Journalism
168 theses under this subject heading
Yeni iletişim teknolojileri bağlamında yeni gazeteci kimliği
Bu araştırmanın konusu; yeni iletişim teknolojilerinin günümüz gazeteciliğinin haber üretme pratiğini ve meslek kültürünü nasıl etkilediğidir. Dolayısıyla günümüz gazetecilerinin mesleki pratiklerinde değişim ve dönüşüm farklı konumlarda çalışan habercilerin doğrudan deneyimleri ve meslektaşlarının iş görme pratiklerindeki gözlemlerinden hareketle irdelenmektedir. Araştırmada çoklu araştırma yöntemi kullanılmıştır: Bir taraftan yaygın medyada istihdam edilen gazetecilerin yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutum ve düşünceleri ile bu teknolojileri kullanım alışkanlıkları anket yöntemi kullanılarak ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Diğer yandan ise yeni iletişim teknolojilerinin geleneksel gazeteciliğe etkileri derinlemesine görüş alma tekniği ile derlenen veriler aracılığıyla tartışılmaktadır. Bu kapsamda, yeni iletişim teknolojilerinin (yeni medya ortamının) geleneksel gazetecilik pratiklerine etkileri; gazetecilerin yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutumları, iletişim teknolojilerini kullanımları, sosyal medyayı kullanım amaçları, izlerkitle ile etkileşimleri ve profesyonel gazeteci kimliğine yönelik görüşlerinden hareketle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, gazetecilerin çoğunlukla yeni iletişim teknolojilerine yönelik tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, sosyal medyayı özellikle bilgi ve haber araştırma, gündemi takip etme ve kendi kişisel düşüncelerini açıklama platformu olarak benimsedikleri tespit edilmiştir. Yeni medyanın alternatif/yeni gazetecilik olanakları yarattığı, ancak habercilik açısından geleneksel medya ve mevcut haber üretim kod ve normlarının hala güçlü bir konumda olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni medya, yöndeşme, geleneksel gazetecilik kültürü, sosyal medya, yurttaş gazetecilik.
İktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumak
Bu çalışmanın amacı, iktidar muhalefet haberlerini merkez-çevre çatışması bağlamında okumaktır. Bu bağlamda, CHP ile AKP arasındaki polemikler merkez-çevre çatışması bağlamında incelenmiştir. Cumhuriyet, Hürriyet, Vatan, Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri çalışma kapsamında incelenmiştir. Bahsi geçen gazeteler, eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Çalışma, birinci bölümde Türkiye siyasetinde belirleyici olan merkez-çevre çatışmasına odaklanmıştır. Bu bağlamda, modernleşme ve batılılaşma olguları incelenmiştir. Çalışmada, Osmanlı-Türkiye modernleşmesinde basının rolüne de değinilmiştir. Bu bağlamda, modernleşme sürecinde basının önemi öne çıkarılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türkiye basınından seçilen gazeteler eleştirel söylem çözümlemesi yöntemine göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çalışmanın birinci bölümünde yer alan kuramsal kısım bağlamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, gazetelerde yer alan iktidar muhalefet polemiklerinin nasıl bir söylemle haberleştirildiği incelenmiştir. Farklı ideolojik referanslı 6 gazetede yer alan polemik haberlerinde, CHP ile AKP arasında merkez-çevre çatışması okumasına olanak veren polemiklerin yaşandığı görülmüştür. Cumhuriyet gazetesi iktidara muhalif bir haber söylemi kurmuştur. Hürriyet ve Vatan gazeteleri her iki tarafın söylemlerini yeniden üretmiştir. Star, Yenişafak ve Zaman gazeteleri ise iktidarın söylemlerini destekler bir eğilim göstermiştir. Sonuç olarak, güncel siyasetten hareketle CHP-AKP arasındaki polemik konularının merkez-çevre çatışması okumasına olanak verdiğini ve incelenen gazetelerdeki söylemlerden hareketle merkez-çevre çatışmasının devam ettiğini söylemek mümkündür. Anahtar kelimeler: İktidar, muhalefet, merkez, çevre, modernleşme, batılılaşma, basın.
Eleştirel medya okuryazarlığı kuramı: Eskişehir okulları ölçeğinde bir alan araştırması
Medya okuryazarlığı eğitimi yaklaşımları, bilimin farklı alanlarından yararlanılarak oluşturulmuş varsayımlara dayalı çerçeveler biçiminde betimlenebilir. Bazı yaklaşımlar, kuramsal tutarlılık gösterse de; çoğunlukla, iyi tanımlanmış bir bağlamdan yoksun ve değişken çerçeveler, eğitim uygulamalarına temel olmuştur. Ancak, farklı koşullar karşısında çözüm getiren, kuramsal anlamda bütünlüklü dayanaklar olmadan, toplumsal boyuttaki uygulamaların başarı şansı düşüktür. Türkiye'de medya okuryazarlığı eğitimi alanında yaşananlar bu durumun son örneği olabilir. Dahası, tüm dünyada, bürokrasinin tercihlerine etki eden çıkar gruplarının varlığı, sorunu, kuramsal çalışma yapmanın ve uygulama için yordam önermenin ötesine taşımaktadır. Mülkiyet ya da toplumsal güç ilişkileri ekseninde konumlanmış bu gruplar, medya okuryazarlığı kavramını bağlamından kopararak işlevsiz hale getirmek açısından oldukça etkili olmuşlardır. Konuya benzer yaklaşan akademisyenleri, kendi aralarında uzlaştıracak; ayrıca, karşıt görüşte olanları tutarlı biçimde değerlendirmelerine yardım edecek bir kuramsal çerçeve, açmazları aşmaya ve akademik alanda geliştirilen çözümleri savunmaya yardımcı olabilir. Medya okuryazarlığı çalışmaları alanında gözlenen durum, bilim insanlarının kişisel hatalarından çok, modernlik ekseninde bilimin ve toplumsallaşmanın girdiği yönelimle açıklanabilir. Geç modern çağda, yapılandırılmış olanın, gerçekliğin kendisi olarak sunulmasına dayalı kültür ve insan aklının, içinde yaşadığı gerçekliği okumasını engelleyen bir algı hali, söz konusu yönelimin görünümleridir. Bu çerçevede, iletişimin medyalaşması, sistemin önerdiği tarzların, insan varoluşunun tek biçimi olarak algılanması açısından kritiktir. Ancak, yayıncılık, toplumsal yaşamı belli bir eylem modeli ekseninde tutan bu genel sistemin aracıları olan medyalardan sadece birisidir. Dolayısıyla, bireylerin, deneyimledikleri olayların ya da okudukları metinlerin nesne ve öznelerini birbirinden ayırması, toplumsal süreçleri okuyabilmenin ilk adımıdır. Bu başarıldığında, bireylerin, yaşadıkları toplum içinde özgür seçilmiş sorumluluklar üstlenmeleri mümkün olabilir. Söz konusu amaç etrafında uygun yordamları açıklayacak kuramsal bir çerçeve, eleştirel medya okuryazarlığı eğitiminin koşuludur. Eleştirel medya okuryazarlığı için kuramsal bir çerçeve öneren bu çalışma, insan aklının tek yönelime hapsedilmesiyle bağlantılı bir modernlik anlayışını ve başat paradigmayı sorgulayan geniş bir alan yazınından yararlanmıştır. Eskişehir kentinde, lise çağında okuyan ergen gençler arasında gerçekleştirilen alan araştırması ise, kuramsal çerçeveye uygun bir yöntemsel yaklaşım önermiş ve çalışmanın kendi varsayımlarını sınamıştır. Araştırma için, farklı niteliklere sahip liselerin birinci sınıf öğrencileri arasından, tesadüfi olarak seçilen yirmi dört kız ve yirmi dört erkek gönüllü, ilköğretim seçmeli medya okuryazarlığı dersi alıp almama ölçütüne göre gruplandırılmıştır. Her katılımcıya, demografik değişkenlere yönelik on soruyla birlikte, altmışar adet yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme sorusu yöneltilmiş; daha sonra yanıtlar, nitel olarak çözümlenerek modern toplumda dünya algısını biçimlendiren sistem ve yaşam-dünyası arasında konumlandırılmıştır. İçerdikleri yönelimlere göre kodlanan yanıtlar arasındaki farklılıklar, eleştirel medya okuryazarlığı düzeylerini destekleyen ya da baskılayan toplumsal unsurları açıklamak için kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, medyayı ve toplumu eleştirel okuyabilmenin; bilişsel baskılanmaya engel olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, kendisi için ve başkaları için iyi olanı sorgulayan eleştirellik, kişisel ya da toplumsal anlamda kendini gerçekleştirmenin koşuludur. Sistemin önerdiklerine karşı, kalıcı/içsel değeri aramak ve toplumsal sorumluluk temelinde kendi eylemlerini seçebilmek, temel toplumsallaşma ve eğitim arasındaki uyumla olasıdır. Türkiye özelinde, kurulu güç ilişkileri içinde eleştirel okuryazarlığın dışlanması ya da bürokrasinin medya okuryazarlığı dersini iletişim fakültesi mezunlarının vermesine karşı çıkması çerçevesinde gözlenen sorunlar, bu olasılığın gerçekleşmesini engellemektedir. Dünya genelinde ise, araçsalcı modernlik, toplumların bilişsel anlamda özgürleşmesini engelleyen stratejiler üzerinden sürmektedir. Çalışmanın kuramsal bağlamı ve araştırma bulgular ekseninde, liseler için geliştirilmiş bir eleştirel medya okuryazarlığı ders programının genel hatları, tezin sonunda, ekler içinde önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gazetecilik, medya okur-yazarlığı, iletişimsel eylem kuramı, araçsalcılık, evrensel pragmatik, modernlik, dünya algılarının rasyonelleşmesi, sistem ve yaşam-dünyası, medyalaşma
Sağlık konulu yayıncılıkta etik ilkeler
Sağlık haberleri hem taşıdıkları kamusal önem hem de okuyucuların özel/mahrem alanlarına yönelik olmaları nedeniyle özel bir konuma sahiptir. Aynı zamanda kaynağını insanın "insan olma değeri"nden alan ve bireyin temel, vazgeçilemez, devredilemez haklarından biri olan sağlık hakkını doğrudan etkilemektedir. Özensiz, eksik veya yanlış yapılan bir sağlık haberi, bireyin yaşamının sonlanmasına veya yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilmektedir. Bu bağlamda ayrıcalıklı bir sorumluluk ve özen gerektiren sağlık haberciliği ile ilgili olarak, sosyal sorumluluk kuramı çerçevesinde, Türkiye'de sağlık haberciliği etik ilkelerinin ortaya konulması amaçlandığı çalışmada, verilerin doküman incelemesi ve görüşme yoluyla toplandığı nitel yaklaşım benimsenmiştir. Çalışmada ilk olarak ahlak, etik ve meslek etiği kavramları üzerinde durulmuş, tıp etiği, basın etiği açıklanmış ve sağlık haberciliğinde karşılaşılan etik sorunlar ortaya konulmuştur. İkinci olarak çalışmanın amacı doğrultusunda sağlık haberciliğinin etkin olarak gerçekleştirildiği ülkelerin basın ilkeleri, gazetecilere yönelik olarak hazırlanan medya kılavuzlarının analizi yapılmış ve uzman görüşleri alınarak sağlık habercilik etik ilkeleri belirlenmiştir. Sonuç olarak sağlık habercisinin haber üretiminde profesyonel gazetecilik davranışlarının gereğiyle, kişinin vücut bütünlüğünü bozmamak, yaşam kalitesini olumsuz etkilememek, eşit ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşma hakkını engellememek adına, kişilik haklarını da gözeterek, sorumlu davranmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede gazetecinin sağlık haberi üretim sürecinde göz önünde bulundurması gereken Sağlık Haberciliği Etik İlkeleri ise şunlardır: Zarar vermeme ilkesi, doğruluk ve objektiflik ilkesi, mahremiyet ve özel hayat ilkesi, hakkaniyet ilkesi. Anahtar Sözcükler: Sağlık haberciliği, Meslek Etiği, Etik ilke, Sağlık haberciliği etiği
Bir kaynak çalışması olarak Takvim-i Vekayi (1840-1849)
Gazeteler, devletlerin ve milletlerin yaşadıklarını ve görüp geçirdiklerini kayıt altına alan birer hatırat gibidirler. Bu sebeple geçmiş dönemin gazeteleri üzerinde çalışma yapmak, sadece yazılmış metinleri bu günün diline tercüme etmek ya da aktarmak değildir. Bunların haricinde basın tarihi alanında yapılan çalışmalar, milletlerin ve devletlerin yaşadıkları olaylara verdikleri tepkileri yansıtır ve olayların geçtiği zamanlardaki ortaya atılan düşüncelerin ve görüşlerin anlaşılmasını sağlarlar. Takvim-i Vekayi Osmanlı Devleti'nde devlet eliyle çıkarılmış ilk gazetedir. Başlangıçta haftada bir yayınlansa daha sonraları düzensiz aralıklarla çıkarılmıştır. İlk sayısı 1 Kasım 1831 tarihinde çıkan Takvim-i Vekayi'nin yayınlanmasına II. Abdülhamid döneminde iki kez ara verilse de gazete yayın hayatını 4 Kasım 1922 tarihine kadar devam ettirmiştir. Gazete Türkçe süreli yayınların başlangıcıdır ve devlet eliyle çıkarıldığı için de devlet görüşünü yansıtmıştır. Takvim-i Vekayi hanedana ait haberleri, devlet kademelerine yapılan atamaları ve ülkenin herhangi bir yerinde meydana gelen hadiseyi yansıttığı gibi, aynı zamanda yabancı ülkelerdeki siyasi gelişmeler, bu ülkelerin Osmanlı Devleti ile ilişkileri ve dünyada meydana gelen sosyal, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hakkında da haberler veriyordu. Takvim- Vekayi'nin bir başka önemi de 1860'lardan sonra yoğunlaşacak olan basım faaliyetlerine öncülük etmesidir. Takvim-i Vekayi'nin yukarıda sayılan özelliklerinden dolayı akademik çalışmalarda gazeteden daha çok faydalanılması ve araştırmacıların daha hızlı hareket edebilmesine imkân sağlamak amacıyla bu çalışma meydana getirildi. Gazetede yeralan haberler konularına göre tasnif edilerek, özet şeklinde, gazetelerin çıkış tarihlerine göre sıralanmıştır. Her haberin özetinin altına gazetenin çıkış tarihi, gazetenin sayısı ve haberin bulunduğu sayfa yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlk Gazete, Gazete, Takvim-i Vekayi, Basın Tarihi, 19.Yüzyıl, Osmanlı'da Basın ve gazetecilik
The political economy of citizen journalism at war conditions: an ethnographic research on the exploitation by media institutions of citizen journalists in Syria
What motivated amateur civilians to become citizen journalists during the Syrian War, and how did the media institutions rob them of their rights? In this research we examined the political economy context of the practice of citizen journalism as a profession, which has been changed by the conditions of war together with the possibilities of new media technologies, with the ethnographic method. In the research, phenomenological design, which is one of the qualitative research methods, was used. Within the scope of the research, Citizen Journalists and representatives of media institutions were interviewed. Data were collected through interviews with twenty-seven participants within the scope of the research. Participants were included in the research voluntarily. An interview form with 9 questions developed by the researcher was used as a data collection tool in the research. Qualitative data analysis methods were used in the analysis of the research data. In this context, data were analysed by content analysis. In addition, it was stated in the research that the most important reasons for the emergence of citizen journalists in Syria were that the regime did not report the events and that the international press was prevented from entering such events, and that the civilians were reporting the events to the world. In this context, citizen journalists define themselves as activists who document violations and learn journalism over time and through the events they experience. Then these people cooperated with international media institutions, but these media institutions did not give them all their due rights.
