of Gilpin's theory of hegemonic war when examined under the three important frameworks: political, economic, and ideological competition. In political competition, the duality exists over the creation of the US-led or China-led regionalism. In economic competition, the United States' trade protectionism policy is vis-a-vis China's Belt and Road Initiative. Moreover, in the ideological sphere, China's Five Principles of Peaceful Co-existence is currently challenging the existence of liberal values. With these findings, this thesis accomplishes two things. First, it strengthens offensive realists' arguments concerning the topic. Second, it fills the gap of the study by providing a comprehensive study about the precise process of the hegemonic war.
Türkiye seramik kaplama malzemeleri sektörünün rekabet gücü
Çalışma, seramik kaplama malzemeleri sektörünün rekabet gücünün İktisat yazınında son yıllarda sıklıkla kullanılan Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi, Net İhracat Endeksi, İhracat Piyasa Endeksi ve Göreli İhracat Endeksi ile analizini yapmayı amaçlamaktadır. Dünya seramik kaplama malzemeleri ihracatında ilk on sırayı alan ülkelerle bir karşılaştırma yapılmış ve bu ülkeler karşısında Türkiye'nin rekabet gücü değerlendirilmiştir.Çalışmada, seramik sektörünün lokomotifi konumunda olan seramik kaplama malzemeleri sektörü ele alınmış ve daha çok makale, kurum raporları ve sektör derneklerinin süreli yayınları ile web sitelerinden faydalanılmıştır. Sektörle ilgili ayrıntılı istatistiki bilgilerin olmaması veya güç ulaşılabilmesi çalışmada karşılaşılan en büyük zorluk olmuştur. Ancak sektör derneklerinin yayınları ve web siteleri bu zorluğu aşmakta en büyük yardımcı olmuştur.Türkiye açısından yarattığı katma değer ile önem arzeden sektörün rekabet gücü, son yıllarda yaşanan global krizle birlikte sıkıntılar yaşanmasına rağmen diğer ülkelerle karşılaştırıldığında yüksektir. Şahsi görüşümüze göre, yaşanılan sıkıntıları avantaja dönüştürme konusunda fırsatlar yakalamak zor değildir ve sektörde yapılacak bir takım iyileştirmeler ile rekabet gücü önümüzdeki yıllarda daha da artabilecektir. Atılacak en önemli adım, markalaşma ve Türk imajını tüm dünyaya kabul ettirebilmek olacaktır.Anahtar Kelimeler: Rekabet gücü, Açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük, seramik, seramik kaplama malzemeleri sektörü, karo
Türkiye ve Şanghay işbirliği örgütü üyeleri'nin küresel rekabet yapısı: Karşılaştırmalı analiz
Çalışmada, Türkiye ve Şanghay İşbirliği Örgütü Üyeleri'nin 2000 ile 2016 yılları arasında, Balassa Endeksi, Vollrath Endeksi (Nispi İhracat Avantajı, Nispi İthalat Avantajı, Nispi Ticaret Avantajı, Açıklanmış Rekabet Gücü), Net Ticaret Endeksi, İhracat-İthalat Oranı Endeksi, İhracat Benzerlik Endeksi kullanılarak rekabet güçlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. SITC Rev. 3, 2 haneli ürün grubu analizi yapılarak elde edilen endeks değerleri ile ülkelerin hangi ürün gruplarında hangi ölçüde rekabet gücünün bulunduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan endeks değerleri birbirleriyle paralellik göstermiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Rusya ve Kazakistan'ın petrol ve petrol ürünleri, doğal gaz, ham gübre ve madenler, Kırgızistan'ın parasal olmayan altın, Çin'in el çantası, giyim eşyası, büro ve otomatik makineler, Türkiye ve Pakistan'ın tekstil, giyim eşyası, Hindistan'ın ise et ve et ürünleri, deniz ürünleri ve tekstil ürün gruplarında yüksek seviyede rekabet gücüne sahip olduğu göze çarpmaktadır. Çalışmada gerek Şanghay ülkelerinin gerekse Türkiye'nin faktör yoğunluğu bazında rekabet gücü analizleri söz konusu ülkelerin ağırlıklı olarak emek ve hammadde yoğun ürünlerde üstünlüklerinin olduğunu göstermektedir. Çin'in belli başlı inovatif ürün ihracat üstünlüğü dışında Şanghay ülkeleri ve Türkiye'nin katma değeri yüksek ürünlerin ihracatında rekabet gücü bulunmamaktadır. Son yıllarda küresel bazda giderek önemi artan Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'de de Avrupa Birliği'ne alternatif olarak sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu bağlamda, çalışmada hem ürün hem de faktör yoğunluğu bazında rekabet gücü analizleri sonucunda Türkiye için sözü edilen örgütün Avrupa Birliği'ne alternatif olamayacağı, sadece Avrupa Birliği'nin tamamlayıcısı olabileceği söylenebilir.
Küresel rekabet ile ekonomik özgürlük arasındaki ilişkinin lojistik regresyon yöntemiyle analizi
Küresellik, ülkelerin bilgi ve teknolojileri kullanarak karşılıklı iletişim halinde ticari faaliyetlerini gerçekleştirebilmesini, ham madde ve ara mal değişimleri yapabilmesini, dünya ülkelerinde verilen yasal kararların tüm ülkelerde birbiriyle uyumlu hâle getirilmesini, sınırların yabancı kişilere açık olması sonucu yabancı kişilerin yeni pazarlara girmesinin sağlanmasını, ülkelerin mal ve hizmet üretimini ucuz işçi maliyetlerinin olduğu ülkelerde yaparak tasarruf etme isteği, ihracat-ithalat kısıtlamalarının ve gümrük tarifelerinin kaldırılmasını ifade etmektedir. Ülkelerin küreselleşmesi beraberinde küresel rekabete yol açmış ve ülkelerde faaliyet gösteren işletmeler ucuz ve kaliteli mal ve hizmet üretmek konusunda adeta birbirleriyle yarış içerisine girmiştir. Ülkelerde faaliyet gösteren firmaların rekabet edebilme gücü ancak özgürlüklerin getirdiği faydalar doğrultusunda olacağı aşikârdır. Özgürlük, bireylerin ekonomik aktivitelerini yasal çerçeveler doğrultusunda özgürce gerçekleştirebilmesini ifade etmektedir. Ekonomik özgürlüklerin varlığı ülke ekonomisinin gelişmesini, ticaret hacminin artmasını dolayısıyla ekonomik büyümeyi beraberinde getirmektedir.Çalışmanın amacı, ülkelerin ekonomik özgürlük düzeylerinin küresel rekabet gücü üzerindeki etkisinin belirlenmesi, ülkelerin rekabet edebilmek amacıyla hangi ekonomik özgürlük bileşenlerine ağırlık vermesi gerektiği ve makroekonomik faktörlerin küresel rekabet gücü üzerindeki etkisini belirlemek oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda bağımlı değişken olan küresel rekabet edebilirlik gücü kategorik hale getirilerek ikili lojistik regresyon analizi yöntemine uygun hâle getirilmiştir.2016, 2017 ve 2018 yıllarını kapsayan çalışmada, Heritage Vakfı ve Wall Street Journal tarafından ortaklaşa hazırlanan ekonomik özgürlük endeksinin, ülkelerin uluslararası rekabet gücünü gösteren bir gösterge olmasının yanında rekabet gücünün ölçümünde önemli sayılabilecek değişkenleri de içermesi bu çalışmanın altyapısını oluşturmuştur. Ülkelerin makroekonomik göstergelerinin uluslararası rekabet düzeyi üzerinde bir etkisi olabileceği düşüncesi makroekonomik göstergelerin (gayri safi yurtiçi hasıla, reel efektif döviz kuru, tüfe ve faiz) küresel rekabet gücü düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesini gerekli kılmıştır. Analizler sonucunda bir ülke küresel rekabet gücü düzeyini artırmak istiyorsa mülkiyet hakkı, kamu bütünlüğü, ticaret özgürlüğü, yatırım özgürlüğü, parasal özgürlük, yargı etkinliği, iş ve emek özgürlüğü gibi özgürlük bileşenlerine pozitif yönde ağırlık vermesi gerekirken, kamu harcamalarını düşürmesi ve vergi yükünü hafifletmesi gerekmektedir. GSYH'deki artış, TÜFE'deki azalış ülke küresel rekabet gücü düzeyini pozitif yönde etkileyen değişkenlerken, REDK değişkeni sadece 2017 yılı için küresel rekabet edebilirlik gücü üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu, FAİZ değişkeninin ise küresel rekabet edebilirlik gücü üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Türkiye ve Güney Kore'nin katma değer bazında uluslararası rekabet ve uzmanlaşma analizi
Bu araştırmada Türkiye'nin ve Güney Kore'nin dış ticaret rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin sektörel bazda ölçülmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, söz konusu ülkelerin küresel rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin ortaya koyulabilmesi amacıyla birbirini destekleyici ürün teknoloji sınıflandırmaları olan SITC ve ISIC sınıflandırmaları kullanılmıştır. SITC sınıflandırması ile ülkelerin karşılaştırmalı avantaj ve dezavantajlarının faktör donanımı (emek, hammadde, sermaye, AR-GE) bazında ortaya koyulması amaçlanmıştır. ISIC sınıflandırması ile de ülkelerin rekabet üstünlüğüne sahip olduğu ürünlerin donanımındaki teknoloji düzeylerinin hesaplanabilmesi amaçlanmıştır. Yapılan hesaplamalar ve analizler sonucunda ise ülkelerin hangi endüstrilerde ve ürün gruplarında daha fazla katma değer yaratmış olduğu ve hangilerinde daha yüksek rekabet gücüne sahip olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Güney Kore'ye ait çalışmada gerek birbirinden farklı fakat birbirini destekleyici endeksler kullanılarak, iki ülkenin mikro bazda (sekteröl) rekabet yapısının ve uzmanlaşma düzeyinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu perspektifte, araştırmada ülkelerin sektörel rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin ölçülebilmesi amacıyla Lafay, Michaely, Ticaret Dengesine Katkıyı Ölçen Açıklanmış RCA katsayısı ve Ticaret Tamamalayıcılık endeksleri kullanılmıştır. SITC sınıflandırması kapsamında yapılan analizler, Türkiye'nin ağırlıklı olarak emek ve sermaye yoğun ürün gruplarının ihracatında rekabet avantajına sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin ihracat rekabet gücü özellikle emek yoğun ürün grupları ekseninde gerçekleşmektedir. Türkiye'nin rekabet avantajına sahip olduğu emek yoğun ürünlerde yüksek bir katma değerden söz edilemez. Daha yüksek kâr marjına sahip ancak daha fazla AR-GE yatırımı isteyen ürün ya da ürün gruplarında ise Türkiye'nin küresel çapta rekabet düzeyinin yüksek olmadığı ortaya çıkmaktadır. Güney Kore ise ağırlıklı olarak rekabet gücü nispeten daha yüksek AR-GE bazlı ve sermaye yoğun ürünlerin ihracatında uzmanlaşmış ve rekabet avantajı sağlamıştır. Ayrıca, Güney Kore'nin katma değeri yüksek ürün gruplarındaki küresel rekabet gücü yıllar itibariyle yükselmektedir. ISIC sınıflandırması kapsamında yapılan analizler de SITC analizlerini destekler niteliktedir. Keza Türkiye düşük ve düşük orta ürün gruplarının ihracatında uzmanlaşmıştır. Güney Kore ise görece daha yüksek inovasyon ve AR-GE düzeyini içeren teknoloji gruplarında uzmanlaşmıştır. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde, Türkiye ve Güney Kore'nin ihracatındaki katma değer donanımındaki farklılıklar belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Güney Kore, Türkiye'ye göre nispeten daha yüksek katma değerli ürünleri barındıran endüstrilerde uzmanlaşmış ve rekabet gücü elde etmiştir. Dolayısıyla Güney Kore, Türkiye'ye göre daha yüksek teknolojili bir üretim ve ihracat donanımına sahiptir.
Ekonomik kalkınma, küresel rekabet ve teknolojik inovasyon ilişkisinin panel veri ile incelenmesi; G-20 ülkeleri örneği
İktisadi kalkınma olgusunun ölçülmesinde ülkelerin; ekonomik, demografik, sosyal, kültürel ve siyasal yapılarında meydana gelen farklılıkların bulunması bu kavramın tek bir ölçütle belirlenmesine engel olmaktadır. Bu konu hakkında insani gelişme raporunda da bahsedildiği üzere kalkınmanın amaçları ve araçları arasında temel bir ayrımın yapılması zorunlu olmaktadır. Kalkınma ekolü gelişme ekonomisi olarak da adlandırılmakta ve ekonomide sayısal değerlerin ifade edildiği 'ekonomik büyüme' ve sosyal değerlerin de yer aldığı 'insani gelişme' olmak üzere iki ayrı çerçevede incelenmektedir. Günümüzde teknolojik alanda meydana gelen gelişmeler; ekonomik büyümenin tetikleyici, insani gelişiminde itici gücü olmaktadır. Küresel piyasalarda ülkeler elde ettikleri bu güç doğrultusunda orta ve uzun vadede üstünlük elde etme ve rekabetçi yapılarını da koruma arzusu içindedirler. Ekonomide kalkınma kavramı, inovasyon kavramı ve rekabet gücü kavramları arasında domino etkisi söz konusudur. Şöyle ki inovatif bir ülkede yaşanan gelişmeler rekabet gücünü arttırmakta, rekabet gücü ve inovasyon içeren ülkelerde kalkınmışlık seviyesine yaklaşmaktadır. Kalkınma gelişmekte olan ülkeler için önemli bir süreçtir. Bu süreç içerisindeki ekonomik hamlelerin doğru atılması, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülke seviyesine yükselmesinde ve toplumsal refah elde etmesinde büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada gelişmekte olan G-20 ülkelerinde rekabet ve inovasyon değişkenlerinin ekonomik kalkınma ilişkisinin panel veri analizi kullanılarak araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda verisine ulaşılabilinen 13 G-20 ülkesi 1997-2018 dönemleri arasında incelenmiştir. Çalışmada panel veri analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre; ekonomik kalkınma ile rekabet ve inovasyon değişkenlerinin uzun dönende ilişkili oldukları ve bu değişkenler arasında pozitif nedensel ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İnovasyonun küresel rekabet gücü üzerindeki etkisinin karşılaştırmalı analizi: Yenilikçi perspektif altında AB ülkeleri üzerine bir uygulama
İktisat araştırmacılarının ve politika yapıcıların yaygın olarak sahip olduğu fikir, ülkelerin inovasyon kapasitesine ve yeteneğine sahip olması, bu ülkelerin rekabet gücü elde etmelerinde ve ekonomik olarak büyümelerinde önemli bir faktör olduğu yönündedir. Çünkü inovasyonların geliştirilme ve yayılma hızı bağlamında ülkeler ve bölgeler arasında ki farklılıklar ve süreçte ortaya çıkan diğer sorunlar, inovasyon politikalarının önemini daha çok vurgulamaktadır. Politika yapıcıların etkili inovasyon politikalar tasarlayabilmesi için, ülkelerin rekabet gücünü ve dolayısıyla onu etkileyen faktörlerin ve ortamların ne olduğunu anlamaya çalışan araştırmalara ihtiyacı vardır. Bu çalışmanın amacı, uygun teorik çerçeve içinden ve yenilikçi bir perspektif altında katkı sağlayacak bir model oluşturmaktır. Araştırma, ülkelerin rekabet gücü üzerinde temel inovasyon faktörlerinin etkili olup olmadığını ya da etkili olan faktörlerin hangileri olduğunu teorik çerçevede belirlerken ve söz konusu belirleyicilerin gelişmiş ülkeler kategorisinde yer alan ve fakat kendi içinde bölgesel farklılıklar bulunan Avrupa Birliği ülkeleri arasında bir fark yaratıp yaratmadığını ve böylece sürece benzer veya farklı etkilerde bulunup bulunmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, 2000-2019 dönemi ve AB28 ülkeleri için panel veri analizi yapılmıştır. Driscoll-Kraay dirençli tahmincisi ile tahmin edilen modellerin bulgularına göre, AB15 ve AB13 ülke grupları için inovasyonun küresel rekabet gücü üzerindeki etkisi sadece beşeri sermaye ve patent sayıları değişkenleri için pozitif ve anlamlı bulunmuştur. İnovasyonu temsil eden diğer araştırma harcamaları ve araştırmacı sayısı değişkenleri ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Her iki ülke grubunu karşılaştırdığımızda, AB13 grubuna ait ülkelerin beşeri sermayesini ve patent sayılarını daha fazla artırmaları, küresel rekabet gücünü AB15 ülkelerine göre daha fazla artıracağı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de zeytinyağı sektörü'nün uluslararası rekabet gücü analizi
Bu çalışma, Türkiye Zeytinyağı sektörünün uluslararası rekabet gücünün analiz edilmesi amacıyla yapılmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın küreselleşme bağlamında dünya tarım ve gıda sektörünün genel görünümü açıklanmıştır. İkinci bölümde, zeytinyağı sektörü detaylı analize konu edilmiştir. Üçüncü bölümde ise rekabet kavramı, rekabet gücü tanımları yapıldıktan sonra zeytinyağı sektörünün uluslararası rekabet gücü detaylı analiz edilmek üzere araştırma kapsamında ele alınan endeksler ile açıklanmaya çalışılmıştır. Zeytinyağı ihracat yoğunluğumuza göre belirlenen hedef pazarlarda, rakip ülkeler tespit edilmiş ve bu ülkeler karşısında Türkiye'nin rekabet avantajı hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda sonuç bölümünde zeytinyağı sektörünün geleceğine yönelik politika tedbirleri önerilmiştir.
Türkiye'nin dünya pazarında pamuk ve pamuklu dokuma sektörü açısından rekabet gücünün analizi
Pamuk ve pamuk ürünlerinin uluslararası ticarete yoğun olarak konu olması, bu ürünlerde Türkiye'nin uluslararası rekabet düzeyini belirlemeyi gerekli kılmaktadır. Bundan dolayı bu çalışmada pamuk ve pamuklu dokuma sektöründe Türkiye'nin dünya pazarındaki rekabet gücünün seçilmiş alt gruplar itibariyle belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Türkiye ile birlikte rakip ülkelerin Nispi İhracat Avantajı, Nispi İthalat Avantajı, Nispi Ticaret Avantajı, Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler, İhracatta Uzmanlaşma endeksi ile İthalat Avantajı Oranı ve Uluslararası Rekabete Maruz Kalma Oranı hesaplanmıştır. Bu endeksler sonucunda Türkiye'nin 5201 kodlu pamuk ürünü dışında alt gruplar itibariyle nispi ticaret avantajına sahip olduğu ama karşılaştırmalı üstünlüğün ise orta ya da zayıf olduğu görülmüştür. Sabit pazar payı analizi sonuçları da Türkiye'nin 18 yıllık dönemde talebi artan pamuk ürünlerine yoğunlaşmadığını göstermektedir. Dünya pazarındaki payının değişiminde en etkili olan faktör pazar hacmi etkisidir. Türkiye 2000'li yılların başında yakaladığı rekabet avantajını 2013-2017 döneminde kaybetmeye başlamıştır. Türkiye'nin dünya piyasasında rekabet avantajını tekrar yakalayabilmesi için pamuğun üretiminden, işlenmesi ve konfeksiyona dönüştürülmesine kadar her aşamasını kapsayan çok boyutlu ve bütüncül politikalarla yönlendirilmesi gerekmektedir.
