Mobile learning
69 theses under this subject heading
تصميم تطبيق في الهاتف المحمول لتنمية المفردات اللغوية للدارسين الناطقين بغير العربية
The aim of this study is to facilitate learning and enhancing arabic vocabulary for non-Arabic learners through a mobile application. The study follows a descriptive approach in describing the arabic vocabulary applications, defining criteria, describing the components of the application, and the analytical approach for evaluating these applications and their analysis of the results of evaluation, in addition to the developmental approach of the researcher to design the application according to the general model of instructional systems design (ADDIE). The sample consisted of four applications for learning arabic vocabulary, which were chosen according to the criteria defined by the study. In order to design and evaluate these applications, the researcher developed a questionnaire for the study in order to identify the application design criteria for enhancing arabic vocabulary for non-Arabic learners. The questionnaire consisted of six axes, nine criteria and fifty eight indicators. The study also identified Vocabulary learning strategies of learning arabic vocabulary for non-Arabic learners. It also determined the criteria for the application design that is required to help non-Arabic speakers to learn arabic vocabulary easily, but the results of the study showed that the evaluated applications didn't meet these criteria, therefore the researcher developed a mobile application for enhancing arabic vocabulary for non-Arabic students, in addition to determining its components. According to these results, the study presented a set of recommendations such as: Facilitating learning, memorizing and enhancing Arabic vocabulary among non-Arabic learners through vocabulary learning applications. It also recommended developing other applications for learning vocabulary, sounds and sentence structures in addition to improving language skills of all levels in light of the standards prepared by the study. It also recommended the need for cooperation between educators and specialists in teaching Arabic to non-native speakers with the help of educational technology experts and educational application designers in building these applications. The study also suggested a number of ideas including: conducting evaluation studies for a greater number of applications according to the specified standards, and identifying the strengths and weaknesses of them as well as studying the effectiveness of the application in developing and enhancing the arabic vocabulary for non-Arabic learners with beginner level, in addition to learners and teachers attitude towards the application.
Oyunlaştırma temelli mobil uygulamalarda arayüz tasarımı
Oyun, insanı ve hatta bütün canlıları yaşama hazırlayan, belli beceri ve yetenekleri edinmesini sağlayan eğlenceli ve gönüllü bir eylemdir. Oyun unsurlarının kullanılarak motivasyonu artırma düşüncesiyle ortaya çıkan oyunlaştırma, iş, eğitim, sağlık, kişisel gelişim ve pazarlama gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. İnsanların gerçek hayatlarında kilo verme, dil öğrenme, satış arttırma vb. birçok hedef doğrultusunda motivasyon sağlayarak harekete geçmesini ve davranış değişikliği kazanmasını sağlayan oyunlaştırma; özellikle akıllı telefon kullanımındaki artışla birlikte büyüyen mobil uygulama pazarında şirketlerin yeni tercihi olmaktadır. Oyunlaştırma, mobil uygulamalarda, kullanıcıların bağlılığını, motivasyonunu ve üretkenliğini artırmak amacıyla kullanılan bir tekniktir. Böylece kullanıcı için daha ilgi çekici ve daha eğlenceli bir deneyim süreci sağlanabilmektedir. Araştırmacıların ve akademisyenlerinde ilgisini çeken oyunlaştırma, pek çok araştırmanın ve çalışmanın konusu olmuştur. Bu çalışmanın amacı, kullanıcının etkileşimde bulunduğu arayüz tasarımının kullanılabilirliği ve edinilen deneyime, oyunlaştırmanın katkısı ve rolüne odaklanmaktır. Bu amaç doğrultusunda, oyunlaştırma kavramı ile ilgili unsurlar, modeller ve ilgili motivasyon teorileri detaylı olarak açıklanmış; nitelikli bir kullanıcı arayüz (UI) tasarımı için dikkate alınması gereken özellikler incelenmiştir. Oyunlaştırma kullanılan eğitim amaçlı mobil uygulamaların içlerinden kullanım oranı ve beğeni oranı yüksek uygulamalar seçilerek incelenmiş, oyunlaştırmanın arayüz tasarımının kullanılabilirliğine etkisi değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmalar ve incelemeler doğrultusunda, oyunlaştırma unsurlarının kullanıldığı "Quistudy" adlı yeni bir mobil uygulama için arayüz tasarımı yapılmıştır. Uygulamanın kullanılabilirlik testleri yapılarak arayüz tasarımının başarı oranı ölçülmüştür. Böylece eğitim amaçlı mobil uygulamalarda oyunlaştırma kullanımının arayüz tasarımına etkisi ile arayüz tasarımının oyunlaştırma unsurlarının etkili kullanımına katkısı değerlendirilmiştir.
Mobil öğrenmenin akademik başarıya etkisi üzerine yapılan deneysel çalışmaların karşılaştırılması
Geçmişten günümüze kadar mobil öğrenme alanında sürekli gelişmelerin olduğu dikkat çekmektedir. Bu çalışma mobil öğrenme alanında yapılan deneysel çalışmalara ait verileri farklı açılardan karşılaştırmayı ve elde edilen sonuçlara göre mobil öğrenmenin akademik başarı üzerindeki etkisine göre yeni çalışmalara zemin oluşturmayı amaçlamaktadır. 2005-2016 yılları arasındaki 12 yıllık süreçte mobil öğrenme alanında uygulanan deneysel çalışmalar bu tez kapsamında incelenmiş ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışmada "Tarama Yöntemi" kullanılmış ve bu yöntemle çalışma kapsamına dahil edilen veri tabanları ayrıntılı olarak incelenmiştir. Mobil öğrenme alanında ulaşılan 381 adet çalışma deneysel olup olmaması açısından incelenmiş ve sadece deneysel olan 73 adet çalışmaya ait veriler kullanılmıştır.Veriler ortak özelliklerine göre 3 ayrı tabloda gruplandırılmış ve SPSS 22.0 Programı ile birçok farklı analiz yapılmıştır. Çalışmalar yapıldıkları yıllara göre incelendiğinde deney grubuna yapılan mobil öğrenme sonucunda akademik başarıdaki artışın anlamlı düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yerli ve yabancı literatürdeki yayınlarla yapılan analizler sonucunda yerli literatür için anlamlı farklılık bulunmazken yabancı literatürde yapılan çalışmalar için anlamlı farklılık bulunmuştur. Deneysel çalışma türlerine göre yüksek lisans tezleri için anlamlı farklılık bulunmazken, doktora tezleri, makale ve bildiriler için mobil öğrenmenin akademik başarıya etkisi anlamlı düzeyde bulunmuştur. Çalışma türleri üzerinde ön test-son test uygulanarak yapılan deneysel çalışmalar sonucunda ise doktora tezleri, makale ve bildiriler için anlamlı farklılık bulunurken, yüksek lisans tezleri için anlamlı farklılık bulunamamıştır. Tek gruba yapılan deneysel çalışma türündeki çalışmalarda ise anlamlı farklılık bulunmuştur. Son olarak yerli ve yabancı literatürde yapılan çalışmalardan ön test- son test uygulanan deneysel çalışmalara ait sonuçlarda yerli literatür için p değeri hesaplanamadığından farkın anlamlı olup olmadığıyla ilgili yorum yapılamazken, yabancı literatürdeki çalışmalar için anlamlı farklılık bulunmuştur.
Mobil öğrenmeye dayalı uygulamaların öğrencilerin fen bilimleri dersindeki akademik başarı, tutum, motivasyon ve mobil öğrenmeye yönelik tutumlarına etkisi
Bu araştırmada "Mobil Öğrenmeye Dayalı Uygulamaların Öğrencilerin Fen Bilimleri Dersindeki Akademik Başarı, Tutum, Motivasyon ve Mobil Öğrenmeye Yönelik Tutumlarına Etkisi" belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla araştırmada 7. Sınıf Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında yer alan "Işığın Madde ile Etkileşimi" ünitesi, öğrencilere mobil bir uygulama üzerinden anlatılmıştır. Bu kapsamda araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu olarak 2019 – 2020 öğretim yılında Kütahya Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir ortaokulda öğrenim seviyesi birbirlerine yakın düzeylerdeki iki öğrenci grubu belirlenmiş; bu gruplardan biri deney (n=50) ve diğeri de kontrol (n=50) grubu olarak atanmıştır. Dört hafta süren deneysel uygulama sürecinde deney grubu öğrencilerine "Işığın Madde ile Etkileşimi" ünitesi mobil uygulama üzerinden aktarılırken, kontrol grubu öğrencilerine "Işığın Madde ile Etkileşimi" ünitesi mevcut öğretim programı'na göre işlenmiştir. Araştırmada nicel veriler "Işığın Madde ile Etkileşimi" ünitesine ilişkin "Akademik Başarı Test", "Fen Bilimlerine Yönelik Motivasyon Ölçeği", "Fen Bilimlerine Yönelik Tutum Ölçeği", "Mobil Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırma sürecinde ve sonrasında elde edilen veriler bir istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda mobil uygulama üzerinden yapılan fen öğretiminin öğrencilerin fen akademik başarı, fen bilimlerine yönelik tutum, fen bilimlerine yönelik motivasyon ve mobil öğrenmeye yönelik tutumları üzerinde deney grubu lehine olumlu yönde anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür.
Sporculara yönelik beslenme eğitimi modülleri oluşturma: "M-öğrenme" uygulama örneği
Beslenme, sporcu performansında önemli bir rol oynamaktadır. Sporcuların doğru beslenme uygulamalarını gerçekleştirmesi için sporculara özel profesyonel rehberlere ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, güncel spor beslenmesi bilgilerini içeren eğitim modüllerinin oluşturulması, sporcu beslenmesi eğitimine yönelik olarak mobil uygulama geliştirilmesi, mobil uygulamanın sporcuların beslenme bilgi düzeyine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada sağlıklı besin seçimi, yarışma ve antrenman öncesi, sırası, sonrası beslenme, sporcularda görülen yeme davranışı bozuklukları, sporcu beslenmesine özel yemek tarifleri, sporcularda sıvı tüketimi, beslenmenin peryodlanması, ağırlık yönetimi, yaralanmalardan sonra beslenme, yolculuklarda beslenme, besinsel ergojenik destekler, spor besinleri vb. konularında modüller geliştirilmiştir. Geliştirilen modüllerde; besin derecelendirilmesi, tabak modeli, rol model, karar ağacı, infografik, hedef belirleme, vaka çalışması, trans teorik model, vaka çalışması, probleme dayalı öğrenme, sağlık inanç modeli gibi eğitim modelleri/teorileri yöntemleri kullanılmıştır. Pilot uygulama olarak deney grubundaki sporculara SporBes adlı mobil uygulama aracılığıyla spor beslenmesi eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çalışmaya 19'u deney grubunda (%63,2'si erkek, %36,8'i kadın), 20'si kontrol grubunda (%75'i erkek, %25'i kadın) toplam 39 sporcu dahil edilmiştir. Deney grubunun medyan yaşı 29 yıl iken kontrol grubunun 25.3 yıldır. Sporcuların ön test spor beslenmesi bilgi düzeyi puanı; kontrol ve deney grubunda sırasıyla 34,5±23,7; 32,1±18,9 puan, son test puanları 37,0±24,9; 54,7±15,3 puandır. Mobil uygulama aracılığı ile spor beslenmesi eğitimi sonrasında deney grubunun bilgi düzeyi 22,6±23,9 puan artmıştır (p<0,01). Sporcuların spor beslenmesi bilgi düzeyini artırmada mobil öğrenme yöntemi etkili bulunmuştur. Sporcu beslenmesi eğitiminde; doğru, bilimsel, ulaşılabilir, ekonomik, teknoloji temelli, çeşitli öğrenme yöntemlerini ve davranış değiştirme stratejilerini içeren mobil uygulamalar tercih edilebilir.
Hemşirelik öğrencilerinin mobil öğrenmeye yönelik tutum ve hazırbulunuşluk durumlarının incelenmesi
Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin mobil öğrenmeye yönelik tutum ve hazırbulunuşluk durumlarının incelenmesi amacıyla yapılmış tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde 2018-2019 yılında öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf hemşirelik öğrencisi olmak üzere toplam 1136 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın örneklemini araştırmaya katılmayı kabul eden 290 öğrenci oluşturmuş ve sınıf düzeyine göre tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla geliştirilen "Öğrenci Tanıtım Formu (Ek-I)", "Mobil Öğrenme Hazırbulunuşluk Ölçeği" (MÖHÖ) ve "M-Öğrenme Tutum Ölçeği" (MÖTÖ) ölçüm aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerin bilgilendirilmiş onamları sözel olarak alınmıştır. Araştırmanın verilerini değerlendirmede IBM SPSS Statistics 25.0 Programı kullanılmıştır. Öğrencilerin tanıtıcı özellikleri incelendiğinde; yaş ortalamasının 21.35+1.41 yıl, %91.4'ü kız olduğu, genel akademik ortalamalarının 2.96+0.33 olduğu, %85.5'in akıllı telefona ve %6.2'sinin tablete sahip olduğu, günlük telefon kullanım saatlerinin 2.69+1.06 saat olduğu ve bir telefonu en çok eğlence amaçlı (%88.3) kullandığı belirlenmiştir. Öğrencilerin MÖTÖ toplam puan ortalamasının 76.48±9.28 olduğu belirlenmiştir. MÖTÖ alt boyut puanlarının ortalaması incelendiğinde "avantaj" alt boyutunda 26.34±3.81; "sınırlılık" alt boyutunda 16.06±2.94; "kullanışlılık" alt boyutunda 18,78±2,69; ve "özgürlük" alt boyutunda 15.30±2.34 olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin MÖHÖ toplam puan ortalamasının 79.64±16.62 olduğu belirlenmiştir. MÖHÖ alt boyut puanlarının ortalaması incelendiğinde "özyeterlilik" alt boyutunda 28.12±6.56; "iyimserlik" alt boyutunda 32.59±7.19 ve "kendi kendine öğrenme" alt boyutunda 18.92±4.68 olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, hemşirelik öğrencilerinin mobil öğrenmeye yönelik tutumlarının olumlu olduğu ve mobil öğrenmeye kısmen hazır oldukları belirlenmiştir. Mobil öğrenme sistemlerinin, teorik ve klinik hemşirelik eğitiminde kullanılmasının öğrencilerin öğrenme yöntemine katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler; Hemşirelik; Mobil öğrenme; Teknoloji
Kardiyopulmoner resüsitasyon eğitiminde anlatım yöntemi ile mobil öğrenme yöntemi etkinliğinin karşılaştırılması
GİRİŞ VE AMAÇ: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinde mobil öğrenmenin kardiyopulmoner resüsitasyon bilgi gelişimine etkisi değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Çalışmanın alt amaçları ise, mobil öğrenme ve anlatım yolu ile öğrenme grupları arasında fark olup olmadığını değerlendirmek ve elde edilen sonuçların eğitim müfredatına rehber olmasını sağlamaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 3.sınıfta öğrenim gören 60 kişi dâhil edildi. Veri toplama formu olarak; sosyodemografik bilgilerin sorgulandığı veri formu ve 40 sorudan oluşan, KPR ile ilgili genel bilgilerin, temel yaşam desteği ve ileri kardiyak yaşam desteği ile ilgili bilgilerin sorgulandığı, KPR'ye yönelik bilgi düzeyini saptama formu kullanıldı. BULGULAR: Bu araştırmaya Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 3. Sınıfta öğrenim gören 60 kişi katılmıştır. Öğrencilerin %85'ini kadın, %15'ini erkekler oluşturmuştur. Çalışmamızda katılımcıların yaş ortalaması 21,8 ±0,9 (min:20-maks:24) yıldır. Anlatım yöntemi grubu kendi içinde değerlendirildiğinde; anlatımdan önce yapılan ön test, anlatımdan hemen sonra yapılan test, bir hafta sonra yapılan son test ve bir ay sonra yapılan tekrar test aşamalarında öğrencilerin almış oldukları puanlar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). Mobil öğrenme yöntemi grubu kendi içinde değerlendirildiğinde; ön test, son test ve tekrar test aşamalarında öğrencilerin almış oldukları puanlar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0,001). İki grubun puan ortalamaları karşılaştırıldığında ise gruplar arasındaki farkın istatiksel açıdan anlamlı olmadığı belirlenmiştir. SONUÇ VE ÖNERİLER: Belirli aralıklarla güncellenen bilgilerle, teorik ve pratik eğitimlerin verilmesiyle öğrencilerin özgüvenlerinin artması, daha etkili kardiyopulmoner resüsitasyon yapılması ve bunun sonucu olarak da daha az nörolojik hasar ile birlikte daha fazla sağ kalım sağlanabilir. ANAHTAR KELİMELER: kardiyopulmoner resüsitasyon, hemşire, öğrenci
