Loneliness

219 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İkinci Yeni şiirinde yalnızlık fenomeni

Bu çalışmanın amacı, İkinci Yeni şiirinde öne çıkan yalnızlık temasını, varoluşçu psikoterapi kuramı bağlamında incelemektir. 1950'li yıllarda ortaya çıkan İkinci Yeni şiir hareketi, bireyin iç dünyasını, varoluşsal kaygılarını ve yalnızlık deneyimini ön plana çıkaran bir şiirdir. Bu bağlamda, özellikle Turgut Uyar, Edip Cansever ve Cemal Süreya'nın şiirlerinde yalnızlık; bireyin anlam arayışı, yabancılaşması ve içsel çatışmalarıyla birlikte ele alınmaktadır. Tezin temel amacı, İkinci Yeni'deki yalnızlık olgusunun Irvin D. Yalom'un fikirleri ışığında varoluşçu psikoterapi ilkeleriyle ne ölçüde örtüştüğünü ortaya koymaktır. Çalışmada varoluşçuluk ve varoluşçu psikoterapi kuramından oluşan eklektik bir yöntem kullanılmış ve bu yöntem varoluşçu hümanistik yaklaşım öncülerinden Rollo May ve Irvin D. Yalom'un görüşleriyle de desteklenmiştir. Tezin kuramsal çerçevesi oluşturulurken varoluşçu psikoterapinin yalnızlık, ölüm, özgürlük ve anlamsızlık gibi temel kavramları açıklanmış ve şiirler bu kavramlar üzerinden irdelenmiştir. Uygulamalı bölümde ise Turgut Uyar, Edip Cansever ve Cemal Süreya'nın şiirleri, yalnızlık teması üzerinden varoluşçu bir yaklaşımla çözümlenmeye çalışılmıştır. İkinci Yeni şairlerinin yalnızlık temasını bireysel bir duygu durumunun ötesinde, insanın varlıkla kurduğu ilişkideki temel bir kırılma anı olarak işlediği sonucuna ulaşılmıştır. Şiirlerdeki imgeler, dilsel yapılar ve biçimsel tercihler, varoluşsal yalnızlığın şiirsel ifade olanaklarını genişletmektedir. Bu tez, İkinci Yeni şiirinde yalnızlığın, edebî bir tema olmakla beraber felsefi bir zemini de işaret ettiğini ve varoluşçu psikoterapi kuramıyla anlamlı bir bağ kurduğunu göstermektedir.

VaroluşçulukYalnızlık
Asena Türkeç
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde yalnızlık, ölüm kaygısı ve sosyal ağlar arasındaki ilişki

Bu tanımlayıcı çalışmanın amacı toplum içerisinde yaşayan yaşlı bireylerde yalnızlık, ölüm kaygısı ve sosyal ağlar arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırma Ocak 2024-Mart 2024 tarihleri arasında, Yozgat ili merkezinde bulunan bir aile sağlığı merkezine bağlı 65 yaş ve üzeri evreni bilinen olasılıksız örnekleme yöntemi ile belirlenen 250 yaşlı birey ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Yaşlılar İçin Yaşlılar için Yalnızlık Ölçeği, Ölüm Kaygısı Ölçeği, Lubben Sosyal Ağ Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen yaşlı bireylerin yaş ortalaması 70,04±5,65 olduğu, %53,6'sının erkek, %76'sının evli, %47,2'sinin ilkokul mezunu, %97,2'sinin sosyal güvenceye sahip olduğu ve %50,8'inin gelir durumunu düşük olarak değerlendirdiği görülmüştür. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin yalnızlık puan ortalaması 6,94±5,21, ölüm kaygısı puan ortalaması 29,06±25,45 ve sosyal ağ puan ortalaması 31,36±10,46 olarak belirlenmiştir. Kadınlarda yalnızlık ve ölüm kaygısının daha fazla olduğu, bekar yaşlı bireylerin daha fazla yalnızlık yaşadığı, ilkokul mezunu yaşlı bireylerin daha fazla yalnızlık yaşadığı ve gelir düzeyi orta olan yaşlı bireylerin daha fazla sosyal ağa sahip olduğu belirlenmiştir. Yaşlı bireylerde yalnızlık ile ölüm kaygısı ölçeği puanı arasında pozitif ve orta düzey bir ilişki, yalnızlık ve sosyal ağ ölçeği puanı arasında negatif ve orta düzey bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). Yaşlı bireylerde ölüm kaygısı ile sosyal ağ ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, arkadaş sosyal ağı ile ölümü düşünme ve tanıklık alt boyut puanları arasında negatif ve düşük düzey bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak yaşlı bireylerin yalnızlık düzeylerini ve ölüm kaygısını hafifletmeye yardımcı olabilecek, yaşlılar arasındaki sosyal bağları güçlendirmeye yönelik, toplum programları, sosyal etkinlikler ve nesiller arası etkileşimi teşvik eden eğitim ve müdahale programlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ölüm anksiyetesi, sosyal ağlar, yalnızlık, yaşlı birey

AnksiyeteSosyal ağlarYalnızlık+1
Fatma Zafer
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Feminist sosyal hizmet perspektifiyle kadınların yalnız annelik deneyimleri

Bu çalışmada sosyal hizmet perspektifiyle kadınların yalnız annelik deneyimlerini nasıl pratiklerle inşa ettiğini keşfetmek amaçlanmıştır. Anneliğe ilişkin özcü yaklaşım anneliğin sosyal bir rol olarak tarihsel, kültürel ve toplumsal inşasının önüne geçmektedir. Annelik çocuğun bakım ve sorumluluğunu paylaşan rollerden bir tanesiyken boşanma sonrasında anneliğin yalnızlığıyla yüzleşilmektedir. Çalışmanın özneleri boşanma sonrası çocuğuyla yaşayan kadınlardır. Kadınların deneyimlerini başlangıç noktası kabul eden bu araştırmada feminist yöntem ve bakış açısıyla, sosyal hizmet perspektifinden yararlanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada İstanbul'da çocuklarıyla yaşayan 18 özne ile görüşülmüştür. Özneler ile gerçekleştirilen derinlemesine görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Araştırma verileri, MAXQDA Pro 2022 programı kullanılarak tematik kodlama yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda "Annelik Kurumundan Annelik Pratiğine", Yalnız Annelikle Yüzleşme", "Anneliğin Gizli Yaraları", "Yalnız Annelik Döngüsü" ve "Yalnız Annelikte Güçlenme" olmak üzere beş ana temaya ulaşılmıştır. Bu araştırmanın önemli sonuçlarından birisi annelik ideolojisinin boşanmış kadına karşı makbul anne söylemiyle kadın üzerindeki tahakkümü sürdürmesidir. Bununla birlikte annelik pozisyonu kadınların sosyal ve ekonomik ilişkilerinde sınırlılıklar getirmektedir. Araştırmanın bir diğer önemli sonucu yalnız annelik pratiklerinin inşasında kadınların zihinsel olarak anneliğe sıkışmasını tanımlamak üzere "annelik sancısı" kavramı geliştirilmiştir. Yalnız anneliğin döngüsel bir güçlenme süreci olduğu bir başka önemli sonuçtur. Yalnız annelikte kadınların kişisel, kültürel ilişki dinamiklerinde faillik özellikleri öne çıkarken yapısal ilişkiler karşısında daha yalnız ve edilgen kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Yalnız annelik pratikleri kadınlara özgürleşme ve güçlenme alanları yaratırken, kadınların annelik kurumunun değer yargıları ile daima mücadele etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle öncelikle annelik ve babalıkta ortaklaşmayı öngören sosyal, ekonomik ve hukuksal düzlemi olan bütünlüklü sosyal politikaların hayata geçirilmesi önemlidir. Koruyucu, önleyici ve destekleyici mekanizmaların kadın deneyimini önceleyen bir tutum sergilemesi önemlidir. Bununla birlikte, yararlanıcı ve profesyonel olarak kadın nüfusunun yüksek olduğu sosyal hizmet disiplini ve uygulamasında kadınların deneyimlerini görünür ve değerli kılmak ve bu yönde sosyal hizmet uygulamalarını geliştirmek adına bu çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir.

Anne deneyimiAnnelikAtaerkil+6
Zülal Şahin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında yalnız yaşayan yaşlı kadınların sorunları ve yaşam deneyimleri: Kocaeli ili örneği

Bu araştırma yalnız yaşayan yaşlı kadınların yaşam deneyimlerini, sorunlarını ve gereksinimlerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmanın öznelerini Kocaeli'nde ikamet eden 65 yaş ve üzeri yalnız yaşayan yaşlı kadınlar oluşturmuştur. Görüşmecilere kartopu örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 15 yalnız yaşayan yaşlı kadınla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi MAXQDA 12 nitel veri analiz programı yardımıyla çözümlenmiştir. Analizin gerçekleştirilmesinin ardından yalnız yaşayan yaşlı kadınların geçmiş yaşam deneyimlerinde maruz kaldığı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnız yaşama deneyimlerini zorlaştırdığı görülmüştür. Yaşlılık dönemine dezavantajlı olarak giren görüşmecilerin yalnız yaşama deneyiminin, yaşlılık dönemine özgü sorunların, yaş ayrımcılığının baş etmekte zorlandıkları ortaya çıkmıştır. Geleneksel cinsiyet ve yaşlılık rollerinin içselleştirilmesi görüşmecilerin yaşam deneyimlerini etkileyen önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda yalnız yaşayan yaşlı kadınların toplumsal katılımını destekleyen ve baş etme pratiklerinin geliştirilerek kadınların güçlenmesine yönelik sosyal politika ve feminist sosyal hizmet uygulama önerileri sunulmuştur.

Kadın sorunlarıKadınlarKocaeli+6
Eda Öner
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Robert Frost's reflection on man isolation and its connection to something in nature

Robert Frost?s popularity was accepted with his simplistic style, his particular sensitivity and a clever use of imagery in his poetry in the twentieth century. Man?s relation with universe is his main concern in his poems. The vastness of universe is beyond compare to man with his loneliness and frailty with it. Man?s indifference and his confrontation of the universe have a connection with certain themes in his poetry. His great admiration of nature made his poems portraying one of the great themes in his poetry: nature. My particular focus in this study is Frost?s certain joy about nature and even a fear towards it on which results in man?s isolation in society and despite his struggle to connect himself to it in regards to his longing. This isolation and longing come from human psychology. This study begins by placing Frost?s works in the context of Romantic poetry. Frost gives his readers the observation of something in nature and its connection to human isolation. The best way to understand Frost's key themes- his affection for nature, man's reasons for keeping away from nature, man's loneliness in the face of nature, the power of nature to act as a remedy for man's ills- is to examine the poems

American literatureAmerican poetryFrost, Robert+3
Tülay Dağoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada ortaokul özel eğitim sınıflarına ve kaynaştırma sınıflarına devam eden hafif düzeyde zihin engelli öğrenciler ile normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Öğrencilerin cinsiyetinin, sınıf düzeylerinin, kardeş sayılarının, doğum sıralarının ve yakın arkadaş sayılarının yalnızlık düzeylerine etkisi incelenmiştir. Araştırma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Eyüp ve Sarıyer İlçelerine bağlı resmi ortaokulların 5.,6.,7. ve 8. Sınıf düzeyindeki normal gelişim gösteren öğrenciler ile bu sınıflardaki okuma-yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış kaynaştırma öğrencileri ve okul bünyesindeki özel eğitim sınıflarındaki okuma yazma bilen hafif düzeyde zihinsel engelli tanısı almış öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya normal gelişim gösteren 90 öğrenci, özel eğitim sınıflarına devam eden 93 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci ile kaynaştırma sınıfına devam eden 89 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci olmak üzere toplam 272 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile ilgili veriler "Çocuklar için Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği" (Kaya, 2005) ile toplanmıştır. Kişisel özelliklere (cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, doğum sırası ve yakın arkadaş sayısı) ilişkin verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeylerinin, özel eğitim sınıfı öğrencilerinden ve normal gelişim gösteren öğrencilerden yüksek olduğu görülmüştür. Özel eğitim sınıfı, kaynaştırma ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve doğum sırasına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Özel eğitim sınıfı öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonucunda, hiç kardeşi olmayan ve 5 ve daha fazla kardeşi olan öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin diğer kardeş sayılarına sahip öğrencilerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Kaynaştırma öğrencilerinin ve normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile kardeş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Özel eğitim sınıfı öğrencileri ve kaynaştırma öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı değişkeni arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma sonucunda hiç yakın arkadaşı olmayan (kaynaştırma öğrencilerinde) ve 1 tane yakın arkadaşı (özel eğitim sınıflarında) olanların yalnızlık düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Normal gelişim gösteren öğrencilerin yalnızlık düzeyleri ile yakın arkadaş sayısı arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Eğitim psikolojisiKaynaştırma eğitimiYalnızlık+4
Hatice Allahverdi
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evcil hayvan sahibi olan ve olmayan bireylerde yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algısı ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada evcil hayvan sahibi olan ve olmayan yetişkin bireylerde yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algısı ilişkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini 18-70 yaş arası yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 37 farklı şehirden, 163 kadın ve 186 erkek olmak üzere 349 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların 168'i evcil hayvan sahiplerinden, 85'i evcil hayvan sahibi olmayanlardan, 99'u ise önceden evcil hayvan sahibi olanlardan oluşmaktadır. Araştırmada başvurulan veri toplama araçları ise, Demografik Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Empatik Eğilim Ölçeğidir. Evcil hayvan sahibi olan ve olmayan kişilerin yaşam doyumu, empatik eğilim ve yalnızlık algılarını karşılaştırmak için ANOVA testi yapılmıştır. Bu test sonucunda, evcil hayvana sahip olma durumuna göre yaşam doyumu ve empatik eğilim puan ortalamalarının anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, evcil hayvana sahip olma durumuna göre yalnızlık puan ortalamaları anlamlı bir farklılık göstermiştir. Evcil hayvanı olan katılımcıların yalnızlık puan ortalamaları, evcil hayvanı olmayan ve daha önce evcil hayvanı olan katılımcıların puan ortalamalarından anlamlı olarak daha yüksektir. Ayrıca yapılmış olan pearson korelasyon analizine göre; evcil hayvana sahip katılımcıların yalnızlık puanları arttıkça yaşam doyumu puanlarının azaldığı, empatik eğilim puanları arttıkça yaşam doyumu puanlarının da arttığı gözlenmiştir. Evcil hayvana sahip katılımcıların yalnızlık puanları arttıkça empatik eğilim puanlarının azaldığı gözlenmiştir.

EmpatiEmpatik eğilimEvcil hayvanlar+4
İlkyaz Çetin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın yoğun kullanımının ileri ergenlikte yalnızlık ve depresyona etkisi

Bu çalışma ile sosyal medyanın yoğun kullanımının ileri ergenlikte yalnızlık ve depresyona etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini farklı üniversitelerde okuyan 18-24 yaş arası 280 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyal medya kullanımlarına yönelik araştırmacı tarafından hazırlanmış olan anket, depresyon ve yalnızlık düzeylerini belirlemek için türkçeye uyarlaması Tegin (1980) tarafından yapılan Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve uyarlaması Demir (1989) tarafından yapılan Ucla Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sosyal medyayı yoğun kullanan öğrencilerin depresyon ve yalnızlık seviyelerinde anlamlı derecede farklılıklar bulunmuştur.

DepresyonErgenlerErgenlik+6
Gizem Yalçın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Genel aidiyetin sosyal görünüş kaygısı ve sosyal duygusal yalnızlık ile arasındaki ilişkide biçimlendirici rolü

Bu araştırmanın amacı, genel aidiyetin sosyal görünüş kaygısı ile sosyal duygusal yalnızlık algıları arasındaki ilişkide biçimlendirici rolünü incelemektir. Aynı zamanda araştırmanın alt amacı olarak sosyal duygusal yalnızlık düzeyi demografik değişkenlere göre de incelenmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu toplam 316 yetişkin kişi oluşturmaktadır. Bu grubun 197'si kadın, 119'u ise erkektir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği (Social Appearance Anxiety Scale-SAAS),"Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği(SDYÖ) ve Genel Aidiyet Ölçeği (GAÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilme aşamasında istatistiksel olarak; betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t Testi, bağımsız gruplar için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), ilişkisel analizler için korelasyon testi ayrıca biçimlendirici rolü belirlemek amacıyla değişkenler arasında hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Demografik değişkenlere göre Sosyal Duygusal Yalnızlık Düzeyi incelendiğinde,eğitim durumu ve çocuk sahibi olma durumuna göre Sosyal Duygusal Yalnızlık Düzeyinin anlamlı düzeyde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim düzeyi arttıkça yalnızlık düzeyi azalmıştır ve çocuk sahibi olan bireylerin yalnızlık düzeyi olmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda, sosyal görünüş kaygısı ile sosyal duygusal yalnızlık düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca Sosyal Görünüş Kaygısı ve Sosyal Duygusal Yalnızlık arasındaki ilişkide Genel Aidiyetin Biçimlendirici Rolünün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AidiyetAidiyet duygusuDuygusal yalnızlık+4
Pelin Kıvılcım
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet yurtlarında kalan üniversite öğrencilerinde maneviyat ile kaygı ve yalnızlık duygusu arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul ili örneği

Bu araştırmanın amacı İstanbul'daki devlet yurtlarında kalan öğrencilerde maneviyat ile yalnızlık ve kaygı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul'daki devlet yurtlarında kalan 464 (373 kadın- 91 erkek) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Üç Faktörlü Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Yaygın Anksiyete Bozukluğu-7 Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, gruplar arası farkların belirlenmesi için bağımsız gruplar t testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Değişkenler arası ilişki için Pearson Korelasyon Katsayısı ve aracılık analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini analizi için regresyon temelli aracılık makrosu (Process Model 4) uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre üniversite öğrencilerinin manevi iyi oluş, kaygı ve yalnızlık puanları cinsiyetlerine ve sınıf düzeylerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre manevi iyi oluş ile, kaygı ve yalnızlık arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kaygı ile yalnızlık puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonucuna göre yurtta kalan üniversite öğrencilerinin manevi iyi oluş düzeylerinin kaygı düzeyleri üzerindeki anlamlı derecede dolaylı etkisini ortaya koymuştur. Manevi iyi oluşun aracı değişken olan yalnızlığın varlığında kaygı üzerindeki doğrudan anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Yalnızlık, manevi iyi oluş ile kaygı arasındaki ilişkiye kısmen aracılık etmiştir. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Üniversite öğrencileri, yalnızlık, kaygı, maneviyat, manevi iyi oluş

KaygıManeviyatPsikoloji+1
Yasemin Ekici
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Edward Hopper ile günümüzde ruhunu kaybeden insanlara bakış

Ressam Edward Hopper'ın sanatı ile günümüzde soyutlanma yaşayan bireylerin yaşamları arasındaki benzerlik ortaya konmuştur. Günümüzdeki bireylerin yaşamlarındaki soyutlanma, ruhsal yönden incelenmiştir. Günümüzdeki bireylerin yaşadığı soyutlanma ve ruhsuzlaşmanın nedenleri incelenmiştir. Bu soyutlanma ve ruhsuzlaşma sorunundan kaynaklanan yalnızlaşma olgusu olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alınmıştır. Ruhsal rahatsızlıkların nasıl ortaya çıktığı, geçmişte ve günümüzde bu hastalıklara nasıl tedaviler uygulandığı ve bireylerin yaşamakta olduğu soyutlanma, yalnızlık ve ruhsuzlaşma sorununun nereye varabileceği araştırılmıştır. Bu sorunların ortadan kalkması yahut en aza indirgenmesi için, bireylerin, ailelerin, eğitimcilerin ve sanatın neler yapması gerektiği konusunda farkındalık oluşturmak amaçlanmıştır.

Hopper, EdwardResim sanatıResimler+2
Pınar Fazla
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin algıladıkları sosyal destek ve yalnızlıklarının kaygı düzeylerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolü

Amaç: Bu araştırmada genç yetişkinlerin algıladıkları sosyal destek ve yalnızlıklarının kaygı düzeylerine etkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmanın örneklemini uygun örnekleme yöntemi ile seçilen ve yaşları 18 ile 25 arasında değişen toplam 514 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri sosyodemografik bilgi formu, çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği, UCLA yalnızlık ölçeği, durumluk sürekli kaygı ölçeği ve psikolojik dayanıklılık ölçeğini içeren çevrimiçi anket ile toplanmıştır. Verileri analiz etmek için SPSS v22 kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi amacı ile regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Sosyal destek ve yalnızlığın durumluk kaygı ve psikolojik dayanıklılık üze-rinde negatif, sürekli kaygı üzerinde pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Bunun yanında psikolojik dayanıklılığın durumluk kaygı üzerinde pozitif, sürekli kaygı üzerinde ise negatif etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca sosyal destek ve yalnızlık ile kaygı arasındaki ilişkilerde psikolojik dayanıklılığın aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Sosyal destek, yalnızlık, psikolojik dayanıklılık ve kaygı arasındaki ilişkiler incelenmiş, bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir.

Durumluk kaygıGenç yetişkinlerKaygı+4
Mert Özsoy
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet ve akıllı telefon bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi

İnternet ve akıllı telefon bağımlılığı gelişen teknoloji ile birlikte psikoloji alan dizininde sıklıkla incelenen konuların başında gelmiştir. Sürekli internet ve akıllı telefon başındaki bireyler toplumdan uzaklaşmakta ve yalnızlaşmaktadır. Bu durum bireylerin kendilerine olan saygılarında da azalmaya neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı akıllı telefon ve internet bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlerce incelenmesidir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 137'si kadın ve 93'ü erkek olmak üzere 230 kişi katılmıştır. Katılımcılara içeriğinde; demografik veri formu, akıllı telefon bağımlılığı ölçeği, Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve UCLA (University of California, Los Angeles) Yalnızlık Ölçeği'nin bulunduğu anket formu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda akıllı telefon bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Aynı şekilde internet bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasında da anlamlı ilişki bulunmuştur. Diğer yandan katılımcıların ölçek puan ortalamalarının yaş, medeni durum, eğitim durumu gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. İnternetin kişi için önemi, benlik saygısı puanı ve yalıtılmışlık hissi akıllı telefon bağımlılığı için yordayıcı faktörler olarak bulunmuştur. İnternet bağımlılığı için internetin kişi için önemi, benlik saygısı puanı, yaş ve yalıtılmışlık hissi yordayıcı özellik göstermektedir.

BağımlılıkBenlik saygısıCep telefonu+7
Mehmet Utku Tohumcu
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin rastgele cinsel yaşantıları ile bağlanma stilleri ve yalnızlık algısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Cinsel davranışı etkileyen değişkenleri anlamak, bireylerin ihtiyaçlarına uygun terapötik müdahaleler ve psiko-eğitim oturumları tasarlama sürecinde önemlidir. Bu çalışmada, tek gecelik ilişki yaşama ile bağlanma stilleri ve bireylerin yalnızlık algısı düzeyleri arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, yaşları 18-26 arası değişen ve basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 638 üniversite öğrencisine Hendrick Cinsel Tutum Ölçeği, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Çalışmanın evreni Haliç Üniversitesi lisans öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin bağlanma stilleri ile tek gecelik ilişki yaşantıları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Kaçıngan bağlanma stiline sahip bireylerin, diğer bağlanma stiline sahip bireylere göre tek gecelik ilişki yaşantıları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Güvenli bağlanan bireylerin diğer bağlanma stillerine oranla anlamlı düzeyde daha az tek gecelik ilişki sayısına sahip olduğu saptanmıştır. Kaçıngan ve kaygılı-kararsız bağlanan katılımcıların diğer bağlanma stiline sahip bireylere göre yalnızlık puan ortalamaları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Tek gecelik ilişki sayısı diğerlerine oranla fazla olan bireylerin, yalnızlık puan ortalamaları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Yalnızlık Ölçeği toplam puanı ile Cinsel Tutum Ölçeği alt boyut toplam puanları arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Aktif cinsel yaşantısı bulunan ve tek gecelik ilişkisi olmayan katılımcıların güvenli bağlanma puan ortalamaları anlamlı düzeyde yüksektir. Tek gecelik ilişki sayısının cinsiyet üzerindeki dağılımları istatistiksel olarak anlamlı olup, erkeklerin kadınlara oranla daha fazla sayıda tek gecelik ilişkisi bulunduğu saptanmıştır. Erkeklerde kaçıngan ve kaygılı-kararsız bağlanma puanının, kadınlarda güvenli bağlanma puanının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın, cinsellik alanında yapılacak gelecek araştırmalara katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Cinsellik, Yalnızlık Algısı, Bağlanma Stilleri, Tek Gecelik İlişki, Gündelik Cinsel İlişkiler

Bağlanma stilleriCinsel yaşamCinsellik+3
Elif Hazal Akpınar
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Genç erişkinlerde çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, genç erişkinlerde çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma grubunu Haliç Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan, araştırmaya gönüllü olarak katılan 370 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların kişisel bilgilerini toplamak amacıyla Sosyo-Demografik Bilgi Formu, çocukluk çağındaki travmatik yaşantılarını değerlendirmek amacıyla Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, yalnızlık duygusunu ölçmek amacıyla UCLA Yalnızlık Ölçeği ve öfke ifade tarzlarını belirlemek amacıyla Öfke İfade Tarzı ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.00 programından yararlanılmıştır. Sonuçlar; % 95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Genç erişkinlerin %64.9'u kadın, %35.1'i erkekler oluşturmaktadır. Katılımcıların %31.9'unun 1. Sınıfta olduğu tespit edilmiştir. %24.9'u aile içinde kayıp yaşamışken %75.1'i yaşamamıştır. Katılımcıların %84.9'unun bebeklik/çocukluk dönemi bakımını ailesi üstlenmişken, %12.7'sinin anneannebabaanne ve %2.4'ünün ise bakıcı üstlenmiştir. Genç erişkinlerin çocukluk çağı travma toplam puanı ( ̅=40.65; ss=11.42) olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çocukluk çağı travmalarına ait alt boyutlar incelendiğinde; fiziksel istismarın ( ̅=9.04; ss=3.19) en yüksek ve duygusal ihmalin ise ( ̅=6.82; ss=2.31) en düşük alt boyut olduğu belirlenmiştir. Genç erişkinlerin öfke ifade tarzı toplam puanı ( ̅=76.29; ss=14.77) olarak tespit edilmiştir. Ayrıca öfke ifade tarzları ölçeğinin alt boyutları incelendiğinde; sürekli öfke boyutunun ( ̅=21.34; ss=5.88) en yüksek ve öfke dışa vurumunun ise ( ̅=16.74; ss=4.33) en düşük alt boyut olduğu belirlenmiştir. Genç erişkinlerin yalnızlık puanı ( ̅=35.89; ss=9.43) olarak tespit edilmiştir. Genç erişkinlerin çocukluk çağı travmaları çocukluk çağı travmalarının toplam puanında ve fiziksel ihmal alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarda (cinsel istismar, fiziksel istismar, duygusal ihmal, duygusal istismar ve travmayı küçümseme) erkek katılımcılarda yüksek çıkmıştır (t368=-2.86;p=.004). Genç erişkinlerin çocukluk çağı travmaları ve öfke ifade tarzları arasında pozitif ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Ek olarak, genç erişkinlerin öfke ifade tarzları ile yalnızlık düzeyleri pozitif ve anlamlı olarak ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, genç erişkinlerin çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve öfke ifade tarzları arasında ilişki saptanmıştır.

Genç yetişkinlerYalnızlıkÇocukluk çağı travmaları+2
Merve Okan
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde yalnızlığın ölüm kaygısına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada yetişkinlerin yalnızlık ve ölüm kaygısı düzeyleri çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Bununla birlikte yetişkinlerin yalnızlık düzeylerinin onların ölüm kaygısı düzeyini yordayıp yordamadığı da değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Azerbaycan'da yaşayan 595 yetişkin oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Yaşlılar için Yalnızlık Ölçeği ve Ölüm Kaygısı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, ANOVA, korelasyon ve çoklu regresyon kullanılmıştır. Analizler sonucunda yetişkinlerin yalnızlık düzeylerinin eğitim durumlarına, kronik bir hastalığa sahip olmalarına, medeni durumlarına ve yaşadıkları eve göre anlamlı biçimde farklılaştığı belirlenmiştir. Diğer taraftan yalnızlık düzeyinin ailedeki çocuk sırasına, çocuk sayısına ve yaşadıkları yerleşim yerine göre ise anlamlı farklılık göstermediği saptanmıştır. Ölüm kaygısına yönelik yapılan analiz sonucunda ise eğitim durumuna, kronik bir hastalık olup olmadığına, ailedeki çocuk sırasına, çocuk sayısına, medeni duruma, yaşanılan eve ve yerleşim yerine göre anlamlı bir farklılık olmadığı anlaşılmıştır. Yalnızlığın ölüm kaygısıyla pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu görülmüş ve yapılan çoklu regresyon analizi sonucuna göre de duygusal yalnızlığın ölüm kaygısının pozitif yönde anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

AzerbaycanYalnızlıkYetişkinler+2
Narinç Rüstemova
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal destek ve yalnızlaşmanın siber zorbalık üzerindeki etkisi ve akademik başarı düzeyi ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde sosyal destek, yalnızlık ve akademik başarı ile siber zorbalık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemini 550 gönüllü üniversite öğrencisi oluşturdu. Çalışmaya dahil edilen her bir katılımcı bir sosyodemografik veri formu ile beraber Siber Zorbalık Ölçeği (SZÖ), Siber Mağduriyet Ölçeği (SMÖ), Siber Zorbalık Duyarlılık Ölçeği (SZDÖ), UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeğini (ÇBASDÖ) doldurmuştur. Erkek katılımcıların SZÖ ve SMÖ puanları kadınlara göre yüksek saptandı. Katılımcıların SZÖ puanları ile ÇBASDÖ alt ölçek puanları arasında negatif yönde bir ilişki saptandı. Katılımcıların SMÖ puanları ile ÇBASDÖ alt ölçek puanları arasında negatif yönde bir ilişki saptandı. Katılımcılardan akademik başarı düzeyi yüksek olanların SMÖ ve SZÖ puanları daha düşük saptandı. Sonuç olarak, üniversite öğrencilerinde düşük sosyal destek düzeylerinin siber zorbalık ve siber mağduriyetle ilişkili olduğu söylenebilir. Ek olarak, siber zorbalık ve siber mağduriyetin düşük akademik başarı düzeyi ile ilişkili olduğu düşünülebilir.

Akademik başarıSiber zorbalıkSosyal destek+3
Ömer Yılmaz
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bakımevinde kalan yaşlıların yalnızlık duygusuna yaşam doyumunun, yaşam kalitesinin ve benlik saygısının etkisi

Kesitsel, tanımlayıcı tasarımda ve ilişki arayıcı olan bu çalışmada bakım evindeki yaşlıların yalnızlık duygusuna yaşam doyumunun, yaşam kalitesinin ve benlik saygının etkisini belirlemek ve elde edilen sonuçlarla bakımevi koşullarının iyileştirilmesine ve sağlık hizmetlerinin planlanmasına destek olmak amaçlandı. Araştırmanın evrenini (Ekim 2019-Aralık 2020) bir huzurevinde kalan yaşlılar (N=332), örneklemini de 130 yaşlı oluşturdu. Kişisel Bilgi Formu, Yaşlılarda Yaşam Kalitesi Ölçeği, Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği, Yaşam Alanlarındaki Doyum Ölçeği ve Sosyal Karşılaştırma Ölçeğiyle veriler toplandı. Çalışmanın verilerinin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), normal dağılım testleri (Shapiro- Wilk, Skewness ve Kurtosisin), cronbachalpha, t testi/Mann Whitney U testi, One- wayAnova/Kruskal Wallis testi, Pearson Korelasyon testi, faktör analizleri, lineer regresyon analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi kullanıldı. Fark ve ilişkilerde istatistiksel anlamlılık p<0.05-olarak kabul edildi. Yaşlıların yaş ortalamasının 73,88±7,41 olduğu, çoğunun; erkek (%65,4), evlenmediği (%46,9), çocuğunun olmadığı (%73,1), ilkokul mezunu (%40), geliri olduğu (%88,5) ve emekli maaşı aldığı (%46,2) kronik hastalığının olduğu (%75,4) ve bağımsız hareket edebildiği (%60), bakımevinde ortalama 6,50±8,04 yıl kaldığı ve kendi isteğiyle geldiği (%63,5), bakımevindeki sosyal aktivitelere katıldığı (%60), akrabalarının ziyarete geldiği (%59,2), bakımevi dışına çıkabildiği (%58,5) ve bakımevinde kalan diğer sakinlerle arkadaşlık kurduğu (%78,5) saptandı. Çalışmadaki yaşlıların, yaşam kalitesinin (21,30±7,88), orta düzeyde yaşam doyumunun yüksek (7,80±1,87) olduğu, olumlu benlik şemasının olduğu (69,44±11,72), yalnızlık puanlarının kabul edilebilir düzeyde (8,31±4,86), %20,8'inin yalnız olduğu saptandı. Kadın cinsiyetinin yalnızlık puanında 2,529 artışa, geliri olanların da 4,192 puan düşüşüne neden olduğu belirlendi (p<0,05). Yatağa bağımlı yaşlıların duygusal yalnızlık puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Yaşlıların yaşam kalitesi puanları arttıkça sosyal, duygusal ve genel yalnızlık puanlarının anlamlı olarak azaldığı (p<0,05) belirlendi. Sosyal karşılaştırmanın sosyal sınıf, çekicilik ve genel puanları attıkça olumlu benlik şeması oluştuğu, sosyal ve genel yalnızlık puanlarının anlamlı düzeyde azaldığı, yaşam alanlarına yönelik doyumu artıkça soysal, duygusal ve genel yalnızlıklarının da azaldığı saptandı (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, Yaşam doyumu, yaşam kalitesi, benlik saygısı.

Benlik saygısıHuzurevleriYalnızlık+4
Sema Çalık
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan yaşlılarda COVİD-19 pandemi sürecinde ölüm kaygısı ve yalnızlık

Bu tez çalışması, huzurevinde yaşayan yaşlılarda Covid-19 pandemi sürecinin ölüm kaygısı ve yalnızlık üzerine etkisini belirlemek amacı ile gerçekleştirildi. Çalışma, Darülaceze Huzurevi'nde kalmakta olan 109 kadın ve 92 erkek olmak üzere toplam 201 kişinin katılımı ile tamamlandı. Çalışma süresi, 1 Kasım 2021-30 Haziran 2022 tarihleri arasını kapsamakta olup çalışmanın verileri etik kurul ve kurum iznini takiben 24 Şubat 2022-15 Nisan 2022 tarihleri arasında toplandı. Çalışma verilerinin analizi "SPSS 21" bilgisayar paket programı ile yapıldı. Normal dağılıma uygun olmayan ölçüm değerleri için parametrik olmayan yöntemler kullanıldı. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test (χ2-tablo değeri) yöntemi kullanıldı. Üç veya daha fazla grup için anlamlı fark çıkan değişkenlerin ikili karşılaştırmaları için Bonferroni düzeltmesi uygulandı. Yaşlıların yaş ortalamasının 69,24±6,83 (yıl) olduğu tespit edilmiş ve %35,3'ünün (n:71) 65-69 yaş grubunda olduğu belirlendi. Yaşlıların Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği'nden aldıkları genel puan ortalaması 10,69, duygusal yalnızlık alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 6,67, sosyal yalnızlık alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 4,02 olarak bulundu. Yaşlıların yalnızlık seviyesi kabul edilebilir yalnızlık olarak bulundu. Yaşlıların Ölüm Kaygısı Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması 7,02 olarak bulundu. Yaşlılarda ölüm kaygısı yüksek bulundu. Pandemi gibi zorlu süreçlerde daha fazla etkilenen yaşlı bireylere yalnızlık ve ölüm kaygısı ile ilgili araştırmaların artırılması ve kaygılarının azaltılmaya yönelik girişimlerin uygulanması önerilir.

COVID 19GeriatriHuzurevleri+4
Sadık Aksakal
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi

Genç yetişkinlik dönemine denk gelen üniversite yaşamında öğrenciler; sosyal desteğe ve sağlıklı iletişime ihtiyaç duymaktadırlar. Ancak hayatlarında yeni ve yabancı bir ortam olan üniversite hayatında bu gereksinimlerini karşılamakta zorlanmaktadırlar. İletişim becerileri düşük ve kendisini yalnız hisseden gençlerin sosyal destek elde etmek, iletişim becerilerini artırmak ve yalnızlıklarını gidermek amacıyla daha fazla mobil telefon kullandıkları ve akıllı telefon bağımlılıklarının arttığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi ve akıllı telefon bağımlılığı değişkeninin araştırma kapsamında elde edilen sosyo-demografik verilerden ne derece etkilendiğini belirlemektir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 221'i erkek 84'ü kadın, toplam 305 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği-KF, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-KF ve İletişim Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sosyo-demografik veriler ile yalnızlık algısı ve iletişim becerilerinin, akıllı telefon bağımlılığını ne derece yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyo-demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, okudukları sınıf ve aylık gelir düzeyi değişkenlerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Akıllı telefon kullanım özellikleri açısından değerlendirildiğinde, günlük yapılan arama sayısının akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmez iken; cep telefonu günlük kullanım süresi ve cep telefonu günlük kontrol sayısı arttıkça, akıllı telefon bağımlılığın arttığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve pozitif anlamlı bir sonuç tespit edilmiştir. Bu çalışmada öğrencilerin iletişim becerilerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve sonucunda anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon Bağımlılığı, İletişim Becerileri, Yalnızlık

Akıllı telefonlarBağımlılıkTeknolojik bağımlılık+4
Özge Tok
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin gelişmeleri kaçırma korkusu ve yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin gelişmeleri kaçırma korkusu (FOMO) düzeyleri ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkinin farklı değişkenlerle araştırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla 2017-2018 eğitim-öğretim yılı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde Eğitim Fakültesinde farklı bölümlerde eğitim gören toplam 415 kişi çalışmaya katılmıştır. Öğrencilerin bulundukları bölümler Matematik-Fen, Sosyal-Dil, Okul öncesi-Sınıf, Resim-Müzik olmak üzere 4 ana gruba ayrılmıştır. Çalışmaya katılan 415 öğrencinin 205'i kadın 210'u ise erkek öğrencidir. Öğrencilere araştırmacı tarafından oluşturulan bazı değişkenlerin yer aldığı "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği" ve "UCLA Yalnızlık Ölçeği" uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin verdiği yanıtlara göre betimsel istatistikler, normallik testi için Kolmogrov-Smirnov testi, ilişki için Pearson Korelasyon Katsayısı, t-testi, ilişkisiz ikiden çok grup ortalamalarının karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (one-way-anova) ve gruplar arasında farkın kaynağını tespit etmek için Post-Hoc Testlerinden Bonferroni analizleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda yalnızlık ile gelişmeleri kaçırma korkusu arasında önemli bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Gelişmeleri kaçırma korkusu puanlarının, "interneti hangi amaç için kullandıkları" ve "kendi hatalarına karşı tutumları" değişkenine göre anlamlı bir şekilde değiştiği ortaya konmuştur. Fakat gelişmeleri kaçırma korkusu öğrencilerin "cinsiyet", "bölümleri", "kiminle kaldıkları", "internete erişim sağladıkları araçlar", "iletişim kurma yolları", "en iyi iletişim kurdukları gruplar", "hata karşısında başkalarına karşı tutumları", "yalnız hissedilince yaptıkları etkinlikler", "ekonomik durumları" ve "günlük sosyal ilişkilerin durumları" değişkenleri açısından farklılık göstermemiştir. Yalnızlığın, öğrencilerin "bulunduğu bölümler", "kiminle kaldıkları", "kendi hatalarına karşı tutumları", "ekonomik durumları" ve "günlük sosyal ilişkilerin durumları" değişkenleri ile önemli derecede farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat yalnızlığın "cinsiyeti", "internet hangi amaç için kullandıkları", "internete erişim sağladıkları araçlar", "iletişim kurma yolları", "en iyi iletişim kurdukları gruplar", "hata karşısında başkalarına karşı tutumları" ve "yalnız hissedilince yaptıkları etkinlikler" değişkenlerine göre farklılık göstermediği bulunmuştur.

Gelişmeleri kaçırma korkusuYalnızlıkYalnızlık düzeyleri+2
Volkan Tayiz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesindeki aile hekimliği poliklinikleri'ne ayaktan başvuran çoklu ilaç kullanımı olan erişkin hastalardaki ilaç uyumu ve yalnızlık düzeyi

Giriş ve Amaç: Polifarmasi, eş zamanlı olarak çoklu ilaç kullanımını ifade eder. Tüm dünyada giderek artmakta olan polifarmasi; ilaç uyumunda azalma, ilaç-ilaç etkileşimleri, ilaç yan etkilerinin ortaya çıkması ve sağlık maliyetlerinde artış gibi olumsuz durumlarla ilişkilidir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre uyum, kişilerin davranışlarının (ilaç alımı dahil) sağlık hizmeti sağlayıcısının tavsiyelerine karşılık gelme derecesi olarak tanımlanmaktadır. İlaç uyumsuzluğu, mortalite ve morbidite artışı gibi durumların yanı sıra sağlık maliyetlerinde artışla da ilişkili olabilen bir durumdur. Yalnızlık ise, bir bireyin tercih ettiği ile gerçek sosyal ilişkileri arasındaki uyuşmazlığa karşılık gelir. Yalnızlık; mortalite riskinde artış, sağlık açısından olumsuz olan bazı davranışlar ve bazı istenmeyen laboratuvar değerleriyle ilişkilidir. Bu çalışmada çoklu ilaç kullanan erişkin hastaların ilaç uyumları, bu hastaların sosyodemografik özellikleri, bu hastalardaki yalnızlık düzeyi ve bu değişkenlerin birbiriyle ilişkisi araştırılmıştır. İlaç uyumunu olumsuz etkileyen özelliklerin belirlenmesi ve bunlara karşı çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Van ilinde, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Bünyesindeki Aile Hekimliği Poliklinikleri'ne başvuran yetişkin bireylerin dahil edildiği, Mayıs 2019 ile Ağustos 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilen kesitsel tanımlayıcı tipte bir anket çalışmasıdır. Bu çalışmaya 18 yaş üstü ve en az 240 gün süreyle en az iki farklı ilaç kullanımı olan 220 adet hasta dahil edildi. Hastalara öncelikle, polifarmasi ve ilaç uyumuyla ilgili bazı soruları da içeren sosyodemografik bilgi formundaki sorular yöneltildi. Daha sonra hastalara, ilaç uyumuyla ilgili sorular içeren Modifiye Morisky Ölçeği ve UCLA (University of California Los Angeles) Yalnızlık Ölçeği uygulandı. Anket hastaların onamı alındıktan sonra yüz yüze görüşme tekniği ile araştırmacı tarafından uygulandı. Verilerin analizinde; üzerinde durulan özelliklerden sürekli değişkenler için tanımlayıcı istatistikler ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler olarak ifade edilirken; kategorik değişkenler için sayı ve yüzde olarak ifade edilmiştir. Sürekli değişkenler bakımından grup ortalamalarını karşılaştırmada tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Varyans analizini takiben farklı grupları belirlemede Duncan Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır. Bu değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede gruplarda ayrı ayrı olmak üzere Pearson Korelasyon Katsayıları hesaplanmıştır. Gruplar ile kategorik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemede ise ki-kare testi yapılmıştır. Hesaplamalarda istatistik anlamlılık düzeyi %5 olarak alınmış ve hesaplamalar için Statistical Package For Social Sciences (SPSS) istatistik paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan 220 hastanın %55'i kadın, %45'i erkekti. Yaş ortalaması 58.57±12.04'tü. Çalışmaya katılan hastaların %63'ünde hipertansiyon (HT), %48.3'ünde diyabetes mellitus (DM) ve %34'ünde aterosklerotik kalp hastalığı mevcuttu. Katılımcıların %68.6'sı kronik hastalığı/hastalıkları için aile hekimlerine düzenli olarak başvurmuyordu ve %56.4'ü minör, %43.6'sı majör polifarmasi kullanıyordu. Minör polifarmasi kullanan kadınların oranı minör polifarmasi kullanan erkeklere göre anlamlı olarak yüksekti. Katılımcıların bilgi, motivasyon ve yalnızlık düzeyi minör ya da majör polifarmasi kullanımına göre farklılık göstermemekteydi. Hastaların %70'i antihipertansif, %47.2'si antidiyabetik ve %35'i antükoagülan / antiagregan türü ilaç kullanmaktaydı. İlaç yan etkileri hakkında hiçbir bilgisi olmayan hastaların oranı %58.6 idi. Hastaların ilaç uyumu açısından %70'inin motivasyon, %75.9'unun ise bilgi düzeyi yüksekti. Bilgi düzeyi erkek cinsiyette anlamlı olarak yüksekti. Katılımcıların %63.7'si çeşitli düzeylerde yalnızlık hissetmekteydi. Yalnızlık düzeyi kadın cinsiyette anlamlı olarak yüksekti. Motivasyon, bilgi ve yalnızlık düzeyleri yaşa göre farklılık göstermemekteydi. Yalnızlık düzeyi çalışmayanlarda çalışanlar ve emeklilere göre anlamlı olarak daha yüksekti. Motivasyon düzeyi, hekim tarafından her zaman bilgilendirilen grupta hiçbir zaman bilgilendirilmeyenlere göre anlamlı olarak daha yüksekti. İlaçlarını düzenli kullandığını beyan eden katılımcıların hem motivasyon hem de bilgi düzeyleri ilaçlarını bazen aksattığını beyan edenlere göre anlamlı olarak daha yüksekti. Yalnızlık düzeyi ile motivasyon ve bilgi düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmamaktaydı. Sonuç: Kronik hastalığı bulunan hastaların -özellikle polifarmasi kullanan ve yaşlı gruptaki- aile hekimlerince düzenli kontrollere çağırılarak kullandıkları ilaçların gözden geçirilmesi ve kullandıkları ilaçlar hakkında bilgi verilmesi; uygunsuz polifarmasi kullanımını engellemek ve ilaç uyumunu artırmak adına yararlı olabilir. Polifarmasi kullanımı olan, kadın ve/veya çalışmayan hastaların yalnızlık düzeyleri daha yüksek olabileceğinden, bu hastaların ruhsal durum muayenelerini yapmak ve hastaları gerektiğinde çeşitli sosyokültürel etkinliklere yönlendirmek, yalnızlık düzeylerini düşürmeye yardımcı olabilir.

Aile hekimliğiAyaktan tedaviPolifarmasi+5
Mehmet Nedim Ünsal
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yalnız yaşayan yaşlıların yaşlılık algıları, yaşam deneyimleri ve gereksinimleri

Yalnız yaşayan yaşlıların, aileleriyle ve kurum bakımında kalan yaşlılara göre farklılaşan sorun ve gereksinimlerinin olduğunu, onlara göre daha dezavantajlı olduklarını fakat bu dezavantajlarını giderecek hizmetlerin olmadığını ortaya koyan yeterli sayıda çalışmanın olmayışı ile bu nüfus grubuna yönelik mevcut politika ve sosyal hizmetlerin yetersizliği bu çalışmanın problemidir. Bu çalışmayla yalnız yaşayan yaşlıların yaşlılık algılarını, yalnız yaşam nedenlerini, gündelik rutinlerini, sahip oldukları ilişkilere yönelik değerlendirmelerini keşfetmek ve yaşamlarındaki deneyimlerden hareketle gereksinimlerini tespit edip bu gereksinimleri giderecek hizmetlerin geliştirilmesi için politika ve sosyal hizmet önerileri sunmak amaçlanmıştır. Niteliksel araştırma yöntemiyle yürütülen bu çalışmada fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları amaçlı örneklem yoluyla belirlenmiştir. Bu çalışma kapsamında Ankara'da ikamet eden farklı sosyodemografik özelliklere sahip 35 yalnız yaşayan yaşlıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Tümevarımsal tematik analiz tekniğinin kullanıldığı bu çalışmanın analiz sürecinde MAXQDA Plus 2020 paket programından yararlanılmış ve beş temaya ulaşılmıştır. Araştırma bulguları "Yaşlılığa İlişkin Değerlendirmeler", "Yalnız Yaşama İlişkin Düşünceler", "Gündelik Yaşam Deneyimleri", "İlişkiler" ve "Politika Önerileri" isimli beş tema altında sunulmuştur. Bu çalışmada yalnız yaşayan yaşlıların sahip oldukları dezavantajlara rağmen yalnız yaşama motivasyonlarının çok yüksek olduğu, sosyal izolasyon ve yalnızlığa maruz kaldıkları ve gündelik yaşam döngüsü içinde birçok noktada destek gereksinimlerinin olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca sosyodemografik özelliklerin, bir diğer ifade ile sahip olunan sosyal, kültürel ve ekonomik sermayenin, yalnız yaşayan yaşam deneyimlerini etkilediği ve bundan ötürü yalnız yaşayan yaşlıların kendi içlerinde tek tip bir grup olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda yalnız yaşayan yaşlıların maruz kaldıkları dezavantajları giderecek, maruz kaldıkları yalnızlığı azaltacak ve sahip oldukları sosyodemografik özelliklere göre farklılaşan gereksinimlerini karşılamaya yardımcı olacak öneriler geliştirilmiştir.

Sosyal politikaYalnızlıkYalnızlık algısı+4
Edip Aygüler
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşlıların aktif yaşlanma düzeylerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Bu araştırmada, dünyadaki toplumsal yaşlanma sorununa karşın uluslararası kuruluşlar tarafından bir çözüm olarak sunulan aktif yaşlanma anlayışı ele alınarak; yaşlıların aktif yaşlanma düzeylerinin belirlenmesi, aktif yaşlanmayı etkileyen faktörlerin incelenmesi, aktif yaşlanmayı etkileyen bazı kişisel ve sosyal çevre faktörleri modeli geliştirerek; sosyal ağların, psikolojik sağlamlığın ve yalnızlığın yaşlıların aktif yaşlanma düzeyi üzerindeki etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, nicel veri toplama yöntemi ile gerçekleştirilen araştırmaya Ankara ilinde yaşayan 65 yaş ve üzeri 280 yaşlı katılmıştır. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, one way anova testi ve model testi için path (yol) analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yaşlıların aktif yaşlanma puan ortalaması 176,93 (±51,36)' tür. Yaşlıların aktif yaşlanma aktivitelerini yapma isteği (amaç) puan ortalamaları 49,49 (±14,27), yapabilecekleri (fonksiyonel kapasite) puan ortalamaları 51,18 (±14,76), aktiviteleri gerçekleştirme için algıladıkları fırsatlar (fırsatlar) puan ortalamaları 38,81 (±13,29) ve gerçekte hangi faaliyeti yaptıkları (aktivite) puan ortalamaları 37,46 (±13,10) olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan yaşlılar aktif yaşlanmayı belirleyen aktiviteleri yapmak istemekte ve bu aktiviteleri yapabilecek fonksiyonel kapasiteyi kendilerinde görmektedirler. Fakat yaşlıların aktiviteleri gerçekleştirmek için algıladıkları fırsatlar ve gerçekte yaptıkları aktiviteler, amaçlarına ve fonksiyonel kapasitelerine göre daha düşük düzeydedir. Yaşlıların aktif yaşlanma düzeyi ile cinsiyet, algılanan gelir düzeyi, çalışma durumu, eğitim durumu, medeni durum, algılanan sağlık durumu, düzenli egzersiz yapma ve alkol kullanma arasında istatistiksel olarak anlamlı derecede bir farklılık bulunmaktadır (p<0,05). Araştırmada geliştirilen aktif yaşlanmayı etkileyen bazı kişisel ve sosyal çevre faktörleri modeline göre, sosyal ağlar aktif yaşlanmayı pozitif yönde, yalnızlık ise negatif yönde etkilemektedir. Ayrıca modele göre, yaşlıların aktif yaşlanma düzeyi üzerinde psikolojik sağlamlık ölçümünün etkisinde, yalnızlığın aracı bir rolü olabileceği tespit edilmiştir. Aktif yaşlanmayı etkileyen kişisel ve sosyal çevre faktörleri modeli sosyo-demografik değişkenler açısından karşılaştırıldığında da; cinsiyet, eğitim durumu, medeni durum, sağlık durumu, torun bakımı, seminer, konferans, eğitim vb. katılım durumu değişkenleri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05).

Aktif yaşlanmaDuygusal yalnızlıkPsikolojik sağlamlık+4
Didem Demir Erbil
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Related subjects