Ev tekstili sektörünün rekabet gücü analizi: Denizli örneği
Türkiye ve dünya ekonomisinde ayakta kalabilmenin en önemli koşullarından biri rekabet edebilmektir. Ev tekstili işletmelerinin sayılarının yıllar içinde artması ve artan iç ve dış rekabetçi baskılar, işletmeleri sektörde başarılı olmak için ilgili stratejileri geliştirmeye ve uygulamaya sürüklemiştir. Ev tekstili sektörü Türk tekstil ve hazır giyim sektöründe önemi ve ağırlığı gittikçe artan alt sektörlerimizden birisi konumundadır. Bu sektörün kümelendiği ve ağırlık gösterdiği ana üretim bölgesi ise Denizli ilidir. Bu araştırmanın amacı; Denizli'deki ev tekstili sektörünün Türk ekonomisindeki yeri ve önemi ile bağlantılı olarak rekabet gücünü ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya koymaktır. Tez çalışmasının ana amacı olan rekabet gücü analizi çalışmasına katkı sağlamak amacıyla aynı zamanda Denizli ev tekstili sektörünün envanter çalışması da yapılmıştır. Denizli ev tekstili sektörü rekabet gücü analizi Denizli Sanayi Odasına kayıtlı on büyük ev tekstili üreticisi işletmesinin üst düzey yöneticilerine yönelik geliştirilen anket çalışmasıyla yapılmıştır. Anket sonuçları Porter'ın elmas modeli kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde işletmelere ve kamuya düşen görevler ve öneriler sunulmuştur. Envanter çalışması ise kayıtlı ev tekstili konfeksiyon üreticilerine uygulanarak yapılmıştır. Envanter verileri SPSS 18.0 programı vasıtasıyla frekans, yüzde dağılımları ve ortalamalarına göre incelenerek değerlendirilmiş ve böylece ev tekstili sektörünün Denizli'deki mevcut durumu saptanmıştır.
Türkiye'de iklimlendirme sektörünün dış ticaret ve uluslararası rekabet gücü bağlamında değerlendirilmesi
İklimlendirme sektörü küresel ekonominin önemli bir parçasıdır. Dünyada küresel ısınmanın etkileri, iklim değişikliği ve enerji kaynaklarının gitgide tükenmekte oluşu gibi sebeplerden dolayı ülkeler daha çevreci ve daha verimli ürünlere gereksinim duymuşlardır. Bu bağlamda gerek dünyada gerekse ülkemizde iklimlendirme sektörünün önemi giderek artmaktadır. İklimlendirme sektörü, çok fazla sayıda ürün ve hizmet çeşitliliğine sahiptir. Bu çalışmanın amacı, 2001-2021 dönemler için Türk iklimlendirme sektörünün ve alt ürün grubunun (ısıtma, soğutma, klima, havalandırma, tesisat, yalıtım) uluslararası rekabet gücünün araştırılmasıdır. İklimlendirme sektörünün alt ürün grubuna yönelik 24 ürünün rekabet gücü analiz edilmiştir. Bu kapsamda çalışmada Balassa'ın Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi (RCA), Vollrath'ın Endeksleri (RXA, RMP, RTA, RC), Açıklanmış Simetrik Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi (RSCA), Ticaret Dengesi Endeksi (TBI) ve Ürün Haritalama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma literatürde ilk kez Türk iklimlendirme sektörünün ve alt ürün grubunun rekabet gücünü Ürün Haritalaması Yöntemi ile irdelemektedir. Çalışmanın bulgularına göre, Türkiye'nin iklimlendirme sektöründe rekabet gücüne sahip olduğu ortaya çıkarılmıştır. Sektörün alt ürün grubu bağlamında bulguları ise ülkemizin 11 üründe rekabet gücüne sahip olduğu, 3 üründe rekabet gücünün sınırda olduğu ve 10 üründe rekabet gücüne sahip olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İklimlendirme Sektörü, Uluslararası Rekabet gücü, Ürün haritalama
Demand fulfillment with time and budget limits
Globalization and sustained growth of international trade have increased competition in most of the markets. Today, virtually all major firms have a significant and growing presence in business outside their country of origin. Transfers between subsidiaries of the same company account for most of the trade between industrialized countries. Many companies recognize the opportunities for selling their products in several new markets through a number of sales channels. The main focus for an enterprise is to stabilize the demand, price, cost and risk fluctuations for their certain business areas and to feed constantly their sales channels and to take the right position in changing market conditions. Better logistics, removal of trade barriers, opportunities in the emerging markets, improved communications in businesses and among consumers are the main factors behind scenes of this new world approach. Due to increasing competition, companies are working with very low-profit margins. To increase profits, sustain their operations and compete, companies are aiming to reduce operational costs such as production, transportation, setup and inventory holding costs. For brand owners and manufacturers, solving the response management need in their demand management and fulfillment operations represents the largest opportunity to increase customer satisfaction, enhance margins and attain more predictable revenue in the entire value chain. The main objective of this study is to develop a decision support system for supply chain network that will reduce operational costs, increase customer service levels, and increase the sensitivity of the planning department to rapidly changing conditions where profit margins are low. A planning system consisting of integrated models such as integrated and daily capacity planning and it is solved by a mixture of optimization methods and heuristic methods. The planning system is implemented in the ICRON Supply Chain Optimization System. With this study enhanced customer service level, improved responsiveness, improved due dates are observed.
Türkiye lojistik sektörünün uluslararası alanda gelişim trendinin incelenmesi ve sorunlarına yönelik çözüm önerileri
Bu çalışma, Türkiye lojistik sektörünün durumunun incelenmesi, başlıca sorunlarının belirlenmesi ve bu sorunların çözülmesine yönelik çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, çeşitli konu başlıklarında sektörel gelişim trendi, ülke ekonomisinde sektörün yeri ve başlıca sorunlar ayrıntılı bir biçimde açıklanmış ve lojistik sektörünün genel anlamda ülke kalkınmasına olan önemi vurgulanmıştır. Bu bilgiler ışığında gelişmiş ülkeler ile karşılaştırmalarda bulunulmuş ve ortaya çıkan farklılıklar ve daha önce belirtilen başlıca sorunlar üzerinden sektörel gelişme adına öneriler sunulmuştur.
Çevresel sürdürülebilirlik, lojistik performans ve kurumsal yönetişim arasındaki ilişki ve küresel rekabet gücüne etkileri
Ülkelerin lojistik performanslarının yüksek olması, ekonomik büyüme ve uluslararası rekabet edilebilirliği için önemli bir fırsat iken, bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin büyük bir kısmının enerjiye bağlı olması çevreye ve insan sağlığına ciddi zararlar verilebilmektedir. Bu çalışmada çevresel sürdürülebilirlik, lojistik performans, kurumsal yönetişim ve küresel rekabet edilebilirlik arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Literatürde bu ilişkileri ölçmeye yönelik olarak, uluslararası kuruluşlar tarafından hesaplanan endeksler temel alınmıştır. Çalışmada Çevresel Performans Endeksi (EPI), Lojistik Performans Endeksi (LPE), Kurumsal Yönetişim Göstergeleri (WGI) ve Küresel Rekabet Gücü Endeksi (GCI) endekslerini içeren modellerin testi için 112 ülkenin 2014, 2016 ve 2018 yıllarına ait verileri ile araştırılmıştır. Analize dayalı bulgular makro perspektifte ve ülkelerin gelişmişlik grupları düzeyinde değerlendirilmiştir. Analizlerin sonucunda, ülkelerin çevresel sürdürülebilirliğinin lojistik performansı ile anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca, kurumsal yönetişimin lojistik performans ve küresel rekabet gücü üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ve kurumsal yönetişimin; çevresel performans, lojistik performans ile küresel rekabet gücü arasındaki ilişkiye aracılık ettiği görülmüştür.
İmalat sanayi sektöründe Türkiye'nin AB'ye ihracatının teknoloji yoğunluğuna göre analizi: Panel veri yöntemi
Dünya ekonomisinde yaşanan hızlı değişim, uluslararası düzeyde yaşanan rekabeti daha yoğun hissedilir hale getirmiştir. Bu durum, sektörlerin ve ülkelerin hem rekabet güçlerini analiz etmelerine hem de uluslararası pazarda başarılı olmak için daha fazla yeni strateji geliştirme çabalarına girişmelerine yol açmıştır. Bu çalışmanın ana amacı, ülkelerin rekabet gücünü etkileyen faktörlerin belirlenmesi, bu faktörlerin etki düzeylerinin tespit edilmesi ve rekabetin etkilerini ülke lehine artırmak için etkin bir rekabet politikasının gerekliliklerinin ortaya konmasıdır. Bu tez çalışmasında bu kapsamda, Türkiye'nin sektörel ihracat payını etkileyen faktörlere ve imalat sanayinin alt sektörlerinin ihracat rekabet yapısına odaklanılmış; sektörlerin rekabet gücü göstergelerine dayalı bir sektörel pazar payı analizi yapılmıştır. Bu amaçla Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü düzeyi, Türkiye'nin en önemli dış ticaret ortağı olan ve ticaretinin önemli bir oranını kapsayan Avrupa Birliği (AB) pazarındaki payı üzerinden sektörel düzeyde ortaya konmuştur. Türkiye'nin imalat sanayi sektörü mevcut uluslararası teknoloji sınıflandırmasına bağlı olarak gruplandırılmış ve her gruptaki sektörlerin ihracat performanslarının belirleyicileri 2007Q1-2021Q4 dönemi için üç model üzerinden panel veri analizi kullanılarak tespit edilmiştir. 23 alt sektörün pazar paylarının bağımlı değişken olarak belirlendiği bu üç modelde pazar payının önemli belirleyicileri olarak maliyet-verimlilik, arz ve karşı ülkenin talebi gruplandırılarak çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, sektörel rekabet gücü belirleyicilerinin sektörler arasında farklılık gösterdiğini ve ayrıca sektörlerin özellikle düşük teknoloji grubunun rekabet gücünün fiyat rekabetçiliğine dayandığını, bu sebeple fiyat-maliyet avantajının korunmasının önemli olduğunu ima etmektedir.
Turizm rekabet gücünü belirleyen faktörlerin analizi: Akdeniz ülkeleri örneği
Geçmişten günümüze ülkeler çeşitli alanlarda birbirleriyle rekabet etmektedir. Turizm ve turizm endüstrisi bu alanlardan biridir. Turizm gelirlerini artırmak, rekabet avantajını sağlamak ve sürdürmek için farklı dönemlerde çeşitli stratejiler geliştirilmiştir. Özellikle 21. yüzyılda ülkeler için önemli bir gelir kaynağı olan turizm, son dönemde gelişmekte olan ülkeler için de bir istihdam kaynağı haline gelmiştir. Bu özelliklerinden dolayı turizm, bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmak ve refahı artırmak için bir araç haline gelmiştir. Dolayısıyla hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin turizmde rekabet etmesi önemli hale gelmiştir. Literatüre göre rekabet edebilirliği etkileyen faktörlerin çok çeşitli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, faktörlerin önceliklendirilmesi konusundaki tartışmalar, karar vericiler ve politika yapıcılar arasında halen devam etmektedir. Dünya turizm gelirlerinden ciddi bir pay alan Akdeniz Ülkelerini odağına alan bu çalışmada, 2007-2021 yılları arasında turizm rekabet gücünü belirleyen faktörler 2020-2023 yılları arasında toplanan veriler ile PLS ve çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın evrenini çalışma döneminde verileri sağlıklı yayımlanan 66 ülke oluşturmaktadır. Çalışma örneklemi ise Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan Mısır, Arnavutluk, Cezayir, Hırvatistan, Kıbrıs, Karadağ, Fas, Malta, Tunus, Slovenya ve İsrail ve Türkiye olmak üzere toplam 16 Akdeniz Ülkesi'nden oluşmaktadır. Literatüre katkı açısından değerlendirildiğinde pandemi sonrası turzmde yaşanan değişimleri içeren çalışmalardan farklı olarak bu çalışma rekabet gücü kavramını her iki dönem için irdelemektedir. Pandemi öncesi ve sonrasında turizmde yaşanan dramatik değişime rağmen her iki dönemde de önemini koruyan bağımsız değişkenlerin olduğu gözlemlenmiştir. Bu değişkenler hukuk, ekonomi, eğitim gibi genel konular ile havayolu, vize düzenlemeleri gibi turizm özelindeki konuları içermektedir. Bu durum rekabet gücünün çok boyutlu yapısına işaret etmektedir. Politika yapıcılara ve karar vericilerin kriz dönemimde dahil belirlenen bu faktörlere önem vermesinin destinasyon rekabet gücüne olumlu etki edeceği söylenebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Rekabet, Strateji, Turizm.
Yeni ekonomide teknolojik gelişmelerin uluslararası rekabet gücüne etkisi: Türkiye'de e-ticaret SWOT analizi
Günümüzde gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerden bahsedebilmek için ülkelerin ekonomik, sosyal anlamda belli bir gelişme seviyesine gelmiş olmaları gerekmektedir. İçinde bulunulan bilgi çağında, gelişen teknolojik gelişmelerin sosyal ve ekonomik alanda hızlı gelişim ve değişmeleri beraberinde getirmesi, teknolojiye dayalı altyapının önemini yansıtmaktadır. Bu gelişmelere dayanarak ülkelerin ve işletmelerin, rekabet gücünü elde etmesinde teknolojik gelişmelerin etkisinin çok önemli olduğu görülmektedir. E-ticaretin gelişmediği zamanlarda bilgiye ulaşmak zor olmasına karşın, son yıllarda teknolojik faktörlerin ve seçeneklerin artmasıyla ulaşmak kolay hale gelmiştir. Bilgiyi kullanabilen ve yeni bilgiler üretebilen toplumlar teknolojide, ekonomik olarak refah seviyesine gelerek gelişmiş toplum kümesine girmeyi başarmışlardır. Teknolojik gelişmelerin ve bilginin hızlı bir şekilde yayılması, uluslararası alanda rekabetin küresel düzeye ulaşmasını sağlamaktadır. Ulusal ve uluslararası alanda pazarlama ve işletme yapısının gelişmesinde ve rekabet gücü elde etmesinde teknolojinin etkili olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı; teknolojik gelişmelerin rekabet gücüne etkisini göstermek, e-ticaret hacminin toplam ticaret içerisindeki payının hızla arttığını vurgulamak ve bu bağlamda e-ticaretin Türkiye ekonomisi üzerine etkilerini incelemektir. Türkiye'de e-ticaret sektörü için SWOT analizi yapılmış, güçlü ve zayıf yönleri ortaya çıkarılmış, fırsat ve tehditler belirlenmiştir. Türkiye'de e-ticaretin güçlü yönlerini incelediğimizde, bilgi ve iletişim teknolojilerine önem veren ve e-ticarete ilk giriş yapan işletmelerin büyük pazar paylarına sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca, Türkiye gibi pazar veya fiyat hacmi büyük olan ülkelerde, tüketiciye fiyat karşılaştırılması imkanının verilmesi, e-ticareti daha cazip hale getirerek e-ticaretin daha çok kullanılmasını sağlamıştır. Türkiye'de e-ticaret sektörünün zayıf yönlerinde ise, e-ticaret sitesinden ürün sipariş edildikten sonra kargonun müşteriye teslim edilme süresi ve kargonun maliyeti göze çarpmıştır. Bir diğer zayıf yön ise Türkiye'nin internet altyapısıdır. Daha iyi ve hızlı e-ticaret hizmeti için internet altyapısının geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca Türkiye'de e-ticaretin gelişmesi ve uluslararası rekabet gücü kazanması için e-ihracat uygulamalarına yönelik düzenlemelerin ve devlet desteklerinin yapılması önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma sonucunda Türkiye'de işletmelerin rekabet üstünlüğü sağlamaları için e-ticaretin gerekli olduğu ve internet altyapısının gelişimi ile Türkiye'nin rekabet gücünü arttırarak Küresel Rekabetçilik Endeksi 4.0'da daha yüksek sıralara geleceği kanaatine varılmıştır.
Türkiye otomotiv sektörü ve küresel rekabet gücünün analizi
Sanayileşmeyle birlikte üretiminde hız kazanan otomotiv, günümüzün en popüler sektörleri arasında yer almaktadır. Buna neden olarak da; başta birçok sektörle olan sürükleyici-lokomotif ilişkisi, teknolojik gelişimi desteklemesi, ana ve yan sanayide yarattığı istihdam ile ekonomiye en büyük katma değer sağlayan sektörler arasında olması gösterilmektedir. Bununla beraber; artan küreselleşme, bilgi ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün daha fazla önem kazanması gibi nedenler de otomotivi birçok sektöre göre bir adım daha öne çıkartmıştır. Bu tez çalışmasında, Türkiye otomotiv sektörünün rekabet gücü incelenmiş ve küresel rekabette sektörün önde gelen üreticileri değerlendirilmiştir. Ülkelerin rekabet gücünün incelenmesi, sektörel politikaların hazırlanması sürecinde büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, otomotivin tüm sanayileşmiş ülkelerde ekonomiyi yönlendirici etkiye sahip olması da ülkeler tarafından yakından takip edilen sektörler arasında olmasına neden olmuştur. Çalışmada, sektörün önemi birçok açıdan vurgulanırken, rekabet güçlerini etkileyen faktörlerin belirtilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu analizin yapılması; ülkelerin gelişmişliklerinin arttırılması bakımından oldukça faydalı olmaktadır. Üreticiler; gelişmiş ülkeler ve ekonomik birlikler ile gelişmekte olan ülkeler olarak ayrı başlıklar altında ele alınmış, ülke örnekleri seçilerek sektörel değerlendirmeler yapılmıştır. Ülkelerin rekabet güçleri tespit edilirken; tarihsel gelişim, mevcut durum ve sektörel rekabette söz konusu ülkenin gelişimini etkileyen faktörler, alt başlıklar halinde incelenmiş, ülkelerin sektördeki rekabet güçlerinin hesaplanmasında Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi(RCA) kullanılmıştır. Bununla beraber gelecekte adından oldukça söz ettirecek olan Endüstri 4.0 kavramının sektörle olan ilişkisi açıklanmış, önerilerde bulunulmuştur.