Marriage

615 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde cinsel doyum: Cinsel benlik şemaları, meta-duygudurum ve duygu ifadesinin rolü

İnsanlık tarihi boyunca ele alınıp tartışılan cinsel doyumun kavramsallaştırılması hususunda farklı fikirler bulunmakla birlikte evlilikler için önemi konusu araştırmacıları ortak bir paydada toplamıştır. Evlilikler için büyük öneme sahip cinsel doyumun elde edilmesinde pek çok faktörün etkili olabildiği bilinmektedir. Cinsel doyumun elde edilmesine yönelik çalışmalar incelendiğinde, bireylerin duygularını işlemleme becerileri, bireyin kendi cinselliği hakkındaki bilişsel genellemeleri ve duygu ifadeleri konularına değinilmediği fark edilmiş; cinsel doyum ile ilişkili olabileceği düşünülen meta-duygudurum, cinsel benlik şemaları ve duygu ifadesi ilişkilerinin incelenmesi bu tez çalışmasının amacını oluşturmuştur. Yapılan korelasyon ve aracı değişken analizleri sonucunda, ilgili değişkenlerin cinsel doyum ile ilişkili olduğu, meta-duygudurum ile kurulan aracı değişken analizinin anlamlı sonuçlar verdiği ancak cinsel benlik şemalarını içeren aracı değişken analizinin anlamlı olmadığı bulguları edinilmiştir. Bulgular, bireylerin duygularına dikkat etmeleri, duygularını açıklayabilmeleri, duygularını onarabilme ve gerektiğinde değiştirebilme becerilerini kapsayan meta-duygudurumun cinsel doyum ile ilişkili olduğu ve bu ilişkiye duygu ifadesinin aracılık ettiğini gösterir niteliktedir. Bireyin kendi cinsel yaşamı hakkındaki bilişsel genellemeleri ve cinsel doyum arasındaki ilişkiye duygu ifadesinin eşlik etmiyor oluşu ile ilgili değerlendirmelerde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular alanyazından edinilen bilgiler dahilinde değerlendirilerek tartışılmış, çalışmanın alanyazına katkıları, sahip olduğu sınırlılıklar ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Cinsel benlik şemalarıCinsel doyumDuygu ifadesi+5
Hatice Kübra Tarak
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı kadın hareketi öncülerinden Hanımlara Mahsus Gazete'de ideal evlilik ve aileye bakış

Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı'yla ivme kazanan batılılaşma süreciyle beraber toplumda önemli değişimler yaşanmaya başlamıştır. Sosyal hayatta ataerkilliğin baskın olduğu Osmanlı toplumunda, modernleşme süreciyle birlikte kadının yeri yeniden sorgulanmaya başlamıştır. Kadınlar kurdukları kadın cemiyetleri yoluyla toplumda aktif rol alarak, çalışma hayatına atılmış ve kendilerini ifade etmeye çabalamışlardır. Kadınların kendilerini ifade ettikleri araçlardan biri de hiç şüphesiz o dönemde gelişme gösteren basındır. Kadınlar, çıkardıkları kadın dergileri ve gazeteleri aracılığıyla kendilerini anlatabilme ve toplumsal konularda söz söyleme şansına sahip olmuşlardır. Bu çalışmada, dönemin kadın dergilerinden biri olan Hanımlara Mahsus Gazete'de, ideal evlilik ve aile anlayışının nasıl olması gerektiği, gazetede yer alan yazılar temel alınarak incelenmiş ve değerlendirilmiştir.

AileAile bağlarıEvlilik+7
Gizem Öztürk
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Selçuklularda düğün gelenekleri

Tarihin başlangıcından bugüne, toplumu oluşturan en küçük kurum kabul edilen "aile" müessesesine bir kutsiyet atfedilmektedir. Aileye yüklenen kutsi misyon, bu müessesenin oluşturulması sırasında bir takım usullerin, kutlamaların, merasimlerin ve ritüellerin uygulanmasını sağlamaktadır. "Düğün gelenekleri" şeklinde ifade edilen bu uygulamalar, bütün toplumlar tarafından büyük bir titizlik ve ihtimamla yerine getirilmektedir. Büyük Selçuklularda hanedan üyelerinin yapmış olduğu evliliklerde ve Türkiye Selçuklularında hem hanedan hem de toplumda gerçekleşmiş evliliklerde aracı, nişan, nikâh, çeyiz, saçı, gelin alayı, düğün, yüz görümlüğü, gerdek adı altında, her biri ayrı özen ve titizlikle uygulanan düğün gelenekleri, eski Türk düğün geleneklerinin devamı niteliğinde görülmektedir. Sıralanan bu geleneklerle birlikte, İslamiyet'in benimsenmesinin akabinde İslam hukukunda yer alan "mehir" usulü de Selçuklular tarafından büyük bir hassasiyetle uygulanmaktadır. Değişen dini inançla birlikte, zaman içinde değişen coğrafyaya ve yaşam biçimine rağmen bu usullerin, Büyük Selçuklular ve Türkiye Selçukluları düğün gelenekleri içinde yerini koruyabilmesi ve hatta günümüze kadar ulaşmış olması, Türk toplumunun geleneklerine olan bağlılığına işaret etmektedir.

Anadolu SelçuklularıDüğünEvlilik+6
Serap Eroğlu
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken yaşta evlenen bireylerin evlilik ve aile deneyimleri: Çubuk örneği

Bu tez çalışması, erken yaşta evlenen bireylerin evlilik ve aile deneyimlerini "çocuk gelin" ve "çocuk damat" kavramları üzerinden anlamlandırmayı amaçlamaktadır. Erken evlilik, hem bireysel hem de toplumsal düzlemde birçok problemin başlangıç noktasıdır. Toplumun dinamik bir parçası olan normlar, değerler ve beklentiler, erken evlilik olgusunun günümüzde de devam etmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu araştırmada, erken yaşta evliliğe neden olan faktörler, evlilik süreci ve bu sürecin sonuçları; deneyimlerin cinsiyet bağlamında nasıl farklılaştığını ortaya koymayı ve literatüre katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; 9 kadın ve 8 erkek katılımcı ile yarı yapılandırılmış soru formuyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, fenomenolojik yaklaşımla içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, kız ve erkek çocuklarının evlilik kararlarında ve evlilik süreçlerinde temel motivasyonun aile ve toplum etrafında şekillenen düşüncelerin ve zorunlulukların olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, evliliklerin teşvikinde kız ve erkek çocukları açısından farklılaşmada, ataerkil düşünce yapısı ve cinsiyet temelli ayrımcılıklar rol oynamaktadır. Kız çocuklarının erken evlilik deneyimlerini zorlaştıran parametreler temel olarak duygusal istismar, rol dayatmaları ve toplumsal evlilik beklentileri üzerinden; erkek çocukları için ise ataerkil yapının ışığında öne sürülen ekonomik gerekliliklerin yüklediği sorumluluklar üzerinden şekillenmektedir. Ancak farklılaşmalara rağmen iki cinsiyetin de evlilik deneyimleri bireysel ve toplumsal olarak zorlayıcı ve yıpratıcıdır. Çocuk gelin, çocuk damat, aile, evlilik

AileErken evlililkEvlilik
Edanur Adem
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Evlilik sadakati: Bir model testi

Bu çalışmada evlilikte sadakatsizlik, eş desteği, evlilik ilişkisi niteliği ve cinsel yaşam memnuniyetsizliği değişkenleri arasındaki ilişkilerin yapısal eşitlik modellemesi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte, bu çalışma kapsamında Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği ve Eş İlişkileri Nitelik Algısı Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2019 yılında araştırmaya katılmayı kabul eden 610 evli bireyden oluşmaktadır. Veriler, Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği, Evlilik İlişkisi Nitelik Algısı Ölçeği, Eş Desteği Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 20.0, LISREL 8.7 ve AMOS istatistik programları kullanılmıştır. Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği ve Evlilik İlişkisi Nitelik Algısı Ölçeği geliştirilme aşamasında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca değişkenler arasındaki yordama gücü ve aracılık rolünü ortaya koyabilmek için yapısal eşitlik modelinden yararlanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, Türkiye kültüründe evli bireyler üzerinde geliştirilmiş olan Evlilik Sadakatsizliği Ölçeği ve Evlilik İlişkisi Nitelik Algısı Ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme araçları oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda Evlilik Sadakati Model Testine göre eş desteği ve evlilik ilişkisi niteliği, evlilik sadakatsizliğini doğrudan ve anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Eş desteğinin ise evlilik sadakatsizliğini evlilik ilişkisi niteliği aracılığıyla anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Modelden elde edilen diğer bir bulguya göre, eş desteği ve cinsel yaşam memnuniyetsizliği, evlilik ilişkisi niteliğini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Ayrıca eş desteği, evlilik ilişkisi niteliğini cinsel yaşam memnuniyetsizliği aracılığıyla anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bulgular Evlilik Sadakati Model Testinin kabul edilebilir düzeyde olduğunu göstermektedir. Bulgular ışığında araştırmacılara, uygulayıcılara, evli bireylere ve aile ve evlilik konusunda politika yapıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

AldatmaCinsel doyumEvli çiftler+5
Emine Tunç
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vatandaşı erkeklerin Suriyeli kadınlarla kurduğu çok eşli evlilikler: Evlilik içi farklı aktörlerin gözünden çok eşlilik deneyimi

Bu çalışma 2011 yılında başlayan Suriye zorunlu göçü sonrasında Türkiyeli erkeklerin Suriyeli kadınlarla kurduğu çok eşli evliliklerin neden ve nasıl olduğunu anlamak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma modeliyle tasarlanan bu araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Araştırmanın özneleri Türkiyeli bir kadınla resmi olarak evli iken dini nikahla Suriyeli kadınla "evlenerek" çok eşli olan Türkiyeli erkekler ve onların Türkiyeli ve Suriyeli eşleri olarak seçilmiştir. Araştırmanın verileri, Şanlıurfa, Kilis ve Hatay'da toplamda 25 kişi ile derinlemesine görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırma sonuçları, "Erkeklerin Çok Eşliliklerini Meşrulaştırma Biçimleri"; "Evlilik Pazarı ve Pazarlıklar-Evliliklerin Kurulumu"; "Çok Eşlilik Süreci: Taraflar Arası İlişkiler ve Yaşanan Sorunlar"; "Çok Eşlilik Karşısında Alınan Pozisyonlar", ana başlıkları altında yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre erkekler, çok eşli oluşlarını birtakım erkeklik kurguları üzerinden meşrulaştırmaktadır. Erkeklerin güç kazanımı üzerinden açıklanabilecek bu kurguların egemen erkeklik idealini tanımlamaya yönelik olduğu görülmüştür. Suriye zorunlu göçü sonrasında Suriyeli kadınların aracılar üzerinden çok eşli evliliklere dahil edildiği bir evlilik pazarının oluştuğu, bu süreçte erkeklerin egemen erkeklik kalıplarına göre pazarlıklar, kadınların da ataerkil pazarlıklar yürüttüğü görülmüştür. Evliliklerin kurulduğu süreçte ve sonrasında hem Türkiyeli hem de Suriyeli kadınların erkeklerin şiddetine maruz kaldıkları, Suriyeli kadınların Türkiye'deki hukuki statüleri ve resmi olmayan evlilikleri nedeniyle kırılganlıklarının fazla olduğu görülmüştür. Erkekler bu evliliklerini evdeki eşin birtakım kadınlık kriterlerine uygun olmadığı üzerinden açıklamışlar, bu nedenle evlilik kararında haklı olduklarını ifade ederek kendilerine istisnai olarak çok eşliliklerinin yasal olmasını talep etmişlerdir. Suriyeli kadınların resmi bir evlilik istemeyerek vatandaşlık talep etmeleri Suriyeli kadınların bu evliliklere göç ettikleri ülke ile bağ kurabilmenin bir yolu olarak baş vurduklarını göstermektedir. Çalışmanın ortaya çıkardığı sonuçlar çerçevesinde çok eşli evliliklerdeki dinamiklerin erkeklik kurguları üzerinden yeniden ele alınması, kadınların bu evliliklere dahil olma ve sonrası süreçte şiddete karşı korunmasıyla birlikte göç süreçlerindeki kadınların kırılgan yanlarının dikkate alınarak koruyucu ve önleyici politikaların geliştirilmesi gerektiği tartışılmıştır.

ErkeklerEvlilikGöçmenler+7
Nurgül Certel
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-ekonomik koşulların çiftlerin evlenme kararı vermelerindeki etkilerinin incelenmesi: Beylikdüzü örneği

Hızlı değişen toplumsal yapıda kültür ve zihniyet yapısındaki kavramların değişimiyle birlikte insanımız; geleneksel ilişki kalıplarını günümüz modernleşmesinin getirdiği ilişki örgüsü içinde tutarlı şekilde tutum ve davranışlarına yansıtamamaktadır. Bu kültür ve zihniyet değişimi, tarihin en eski biçimi olarak adlandırabileceğimiz aile ve evlilik kavramlarını da geleneksel yapısından uzaklaştırarak yeniden şekillendirmiştir. Gençlerin evliliğe yaklaşımı ve beklentileri değişmiş, sosyal yaşam ve ekonomik şartlar, evliliğin belirleyicilerinin en önemlilerinden olmuştur. Bu çalışmanın amacı, sosyo-ekonomik koşulların çiftlerin evlenme kararı vermelerindeki etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın birinci bölümünü oluşturan kavramsal ve kuramsal çerçeve bölümünde tanımlara, açıklamalara ve evlilik öncesi döneme yer verilmiştir. İkinci bölümünde, nikâhla ilgili kavramlara ve nikâh çeşitlerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü kısmında Beylikdüzü Belediyesi'nde evlenme işlemlerini yaptıran 200 nişanlı çift ile yapılan anketin bulgularına yer verilmiştir

EvlilikSosyoekonomik durumSosyoekonomik faktörler+2
Saygı Tatar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Questioning women's status in the Victorian age:Marriage in Jane Eyre and Pride and Prejudice

This work aims at investigating, in general, the situation of women in the Victorian age and the more specifically the marriage in the Victorian age and how the women were approaching marriage. There were many reasons behind conducting marriage by women in the Victorian age, for example, many women were conducting marriage because their social status was not good or they had a poor family therefore they were relying on marriage to secure their future, while there were many others trying to do marriage just to get economically some interests or money. In this study we have chosen two novels to explain more clearly the conditions women were experiencing at the time, our first novel is Jane Austen's Pride and Prejudice. In Pride and prejudice Jane shows multiple-marriages and the reasons stand behind each marriage. Jane clearly comments about each of these marriages and reveals her preferred marriage and she encourages women to conduct companion marriage because he sees as the most successful marriage. The Second novel is Charlotte Bronte's Jane Eyre. Charlotte in this novel shows the social class differences and the attempts women were making to reach their independence. Keywords: women, the Victorian age, Marriage in Pride and Prejudice, Marriage and control in Jane Eyre

MarriageJane EyreWomen+3
Amjad Azam Mohammed
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tüketim kültürü çerçevesinde evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi

Tüketim, ilk çağlardan itibaren var olan bir olgudur ancak fordist dönemle birlikte kapitalizmin getirdiği yeni tüketim anlayışı temel ihtiyaçların karşılanmasından öte iletişimsel bir araç olarak kullanılarak, hedonik, gösterişçi ve sembolik anlamlar yüklenmektedir. Bireyleri metalar ile kuşatarak, çeşitli sebeplerle yeni nesneler kümesine yönlendirmekte ve bu arayışı hiç sonlandırmamaktadır. Türkiye' de ve Dünya' da özellikle 1980 sonrasındaki değişim ve yeni oluşumlar Tüketim Kültürünün az gelişmiş ülkeler üzerindeki etkilerini arttırmıştır. Kapitalizmin önemli unsurlarından olan tüketim kültürü, kitle iletişim araçları ve küreselleşmeyle birlikte yaşamın her evresinde olduğu gibi evlilik ritüellerinin organize edilmesinde de uygulama alanı bulmuştur. Bu çalışma ile; kitle iletişim araçları aracılığıyla uluslararası kültür öğelerinin Türkiye' deki evlilik ritüellerini değiştirmesi, yeni ritüellerin toplum tarafından benimsenerek yaygınlaşması irdelenmiştir. Araştırma kapsamında 2016 yılında Türkiye' de yayınlanan evlilik dergileri taranarak, söz konusu dergilerde en çok yer alan organizasyon şirketleriyle mülakatlar yapılmıştır. Türkiye' de evlilik ritüellerinin yeniden şekillenmesi ve yeni türevlerinin ortaya çıkması ile Tüketim Kültürü arasında bir etkileşim olduğu sonucuna varılmıştır.

DergilerDini törenEtkileşim+7
Gül Baştok Özkan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite mezunu bireylerin evlilik doyumu ve cinsellik olgusuna bakışları

Bu araştırmanın temel amacı üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve cinsellik olgusuna ilişkin algılarının metafor analizi yoluyla incelenmesidir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle amaçsal örnekleme yöntemi ile ve nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli bağlamında nicel veriler toplanmış ardından amaçlı örnekleme yöntemi ile ve nitel araştırma yöntemlerinden metafor analizi yoluyla nitel veriler toplanmıştır. Bu karma yöntem araştırması literatürde "açıklayıcı ardışık desen" olarak adlandırılmaktadır. Araştırmanın nicel örneklemini 208 kadın 75 erkek olmak üzere toplam 283 evli birey oluşturmaktadır. Nitel örneklemi ise nicel veri toplama sürecine de katılmış ve nitel aşamaya da katılmaya gönüllü olan ayrıca araştırma amacına uygun 45'i kadın 30'u, erkek olmak üzere toplam 75 kişiden oluşmaktadır. Nicel veri toplama aracı olarak Çelik ve Yazgan İnanç (2009)'ın geliştirmiş oldukları "Evlilik Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel imgeleri (metaforları) belirlemek için "cinsellik…… gibidir; çünkü ………" cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Araştırmada elde edilen nicel bulgulara göre, üniversite mezunu evli bireylerin evlilik doyumlarının cinsiyet, yaş, evlilik yaşı, çocuk sahibi olup olmama ve gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde değiştiği görülmüştür. Cinsiyete göre bakıldığında, evlilik doyum ölçeği alt boyutlarından cinsel doyumun erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yaş değişkeni için ise, 35-39 yaş arasındaki bireylerin evlilik doyumu aile alt boyut puanlarının diğer yaşlarda olanlardan daha yüksek olduğu saptanmıştır. Evlilik yaşına dair sonuçlar ise, 25-29 yaş arasında evlenmiş olan kişilerin evlilik doyumu ölçeği cinsellik alt boyut puanlarının görece geç yaşlarda evlenmiş olanlardan daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çocuk sahibi olmayan evli bireylerin evlilik doyumu cinsellik alt boyut puanlarının çocuk sahibi olanlardan daha yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Son olarak yüksek gelir düzeyine sahip bireylerin cinselliğe dair doyum puanlarının orta gelir düzeyinde olanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Diğer yandan evlilik süresi ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre herhangi anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. Nitel kısımda yürütülen metafor analizi sonuçlarına göre ise; katılımcıların cinsellik kavramına ilişkin toplam 75 adet ve 54 farklı geçerli metafor ürettikleri görülmüştür. Bu metaforlar ortak özellikleri bakımından 4 farklı kavramsal kategori (yiyecek-içecek olarak, bir eylem olarak, soyut bir kavram olarak, bir kavram/nesne olarak) altında toplanmıştır. Metaforların geliştiren katılımcı bağlamında yapılan incelemesinde; erkeklerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların kadınların geliştirdikleri metaforlardan daha fazla olumlu içeriğe sahip oldukları, yine evlilik yaşı daha düşük olanların da diğer katılımcılardan farklı olarak metaforlarına çoğunlukla pozitif anlam yüklenmiş oldukları belirlenmiştir. Yine gelir düzeyi yüksek olan kişilerin cinselliğe dair geliştirdikleri metaforların orta gelirde olanlardan daha olumlu olduğu görülmektedir. Son olarak çocuk sahibi olmayan bireylerin cinselliğe ilişkin algılarının çocuk sahibi olanlardan daha olumlu olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel ve nitel bulgular bir arada benzer çalışmalar bağlamında tartışılarak çeşitli öneriler getirilmiştir. Tüm nitel bulguların nicel bulgularla tutarlı ve onları açıklayıcı nitelikte olduğu ileri sürülebilir. Ayrıca buna benzer başka çalışmaların daha geniş ve farklı yapıları da yansıtan örneklemler ile yeniden yapılmasının alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

CinsellikEvlilikEvlilik doyumu+4
Özgür Yıldız
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma stilleri, romantik kıskançlık düzeyi ve evlilik doyumu arasındaki ilişki

Bu araştırmada Çatalca'da yaşayan evli bireylerin bağlanma biçimleri, kıskançlık düzeyleri, evlilik doyumları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olup olmadığı ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik süresi, evlenme biçimi ve çocuk sayısı açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemi 200 kişiden oluşmaktadır (104 kadın- 96 erkek). Araştırma betimsel bir çalışma olup; örneklemi ise kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanmış olan Kişisel Bilgi Formu (KBF) verilmiştir. Katılımcıların bağlanma biçimini ölçebilmek için 1998'de Brennan, Clark ve Shaver tarafından geliştirilen 'Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE II)' kullanılmıştır. Romantik kıskançlık düzeyini ölçmek için de Pines ve Arenson tarafından 1983'te geliştirilmiş olan 'Romantik Kıskançlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada evlilik doyumu ise 2006 yılında Çelik tarafından geliştirilmiş olan 'Evlilik Doyumu Ölçeği (EDÖ)' ölçülmüştür. Verilerin analiz edilmesinde betimleyici istatistikler, Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U analizi, Kruskal-Wallis H testi ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan sonuçları bağlanma stiline göre evlilik doyumu ve kıskançlık düzeyinin değiştiğini göstermektedir. Demografik değişkenlerden, maddi durum ve eşin eğitim durumunun evlilik doyumu ve bağlanma stili üzende etkisinden söz edilebilmektedir. Regresyon analizleri sonuçları ise evlilikten alınan doyumun yordayıcılarının kaçıngan bağlanma ve maddi durum olduğunu söyler iken; kıskançlık tetikleyicilerinin yordayıcıları ise kaçıngan bağlanma ve evlilik doyumu olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stilleri, Romantik Kıskançlık, Evlilik Doyumu.

BağlanmaBağlanma stilleriEvli çiftler+6
Büşra Girgin
İstanbul Aydın University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin çocukluk çağı travmaları ile evlilik uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiyi incelemek ve çocukluk çağı travmatik yaşam olaylarının evlilik uyumu ve yaşam kalitesi üzerinde etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmaya 2017-2018 yıllarında Eylül-Nisan aylarında İstanbul ilinin Anadolu yakasında farklı ilçelerinde rastgele seçilmiş 97 kadın, 68 erkek toplamda 165 evli birey katılmıştır. Katılımcılar araştırmaya, gönülülük esasına göre, çalışma hakkında bilgilendirilip, kabul ettikleri takdirde katılmıştır. Verilerin toplanmasında, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu (BGOF), Sosyodemografik Veri Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları (ÇÇTÖ), Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analiz işlemleri Statistical Package for Social Siences (SPSS) 22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Araştırmada örneklem sayısı 50'nin üzerinden olduğundan, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları (ÇÇTÖ), Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ) edilen puanların normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek örneklem Kolmogorov – Smirnov testi yapılmıştır ve ölçeklerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi testi ve ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı çıkan bulgular arasında farkı belirleyebilmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Katılımcıların Evlilik Uyum ve Çocukluk Çağı Travma Ölçeği ve Ölçeklerin Alt Boyut Puanlarının Evlilik Türüne (Görücü Usülü, Flört) Göre T-Testi Sonuçlarına cinsiyet değişkenine göre anlamlı ilişki olmadığı, uyum ölçeği puanı ortalamalarının evlilik uyum ve çocukluk çağı travma ölçeği ve ölçeklerin alt boyut puanlarının çocuk olma durumuna göre grup ortalamaları cinsiyete göre istatistiksel açıdan ise anlamlı bulunmuştur. Buna göre çocuğu olmayan ailelede travma daha fazladır, ancak çocuğu olan ailelede duygusal ihmal daha fazladır. Öte yandan, katılımcıların Uyum Ölçeği ve Travma Ölçeği Puanlarının Eğitim Düzeylerine lise mezunlarının uyum ölçeği puanları en yüksek ilkokul mezunlarının ise travma ölçeği puanları en yüksektir. Gelir Düzeylerine ise kötü ekonomik düzeye sahip aileler uyum ölçeği puanı en yüksek ancak kötü ekonomik düzeye sahip aileler travma ölçeği puanı en yüksektir. Katılımcıların çocukluk çağı travma ölçeği puanları arttıkça evlilik uyumu azaldığı söylenebilir. Determinasyon katsayısı dikkate alındığında, evlilik uyumundaki toplam varyansın (değişkenliğin) %12'sinin çocukluk çağı travmalardan kaynaklandığı söylenebilir. Araştırma sonucuna göre evli çiftlerin evlilik anlaşmaları ile ilişki tarzı ölçeği puanları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Travma, Evlilik, Çocukluk Çağı Travma, Uyum

Evli çiftlerEvlilikEvlilik uyumu+1
Filiz Gülgör
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyleri, algılanan stres düzeyi ve stresle başa çıkma stillerinin evlilik doyumunu yordama gücü

Bu araştırmanın amacı, İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeyleri, algılanan stres ve stresle başa çıkma stratejilerinin evlilik doyumunu yordama gücünü incelemektir. Ayrıca çalışmada cinsiyet, yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, evde eş ve çocuklarla birlikte yaşayan aile büyüğünün varlığı, mesleki unvan, eş çalışma durumu, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışma süresi, çalışılan birim, haftalık çalışma saati ve aylık gelir gibi değişkenlerin 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının evlilik doyumunu nasıl etkilediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri komuta kontrol merkezi, acil sağlık hizmetleri istasyonları ve ulusal medikal kurtarma ekibinde çalışan ve randomize olarak seçilen 410 acil sağlık hizmetleri çalışanından oluşmaktadır. Araştırmanın uygulama aşamasında bilgilendirme onam formu ve demografik bilgi formu ile birlikte çalışanlara uygulanan ölçekler bir paket halinde verilmiştir. İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarına "mesleki tükenmişlik ölçeği kısa formu" "algılanan stres ölçeği" "başa çıkma stratejileri ölçeği kısa formu" ve çalışanların evlilik ilişkisinden sağlanan genel doyum düzeylerini ölçmek amacıyla da "evlilik yaşamı ölçeği" uygulanmıştır. Veriler; benferroni testi, t testi, games-howel testi, kruskal wallis testi, spearman korelasyon testi ve ANOVA ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda; İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlik düzeylerinin, algılanan stres ve stresle başa çıkma stratejilerinin evlilik doyumu ve evlilik yaşamı üzerindeki etkileri anlamlı bulunmuştur. Çalışmaya katılan acil sağlık hizmetleri çalışanlarının mesleki tükenmişlikleri ve evlilik doyumları arasında negatif yönde bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yine algılan stres düzeyi ile evlilik doyumu arasında da ters yönde bir ilişkinin olduğu bulunmuş olup, stresle başa çıkma stratejileri ve evlilik doyumu arasında ise pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. İstanbul 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarının evlilik doyumu düzeylerinin cinsiyet, çocuk sayısı, evde eş ve çocuklarla birlikte yaşayan aile büyüğünün varlığı ve aylık gelir düzeyi açısından anlamlı farklılıklar göstermediği ancak; yaş, evlilik süresi, mesleki unvan, eş çalışma durumu, 112 acil sağlık hizmetlerinde çalışma süresi, çalışılan birim ve haftalık çalışma saati açısından anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Acil Sağlık Çalışanları, Mesleki Tükenmişlik, Algılanan Stres, Stresle Başa Çıkma, Evlilik Doyumu.

Acil servisEvlilikEvlilik doyumu+6
Çiğdem Urgancı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Azerbaycan Aile Hukukunda evliliğin geçersizliği

Bu çalışmada, evliliğin geçersizliğinin maddi, usul ve yasal yönleri hem pratik hem teorik yönden ele alınmıştır.Evliliğin geçersizliği olumsuz bir hukuki ve toplumsal olgudur. Evliliğin iptali durumlarında ve hükümsüzlük sonuçları çözünürlükte belirsizlikler vardır. Araştırmanın amacı, geçersiz bir evliliğin varlığı ve varlığı ile bağlantılı olarak ortaya çıkan toplumsal ilişkilerin yanı sıra geçersiz kabul edilmesi ve sonuçların uygulanmasıdır. Çalışmanın konusu, Türk ve Azerbaycan hukukunda evliliğin geçersizliği üzerine Kanundaki düzenlemeler; evliliğin geçersizliğinin yasal düzenlemesine ilişkin bilimsel doktrin; evliliğin geçersizliği ile ilgili normların uygulanması için adli uygulamalardır.Araştırma konusunun bilimsel detaylandırılma derecesi, evliliğin geçersizliği sorunlarının kapsamlı bir monografik incelemesi ve geçersizliğin sonuçlarının yeni bir aile ve medeni hukuk mevzuatı temelinde uygulanması gerçekleştirilmesidir.Yukarıda belirtilenler, mevcut mevzuatı, modern doktrini ve toplum ve devletin gelişmesinin mevcut safhasını göz önüne alarak, evliliğin geçersizliği sorunlarını analiz ederek, geçersiz bir evliliğin varlığıyla bağlantılı olarak ortaya çıkan ilişkilerle ilgili sorunları tanımlama ve çözme, geçersiz saymayı kabul etme ve geçersizliğin sonuçlarının uygulanmasına yönelik bir yaklaşım ireli sürülmektedir. Tezin metodolojik temeli, genel bilimsel ve özel bilimsel araştırma yöntemleri ile yapılmıştır: diyalektik sosyal ve hukuki olguları bilme yöntemi, tarihsel ve hukuksal yöntemler ve karşılaştırmalı hukuk, karmaşık araştırma, hukuk sistemi analizi vb. yöntemlerden de yararlanmıştır. Bu yöntemler, evliliğin geçersizliği kurumunun gelişiminde genel eğilimleri keşfetmeyi ve yasal düzenlemenin özelliklerini ortaya koymayı mümkün kılmıştır. Entegre yaklaşım karışık bir hukuk fenomeni olarak evlilik geçersizliği konusundaki birleşik bir kavramın geliştirilmesine katkıda bulunmuştur. Araştırmanın teorik temelleri, birçok akademik çalışmalarda ortaya konulan evlilikle ilgili sorunların bilimsel deneyimi ve genel hukuk teorisi hükümleridir. Aynı zamanda yapılan çalışmada aile mevzuatının iyileştirilmesine ilişkin tavsiyeler temel alınarak belirli öneriler geliştirilmiştir.

Aile hukukuAzerbaycan hukukuEvlilik+1
Aynur Gulıyeva
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde bağlanma stilleri ve bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisi

Bu çalışmanın amacı, evli bireylerde bağlanma stilleriyle bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda öncelikli olarak evlilik kurumundan hareketle, bağlanma stilleri, daha sonraki bölümlerde ise bilişsel esneklik ve evlilikte ilişki doyumu konuları değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise, İstanbul ilinde yer alan 140 evli birey meydana getirmektedir. Araştırmada ölçme aracı olarak "Yakın İlişkilerde Yaşantılar II Envanteri", "Bilişsel Esneklik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve araştırıcının oluşturduğu "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak da anket kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirliğini test etmek için Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmıştır. Ayrıca, ölçeklerin ilişkisini incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Gerekli görülen geçerlik ve güvenirlik analizlerine tabi tutulmuştur. Geçerlilik için yapı geçerliliği olan açımlayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yanılma düzeyi (alfa değeri) % 95 olarak alınmıştır. Dolayısıyla olasılık (p) değerinin 0,05 ve daha küçük olduğu durumlar istatistiki olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin olumlu bilişsel değerlendirmeleri, ilişki doyumunda önemli rol oynamaktadır. Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin, ilişki doyumunda beklenildiği gibi olumlu yönde ilişki bulunmuştur. Ayrıca, evlilik doyum düzeylerinin cinsiyet ve evlenme durumu açısından da anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Bulgulara göre, erkeklerin bilişsel yönden daha esnek oldukları ve olayları olumlu değerlendirebildikleri görülmüştür. Aile ortamında yetişkinlerin iyi olma durumları üzerinde olumlu etkisi olan bilişsel esneklik, bireylerin sağlıklı yaşam stilleri geliştirmelerinde önemli rol oynamaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında araştırmada bulunan sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Bağlanma, Bilişsel esneklik, Evlilik doyumu,

BağlanmaBağlanma stilleriBilişsel esneklik+4
İpek Toksöz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli çiftlerin sosyal fobi ve internet bağımlılık düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Teknolojinin hızla gelişmesi ve tüm alanlarda gerekliliğinin artması ile birlikte internet bağımlılığı artmış ve sosyal ilişkilerde bozulmalar görülmeye başlamıştır. Bu durum giderek artmakta ve sosyal hayatta hızla bozulmalara neden olmaktadır. Bu çalışmada evli çiftlerin sosyal fobi ve internet bağımlılık düzeylerinin bazı değişkenler açısından değişiklik gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul'da yaşayan evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan 150 evli çift oluşturmaktadır. Örneklem grubu kolaydan örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırma da Kişisel Bilgi Formu, Demografik Form, Liebowitz Sosyal Fobi Belirtileri Ölçeği, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği kullanılmıştır. Sonuç şunu gösterdi: Çalışmayan Çiftlerde Problemli İnternet Kullanımının çalışanlara göre yüksek olduğu görülmektedir. Kaygı düzeyi çalışmayan çiftlerde çalışanlara göre yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışmayan çiftlerde kaçınma davranışlar çalışanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır.

BağımlılıkBilgisayar kullanımıEvli çiftler+5
Pekah Diba
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin irrasyonel inanışları ile pozitif algıları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın temel amacı evli çiftlerin irrasyonel inanışları ile pozitif algıları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Pozitif algılarının ve irrasyonel inanışlarının cinsiyet, yaş, çocuk sahibi olma durumu, evlilik süresi ve gelir düzeyi değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi de araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. İlişkisel tarama modeline uygun olarak düzenlenmiş araştırmanın evreni Türkiye'de yaşayan evli bireyler, örneklemi ise kolaydan örnekleme yöntemi ile seçilmiş 134'ü kadın 112'si erkek olmak üzere toplam 246 evli bireydir. Araştırma verilerinin toplanmasında Romantik İlişkilerde İrrasyonel İnanışlar Ölçeği ve Pozitif Algı Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca bireylerin demografik özellikleri hakkında bilgi edinmek için araştırmacı tarafından geliştirilen bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Kadınlarla erkekler arasında hem irrasyonel inanışlar hem de pozitif algı ortalamaları bakımından anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Sonuçlar, katılımcıların yaşları bağlamında incelendiğinde yaş değişkeninin anlamlı bir yordayıcı olmadığı görülmektedir. Evli bireylerin pozitif algı puan ortalamalarının gelir düzeyi değişkeni bağlamında grup ortalamaları arasındaki farkının anlamlı olduğu bulunmuştur. Gelir durumu değişkenine göre, alt gelir grubunda yer alan katılımcıların pozitif algı puanlarının daha üst gelir grubunda yer alanlarınkine göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Pozitif algı alt boyutu olan geçmiş zamana ilişkin olumlu algı puanı arttıkça farklı düşünmek ile ilgili irrasyonel inanışlar puanlarının azaldığı görülmüştür. Geçmiş zamana ilişkin olumlu algı puanı arttıkça cinsiyet farklılıkları ile ilgili irrasyonel inanışlar puanları azalmaktadır. Benliğe ilişkin olumlu algı puanı arttıkça cinsiyet farklılıkları ile ilgili irrasyonel inanışlar puanları azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: İrrasyonel (Akılcı olmayan) inanışlar, pozitif algı, pozitif psikoloji

Akılcı olmayan inançlarEvli çiftlerEvlilik+2
Nazlı Dinç
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin evlilikte problem çözme becerilerinin duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisi yönünden incelenmesi

Bu çalışma, evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinde, duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisinin yordayıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla, 342 (226 kadın, 116 erkek) evli birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Veriler internet üzerinden toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Form" ve "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS Statistics 22 paket programında, bağımsız örneklem t testi, iki yönlü ANOVA, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, evlilikte problem çözme becerileri; evlilik süresine, çocuk sahibi olunmasına, çatışmayı kimin başlattığına ve kişinin eşinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktayken; cinsiyete, yaşa, çalışma durumuna ve kişinin kendisinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Aynı zamanda evlilikte problem çözme becerilerinin evlilik süresine, çocuk sahibi olunması ve çatışmayı kimin başlattığına göre farklılaşmasında, yaş ve çalışma durumuna göre farklılaşmamasında cinsiyetin etkisinin olmadığı görülmektedir. Evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan anne ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutum ile anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan anne otoriter ve bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan baba otoriter, ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutumla anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan baba bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Ayrıca evlilikte problem becerilerini, duygusal zeka birinci sırada, algılanan ebeveyn ilişkilerinden anne demokratik ve bağımlı tutumlar ikinci sırada yordamaktayken; algılanan baba ebeveyn ilişkileri yordamamaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılarak klinisyenlere ve sonraki araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerAna-baba algısıDuygusal zeka+7
Mehmet Tükel
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde evlilik doyumunu yordayan değişkenlerin incelenmesi

Birey ve toplum ilişkisi birbirini tamamlayan temel dinamiklerdendir. Sağlıklı bir toplumun olması içinde bireylerin kendi cinsiyetinin farkındalığını bilen, kendisini yetiştirmiş bireylerle sağlıklı bir etkileşim ve iletişim içinde olan bireylerden teşekkül etmesi önemlidir. Toplumun sağlıklı bir işleyiş içinde olması içinde barındırdığı en küçük toplum biri olan aile ilişkilerinin sağlam bir yapı üzerine kurulması büyük önem arz eder. Günümüzde boşanma oranlarının son yıllarda artmış olması bu evlilik temelli aile ilişkilerini gözden geçirmeyi lüzumlu hale getirmiştir. Çünkü aile toplumun en küçük yapı taşı olup diğer bütün sosyal kurumlarla ilişki içindedir. Evlilik ilişkilerinde olan doyumsuzluk ya da uyumu etkileyen birçok neden bireyin mutsuzluğu ve toplumsal yapının bozulmasına neden olabilmektedir. Evli bireylerin evlilik doyumunu etkileyen birçok değişkenin olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalardaki değişkenler bireyi doğrudan etkileyen değişkenler olan bağlanma örüntüleri, cinsel doyum, toplumsal cinsiyet rolleri, içinde bulunulan cinsiyetten memnuniyet, evli bireylerin kişilik özellikleri, fiziksel, psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları, dünyaya bakış açıları, dini, kültürel ve bireysel farklılıkların yanında eşleri ile etkileşimi noktasında dolaylı etkileyen değişkenlerde bulunmaktadır. Bu değişkenlerde yaşanan yerin sosyal yaşantıya etkisi, çocuk sayısı ve çocuk sahibi olma durumu, gelir ve eğitim düzeyi, eşlerin meslekleri, evliliğin ilk ya da sonraki evlilikler olması, evlilik süresi, evlilik biçimi, eşle arada olan yaş farkı gibi değişkenlerdir. Bizlerde bu çalışmamızda özellikle bağlanma stillerinin, toplumsal cinsiyet rollerini benimseme durumunun, cinsel yaşamlarında yaşadıkları doyumun, cinsiyetin, evlenme biçiminin, çocuk sahibi olmalarının, evliliğe bakış açılarının ve evlilikte eşitlik ve paylaşımın evlilik doyumu üzerinde etkisi olup olmadığına bakılacaktır. Bu sayede güvensiz bağlanma, geleneksel toplumsal roller, evlilikte yaşanan olumsuz davranış örüntüleri ve cinsel yaşam sorunlarının evlilik doyumunu etkileyeceği hipotezinden yola çıkarak ortaya konulacak araştırma sonuçlarıyla, evlilik ilişkilerinde yaşanan sorunların ve bunun yarattığı bireyin psikolojik ve sosyal yaşantısına yönelik olumsuz durumların iyileştirilmesine dair çalışmalara olanak sağlanabilmesi hedeflenmektedir. Araştırmamız 18-65 yaş aralığındaki en az ilkokul mezunu olup cinsiyet açısından eşitlenmiş ve İstanbul ilinde yaşayan evli bireylerle çalışılmıştır. Tesadüfi örnekleme yoluyla katılımcılar belirlenip bu bireylerin her toplumsal kesitten olmasına dikkat edilmiştir. Belirlenen katılımcılarımıza sosyo-demoğrafik form ve ölçekler dağıtılıp, aydınlatılmış onamları alındıktan sonra gönüllü olarak çalışmamıza katılıp bize yardımcı olmaları sağlanmıştır. Çalışmamız da araştırmaya katılan bireylerle alakalı en dikkat çekici nokta bazı katılımcıların cinsellikle ilgili soruların cevaplamak istememeleri hususuydu. Bize göre bu soruların cevaplanmak istememesinin nedeni cinsellikle ilgili tabuların hala aşılamadığının göstergesidir. Bu çalışmalar doğrultusunda literatür araştırılmış çalışmamızı destekleyen ya da desteklemeyen yönler taranıp çalışmamız nihayetlendirilmiştir.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel doyum+5
İrem Bedir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme ile cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme ile cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı arasındaki ilişkinin araştırılması bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Çalışmada literatür taraması ve anket uygulaması yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Yapılan anket kapsamında İstanbul ilinde 105 erkek ve 103 kadın olmak üzere 208 kişiyle görüşülmüştür. Evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddetin meşrulaştırılması üzerinde etkili olan faktörlerden cinsiyetçi tutumlar ve adil dünya inancı ekseninde açıklama getirilmiştir. Adil dünya inancı ile evlilikte kadına yönelik şiddeti meşru görme davranışı arasındaki ilişkisi daha önceki çalışmalarda incelenmemiştir. Bu yönüyle bu araştırma sonraki araştırmalara ışık tutacak niteliktedir. Elde edilen sonuçlara göre genel (global) adil dünya inancının ve düşmanca cinsiyetçiliğin evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşrulaştırma düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Genel (Global) adil dünya inancı ve düşmanca cinsiyetçilik arttıkça evlilikte kadına yönelik fiziksel şiddeti meşru görme davranışı artmaktadır.

Adil dünya inancıAile içi şiddetCinsiyetçilik+2
Ceren Kurtay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlanma stilleri ile cinsel doyum arasındaki ilişkide ontolojik iyi-oluş düzeyinin aracılık etkisinin yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmesi

Bu çalışmada, bağlanma stilleri ve cinsel doyum arasındaki ilişkide ontolojik iyi oluş aracı değişkeninin etkisi eş datası ile yapısal eşitlik modellemesi çalışması ile incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 yılı içerisinde İstanbul, İzmir, Bursa, Eskişehir, Elazığ, Samsun gibi çeşitli illerde bulunanan evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini çeşitli kurumlarda tesadüfi olarak belirlenen evli bireylere kapalı zarf içinde ölçeklerin elden dağıtılarak gönüllülük esasına dayalı olarak ulaşılmasını kapsamaktadır. Örneklem, yaşları 23-60 yaşarası değişen toplamda 165 çiftten (165 kadın, 165 erkek N=330) oluşmuştur. Bağlanma ve cinsel doyumarasındaki ilişkide ontolojik iyi oluşun aracılık rolünü ölçmek amacıyla çalışmada, Kişisel Bilgi Formu, Anne Babaya Bağlanma Ölçeği, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği (kadın/erkek), Ontolojik İyi-Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada literatür kapsamında öne sürülen hipotezler araştırma verileri ile doğrulanmıştr. Yapılan yapısal model analizine göre, bireylerin bağlanma stillerinin ontolojik iyi oluş üzerinden cinsel doyum ile ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen tüm sonuçlar igili literatüre göre tartışılmış ve uygulamaya yönelik ileride yapılabilecek çalışmalar konusunda önerilerde bulunulmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel doyum+5
Selda Demirtaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik özellikleri ve psikolojik semptomların evlilik kalitesi ile olan ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışma, evli bireylerin kişilik özellikleri ve psikolojik semptomlarının evlilik kalitesi ile olan ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Korelasyonel desenli olarak düzenlenen bu çalışmada kadın ve erkeklerden oluşan 203 evli katılımcı ile anket çalışması yürütülmüştür. Katılımcılara, içinde evlilik kalitesi, kişilik özellikleri ve psikolojik belirtileri ölçen ölçekler ile sosyodemografik özellikleri belirleyen bilgi formunun bulunduğu bir anket uygulanmıştır. Toplanan veriler betimsel, karşılaştırmalı ve ilişkisel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların demografik değişkenler bakımından evlilik kalitesi puanlarının anlamlı düzeyde farklılaştığı ve evlilik süresi, eğitim ve eşin eğitim düzeyi ile evlilik kalitesi arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, kişilik özelliklerinden nörotisizm (olumsuz duygusal durumlara eğilimlilik) ile evlilik kalitesi negatif; deneyime açıklık ve dışa dönüklük ile pozitif ilişkili saptanmıştır. Ayrıca, psikolojik semptom ve özellikler arasında depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları, dissosiyatif bozukluklar, öfke, intihar ve bellek sorunu alt boyutlarının evlilik kalitesi ile negatif ilişkisi olduğu yani bu alt boyutların oranın artması ile birlikte evlilik kalitesinin düştüğü bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgular doğrultusunda, bireylerin evlilik kalitesinin bireysel faktörler ile ilişkili olduğu saptanmış; özellikle kişilik belirtileri ve psikopatoloji değişkenleri ile evlilik kalitesi arasında ilişki olduğu görülmüştür. Sonuçların ilerleyen dönemlerde yapılacak çalışmalara hem klinik pratik hem de araştırma alanlarına katkı sağlaması beklenmektedir.

EvlilikKişilikKişilik özellikleri+1
Şengül Yarımoğlu Çakıcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli ve boşanmış kişilerin depresyon, öznel iyi oluş ve geleceğe umutla bakış açısından karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı evli ve boşanmış kişilerin depresyon, öznel iyi oluş ve geleceğe umutla bakabilme açısından karşılaştırılmasıdır. Bu amaçları incelemek için 400 katılımcı Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeğini doldurmuşlardır. Söz konusu farklılıkları ve ilişkileri incelemek için t-test, pearson korelasyon analizleri, çoklu regresyon analizleri ve ki kare testi yapılmıştır. Yapılan t-test analizleri sonucunda boşanmış olan kadınların ve erkeklerin depresyon düzeyleri evli olan kadınlara ve erkeklere oranlara daha yüksek bulunmuştur. Öznel İyi Oluş ve Geleceğe Umutla Bakabilme düzeyleri evli olan kadınların ve erkeklerin, boşanmış olan kadınlara ve erkeklere oranla daha yüksek bulunmuştur. Boşanmış kadınların, gelecekle ilgili duygulara, motivasyon kaybına ve gelecekle ilgili beklentilerine ilişkin umutsuzluk düzeyleri boşanmış erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Pearson korelasyon analizinde, boşanmış kadınların ve erkeklerin depresyon düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasında olan negatif yönlü yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir başka deyişle, boşanmış kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri arttıkça depresyon düzeyleri azalmaktadır veya boşanmış kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri azaldıkça depresyon düzeyleri artmaktadır. Evli kadınların ve erkeklerin depresyon düzeyleri ile öznel iyi oluşları arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir başka deyişle, evli kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri arttıkça depresyon düzeyleri azalmaktadır veya evli kadınların ve erkeklerin iyi oluş düzeyleri azaldıkça depresyon düzeyleri artmaktadır. Evli ve boşanmış kadınların ve erkeklerin gelecekle ilgili duygulara ilişkin umutları ile öznel iyi oluşları arasında negatif yönlü yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çoklu regresyon analizlerinde cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, evlilik süresi, evlenme biçimi, evlenme yaşı, çalışma durumu, gelecekle ilgili duygular, motivasyon kaybı, gelecekle ilgili beklentiler, depresyon düzeyi değişkenlerinin tamamı öznel iyi oluş düzeyinin %66'sını açıklamaktadır. Buna göre, bireylerin öznel iyi oluş düzeyini etkileyen değişkenlerin yaş, evlilik süresi, evlenme yaşı, gelecekle ilgili duygular, motivasyon kaybı ve depresyon düzeyi olduğu gözlenmiştir. Standartlaştırılmış beta katsayıları incelendiğinde motivasyon kaybı değişkeninin (β = -0,390) diğer değişkenlere göre bireylerin öznel iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkisi daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Boşanma, Depresyon, Öznel İyi Oluş, Geleceğe Umutla Bakabilme.

BoşanmaBoşanmış ailelerBoşanmış erkekler+5
Yaprak Zararsız
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde kişilik özelliklerinin evlilik uyumu ve evlilik doyumu üzerine etkisi

Kişilik özellikleri, evlilik hayatları boyunca bireylerin etkilendikleri ve evlilik yaşamlarına yön veren kavramlardır. Bu araştırma literatür tarama yöntemiyle evli bireylerde kişilik özellikleri ile evlilik uyumu ve evlilik doyumunun ilişkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın verileri 125 evli kadın ve 125 evli erkek olmak üzere toplam 250 evli bireyden elde edilmiştir. Araştırmada bireylerin evlilik uyumları Locke ve Wallace (1959) tarafından geliştirilen Evlilik Uyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Bireylerin evlilik doyumları; Çelik ve Yazgan-İnanç (2009) tarafından hazırlanan Evlilik Doyumu Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Evli bireylerin kişilik özelliklerini değerlendirebilmek için Bacanlı ve arkadaşları (2009) tarafından geliştirilen Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Araştırmada bireylerin kişisel özellikleri 13 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu kullanılarak saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, evlilik uyumu beş faktör kişilik özelliklerinden nevrotizm ile negatif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Diğer taraftan, evlilik uyumu deneyime açıklık ve yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Evlilik doyumu ile beş faktör kişilik özellikleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde; evlilik doyumu ile nevrotizm arasında negatif yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Diğer taraftan, evlilik doyumu yumuşak başlılık ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahiptir. Anahtar kelimeler: Kişilik özellikleri, evlilik uyumu, evlilik doyumu

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+3
Ahsen Tuzcu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects