Organic farming
57 theses under this subject heading
Türkiye`de ekolojik tarım ürünlerinin pazarlanması ve Rapunzel Ltd. Şt.`de yapılan uygulama
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ TÜRKİYE' DE EKOLOJİK TARIM ÜRÜNLERİNİN PAZARLANMASI VE RAPUNZEL LTD. ŞT'DE YAPILAN UYGULAMA Eren ÇAĞDAŞ İşletme Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2003 Danışman: Prof. Dr. Necdet TİMUR Ekolojik tarım, çevre korunmasına yönelik, tarımsal çevre kirliliğini önleyebilecek, insanlar üzerinde kimyasalların olumsuz etkilerini ortadan kaldırabilecek bir alternatif tarım yöntemidir. Günümüzde bütün dünya ülkelerinin üzerinde durduğu önemli konulardan biri tüketici sağlığı, diğeri ise çevre sorunlarıdır. Tüketici sağlığını ve çevreyi etkileyen önemli bir olgu da kimyasal girdilerin kullanıldığı konvansiyonel tarım ve ürünleridir. Konvansiyonel tarım ve tarım ürünlerinin artan olumsuz etkileri karşısında, ekolojik tarıma geçiş büyük bir önem kazanmıştır. Gelişmiş ülkelerde tüketicilerden ve çevre örgütlerinden gelen istekle ekolojik ürünlere talep başlamış, ekolojik tarıma geçilmiş ve ekolojik ürün pazarları oluşmuştur. Ekolojik tarım uygulamalarının ülkemize yabancı firmalar aracılığı ile girmesi sonucu, üretimi yapılan ekolojik ürün çeşitleri dış pazarların talebi doğrultusunda belirlenmektedir. Ancak son yıllarda Türk halkının sağlıklı ve güvenli beslenme konusunda göstermiş olduğu istek ekolojik tarım ürünlerinde iç pazarın oluşumuna olanak sağlamaktadır. Ekolojik tarım ürünlerinin önce üretilip sonra pazarlama şansı bulunmamaktadır. Talep edilen çeşitler, talep edilen miktarlarda ve belli şartlar altında üretilmektedir. Bu sistemin sonucu olarak yetiştirilen ekolojik tarım ürünlerinin üretim, ihracat ve iç pazardaki alım potansiyelini alıcı piyasalardaki talep belirlemektedir. Ekolojik tarım ürünleri konusunda Türk halkının bilgi sahibi olması ve bunun sonucu oluşacak talebin belirlenmesi, bu ürünlerin yurt içinde pazarlama olanaklarını ortaya çıkaracak ve bu ürünler için bir iç piyasa oluşturulması yönündeki çalışmaları yönlendirici bilgiler sağlayacaktır.
Ekolojik tarımda farklı gübre uygulamaları ile yetiştirilen bazı sebze bitkilerinin mineral madde içeriklerinin karşılaştırılması
Bu çalısmada, örtü altı ve açık arazide domates, patlıcan ,biber ve salatalık yetistiriciliğinde, organik gübreleme, çiftlik gübresiyle gübreleme ile mineral gübrelemenin ürün kalitesi arastırılmıstır. Arastırma bulgularına göre; verim ve meyvelerdeki bazı element içerikleri yönünden(Fe, Ca, Cu ,K ,Mn, Mg, Cr ve Zn) önemli bir farklılık görülmemistir. Sertlik, tad, aroma,parlaklık gibi kalite özellikleri yönünden mineral gübrelemenin etkisi fazla, kısa vade maliyeti daha düsüktür. Yetistirme dönemleri süresince hastalıklar açısından önemli bir problemle karsılasılmamıstır. Anahtar Kelimeler: Domates, patlıcan, biber, salatalık,organik tarım, gübre.
Organik tarım ve ekolojik inovasyon: Global Malmquist Luenberger Endeks yaklaşımı
Organik tarım, küresel dünyada sadece sektör olarak nitelendirilmekten ziyade teknoloji ile birleşerek, insani gıda ihtiyaçlarının karşılanmasında da önemli bir yöntem olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmanın içeriğinde öncelikle teknolojinin inovasyon haliyle bilimsel dünyaya kazandırılması ve daha sonrasında tarımın çevreyi koruyucu yöntemlerle geliştirilmesindeki önemi açıklanmıştır. Çalışmanın amacı ise organik tarımın ekolojik inovasyonlarla ilerleyerek verimlilikte artış sağladığını göstermek ve amonyak emisyonu salınımında azalış sağladığını uygulanan analiz yöntemi ile somut olarak ortaya koymaktır. Tarımın ekolojik inovasyonla birleşerek organik tarıma dönüşmesini ve amonyak emisyon oranını ile tüketim izlerini azaltıcı etki oluşturan girdileri analiz yöntemi ile göstermesi ise literatüre olan katkısıdır. Çalışmada organik tarım üzerinde uygulanan ekolojik inovasyonların ekonomik ve sosyal kalkınmadaki etkisi araştırılarak pozitif yönde bir ivme kazandırdığı görülmüştür. Avrupa Birliği'ne üye olan ülkelerin amonyak emisyon oranları da incelenerek analize dâhil edilmiş ve bu oranların azalması için organik tarım ve ekolojik inovasyonlar çözüm önerisi olarak sunulmuştur. Seçilen 25 ülkenin 2013-2020 yılları arasındaki verileri belirlenen değişkenlere göre alınmış ve Global Malmquist Luenberger Toplam Faktör Endeksi analiz yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmaların sonucunda ise inovasyonlarla gelişen organik tarımın uygulandığı ülkelerde ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlarken, güvenli gıda oluşumunu da gerçekleştirdiği görülmüştür. Gıda güvenliği, çevre koruması ve insan sağlığı gibi konulara odaklanarak organik tarımın sürdürülebilir döngü için gerekli olduğu ve tarım sektöründe önemli bir amaç ve yöntem olarak kabul edildiği kanaatine çalışmanın sonunda ulaşılmıştır.
Ekolojik tarımda kullanılabilecek bazı mineraller ve bunların mikoriza ve kompost ile aktive edilmesi üzerinde bir çalışma
Araştırmanın amacı, ekolojk tarımda kullanılan gübre kaynaklarının(kayaçlar, organik madde ve mikoriza) mısır ve üçgül bitkilerinin büyümesi ve besinelementleri alımı üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, Ç.Ü. Ziraat FakültesiToprak Bölümünde sera koşullarında yürütülmüştür. Bu amaca yönelik olarakkompost, öğütülmüş glokonit, pirit, kaya fosfatı ve onların kombinasyonlarınınmikorizalı ve mikorizasız ortamda etkinlik düzeylerinin belirlenmesine çalışılmıştır.Deneme, doğal verimliliği düşük, kireçli Karaburun serisi toprağında yürütülmüştür.Deneme sonuçlarına göre kompost ve glokonit, pirit, kaya fosfatı ile bunlarınkombinasyonları mısır ve üçgül bitkisinin kuru madde üretimini ve besin elementlerialımını önemli derecede artırmıştır. Bu uygulamalar özellikle mikorizalı ortamdaönemli derecede farklılık göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Organik ve inorganik materyal, mikoriza, mısır, üçgül
Ekolojik yöntemlerle yetiştirilen patlıcan ve biberde yabancı ot mücadele yöntemlerinin ve agroekolojik kriterlerin araştırılması
Bu çalışma, ekolojik tarım yöntemleriyle yetiştirilen patlıcan ve biberde yabancı ot kontrol yöntemlerinin yabancı otlanmaya olan etkisinin araştırılması ve yabancı otların kontrolünde mevcut mücadele yöntemlerine alternatif yöntemlerinin yabancı otlanmaya ve kültür bitkisi gelişimine etkilerinin araştırılması ile bu yöntemlerin ekolojik tarım yöntemleri içerisindeki yerinin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda 2005 ve 2006 yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanı'nda patlıcan ve biber bitkileriyle tarla denemeleri yürütülmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda ekolojik tarım yöntemleriyle açıkta yapılan patlıcan ve biber yetiştiriciliğinde yabancı ot kontrol mücadelesinde polietilen ve saman malç uygulamasının yabancı otların kontrol edilmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Yabancı ot kontrol yöntemlerinin patlıcan verimine etkisine bakıldığında en yüksek verim sırasıyla polietilen uygulamasından (3744 kg/da) ve saman uygulamasından (2745 kg/da) alınmıştır. Biberde ise en yüksek verimi polietilen uygulaması (2731 kg/da) verirken, bunu saman uygulaması (1858 kg/da) takip etmiştir.
Dünyada ve Türkiye'de organik pamuk tarımı ve ekonomisi
Pamuk yetistiriciliginde yüksek miktarda kimyasal kullanımının ekosisteme, su kaynaklarına, hayvan ve insan varlıklarına zarar vermesi, dünya çapında artan bir ilgi ile organik pamuga karsı büyük bir talebi baslatmıstır. Türkiye organik pamuk üretimine önemli miktarda katkı saglayan bir ülke durumundadır. Organik pamuk yetistirilirken hiçbir sekilde kimyasal yapay gübre, pestisit ve defolyant kullanılmamaktadır. Bu sebeple, organik pamuk üretiminde, geleneksel pamuk üretimine kıyasla verim genellikle daha düsük, maliyet ise daha yüksektir. Genel olarak, organik pamugun üretim maliyeti %50 daha fazladır. Ancak satıs fiyatı da, geleneksel yolla üretilen pamuga göre ortalama %20-56 daha fazla oldugundan organik pamuk üretimi daha karlı olabilmektedir. Yüksek üretim maliyetleri nedeniyle organik elyaflar pahalılasmakta ise de, artan maliyetine ragmen bu ürüne yönelik artan bir talep mevcuttur. Bu çalısmada; dünyada ve Türkiye'de geleneksel ve organik yolla üretilen pamuk üretim, tüketim ve ticaretindeki gelismeler ile organik pamuk fiyat, maliyet ve pazar yapısı ve Türkiye'nin üretim potansiyeli incelenmistir. Anahtar Kelimeler: Organik pamuk, üretim maliyeti, pazarlama.
Adana ilinde organik tarım ürünleri tüketimi ve tüketici eğilimleri
Dünya'da ve ülkemizde organik ürünlerin üretimi, pazarlanması ve tüketiminin önemi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada Adana ili kentsel alanda yaşayan tüketicilerin organik tarım ürünleri tüketim yapısı ve tüketim eğilimleri incelenmiştir. Araştırma kapsamında veriler 451 kişi ile yapılan tüketici anketleri aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma alanındaki tüketiciler organik ürün tüketicisi olan ve olmayanlar olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Her iki gruba da anketler uygulanarak veriler toplanmıştır. Çalışmada elde edilen verilere çapraz tablolar, ki-kare analizi, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü ANOVA/Post Hoc Tukey testleri uygulanarak analizler yapılmış, sonuç ve öneriler oluşturulmuştur. Ayrıca Adana ili kentsel alandaki organik tarım ürünleri pazarının GZFT analizi yapılarak organik tarım ürünleri tüketimi ve pazarlamasının güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditler ortaya konmuştur.Elde edilen araştırma sonuçlarına göre bireylerin organik ürün tüketme ve tüketmeme nedenleri ortaya konulmuş ve gelecekte organik ürün tüketimine olumlu bakıp bakmadıkları belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda organik ürün tüketicilerinin toplam aylık gelir durumları, öğrenim seviyeleri, aylık gıda harcama tutarları ve medeni durumlarının organik ürün tüketimleri üzerine etkili olduğu belirlenmiştir. Organik ürün tüketmeyenlerin yarısından fazlası ise organik ürün fiyatlarının düşmesi, kolay bulunması ve organik ürün ile ilgili bilgi seviyelerinin artması durumunda, gelecekte organik ürün satın alma konusunda olumlu düşündüklerini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Organik Gıda, Organik Ürün, Pazarlama, Tüketim, Tüketici Eğilimleri
Nevşehir ili organik çilek yetiştiriciliğinde kullanılabilecek farklı gübre ve malç materyallerinin verim ve kalite özellikleri üzerine etkileri
Bu çalışmada Nevşehir ilinde, Ekoflora, Mog, Bio-One, Ferbanat L ve Bioplasma gübreleri ile siyah plastik, tekstil ve talaş malçlarının organik çilek yetiştiriciliği sisteminde Monterey, Albion, Aromas, Camarosa ve Sweet Charlie çilek çeşitlerinin fenolojik ve morfolojik özelliklerine, verim, kalite, bitki besin elementi alımı ve antioksidan özelliklerine etkisi belirlenmiştir. Araştırma 2011-2012 ve 2012-2013 yetiştirme sezonunda yürütülmüş ve çilek fideleri Mayıs ayının üçüncü haftasında dikilmiştir. Araştırma bulgularına göre, bitki başına toplam verimler bakımından her iki yılda da çeşitler ve uygulamaların ortalama değerleri arasında istatistiksel anlamda farklılık bulunmuştur. En yüksek değerler birinci deneme yılında çeşitlerden Monterey'de (700 g/bitki), malçlardan tekstil malçında (466 g/bitki) ve gübrelerden Bioplasma'da (469 g/bitki), ikinci deneme yılında ise Albion'da (740 g/bitki), tekstil malçında (507 g/bitki) ve Bioplasma'da (512 g/bitki) belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, Monterey ve Albion çeşitleri meyve ağırlığı, meyve eni, SÇKM ve meyve sertliği bakımından, Bioplasma ve Bio-one gübreleri meyve eni ve meyve ağırlığı, Mog gübresi ise meyve sertliği bakımından diğer çeşit ve uygulamalara göre daha avantajlı bulunmuştur. Camarosa çeşidi askorbik asit, bitki boyu, bitki eni, kök uzunluğu ve yaprak sayısı, antioksidan kapasitesi ve toplam fenolik madde içeriği bakımından diğer çeşitlere göre daha başarılı sonuçlar vermiştir. Malç uygulamalarından tekstil malç uygulamasından, meyve eni, askorbik asit, bitki boyu, bitki eni, yaprak sayısı, kök uzunluğu ölçümlerinde yüksek değerler elde edilmiştir. Talaş malç ise meyve sertliği, toplam fenolik madde ve duyusal analiz parametreleri bakımından diğer uygulamalara göre daha üstün bulunmuştur.
Türkiye'nin organik ürün dış satımının incelenmesi ve Manisa ili organik çekirdeksiz kuru üzüm örneği
Bu çalışmada organik çekirdeksiz kuru üzümün geleceğinin ve sürdürülebilirliğinin Manisa ilindeki üreticiler ve ihracatçılar açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya öncelikle organik tarıma yönelik genel bakış ile ilgili bilgi vererek başlanmış olup daha sonra dünyada, Türkiye'de ve Manisa ilinde organik çekirdeksiz kuru üzümün üretildiği alanı, ihracat hacmi ve gelecekteki yeri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Tespit ve değerlendirmeler yapılırken çeşitli makaleler, tezler, dergi ve gazeteler kaynak olarak kullanılmış ve ulusal ve uluslararası tarım kurumlarının verileri aracılığıyla organik ve konvansiyonel çekirdeksiz kuru üzüm üretim ve ihracatına dair veriler toplanarak genel bir değerlendirme ortaya çıkarılmıştır. Araştırmada Manisa ilindeki 33 adet organik çekirdeksiz kuru üzüm üreticisi ve 3 adet ihracatçı firmaya yönelik anket çalışması gerçekleştirilmiş olup, anket verilerine SPSS programı kullanılarak istatiksel testler uygulanmış ve hipotezler oluşturulmuştur. Elde edilen veriler sonucunda organik çekirdeksiz kuru üzümün gelecek vaat etmediği, çiftçilerin gerekli devlet desteği göremedikleri, mahsulün bedelinin temininde gecikmeler yaşadıkları, organik çekirdeksiz kuru üzümün konvansiyonel çekirdeksiz kuru üzümden fiyat açısından çok da farklı olmadığı, birçok çiftçinin organik üretici sertifikasını iptal ettiği ve etme aşamasında olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonunda tüm bu durumlara çözüm sunabilmek adına değerlendirmeler yapılmış ve öneriler ortaya konmuştur.
Uzun süreli organik ve mineral gübrelemenin toprak hava iletkenliği ve bazı fiziksel özelliklere etkisi
Bu tez çalışmasında, Çukurova koşullarında yılda iki ürün yetiştirilen uzun süreli (1996-2020) bir deneme arazisinde 5 farklı organik ve inorganik gübreleme uygulamasının toprak hava iletkenliği ve fiziksel özelliklerine etkileri araştırılmıştır. Bu denemede yer alan gübreleme uygulamaları; kontrol, mineral gübre, ahır gübresi, kompost ve mikoriza aşılanmış komposttur. Toplam 15 parselde 0-15 ve 15-30 cm derinliklerde organik madde, hacim ağırlığı, hidrolik iletkenlik, su tutma kapasitesi, gözeneklilik, agregat stabilitesi ve hava iletkenliği belirlenmiştir. Yapılan analizler doğrultusunda organik madde oranı ahır gübresi uygulamasında her iki derinlikte de artış göstermiştir. Hacim ağırlığı ölçümü bütün gübreleme uygulamalarında 0-15 cm'de birbirine yakın sonuçlar verirken 15-30 cm derinlikte mineral gübre, kontrol ve mikoriza aşılanmış kompost uygulamaları ön plana çıkmıştır. Agregat stabilitesi ölçümünde ise her iki derinlikte de ahır gübresi uygulaması % 34 artış göstererek ön plana çıkmıştır. Toplam gözeneklilikte yüzey toprağında birbirine yakın değerler elde edilmiştir. Buna karşılık mikro gözenlilik ve makro gözeneklilik farklılık göstermiştir. Mikro gözeneklilik için yapılan analizde ahır gübresi ön plana çıkarken makro gözeneklilikte mineral gübre ve mikoriza aşılanmış kompost uygulamaları daha iyi sonuçlar vermiştir. Yüzey altı toprağında ise toplam gözeneklilik ve makro gözeneklilikte ahır gübresi uygulaması artış gösterirken mikro gözenklilikte değerler birbirine yakın sonuçlar vererek önemli bulunmamıştır. Tarla kapasitesi, solma noktası ve yarayışlı suyun hacimsel olarak ölçüldüğü analizlerde 0-15 cm'de ahır gübresi uygulaması artış göstererek önemli bulunurken 15-30 cm'de değerler birbirine yakın çıkmış ve önemli bulunmamıştır. En yüksek doygun hidrolik iletkenlik değeri 0-15 cm'de kompost ve ahır gübresi uygulamasında 0,50 cm.sa¹ ve 0,47 cm.sa¹ olarak kaydedilmiştir. 15-30 cm'de ise birbirine yakın değerler belirlenmiştir. Tezin amacı olan hava iletkenliği ölçümlerinde ise yüzey toprağında kompost uygulaması istatiksel olarak önemli bulunmuşve bu uygulamayı ahır gübresi uygulaması takip etmiştir. Yüzey altında ise kompost ve ahır gübresi uygulaması birbirine çok yakın değerler göstermiştir. Çalışma sonuçları toprağın fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesi yönünde toprağa inorganik uygulamalar yerine ahır gübresi ve kompost gibi organik yapılı gübrelerin tercih edilebileceğini göstermiştir.
Organik süt ve süt ürünlerinde aflatoksin M1 varlığının araştırılması
Organik süt ve süt ürünlerinde aflatoksin M1 varlığının araştırılması adlı bu çalışmada, Türkiye'deki organik marketlerden temin ettiğimiz UHT organik süt (44 adet), organik tereyağı (32 adet), organik peynir (91 adet) ve organik yoğurt (26 adet) olmak üzere toplam 193 adet organik ürünün aflatoksin M1 (AFM1) analizi yapılmıştır. Örneklerin analizinde ELİSA metodu kullanılmıştır. Ayrıca örneklerde maya ve küf sayımları da yapılmıştır.Çalışmamız, organik süt ürünlerinde AFM1 aranması konusunda Türkiye'de yapılan ilk çalışmadır. Analiz sonuçlarına göre, 42 (% 95,4) UHT süt (Ortalama: 60,376 ng/kg; Aralık: 0,3-78,3 ng/kg), 39 (% 42,8) peynir (Ortalama: 136,843 ng/kg; Aralık: 8,5- 486,6 ng/kg) ve 26 (% 100) yoğurt (Ortalama: 238,038; Aralık 143-269 ng/kg) örneğinde AFM1 tespit edilmiştir. Tereyağı örneklerinde ise AFM1 tespit edilmemiştir. Türk Gıda Kodeksi'nde AFM1 için belirtilen limiti aşan örnek sayıları ise peynirde 7 (% 7,6), UHT sütte 39 (% 88,6) ve yoğurtta 26 (% 100) olarak bulunmuştur. Analiz sonuçları organik süt ürünlerinde, özellikle yoğurt ve UHT süt ürünlerinde AFM1 seviyelerinin tüketiciler için potansiyel bir risk taşıdığını göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Organik süt, peynir, yoğurt, tereyağı, Aflatoksin M1.
Organik tarım ve gıda piyasaları üzerine sosyolojik bir araştırma
Nüfusun giderek artması ve üretilen besin maddelerinin artan nüfusun beslenme ihtiyacını karşılayamaması sonucu küresel şirketler tarafından GDO'lu ürünler üretilmeye başlanmıştır. Ancak kısa sürede daha çok ürün elde etmeye dayalı olan bu sistem beslenme konusunda çözüm üretmiş fakat toprağı ve insanları kendilerine bağımlı hale getirmiştir. Eğitim seviyesinin yükselmesi ile birlikte GDO'lu ürünlerin insan sağlığına zararları konusunda bilinçlenme artmakta böylece organik ürünlere yönelmede artış yaşanmaktadır. Bu çalışmada toplumu organik tarıma götüren süreçler üzerinde durulmuş ve toplumu doğal ürün kullanmaya yönelten etmenler açıklanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda küreselleşmenin etkisi ile ortaya çıkan organik tarım piyasasının toplumdaki yeri incelenmiş organik tarım ve organik gıda piyasalarının konumu üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarım,organik tarım, organik tarım toplumu, GDO, GDO ve toplum
Öğretmenlerin organik gıdaları tercih etme durumlarının saptanması
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin organik gıda tüketimleri konusunda bilgilerinin, tüketip tüketmeme nedenlerinin, tercihinde göz önünde bulundurdukları özelliklerin yerleşim yeri, cinsiyet ve medeni durum açısından incelenmesidir.Araştırma, Trabzon'un Maçka ve İzmir'in Konak ilçesindeki okullarda yürütülmüş ve tarama modeli kullanılarak araştırmaya konu olan öğretmen kendi koşulları içinde var olduğu gibi tanımlanmaya çalışılmıştır. Çalışma, Tesadüfi Örnekleme Yöntemiyle seçilen, Trabzon Maçka'dan 112, İzmir Konak'tan 88 olmak üzere toplam 200 öğretmen üzerinde yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmış ve öğretmenlerin organik gıdalara ilişkin düşüncelerinin belirlenmesinde frekans (f) ve yüzde (%) alınmıştır. Bununla birlikte öğretmenlerin organik gıdaları tercih etme durumları bazı kişisel özellikleri açısından incelenerek farkın belirlenmesinde tek yönlü varyans analizi (F testi) ve t-testi kullanılmıştır.Bulgular, araştırmaya katılan öğretmenlerin genel olarak organik gıdaları tercih ettiklerini, tercih etme nedenlerinin başında ise sağlıklı ve besin değerinin daha yüksek olduğunu düşündüklerini göstermektedir. Organik gıdaların tüketiciler tarafından tercih edilememesinin en önemli nedeni ise pahalı olduğunu düşünmeleri olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yarıdan fazlası organik gıdalarla ilgili bilgilerini yeterli görmemektedir ve bu konudaki bilgilerini daha çok internet ve televizyondan edindiğini belirtmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamına yakını tarım ürünlerinin üretiminde kullanılan kimyasalların kansere neden olabileceğini düşünmeleri araştırmanın diğer önemli bulgularındandır. Bu bulgular ışığında, bireylerin organik gıdalar konusunda bilinçlenmesine yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Organik gıda, organik tarım, tercih etme.
Konvansiyonel ve organik penye pamuk ipliklerinin fiziksel özelliklerinin incelenmesi
Araştırmada organik pamuk ipliklerinin fiziksel özellikleri hakkında yeterli bilgi olmaması problem olarak görülmüş, bu nedenle konvansiyonel ve organik penye pamuk ipliklerin düzgünsüzlük, tüylülük, mukavemet ve elastikiyet özelliklerinin tespit edilmesi ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın evreni konvansiyonel ve organik penye pamuk iplikleridir. Örneklem olarak araştırma kapsamına Eren Tekstil San. Tic. A.Ş. işletmesinde mümkün olduğu ölçüde eşit üretim şartlarında üretilen konvansiyonel (Yunan) ve organik (Nazilli) Ne 20/1, Ne 24/1, Ne 30/1 ve Ne 40/1 penye pamuk iplikleri alınmıştır. Üretilen ipliklerin düzgünsüzlük ve tüylülüğü Uster Tester 3, mukavemet ve elastikiyeti Uster Tenso Rapid cihazında test edilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen verilerin, ortalama değerleri ve t-testi sonuçları SPSS istatistik programında alınmış, bulgular 0,01 ve 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda organik penye pamuk ipliklerinin düzgünsüzlük ve tüylülük değerlerinin tüm numaralarda, mukavemet değerlerinin Ne 20/1, Ne 24/1 ve Ne 30/1 ipliklerde yüksek olduğu, elastikiyet değerlerinin ise tüm numaralarda konvansiyonel penye pamuk ipliklerinden düşük olduğu tespit edilmiştir.
Avrupa Birliği'ne katılım sürecinin Türkiye'nin tarım politikalarına olası etkileri ve organik tarımın stratejik önemi
Tarım sektörleri reform sürecinde olan ülkeler için, alternatif politikalar ve bu politikaların başarı şansı, ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve toplumsal dengesinin korunması için hayati önem taşımaktadır. Bu bağlamda, AB Ortak Tarım Politikası'na uyum sağlamaya çalışan ve bu süreçte sosyo-ekonomik açıdan önemli sorunlarla karşılaşması beklenen Türkiye'nin, organik tarım konusunda atacağı adımlar daha da önem kazanmaktadır. Türkiye açısından organik tarım, doğal kaynaklarının uygunluğu, iklimsel avantajlar, emek-yoğun üretim şekli, yaratılan katma değer, ihracat fırsatları gibi pek çok açıdan anlamlı ve çekicilik arz eden, stratejik anlamda önemli bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerek üretim düzeyi, gerek dünya ticaretinden aldığı pay anlamında, Türkiye'nin bugünkü pozisyonuna bakarak, potansiyelini yansıtan bir noktada olmadığını söylemek mümkündür.Bu çalışmada, dünyada bu alanda öncü olan ülkelerin uyguladıkları politikalara bakıldığı zaman, Türkiye'nin, finansal desteklemeler, iç pazarın gelişimi, ihracatın artırılması, araştırma-geliştirme gibi dolaylı ve dolaysız ilgili pek çok alanda atması gereken çeşitli adımlar tartışılmıştır.
Organik ve konvansiyonel yetiştiriciliğin böğürtlen meyvelerinin fiziko-kimyasal özellikleri üzerine etkileri
Bu çalışmada, organik ve konvansiyonel tarım yöntemleriyle üretilen Jumbo böğürtlen çeşidinin bitki ve meyve kalite özellikleri ile fiziko-kimyasal içerikleri yetiştirme modeli bakımından karşılaştırılmış ve farklılıkların tespitine çalışılmıştır. Çalışmada sürgün uzunluğu, sürgün kalınlığı ve sürgün sayısı gibi bitki özelliklerinin yanı sıra meyve özellikleri ile sçkm, pH ve titre edilir asitlik, organik asit içerikleri, C vitamini ve fenolik bileşik içerikleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; bitki özellikleri bakımından konvansiyonel ve organik üretim yöntemleri arasında istatistiksel olarak fark bulunmamıştır (P<0,05). Bunun yanında meyve özellikleri bakımından yine konvansiyonel yetiştiricilik daha yüksek değerler vermiştir. Organik tarım yöntemleriyle üretilen böğürtlen meyvelerinin organik asit içerikleri konvansiyonel üretime göre daha yüksek bulunmakla birlikte en yüksek değerdeki ana organik asit 6,92 g/kg ile sitrik asit olmuştur. Aynı şekilde C vitamini içeriği de 41,66 g/kg ile organik yetiştiricilikte elde edilen böğürtlen meyvelerinde daha yüksek ölçülmüştür. Fenolik bileşiklerden protokateşuik asit, kateşin ve vanilik asit içerikleri (sırasıyla 4,45 mg/100g, 216,99 mg/100g ve 0,86 mg/100g) konvansiyonel üretimle elde edilen meyvelerde daha yüksek bulunmuşken bunlar dışındaki fenolik bileşik içerikleri organik tarım yöntemiyle üretilen böğürtlen meyvelerinde daha yüksek bulunmuştur (P<0,05). İstatistiksel anlamda bazı veriler açısından, konvansiyonel ve organik yetiştiricilik arasındaki farklılıklar önemsiz çıksa da organik yetiştiricilik yöntemleri ile üretilen böğürtlen meyvelerinin hem taze tüketim açısından hem fonksiyonel ürün olarak değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) genotiplerinin organik tarıma uygunluğunun agronomik ve moleküler düzeyde belirlenmesi
Bu çalışmada yağışa dayalı organik tarım koşullarında çok sayıdaki ekmeklik buğday genotipinin morfolojik, fizyolojik, verim ve kalite özellikleri yönünden değerlendirilerek organik yetiştiriciliğe uygunluğunun belirlenmesi ve organik ıslahta anaç olma potansiyellerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Ayrıca bu amaçlara uygun olarak seçilen genotipler moleküler seviyede incelenmiş ve azot kullanım etkinliği ile ilgili gen ifade seviyelerinin kullanılabilirliği değerlendirilmiştir. Çalışma 2019-2020 ve 2020-2021 yetiştirme döneminde Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanı'nda iki yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırmanın birinci yılında Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinin bazı illerinden toplanmış olan 68 adet yerel çeşit, 63 adet tescilli ticari çeşit ve Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünde geliştirilen 26 adet ileri hatlardan oluşan toplam 157 adet ekmeklik buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci yılında birinci yılın sonuçlarına göre seçilen 30 genotip tesadüf blokları deneme desenine göre incelenmiştir. Çalışmanın ikinci yılının sonunda organik tarım koşullarında iyi ve kötü performanslı olarak 12 genotip belirlenmiştir. Bu genotiplerde organik koşullara uyumda büyük öneme sahip olan azot kullanım etkinliği ile ilgili genlerin etkinliğini değerlendirmek amacıyla qRT-PCR analizi yapılmıştır. İncelenen özelliklerin organik koşullarda genel olarak konvansiyonele oranla düşük olduğu, ancak hastalık ve yatma gibi verim kaybına neden olan parametrelerde düşük skorların elde edildiği belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci yılında sınırlı azotlu gübrelemenin yanında yaşanan yağış eksikliği nedeniyle organik tarım koşullarında elde edilen değerler olumsuz etkilenmiştir. qRT-PCR analizi sonuçlarına göre ekmeklik buğday genotiplerinde nitrat taşıyıcı gen ailesinden olan TANRT2.1 geninin en yüksek ifade seviyesine sahip olduğu ve Alada genotipinin organik koşullarda azot kullanım etkinliği bakımından ön plana çıktığı belirlenmiştir. Ayrıca araştırmanın ikinci yılının sonunda Alada, Aşure, Karacadağ-98 ve 6DZT-03-01 genotiplerin organik tarıma uygunluk yönünden ön plana çıktığı gözlemlenmiştir. Organik tarım koşullarında yüksek verimli genotip seçiminde erken başaklanma, yüksek NDVI değeri, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı ve başakta tane ağırlığı özelliklerinin önemli olduğu saptanmıştır.
Organik, düşük gübre girdili ve konvansiyonel koşullarda makarnalık buğday (Triticum durum L.) genotiplerinin morfolojik, fizyolojik ve moleküler karakterizasyonu
Çalışma, 2019-2020 ve 2020-2021 yetiştirme mevsiminde Diyarbakır ili Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünün organik ve konvansiyonel tarım için ayrılan deneme alanlarında yağışa dayalı koşullarda yürütülmüştür. Çalışmanın amacı, kullanılan çeşit ve hatların organik ve düşük gübre girdili tarıma uygunluğunun belirlenmesi, farklı tarım sistemlerinde (organik, düşük gübre girdili ve konvansiyonel) yüksek ve düşük performanslı genotiplerde azot kullanım etkinliği ile ilgili gen ifadelerinin tespit edilmesidir. Çalışmanın birinci yılında materyal olarak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinin bazı illerinden (Diyarbakır, Adıyaman, Elazığ, Bingöl, Şanlıurfa, Mardin, Siirt ve Şırnak) toplanmış olan 125 adet yerel makarnalık buğday, 32 adet tescilli ticari çeşit, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünde ıslah edilmiş 35 adet ileri hat olmak üzere toplam 192 adet makarnalık buğday genotipi kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci yılında ise birinci yılın sonunda 3 farklı yetiştirme koşulu (organik, düşük gübre girdili ve konvansiyonel) için ayrı ayrı seçilen 30 genotip 3 ayrı deneme halinde Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 4 tekerrürlü olarak denenmiştir. Analiz sonuçlarına göre genotipler özellikle verim bakımından organik ve düşük gübre girdili koşullarda, konvansiyonel koşullara nazaran kuraklıktan daha az etkilenmişlerdir. Genotipler farklı tarım sistemlerinde farklı genlere değişen oranlarda tepkiler vermişlerdir. Çalışmada düşük gübre girdili koşullarda yetiştirilen genotiplerin AMT2.1 gen seviyeleri organik koşullara kıyasla daha yüksek, konvansiyonel koşullardan daha düşük bulunmuştur. Buna karşın düşük gübre girdili koşullarda yetişen genotipler diğer iki koşula kıyasla daha yüksek NPF6.3 ekspresyon değerlerine sahip olmuştur. Ayrıca genotiplere ait TaNRT2.1 geninin ekspresyon seviyeleri diğer incelenen genlere kıyasla her üç tarım sisteminde de yüksek seyretmiştir. Diyarbakır koşullarında iki yıllık çalışma sonunda ve incelenen özellikler neticesinde organik tarım sistemi için SYM-1, AYM-3 ve MYM-8; düşük gübre girdili tarım sistemi için YM-16, DYM-6 ve Sena; konvansiyonel tarım sistemi için AYM-6, UYM-2 ve DYM-27 genotipleri çalışmada yer alan diğer genotiplere nazaran uygun çeşit adayları olarak ön plana çıkmışlardır.
İstanbul'da ekolojik gıda savunucularının üretim pratikleri, tüketim ve gündelik yaşam alışkanlıkları üzerine bir araştırma
Bu tez, kent yaşamındaki organik, sürdürülebilir, doğal, temiz gıdaya ulaşma çabasında olan bireylerin üretim, tüketim ve gündelik hayat alışkanlıklarını sosyolojik bir bakış açısıyla tartışmaktadır. Tezde, ekolojik gıda savunucularının beslenme tercihleri, yaşam tarzları bağlamında değerlenmiştir. Söz konusu bireylerin, İstanbul'da alternatif yollar bularak gıdaya ulaşmaları, kır ile kurdukları bağlar ve bu arayışlarda ortaya çıkan toplumsal ilişkiler tezde tartışılmıştır. Bu çalışmaya kaynaklık eden veri derinlemesine ve ayrıntılı veri elde etmek amacıyla niteliksel yöntem ile derlenmiştir. Araştırma, İstanbul'da ikamet eden, çalışan veya emekli olan, doğal ve organik beslenen, üretim ve tüketim yapan, sosyal girişimci olan, alternatif ürünler üreten, bir ölçüde kır ile bağlantısı olan yirmi dört yaş üstü on iki kadın ve üç erkek ile derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak yapılmıştır. Çalışma, yirmi dört yaş ile yetmiş yaş aralığında olan on beş katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşme tekniği ile yapıla bu görüşmeler tezde üç bölümde tartışılmıştır. Sonuçta ekolojik gıda savunucularının günlük yaşam pratiklerine bakıldığında, gıdanın, üretim aşamasından atık haline gelmesine değin geçen süre boyunca bu kişilerin hayatlarında önemli bir yerde olduğu görülmüştür. Katılımcıların kent içerisinde ekolojik, sürdürülebilir, temiz gıdaya ulaşmaya çalışırken kır ile yeni ilişki biçimleri geliştirdikleri ortaya çıkmıştır. Son olarak, katılımcıların üretim ve tüketim ikiliğinin ötesinde türetim olarak adlandırılan gündelik faaliyetleri gerçekleştirdikleri görülmüştür.
Aydın ili zeytin alanlarında zeytin sineği (Bactrocera oleae Gmel.) (Diptera:Tephritidae)'nin populasyon dalgalanmaları, parazitoitleri ve organik zeytin yetiştiriciliği ile uyumlu savaş yöntemleri üzerinde çalışmalar
Bu çalışmada Aydın ili zeytin alanlarında Zeytin sineği (Bactrocera oleae Gmel.) (Diptera: Tephritidae)' nin ortaya çıkış zamanı ve populasyon dalgalanmaları ile parazitoitlerinin belirlenmesi ve ayrıca Zeytin sineğine karşı organik zeytin yetiştiriciliğinde kullanılabilecek mücadele yöntemlerinin etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.Yapılan populasyon takibi çalışmaları sonucunda Aydın ili genelinde tüm örnekleme alanlarında Zeytin sineği populasyonu çok düşük düzeylerde seyretmiştir. Ancak, 2009 yılı çalışmalarında Umurlu'da Zeytin sineği populasyonu diğer yıl ve yerlere göre biraz daha yüksek çıkmış ve 30.10.2009 tarihindeki sayımlarda tuzaklardan birinde 307 birey/tuzak olarak saptanmıştır.Zeytin sineğinin parazitoiti olarak sadece 2 birey (Chalcidoidea) elde edilmiştir. Bu sonuç, Aydın ili zeytin alanlarında çok düşük bir parazitlenmenin olduğunu göstermektedir.Farklı cezbedicilerden diamonyum fosfat (DAP), amonyum bikarbonat, amonyum sülfat, amonyum asetat, nu-lure ve feromon denenmiştir. Bunlardan, diamonyum fosfatın (DAP) %2' lik konsantrasyonu en etkili bulunmuştur. Bu tuzakların, kitlesel tuzaklamada % vuruk oranını her zaman Ekonomik Zarar Seviyesinin altında tuttuğu görülmüştür.Bunun yanı sıra zararlıya karşı mücadelede kaolin, spinosad ve bakır hidroksitin etkileri araştırılmış ve yapılan denemeler sonuncunda sentetik pestisitlere alternatif olarak kaolin ve spinosad oldukça etkili bulunmuştur.
Aydın ili kiraz üretim alanlarında kiraz sineği (Rhagoletis cerasi L.) (Diptera:Tephritidae)' nin çıkış zamanı, popülasyon takibi ve farklı tip tuzakların yakalama etkinliği
Bu tez çalışmasında, Kiraz sineği (Rhagoletis cerasi L.)' nin Aydın ilinde Kirazlı (Kuşadası), Başçayır (Köşk) ve Aşağı Yakacık (Nazilli)' de kiraz bahçelerinde ortaya çıkış zamanının saptanması ve popülasyon değişimin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, farklı cezbediciler içeren tuzakların etkinlikleri belirlenmiştir. Çalışmalar 2013 ve 2014 yıllarında, üretim mevsimi boyunca herbirinde en az 50 adet Ziraat 900 kiraz çeşidi kiraz ağacı bulunan bahçelerde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma ile ilgili denemeler kurulmadan önce, 2012 yılında bir ön çalışma yapılmıştır. Bu ön çalışmada deneme kurulacak bahçelerde sadece popülasyon çıkışı izlenmiş ve denemeler için zararlının bahçelerdeki varlığı saptanmıştır. Asıl çalışmalar 2013 ve 2014 yıllarında kiraz üretim sezonu boyunca tuzaklar kullanılarak popülasyon çıkış tarihi ve popülasyon değişimi için tuzak sayımları yapılmış ve çeşitli tip kitlesel tuzaklar birbirleriyle kıyaslanmıştır. Buna göre tuzaklarda ilk erginler genelde mayıs ayı ortasına doğru, meyveye ben düşme ve meyve saman sarısı renkte iken görülmektedir. Çalışmalarda kullanılan Rebel + amonyum asetat tuzu içeren ruhsatlı tuzaklarda toplam 57 Kiraz sineği yakalanırken, tarafımızca hazırlanan amonyum asetat+ sarı renk şişe tipi tuzaklarda 82 adet Kiraz sineği yakalanmış ve bu tuzaklar daha etkili bulunmuştur. Ayrıca amonyum asetat+ sarı renk şişe tipi tuzağın çevresel faktörlerden ve iklimsel koşullardan, Rebel tipi tuzağa göre daha az etkilendiği gözlemlenmiştir. Çalışmanın yapıldığı köyler arasında popülasyon süresi, popülasyon düzeyi bakımından farklılıklar görülmüş ve iklim ve mevsimsel değişikliklerin bunun bir nedeni olduğu düşünülmüştür. Öte yandan Kitlesel Tuzaklama yönteminin denemelerde gerçekleştirilen tuzaklama çalışmalarının zararlı ile mücadelede önemli bir potansiyeli olduğu ortaya konulmuştur. Tuzaklamanın üretici tarafından pratikte kolaylıkla uygulanabildiği ve Kitlesel Tuzaklama ile Kiraz sineği mücadelesinin başarı potansiyelinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Caulerpa racemosa var. cylindracea'den sıvı alg gübre eldesi ve bazı ticari öneme sahip tohumlar üzerine biyokimyasal etkileri
Bu çalışma, Eylül ve Mart aylarında toplanan Caulerpa racemosa var. cylindracea'den (Sonder) Verlaque, Huisman, et Boudouresque (Caulerpales, Chlorophyta) elde edilen sıvı alg gübresinin, farklı konsantrasyonlarında yetiştirilen börülce, fasulye, mısır ve pirinç tohumlarının büyüme parametrelerine ve antioksidan enzim aktivitelerine olan etkisini içermektedir.1991'den bu yana Akdeniz'de yayılımcı özelliğini sürdürmesinden dolayı Caulerpa racemosa var. cylindracea biyolojik kirliliğe neden olmaktadır. Bu çalışma, Ege kıyılarında yayılım etkisi gösteren Caulerpa racemosa var. cylindracea biyokütlesinden elde edilen özütlerin alg gübresi olarak değerlendirilerek organik tarımda alternatif bir yöntem sağlamayı amaçlamıştır.Eylül ayında toplanarak elde edilen sıvı alg gübresinin farklı konsantrasyonlarda yetiştirilmiş börülce tohumlarının kök ve gövde uzunluğunda artış gözlenmiştir. Özütte bekletilerek yetiştirilen börülce tohumlarında artan katalaz (CAT), askorbat peroksidaz (APX), alfa amilaz aktiviteleri ve klorofil-a,b düzeyleri gözlenmiştir.Buna karşın mart ayında toplanarak elde edilen sıvı alg gübresi börülce tohumlarında olumsuz etki göstermiştir. Mart ayı deney grubuyla karşılaştırıldığında, mısır tohumlarının suda bekletilip eylül ayı sıvı gübresiyle yetiştirilmesi daha pozitif sonuçlar göstermiştir. Eylül dönemi sıvı alg gübresinin fasulye gövdelerinde antioksidan enzim aktivitelerinin artmasına ve bununla beraber malondialdehid (MDA) değerlerinin azalmasına neden olduğu gözlenmiştir (p<0.05). Bu olumlu sonuçların ışığı altında, Caulerpa racemosa var. cylindracea'den elde edilen sıvı alg gübresinin organik tarımda alternatif bir ürün olarak kullanılabilirliği önerilmektedir.
Azotobakter ve farklı dozlarda koyun gübresi uygulamalarının sater (Satureja hortensis L.)'in verim ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Bu araştırmada 2023 yılı vejetasyon döneminde Yalova Tohum Şirketi'nden (Yalova, Türkiye) temin edilen sater (Satureja hortensis L.) bitkisinin tohumları kullanılmıştır. Bu çalışma farklı dozlarda koyun gübresi (1125 kg/da ve 2250 kg/da) ve biyogübre (azotobakter) uygulamalarının sater bitkisinin morfoloji, verim ve bazı kalite kriterleri etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde bulunan iklim odasında (27 °C - %65 nem) saksılara ekilen tohumlardan fide elde edilmiş ve elde edilen fideler (5-6 yapraklı, yaklaşık 10 cm) Mayıs 2023'te Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanına dikilmiştir. Araştırma sonuçları, 1125 kg/da koyun gübresi ile yapılan uygulamanın en yüksek toplam kuru herba verimini (3,18 t/ha) ortaya koyduğunu göstermiştir. İnorganik gübre uygulamasının en yüksek uçucu yağ içeriğine (%1,43) ve γ-terpinen (%10,38), simol (%5,90) ve α-bisabolen (%5,28) değerlerine sahip olduğu görülmüştür. En yüksek DPPH aktivitesi (%60,86) ve FRAP değeri (69,64 mg TE/g DW) azotobakter + 2250 kg/da koyun gübresi uygulamasında gözlenirken, en yüksek toplam fenolik içerik (96,87 mg GAE/g DW) ve toplam flavonoid içeriği (45,97 mg QE/g DW) 1125 kg/da koyun gübresi dozları + azotobakter kombinasyon uygulamasından elde edilmiştir. Sonuç olarak, herba verimi, biyolojik aktivite ve uçucu yağ bileşenleri açısından maksimum değerleri elde etmek için azotobakter uygulamasının uygun koyun gübresi oranlarıyla birlikte kullanılabileceğini göstermiştir.
Organik tarım ürünlerinde fiyatlandırma politikaları: Eskişehir ilinde bir uygulama
Yurt içi ve yurt dışı rekabet hızının oldukça artmasıyla işletmeler, ellerindeki kaynaklardan en üst düzeyde verim alacak şekilde kullanmaya başlamışlardır. İşletmeler açısından rekabet için en önemli faktör fiyattır. İşletmeler, kâr etmek amaçlı olarak, dış çevreye karşı kullandıkları ve bir rekabet aracı olan fiyat faktörünü iyi bir şekilde kullandıkları takdirde büyük kazançlar sağlamaktadır. Burada karşımıza fiyatlandırma politikaları gelmektedir. Bir işletmenin fiyat unsurunu iyi bir şekilde kullanabilmesi, kendisine ve içinde bulunduğu yurt içi ve yurt dışı piyasaya en uygun fiyatlandırma politikasını seçmesine bağlıdır.Son günlerde her bir toplumun hızla bilinçlenmesi söz konusudur. Toplumlarda oluşan bu bilinçlenme olgusu, insanları daha sağlıklı yaşama, besin maddelerine karşı daha duyarlı olma alışkanlığını da beraberinde getirmiştir. Bu noktada ise karşımıza organik tarım ürünleri çıkmaktadır. Organik tarım ürünleri sağlık konusunda, birçok tarım ürünlerini geride bırakmıştır. Yalnız bu ürünün bazı noktalarda diğer tarım ürünleri ile rekabet edememe durumu ortaya konulan bir gerçektir. Bu noktaların en başında ve en önemlisi olarak maliyetlerine bağlı olarak fiyatlarının yüksek oluşu gelmektedir.Yapılan bu çalışmada yukarıda bahsedilen organik ürünlerde uygulanabilecek fiyatlandırma politikaları ele alınmıştır. Fiyatın, organik tarım ürünleri üzerinde rolü incelenmiş, konu ile ilgili olarak fiyatlandırma politikalarının neler olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışma, organik tarım ürünlerinin fiyatlandırılmasında yapılabilecek çalışmalara basamak niteliğindedir. Literatürde bu konu üzerinde çok az sayıda çalışma yapılmıştır. Bu nedenle hazırlanan bu tez, bu alanla ilgili önemli bir kaynak niteliğindedir.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde organik tarım kavramı ve organik tarım sistemi üzerinde durulmuştur. Organik tarım ile konvansiyonel tarım karşılaştırılarak birbirinden ayrıldığı noktalar incelenmiştir. İkinci bölümde; fiyat, fiyatlandırma politikaları, ihracatta fiyatlandırma geniş bir açıdan ele alınmıştır. Ayrıca, organik tarım ürünlerindeki fiyatlandırma politikalarına değinilerek, konu ile ilgili ayrıntılı bilgiler verilmiştir.Üçüncü ve son bölümde ise teoride var olan organik tarım ürünleri fiyatlandırma politikaları ile uygulamadaki organik tarım ürünleri fiyatlandır politikalarının ne kadar örtüştüğü nitel bir analiz yapılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Uygulamadaki fiyatlandırma politikalarının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi açısından uygulamadaki araştırmada üç bölümde ele alınmıştır. İlk olarak bu tarım sisteminin düzenleyicisi olan üst kurumlarla görüşme yapılarak konu ile ilgili olarak tutumları ortaya konulmuştur. İkinci olarak organik tarım ürünü yetiştiren ve pazara sunan çiftçi ile görüşme yapılmıştır. Son olarak bu ürünü kullanan tüketicilerle görüşme yapılarak bilgiler elde edilmiştir. Çalışmada durum ve içerik analizi yapılarak veriler toplanmıştır. Bu doğrultuda elde edilen bulgular analiz edilerek değerlendirilmiştir.