Ortaöğretim öğrencilerinin mobil cihaz kullanım alışkanlıkları ve mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarının incelenmesi, İzmir Karabağlar örneği
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin mobil cihaz kullanım alışkanlıklarını belirleyerek mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında İzmir'in Karabağlar ilçesinde 19 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 16509 öğrenci oluşturmaktadır. Tabakalı örnekleme yolu ile belirlenen örneklem, 6 ortaöğretim kurumundan toplam 796 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerin mobil cihaz kullanım alışkanlıklarını belirlemek amacıyla tarama modellerinden tekil tarama, mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inanç düzeylerini çeşitli değişkenler açısından karşılaştırma amacıyla da ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 5 maddeden oluşan "Öğrenci Bilgi Formu", araştırmacı tarafından geliştirilen 18 maddeden oluşan "Mobil Cihaz Kullanım Alışkanlıklarını Belirleme Anketi" ve 27 maddeden oluşan "Mobil Öğrenme Araçlarını Kullanma Öz-yeterliği Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin %95,9'unun mobil cihazı olduğu, %84'ünün günde 1 saatten fazla mobil cihaz kullandığı, %70'inin mobil internet ve mobil yazılımları en çok internet, iletişim uygulamaları, sosyal paylaşım uygulamaları ve uygulama indirme araçları ile ilgili kullandıkları görülmüştür. Katılımcıların mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarının, mobil cihazlarla e-posta kullanabilme ve dosya paylaşabilme, bir mobil öğrenme ortamıyla beraber sosyal paylaşım / anlık iletişim uygulamaları kullanabilme ve mobil cihazlarla ders etkinlikleri yapabilme öz-yeterlik inançları çok yüksek düzeyde olduğu görülürken; mobil cihazlarla elektronik bilgi kaynaklarını kullanabilme ve mobil cihaz kullanabilme öz-yeterlik inançları ise yüksek düzeyde bulunmuştur. Araştırma sonucunda ortaöğretim öğrencilerinin mobil öğrenme araçlarını kullanma öz-yeterlik inançlarının, mobil cihazlarla e-posta kullanabilme ve dosya paylaşabilme öz-yeterlik inançlarının, bir mobil öğrenme ortamıyla beraber sosyal paylaşım / anlık iletişim uygulamaları kullanabilme öz-yeterlik inançlarının, mobil cihazlarla ders etkinlikleri yapabilme öz-yeterlik inançlarının ve mobil cihazlarla elektronik bilgi kaynaklarını kullanabilme öz-yeterlik inançlarının sınıf düzeyine, lise türüne, ailenin ortalama aylık gelirine ve mobil internet paketine sahip olma durumuna göre farklılaştığı görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin mobil cihaz kullanabilme öz-yeterlik inançlarının ise sınıf düzeyi, lise türü, ailenin ortalama aylık geliri ve mobil internet paketine sahip olma değişkenleri ile birlikte cinsiyet değişkenine göre de anlamlı derecede farklılaştığı görülmüştür.
Exploring the role of multimedia glosses and strategy use in second language listening comprehension and incidental vocabulary learning in a mobile environment
This study seeks to investigate the effects of multimedia glosses on second language listening comprehension and incidental vocabulary learning in a mobile environment. The study also explored the strategies used by second language learners as they interacted with listening and multimedia glosses. Based on the multimedia principle of Cognitive Theory of Multimedia Learning (Mayer, 2001), three types of gloss conditions were tested (textual-only, pictorial-only, textual-plus- pictorial). Two other conditions with no glosses included; one of these conditions allowed the learners to regulate their listening through an audio control tool as in the gloss conditions, the other did not allow any kind of control to the learner, except starting the audio file and restarting it. A listening application for mobile devices was developed and optimized for mobile phones. 116 participants with a low-level proficiency level in English were randomly assigned to one of these conditions. To assess their L2 listening comprehension and incidental vocabulary learning, immediate free recall and unannounced vocabulary tests were administered. The participants' interaction with the listening text and glosses was tracked in order to examine the strategies they employed. The findings indicated that access to glosses facilitates recognition and production of vocabulary with the type of gloss having a nonsignificant effect. On the other hand, glosses had no effect on L2 listening comprehension. The results also indicate that when glosses were available, analytical listening strategies were employed more often than global listening strategies. When no glosses were available, students showed an equal tendency for either analytical or global listening. In addition, the participants preferred to use the available glosses simultaneously, i.e. as they interacted with the text. The study concluded that while access to glosses promoted vocabulary recognition irrespective of gloss types, gloss use did not have a significant effect on overall L2 listening comprehension.
Factors affecting expectations and intentions of university students' mobile phone use in educational contexts
The aim of this study is to find the factors affecting expectations and intentions of university students' mobile phone use in educational contexts. According to the literature, Mobile Addiction, Parental Surveillance- Safety/Security, Social Relations, and Mobile Behavior are mainly used terms for defining mobile use. Therefore these variables are tried to be measured to find and estimate their effects on expectations and intentions of university studentsusing mobile phone in educational contexts. 421 university students participated in this study and there were 229 female and 192 male students. For the purpose of examining the mobile behavior and educational expectations and intentions, a questionnaire is prepared and applied to the participants who had to answer all the questions online. Furthermore, responses to close-ended questions are analyzed by using The Statistical Package for Social Sciences(SPSS) software, reliabilities aremeasured by Cronbach's Alpha analysis and hypothesis are examined via using Multiple Regression and Linear Regression analyses and the model is tested with Structural Equation Modeling (SEM) technique. Besides these responses, open-ended questions arealsotaken into consideration. When analyzing data gathered from close-ended questions, it is found that Mobile Addiction, Parental Surveillance, Social Relations and Frequency of Using Mobile Phone Applications are affecting the mobile behavior of the participants in educational contexts. Moreover, as for open-ended questions, participants stated that they use many mobile applications in their learning environment in terms of contacting with friends, watching educational videos, finding course material via internet.
Significant and relevant factors that can affect the sustainability of mobile learning
Educational leaders are concerned about whether m-learning initiatives can address current educational needs and intent of m-learning, have potential to be adopted by users, maintain a certain condition indefinitely or make progress and adapt to possible changes or not. This study aims to facilitate and promote future empirical research with not only specifying the current status of m-learning, but also investigating and improving factors affecting m-learning sustainability. The literature was reviewed about current sustainability factors, educational needs, adoption, success factors, limitations and challenges, and potential changes and risk of mobile learning projects. The following critical sustainability issues were identified and discussed: technological, developmental, pedagogical, assessment, psychological, social, legal & ethical, organizational & institutional and financial issues. In addition to literature, investigations were made in order to obtain additional sustainability factors. One investigation was based on formal interviews conducted with 11 heads of distance education centers and lecturers from seven universities. Another investigation was made for understanding the significance of these factors on m-learning sustainability. This investigation was based on a survey research conducted with lecturers and students from universities which have m-learning facilities and m-learning staff from management, system and support, content development and design, and assessment units. The results were evaluated and analyzed, and a conceptual model for m-learning sustainability was developed. The paper concludes that it was observed that some m-learning sustainability factors are critically important and many m-learning initiatives disregard these factors. The study may provide guidelines to m-learning initiatives for a sustainable mobile learning.
The role of mobile assisted language learning (MALL) on learners' speaking skills: Its impacts on learner autonomy and motivation as an extramural English activity
Technological advancements have led to the creation of smaller and more portable devices like smartphones; thus, language education opportunities have significantly increased with these improvements. The use of mobile applications for language practice is called Mobile-Assisted Language Learning (MALL). The current study aims to explore the impact of MALL on motivation, autonomy, and the development of speaking skills in extramural settings. It adopts a mixed-methods approach. To this end, quasi-experimental and case study research designs were used. The participants were 22 10th-grade students studying at a public high school in İstanbul. The quantitative data consisted of speaking test results and questionnaire answers from 22 participants, while the qualitative data consisted of semi-structured interview answers from 14 volunteered interviewees. For the eight-week treatment process, 11 students were assigned to the experimental group, who used ELSA and Praktika applications to improve their speaking skills. The other 11 students were assigned to the control group, who were exposed to the traditional methods for speaking practice. Regarding their speaking achievement, the results suggested no statistically significant differences between the two groups after the treatment, although the experimental group performed slightly better. Regarding the impact of MALL on motivation and learner autonomy, quantitative analysis results showed no significant differences before and after the treatment. On the other hand, six interviewees reported enhanced motivation, and four reported improved learner autonomy following the treatment. When the two groups were compared regarding motivation and learner autonomy, quantitative analysis results showed no statistically significant differences. Regarding participants' opinions, the experimental group had mostly favorable opinions on MALL. In contrast, the control group was averse to favorable towards MALL after the treatment. Overall results indicated that MALL could be a suitable solution for certain obstacles in language learning classrooms. Keywords: Mobile-Assisted Language Learning (MALL), speaking skill, motivation, learner autonomy
Individualized second language vocabulary learning through a collaborative multimedia platform: A design-based research
Incorporation of computer-assisted language learning applications into learning environments through collaborative learning management systems embedded in a hybrid/native mobile app is the subject of this research to apply, evaluate, and improve adult English as Foreign Language (EFL) learners' digital language learning experiences. This design-based research aims to disseminate the best practice of existing digital services by turning them into a progressive web app (PWA) to be used as a solution to a specific learning environment. Prior to the dissemination step of the research, an exploratory context analysis study was carried out to inform the learning environment (Phase I) in the analysis step. Following that, worldwide language learning apps and platforms were examined, analyzed, and mapped within the scope of international projects to form the pattern of the features of the recent worldwide digital language learning solutions (Phase II). In the design step, a set of studies was conducted to utilize the most effective method considering the parameters of the learning environment where research is carried out. Firstly, the effectiveness of individualized second language vocabulary learning strategy aid through prompts, instead of conventional comprehension exercises, was examined. In addition, research fostering the strategy use by prioritizing the cognitive steps as facilitators was designed to address the critical gap of considering individualized variables in e-learning solutions. In the development stage of the research, the concept of digital language learning and adult EFL learners was introduced to a transformative solution of an innovative hybrid learning environment existing in all digital platforms (Phase III). Lastly, the implementation of the designed tool was compared to conventional methods that have been used in the learning environment and it was found out that the individualization of second language vocabulary learning in e-learning environment was effective when cognitive steps were taken into account and e-learning principles were applied (Phase IV). It was found out that the learners in the experimental group were able to improve their ability to self-regulate their vocabulary learning process, as well as their learning motivation and sense of self-efficacy by utilizing the designed tool. Keywords: Design-Based Research, Educational Digital Transformation, Progressive Web App, Vocabulary Learning, Instructional Design
Mobil artırılmış gerçeklik ile destekli öğretimin 6. sınıf öğrencilerinin güneş sistemi konusunda akademik başarıları ve zihinsel modelleri üzerine etkisinin belirlenmesi
Günümüzde öğrenciler, 21. yy öğrencileri, z kuşağı, V (virtual) nesil, Screenage, İnternet nesli ve dijital yerli gibi pek çok isimle anılmaktadır. Dijital yerliler, günümüz teknolojisi veya teknoloji kültürünün içine doğan nesli ifade etmektedir. Bu bakımdan kendinden önceki nesillere göre daha farklı davranış ve yaşam alışkanlıklarına sahiptir. Ülkemizde son bir yıl içinde yaklaşık 3 milyon yeni kullanıcı ile ülke nüfusunun yaklaşık %93'ü tarafından mobil cihazların kullanıldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte mobil cihazların toplumdaki kullanımı her geçen gün daha da yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Mobil cihazlar (smartphone), yeni özellikler kazandıkça, zamanla pek çok alanda yaygınlaşmaktadır. Bu alanlardan biri de fen eğitimidir. Fen bilimleri dersi, öğrenciler tarafından soyut kabul edilen birçok kavram barındırmaktadır. Bu bakımdan fen kavramlarını öğrencilere daha somut hale getiren öğretim yöntem ve teknikleri tercih edilmektedir. Özellikle zor ve soyut kabul edilen fen konularına yönelik kavramların öğretiminde çoklu ortam materyalleri, görsel ve işitsel açıdan öğrenmeyi desteklediği için öğrenmeyi kolaylaştırıcı teknikler arasında görülmektedir. Artırılmış gerçeklik (AG) uygulamaları da bu teknikler arasında gösterilebilir. AG kavramı yalnızca bilgisayar ortamına ilişkin bir teknoloji değildir. Alan yazında tablet ve telefon gibi mobil cihazlarla yapılan uygulamalara genellikle mobil artırılmış gerçeklik (MAG) olarak isimlendirilmektedir. Mevcut araştırmada ilgili teknoloji ile ilgili kuramsal bilgilendirme yapılırken AG kavramı tercih edilmiştir. Ancak deneysel öğretim mobil akıllı cihazlar yardımı ile gerçekleştiği durumda MAG kavramı tercih edilmiştir. AG teknolojisi ilk başlarda savunma sanayinde tatbikat yapmak, endüstri alanında makineye ait parçaları birleştirmek amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Zaman içinde mimari, seyahat, reklamcılık, turizm, ticaret, mühendislik, spor gibi alanlarda da yaygınlaşmaya başlamıştır. Günümüzde gerçek ve sanal ortamlar arasında bütünlük kurması, soyut kavramları somutlaştırdığı ve birçok duyuyu aynı anda harekete geçirmesinden dolayı eğitimde de kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın genel amacı 'Güneş Sistemi' ünitesi kapsamında MAG uygulamasıyla desteklenmiş fen öğretiminin, 6. sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin akademik başarıları ve zihinsel modelleri üzerine etkisini belirlemektir. Araştırma, nicel araştırma yaklaşımlarından ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenle yürütülmüştür. Deneysel uygulama dört hafta boyunca devam etmiştir. Bu süreçte deney grubuna mobil artırılmış gerçeklik destekli 5E öğretim modeli; kontrol grubuna ise 5E öğretim modeli uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak akademik başarı testi, zihinsel model testi hem deney hem de kontrol grupları için ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Öğrenci görüş formu ise yalnızca deney grubu öğrencileri için ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre hem MAG destekli 5E öğretim modeli hem de 5E öğretim modelinin, öğrencilerin akademik başarısı üzerinde önemli katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ancak deney ve kontrol grubunun akademik başarı son test puanları arasında deney grubu lehine bir fark olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan hem deney grubu hem de kontrol grubu öğrencilerinin Güneş, gezegen, meteor, asteroit, göktaşı ve Güneş sistemi kavramlarına ilişkin zihinsel modelleri genellikle sentez düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca gerek deney gerekse kontrol gruplarındaki öğrencilerin fen kavramlarına yönelik bilimsel olmayan yazılı ve görsel betimlemelerinde önemli azalmalar görülmüştür. Buna karşın son testte her iki grupta bilimsel açıdan daha doğru ifadelere ve çizimlere yer verildiği görülmüştür. Son olarak son testte deney grubu öğrencilerinin zihinsel modelleri kontrol grubu öğrencilerine göre daha bilimsel düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Mobil öğrenme: Meslek yüksekokullarında bilginin yeniden yapılandırılması üzerine bir durum çalışması
Bu araştırmada meslek yüksekokullarında mobil öğrenmenin uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla, araştırmacı tarafından bir mobil öğrenme ortamı tasarlanmıştır. İç Anadolu bölgesinde ilçe merkezinde yer alan bir meslek yüksekokulunda yürütülen araştırma, öğrenenlerin başarmakta zorlandığı gözlenen "Algoritma ve Programlamaya Giriş" dersi kapsamında yapılmış ve araştırma verileri 2015-2016 öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Bu çalışma, 36 kişilik öğrenci grubuyla başlamış ve araştırmanın derinlemesine yapılabilmesi için amaçlı örneklem seçimi yöntemiyle 6 kişilik katılımcı grubuyla sürdürülmüş nitel bir durum çalışmasıdır. Ayrıca, katılımcılar bizzat araştırmacı tarafından 14 hafta boyunca gözlenmiş ve durum çalışmasının veri tabanını oluşturan araştırmacı günlüğü, bireysel görüşmeler nitel veri analizi ile değerlendirilmiştir. Buna ek olarak; çalışmada, anket sonuçları ve mobil öğrenme ortamının kullanımına ilişkin veriler de sunulmuştur. Sonuç olarak, geliştirilen mobil öğrenme ortamının öğrenenlerde derse yönelik olumlu tutum geliştirmeye katkı sağlamada, derse katılım motivasyonunu arttırmada ve öğrenen-öğrenen, öğrenen-öğreten iletişimini kolaylaştırma bağlamında olumlu sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Ancak, olumsuz etkiler de gözlenmiştir, bunlar; aktif katılımın zamanla düşmesi, geliştirilen ortamın sınava yönelik bir çalışma ve sohbet ortamı haline gelmesi, öğrenme amacından sapma ve teknik problemler gibi olumsuz etkilere rastlanmıştır. Benzer şekilde, öğrenenlerin mobil öğrenme ortamını faydalı ve motive edici bulduğu buna rağmen ders başarılarına etki etmediği de gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler: mobil öğrenme, meslek yüksekokulları, durum çalışması
Açık ve uzaktan öğrenenlerin mobil öğrenme okuryazarlık becerilerinin incelenmesi
Bu araştırma, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi'ne kayıtlı açık ve uzaktan öğrenenlerin mobil öğrenme okuryazarlık becerilerinin, demografik özellikleri, teknolojiye erişim olanakları ve tercihleri ile olan ilişkisini tespit etmeyi ve bu bağlamdaki gereksinimleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda yapılan alanyazın taraması ile oluşturulan mobil öğrenme okuryazarlığı anketi seçilen örnekleme uygulanmış, sonuçlar, temel bileşenler analizi, bağımsız örneklemler t-testi, ANOVA gibi istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, mobil öğrenme okuryazarlığı becerilerinin üç alt boyut (teknik, bilişsel ve sosyal) çerçevesinde incelenebileceğini ve farklı öğrenen grupları arasında anlamlı farklar olduğunu göstermiştir. Mobil teknolojileri kullanarak Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi'nin sunduğu e-öğrenme hizmetlerinden faydalanan öğrenenlerin, mobil öğrenme okuryazarlığı becerilerine ilişkin ortalamalarının, bu hizmetlerden faydalanmayan öğrenenlerin ortalamalarından yüksek olduğu görülmüştür. Öğrenenlerin mobil olmayan teknolojilere sahip olma durumları ile mobil öğrenme okuryazarlığı becerileri arasında ise anlamlı bir ilişkiye rastlanamamıştır. Bu çalışma kapsamında geliştirilen ve uygulanan anket aracının, gelecekte gerçekleştirilecek mobil öğrenme okuryazarlığı ölçeği çalışmalarına da ışık tutacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Açık ve Uzaktan Öğrenme, Mobil Öğrenme, Bilgi Okuryazarlığı, Mobil Öğrenme Okuryazarlığı, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi
Whatsapp: A mobile instant messaging tool to enhance students' writing performance through dialogue journaling
Conducted in a mixed method design, this study attempts to explore the effects of WhatsApp and Pen and Paper dialogue journaling techniques on university students' writing performance in English language and also to compare their efficacy in terms of both writing success and students' attitudes toward the incorporation of these techniques into EFL classes. Forty-five freshmen students from Sociology department of Batman University, a state university in the south-east of Turkey, participated in the current study in three homogenous groups of 15, namely WhatsApp dialogue journaling (WDJ), pen and paper dialogue journaling (Pap DJW) and the control group, with respect to their writing success and the information they provided on a pre-questionnaire. The two experiment groups (WDJ and Pap DJW) received 12 treatment sessions having the same topics in each session while the control group had no treatment except weekly class requirements. During each session, students in WDJ group were expected to create online dialogues on the previously provided topics by the researcher through an online WhatsApp group on their smartphones in contrast to Pap DJW group who were required to respond their teacher with almost one page individual entries regarding the same topics as the compared group. Data relating to the efficacy of the two dialogue journal writing techniques on students' English writing skills were collected through a pre and post writing test administered to all groups. Considering the question on students' attitudes, both experiment groups were expected to answer an open ended questionnaire, including four questions, at the last treatment session. To ensure the reliability of the study, the results of the pre and post tests were scored by the same three English teachers through an analytic scoring scale for writing exams (adapted by Hemmati & Soltanpour, 2012). To analyze the quantitative results obtained from the pre and posttests, the researcher employed Paired-Samples T-test and one-way analysis of variance (ANOVA) to determine the differences in scores among the three groups. On the other hand, for the qualitative data provided by the open ended questionnaire on attitudes, a content analysis was applied. Upon analyzing the relevant data, all groups showed a significant progress in overall writing proficiency on the posttests when compared with their pretests. However, regarding the components of the writing skill namely organization, grammar, content, vocabulary and mechanics skills, vocabulary skills of WhatsApp group and organization skills of the control group were found to have not been affected significantly by the treatment or the class work as the other components while pen and paper group showed progress for all. Additionally, there was no significant difference among all these groups in terms of neither overall performance nor writing components. Finally, the participants in both pen and paper and WhatsApp group had positive attitudes towards integrating these dialogue journaling techniques into their writing. Key words: WhatsApp, dialogue journaling, writing performance, achievement in writing, English as a foreign language, pen and paper dialogue journaling, mobile learning, social media
The user interface design of mobile assisted language learning based applications
ABSTRACT Mobile technologies have been gaining popularity day by day, thanks to internet boom, in language learning like many other field. In recent years many language learning purposed mobile applications has taken place in mobile markets. Among all, in a stratified random way, 8 mobile applications for learning language were selected to conduct this study and they were evaluated through the view of user interface design (UID) principles about educational mobile applications by 11 English Language Teachers (ELTs) with the help of an interview composed of 4 parts. The data from the interview was analyzed to determine what a screen design of a goal-oriented mobile application should be like to learn languages, if any interface design of the stratified random selected mobile applications meets the needs of screen design of a mobile application to learn languages, and what the certain features of the mobile application interfaces to learn languages are. At the end of the process, the evaluations of ELTs lead to deduce a list of principles for designing language learning purposed mobile applications. Additionally, it can be stated that each application with its each target user, in another word learner, can shape the aims and many features of the interface design. Lastly, a list of features was suggested to design user interface of language learning purposed mobile applications. Keywords: user interface design, language learning purposed mobile application, mobile learning, mobile assisted language learning, English language learning
Fen alanında bilime yön vermiş Türk-İslam alimlerinin hayatının mobil artırılmış gerçeklik temelli öğrenme ortamında öğretimi
Bilim tarihi, öğrencilere bilimsel düşüncenin evrimini, bilim insanlarının buluşlarını anlatan bir disiplindir. Ancak, bu konuların bazıları soyut ve zor anlaşılır olabilir. Teknolojinin kullanımı, bilim tarihi öğretimini daha etkili, ilgi çekici ve erişilebilir hale getirmektedir. Bu çalışma ile fen alanında bilime yön vermiş Türk-İslam âlimlerinin hayatının araştırılması, Mobil Artırılmış Gerçeklik (MAG) temelli öğrenme ortamında öğretilmesini destekleyecek bir uygulamanın tasarlanması ve geliştirilmesi, geliştirilen MAG temelli öğrenme ortamının, ortaokul öğrencilerinin Türk-İslam âlimlerine yönelik bilgileri ve bilimsel tutumları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada karma yöntem kullanılmış ve karma yöntem desenlerinden biri olan çok aşamalı desen çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, toplamda üç aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada doküman analizi yapılarak, 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı ve 2020-2021 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı ortaokullarda okutulan sekiz ders kitabı incelenmiştir. Bilime yön vermiş çok sayıda Türk-İslam âliminin olduğu ancak ders kitaplarında İslam âlimlerine ayrılan bölümün yeterli olmadığı, fen kitaplarında ve medya organlarında sıkça adı geçen bilim insanlarının Batı kökenli olduğu tespit edilmiştir. İkinci aşamada, farklı zamanlarda gerçekleştirilen odak grup görüşmeleri ve bireysel görüşmeler yoluyla 10 fen bilimleri öğretmeninin ve beş ortaokul öğrencisinin duygu, düşünce ve bakış açıları göz önünde bulundurularak Türk-İslam âlimlerinin yaşamlarına ve bilimsel katkılarına odaklanan TISAR-3D isimli MAG uygulaması geliştirilmiştir. İkinci aşamada, tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci aşaması; tasarım tabanlı araştırmanın döngüsel yapısı göz önünde bulundurularak analiz basamağı, tasarım basamağı, geliştirme-uygulama-değerlendirme basamağı ve raporlama basamağı olmak üzere dört basamaklı olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında, TISAR-3D isimli MAG uygulamasının ortaokul öğrencilerinin Türk-İslam âlimlerine yönelik bilgileri ve bilimsel tutumları üzerindeki etkisi deneysel olarak test edilmiştir. Elazığ ilindeki bir devlet okulunun 7. sınıfında öğrenim gören 90 öğrenciyle gerçekleştirilen bu aşama, bir deney grubu ve bir kontrol grubu ile sekiz hafta boyunca yürütülmüştür. Deney grubunda TISAR-3D uygulaması, kontrol grubunda ise okuma metinleri kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak Türk-İslam Âlimleri Bilgi Testi ve Bilimsel Tutum Ölçeği kullanılırken, nitel veri toplama aracı olarak odak grup görüşmeleri ve bireysel görüşmeler esnasında alınan notlar, görüntü ve ses kayıtları ile yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Çalışmada, nicel verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış, ANCOVA uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, deney grubunun akademik başarılarında kontrol grubuna göre anlamlı bir artış görülmüş, ancak bilimsel tutumlarda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. TISAR-3D uygulaması kullanılarak ortaokul öğrencilerinin bilim tarihini etkileşimli olarak öğrenmesi sağlanabilir.
T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinde mobil öğrenme kullanımıyla ilgili deneysel çalışma: Adıyaman ili örneği
Öğretme ve öğrenme faaliyetlerinde mobil öğrenmenin kullanım alanı giderek artış göstermektedir. Bu araştırmada, 8. Sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi "Milli Uyanış: Bağımsızlığa Doğru Atılan Adımlar" ve "Bir Milli Destan: Ya Kurtuluş Ya Ölüm" ünitelerinin kazanımlarının öğrencilere kazandırılmasında mobil öğrenmenin etkisi incelenmiştir. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan bir ilin devlet ortaokulunda öğrenim gören 28'i deney, 28'i kontrol grubu olmak üzere 56 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak başarı testi ve tutum ölçeği uygulanmıştır. Verilerin Analizi SPSS 21.00 programı kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi, bağımlı örneklem t-testi, bağımsız örneklem t-testi hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre başarı puanları arasında deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin mobil destekli öğrenmeye yönelik tutumlarında her iki grupta anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Araştırma sonuçlarına dayanarak mobil öğrenmenin T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde kullanımının artırılmasına yönelik birtakım öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük, mobil öğrenme, mobil eğitim.
Matematiksel problem çözmede mobil uygulamalarla yapı iskelesi ve ipucu kullanımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve bilişsel yüklerine etkisi
Bu araştırma kapsamında ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematiksel problem çözmede karşılaştıkları zorlukları ve yaptıkları hataları en az seviyeye indirmek ve öğrencilere öğretmen ve akran desteği olmadan mobil teknolojinin yapı iskelesi ve ipucu kullanılarak sağlayacağı destek için Problem Çözme Eğitsel Yazılımı (ProÇEY) geliştirilmiştir. Eğitsel yazılımın kullanılması ile öğrencilerin akademik başarılarına ve bilişsel yüklerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda 2019 – 2020 eğitim- öğretim yılı güz döneminde ilkokul üçüncü sınıfta öğrenim gören 130 katılımcıyla uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden deneysel model esas alınarak desenlenmiştir. Araştırmanın amacı kapsamında ProÇEY iki deney bir kontrol grubu ile yürütülmüştür. Her bir grup için seçkisiz örnekleme yöntemlerinden, basit seçkisiz örnekleme (simple random sampling) ile atama yapılmıştır. Eğitsel yazılımda, Pólya'nın problem çözme basamakları dikkate alınarak tam çözümlü, yarı çözümlü ve çözülmemiş örnekler işe koşulmuştur. Araştırmanın Deney 1 grubunda, tam çözümlü, yarı çözümlü ve çözülmemiş örnekler yapı iskelesi ile hazırlanan yazılımla; Deney 2 grubunda tam çözümlü ve çözülmemiş örnekler ipucu desteğiyle hazırlanan yazılımla sunulmuştur. Araştırmanın Kontrol grubunda ise tam çözümlü ve çözülmemiş örnekler desteksiz ortamda sunulmuştur. Veri toplama aracı olarak yüz kaygısı ölçeği (face anxiety scale), zihinsel çaba ölçeği (mental effort scale), görevi tamamlama hızı (speed task) ve akademik başarı testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde 3x2 Karma ANOVA (Two-Way Mixed ANOVA) ve Bağımlı Örneklem t Testi işe koşulmuştur. Elde edilen veriler SPSS 25 programında analiz edilmiştir. Araştırmada akademik başarı testinden elde edilen verilere göre grupların ön test puanlarından son test puanlarına doğru artışın birlikte etkileşiminin anlamlı düzeyde bir farklılık oluşturduğu görülmüştür. Gruplar arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Bu bulguya göre Deney 1 grubunda yönlendirici olan desteğin akademik başarı üzerinde etkili olduğu ve ön testten son teste doğru bir artış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada yüz kaygı ölçeğinden elde edilen nicel bulgulara göre grupların çoklu etkileşimleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bulgular doğrultusunda yazılımda kullanılan yapı iskelesi ve ipucu desteğiyle, katılımcıların kaygı durumlarının her sorunun yapısına göre değişmesine neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada bilişsel yüklerin ölçülmesinde zihinsel çaba ölçeğinden elde edilen bulgular doğrultusunda Deney 1 grubundaki katılımcıların ProÇEY'de kullanılan yapı iskelesinin ölçümlerin hemen hemen hepsinde Deney 2 ve kontrol grubuna göre daha fazla zihinsel çaba harcadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çözümlü ve yarı çözümlü sorularda zihinsel çabanın fazla olduğu, çözümsüz sorularda ise zihinsel çabanın az olduğu görülmüştür. Görevi tamamlama hızlarından elde edilen bulgular doğrultusunda çözümsüz örneklerde Deney 1 grubu daha az zaman harcarken kontrol grubu daha fazla zaman harcamaktadır. Bu bulgudan yola çıkarak; ProÇEY'de kullanılan yapı iskelesinin katılımcıların mobil ortamda harcadıkları zamanı çözümlü örneklerde artırdığı, desteğin azalmasıyla birlikte çözümsüz örneklerde katılımcıların örnek üzerinde geçirdiği zamanı azalttığı söylenebilir. Dolayısıyla Deney 1 grubunun çözümlü ve yarı çözümlü sorular üzerinde daha fazla zihinsel çaba ve zaman harcaması durumunda bilişsel yüklerinin artmasının, çözümsüz sorularda ise bilişsel yüklerinin azalmasının bir sonucu olarak akademik başarılarında bir artış olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Problem Çözme, Mobil Uygulama, Yapı iskelesi, İpucu, Bilişsel Yük, Akademik Başarı.
Ortaokul öğretmenlerinin ve öğrencilerinin eğitim bilişim ağı (EBA) platformu hakkındaki görüşleri: Hatay ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Fırsatları Arttırma İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi ana bileşenlerinden olan eğitsel e-içerik sağlanması ve yönetilmesi amacıyla Yenilik Eğitim Teknolojileri Müdürlüğü (YEĞİTEK) tarafından geliştirilen öğretmen ve öğrencilerin ücretsiz kullanımına sunulan Eğitim Bilişim Ağı (EBA) eğitim platformunun yenilenen ve zenginleştirilen içeriğiyle ilgili öğretmen ve öğrenci görüşlerini tespit etmektir. Araştırmanın evrenini; 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Hatay'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullarda görev yapan öğretmenler ve öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Fatih Projesi altyapısı yer alan okullarda çalışan 180 öğretmen ve 1219 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. EBA'yı kullanım amaçları ve EBA hakkındaki görüşlerini belirlemek için "Öğretmenlerin Eğitim Bilişim Ağı'nı (EBA) Kullanım Amacı ve EBA Hakkındaki Görüşleri Anketi"; öğrencilerin EBA'yı kullanım amaçları ve EBA hakkındaki görüşlerini belirlemek için ise "Öğrencilerin Eğitim Bilişim Ağı'nı (EBA) Kullanım Amacı ve EBA Hakkındaki Görüşleri Anketi" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen ve öğrencilerden, hazırlanan anketler yoluyla elde edilen verilerin tümü SPSS 20 for Windows paket programı ile analize tabi tutulmuştur. Betimsel istatistiklerde frekans, yüzde ve farklı değişkenlerin birbiriyle ilişkilerini göstermek için çapraz tablo kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına genel olarak bakıldığında, öğretmenlerin EBA'yı sık kullanmadığı, EBA'da içerik üretme, paylaşmadan ziyade var olan içeriği kullandığı, EBA'yı bilgisayar, akıllı tahtada en çok kullandığı, EBA kullanım süresi, eğitim türü, cinsiyetin EBA kullanımını pek etkilemediği, özellikle ders içeriği olan branşların EBA'yı kullandığı, EBA'da içerik, ders, kurs bölümlerinin en sık kullanıldığı EBA'nın yararlı, gerekli ancak yetersiz olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin EBA'yı bilgisayarda daha çok kullandığı, EBA Ders, İçerik, E-Kurs bölümlerinin en sık kullanıldığı, sınıflar arasında kullanımda belirgin fark varken, cinsiyetler arasında farkın olmadığı tespit edilmiştir. Eğitsel oyun, çizgi film gibi değişik uygulamaların artması gerektiğini, konu anlatım videolarının sıkıcı olduğunu, EBA duvarım ve mobil uygulamanın geliştirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Öğrenciler ve öğretmenler yeni versiyon EBA'nın eskiye nazaran daha iyi olduğunu ancak yeni geliştirilen uygulamaların istenen düzeyde olmadığını belirtmişlerdir. EBA'da e-sınav, not değerlendirme, e-devlet gibi EBA'nın e-okul, mebbis vb. eğitimle ilgili uygulama yazılımlarının EBA'ya entegre edilmesi, kişilerin EBA'da dijital kimlik gibi resmi okul e-posta hesaplarının olması, EBA'nın öğrenciler ve öğretmenlerin erişmesi için internet bağlantısı gerektirmemesi EBA kullanımını arttırabileceği konusunda tavsiyelerde bulunulmuştur.
Algoritma eğitimi için bir mobil uygulama tasarımı ve gerçekleştirilmesi
Teknolojik gelişmeler sayesinde mobil cihaz kullanımı yaygınlaştı. Bu kullanım oranlarının artmasıyla ortaya çıkan mobil öğrenme, kullanıcıların internetteki kaynaklara, zaman ve mekândan bağımsız olarak mobil internet veya kablosuz bağlantılar aracılığıyla erişmelerine olanak tanımaktadır. Algoritma kelimesi yaygın olarak, bilgisayar mühendisliği bilim dalı içerisinde bulunan programlama dilleri ile bir yazılım yapmanın aşamalarını tanımlamak için kullanılmaktadır. Ancak, belirli bir problemin bir plan dahilinde çözüm yolunun belirlenmesi işlemine de algoritma ismi verilebilir. Bu bakış açısıyla aslında tüm mühendislik dalları içerisinde de geçmektedir. Bu nedenle algoritma eğitimi gerek bilgisayar mühendisliği gerekse de diğer mühendislik dalları için temel ve çok önemli bir konudur. Algoritma mantığını tam olarak oturtamayan bir mühendisin, meslek hayatı içerisinde bir problemin çözüm aşamalarını sağlıklı bir şekilde planlayıp gerçekleştirmesi ve sonuca ulaştırması çok zor olmaktadır. Algoritmanın önemi ve birçok kullanıcının, mobil cihazlarının her yerde yanlarında olması nedeniyle, IOS platformu için algoritma eğitimini desteklemek amacıyla bir uygulama geliştirme fikri ortaya çıkmıştır. Bu çalışma ile temel algoritma eğitiminde kullanılmak üzere IOS ile çalışan mobil cihaz kullanan kişilere yönelik bir uygulama geliştirilmesi amaçlanmıştır. Uygulama yerel platform kullanılarak geliştirilmiştir. Uygulamada temel algoritma konularının anlatıldığı ve soruların bulunduğu iki ana menü bulunmaktadır. Sorular ise çoktan seçmeli, doğru/yanlış ve akış diyagramı oluşturma olmak üzere üç tipte tasarlanmıştır. Kullanıcıların bu uygulama sayesinde bir akış diyagramını baştan sona oluşturabilmesi sağlanmıştır. Bu diyagramları, sürükle-bırak yöntemi ile oluşturabilmektedirler. Veritabanı içerisinde tanımlı soru ve cevaplara göre kendi yaptığı çözümleri kontrol ederek doğru ve yanlışlarını görebilme imkânları da bulunmaktadır. Bilgisayar mühendisliği lisans öğrencilerine kullandırılan uygulamanın, öğrencilerin başarısına olumlu etki yaptığı görülmüştür.
Web 2.0 uygulamalarına göre tasarlanmış fen bilimleri dersinin etkililiğinin incelenmesi
Teknolojideki gelişmelerin günümüzde eğitim ortamlarını etkilediği görülmektedir. Eğitim alanında kullanılan teknolojiler eğitimi daha etkili ve verimli hale getirmeye çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı web 2.0 uygulamaları kullanılarak geliştirilen Fen Bilimleri dersinin öğrencilerin iletişim ve etkileşim becerileri, Fen Bilimleri dersi ve teknolojiye karşı tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu çalışma, geleneksel sınıf ortamı ile web 2.0 uygulamaları ile tasarlanan eğitim ortamının öğrencilerin gözlenen sınıf içi etkileşim düzeylerinin, ders ve teknolojiye karşı tutumlarının karşılaştırılması açısından eğitimcilere ve eğitim materyali geliştiricilere yol gösterici niteliktedir. Tek gruplu ön test ve son test deneysel desenin kullanıldığı çalışmada web 2.0 uygulamalarına göre tasarlanmış dersler altıncı sınıf düzeyinde 39 öğrenciye dokuz haftalık süre boyunca uygulanmış ve derslerle ilgili belirli zamanlarda video kayıtları alınmıştır. Ayrıca uygulama öncesinde dersler araştırmacı tarafından gözlenmiş iki hafta boyunca video kaydına alınmıştır. Böylece, önceki geleneksel ortamda işlenen derslerdeki sınıf içi etkileşimin, web 2.0 uygulamaları gerçekleştirilen sınıf ortamındaki etkileşimin kıyaslanması sağlanmıştır. Web 2.0 araçları olmadan iki hafta boyunca kayıt altına alınarak işlenen dersler ön izleme olarak tanımlanmış, web 2.0 araçları kullanılarak işlenen derslerden 8 ve 9. haftalarından elde edilen kayıtlar da son izleme olarak isimlendirilmiştir. Verilerin analizinde sınıf içi etkileşimin içeriğinin analizi için Ober Etkileşim Analizi yöntemi, Fen Bilimleri dersine yönelik tutumu ölçmek için Fen ve Teknoloji Tutum Ölçeği, teknolojiye yönelik tutumu ölçmek için Teknoloji Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Sınıf içi etkileşimin analiz sonuçlarına göre, son izlemede öğretmenin pekiştireç verme davranışında artış olduğu, öğretmenin açığa çıkarma miktarının arttığı ancak öğrencilerin ve öğretmenin cevap verme oranının azaldığı gözlenmiştir. Bu durum kullanılan yöntem gereği öğrencilerin merak ettikleri soruların cevaplarını, interneti kullanarak araştırma yapması olarak açıklanabilir. Ayrıca etkileşim kategorilerinden öğretmenin sunum yapması kategorisinde artış gözlenmiştir. Videoların ayrıntılı incelenmesiyle bu artışın sebebinin, öğretmenin teknolojik araçlar üzerinden yapılan sunumlar ile ders işlemesi olduğu tespit edilmiştir. Son izlemede öğrencilerin konuyu sunması kategorisinde düşüş gözlenmektedir. Bu durumun nedeni olarak da öğrencilerin sunumlarının e-portfolyo haline getirilmesidir. Öğretmen kategorilerinden öğretmenin yöneltme ve düzeltme davranışlarında artış gözlenmiştir. Bu durumu web 2.0 araçlarla işlenen Fen Bilimleri dersiyle ilk kez karşılaşan öğrencilerin, yapılması istenen görevlerin ve uyulması beklenen kuralların artması olarak açıklayabiliriz. Uygulamaların açılması ve işlemlerin sıralı bir şekilde yapılması öğretmen tarafından verilen komutlarla yönlendirilmiş ve düzeltilmiştir. Son izlemede sessizlik ve gürültü kategorilerinde artış gözlenmiştir. Sessizlik ve gürültü kategorisi ayrıntılı analiz edildiğinde öğrencilerin aktif halde oldukları verilen performans etkinliklerini tamamlamaya çalıştıkları, öğrencilerin kendi öğrenme sorumluluğunu aldığı, daha etkin iş birlikçi çalıştığı gözlenmiştir. Sonuç olarak web 2.0 uygulamalarına göre tasarlanmış Fen Bilimleri dersinde öğrencilerin etkinlikleri tamamlamakta hevesli olduğu ve öğretmenin her öğrenci ile ilgilenmesinin sonucunda birebir dönüt verme düzeltme davranışında artış olduğu gözlenmiştir. Bu uygulama ile öğrenciler ve öğretmen daha aktif hale gelmiş, öğrencilerin sorumluluk alma ve işbirliği yapma davranışlarında artış olduğu gözlenmiştir. Sınıf içi etkileşim analizi bulguları doğrultusunda elde edilen verilerin Fen Bilimleri Tutum Ölçeği ve Teknoloji Tutum Ölçeğinden elde edilen sonuçlarla desteklendiği ve hem derse hem de teknolojiye yönelik tutumun olumlu yönde değiştiği gözlenmiştir.