Dijital medyada yapay zeka konulu haberlerin sunumu
Yapay zekâ teknolojisi toplumsal yaşamı derinden etkileyen yeni bir fenomen olmakta ve dijital medya alanında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu fenomen oldukça dinamik bir yapıdadır ve her yeni dönemde gelişimini sürdürmektedir. Bu nedenle son yıllarda yapay zekâ konusu haberlerde sık işlenen konular arasındadır. Bu anlamda çalışmada, yapay zekâ haberleri içerisinde var olan aktörler ele alınarak haber içerikleri analiz edilmektedir. Yapay zekâ, derin öğrenme ve makine öğrenimi gibi konuların dijital medyada kamuoyuna nasıl sunulduğunu anlamak ve bu alandaki eğilimleri belirlemek için bu çalışma önemli bir katkı sağlayacaktır. Çalışmanın kapsamını pro.similarweb üzerinden yapılan analizler sonucunda, 2024 yılının Mart ayında en iyi performans gösteren ve en çok okunan üç farklı haber sitesi oluşturmaktadır. Bu üç farklı haber sitesi üzerinde yayınlanmış olan yapay zekâ odaklı haberler derlenmiş ve içeriğe göre sınıflandırılmıştır. Haberlerin kaynakları, yayınlanma sıklığı, haber türleri ve kullanılan görseller gibi değişkenler de incelenmiş, ayrıca Google Trends verileri kullanılarak yapay zekâ haberlerine yapılan arama trendleri değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı yapay zekâ konulu haberlerin dijital medyada nasıl sunulduğunu ortaya koymaktır. Çalışmanın yöntemi içerik analizidir ve buna yönelik olarak kodlama formu oluşturulmuştur. Çalışmanın evrenini dijital medyada yayın yapan tüm haber siteleri oluştururken örneklemi ise 2024 yılının Mart Hürriyet, Milliyet ve Mynet haber sitelerinde yer alan yapay zekâ konulu haberlerdir.
Gazete dilinde fiilimsi grupları
Bu çalışmanın konusunu gazete dilinde fiilimsi grupları oluşturmaktadır. "Gazete Dilinde Fiilimsi Grupları" adını taşıyan bu çalışmada fiilimsi gruplarının gazete dilinde kullanımını ortaya koymayı amaçladık. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'deki gazetelerden Cumhuriyet, Fanatik, Milliyet ve Sabah'ın farklı tarihli yayınlarından dört gazeteyi inceledik. Çalışmamız giriş, inceleme ve sonuç olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde konu, amaç, kapsam, malzeme ve kullanılan yöntemle ilgili bilgiler verdikten sonra, fiilimsi, fiilimsi ekleri, fiilimsi grupları hakkında araştırmacıların görüşlerine yer vererek fiilimsi kavramının çerçevesini oluşturmaya çalıştık. Çalışmamızın inceleme bölümünde dört farklı gazetede (Cumhuriyet, Fanatik, Milliyet, Sabah) tespit ettiğimiz fiilimsi gruplarını geçtiği cümleler içerisinde verdik. Seçilen gazetelerde geçen fiilimsileri isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil grupları olarak üç ana başlık altında sınıflandırdık. Böylelikle incelediğimiz gazetelerdeki fiilimsi gruplarını tahlil ederek fiilimsi gruplarının aldığı ögeler açısından kullanım sıklıklarını ve -varsa- farklı kullanımlarını ortaya çıkarmaya çalıştık. Değerlendirme ve sonuç kısmında ise incelediğimiz fiillimsi gruplarının kullanım sıklığını sayısal olarak verip bir sonuca ulaşmaya çalıştık, sayısal verileri tablolaştırarak gösterdik ve tablolardan hareketle çıkarımlarımızı ifade ettik. Anahtar Kelimeler: Fiilimsi, fiilimsi grupları, dil, gazete
İnternet haberlerinde sakatlık temsili
Bu tez çalışmasının konusunu geçtiğimiz on yıllık zaman sürecinde internet haberciliğinde sakatlık temsilinin ne yönde değiştiğinin, geleneksel medya olarak da adlandırılan ana akım medya ile eleştirel medyanın haber dilinin karşılaştırılmasıyla incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında belirlenen örneklemlere göre toplanan haber metinleri Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çözümlenen haber metinleri ile medyada oluşturulan sakatlık temsillerinin hangi hâkim toplumsal söylemleri ve ideolojileri yeniden ürettiği ve meşrulaştırdığı, sakatlığa sosyal ve hak odaklı bakış çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda geçen yıllar içerisinde ana akım medyanın haber dilinde kimi düzelme çabaları olduğu söylenebilse de genel olarak incelenen haberlerde sağlamcı yaklaşımların sergilendiği, sakatlığın kimi zaman merhamet, acıma ve çeşitli olumsuzluklarla anıldığı kimi zaman ise sakat bireylerin başarılarının abartılarak kahramanlaştırıldıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra incelenen sakatlık temalı haberlerin büyük çoğunluğunda ise sakat bireylere ve sakat hareketi yerine güçlülerin diline yer verilerek görünürlük sağlanmadığı da ortaya çıkmaktadır. Ana akım medya bu noktada hâkim toplumsal söylemleri ve ideolojileri yeniden üreterek dolaşıma sokmaktadır. Eleştirel medya ise kimi noktalarda mesleki pratikler nedeniyle ana akımla benzerlikler taşısa da genel olarak sakatlığı konu edinen haberlerin dilinin hak odaklı olduğu ve ana akımın hâkim söylemine karşıtlıklar gösterdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra eleştirel medyada sakat bireyler hakları olan aktif özneler olarak yansıtılırken, haberlerde anlatılan sorunlar toplumsallaştırılmakta ve erişilebilirlik, kapsayıcılık ve hak temelli söylemler için de öneriler getirilmektedir. Anahtar kelimeler: Medya, internet haberleri, sakatlık/engellilik, temsil, söylem
Haber üretim sürecinde otosansür: Gaziantep yerel basın örneği
Sansür ve otosansür kavramı tarihsel süreç içerisinde karşımıza sıkça çıkan ve hemen hemen her alanda etkisini gösteren bir problemdir. Bununla birlikte sansür ve otosansür kavramının etkisini kamusal alanda en çok hissettiğimiz alanın medya sektörü olduğunu söyleyebiliriz. Günümüz medya sektörü içerisinde var olan en büyük sorunlardan birisi kuşkusuz sansür ve otosansür uygulamalarıdır. Medya alanındaki bu sansür ve otosansür uygulamalarından en çok etkilenen kişiler ise hiç kuşkusuz medya çalışanlarıdır. 21. yüzyılda sansürden daha çok otosansürü konuşmak ve tartışmak gerektiği düşüncesiyle hazırlanan bu tez çalışmasında, medya sektörü içindeki en büyük sorulardan biri olan otosansürün nedenlerine cevap arandı. Gaziantep yerel medyasına odaklanan bu çalışmada, yerel basında çalışan gazetecilerin uyguladığı otosansürün nedenleri ve sonuçları ele alınmıştır. Araştırma kapsamında Gaziantep'te yayın hayatını sürdüren yerel gazetelerin sahip/yönetici, haber müdürleri ve gazetede çalışan muhabirler ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Haberin mutfağında otosansürün ne denli içselleştirildiğini ve âdeta günlük rutin hâline geldiğini göstermek amacıyla yapılan bu çalışmada, yerel basında çalışan gazetecilerin kendi bakış açılarından otosansür ele alınmış ve gazetecilerin mesleğini icra ederken hangi gerekçelerle otosansür uyguladığı tespit edilmiştir.
1867-1878 tarihleri arasında Osmanlı basınında Ali Suavi'nin yeri ve önemi
Çok yönlü bir gazeteci ve Tanzimat aydını olan Ali Suavi; dönemin fikir akımları olan Türkçülük, Ġslamcılık ve Batıcılıktan etkilenmiĢ bir kimsedir. ÇıkarmıĢ olduğu gazetelerde pek çok konuya değinmiĢtir. Bunun yanı sıra, kitapları ve tercüme eserleri de bulunmaktadır. Muhalif bir kimlik olarak karĢımıza çıkan Suavi, Batının ilerlemesinden etkilenmiĢ ve Osmanlı Devleti‟nin o dönemde Batı‟daki geliĢmelerden faydalanması gerektiğine inanmıĢtır. Tenkitleri yüzünden sürgün edilmesinin yanında, yazıları sansürlenmiĢ ve hatta gazetesi kapatılmıĢtır. ÇalıĢmanın konusunu oluĢturan Ali Suavi‟nin Osmanlı basınındaki yeri, yayınlanmıĢ yazıları ıĢığında ortaya koyulmaya çalıĢılmıĢtır. Ayrıca, dikkat çekici farklı yorum ve yazıların yanına bazı değerlendirmeler eklenmiĢtir. Ali Suavi hakkında yapılan çalıĢmaların az olduğu saptanmıĢtır. Özellikle tarihsel açıdan Suavi‟nin değerlendirilmesi yeterli boyutta değildir. ÇalıĢmanın sonunda bahsedilen gazete ve belgelerden alınan metinler ekler kısmında bulunmaktadır.
Türkiye'de gazetecilerin emeklilik sonrası davranışları üzerine bir araştırma
Bu araştırmada gazetecilerin emeklilik sonrasındaki yaşam tercihlerinin incelebilmesi için emeklilik hakkını elde ettikten sonraki kararları ve bu kararların gerekçesi olan nedenlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Tarama modeline uygun olarak tasarlanmış, betimleyici özellikte nicel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini basın kanununa bağlı olarak Türkiye'de "gazeteci" tanımı ile çalışarak emekliliği hak eden gazeteciler ve fiilen emekli gazeteciler oluşturmaktadır. Evrenden çalışma grubu olarak seçilen Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Foto Muhabirleri Derneği üyelerinden 194 gazeteciye ulaşılarak emeklilik kararı sonrasındaki davranışlarını betimleyebilmek için tasarlanan anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 24 paket programında frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ile analiz edilmiştir. Araştırmadaki gazetecilerin %26,8'i emekliliği hukuken hak ettikten hemen sonra, %67'si ise en geç 5 yıl içinde emekli olmaktadır. Emeklilikten sonra yeniden çalışma yaşamına dönen gazetecilerin %64,7'si gazetecilik mesleğine devam etmekte, gazetecilik yapmayanların da %72,1'i de yine gazetecilikle ilintili işler yapmaktadır. Gazetecilerin %36,3'ü geçim sıkıntısı ve emekli aylığının yetersizliği, %27,4'ü mesleki tecrübeyi kullanmak, %22,6'sı üretken olmak, %4,1'i sosyal statünün devamı, %4,8'i boş zaman faaliyeti bulamama ve evde sıkılma nedenleriyle emeklilikte çalışmayı istemektedir. Emekli olan bu gazetecilerin %54,5'i ortaya çıkan boş zamanlarını ailesi ile ilgilenerek, %21,4'ü spor yaparak, %15,9'u hikâye, roman ya da şiir yazarak, %6,9'u el sanatı yaparak ve %1,4'ü resim yaparak değerlendirmektedir. Araştırmada kadın ve erkeklerin emeklilik ve sonrasındaki yaşamsal kararlarında farklılaşmalar da tespit edilmiştir. Buna göre, kadın gazetecilerin (%28,6) emeklilik sonrası sivil toplum kuruluşlarında çalışma tercihi erkeklerden (%17,9) fazladır. Erkek gazetecilerin büyük çoğunluğu (%47,3) emeklilik sonrası iş bulamadığı için çalışmazken, kadınların büyük çoğunluğu (%56) aileye vakit ayırmak, hayatı yaşamak, gazeteciliği zihinsel olarak sonlandırmak, yoğun iş temposundan sıkılmak, mesleğini gerektiği gibi yapamamak ve mesleğin uğradığı deformasyon gibi nedenlerle çalışmamaktadır.
Haber doğruluk-hakîkat ilişkisinin hermeneutik tezâhürleri üzerine bir deneme: Haberin yorumlanma sürecine dâir bir araştırma
Profesyonel gazetecilik uygulamalarına yoğunlaşan akademik çalışmalar, haberin doğruluğunu ve hakîkatini, profesyonel gazetecilik uygulamalarının belirlediği ön kabulünün yerleşmesine sebep olmuştur. Haberi yorumlayanlar yeterince araştırılmamış, ihmal edilmiştir. Ancak haberin doğruluğu ve hakîkati en az profesyonel gazetecilik faaliyetlerindeki kadar fertler nazarında, yorum vasıtasıyla, inşâ edilmektedir. Bu tezin amacı haberin fertlerin anlam dünyasındaki yerini hermeneutik gelenek çerçevesinde ortaya koymak ve bu sayede haber doğruluk/hakîkat ilişkisini belirleyen hermeneutik unsurları açığa çıkarmaktır. Çalışma, haberin doğru yorumlanmasını sağlayacak epistemolojik bir yöntem değil haberin anlaşılmasında ve yorumlanmasında ortak bazı yönlerin olduğunu ileri sürmektedir. Araştırma, mezkûr amaca uygun biçimde iki safhalı olarak planlanmıştır. İlk safhada, doğrunun mâhiyeti ve doğrunun hakîkat ile nasıl bir ilişkisi olduğu "doğruluk kuramları" çerçevesinde, doğru/hakîkat ve "anlama" arasındaki ilişki ise hermeneutik düşünce zemininde ele alınmıştır. Son olarak haber doğruluk/hakîkat ilişkisinin iletişim kuramları nezdinde nasıl değerlendirildiği hermeneutik gelenek çerçevesinde tartışılmıştır. İkinci safha, haber doğruluk/hakîkat ilişkisinin yorum yoluyla nasıl inşâ edildiğini fenomenolojik bir saha araştırması ile ortaya koymaktadır. Bu amaçla "maksimum çeşitlilik", "amaçlı tabakalandırma" ve "kartopu" örnekleme yöntemleri bir arada kullanılarak belirlenen 46 katılımcıyla mülâkat gerçekleştirilmiştir. 48 gün süren saha araştırmasından toplanan ham veri MAXQUDA 20 nitel analiz programı ile tahlil edilmiş ve katılımcıların görüşleri 5 ana tema, 14 tema ve 17 alt tema altında tasnif edilmiştir. Saha araştırması, katılımcıların haberin doğruluğunu/hakîkatini kıyas, kaynak, değer ve tecrübe zemininde belirlediğini ortaya koymuştur. Tezin sonuç bölümü çalışmanın teorik ve uygulama kısımlarından ulaşılan çıkarımlardan yola çıkılarak yazılmıştır. Buna göre toplam 9 hermeneutik unsurun haberin anlaşılmasında ve haber doğruluk/hakîkat ilişkisi üzerinde tesirli olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu hermeneutik unsurların "tecrübî bilgileri haberi anlamak için kullanma", "haberde kullanılan kavramların gramatik yapısına âşinâ olma", "haberi anlamak için hızlı hüküm verme", "doğrularını riske atacak cesarete sahip olma" ve "haberi sorgulama" olmak üzere 5'i fert kaynaklı iken; "haberi yazanın ortak tinine âşinâ olma", "ortak tine hâkim baskın tutarlı önermeler bütününün farkında olma", "hakîkî anlama yaklaşacak kadar zamanın geçmiş olması" ve "haber kaynaklarına erişebilme" olmak üzere 4'ü ise toplum kaynaklıdır.
Liberal basın özgürlüğü anlayışının kavramsallaştırılma sorunları: Türk gazetecilerin basın özgürlüğü anlayışı
Bu çalışmada Türkiye'deki basın özgürlüğü tartışmaları sermaye dolaşımını kuralsızlaştıran serbest piyasa düzeninin genel kural ve işleyişi içerisinde anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacı basın özgürlüğü tartışmalarının hangi kavramsal çerçevede yürütüldüğünü irdeleyerek özgürlük sorunsalının bir parçası olduğu düşünülen basın sermayesinin sübjektif pozisyonunu tartışmaya açmak ve bu yönde yapılan az sayıda çalışmaya katkı sağlamaktır. Özgürlük mefhumu liberal gelenek içindeki özgürlük müktesebatına göre irdelenmiş ve basın özgürlüğüyle bağlamı üzerinde durulmuştur. Araştırmanın kapsamı Türkiye'deki basın faaliyetleri ve süregelen basın özgürlüğü tartışmalarıdır. Araştırmanın sınırlılığı, 15 Türk gazeteciyle yapılan görüşmelerdir. Türk gazetecilerin basın özgürlüğü algısına dair genel bir çerçeve sunması düşünülen 15 isim, muhtelif basın kuruluşlarında edindikleri mesleki tecrübe dikkate alınarak seçilmiş, görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiş ve bulgular betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın dört varsayımından ikisi doğrulanırken görüşme yapılan gazetecilerin basın özgürlüğünü var edecek koşulları mevcut medya düzeninin çarpıklıklarından medet umarak sağlamaya çalıştıkları ve kapitalist üretim ilişkilerinin zihinsel hakimiyetini kıramadıkları görülmüştür.
Medyada uzman gazetecilik: Türkiye'de savunma haberciliği
Savunma Sanayi, ülkelerin en çok önem verdiği konulardan bir tanesidir. Çünkü bir ülke derecede savunma sanayinde ne derece güçlüyse dış politikada da o derecede güçlüdür. Uluslararası arenada, ülkelerin ekonomik ve siyasal alandaki gücünü belirleyen unsurlarından birisi olan savunma sanayinde, her geçen gün gelişme yaşanmaktadır. Bu gelişmenin ana faktörü ülkelerin bu konuya önem vermesi ve kaynak aktarmasının yanında teknolojide yaşanan gelişmelerdir. Hâlihazırda savunma sanayi, sürekli yeniliğe, projelere ve değişime ihtiyaç duymaktadır. Ülkemiz jeopolitik konumu gereği önemli bir ülkedir. Bu sebeple, Türk Savunma Sanayi'nin öncelikli hedefi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını karşılamak, uluslararası savunma sanayi pazarında ve bunun akabinde dış politikada ülke adından söz ettirmektir. Savunma sanayinin son zamanlarda önem kazanması ve özellikle Türkiye'nin savunma sanayi sektörüne yaptığı yatırımlar bu alanda uzmanlaşan gazetecilerin varlığına neden olmuştur. Gazetecilik uzmanlık alanlarına bir yenisi daha eklenmiş ve "Savunma Haberciliği" uzmanlık alanı oluşmuştur. Bu çalışmada, Türk Savunma Sanayi hakkında genel bir bilgi verilmekte, sektörün önemi üzerinde durulmaktadır. Bunun yanında "Savunma Haberciliği" uzmanlık alanı ile ilgili sektördeki temsilcilerle görüşülmektedir. Yazılı mülakat tekniği ile yapılan görüşmeler kapsamında elde edilen bulgular, Türkiye'de uzman gazetecilik alanında çalışan isimlerin savunma haberciliğine yönelik kanaatlerini ortaya çıkarmaktır. Bulgular sonucunda Türkiye'de savunma haberciliğinin geçmişe kıyasla geliştiği, ancak halen istenen düzeyde olmadığı sonucuna erişilmiş, sektörün bu konuda çalışmasıyla birlikte bu alanda gelişme sağlanacağı savunulmuştur.
Türkiye'de haber değerinin değişimi ve tabloidleşme (TV ana haber bültenleri üzerine bir inceleme)
Medya ve özellikle de televizyon insanların dünya görüşünü şekillendirebilmekte, düşünce ve davranış biçimlerine yön verebilmektedir. Bir zamanlar gazetenin egemenliğinde olan haber iletimi artık ağırlıklı olarak televizyon üzerinden gerçekleşmektedir. Türkiye'de özellikle televizyon yayıncılığında tabloidleşme son yıllarda artışa geçmiştir. Bu çalışmada, tabloidleşmenin, Türkiye'de televizyon haberciliğindeki haber değeri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada haber değerindeki yozlaşmayı ve tabloidleşmeyi saptamak, nasıl gerçekleştiğini seçilen örnekler üzerinden somutlaştırmak amaçlanmıştır. Ayrıca özel kanallarla kamu yayıncılığı arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada araştırma birimi olarak ulusal yayın yapan üç televizyon kanalı (TRT 1, FOX TV ve Show TV) seçilmiş ve bu kanalların ana haber bültenleri üzerinden niteliksel bir içerik analizi yapılmıştır.
Kriz haberciliği bağlamında TV haberlerinin analizi: COVID-19 salgını örneği
Aralık 2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını bütün ülkeleri ve insanları, düzen, sağlık, ekonomi vb. alanlarda olumsuz etkilemiştir. Bu salgın günlerce gündemde kalmış ve tüm dünyada kriz durumu yaratmıştır. Ulusal ve uluslararası medyada yer alan salgın haberleri, salgının durumu, seyri ve devletlerin aldıkları önlemler hakkında toplumları bilgilendirme görevi üstlenmiştir. Türkiye'de COVID-19 salgını ile ilgili ilk vaka 11 Mart 2020 tarihinde görülmüştür. İlk vakanın görülmesiyle birlikte Türkiye'deki medya organları salgın ile ilgili toplumu bilgi bombardımanına tutmuş, haber bültenlerinin konusu bir anda COVID-19 salgını olmaya başlamıştır. Bu çalışmada, kriz haberciliği bağlamında COVID-19 salgını haberleri incelenmiştir. COVID-19 salgını haberlerinin incelenmesi için Türkiye'de yayın yapan üç televizyon kanalının (FOX TV, ATV ve CNN Türk) ana haber bültenleri seçilmiştir. Bu çalışmada, kriz haberciliği örneğinde medyanın izleyiciyi karşı sorumluluğunu yerine noktasında nasıl bir yol izlediğine yönelik soruya cevap aranmıştır. Çalışma sonucunda kriz haberciliği bağlamında medyanın izleyiciye karşı sorumluluğunu yerine getirme de farklı yollar kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de gazetecilik mesleğinin güvencesizleşme süreci
Bu araştırma Türkiye'de gazetecilik mesleğinin güvencesizleşme sürecini, çalışma ilişkilerinde yaşanan güvencesizleşmeyi ve buna bağlı olarak mesleki pratiklerde meydana gelen değişimi anlamaya yönelik yapılmıştır. Yapılan çalışmayla Türkiye'de gazetecilik mesleğindeki güvencesizleşme sürecini çalışma koşullarında yaşanan kötüleşmeler üzerinden açıklamak ve buna bağlı olarak mesleki pratiklerde meydana gelen dönüşümü ve gazetecilerin bu duruma yönelik mücadelesini anlamlandırabilmek amaçlanmaktadır. Bu kapsamda öncelikle güvencesizleşme kavramı, güvencesizleşmenin tarihsel süreci, mesleklerin profesyonelleşmesi ile güvencesizleşme arasındaki ilişki ve güvencesizleşme sürecine yönelik örgütlenme pratikleri kavramsal çerçevede açıklanmıştır. Sonrasında gazetecilik mesleğinin profesyonelleşme süreci ve 1980 sonrası neoliberal politikalarla birlikte alanda görünürlüğünü artıran güvencesizleşme tartışılmıştır. Bulgular kısmında nitel ve nicel veri toplama tekniklerinin bir arada kullanılmasına imkân tanıyan karma yöntem kullanılmıştır. Yazılı, görsel, dijital ve serbest alanda, ulusal düzeyde gazetecilik faaliyetini yürüten 209 kişiyle online anket yapılmış, 15 gazeteciyle ise derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Anket ve mülakatlardan elde edilen veriler karma yöntemin açıklayıcı ardışık sıralı desenine göre değerlendirilmiştir. Öncelikle düşük ücretler, işsizlik, sendikasızlaşma, sosyal haklarda gerileme, esnek istihdam, çalışma sürelerinin ve yoğunluğunun artışı gibi çalışma koşullarında meydana gelen güvencesizleşme süreci incelenmiş, sonrasında ise bu sürecin mesleki pratiklerde meydana getirdiği uzmanlaşma, vasıfsızlaşma, editoryal bağımsızlık başlıkları ele alınmıştır. Bununla birlikte gazetecilerin tüm bu sürece yönelik nasıl bir mücadele ortaya koydukları, bu mücadelenin hangi düzeyde (bireysel/örgütsel) seyrettiği gazetecilerin deneyimleri üzerinden açıklanmıştır. Yapılan çalışmanın sonucuna göre ücret, istihdam, sosyal haklar, çalışma süresi ve yoğunluğu gibi çalışma ilişkilerine yönelik unsurlarda güvencesizleşmenin arttığı, bu durumun uzmanlaşma, eğitim, editoryal bağımsızlık gibi mesleki pratikleri olumsuz yönde etkilediği, buna yönelik gazetecilerin güçlü bir örgütlenme ortaya koyamadıkları bulgulanmıştır.
Belleğin politik inşası olarak vatan anlatısı: Türkiye'deki siyasal ritüeller üzerinden bir inceleme
Bu doktora tezi çalışmasında, Türkiye'nin Cumhuriyet döneminde kutlanan 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olmak üzere dört milli bayram üzerinde vatan anlatısı teması çerçevesinde bir inceleme yapıldı. Bu inceleme, gazete, dergi, broşür, poster, kartpostal ve pul gibi yazılı ve görsel basın materyallerindeki bayramın anlam ve önemine ilişkin mesajlara bakılarak yapıldı. Bu kapsamda, milli bayram kutlama törenlerindeki ritüel pratikler, toplumsal belleği biçimlendirme işlevleri bakımından ele alındı. Böylece ritüel pratiklerin, politik iktidarın milli bayram kutlamaları yoluyla, çocuklar, gençler, askerler ve aileler gibi failler aracılığıyla toplumsal yapı üzerinde devletin varlığını ve devamlılığını sağlamak amacıyla etkili olduğu gösterildi. Bunu göstermek içinse, kutlamalar kapsamındaki siyasal ritüellerdeki anlatı, sembol ve performans gibi yapısal unsurlar, yine bu çalışma kapsamında oluşturulan ritüel çözümleme yöntemiyle çözümlendi. Bu çözümlemede, beden ve toprak gibi vatan anlatısının iki temel bileşenine ilişkin ritüel pratiklere odaklanıldı. Bu pratiklerde yer alan beden unsuru, devletin tahakkümünün bir tezahürüyle oluşan, askeri disiplin yöntemleriyle terbiye edilerek bir "ahenk" ve "birlik" içindeki güçlü ve sağlıklı "terbiye edilmiş bedenler" olarak çözümlendi. Buna göre, "Türk milleti" oluşturmak ve sonra da onu korumak için oluşturulan bu "terbiye edilmiş bedenler"in, politik iktidarın söylemiyle toplumsal belleğin imgesi haline getirildiği gösterildi. İkinci olarak toprak unsuru ise, devletin egemenliğinin bir tezahürü olarak "sınırları çizilmiş topraklar" olarak "Türk vatanı" nı oluşturduğu, dahası bu "sınır" imgesiyle de belleklerde bu vatanın korunduğu söylemiyle somutlaştırıldığı görülmektedir. Sonuç olarak çocukluktan gençliğe, gençlikten askerliğe, askerlikten aileye, kadından erkeğe doğru biçimlenen bedensel terbiye araçları, milli bayramların ana teması vatan anlatısı çerçevesinde toprağın vatan haline getirilmesinde bir "hamur" olarak "biçim" verilen bir imge olarak gösterileştirilmiştir. Bu da, politik iktidarın hem bireysel belleği hem de toplumsal belleği, politik söyleminin uzamı olarak inşa ederek, bireyi ve ait olduğu toplumu biçimlendirdiği sonucunun çıkarılmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler : Siyasal ritüel, ulusal tören, toplumsal bellek, performans, vatan.
Abdullah Zühtü'nün Türk kültür ve sanat hayatına katkıları
1869-1925 yılları arasında yaşayan Abdullah Zühtü, çeşitli yönleriyle devrinin öne çıkan isimlerindendir. Mekteb-i Sultani mezunu olan Abdullah Zühtü, genç yaşta gazetecilik faaliyetlerine başlar. Payidar gazetesi ile basın yayın faaliyetlerine atılan Abdullah Zühtü, Zuhur, Saadet, Tarik, Sabah, İkdam, Tercüman-ı Hakikat, Mektep, Resimli Kitap, Hanımlar Âlemi, Servet-i Fünun ve Peyam-ı Sabah gibi devrin önemli gazete ve dergilerinde çalışır, eserler ve yazılar kaleme alır. Gazetecilik faaliyetleri yürüttüğü dönemde zaman zaman Tarik, Sabah, İkdam, Tercüman-ı Hakikat, Peyam-ı Sabah gazetelerinin başmuharriri olur. Bu gazete ve dergilerde telif ve tercüme olmak üzere çok sayıda hikâye, roman, şiir, fıkra/makale gibi türlerde eserler ortaya koyar. Aynı zamanda dil bilgisi risaleleri, fennî konularda küçük risaleler ve Süleyman Tevfik Özzorluoğlu ile birlikte yazdığı tarih kitabı da yazı tecrübeleri arasındadır. Matbuat tarihinde ilk "basın grevi" sayılabilecek "iş bırakma" girişiminin öncü ismi Abdullah Zühtü'dür. II. Meşrutiyet'in ilan edilmesi üzerine bu hadiseyi duyurmak için Hüseyin Cahit'le birlikte ilk teşebbüs çabalarında yer alır. Yine aynı dönemde bir matbuat cemiyeti kurma fikrini ortaya atarak Osmanlı Matbuat Cemiyetinin kurulmasında öncü rol oynar. II. Meşrutiyet'in ilanın ardından Yeni Gazete'yi tesis ederek "patron" olur. Yeni Gazete, 1908-1913 yılları arasında son derece rağbet gören bir yayın organıdır. Abdullah Zühtü Babıali Baskını (1913) sonrasında gazetesini kapatmak zorunda kalır. 1918'e kadar Abdullah Zühtü'nün hiçbir gazete yazısında imzası görülmez. 1918'de tekrar Yeni Gazete'yi çıkarmaya başladığında İttihat ve Terakki Cemiyetine karşı eleştirilerini şiddetli şekilde dile getirmeye başlar. Mütareke Dönemi'nin sosyal, siyasal ve ekonomik koşullarına dayanamayarak 1919'da Yeni Gazete'yi tekrar kapatmak zorunda kalır. 1920 yılında Damat Ferit Paşa Hükumeti döneminde Matbuat Umum Müdürlüğü yapan Abdullah Zühtü, mizacının da etkisiyle dört aylık kısa bir sürenin ardından istifa eder. Tekrar Sabah ve Peyam-ı Sabah'ta yazılar kaleme almaya başlar. Dönemin sosyal ve siyasal gelişmeleriyle ilgili fıkralar/makaleler kaleme alır. Aynı zamanda önceki hikâyelerinden farklı bir yaklaşımla yenileşme/modernleşme ve Avrupa özentisi yaşam biçimine eleştirel bir bakışla yaklaşır. 1922'de matbuata tamamen veda ederek "antika ticareti" ile geçimini sağlamaya başlar. Antika koleksiyonu arasında son derece önemli eserler bulunduran Abdullah Zühtü, bu alanda devrin pek çok meşhur ismi tarafından takdir ile karşılanır. Bu çalışma ile eser verdiği dönemde son derece rağbet görmesine rağmen ölümünün ardından âdeta unutulan Abdullah Zühtü'nün gerek eserlerine gerek basın yayın tarihindeki önemine dikkat çekilmiş ve onun hakkında yapılacak çalışmalar için de katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Ali Naci Karacan'ın İnkılap Gazetesi'nde Serbest Cumhuriyet Fırkası sunumunun incelenmesi (1930-1931)
Türk siyasal yaşamında özgün ve farklı bir yeri olan Serbest Cumhuriyet Fırkası, 1930 yılında Atatürk'ün kararı ve Cumhuriyet Halk Fırkası ileri gelenlerinin katılımıyla kurulan çok partili hayata geçiş sürecinin önemli aşamalarından biridir. Cumhuriyet'in ilanından kısa bir süre sonra ilk deneme olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın ardından çıkan Takrir-i Sükûn Kanunu ile basın sessizliğe gömülmüş ve bu sessizlik SCF ile birlikte yerini yeniden çok sesliliğe bırakmıştı. SCF'nin böyle bir dönemde çıkması da ilgi görmesinde etkili olmuştu. 1925'ten 1930'a kadar olan sessizlik dönemi sona ermişti. Dönem içinde basın, iktidar yanlısı ve muhalefet yanlısı olarak ikiye ayrılmış, dönemin gazetelerinin izledikleri yayın politikaları SCF sürecinde önemli rol oynamış ve partinin kapanmasında birincil etken olmuştur. Fethi Bey'in partiyi feshetmesinin ardından ise 1946'ya kadar sürecek olan 'Tek Parti' dönemi başlamıştır. Bu çalışma dönemin önemli gazetelerinden birisi olan İnkılap gazetesini ve kurucusu Ali Naci Karacan'ın gazeteciliğini ele almaktadır. Bu çerçevede iktidar yanlısı bir politika seyreden İnkılap gazetesinde yazan Yusuf Ziya, Falih Rıfkı, Yakup Kadri gibi önemli isimlerin köşe yazılarının içerik analizi yapılmaktadır. İnkılap, taraftarı olduğu parti adına propaganda çalışması yürütmüş, SCF adına yapılan 'inkılap karşıtı fırka' söylemini kanıtlamak adına yoğun mesai harcamıştır. Gazete SCF kurulduktan 18 gün sonra çıkmaya başlamış ve SCF kapandıktan 2 ay sonra da yayın hayatına son vermiştir. Bu, İnkılap'ın görevini tamamlayıp basın hayatından ayrıldığı yönünde bir izlenim oluşturmaktadır. Ali Naci Karacan gençliğinin ilk yıllarından itibaren birçok gazetede çalışmıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarından 1946'ya kadar olan dönemde sıkı bir CHF taraftarı olmuş, İstanbul basını tarafından 'Atatürk'ün Prensi' unvanını almış ancak 1946'da Demokrat Parti'nin kurulması ile safını tamamen değiştirmiştir. Onun bu tutumuna ışık tutması açısından da İnkılap'taki köşe yazıları önemli bir yere sahiptir.
Türk matbuatında Vakit gazetesi
Bu araştırma, Türk basınında önemli bir yere sahip olan "Vakit" (1917) gazetesini ele almaktadır. Vakit, Ahmet Emin Yalman ve Mehmet Asım Us ortaklığında 1917 yılında kurulmuş, 1923 tarihinden itibaren Türk matbuatında Us kardeşler olarak bilinen Mehmet Asım Us, Hakkı Tarık Us ve Hasan Rasim Us idaresinde yayın hayatına devam etmiştir. Bu araştırmada, Vakit gazetesinin günlük neşriyatının son bulduğu 1959 tarihine kadar olan muhtevası kronolojik olarak tahlil edilmiştir. Araştırmanın birinci bölümü Vakit gazetesiyle ilgili yapılan çalışmaları tetkik eden ve amacını, önemini ve yöntemini açıklayan giriş bölümüdür. İkinci bölümde Vakit gazetesinin kuruluşu, idarî kadrosu, genel yayın politikası ve sayı bilgileri gibi genel özellikleri ele alınmıştır. Üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölümlerde gazete muhtevası, dört ayrı devrede incelenmiştir. Bu bölümlerde gazetenin şekil özellikleri ve gazetecilik anlayışının yanı sıra gazetenin o devre içinde vuku bulan siyasî, içtimaî ve iktisadî gelişmelere bakışı ile kültürel ve edebî muhtevası ayrı başlıklar altında incelemeye tabi tutulmuştur. Vakit, kuruluşundan itibaren Türk basın tarihinin önemli yazarlarını bünyesinde barındırmıştır. Araştırmada söz konusu yazarların biyografilerine ve Vakit gazetesinde icra ettiği gazetecilik faaliyetlerine de yer verilmiştir. Vakit, genç yazarlara sütunlarında yer vererek Türk basınında "mektep" vazifesi görmüştür. Gazete, 20. yüzyılda milliyetçiliğin inşa edilmesi ve modernleşmenin yerleşmesi bakımından vasıta rolü oynar. Milliyetçilik ve batılılaşma fikirlerini takip eden bir genel yayın politikasıyla neşredilen Vakit gazetesi, imparatorluktan millî devlete geçiş sürecinde bu işlevi yerine getirmiş, merkezî hükümetin millî ve inkılapçı politikalarını desteklemiştir. Bu itibarla Türk matbuatında millî bir gazetecilik icra etmiştir. Sonuç bölümünde Vakit gazetesine dair tespitlerde bulunulmuş ve Türk matbuatında nasıl bir yere sahip olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Kastamonu yerel basınının sosyal medya kullanımı üzerine bir inceleme
Dördüncü güç olarak kabul edilen basın, gerek ulusal gerekse yerel anlamda halkı bilgilendirme ve haber alma açısından önemli bir araçtır. Barınma, yeme-içme gibi temel insan ihtiyaçlarının arasında iletişim de bulunmaktadır. Basının doğru bir şekilde kullanılması, hitap ettiği kitlenin gerektiği gibi aydınlatılması demektir. Bu sebeple gazetecilik mesleğini icra eden bütün basın mensupları mesleklerinin etik kurallarına sıkı sıkıya bağlı olmak zorundadır. Ulusal basın, ülke genelinde haber alma ihtiyacını karşılaması, yaşanılan sorunları dile getirmesi ve çözüme kavuşturması gibi fonksiyonlarının yanında bazı haber kaynaklarıyla da iletişim halindedir. Bu da yerel basındır. Ulusal haber kuruluşlarının ulaşamadığı bölgelerde yerel basın yaşanan bütün gelişmeleri hem genele hem de yerele aktarma görevini üstlenmiştir. Yerel gazeteler bir nevi şehrin hafızasıdır. Yerel gazetelerin gelişmişliği, şehrin hafızasının gelişmişliğini ve derinliğini gösterir. Bu derinliğin sunduğu bilgi birikimi sayesinde geleceğe daha güvenli ve emin adımlar atılabilir. Geleceğe atılan her adım için geçmişin öğretmiş olduğu bilgilerden faydalanılmalıdır. Kastamonu yerel basını da geçmişin hafızasını geleceğe taşıma noktasında büyük önem arz etmektedir. Köklü bir geçmişe sahip olan Kastamonu basını, bu geçmişin getirmiş olduğu özgüven ve birikimi günümüzde de layıkıyla korumaktadır. Bu sayede yerel basın, faaliyet göstermiş olduğu toplumun kimliğine de sahip çıkmaktadır. Bir bölgede yerel gazetelerin ve haber ajanslarının var olması, bölge halkının haber alma ihtiyacını da önemli ölçüde karşılamaktadır. Yine aynı şekilde tüm ülkeye sesini duyurmak isteyen bölge halkı, yerel gazeteler aracılığıyla hem yaşadığı bölgeye hem de yaşadığı ülkeye sesini kolaylıkla duyurup sorunlarını dile getirebilmektedir. Günümüzde geleneksel medyanın tek başına yetersiz kaldığı durumlarda, gazetelerin dijital platform ağları önemli bir yer tutmaktadır. Dijitalleşmeyle birlikte okuyucu kaybı artan yerel gazeteler, etkinliğini sürdürmek amacıyla yeni iletişim teknolojilerini kullanma yoluna gitmişlerdir. Gazetelerin yazılı basından dijital ortama evrilmesi ve daha sonra sosyal medya ile buluşması birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Kastamonu ilindeki yerel gazetelerin sosyal medya serüvenini incelemektir. Bu amaçla kent merkezinde yayın hayatını sürdüren Kastamonu, Nasrullah, Sözcü, Doğrusöz, Açıksöz ve Gündem 37 gazeteleri tez çalışması için seçilmiştir. Seçilen gazetelerin çalışanları ve yazı işleri müdürleriyle gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda Kastamonu yerel basınının Facebook, Instagram ve Twitter kullanımı değerlendirilecektir. Çalışma, Kastamonu'da bu yönde bir araştırma yapılmamış olması dolayısıyla geleceğe ışık tutacaktır.
Geleneksel medyaya karşı alternatif medya platformu olarak youtube: Youtube haber kanalları üzerine bir inceleme
İnsanlık tarihi boyunca bireyler, sürekli bir haber alma ihtiyacı duymuşlar ve bu ihtiyacı çeşitli yöntemlerle gidermişlerdir. Teknolojik gelişmeler haber alma ihtiyacının kolay bir şekilde giderilmesini sağlamıştır. Egemen sınıf her dönemde kendi iktidarını meşru kılmak için kitle iletişim araçlarına baskı uygulamış ve kontrol altında tutmaya çalışmıştır. Dijital yenilikler ile birlikte bilgi dağılımı engellenemez bir duruma gelmiş ve geleneksel medyada baskıya maruz kalan gazeteciler kendilerine yeni alternatif platformlar aramışlardır. Bu çalışmada özellikle sansür ve ekonomik bağlılık neticesi ile gazetecilerin yeni alternatif arayışlara girmesi ve Youtube üzerinden bu ihtiyacı karşılama gereksinimi ele alınmıştır. Geleneksel medyadan ayrı bir konumda bulunan Youtube'un, geleneksel medya karşısında alternatif medya platformu konumuna bürünmesi üç farklı Youtube haber kanalının, alternatif medya kuramlarına göre analiz edilmesi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır.