Resilience

166 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, önemli yaşam olayları, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi

Bu araştırmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, cinsiyet ve sınıf düzeyleri, cinsiyet ve önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamamaları ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenleri açısından incelenmiştir. Ayrıca, ergenlerin aileden algıladıkları sosyal destek, arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek ve öğretmenlerinden algıladıkları sosyal destek, cinsiyet, sınıf düzeyi ve önemli yaşam olayı yaşayıp yaşamama durumuna göre incelenmiştir. Araştırmada ayrıca, ergenlerin okul içsel bağlılık, okul ortamı bağlılık ve öğretmen bağlılık puanları, cinsiyet ve sınıf düzeylerine göre de incelenmiştir. Son olarak, bu çalışmada, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, cinsiyet, önemli yaşam olayları yaşayıp yaşamama, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığı değişkenleri tarafından yordanması araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan ve Afyonkarahisar il merkezinde yer alan liselerde öğrenim gören 1022 lise öğrencisinden (533 kız, 489 erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", "Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Okul Bağlılığı Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, İki Yönlü ANOVA, Üç Yönlü ANOVA, Tek Yönlü ANOVA ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını bulmak için Scheffe Çoklu Karşılaştırma testi gerçekleştirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve hiyerarşik regresyon analizi de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, kızların psikolojik sağlamlık düzeylerinin erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu; önemli yaşam olayları yaşayan ergenlerin, önemli yaşam olayları yaşamayan ergenlere göre psikolojik sağlamlık düzeylerinin anlamlı olarak düşük olduğu; ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin, anne ve baba eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı anlaşılmıştır. Ergenlerin algıladıkları sosyal destek düzeyi incelendiğinde ise, kızlarda ve erkeklerde aileden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu; kızlarda arkadaşlardan ve öğretmenden algılanan sosyal destek puan ortalamasının en düşük olduğu grubun 11. sınıfta öğrenim gören ve önemli bir yaşam olayı yaşayan öğrenciler olduğu bulunmuştur. Ergenlerin okul bağlılık düzeyleri incelendiğinde, kızların okul içsel bağlılık puanlarının erkeklere göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıftaki kızların okul ortamı bağlılığının, diğer sınıflardaki kızlardan daha yüksek düzeyde olduğu; dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencisi kızların erkeklere göre daha yüksek öğretmen bağlılığı puanları olduğu anlaşılmıştır. Son olarak, algılanan sosyal destek ve okul bağlılığının, ergenlerde psikolojik sağlamlığın anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda, toplam varyansın % 33'ü algılanan sosyal destek, % 4'ü okul bağlılığı tarafından açıklanmıştır. Diğer yandan, cinsiyetin ve önemli yaşam olayları yaşamanın ise ergen psikolojik sağlamlık düzeyini yordamadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: Algılanan sosyal destek, ergenlik, okul bağlılığı, önemli yaşamolayları, psikolojik sağlamlık

Algılanan sosyal destekBağlılıkErgenler+7
Özden Turgut
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Turizmde kırılganlık ile rezilyans kapasitesi ilişkisi: Farklı turizm işletmelerinde karşılaştırmalı bir analiz

Turizm işletmeleri, kriz ve olumsuz çevresel koşulların yarattığı baskılar karşısında yüksek derecede duyarlılık göstermekte ve bu durum işletmelerde kırılganlıklara yol açarak operasyonlarını sürdürmelerini zorlaştırmaktadır. Artan rekabet koşulları da göz önünde bulundurulduğunda, baskılara karşı işletmelerin yaşamlarını devam ettirebilmelerinin, dayanıklılıklarını artıracak ve işletmeleri koruyacak bir kapasite geliştirmelerine bağlı olduğu görülmektedir. Bu bakış açısından hareketle araştırmada rezilyans kapasitesi ile kırılganlıklar arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada rezilyans kapasitesinin belirlenmesinde ResOrgs (The Resilient Organizations) Modeli temel alınmıştır. Model, uzman görüşleri ve İstanbul'daki turizm işletmeleri yöneticilerinden toplanan 401 geçerli anketten elde edilen veriler üzerinde gerçekleştirilen, Açımlayıcı Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda yeniden şekillendirilmiştir. Analizler sonucunda 'planlama stratejileri', 'proaktif duruş', 'bilgiye erişim', 'ağlar ve ilişkiler', 'liderlik' ve 'işletme kültürü'nden oluşan turizme özgü yeni bir rezilyans kapasitesi modeli oluşturulmuştur. Ayrıca uzman görüşleri ve alan araştırması sonucunda turizm işletmelerinin kırılganlıklarının 'ekonomik sorunlar', 'politik sorunlar', 'güvenlik sorunları', 'mevsimsel dalgalanmalar', 'turist tercihindeki ani değişimler', 'rekabetçi baskılar', 'yasa ve mevzuatla ilgili sorunlar' olduğu belirlenmiştir. Araştırmada turizm işletmelerinin; 'ekonomik', 'politik', 'mevsimsellik', 'rekabet', 'turist tercihindeki ani değişimler' ve 'yasal ve mevzuatla ilgili sorunlar' olarak belirlenen kırılganlıklarına bağlı olarak rezilyans kapasitelerinin azaldığı tespit edilmiştir. Bununla beraber rezilyans kapasitesinin tüm boyutlarının da kırılganlıkları azaltmada etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda rezilyans kapasitesinin her bir boyutunun, her bir kırılganlık değişkeni üzerindeki etkisi konaklama, seyahat ve havayoluiv işletmeleri temelinde değerlendirilmiştir. Konaklama işletmelerinde kırılganlıkları azaltmada 'planlama stratejileri' ve 'işletme kültürü' önemli bir rol üstlenirken, seyahat acentalarında 'işletme kültürünün' en sık gözlenen boyut olduğu belirlenmiştir. Havayolu işletmelerinde ise kırılganlıkları azaltmada en sık gözlenen boyutun 'ağlar ve ilişkiler' olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak araştırmada, turizm işletmelerine yaşadıkları fırtınalı ortamda örgütün yapısını gözden geçirmeleri ve içsel süreçlerine uygun, denge kalkanı olarak kullanabilecekleri bir rezilyans kapasitesi geliştirmeleri önerilmektedir.

KapasiteKapasite analiziKırılganlık+7
Ece Doğantan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sporun lise öğrencilerinde sosyal medya kullanımı ve psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisi

Bu çalışmada, Sporun Lise Öğrencilerinde Sosyal Medya Kullanımı ve Psikolojik Sağlamlık Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Çorum merkez ilçesinde bulunan spor yapan 175'i erkek (ortalama yaş: 16.53±1.17 yıl; boy: 169.0±3.36 cm; kilo: 64.0±3.36 kg) ve 175'i kadın (ortalama yaş: 16.42±1.12 yıl; boy: 163.25±2.75 cm; kilo: 54.0±1.82 kg) toplam 350 öğrenci; spor yapmayan 175'i erkek (ortalama yaş: 15.49±1.04 yıl; boy: 165.25±4.39 cm; kilo: 67.0±4.16 kg) ve 175'i kadın (ortalama yaş: 16.10±1.12 yıl; boy: 158.75±2.98 cm; kilo: 56.0±1.82 kg) 350 olmak üzere toplam 700 lise öğrencisinin gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde "Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ) ve Sosyal Medya Kullanım Ölçeği (SMKÖ)" kullanılmıştır. Verilerin normallik dağılımı Shapiro-Wilk testi, bağımsız iki grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ve bağımsız üç veya daha fazla grup karşılaştırmaları, veri normal dağılmadığı için Kruskal Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal Wallis testi sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Posthoc çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmıştır. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan korelasyon analizine göre spor yapan gruplarda psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı ve sosyal medya kullanım oranlarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca demografik bilgilere göre psikolojik sağlamlık düzeyleri ve sosyal medya kullanım durumları incelendiğinde spor yapanların derecelerinde ve gelir düzeylerinde, SMKÖ'de spor yapmayan gruplarda gelir düzeylerinde, ÇGPSÖ'de anne eğitim durumlarına ve gelir düzeylerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken (p<0,05), bireysel ve takım sporu yapanlar ile cinsiyet değişkenine göre SMKÖ ve ÇGPSÖ'de spor yapan gruplar ile anne baba eğitim düzeyleri değişkenleri ile SMKÖ ve baba eğitim durumları arasında ÇGPSÖ arasında anlamlı fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05).

Lise öğrencileriPsikolojik sağlamlıkSosyal medya+2
Mehmet Civan
Hitit University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Postmenopozal kadınlarda rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisi

Bu araştırma, postmenopozal kadınların rekreasyon amaçlı yüzme egzersizinin emosyonel durum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, postmenopozal dönemde olan 34 deney ve 34 kontrol grubu olmak üzere toplam 68 kadın katılmıştır. Araştırma ön-son test deney-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Postmenopozal kadınların haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık rekreatif etkinlik olan yüzme uygulaması yapılarak öncesi ve sonrası fiziksel ölçümleri alınmıştır. Çalışmada postmenopozal kadınların emosyonel durumlarını belirlemek amacıyla''Beck Umutsuzluk Ölçeği, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği''kullanılmıştır. Verilerin analizinde, BUÖ, OMÖ-KF ve ön test KPSÖ puan değerleri için non-parametrik testlerden Mann-Whitney U, Kruskal Wallis Test İstatistiği ve Sperman Korelasyon analizi yapılırken, grupların KPSÖ son test puanı için parametrik testlerden T testi, Anova, Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada analizler %95 anlamlılık düzeyinde (p<0.05) incelenmiştir. Deney grubundaki postmenopozal kadınların egzersiz sonrası antropometrik ölçüm değerlerinde anlamlı düzeyde azalmıştır. Deney grubundaki kadınların egzersiz öncesi umutsuzluk düzeyleri daha yüksek iken egzersiz sonrası umutsuzluk düzeyleri anlamlı şekilde azalma olmuştur. Deney grubundaki kadınların egzersiz sonrası mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinde de anlamlı artış saptanmıştır. Grup içi ve gruplar arası postmenopozal kadınların ön ve son test puanları bakıldığında umutsuzluk derecesi azaldıkça, mutluluk ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Deney grubunda postmenopozal kadınların emosyonel durumları ile bağımsız değişkenler arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Postmenopozal kadınlara uygulanan rekreatif amaçlı yüzme egzersiz proğramının, katılımcıların fiziksel ve psikolojik sağlık durumlarına önemli bir etkiye sahip olduğu ve bu dönemdeki kadınların emosyonel duygu durumlarına yardımcı bir tedavi aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

DuyguKadınlarMenopoz+6
Gamze Güney
Hitit University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Elit güreşçilerde mental dayanıklılık ve yaşam kalitesi

Bu çalışmanın amacı, elit güreşçilerde mental dayanıklılık ile yaşam kalitesine yönelik tutum arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Çalışma grubunu Türkiye Güreş Federasyonuna bağlı lisanslı Nerkek146= Nkadın 62) 208 güreşçi oluşturmaktadır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde Sheard ve arkadaşları (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Sporda Mental Dayanıklılık Ölçeği (SMDÖ), üçüncü bölümde Eser ve arkadaşları (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Kısa Formu Türkçe Ölçeği (WHOQOL-BREF-TR) kullanılmıştır.Verilerin analizinde IBM SPSS 27 paket programı kullanılmıştır. Araştırmadaki ölçekler ve boyutlarının, demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini tespit edebilmek amacıyla T-Testi ve Anova analizi kullanılmıştır. Anova analizi sonucunda anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit edebilmek için Post-Hoc analizlerinden Scheffe Testi yapılmıştır. Sporda mental dayanıklılık ve alt boyutları ile yaşam kalitesi ve alt boyutları arasındaki ilişkinin tespit edilebilmesi amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Sporda dayanıklılığın (bağımsız değişken) yaşam kalitesi (bağımlı değişken) üzerindeki etkisini tesit edebilmek amacıyla basit regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca sporda mental dayanıklılık alt boyutlarının, yaşam kalitesi üzerindeki etkisini tesit edebilmek amacıyla çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde anlamlılık düzeyi için %95 güven aralığı (p<,05) kullanılmıştır. Sonuç olarak; mental dayanıklılık ve yaşam kalitesine yönelik tutum açısından, mental dayanıklılık düzeyi arttıkça yaşam kalitesine yönelik tutum düzeyi de artış göstermektedir. Anahtar Kavramlar: Güreş, Mental Dayanıklılık, Yaşam Kalitesi

GüreşGüreşçilerPsikolojik sağlamlık+4
Metin Dalar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Otomotiv sektöründe tedarik zinciri dayanıklılığını artırmak için endüstri 4.0 teknolojilerinin kullanılması

Bu tez çalışması, mikroişlemci kıtlığı ve COVID-19 pandemisi gibi çağdaş krizler karşısında kritik bir öneme sahip olan otomotiv sektöründe, tedarik zinciri dayanıklılığını artırmak için Endüstri 4.0 teknolojilerinin kullanımına odaklanan çalışmaları analiz etmekte ve teknolojik çözümlerin lojistik kırılganlıkları nasıl hafiflettiğini ve proaktif risk yönetimini nasıl optimize ettiğini incelemektedir. Çalışmanın kapsamı, küresel bilimsel literatürün sistematik bir incelemesini ve Türkiye'deki endüstriyel ekosistem ile otomotiv üreticilerinin derinlemesine analizini içermektedir. Metodolojik olarak araştırma, Scopus veri tabanından 2011-2026 dönemine ait 161 akademik makaleden oluşan nihai bir veri seti üzerinde PRISMA çerçevesini kullanan bibliyometrik analiz ile sistematik literatür taramasını birleştiren karma bir yaklaşım benimsemektedir. Elde edilen bulgular; özellikle büyük veri analitiği ve yapay zekânın, reaktif yönetimden proaktif yönetime geçişi sağlayarak aksaklıkları önceden tahmin etmede öncü bir rol oynadığını göstermektedir. Çalışma ayrıca, bu araçların etkinliğinin işletmelerin organizasyonel olgunluk düzeyine ve üreticiler ile tedarikçiler arasındaki sistemik birlikte çalışabilirliğe sıkı sıkıya bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Endüstri 4.0 çağında otomotiv sektörünün dayanıklılığı, katı bir sağlamlık arayışından ziyade, iş birliğine dayalı bir dijital mimarinin sunduğu stratejik esneklikte yatmaktadır.

DayanıklılıkEndüstri 4.0Otomotiv+2
Karl Malan
Gümüşhane University
2026
31
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.250
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin Covid-19 kaygısı ve belirsizlik karşısındaki tutumlarının psikolojik sağlamlık düzeyleri açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin Covid 19 kaygısı ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin psikolojik sağlamlıklarına etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla araştırma farklı bölgeleri temsil edecek şekilde 6 üniversitenin öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan 405 katılımcıdan 222'si ve 183'ü erkektir. Verilerin toplanmasında Koronavirüs Anksiyete Ölçeği (KAÖ) (Biçer ve ark., 2020), Belirsizliğe Karşı Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) (Sarıçam ve ark,2014), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) (Doğan, 2015) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları için Cronbach Alfa değerleri hesaplanmış ve ölçeklerin güvenilir oldukları tespit edilmiştir. İkili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi uygulanarak KAÖ, BTÖ-12 ve KPSÖ düzeylerinin; cinsiyet, aşı yaptırma durumları, Covid 19 geçirme durumları, kronik rahatsızlık durumları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. KAÖ, BTÖ-12 ve KPSÖ düzeylerinin üniversite öğrencilerinin medeni durumları ile arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Çalışmaya katılan öğrencilerin ölçek puanlarının fakültelere göre incelenmesinde Kruskall Wallis H Testi uygulanarak; Fakülte grupları arasında "KAÖ" ve KPSÖ düzeyleri açısından incelendiğinde anlamlı bir farklılık görülmektedir (p<0,05). Fakültesi, Eğitim Fakültesi, olanlarda KAÖ ve KPSÖ düzeyleri diğer fakültelere göre anlamlı derecede daha düşük olduğu görülmüştür. Fakülte grupları ile BTÖ-12 açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir. KAÖ düzeyleri ile KPSÖ düzeyleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki görülmektedir (r= -0,319, p<.0,05). KAÖ'den elde edilen puan arttıkça KPSÖ puanı azalmaktadır. BTÖ düzeyleri ile KPSÖ düzeyleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki görülmektedir (r= -0,253, p<.0,05). BTÖ'den elde edilen puan arttıkça KPSÖ puanı azalmaktadır.

BelirsizlikCOVID 19Eğitim psikolojisi+5
Mihriban Kazımoğlu Çakar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise kademesinde öğrenim gören öğrencilerin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerde öğrenim gören 698 öğrenciden oluşmaktadır. Demografik özellikler hakkında bilgi toplamak için Kişisel Bilgi Formu, psikolojik sağlamlık düzeylerini ölçmek için Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu (ÇGPSÖ-12), algılanan sosyal destek düzeylerini ölçmek için Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), gelecek beklentileri düzeylerini ölçmek için Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği (EGBÖ) kullanılmıştır. Veriler Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi, Pearson Momentler Korelasyonu ve Çoklu Regresyon yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, algılanan sosyal destek ve gelecek beklentileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Algılanan sosyal destek ve psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık ile gelecek beklentisi arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek ile gelecek beklentileri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre ise gelecek beklentisi ve algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Psikolojik sağlamlık ve algılanan sosyal destek düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, anne baba eğitim durumu, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi ve anne baba birliktelik durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ergen gelecek beklentileri düzeyinin cinsiyet, sosyoekonomik düzey, psikolojik desteğe ihtiyaç duyma durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; sınıf düzeyi, anne baba birliktelik durumu, anne baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir.

Algılanan sosyal destekGelecek beklentisiPsikolojik sağlamlık
Gizem Sevde Üstgüney
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durumlarda gönüllü bir arama kurtarma birliğinde nosacq-50 iş güvenliği kültürü araştırması

Bu araştırma, afet ve acil durumlarda arama kurtarma faaliyetlerine katılan gönüllü bireylerin iş güvenliği kültürü algılarını incelemeyi ve bu alandaki literatüre katkı sağlamayı amaçlayarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, bir arama kurtarma derneğinde gönüllü üye olarak görev yapan 720 kişi oluşturmuştur. Örneklem seçimi yapılmadan, evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ve 604 gönüllüye ulaşılmıştır. 17 katılımcının verileri eksik veya hatalı olduğu için analiz dışı bırakılmış ve araştırmaya 587 gönüllü dahil edilmiştir. Veri toplama araçları olarak 13 maddelik "Demografik Bilgi Formu", 50 maddelik "NOSACQ-50 İş Güvenliği Kültürü Anketi" uygulanmıştır. Verilerin analizinde, sayı ve yüzde dağılımları, ortalama ve standart sapma değerleri ile parametrik testler, bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, LSD testi ve korelasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırmaya katılan gönüllülerin yaş ortalaması 31.31 ± 9.79'dur. Gönüllülerin arama kurtarma ekibindeki deneyim süresi ortalaması 2.40 ± 2.58 yıldır. Gönüllülerin %65.2'si (n=383) erkek, %66.1'i (n=388) bekar, %64.4'ü (n=378) çocuğu yoktur ve %65.6'sı (n=385) üniversite mezunudur. %55.9'u (n=328) haftada 40 saatten fazla çalışmakta, %75.3'ü (n=442) İSG eğitimi almış, %64.2'si (n=377) ramak kala olayı yaşamamış, %85.2'si (n=500) son 5 yıl içinde tetanos aşısı yaptırmış, %94.0'ı (n=552) iş kazası geçirmemiş, %91.7'si (n=538) sağlık problemi olmadığını belirtmiş ve mesleki geçmişte %23.9'u (n=140) eğitim sektöründe çalışmakta olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre iş güvenliği kültürü algılarında farklılıklar gözlemlenmiştir. Medeni durum, çocuk sayısı, eğitim durumu, haftalık çalışma saati, İSG eğitimi alma durumu, tetanos aşısı yaptırma durumu ve iş kazası geçirme durumu ile NOSACQ-50 alt boyutları ve toplam puan ortalamaları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca, yaş ile deneyim süresi arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar ışığında, iş güvenliği kültürü düşük olan gönüllülerin, geliştirilmesi gereken öncelikli grup olarak belirlenmesi gerektiği görülmüştür. Gönüllülere alanında uzman kişilerden eğitim verilmesi, İSG ve kaza raporlama kültürlerinin güçlendirilmesi, uygulamalı prosedürlerin etkinleştirilmesi, kişisel koruyucu ekipman kullanımının denetlenmesi, psikolojik destek sağlanması, iletişim altyapısının güçlendirilmesi ve kaza bildirim formlarının kullanılması önerilmektedir. Ayrıca yasal boşlukların doldurularak afetlere özel iş sağlığı ve güvenliği yasaları oluşturulması ve gönüllülerin sigorta kapsamına alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Gelecekteki araştırmalar için, bu bulguların farklı evrenlerde ve daha geniş kitlelerle test edilerek etkinliğinin değerlendirilmesi önerilmektedir.

Doğal afetlerGüvenlik iklimiGüvenlik kültürü+4
Irmak Küloğlu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisi

Araştırma, açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini; Haziran 2020 – Aralık 2020 tarihleri arasında açık kalp ameliyatı olan hastalar ile hastaların bakım verenleri; örneklemi ise dahil edilme kritirlerine uyan hasta (n=100) ve bakım verenler (n=100) oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Connor Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CDPSÖ), Zarit Bakım Yükü Ölçeği (BYÖ) ve Hastalığa Psikososyal Uyum Öz Bildirim Ölçeği (HPUÖÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde, aritmetik ortalama standart sapma Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; hastaların uyumlarının kötü olduğu, bakım verenlerin bakım yüklerinin düşük ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Açık kalp ameliyatı olan hastalarda; düzenli ilaç kullanımı olanların (p<0.05), bakım verenleri ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.05), hastalığa psikososyal uyumlarının kötü düzeyde olduğu saptanmıştır. Bakım verenlerde ise; hasta ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.01), bakım verme sorumluluğuna katılan başka birinin olmaması (p<0.01), bakım verme konusunda yetersiz olanların (p<0.01) bakım yüklerinin daha yüksek düzeyde ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, hastaların HPUÖÖ ve bakım verenlerin CDPSÖ ve BYÖ puanları arasındaki korelasyon analizinde önemli ilişkiler olduğu, bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeyi attıkça ve bakım yükü puanları azaldıkça, hastaların psikososyal uyum düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, çalışma açık kalp ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası uyumları üzerinde bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin ve bakım yüklerinin önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan açık kalp ameliyatı olan hastaların psikososyal uyumlarını arttırmaya yönelik koruyucu ve geliştirici sağlık uygulamalarına öncelik verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Açık Kalp Ameliyatı, Bakım Yükü, Psikososyal Uyum, Psikolojik Sağlamlık.

Bakım verenlerBakım verme yüküCerrahi-kardiyovasküler+4
Damla Öksüz Kargın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

0-2 yaş arası kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin bakım yükü ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin incelenmesi

Araştırma 0-2 yaş arası kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin bakım yükü ve psikolojik sağlamlık düzeylerini belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte olan bu araştırmanın örneklemini Nisan 2021-Ağustos 2021 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi Bebek Servisinde kronik hastalık nedeniyle yatmakta olan 134 çocuğun annesi oluşturmuştur. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplamak amacıyla, Kişisel Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, ortanca, Kolmogorov-Smirnov Testi, Shapiro-Wilks Testi, Spearman'ın Rho Katsayısı, T Testi, Mann-Whitney U Testi, Levene Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi ve Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre BVYÖ puan ortalaması 43,78±13,62 ve KPSÖ puan ortalaması 14,91±5,51 olarak elde edilmiştir. Çalışmaya katılan, üniversite mezunu annelerin diğer öğrenim durumuna sahip annelerden (p=0,013), çalışan annelerin, çalışmayan annelerden (p=0,001), epilepsi ve nörolojik hastalıklara sahip çocuğa bakım veren annelerin, bu hastalıklara sahip olmayan çocuğa bakım veren annelerden (p<0,001) daha yüksek bakım yüküne sahip oldukları saptanmıştır. Bakım konusunda çevresinden maddi ve manevi destek alan annelerin, almayan annelere göre KPSÖ puanının daha yüksek olduğu görülmüştür (p=0,019; p=0,021). BVYÖ puanı ile KPSÖ puanı arasında ters yönlü, anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Sonuç olarak, araştırma ile 0-2 yaş arası kronik hastalığa sahip çocuğa bakım veren annelerin bakım yükünün ileri düzeyde olduğu belirlenmiştir. Psikolojik sağlamlık düzeyleri yüksek olan annelerin bakım verme yükünün daha düşük olması, psikolojik sağlamlığın bakım yükü ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kronik hastalığı olan çocuğa sahip annelerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin artırılmasına ve bakım yüklerinin azaltılmasına yönelik sağlık hizmetleri planlaması önerilmektedir.

AnnelerBakım verenlerBakım verme yükü+5
Esra Karakaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin aracı rolü

Bu araştırma üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin aracı rolünün araştırılması amacıyla tanımlayıcı ve ilişkisel tipte araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Çalışma 711 (%72,4)'i kadın, 271 (%27,6)'i erkek olmak üzere 982 üniversite öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri, "Tanıtıcı bilgiler formu", "Risk Faktörlerini Belirleme Listesi", "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Bilişsel Farkındalık Ölçeği" ve "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" kullanılarak 15-30 Ekim 2021 tarihinde araştırmacı tarafından yüz yüze veri toplama tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve Pearson Korelasyon analizi için IBM SPSS v22 programı, yapısal eşitlik modeli için ise AMOS programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bilişsel farkındalık ile probleme yönelik başa çıkma üzerinde pozitif, duygulara yönelik stresle başa çıkma tarzları üzerinde ise negatif yönde etkisi bulunmuştur. Psikolojik sağlamlık stresle başa çıkma tarzlarından olan probleme yönelik başa çıkma üzerinde pozitif yönde, duygulara yönelik başa çıkma üzerinde ise negatif yönde doğrudan bir etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin rolü ile ilgili kurulmuş olan hipotezin geçerli olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda üniversite öğrencilerine yönelik psikolojik sağlamlığı ve bilişsel farkındalığı artırmaya yönelik içeriğin eğitim müfredatlarına eklenmesi önem taşımaktadır.

Bilişsel farkındalıkPsikolojik sağlamlıkStres+3
Harun Özbay
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'den beyin göçü gerçekleştiren bireylerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, beyin göçü gerçekleştirmiş yüksek nitelikli bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ve yaşam doyumu düzeyleri arasında ilişki olup olmadığını ve bu düzeylerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, yurtdışında yaşama süresi ve yurtdışında çalışma süresi gibi bazı demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini yurtdışında yaşayan Türkiyeli, yüksek nitelikli 405 birey oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan verileri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeğinden faydalanılmıştır. Grup karşılaştırmalarının yapıldığı, varsayımların sağlanmadığı yerlerde parametrik olmayan test (Mann-Whitney U test ile Kruskal-Wallis-H testi) uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki korelasyonlar Pearson korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 versiyon programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda beyin göçü gerçekleştirmiş bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Beyin göçü gerçekleştiren bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında pozitif yönlü doğrusal ilişki bulunmaktadır. Araştırmada elde edilen diğer sonuçlara göre, psikolojik sağlamlık düzeyinin, cinsiyete göre ve yurtdışında yaşam süresine göre anlamlı farklılık göstermekte, diğer demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Beyin göçü gerçekleştirmiş yüksek nitelikli erkek bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyinin, kadınlara oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği alt boyutlarından genel yaşam doyumu düzeyi yurtdışında yaşama süresine göre, ilişki doyumu düzeyi eğitim düzeyine göre; iş doyumu düzeyi medeni duruma göre, Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeğinin kendisi ve alt boyutu olan iş doyumu düzeyi yurtdışında çalışma süresine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Yetişkin yaşam doyumu düzeyinin diğer demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermediği görülmüştür. Çalışmada birbirleriyle ilişkili oldukları gösterilen psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri yüksek bireylerin beyin göçü gerçekleştirme oranlarının düşük olacağı varsayımından hareketle, bireylerin yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik hangi çalışmaların yapılabileceği hakkında öneriler sunulmuştur. Böylelikle beyin göçü ivmesinin azalıp zamanla beyin göçünün tersine çevrilebileceği düşünülmektedir.

Beyin göçüDemografik değişkenlerNitelik+4
Derya İyici
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin Suriyeli mültecilerde dini başa çıkma, psikolojik sağlamlık ve manevi şükran düzeylerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında Türkiye'deki birçok farklı şehirde yaşayan Suriyeli yetişkin mültecilerin, "dini başa çıkma, psikolojik sağlamlık, manevi şükran" düzeylerini ölçerek çeşitli sosyo-demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlılık gösterip göstermediği ve kavramlar arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Çalışmaya Türkiye'nin 26 ilinden katılım gösteren 18 yaşını doldurmuş 220 Suriyeli yetişkin birey katılarak örneklem oluşturulmuştur. Çalışmaya katılım gösteren bireylerin 102'si kadın, 118'si ise erkek bireyden oluşurken, 160'ı bekâr ve 60'ı da +evli bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların 107'si 18-24 yaş aralığında, 60'ı 25- 29 yaş aralığında, 53'ü 30 ve üstü yaş aralığında bireylerden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla Sosyo-demografik Form, Dini Başa Çıkma Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Manevi Şükran Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizlerini yapmak için t testi, ANOVA, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Doğrusal Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda dini başa çıkma cinsiyet, yaş, eğitim durumu, medeni duruma göre incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulgulanamamıştır. Psikolojik sağlamlık ve cinsiyet, yaş, eğitim durumuna göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulgulanamamıştır. Psikolojik sağlamlık ve medeni duruma göre incelendiğinde ise istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulgulanmıştır. Manevi şükran ve cinsiyet, yaş, eğitim durumu, medeni durumuna göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulgulanamamıştır. Suriyeli bireylerin pozitif dini başa çıkma, psikolojik sağlamlık ve manevi şükran ölçeklerinden aldıkları toplam ortalama değerleri, bireylerin yüksek dini başa çıkma, yüksek psikolojik sağlamlığa ve yüksek manevi şükrana sahip olduklarını göstermektedir. İlişkisel analiz sonucunda pozitif dini başa çıkma ve psikolojik sağlamlık arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, pozitif dini başa çıkma ve manevi şükran arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu ve psikolojik sağlamlık ve manevi şükran arasında da pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Negatif dini başa çıkmanın ise psikolojik sağlamlık ve manevi şükran arasında bir ilişki bulgulanamamıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucuna göre, psikolojik sağlamlık, pozitif dini başa çıkma manevi şükrandaki toplam varyansın %21'ini açıklayarak dini başa çıkma ve psikolojik sağlamlığın manevi şükranı yordadığı bulgulanmıştır.

Dini başa çıkmaGöçlerManevi şükran+5
Dilara Nurefşan Başhan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde siber zorbalık ve siber mağduriyetin yordayıcıları olarak akılcı olmayan inançlar psikolojik sağlamlık ve psikolojik ihtiyaçlar

Bu araştırmanın amacı Psikolojik Sağlamlık, Akılcı Olmayan İnançlar ve Psikolojik İhtiyaçların ergenlerde siber zorbalık ve mağduriyetin anlamlı birer yordayıcısı olup olmadığının araştırılmasıdır. Bunun yanı sıra bazı demografik değişkenlerin (cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi, ebeveyn tutumları, internete bağlanma yeri, internet kullanım sıklığı) siber zorbalık ve mağduriyet ile olan ilişkisine bakılmıştır. Bu araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında Malatya ilinde okuyan toplam 67180 lise öğrencisi oluşturmakta olup; örneklemini de 2015-2016 Eğitim – Öğretim yılında Malatya'da dört devlet lisesinde 9,10,11 ve 12. sınıfa devam eden 430'u kız, 419'u erkek olmak üzere toplam 849 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplamada Kişisel Bilgi Formu, Yenilenmiş Siber Zorbalık Envanteri, Akılcı Olmayan İnançlar Ergen Formu, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği Kısa Formu, Yeni Psikolojik İhtiyaçlar Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 paket programıyla analiz edilmiş olup analizlerde .05 güven düzeyi esas alınmıştır. Veri analizinde istatistiksel yöntemler olarak t testi, ANOVA, Tukey HSD, Pearson Momentler korelasyonu ve çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öğrencilerin % 14,9' unun siber zorba, % 18,6'sının siber mağdur ve % 8,9'unun siber zorba/mağdur olduğu bulunmuştur. Ayrıca cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi, ebeveyn tutumları ve internet kullanım sıklığı ile siber zorbalık ve mağduriyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir bütün olarak akılcı olmayan inançlar, psikolojik sağlamlık ve psikolojik ihtiyaçların (başarı, başatlık, özerklik ve ilişki ihtiyacı) siber zorbalık ve mağduriyeti anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarErgenlerMağduriyet+4
Yunus Sabancı
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana ili Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde okuyan yaşları 18 ile 40 aralığında değişen 308 kız 97 erkek olmak üzere toplam 405 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, Emmons, Larsen & Griffin, 1985), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (Smith, vd., 2008) ve Öz Anlayış Ölçeği (Neff, 2003b) ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veriler AMOS ve SPSS 22.0 programlarından faydalanılarak Bağımsız gruplar t testi, Tek yönlü varyans analizi, Pearson moment çarpım korelasyonu, Doğrulayıcı faktör analizi ve Yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık, yaşam doyumu ile öz anlayış ve öz anlayış ile psikolojik sağlamlık değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Bunun yanında yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasında öz anlayışın kısmi aracı etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın diğer bulguları ise yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık ve öz anlayışın her birinin cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı yönündedir. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, öz anlayış.

Psikolojik sağlamlıkYaşam doyumuÖz duyarlılık+2
Pervin Büşra Alibekiroğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık

Bu araştırmada boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlıklarını incelemek ve ayrıca kadınların yaşam doyumlarında bazı (yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu, sahip olunan çocuk sayısı) değişkenlere göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, yaşları 23 ile 67 arasında değişen Adana ilinde yaşayan 163 boşanmış kadın oluşturmuştur. Boşanmış kadınların psikolojik sağlamlıklarını ölçmek amacıyla "Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", yaşam doyumu düzeylerini ölçmek için ise "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ve demografik bilgilere ulaşmayı amaçlayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler SPSS 17.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veri analizinde Çoklu Regresyon Analizi, Bağımsız Gruplar için T-Testi ve Kruskal Wallis'ten yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; boşanmış kadınların psikolojik sağlamlığının yaşam doyumu düzeylerini düşük düzeyde anlamlı biçimde yordadığı görülmektedir. Ayrıca psikolojik sağlamlık ölçeğinin alt boyutları olan azim ve kişisel yetkinlik, negatif durumlara tolerans ve manevi eğilim değişkenlerininde hep birlikte, boşanmış kadınların yaşam doyumlarını düşük düzeyde yordadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen diğer bulgulara göre; boşanmış kadınlarda yaş ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamışken; yaşam doyumu ile eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu ve sahip olunan çocuk sayısı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, boşanma, kadın.

BoşanmaBoşanmış kadınlarKlinik psikoloji+3
Name İmren Tekin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde siber zorbalığa maruz kalma durumuna göre psikolojik sağlamlığın incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerin siber zorbalığa maruz kalma durumlarına göre psikolojik sağlamlıklarının, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, sınıf düzeyi, okudukları lise türüne ve sosyal medyada geçirilen zamana göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karşılaştırma türü ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehit Kamil İlçelerinde yer alan Resmi Liselere devam etmekte olan 14-19 yaş aralığındaki 9, 10, 11 ve 12. sınıflardan uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 1040 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarına ilişkin veriler Bulut, Doğan ve Altundağ (2012) tarafından geliştirilen 'Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği' ile toplanırken, siber zorbalığa maruz kalma durumuna ilişkin veriler ise Arıcak, Kınay ve Tanrıkulu (2012) tarafından geliştirilen 'Siber Mağduriyet Ölçeği' ile toplanmıştır. Sosyo-demografik özelliklere ilişkin veriler araştırma kapsamında hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde iki faktörlü ANOVA tekniği ve gruplar arası farkın belirlenmesi için LSD çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Psikolojik sağlamlığa ilişkin bulgularda; siber zorbalığa maruz kalmayan ergenlerin psikolojik sağlamlıkları, siber zorbalığa maruz kalan ergenlere göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Cinsiyete göre ise kız öğrencilerin psikolojik sağlamlıkları erkeklere göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Sosyal medyada geçirilen zamana göre günlük 1 saat ve daha az zaman geçiren ergenlerin psikolojik sağlamlıkları 2 saat, 3 saat ve 4 saat ve daha fazla zaman geçiren ergenlere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin psikolojik sağlamlıkları üzerinde baba eğitim düzeyi, lise türü ve sınıf düzeyi değişkenlerinin anlamlı düzeyde farklılaşma oluşturmadığı gözlenmiştir. Siber zorbalığa maruz kalma durumu ve cinsiyet, sınıf düzeyi, baba eğitim düzeyi, lise türü ve sosyal medyada geçirilen zaman değişkenleri ortak etkisine göre ergenlerin psikolojik sağlamlıklarının istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılır iken siber zorbalığa maruz kalma durumu ve anne eğitim düzeyi ortak etkisine göre ergenlerin psikolojik sağlamlıklarında anlamlı bir farklılaşma olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları literatürde yer alan araştırmalar ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır. Elde edilen araştırma bulgularına dayalı olarak ailelere, psikolojik danışmanlara, öğretmenlere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Ergenlik, psikolojik sağlamlık, siber zorbalık, siber mağduriyet, sosyo-demografik

ErgenlerEğitim psikolojisiLise öğrencileri+4
Gökhan Güçlü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin kariyer karar verme güçlükleri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, lise öğrencilerinin kariyer karar verme güçlüğü ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada öğrencilerin toplam kariyer karar verme güçlük düzeyleri ile psikolojik sağlamlıkları arasında ilişki olup olmadığı, kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını psikolojik sağlamlığın yordayıp yordamadığını, öğrencilerin kariyer karar verme güçlüklerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini ve öğrencilerin kariyer karar verme güçlüklerinin sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimleyici bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubu Adana il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı dört farklı Anadolu lisesinde öğrenim gören 251'i kız 201'i erkek öğrenci olmak üzere toplam 452 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin kariyer karar verme güçlüklerini ölçmek amacıyla Gati ve Saka (2001) tarafından geliştirilen ve Bacanlı (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan Kariyer Karar Verme Güçlüğü Ölçeği (KKVGÖ), öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarını ölçmek amacıyla Bulut, Doğan ve Altundağ (2012) tarafından geliştirilen Ergen Psikolojik Dayanıklık Ölçeği (EPDÖ) kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt ölçek puan ortalamalarının cinsiyete düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığını t testi ile incelenmiştir. Öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt ölçek puan ortalamalarının sınıf düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam puanlarının ve alt boyutları ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkisinin analizi için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının kariyer karar verme güçlüğü ve alt boyutları puanlarını açıklama gücü regresyon analizi ile hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlıkları ile kariyer karar verme güçlüğü arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu, kariyer karar verme güçlüğü toplam puanı ile en yüksek korelasyonu psikolojik sağlamlığın alt boyutlarından mücadele azmi olduğu bulunmuştur. Psikolojik sağlamlıkla kariyer karar verme güçlüğünün alt boyutları arasındaki ilişkiye baktığımızda; hazırlık eksikliği ve tutarsız bilgi alt boyutu ile zayıf düzeyde negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu, bilgi eksikliği alt boyutu ile negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırma bulgularına göre psikolojik sağlamlık, kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını yordamaktadır. Ayrıca psikolojik sağlamlığın hazırlık eksikliği, bilgi eksikliği ve tutarsız bilgi alt boyutunu yordadığı, en fazla bilgi eksikliği alt boyutu üzerinde etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre cinsiyete göre kariyer karar verme güçlüklerinde anlamlı bir fark yoktur. Son olarak araştırmanın sonuçlarına göre sınıf düzeyine göre kariyer karar verme güçlüklerinde anlamlı bir fark yoktur. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, kariyer karar verme güçlüğü, psikolojik sağlamlık

KariyerKariyer karar verme güçlükleriKariyer karar verme öz-yetkinliği+2
Fatime Aydin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin psikolojik sağlamlığın (Resilience), çocukluk çağındaki travma ve bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesi

Psikolojik sağlamlık (resilience) farklı araştırmalarda ortaya konulduğu gibi çeşitli faktörler tarafından etkilenen bir değişkendir. Bu çalışmanın amacı, "Ergenlerin Psikolojik Sağlamlığın (Resilience), Çocukluk Çağındaki Travma ve Bağlanma Stilleri İle İlişkisinin İncelenmesi"dir. Bu çalışma, ilişkisel tarama desenli nicel bir araştırmadır. Araştırmada kolay erişilebilir örneklem yöntemi kullanılarak ulaşılan 9. ve 10. sınıf öğrencilerinden 453 kişiden toplanan veriler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; psikolojik sağlamlığın çocukluk çağı travma ile ters yönlü ilişkiye sahip olduğu, bağlanma ile doğrusal ilişkiye sahip olduğu sonucunda ulaşılmıştır. Araştırmada, çocukluk çağı travmanın psikolojik sağlamlığı yordamasında, bağlanmanın ara değişken olarak rol aldığı tespit edilmiştir. Araştırmada psikolojik sağlamlığın cinsiyet ve kardeş sayısından dolayı farklılaşmadığı; ergenin öğrenim gördüğü sınıf düzeyi, annesinin çalışması, babasının çalışması, ailesinin aylık gelir düzeyi, daha önce psikiyatrik veya psikolojik destek almış olması, ailesinde psikiyatrik ve ya psikolojik destek alanların olması, yaşı, kiminle yaşadığı, annesinin eğitim düzeyi, babasının eğitim düzeyi ve ailede kaçıncı çocuk olduğu değişkenlerinden dolayı farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-babaya bağlanmaBağlanma stilleriErgenler+4
Gökçen Bindal
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kariyer uyumlarını yordamada psikolojik sağlamlık, bilişsel esneklik ve proaktif kişiliğin rolü

Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin kariyer uyumlarının; psikolojik sağlamlık, bilişsel esneklik ve proaktif kişilik özellikleri tarafından anlamlı düzeyde yordanıp yordanmadığının incelenmesidir. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Çukurova Üniversitesi'nde çeşitli fakültelerde öğrenim gören 413 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği-Kısa Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği ve Kısaltılmış Proaktif Kişilik Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu, İlişkisiz (Bağımsız) Örneklemler İçin t-Testi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; üniversite öğrencilerinin kariyer uyumu toplam puanı ve boyutlarından aldıkları puanlar ile psikolojik sağlamlık, bilişsel esneklik ve proaktif kişilik puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Araştırmada yordayıcı değişkenlerin birlikte kariyer uyumunu %33 düzeyinde anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Yordayıcı değişkenlerin kariyer uyumu üzerindeki göreli önem sırası; proaktif kişilik, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik şeklindedir. Öğrencilerin proaktif kişilik puanlarının kariyer uyumu ve boyutlarından aldıkları puanları anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Psikolojik sağlamlık puanları kariyer uyumu ilgi ve kontrol boyutu puanlarını yordamaktadır. Bilişsel esneklik puanlarının kariyer uyumu ve boyutları üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı görülmüştür.

Bilişsel esneklikEğitim psikolojisiKariyer+5
Mehmet Ziyan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoloji öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, duygusal zeka ve kişilik özellikleri açısından incelenmesi

Bu araştırmada psikoloji lisans eğitimi alan öğrencilerin psikolojik sağlamlık, duygusal zeka ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun yanında algılanan ebeveyn tutumları, duygusal zeka ve kişilik özelliklerinin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi Hasan Kalyoncu Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji Bölümünde, 2016-2017 yılında öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf düzeyinde 211 öğrenciden oluşmuştur. Veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi ve Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Toplam psikolojik sağlamlık puanları ile toplam duygusal zeka puanları, Dışadönüklük, Deneyime Açıklık, Yumuşak Başlılık, Sorumluluk arasında pozitif yönlü ve Duygusal Dengesizlik/Nevrotizm arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Toplam Duygusal Zeka Ölçeği puanları ile Duygusal Dengesizlik/Nevrotizm, Dışadönüklük ve Deneyime Açıklık arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür doğrultusunda tartışılmıştır.

Duygusal zekaKişilik özellikleriPsikoloji+5
Ayşe Kandemir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde duygu düzenleme stratejileri ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, lisans öğrencilerinde duygu düzenleme stratejileri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada korelasyonel yöntem kullanılmıştır. Çalışmaya Gaziantep'te Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde ve İstanbul'da Marmara Üniversitesi'nde birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarda öğrenim gören 404 lisans öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Duygu Düzenleme Ölçeği ve Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler üzerinde, sürekli değişkenler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için Pearson Korelasyon analizi, sürekli verilerden ikili grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklemler t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında ise ANOVA analizi kullanılmıştır. Yılmazlık Ölçeği Puanlarının değerlendirilmesinde Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği alt boyutlarının hangisinin kullanıldığını ortaya çıkarmak için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan çalışmanın sonucunda; psikolojik sağlamlık ile bilişsel duygu düzenleme arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme stratejileri, üniversite öğrencileri.

Duygu düzenlemePsikolojik sağlamlıkÜniversite öğrencileri
Hüseyin Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sporun riskli davranışlar, psikolojik sağlamlık ve benlik saygısı üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, sporun riskli davranışlar, psikolojik sağlamlık ve benlik saygısı üzerinde etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma örneklemini, 15-16 yaş grubu lisanslı olarak spor yapan ve spor yapmayan toplam 551 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, Kişisel Bilgi Formu, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Riskli Davranışlar Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, ergenlerde spor yapmakla riskli davranışlar arasında negatif; psikolojik sağlamlık ve benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Aynı zamanda hem psikolojik sağlamlık hem de benlik saygısının riskli davranışlar eğilimini yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan verilere dayalı olarak tartışılmıştır.

Benlik saygısıPsikolojik sağlamlıkRiskli davranışlar+2
Başak Gizem Hayta
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects