Civil servants
96 theses under this subject heading
Memurların sendikal bağlılığı: Tekirdağ Türk Büro-Sen örneği
Tarih sahnesine ilk çıktığı günden itibaren olayları algılama, muhakeme etme ve değiştirebilme yeteneği insanoğlunu diğer canlılardan farklı kılmıştır. Doğadan elde ettiği materyali işleyerek yahut amaçları doğrultusunda işleyip dönüştürerek yapmış olduğu faaliyetlerin bütününe ise üretim denir. Küçük topluluklardan günümüz modern yaşantısına uzanan bu uzun süreç üretimin başlaması ve yıllar içerisinde gelişmesine dayanmaktadır. Sendikalar günümüz anlamında sanayi inkılabının yaklaşık yüz yıl sonrasında ortaya çıkmış olup; ortaya çıktıkları ilk dönemlerde ücret ve çalışma şartlarının düzenlenmesi yolunda çalışmalarda bulunurken süreç içerisinde toplumun geniş bir kesimini etkileyen toplumsal konularda da görüş ve kanaatlerine başvurulan kurumlar durumuna gelmişlerdir. Bu çalışmada Sendikacılığın doğuşu ve tarihsel gelişimi sürecinde işçilerin ve memurların sendikaya bağlılık ve sadakatini etkileyen faktörleri ve buna bağlı olarak Türk Büro-Sen: Tekirdağ ili örneği ile büro kolunda görev yapmakta olan devlet memurlarının sendikaya ve işyerine duyulan bağlılıkları ve sadakatlerinin demografik özelliklere göre değişip değişmediği konusunda bir saha çalışmasının sonuçları üzerinde durulacaktır.
Sicill-i Ahvâl Defterlerine göre Osmanlı bürokrasisinde görev yapan İşkodralı devlet memurları
Osmanlı Devleti kurumlarında görev yapan ve bürokrasinin temel unsurları olan memurların vazifeleri sırasında haklarında; adları, baba adları, doğum yerleri, gördükleri eğitim, lisan, çalıştıkları kurumlar, aldıkları maaş, nakil, becâyiş, tahvil, terfi, aldıkları ödül ve ceza durumları gibi bilgilerin tutulduğu defterlere Sicill-i Ahvâl denilmektedir. 1879 yılında II. Abdülhamid dönemiyle birlikte sayıları 35.000'e yaklaşan bu memurların tertibini sağlamak ve kayıt altına almak amacıyla Sicill-i Ahvâl Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonca tutulan kayıtlar, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivinde bulunmakta ve 201 defterden oluşmaktadır. Bu değerli arşiv belgelerinde 1879-1909 yılları arasında uygulanan, memur ve ekonomi politikaları ile devlet mekanizmasının işleyiş tarzını aydınlatan bilgiler mevcuttur. 51.652 memur hakkında tutulan Sicill-i Ahvâl Defterlerinde İşkodra doğumlu devlet memurlarına ait 241 kayıt bulunmuş ve bunların transkripsiyonu yapılarak, bu memurların Osmanlı bürokrasinde bulundukları yer, eğitim, ekonomik durumları ile sosyal statüleri hakkındaki bilgiler bu belgelere dayanılarak aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Devlet kurumunda çalışan memurların benliksaygıları ile iletişim becerileri düzeylerininincelenmesi
Toplumda bireylerin düzenli ve mutlu bir yaşam sürdürebilmesi sağlıklı bir kişilik gelişimiyle mümkündür. Birçok araştırma göre; kişilerarası etkili iletişim kurabilen, benlik saygısı ve empati yeteneği yüksek kişilerle düzenli ve sağlıklı bir toplum oluşturulabilir. Bundan dolayı; toplumda yaşayan insanların davranışları ve kullandıkları beceriler; toplum içerisinde pozitif yönde ilişkiler kurmasında kısacası sağlıklı bir birey olarak toplumda yer almasında etkilidir. Bu araştırmada, bir devlet kurumunda çalışan memurların benlik saygıları ile iletişim becerileri düzeylerinin arasında ilişki incelenmiştir. Çalışmada; benlik saygısı ve iletişim becerileri düzeylerinin bazı bağımsız değişkenler (cinsiyet, doğum yeri, yaş, mesleki kıdem, öğrenim durumu, medeni durum, kardeş durumu, kaçıncı çocuk oluşu, aylık gelir, anne ve babanın öğrenim durumu) açısından da ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'nin çeşitli kurumlarda hizmet veren 158 (75 erkek; 83 kadın) devlet memuru oluşturmaktadır. Araştırmamızda; Ersanlı ve Balcı tarafınadan (1998) geliştirilen "İletişim Becerileri Derecelendirme Ölçeği", Rosenberg tarafından geliştirilen (1965) "Benlik Saygısı Ölçeği" ve katılımcı hakkında bilgi almak için 12 soruluk "Demografik Kişi Formu" kullanılmıştır. Veri analizleri için SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler non parametrik testler kullanılmıştır. Analizlerde Mann-Whithney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. i Araştırmanın bulgularına bakıldığında, benlik saygısı ile iletişim becerileri arasında (p>0.05) anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Diğer taraftan; erkeklerin iletişim becerileri ölçeğinin alt boyutu olan davranışsal iletişim becerileri açısından kadınların puanlarına oranla (p>0.05) daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, bireylerin gelir düzeylerine göre gruplar arasında zihinsel iletişim becerileri, duygusal iletişim becerileri ve iletişim becerileri (toplam skor) ölçekleri puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Fakat, bireylerin iletişim becerileri ve benlik saygıları; yaş, medeni durumları, mesleki kıdem süreleri, eğitim düzeyleri, kaç kardeş oldukları, kaçıncı çocuk oldukları, anne ve babalarının eğitim düzeyleri bakımından anlamlı bir farklılık görülememiştir.
حقوق وواجبات الموظف العام في نطاق الوظيفة العامة دراسة مقارنة بين القانون الوضعي العراقي وبين الفقه الإسلامي
In the light of the development witnessed by the state function, which has become involved in all aspects of economic and social life, so that no longer as in the past only interested in the performance of services citizens, but became a public servant a very important role in the conduct of the state and the implementation of its policy, Social and economic goals, and is charged with ensuring the performance of basic services for citizens. In this sense, the public official is the secretary entrusted to the public interest and representative of the will and prestige of the state and guardians of good regularity and work in them. He is responsible for doing his best to perform the service for which he has performed the best performance. If he violates his job duties or departs from its provisions, What he has done is a violation of administrative behavior that requires punishment and discipline. This study, entitled "The rights and obligations of the public employee in the field of public service - a comparative study between the law of positivism and Islamic law", began to define the general function and the public employee in the law of the job in general in Iraqi law. The scholars of Islamic jurisprudence, then the statement of the meaning of the term of the function of Islamic scholars. The study dealt with the rights of the employee in the Iraqi law compared to other laws and Islamic law. These rights consist of the financial and administrative rights established by Islamic law and proven by the provisions of the law. He then addressed the ethical duties that are related to the principle of good faith, Professional and experience gained by the employee, and then the need to treat the state in good legal and legal terms. The study dealt with the rights of the employee in the Iraqi law compared to other laws and Islamic law. These rights consist of the financial and administrative rights established by Islamic law and proven by the provisions of the law. He then addressed the ethical duties that are related to the principle of good faith, Professional and experience gained by the employee, and then the need to treat the state in good legal and legal terms. The importance of this study lies in the fact that it carries an important subject in itself and its nature. The public servant is considered one of the most important tools of the state - both the old and the modern state - the state can exercise its powers only by its employees who provide services to its citizens. The study will attempt to define the concept of the public servant in Islamic law and comparative civil service laws, guided by what the jurisprudents wrote and established the rulings of the administrative judiciary. The study is also important in that it seeks to clarify what is stated in the Shariah The Islamic year on employee rights and duties, and the decision of the positive law in this regard, adding new dimensions in rooting and forensic analysis of the formal subject of rights and duties of public servant, standing on the aspects of convergence and divergence in this area. Despite the importance of the subject of the study, however, the information about it was scattered among the different sources of study, which was not dealt with in detail, and dealt with the subject in specific aspects and in general, in the context of exposure to explain the Civil Service Law, or within the studies that dealt with the public office, The study of the concept of public servant from the point of view of Islamic law is an opportunity to highlight the principles and teachings of the comprehensive Lord of all transactions and human relations, and all the above gives way to the study. I have tried to reach some of the main objectives through this research, including but not limited to: a statement of the concept of the public employee, his definition, the conditions of assuming public office in Islamic law and positive law, including the Civil Service Law and the laws relating to the public office in Iraq and other countries One of these aims is to clarify the rules that define the rights and obligations of the public employee in the sources of Islamic law, as well as the rules and principles of positive law, including the laws relating to public service. The following approaches have been adopted in this research: The analytical descriptive approach, through reference to the sources of Islamic law and the scientific and jurisprudential references of books, studies, researches, periodicals and scientific seminars, whether in Arabic or in foreign languages related to the subject of the thesis The comparative study is also considered an attempt to provide a comparative analytical study by reading the provisions and rules that define the rights and duties of the civil servant in comparison with the Iraqi Civil Service Law and the Iraqi State Employee Discipline Law. Situation in France and Egypt. This message has been divided into an introduction, a preface and two chapters, as follows: Introduction: I mentioned the importance of the subject and the reasons for its optional and objectives and the methodology of the study and content and structure of the study, and gave thanks and appreciation to all those who helped me to complete this message, headed by my supervisor who worked with me until the letter reached its final form. I spoke about the definition of the employee and the job in the French, Egyptian and Iraqi laws, as I mentioned in the Islamic Sharia. Chapter 1: The rights and duties of the public servant in Islamic law, where Islam came in full approach to human life in various fields, and the provisions of the provisions of human happiness, and included the provisions of Islamic jurisprudence in many ways, including the provisions of the function, which is based on the principle of equal opportunities and equal rights To all employees without distinction, and the State guarantees the means of control in the application of this principle; therefore, it needed to indicate, and then the definition of the word job and synonyms of what they are called in the old age, and divided this chapter into two sections: The first topic clarifies the rights of the public employee in Islamic law. The second topic: I spoke about the duties of the public employee in Islamic law. - Chapter II: I devoted to talk about the rights and duties of the public employee in Iraqi legislation, and required this chapter to divide it into two sections: The first topic is the rights of the public employee in the Iraqi legislation. It talked about the financial rights. These rights include salary, financial allocations such as allocations of scientific certificates, full-time allocations, employment allowances, graphics, remote cities and other allocations. It is also the financial rights that the research referred to the employee's right to promotion allowances, promotions and vacations of all kinds, and other rights that the research explained in detail. The second topic: I talked about the duties of the public employee in the Iraqi legislation, including: the performance of the employee entrusted to the work honestly and a sense of responsibility entrusted to him. Including: Limiting the official working hours and not to absent from work except with acceptable excuse or obtaining prior permission. One of these duties is also the allocation of all official working hours, and not being preoccupied with things that are not related to his work. One of these duties - also - respect the employee for his superiors and the commitment of literature and fitness when addressing them, and the implementation of their orders. Including - also - the treatment of subordinates Hassani, and respect for citizens and facilitate the completion of their transactions and other duties that have been discussed to clarify the full and detailed. Then I followed the research with a conclusion in which I mentioned the most important conclusions that I reached during my study of the subject, and I spoke about the most important recommendations and proposals recommended by the research. A list of the most important sources and references, and the sources of research varied between legal and legal sources, and arranged these sources alphabetical order.
Sicill-i Ahval kayıtlarına göre İzmir doğumlu gayrimüslim memurlar
Osmanlı Devleti, sınırları üç kıtaya ulaşmış, dönemindeki emsallerinden çok farklı bir devletti. Gerek kurulduğu coğrafyanın büyüklüğü ve kıymeti, gerekse değişen zaman şartları nedeniyle her daim yeniliklere açık olması gerekmekteydi. Bu nedenledir ki Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren devletin teşkilatlanmasını kolaylaştırmak amacıyla birçok kurum ve kuruluş oluşturmuş, zaman içerisinde bu kuruluşlar değişen şartlara uygun olarak yenilenmiştir. Özellikle de Osmanlı Devleti III. Selim ve II. Mahmud döneminden itibaren köklü idari reformlar için çalışmalar yapılmış, Tanzimat Dönemi sonrasında ise, bürokraside Batı tarzında düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Memur sayısında yaşanan artış da düzenlemelerin arasında yer almıştır. Osmanlı Devleti'nin en uzun yüzyılı olarak nitelenen XIX. yüzyılda yapılan reformlardan biri de memurlarla ilgili düzenlemelerdir. Devlet idaresinde kurumsallaşmanın artışı, bürokrasinin uzmanlaştığı ve daha fazla merkeziyetçi bir görünüm kazandığı bu dönemde memur istihdamı konusunda birtakım köklü değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler Osmanlı Devleti'nde yer alan gayrimüslim unsurları da kapsamaktaydı. XIX. yüzyılla beraber gayrimüslimlere verilen yeni haklar ile devlet içerisinde daha etkin olmalarına imkân tanınmıştır. Osmanlı Devleti teşkilatında görev alan memurlara ait resmi belgelerin kaydedildiği defterlerin tescili işlemine Sicill-i Ahval, meydana gelen defterlere de Sicill-i Umumî adı verilmiştir. Sicill-i Ahval adını verdiğimiz defterlerde memurların, memurlukları süresince özel ve memuriyetleriyle ilgili durumları bulunmaktaydı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde 1873-1909 tarihleri arasında 201 defter tutulmuştur. Defterlerde memurların ismi, mahlası veya künyesi, babası memur ise rütbesi, bilinen bir kişi ise sülalesinin adı, göreve başlayış tarihi, tahsil durumu, liyakat ve ehliyet derecesi, azil, tayin ve muhakemeleri, gayrimüslim ise milliyeti kaydedilmiştir. Bu çalışmada Sicill-i Ahval kayıtlarından yararlanarak İzmir doğumlu gayrimüslim memurların; doğum tarihi, baba adı, milliyeti değerlendirilerek aileleri ve sülale adlarıyla ilgili bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra okudukları okullar, bu okullarda aldıkları dersler, yabancı dil durumları, memuriyete başladıkları tarih, maaşları, unvanları ve memuriyet sırasında ceza alıp almadıklarına dair bilgiler de verilerek İzmir doğumlu 68 gayrimüslim memur tanıtılmaya çalışılmıştır.
Osmanlı Devleti'nde ad hoc diplomasiden sürekli diplomasiye geçiş: Mısır meselesi (1831-1841)
Tezimizde Osmanlı Devleti'nin uluslararası nitelikte bir iç sorunu olan Mısır meselesinin diplomatik yollardan çözümünde sürekli diplomasiye geçiş sürecinin etkileri incelenmiştir. Sürekli diplomasiye geçişte sivil bürokrasinin ortaya çıkışı ve Mısır meselesinin diplomasiyle çözümünde mülkiye memurlarının en etkili iç çevre faktör olmaları, örgütlenme yapısındaki dönüşümle birlikte değerlendirilmiştir. Osmanlı Devleti'nde ad hoc ve sürekli diplomasi gelişim süreci, idari teşkilat yapısındaki değişim ve yenilikler ile karşılıklı etkileşimi içerisinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda kalemiye kültürünün gelişmesinin sürekli diplomasiye geçiş sürecine etkisi araştırılmıştır. Tercüme odasının kurulması, sürekli diplomasiye geçiş ve Hariciye Nezareti'nin kurulması gibi süreçlerle şekillenen mülkiye memur sınıfının Mısır meselesi çözüm sürecindeki etkinliği; düvel-i muazzamanın bu konudaki yaklaşımlarının analiz edilmesi ve mülkiye memurlarının güç dengesi temelinde geliştirdikleri müzakere dinamiklerinin bu yaklaşımlara uygunluğu açısından değerlendirilmiştir. İngiltere'nin 1833 Hünkar İskelesi Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti lehine politika değişikliğiyle; Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığının korunması eğiliminde Boğazlar temelli güç dengesi diplomasisi, ham madde ve pazar ihtiyacı için yapısal yeniliklerle istikrar ve düzenin sağlanması eğiliminde ticari ilişkiler diplomasisi arasında stratejik uyum gözetmesi konusu mülkiye memurlarının Mısır meselesinin çözümüne yönelik tezleriyle uyumu yönünden incelenmiştir. Bütün bu süreçler kronolojik düzen içerisinde, kalemiyenin örgütlenme düzeyi, sürekli diplomasiye geçiş etkenleri, sivil bürokrasinin mülkiye memurları statüsü dönüşümü ve güç dengesi açısından değerlendirilmiştir.
Sicill-i Ahval Defterlerine göre Silifkeli devlet adamları
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Dönemi ile birlikte batı dünyası daha yakın bir şekilde takip edilmeye başlamış ve batı tarzı yenilikler hız kazanmıştır. Osmanlı Devleti'nde yapılan yenilikler sonucunda bürokrasi de önem kazanmış bununla birlikte yeni memur alımları artmıştır. Osmanlı Devleti'nde daha önceki yıllarda memurlarla ilgili merkezi idare tarafından bir kayıt sistemi bulunmamaktaydı. II. Abdülhamid dönemiyle birlikte devlette merkezileşme çalışmaları hız kazanmıştır. II. Abdülhamid döneminde devlet memurları ile ilgili bilgilerin kayıt altına alınması, düzenin sağlanması ve memurların takiplerinin yapılabilmesi ihtiyaçları sonucunda Sicill-i Ahval Komisyonu adı verilen bir birim kuruldu. Bu komisyonun görevi memurların kayıtlarının tutulacağı Sicill-i Ahval defterlerinin hazırlanması olmuştur. Sicill-i Ahval defterleri, Osmamlı Devleti'nde devlet memurları ile ilgili bilgilerin yazıldığı defterlerdir. Devlet memurları ile ilgili; doğum yerleri, doğum tarihleri, baba adı, eğitim aldığı yerler, bildiği diller, hangi milletten olduğu, görevine başlama yaşı, görev aldığı yerler, görev süreci içinde aldığı maaşlar, görevinden dolayı aldığı ödül ve cezalar gibi birçok konu hakkında Sicill-i Ahval defterlerinde bilgiler bulunmaktadır. Sicill-i Ahval defterleri yazıldığı dönemin izlerini barındırması açısından günümüzde yapılan tarih araştırmalarına ışık tutmaktadır. Yapılan tez çalışmamızın konusunu Sicill-i Ahval defterlerinde kayıtlı bulunan Silifkeli devlet adamları oluşturmuştur. Silifkeli devlet adamlarının ayrıntılı bilgileri ele alınmıştır. Silifke tarihi ve idari yapısı, tarihi süreç içinde nüfus özellikleri hakkında araştırma da yapılmıştır. Ayrıca Bürokrasi kavramı ve Osmanlı Devleti'nde bürokrasi ile ilgili bilgilere de ulaşmak mümkündür.
Geç Osmanlı Erken Cumhuriyet döneminde memur ve memur örgütlenmeleri
Türkiye'de memurların ve memur örgütlenmelerinin tarihi, Osmanlı Devleti'ne kadar dayanmaktadır. Osmanlı Devleti'nde ise 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren "modern memur" un doğduğu görülmektedir. Memurların maaşa bağlanması ile modern memurluğun doğuşu, memur örgütlenmelerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırmıştır. Tezde, 1838 yılından 1938 yılına kadar memur ve memur örgütlenmelerinin gelişimi incelenmiştir. Devletle olan sıkı ilişkisinden dolayı, memurların işçi ve diğer çalışan kümeleri gibi kendi çıkarlarına dönük bir örgütlenme içine girmedikleri varsayılmaktadır. Büyük toplumsal dönüşümlerin gerçekleştiği dönemlerde, memurların bu koşullardan muaf kalması ise bir soru işaretidir. Tezin temel iddiası da memurların kendi çıkarlarına dönük örgütlenmelerinin devlet tarafından hızla kuşatıldığıdır. Devlet, mevzuat başta olmak üzere pek çok araç ile söz konusu müdahaleyi yapabilecek güçtedir. Yine tezde, memur ve memur örgütlenmeleri kamu yönetimi disiplininin bir parçası olarak ele alınmaktadır. Memurların kamu yönetiminin önemli unsurlarından biri olması bu ilişkiyi güçlendirmektedir. Diğer yandan ise memur örgütlenmeleri ile sendika, kooperatif, birlik, sandık vb. pek çok farklı yapıya işaret edilmektedir. Tez kapsamında Cumhurbaşkanlığı Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri başta olmak üzere, birçok kurum arşiv ve kütüphanesi ile anılardan yararlanılmıştır. Söz konusu kaynaklar, aktarılmakla yetinilmemiştir. 1838-1938 yılları arasındaki 100 yıllık dönem, yenileşme (modernleşme), kodifikasyon (yasalaştırma), eylemlilik (harekete geçme) ve rasyonelleştirme kavramları ile sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Dönem içinde yaşanan ekonomik, toplumsal ve yönetsel gelişmeler de sınıflandırma içinde yer bulmuştur.
Tapu müdürlüklerinde çalışan sokak düzeyi bürokratlarının örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisi: İzmir ili alan araştırması
Bu tezin amacı sokak düzeyi bürokratlarının karakteristik özelliği olan "vatandaşla yüz yüze temas hâlinde olma" ve "takdir yetkisini kullanma" niteliklerine tipik bir örnek olan tapu memurlarının örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda nicel bir araştırma tasarlanarak araştırmanın modeli ve hipotezleri test edilmiştir. Soru formu, İzmir ilindeki 11 Tapu Müdürlüğünde çalışan memurlara elden dağıtıarak 170 gönüllü katılımcıdan veri toplanmıştır. Veriler SPSS 20.0 programıyla analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, tapu memurlarının etkileşimsel adalet algılamalarının yüksek; işlemsel adalet algılamalarının orta ve dağıtım adaleti algılamalarının düşük düzeyde olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca katılımcıların örgütsel bağlılık düzeylerinin de düşük olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizleri tapu memurlarının özellikle dağıtım adaletine ilişkin algılamalarının örgütsel bağlılığın üç boyutunu da pozitif yönde ve anlamlı düzeyde etkilediğini; işlemsel adalet algılamalarının ise sadece duygusal ve normatif bağlılığı etkilediği göstermektedir. Bu sonuçlara dayanarak, kamu yöneticilerinin, tapu memurlarının adalet algısını etkileyen faktörleri dikkatli şekilde tespit ederek gerekli iyileştirmeleri yaptırmaları; böylece kurumlarına olan bağlılıklarını artırmaları önerilebilir. Bu tür girişimlerin hem sokak düzeyi bürokratlarının hem de kamu kurumlarının verimliliğini ve performansını artırmada yaşamsal önemi bulunmaktadır. Tapu memurları özelinde örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık ilişkisini incelemesi açısından özgün olduğu düşünülen bu çalışmanın kamu yönetimi literatürüne katkı sağlaması beklenmektedir. Çalışma aynı zamanda tapu dairelerindeki memurları Türkiye örneğinde tipik sokak bürokratları olarak odaklaması bakımından da benzersizdir. Tezin sonunda geliştirilen önerilerle örgütsel adalet ile örgütsel bağlılık ilişkisini kamusal bir perspektiften sunarak kamu yöneticilerine yol gösterici olması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sokak Düzeyi Bürokratları, Tapu Memurları, Örgütsel Adalet, Örgütsel Bağlılık.
Entrepreneurial officers: Examining the commercial enterprises of The Algerian, Turkish, and Indonesian armed forces
The role of the armed forces within any given polity has been maintained by a sovereign state for the explicit purpose of the application of violence. The Cold War and decolonization provided new opportunities for militaries to step out of their security jurisdiction and undertake roles that would nominally be reserved for civilian administrators. In the mid to late twentieth century the militaries of many developing societies adopted a materialist-economic character, institutionalizing their presence in the corporate economy. Conflating national security with the military's interests, military generals sought to create intricate networks of pension funds, army foundations, and military-aligned businesses whose aims were to serve, protect, and perpetuate the interests of service officers. This study explores the disparate experiences and issues surrounding the corporate activities of the militaries of Algeria, Turkey, and Indonesia, tracing their evolution as anti-colonial, independence forces to their roles as significant stakeholders in their national economies. Building on the "corporate-materialist" claim, this thesis will seek to argue that the Algerian, Turkish, and Indonesian armed forces initially engaged in economic activities as a military necessity to guarantee a steady supply of war matériel but then soon morphed into economic surrogates to institutionalize their privileges, bolster their economic portfolios, and insulate their corporate interests from unstable domestic politics and sclerotic international conditions.
Devlet memurlarının naklen atanmasında idarenin takdir yetkisi
YÜKSEK LİSANS TEZ OZÜ DEVLET MEMURLARININ NAKLEN ATANMASINDA İDARENİN TAKDİR YETKİSİ Mustafa AVCI Kamu Hukuku Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2002 Danışman: Prof. Dr. Turan YILDIRIM Tez üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar, İdarenin Takdir Yetkisi, Devlet Memurlarının Naklen Atanması ve Nakil İşleminin Unsurları Bakımından Takdir Yetkisinin Kullanılmasıdır. Bazı konularda hukukun, uygun çözüm şeklini seçme hususunda idareye takdir yetkisi verildiğinden söz edilebilir. Bu alanlardan bir tanesi de Devlet memurlarının naklen atanmasını düzenleyen Devlet Memurları Kanununun ilgili maddeleridir. Nakil, kısaca memurların bir yerden başka bir yerdeki göreve atanması anlamında kullanılmaktadır. Bu atamayı kapsayan nakil işlemlerinde söz konusu olan hususların belirtilmesi ve nakil işlemlerinde gözönünde bulundurulması gereken durumlar ile bu işlemleri yaparken idarenin takdir yetkisini ne şekilde ve hangi özellikleri gözönünde tutarak kullanacağının belirtilmesine çalışılmıştır. İdari işlemlerin unsurları bakımından nakil işlemlerinin de hangi unsurlarında takdir yetkisinin var olabileceği konusu incelenmiştir. Özellikle naklen atama işlemlerinde takdir yetkisinin kullanılmasına ilişkin durumlarda nelere dikkat edilmesi konusunda Danıştay'ın görüşlerini belirttiği Danıştay kararlarına yer verilmiştir. Bunların dışında uygulamada karşılaşılan ve tartışma konusu olan nakil işlemlerinin siyasi amaçlı olup olmamasının değerlendirilmesi, nakil işlemlerinin devlet ve memurlar bakımından maliyeti gibi konulara yer verilmiştir.
Kapalı ceza infaz kurumu memurlarının genel sağlık durumuna ilişkin parametrelerin incelenmesi
Bu çalışma ile cezaevinde çalışan memurların kas iskelet sistemi problemlerini, fiziksel aktivite düzeyini, yorgunluk şiddetini, uyku kalitesini, depresyon düzeyini, yaşam kalitesini ve bu parametreler arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlandı. Çalışmaya Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda çalışmakta olan 141 gönüllü dâhil edildi. Katılımcıların kas iskelet sistemi problemleri Cornell Kas İskelet Rahatsızlıkları Anketi ile fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile yorgunluk düzeyleri Yorgunluk Şiddeti Ölçeği ile uyku kaliteleri Görsel Analog Skalası ile depresyon düzeyleri Beck Depresyon Envanteri ile yaşam kaliteleri ise Nottingham Sağlık Profili ile değerlendirildi. Verilerin analizinde SPSS 23.0 programı kullanıldı. Cezaevi çalışanlarının %22.4'ü inaktif, % 46.1'i minimal aktif ve % 31.6'sı aktifti. %61'i patolojik yorgun, %39'u patolojik yorgun değildi. %46.8'inin depresyonu yokken, %53.2'sinin hafif, orta ve şiddetli düzeyde depresyonu mevcuttu. Kadınların yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve meslekte geçirmiş oldukları toplam yıl sayısı erkeklerden daha düşük, boyun, sırt ve her iki ekstremite problemleri ise daha yüksekti (p<0.05). Sigara içenlerin içmeyenlere göre depresyon düzeyleri ve kas iskelet sistemi problemleri daha yüksek, uyku kalitesi ve yaşam kalitesi ise daha düşüktü (p<0.05). Kas iskelet sistemi problemleri ile depresyon düzeyleri arasında da pozitif yönlü ilişki vardı (r=0.317, p=0.00). Cezaevi personelleri mesleğin getirmiş olduğu stres ve yorucu çalışma şeklinden dolayı, kas iskelet sistemleri, fiziksel aktivite düzeyi, yorgunluk ve uyku kalitesi, depresyon ve yaşam kalitesi düzeyi açısından risk altındadırlar. Koruyucu fizyoterapi yaklaşımları ile bu riskler en aza indirilebilir.
Devlet Memurları Kanunu kapsamında kamu görevliliğine giriş
Kamu görevliliğine giriş, kamu hizmetlerinde çalışmak isteyen herkesi ilgilendiren bir konudur. Kamu görevliliğine alınma bir haktır. Anayasanın 128.maddesinin 2.fıkrası, kamu görevliliğine alınacakların niteliklerine ve atanmalarına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiğini belirterek bu hakkı güvence altına almıştır. Ancak, uygulamada Anayasanın 128.maddesinin 2.fıkrasının anlaşılmaması sorunlara neden olmaktadır.Uygulamada soruna neden olan bir başka konu, kamu görevliliğinin kapsam ve sınırlarının belirsizliğidir. Bu duruma, Türk personel rejimindeki düzenlemelerin yetersiz kalması neden olmaktadır. Doktrinde kamu görevliliğinin kapsam ve sınırları konusunda bir görüş birliği olmadığı gibi, Anayasa Mahkemesi içtihatları da konuyu sistemli bir şekilde açıklama yoluna gitmemiştir. Kamu görevliliğinin ve Anayasanın 128.maddesinin sistematik bir şekilde açıklanması, kamu görevliliğine girişteki sorunların giderilmesi için gereklidir.Devlet Memurları Kanununa göre, kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür. Geçici personel ve işçiler, Anayasanın 128.maddesi anlamında ve idare hukuku esaslarına göre kamu görevlisi sayılamaz. Sözleşmeli personelin Anayasanın 128.maddesi kapsamında ?diğer kamu görevlisi? sayılıp sayılmayacağı ise tartışmalı olmakla birlikte ağırlıklı görüş bu personeli kamu görevlisi olarak kabul etmektedir.Bu çalışmada, Devlet Memurları Kanunu kapsamında kamu görevliliğine girişe ilişkin düzenlemeler incelenerek sorun oluşturduğu düşünülen konulara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken çalışma üç bölüm halinde ele alınmıştır. İlk bölümde kamu hizmeti, kamu görevlisi gibi temel kavramlar ile kamu görevliliğine girişte Anayasal ilkeler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Devlet Memurları Kanunundaki istihdam şekillerine ilişkin düzenlemeye uygun olarak Devlet memurluğuna giriş ve son bölümde de sözleşmeli personel incelenmiştir.
Sicill-i ahval defterlerinde kayıtlı Kengırı (Çankırı) doğumlu devlet memurları (1879-1909)
Osmanlı Devleti altı asırdan fazla hüküm sürmüş, bu süreçte güçlü bir ordunun yanında etkili ve büyük bir bürokrasi sistemi de oluşturmuştur. Fakat değişen dünya dengeleri karşısında ihtiyaçlara cevap veremeyen klasik Osmanlı bürokratik yapısı ve memur sisteminde 19. yüzyıldan itibaren köklü reformlara gidilmiştir. Yeni oluşturulan modern memurluk sisteminde memurların mesleki gelişim ve değişim süreçleri II. Abdülhamid dönemi ile birlikte sicill-i ahvâl defterlerine kaydedilmiş ve bir merkezde toplanmıştır. Bu kayıtlarından yararlanmak isteyen tarih araştırmacılarına bilgi kaynağı oluşturmak amacı ile yapılan bu çalışmanın konusunu, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan sicill-i ahvâl defterlerinde kayıtlı Kengırı (Çankırı) doğumlu devlet memurları oluşturmaktadır. Kengırı merkez kazası ile merkeze bağlı Koçhisar ve Tuht nâhiyelerinde dünyaya gelen 138 memurun sicill-i ahval kayıtları ile sınırlandırılan çalışma üç bölüm hâlinde hazırlanmıştır. Birinci bölümde arşiv vesikalarından da yararlanarak Kengırı isminin kökeni, tarihi, idari, coğrafi, ekonomik ve sosyal yapısı ele alınmıştır, Tanzimat Dönemi'nde yaşanan Batı etkisi ve Osmanlı Devleti'nin merkezîleşme çabaları ve bu kapsamda gerçekleşen merkez bürokrasisi ile taşra bürokrasisinde yaşanan değişimler irdelenmiş, değişimler sonucunda ortaya çıkan yeni memur sistemi ve sicill-i ahvâl defterlerinin oluşturulma amacı, gelişimi ve özellikleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, sicil kayıtları kaynak alınarak memurların adları, unvanları, doğum tarihleri, baba adları ve baba meslekleri, eğitim gördükleri okullar, bildikleri yabancı diller, memuriyete başlama yaşları ve tarihleri, çalıştıkları kurumlar, yaptıkları vazifeler, vazifelerinde aldıkları en yüksek maaşlar; memurluk hayatlarında aldıkları nişanlar, madalyalar, rütbeler ve cezalar tablo hâline getirilmiş ve detaylı analizleri yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan sicill-i ahvâl defterlerinde kayıtlı Kengırı (Çankırı) doğumlu 138 memurun sicil kayıtları transkript edilmiştir.
Sicill-i Ahval defterlerine göre Bursalı memurlar
Osmanlı Devleti'nde memurların sicil kayıtlarının tutulduğu Sicill-i Ahval defterlerinin II. Abdülhamid dönemi bürokrasisi açısından önemli bir yeri vardır. Sicill-i Ahval defterleri 1879'da Dâhiliye Nezâretine bağlı olarak kurulmuştur. Bu komisyon lağvedilince Me'murîn-i Mülkiye Komisyonunun çalışmaları 1879-1909 yıllarını kapsamıştır. Sicill-i Ahval defterleri yakın dönem Osmanlı biyografi yazımında kullanılan önemli kaynaklardır. Osmanlı Devleti'nde Bursa başkentlik yapan şehirlerden biridir. Tez çalışmasında Osmanlı Devleti'nin son dönemindebürokrasinin nasıl olduğu hakkında bilgi sahibi olmamız sağlanmıştır. Tezin içeriği hakkında bilgiler verilmiştir. Tez çalışmamda önceden yapılan bu gibi tezlerden farklı yönleri belirtilmiştir. Bursa içinde bulunan müslüman ve gayrimüslim memurlar yerel tarih araştırmaları açısından önemli bilgiler sunmaktadır. Tez çalışmasında müslüman memurların yanı sıra incelenen gayrimüslim memurlar kendi içerisinde Ermeni, Rum, Latin memurlar olarak belirtilmiştir. Çalışma içinde Bursa'nın bazı ilçelerinden birkaç memur örneği verilmiştir. Sicill-i Ahval kayıtları incelendiğinde dönem içinde isimler, baba adları, sülaleleri, okuduğu okullar, öğrendiği diller, meslekler, maaş bilgileri, ödül ve cezalar, madalya ve nişanlar, vefat tarihleri gibi birçok bilgiyi görebiliriz. Sicill-i Ahval Defterlerinde fihrist defterleri alfabetik sıraya göre oluşturulduğu için çalışma içerisindede alfabetik sıra kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sicill-i Ahval, Bursa, Osmanlı Devleti, Memur
Emniyet Müdürlüğünde çalışan polis memurlarının serbest zamanlarını değerlendirmeleri açısından örgütsel vatandaşlık davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; emniyet mensuplarının serbest zamandan ne anladıkları ve serbest zaman aktivitelerini ortaya koyarak, örgütsel vatandaşlık düzeylerinin ne tür demografik özelliklerden etkilendiğini anlamak ve serbest zaman aktiviteleri ile örgütsel vatandaşlık aktiviteleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaya çalışmaktır. Araştırmaya Kütahya ilinde görev yapmakta olan emniyet mensuplarından uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bu araştırmaya 903'ü erkek 63'ü kadın olmak üzere toplam 966 katılımcı katılmıştır. Katılımcılardan veriler demografik bilgi formu, serbest zamanlarını değerlendirme alışkanlıklarının tespitini amaçlayan anket soruları ve Podsakoff vd. (1990) tarafından oluşturulan ve yirmi sorudan oluşan Örgütsel Vatandaşlık Davranışları (ÖVD) ölçeği kullanılmıştır. İstatistik testlerde ilk olarak dataların parametrik testlerin ön koşullarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (çarpıklık basıklık) değerlerine bakılarak -1.0 +1.0 aralığında yer aldığından verilerin normal dağıldığı gözlemlenmiştir. Veriler normal dağılım göstermiş ve verilere çok yönlü varyans analizi (MANOVA) testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, katılımcıların %57,10'u serbest zamanı dinlenme zamanı olarak görmektedir. Katılımcıların %38,30'unun iş dışında kendilerine kalan serbest zamanın 3-4 saat olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların %40,6'sı boş zamanlarını değerlendirirken zorluk çekmemektedir. Katılımcıların %19,8'i serbest zamanlarını aile fertleriyle geçirmek için tercih ettikleri anlaşılmaktadır. Katılımcıların %65,6'sı serbest zamanlarını evde geçirmektedir. Katılımcıların %26,3'ü serbest zaman aktivitelerinin kendilerinde dinlendirici bir etki bıraktığını ifade etmektedir. Katılımcıların %12,2'si serbest zamanlarını aile ve çocuklarına vakit ayırarak geçirmektedir. Katılımcıların serbest zamanlarına katılmama nedenlerinden ise zaman yetersizliği en etkin nedendir. Katılımcıların %42,3'u günlük fazla mesailere düzenleme getirilmesini talep etmektedir. Ayrıca katılımcıların cinsiyetleri, medeni durumları, aylık gelirleri, serbest zamana katılımda güçlük çekme durumları arasında örgütsel vatandaşlık düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık ortaya çıkmazken; EGM çalışma süreleri, serbest zamanın ne anlam ifade ettiği, serbest zaman süreleri ve boş zamanlarını nerede geçirdikleri açısından anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Emniyet müdürlüğü, örgütsel vatandaşlık, serbest zaman
Türk Hukukunda kamu görevlilerinin sendikal hakları
Kamu görevlilerinin sendikal haklarını düzenleyen 4688 sayılı kanunda 2012 senesinde yapılan değişiklikler doğrultusunda Türk hukukunda kamu görevlilerinin sendikal haklarında meydana gelen değişim ve gelişmeler incelenmiştir. Bu doğrultuda Türk hukukunda kamu görevlilerinin sendikal haklarını genel hatlarıyla ele alınmıştır.
Devlet memurlarının disiplin sorumluluğu
Devlet memurları, sahip oldukları statü sebebiyle bazı yükümlülüklere tabidir. Bu yükümlülüklerden biri olan disiplin sorumluluğu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenmiştir. Anılan kanun, disiplin cezaları bakımından kademeli bir sistem benimsemiştir. Bu kademeli sistemde disiplin cezaları, işlenen disiplin suçlarının şiddetine göre verilmektedir. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi ifası için olmazsa olmaz niteliktedir. Bu çalışmada, devlet memuru ve disiplin kavramları, disiplinin işlevleri, disiplin ve kamu hizmeti arasındaki ilişki, disiplin soruşturması, disiplin cezaları, disiplin cezalarının hukuki niteliği ve disiplin cezalarına karşı başvuru yolları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu hizmeti, disiplin, devlet memuru, disiplin soruşturması, disiplin suçu, disiplin cezası.
657 Sayılı Yasaya tabi devlet memurların emekliliği üzerine yardım sandıklarının etkisi: "İLKSAN örneği
Türkiye'de 30 milyona yakın çalışan olduğu bilinmektedir. Bu çalışan kesim; sektörel, unvan, kıdem ve kademede birçok faktörün belirlediği bir sistem kapsamında çalışma hayatında yer almaktadır. İş hayatı zaman açısından, insan ömrünün önemli bir kısmını işgal etmektedir. Bu emeğin bir karşılığı olarak aynı kazanç ve haklara sahip olma beklentisi içerisinde bir emekli hayatı düşlemektedir. Bu çalışmada iş hayatı boyunca kazanılan gelirler ve bununla birlikte özlük haklarının, emeklilik döneminde nasıl aynı şekilde devam edebileceği sorusuna cevap verebilme gayesi güdülmüştür. Bu cihetle, tabi olunan sosyal güvenlik sistemleri kapsamında ülke genelinde sayıca çoğunluğu oluşturan ücretli çalışanlar ile kamu kesimi çalışanlarının emeklilik dönemlerine geçişte hangi sisteme dâhil edildikleri mali oluşumlar içinde incelenmiştir. Bu çalışan kesimin sahip olduğu sosyal haklar yönüyle hukuki ilişkisi ele alınmıştır. Ayrıca Türkiye'de mevcut emeklilik sistemlerinin tarihi gelişimleri araştırılarak, ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Ücretli olarak veya kamu kesiminden memurların çalışma hayatında emeklilik dönemine ilişkin elde edilen sosyal hak ve yardımlar ile aynı kanunlara tabii olup; diğer özel ve tüzel kurum ve kuruluşlar bünyesinde oluşturulan vakıf sandıklarına mensup çalışanların emeklilik dönemlerine ait sosyal hak ve yardımlar karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Özellikle vakıf sandıklarının emeklilik ve diğer sosyal yardımlardaki vermiş olduğu katkının, vurgusu yapılan diğer kesim çalışanlarına uyumu için ortak bir vakıf sandığı sistemine dâhil edilmesi gerektiği önerisinde bulunulmuştur.
Yozlaşmanın ekonomik analizi ve yozlaşmanın belirleyicilerine ilişkin amprik analiz
Kamu görevlisinin, özel çıkarları için görevini kötüye kullanması olarak tanımlanan yozlaşma, tarih boyunca hemen hemen her toplumda etkisini göstermiştir. Rüşvet, adam kayırma gibi değişik eylemleri kapsayan yozlaşma, toplumlar açısından önemli bir ekonomik sorundur ve literatürde, bu sorunun belirleyicilerini saptamayı amaçlayan araştırmalar mevcuttur. Bu tez çalışmasının ilk amacı, literatürde yer alan akademik çalışmaları veri alarak, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal faktörlerin yozlaşma düzeyini hangi yönde ve büyüklükte etkilediğini incelemektir. Araştırmacılar tarafından yoğun olarak kullanılan kişi başına milli gelir, ekonomik özgürlük, insani gelişmişlik, Protestanlık ve demokrasi değişkenleri bu amaç doğrultusunda modellendirilmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı ise, yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisi daha önce incelenmemiş olan baskı gruplarının, yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisinin hangi yönde ve büyüklükte olacağını incelemektir. Bu nedenle baskı gruplarının sayısı da yürütülen analizlere dahil edilmiştir. 2000-2008 dönemi için yürütülen analizler, yıllık ve kesit veriler kullanılarak En Küçük Kareler (EKK) yöntemiyle tahminlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre insani gelişmişlik, ekonomik özgürlük ve kişi başına milli gelir ile yozlaşma düzeyi arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Buna göre, ekonomik özgürlük düzeyinin yükselmesi, kişi başına milli gelirin artması ve insani gelişmişlik yozlaşma düzeyinin azalmasına neden olmaktadır. Baskı gruplarının yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisi ise pozitiftir. 2007 ve 2008 yılları için yürütülen analiz sonuçlarına göre, baskı grupları yozlaşma düzeyi üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahiptir. Buna göre, baskı gruplarının sayısının artması yozlaşma düzeyini arttırmaktadır.
Kamu kuruluşlarında muhasebe çalışanlarının iş tatminine etki eden faktörler: Kumluca örneği
Bu çalışma; kamu kuruluşlarının muhasebe bölümlerinde görevli personelin iş tatmin düzeylerine etki eden faktörleri ortaya koymak ve elde edilen faktörler ile çalışanların iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla bir anket formu hazırlanmış ve çalışmada kullanılmıştır.Bu araştırmanın evreni ve örneklemi Kumluca ilçesindeki kamu kuruluşlarıdır. Çalışmamızda anket, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda belirtilen, Genel ve Özel Bütçeli Kurumlarda çalışan 142 muhasebe görevlisine uygulanmıştır. Anket, geri dönüş oranı %100'dür.Anket sonuçları bilgisayar ortamında SPSS.13 paket programıyla analiz edilmiştir.Yapılan araştırmada elde edilen veriler ışığında; çalışanların cinsiyetine, yaş gruplarına, medeni durumuna, eğitim durumuna ve mesleki deneyimine göre toplam iş tatmini değişmemektedir. Çalışanların unvana göre iş tatmini, mali hizmetler uzman yardımcısında daha yüksek çıkmıştır. Araştırmaya göre, muhasebe eğitimi almamış personellerin iş tatminlerinin düşük olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Muhasebe Mesleği, İş Tatmini
Sicill-i Ahval Defterlerine göre Kerküklü devlet adamları
Osmanlı devleti batının üstünlüğünü kabul ettiği 18. Yüzyıldan itibaren hemen hemen her alanda reform hareketlerinde bulunmuştur. Bu reform çalışmalarının temel sebebi devletin kötü gidişatını engellemektir. Süreçte yönetim kadrolarında da yeniliklere gidilmiş, bürokrasi eskiye göre daha modernize edilmiştir. II. Abdülhamid döneminde kadrolaşmanın da etkisiyle memur sayısı 30.000'lere kadar ulaşmıştır. II. Abdülhamid döneminde Avrupa'nın da desteğini almak için devlet kadrolarına yalnızca Müslümanlar değil aynı zamanda gayrimüslim vatandaşlarda yerleştirilmiştir. Bununla birlikte artan memur sayısını kontrol altında tutabilmek için kayıtlar tutulmaya başlanmıştır. Sicill-i Ahval Komisyonu tarafından Sicill-i Ahval Defteri'nde bu kayıtlar mevcuttur. Bu defterler günümüz biyografilerinin temelini oluşturmuştur. Bu defterlerde istihdam edilen memurların doğum yerlerini ve yıllarını, hangi milletten olduklarını, babalarının isimlerini, eğitim durumlarını, bildikleri dilleri, aldıkları maaşları, görev yerlerini ve sürelerini kayıt altında tutmuştur. Bu defterlerden Kerküklü devlet adamlarının da kayıtlarına ulaşılmış, dönemin istihdam alanları, eğitim seviyesi, ekonomik durumu gibi bilgiler elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kerkük, Sicill-i Ahval Komisyonu, Devlet Memurları.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'na hâkim olan temel ilkeler kapsamında liyakat ilkesi
23/07/1965 günlü, 12056 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda, Devlet memurları ve diğer kamu görevlilerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş; bu kapsamda, Devlet memurlarının hizmet şartları, nitelikleri, atama ve yerleştirilmeleri, ilerleme ve yükselmeleri, ödev, hak, yükümlülük, sorumluluk, aylıkları ve ödenekleri ile diğer özlük hakları düzenlenmiştir. Diğer taraftan, 657 sayılı Kanun'un 3. maddesinde, bu Kanun'a hâkim olan temel ilkelere yer verilmiştir. Bu ilkeler ise, sınıflandırma, kariyer ve liyakattir. Anılan Kanun'da, sınıflandırma ilkesi, kamu hizmetleri ve kamu görevlilerinin, hizmetlerin özelliklerine göre sınıflara ayrılması; kariyer ilkesi, Devlet memurlarının bilgileri ve yetişme şartlarına uygun olmak üzere, sınıfları dahilinde en üst derecelere kadar yükselebilmesine olanak tanınması; liyakat ilkesi ise, kamu hizmetlerine girmede, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmede ve göreve son vermede liyakat sistemine dayanılması, işin ehline verilmesi ve bu sistemin eşit olarak tüm Devlet memurlarına uygulanmasını sağlamak olarak ifade edilmiştir. Geçmişten günümüze kadar devletlerin yaşadıkları olaylardan elde ettiği tecrübeler neticesinde, personel rejimlerini en iyi hale getirmek için çalıştıkları görülmektedir. Bu kapsamda, kamu hizmetine girme ve hizmet içinde yükselmeye ilişkin ilk örneklere bakıldığında iktidara sahip kesimlerin kendilerine yakın gördükleri kişileri kamu hizmetinin ifası için göreve getirdikleri ve üst kademede yer alan kadrolara atadıklarını görmekteyiz. Sırf iktidara yakın olması nedeniyle göreve getirilen kişilerin, yetersiz olması ve kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde yaşanan sıkıntılar, kayırmacılık sisteminin sorgulanmasına neden olmuş ve liyakat sisteminin önemi ortaya çıkmıştır. 657 sayılı Kanun'un temel ilkeleri incelenirken, anılan Kanun'un, kamu hizmetlerinin asli unsuru olan kamu görevlilerine, bakış açısı ortaya konulmalıdır. Ayrıca, 657 sayılı Kanun'un amacı ve kapsamının yanında, anılan Kanun'da öngörülen istihdam türlerine ilişkin bilgilere de yer verilmelidir. Diğer taraftan, çalışmamızın omurgasını oluşturan liyakat ilkesine ilişkin açıklamalarda bulunulmadan önce, bu ilkenin ortaya çıkmasına vesile olan kayırmacılık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunulmalı ve karşılaştırılmalı hukukta konuya ilişkin gelişmeler ortaya konulmalıdır. Öte yandan, liyakat ilkesine dayanan bir kamu personel sisteminde olmazsa olmaz denebilecek kriterlerin de açıklanması büyük önem arz etmektedir. Bundan başka, idarelerce tesis edilen işlemlerin ve yürürlüğe konulan mevzuat hükümlerinin yargısal denetimi sırasında, yargı organlarınca liyakat ve kariyer ilkesine ilişkin değerlendirmede bulunulurken dikkate alınan hususların neler olduğunun da bilinmesi gerekmektedir. Hak arayanlar ve uygulayıcılara faydalı olması temennisiyle iki bölüm olarak hazırlanan bu çalışmanın ilk bölümünde, 657 sayılı Kanun'un özellikleri ve bu Kanun'a hâkim olan temel ilkeler ile liyakat ilkesine ilişkin ayrıntılı açıklamalara ve karşılaştırmalı hukukta liyakat ilkesinin uygulama örneklerine; ikinci bölümde, Türk hukukunda liyakat ilkesine ilişkin getirilen düzenlemeler ile liyakat ilkesi bakımından uygulamada önem arz eden durumlara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınıflandırma ilkesi, Kariyer ilkesi, Liyakat ilkesi, Kayırmacılık, Danıştay, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu.
Sicill-i ahvâl kayıtlarına göre Taşköprülü memurlar
Osmanlı bürokrasisinde gerek II. Mahmud döneminde gerekse de Tanzimat döneminde önemli değişim ve gelişimler meydana gelmiştir. Bürokraside meydana gelen bu değişikliklerin bir sonucu olarak devletin memur sayısında artış olmuştur. Memur sayısının artması ise denetimde birtakım zorlukların yaşanmasına yol açmıştır. Bu durumun ortadan kaldırılması için öncelikle II. Abdülhamid döneminde Sicill-i Ahvâl Komisyonu kurulmuş ve bu komisyon bünyesinde Sicill-i Ahvâl Defterleri tutulmaya başlanmıştır. Sicill-i Ahvâl Defterleri aracılığıyla memurların isimlerini, lakaplarını, babalarının isimlerini ve mesleklerini, hangi sülaleye mensup olduklarını, eğitimlerini, bildikleri yabancı dilleri, memuriyete başlama tarihlerini, bulundukları görevleri, maaş miktarlarını, aldıkları madalyaları veya cezaları öğrenebilmek mümkündür. Bu çalışmada Osmanlı bürokrasisinde görev almış olan Taşköprülü memurlar tanıtılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Osmanlı Devleti, Bürokrasi, Sicill-i Ahvâl, Tercüme-i Hâl, Taşköprü.