Learning methods
472 theses under this subject heading
Hayat bilgisi dersinde öğrencilerin yaşam becerilerinin geliştirilmesinde etkin öğrenme uygulamaları
İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bilgi, en önemli olgu haline gelmekte ve bu dönemin toplumu, bilgi toplumu olarak nitelendirilmektedir. Bilgi toplumunda bireylerden, karmaşıklaşan ekonomik ve toplumsal yapıya uyum sağlayabilmeleri, hızla değişen ve gelişen teknolojiyi yakalayabilmeleri, hızla üretilen bilgi yığınları arasında bilgiyi seçerek, analiz ederek ve değerlendirerek elde etmeleri, elde ettikleri bilgiyi günlük yaşamlarında kullanabilmeleri ve ürüne dönüştürebilmeleri beklenmektedir. Bu bağlamda eğitimin işlevi de bu becerileri bireylere kazandırmaktır. Bu beceriler, 21. yüzyıl becerileri olarak nitelendirilmektedir. Türkiye'de 2004 yılında uygulamaya konulan ilköğretim programlarında tüm derslerde, ortak beceriler olarak eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, iletişim, araştırma, problem çözme, karar verme, bilgi teknolojilerini kullanma, girişimcilik becerilerine yer verilmiştir. Bu ortak beceriler, 21. yüzyıl becerileri kapsamındaki becerilerle örtüşmektedir. Bu ortak beceriler ilkokul üçüncü sınıfta yer alan Hayat Bilgisi Öğretim Programında yaşam becerileri olarak adlandırılmaktadır. Yaşam becerileri, bireyin toplumda başarılı olması için gerekli olan, tutum, bilgi, davranış ve becerilerdir. Yaşam becerileri bireyin evde, okulda ya da yaşamın farklı alanlarında (iş ve özel yaşam) kullanılan ve karşılaştıkları karmaşık durumların üstesinden gelmesini ve amaçlarına ulaşmasını sağlayan becerilerdir. Türkiye yaşam becerilerinin bireylere kazandırılmasını amaçlayan öğretim programlarından biri de Hayat Bilgisi Öğretim Programıdır. Hayat Bilgisi Öğretim Programında, yaşam becerilerinin yansıması olarak öz-yönetim becerileri yer almaktadır. Öz-yönetim becerileri, Hayat Bilgisi Öğretim Programına özgü becerilerdir. Hayat Bilgisi dersinde bireylere öz- yönetim becerilerini kazandırmak önemlidir. Hayat Bilgisi dersinde bireylerin öz-yönetim becerilerini kazanmalarını sağlamada etkin ve etkili yaklaşımlar kullanılabilir. Bu yaklaşımlardan biri de etkin öğrenme yaklaşımıdır. Araştırmanın amacı Hayat Bilgisi dersinde öğrencilerin yaşam becerilerinden öz yönetim becerilerinin geliştirilmesinde etkin öğrenme uygulamalarının etkisini belirlemektir. Karma modelde desenlenen araştırmada gömülü yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Hayat Bilgisi dersi, öz-yönetim becerilerini temel alan etkin öğrenme yöntem ve teknikleri bağlamında yürütülmüştür. Araştırma, 2014-2015 öğretim yılı güz döneminde Eskişehir ilindeki bir ilkokulun üçüncü sınıf şubelerinden birinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, bu sınıfın öğrencileri, sınıf öğretmeni ve öğrenci velileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri öz-yönetim becerileri ölçeği, görüşme, açık uçlu sorudan oluşan anket formu, gözlem, ders planları, öğrenme materyalleri ve öğrenci ürünleri, yapılandırılmış öğrenci günlükleri, ses kayıtları ve araştırmacı günlüğü ile toplanmıştır. Öz-yönetim becerileri ölçeği araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde t testinden, nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analizden yararlanılmıştır. Araştırmada, etkin öğrenme yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülen Hayat Bilgisi dersinde öğrencilerin öz-yönetim becerilerini nasıl işe koştuklarına, etkin öğrenme yaklaşımının öğrencilerde öz-yönetim becerilerinin etkililiğine, öğrencilerde öz-yönetim becerilerinin gelişimine yönelik öğrenci ve öğretmen görüşlerine, öğrencilerin öz-yönetim becerilerini okul dışına yansıtma durumlarına ilişkin sonuçlar elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Etkin öğrenme yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülen Hayat Bilgisi dersinde, öğrenciler öz- yönetim becerilerinden etik davranma, kendini tanıma ve kişisel gelişimini izleme, duygu yönetimi, sorumluluk, liderlik, eğlenme, öğrenmeyi öğrenme, amaç belirleme, kariyer planlama, sorumluluk, zamanı ve mekânı doğru algılama, katılım, paylaşım, işbirliği ve takım çalışması ve farklılıklara saygı duyma becerilerini işe koşmuşlardır. • Öğrencilerde öz-yönetim becerilerinin gelişimine ilişkin öğrenci görüşlerini ortaya çıkarmak için öğrencilerle yapılan görüşmelerde, öğrenciler öz-yönetim becerilerine yönelik okulda ve okul dışında günlük yaşamlarında da öz-yönetim becerilerini işe koştuklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğrenciler, etkin öğrenme yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülen Hayat Bilgisi dersinde eğlenceli zaman geçirdiklerini ve Hayat Bilgisi dersine yönelik olumlu tutum geliştirdiklerini ifade etmişlerdir. • Sınıf öğretmeni de öğrencilerin sınıf içi uygulamalardan sonra öz-yönetim becerilerini yalnızca Hayat Bilgisi dersinde değil, ders dışında ve diğer derslerde de işe koştuklarını belirtmiştir. • Öğrencilerin öz-yönetim becerilerini, okul dışına da yansıtma durumlarına yönelik öğrenci velileri, çocuklarının öz-yönetim becerilerini okul dışında ev ve sosyal yaşamlarında işe koştuklarını ifade etmişlerdir. • Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin öz-yönetim becerileri ölçeğinden uygulama öncesi aldıkları ön test puanları ile uygulama sonrası aldıkları son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuş; bu verilerden hareketle Hayat Bilgisi dersinde, etkin öğrenme yaklaşımının öğrencilerin öz-yönetim becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. • Araştırma sonuçlarından Hayat Bilgisi Öğretim Programında, öz-yönetim becerilerinin öğrencilerin seviyelerine uygun biçimde yeniden gözden geçirilmesi ve programda etkin öğrenme yöntem ve tekniklerine ilişkin örnek uygulamalara yer vermeye ilişkin öneriler getirilmiştir. Anahtar Sözcükler: 21. Yüzyıl Becerileri, Yaşam Becerileri, Hayat Bilgisi, Öz- Yönetim Becerileri, Etkin Öğrenme
İlkokul 4. sınıf fen ve teknoloji dersinde bağlam temelli öğrenme uygulamaları
21. yüzyılda eğitimde araştıran, sorgulayan, eleştiren, yapıcı, yaratıcı, en önemlisi de yaşam boyu öğrenen ve öğrenme sorumluluğu taşıyan bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Eğitimde bu amacı yerine getirmenin yollarından biri de öğretim sürecinde öğrenciyi etkin kılan yaklaşımlar kullanmaktan geçmektedir. Öğretme-öğrenme sürecinde öğrenciyi etkin kılan yaklaşımlardan biri de bağlam temelli öğrenme yaklaşımıdır. Bağlam temelli öğrenme, günlük yaşamdan bağlamları sınıf ortamındaki konulara ilişkilendirerek ele alan bir yaklaşımdır. Fen ve Teknoloji dersinin temel amaçlarından biri de öğrencilere öğrenmeyi öğreterek ve öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirerek; sorgulayan bireyler olmalarını sağlamaktır. Bağlam temelli öğrenme öğrencilerin bu amaç doğrultusunda gelişmesine katkı sağlayacak- öğretme-öğrenme sürecinin etkin kılma, ilgi çekici ve yaşamsal olmasını sağlama gibi özellikler taşımaktadır. Ayrıca bağlam temelli öğrenme, Fen ve Teknoloji dersinde öğrencilerin deneyimlerinin yansıtılmasına olanak tanınması, konuların günlük yaşamı yansıtması ve öğrencilerin günlük yaşamda uygulama yapmasını sağlayacak bir yaklaşım olarak da görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf Fen ve Teknoloji dersinde bağlam temelli öğrenme REACT modeline göre düzenlenmiş etkinliklerin öğrenme sürecine yansımalarını belirlemektir. Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma modellerinden iç içe karma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, 2014-2015 öğretim yılı güz döneminde Eskişehir'de Ülkü İlkokulu 4/G sınıfında yer alan 18 öğrenci katılmıştır. Araştırmada bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeline göre gerçekleştirilen uygulama "Vücudumuzun Bilmecesini Çözelim" ünitesi kapsamında 21 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; akademik başarı testi, bilimsel tutum ölçeği, fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği, öğretmen ve öğrencilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler ve gözlem yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel ve çıkarımsal istatistikler, nitel verileri ise verileri içerik analizi yoluyla çözümlenmiş ve elde edilen bulgular araştırma sorularına bağlı olarak yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına dayalı ortaya çıkan sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeli uygulamamalarının öğrencilerin akademik başarıları ve hatırda tutma düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yaptığı ortaya çıkmıştır. • Bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeli uygulamamalarının öğrencilerin bilimsel tutumları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yapmadığı anlaşılmıştır. • Bağlam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeli uygulamamalarının öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersi motivasyonu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yaptığı ortaya çıkmıştır. • Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin öğrencilerin bağlam-konu ilişkisi kurma, yaratıcılık, araştırma, öğrenmeyi sağlama, günlük yaşamla ilişkilendirme ve kariyer gelişimine katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. • Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin Fen ve Teknoloji dersine, öğrencilerin olumlu tutum geliştirmesi, motivasyonlarını artırması ve bilimsel süreç becerilerini geliştirmesi bakımından katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin, öğrencilerin bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği; bu kapsamda öğrencilerin gözlem yapma, sınıflama ve modelleme becerilerini geliştirdiği anlaşılmıştır. • Bağlam temelli öğrenme REACT modeli kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerden tavuk kesme, robot yapma, akciğer modeli, solunum modeli ve stetoskop etkinliklerin öğrenciler tarafından beğenildiği ve öğrencilerin öğrenmesine katkı yaptığı anlaşılmıştır. Etkinler öğrencilerin etkinliklere yoğun olarak katıldıkları ve etkinlikleri severek yaptıkları gözlenmiştir. • Bağlam temelli öğrenme REACT modeli kapsamında gerçekleştirilen uygulamalarda öğretmen, ailelerin maddi durumunun yetersiz olması, öğrencilerin devamsızlığı ve okulun imkânlarının yetersiz olmasını yaşanan sorunlar olarak belirtmiştir. Öğrenciler ise göre bazı bilgileri öğrenmede ve etkinlikleri gerçekleştirmede bazen zorlandıklarını belirtmişlerdir. • Bağlam temelli öğrenme REACT modelinin uygulamalarına dönük olarak öğretmen; hazır bulunuşluğun sağlanması, daha fazla etkinlik yapılması, öğrenci katılımının sağlanması, öğrencilerin araştırmaya yönlendirilmesi ve aile desteğinin alınmasını önerirken, öğrenciler uygulama sırasında müzik etkinliklerine ve model çizme çalışmalarına yer verilmesini önermişlerdir. Anahtar Sözcükler: Fen ve Teknoloji, bağlam temelli öğrenme, akademik başarı, bilimsel tutum, motivasyon
Teknoloji destekli öğrenme ortamlarında çoklu görev yapmanın öğrenmeye etkisi
Günümüz genç nesillerini dijital yerliler, Net nesli ya da milenyum nesli olarak tanımlayan popüler kavramlarla alanyazında sıkça karşılaşılmaktadır. Bu tür kavramların ortak çıkış noktası, yeni nesillerin dijital teknolojiler ile geçmiştekilere göre daha yüksek düzeyde etkileşimde bulunmalarıdır. Bazı araştırmacılar bu yüksek düzeyli etkileşiminin bilgiyi edinme ve işleme gibi temel öğrenme alışkanlıklarını da değiştirdiğini öne sürmektedir. Genç neslin öğrenme alışkanlıklarına ilişkin dikkat çeken iddialardan biri bu bireylerin birden çok bilgi ve iletişim kaynağına dikkatlerini aynı anda vererek farklı kaynaklardan gelen bilgileri eş zamanlı olarak işleyebildikleri varsayımıdır. Alanyazında çoklu görev olarak adlandırılan bu durum dijital yerliliğin en belirgin göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Öte yandan son zamanlarda gerek dijital yerlilik kavramına gerekse çoklu görev gerçekleştirme becerisi gibi bir takım dijital yerlilik özelliklerine ciddi eleştirilerin yöneltildiği görülmektedir. Bu eleştirilerde insan bilişsel mimarisinin çoklu görev yapmaya uygun olmadığı ve çoklu görev yapan bireylerin gerek öğrenme gerekse üretim performanslarının bu durumdan olumsuz etkileneceği vurgulanmaktadır. Bu araştırmanın amacı teknoloji destekli öğrenme ortamlarında çoklu görev yapmanın öğrenmeye olan etkisinin incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde öğrencilerin bir yandan öğrenirken diğer taraftan da çoklu görev gerçekleştirmelerine olanak tanıyan web-temelli bir ortam tasarlanmıştır. Web ortamı sıralı ve engelleyici, sıralı ve üretici, eş zamanlı ve engelleyici olmak üzere üç farklı çoklu görev türünü içermektedir. Sıralı ve engelleyici çoklu görev ortamı, öğrenme görevi ile öğrenme ile ilgisiz başka bir görevin yer aldığı iki ortam arasındaki geçiş etkinliklerinden oluşmaktadır. Sıralı ve üretici çoklu görev ortamı, iki öğrenme görevi arasında geçişler içerecek şekilde tasarlanmıştır. Sıralı çoklu görev ortamlarında görevler arası geçiş yapan öğrenciler, öğrenmeye ilişkin görevlerine geri döndüklerinde öğrenmelerine kaldıkları yerden devam edebilmektedirler. Eş zamanlı ve engelleyici çoklu görev ortamında ise katılımcıların çoklu görev gerçekleştirirken öğrenme görevlerini duraklatmalarına izin verilmemiştir. Bu ortamdaki öğrenciler eş zamanlı çoklu görev olarak öğrenme etkinliği sırasında çevrimiçi sohbet etmişlerdir. Araştırmada öğretim içeriği olarak sıtmanın yaşam döngüsü ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin iki farklı öğretim videosu kullanılmıştır. Tam deneysel faktöriyel bir desenle tasarlanan araştırmada iki kontrol ve beş deney olmak üzere toplam yedi araştırma grubu bulunmaktadır. Deney grupları belirtilen üç farklı çoklu görev etkinliğinden birini gerçekleştirirken, kontrol grupları öğrenme etkinliğini çoklu görev gerçekleştirmeksizin tamamlamışlardır. Tüm katılımcılar araştırma gruplarına seçkisiz olarak atanmıştır. Araştırmanın katılımcıları Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 572 lisans öğrencisidir. Araştırmada katılımcıların söz konusu çoklu görev ortamlarındaki öğrenme başarıları, içeriği hatırlama düzeyi ve konu ilgisi olmak üzere iki değişken bağlamında karşılaştırılmıştır. Araştırma bulguları, sıralı çoklu görev yapmanın sunulan içeriği hatırlamayı olumsuz etkilemediğini, eş zamanlı çoklu görev yapmanın ise hatırlamayı olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Farklı çoklu görev durumlarındaki katılımcıların konu ilgileri karşılaştırıldığında sıtmanın yaşam döngüsü ve yenilenebilir enerji kaynakları videolarını izleyen gruplarda farklı sonuçlarla karşılaşılmıştır. Öğretim içeriği olarak sıtmanın yaşam döngüsü videosunu izleyen gruplarda sıralı çoklu görev gerçekleştirmenin konu ilgisini olumsuz etkilemediği, eş zamanlı çoklu görevin ise olumsuz etkilediği gözlenmiştir. Yenilenebilir enerji kaynakları videosunu izleyen çoklu görev gruplarında ise yalnızca sıralı ve üretici çoklu görev grubunun konu ilgisinde anlamlı bir artış gözlenmiştir. Araştırmada öğrenme başarısının yanı sıra bireylerin birtakım özellikleri ile çoklu görev becerileri arasındaki ilişki de incelenmiştir. Bu özellikler katılımcıların teknoloji kullanım düzeyleri, farklı çoklu ortamlarda günlük geçirdikleri süre, ders çalışırken çoklu görev yapma sıklıkları ve çalışan bellek kapasiteleridir. Bulgular, teknoloji kullanım düzeyi ile çoklu görev yaparak öğrenme becerisi arasında anlamlı bir ilişki olmadığını ortaya koymuştur. Benzer biçimde farklı çoklu ortamlarda günlük geçirilen süre ile sıralı ve engelleyici ve eş zamanlı ve engelleyici çoklu görev durumlarındaki öğrenci başarısı arasında da herhangi bir ilişki gözlenmemiştir. Öte yandan çoklu ortamlarda geçirilen günlük süre arttıkça sıralı ve üretici çoklu görev durumlarında öğrencilerin başarılarının düştüğü görülmüştür. Sıralı ve üretici çoklu görev etkinliklerinin diğer çoklu görev türlerine göre daha uzun sürdüğü dikkate alınarak çoklu ortamlarda günlük geçirilen sürenin artmasının uzun süreli gerçekleşen öğrenme etkinliklerinde bireylerin öğrenmelerini olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmada çoklu görev becerisinin geliştirilebilen bir özellik olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim günlük yaşamdaki ders etkinlikleri sırasında çoklu görev gerçekleştirme sıklığı ile tasarlanan çoklu görev ortamında öğrenme başarısı arasında bir ilişki gözlenmemiştir. Son olarak araştırmada farklı çoklu görev türlerinin farklı çalışan bellek bileşenleri ile ilişkili olabileceğine ilişkin bulgulara ulaşılmıştır. Yukarıda kısaca özetlenen araştırma sonuçları ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış, araştırma sınırlılıkları vurgulanmış ve gelecekteki çalışmalara ilişkin öneriler sıralanmıştır. Bu araştırmanın dijital yerlilik ve çoklu göreve ilişkin alanyazına önemli kuramsal katkılarda bulunduğu düşünülmektedir. Çalışmada bu katkıların tartışılmasının yanı sıra öğretim ortam ve etkinliklerinin tasarımı gibi uygulamaya yönelik çıktılara da değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijital yerliler, çoklu görev, web-temelli öğrenme.
Lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyleri ve yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolü
Bu araştırmanın amacı lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyini belirlemek ve yükseköğretim programlarının lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyi, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin cinsiyet, sınıf düzeyi, fakülte bazında sınıf düzeyi, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumu, fakülte türü, mezun olunan ortaöğretim kurumu ve devam ettikleri programı tercih etme nedenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bununla birlikte, lisans öğrencilerinin görüşlerine göre yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştiren unsurları, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin gelişimini engelleyen unsurları ve öz düzenlemeli öğrenmenin yükseköğretim programlarında teşvik edilmesine ilişkin önerileri belirlenmiştir. Karma araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmanın deseni yakınsayan paralel desendir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği (Turan, 2009) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyuttaki örneklemi seçkisiz ve tabakalı örnekleme yoluyla belirlenen 1411 lisans öğrencisinden oluşmakta olup nitel boyutta ise 9'u erkek 8'i kadın toplam 17 lisans dördüncü sınıf öğrencisiyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin yüksek olduğu görülmüştür. Lisans öğrencileri Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği'nden en yüksek puanı güdülenme ve öğrenme için harekete geçme boyutundan elde ederken, en düşük puanı ise öğrenmede bağımsızlık boyutundan elde etmişlerdir. Ayrıca, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin lisans öğrencilerinin cinsiyetlerine, fakülte bazında sınıf düzeyine, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumlarına, fakülte türüne, mezun olunan ortaöğretim kurum türüne ve devam ettikleri programı tercih etme nedenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öte yandan araştırmanın nitel bulgularına göre, yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenmenin teşvik edilmesinde eğitim programlarına ilişkin unsurlar, öğretime ilişkin unsurlar, öğretim elemanlarına ilişkin unsurlar ve diğer unsurlar önem taşımaktadır. Yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenme becerisinin daha fazla desteklenebilmesine ilişkin lisans öğrencileri ağırlıklı olarak fiziksel olanakların artırılması, alternatif ölçme-değerlendirme yöntemlerinin işe koşulması, program değerlendirme ve geliştirme çalışmalarının yürütülmesi, öğrenme-öğretme sürecinde uygulamaya daha fazla yer verilmesi, verilen dönütlerin ve ders materyallerinin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, strateji öğretimine yer verilmesi, işbirlikli öğrenme ortamlarının artırılması, öğretim elemanlarının öğreticilik becerilerinin geliştirilerek öğrencilere daha fazla rehberlik etmeleri ve gezi, kariyer günleri vb. etkinliklerin düzenlenmesi önerilerini sunmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Öz düzenleme, Öz düzenlemeli öğrenme, Yükseköğretim, Lisans öğrencileri.
Impact of peer feedback on EFL learners' foreign language writing anxiety and their ideas about peer feedback
The present study aims at researching the impact of peer feedback on foreign language writing anxiety experienced by Turkish prep school students studying EFL and their opinions about peer feedback. To achieve these aims, the participants in the experimental group got training on peer feedback, gave and received peer feedback for nine weeks. 120 participants in both control and experimental groups responded to Second Language Writing Anxiety Inventory (SLWAI) at the beginning and end of the study. Besides, 15 participants from the experimental group were interviewed about their thoughts regarding peer feedback and its impact on foreign language writing anxiety. The study revealed that training and practices on giving and receiving peer feedback had a significant impact on decreasing foreign language writing anxiety. The present study highlighted the idea that peer feedback practice needs to be a well-planned implementation supported with a continuous learner training on how to give peer feedback effectively and efficiently. For the participants in the present study, getting and giving peer feedback was helpful in feeling more relaxed and self-confident as they realized that their peers do similar mistakes and have similar worries during writing. As a conclusion, training and practices on peer feedback have the potential to lead learners to believe that they can be successful by reducing foreign language writing anxiety and increasing their awareness about EFL writing.
Yabancı dil öğrenen dijital yerlilerin Web 2.0 araçlarını kullanma düzeylerinin belirlenmesi: Bir durum çalışması
Bu araştırmanın temel amacı, dijital yerlilerin yabancı dil öğrenme süreçlerinde Web 2.0 araçlarını kullanma düzeylerini bağlantıcılık ve bilişsel çoklu ortam öğrenme kuramları doğrultusunda incelemektir. Elde edilen bulguların yüz yüze ve uzaktan eğitim veren kurumlara ve öğretenlere dijital yerlileri ve onların öğrenme stratejilerini daha yakından tanıma imkânı verebileceği düşünülmektedir. Enformasyon çağında bilgiye erişimin her an her yerde mümkün olması dijital öğrenen neslin öğrenme yöntemlerini de hızla değiştirmiştir. Bu bağlamda, bütün bu kolaylıklar ve gelişmeler iletişimi, iletişim için ise ortak bir dil (linguafranca) öğrenme zorunluluğu doğurmuştur. Bu çağda hemen hemen her anlamda hayatımızı kolaylaştıran Web 2.0 araçları hem öğrenme hem de öğretme ortamlarında da insanların hayatını kolaylaştırmaktadır. Dijital yerliler, Web 2.0 araçlarına ve dijital medya araçlarına bağımlı bir şekilde yaşamaktadırlar. Web 2.0 araçlarına oldukça hâkim olan dijital nesil, bu yetileri sayesinde sınırsız bilgiye ve açık kaynaklara ulaşabilmektedir. Web 2.0 araçlarının yabancı dil öğretiminde yaygınlaşarak kullanılması, öğreten ve öğrenenler için bilgiye kısa sürede ulaşma olanakları, sınıf içi ve dışı etkileşimlerde bulunma imkânları sağlamıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması ile desenlenmiş bu çalışmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme, gözlem ve belge analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlar, alanyazın ile paralellik göstermekte ve yabancı dil öğrenen dijital yerlilerin bu süreçte Web 2.0 araçlarını sıklıkla kullandıklarını, içerik oluşturma ve bu içerikleri ağ bağlantıları ile paylaşma konusunda istekli ve pratik olduklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Web 2.0 araçları, dijital yerliler, yabancı dil öğrenme, bağlantıcılık,bilişsel çoklu ortam öğrenme kuramı
Mobil öğrenme: Meslek yüksekokullarında bilginin yeniden yapılandırılması üzerine bir durum çalışması
Bu araştırmada meslek yüksekokullarında mobil öğrenmenin uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla, araştırmacı tarafından bir mobil öğrenme ortamı tasarlanmıştır. İç Anadolu bölgesinde ilçe merkezinde yer alan bir meslek yüksekokulunda yürütülen araştırma, öğrenenlerin başarmakta zorlandığı gözlenen "Algoritma ve Programlamaya Giriş" dersi kapsamında yapılmış ve araştırma verileri 2015-2016 öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Bu çalışma, 36 kişilik öğrenci grubuyla başlamış ve araştırmanın derinlemesine yapılabilmesi için amaçlı örneklem seçimi yöntemiyle 6 kişilik katılımcı grubuyla sürdürülmüş nitel bir durum çalışmasıdır. Ayrıca, katılımcılar bizzat araştırmacı tarafından 14 hafta boyunca gözlenmiş ve durum çalışmasının veri tabanını oluşturan araştırmacı günlüğü, bireysel görüşmeler nitel veri analizi ile değerlendirilmiştir. Buna ek olarak; çalışmada, anket sonuçları ve mobil öğrenme ortamının kullanımına ilişkin veriler de sunulmuştur. Sonuç olarak, geliştirilen mobil öğrenme ortamının öğrenenlerde derse yönelik olumlu tutum geliştirmeye katkı sağlamada, derse katılım motivasyonunu arttırmada ve öğrenen-öğrenen, öğrenen-öğreten iletişimini kolaylaştırma bağlamında olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Ancak, olumsuz etkiler de gözlenmiştir, bunlar; aktif katılımın zamanla düşmesi, geliştirilen ortamın sınava yönelik bir çalışma ve sohbet ortamı haline gelmesi, öğrenme amacından sapma ve teknik problemler gibi olumsuz etkilere rastlanmıştır. Benzer şekilde, öğrenenlerin mobil öğrenme ortamını faydalı ve motive edici bulduğu buna rağmen ders başarılarına etki etmediği de gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: mobil öğrenme, meslek yüksekokulları, durum çalışması
Autograph programı kullanımının 10. sınıf öğrencilerinin fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusundaki başarısına etkisi
Bu araştırmada Autograph programı kullanımının 10.sınıf öğrencilerinin fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusundaki başarısına ve bu konularla ilgili kuralları genellemelerine etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2014–2015 eğitim-öğretim yılında Balıkesir'de bir Anadolu Lisesi'nin 10. sınıfında öğrenim gören 35 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel modele göre gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda dersler Autograph programı ile işlenmiş ve öğrenciler kendilerine önerilen öğrenme etkinliklerini bilgisayar ortamında Autograph programını kullanarak gerçekleştirmişlerdir. Kontrol grubunda ise dersler geleneksel şekilde işlenmiş ve öğrenciler kendilerine önerilen öğrenme etkinliklerini sınıf ortamında gerçekleştirmişlerdir. Öğrencilerin başarılarını ölçmek için fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusunu içeren kavramsal bilgi değerlendirme testi, genelleme becerilerini tespit etmek için ise konu değerlendirme testleri kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubuna uygulama öncesi ön test, uygulama sonrası son test uygulanmış ve uygulama üç hafta sürmüştür. Verilerin analizinde dağılımlar normal ise bağımsız grup t-testi, dağılımlar normal değilse Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Bu analizlere ek olarak öğrencilerin ne tür hatalar yaptıkları, yapılan hataların sebepleri, en fazla doğru cevaplanan sorular ve en az doğru cevaplanan sorular nitel analiz yoluyla belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonunda, deney grubu öğrencilerinin araştırmanın ilk haftasından son haftasına doğru başarılarının arttığı gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak, Autograph programının fonksiyonların simetrileri ve cebirsel özellikleri konusunun tümünde olmasa da bu konunun son alt başlığı olan genişleme-daralma konusunda öğrencilerin başarılarını artırdığı ve genelleme becerilerini geliştirdiği sonucuna istatistiksel olarak ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Autograph, Öğrenci Başarısı, Fonksiyonların Simetrileri ve Cebirsel Özellikleri, Genelleme, 10.sınıf
A scale of Turkish preparatory school university students' demotivational factors towards learning English
The present study aims to develop and validate a survey instrument to measure university preparatory school students' demotivation levels as well as investigating the sources of demotivation. In accordance with measuring students' demotivational level, the items of this survey are developed based on a review of literature on student motivation/demotivation and the content analysis of compositions written by students learning English at a preparatory school. 32 items are included in the survey titled 'A Scale of Turkish Preparatory School University Students' Demotivational Factors Towards Learning English', which was administered to 206 university preparatory school students in Eskişehir, Turkey. The data were submitted to the internal consistency analysis to determine reliability of the instrument and confirmatory factor analysis to validate the scale. The results showed the construct of preparatory school students' demotivation is multi-dimensional with four factors including personal reasons, past experiences, features of preparatory school program and the form of instruction. After the validation procedures, the data were collected online from 1105 students in various preparatory school programs in Turkey. The findings yielded that proficiency level had a significant effect on students' demotivational levels, and also a significant relationship was found between university type and demotivation deriving from past experiences and features of preparatory school program. As a result, by considering the overall findings of the current study, it might be suggested that awareness of demotivating factors and sources of demotivation need to be raised for the language learners as well as their teachers and program developers. Keywords: Motivation, Demotivation, Sources of demotivation, Demotivating factors,Scale validation.
Perceptions of elt students related to learner autonomy in language learning
This study mainly aims to investigate the perceptions of ELT students related to Learner Autonomy in language learning. 73 male and 139 female students, a total of 212 students, participate in the study. A questionnaire is applied in order to identify the perceptions of ELT students related to Learner Autonomy in language learning. The questionnaire is prepared in four main parts: one of them is for background information of the participants and the other three parts are for their perceptions of ELT learners related to responsibilities, abilities, and activities on learner autonomy. In addition, in order to support the quantitative data, and to have a deeper understanding of the perceptions of ELT students, a total of 20 students, five students from each class, are interviewed. The findings gathered are analyzed according to the year of the study (from 1st year to 4th year) and gender of the participants. Mean, independent samples t- tests and One- Way ANOVAs are used for analyzing the quantitative data. Content analysis is done for the qualitative data and the findings of the qualitative data are organized according to the participants' year of study and gender. The results indicate that there are not any statistically significant differences between male and female students in terms of the perceptions of learners related to responsibilities, abilities, and activity choices. In addition, although there are statistically significant differences between the genders in terms of the perceptions of learners related to abilities and activity choices on learner autonomy, both genders have similar perceptions related to responsibilities of learners. The findings gathered from the qualitative data are in line with the findings of the quantitative data. The participants mainly state similar responsibilities, abilities and activities in terms of their year of study. In addition, qualitative data reveal that although both female and male participants give importance to the similar perceptions related to responsibilities, abilities, and activities on learner autonomy, they state different reasons regarding the perceptions of learners related to responsibilities, abilities, and activities. Additionally, participants utter some definitions related to learner autonomy and they prove how versatile the notion of learner autonomy is. Keywords: Learner Autonomy, Year of Study, Gender.
Endüstri meslek liselerinde eğitim gören öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygı düzeyleri ve akademik başarıları arasındaki ilişki (Kocaeli ili, Gebze ilçesi örneği)
Bu araştırma öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygıları ve akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma beş ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular ve Yorum ile Sonuç Tartışma ve Öneriler şeklindedir.Bu araştırmanın evreni 2007-2008 eğitim öğretim yılında Kocaeli ili, Gebze ilçesindeki Anadolu Teknik, Teknik Lise ve Endüstri Meslek liselerinde eğitimini sürdüren öğrencilerdir. Örneklem grubu ise bu öğrenciler arasından seçilen 658 öğrencidir.Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek için Marmara Öğrenme Stilleri Ölçeği (MÖSÖ), sınav kaygısı düzeylerini belirlemek için Sınav Kaygısı Envanteri (SKE) ve akademik başarıları içinde ilköğretim diploma notları, 9. sınıf , 10. sınıf ve 11. sınıf not ortalamaları kullanılmıştır. Ayrıca demografik değişkenler için de araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu hazırlanmıştır.Araştırmada demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygı ve akademik başarıları düzeyleri test edilmiş, bu sürekli değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının analizi yapılmış ve sürekli değişkenlerin kendi aralarındaki ilişkiye bakılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows 13.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştırAraştırma sonucunda, MÖSÖ dokunsallık ve sebat alt boyutları ile SKE kuruntu alt boyutu puanları arasında ve MÖSÖ işitsel alt boyutu ile akademik başarı puanları arasında istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca MÖSÖ'nün aydınlatma ve işitsel dışındaki tüm alt boyutlar arasında ve SKE'nin tüm alt boyutları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Hem öğretmenler hem de öğrenciler öğrenme stilleri konusunda bilinçlendirilmelidir. Öğrencilerin sınavları algılama şekilleri değiştirilerek sınav kaygıları azaltılmalıdır.Anahtar Kelimeler : Öğrenme Stilleri, Sınav Kaygısı
Üniversite hazırlık sınıf öğrencileri ve özel dil okulu öğrencilerinin yabancı dil öğrenme stratejileri ve öz düzenleme becerileri
Bu araştırmanın amacı, üniversite hazırlık sınıfı ve özel İngilizce kursu öğrencilerinin dil öğrenme stratejileri kullanımlarını ve öz düzenleyici öğrenme becerilerini okul türü, cinsiyet, kur düzeyi, mezun olunan lise türü, ortaöğretim alanı ve yaş değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmaya Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulundan 293 ve Aydında bulunan özel dil kurslarından 129 olmak üzere toplam 422 öğrenci katılmıştır. Araştırmada dil öğrenme stratejilerini belirlemek amacıyla Oxford (1990) tarafından geliştirilen ve Cesur ve Fer (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri ve öz düzenleme becerilerini belirlemek amacıyla da Turan (2009) tarafından geliştirilen Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri için doğrulayıcı, Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği için ise hem açımlayıcı hem de doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ayrıca araştırmanın nitel verileri araştırmacılar tarafından hazırlanmış, görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 21.0 (Statistical Package for Social Sciences) programından faydalanılmış ve nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının ve öz düzenleme becerilerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Özel kurs öğrencilerinin hem dil öğrenme stratejileri kullanımlarının hem de öz düzenleme becerilerinin hazırlık sınıfı öğrencilerine göre daha üst düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının yaş, İngilizce kullanma sıklığı, kur düzeyi ve ortaöğretim alanı değişkenlerine; öz düzenleme becerilerinin ise cinsiyet ve yaş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca dil öğrenme stratejileri ile öz düzenleme becerileri arasında pozitif yönde yüksek bir ilişki olduğu saptanmıştır. Son olarak hazırlık sınıfı ve özel kurs öğrencileriyle birlikte öğretmenlerin yabancı dil öğrenme ve öğretme hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Dil Öğrenme Stratejileri, Öz Düzenleme Becerileri,Yabancı Dil Öğrenimi, Özel Kurs Öğrencileri, Hazırlık Sınıfı Öğrencileri.
5E modelinin ortaokul öğrencilerinin dil bilgisi başarısına etkisi
Bu çalışmada, Türkçe dersi 7. sınıf öğretim programında bulunan dil bilgisi konularının yapılandırmacı yaklaşıma dayanan 5E öğrenme modeli ile öğretilmesinin öğrenenin öğrenmedeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada yapılandırmacı 5E öğrenme modeliyle ders işlenen deney grubunda yer alan öğrencilerle, mevcut öğretim yöntemiyle ders işlenen kontrol grubundaki öğrencilerin başarı düzeyleri arasındaki farkı ortaya çıkarmak amacıyla kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Bu araştırmanın bağımsız değişkenini ortaokul 7. sınıf öğrencilerine uygulanacak yapılandırmacı 5E öğrenme modelinin uygulandığı dil bilgisi konularının işlenişi oluşturur. Bağımlı değişken ise öğrencilerin başarı düzeyleridir. Araştırmada öntest ve sontest geçerliği ve güvenirliği tespit edilmiş (Croanbach-alfa=0.85) 20 sorudan oluşan Dil Bilgisi Başarı testi (DBBT) kullanılmıştır. Testlerden elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kütahya ilinde bulunan bir devlet ortaokulunda bulunan sınıfların iki şubesindeki toplam 40 öğrenci oluşturmaktadır. 2018-2019 öğretim yılında Atatürk Ortaokulu'nda bulunan 6 tane 7. sınıfa uygulanan DBBT sonuçları dikkate alınarak birbirine denk iki sınıf seçilmiştir. Bu sınıflardan birisi yapılandırmacı 5E öğrenme modelinin kullanıldığı deney grubunu diğeri ise mevcut öğretim yöntemlerinin uygulandığı kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kuramsal çerçeve, ilgili alanyazın, tanımlar, problem durumu, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, problem cümlesi, alt problemler ve sınırlılıklara yer verilmiştir. İkinci bölümde araştırmanın yöntemi, araştırmanın modeli, araştırmanın evren ve örneklemi, veri toplama araç ve teknikleri, verilerin toplanması ve verilerin analizine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde bulgulara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise sonuç, tartışma ve önerilere yer verilmiştir. Araştırma sonucunda, yapılandırmacı 5E öğrenme modelinin uygulandığı deney grubu öğrencilerinin, mevcut yöntemin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerine göre başarı ortalamalarının daha yüksek çıktığı ve aradaki farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
Students' attitudes towards theatrical plays use and its effects on vocabulary learning
The subject of teaching English has been one of the important issues in many books, articles or opinion papers explaining the reasons for using literature in language classes. Literature is an authentic and motivational material which helps to the students? linguistic and personal development with cultural enrichment which is asserted by researchers. Although language teachers are aware of the benefits of using literature in theory, they don?t use it ?consciously? practically. For that reason, to ?re-highlight? literature use in language classrooms this study is conducted in 2010-2011 education year, at a private language school in Kütahya, by participation of 14 A2 level students. Data collection of the research is twofold; descriptive and experimental. The descriptive part is made of an attitude questionnaire towards the using of literature, namely drama, in language classrooms. The experimental part is conducted in a ten-week period and a vocabulary test is used for searching students? vocabulary learning levels. The findings which are obtained from the instruments, are analyzed by SPSS programme. To find out the attitudes of students towards literature specially theatrical plays Wilcoxon Signed Rank Test is carried out. To examine the different levels of vocabulary learning levels Mann-Whitney Rank Test is used. In all attitude questionnaires and vocabulary tests positive and significant results are found. Overall, students have positive attitudes towards the usage of literature ?theatrical plays- in language classrooms and using appropriate literary works help students to increase their vocabulary proficiency levels. Key words : Literature, Attitude, Theatrical Plays, Vocabulary Proficiency Level
Katılımlı dinlemenin ortaokul 5. sınıf öğrencilerinin dinlediğini anlama becerisi üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı planlanmış etkinlikler içeren "Katılımlı Dinlemenin Ortaokul 5. Sınıf Öğrencilerinin Dinlediğini Anlama Becerisi Üzerindeki Etkisi"ni tespit etmektir. Bu doğrultuda elde edilen verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasında nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında Kütahya il merkezindeki bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan 5-A ve 5-B sınıfı deney ve kontrol gruplarında bulunan toplam 40 5. sınıf öğrencisi ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubuna ön test ve son test olarak dinlediğini anlama testi uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubunun dinleme becerilerinin ön test puanları açısından benzer olduğu tespit edilmiştir. Ön test sonrası 10 hafta süren katılımlı dinleme eğitimi çalışması düzenlenmiştir. Deney grubundaki dersler katılımlı dinleme türü kapsamında planlanmış etkinliklerle, kontrol grubunda ise Türkçe dersi öğretim programının gerektirdiği süreçler takip edilerek işlenmiştir. Araştırma için öğrencilere farklı türde dinleme metinleri ve bu metinlere yönelik etkinlikler düzenlenmiştir. Nicel olarak elde edilen veriler üzerinde Wilcoxon işaretli sıralar testi, Mann-Whithey U testi, frekans ve yüzde analizleri kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde deney grubu öğrencilerinin dinlediğini anlama başarı testinden almış oldukları puanların sıra ortalamasının 29.30 kontrol grubundaki öğrencilerin puanlarının sıra ortalamasının ise 11.70 olduğu görülmektedir. Bu sonuca göre öğrencilerin dinleme testi sonuçlarında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Katılımlı dinleme deney grubu öğrencilerinin Türkçe öğretim programındaki dinleme kazanımlarını uygulama düzeyleri üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Anahtar Kelimeler: Dinleme, dinleme becerisi, dinleme türleri, katılımlı dinleme, ortaokul
İlköğretim dördüncü sınıfta fen bilimleri dersinde üstbiliş stratejilerine dayalı öğretim uygulamasının, öğrenci erişilerine etkisi
İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersinde "Vücudumuz Bilmecesini Çözelim Ünitesinin kazanımları" ile ilgili akademik düzeylerini belirleme ve bu düzeylerini geliştirmede "Üstbiliş stratejilerine dayalı fen bilimleri öğretimi programı" nın etkisinin sınandığı bu araştırma "Kontrol Gruplu Öntest ve Sontest Modele" dayalı yarı deneysel bir çalışmadır. Fraenkel ve Wallen'e (2006) göre deneysel araştırmalar bir değişkenin etkilerini gözlemek için kullanılabilecek ve neden-sonuç ilişkilerini test edebilecek en geçerli, güvenilir yoldur. Bu araştırmanın çalışma grubu (deney ve kontrol grupları) Afyonkarahisar İli, Sandıklı İlçesi'nde kolay erişim göz önünde bulundurularak, rastgele seçilen bir ilkokulda, 2014-2015 eğitim-öğretim yılları arasında eğitimine devam eden 4.sınıf 3 farklı şubeden yine rastgele seçilen 25 deney grubu, 20 + 22 kontrol grubu öğrencilerinden oluşmaktadır. Bu çalışmada deney grubuna, üstbiliş stratejilerine dayalı fen bilimleri öğretimi programı uygulanmıştır. Yapılan bu uygulama sekiz hafta ve 24 ders saati sürmüştür. Deney ve kontrol gruplarına ilk olarak araştırmacı tarafından geliştirilerek, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan 30 soruluk fen bilimleri erişi testi ve Akınoğlu (2001) tarafından geliştirilen "Fen Bilimleri Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" öntest olarak uygulanmıştır. Süreci takip eden sekiz haftanın ardından aynı erişi testi ve Fen Bilimleri Dersine Yönelik Tutum ölçeği son test olarak uygulanmıştır. Son test uygulamasından dört hafta sonra aynı erişi testi tekrar uygulanarak kalıcılık tespit edilmiştir. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre; öntest puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır; uygulanan öğrenme stratejileri öğretimi öğrencilerin fen bilimleri başarılarını artırmıştır; kalıcılık testi sonuçları hem deney hem de kontrol gruplarında anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır; strateji öğretimi öğrencilerin erişi düzeyini anlamlı bir şekilde ve fen bilimleri dersine yönelik tutumlarını olumlu bir şekilde artırmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgiyi işleme modeli, biliş ötesi, deneysel desen, fen bilimleri,kalıcılık, sınıf öğretmenliği, tutum, üstbiliş, yürütücü biliş.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğrenmeye yönelik inançları ile eğitme öğretme özyeterlikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğrenmeye yönelik inançları ile eğitme öğretme özyeterlikleri arasındaki ilişkinin cinsiyet, öğretmenlikteki görev süresi, yapılandırmacı yaklaşıma dair birikimini nasıl elde ettiği, yapılandırmacı yaklaşımı uygulayabilme düzeyi, okullarda yaygın olarak yapıldığını düşündüğü yaklaşım değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin öğrenmeye yönelik inançları ve öz yeterlik arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışan bu çalışma, ilişkisel tarama modeline dayalı, betimsel bir araştırmadır. İlişkisel tarama modelleri, iki ve daha çok değişken arasında birlikte değişim varlığını ve/veya derecesini belirlemeyi amaçlayan tarama modelleri olarak tanımlanmaktadır (Karasar, 200). Araştırmanın evrenini, 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılında Isparta il merkezinde yer alan ortaokul kurumlarında ve Burdur il merkezinde görev yapan sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma evreninden verilerin toplanması kapsamında örnekleme yöntemi olarak basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Basit tesadüfî örneklem (simple random sampling) her bir örnekleme birimine eşit seçilme olasılığı vererek seçilen birimlerin örnekleme alındığı yöntemdir. Burada her bir örneklem birimine eşit seçilme olasılığı verilmesinin anlamı uzaydan her bir örneklemin eşit olasılıkla seçilmesidir (Çıngı, 1994). Yapılan çalışma sonucunda 216 adet ölçek formu değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının genel bilgilerini toplayabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", öğretmenlerin öğrenmeye yönelik inançlarını belirlemek için ''öğrenmeye yönelik inanç ölçeği'' ve öğretmen özyeterliklerini belirlemek için ''öğretmen Özyeterlik ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre öğretmenlerin görev yaptıkları sürenin öğretmenlerin öğrenmeye yönelik inanç özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu, yapılandırmacı yaklaşıma dair birikimini nasıl elde ettiğinin öğrenmeye yönelik inanç özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu ayrıca yapılandırmacı yaklaşımı uygulayabilme düzeyinin öğrenmeye yönelik inanç özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyetin ve görev yaptıkları süreninde öğretmenlerin özyeterlikleri üzerinde bir etkisinin olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: öğrenmeye yönelik inanç, öğretmen, özyeterlik
Okul öncesi eğitim kurumu'na devam eden 5 yaş grubu çocuklarına tam, yarım, eş ve eşit kavramlarının öğretilmesinde davranış geliştirme merkezli öğrenme yöntemi' nin etkisinin incelenmesi
Okul öncesi dönem çocuğun bilişsel, dil, motor, sosyal ve duygusal gibi farklı gelişim alanlarının en aktif ilerlediği dönemdir. Bu dönemde beyin çevre etkilerine en açık olduğu süreç içindedir. Çevresel etkenlerin nitelikli desteği, çocukların öğrenme kalitelerini de direk etkilemektedir. Çocuklara dönemsel özelliklerine uygun şekilde, etkili yöntemlerle kazandırılmaya çalışılan kavramlardan biri de matematik alanındadır. Uluslararası araştırmalar, raporlar ve üretilen projelerde özellikle matematik eğitiminin okul öncesinde verilmesinin önemine yönelik vurgular yapılmaktadır. Çünkü okul öncesinde verilen eğitimin niteliği ilköğretim başarısını direk etkilemektedir. Çocuğa öğrenmede etkili kanalların aktif kullanıldığı, öğretmenin rol model olduğu, ailenin aktif katılımla eğitime dâhil olduğu, bireysel gelişimlerin takip edildiği, eğitimin güncel yaşama aktarıldığı, yaparak yaşayarak öğrenmenin esas alındığı bir yöntem olan davranış geliştirme merkezli öğrenme yöntemi çocuklara matematiksel kavramların öğretilmesi için de etkili bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı, "Okul Öncesi Eğitim Kurumu'na devam eden 5 yaş grubu çocuklarına tam, yarım, eş, eşit kavramlarının öğretilmesinde Davranış Geliştirme Merkezli Öğrenme Yöntemi'nin etkisinin incelenmesi' dir. Nitel ve nicel yöntem ile gerçekleşen araştırma, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Yenimahalle ilçesinde okul öncesi eğitim kurumunda 5 yaş grubuna devam eden çocuklar oluşturmaktadır. MEB okul öncesi eğitim programında mevcut kazanımlarda yer alan kavramları öğretmenlerin nasıl verdikleri gözlemlenmiştir. Gözlem neticesinde hangi etkinliklerin eğitim esnasında kullanıldığı, çocukların bu kazanımları elde edip etmedikleri incelenmiştir. Yapılan gözlemler neticesinde, 2013 yılında Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanan DGM Yöntemi ile Değer Eğitimi Programı, matematiksel kavramların eğitiminin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu amaçla tam, yarım, eş ve eşit kavramları DGM yöntemi ile uygulanırken araştırmacı tarafından çocuklar gözlemlenmiştir. Eğitim başında ve sonunda çocukların birebir yapılan testlere verdikleri yanıtlar gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, matematik eğitimi, davranış geliştirme merkezli öğrenme yöntemi
Proje tabanlı öğrenme yaklaşımının "yaşamımızdaki elektrik" ünitesinde ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin kavramsal anlamalarına ve yazma becerilerine etkisi
Araştırma, İlkokul 4. Sınıf öğrencilerinde proje tabanlı öğrenme yaklaşımının Yaşamımızdaki Elektrik ünitesinde öğrencilerin kavramsal anlamaları, metin yazma becerileri, kavramsal yanılgıların giderilmesi üzerine etkisini ölçmek amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise Sivas ilindeki bir ilkokulun iki farklı dördüncü sınıftaki öğrenciler oluşturmaktadır. Proje tabanlı öğrenme yaklaşımının uygulandığı deney grubunda 22,in uygulandığı kontrol grubunda da 22 öğrenci bulunmaktadır. Araştırmada öğrencilerin kavramsal anlamalarını, kavramlar arası ilişki kurabilme düzeyleri ve yanlış kavramalarını belirlemek amacı ile araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve güvenirlilik katsayısı .83 olan çoktan seçmeli 35 sorudan oluşan Yaşamımızdaki Elektrik Başarı Testi (YEBT) ve 5 maddelik açık uçlu formatta hazırlanmış Yaşamımızdaki Elektrik Kavram Testi (YEKT) kullanılmıştır. Yine öğrencilerin yazma becerilerini belirlemek amacıyla öğrencilerin "Hidroelektrik santrallerinde üretilen elektriğin evlerimizde ampul tarafından ışığa dönüşümü " hakkında yazdıkları metinler kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında ön test son test eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmış, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın sonucunda proje tabanlı öğrenme yaklaşımının öğrencilerin kavramsal anlamaları, yanlış kavramların giderilmesinde ve yazma becerileri üzerinde geleneksel öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca proje tabanlı öğrenme yaklaşımında kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Proje tabanlı öğrenme, geleneksel öğretim, kavramsal anlama, misconceptions, science and technology
Bilgi teknolojilerindeki gelişmelerde organizasyonel öğrenme, etkin karar alma ve yeniliğe etkisi
Bu çalışmanın en temel amacı işletmelerde bilgi teknolojilerinin kullanımının örgütsel yenilik üzerindeki etkilerinin araştırılmasıdır. Ancak bu çalışmada bilgi teknolojilerinin kullanımının öncelikle organizasyonel öğrenme ve etkin karar alma konuları üzerindeki etkileri ortaya konulmuştur. Yenilik yaratma çabaları ise bu konular temel alınarak incelenmiştir. Çalışmanın verileri bir anket yolu ile ülkemizde özel sektörde üretim alanında faaliyet gösteren ve en çok tanınan 51 işletmeden toplanmıştır. Çalışmanın hipotezlerini analiz etmek için korelasyon, /-testi ve çoklu regresyon testleri kullanılmıştır. Bu çalışmanın bulguları, bilgi teknolojilerinin etkin kullanımının üretim sektöründeki işletmelerde öncelikle organizasyonel öğrenme ve etkin karar almayı olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Buna bağlı olarak bilgi tabanlı organizasyonel öğrenme ve etkin karar almanın ise yenilik yaratma çabalan ve örgütsel performans ile anlamlı bir ilişki içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Sadece sesli posta ve e-ticaret uygulamalarının organizasyonel öğrenme ve etkin karar almayı olumu olarak desteklemediğini ancak yenilik çabalarını kısmi olarak desteklediği çalışmanın başka bir bulgusudur. Bu bulgular ışığında, salt teknoloji transferinin bir işletme için tek başına hiç bir şey ifade etmediği görülmektedir. Ancak, bilgi teknolojilerinin sağladığı imkanlardan faydalanarak örgüt içinde organizasyonel öğrenme ortamı yaratan ve yine bilgi temelli bir ortamdan yararlanarak etkin ve hızlı karar alabilen işletmeler bu teknoloji transferini yeniliğe dönüştürebilecektir.VI ABSTRACT The principal aim of this study is to research the effects of the use of information technology on organizational innovation. However, in this study, the effects of the use of information technology on organizational learning and decision making are mainly put forth for consideration. Efforts to achieve in innovations are studied by taking these issues into consideration. Data for the study has been picked up from the most known 5 1 businesses to have activity in private sector and production. To analyse the hypoteses of the study; correlation, t-test and poly regression tests have been used. The findings of this study indicate that the active use of information technologies has a beneficial influence mainly on organizational learning and effective decision making in the businesses being active in production. In relation to this, it is brought up that information based organizational learning and decision making are meaningly in touch with the efforts to supply innovations and organizational performance. Another finding of the study is that by only itself, vocalic mail and e- business applications can not support organizational learning and decision making,but can partially support the efforts to supply innovations. In the light of these findings, it can easily be seen that only technology transfer itself isn't worth for the business, but, by utilizing the benefits obtained from opportunities provided by information techologies, the businesses that may be able to create organizational learning atmosphere in the organization and, by utilizing an environment of information based, those that may be able to make decisions effectively and rapidly will be succeed in transforming the technology transfer into innovation.
Araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin kazanım odaklı becerilerinin geliştirilmesi: Bir eylem araştırması
Bu çalışmada, araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersi "Sağlıklı Hayat" ünitesinde yer alan kazanım odaklı becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma metodolojisi olarak nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2021-2022 güz eğitim öğretim döneminde ilkokul ikinci sınıfa devam eden yirmi öğrenciden oluşmaktadır. Bu çalışmanın verileri; Yenilenmiş Öğretim Gözlem Protokolü (RTOP), Gözlem Formu, Öğretmen Günlüğü, Öz değerlendirme Formu, Rubrik, Görüşme Soruları kullanılarak toplanmıştır. Çalışma güz dönemi boyunca üç aşamada gerçekleşmiştir; birinci aşama mevcut durumun tespiti, ikinci aşama eylem planlarının uygulanması ve üçüncü aşama kalıcılığın değerlendirildiği görüşmeler olarak toplam 12 hafta sürmüştür. Veri toplama araçlarından elde edilen nitel veriler, betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgular, ilkokul birinci kademede uygulanan araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile tasarlanan öğrenme süreçlerinde bazı öğrencilerin aktif katılım göstermede zorlandıkları bulgusuna ulaşılmıştır. Eylem döngüleri ilerledikçe öğrencilerin öğrenme süreçlerinde yaşadıkları problemlerin azaldığı ve negatif durumların olumluya döndüğü bulgular ile ortaya konulmuştur. Araştırma-sorgulamaya dayalı yaklaşım ile tasarlanan öğrenme süreçlerinin, öğrencilerin Hayat Bilgisi dersi Sağlıklı Hayat ünitesindeki kazanım odaklı becerilerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Eylem uygulamasının bitiminden yedi hafta sonra kalıcı öğrenmenin gerçekleştiğini belirlemek amacıyla birebir görüşmeler yapılarak öğrencilerden veri toplanmış ve öğrencilerin kazanımları kalıcı olarak öğrendikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma-sorgulama temelli planlanan öğrenme ortamı ve süreçlerinin kalıcı öğrenme üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu sonucu ortaya koyulmuştur. Çalışma sonuçlarından hareketle özellikle veri toplama sürecinde, veri toplama araçlarının seçimi ve kullanımı konusunda küçük yaş grubu öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleri göz önünde bulundurulmalıdır.
Die Untersuchung des Einflusses von Liedern auf den Wortschatzerwerb im Deutschunterricht in den 10.Klasssen
This study aims to determine the effects of including German songs in German classes on the vocabulary of the 10th graders. The study took place in the 2nd semester of the 2018-2019 education period in ' Bursa Hürriyet Anadolu Lisesi'. The practice lasted 16 weeks. For this study, suitable songs were chosen and they were prepared for use in the classes. The students were asked their opinions of using songs in the classes and to see the effects of this practice in vocabulary development a quasi-experimental design with pre-test and post-test control groups has been used. Qualitative and quantitative data were gathered. With the gathered results, it was proven that songs were effective on students' vocabulary development and consolidation. Lastly, there were suggestions about using German songs in classes
The Effects of using cognitive learning strategies on reading comprehension ability of Turkish students
THE EFFECTS OF USING COGNITIVE LEARNING STRATEGffiS ON READING COMPREHENSION ABILITY OF TÜRKISH STUDENTS HASAN BEük Ph. D. Thesis English Language Department Supervisor: Ass. Prof. Dr. Felımi Can Sendan September, 1998 217 Pages ABSTRACT The purpose of this study is to (1) find out the strategies English-as a-Foreign Language students use in reading comprehension, and (2) enable these students to gain cognitive leaming strategies in order to faciütate comprehension. After clarifying cognitivist approach to learning and its role in reading comprehension through related literatüre it concentrates on cognitive learning strategies in reading comprehension. it first searches into what types of strategies English-as a-Foreign Language student use İn reading comprehension courses. in the next step, with the help of a training programme, this study aims to enable students to gain cognitive learning strategies in order to be successful in reading comprehension course, A reading comprehension lesson plan which was adapted from Jones (1991) was implemented for each lesson. The activities in this lesson plan were organised in a way that helps students use their previous knowledge in what they read. in addition, different techniques were used to stimulate their previous knowledge such asquestioning, semantic mapping, linking known to unknown, selecting the most important. Questionîng is considered an integrally related activity which provide higher order level of thinking. For this reason, in questioning process, the levels in the Bloom's Taxonomy (1956) were used. The results of the study show that there is a close relation between cognitive learning strategies and students success in reading comprehension since the students in the Experimental Group proved to be more successful than those in the Control Group. The results also support that cognitive learning training in reading comprehension enables readers to develop higher order level thinking skills and metacognitive strategies.fc KEY WORDS Cognitive learning Metacognitive strategies Long-term memory Short-term memory Meaningful learning Schenıata Higher level thinking Elaboration Concept ör Semantic mapping Reading comprehension strategies
İş birliğine dayalı öğretim tasarımının öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarına, akademik başarılarına ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Son yıllarda özellikle okulların öğrencilerine en iyi eğitimi sunma yolundaki artan çabalan, heterojen sınıflarda öğretimin en etkili şekilde nasıl sağlanabileceği yönündeki çalışmaların artmasına neden olmuş ve bu çalışmalar da öğretim tasannu alanında yoğunlaşmıştır. Öğretim tasannu alanında yapılan çalışmalar ile ortaya konan öğrenen merkezli tasarımlardan biri olan işbirliğine dayalı öğretim tasarımları bu çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Çalışma işbirliğine dayalı öğrenmeyi merkeze alarak öğrenme-öğretme süreci açısından önemli olan öğrenme yaklaşımları, akademik basan ve öğrenmenin kalıcılığı değişkenleri üzerindeki etkisini belirlemeyi hedeflemiştir. Kontrol gruplu öntest- sontest-tekrartest modeline göre gerçekleştirilen araştırma Sultanahmet Anadolu Teknik Lisesi Tesviye Bölümü "Cisimlerin Dayanımı" dersini alan üçüncü sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Deney ve kontrol gruplan 15 'er kişiden oluşmaktadır. Çalışmada, araştırmacı ve uzmanlar tarafından hazırlanarak, geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmış akademik basan testi, uygulamadan önce, uygulamadan hemen sonra ve öğrenmenin kalıcılığım belirlemek amacıyla iki ay sonra olmak üzere üç kez uygulanmıştır. Öğrencilerin öğrenme yaklaşımların belirlemek üzere Biggs tarafından geliştirilen Öğrenme Yaklaşımları Envanteri kullanılmıştır. Envanterin dilsel eşdeğerlik, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; "Akademik başarı öntestinden alınan puanlar kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin akademik basan son test puanlan, anlatım temelli öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin puanlarından yüksektir." denencesi ispatlanmıştır. "Akademik basan son testinden alman puanlar kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasarımı ile ders alan öğrencilerin akademik basan kalıcılık testi puanlan, anlatım temelli öğretim tasarımı ile ders alan öğrencilerin puanlarından yüksektir." denencesi ispatlanamamıştır. "Denel işlem öncesi alman derin öğrenme puanlan kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin derin öğrenme puanlan, anlatım temelli öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin puanlarından yüksektir" denencesi ispatlanmıştır. "Denel işlem öncesi alman yüzeysel öğrenme puanlan kontrol edildiğinde, işbirliğine dayalı öğretim tasannu ile ders alan öğrencilerin yüzeysel öğrenme puanlan, anlatım temelli öğretim tasarımı ile ders alan öğrencilerin puanlarından düşüktür"; denencesi ispatlanamamıştır.Anahtar kelimeler: öğretim tasannu, işbirliğine dayalı öğrenme, öğrenme yaklaşımı, derin öğrenme, yüzeysel öğrenme.