Ölçekler
4,147 theses under this subject heading
Ölçek ekonomileri: Küreselleşme ve küresel rekabet gücü olguları ile etkileşimi (Türkiye otomobil sektöründe ölçek ekonomilerinin analizi)
DOKTORA TEZ OZU ÖLÇEK EKONOMİLERİ; KÜRESELLEŞME VE KÜRESEL REKABET GÜCÜ OLGULARI İLE ETKİLEŞİMİ (TÜRKİYE OTOMOBİL SEKTÖRÜ'NDE ÖLÇEK EKONOMİLERİNİN ANALİZİ) Çetin POLAT İktisat Ana Bilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Danışman: Prof. Dr. Necat BERBEROĞLU Firmalar, ülke ekonomileri ve dünya ekonomisi, herzaman bir değişim içinde olmuştur. Geçen 30-40 yıl içinde yaşanan değişim ve gelişmeler ülke ekonomilerini "Küreselleşme" adı altında birbirine oldukça yaklaştırmıştır. Küreselleşmenin yoğunlaştırdığı rekabet ortamı, firmaları ve ülkeleri, bu küresel ekonomik ortamda daha avantajlı duruma geçmek için çalışmalar yapma konusunda zorlamaktadır. Bunun içinde yapılması gereken, bilgiyi, teknolojiyi, geliştirmek ve iyi kullanmaktır. Günümüzde özellikle iletişim ve ulaşım teknolojilerinde gerçekleşen ilerlemeler, firmalara ve ülkelere, ulusal pazarlarını aşmaları ve dünya pazarlarına ulaşmalarında kolaylıklar sağlamaktadır. Böylece fırsatları iyi kullanarak, daha çok ve daha ucuza üretecek, daha çok satarak daha çok gelir elde edecek ve daha üst yaşam düzeylerine ulaşabileceklerdir. Bunu gerçekleştirebilen ve dünya ekonomisine hakim olan firma ve ülkeler, dünyanın dört bir yanma yayılmış, kitlesel üretim gerçekleştiren, çok sayıda ülkede on binlerce insan çalıştıran, neredeyse dünya ekonomisindeki ülkelerin yarısından daha fazlasının gayri safi milli hasılasını aşan milyarlarca dolar ciro ve kar elde eden dev ölçekli firmalar ve onların dahil olduğu ülkelerdir.n Bu yaşananlar, herzaman olduğu gibi günümüz ekonomik ve siyasi faaliyetlerim belirleyen rekabet ve küresel rekabet kavramlarını daha da önemli kılmıştır. Ulusal pazarın yetmemesi, dış pazarın cazibiyeti, ulusal ve küresel rekabet gücünü artırmak, piyasalara giriş engellerini aşmak, teknolojik yenilikleri hızlandırmak ve ölçek ekonomilerinden yararlanmak gibi nedenlerle, ülkede ve uluslararasında firmalar arası birleşmeler, ortak girişimler ve satın alma faaliyetleri artmıştır. Bu faaliyetlerin önemli amaçlarından biri, üretim ölçeğini genişletip maliyetlerde tasarruflar sağlayarak, ölçek ekonomilerinden faydalanmaktır. Büyüklüğün verdiği bir takım avantajlarla, uzmanlaşmayı ve iş bölümünü artırıp, çağın ve piyasanın gerektirdiği ileri üretim, yönetim, pazarlama yöntemlerini ve teknolojilerini kullanma imkanlarını elde eden, ülkesinin ve dünyanın üretim imkanlarını iyi kullanan firma ve kuruluşlar, pazarda herzaman avantajlı durumda olacakları şüphesizdir. Üretimde belli bir ölçeği yakalamış firmalar faaliyetlerini daha ucuza gerçekleştirerek, birim başına maliyetini minimum düzeye çekebilecektir. Küreselleşme ile birlikte yaşanan, birleşme, devralma ve ortak girişim faaliyetlerinin önemli amaçlarından biri de ölçek ekonomileri olduğu söylenebilir. Bu çalışmada Türk Otomotiv Sektörü'ndeki bir otomobil üreticisi firmanın otomobil üretiminde, üretim ve maliyet karşılaştırması yapılarak, ölçek ekonomilerini sağlayıp sağlayamadıkları araştırılmıştır. Buna göre yapılan üretim maliyet karşılaştırmasında, belirtilen ürünlerle ilgili olarak, üretim artışının gerçekleştirdiği yıllarda, ölçek ekonomilerinin sağlanarak ortalama üretim maliyetlerinde gözle görülür bir düşüşün sağlandığı, üretimin düştüğü yıllarda ise ölçek ekonomilerinin ortadan kalkarak yine gözle görülür bir şekilde ortalama üretim maliyetlerinde bir artışın ortaya çıktığı tespit edilmiştir.
Fen bilimleri derslerinde 6. sınıf öğrencilerinin bilimsel iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik eylem araştırması
Amaç: Araştırmanın amacı sorgulamaya dayalı fen dersleri süresince öğrencilerin kullandıkları söyleme dayalı bilimsel iletişim becerilerinin (BİB) sistematik bir şekilde geliştirilmesidir. Materyal ve Yöntem: Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. 2019-2020 eğitim öğretim yılında Aydın İli Efeler İlçesinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 6. sınıf düzeyindeki 30 öğrenci araştırmanın katılımcılarıdır. Araştırmanın problemi belirleme ve eylem döngüleri aşamaları toplam 33 ders saati sürmüştür. Araştırmanın problemi belirleme aşamasında Güneş ve Ay tutulması, eylem döngüleri aşamalarında destek ve hareket sistemi, sindirim sistemi, madde ve ısı üniteleri bilimsel sorgulamaya dayalı olarak araştırmacı öğretmen tarafından işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Fen Öğrenme Becerisi Ölçeği, Bilimsel Süreç Becerileri Testi, Çalışma Yaprakları, Ders Gözlemleri, Yansıtıcı Öğretmen Günlüğü kullanılmıştır. Eylem döngüleri boyunca öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerinin gelişimine yönelik analiz yapabilmek için araştırmacı bilimsel iletişim becerileri rubriği geliştirmiştir. Rubrik bilimsel iletişim becerilerinin açıklama, soru sorma ve çürütücü kullanma boyutlarından oluşmaktadır. Bu boyutların her birinin kavram ve süreç alt boyutları bulunmaktadır. Her eylem döngüsünden sonra öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini ölçmeye yönelik yapılan analiz sonuçları dikkate alınarak eylem planı yeniden düzenlenmiştir. Bulgular: Öğretmen bilimsel iletişim becerilerini geliştirmek için 1. eylem döngüsünde iletişimsel yaklaşımın otoriter ve diyalojik söylem hamlelerini kullanmıştır. Öğretmenin kullandığı iletişimsel yaklaşım öğrencilerin BİB gelişimini desteklemiştir. Ancak öğrencilerin yaptığı araştırmalar kavram ve sürece yönelik kanıta dayalı beceriler sunabilmeleri için veri sağlayamamıştır. Bu nedenle 2. eylem döngüsünde yarı açık uçlu deney ve bilimsel hikâye kullanılmıştır. Bu döngüde yarı açık uçlu deneyler ve bilimsel hikâye öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini geliştirmiştir. Ancak bilimsel kavram ile ilgili araştırma yapmadığı için alan bilgisi yetersiz olan öğrenciler deney verilerini yorumlayamamış ve bilimsel hikâyeyi anlamamıştır. Bu nedenle öğrencilerin bilimsel iletişim becerileri düşük seviyede kalmıştır. 3. eylem döngüsünde öğrencilerin bilimsel sorgulama sürecinde araştırma, tartışma, tasarım oluşturma, tasarımı değerlendirme gibi farklı aşamalarda aktif rol alabileceği mühendislik tasarım temelli öğretim etkinliklerine uygun bir eylem planı hazırlanmıştır. Bu döngüde kullanılan tasarım döngü basamaklarına dayalı uygulamalar öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini geliştirmiştir. Sınırlı araştırma yapan ve sınırlı alan bilgisine sahip öğrencilerin BİB düzeylerinde gelişim az olmuştur. Araştırma boyunca BİB gelişimi kanıt sunma düzeyine çıkmamış öğrenciler bulunmaktadır. Ancak bu öğrencilerin BİB düzeylerinde araştırmanın başında sundukları BİBlere göre gelişim olmuştur. Döngüler süresince ortaya çıkan farklı bir problem durumu öğrencilerin dersin hedef kazanımından uzaklaşarak odak dışı kavram kullanmalarıdır. Öğretmenin döngüler boyunca otoriter söylem kullanması ve hedef kazanımı hatırlatması öğrencilerin odak dışı kavram kullanımını azaltmış ve odak kavram ile ilgili BİB sunmalarını sağlamıştır. Sonuç: Sonuç olarak öğretmenin kullandığı iletişimsel yaklaşımın sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında öğrencilerin BİB gelişimini sağlamış ancak öğrencilerin yaptıkları araştırmaların yeterli veri içermemesi bu gelişimi sınırlandırmıştır. Öğrencilerin bilimsel süreci deneyimleyebilecekleri yarı açık uçlu deney, bilimsel hikâye ve mühendislik tasarım temelli öğretim etkinlikleri kullanılarak gerçekleştirilen fen dersleri öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini geliştirmiştir. Ayrıca öğrenciler bu derslerde dersin hedefinden uzaklaşarak odak dışı kavramlar kullanmışlardır. Öğretmenin otoriter söylemi öğrencilerin odak kavram çerçevesinde BİB sunmasını sağlamıştır.
Sanal seyahat acentalarının e-hizmet kalitesi, e-müşteri memnuniyeti, e-müşteri sadakati ve e-wom arasındaki ilişkinin belirlenmesi
E-ticaret 2022 yılı itibariyle ülke genelinde 800 milyar TL'yi geçen bir hacim ile insanlarlar tarafında kullanımına daha çok yönelinmiş bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca potansiyeli ve geleceği çok daha fazla olduğu kaçınılmazdır. Ticaret Bakalığın verilerine göre e-ticaret içerisinde en çok artış hızı turizm sektöründe yaşnamaktadır. Bu yönüyle sanal seyahat acentalarının hem e-ticaret hemde turizm sektörü içersinde önemi her gün daha fazla artmaktadır. E-ticaret alışverişi sırasında sunulan e-hizmet kalitesi, ememnuniyet, e-sadakat ve E-WOM faktörleri işletmelerin hem ticari hacimlerini hem de sürdürülebilir olmalarını etkilemektedir. Sanal seyahat acentaları üzerine yapılan bu çalışmanın temel amacı e-hizmet kalitesi, e-memnuniyet, e-sadakat ve E-WOM arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Nicel araştırma yöntemi kullanarak gerçekleştirilen bu çalışmada, kolayda örneklem kullanılarak 604 kişiye anket uygulanmış olup 405 anket çalışmaya dâhil edilmiştir. Elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli (YEM) ile analiz edilmiş olup, sanal seyahat acentalarından alışveriş yapanların e-hizmet kalitesi, e-memnuniyet, e-sadakat ve E-WOM ilişkilerine yönelik önemli bulguları sunmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki sanal seyahat acentlarına e-hizmet kalitesi, e-memnuniyet, e-sadakat ve E-WOM üzerine vermeleri gereken değeri göstermektedir.
Kesici delici aletlerle meydana gelen yaralanma olgularının değerlendirilmesi
Giriş: Adli tıp uygulamalarında kesici-delici aletlere bağlı yaralanma ve ölümler sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bunların azaltılabilmesi ve gerekli önlemlerin alınabilmesi için epidemiyolojik ve demografik incelemelerin yapılması, travma özelliklerinin ortaya konması gerekmektedir. Çalışmamızda olguların yaş, cinsiyet, yaralanma özellikleri, MAIS ve ISS skorlarının belirlenmesi, olguların raporlarının TCK'nın yaralanma ile ilgili maddelerinde tanımlanan kriterler yönünden araştırılması, bu kriterlerin uluslararası AIS, ISS travma skorlama sistemleri ile karşılaştırılması ve bu skor sistemlerinin adli rapor düzenlemede kullanılabilirliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Anabilim Dalımızca 01.01.2012-31.12.2018 tarihleri arasında rapor düzenlenen tüm olgular retrospektif olarak incelenerek, KDAY nedeniyle başvuran 277 olgu çalışmamıza dahil edilmiştir. Bulgular: Olguların; ortalama yaşının 29.53 olduğu, %47.3'ünün (n=131) 18-30 yaş arasında olduğu, %91.7'sinin (n=254) erkek olduğu, en sık yaz mevsiminde meydana geldiği, %49.8'inin (n=138) çeşitli bölümlere yatırılarak tedavi edildiği tespit edildi. En fazla yaralanan vücut bölgesinin %36.6 (n=133) ile ekstremiteler olduğu, en fazla yaralanan iç organların %3 (n=12) ile kalın bağırsak, %2.7 (n=11) ile ince bağırsak olduğu bulundu. Olguların %36.5'inin (n=101) hayati tehlikeye maruz kaldığı, %60.3'ünün (n=167) basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı belirlendi. Hayati tehlike varlığını değerlendirme açısından kesme değerleri AIS sisteminde 1.5 olarak, ISS sisteminde 3.5 olarak bulundu. Sonuç: Hastaların yarısında hastane yatışı ihtiyacı olması, %40'a yakınında hayati tehlike arz edecek yaralanmalar ortaya çıkması bu alet yaralanmalarının ciddiyetini ortaya koymakta ve yasal önlemler alınması gerektiğini göstermektedir. Bunun yanında MAIS, ISS değerleri hayati tehlikesi bulunan birçok olguda düşük hesaplanmış olup kullanılan cetveller arasında ciddi farklılıklar olduğu görülmüştür. Dolayısıyla bu skorlama sistemlerinin mevcut halleriyle, penetran yaralanmalı hastaların adli raporlarının standardize olarak düzenlenmesinde kullanılması olası görünmemektedir. Anahtar kelimeler: kesici-delici alet, abbreviated injury scale, injury severity score
Öğretmen adaylarında öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı ölçeği" geliştirme çalışması
Amaç: Öğretmenlerin öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı; öğrencilerin iyi ruh sağlığını sağlaması, ruhsal bozukluklarını tanıması, yönetmesi ve doğru bilgi kaynaklarına ulaşabilmesi açısından mezuniyet öncesi kazanılması gereken bir beceridir. Araştırmamızda Öğretmen Adaylarında Öğrenci Ruh Sağlığı Okuryazarlığı Ölçeği (ÖRSO-ÖA) geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu metodolojik çalışma 2019'da Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesi 4.sınıf öğrencilerinde yürütülmüştür. Evrenin tamamına (559) ulaşılması hedeflenmiş, 510 (%91,2) öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Veri toplamada araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu ve 90 maddelik madde havuzundan uzman görüşü ile 50 maddeye düşürülen 5'li Likert tipinde ÖRSO-ÖA kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde; tanımlayıcı istatistikler, kapsam geçerlilik indeksi, madde, temel bileşenler, açımlayıcı faktör analizleri, Cronbach Alfa katsayısı, yarıya bölme yöntemi, Tukey's test of additivity, Hotelling's T-Squared, Interclass Correlation Coefficient, Kolmogorov-Smirnov, Mann Whitney-U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmış, p<0,05 önemli kabul edilmiştir. Bulgular: Öğretmen adaylarının %59,4'ü kadın olup, %68,6'sının anne eğitimi, %46,3'ünün baba eğitimi okuryazar değil/okuryazar/ilkokul mezunudur. %6,5'inin kendisinde ve %13,3'ünün yakın çevresinde doktor tanılı ruhsal hastalık bulunmaktadır. Madde elemesi analizleriyle 30 maddeye indirilen ÖRSO-ÖA'nın KMO:0,913, Bartlett Küresellik Testi p<0,001'dir. Ölçek 7 faktörden oluşmuş açıklanan toplam varyans %62,07'dir. Faktör1 "Ruh Sağlığı Bozukluklarını Tanıma", Faktör2 "Pozitif Ruh Sağlığını Geliştirme ve Sürdürme", Faktör3 "Yasal Durumları Yönetme", Faktör4 "Sosyal Sorunları Yönetme", Faktör5 "Zararlı Alışkanlıkları Fark Etme", Faktör6 "Profesyonel Yardım", Faktör7 "Ruh Sağlığı ile İlgili Doğru Bilgiye Ulaşma" olarak adlandırılmıştır. Cronbach Alfa katsayısı 0,908, Guttman Split-Half katsayısı 0,816, Spearman–Brown katsayısı 0,827'dir. Ölçek puanı toplanabilir özellikte değildir ve ölçmek istenilen özelliği ölçen, güçlü ve homojen bir ölçektir (p<0,001). Ölçek maddelerinin sıralanma şekli ve birbirleriyle uyumu uygundur (p<0,001). Faktör1-2-6-7 puanları kadınlarda, Faktör1-2-4-5-6-7 puanları sınıf öğretmenliği bölümünde okuyanlarda, Faktör5 puanı baba eğitimi ortaokul/lise/üniversite ve üzeri olanlarda, Faktör6 puanı ise ruhsal hastalık tanısı olmayanlarda daha yüksektir (p<0,05). Sonuç: ÖRSO-ÖA öğretmen adaylarının öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı düzeylerinin değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir araç olup, öğretmen adaylarının öğrenci ruh sağlığı okuryazarlığı düzeyini 7 alanda ölçmekte, toplam puanı bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Ruh Sağlığı Okuryazarlığı, Öğretmen adayı, Öğrenci, Ölçek, Geçerlilik-Güvenilirlik.
Çoklu travma hastalarında travma skorlarının (RTS, GAP, EMTRAS) klinik değerliliğinin incelenmesi, acil servis mortalite ile korelasyonu ve literatür ile karşılaştırılması
Amaç: Acil servislere başvuran hasta sayısının artması, gerçekten acil olan hastaların seçimini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, çeşitli travma ciddiyet skorlama sistemleri geliştirilmiş ve uygulanması önerilmiştir. Bu çalışmada, çoklu travma hastalarında, travma ciddiyet skorlarının (RTS, GAP, EMTRAS) mortalite ile ilişkileri değerlendirilmiştir. Gereç ve yöntem: Bu çalışma Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Acil servisinde bir yıllık dönemde, acil servise başvuran hastaların elektronik verileri restrospektif olarak değerlendirilerek yapıldı. Çalışmaya 16 yaş üzeri, çoklu travması olan hastalar dahil edilmiştir. Hastaların demografik verileri, skor hesaplamasında kullanılacak verileri ve Glasgow Koma Skorları hasta dosyalarından tarandı. Acil servis içindeki ve kısa dönem içindeki (30gün) mortaliteleri, travma skorları ile değerlendirildi. Veriler SPSS. version 21'e kaydedilerek analiz edildi Bulgular: Çalışmaya 333 çoklu travma hastası dahil edildi. Hastaların 294'ü (%88,3) erkek, 39'u (%11,7) kadındı. Medyan yaş 35,76±17,16 (Min:16-Max:90) olarak bulundu. Mevcut veriler ile hastaların RTS, GAP ve EMTRAS skorları hesaplandı. ROC eğrileri çizilip klinik değerlilikleri hesaplanan travma skorlarından RTS ve EMTRAS 'in acil servis içindeki mortaliteyi göstermede en başarılı skorlar olduğu görüldü. EAA'lar (eğri altında kalan alanlar) RTS, GAP, EMTRAS için sırası ile 0,901 ± 0,024 [%95 GA, 0,854 ila 0,948], 0,876 ± 0,035 [%95 GA, 0,808 ila 0,945], 0,917 ± 0,018 [%95 GA, 0,882 ila 0,953] olarak bulundu. Baz defisiti, PTZ ve INR parametreleri ile kısa dönem mortalite ve acil servis mortalite oranı arasında güçlü bir ilişki olduğu görüldü(p<0.001 GA, 0,848 ila 0,953). P<0,05 anlamlı olarak değerlendirildi. Sonuç: EMTRAS ve RTS skorlama sistemlerinin acil servislerde kullanılması sonrası ciddi travmaların etkin ve hızlı bir şekilde tanınması sağlanabilir. Bu hastaların triaj sonrası tedavileri başlanıp uygun merkezlere sevki sağlanarak mortalite ve morbidite oranlarının azalacağı kanaatindeyiz. Anahtar kelimeler: Çoklu travma, acil servis, RTS, GAP, EMTRAS, INR, Baz Defisiti, mortalite
Lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyat olan hastalarda postoperatif analjezi için ultrason eşliğinde yapılan erektör spina plan bloğu ile yara yerine uygulanan lokal infiltrasyon analjezi yöntemlerinin etkinliklerinin karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmada; lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyatı planlanan hastalarda preemptif olarak uygulayacağımız LİA ya da ESP blok yöntemlerinin; hastalarımızın intraoperatif remifentanil tüketimine etkisini gözlemlemek ve postoperatif sayısal değerlendirme skalası (NRS), morfin talep ve tüketimleri ile ağrı derecelerini karşılaştırmaktır. Yöntem: Etik kurul onayı alındıktan sonra, lumbotomi cerrahi kesisi ile ameliyatı planlanan ASA I-III, 18-75 yaş arası 60 hasta çalışmaya dahil edildi. Çalışma prospektif, randomize kontrollü, çift kör olarak yürütüldü. Standart anestezi indüksiyonundan sonra preemptif olarak; 30 hastaya LİA, 30 hastaya ise ESP blok uygulandı. İntraoperatif dönemde tüketilen remifentanil dozu ile hemodinamik parametreler her 5 dakikada ölçüldü. Postoperatif HKA ile morfin bolus tedavisi ve parasetamol ile kurtarma analjezisi planlandı. Postoperatif morfin ve ek analjezi tüketimi, NRS skorları, hemodinamik parametreler ve komplikasyonlar 48 saat süreyle kaydedildi. Bulgular: Demografik ve hemodinamik veriler bakımından gruplar arasında fark yoktu. İntraoperatif ESPB grubu remifentanil tüketimi ortalaması 455±165,23 mcg, LİA grubu ise 296,67±110,59 mcg olarak ölçülerek istatistiksel fark gözlendi (p=0,001). Postoperatif takiplerde ise ESPB grubu ilaç tüketimi ve NRS skor ortalamalarıda tüm zamanlarda anlamlı olarak düşük çıktı (p=0,01) (PCA-morfin 41,93±14,47 mg karşılık 57,23±15,5 mg, Ek analjezik-parasetamol 2,1±1,06 gr karşılık 4,27±1,14 gr). Grupların ilk kurtarma ek analjezik alım zamanları ortalamaları LİA grubunda 10,6±8,1 ESPB grubunda 19,33±8,87 olarak anlamlı çıktı. Hasta memnuniyet anketide ESPB lehine anlamlıydı (p=0,05). Sonuç: Flank insizyon ile gerçekleştirilen operasyonlarda oluşan ağrının kontrolünde intraoperatif LİA yönteminin remifentanil tüketimi açısından daha etkin olduğu ancak postoperatif takiplerde ESPB yönteminin daha uzun ve etkin ağrı kontolü sağladığı gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Flank (lumbotomi) insizyon, erektör spina plan blok, lokal infiltrasyon analjezisi,
Koroner arter hastalarında efor testi sonrası kan basıncı toparlanma oranı ile syntax skoru arasındaki ilişki
Amaç: Koroner arter hastalığı yaygınlığını gösteren SYNTAX skoru ile efor testi sonrası kan basıncı toparlanma oranı arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı. Yöntem:Çalışmamıza kardiyoloji polikliniğine başvuran, efor testi sonucunda KAG kararı alınan 142 hastadan KAG sonucunda en az bir damarda >%50 lezyon saptanan 98 hasta (79erkek, 19kadın; ortalama yaş: 57.3 ± 7.3) alındı.SYNTAX skoru ≤ 22 olanlar düşük SYNTAX skoru grubunu, >23 olanlar orta-yüksek SYNTAX skoru grubunu oluşturdu. Tüm verilerbu iki grup arasındakarşılaştırılmıştır. SKB toparlanma oranı toparlanma dönemi üçüncü dakika sistolik kan basıncının egzersizde tepe sistolik kan basıncına bölünmesiyle hesaplandı. Bulgular:Sistolik kan basıncı toparlanma oranı düşük SS grubunda 0,87± 0,06 iken orta-yüksek SS grubunda 0,96 ± 0,05 olarak saptanmıştır (p<0,001). Ekokardiyografi bulgularından EF, lateral anüler e′ velositesi, septal annüler velosite ve E/e′orta-yüksek SS grubunda anlamlı olarak düşük(hepsi için p<0,05),SVEDÇ, sol atriyum çapı ve sol atriyum hacmi orta-yüksek SS grubunda anlamlı olarak daha yüksek(hepsi için p<0,05)saptandı.SYNTAX skoru ile ilişkili sürekli değişkenlerin korelasyon analizinde, EF,e′ lateral,E/e′, LA hacmi, SKB toparlanma oranıSYNTAX skoruile korele bulunmuştur. Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde SKB toparlanma oranı(OR:1,446, p<0.001) ve EF(OR:0,802, p:0.005)orta-yüksek SYNTAX skorunun bağımsız belirleyicileri olarak saptandı.Yapılan ROC analizinde,cut-off değeri 0,928 olarak alındığında SKB toparlanma oranının%86,1sensitivite,%82,3spesifite ile orta-yüksek SYNTAX skorunu öngördürdüğü saptandı. Eğri altında kalan alan (AUC) 0,892 olarak bulundu (p<0,001). Sonuç: SYNTAX skoru ile sistolik kan basıncı toparlanma oranı arasında güçlü bir korelasyon bulundu. Egzersiz testi sırasında kan basıncı ölçümlerinden kolaylıkla elde edilebilen kan basıncı toparlanma oranı, koroner arter hastalığı yaygınlığı göstermede egzersiz testinin öngördürücülüğünüartırabilir. Anahtar Kelimeler: Kararlı koroner arter hastalığı, Egzersiz testi, SYNTAX skoru, Sistolik kan basıncı toparlanma oranı
Eğitimde veli katılım ölçeğinin spora uyarlanması: Geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu çalışmada, eğitimde veli katılımı ölçeğinin spora uyarlanarak psikometrik özelliklerinin geçerlik ve güvenirlik ölçütlerini sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Orijinal ölçek Gürbüztürk ve Şad (2010a) tarafından geliştirilmiştir. Veli Katılımı Ölçeği, 5 seçenekli (Her zaman-Hiçbir zaman) Likert tipi bir ölçek olup velilerin çocuklarının eğitimlerine katılım düzeylerini ölçmeyi amaçlayan toplam 8 alt ölçek ve 39 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin uyarlanmasında sırasıyla kapsam geçerliliği, yapı geçerliliği, yakınsak geçerlilik, ıraksak geçerlilik ve ölçüt geçerliliği analizlerine tabii tutulmuştur. Çalışmada NFI, CFI, GFI, RMSEA uyum indeks değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca ölçeğin güvenirliliği iç tutarlılık katsayısı ve test tekrar test güvenirlik katsayısı hesaplanarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak veri toplama aracının spora uyarlanmış versiyonu için güvenilir ve geçerlik ölçütü olan, uyum indeks değerlerine göre de 36 madde ve 8 faktör olarak iyi uyum gösterdiği tespit edilmiştir.
Dil bilgisi öğretiminde VARK Öğrenme Modelinin başarı, tutum ve kalıcı öğrenmeye etkisi
Bu araştırmanın amacı; VARK Öğrenme Modeline dayalı dil bilgisi öğretiminin ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, dil bilgisine karşı tutumlarına ve kalıcı öğrenme düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmanın amacına uygun olarak "ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen" kullanılmıştır. Çalışmanın uygulama grubunu; 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Hatay il merkezinde bulunan, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunun iki farklı 6. sınıf şubesinde öğrenim gören öğrenciler (n=57) oluşturmaktadır. Şubeler; biri deney grubu (n=27), diğeri kontrol grubu (n=30) olmak üzere seçkisiz (yansız) atama yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın deneysel uygulaması; Türkçe dersinde işlenen hâl eki, iyelik eki, isim ve sıfat konuları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu konular, deney grubunda VARK Öğrenme Modeline dayalı öğretim etkinlikleriyle; kontrol grubunda ise Türkçe ders kitaplarında yer alan öğretim etkinlikleriyle işlenmiştir. Toplam 11 hafta süren uygulamada veri toplama aracı olarak "Öğrenci Bilgi Formu", "Türkçe Dil Bilgisi Tutum Ölçeği", "Türkçe Dil Bilgisi Başarı Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarıyla elde edilen veriler, SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar için t testi, bağımlı gruplar için t testi, tekrarlı ölçümler için tek yönlü varyans analizi, karışık veya tekrarlı ölçümler için iki yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi teknikler kullanılmıştır. Nitel verilerde ise deney grubu öğrencilerinin görüşme formuna verdikleri yanıtlar; frekans ve yüzde hesaplamaları kullanılarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda grup içi ön test ve son test başarı puanı ortalamaları karşılaştırıldığında hem deney grubunda hem de kontrol grubunda akademik başarının arttığı ve son test lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı tespit edilmiştir. Araştırma için esas öneme sahip olan gruplar arası son test başarı puanı ortalamaları karşılaştırıldığında ise deney grubunun lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı belirlenmiştir. Yine grup içi ön test ve son test tutum puanı ortalamaları karşılaştırıldığında deney grubunun tutum puanlarında son test lehine anlamlı bir farklılık çıkmasına rağmen kontrol grubunun tutum puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Gruplar arası son test tutum puanı ortalamaları karşılaştırıldığında ise deney grubunun lehine anlamlı bir farklılığın çıktığı belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının grup içi ön test, son test ve kalıcılık testi puan ortalamaları karşılaştırıldığında her iki grupta da bilgilerin kalıcılığını sağlamada anlamlı bir farklılık görülürken gruplar arası ön test, son test ve kalıcılık testi puan ortalamaları karşılaştırıldığında ise sonuçların deney grubunun lehine olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle VARK Öğrenme Modeline dayalı uygulamaların Türkçe ders kitaplarına dayalı uygulamalara göre başarıyı artırmada, olumlu tutum sergilemede ve bilgilerin kalıcılığını sağlamada daha etkili olduğu görülmüştür. VARK Öğrenme Modelinin uygulandığı deney grubu öğrencileriyle yapılan görüşmeler sonucunda öğrencilerin dersin işlenişini eğlenceli bulması, etkinliklerin akılda kalıcı olması ve ilgi çekici olması, dil bilgisi konularının daha iyi anlaşılması gibi görüşler bildirdiği belirlenmiştir. Genel değerlendirmeler doğrultusunda dil bilgisi öğretiminde VARK Öğrenme Modeline dayalı öğretim uygulamalarından yararlanılabileceği ve bu uygulamaların Türkçe ders kitaplarına yansıtılabileceği önerilmiştir.
Suriyeli göçmenlerde adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hatay ili örneği
Göç, bireylerin ait olduğu yerlerden kopmasına ve alışık olmadıkları yeni bir ortamla etkileşime girmesine sebep olmaktadır. Bu etkileşim çok boyutlu olacağı için karşılaşılacak çeşitli sorunları da beraberinde getirebilmektedir. Bu anlamda göçmenler karmaşık bir sorun zincirinin ortasında kalabilmektedir. Bu çalışmanın ele aldığı konu Suriyeli göçmenlerin yaşayacakları psikososyal problemler göz önüne alınarak bu bireylerin adil dünya inancı ve psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Hatay ilinin Antakya, Reyhanlı ve Altınözü ilçelerinde yaşayan 18 yaş üstü okuma-yazma bilen 150 Suriyeli göçmenden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan Suriyeli göçmenlere Kişisel Bilgi Formu, Adil Dünya İnancı Ölçeği (ADİÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; elli altı yaş ve üzeri bireylerin genel adil dünya inancı puanların diğer yaş gruplarından daha yüksektir. Eğitim durumlarına göre, lise mezunu olan katılımcıların hem kişisel hem de genel adil dünya inancının diğer eğitim düzeylerine sahip katılımcılara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Katılımcıların medeni durumlarına göre, evli katılımcıların psikolojik iyi oluşlarının bekar ve boşanmış katılımcılara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Son olarak, Suriyeli göçmenlerin psikolojik iyi oluşları ile kişisel ve genel adil dünya inançları arasında pozitif yönlü yüksek bir ilişki olduğu görülmüştür.
Noterde çalışan personelin iş doyumu ve yaşam doyumu ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, Mersin il ve ilçelerinde bulunan noter çalışan personelin iş ve yaşam doyumlarının demografik değişkenler göre etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada anket tekniği kullanılarak birincil veri toplanmıştır. Anketler mersinde bulunan noterlerde çalışan toplam 121 personele uygulanmıştır. Yapılan bu çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan ölçeklerin katılımcılara uygulanıp toplanmasından sonra veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Veriler cinsiyet, yaş, sektörde çalışma yılı, evlilik durumu, eğitim durumu, gelir değişkenleri açısından analiz edilmiştir. Uygulanan Kişisel Bilgi Formu, İş Doyumu Ölçeği-Job Satisfaction Survey (JSS) ve Yaşam Doyumu Ölçeği'nden elde edilen bilgiler araştırmanın amacı çerçevesinde istatistiksel olarak çözümlenerek bilgisayara işlenmiştir. Veriler, betimsel İstatistiksel teknikleri, iki değişkenli olması durumunda bağımsız gruplar t-testi, ikiden fazla olması durumunda ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi yapılmıştır. Ayrıca analizde iş doyum alt boyutları, iş doyumu ve yaşam doyumu arasında korelasyon analizleri yapılmış olup frekans, ortalama ve bağımsız değişkenler arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmıştır. En son aşamada iş doyum alt boyutlarının yaşam doyumu ve demografik değişkenler üzerindeki etkisi pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen iş doyumu ve yaşam doyumu puanları incelendiğinde yaş, cinsiyet, sektördeki deneyime göre ölçek puan ortalamaları arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Eğitim seviyesi ve evlilik durumu değişkenine göre ölçek puan ortalamaları arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı tespit edilmiştir. Araştırma bulgularında iş ve yaşam doyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanların iş doyumu ile yaşam doyumu arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda pozitif yönde anlamlı ve güçlü bir ilişki saptanmıştır. Çalışanların iş doyumu arttıkça yaşam doyumlarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanlarında iş ve yaşam doyumu ile cinsiyet, yaş arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: İş Doyumu, Yaşam Doyumu.
Kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırma evli ve boşanmış kadınların bağlanma stilleri ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu iki değişken, katılımcıların eğitim durumu, evlilik süresi, çalışma durumu ve gelir düzeyleri gibi sosyoekonomik değişken biçimleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. Verilerin toplanmasında Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile birlikte Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır, ölçekler yüz yüze uygulanmıştır. Kartopu örneklem kullanılmıştır; katılımcıların 95'ievli ve 75'i boşanmış kadınlardan oluşmaktadır, toplam 170 katılımcı ölçeklere yanıt vermiştir. Verileri analiz etmek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, bağlanma stilleri ile evli ve boşanmış kadınların yalnızlık puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Kaçınan bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Güvenli bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasında da negatif bir ilişki bulunmuştur. Bulunan bir diğer olumlu ilişki ise kaygılı-kararsız bağlanma stili ile yalnızlık düzeyi arasındadır. Sonuçlar araştırmanın amacına uygun olarak tartışılmıştır.
Serbest zamanlarını gençlik merkezlerinde değerlendiren üniversite öğrencilerinin serbest zaman doyum, yaşam doyum ve mutluluk düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, serbest zamanlarını Gençlik Merkezlerinde değerlendiren üniversite öğrencilerinin serbest zaman doyum, yaşam doyum ve mutluluk düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya, 2018-2019 eğitim öğretim döneminde, Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki Gençlik Merkezlerinde serbest zaman faaliyetlerine katılan ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinin farklı fakültelerinde eğitim alan 18-29 yaş aralığındaki 250 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Beard ve Ragheb (1980) tarafından geliştirilen Serbest Zaman Tatmin Ölçeğinin kısa versiyonu, Hills ve Argyle (2002) tarafından geliştirilen Oxford Mutluluk Ölçeğinin kısa versiyonu (OMÖ-K) ve Diener, Emmons, Laresen ve Griffin (1985) tarafından geliştirilen Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklemler t testi, Bağıntılı Örneklem t testi, Kruskal-Wallis Testi, ANOVA Testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları ışığında, serbest zaman doyum ortalama puanı ile cinsiyet değişkeni açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Yaşam doyumu ve mutluluk ortalama puanlarının cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Serbest zaman doyum, yaşam doyumu ve mutluluk ortalama puanları, yaş ve öğrenim durumu açısından gruplar arasında anlamlı düzeyde herhangi bir farklılık göstermemektedir. Serbest zaman doyum ve yaşam doyumu ortalama puanları aile gelir durumu açısından gruplar arasında anlamlı düzeyde herhangi bir farklılık göstermemektedir. Mutluluk ortalama puanları ile aile gelir durumu açısından anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Aile gelir durumuna bağlı mutluluk düzeyinin artış göstermesi dikkat çekici bir bulgudur. Serbest zaman doyum ortalama puanı ile Gençlik Merkezlerine gelme sıklığı değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Gençlik Merkezlerine gelme sıklığı her gün, haftada bir ve ayda bir olan öğrencilerin serbest zaman doyum ortalama puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmaya katılan katılımcıların serbest zaman doyumu, yaşam doyumu ve mutluluk ortalama puanları arasında anlamlı derecede orta düzeyde bir korelasyon bulunmaktadır.
Kişilik tiplerine göre serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin incelenmesi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin kişilik tipleri ve serbest zaman engelleri ile baş etme stratejileri arasındaki ilişkileri ortaya koymak amaçlanmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada öğrencilerin serbest zaman engelleri ile baş etme stratejilerini değerlendirmek için Yerlisu Lapa (2014) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği ile öğrencilerin kişilik tiplerini belirlemek için Bacanlı, İlhan ve Aslan (2009) tarafından geliştirilen Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Çalışmaya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kötekli yerleşkesinde lisans öğrenimi gören 233 kadın ve 263 erkek olmak üzere toplam 498 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Bu çalışmada öğrencilerin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin ve kişilik tiplerinin cinsiyetler ve fakülteler arası farklılığı tespit etmek için bağımsız değişken t-testi, değişkenler arası ilişkiyi tespit etmek için ise basit korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, üniversite öğrencilerinin kişilik tiplerinin cinsiyet değişkenine göre ve okudukları fakültelere göre anlamlı farklılık bulunamamıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinden beceri kazanma stratejisinde cinsiyete göre farklılaştığı bulunmuştur (p < 0,05). İlişkisel analizler ise değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişki olduğunu ve kişilik tiplerinin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerini anlamlı olarak yordadığını göstermiştir. Sonuç olarak yumuşak başlılık, sorumluluk ve deneyime açıklık kişilik tiplerine sahip öğrencilerin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinden beceri kazanma, içsel onay ve fiziksel uygunluk stratejilerini kullandıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kişilik tipleri, serbest zaman engelleri, baş etme stratejileri.
Fen Bilgisi öğretmenlerinin kariyer motivasyonlarının okul bağlamı değişkenleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada okul bağlamı değişkenlerinin (disiplin sorunları, okul idaresi desteği, veli ilişkileri, iş arkadaşları, değer uyumu, zaman baskısı ve aidiyet duygusu) fen bilgisi öğretmenlerinin kariyer algı ve motivasyona olan katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma örneklemi, basit tesadüfi örneklem seçimi kapsamında 2018-2019 Eğitim- Öğretim yılı ikinci döneminde Muğla ili 13 İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel ortaokullarda görev yapan 151 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. "Kişisel Bilgi Formu", "FIT Choice Ölçeği" ve "Algılanan Okul Ortamı Ölçeği" araştırmada kullanılan ölçme araçlarındandır. Veriler Pearson korelasyon testi, varyans analizi (ANOVA) ve regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, kariyer seçimini fen bilgisi öğretmenliği olarak belirleyen öğretmenlerin kariyer algı ve motivasyonlarının orta düzeyde; kariyer motivasyon ortalamalarının ise algı ortalamalarından daha yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin algılanan okul ortamı değişkenlerine ait betimsel analiz bulgularına göre aidiyet ve yönetim desteği alt boyutlarının ortalamalarının en yüksek olduğu, disiplin sorunlarının ise en düşük olduğu görülmüştür. Okul bağlamı değişkenlerinden velilerle olan ilişki alt-boyutunun öğretmen kariyer algı ve motivasyonları ile en yüksek pozitif yönde ilişkide olduğu tespit edilmiştir. Algılanan okul ortamı değişkenlerin, fen bilgisi öğretmenlerin kariyer algılarına ait varyansın %23'ini; kariyer motivasyonlarına ait varyansın ise %42'sini açıklamıştır.
"The functional difficulties questionnaire-shortened version" anketinin Türkçeye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin belirlenmesi: Geçerlilik ve güvenilirlik çalışması
Amaç: Bu çalışmanın amacı "The Functional Difficulties Questionnaire-shortened version" (FDQ-s) anketini Türkçeye çevirmek ve Türkçe versiyonunun güvenilirlik ve geçerliliğini incelemektir. Yöntem: Araştırmaya 18 yaş üzeri elektif açık kardiyotorasik cerrahi geçiren 70 gönüllü hasta dahil edildi. Anketin anlaşılırlığı pilot çalışma ile test edildi (n=20). Veriler hastaneye yatış günü, taburculuk günü ve 15.gün kontrolde toplandı. Hastaların ağrı durumları "Görsel Analog Skala", fonksiyonel durumları Fonksiyonel Zorluklar Ölçeği (FZÖ) ile değerlendirildi. Taburculuk ve 15.gün kontrolde "Perme Yoğun Bakım Ünitesi Mobilite Skoru" (PYBÜMS), "Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi" ve KF-36 Yaşam Kalitesi anketi uygulandı. Test-tekrar test güvenilirliği için 15.gün kontrolde FZÖ tekrarlandı (n=35). Ölçeğin iç tutarlılığı, test-tekrar test güvenilirliği ve yapı geçerliliği incelendi. FZÖ ile diğer ölçeklerden alınan puanların ilişkileri değerlendirildi. Ölçekler arası uyum için Bland-Altman grafiği değerlendirildi. Ayrıca minimal belirlenebilir değişiklik indeksi hesaplandı. Sonuçlar: Katılımcıların yaş ortalamaları 60.07±8.86 yıl olup %84'ü (n=59) erkektir. Ölçeğin genel iç tutarlılık katsayısı α=0.746 hesaplanmış ve iç tutarlılığın kabul edilir düzeyde olduğu belirlenmiştir. Test-tekrar test güvenilirliği soru bazında 0.74-1.00 arasında toplam puan olarak ise 0.97 ICC değeri alarak ölçek yüksek düzeyde güvenilirlik göstermiştir. Bland Altman analizine göre ölçeğin 15.gün değerlendirme sonuçları uyum sınırları içerisindedir. Minimal belirlenebilir değişiklik indeksi 100 (cm) üzerinden 4.9 olarak bulunmuştur. Ölçeğin benzer ölçek (birleşim-ayrışım) geçerliliği incelendiğinde PYBÜMS, Barthel İndeksi ve KF-36'nın alt kategorileri ile arasında negatif yönde düşük oranda yapısal ilişki görülmüştür (p<0.01). Tartışma: FDQ-s ölçeğinin Türkçe versiyonunun açık kardiyotorasik cerrahi geçiren hastaların fonksiyonel durumlarının objektif olarak değerlendirilmesinde kullanılabilecek güvenilir ve geçerli bir ölçek olduğu kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: kalp cerrahisi, fonksiyon, sonuç ölçeği, geçerlilik ve güvenilirlik, psikometrik özellikler
8. sınıf Türkiye Cumhuriyeti inkılâp tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritası tekniğinin kullanılmasının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi
Eğitimde doğru hedefe ulaşabilmek için birden fazla öğretim yöntemi ve tekniği kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin en önemlisi, son dönemlerde sıklıkla kullanılmaya başlanan ve önemi her geçen gün biraz daha artan "Zihin Haritaları" tekniğidir. Bu kapsamda yapılan çalışmanın amacı 8. Sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde zihin haritaları tekniği kullanımının öğrencilerin derse karşı tutumlarına ve akademik başarılarına etkisini belirleyebilmektir. Bu hedef doğrultusunda çalışmanın örneklemini Muğla ilinin Yatağan ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunun 2018-2019 eğitim öğretim yılında sekizinci sınıfa devam eden 68 öğrenci oluşturmakta olup bu öğrencilerden 34 öğrenci deney grubunu, 34 öğrenci ise kontrol grubunu meydana getirmektedir. Deney ve kontrol grupları kolay ulaşılabilirlik ilkesine göre öğrenci sayıları eşit olan sınıflardan ikisi deney grubu, ikisi kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerle "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritaları tekniği kullanılarak işlenirken kontrol grubunda yer alan öğrenciler ile aynı ünite mevcut programın öngördüğü yöntem ve teknikler ile işlenmiştir. Çalışmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın başlangıcında ilk olarak her iki gruba da tutum ölçeği ve başarı testi uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 25 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .57, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise .94 olarak belirlenmiştir. Beşli likert tipinde geliştirilen ve 23 maddeden oluşan tutum ölçeği sevgi, ilgi ve önem olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Deney grubunda yer alan öğrencilerle 7 hafta boyunca; "Millî Bir Destan: Ya İstiklal Ya Ölüm!" ünitesi zihin haritası tekniği kullanılarak işlenirken, kontrol grubunda yer alan öğrencilerle programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılarak işlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak başarı testi ve tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu ön test-son test kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerin nicel boyutları SPSS 22.00 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda zihin haritası tekniğinin kullanıldığı deney grubunun, programa dayalı öğretim yöntem ve teknikleri kullanılan kontrol grubuna göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Elde edilen bulgular üzerinde doğru analiz yapabilmek amacıyla verilerin normal bir dağılım sergileyip-sergilemediğini kontrol etmek için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testlerine başvurulmuştur. Bununla birlikte Varyansların homojen dağılım gösterdiği durumlarda parametrik testlerden: Bağımlı Örneklemler (Paired Samples Statistics) T-Testi, Bağımsız Örneklemler Independent T- Testi ve One Way ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Varyansların normal bir dağılım sergilemediği durumlarda ise bu testlerin non-parametrik karşılığı olan Mann-Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli sıralar testi, Kruskall-Wallis-H gibi testlerden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama (X), standart sapma (SS) yüzde ve frekans değerleri dikkate alınmıştır. İstatistiksel sonuçların değerlendirilmesinde P*<,0.50 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre deney grubu ile kontrol grubu son test akademik puan ortalamaları bakımından deney grubu lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersine karşı tutumları açısından ise deney grubu lehine bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersi, Zihin Haritaları, Tutum Ölçeği, Akademik Başarı Testi
Ergenlerde intihar eğiliminin yordanması: Yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve Aleksitimi'nin rolü
Bu araştırmada, ergenlerde intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığı; ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığı ve yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilim puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma betimsel çalışmalardan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar eğilimi, bağımsız değişkenleri ise cinsiyet, yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimidir. Çalışmanın amacı çerçevesinde birçok çalışma grubundan veri toplanmıştır. Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin yapı geçerliğini test edebilmek için lise 1, 2, 3 ve 4'e devam eden 253 ergenden (95 erkek (%37.5), 158 kadın (%62.5)), ölçüt bağıntılı geçerlik için 236 ergenden (87 erkek (%36.9), 149 kadın (%63.1)), test tekrar test güvenirliği için 135 ergenden (80 erkek (%59.2), 55 kadın (%40.8)) veri toplanmıştır. Son olarak ise, çalışmanın araştırma sorulanının cevabına ulaşabilmek için 699 ergenden (260 erkek (%37.6), kadın 439 (%62.8)) veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "İntihar Olasılığı Ölçeği", "Yaşam Nedenleri Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca "Yaşam Nedenleri Ölçeği" uyarlama çalışmasında ölçüt bağıntılı geçerliğe kanıt sağlayabilmek için "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Öncelikle Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi ve ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı ve test tekrar test yöntemlerinden yararlanılmıştır. Ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek için ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t-Testi ve intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığını belirleyebilmek için aşamalı çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ilk olarak ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeyleri anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. İkinci olarak, değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri arasında genel çalışma grubunda negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı grupta intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. İntihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kız ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler görülmüşken, erkek ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler, intihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak ergenlerin intihar olasılıklarının "genel çalışma grubu'nda" psikolojik iyi oluş, yaşam nedenleri ve aleksitimi tarafından yordandığı görülmüşken, "kız ergenlerde" psikolojik iyi oluş ve yaşam nedenlerinin ve "erkek ergenlerde" yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitiminin anlamlı yordayıcılar olduğu görülmüştür. Son olarak ergenlerin psikolojik yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesine göre intihar eğilimine ilişkin puanları anlamlı biçimde farklılaştığı ve psikolojik yardım ihtiyacı olduğunu belirten ergenlerin intihar eğilimi puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alan yazını ışığında tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin çevrelerine yönelik bilgi, davranış ve tutumlarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum düzeylerini belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada amaca yönelik olmak üzere 'Çevresel Bilgi Ölçeği', 'Çevresel Davranış Ölçeği' ve 'Çevresel Tutum Ölçeği' geliştirilmiştir. Araştırma Şanlıurfa ili Haliliye ve Eyyübiye ilçe merkezlerine bağlı 2018-2019 öğretim yılında öğrenim gören 292 4.sınıf öğrenciyle yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Fen bilimleri dersi notuna göre yapılan incelemede bilgi, davranış ve tutum ölçeği puanlarının fen bilimleri dersi karne notuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Ebeveyn öğrenim durumuna göre yapılan değerlendirmede anne eğitim düzeyine göre çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Öte yandan, çevreye yönelik bilgi ve davranış ölçeği puanlarının baba eğitim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Öğrencilerin evde bulunan bitkilerle ilgilenme durumlarına göre çevresel davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmıştır. Öğrencilerin çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranışlar puanları arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, elde edilen bulgular literatürde yer alan bilimsel araştırmalar ile tartışılmış ve çevre eğitimine katkısı olunabileceği düşünülen önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İlkokul, çevre eğitimi, çevre bilgisi, çevresel tutum, çevresel davranış, fen eğitimi
Müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordaması (Ege Bölgesi örneği)
Bu araştırmanın amacı, müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özelliklerinin çalgı öz yeterlik durumlarını yordama durumunu incelemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; Türkiye'nin Ege Bölgesinde bulunan müzik eğitimi anabilim dallarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, Ege Bölgesinde yer alan Muğla, Denizli, Aydın, İzmir illerindeki müzik eğitimi anabilim dallarınında sürdürülmüş ve bu bölümlerde öğrenim gören birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda araştırmanın verileri; şeker (2016) tarafından geliştirilmiş olan "Çalgı Performansına İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği", John, Donahue, ve Kentle (1991) tarafından geliştirilip, Türkçe uyarlaması Karaman, Doğan ve Çoban (2010) tarafından yapılan "Beş Büyük Kişilik Faktör Envanteri" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Çalışmada sıklık, açıklayıcı, tek yönlü varyans (ANOVA), bağımsız örneklemler t-testi, pearson ilişki, basit doğrusal regresyon analizleri kullanılmış ve veriler SPSS 12.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda, müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumları 10 puan üzerinden 5.54 olarak tespit edilmiş ve bu durum ortanın biraz üzerinde olarak yorumlanmıştır. Çalgı öz yeterlik ölçeğinde en yüksek ortalamanın kendini yeterli görme ve psikolojik göstergelerde olduğu, en düşük ortalamanın ise kendini yetersiz görme alt boyutunda olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda çalgı öz yeterlik ölçeği ile çalgı solo performans ve çalgı not ortalaması arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Diğer taraftan beş büyük kişilik faktör envanterinden elde edilen bulgular incelendiğinde; en yüksek ortalamanın sırasıyla açıklık, uyumluluk, öz denetim ve dışa dönüklük alt boyutlarında, en düşük puan ortalamasının ise nevrotizim alt boyutunda olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra dışa dönüklük, öz disiplin ve açıklık kişilik özelliği ile solo performans arasında p<,05 düzeyinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken, açıklık kişilik özelliği ile not ortalaması arasında da p<,05 düzeyinde pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ile çalgı öz yeterlik durumları arasındaki ilişki incelendiğinde ise; dışa dönüklük, uyumluluk ve öz denetim alt boyutları ile çalgı öz yeterlik ölçeğin alt boyutlarından kendini yeterli görme ve psikolojik göstergeler arasında pozitif yönde p<,05 düzeyinde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Aynı zamanda nevrotizm alt boyutu ile çalgı öz yeterlik ölçeği ve kendini yetersiz görme arasında da pozitif yönde p<,05 düzeyinde anlamlı ilişkiler saptanırken, açıklık kişilik özelliği ile; çalgı öz yeterlik ölçeği, ölçeğin kendini yeterli görme ve psikolojik göstergeler alt boyutları arasında p<,05 düzeyinde, pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açıklık kişilik özelliği ile kendini yetersiz görme alt boyutu arasında p<,05 düzeyinde, negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda müzik öğretmeni adaylarının beş büyük kişilik özellikleri ve çalgı öz yeterlik durumları arasında anlamlı ilişkiler olsa da, beş büyük kişilik özelliklerinin müzik öğretmeni adaylarının çalgı öz yeterlik durumlarını yeterince önemli olmayan düşük bir düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: müzik eğitimi, çalgı eğitimi, çalgı öz yeterlik, beş büyük kişilik özelliği
Sürdürülebilir kalkınma ve çevre bilincinin oluşturulmasında kooperatiflerin rolü: Dalyan örneği
Daha sonra doldurulacaktır
Akademik güdülenmenin kişilik tiplerine göre incelenmesi (spor bilimleri fakülte)
daha sonra doldurulacaktır
7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerini incelemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Ayrıca 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerileri cinsiyet, anne-baba eğitim durumu ve matematik başarısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırma, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Muğla ilinin Menteşe, Dalaman ve Fethiye ilçelerinde ortaokul 7. sınıfta öğrenim gören 269 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin, matematiksel üstbiliş farkındalık düzeylerini belirlemek için Kaplan ve Duran (2016) tarafından geliştirilmiş olan, "Matematiksel Üstbiliş Farkındalığı Ölçeği", problem çözmeye yönelik tutumlarını belirlemek için Çanakçı (2008) tarafından ortaokul öğrencileri için geliştirilen "Matematik Problemi Çözme Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin problem çözme beceri düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan problem çözme beceri testi, problem çözme beceri testinin puanlandırılmasında ise Gündüz Sefer (2006) tarafından problem çözme becerisini ölçmek için geliştirilen "Dereceli Puanlama Anahtarı" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistik paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış, verilerin analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda 7. sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbilişsel farkındalıklarının yüksek, problem çözmeye yönelik tutumlarının olumlu, problem çözme berilerinin ise orta düzeyin üstünde olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda sadece matematik başarısı değişkeninin öğrencilerin matematiksel üstbiliş farkındalıkları, problem çözmeye yönelik tutumları ve problem çözme becerilerinde anlamlı fark oluşturduğu görülmüştür. Ayrıca problem çözmeye yönelik tutumun ve problem çözme becerisinin matematiksel üstbiliş farkındalığının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.